6 Kas 2009

,

Dinamo Bükreş 0-3 Galatasaray


Maça başlanan kadro Sivas maçının uzantısı ve 2 hafta daha sürecek Keita'sızlık üzerinden de değerlendirilebilir, Rijkaard'ın kırmızı gören oyuncularına verdiği "akıllı olun" uyarısıyla da.. Gerçek nedeni bilmek için kafasına girmek gerek.. Sivas maçından sonra şu an için daha önemli bir periyoda girilen lig serüveninde Diyarbakır deplasmanında da aynı kadroyu ve benzer bir yapıyı bekliyordum.. Bunu beklerken bu maçta en azından Keita'nın oyuncu dinlendirme amacıyla sahaya çıkmasını da umuyordum ama.. Sivas maçında merkezde iyi oyun ortaya koyan oyuncuları bozmak istememiş Rijkaard.. Ayhan'ın kulübeden çıkamaması da muhtemelen bununla alakalı..

Sadece bu sezon için ya da 3-4 yıllık planlar dahilinde Galatasaray'ın bir yol haritası varsa eğer, bu akşam oynanan Dinamo Bükreş maçı o haritanın en önemli çizgilerinden birini oluşturacak.. Türk futbolu uzun zamandır ilk defa böyle oya gibi bir 4-3-3 gördü.. 4-4-1-1'i, 4-5-1'i ve 4-3-3'ü aynı görüp yorumlayan insanlara hiçbir şey söyleyemiyorsunuz, öyle bir hakkınız yok zira futbolda.. Burada çokça tekrarladığım, defalarca altını çizmeye çalıştığım bir konu bu.. Ama işte bir de o 'gerçek' 4-4-1-1'ler, o gerçek '4-3-3'ler var.. Bugün 90 dakikanın tamamında oyun setlerini, hücum girişimlerini o gerçek 4-3-3'ün ışığında gerçekleştiren, oyunu merkezde ele geçirip alınan bütün topları kenarlara kademe kademe yayarak setleştirmeye çalışan bir takım vardı sahada.. Özellikle 65. dakikada Topal'ın ters bir topla başlayan bir hücum vardı, direkt olarak net bir 4-3-3 hücumudur.. Bugün sayısız denemesi oldu bu şekilde Galatasaray'ın.. Rijkaard geldiği zaman heveslendiğim konu bu sistem özelinde bu hücumları, bu varyasyonları görmekti.. Bu iş tek maçlık mıdır, devamı hangi kadro yapısıyla, hangi oyuncu tercihleriyle gelir ya da gelmez bunu görmek için zaman gerek.. Şimdilik bu bile keyiflendirmek için yeterli..

Bir Arda/Elano-Barış değişiminin oyun düzenini bu kadar etkilemesi çok önemli.. Sivas maçında da bu takım vardı, ama bu hücum setleri bu derece baskın değildi.. Galatasaray iki senedir topları supporter'da toplayıp oradan dağıtıyordu.. Oradaki oyuncunun tekniği ve oyun zekasının artıları, o yaratıcılığı gösterebilmesi için topu ayağında tutmasıyla nötrleniyordu.. Bu üçlüyle Galatasaray'ın hücumları farklılaşıyor.. İlk hedef topu kimsenin ayağına yapıştırmadan merkezde bol pas yaparak örgüler oluşturarak açık/forvetlerle ve beklerle pas bağlantılarını kurup oyunu kenarlara yıkmak.. Bunun için gerekli olan 3 tane defansif oyuncu mudur peki? Değildir.. Ama bu yapıyı oluşturmak için bu üçlünün arasında top tutup öne çıkmayacak, yaratıcılığını devamlı olarak göstermeye çalışmayacak bir oyuncunun olmaması şarttır.. Peki bu düzenin devam etmesi gerekli midir? Sadece Sivas ve Bükreş maçları üzerinden cevaplanabilecek bir soru değil bu.. Galatasaray'ın böyle üç içle oynamasının ortaya çıkardığı doğal bir sonuç Arda, Kewell, Keita ve Elano dörtlüsünden ikisinin yedek kalması anlamına gelir ki bu bonservislerin, bu yıllık ücretlerin verildiği bir ortamda çok da mümkün görünmüyor bu.. Bu iki maçta ortaya çıkan artıların, bu merkez oyuncularının üretim azlığıyla birlikte zorluk derecesi daha yüksek maçlarda yaratacağı sıkıntılar da ayrıca gelir öne.. İki iyi maç tek başlarına hiçbir şey ifade etmez futbolda.. Yetenekleri dışlamak da bütün bunların ışığında imkansız.. Ama sistem içinde evrilmelerini beklemek, takıma uyumlarına şahit olmak da rahatlıkla bekleyebileceğimiz durumlar..

Attığı golü atılmamış say, Topal'ın tandemin önünde oynadığı oyun ve pas bağlantılarındaki rolü mükemmele yakın.. Sakatlık sonrasında formunu buluyor olması sevindirici ama 2 hafta sonra tekrar sakatlanmayacağını kimse söyleyemiyor, önemli olan durum budur Topal'la ilgili.. Sarp ilk iki golde aktif.. Değişen sistemler, optimizasyon farklılıkları, aynı sistem içinde verilen farklı roller.. Arada aksasa da bir türlü düşmüyor yere, sürekli ayakta.. Transfer edilmemiş olsaydı şu anda çok farklı bir konumda olabilirdi Galatasaray.. Takım içi değerini çok daha fazla yükseltiyor bu.. Barış'ı her zaman beğeniyoruz.. Üçlünün en ileri çıkan oyuncusu olarak hücum hattındaki prese yaptığı katkılar deplasmandaki bu dominasyonda birinci dereceden pay sahibi.. Bu üçlünün hücumdaki temiz ve çabuk pasları ise, gösterdikleri birliktelikse sistemi sistem yapan, soyunma odasında ya da antrenmanlarda konuşulanların sahaya böyle güzel yansımasının asıl nedenleri..

