20 Haz 2010

, ,

Kamerun 1-2 Danimarka


Danimarka'nın ilk maçta Hollanda karşısında şanssız bir gol yedikten sonra oyunun hücum yönünde patlaması ve kaleye gidememesi Morten Olsen'in bu geceki aşırılığında ne kadar etkili olmuştur onu bilmek mümkün değil.. Fakat bu gece beraberliğin bile Japonya maçı öncesinde büyük avantaja döneceği Danimarka'da sahaya 2 forvet, 2 açık ve bir hücum yönü güçlü orta saha oyuncusuyla çıkıp sistemi 4-1-3-2'ye çevirmeyi dışarıdan açıklamak kolay değil.. Hollanda'ya karşı bir kanadı olabildiğince defansif bir 4-3-3'le çıktıktan sonra bu geceki 11 fazlasıyla garipti, bence bu seviyede denenmemesi gereken bir farklılıktı..

Yine ilk maçta benzer bir şekilde 4-3-3 oynayan Kamerun'da da değişiklik vardı.. Bu Dünya Kupası'nda bazı özel oyuncuları kendi kulüplerindeki özel hocaların verdiği özel görevlerle donatmaya çalışan teknik direktörler var.. Avustralya'da ilk maçta Pim Verbeek, Tim Cahill üzerinden bunu denedi ve başarılı olamadı.. Keza benzer şekilde Kamerun'un ilk maçında da takımı 4-3-3'e göre kuran Paul Le Guen, Samuel Eto'o'yu sağ kanada atıp sık sık içeri sokarak aynı zamanda bir iç gibi kullanmayı düşünmüştü.. Ama Kamerun'un oynadığı fiyasko futbol bu yaklaşımın da pek doğru olmadığını gösterdi.. Inter'in, Everton'un böyle önemli oyuncuları farklı rollerde değerlendirme şansları vardır zira ellerindeki seçenek çok fazladır.. Zaten Moyes de, Mourinho da normal adamlar değillerdir ve onların düşüncesine ulaşabilmek Verbeek ya da La Guen gibi hocalardan ne kadar beklenir o da ayrı bir tartışma konusudur.. Tamamen farklı oluşumlar içindeki denemeleri kopyala yapıştır kolaycılığında daha kısıtlı imkanlardaki milli takımlara uygulamanın bence mantığı yok.. Bu Kamerun'da Samuel Eto'o sadece en uçta oynar, aksi düşünceler elde patlamaya yakındır.. Keza son derece vasat içlerle ilk maçına çıkan Avustralya'da da benzer şeyler Cahill üzerinden söylenebilir, ki Almanya maçında blogda konusu geçti.. Bugün Eto'o en uçtaydı, ilk maçın sol forveti Webo ise Eto'o'yu çiftlemeye, çoğunlukla da sol bölgeye yakın oynamaya çalıştı yine.. Arsenal'in yetersizlerinden, Kamerun için ise önemli bir parça olan Alex Song 11'deydi, yine benzer şekilde Achille Emana da iki için önünde sistemi 4-3-1-2'ye yakınlaştırdı..

