28 Şub 2010

,

Galatasaray 4-1 Kasımpaşa


Çok küçük farklarla kaybedilen bir Avrupa maçı sonrasında hem Galatasaray, hem de Caner Erkin için büyük bir şanstır bu hafta sonu.. Önce Fenerbahçe'nin mağlubiyeti sonrasında büyük rakipleriyle arasındaki farkı 5'e çıkarma şansı takımı ve taraftarı motive etti.. Arkasından Avrupa'daki turun olay adamı Caner Erkin kızağa çekileceği anda Balta'nın sakatlığıyla hemen oynayarak o krizi aşma şansına sahip oldu.. Bu gece Galatasaray'da birçok iyi oyuncu vardı ve Caner onlardan biri değildi ama bu gece en huzurlu, en güzel uykulardan birini çekecek olan oyuncu da bence kendisidir.. 4 golle şova dönen bir şampiyonluk yolunun açılış gecesinde taraftarla ve camiayla barışma şansına sahip oldu.. Sevindim kendisi adına..

İlk 11'ler belli olduğunda ileri hatta bu dörtlünün oynayacağını zaten biliyorduk.. Geldiğinden beri ısrarla Gio'yu sol kanatta oynatan Rijkaard'ın bu gece de aynı şekilde düşüneceğini ve Arda'ya sezon başındaki supporter rolünü vereceğini tahmin ediyordum ama Arda solda, Gio da forvet arkasında göründü maçın başında.. Daha ilginci ilerideki dörtlü belki de bu sezon ilk defa bu kadar değişerek oynadı ilk yarıda.. İlk 5-10 dakikadan sonra önce Keita sola gitti.. Arda ortaya geldi ve Gio sağa geçti.. Ara ara Jo'nun sol kanada geldiğini ve Arda'yla Keita'nın Kasımpaşa arkasını zorlamaya çalıştığını gördük.. İlk yarı boyunca Galatasaray dörtlüsü yerinde durmadı ve bazı maçların belirli bölümlerinde yapılan devinim bu gece sürekli oldu.. Geldiği zaman iyi olduğu pozisyonlar sorulduğunda 1. sıraya sağ açığı, arkasına ise supporter'ı koyan Giovani bugün ilk defa bu pozisyonlarda uzun süreli görev aldı ve ilk yarıda maçın Galatasaray adına en iyi oyuncularından biriydi.. İlk 10 dakika sonrasında sağa geçtiğinde kestiği top Jo'nun kafasıyla buluştuğunda araya giren defans oyuncusu olmasa skoru daha maçın başlarında değiştirme başarısını da gösterecekti..

Kasımpaşa gibi topu geriden bilinçli bir şekilde çıkararak "one touch football" oynayarak hücumu düşünen takımlar bizim ligimiz gibi çok farklı bir lig karakterinde bambaşka farklılıklar yaratıp başarılı olabilirler.. Yılmaz Vural da bu maç özelinde olduğu gibi bunu Paşa'nın başına geldiği günden beri gösteriyor zaten.. Fakat aynı mantalitenin daha kalitelisi karşısında fazla varlık gösterememeleri de doğaldır.. Bugün özellikle ilk yarıda gösterdikleri kötü futbolda bunu da göz önünde bulundurmak gerekiyor.. Aynı Kasımpaşa bugün başka bir büyük takım karşısında çok daha iyi oynayabilirdi.. Benzer şekilde başka takımların kolay geçebileceği arkası sağlam, önde basan ve hızlı çıkmayı seven takımlar da Galatasaray'a ters geliyor.. Kasımpaşa'nın bugünkü şanssızlığı kendi futbolunun çok daha iyisiyle karşılaşmasıydı.. Buna rağmen ilk yarıda o kadar ezildikten sonra forvet arkasındaki Murat Erdoğan, sol ve sağ içlerdeki ufak rol değişimleri ve sağ kenara yapılan bir Ali Güneş eklemesiyle takımı biraz daha öne çıkararak Yılmaz Vural maça etkisini yaptı.. Galatasaray rakibinden reaksiyon görünce biraz geriye çekildi, Kasımpaşa topla oynayarak gelmeye başladı.. Maçı pas sayısında ve topla oynama yüzdesinde Galatasaray'ın önünde tamamlayan takımın yaptığı fark da ikinci yarının ilk yarısında geldi zaten.. Kenarı çok daha iyi kullanmaya başladılar ve iki açıktan devşirme beklere sahip rakibini zorlamaya çalıştılar.. Buldukları gol önce merkez, sonrasında Sabri'nin hatası.. Fakat daha önce de Galatasaray'a birçok golü bölgesinden yedirmiş olan Sabri'nin takıma yaptığı katkı genel resimde çok daha büyük.. Kasımpaşa'nın stil benzerliğindeki kalite farkından başka bir diğer şanssızlığı da birçok problemi çözme yolunda ilk adımları gösteren merkez forvetin sahada olması, oyuna katılan beklerin tekrar takıma girmesi ve merkezde çok efektif olmasa da rolleri doğru biçilmiş oyuncuların bu geceki Galatasaray'da aynı anda yer almasıydı.. Bu da bu gece, takımın son zamanlardaki çöküşten sonra Sami Yen'deki sağlam seyirciyle birlikte sıçrama yapmasına neden oldu.. Yine de 1-1'i buldıktan sonra Galatasaray'da yorgunluk belirtileri ortaya çıkmışken daha iyisini yapabilecek olan Paşa'nın Keita'nın müthiş golüyle tekrar geriye düşmesi kendileri için şanssızlık, bizim takım için lütuf..

