4 Ara 2007

Altıpas


Altıpas gittikçe güzelleşiyor.. Sene başında, ilk 2-3 programdan sonra çok yadırgadığım, Ahmet hocama yazık oluyor burada dediğim programda roller oturmaya başlayınca işin eğlence boyutu da ivme kazanıyor.. Kazım Kanat'lı Santra'dan sonra burada ters gelen şey neydi? Ahmet Çakar'ın karşısında her konuda tartışabilecek biri yoktu.. Hakan Can son 1-2 ayda bu görevi almaya başladı, program da güzelleşti.. Gürcan Bilgiç yine var, yine Ahmet Çakar'ın şamar oğlanı ama yeterli değil.. Efendi adam zira Gürcan Bilgiç, salladığı noktalar belli, Fenerbahçe konusunda fazlasıyla konuşuyor ama diğer konulara pek bulaşmıyor, bilmediğim konularda fazla sallamayayım edebine sahip.. Böyle olunca bir Kazım Kanat gerekiyordu Ahmet Çakar'ın karşısına, o da Hakan Can oldu.. Küçük de Gürcan gibi, Galatasaray konusunda insider ayağı çekip diğer konularda geri planda kalıyor.. Serdar Bali deseniz Trabzonspor kontenjanından fasulye işlevi görüyor.. Ahmet Çakar'ın asla dalacağı bir adam değil..

Bu Hakan Can konusuna gelmekte fayda var.. Çıktığından beri bir türlü içime sindiremediğim insanlardan biridir Hakan Can.. Dünya futbolunu kesinlikle o program içinde en yakından takip eden adam.. Bu yapısıyla da aslında Ahmet Çakar'a ters.. Zira Ahmet hoca karşısında futbolu bilen adam istemez.. Kendisi belli bir yere kadar gerçekten iyi yorumlar bence futbolu, Hakan Ünsal'dan da, Gürcan Bilgiç'ten de kat kat iyi anladığından eminim mesela bu işten.. Ama bir yere kadar, dışarıyı takip etmez, Avrupa Liglerinde o hafta neler olmuş bilmez, kim ne yapıyor umrunda değildir.. Türk medyasının tamamına yakını gibi kendi ligine odaklanmıştır.. Zaten bir hakem yorumcusu olarak fazla da anormal değil bu.. Ama işte bu nedenle karşısında bilen adamı görmeyi sevmez.. ATV'deki efsane Santra başlamadan önce NTV'de Rıdvan Dilmen'le beraber "%100 Futbol"u yapıyordu Çakar.. Ama Rıdvan futbolu bilen adam.. Sistem konuşmak istiyor, taktiklerden bahsetmek istiyor.. Hocaların yaptıklarını yorumluyor.. Bunlar Ahmet hocaya ters.. NTV'de 3-4 program baya bir ayar verdi Ahmet Çakar'a Rıdvan.. Daha fazla dayanamayan Ahmet Çakar da kendisini Santra'da buldu, son yılların en eğlenceli programlarından biri çıktı.. Hakan Can bu açıdan Ahmet Çakar'ın karşısında görmek istemeyeceği türden bir adam.. Ama işte Hakan Can'ı tam olarak içime sindiremememe neden olan bir şey var.. Biliyor ama tam değil, hep bir eksiklik, hep bir ayar vereyim çabası içindeyken ayar alma durumu var.. Ahmet Çakar da 3-4 programdan sonra bunu anladı, oynuyor Hakan Can'ın üstüne devamlı.. Aldığı ayarları ustalıkla savuşturuyor, gerektiği zaman lafı gediğine koyuyor..

