30 Kas 2007

,

Panionios 0-3 Galatasaray


Bu Sukur hakikaten kısmetli adam.. Ne zaman tartışılmaya başlansa, üzerine kampanyalar düzenlense, medyada yerden yere vurulmaya başlansa, sakatlık üstüne ya da değil, sahaya çıktığı ilk maça bir şekilde imzasını atıp milleti susturmayı başarıyor.. Özellikle kasıyor diyeceğim ama değil, Sukur en kötü, en formsuz zamanında bile %100'ünü sahaya koymaya çalışan bir adam, verebileceğinden azını verdiğini görmedim en kötü oyununda bile.. Bunu açıklayacak en doğru şey sanırım şans ve kısmet.. Bugün de maçtan sonra açtı ağzını yumdu gözünü "9".. Lincoln'le beraber kadro dışı kalması olayından sonra Lig TV'ye, Adnan Polat'la ilgili GS TV'ye yaptığı açıklamalar ne kadar yanlışsa, bugünkü "Bi yavaş olun ulan, adam olun almayayım ayağımın altına.." temalı konuşması da bir o kadar doğruydu.. Çeşitli sitelerde ve forumlarda yine yanlış çıkış olarak değerlendirilmiş, katılmıyorum.. Güzel konuştu, ayarın kralını verdi gereken yerlere..

Bence Kalli'nin çıkış şekli doğruydu maça.. Nonda eğer oynamayacaksa ne Karan ne de Sukur'le başlamak doğru değildi.. Çift forvet hiç doğru değildi.. Kazanmak gerektiği için ikinci yarı çift forvete yönelmek daha mantıklıydı.. Sukur'un girmesi Serkan'ın attığı ilk golde fayda sağladı mı emin değilim, ilk yarıdaki 11'le o golü bulsak maç yine 3'e gitmez miydi, onda da emin değilim.. Ama emin olduğum bir şey var, Galatasaray, Trabzon ve Panionios gibi sene başında en korktuğu deplasmanlardan ikisinde pozisyon vermeden çok sağlamcı oynadı.. Maçın kalitesi berbattı, takımın oynadığı top da bir o kadar feciydi.. Atılan gollerin ikisi de hakem hediyesi ama yine de galibiyet önemli, gösterilen defansif başarı yadsınmamalı.. Hücuma yatkın, baskılı ve tempolu top oynayabilen bir hücum sistemi oluşturulacaksa önce defansif organizasyon ve yapı sağlama alınmalı.. Sene başında 2 forvet, 1 supporter ve 2 tane açıklı oyuna karşı olmamın en büyük nedenlerinden biri buydu.. Kalli yanlış başladı, doğruya dönüyor.. Baştan bu yapıyla oynamayı deneseydi muhtemelen çok daha iyi durumda olan bir sisteme sahip olacaktı Galatasaray ama zararın neresinden dönersen kardır diye boşuna dememiş büyükler..

Oynanan topun kalitesizliği bu anlamda önemli olmamalı ve Galatasaray sağlama aldığı savunmasıyla övünmeyi bilmeli.. Hücum için yetenekli adamlar, 2 ay sonra yapılacak transfer ve sistemin iyice oturması için gerekli, yeterli zamanı var Galatasaray'ın.. Ama elbette Fenerbahçe'nin 3-0 kaybederken Serie A lideri Inter'e karşı oynadığı futbolun Galatasaray'ın sıradan bir Yunan takımını 3-0 yenerken oynadığı futboldan üstün olması pek mutlu etmiyor Galatasaraylıları, en azından beni etmedi bu akşam.. Ama biraz Polyanna'cılıkla, iyi yönleri görerek bunları unutmak mümkün..

29 Kas 2007

,

Çatır çatır tartışacak yardımcı

Hıncal baba yine cozuttu.. Türkiye Bosna Hersek'i yenip gruplara kaldığından beri, hatta onun öncesinden de başladı yazılara.. Euro 2008'e gidişimizden sonra 325 yazı yazdı, 34 konuşma yaptı.. Hepsi papağan gibi tekrarlar halinde.. Bugün perşembe, Sabah'ta spor köşesi.. Döşenmiş yine.. (O kadar sıkıcı ki 2. paragrafta bıraktım) Bu tekrarların içinde tekrarladığı şeylerse ziyadesiyle komik.. Birincisi, Euro 2008'deki takımlara bakıyormuş, hepsi birbirinden zayıfmış, Avrupa futbolu büyük bir çöküş içindeymiş (Bunu yıllardır söyler, tabi Robert Pires adam değil ona göre, Avrupa'da da sayılabilecek 10 tane yıldız yok Hıncal'ım için) Bu çöküş için örnek de İngiltere'nin 2008'e gidememesi.. Güzel bir boş argüman oldu İngilizler Hıncal usta için.. Türkiye çok rahat çıkarmış gruplardan, şampiyon olabilirmiş, bu Terim'in elindeymiş.. İkincisi, Dünya Kupası kuraları çok kek bir grup çıkarmış, zaten bütün gruplar çok kekmiş, Dünya futbolu da çöküşte ya.. İspanya da takım falan değilmiş, gelen geçen tokatlıyormuş.. Üçüncüsü ki burada haklılık payı var, Terim teknik kadroya kendisiyle tartışacak, gerekirse kavga edecek birini koymalıymış.. Tek başarı o şekilde gelirmiş.. Nasıl Terim Piontek'in yanında yardımcı, Denizli Derwall'in çırağıysa Terim de öyle birini almalıymış yanına.. Şimdi bu doğru, ama Hıncal Uluç'un amacı doğruyu söyleyip üzüm yemek değil, tersinin olacağını bildiği için ileride bağcıyı dövmek..

Avrupa'daki ve Dünya'daki bütün rakipleri kolay, güçsüz, düşüşte gösterip Türkiye oralarda bir şey kazanamayınca son yılların en kolay grubundan çıkamadık, son yılların en güçsüz Dünya Kupası elemelerini atlayamadık ya da zorla atladık demek amaç.. Başka bir şey değil.. Keza yardımcı olayı da, Terim'in tek başına çalıştığını, sittin sene yanına 2. adam almayacağını bildiği için yüksek ihtimalli başarısızlıklarda (2008'de dördüncü torbadan gruplara girip çıkamamak ne kadar başarısızlık sayılarsa tabii) amaç baştakine vurmak.. Terim'e özel nefret olayı olduğunu söylemek istiyor değilim burada.. Başta kim olduğu farketmez.. Terim, Güneş, Gerets, Feldkamp, Lucescu, Denizli.. Hıncal baba için değişmez..

Ama artık çok bayatladı bu tavırları, kimse de yemiyor.. Olmayacağını bildiği şeyleri defalarca tekrarlayıp, takımın başarısız olacağını kestirebildiği için gelecekte bakın ben 2 senedir bunu söylüyorum, bunlar yapılsaydı şu anda çok başarılı olmuştuk tarzı kurnazlıklarına kimse helal demiyor artık..

Euro 2008 önümüzdeki ilk turnuva.. 4. torbadan biraz güçlü bir gruba düşelim, doğal olarak çıkma şansımız çok az olacak.. Çıkamadığımız anda da şu anda kustukları yeni tekrarlar olarak karşımıza gelecek Hıncal Uluç'un.. Ama baydın be usta, vallahi sıktın..

,

Danneel Harris


One Tree Hill'den bu taş.. Pek acayip bir ablamız.. Çeşitli fotolarına bakınca öyle çok matah bir güzelliği yok diyorsunuz ama dizideki karakteri, giyim tarzı ve imajı bir araya gelince televizyon serilerinin en afet-i devranlarından biri olarak çıkıyor karşımıza.. One Tree Hill izleme sebeplerinden yani..

Diziyi de herkese öneririm bu arada.. Bölüm boyunca her şeyin kötüye gittiği, son 3 dakikada bir anda sorunların çözüldüğü klasik boş gençlik dizilerinden ama basketbol geri planıyla izlettiriyor kendisini.. Bu türün iyi örneklerinden bence, basketbol ve gençlik dizisi karışımı hoşuna gidecek olanlar gönül rahatlığıyla başlayabilir..

"Ulan Sophia Bush varken bu da nesi?" diyecekler çıkacaktır mutlaka ama onlara belirtmek isterim ki assolistler en geç çıkar daima..

28 Kas 2007

,

Beşiktaş 2-1 Marseille


Fazla bir şey yazmayacağım maçla ilgili, iki tarafın futbolunu da pek beğenmedim zaten ama Beşiktaş inanılmaz büyük bir fırsatı kaçırmak üzereydi.. Müthiş bir golle bir anda kendisini şansını son haftaya taşır bir şekilde buldu..

Puan durumu Porto 8, Marsilya 7, Liverpool 7 ve Beşiktaş 6 durumunda.. Olası bir Porto deplasman galibiyetiyle gruptan lider çıkabilecek pozisyonda şu anda Beşiktaş.. Pool'a son hafta galibiyetten başka bir şeyin yetmemesi o maçın berabere bitme şansını iyice düşürüyor ama futbol bu.. Porto deplasmanında galibiyet gelir mi? Gelir demeyi isterdim ama takımda eksikler var.. İlk yarının büyük bölümünü izleyemedim o yüzden genelle ilgili konuşmak istemem ama Beşiktaş golü yedikten sonra kendisine galibiyet gerektiği halde Marsilya'ya baskı kuramadı.. İkinci yarı Marsilya gözle görülür bir şekilde üstündü.. Bir şey oynayarak mı? Değil ama orta sahada kör savaşı şeklinde geçen maçı ellerinde tutmayı başardılar tempo yönünden..

Beşiktaş'ın bence en büyük eksiği beklerini oyuna sokamaması.. Fenerbahçe'den sistem ve mantalite yönünden çok farklı bir futbol ortaya koymuyorlar.. Tamam, futbolcu kalitesi olarak daha düşük olduklarını söyleyebilirim ama Fenerbahçe'nin Şampiyonlar Ligi'nde oynamaya çalıştığı ve oynadığı futbolu o kalite oranıyla yansıtamıyorlar.. Bunun da en büyük nedenini bekleri hücuma sokamama olarak görüyorum.. Fenerbahçe Roberto Carlos ve Gökhan Gönül'le sağdan soldan vızır vızır gelirken İbrahim Üzülmez, Ali Tandoğan ya da bir başka Beşiktaşlı o görevi hücum anlamında yerine getiremiyor.. 4'lü savunma oynayıp bekleri organize bir şekilde oyuna katamayınca da baskılı bir iç saha maçı oynamak zorlaşıyor.. Porto deplasmanında buna ihtiyaç olmaz ama eğer Beşiktaş Avrupa'da ilerleyecekse (CL ya da UEFA) (Edit: Şimdi tekrar baktım, enteresan ama Beşiktaş'ın üçüncülük şansı yokmuş grupta.. Ya CL ya da eve dönüş yani) ve Türkiye Ligi'nde sorun yaşamak istemiyorsa bek sorununu mutlak surette çözmeli bana kalırsa.. Elde malzeme yoksa da başka sistemler var.. Bu stoper bolluğunda onlara bile bakış atmak mümkün bence..

