11 Haz 2010

Duyumcu geldi hanım...


Bir süredir Galatasaray'da futbol şubesinin kalkıp çok daha profesyonel bir çalışma şekline geçileceğinin dedikodusu var.. Adnan Öztürk'ün seçimde çıkıp bu işi profesyonellere bırakma fikri "Peter Kenyon" başlığı altındaki klasik bir reklam aldatmacasıydı fakat Öztürk'ün konuda haklı olduğu yerler vardı.. Futboldan ne kadar anladığı belli olmayan yöneticiler yerine bu konuda donanımlı, menajerlik şirketleriyle oldukça iyi ilişkileri olan, bu işten para kazanan ve bunun kurdu olan adamlar yapmalıdır bu işi, dünyadaki gidişat da böyledir.. İngiliz futbol takımlarının şirket yapılarını inceleyip takımların nasıl profesyonellere emanet edildiği bu gerçeği anlamaya başlamak için ilk adımdır, ondan sonra gerisi gelir zaten bir şekilde..

Haldun Üstünel Galatasaray'ın son dönem transfer yıldızı.. Bu övgüleri sonuna kadar hak etmiş bir adamdır.. Yaptığı transferlerin birkaçının elde patlamasından sonra eleştiriler de aldı, ben hiçbirini anlayamadım.. Eğer Üstünel oyuncuları kendi bulup teknik kadroya ve yönetime önererek bitirdiyse bu işleri eleştirilir.. Bunun böyle olmadığı, oyuncunun belirlenip Üstünel'in bu işi bitirdiği ise artık tekrarlanmasına bile gerek olmayan bir gerçek.. Eğer öyle değilse zaten Üstünel'in başarısızlığından çok daha büyük problemler vardır.. Üstünel'in Sezgin'le arasında sorunlar olduğu uzun bir süredir yazılıp çiziliyor.. Son moda, şubelerin kapatılıp işin profesyonellere emanet edilmesi sürecinde Polat'ın Üstünel'i pasifize edip işi Sezgin'e emanet edeceği yönünde.. Geçmişi benim için hala aydınlanmamış olan Adnan Sezgin üzerinde böyle bir düşünce varsa benim buna destekçi olmam mümkün değil.. Sadece işin bu yönüyle değil, geçmiş icraatlar dolayısıyla da böyle bir nema varsa, bunun sahibi olması gereken taraf bellidir benim için.. Ben bunların klasik bir dedikodu olduğunu ve Polat'ın söylediği gibi aslolan şekilde işin muhtemelen yabancı, gerçek profesyonellere bırakılacağını düşünüyorum..

Şimdi asıl konuya gelelim.. Bütün piyasasını kimsenin adını duymadığı üstün nitelikli ve yüksek reputasyona sahip oyuncuları bitirerek yapan Haldun Üstünel, Elano transferinden beri bu karizmasını çizdirmiş durumda.. Geçen yaz gelen Brezilyalı'dan beri bütün isimler bir şekilde sızıyor ve er geç basında mutlaka yer alıyor.. Bu konu üzerinden etraftaki duyumcu abilere gelelim.. Bunların piyasada ortaya çıkışının geçmişi de yaklaşık 1 yıllık bir süreye tekabül ediyor.. Bir şeyleri duydukları, bir yerlere yakın oldukları kesin.. Bu özelliklerine bir şey demenin de fazla anlamı yok.. Duyumcu başlığı altında Galatasaray taraftarına hizmet ettiklerini düşünüyor da olabilirler.. Ama tersinin olma ihtimali var mıdır? Bence Stoch transferinden sonra düşünülmesi gereken budur.. Bir takımın yönetimine yakın olup oradan aldığı bilgileri kamuoyuyla paylaşan adamlar o takıma hizmet mi eder, yoksa zarar verme ihtimali daha yüksek mi olur? Bunun bence bu akşamdan sonra analiz edilmesi gerekiyor.. Keza taraftarın gözünden de, bir şekilde duyumunu aldığı oyuncuları beklemek mi daha heyecan vericidir, yoksa transferi beklerken sürpriz bir isimle karşılaşıp adrenalini yükseltmek mi daha güzeldir? Haldun Üstünel yaklaşık 1 senedir hiçbir transferi gizlice halledemiyor.. Bunda duyumcuların da, yönetimdeki çatlakların da, bazı basın mensuplarının deliklere girmesinin de etkisi vardır mutlaka.. Ama faydası nedir Galatasaray'a? Onun cevabı yok.. Prim vermeye devam mı, yoksa bu işi gerçek anlamda bir zevke çevirerek Keita transferiyle deli olmak mı? Bunun cevabını vermesi gereken de taraftar.. Ama kulübün içindeki 'bug'lardan yararlanarak isimleri ortaya çıkaranlara prim verdikten sonra yönetime yüklenip ezeli rakibine nasıl oyuncu kaptırırsın demenin de benim için fazla anlamı yok.. Üstünel ve Galatasaray yönetimi sadece oyuncu kaptırma değil, yükselen fiyat riskinin de olduğu bu işte tamamıyla yalnız bırakılmalıdır..