Tekrar skor üstünlüğünün alınmasından sonra Yılmaz Vural takımı iyice ileri çıkardı ve Paşa yarı sahasındaki boşluklar arttı.. Sonrasında gelen penaltı pozisyonu ve kırmızı kart maçın bitişi, Keita'nın son golü de imzası.. Tandem yine uyumluydu ve Neill kendisine fazla iş düşmeyen maçta yine büyük güven duyulacak duruşu sergiledi.. Caner hem hafta içinin etkisi, hem de Sabri'nin varlığı nedeniyle biraz daha geride durdu ki Kasımpaşa'nın kuvvetli tarafı sağ kenarıyken oldukça yerindeydi.. Sabri'nin oynarken anlatamadığım değeri yokluğunda tavan yapmış, ilk maçında uzun bir aradan sonra golü yedirmesine rağmen bıraktığı yerden devam etmiştir bu aslan parçası.. Maçtan sonra kondüsyon olarak biraz gerideyim ama düzelecek diyor Sabri.. Onun geri hali çoğu futbolcuya fark atacak düzeyde ki değerini katmerleyen özelliğidir zaten bu.. Topal ve Gio arasına köprü olarak giren Barış benzeri Ayhan vasatın üstü dolaylarında gezinmesine rağmen oyuncu yapısı ve stili itibarıyla o bölgede nasıl bir oyuncunun oynaması gerektiği ve Sarp-Topal ikilisiyle neden olmayacağı hakkında bu maç özelinde yeterli argümanı sunmuştur.. Gio özellikle ikinci yarıda cilaladığı performansında gösterdiği delicilikle ve her pozisyonda bulunmasıyla kesinlikle maçın yıldızı.. Hemen arkasına beklediğimden biraz daha farklı bir profil sunarak çok önemli özellikleri Galatasaray'a ekleyebileceğini gösteren Jo'yu yazarım.. Skor tabelasının %75'ini oluşturan Keita ve Arda ise bu iki adamın gerisindeler ama futbol zaten biraz da böyle bir oyun..

Bu maçın arkasından Eskişehir deplasmanı haftaya çok zor geçer ve kötü bir futbol gelmesi muhtemeldir.. İstenen skor da çıkmayabilir ama ele geçen bu önemli avantaj sonrasında takımdan fazla şey götürmez.. Yaklaşık 2-3 ay sonra gelen bu en iyi takım performansında bir sonraki aşama sakatlığı geçen Elano'nun nereye monte edileceği üzerinden şekillenebilir ki daha önce defalarca belirttiğim gibi bu entegrasyon kesinlikle bu geceki Ayhan rolü odaklı olmamalıdır.. İleri dörtlüden birinin kulübeyi güçlendirmesi de takım için kalan lig yarışında önemli bir avantaj getirebilir.. Baros ve Kewell döndükten sonra işler Rijkaard için zaten zorlaşacak ama en azından o döneme kadar sistemli bir şekilde ilerlemek gerek.. Çok sıkıntılı bir dönemi muazzam bir hafta sonuyla geçiyor takım.. Giovani Dos Santos'a merhaba diyor ve şampiyonluğa bir gözümüzü kırpıyoruz bu gece.. Gidilecek yol uzun, Atletico dönüşü reaksiyon harika.. Tebrikler tüm takıma ve bu güzel takımı yarattığı için Yılmaz Vural'a..

