1 Kas 2009

,

Galatasaray 2-0 Sivasspor


Rijkaard'ın sahaya çıkardığı kadroyu "geçen hafta olmalıydı." şeklinde değerlendiren illa ki olacaktır, yarın okursunuz.. Ama gerçekten bunu düşünenlerin önemli bölümünün o şekilde alınacak Kadıköy mağlubiyetinden sonra seçim için eleştiri yapacakları gerçeğini unutmamak gerek.. Sezon başından beri belli düzende, o düzen içinde aynı bölgelerde benzer tip adamları kullanarak lige sağlam girmiş ve devamını getirmiş bir takım yoluna bunun üzerinden devam edecekse, fazla muhabbetini yapmamak gerek.. Bugün sahaya çıkan 3 defansif içli yapı Keita ve Elano'nun yokluğunda bir mecburiyetin sonucudur, altında başka anlamlar aramamak gerekir.. Ülkenin futbol bilincinin Galatasaray üzerinden ne denli hızlı geliştiğini görmekse kısmen manidar, kısmen komik, çokça da üzücüdür.. Geçen sene Michael Skibbe yıllarca takımın altına dinamit koymuş tek defansif orta sahalı sistemi bırakıp çifte dönmeye çalıştığında yapılan eleştirileri, bu takım tek önlibero, çift açık, çift forvet ve tek supporter'la oynar geyiklerini çok net hatırlıyoruz.. Teki çiftleyen Skibbe korkaktı.. Bugün o eleştirileri yapanlar, Galatasaray'a çift için yetmediğini, ortanın zor maçlarda üçlenmesi gerektiğini yazıyor, söylüyorlar.. Bilinçlenme aşamalarını izlemek keyif veriyor, ama biraz da tutarlılık gerekiyor tabii.. Skibbe'nin doğrularına gösterilen hakarete varan tutumlar Rijkaard özelinde doğrular olarak ortaya çıkıp yeni teknik kadroyu eleştirme boyutuna gelebiliyor.. Burası Türkiye.. Cesur ve hücum futbol için tekin gerekli olduğunu savunanlar bir anda çifte burun kıvırıp üçlünün gerekliliğini savunabiliyorlar..

Sistemi 4-4-1-1'den çıkarıp 4-3-3'e yakınsayan üçlünün önündeki tercihler arkayla bağımlı.. Sezona forvet arkasında başlayıp coşan, sola geçince gözlerinin feri bir anda sönen Arda Turan bu maçta geçen sene nefret ettiği sağ açıkta.. Skibbe'nin ikiliye sık sık kanat değiştirttiği ortamda Kewell forvete geçene kadar düzenli sol açık oyuncusu.. Nedeni ne olabilir bu disiplinin? Arda'yı sağ açıktan ortaya sokup merkezde yaratıcılığı artırma ve sağda açılan kulvarda hücumu seven bek Sabri'nin önünü açma girişimi.. Fazlasıyla da başarılı oldu.. Sabri'nin ilk 15 dakikada sağdan yaptığı aksiyonlar, ilk golü getiren akının başlatıcısı olması sürpriz değil.. İlk 15 dakikadaki Sabri'ye savunma oyuncusu demekse hiç mümkün değil.. Sık sık hücumda görünüp takıma ileride direkt bir şekilde '+1' havası vermesi bu adamın Galatasaray'a getirdiği en büyük nimetlerden biri.. Bugün daha önce sıkça olduğu gibi artısı vardı Galatasaray için.. Ama dikkat edilmeyecek, ilk yanlışında vurulmaya devam edilecek.. Yaşadığı Servet Çetin sendromundan kurtulmaya oldukça az kaldı.. Shevchenko zırıltılarıyla Galatasaray'daki ilk sezonunda müthiş maçlar çıkaran Servet'e saçma sapan sallayanlar asfalta döndü, şu anda toprağa gömülmesi gereken az bir miktar kaldı.. Sabri Sarıoğlu itinayla kazıyor o çukuru..