6 YORUM:

Can dedi ki...

Kendi adıma şunu söyleyeyim abi; çok iyi bir dostum var bu işlerle uğraşan ve sağolsun beni habersiz bırakmaz. Ama bugüne kadar tek kelime etmedim bahsettiği transfer bitmedikçe. Ki zaten o da her şeyi söylemez. Daha bugün Stoch'un %90 Fenerbahçe'de olduğunu söylediğinde saat öğlen 1'di(kendisi Londra'da). Ben 3 saat haberin doğru olmaması için dua ettim. Herkesle beraber oturup yazı yazdım sonrasında.

Daha bugün aynısını o söyledi. Gazetecilerin geri çevrildiğini, bu haberlerin basına nasıl sızdığını merak ettiğini sordu. Ve sonuna kadar katılıyorum bu adamların kulübe zarar verdiği konusunda. Ama bu haberleri yazanlardan ziyade, bu isimleri sızdıranları suçlamak gerekli.

Bu arada başka bir arkadaşım da Peter Kenyon ile görüştü bu hafta içi; adam ben gelecektim, problem benden kaynaklı değil demiş. Ben onun yalancısıyım.

Bende duyumcu olmam umarım bu itiraflarla :)

Adsız dedi ki...

şükürler olsun şu konuya biri de parmak bastı sonunda

Parma Maniac dedi ki...

Yok Can niye öyle olsun.. Peter Kenyon'daki durum Öztürk yönetiminin açıklamaları Tomas Kurth'un tam zamanlı işinin başında olacağı, Kenyon ve Calzada'nın dışarıdan destek verip ayda bir toplantılara katılacağıydı.. Kenyon kısa bir süredir kontratlı bir şekilde Creative Artist Agency'de çalışıyor zaten, orayı bırakıp gelmesi imkansız görünüyordu ama size ne dedi, nasıl dedi onu bilemem tabii :)

Bence bu işlerin kesinleşildiğine inanılsa bile açıklanmaması gerekir.. İlk açıklama resmi siteden olmalı, ona inanırım ben.. Olası bir 250 bin euro fazladan verilmesine neden olma riski bile düşününce çok ciddi, nasıl yapılıyor bu iş anlamakta zorlanıyorum ben..

TA dedi ki...

doğru transfer anlayışına örnek bence ribery transferidir.isim yapmadan genç oyuncu almak marifet. yoksa elanoyu santosu keitayı stochu bir yığın para verip almak değil.dzeko yu bosnadan bulup almaktır doğru transfer.bu yöneticilerin yaptığı anormal birşey yok.haldun üstünel şehir efsanesidir.çelsi stochu 4 yıl önce almış.kendi kulübünde 4-5 maç oynamış.bir yıl kiraya verip sıfır bonservisle aldığı oyuncuyu 7-8 milyon avroya satıyor.paraya ihtiyacı mı var . yok. ama bizim takımlar nedense bu dev takımlar gibi zengin olmamasına rağmen hiç araştırma yapmazlar.ilginç.ne uğraşacaklar hazır futbolcu varken yollarda futbolcu araştırmaya!
ha birde transfer başarısı diyorlar yuh diyorum.neresi transfer başarısı.
türkiyede transfer başarısı ribery geremi transferleridir.gökhan gönül tranferidir.

Kaan Özaydın dedi ki...

Galatasaray'ın son iki yıldaki transferlerini baz alırsak duyumların basına sızmaması hoş ama Fenerbahçe açısından Senna, Xabi Alonso beklerken Josico'yla sürpriz bir şekilde karşılaşınca insan keşke tüm duyumlar kıyısından köşesinden basına sızsa diyor..

Parma Maniac dedi ki...

TA, başarılı transfer sadece senin ölçeklerine göre oluşsaydı dünyadaki bütün başarılı transferler o profile uyarlardı.. Ama öyle bir şey yok tabii..

Blogger tarafından desteklenmektedir.