18 YORUM:

Adsız dedi ki...

Şampiyon olduk bu maçla bence...

Plaseyi Hanri Gibi Vuruyorum dedi ki...

Yine çok güzel bir maç analizi. Ön alanda baskıyı uzun süredir görmüyorduk.

Bence Eskişehirspor maçında da böyle bir oyun görebiliriz. Zira Eskişehirspor'da geriye yaslanan bir takım değil. Rıza Çalımbay bu maçtan sonra önlem alır mı bilemem fakat ilk golü biz bulursak bu hızlı 4'lüyle yine çok gol atarız.

Yeter ki Ayhan biraz daha kuvvetlensin. O yorulunca maç Kasımpaşa'ya yaklaşmıştı.

Joker dedi ki...

dos santos harikaydı umarım böyle devam eder. sorun yeteneklerinde filan değil zaten.. sorun arda turan da.. kewell a laf edeni taraftar doğrar.. baros a da zaman zaman vermediği paslar oldu ama herkes fark etmedi.. keita bambaşka bi alem. erkenden göze girdi ve öyle bi imaj yaptı ki hataları bile göze batmıyor. elano da haftalarca direndi ve mağlup olmadı. jo yu da yiyemez. neill allahtan defans..

bu genç çocuk kaldı geriye o da yem olmaz inşallah. kaptan olacak zat bilerek isteyerek açıkça pas vermiyor.. el kol hareketleri hiç bitmiyor. türk futbolunda açıkça yükselen yabancı düşmanlığının en önemli aktörlerinden birisi olduğunu düşünüyorum.. acur la pes oyna, belöz ile takıl, hakan abiler zaten nası dolduruyordur kim bilir.. milliyetçi insan yabancı hoca da istemiyor filan. yazın bi avrupa takımına üçe beşe bakmadan (beli de hala dönebilirken) çakarsak büyük iş yapmış oluruz. yeilen golün sorumlusu çapsız mehmet topal ya da çok özlediğimiz sabri bu derece etkin olamayacak adamlar.. o yüzden arda dan kurtulmak demek son virüsü de temizlemek demektir.. dualar ediyorum şimdiden..

sınırsız yabancıdan yanayım artık bu tip adamlar yüzünden sırf.. yalaka medya işte kaptan işte arda diye haber koparma uğruna kıç yalamaya devam etsin.. oyuncu değişikliğinde 10 numarayı görünce öyle mutlu oldum ki anlatamam rijkaard bir kez daha aşık etti kendine.. yaşasın işine bakan yabancılar önyargısız paslaşmalar! kahrolsun yeniçerilerin faşizmi.

maça gelince hak edilen 3 puan çok güzel bir oyunla alındı ama keita nın golü tamamen piyangodur. keita dan bu tarz goller atmasını değil son paslarda daha ciddi olmasını ve ulu manitu aşkına sıfırdan kaleye vurmamasını bekliyorum. yeter ya bu kaçıncı..rahatlıkla kopacak maç gene berabere bitebilirdi bu inanılmaz hatalar yüzünden. biraz dikkat artık ya.. jo çok zeki bir oyuncu. şampiyonluk yolunda (yeni bir sakatlıkla karşılaşmadığı sürece) önemli aktörlerden olacak gibi. topal ve sarp tan birisi olacaksa elano nun yanında, sarp olmalıdır bence.

uzun yıllar sonra ilk defa avrupa dan çok yerel kupaları hedefledim. birisi unutulmaz bir maçla uçtu gitti ve deliye döndüm. kaldı 1 tane. kazanmak elbette güzel olacak ama tatmin etmeyecek beni.. yine de önemli hatta şu aşamada hem rakiplere hem lisecilere karşı verilen savaşta futboldan çok kazanmak önemli.. polat tekrar seçilir, yazın "son ağa" da yollandı mı frank rijkaard önderliğinde gelecek çok daha güzel şekillenecektir.