Topal yine defans dörtlüsünün önünde, önünde Sarp, Arda ve Elano'nun bölgesinde de diğer oyuncularla bütünleşik bir Barış Özbek.. Barış, Sarp'la beraber merkezde gecenin en iyilerindendi.. İlk 20 dakikada gelen gol ve gösterilen kısmen baskılı ve etkili oyundan sonra Sivasspor, Galatasaray'ı bozan birçok takımın yaptığı şeyi koydu sahaya.. Öne çıktılar, Galatasaray yarı sahasında oynamaya çalıştılar.. İlk yarıda 2. gole kadar geçen süredeki Galatasaray duraklamasının nedeni Sivas'ın ileri çıkışına takımca cevap verememe.. Ne var ki klasik 4-4-2'ye yakın bir şekilde sahaya çıkmış Sivas'ta forvette en uçta İbrahim Şahin, sağ açıkta da Bülent Uygun'lu en iyi zamanlarında bile gözümde overrated olmaktan ileri gidememiş Musa Aydın olunca iş sadece bu sene takıma katılan Sabri'nin bölgesindeki Erman Kılıç'a kaldı.. Sabri'nin çıkışlarında buraya girmeye çalışan Sivasspor'a cevapsa Gökhan Zan'ın kademeleriyle geldi.. Sonrası ilk yarının sonunda çıkan piyango ve 2. gol.. İşleri ikinci yarıda rölanti futboluna döndürdü Galatasaray'da..

45-55 arasında Arda Turan'ın girdiği iki pozisyonda goller gelse, maçın 5-6'ya gitmesi mümkün.. Kırılma anları, maçın kaderini etkileyen olaylar sadece beraberliklerde ya da mağlubiyetlerde olmuyor.. Sağdan gelişen atakta Arda'nın Sarp'ın önüne bıraktığı topta ilk düşüncesinin kaleye vurmak olduğunu sanıyorum.. Son anda bırakmalıyım dedi ve pozisyon harcandı.. Barış'ın Arda'nın önüne bıraktığı toptaysa ayağının üstü ve dışıyla usta bir forvet vuruşu yapmaya çalıştı Arda.. Ne onun imzası o hareket, ne de harcı.. Yanlış vuruş olduğunu düşünüyorum.. En azından benim gözüme yansıyan pozisyonlardan hissettiklerim ve çıkardıklarım bunlar..

60'ta Nonda'nın oyundan çıkmasının altında iki neden var.. Birincisi, Baros'un devreyi kapatmasıyla sadece Nonda'nın ayağına kalmış olan takımı koruma çabası.. Sivasspor'un yediği yumruklara karşılık veremediği ve rölantiye dönmüş maçta Kongolu'yu korumaya çalıştı Rijkaard, gönülden katılıyoruz.. Yerine Uğur Uçar'ın girmesi Nonda'yı korumanın dışında iki kanadı da savunma yönünden sağlamlaştırdı.. Ki Sivasspor'un maç boyunca kanat aksiyonları dışında yapabildiği, denemeye çalıştığı bir şey yoktu.. Uğur beke geçti, önüne sürülen Sabri'yle orası güçlendirildi.. Sol açıktaki Kewell forvete kaydı ve onun düşen fizik gücünden sol kanadın etkilenmesi oraya monte edilen Arda Turan'la önlenmeye çalışıldı.. Buna da katılmamak, anlamlı bulmamak mümkün değil.. Sonrası perşembe gününü düşünmeye başlayıp bu haftayı kapatış.. Geçen hafta alınan darbelerden sonra bu haftayı rahatlama ve rehabilitasyon seansına çeviriş.. Haftaya Sarp yok, yeni düzenin Elano'nun dönüşüne rağmen Sarp-Ayhan değişikliğiyle devam edeceğini düşünüyorum.. Son 1.5 aydır her maçta kalede görülen tehlikelerin bu maçta bıçak gibi kesilmesinin Rijkaard'a anlattığı şeyler muhakkak olacaktır.. Skibbe'nin çift içini umarsızca, saçma sapan eleştirenlere karşı bir şeyler anlatmaya çalışırken, yaklaşık 1 sene önce blogda geçmiş bir paragraftır, alıyorum buraya:

"Gelinen nokta yine bu tip çift forvet zırıltılarının kesilişi ve çift defansif orta sahanın Skibbe'nin bir imzası haline gelmesi.. Yetecek mi ilerleyen zamanlarda? Hayır yetmeyecek.. Lincoln'un bu form durumunda Arda ya da Kewell'dan birinin kesilip bir defansif orta saha takviyesiyle klasik bir 4-3-3'le sahaya çıkması gereken zamanlar gelecek Galatasaray'ın.."

İşte gün, o gündür.. Bir stajyer(!) Alman'ın anlatmaya çalıştığı, yaptığı tercihlerle ülkenin vasat futbol anlayışına bir şeyler göstermeye niyetlendiği ortamın devamı.. Gelişim ve değişim yükselerek devam edecek.. Önemli olan bir şeylerin farkında olmak, bazı değişimlerin ne zaman başladığının ayrımını iyi yapmak.. Skibbe'den sonra Rijkaard da bu ülkeye bir şeyler anlatacak.. Ama anlayan var mı, önemli olan her zaman budur Türkiye'de.. Yaşayarak göreceğiz, tecrübe ederek anlamlandıracağız bazı şeyleri.. Şimdilik sadece izliyoruz..