Bobo hakikaten iyi topçu.. 2. golde Marsilya savunmasını ileride ve dağınık bir şekilde yakalayıp pası atan Delgado (yanılmıyorsam) yine bence en kaliteli Beşiktaş orta sahası.. 2 tane Ricardinho'ya değişmem.. Golü de resmen şapkadan çıkardı.. Baki de izleyebildiğim bölümlerde gayet iyi oynadı.. Onu da not olarak düşmek gerek..

A ve C gruplarında işler çok karıştı.. B'de Chelsea şov yapıyor, Schalke büyük ihtimalle ikinci takım olacak oradan giden.. Son maç Rosenborg'un pek şansı yok gibi.. D de pek rahat değil.. Son maçlarda Milan sahasında Celtic'i, Shakhtar da Ukrayna'da Benfica'yı yendiği takdirde Milan ve Shakhtar beraberce çıkıyorlar.. Olur mu? Olmaz değil..

,

Inter 3-0 Fenerbahçe


Maç bitti hemen her yerde kötü oynadıklar, ilk 4 maçtaki oyunu sergileyemedikler, kimse ayakta duramadılar.. İzlediğim kadarıyla öyle bir şey olmadı.. Fenerbahçe çok çok farklı değildi ilk 4 maçtan.. Yediği gole kadar gayet ortada giden bir maç, tipik İtalyan takımlarına karşı ilk golü yediğin zaman arkasının gelmesi, golün sağlama alınması.. Maç bu şekilde geçti..

Ha Gökhan Gönül sağ bekte çok sırıttı, Deivid'den de yardım alamadığı için 3 gol ordan geldi, önceki maçlarda böyle kötü oynanan bir pozisyon yoktu, doğrudur.. Ama insaf, bu maç da Inter deplasmanı ve Serie A liderine karşı oynandı..

Fenerbahçe için en kötü rakip tipi kendisi gibi defansif güvenliği ön plana alıp hücumu daha sonra düşünen takımlar.. İki tarafın da defansı sağlama alıp golü öncelikli olarak düşünmediği maçlarda direk olarak oyuncu kalitesi öne çıkar.. Eminim ki Zico CL'de her maçta rakiplerinin öncelikli olarak kendisine saldırmasını istiyordur.. Mancini ilk maçtan sonra doğru bir şekilde takımı gaza getirmeyip fazla ileri sürmemiş.. Önce oyunu dengede götürdüler, Fenerbahçe'nin sağ tarafının aksadığını anladılar yarım saat içinde.. Daha sonra da düzenli olarak oradan gelerek golü buldular.. Fenerbahçe'nin geriye düştüğü maçlarda ne olduğunu görmek istemiştim CL'de, açıkçası CSKA'ya 2-1 geriye düşünce de o maçı çevirebileceklerini düşünmemiştim izlerken.. Sistemleri gereği skor dezavantajında başarılı olamayacaklarını düşünüyordum.. CSKA'ya karşı deplasmanda oyunun kontrolünü ele alıp saldırma fırsatını ve arkasından golü bulmuşlardı.. Inter'e karşı bunu gerçekleştiremediler.. Eh, bu da çok anormal bir durum değil.. Ek olarak şunu da belirteyim, Appiah'ı Aurelio yerine alarak Zico da bunun için elindeki ufak şansı değerlendirememiş oldu, bence.. O değişikliği anlayamadım..

CSKA deplasmanında PSV'nin kazanması bence iyi olmadı.. Eğer CSKA son maça Krasic, Love ve Jo'yla birlikte gelirse o maçın sıkıntılı geçebileceğini düşünüyorum.. Bu geceki gibi çıktıkları takdirde Fenerbahçe için son maç hayli rahat olur ama tersi bir durumda çok dikkatli olunması gerekir.. CSKA full kadrosuyla deplasmanda her zaman daha iyi oynayan, tipik bir deplasman takımıdır.. Hollanda'dan çeşitli paralar gidebilir, maça tam ve motive bir şekilde gelebilirler.. Öyle bir durumda son maçı büyük bir sabırla ve dikkatli oynamak gerekir.. Çünkü deplasmanlarda gerçekten tehlikeli olabiliyorlar.. 2 tane kontratak futboluna yatkın forvet, solda Zhirkov, sağda Krasic'le tehlikeli bir takımlar.. Umuyorum liglerinin bitişi ve UEFA şansını da bu gece kaybetmeleri sonrası bu geceden daha amaçsız çıkarlar maça..

Inter de büyük ihtimalle yatar PSV'ye.. Dikkati elden bırakmamak gerek..

27 Kas 2007

Underrated Top 10


1-Kolo Abib Toure
2-David Beckham
3-Sebastian Frey
4-Andrew Johnson
5-Dejan Stankovic
6-Joaquin
7-Tim Cahill
8-Didier Zokora
9-Michael Carrick
10-Max Tonetto

26 Kas 2007

David Trezeguet


Geri döndü.. Aslında hep oralardaydı ama... Ayrı kalmıştı Serie A'dan bir sene boyunca.. Dönüşü, futbol yaşamının önemli bir bölümünü niteleyen sıfat gibi harika oldu..

Aslında benim için Euro 2004 sonrası Raymond Domenech denyosu yüzünden "Thierry Henry markajcısı" olup çıkmıştı ama hep sevmişimdir Treze'yi.. Hava toplarındaki hakimiyeti, mücadele gücü, rakip defanslarla bitmek bilmeyen didişmeleri, vasat üstü bir forvetin sahip olduğu temiz bir gol vuruşuna sahip olmamasına rağmen önsezileri ve gelen ortalara, paslara bir şekilde vurmayı, topları dürtmeyi bilmesiyle benim kafamdaki "target striker" kavramının güzel ve başarılı örneklerinden biri olmuştur daima.. Pek fazla dikkat de çekmemiştir ama müthiş golcü bir oyuncudur.. Zaten Monaco ve Juventus'taki istatistikleri bunu yeteri kadar söylüyor..

Serie A 2007/2008'e de efsane girdi Treze.. İlk 13 hafta itibarıyla attığı 11 golle Juventus'a önemli puanlar kazandırdığı gibi, Seria A gol krallığında da açık arayla 1. sırada.. Arkasından 7 golle gelen 3 oyuncu var.. Kaka, Totti ve Ibrahimovic.. 6 golle Zalayeta da hemen onların arkasında.. Juventus'ta da atılan toplam 29 golün 22'sini Del Piero(5) ve Iaquinta(6) ile paylaşıyor.. Bir Claudio Ranieri takımında gollerin çok büyük bölümünü az oyuncunun atması beklenen bir şey ama Juve'nin 29 golle Serie A'nın en çok gol atan takımı olması pek beklediğim bir şey değil..

Treze 30 yaşında.. Bir forvetin en verimli olduğu en olgun zamanlarını yaşıyor şu anda.. İyi izlemek, bu anlarına iyi tanıklık etmek gerek.. Benim kafamsa hala 2004'te, Thierry Henry için bu adamdan iyi bir partner bulmak mümkün değilken oynanan o iğrenç Fransa futbolunda..

25 Kas 2007

,

Tek forvet iyidir, 4-4-1-1 güzel sistemdir


Yaklaşık 2 aydır papağan gibi tekrarladığım şey nihayet sahnede.. Daha fazla bir şey söylemek istemiyorum, takım zaten gösterdi bu akşam bazı şeyleri.. Trabzon gibi bi deplasmanda rakibe doğru dürüst pozisyon verilmediği gibi hemen hemen bütün maç Trabzonspor yarı sahasında oynandı ve Galatasaray pres gücü ve orta sahadaki dominantlığıyla maçın mutlak hakimiydi..

Forvette Serkan'ı bırakıp kanatlara Arda-Hasan, ortaya Topal-Barış ve önlerine Lincoln koymak Serkan'ın mücadele gücüyle müthiş bir dinamizm oluşturdu.. Deplasmanlarda oynanacak oyun budur.. Serkan o golü atmasa, hatta Trabzon'un geldiklerinden biri gol olsa ve Galatasaray ilk mağlubiyetini alsa bu gece yazacaklarım değişmeyecekti.. Çünkü Galatasaray doğru oynadı.. Bir deplasmanda, özellikle Avni Aker'de nasıl oynanması gerekiyorsa öyle oynadı.. Gol atabileceği birçok akın yaptı, bunların bir kısmını orta saha oyuncularının son noktalardaki beceriksizliğinden, bir kısmını Serkan Çalık'ın naturel bir forvet olmamasından harcadı.. Ama oraya kadar yapılan bütün işler doğruydu.. Sadece maçın başında bir süre çok kısa orta saha ve forvete rağmen anlamsız bir şekilde topu havalandırmaya çalıştılar.. Bunda Trabzonspor'un da etkisi vardı ama topun daha çok yere inmesi gerekiyordu bu oyuncularla..

Ersun Yanal Galatasaray'dan çekindiğinden midir yoksa daha takımın başında ilk günleri olması nedeniyle korktuğundan mıdır savunmasını ileri çıkararak yüklenmeyi tercih etmedi.. Bunun oluşmasında 90 dakika boyunca devam eden Galatasaray presinin mutlaka etkisi vardır ama Trabzonspor da açıkçası fazla ısrarcı olmadı sanki o konuda.. Hakan Balta'nın varlığından dolayı Yattara'yı fazla kullanıp Gökdeniz'i de biraz unuttular ayrıca ki bunun Galatasaray açısından harika olduğunu söyleyebilirim.. Sene başından beri en etkili oyuncularını ikinci plana atmalarını bu manada anlayamadım, maç başladıktan sonra Gökdeniz ve Yattara'nın kanat değiştirmelerini bekledim, o da gelmedi.. Yolu çok Ersun Yanal'ın.. Ama diziliş olarak bence onlar da doğru yayılıyorlar sahaya.. Serkan'ı sağ bekten Hüseyin Çimşir'in yerine, Ayman'ın yanına monte ederlerse bence daha enerjik ve güçlü bir orta sahaları olur..

Galatasaray düzenini bulmuştur.. İçeride dışarıda buna bağlı kalmak zorundadır.. Nonda eğer iyileşmezse Panionios deplasmanına aynı takımla çıkılması büyük bir zorunluluktur.. Yenilecekse, şansını kaybedecekse Galatasaray öyle kaybetsin, doğru oynayarak veda etsin Avrupa'ya..

Hak edilmiş bir galibiyet..

Fena değil

Az önce sonuçlandı kuralar..

5. gruptayız..

İspanya
Türkiye
Belçika
Bosna Hersek
Ermenistan
Estonya

1'den çok zor geldi.. 3'ten idare eder.. 4 idare eder.. 5 güzel.. 6'nın en zoru geldi ama artık 6 puanı al dön ordan..

İspanya'yla yapılacak maçlar çok kritik.. Belçika'yı her türlü altımıza alırız diye düşünüyorum.. İkincilik rahat görünüyor şu anda ama gönül ister ki play-off sıkıntısına kalmayalım.. Ama bu İspanya'yla zor.. Neyse yine de ikincilik de önemli.. Daha kötüsü olabilirdi.. 4 ve 6'yı çok istemiştim, ortasına düştük.. Çok kötü değil..

