19 Şub 2010

,

Atletico Madrid 1-1 Galatasaray


Kader Keita'nın golü gözümde çok büyük piyangodur ve Galatasaray'ın bu sezonki geleceğini şekillendirecek dönüm noktalarından birini oluşturabilir maçın 76. dakikası.. Gösterilen mücadeleye ve ilk defa oyunu oldukça defansif bir şekilde kurgulayan takıma rağmen hücum anlamında bu kadar vasat görünen takımı skoru aldı diye tepeye kaldıramıyorum.. Yenen golden sonra 2-3'e gidebilecek maçta böyle bir organizasyonlukla gelen sonuç sahanın içine bakmaya çalışınca hiçbir umut vermiyor ama bu çöküşün, bu olmayışın çokça dış etkenlere bağlı olduğu bir ortamda alınan muazzam sonuç bu gecelik müthiş keyif veriyor..

Atletico'nun Barcelona karşısında özel kurgusundan sonra sezon seyrine dönüşü vardı sahada.. Galatasaray'ın vasat ileri ucuna rağmen savunma çizgisini Barca maçındaki kadar ileri kurmayan Flores anlamadığım bir şekilde bekleri de oyuna fazla katmadı.. Galatasaray ve Rijkaard'dan çekinmiş olabilir mi? Bilmiyorum, ama Barcelona maçından sonra anormal bir durum olarak değerlendirilebilir.. İlk 15 dakikada ortada net bir karmaşa varken daha sonra Galatasaray'ın da savunmayı çok da geriye yaslamadan Topal ve Sarp'ı tandemin iyice önüne çekerek genel bir savunma futbolu oynamaya çalıştığını gördük.. Atletico Madrid ileri ucuna hiç boş alan bırakmadan, topa sahip olmayı belki de sezonda ilk defa fazla umursamadan doğru bir özel kurgu geldi Rijkaard'dan.. Benim için sevindiricidir.. Maça Arda ileri uçta başladı, ilk 20 dakika yine rakip savunmada eridikten sonra Keita'yla yer değiştirdi ve takım genellikle ilk dakikalarda sol taraftan çıkmaya çalıştı.. Caner Erkin'in sol açıkta yine diri başladığı maçta yerden attığı sert ters topta yaptığı hata ve arkasından gelen pozisyonda yaptığı faulun Reyes tarafından cezalandırılması Rijkaard'ın sigortaları attırmış olacak ki ilk yarı bitmeden oyundan aldı.. Caner oyundan çıkmadan 10 dakika önce Gio'nun oyuna girebileceğini hissettim ama bence doğru karar değildi.. Büyük hataydı ama maçın genel işleyişinde Caner'in oluşturduğu büyük bir arıza bence yoktu.. Skor dezavantajına düştükten sonra rakip morallendi, maçın havasında görünmeyen tribün ateşlendi ve takımdaki eksiklikler daha çok ortaya çıkmaya başladı.. Keita'nın en uçtaki pozisyon alışı kısa süreli oldu, ileride ve Sarp'la Topal'ı barındıran merkezde yine top tutulamadı.. Öyle ki Elano ilk yarının çok büyük bölümünde tandemin içine kadar girerek top istedi ve inisiyatif almaya çalıştı, onun da geriye yaslanmasıyla takımın rakip sahada pozisyon üretme şansı sadece onun uzun toplarına kaldı.. İlk yarının sonlarında Elano'nun şutunda savunma arkasına sarkan Sarp'la ve yine Arda-Elano işbirliğiyle soldan kesilen topta Keita'nın ortaya çevirmesiyle pozisyonlar yakalandı.. Sarp'ın rahat pozisyonda vurduğu kafa hem mental, hem de fundamental eksikliklerini bir kez daha ortaya koydu ama mazur görmeye devam ediyoruz..

