11 Haz 2010

, ,

Güney Afrika 1-1 Meksika


Turnuvanın ilk maçına damgayı vuran adam Meksika hocası Javier Aguirre.. Maç öncesi kadro açıklamalarında iki stoperle beraber Rafael MarQuez'in varlığı kafalarda soru işareti oluşturmuştu zira maçta ortaya çıkan içlerin top kullanma zaafiyetine rağmen Meksika kadrosu içinde saf defansif orta saha oynamasının görünürde bir anlamı yoktu.. Aguirre de buna anlam verememiş olacak ki farklı bir görevle donatmış Barcalı'yı..

MarQuez maça Rodriguez ve Osorio'nun önünde başladı ama sürekli iki stoperin arasına girerek takıma üçlü savunma hüviyeti kazandırdı.. Üçlü defansın tarihsel gelişiminde çizgi defanstan önce sarkık libero dönemi vardır ve iki stoperin arkasında ayağı top yapan, sezgileri kuvvetli bir oyuncunun sabit süpürücülükle o bölgeyi koruması söz konusudur ama ilk üçlü defans ve libero kullanımı böyle değildir.. Libero kavramının önüne sarkık kelimesi gelmeden önce arkadaki bu özel görevli oyuncunun topla birlikte sahanın her noktasına çıkma görevi vardır ve ilk anlamda dörtlü defansa karşı kurulan üstünlüğün temelinde de bu tercih yatar.. Liberonun oyuna katılımının temelinde 1-3-3-3 ve 3-4-3'ün ilk hali vardır ama tabii bunlar da bu maç yazısının konusu değildir şu anda.. Bugünkü MarQuez reel liberonun defansın önünde oynayan hali gibiydi.. Takım hücumdayken devamlı öne çıkıp oyuna katılmaya çalışan, savunmaya geçişte de iki stoperin arasına girerek savunmaya hem kademe, hem de genişlik kazandırmaya çalışan bir görüntü verdi.. Peki Aguirre böyle üçlüye dönebilen melez bir savunma girişimine neden girmiş olabilir? Son dönemdeki üçlü örneklerine bakınca benim buna vereceğim cevap Carlos Salcido ve Paul Aguilar üzerinden şekillenir.. İki tane kaliteli ve hücumcu beke sahip olan takımların son 10 yılda iyice dörtlü defansın dominasyonunu kurduğu dünya futbolunda üçlü defansa döndüğünü çokça gördük geçmişte.. En belirgin ve başarıya giden örneklerinden biri 2002'de Roberto Carlos ve Cafu gibi bu oyunun gelmiş geçmiş en iyilerine sahip olan Scolari'nin Brezilya'sı.. Yuri Zhirkov ve Milos Krasic'li CSKA bir diğeri, Roma'da Candela ve Cafu'yla tarih yazan Capello bir başkası.. Bunların ortak özelliği açık olarak da oynayabilen çok kaliteli beklerin hücumda önünü açarak hem hücumda takıma kenarlardan işlerlik kazandırmak, hem de bu beklerin savunmaya verebileceği zararları üçlü defansla minimuma indirmek.. İki tane yetenekli bek Salcido ve Aguilar üzerinden böyle bir düşünce içine girdiğini düşünüyorum Aguirre'nin.. Düşünce ve başlangıç çok heyecan vericiydi, takım özellikle ilk yarının ilk ve son periyotlarında iyi işler de yaptı fakat toplamda ortaya konan alışılmamış ve biraz başarısız bir sistem.. Bunda birinci etken Gerardo Torrado'yla birlikte neden içte yer aldığını anlayamadığım Efrain Juarez'in merkezdeki etkisiz oyunları.. MarQuez'in hücumda önlibero olarak kullanılması top kullanma sıkıntısı olan bu oyuncu çiftine destek çıkmak olarak düşünüldü muhtemelen ama MarQuez de hücumda topla beraber inisiyatif alan bir görüntü çizmedi.. Aguilar ve Salcido'yu kenarlara olabildiğince açıp oyuna genişlik kazandırmaya çalışan Meksika'da kenardaki oyuncuların bu özelliği Gio ve Vela'nın sık sık içeri kat etmeleri sonucunu doğurdu ve ilk yarıda Meksika'nın bundan da iyi yararlandığını söylemek mümkün.. Maça iyi giren beklerin ilk 15 dakikadan sonra devamlılık gösterememeleri ise Meksika'nın beklenen sonuca gidememesinde ana etkenlerden biriydi.. Güney Afrika, Parreira'nın artık klasikleşmiş 4-4-1-1'inde sadece sağa arkadan destek verebilen Gaxa'nın çıkışlarıyla hücumda üretmeye çalışan taraftı.. Meksika stoperlerinin 3'lü defansın birincil gerekliliklerinden biri olan topla birlikte oyuna girmeye çalışmalarında MarQuez yine stoperi çiftleyen oyuncu olarak sigortaydı ama o anlarda beklerle stoperler arasında açılan boşluk Güney Afrika'nın hamle yapması için ufak fırsatlar sundu.. İlk yarıda Gaxa'nın ileri fırladığı anda Osorio ve Salcido'nun yarattığı boşluğa girmesi sırasında Mphela hücumu mundar eden oyuncuydu mesela..

