6 Ara 2007

Run'n gun fetişistleri


NBA'in son modalarından run'n gun.. Don Nelson'ın Dallas Mavericks'te gösterdiklerinden sonra Mike D'Antoni çıkıp devrimsel işlerle Phoenix Suns'a 90 sonrasının en hızlı basketbollarından birini hatta belki de en hızlısını oynatınca ve başarılı da olunca bir anda fanatikleri türedi.. NBA entelleri arasında en moda şeylerden biri.. Run'n gun ve small ball sözcüklerini ağzınızdan döktüğünüz anda ortamda gereksiz bir saygı falan oluşuyor..

Marc Iavaroni de bundan nemalanan bir arkadaş.. Sene başında Memphis Grizzlies'in başına getirildi.. Bir önceki durağıysa Phoenix Suns'ta Mike D'Antoni'nin yardımcılığıydı.. Eh, bundan sonra heralde Memphis'te oynatmaya çalıştığı basketbol için fazla bir şey söylememe gerek yok..

Iavaroni dendiği anda bir gereksiz saygı herkeste.. D'Antoni falan anlarım da, kariyeri ne, neye dayanarak bu sevgi ve saygı gösterileri kendisine bilmiyorum.. İyi kadro Memphis.. PG'da Damon Stoudamire gibi bir veteranın arkasında Kyle Lowry gibi bir afacan varken bir de Mike Conley Jr.'ı draft ettiler 2007 yazında oraya.. Hayli sağlam ve geleceği garanti altında.. Takımın front court'u Pau Gasol, Stromile Swift, Darko Milicic ve Hakim Warrick gibi isimlerden oluşuyor.. NBA için bile hayli vasatın üzerinde olan bir uzun portföyü.. Bunların üzerine Mike Miller gibi çoğu NBA takımında olmayan komple bir şutör ve Rudy Gay gibi yine çoğu NBA takımında olmayan müthiş bir genç yeteneğe sahipler.. Yani çekirdek kadroları bence batı gibi bir konferans için bile iştah kabartıcı.. Peki oynadıkları basketbol? Bana pek iç açıcı gelmiyor.. Sadece Lakers maçlarının tamamını takip edebiliyorum, 5-6 maçtan fazlasını izlemedim Memphis'te de ama anormal bir kaos ortamı var takımda.. Böyle bir sistemi oturtmak kolay değil biliyorum ama Memphis çok da yabancı değil bu hızlı basketbola.. Geçtiğimiz sene Mike Fratello'nun yerine gelen Tony Barone de benzer bir basketbolu oynatmaya çalıştı takımın başında kaldığı süre boyunca..

Takıma baktığınızda guardlar olsun, uzunlar olsun, forvetler olsun, aslında böyle bir basketbol için uygun.. Ama takımın en büyük süperstarı için bence değil.. Pau Gasol gibi NBA'in şu anda Yao Ming ve Carlos Boozer'la birlikte en önemli alçak post hücumcularından birini tamamen pasifize ediyor bu sistem.. Pau Gasol alçak postta eline top isteyen, şahane pas yeteneğiyle oradan oyunu yönlendirebilen, aldığı topları çok etkili kullanan bir eleman fakat bu tempo içinde kaybolup gidiyor.. Tempo artınca sayıların ve reboların artmasını beklersiniz normalde ama Gasol'de iki istatistikte de geçtiğimiz senelere göre büyük düşüşler mevcut.. Barone de hızlı oynatıyordu takımı ama topu Gasol'le çok daha fazla buluşturan bir Memphis vardı geçen sene.. Bu seneki Memphis'te Gasol sıradan bir uzuna dönmüş durumda..

Şu anda 6-11'ler.. Bu seneden cacık olacak gibi durmuyor.. Zaten çok da önemli değil, play-off adaylarından değillerdi, gelecekte oynayacakları basketbol sistemin de oturmasıyla çok daha iyi duruma gelebilir.. Ama benim takımımda Pau Gasol olsa ben bu kadar run'n gun meraklısı olmazdım.. Daha karma bir şeyler üretmeye çalışırdım.. Marc Iavaroni de hiçbir şey yapmadan edindiği bu saygıyı ne kadar koruyabilecek açıkçası merak ediyorum..

0 YORUM:

Blogger tarafından desteklenmektedir.