20 YORUM:

Atilla Çelik dedi ki...

Yazınızı büyük bir lezzetle okudum. Öncelikle sizi can-ı gönülden tebrik ediyorum. Yazıdan büyük bir haz aldım. Nedeni ise Skibbe'nin oynatmak istediği modern futbolun ülkemizde bir türlü anlaşılamaması ve sürekli Skibbe'ye giydirenlerin bazı şeyleri göremediğini uzun zaman destekleyen biri olarak benimle aynı görüşte olmanızdır. Medyası ve skor yazarları ile bu kadar cehaletin ve bilgi fakirliğinin boy gösterdiği ülkem futbol gerçeğine, Skibbe gibi adamlar fazladır. Anlamayana da davul zurna azdır.

Maç yazınız konusunda ise bazı ortaklıklarımız oldu.

http://kayipzamaninpesinde.blogspot.com/2009/11/galatasaray-sivasspor-istanbulun.html

Saygılar..

Adsız dedi ki...

eline sağlık tardini.

tobias dedi ki...

muazzam anlatmışsın parma. klavyene sağlık!

frank dedi ki...

harkulayt!

apaç dedi ki...

''Sabri'nin ilk 15 dakikada sağdan yaptığı aksiyonlar, ilk golü getiren akının başlatıcısı olması sürpriz değil.. İlk 15 dakikadaki Sabri'ye savunma oyuncusu demek mümkün değil.. Sık sık hücumda görünüp takıma ileride direkt bir şekilde '+1' havası vermesi bu adamın Galatasaray'a getirdiği en büyük nimetlerden biri.. Bugün daha önce sıkça olduğu gibi artısı vardı Galatasaray için.. Ama dikkat edilmeyecek, ilk yanlışında vurulmaya devam edecek.. Yaşadığı Servet Çetin sendromundan kurtulmaya oldukça az kaldı.. Shevchenko zırıltılarıyla Galatasaray'daki ilk sezonunda müthiş maçlar çıkaran Servet'e saçma sapan sallayanlar asfalta döndü, şu anda toprağa gömülmesi gereken az bir miktar kaldı.. Sabri Sarıoğlu itinayla kazıyor o çukuru..''

ben bütün paragrafı alıntıladım. aslında bu paragraftaki her cümlenin ayrı ayrı alıntılanması lazım.

okuyuculardan ricam, öyle okusunlar.

Can dedi ki...

Yazıdaki heyecanı algılamamak mümkün değil. Harika yine ellerine sağlık.

Arda'nın bahsettiğin pozisyonda yapması gereken yakın köşeye burunla dürtüklemektir. Kaleci zaten yatmış ve sana açıyı bırakmış. Uzak köşeye vurabilmek dediğin gibi başka adamların işi. Ronaldo çok iyi yapardı bu burunla dürtükleme işini.

ELANO dedi ki...

sarp gerçekten de çok iyiydi.

Yusuf Karadeniz dedi ki...

Büyük keyifle okuduğum yorumunuz yazınız sebebiyle teşekkür ederim.
Ligimizin topu oyuna sokma konusunda en başarısız 4 stoperini bir arada aynı maçta izlemek değişik oldu.acaba galatasarayımızın olduğundan daha iyi görünmesinin (bence) sebebi sivassporun çok yetersiz olmasından kaynaklı olabilir mi?ikinci yarıda karşımızda ne bir defans ne de bir orta saha vardı sanki.bir ara kendimi ligin son haftasında lig 5. ile 6. arasında oynanan formalite bir maçı izler gibi hissettim.bu gazı kaçmış maçın tüm maç boyuca kucağımda olan 2,5 aylık oğlumun gazını çıkaramamış olması da enteresan bence:)))

mehmettunay04 dedi ki...

Bu kadar sıkıcı bi maçtan çok güzel şeyler çıkartmışsın tebrikler

Saklınehir dedi ki...