Bol şans milli takıma..

Not: Bu arada soru gelmiş torbaları yazdığım post'tan sonra.. Politik sıkıntılar yaşayan ülkeler arasında özel düzenlemeler yapılmıyor, kuradan da anlaşılabileceği gibi.. Zaten öyle bir şey futbolun ruhuna da aykırı olur, iyi yapıyorlar.. Taraflar için yararlı olduğunu bile söyleyebilirim hatta, en azından genelde..

Diğer grupları da verelim..

1. grup: Portekiz, İsveç, Danimarka, Macaristan, Arnavutluk, Malta

2. grup: Yunanistan, İsrail, İsviçre, Moldova, Letonya, Lüksemburg

3. grup: Çek Cumhuriyeti, Polonya, Kuzey İrlanda, Slovakya, Slovenya, San Marino

4. grup: Almanya, Rusya, Finlandiya, Galler, Azerbaycan, Liechtenstein

6. grup: Hırvatistan, İngiltere, Ukrayna, Beyaz Rusya, Kazakistan, Andorra

7. grup: Fransa, Romanya, Sırbistan, Litvanya, Avusturya, Faroe Adaları

8. grup: İtalya, Bulgaristan, İrlanda Cumhuriyeti, Kıbrıs Rum Kesimi, Gürcistan, Karadağ

9. grup: Hollanda, İskoçya, Norveç, Makedonya, İzlanda

6'da fena kan çıkar, eheh..

Trabzonspor - Galatasaray

Kadrolar belli oldu..

Galatasaray: Orkun - Balta, Servet, Song, Uğur - Arda, Topal, Lincoln, Barış, Hasan - Serkan

Trabzonspor'un kadroyu tam alamadım ama isimlerini duyabildiklerim kadarıyla normal takımlarına çok yakın çıkıyorlar.. Ortada Ayman ve Hüseyin, onların çevresinde Ceyhun, Yattara ve Gökdeniz.. Tandemde Tolga ve Çağdaş da oynuyor duyabildiğim kadarıyla..

Galatasaray'ın kadrosu ilk kez ve tam anlamıyla hayalimdeki kadro.. Sistem yönünden.. Tabii ki forvette Nonda, defansif orta sahalardan birinde Linderoth oynasa daha çok sevinecektik ama var olan alternatifler içinde en akla mantığa uygun kadro bu..

Karan'la çıksak çok daha ağır bir şekilde Trabzon alır derdim, şimdi Galatasaray'ın kaybedecek olsa bile orta sahada çatır çatır mücadele edeceğini düşünüyorum.. Ersun Yanal Trabzon'da ilk seyircili maçına çıkıyor, geldiğinden beri takımla zaman geçirme fırsatını buldu fazlasıyla, ilk imzasının bu maç olmasını isteyecektir.. Nuri Albayrak'ın da başkanlık adaylığını bu maç sonrası açıklayacağı haberleri çıktı medyada.. Nasıl işse o da.. Fazlasıyla gaz başlayacak Trabzon.. Tipik bir kontra takımı görünümü var Galatasaray'da, geriye iyi yaslanır ve Arda, Lincoln, Hasan'la ani çıkışlar yapabilirlerse ilginç şeyler olabilir..

Güzel maç olacak..

2010 Dünya Kupası

2 saat sonra çekiliyor kuralar.. Daha önce yazmak istemedim uğursuz gelir diye.. Sanıyorum kura çekimi TRT'den naklen yayınlanacak.. Torbalar şu şekilde..

1. TORBA
İtalya
İspanya
Almanya
Çek Cum.
Fransa
Portekiz
Hollanda
Hırvatistan
Yunanistan

2. TORBA
İngiltere
Romanya
İskoçya
Türkiye
Bulgaristan
Rusya
Polonya
İsveç
İsrail

3. TORBA
Norveç
Ukrayna
Sırbistan
Danimarka
K.İrlanda
İrlanda Cum.
Finlandiya
İsviçre
Belçika

4. TORBA
Slovakya
Bosna-Hersek
Macaristan
Moldova
Galler
Makedonya
Belarus
Litvanya
Kıbrıs Rum K.

5. TORBA

Gürcistan
Arnavutluk
Slovenya
Letonya
İzlanda
Ermenistan
Avusturya
Kazakistan
Azerbaycan

6. TORBA
Liechtenstein
Estonya
Malta
Lüksemburg
Karadağ
Andora
Faroe Adaları
San Marino

Gönlümden geçenler kalın yazdıklarım.. Aslında 1'den yine Yunanistan isteyecektim ama üstüste 3. kez terbiyesizlik etmek istemedim.. 5'ten de Ermenistan gelebilir.. O da grubun politik sıkıntısı olur, kötü olmaz..

"Bilerek sarı gördüm.."


Alex'in Ankaraspor maçından sonra yaptığı açıklamada geçen cümlelerden biri bu.. 2 hafta sonra Galatasaray'la yapılacak maç için sarı kart sınırında olan Alex, derbiyi riske atmamak için bilerek sarı görmüş.. Bunu rahat bir şekilde açıkladığına göre teknik direktör ve yöneticilerle birlikte alınmış bir karar olduğunu da düşünebiliriz heralde.. Bilmiyorum tek bana mı saçma geldi ama yanlış bir karar bence.. Haftaya Denizlispor deplasmanına gidiyor Fenerbahçe.. Çok kolay bir maç olduğunu düşünmüyorum.. Her ne kadar Denizli'de pozisyonları Kalli tarafından karman çorman edilmiş bir Galatasaray'a karşı 90 dakika mahkum top oynayıp kaybetseler de gerçek Denizli değildi o maçtaki.. Bu sene Kayserispor'u 2-0 yendikleri maç son yıllarda izlediğim en güzel, Avrupa liglerini hiç özletmeyen, en heyecanlı maçlardan biriydi.. Fenerbahçe Alex yokken dirençli deplasman takımlarına karşı zorlanabiliyor.. Bu tip bilerek sarı kart görme işlerine karşı değilim aslında.. Çok önemli bir oyuncu sınırdadır, bir hafta sonra güçsüz ve kazanılacağına kesin gözüyle bakılan bir takımla içeride oynanıyordur, o maç sonrası ligde önemli maçlar oynanacaktır.. O zaman mantıklı olabilir ama Denizli deplasmanı bence o kolay maç profiline uymuyor.. Özellikle Galatasaray maçı için yaptığını söyledi Alex.. Peki haftaya Denizli'de yaşanacak bir puan kaybı sonrası Galatasaray da içeride kazanırsa ne olacak? Alex'in Denizli'de sarı kart görme ihtimali nedir mesela? %20? %25? En fazla.. Böyle bir risk için bu deplasmanı tehlikeye atmayı doğru bulmadım.. Belki çok rahat kazanacaklar haftaya, sorunsuz geçecek ama yine de ben yanlış bir karar olduğunu düşünüyorum bunun..

24 Kas 2007

Beşiktaş Cola Turka - Galatasaray Cafe Crown


Fotoğraf: Turkbasket.com

Beklediğim bir sonuç çıkmadı maçtan, 10 sayı civarıyla Beşiktaş rahat kazanır diyordum, Galatasaray beklemediğim kadar iyi oynayıp daima maçı elinde tutmayı başardı.. Akatlar'da bu tip bir performans çıkarmak çok zordur, kutlamak lazım..

Beşiktaş'ı kaybetmesine rağmen yine beğendim.. Yaptıkları, yapabilecekleri, oyun planları her zaman belli.. O standartı erken yakalamış durumdalar ve yılın geri kalanı için iyiye işaret bu.. Efes Pilsen maçından sonra kullandığım "Yabancıları hep belli bir standartın üstündeler, en büyük avantajları da bu ama kaliteli Türkleri bench'e ekleyemezlerse onlara bağlı kalacaklar daima.." demiştim.. Bu maçta Rick Apodaca ve biraz da Preston Shumpert dışında diğer yabancılardan beklediği verimi alamadı Beşiktaş.. Sandro Nicevic'in daha etkili olmasını bekliyordum ama Galatasaray'ın uzunları enerji ve güç bakımından bu maç için biraz ağır geldi..

Galatasaray'da en büyük kazanç Dee Brown.. Bugün son derece kötü oynadı, son periyotta da felaket hatalar yaptı.. Ama genç yaşında takıma verdiği güven ve liderliği inanılmaz boyutlarda.. İstatistik olarak fazla şey vermiş değil sene başından beri ama kattığı diğer değerler çok daha büyük.. İstatistik yönünden etkili olmamasında bir etken de kendisinin bu yolu seçmesi diye düşünüyorum.. Yoksa her maç 15 sayı, 5 asist gibi ortalamaları rahatlıkla tutturabilecek düzeyde bir oyuncu ama arkadaşlarını oyuna katmayı çok seviyor.. Murat Özyer'le birlikte aldığı bir karar mıdır bu bilmiyorum ama takımı daha iyiye götürdüğü gerçek.. Robert Hite da büyük kazanç.. Çok atletik, savunmada etkili, rebolarda yardımcı ve tam bi sharp shooter.. O da geçen seneki Gerald Fitch'in en kötü tarafı olan oyunu fazla tek başına oynamak hastalığını Dee Brown gibi barındırmayan bir oyuncu.. 1-2 numarada gerçekten taşıyorlar takımı..

Charles Gaines ve Chris Owens hala şüpheyle baktığım ve açıkçası harcanan paraya göre yerlerine daha iyilerinin bulunabileceğini düşündüğüm adamlar.. Hüseyin gibi uzun olmasına rağmen mücadele gücü barındırmayan bir oyuncunun yanına güçlü, biraz kalın, kısa olmasına rağmen pota altına gereken "hustle" işlemini yerine getirebilecek bir oyuncu tipi gelmesini doğru buluyorum.. Ama Charles Gaines'ten daha yetenekli ve etkilisi bulunamaz mıydı onda emin değilim işte.. Kısa boyuna rağmen box'lardaki bilgisi, rebolardaki zamanlaması, savunmadaki etkisi ve mücadele gücü gerçekten bu lig için yeterli.. Ama hücumda çok balta.. Sırtı ya da yüzü dönük hiçbir silahı bulunmuyor ve takımı hücumda tamamen 4 kişi bırakıyor.. Chris Owens biraz daha etkili.. Post up oyununa sahip, yüzü dönükken kendi ebatlarındaki oyunculara karşı hızlı ve driplingçi olabiliyor.. Şutu berbat ama yine de atmaktan korkmuyor falan.. Ama bilmiyorum, ondan da yeterli güveni alamıyorum hala.. İkisine de bildiğim kadarıyla piyasaya göre iyi paralar verildi ve daha etkili, yetenekli muadilleri bulunabilirdi diye düşünüyorum.. Yine de Hüseyin'in yanına gerekli kas ve mücadele gücünü getirmediklerini de söyleyemiyorum.. Beşiktaş gibi gerçekten 2 tane etkili uzunu barındıran bir takımın pota altını bu akşam baya bi tarumar ettiler.. (Beşiktaş'ın uzun rotasyonundaki eksiklik de bugün biraz daha ortaya çıktı..)