Adsız dedi ki...

parma eline sağlık..
Mustafa sarp'ın 'çok kuşup gözleri perdelyerek sıfır katkı' yapan oyun tarzının takımdan bçok şey eksilttğini bu akşam iyice gördüm..

Adsız dedi ki...

joker ayıp ayıp galatasarayın kaptanından bu kadar nefret eden adam galatasaraylı olamaz

pepe dedi ki...

gs fb bursa nın şampiyonluk şansları yüzde kaçtır sence tardini. bu maçtan sonra tabi..

seni yazılardan tanıdığım kdarıyla "bitti lan bu iş gs şampiyon" diyecek biri değilsin :)

Adsız dedi ki...

joker gerçekten helal olsun dedim. walla bende aynen senin gibi düşünüyorum fakat yazamıyorum .çünkü ardanın gs için verdiği mücadeleden dolayı ona haksızlık olacağını düşünüyorum. Ama gerçekten hem kendine hemde gs zarar vermeye başladı.Arda solda oynarken ona hayranlıkla bakan ben artık yaptığı bencilce paslar ve milliyetçi hareketlerden dolayı yerimde duramaz oldum.Bunu her nekadar kabul etmek istemesekte(ki hadi be buda ne diyenler olacaktır)artık gs için düşünmek zorundayız.Arda'dan çok iyi bir kanat oyuncusu olacağını düşünüyorum, fakat galatasaray için playmaker olarak yeterli olduğunu düşünmüyorum.Zaten buda apacık orda da Elano,gıo adamın gözünün içine bakıyorlar fakat arda m.sarptan gol bekliyor herhelde ki bütün paslar ona gidiyor.ARDANIN GALATASARAY İÇİN YAPTIKLARINA TEŞŞEKKÜR EDİP ONU İYİ BİR FİYATA VERMEK İKİ TARAF İÇİNDE EN HAYIRKI OLANI SANIYORUM.

Adsız dedi ki...

arda sana ne yaptı ki arda sinem kobal tribünde olduğu için biraz bencillik yaptı ama 3 haftadır sakat sakat oynuyor bu kadar fedakarlık yapan bir oyuncuya bu kadar ağır yorumlar yazmanı yakıstırımadım birde eski yöneticilere ve dos santos ve jo transferlerini eleştirenlere bu akşamki oyun çok güzel kapak olmustur ama nırmal adamlar uyum süreci geçiriyor kolay değil biz bile 2 gün yurt dışında kalsak performansımız düşer bu her işte böyle herkesin bir alışma süresi vardır ama bu dönem kupada ve avrupada kaderin çizilceği maçlara denk gelince olmadı ama basın çok abartıyor hemen bir başarısızlıkta takımı temelden sarsmaya çalışıyor arda galatasarayın en önemli oyuncusudur ben çok severim kendisini ve yabancı düşmanı felan değildir yabancı düşmanı olsa kayseri maçında barosa gol attırmak için kendini yırtarmıydı

Parma Maniac dedi ki...

Pepe onun yüzdesini veremem sana, bilgisayar programı yapıp yüzde çıkaran bahisçi amcalara sor bence onu :) Devamlı değişiyor bu durum ama Galatasaray ve Bursa öne çıktı işte.. 3 hafta sonra bambaşka bir durum olabilir ama, önemli olan Galatasaray için o yolun ilk defa bu kadar net bir şekilde açılmış olmasıdır..