60'daki değişiklikle Arda sola kaydı ama yine de ilginç ve ısrarlı bir şekilde ortaya kayıp durdu, solda pek takılmadı. Bunda biraz disiplinsizlik olabilir diye düşünüyorum. Arda sola geçmeyince de Hakan sol koridorda tek başına kalıyor. Keşke Arda yakaladığı o 2 pozisyonu gol yapsaydı, moralman epey bir ilerleme olurdu. Ama yakın bir zamanda toparlanacaktır, biraz desteğe ihtiyacı var.
Sabri ise ibretlik bir ders niteliğinde.

lesmiserable dedi ki...

ufak ama önemli bir hamle savunma yönü olan 3 oyuncu ile oynamak. inşallah bu dediğin gibi cezaların etkisiyle alınmış geçici ve zorunlu bir karar olmasın. fener maçında bu tarz bi yapılanma ile çıkılsa takım gene eleştirilecekti demeni, ben kendi adıma bunu kabul etmiyorum. ha yenilmez miydi yenilebilirdi de, en azından 5,6 yiyecekmiş gibi pasifize bi oyun oynamazdı, başabaş oynardı. barış bu takım için gerekli bi adam, en azından bir nevi abdurrahman çelebidir. bunun sağlamasını bjk ve ts maçında oyuna girdikten sonraki skorlara bakarak yapabilirsiniz.
sarp-ayhan-linderoth iyi bir üçlü olacaktır ve bu sayede de arda, ondan verim alabileceğimiz sol tarafa geçebilecektir. ve gs'ın 2*2 = 4 'ü budur.

Ata İsmet Özçelik dedi ki...

Söyleyecek fazla bir şey yok, olay budur.

dt.ibo dedi ki...

Sabri'nin faydalılığını tartışmam ama bugün forvete katkı yapma konusunda bence fazladan istekliydi ve bu da kendi mevkisini boşaltmasına sebep oldu.
Aynı zamanda topla beraber kat etmeye çalışarak takımın paslı oyununu baltaladığı gib rakip defansın yerleşmesine olanak sağladı.
Sivas'ın en tehlikeli pozisyonu da o kanattan geldi zaten, o ara 2-3 defa Sabr'nin kanadından bindirebildiler.
Çok uygun pozisyonda sağında Arda'yı kaçırmadığı pozisyonda kaybettiği topun peşinden sol kanatta orta sahaya kadar koştu ki bu koşu çok anlamsızdı, kendi bölgesine dönmesi gerekirdi acilen.

Dediğim gibi tabiki faydalıydı, hatta iyiydi ama sanırım haftalarca oyununu beğendiğimizi ifade ede ede fazla bir özgüven kazandırdık Sabri'ye. Biraz daha mental olarak doğru oynamaya özenirse, o zaman futbolu iyi'den Muhteşeme çıkacaktır diye düşünüyorum.

sembolist dedi ki...

Hocam analizin yine okunmaya değer..
Bugünkü maçta maç boyu Mehmet Topal'a dikkat ettim,sence Mehmet Topal'daki gelişim(2 yıl öncesine kadar hücumu,şut atmayı hedeflerken,şuan sadece koşup pres yapmayı,şut atmaktan korkmayı alışkanlık haline getirmiş) ne kadar tatmin edici?

sawero dedi ki...

yanlış anlaşılmasın yavşaklık için söylemiyorum, bu futbol blogları arasında fikirlerimin en örtüşüğü blog burası ve harikulade yazıyorsun, maçtan gelir gelmez senin blogu açıyorum. işin teknik taktik boyutuna senin kadar inebilen futbolu bu kadar özümsemiş başka blog yok, ha lambuja var bi de o da mükemmel, mutlaka çok iyi bloglar var ve herkes emek harcıyor çok ciddi farkındayım ama 2 nizden aldığım zevki diğerlerinden alamıyorum ve en iyiler olduğunuzu düşünüyorum. hep yazın hep okuyalım. kendi adıma tebrik ve teşekkür etmek istedim.

Parma Maniac dedi ki...

sembolist hücumu düşünmek için sadece o dediklerin gerekmiyor bence.. Oynadığı bölge ve yüklenen rolün de ortaya çıkan profilde önemi vardır ama psikolojik bir sıkıntının tezahürü de var gibi biraz evet..

sawero estağfurullah, ben teşekkür ediyorum..

yusuf dedi ki...

sabri, mustafa sarp ve barış. sizi bilmem ama ben bu üçlüyü çok beğendim dün.

yusuf dedi ki...

yazı da süper olmuş bu arada. döndüm bir kez daha okudum. şimdide yorum yazıyorum :))

Plaseyi Hanri Gibi Vuruyorum dedi ki...

Sabri'yi eleştirenlerden biriydim. Yaptığı ortalar, gereksiz şutlar vs. değil. Sorun yersiz hırçınlığıydı. Sabri siniri bozuldukça kötü yönde hırslanıyor, pas yerine şut, şut yerine garip bir orta vs. şeklinde pozisyonu harcıyordu. Bu sene ise Sabri çok soğukkanlı. Sinirlenmiyor, kızmıyor. Bu sebeple doğru düşünüp, doğru işi yapıyor.