Sonuç olarak iki takım için de güzel maç oldu.. Galatasaray hala dengesiz.. 3 gün önce içerde Charleroi'ya kaybedip gelip Akatlar'da Beşiktaş yendiler.. Ama başta da söylediğim gibi böyle bir atmosferde maçı 40 dakika boyunca elinde tutmak psikolojik ve takım olabilme yönlerinden büyük kazanç..

Takımla ilgili güven vermeyen bir diğer kişiyse ne yazık ki Murat Özyer.. Savunmacı yapısına saygı duyuyorum ama hücumdaki etkisizliği izlediğim her Galatasaray maçında çileden çıkartmaya yetiyor beni.. Bu akşam sağdan penetre eden oyuncunun üzerine yardım geldiği anda dipten dışarıya çıkıp sol çapraza yerleşen oyuncuya verdiği pas sonrası bir başka cut'la sol dibe yerleşen oyuncuya verilen pasla bomboş şut ve üç sayı bulma imkanını birkaç kez güzel değerlendirdi Galatasaray.. Böyle atraksiyonları her maç görmek istiyoruz ama bir maç içinde bile istikrarlı set kullanımı yok.. Daha çeşitli şeyler lazım bu takıma.. Robert Hite gibi atletik, kendi şutunu yaratabilen ve kusursuz statik şuta sahip bir oyuncu için hala özel bir set görememek pek mutluluk verici bir gelişme değil..

23 Kas 2007

Overrated Top 10


1-Arjen Robben
2-Sergio Ramos
3-Andriy Shevchenko
4-Michael Ballack
5-Robinho
6-Juan Roman Riquelme
7-Vagner Love
8-Carlos Tevez
9-Wayne Rooney
10-Javier Mascherano

Liste tamamen kişisel.. Değerlendirirken overrated'ın kötü oyuncu değil de, hak ettiğinden fazla ya da çok daha fazla değer gören, abartılan oyuncular için kullanıldığını unutmamak gerek.. Son yılların transfer şampiyonları Real Madrid ve Chelsea'den fazla oyuncu olması da garip gelmedi listeyi çıkardıktan sonra.. Yakında bir underrated'lar listesini de koyarım yine en subjektifinden..

22 Kas 2007

McClaren kovuldu, yenisi kim olacak?

Steve McClaren sabahı göremeden kovuldu, doğal ve haklı olarak.. Terry Venables'ı da yanında götürüyor.. İngilizler garip millet dediğim gibi, adamlar üzüntü falan yaşamadan direk eğlenceye başlamışlar, şimdi de yeni hoca kim olacak anketleri, bahisleri falan açılmış.. Yeni gelecek hoca en geç hangi yılı görür diye bahis açarlarsa da şaşırmam..

En kuvvetli adaylar olarak Martin O'Neill ve Jose Mourinho gösteriliyor şu anda.. Fabio Capello da McClaren'ın kovulmasının üzerinden 24 saat geçmeden İngiltere Milli Takım Teknik Direktörlüğüyle ilgilendiğini açıklamış.. Hayli ilginç işin orası.. Doğru dürüst bir başarıları olmayan İngilizler Fabio Capello'nun nereye gitse bir kupa kaldırmasından etkilenip ulan bizimle de bir kupa kaldırır mı acaba diyerek adamı başa getirirler mi onu bilmiyorum ama benim düşüncem artık İngiltere Milli Takımı'nın biraz hücum futboluna yönelmesinin gerektiği şeklinde.. Bu nedenle o tip bir hoca daha uygun olabilir.. Capello gelecekse Roma'daki haliyle gelsin, Juventus'taki değil.. Çünkü neden bilmiyorum ama bu futbol sökmüyor işte bu takımda.. Oynanan futbolun fazla mekanik ve tekdüze olmasından kaynaklanıyor büyük ihtimalle.. Sven Goran Eriksson'la savunma futbolunun en sistemlisini ve sağlamını oynamaya çalıştılar, görebildikleri en üst kademe çeyrek final oldu.. Takımı banallıktan kurtaracak hücum gücü ve çeşitliliğine ihtiyacı var İngilizlerin.. Bu bakımdan şu anki adaylar arasında hücuma en yatkın olan Martin O'Neill doğru bir seçim olur sanırım.. Hem bu yönüyle, hem de gerçekten yetenekli bir teknik adam olmasıyla.. Bir İrlandalıyı başlarında görmek İngilizlere ne kadar mutluluk verir bilmiyorum ama gereklilik bu yönde sanki..

O'Neill zaten Eriksson sonrası dönem için de bir ara büyük adaylardan biriydi, olmadı.. Böyle bir fırsat gelirse kaçıracağını sanmam.. Mourinho için bence milli takımlar uygun değil.. Futbolu fazlasıyla yaşayan bir adam.. 3 ayda bir yapılan antrenman ve maçlarla iyi motive olabileceğini sanmıyorum.. Kulüp takımlarından başka bir yerde görmek istemem şahsen Mourinho'yu.. Capello ise gerçekten bu işi istiyorsa alır.. Ama ne olur, orasını ilk 3-4 ay sonrasındaki hazırlık maçlarıyla anlarız.. Şimdi değil..

Finallerdeyiz, Bye Bye McClown


Kutlu olsun..


Kişiye özel not: T.S. adındaki T.H.V.C. nickiyle hitap ettiğim kişi, sana söylüyorum.. Kapak olsun.. (Bu kısım nefretle değil sevecen bir şekilde yazılmıştır, gereken yere gerektiği şekilde gider zaten..)

21 Kas 2007

Birmingham-Lippi


Birkaç gündür gaz olmuştu Birmingham City camiası, Marcelo Lippi'yle flört ettiler uzun bir süre, Lippi de hayli kuyruk salladı ne yalan söyleyeyim.. En sonunda reddetmiş teklifi.. Rüyası bile yetmiştir Birmingham halkına eminim.. İyi mi oldu böyle olması peki? Bence iyi oldu.. Her ne kadar Lippi'nin İngiltere'de böyle bir takımda çalışması büyük sansasyon yaratacak olsa da adamın futbol mantalitesinin böyle orta seviyeli EPL takımlarında sökeceğini sanmıyorum ben.. Muhakkak belli bir seviye atlatırdı ama istediklerini tam anlamıyla yerine getiremezdi bence.. Zaten elitist adamdır Lippi, bu işin bu kadar uzaması bile garip gelmişti bana.. Bir takımın rüyası daha son buldu yani, bakalım bu gazla, bu istekle kimi getirecekler.. Ben de meraktayım fazlasıyla..

Ariza for Cook+Evans


Bizim Kupchak büyük takas falan yapamıyor hala ama böyle küçük küçük, ufak ufak şeylerle kol bacak sokmayı iyi öğrendi sanki.. Los Angeles Lakers, Orlando Magic'e Maurice Evans ve Brian Cook'u gönderip Trevor Ariza'yı renklerine bağladı..

3 numarada savunma sıkıntısı vardı Lakers'ın, Phil baba özel olarak istemiş transferi.. Mo Evans da aslında swingman ve savunması vasatın üstünde ama özellikle bizim ihtiyacımız 3 numarada olduğu için ve Mo bu mevkide biraz kısa kaldığı için ondan 7-8 cm uzunu ve biraz daha atletini bulmak Lakers için mantıklı oldu.. Bir diğer güzellikse gördüğüm en kifayetsiz ve şuursuz oyunculardan biri olan, bir noktadan diğer bir noktaya pas atmakta bile zorlanan muhteris (şut atma konusunda) Brian Cook'un elden çıkması oldu.. Brian Cook bedelsiz bir takıma gönderilse bile Lakers için bu artı değer olacakken bir de yanında Mo verip daha gencini ve upgrade edilmiş halini almak Lakers için ufak çaplı bir bacak sokma anlamına gelmiş oldu, bence.. Magic için kötü oldu mu? Pek değil.. Arıza'ya soğuk bakıyolardı, onun yerine 2 numara yedekleyebilecek bir oyuncu aldılar.. Şu anda 2 tane 3 numarayla oynuyorlar ilk 5'te ve onların da ihtiyacı daha kısa ve 2 numarada süre alabilecek bir oyuncuydu.. Mo bunları Orlando'ya verir.. Cook'tan beklediklerini ise alabileceklerini hiç sanmıyorum.. Zira Otis Smith müthiş bir açıklama yapmış trade sonrası, aynen aktarıyorum buraya..

“Brian (Cook) helps bolster our frontcourt, he is a power forward who shoots the ball extremely well, while also bringing added toughness to our roster."

Otis kardeşin de şuursuz bir anına denk gelmiş olmalı bu cümle.. Front court, Brian Cook ve toughness.. Eheh, komik.. Dwight yalnızdı ve oraya şut sokan uzun istiyorlardı.. Aldılar.. Mutlu ve mesut olurlar umuyorum.. Baya da şut sokar Cook oynarsa ama zaten Stan Van Gundy'yle düşen Orlando savunmasına ne "Arıza"lar çıkartır orasını bilemem..

Good work Mitch..

20 Kas 2007

Beckham? 4-4-2? McClown? Euro 2008?


Bu İngilizler hakikaten güçlü adamlar, İsrail-Rusya maçıyla ilgili muhabbetler o kadar çok Rusya'yı gösteriyordu ki oradan 2-1'lik bir İsrail galibiyeti çıkacağını tahmin edememiştim.. Büyük baskı kurmuşlar İsrail üzerinde.. Hoş maçı indirip şöyle bir göz gezdirme fırsatı buldum, hayli tek kaleye bağlanmış bir şekilde geçmiş ama futbol bu tabii..

McClaren kendini bilmezi bugün gazetede okuduğuma göre İsrail-Rusya maçının son dakikalarını tuvalette bir şişe şarapla geçirmiş.. Başkalarının şeyiyle gerdeğe girmenin bundan güzel örneği olamaz heralde, İngiltere gibi bir futbol ülkesinin hocasının böyle haberleri çıkması fazla komik geldi bana.. Neyse, kendisi David Beckham'ı oynatma konusunda kararsızmış.. Bunlar klasik maç öncesi haberleri gibi geliyor bana.. Bu maçta nolursa olsun Beckham'la başlamamayı düşünebileceğini sanmıyorum, düşük bir ihtimal ama olur da Beckham'sız bir kadroyla ters bir sonuç alırlarsa alacağı dalgaya varan eleştirilerin haddi hesabı olmaz.. Zaten Arsene Wenger de İngiltere 4-4-2 oynayacağına 4-5-1'e dönerse güzel olur, yarayışlı olur demiş.. Beckham bu açıklamasının bir parçası mıdır bilinmez.. Skor da vermiş Arsene baba, 2-0 demiş.. Bakalım..

