1 Şub 2010

,

Mantalite 2


Türkiye'ye geleli 3 ay olmasına rağmen ağzından doğru düzgün laf alınamamış Frank Rijkaard'la son yılların en güzel futbol söyleşilerinden birini yapmıştı Bağış Erten.. Onun padawan'larından (ki konseye alınmasına çok az kalmıştır) güzel dostum Caner Eler de yine Tam Saha dergisi için Harry Kewell'la muazzam bir sohbet gerçekleştirmiş.. Federasyonun resmi sitesinde tamamına şuradan ulaşabilirsiniz.. Rijkaard'la olana pasajlar halinde yer vermiştim blogda, bir o kadar değerli bir futbol kişiliği olan Kewell için de yine benzer alıntılar yapacağım.. Harry Kewell'ın Galatasaray futbol takımı içindeki durumu, taktiksel ve pozisyonel bağlamdaki yeri tartışılması gereken apayrı bir boyuttur ki son hareketlerden sonra üzülerek bu konularda olumlu düşünemiyorum fazla.. Bugün çıkan 1-1.5 aya oynamaya başlar haberleri doğruysa bunu geriye çevirme şansı var tabii ki ama konumuz şu anda bu değil, onun için yeterli zamanımız olacak zaten önümüzde.. Bu şahane söylemlerinee odaklanmak gerekiyor biraz.. Rijkaard'da olduğu gibi..

"10'lu yaşlarımda Marconi takımında oynuyordum. Aynı zamanda öğleden sonraları NSW Junior Academy'de David Lee ile beraber çalışıyordum. Ondan çok şey öğrendim. Sonra 15 yaşına geldiğimde, Big Brother Movement sayesinde İngiltere'ye gitme fırsatım oldu. Big Brother Movement gençlere yardım ederek, ama sadece sporda değil, müzik, resim ve hayatın diğer her alanında yetenekleri olan çocuklara burs vererek onların deniz aşırı ülkelere gidip eğitim ve yaşam şansı bulmalarını sağlıyor. O yıl da 6 çocuğa futbolda bursa vereceklerdi. Ben de şanslılar arasında yer aldım. Hatta Brett Emerton da benimle beraberdi. İngiltere'ye Leeds'e gidip 1 ay kalma şansı yakaladım. Bu bir deneme ya da seçme değildi. Sadece 1 ay boyunca İngiliz futbolunun ve yaşam biçiminin tadını almak içindi. Fakat ikimiz de o süre içerisinde iyi izlenim bıraktık onlarda. Bizimle sözleşme imzalamak istediler."

"Leeds United takımı gerçekten harika bir ekipti. Çok iyi bir takım yakalamıştık. Her şey George Graham'la başladı aslında. Bu güzel takımın oluşmasında kalbini ortaya koydu, temellerini attı. David O'Leary ise sadece doğru zamanda doğru yerde olacak bir şansa sahipti sonrasında."

"David O'Leary'den başlıyım o zaman. Çünkü en kısası o. Ondan hiçbir şey almadım, hiçbir şey öğrenmedim. Asıl Leeds'de bizim ve benim için çok şeyler yapan George Graham'dı. Kariyerimin ilk bölümünde çok önemli bir yeri vardır. Hem tecrübesi hem de insani özellikleriyle çok şey kattı bana. Sonrasında Liverpool'a gittiğimde Benitez gibi çok değerli bir teknik adamla çalışma fırsatım oldu. Ne yazık ki Pool kariyerimde Leeds'de olduğu gibi devamlılık arz edemedim ve o zor zamanlarda hep yanımda yer aldı. Bana ne olursa olsun güvendi. Fakat bir şekilde yollarımızı ayırmamız gerekiyordu ve başka yollara gittik. Şimdi bu sayede teknik direktörlüğüne hayran olduğum bir adamla çalışıyorum. Futbolcuyken de idollerimden biri olan bir teknik adamla. Burada onunla tanışma ve çalışma fırsatını bulduğum için çok mutluyum. İlişkimizi başlangıçtan itibaren çok sağlam temellere oturttuk. Umarım hep böyle devam edecek. Ben onun için futbol oynarken çok keyif alıyorum, onun futbola bakış açısını ve yaklaşımını çok seviyorum. Futbol oynamaktan Rijkaard ve Galatasaray sayesinde tekrar keyif alıyorum."

"Futbol her yerde futboldur. Günün sonunda 11'e 11 oynarken diğer hiçbir şeyin önemi kalmaz. Galatasaray çok büyük bir takım. Her yıl önemli yatırım yapıp kupalara, başarılara ulaşabilmek için uğraşılıyor. Tıpkı İngiltere'de her yıl Liverpool, Arsenal ve Manchester United gibi kulüplerin yaptığı gibi. Türkiye genel anlamda dünyanın en güzel taraftar topluluklarına sahip ülkelerinden biri. Galatasaray taraftarı da tabii ki benim için bunlar arasında benim için özeli ve değerli olanı. Tabii ki Elland Road'da ve sonrasında Anfield'da Kop gibi muhteşem taraftar topluluklarının karşısında oynamak harikaydı. Her futbolcunun eğer fırsatı olursa deneyimleri arasında bulunması gereken olaylardan biri Anfield'da Kop önünde futbol oynamak. Fakat burada Türkiye'de gün be gün, hafta hafta yaşadıkça onlar hakkında daha fazla şey görüp öğrendikçe çok daha özel taraftarlar olduğunu söyleyebilirim."