İlk yarı dengede bitti ve ikinci yarıya da benzer düşünceyle başladı iki takım.. 55. dakikada bu sefer Aguilar'ın üçlü defans riski sonrasında bıraktığı boşluğa giren Tshabalala'nın mükemmel golü Güney Afrika'nın tam istediği aksiyondu.. Boşluğa çok çabuk bir topla harika girdi ve tam anlamıyla uzaya vurdu.. Bundan sonra Javier Aguirre'nin kontrolü kaybedişini izledik.. Golün faturasını muhtemelen Aguilar'a kesti ve onu oyundan alarak oyuna Guardado'yu soktu.. Böylece Efrain Juarez'i gerçek bölgesi sağ beke çekerek ilk etapta Guardado'yu içe, Juarez'in yerine koydu.. MarQuez'in kayışları dengesizleşti ve bazen savunmada, bazen hücumda daha çok görünür oldu.. İki yetenekli açık oyuncusuna sahip olan Meksika'da, özellikle Gio ilk yarıda çok önemli hücumlar gösterirken merkezdeki eksiklikler topun ileriye ve kenarlara taşınmasını engelledi.. Daha sonra artık tahammül edilemeyen ve fiziksel yönden de düşen Franco'nun yerine Hernandez, etkisiz Vela'nın yerine de Meksika efsanesi Blanco girdi.. Blanco'nun, Hernandez'in ve iç, bek, açık üçgeninde değişimler yaşayan Guardado'nun böyle bir karmaşada ne oynadıklarını anlamak ise televizyon ekranından çok mümkün olmadı ama ortadaki gerçek riskli ve netameli Meksika organizasyonunun beklenmeyen mağlubiyet durumuyla birbirine girmesiydi.. Verdikleri pozisyonlar ve duran top golünde Güney Afrika defansının skandal hatasına rağmen skora eşitlik getirmeleri sonrasında gösterdikleri, turnuvada bundan sonra işlerinin kolay olmayacağıydı bence..

En son Guidolin ve Marino'nun postunda geçmiştir, 3'lü ve 4'lü arasında değişimler yapan hocalar son devirde çok artmaya başladı.. Bu yolu da açan adamlardan biri Fatih Terim'dir ve bu nedenle İmparator'un bazı yaptıkları hala çok değerlidir.. Bunu Barcelona'dayken Rijkaard yaptı, tek bir maçta Arsenal'de Wenger yaptı, Galatasaray'da Skibbe tekrarladı.. Bekler ve stoperler üzerinden yapılan değişimlere kaydırmalı sistem diyoruz ama bu tandemin arasına önlibero sokan hocalar için ne diyeceğiz (indirmeli?) onu bilmiyorum.. Üçlü defans zaten temel olarak açıkların her çıkışında onun arkasını süpürmeye çalışan sol ya da sağ stoperle dörtlüye dönmeye çok yatkın bir sistemdir ve bu değişimleri de bu bağlamda fazla abartmamak gerekir ama ne olursa olsun dörtlününün egemenliğinin sürdüğü şu günlerde böyle atraksiyonları görmek Dünya Kupası'nın ilk maçında sevindiriyor.. Akşam bir başka farklı takım Uruguay'ı Lugano'lu üçlü defansla izleyeceğiz.. Aguirre heyecan verici başlayıp maçın devamında o düşüncesini elinde tutamadı ama cesaret güzel şeydir.. Diğer hocalardan da devamını turnuvanın ilerleyen maçlarında bekliyoruz..

İlk görüntü iki takımın da Fransa ve Uruguay karşısında işlerinin çok zor olacağı ama hücumda oyunu değiştirecek birden fazla oyuncuya sahip Meksika özelinde tahmin yapmak için hala erken..

Sonuç? Dünya Kupası güzel başladı..

3 YORUM:

QuaresmA dedi ki...

"İlk görüntü iki takımın da Fransa ve Uruguay karşısında işlerinin çok zor olacağı"

Uruguay-Fransa maçından sonra bu fikirlerin değişmiştir herhalde :) Hepsi birbirinden fazla zaafa sahip 4 takımın bulunduğu bir grup, kim çıkarsa hak etmeyecektir 2. turu. Tabi ilk maç izlenimleri bunlar.

metin dedi ki...

doğum günün kutlu olsun parma. vuvuzela olayına değinmemişsin:) fifanın bu garip aletin stadlara sokulmasını yasaklaması mümkün olabilir mi sence? ciddi olarak soruyorum.

Parma Maniac dedi ki...

QuaresmA çok değişmiş değil fikrim.. Güney Afrika hala imkansız görünüyor bana.. Meksika - Uruguay belirler gibi çıkan takımı.. Fransa'nın çok zorlanacağını düşünmüyorum ama futbol bu tabii..

Metin çok teşekkür ediyorum, nerden öğrendin bilmiyorum ama :) Vuvuzela hakikaten kepazelik, acil yasaklanması gerekir ama Blatter böyle düşünmüyor.. İçine edecek turnuvanın, etti bile hatta..

Blogger tarafından desteklenmektedir.