Bana kalırsa da 4-5-1 bu maçta daha mantıklı olabilir.. İç sahada gol ve baskı lazım deyip Peter Crouch'la birlikte çift forvet denemesi de pek eleştiri konusu olmaz benim açımdan ama sağa Beckham'ı, sola Joe Cole'u koyup Frank Lampard'la Steven Gerrard'ın arasına bir de Gareth Barry sosu attırırsa McClaren daha iyi olur gibi geliyor bana.. Hırvatistan iyi kadro, full de geliyorlar.. Hangi 11'le çıkacakları bilinmez ama her türlü tehlikeli bir takımlar ve açıkçası İngiltere'ye çelme takma istekleri de olur mutlaka.. Klas Hırvatistan orta saha ve forvetlerine karşı böyle güçlü bir orta saha daha mantıklı olur, bu kurgu savunmayı da hücumu da böyle iyi bir rakibe karşı daha iyi yapar.. En azından beraberliği daha bir garantiye alarak başlarlar maça.. Zaten şeker gibi çocuk bu Beckham.. Önlibero yap oynar, 4-4-2'de sağ iç yapar oynar, sağ açık oynar, supporter bile oynar kassa, en azından elinden geleni yapacağında tüm dünya hemfikirdir sanırım..

Bu arada oldu tabi baya ama tekrar ekleyelim buraya da.. Sakatlanıp sahalardan 1 ay uzak kalacak olan Michael Owen yerine Spurs'ün patlak overpaid forveti Darren Bent geldi takıma.. Kenarda durur öyle.. Bu Owen'ın da ilk parladığı CM'de kendisinin "injury proneness" datasını 20 yapan araştırmacıya da hala büyük sevgi ve saygı beslerim, söylemezsem olmaz..

19 Kas 2007

Sıradaki gelsin


6-3

18 Kas 2007

,

L'imperatore


Norveç'e çaktık, 90 dakika sonra Euro 2008'deyiz inşallah.. Maç bittiğinden beri televizyonları, gazeteleri, internet sitelerini takip ediyorum.. Hepsi birer ibret vesikası, hepsi birer komediler tefrikası.. İşte tek bir maç, tek bir 90 dakika.. Yetiyor hepsini hizaya getirmek için.. Sonra bu adama "İmparator" deyince kızıyorlar.. Kızmayın efendiler, niye kızıyorsunuz.. Aylardır sallıyorlar, 3 günde "Eski Terim geri geldi.." kelamları başladı.. Sardıranlar, sallayanlar, defol git diyenler, istifaya davet edenler eski Terim'in tekrar iş başında olduğundan bahsediyor şimdi.. Bilmem kaçıncı defa..

Tebrikler Milli Takım.. Çarşamba daha çok sevineceğiz umuyorum ki..

17 Kas 2007

Efes Pilsen: 77 Beşiktaş Cola Turka: 93


Efes Pilsen'de işler uzun zamandır iyi gitmiyor.. David Blatt'in kafasındaki hücum hala işlerlik kazanmış değil ve işlerlik kazanması da zor görünüyor bana kalırsa.. Scoonie Penn'i bir türlü bu sistemin oyun kurucusu olarak göremedim, göremiyorum, ileride de göreceğimi sanmıyorum.. Ender Arslan'ın da aynı dertten mustarip olduğunu söyleyebilirim.. Onun başarılı olabildiği bir sistem de yok gerçi, neyse.. Bu hızlı oyunda savunmada daha sağlam durabilen, fizikli ve saha görüşü gelişmiş bir oyuncu çok daha fazla işine yarardı Efes Pilsen'in, Scoonie Penn bu profilden çok uzak.. Daima skorer olarak oynadığı için de takımı oynatmak üzerine kendisine biçilen bu rolü yadırgıyor.. Andre Hutson'ın da doğru bir transfer olup olmadığı konusunda hala soru işaretleri var kafamda.. Keza Loren Woods için de.. Hal böyle olunca ve Efes son yıllarda hiçbir zaman yaşamadığı kadar Türk oyuncu sıkıntısı da yaşayınca Avrupa Şampiyonu koçu getirseniz de işler iyi başlamayabiliyor.. Umarım düzelirler fakat önce Fenerbahçe Ülker, arkasından Telekom, şimdi de Beşiktaş mağlubiyetleri pek hayra alamet değil.. Büyük takımlar içinde şu an için en az taraftara sahip takım durumundalar ve içeride Beşiktaş'la oynarken taraftar yönünden eziliyorlar.. Efes için bu yönden de işler çok zor olacak ileride.. En büyük rakibi Ülker, Fenerbahçe camiasını arkasına almışken özellikle..

Beşiktaş iyi takım, hocası iyi.. Yabancıları oldukça iyi ve en önemlisi istikrarlılar.. Kaya Peker gibi her Türk takımında oynayabilecek bir yerliyi de onların üzerine ekleyince yabancıların standartlarını tutturduğu her maçta iyi oynarlar.. Ama bench'leri zayıf, onların da Türk oyuncu sıkıntıları var.. Yine de çaplarına göre oldukça iyi geliyor bana oynadıkları top.. Bugün de inanılmaz hücum ettiler.. En ufak bir zorluk yaşamadan deplasmanda 16'yı vurup döndüler Türkiye'nin lokomotifine.. 1 ya da 2 oyunculuk bir Türk takviyesi gelirse çok daha sağlam olacaklar.. Ama o zamana kadar yabancılara bağlı kalmaya devam ederler..

Mrs. Kobe


Merchandising çılgınlığı işte böyle bir şey..

16 Kas 2007

,

Euro 2008: Son Viraj


D, F, G ve kısmen A grupları rahat gibi.. B, C ve E yanıyor..

B grubunda büyük ihtimalle 2. finalistin kim olacağı İskoçya-İtalya maçıyla belirlenecek.. İskoçlar fazla güveniyorlar kendilerine, İtalya tarafı daha sinsi gibi her zamanki gibi.. Başka bir takım olsa İtalya'nın karşısında İtalya'yı daha şanslı görebilirdim ama İskoçların oyun stili ve mantalitesi İtalya'nın bu önemli ve son gibi görünen, deplasman maçında istediğini çok daha zor bir şekilde almasına neden olacak gibi geliyor.. Gerçi Fransa'nın son Ukrayna deplasmanı da pek kolay değil ama o maç her türlü alınır, bağlanır..

E grubunda Rusya hata yapmadığı takdirde İngilizler bitti gibi.. Guus Hiddink de sözkonusu olduğu vakit bu hatanın olmayacağını düşünüyorum ben de.. İsrail-Rusya maçı zaten hata yapılabilecek tek maç Rusya için, son hafta Andorra'ya gidiyorlar, 6 atıp dönecekler.. Okuduğum bir yerde İsrail'in maça yedek ağırlıklı çıkacağını gördüm.. Takımdan da birkaç isim Rusya'yla ilgili hoş açıklamalarda bulunmuş.. Rusya çıkıp alacak gibi, şu an için oran da fena değil maçta, oynayacak olanlar kaçırmasın her an kaldırabilirler.. Oraya doğru gidiyor müsabaka..

C'de biz varız.. Rüyamda 3-1 kazandığımızı gördüm, rahat da kazandık.. Hiç önem vermem bu tip şeylere ama o gün baya bi garip uyandım.. Seçilen kadronun çok farklı isimlere yer vermesi Age Hareide'ye korku verdiği gibi bana da umut verdi biraz.. Genelde bu tip maçlarda oldukça kabızız ama çok kötümser bakmıyorum.. Kesinlikle kendi takımıma bahis oynama gafletinde bulunmayacağım (Daha kazanmışlığım yok zira bu şekilde)ama zevkle ve heyecanla izleyeceğim.. Yıldıray yoksa Yusuf oynasın, forvette Semih mutlaka bulunsun, orta saha Fenerbahçe'den oluşsun.. Kaybedeceksek öyle kaybedelim..

A'da Polonya Belçika'yı yendiği takdirde iş biter, yenerler de..

14 Kas 2007

Ah Jose vah Jose


Bu Jose'nin Arsene Wenger kompleksi nolacak bilemiyorum ben.. Gerçi Wenger'in kalbi de Mourinho'ya karşı boş değil ama artık Chelsea'den ayrılmış Portekizlinin hala Arsene babaya sarmasına ben mana veremiyorum..

Goal.com'un Türkçe bölümünde okudum, yabancı medyada şöyle bir göz gezdirdim bulamadım orijinalini..Orayı kaynak alıyorum yani haberde..
Efendim neymiş kendisi Wenger'in yabancıları öne çıkarmasından rahatsızmış, kendisi Chelsea'deyken İngilizleri oynatmak için çabalamış, İngiliz futbolunu da düşünmüşmüş..Wenger'in yaptığı çok yanlışmış.. EPL'de çalışanlar İngiliz futbolunu da düşünmeliymiş..

Be güzel kardeşim senin 3 senede harcadığın 350 milyon dolarla o işler daha rahat tabi..Arsene hocanın İngiliz futbolundan çok daha geniş kapsamlı dünya futboluna getirdiklerini, kazandırdıklarını göremeyip hala olaya İngiltere penceresinden bakıp afacanlık yapmaya çalışıyorsun.. Gerçeğin sen de farkındasın ama bu içindeki kuyruk acısı her geçen gün artıyor.. Dur bakalım nereye kadar..

Bir de neymiş, kendisi Chelsea'de çok para harcamış ama Arsene Wenger sanki Henry'yi, Vieira'yı getirirken çok mu az harcamışmış.. Be adam lafını etmeden bir mali hesaplara bak, her şey ortada.. Sen 3 yılda 350 milyon dolar civarında harcadın.. Arsene Wenger o paraya 10 yıllık Arsenal kariyerinde ulaşamadı.. Sonra Wenger de çok harcadı, yapma yaa..

Chelsea sen gittikten sonra krizden kolay çıktı diye sapıtma evladım, bunlara gerenk yok..

13 Kas 2007

Serie A'dan (13.11.2007)

Cagliari Marco Giampaolo'ya kapıyı göstermiş.. Böylece Cagliari, sezon başından beri hocasını değiştiren 4. Serie A takımı olma özelliği de kazanmış olmuş.. Giampaolo da Serie A'da teknik direktörlüğün yardımcı hocalıklara benzemediğini anlamıştır sanıyorum ki, bu dişler fena öğütür adamı..

Parma Juventus önünde 2-0'ı bulup rakibini de eksik bırakmışken son yıllardaki gaspetliğini gösterip maçı 2-2 bitirmeyi başardı.. Maçı izledim ve takımı beğendim ama bu büyük gerizekalılık yaptıkları gerçeğini değiştirmiyor.. Maçta 3 kırmızı kart çıkaran hakem tamamıyla felaketmiş bu arada.. Juve'nin ve Parma'nın ilk kırmızı kartları direk hatalı.. Juventus'un son dakikalarda attığı gol de verilebilirmiş.. Juve faul verilen o golle mucizevi bir 90 dakika çıkarma fırsatını kaçırmış oldu, eh iyi de oldu..

Reggina, Renzo Ulivieri'yle 2. maçında ligde ilk galibiyetini almış oldu.. Geçen hafta da ligin flaş ekiplerinden Napoli'yle deplasmanda 1-1 berabere kalmayı başarmıştı Reggina.. Burada söylemiştim böyle olabileceğini.. Haftaya da yine içeride Cesare Prandelli'nin Fiorentina'sıyla oynuyorlar.. Güzel oran verir Reggina, denenebilir.. İyi bir sınav daha olacak Renzo baba için..