Geçen seneden tek farkı bu zaten. Sivasspor maçında mesela biraz ortalık karıştığı için hakemden özür diliyordu maç sonunda. İşte değişim zaten böyle oluyor. Kewell'ın ayağına, Nonda'nın kafasına yaptığı ortalar hep bu görmenin, bu hırsın getirdiği körlüğün yok olmasının sonucudur bana göre.

Maç içinse ben oyunumuzu beğendim. Rakibe son 4-5 dakika hariç top bile vermedi Galatasaray. Pasını yaptı. İstediği zaman golü attı, pozisyona girdi. Özellikle Arda'nın bu maçta topu daha az ayağında tuttuğunu gözlemledim. Hakan Balta'nın daha ofansif oyununu ise orta üçlümüzün oyununa bağlıyorum. Hakan çıktığı zaman çabuk bir şekilde Mehmet veya Mustafa o tarafı kapattı. Böyle olunca Sabri'nin sağ kanadı +1'lemesi dışında, Hakan'ın da böyle bir katkısı oldu.

Bunun dışında Mehmet Topal'ın geçen seneki gibi bir oyun sergilemesi çok güzel. Tabi Linderoth'un takıma tekrar dahil olmasının bunda etkisi yok diyemeyiz sanırım. Tabii ki Linderoth oyunu çok hızlandırmasıyla ve attığı isabetli uzun toplarla diğer 3, hatta Ayhan'ı da katarsak 4 oyuncuya göre daha iyi olur takım için bana göre.

Forvette Nonda yine bir ağır gözüktü. Ağırlık hız vs. anlamında değil. Nonda bazen hakikaten çok istekli, çok saldırgan oynuyor. Bazen ise dünkü gibi biraz keyifsiz oynuyor. He önüne gelen 2. fırsatta golü attı. Orası ayrı tabi.

Barış konusunda seninle aynı fikirdeyim. Dün o yapamadığına kasmadı. Doğru pası attı, doğru şutu çekti. Bir de bu hakikaten boş yere kart görmesi durumunu gözden geçirse iyi olacak. Gerçekten alakasız giriyor adama.

Mustafa'nın cezalı olması ise başka bir gariplik. Neyse ki nispeten kolay bir rakibe ve Linderoth'un yavaş yavaş forma girdiği bir dönemde gerçekleşti bu ceza konusu.

Keita'nın, Elano'nun takıma girmesiyle tabii ki bu sistem bozulacak. Fakat Elano'nun, uygun bir dirilikle, bu 3'lüyü yeniden oluşturabileceğini düşünüyorum. Yani Elano biraz silkinse sanki Barış'ın savunma görevine yakın bir oyun sergileyebilir gibi geliyor bana. Üstelik hakikaten mükemmel bir futbol zekası olduğu için ve daha demarke oynayacağı için daha iyi oyunu yönlendirebilir. Pirlo olur tabii ki demiyorum. Fakat takımın daha geniş alanı, daha etkili kullanmasını sağlayabilir.

Öte yandan dün Serdar'ın da oyuna girmesi güzel gerçekten. Biraz heyecanlıydı fakat ne olursa olsun son 6-7 dakika sol kanada tekrar hareket getirdi. Önünde Aydın olduğu için biraz şanssız gibi. Fakat kupa maçlarında ileri 3'lüde Aydın ile birlikte görev yapabilir bana göre.

Bir de PAF takımından bir forvetin daha A takımla çalışması gerektiğini düşünüyorum. Cem Sultan değil de Anıl Dilaver sanki bizim Baros tipinde bir oyuncu. Attığı gollere bakınca da baya bir akıllı olduğu gözüküyor. Ne olur, ne olmaz diye bir denenebilir.

En son olarak geçen senenin ilk maçından beri burayı okuduğumu söyleyebilirim. Skibbe'nin 10 sene boyunca Hakan'a top şişiren takımı alıp, gayet akıllı verkaçlarla goller atan, sürekli topu hakimiyetinde tutan bir takıma çevirişini, kısaca bir devrimin başlangıcını oluşturan oyun yapısına hakaret eden andavallar dışında birileri olduğunu görmek sevindirmişti beni. Bu yazında da o takıma bir saygı duruşu görmek hakikaten güzeldi. Eline sağlık.

Saygılar.

Adsız dedi ki...

eline sağlık, güzel bir analiz olmuş.

bir fb'li olarak açıkçası bir fb analizi okumak isterim senden. güzel fb analizleri yapan (başta lambuja) bloglar var ama bir de futbola bu kadar güzel bakan bir gs'liden de okumak isterim açıkçası.

aykut

Blogger tarafından desteklenmektedir.