30 Nis 2008

Slaven Bilic'le 2 yıl daha


Hırvatlar cevheri bulmuşken kaçırmak istemediler.. Bilic 2 yıl daha Hırvatistan Milli Takımı'nın başında olacak ki bu 2010 Dünya Kupası'na kadar takımla olacağını gösteriyor.. Bence yerinde bir karar.. Bir süredir Sven Goran Eriksson yerine harıl harıl hoca bakan Thaksin Shinawatra'nın ilk opsiyonlarından biriydi Bilic.. Gençliği, karizmatör açıklamaları ve küpesiyle değişik bir hoca profili sunuyor eleman ve bu muhakkak ki ilgi çekici geliyor çoğu kişiye.. Ama proje haline getirdiği milli takımla bir süre daha devam etmesi iyi olacak bence.. Euro 2008'deki muhtemel bir başarısızlık sonrası 2010 Dünya Kupası'na kadar gazı kaçabilir, eski havası kalmayabilir Bilic'in ama bunu düşünerek yanlış bir karar vermek çok daha büyük yanlışlara neden olur.. Shinawatra başka kulvarlara koşsun diyor, Euro 2008'de bu cengaverlere ve hocası artist Bilic'e başarılar diliyorum..

,

Man Utd 1-0 Barcelona


Temiz maç oldu.. United beklendiği gibi Nou Camp'taki maça göre çok daha baskılı ve hücuma yönelik bir şekilde çıktı maça.. Golü de ilk yarıda bulmalarına rağmen 70-75 dakika alan daraltan, baskılı futbollarını sürdürdüler.. Son 15 dakikada da her zamanki garantili oyunlarına dönüp Barca'ya pozisyon vermeden maçı bitirdiler.. Rooney'nin yokluğunda Tevez en uçta tek başına oynadı ve ileride top tutma işini hiç beceremedi.. Buna rağmen Barca'nın baskılı olduğu anlarda pozisyon verilmemesi United'ın manyak takım savunmasının hangi boyutta olduğunu net bir şekilde gösteriyor..

Barca İspanya'daki görece etkileyici maçtan sonra sadece Puyol-MarQuez değişikliğiyle çıktı sahaya.. Ki kabul edilebilir bir şey bu.. Fakat insan Eto'o'nun şu formsuzluğunda kenarda çürüyen Henry'yi görmek istemiyor.. Hele Henry oyuna girdiğinde onun sol çizgiye yaslanmış halini görmek hiç istemiyor.. Bu kadar mı kör bu Rijkaard? Juventus ve Arsenal maceraları arasındaki tek ve net farkı görmekten bu kadar mı aciz? Henry ve Krkic oyuna girip Iniesta ve Eto'o çıkıyor.. Ama kaleye daha yakın olan oyuncu Krkic oluyor.. Çürüttünüz adamı be, yok ettiniz..

Scholes'un uzaya vurduğu gole de şapka çıkarmak lazım.. Bu golleri atmasa zaten Scholes olamazdı.. Kaleyle baş başa bırakırsan bu adamı yapıştırıyor, bırakmayacaksın.. Sir Alex de maçtan sonra final kadrosunda tahtaya ilk Scholes'u yazarım, diğerleri sonra şekillenir demiş..

Final FA Cup finali gibi olacak ama yapacak bir şey yok.. Eğer bir CL finali aynı ligin takımlarından oluşacaksa herkes bari lig EPL olsun der.. Ben öyle dedim mesela.. Pek mutsuz değilim o yüzden..

29 Nis 2008

Temizlik var


Los Angeles Lakers 4-0 Denver Nuggets

WSC 2008 Çeyrek Final


John Higgins 9-13 Ryan Day (1)

Ding Junhui - Stephen Hendry (2)

Ronnie O'Sullivan
13-7 Mark Williams (3)

Joe Swail 12-13 Liang Wenbo (4)

Shaun Murphy 4-13 Allister Carter (5)

Mark King 9-13 Peter Ebdon (6)

Neil Robertson 7-13 Stephen Maguire (7)

Stuart Bingham 9-13 Joe Perry (8)

Bu sefer de Shaun Murphy elendi alt tablonun asil üçlüsünden.. Önce Selby, şimdi Murphy.. Ukalalığının kurbanı oldu sanıyorum Murphy.. 13-4'ün başka bir açıklaması yok.. İddialı konuşmak sporun hiçbir dalında avantaj sağlayan bir şey değil..Peki sıra Maguire'da mı? Sanmıyorum.. Maguire kalan isimler içinde finale çıkamazsa son yılların en sürprizli tablosu olacak bu Dünya Şampiyonası'nın alt bölümü.. John Higgins'in Ryan Day'e kaybetmesi de ilginç ama karısının özel durumu nedeniyle konsantrasyon problemi olduğu çok belliydi.. Bir toptan sonra sinirine hakim olamayıp renkliye abandıktan sonra masaya vurarak içeriye girmesi Higgins gibi süper karakterli bir abiden daha önce görmediğim davranışlardı.. Bu Ryan Day'in de Allah belasını vermesin.. Önceki turnuvalarda yeteneğine güvenip 2-3 kere favori gösterdim, bi yerlerimde patlattı.. Şimdi de tersini yapıyor..