Bi de lütfen ikili tartışmayı uzatmayalım..

everblack dedi ki...

joker haklı

Barakuda dedi ki...

arda turan canımızdır. öncelikle bunu belirtmem lazım. internet ortamlarında akbabalara karşı onu kaç defa savunduğumu hatırlamıyorum bile. ama bu, onun hatalarını gözardı edeceğim anlamına gelmez. saha dışı tavrıyla pek ilgilenmiyorum ben. futbolcuların çok büyük bölümü kişilik olarak çok eksik insanlar zaten. sahada yaptıklarıdır aslolan. arda 4 sene boyunca kendisini beklediğimiz düzeyin çok altında geliştirebilmiştir ne yazık ki. ağırlıkla solda oynaması onu maalesef tembelliğe ve hasan şaş'laşmaya doğru itmiştir. galatasaray'daki -bence- son senesinde rijkaard'la çalışması o'nun adına büyük şanstır ve oyuna 90 dereceyle değil de 180 dereceyle bakabilmeyi öğrenmesi çok önemlidir. kendisinde yetenek var. barcelona'da oynasa bile sırıtmaz benim gözümde. ama daha iyisini yapabilme fırsatı varken böyle yerinde sayması içimi acıtıyor. sağa çekip kaleye yolladığı şutları her idman sonrasında 300 500 defa deneyerek çalışması lazım. ronaldo'nun kas gelişimini bilyoruz mesela. arda'da buna ağırlık vermeli mesela. ya da türlü türlü idmanlar işte çeşidini çok fazla bilemem. toplarsın paf takımdan 5 tane adam çevrene. yap durmadan değişik idmanlar.

gelelim saha içindeki işbirliği seçimlerine. geçen sene en ufak fırsatta lincoln'ü görmezden geldiklerini biliyoruz. başta ümit karan ve hasan'la beraber olmak üzere, sonrasında servet ve topal gibi isimlerle desteklenen şekilde. şimdi aa arda golden sonra lincoln'e sarıldı, ona asistler yaptı falan demesin. elbette ki ara sıra onu görmek zorunda. ama ben niyete bakarım.

dışarıdaki abilerinin de büyük etkisiyle arda'da bir yabancı düşmanlığı esintileri var yani kesinlikle. baros'un asistlerinden sonra ona çok kez koşmaması, pas tercihlerinde bomboş baros'u görmeyip çok kez saçmasapan şutlar atması bunun en büyük kanıtıdır. fakat milan o kadar yürkeli bir adam ki çalıştı didindi ve kendini kabul ettirdi tüm türkiye'ye. yani arda'nın bana trabzon maçındaki golden sonra sevinç yerine öfke ve üzüntü yaşatmasına gerek yok.. önce baros'a sarıl teşekkür et sonra koş sevgilinin tribününe. bana ne kime selam çakıyosan çak. ama vefa önemli.

elano.. sene başından beri topal'dan servet'ten ve arda'dan çok kez bomboş pozisyonlarda, tek seçenek o iken dahi pas alamadığına tanık oldum tribünde. tv'den inanın pek belli olmuyor bu işler. sahanın tümüne hakim olarak görmek çok başka bir şey. fakat elano da yılmadı, ve başardı.

dünkü maçta gio'yu da 2-3 pozisyonda bariz şekilde es geçti. zaten yabancıların bu kadar ağırlık koyduğu takımda da fazlasını yapmak yemez artık. bakın ama dikkat edin. arda bu adamları sevmiyor demiyorum. sadece bu dürtü içine yerleşmiş ve söküp atması cidden zor. saha içinde o saliselik düşünceler engel oluyor bu pasları atmasına üçgenler yaratmasına. o'nun şanssızlığı hakan'lar gibi, emre'ler gibi abilerinin olmasıdır. dğoru bir gelişim süreciyle çok başka bir arda izleyebilirdik bunu. ha bunca baskıya ve yanlış ilişkilere rağmen yine de bu mücadeleyi ve sabrı gösterebiliyor olması da büyük takdiri hakediyor tabii o başka. ben hala 11ler okunurken en çok arda'ya bağırıyorsam bunun adı sevgidir. ama insan da en çok sevdiğine kırılırmış.

galatarasay'a bu saatten sonra verebileceği pek birşey kalmadı zaten. yerinde sayacağına epl'ya gitmeli ve kendisini kabul ettirmelidir, ki en ufak bir şüphe duymuyorum. chelsea'ye manu'ya gitse bile. ve artık eskisi gibi 15 20 milyon söylerim de yok. 8-10 ne ediyorsa verilmeli. gurur duyarak izlemeliyiz o'nun maçlarını. bu medya'yla geçirdiği her gün ömründen eksiliyor.