İkinci yarıyla birlikte Galatasaray savunması da maç sonuna kadar kademeli bir şekilde kaleye yaklaştı.. Beklerden fazla destek alamayan Atletico, Simao ve Reyes'i bir türlü istediği gibi kullanamadı.. Forlan'ın karıştırıcılığı ve Agüero'nun bireysel yeteneğiyle pozisyon üretmeye çalıştılar.. Uğur Uçar ve Hakan Balta'nın savunma yönünden tandeme müthiş yardımcı olduklarını ve bu yönde muazzam iş çıkardıklarını eklemek gerek.. Neill her geçen gün takıma alışıyor, Servet ise Agüero'yu ilk karşılayan oyuncu olmasına rağmen aradaki çabukluk farkını pozisyon bilgisi ve önsezileriyle harika kapattı.. Maçın ilk dakikaları içinde attığı omuzla aldığı topla da Kun'u fizik gücüyle tanıştırdı, ki Servet'i tanıyanlar için anormal komik bir pozisyondu.. Gio'nun oyuna girdikten sonra yaklaşık 60 dakika yokları oynadığı, Elano'nun geriden top çıkararak helak olduğu ve Arda'nın büyük mücadelesine rağmen teknik anlamda yine eridiği maçta ikinci yarıdaki bütün pozisyonları Keita'nın fizik gücü üzerinden sağ kulvardan yapan Galatasaray'ın bulduğu gol hak edilmiş bir Keita golü olmasına rağmen çok büyük piyangodur.. Keita'nın bozuk sistemi bile tek başına farklılaştırdığı, sol motorun durduğu araçta tek motorla uçurmaya çalıştığı ortamda Ujfalusi'nin sol bekteki ağırlığı da önemli etkenlerden biridir.. Savunma dörtlüsü ve çift önliberosu arasında rakibin hücum silahlarını pasifize eden Galatasaray 4 çekerli arazi aracının zorlama denemeleriyle golü bulmuştur.. Atletico'da oyundan çıkana kadar oldukça iyi bir maç çıkaran De Gea'nın sakatlığı maçın döndüğü noktalardan biri.. Şu ana kadar Madrid semalarında overpaid takılan Asenjo'nun golde çok büyük hatası var.. İlk golde iyi kullanılan frikiği içeri alan Leo Franco'ysa maçın geri kalanını hatasız çıkardı ve geldiğinden beri en iyi 2-3 maçından birini oynadı..

Sorunlar devam ediyor ama bunların çözümü için dış etkenlerin iyiye gidişi şart bizim takımda.. Sabri'nin dönüşüyle savunma kenarlarına hareket gelecek, ileri ucun dönüşüyle merkezde topu tutamayan takım oyunu daha ileride tutmaya çalışacak.. Top kullanırken resmen acı çeken Sarp ve Topal ise Giovani bu performansını sürdürdüğü sürece bu bölgeye neden bir transfer yapmadınız diye bağırmaya devam edecek.. Galatasaray'ın içteki sorunları Elano'nun da rolünü kısıtlıyor ve oyuncuyu geriye, daha arka plana atan sonuçlar doğuruyor.. Giovani'nin kötü başlangıcında uzun süredir oynamamasının yanında hiç tercih edilmediği sol açığa atılması da çok önemli etkenlerden biridir, oyuncuyu temize çıkaracak temel bir pozisyon durumudur..

İlk etap başarıyla geçildi ama ikinci maç da rakip bu ileri uca sahipken tehlikeli olmaya devam eder.. İkinci maçta da yine kaleye yakın kurulan ve oyunu geride kabul ederek rakip silahları nötralize eden bir oyun kurgusu gereklidir bence.. Rijkaard'a futbolun tek yönlü bir oyun olmadığını bizim ülkeye gösterdiği için naçizane bir teşekkür etmek isterim.. Eğer bu tur geçilirse düzelen forvetler ve Sabri'nin dönüşüyle birlikte tamamen zirve olmasa da yavaş yavaş sezon başındaki dönemine geri dönen bir takımı ilerleyen aylarda izleyebiliriz.. Şimdi pazarı bekleme ve koltuğumuza uzanarak çok rahat bir İnönü deplasmanını izleme zamanıdır.. Bu geceki skordan sonra çok umutlu değilim ama takım son haftalarda aldığı sonuçlarla yenilgiyi rahatlıkla tolere edebilecek krediyi kazanmıştır..

Allahına kurban Keita..

17 YORUM:

kalecioyuncu dedi ki...

bu keitada e.toroğluna tabiri caizse kapak olsun. ilk yarı attı tuttu adam hakkında ikinci yarıdan sonra içinden ne demiştir çok merak ediyorum...