Udinese çok abuk subuk işler yapıyor bu sene.. Udine'de Napoli'den 5 yiyorlar, sonra gidip Juve, Lazio, Inter, Fiorentina gibi 4 anormal deplasmandan 10 puan çıkarıyorlar.. Tam bir bahis düşmanları oldukları gibi oynadıkları top da maçlarının belirli bölümlerinde baya bir heyecan verici olabiliyor.. En izlenesi İtalyan takımların başında geliyorlar bu sene..

Inter-Lazio ve Roma-Cagliari maçlarının tarihleri belli olmuş.. 5 Aralık 2007..

Meşhur Özçelik Aspava

Ankara'da yaşayıp da Aspava kültüründen uzak olan bir insan pek yoktur heralde.. Özellikle gece de dışarı çıkmayı sevenler için.. Benim de geç tanıştığım fakat zamanla müptelası olduğum şeylerden biri haline geldi.. Dürüm öncesi cacık ve patates ritüeli, yanında salatası, üstüne içenler için sigarası ve çayıyla şahane bir mekan bu Aspava gerçekten..

En ünlüsü Esat'taki ana caddenin üstündeki 3 tane yanyana olan dükkanlardan Yıldız Aspava olarak biliniyor.. Ben de öyle biliyordum.. Taa ki bir arkadaşım başka bir yere götürene kadar.. Esat'taki caddeden giderken bu üçlü Aspavacıları geçtikten sonra devam ediyorsunuz.. Hafif yukarıya çıkmaya başlarken bi sola dönüş var.. Ordan döndükten sonra hemen ilk sağda Meşhur Özçelik Aspava'yı görmek mümkün.. Etinin ve lavaşlarının kalitesi, patatesleri ve de servisiyle gerçekten Yıldız Aspava'ya tur bindiren bir yer burası.. İlginç bir şekilde fazla bilinmiyor ama Türkiye'nin farkında olduğu bir şeymiş.. Hürriyet gazetesinin yaptığı Türkiye'nin en iyi dürümcüleri listesine Ankara'dan giren tek mekanmış Özçelik.. Ve doğal olarak Yıldız'ın adı bu listede yok.. Yine adını hatırlamadığım bir yemek dergisinde de en iyilerden biri olarak gösterilmiş..

Aspava kültürüne bayılıyorsanız ve yolunuz sık sık o taraflara düşüyorsa denemeden dönmeyin derim..

Telefon: 0312 436 91 39

11 Kas 2007

Maçın ardından


Aklın yolu bir.. İşte son 1-2 ayın sahada hiçbir şey yapmayan Ümit Karan ve Hakan Sukur'unun çıkıp yerine sahanın her yerinde dolaşan bir Serkan Çalık'ın girmesi bu kadar değiştirebiliyor takımı.. 60'tan sonra Galatasaray oyunu rölantiye aldı, belki de yoruldu.. Hatta bu son 30 dakika Bülent Korkmaz'ın Gençleri öne çıkarması da o futbolun gitmiş olmasına neden olabilir.. Ama önemli olan ilk 60 dakika boyunca Galatasaray sistem olarak Ankaragücü maçıyla birlikte senenin en iyi toplarından birini oynadı.. Lincoln'den bile "free" bir Serkan Çalık'ın dinamizmi, Sukur/Karan ölüsünün yerine işte böyle bir fark yaratabiliyor.. Serkan iyi çocuk, olabilir de ileride ama en azından bir süre daha geri planda kalabilir.. Onun yerine girecek olan Linderoth'la birlikte Barış Özbek ve Mehmet Topal'lı orta saha önlerinde Arda-Lincoln'le çok can yakıcı olabilir, artık bunu görmesi gerekiyor Kalli'nin.. Topal'a ayrı bir parantez açmakta fayda var, bu çocukta direkmek lazım, daha 21 yaşında ve Denizli maçıyla birlikte oynadığı her maçta ışık saçıyor.. Topu kullanma yeteneği de geriden top çıkartma sorunu olan Galatasaray'da çok lazım olacak..

Sonuç? Trabzonspor'da bu şekilde modifiye edilmiş bir kadroyla Galatasaray'ın şansı olur, Kalli yine eskiye dönecek olursa Denizli'de kepaze olmuş Trabzonspor ve Ersun Yanal'dan çok ağır bir sonuçla evine döner Galatasaray.. Bu şekilde çıkarsa illa kazanacak mı peki? Hayır, ama en azından bir şansı olacak..

Bir parantezi de Kaptan Bülent için açmak istiyorum, daha ilk maçlarda böyle yapacaksa İlhan Cavcav'la da sorunlar yaşar.. Bu kafa yapısıyla da 3 yılda 7 takım falan değiştirir.. Bu kadar örnek almasın derim Lucescu'yu..

Nihayet..! Galatasaray - Gençlerbirliği

Gençlerbirliği maçı kadrosu belli oldu..

Orkun - Balta, Song, Servet, Uğur - Arda, Lincoln, Topal, Barış - Serkan, Nonda

Burda uzun zamandır söylediğim gibi, tam hayalimdeki kadro değil ama ona yakın.. Serkan 2. forvet gibi oynayacak büyük ihtimalle ama topla oynayabilmesi büyük avantaj.. Kanatlara gidip hem rakibi açmaya yardımcı olacak, hem de Karan ve Sukur'den 2 kat fazla faydalı olacaktır savunmaya.. Belki bir orta saha gibi de düşünülüyor olabilir, onu maç başlayınca göreceğiz.. Ama kadro güzel.. İzlemeyi düşünmüyordum, kadroyu duyunca bi şevk geldi aniden.. Son 1 ayın en iyi topunu bekliyorum Galatasaray'dan bugün, bakalım, kısfmet..

İtalya'da yine kavga: 1 ölü

İtalya yine karışmış, ben anlamıyorum bu adamları.. Inter-Lazio maçı oynanacak ama Juve taraftarlarıyla Lazio taraftarları birbirine giriyor ve 1 ölü çıkıyor arbededen.. Anladığım kadarıyla Parma deplasmanına giden Juve taraftarlarıyla Inter deplasmanına giden Lazio taraftarları bir dinlenme tesisinde karşılaşıyorlar.. Tesisin adı "Badia Al Pino".. Noluyorsa oluyor ve Gabriel Sandri adındaki bir İtalyan çıkan çatışmada hayatını kaybediyor.. Bir yerde myspace profilini gördüm adamın, belli bir piyasası olan bir kişiymiş İtalya'da, müzikle uğraşıyor gibi anladım.. Neyse.. İlk okuduğum haberlerde aslında polisin araya girmesiyle polisin birinden çıkan kurşun sonucu hayatını kaybetmiş Sandri şeklinde bi şeyler okumuştum fakat İtalyan bir polis amirinin açıklamasında tamamen başka şeyler vardı, cinayeti işleyen en kısa zamanda bulunacak falan demiş eleman.. Bu arada kaza kurşunu diyenler de var.. Vallahi Serie A yine birbirine girer 15 gün..

Lazio başkanı bu ortamda maça çıkmak istememiş, haklı olarak.. Moratti de kabul etmiş.. Inter-Lazio iptal.. Diğer maçlar da 10 dakika geç başlamış bu olay yüzünden.. Atalanta-Milan maçı da bazı olaylardan iptal..

9 Kas 2007

Arsene Wenger


Çok açık ve net, kendisi benim için gelmiş geçmiş, gördüğüm, izlediğim en büyük hoca.. Hastası olmadığım hiçbir şeyi yok.. Kendisiyle ilgili yazdığım yazının linkini de burda vermeyi uygun buluyorum o nedenle..
Sevgi, saygı Fransız baba.. Benim için her zaman tek olacaksın..

Beckham dönüyor


David Beckham Steve McClaren kendini bilmezi tarafından Avusturya ve Hırvatistan'a karşı yapılacak maçlar için nihayet kadroya alınıyor.. Uzun bir inatlaşma sonrasında Rusya'ya karşı alınan mağlubiyetle paçalarından iyice akıtmaya başlayan Steve kardeş Amerika'ya gidip Beckham'ın son durumu hakkında bilgi almış takımı açıklamadan önce.. Eee Allah'ın sopası yok.. Artık Beckham bile kurtaramaz Stevie'yi..

7 Kas 2007

Tebrikler Fenerbahçe

Bu yazıyı maçın devre arasında yazıyorum, ikinci yarı PSV 3 gol atsa bile görüşlerim değişmeyecek.. Zaten böyle bir şeyin mümkün olacağını da sanmıyorum ya.. Neyse, ben hayatımda 1996-2000 yılları arasındaki Galatasaray dışında Avrupa'da bu kadar nitelikli top oynayan bir Türk takımı görmemiştim.. Avrupa'da çok başarılı olan önceki Galatasaray'lar da dahildir buna.. Bunu ne kadar götürebileceklerini merak etmekle birlikte 4-4-1-1 gibi defansif görünen bir sistemle ne kadar tempolu ve baskılı bir futbol oynanabileceğini gösteren Zico'nun da bazılarına örnek olmasını diliyorum..

Avrupa'dan (07.11.07)

Barcelona ikinci başkanı Ferrán Soriento Ronaldinho'nun Barcelona'da kalacağını açıklamış.. Altını ısrarla çiziyormuş ki ne kendileri Ronaldinho'yu satmak niyetindelermiş, ne de Ronaldinho'nun ayrılmak gibi bir isteği varmış.. Chelsea uza git demiş yani, bakalım ne kadar gidecek bu haber..

Everton hasta olduğum forveti Andrew Johnson'la olan sözleşmesini 2012 yılına kadar uzatmış.. İyi karar..

2 mağlubiyetle hoca kellesi almaya çalışanlar sadece Türkiye'de değil.. İngiltere'de Newcastle United güzel girdiği ligde son 2 hafta puan alamayınca ve de özellikle içerde Portsmouth'tan 4 tane alınca Sam Allardyce'la ilgili dedikodular da başladı.. Neyse ki başkan Chris Mort hocanın arkasındayız, kendisinin işi güvende demiş.. İnşallah Yıldırım Demirören'in İngiltere şubesi değildir Mort..

Dimitar Berbatov'un pederi güya oğlunun Tottenham'dan ayrılmak istediğini açıklamış.. Ayrıntı pek yok, burada da nedense bir Sermet Şükür kokusu aldım..

Eurosport'un "Premier League 2007-2008'in en kötü transferi" anketinde Tuncay Şanlı Claudio Cacapa'yla kafa kafaya gidiyor, üzücü..

Carlo Ancelotti geçtiğimiz günlerde Milan'daki 6. senesini doldurmuş, daha uzun yıllar kalmak istiyormuş.. Fazla hayal kurmasın derim..

Claudio Ranieri Inter Milan'la 1-1 berabere kaldıkları maç sonrası oyuncularını çok beğendiğini söylemiş.. Ben sanırım başka maç izledim, içeride Inter'le oynayıp 1-1 berabere kaldılar, Inter dolu pozisyon harcadı ve Ranieri'ye göre bu iyi iş.. Klasik loser Ranieri açıklaması, komik adam vesselam..