Barakuda dedi ki...

maç yorumuna geleyim :)

madrid maçında sezonun en iyi tribünü boşa gitmişti. bu maçta da sezonun en iyi oyunu neredeyse boşa gidecekti ki çevirdik son anda.

sarp'ın ciddi düşüşte olması sonucundaki ayhan tercihi beni sevindirdi ayhan'ın bitik haline uyuz olmama rağmen. 11 sahaya dizildiğinde gio'yu ortada görmem ise maça olan inancımı bir anda en üst noktaya çekti. haftalardır solda harcandığını söylediğim gio'yu rijkaard'ın neden ısrarla o mevkiide kullandığını anlamamıştım zaten.

gs ilk yarıda inanılmaz bastı rakibe. 3lü 4lü preslerin sonu gelmiyordu. çok kez de meyvesini aldık bunun. benim için en önemli olan budur zaten. bugün barcelona topu rakibe kaptırdıktan sonra tüm yıldızlarıyla nasıl delicesine pres yapıp geri alıyorsa, galatasaray'ın futbolcusu madrid maçındaki gibi kaçak oynayamaz, refakatçilik yapamaz. dün yapmadık. kötü oynarsın pasların yerini bulmaz ama bu rakibi ısırmana engel olmamalıdır. bundan sonraki maçlarda haftaiçi maçlarımız da kalmamışken en düşük mücadele düzeyimiz bu olmalıdır.

bu, teknik ekibin ciddi azarı sonucu oluştuğum presin yanında, topal'ın oyunu beni çok şaşırttı. vieira söylemlerini hatırlatır nitelikte oynaıd dün. bulduğu tüm fırsatlarda o uzun ve isabetli paslarını dikine kullandı ve çok kez kanat oyuncularının yanında koşular yaptı topla veya topsuz. madrid maçındaki pasif ve korkak oyun sonrası o da bence kesinlikle sağlam bir ayar yemiş hocalardan. bir oyuncu bu kadar değişemez yoksa 3 günde. hep böyle oynar umarım.

ayhan'ı çok beğendim keza. bazen ayhanlıklar yaptı elbette ama mücadele gücü üst düzeydeydi. geçen seneyi hatırlattı. caner 2-3 zun pası haricinde olgundu, sevindiriciydi. lucas benim gözümde tüm tanrılardan peygamberlerden ötedir. servet düz oynadığı sürece sabredilebilir.

Barakuda dedi ki...

ileri 4lünün durmadna yer değiştirmesi çok hoşuma gitti. böyle değişken oyuncuların olması bize büyük avantaj sağlıyor. fakat bazı poziyonlarda 4 kişi birden ileride kalmaları tehlikeler yarattı kalemizde. ama maçta bir an gözüme çarptı ki şampiyonluğa olan inancımı epey perçinledi. bir pozisyonda caner pozisyon gereği içe kaymışken ve keita gio arda ileride kalmışken bomboş kalan sol tarafı jo harika bir şekilde kapadı hızla koşup. çok değerliydi bu çaba.

maçın yıldızı kesinlikle gio'ydu. sağda veya ortada oynadığı zamanlarda takımı nasıl taşıdığını herkese gösterdi. şutlarda biraz sorun yaşamış olabilir ama şans diyorum sadece. topla bu kadar mükemmelken, topsuz alanda da bu kadar hareketli olması ve presi hiç kesmemesi harikaydı.