Adsız dedi ki...

Parma,İnönüde Beşitaşı yenceğimize inanıyorum,Beşiktaş maçlarındaki bu psikoljik rahatlığa hastayım:)

Can dedi ki...

Belki Skibbe'nin pasifize eden pas oyunu yoktu ama, söylediğin gibi, Rijkaard'ın benimsediği oyun yapısı maçın genelinde son derece etkili oldu.

Barça maçı yorumuna yazmıştım. Atletico'dan korkulması yersiz; zira Flores'in ne peşinde koştuğunu biliyoruz iyi kötü. Tüm maç boyu, Galatasaray oyun kontrolünü eline hiç alamazken, bu kadar kısır maç geçirmesi nasıl açıklanabilir? Galatasaray saçmalamadığı sürece turu geçmiştir. Golü de saçmaladığı için yedi ama önemli değil.

Katılmadığım tek nokta Dos Santos. Kullanılmazsa verim vermez. Top sola giderse Dos Santos top ile oynar. Tüm maç sağ taraftan gitti. Gereksiz olur ona yüklenmek; kaldı ki, iyi kötü çıkan Varela hepten pasifize oldu ondan sonra.

uuuu dedi ki...

bu maçta takımın yorgun düştüğünü ve alternatiflerin az oluşunu düşünürsek beşiktaş maçında alınacak bir puan çok iyi olur. rijkaard ligi kupa ve avrupa'dan daha çok önemsediğini söyledi. bakalım nasıl bir kadro çıkaracak.

bu arada neill'in yanında oyunu iki yönlü oynayan bir ortasaha getirebileydik çok güzel olurdu. seneye diyoruz.

thezehir dedi ki...

giovanni kotu oynuyor da pas atan var mi ona bir de bunu sorgulamak lazim.ozellikle caner ve arda gio yu gordumu bilerek arkasini donuyor.hadi caner i anlayabilirim mevkisini aldi yapmamasi gerekir ama kendine hakim olamiyordur fakat arda kaptan,en son yapmasi gereken kisi.hele 1-1 den sonra 3e3 pozisyonda bombos soldan kactigi halde bilerek atmayip geriye donmek hic yakismadi ardaya.evet gio formsuz kotu oynuyor ama elano ya yapilan muamele su an ona yapiliyor.elano nasil kabul ettirdiyse kendini o da ettirmek zorunda.
son olarak sunu soylemek istiyorum mehmet topal ve mustafa sarp in ayaklari betondan galiba.en yumusak pasi bile sektirip,5 mt otedeki adama sut ceker gibi pas vermek buyuk meziyet.

nit dedi ki...

valla Gio'ya bence de pas verilmiyor. Gordukce deliriyorum.

Parma Maniac dedi ki...

Elano'yla ilgili de yapılmıştı bu yorumlar, durumu anlayamadan sonlandı.. Şimdi Gio için de yapılıyor.. Geçmişte, mesela geçen sene Galatasaray'da kesinlikle olmuş bir olaydır, kulüp tarihine geçecek yüz kızartıcı durumlardan biridir.. Ki bunu yapanlar içinde bu takımda çok sevdiğimiz adamlar da mevcuttu.. Ama geçen seneki vukuata rağmen ben bu sene öyle bir durum şu ana kadar görmedim.. Kesin yoktur demiyorum bu nedenle ama yine de bu suçlamaları yaparken bence daha dikkatli olmak gerek..

Can dedi ki...

Ben pas verilmiyor demem. Ama oyuncular maç içerisinde istemeden tercihler yaparlar. Normaldir bu. Ama Dos Santos'un oynadığı tüm maçları isteyenle seyretmeye hazırım. Adam geride kalmıyor. Çoğu zaman doğru pozisyonda. Olmaz bazen. Zaman vermek lazım. Ama o taraf kullanılmıyor. Sabri gelsin hiç kullanılmaz. Kewell dönse de ters toplara vuran biri olsa hiç olmazsa.