Böyle bir Danimarka'ya karşı Poulsen'in hatasını en uçta değerlendiren Eto'o'yla skor üstünlüğünü yakalayan Kamerun'dan çok daha dirençli oyuncularla zayıf Danimarka göbeğine karşı oyun etkinliği beklersiniz ama Kamerun bunu yapamadı.. Rakibe karşı çok daha üstün bir oyun oynamaları gerekirdi ama kısmen skor üstünlüğüyle, önemli bir neden olarak da kenarların hiç işlememesiyle (zaten yok gibilerdi) oyunun hakimi olamadılar.. Danimarka'nın oyunun içinde hiç olmaması da Kamerun ve Paul Le Guen için muhtemelen yeterliydi ama EPL'de bu sene parlayan Assou-Ekotto'yu tahmin edemediler.. Maçın başında solun arkasına kaçan Rommedahl mesajı vermişti ama Paul Le Guen almamayı tercih etti.. Danimarka'nın oyunda hiçbir üretim yapamadığı bir anda atılan uzun bir çapraz topta Assou-Ekotto yine ağır kaldı ve arkaya bir kez daha sarkan Rommedahl'ın içeri çevirmesiyle en uçta oynayan Bendtner eşitliği getirdi.. Devreye gidildikten sonra sol çizgide yalnız olan ama iki defa önemli hata yapan sol bekin uyarılmasını beklersiniz.. Paul Le Guen neler konuşmuştur bilmiyorum ama durum ikinci yarıda da devam etti.. 60. dakikada yine Kamerun soluna atılan uzun topta Rommedahl'ı karşılayan oyuncu devrede oyuna giren Jean Makoun'du.. Assou-Ekotto'nun kadraja girmesi için Rommedahl'ın golü atıp sevinç deparına kalkmasını bekledik.. Böyle bir maçta sağ bek Mbia'nın önüne Geremi düğümü atılırken sol bekin önünü daha savunmasız bırakmak hangi düşüncenin ürünüdür bilmiyorum.. Hücumu seven Ekotto'yu açık üreticisi olmayan takım içinde hücumda değerlendirmektir belki ama bunun sahaya yansımasını göremedik.. Sol bekin hatalarını da bir yere kadar mazur gösterir bu ama aynı pozisyondan bir maç içinde rakip başka hiçbir şey üretemezken 4 defa veriliyorsa ihmalkarlığını devam ettiren oyuncu bundan nasibini alır, kenardan durumu izleyen hoca da bir güzel futbol ulusunu Dünya Kupası'nın dışında bırakır.. İkinci yarıya ilk 45'teki arızaları gören Olsen, Jorgensen - Jensen değişikliğiyle başladı ki takımı daha dengeli bir yapıya kavuşturdu bu hamle.. Sonrasında Kahlenberg - Gronkjaer'le de takımın defansif güçlenişine imza atıldı..

Danimarka bence çok şanslıydı.. Şöyle bir maçta skor dezavantajına düştükten sonra rakibin beklenmedik ama çok net bir açığının üzerine iyi yüklendiler.. Bu yapıyla ve 11'le üst düzey futbolun içinde işiniz hiç kolay değildir ve sonraki maçlarda bunun tekrarı bence Danimarka'nın elenişi olur ama bazen yanlışlar da sahadaki garipliklerle doğrulara gidebiliyor.. Kamerun'un şansı bu gece bitti, ilk maç ve bu geceki zayıf dirençli rakibe karşı gösteremedikleri zaten turnuvaya çok hazır gelmediklerini sistemsizlikleri üzerinden gösterdi.. Danimarka'nın ise gruptan çıkmak için son maç kazanması gerekecek ve Morten Olsen'in Japonya'ya karşı nasıl çıkacağını şimdiden merak ediyorum ben.. Rommedahl gerçekten çok güzel adamdır ama bu geceki Assou-Ekotto da o derece büyük bir futbol skandalıdır.. Böyle hatalar böyle bir hızın karşısında gerçekleşince skor buraya dönebiliyor işte.. Yakıştı 19'a..

3 YORUM:

turhanatakan dedi ki...

messi'den bekleneni rommedahl yaptı, maçı aldı götürdü. ancak kamerun ciddi zaafları olan bir takım görüntüsü sergiledi, fizik avantajlarını kullanmak şöyle dursun danimarka kamerunun açıklarını avantaja dönüştürdü. zaten hep deriz ya önemli olan oyununu kabullendirmek diye danimarka riskli ve savunmada -ilk golü ve sonrasındaki pozisyonu saymazsak- hata yapmaması gereken oyun tarzıyla maçı götürdü.

belki bunu şöyle açıklamak daha mantıklı. danimarka aynı tip ama daha genç oyuncularla oynasa belki daha çok ezilecekti. ama jorgensen'in kötü oynadığı ilk yarıya rağmen rommedahl yeteneği ve tecrübesiyle 2 gol yarattı.

Togi dedi ki...

çok zevkli bir maç oldu.

kakam gelmis olamaz mı dedi ki...

Assou-Ekotto'nun tottenham ve kamerunun izlediğim maçları içerisinde maçın kaderine etki edicek hata(lar) yaptığı kaçıncı maç sayamadım. Hücum yönü kuvvetli olsa da defansta sıkça facia performanslar gösteriyor.

Önceden afrika takımları renk katardı. bu kupada Cezayir başta olmak üzere Güney afrikası, nijeryası, kamerunu, Ganası kabak tadı veriyor. Gol atma konusunda çok büyük sıkıntıları var. afrika kıtasına has bir durum mudur nedir anlayamadım.

Blogger tarafından desteklenmektedir.