5 Kas 2007

Ulivieri Reggina'da


Haber aslında eski, Kasım'ın ilk günü düştü piyasalara.. Amacım da zaten bu haberi size vermek değil.. Renzo baba İtalyan hocalar içinde sevdiğim, saydığım şahsiyetlerden biridir.. Parma'da kısa da olsa yaptığı hocalık da etken tabi bunda.. Bizdeki kariyeri pek uzun değildi ama ben memnundum kendisinden, pek kısa kaldı.. Zaten kendisinin genel kariyeri de bir takımda öyle büyük bir istikrar yakalamadan, çoğu diğer İtalyan hocalar gibi fazlaca takım değiştiren bir yapı gösterdi.. 41 yıllık teknik direktörlük kariyerinin 19. profesyonel takımı olacak Reggina..

Benim kendisiyle ilgili hatırladığım en güzel şey ise Arrigo Sacchi'ye verdiği ayardı.. 2000'lerin başında Parma'nın başına gelen efsane Sacchi daha bir maça çıkmadan bu stresi artık kaldıramıyorum diye takımın başından ayrılınca (Birkaç sene sonra genel direktör olarak takıma geri dönmüştü) Renzo Ulivieri başa gelmişti.. Renzo babaya Arrigo Sacchi'nin stres yüzünden takımdan ayrılmasıyla ilgili soru sorulduğunda kendisi: (Hatırladığım kadarıyla, yaklaşık olarak...) "Stres bizim meslekte var olabilecek bir şey değil. Herhangi bir fabrikada ya da madenlerde işçilik yapan geçim sıkıntısı yaşayan insanların hayatında stres olabilir fakat bu paraların döndüğü, para içinde yüzdüğümüz bu dalda stres diye bir şeyi kabul etmem mümkün değil.." demişti.. Kral adamdır yani Renzo, Reggina'da da başarılı olacağını düşünüyorum.. Hatta çok ilginç bir hücum futboluyla öne çıkabilir ilerleyen haftalarda Reggina.. Takipteyiz eski Parmalıyı..

NBA Türkiye Kasım


Kasım sayısı bayilerde.. Minnesota Timberwolves'un Türkiye'ye gelişi sonrasında Al Jefferson'dan Ricky Davis'e, Randy Foye'dan, Corey Brewer'a birçok oyuncu röportajı dergide.. Dr. J, Clyde the Glide gibi NBA efsaneleriyle ve David Stern'le yapılan röportajlar da cabası.. NBA yeni sezon öncesi 30 takımı değerlendiren bir preview bölümü de ayrıca bulunuyor bu sayıda.. Güzel oldu yani..


4 Kas 2007

Kalli hoca değil


Feldkamp'a notumu vereli çok oluyor aslında.. Komedi disiplin anlayışının üstüne bir türlü düzeltemediği feci sistemci kafası sonrası kendisiyle ve Galatasaray'ın geleceğiyle ilgili karamsarlıklarım uzun süredir mevcut.. Ama özellikle şu Antep deplasmanına çıkardığı 11 artık son umutlarımı da bitirmiş durumda.. Nonda ve Karan'dan oluşan forvetin arkasına Volkan Yaman, Lincoln, Bouzid ve Arda orta saha dörtlüsünü koyan adam için daha ne düşünmeliyim bilemiyorum.. Bu köhne 4-3-1-2 yanıltmacasındaki 4-1-3-2'de defansif orta saha olarak Bouzid, sol açık/iç olarak Volkan, sağ açık/iç olarak da Arda'yı tercih eden adamın futbola dair ortaya bir şeyler koyarak puan kazanma şansı yoktu, olmadı da.. Bariz bir ofsayt golüyle alınan son dakika puanı yine Feldkamp'ın bu hafta içinde konuşulmasını engelleyecektir ama Galatasaray'ın bu kafa yapısıyla geleceği gelecek değildir.. Bu berbat sistem ve tertiple Lincoln'ü küstürüp adamı rezil etmekten başka hiçbir şey kazanamaz Galatasaray.. Tekrar etmekte fayda görüyorum, biri Kalli'ye 1980'lerde değil de 2007'de yaşadığımızı ve top oynadığımızı hatırlatmak zorunda..

,

Ultras Boys



Bizim çocuklar..

,

Arsenal - Manchester United


Maçın ilk 45 dakikasının tamamını ikinci yarısının da yarısını bölük pörçük izleyebildim, güzelim son 10 dakikayı da kaçırdım.. Yazık oldu.. Derinlemesine bir analiz yapmak istemiyorum bu nedenle ama Arsenal'i bu sene izlediğim 4. maçında da çok beğendiğimi söyleyemeyeceğim.. Aksine, Manchester United'ın da çıktığı 11'e göre beklediğimden iyi oynadığını gördüm..

Arsenal'in eline gelen iyi bir fırsattı bu, geçen hafta deplasmandaki Pool beraberliğinden sonra bu maçı alıp arayı iyice açma şansı vardı, pek iyi değerlendiremediler.. Çok iyi oynayıp puan kaybedilseydi böyle yazmazdım belki ama o iştahı göremedim.. Şans mıdır başka bir şey midir bilemiyorum ama bu sene Arsenal'i ne zaman izlesem (Fox Türkiye'ye selamlar) vasat top oynuyorlar.. Liverpool'a karşı erken yedikleri golle maçın genelinde bir üstünlükleri vardı ama o maçı da berabereyken görmeyi daha çok isterdim şahsen..

Takım bu sene çok genç.. Muhakkak düşüşe geçiş olacaktır.. Puan kayıplarının fazlalaştığı bölümlerdeki kredi çok önemli Gunners'ın geleceği için.. Bu maç o krediyi alma maçıydı, değerlendirilemedi.. Bir de Chelsea önünde izlemek lazım, sanırım Arsenal'in bu sene ne olacağını en iyi gösteren maç o olacak..

Yani, ne kötü ne iyi oldu sonuç Arsenal açısından.. Alex Ferguson da çok mutsuz ayrılmamıştır sanıyorum Ashburton Grove'dan.. (Bu arada afacan İskoç'un ilk yarıda sarı kartı olan Patrice Evra'nın sertçe yaptığı bir faulden sonra haklı faule kızıp 4. hakem vasıtasıyla Howard Webb'i etkisi altına alışı Futbol Fakültelerinde ders olarak okutulmalı, hakemin haklı kararıyla hakem nasıl etkilenir pek güzel gösterdi, gülümsetti..)

3 Kas 2007

Güzel icat


Her kimin buluşuysa bu Sopcast ve türevi programlar büyük dua alıyordur heralde.. İstediğimiz futbol maçını izlememizi sağladığı gibi bu Sopcast asıl güzelliğini NBA'de gösteriyor.. Futbolda seçeneğimiz oldukça fazla, hemen hemen bütün maçları da kanallar gösteriyor.. NBA'deyse durum farklı, her gün tek maç var NBA TV'de, bu da bizim seçimimizde değil.. İşte Sopcast yaklaşık 250 gün boyunca kusursuz bir NBA ziyafeti sunmayı başarıyor.. MyP2P sayesinde de her aktiviteyi takip edebiliyoruz.. Yalnız bu gece Telekom'un işi midir bilmiyorum önce Sopcast'te sorun çıktı, daha sonra da MyP2P açılmamaya başladı.. Yasakçı zihniyet sanıyorum burada da piyasada.. Çözümüyse gayet basit bu sorunun.. DNS ayarlarından 1'e 4.2.2.1, 2'ye 4.2.2.2 girerek siteyi ve programı tekrar kullanışlı hale getirmek mümkün..

2 Kas 2007

2 Kasım 2007 NBA Programı

Boston Celtics-Washington Wizards 204.5 over

Aslında Celtics'in bu sene kontrollü oynayıp 3 tane yıldızına rağmen savunmaya öncelik vereceğini düşünüyorum ama ilk maç olması dolayısıyla ve sayı marjını da güzel gördüğüm için maçın over'a gideceğini düşünüyorum.. Wizards'ın sayı canavarlarına karşı KG-PP-Ray Allen üçlüsünün dizginleri bırakıp kopma ihtimali hayli fazla.. 210'un bile üstüne çıkabilecek bir maç.. Sene ortasında olsa belki başka türlü düşünülebilirdi ama ilk maç için denemeye değecek bir sayı.

Los Angeles Clippers - Golden State Warriors 208.5 over

Elton Brand'in yokluğunda Clippers'ın front court savunması iyice düşüyor.. Golden State'in atletleri için gayet yumuşak bir karınları var bu açıdan.. Golden State'in rahat sayı bulup fazlaca yemesi muhtemel.. Aslında 2.15'ten Warriors da güzel görünüyor ama Mobley-Maggette'nin ilk maçta neler yapabileceğini kestiremediğimden over daha akla uygun geliyor.. Clippers bu sene kısalarıyla geçen seneden daha çok atıp daha çok yiyecekler.. İçinde Warriors bulunan bir maçta 208.5 güzel bir marj..

Chicago Bulls - Philadelphia 76'ers / Chicago 1.19

Philly doğunun en kötü kadrolarından, Chicago ise en güçlü.. İçeride rahat bir şekilde götüreceklerini düşünüyorum..

Minnesota Timberwolves - Denver Nuggets / Denver 1.19

Aslında Minnesota'nın genç kadrosunun bu sene bazı takımların başına çoraplar öreceğini düşünsem de bunun en azından bu gece Denver'a karşı gerçekleşmeyeceğini sanıyorum.. Denver sağlam front court'uyla son zamanlarda ilk defa bu kadar hazır giriyor lige.. Almaları lazım..

Orlando Magic - Detroit Pistons / Orlando 1.65

Richard Hamilton var mı yok mu hala belli değil, questionable olarak görünüyor her yerde ama oynadığı takdirde bile Orlando'nun yeni gazıyla içeride maçı alacağını düşünüyorum.. Rasheed Wallace'tan başka uzunu olmayan Detroit pota altı Dwight kardeşim için fazla uygun ilk maçlarda.. Rip'in oynamama ihtimalini de düşününce oran fazla iyi..

New Jersey Nets - Toronto Raptors / New Jersey 1.62

Jeffy ilk maçla pek formda girdi, Kidd-Vince-Jeffy'nin yanında bu sene pota altında da geçmiş senelere göre daha iyiler.. Toronto'nun hücuma yönelik sistemine karşı savunmacı ve içerdeki etkili oyunlarıyla bu yüksek orandan iyi bir tercih gibiler geliyor bana..

Toplam oran: 14.10

Hayırlı olsun..

Edit: Ağır dağıldık, sahasında Toronto'dan 40 yiyen Nets'e de, Philly'ye yenilen Bulls'a da kafam girsin.. Demek ki oturana kadar ortalık sakin olmak lazım.. Geçmiş olsun..