Takım homojen oynamayı bilmiyor. Sahayı enine kullanmayı öğrendiğimiz vakit Dos Santos'da iş yapar.

thezehir dedi ki...

valla galatasaraylilar bikti artik bu davranislardan.ben isimde veririm arda,sabri,mustafa sarp,caner hepsi yapiyor.ki bunlarin arkasinda da buyuk abilerinin olduguna inaniyorum.ayhan elanodan iyidir deyip utanmadan kosesinde yazan kucuk herif gibi.
siz onemli katkilar saglamis olabilirsiniz bu takima ama kendi taraftarinizi sizden nefret ettirecek seviyeye getirdiniz.bari takimdaki gencleri kendinize benzetmeyin.bu davranislar takima zarar veriyor cunku.

mrt34 dedi ki...

Bundan sonraki maçlarda ne olur orasını bilemem, çünkü her türlü sürprize ve değişimlere açık bir oyun futbol. Ancak, Gio bence Galatasaray'ın oyuncusu değildir, olamaz da.
Sahip olduğunuz yeteneği/potansiyeli gerçeğe dönüştürüp katkı sağlayabilmeniz için -özellikle de artık günümüz futbolunda- belirli bir fizik kaliteye sahip olmanız gerekiyor. Hızlı, devamlı, dayanıklı, sert ve kuvvetli olmanız şart. Hadi hepsi olmasın ama en azından biri ikisi de olmadı mı olmuyor. Keita'yı farklı kılan da bu zaten. Yeteneğine, hızını ve kuvvetini katabildiği için fark yaratıyor. Dos Santos'un şu ana kadarki görüntüsüyle bence başarılı olabileceği iş salon futbolu olur olsa olsa. Diğer taraftan, eğer Emre Çolak'ın oynadığı sürelerde yaptıklarını Santos yapmış olsa idi yer yerinden oynamıştı. Bence konuşulması gereken Santos değil Emre'nin oynayıp oynamamasıdır bu takımda. Uzun lafın kısası, Santos son 2,5 senedir transfer açısından müthiş işler yapan ekibin nazar boncuğudur. Orta saha, özellikle de M. Topal bu kadar sırıtırken, Dos santos'un akınması oyuncu da olduğu kadar, mevki olarak ta hatalı bir seçim yaptığımızı gösterir. Son olarak, tekrar Emre Çolak diyorum. Yazık olmasın bu çocuğa, dos Santos falan derken, kaynamasın arada.
Tura gelecek olursak, Gs de Fb de bence bu akşam kolay olan maçlarını oynadılar, iç sahadaki maçlar çok daha zor olacak. Geçen seneki Hamburg ve Bordeaux maçlarından çıkarılması gereken çok şey var. 1-2 ve 1-1 nispeten iyi sonuçlar ama hala bence %50-50 şanslar. Hatta bu akşam yenen toplam 3 goldeki bireysel hatalara bakarak biraz daha çekinerek bakıyorum açıkçası. Bu aşamada aynı akşam 2 takımınızın maçını arka arkaya izlemek gerçekten güzel oluyor. Pek alışık değiliz buna, umarım bir iki tur daha en azından böyle devam eder.

CİHAN dedi ki...

analiz oldukça güzel ve açıcı olmuş genel kapsamlı olarak. açıkçası maç hakkında yazı yazmak yoktu kafamda ama burda bunu görünce isteklendim ve itiraf edeyim ki, burdan da biraz feyz aldım yazımda:
http://sadeceyazmakistiyorum.blogspot.com/2010/02/atletico-madrid-1-1-galatasaray.html

pi dedi ki...

Herkesin yorum yapma hakkı var elbette ama keşke yorum yaparken "şöyle olmalı böyle olmalı" diye ukalalık yapmak yerine Tardini'nin yaptığı gibi sahadaki oyunu değerlendirip eleştirmeye yoğunlaşsak...

Burada olsun, başka platformlarda olsun, eleştiri yapan arkadaşların görüşlerine saygım sonsuz ama Gio değil de Emre Çolak oyunda olsa ve ortaya bir şey koyamasa bu defa "Neden 18 yaşında çocuk bu zorlu maçta sahada da kurtarıcı diye alınan adam kenarda oturuyor" eleştirileri olacaktı.

Ya da bizim (benim) bunlara adapte olmam lazım belki de, çünkü bu güzel oyunda sevip sahip çıkmaya çalıştığımız oyuncu olsun, antrenör olsun değerler için açık bir kaybet-kaybet durumu var ortada...

mrt34 dedi ki...