birçok kişi tarafından maçın yıldızı olarak lanse edilen keita ise benim düşüncemde maçın en zayıf halkasıydı. evet muhteşem golüyle galibiyeti kopardı ama bu o'nun savrukluğunu görmemize engel değil. son tercihleri cidden çok kötü ve hala pas trafiğimizi tıkıyor. ayrıca dün 4-5 pozisyonda da yattaralaştı. ve keita yine birçok kişi tarafından çok hızlı birisi dense de bence değil. hız 100metreyi x saniyede koşabilmesi midir, oyun içindeki davranışları kararları mıdır? bunun ayırdına varan herkes keita'nın hızlı olmadığını rahatlıkla anlayabilir. keita tempoya en çok ihtiyaç duyduğumuz anlarda bizi çok yavaşlatıyor. topla koşu yolunda değil de direk önünde buluşmak istemesi en büyük eksisi. yani bunları onun ne kadar büyük bir potansiyele sahip olduğunu bildiğim için söylüyorum. avrupa'nın en büyük kulüplerinde banko oynayabilecek bir zekası ve kuvveti varken şu an galatasaray'da oynuyor olması da tüm bu laflarıma tercüman cümledir aslında. ha bence "kötü" olan bu oyunuyla bile böyle maçlar kazandıracaksa bize, en kötü maçı böyle olsun diyebilirim sadece. fakat bir fener maçında galibiyeti koparabileceğimiz fırsatlar geldiğinde dünkü gibi lakayıtça harcarsa. harcamaz umarım.

şampiyonluk havasına erken girdik bu sene. yani bu sinerjiyi korumak daa güç olacak eski senelere göre. ama iyileşecek sakatları düşününce kötü oynayacağımız maçlarda bile bulacağımız kişisel beceri eseri goller bize büyük avantaj sağlayacak. min 4 puanla atlatılacak bir ts-fb dönemeci de bizi %90 şampiyon yapar. en çok güvendiğim nokta da rijkaard'ın bu sene için en çok lige önem vermiş ve kafa yormuş olması. (uzunluk için özür)

Adsız dedi ki...

parma,mustafa sarp-hakan balta mı,caner-ayhan mı sence?

Parma Maniac dedi ki...

Balta-Ayhan :)

cisco dedi ki...

santos'un ya da jo'nun bonservisine karsilik arda'yi verebilirsek bence cok karli bi is yapmis oluruz.

vakilinchuk dedi ki...

Usta öncelikle yine döktürmüşsün.Sezon başından beri lige uygun hoca ve zihniyetle hareket eden Fener'in şampiyon olacağını düşünüyordum, lakin onlar bir şekilde kendilerini imha ettiklerine göre artık bence de bu maçla şampiyonluk yolu açılmıştır. Bu ülkede anadoludan şampiyon filan çıkmayacağını bende Rıdvan gibi önceden söyledim, rakibi Galatasaray olunca Rıdvan çark ediyor ama ben elbette edecek değilim. Geçen sene Sivas'la ikisi kaldığında Beşiktaş'ın şampiyonluğundan nasıl eminsem bu sene Galatasaray için aynı şey geçerli,ama mesele şu ki Galatasaray-Bursa kalmadı henüz zirvede, 5 puan fark ama koskoca 11 maç var. Sami Yen'de de olsa keşke Fener maçı geçmiş olsa diyorum şu an. Bursa'yı yenebileğimiz konusunda pek şüphem yok, ama aynı şeyi Fener için söylemeyem. Bunun sebebi rakibim pek bir matah olması değil tabi, bizim Fener maçı özürlülüğümüz...

Neyse, ışık görüldü şimdilik, umutlar yüksek...

elma hasan dedi ki...

takımın sahibi gibi davranan, takım için değil kendi için oynadığı gün gibi ortada olan arda turan adlı kamburdan kurtulmadığımız sürece galatasaray'dan hiçbirşey olmaz. saha içinde pas atacağı adamı ayan beyan seçen bir çocuğa bu taraftar nasıl tepki göstermiyor, tepkiyi bırak nasıl büyük kaptan diye tezahuratta bulunuyor ben anlamakta güçlük çekiyorum. utanmasalar tek pas-çabuk oyun nedir bilmeyen, ara pası, şutu, deparı olmayan bu çocuğu futbolumuzun gelmiş geçmiş en büyük futbolcusu ilan edecekler. şaka gibi. umarım haldun üstünel'in santos planı tutar da bu egosu büyük çocuktan kurtuluruz. burdaki en büyük problem bu kadar fundemental eksikliği olan bir oyuncuya hangi enayi avrupa kulübü telaffuz edilen paraları verir? umarım sezon sonunda üçü beşi aramadan kurtuluruz kendisinden.

Blogger tarafından desteklenmektedir.