"Ben Leeds United'da daha genç bir futbolcuyken A takımdaki tecrübeli futbolcular bizimle gelip konuşurlar, bize yardım ederlerdi. Şimdi ben de takımda yardıma ve cesaretlendirmeye ihtiyaç duyan genç futbolcuları gördüğümde onlara ulaşmaya çalışıyorum. Geçtikleri yollardan daha önce geçtiğin için onların daha hazırlıklı olmalarını sağlayabilirsin. Ben de mümkün olduğunca onların arkasında olmaya, kollamaya çalışıyorum."

"Aslında geçmişteki sakatlık hikâyemle ilgili asıl gerçekleri zamanı gelince anlatacağım. Olayların tüm detaylarını vermeyeceğim şu an. Bunun sizinle bir alâkası yok, tamamen zamanı gelince açıklamak istememle ilgili. Durumun nasıl olduğunu biliyorsunuz, insanların sözlerini çarpıtıyorlar, onu, bunu söylüyorlar. Les'e gelince; sakatlıklar uzadığında futbolcunun ya şevki kırılır uzaklaşır ya da her şeyi bir yana bırakarak dönmek için her yolu dener. Ben de kişisel çalıştırıcı tutmanın doğru olacağına karar verdim. Sadece benimle ilgilenecek birine ihtiyacım vardı. Tabii ki çok ucuz olmadı, bunun için kendimi adamam gerekti."

"Bu ödülü benim adıma düzenlemeye karar verdiklerinde çok büyük gurur duydum ve büyük bir ayrıcalık olduğunu düşündüm. Bu bana futbol hayatımda bazı şeyleri doğru yaptığımı gösteriyordu. Futbol sayesinde tabii ki çok önemli paralar kazanıp, ünlü olup çok iyi bir yaşam sürebiliyorsunuz. Ancak aktif futbol oldukça nankör olabilen ve sizinle genel olarak 8-10 yıl üst seviyede beraber olan bir unsur. Bu süre zarfında maddiyat dışında başka kazanımlar da elde etmeniz lâzım. Ve eğer bu kısa sürede farklı bir şeyler yaparak, insanların da bunun farkına varıp size bu tip onurlar bahşetmesine tanık oluyorsanız, bundan daha güzeli yok."

"Arda gitmeli mi gitmemeli mi, bu konuda fikrimi belirtmeyeceğim, çünkü (gülerek) taraftarlar açısından tehlikeli bir konu. Kariyerinin dönüm noktası olabilecek dönemlerinden birini yaşıyor. Ancak şunu söylemem gerekiyor; eğer kendinizi en iyilerle kıyaslamak istiyorsanız, en iyiler arasında olmak istiyorsanız, oralara gitmeniz gerekiyor. İngiltere, İspanya ya da İtalya'da kendinize şans tanımanız gerekiyor."

"Toplum her zaman sizin bir şeyler öğretmeniz gerektiğini düşünür. Bazı bilgileri öğretip o kişileri yukarı çekmenizi beklerler. Ben de bir şeyler öğütlemeyi severim. Ama bu öğretmen gibi "Böyle şut atılır, böyle korner atılır" gibi değil de daha çok yüreklendirme, doğru yolu gösterme şeklinde olmalı. Futbolcu nasıl futbolcu olunacağını kişisel yolculuğunda öğrenmeli. Ona taslak halinde sunulanı almamalı. Bu aynı zamanda bir kendini keşfediş öyküsü. Futbol oynamayı öğrenirken kendi yolunu izlemen gerekiyor."

"Sadece 9 yaşında şimdi. Lâkin ileride o da futbolcu olmayı seçerse, aynı duygu ve düşünceyle yaklaşacağım ona da. Tabii ki bazı öğütler vermeye çalışacağım, yardım edeceğim, ancak asıl yapacağım uygulama kendi yolunu bulması için onu yüreklendirmek olacak. Kendi kişiliğini oluşturacak ve kendi futbolcu kimliğini kendi keşfedecek. Çünkü benim kendim için uyguladıklarım sizin ve hatta oğlum için geçerli olmayabilir. Öğreteceğim genç futbolcularda işlemeyebilir. Onları kendi yollarını bulup, kendileri olmaları için cesaretlendirmeniz lâzım. Kendine güvenmek çok önemli. Kendini geliştirmek çok önemli. Eğer kişiliğinizi oluşturmadan bu büyük dünyanın içine atılırsanız deliğin için düşebilirsiniz. Eğer kendiniz için oynayıp, bağımlı kalmadan yolunuza başlarsanız ancak o zaman gelişiminiz daha sağlıklı olur."

"Yemek demişken, baklavaya bayılıyorum. Gördüğüm anda uzak duramıyorum."

"Futbol dünyası kolay olsaydı herkes futbolcu olabilirdi. Bu acı bir gerçek. Her yıl 100 futbolcu çıkartırsın belki ama bunların hepsinin başarması imkânsızdır. Bu biraz acımasız bir çark. Dünyada milyonlarca küçük çocuk futbolcu olma hayaliyle çıkıyor yola. Ama Avustralya'da dahi her yıl hepsi başarılı olamıyor. Bu garantili bir süreç değil ne yazık ki. 18-19 yaşları zorlu dönemlerdir. Gece kulüplerini keşfedersin. Kızları ve içkiyi keşfedersin. Eğlenceyi keşfedersin. Ama bunlar uzak durman gereken unsurlardır. Bunlar fedakârlık etmen gereken konulardır. Hatta artık günümüzde bu 15-20 yaş arasına denk gelen bir dönem. Bu zinciri kırmanız gereken dönem. Eğer 18 yaşında Premier Lig zincirini kırıyorsanız, zaten şanslısınız demektir."

1 YORUM:

Kadir dedi ki...

İnsanın bi kat daha sevesi geliyor.

Blogger tarafından desteklenmektedir.