Pi, sanırım yazdıklarımı yanlış anladın ya da belki ben doğru anlatamadım. Sana aynen katılıyorum, maç yorumlarında bunun yerine şu olsaydı/oynasaydı içerikli sığ ukalalıklar artık bayıyor. Ancak, benim Dos Santos konusunda yazdıklarım bu maçla ilgili değil. Ben çeşitli sebeplerle, Dos Santos'un oynamasının değil, transfer edilmesinin yanlış olduğunu düşünüyorum.
E. Çolak konusunda ise, sadece dünkü maç özelinde olmak kaydıyla, oynamamasını doğru buluyorum. Zira, hem fizik hem tecrübe olarak dünkü maç biraz ağır gelebilirdi. O yüzden Santos yerine E. Çolak oynamalıydı dün akşam diye bir iddiam kesinlikle yok.
Emre için söylediğim şey şu: Dos Santos'u da Emre'yi de yaklaşık olarak aynı sürelerle izledik. Emre, ilk 11de, ilk 18'de hatta A takım kadrosunda da olmayabilir, yetersiz bulunabilir, hiç bir itirazım yok. Ama onu yetersiz, tecrübesiz vs olarak değerlendirirken ona tanınmayan şans Dos Santos'a verilecekse kusura bakmayın, katılmıyorum. Dos Santos'ta olup Emre'de olmayan ne var da biri yıldız transfer biri paftan yeni çıkmış genç oyuncu oluyor? Emre Çolak yerine oynatılıyor oluşu, benim bu transfere karşı olmamdaki ilk sebep.
İkincisi, bu takımın orta sahası, daha doğrusu orta sahasının ortası arızalı. M. Sarp, M. Topal, Barış ve Ayhan'dan hangi ikisini seçerseniz seçin, ortaya çok yetersiz/verimsiz/düz bir ikili çıkıyor. Takımınızın kalan tüm mevkilerinde iyi kötü hepsi milli takım kariyerine sahip, belirli bir standardın üzerinde oyuncularınız var. Ama ön libero olarak elinizdekinin en iyisi M. Sarp -sadece bu seneki performansının hakkını yememek adına, yoksa bence ideal bir ön libero değil kesinlikle- ise o takımın kimyası bozuk demektir. Bu kadar açık bir zaafınız varken son tercihinizi de Dos Santos'tan yana kullanırsanız bence doğru yapmamışsınız demektir.
Üçüncüsü, bu transferi yaparken Nonda'yı göndermiş olmanızdır. Bu işin Nonda'dan geçmiş olduğunu, bu takımın forvetinin Nonda olmadığını bende görüyorum. Ancak, bir şekilde ilk yarıda 15 golü var bu adamın. Yerine hiç bir şey koymadan bu adamdan vazgeçiyorsunuz. Sonra oraya Arda'yı kaydırıp bir de Arda'dan oluyorsanız bence yine ters giden bir şeyler var demektir.
Sonuncusu, yabancı transferinde "plug&play" özellikli adamdan yanayım. Örn: Lucas Neill, Baros, Keita. Yani hazır adamdan yana kullanmak lazım tercihi. Yetiştirmek için, tekrar toplarlanması için yabancı transferi bence doğru değil.

Sarpito dedi ki...

nefis bir maç analizinin allahına kurban keita'yla bitmesi son derece ironik olmuş.
çok güldüm, hoşuma da gitti...
futbol da aynen böyle zaten.
analiz için ayrıca teşekkürler; parma'nın ikinci yarı başındaki karamsarlığı da biraz dağılıyor gibi...

pepe dedi ki...

rövanşta gs nin tur şansını yüzde kaç görüyosun ?

Parma Maniac dedi ki...

pepe 60, 70, 51, 35 gibi bi rakam veremem, öyle bir bilgisayar programım yok zira.. Hala ortadadır bence, benzer sağlam bir stratejiyle ikinci ayağa çıkılıp aynı ciddiyetle oynanması gerekir ikinci maçın.. Bunları yaparsak seyirci avantajıyla belki lehimize çevirebiliriz..

pepe dedi ki...

anladığım kadarıyla tur için yoğun şüphelerin var. benim de aklıma geçen seneki hamburg 4.tur serisi geliyor.

Blogger tarafından desteklenmektedir.