Hakan Can'da dediğim gibi bir olmamışlık var.. Futbolun arka planıyla ilgili, Avrupa'daki kulüp yapıları, Dünya futbolunda nelerin nasıl olduğu, bu işin mali düzeni gibi konularda inanılmaz konuşmalar yapabiliyor.. Ama bir bakıyorsunuz inanılmaz saçmalamalar içine de girebiliyor.. Futbolun teknik yönünde çok eksik duruyor.. Fanatik'te Galatasaray'la ilgili yazdığı maç değerlendirmeleri o kadar içi boş ki, o güzel konuşmaları yapan adam nasıl bu kadar etkilenir başkalarından, nasıl ortaya hiçbir şey koyamaz koca yazıda diye düşünmeden duramıyorsunuz..

Beni rahatsız eden bir diğer olayı da Türk futbol kültüründen olabildiğince nefret etmesi.. Konuşmalarından çıkan başka bir anlam da yok.. Trabzonspor-Galatasaray maçında ensesine darbe alan Barış Özbek kendisini yere atmadı diye "İşte bak, Almanya'da yetişmiş oyuncu kendisini belli ediyor, dışarıda bu işler böyle.." diye Türk futboluna bok atmasının hemen arkasından Ahmet Çakar'dan gelen "Celtic deplasmanında yerlerde kıvranan Dida hangi takımda ve ligde oynuyor acaba?" sorusuyla nakavt olan da kendisiydi.. Her konuda bir lafı dışarıya getirme, Türk futbolunun eksiklerini vurgulama çabasına girişme, bir süre sonra bayıyor.. Hayır, haklı olduğu noktalar var, ama Barış'ın kendisini yere atmamasını bile Alman-Türk futbolunun ayrımına getirmeye çalışması bu konuda biraz da kompleksli ve fazlasıyla düşünmeden konuşan bir yapıda olduğunu gösteriyor..

Ahmet Çakar Hakan Can'ın eksiklerinin farkına vardı, düzenli bir şekilde yüklenerek de programın eğlence kat sayısını arttırmaya başladı.. Üzülüyordum efsanevi Santra gitti diye, ama bu da fena değil yahu.. Şimdi buna futbol etiketi yapıştıracağım ama aslında "entertainment" olmalıydı biliyorum..

Bu arada Kazım Kanat da yine karşısına bir antidot buldu.. Kemal Belgin'le atışmalarını izlemek yine apayrı bir zevk.. Kemal Belgin Kazım abime Ahmet Çakar'dan almadığı ayarları aldırıyor, bize salı sabahları kahkahalar attırıyor.. (Edit: Uyarı geldi, 2 haftadır yokmuş Belgin, formatı da değişmiş sanırım programın, kaçırmışız.. Yazık olmuş Kemal babaya..)

3 YORUM:

farawaysoclose dedi ki...

Konuyla alakasız: yorumlarda "kelime doğrulama" seçeneğini kaldırırsan süper olur, yorum yazmak kolaylaşır:)

birosh dedi ki...

gs-ts maçı ile ilgili programda hakan can ın bahsettiği konu barış özbek o gün o hareket sonucunda kendisini yere atıp numara yağmadığı için bir tebrik niteliğindeydi. barış top oynamayı seven biridir.hakan can ise bari serkanı kendimize benzetmeyelim demiştir. serkan edepli saygılı bir sporcudur. o stadda sırtına gelen taş yüzünden maçı tatil eden tenkik direktörleride gördük.

PARMA MANIAC dedi ki...

İyi de benim söylediğim şeyin bununla alakası yok ki.. Ben Barış'ın yaptığının doğru olmadığını ya da tebrik etmesinin yanlış olduğunu mu söyledim? Yoo.. Hakan Can Barış'ın yaptığının doğruluğunu savunurken bunu Almanya'da yani dışarda yetişmesine, Türk futbol kültürü içinde yer almamasına bağladı.. Yanlış olan buydu.. Bunu Türkler fazla yapıyor saptamasına katılmıyorum, dışarda da benzer örnekleri çokça görüyoruz.. Ahmet Çakar da zaten tek örnekle bunu belirtti yazdığım gibi.. Söylediğim şey buydu, Barış yanlış yaptı ya da Hakan Can kendisini tebrik etmedi değil..

Blogger tarafından desteklenmektedir.