Sistemle ilgili söylenmesi gereken çok şey var ama bazı şeyler sonraya kalsın.. Romen takımları iyi dönemlerinde bile sıkıcı top oynarlar, sahadaki oyunu da olumsuz anlamda etkilerler.. Böyle bir deplasmanda, seyirci de yokken izlemeye giderken kafamda pozitif düşünceler yoktu.. Bu atmosfersizlikte sahaya yansıyanlar ise beklenmeyecek derecede güzeldi.. 7 sene boyunca Avrupa'da yokları oynadıktan sonra geçen senenin başından itibaren ülke sınırları dışında bambaşka bir Galatasaray var artık.. 15 aydır Avrupa deplasmanlarında yenilmiyor bu takım.. 2008/2009 sezonuna dair benim için çok özel bir maç vardır.. Geçen sene için son 5 yılın açık ara en iyi futbolu dediğim Sami Yen'deki Olympiakos maçı geçen seneden bazı şeylerin habercisi, Canaydın'la artık unutulması gereken bir duraklama dönemine giren Galatasaray'ın yeni bir miladıdır benim için.. O müthiş 90 dakikayı son dakikadaki bir kafa vuruşuyla 1 puanla tamamlayabilirdi takım, ki zerre önemi yoktu.. Benim Frank Rijkaard'dan bu sezonki en büyük beklentilerimden biri, spesifik başarılardan ziyade o Olympiakos maçı performansını bir kademe daha üste taşımasıdır mesela.. Şu ana kadar göremedik ama normali bu zaten, daha zamanı da var.. Öylesine önemli görürürüm 1-0'lık o maçı.. Bu akşamki Dinamo Bükreş maçı da gösterdikleriyle, takım ve sistem potansiyeline dair saptamalarıyla, zor bir maçtaki eğlencesi ve baskınlığıyla benzer şekilde çok önemli bir müsabakadır.. Sezon için yeni bir başlangıç, yeni bir farkındalık yaratması kişisel bir umut olarak bu gece itibarıyla tarihime geçti.. Sonrası, meraklı bir bekleyiş.. Serkan Çalık'ın golüyle kazanılan Trabzonspor maçının başlığına benzer bir şekilde bitireyim: Tek forvet iyidir, 4-3-3 güzel sistemdir..

11 YORUM:

Serhat dedi ki...

Keita'nın 1 maç cezası kalmadı mı?
Sivas ve Buca maçlarıyla 2 oldu.

pi dedi ki...

Tardini, Keita neden iki maç daha olmayacak? Buca ve Sivas maçlarından sonra Diyarbakır'da tamamlamayacak mı cezasını?

Ben de bu sene Keita'ya taktım sanırım :)

Atilla Çelik dedi ki...

Galatasaray iki maçtır tam bir takım örgüsünde oynuyor ve takım savunmasına dair önemli gelişmeler dikkatlerden kaçmıyor. Rijkaard hamlelerini yavaş yavaş oturtuyor gibi. Son iki maçı çok dikkatli takip etmek gerekiyor bence.

http://kayipzamaninpesinde.blogspot.com/2009/11/dinamo-bukres-galatasaray-futbolun.html

CaRtMaNtR dedi ki...

Elano EPL'de mücadeleye alışmış olduğundan devre arasında kondüsyon olarak kendini daha üst seviyeye çekebilirse tek pasları ve ters tarafa isabetli toplarının yanına orta 3lüde oynayacak ısırganlığı ekleyebilirki buda takımın şu anda oynamaya çalıştığı sistemde çok yararlı olur hatta sağlıklı bir linderoth ile beraber Mehmet Topal'ın önünde savunmada sağlam durup hücumdada takımın opsiyonlarını maksimize edebilirler.

Elbette bunlar şu aşamada hep olabilir denebilecek şeyler şu ana bakarsak bence Ayhan'ın yerine ileri geri hareketlenmesi iyi olan ve Box To Box oynamayı ziyadesiyle kaldırabilecek bir yapısı olan Barışı monte etmeye çalışmak gerekir. Özellikle kendi teknik kapasitesinin üstünde işlere kalkışmayıp basit oynayabilirse oda Sabri gibi bir anda patlama yapabilecek alt yapıya sahip bir oyuncu.

Birde eğer tam olarak iyileşmiş ise maç kondüsyonu kazanmış bir Serkan Çalık hem hücüm 3lüsüne farklı bir renk getirir hemde Baros'suz dönemde takıma skor anlamında faydalı olabilir.

Adsız dedi ki...

gazetelerde tvde bazıları dinamoya zayıf diyo kardeşim bide rakibe bak.

Parma Maniac dedi ki...

Serhat ve pi haklısınız tabii :)

Karamurat dedi ki...

Serkan Çalık ne alemde acaba? Sakatlığı devam ediyor mu?

Adsız dedi ki...

tarihe not düşülsün diye yazıyorum:kivıl'ın attığı goldeki hareketi 10 üzerinden 10luktur :)

Adsız dedi ki...

tek forvet değil tek santrfor dicektin herhalde

tobias dedi ki...

sarp-barış-topal üçlüsü tuttu mu ne :)

Jordan dedi ki...

sarp ve topal kesinde barıs bu uclu de beni korkutan bir dinamit. her an atılacak kadar sert rakibe karsı.

Blogger tarafından desteklenmektedir.