Lassana Diarra

Lassana kardeş soyadlarının telaffuzu sakıncalı olan bu Diarra'lar ailesi içinde en teknik, topla en yumuşak olan oyuncudur heralde.. Üstünde durulması gereken bir oyuncu olarak düşündüğümden dolayıdır ki Arsenal'e transferinde özellikle Arsene Wenger'in eline düştüğü için de sevinmiştim.. Bu sevimli fırlama da Arsenal'e transfer olduğu için çok mutlu olduğunu, Jose Mourinho'yla mevki konusunda bir türlü anlaşamadığını, kendisinden sağ bek değil, orta saha oyuncusu olacağını falan söylemişti.. Eyvallah deyip hak vermiştim.. Ama ilginçtir ki geçen gece Valencia-Real Madrid maçının arasında gözucuyla izlediğim Carling Cup maçında, Sheffield United'a karşı sağ bek oynadığını gördüm, üzüldüm.. Yine alıp gitmeye, al verlerle güzel şeyler yapmaya çalışıyordu ama bilemiyorum artık.. Tek maçlık bir olay mıdır yoksa Wenger'le olan muhabbeti de bu sağ bek-defansif orta saha çekişmesi etrafında mı şekillenecek ileride göreceğiz.. Tek şanssızlığı takımın en çok çeşitliliğe sahip pozisyonunun üstüne transfer edilmesi..

Bahsedeğer R.I.P.


Uzun zamandır bahis oynarım, şu ülke hatta dünya Bahsedeğer.com gibi bir bahis sitesi görmedi derim hep.. Bahis sitelerinde, forumlarında her şirket mutlaka şikayet alır.. Bunların önemli bir kısmının rakip firmalar tarafından ortama sokulan mallar olduğunu da herkes bilir.. Bahsedeğer ilginç bir şekilde, bahis dünyasında kendisiyle ilgili bir şikayet okumadığım, duymadığım tek şirket olma özelliğini sürdürüyordu.. Sitenin görseli, çalışanlarının gösterdiği nezaket, bahis çeşitliliği (o NBA özel bahislerini unutmak mümkün mü?) 10 numara bir siteydi.. Ne oldu peki? İddaa yüzünden çıkartılan yasadan sonra korkup işi bırakmayı uygun gördüler.. Tamamen Türkiye için kurulmuş bir şirket olduğu için de yurtdışında çalışmıyorlar ne yazık ki.. O gittiğinden beri bahis eskisi gibi zevkli değil Türkiye'de..

Ama bu zorlamaya rağmen iddaa'ya yönlendirebiliyorlar mı insanları? Belki korkak olan bir kısmı, ama kurt bahis oyuncuları hala netten oynamanın bir yolunu buluyor.. Zira oluşan zor şartlar çok çabuk çözülüyor bu alemde.. Eğer ciddi bir bahisçi olacaksanız size burdan bir tavsiye yapmakta sakınca görmüyorum.. İddaa'yı oynamayın, oynatmayın.. İsmini vermek istemediğim ama azıcık bir araştırmayla bulabileceğiniz çok güzel, kazançlı siteler hala mevcut etrafta.. Biz vergi veriyoruz, oranları düşük tutmalıyız aymazlığıyla insanları kekleyebileceğini sanan adamlara para kazandırmamak lazım derim ben.. Önce bir dürüst olmayı öğrensinler, dışarıda 1.15 olan maçlara 1.02 vermekten vazgeçsinler, ondan sonra hep beraber düşünürüz..

Bu arada bu geceden itibaren günlük NBA bahis programına sanırım başlayabileceğim.. Hadi hayırlısı..

Arda'nın yolu yol değil.. Peki Serdar Özkan'ınki?


İngilizce bir kelime olmasına rağmen şu spor dünyasında en sevdiğim kelimelerden biridir "overrated".. Piyasada futbolcusu, basketbolcusu o kadar fazla abartılmış adam var ki bunları kısa bir şekilde niteleyen bu ecnebi kelimeye bayılıyorum.. Bir de karşılığı olan "underrated" var tabii, bu overrated'lar kadar çok olmasa da etrafta onlardan da bulabilirsiniz, ama adı üstünde bunlar konuşulur, underrated'lardan pek bahsedilmez..

Neyse, overrated listemin Türkiye'deki en büyük temsilcisi konumuna gelen adam maalesef Arda Turan olmaya başladı.. Yetenekleri bir efsane olma yolunda ilerliyor bu genç adamın.. Tamam, gerçekten topla birlikte efsane şeyler yapabiliyor maç içinde ama başka verdiği bir şey var mı takıma? Bakıyorum, pek yok.. Geçen sene 14-15 ay önce piyasaya çıktığı Mlada Boleslav maçından beri şöyle çıkıp aldığı bir maç var mı? Düşünüyorum, bulamıyorum.. Bu 14-15 ay içinde ligde ve Avrupa'da kaç asist yapmış, kaç gol atmış? Sonuçlar pek iç açıcı değil.. Evet naturel pozisyonunun orta sahanın ortası, daha doğrusu "supporter" olduğunun farkındayım ve uzun süre de böyle savundum kendisini ama televizyonda "Kendini en çok nerede rahat hissediyorsun?" sorusuna verdiği sol kanatta yanıtından beri bu konuda da fikir beyan edemez konuma geldim..

İşin en kötüsü, kendisine en çok kızdığım konu 20 yaşındaki bu adamın 35 dakikalık kondüsyonunun olması.. Genç futbolcu nedir? Takıma dinamizm getirir değil mi? Arda Turan söz konusu oldu mu takımın sanki yaşında, ağırlığında, güçsüzlüğünde bir artış oluyor.. Bazı Galatasaray forumlarında Galatasaray'ın hocalarının Arda konusunda rotasyon yapması gerektiği, Arda'nın dinlendirilmesi gerektiği konuşuluyor, aklım duruyor.. Yahu bu çocuğu bu yaşta dinlendirmeye başlarsan 27-28 yaşından sonra ne olacak? Onu düşünen yok..

Galatasaray sitelerini, forumlarını takip edenler farkındadır, devamlı Arda'yı şu gece kulübünde, bu asortik mekanda gördüm haberleri gelir.. Hatta Hakan Sukur'un de bu konularda kendisine sağlam bir fırça çektiğini duydum, geçen gün cumhuriyet resepsiyonunda ikisini sarmaş dolaş görünce aklıma o geldi, rahatladım biraz.. Sezon öncesi tatilde teknede bir bayanla fotoğrafları çıktığında çok eleştirilmişti Arda.. O zaman eleştirilmesi ne kadar yanlışsa, futbol sezonunda yaptığı bu cinliklerin eleştirilmemesi, görmezden gelinmesi de bir o kadar yanlış.. Tekrar diyorum yahu, 20 yaşındaki bir adamın 35 dakikalık kondüsyonu olur mu? Oluyormuş.. Maçlarda öyle bir yerlerde sürünüyor ki kendini yere atmakla, hakemi yanıltmaya çalışmakla itham ediliyor çoğu zaman.. Halbuki onların çoğu güçsüzlükten..

Bir Arda Turan'a bakıyorum, bir de Beşiktaş'taki Serdar Özkan'a.. Günümüz futbolu içinde Arda Turan'ın şu anda daha iyi futbolcu olduğunu söyleyenin futbol bilgisinden şüphe duyarım ben, ama sorsan Beşiktaşlıların bile çoğu Arda cevabını verir bu karşılaştırmaya.. Genç futbolculuk kavramıyla ilgili Arda'da neleri göremiyorsam Serdar Özkan'da vücut bulduğunu görüyorum o özelliklerin.. Dakika 90 olduğunda 50 metre depara kalkıp deli danalar gibi koşturma var.. Çok daha güçlü olduğundan dolayı sıklıkla sağ bekin yanına gelip yardımlaşma var, pres gücü var.. Evet, belki yetenekleri Arda kadar değil ama yeteneklerinin fizik kondüsyonlarıyla birleşmiş halleriyle Serdar Özkan çok daha olmuş bir futbolcu.. Kaldı ki biri sol açık, biri sağ açık oynuyor.. Ama topla beraber daha yeteneksiz dediğim Serdar Özkan Arda'dan 3 kat daha iyi orta yaptığı gibi toplara da çok daha iyi vuruyor.. Ama Arda her maç alır topu 2 adamı dizer çekirdek yer gibi, daha iyi futbolcu olur Türkiye'de..

Dur bakalım bu gaz nereye kadar devam edecek.. Bu kafayla ileride patladığı zaman Galatasaray taraftarı arasında da büyük bir patlama görüyorum lakin, umuyorum olmaz..

1 Kas 2007

Sandviçler, kolalar hazır..

Efendim bu blog'un açılma nedeni, belki ekşi sözlük'teki başlıktan takip eden olmuştur, tamamen Aceto Balsamico'nun güzelliğinden alınan gazdır.. O şahane blog'un onda biri olma gibi bir iddiası yoktur.. Futbol haberciliğinde şahane bir iş yapan Aceto abimizin kulvarına girme gibi bir amacı da bulunmamaktadır bunun yanında.. Sadece son zamanlarda gerek kendi isteğim, gerekse iş gereği NBA'e fazla dalmam sonucunda futbol yazılarında paslanmayalım mantığıyla oluşturulmuştur.. Bu nedenlerle ve kendi stilimden dolayı haberden çok yorum ağırlıklı bir mekan olacaktır..

Birebir konuşmamama rağmen blog'un isim babası LakersTR.com'daki köşeme de ismini veren Orkun Çolakoğlu'dur.. Blog'un adını 'Staples Büfe'nin futboldaki tezahürü olarak seçmeyi uygun buldum bu anlamda..

Burada neler olacak peki? Ağırlıklı olarak futbol yazmaya çalışmakla birlikte pek tabii ki basketbola, hatta tenise, snooker'a, ota ve boka sarmaya çalışacağım.. Ayrıca kafamda özellikle perşembe ve cuma günleri gibi haftalık bahis programları hazırlamak gibi bir düşüncem de var, zaman bulabilirsem bahisçilere de hitap etmek isterim.. Hatta ve hatta her gece NBA maçlarına bile program çıkartmayı düşünebilirim ileride, hepsi buraya ayırabileceğim zamanımla doğru orantılı olarak şekillenecek ilerleyen günlerde.. Ne kadar sürekli olabilirim, ne kadar güncelleyebilirim şu anda kestiremiyorum ama en azından düzenli bir şekilde, öyle büyük aralar vermeden yapacağım sanırım bir şeyler..

Bu arada ilerleyen günlerde Turksportal çatısı altında aylar, hatta yıllardır planladığımız bir siteyle de karşınıza çıkabiliriz, bununla ilgili de gelişmeler olduğu takdirde buradan açıklama yapacağım.. Turksportal demişken Football Manager'sız bir Parma Maniac blogundan bahsedemeyeceğimizin altını çizmenin de bir gereğini görmüyorum, onu da belirtmek isterim elbette..

Önemli not: Futbol konularında Galatasaray, Parma, Arsenal gibi takımlara iltimas geçildiğini görürseniz (Taraf tutma anlamında değil, yazı adedi bakımından) lütfen kızmayınız, mazur görünüz ehue..

Blogger tarafından desteklenmektedir.