2. tura damgasını vuran elbette Ronnie'nin 147'siydi.. Çekişmeli maçlar bekliyordum ama Swail-Wenbo mücadelesi dışında büyük bir çekişme de olmadı.. Ronnie Williams'ı, Maguire Robertson'ı, Hendry Ding'i ve hatta Day Higgins'i fazla zorlanmadan geçti.. Hendry-Ding maçı için bir seçim yapamamıştım.. Ding'in klas isimler karşısındaki konsantrasyon problemi yüzünden.. Öyle bir şey gerçekleşmedi ama The Golden Boy sadece snooker oynayarak ezdi geçti masada.. Şu sporu kendi çapımda 6-7 yıldır takip ediyorum.. Ben izlemeye başladığımdan beri eskilerin efsanesi Stephen Hendry sadece iyi bir oyuncu gibi oynuyor.. Ama Ding Junhui karşısında oynadığı oyun, abartısız bir şekilde söylemem gerekirse izlediğim en iyi Hendry performansıydı belki de.. Çok formda o da şu anda.. Yarı finalde Hendry-O'Sullivan maçı olursa (ki çok muhtemel) neler olur tahmin edemiyorum.. Kan çıkar heralde..

Ryan Day - Stephen Hendry (1)

Ronnie O'Sullivan - Liang Wenbo (2)

Allister Carter 13-9 Peter Ebdon (3)

Stephen Maguire
12-13 Joe Perry (4)

28 Nis 2008

NBA Most Improved Player 2008


Kazanan Hidayet Türkoğlu.. Şu anda NBA TV'de ödül verildi ve basın toplantısı düzenleniyor canlı yayında.. Büyük bir gurur.. Memo'nun All-Star olması kadar büyük bir olay.. Ne kadar tebrik ve takdir edilse az, öyle muhteşem bir sezon geçiriyor Hidayet..

147


Az önce canlı izlediğim ikincisini yaptı bu insan olmayan ulu yaratık.. Mark Williams'la oynadığı Dünya Şampiyonası 2. tur maçında 20. frame'de 147 yaparak maçı bitirdi.. Canlı izlediğim ilk 147'sini de yarı finalin decider'ında yapmıştı bu hayvan.. Mükemmel final yapmak için oynuyor sanki.. Pembe topa yapışık olan son kırmızıyı bir ayırışı vardı ki ne siz sorun, ne ben söyleyeyim..

65. sayıyı aldıktan sonra tribünleri gösterdi iki saniyeliğine televizyon.. Gösterilen karedeki bütün seyirciler 147'nin kokusunu almıştı.. Bu Ronnie O'Sullivan etkisi tabii.. Son 27 sayıda öbür masada maç yapan Stephen Maguire ve Neil Robertson da maçı bırakıp bu masaya gelmiş, bu büyülü anları izliyordu.. Büyüksün be Roket..

Sanatkarsın..

,

Bu kadar mı zor?


Ben ömrü hayatımda bir Galatasaray-Fenerbahçe maçında hakemin bu kadar konuşulmadığı, maçın tamamen dışında bırakıldığı bir maç görmemiştim.. Fırat Aydınus bunu gösterdi bana, kocaman bir helal olsun.. Ama bizim hakem eskileri rahat bırakır mı? Bırakmaz.. Dün geceki 90 dakikada başarısı net bir şekilde belli olan Aydınus'a büyük hakem ve yorumcu Erman Toroğlu "iyiydin" bile diyemiyor.. Hep bir kıvırma, hep bir üstünü kapatma.. Bakın bugünkü maç yazısında hakemle ilgili bölümde neler yazmış Toroğlan..

"Ama kesinlikle de hakem yığılacak bir maç olmadı. Fırat Aydınus, belki önce bir-iki sarı kartı kullanmadı. Teknik açıdan kendini böyle hazırlamış olsa gerek. Ama hiçbir zaman oyunun içine girmedi ve maçın neticesini hakeme yıkmadı."

Bu kadar mı zor kardeşim helal olsun iyi bir maç yönettin demek.. Bu kadar mı zor çok başarılıydı yönetim diye yazmak.. Söz konusu Erman Toroğlu olunca zor.. Aydınus dün hatasız mıydı? Değildi.. Hakikaten bazı kartlar çıkmadı, maçın ilk yarısında bir 10-15 dakika çok kesti oyunun akışını.. Tamam da, adam cillop gibi, kaymak gibi maç yönetti işte.. Antu'ya giriyorum, hakemin adını ağzına alan yok, en fanatiği, en gözleri kararmışı bile yenilginin nedenini kendi takımına yıkıyor.. Herkes Aydınus'un ne kadar mükemmel maç yönettiğinin farkında.. Ama Toroğlu diyemez bunu.. Derse egosu incinir.. Maçın neticesini hakeme yıkmadı der geçer.. Ona göre fazladır bile bu.. Sonra kim takar bu adamın hakem yorumlarını? Eğlence yönünde Ahmet Çakar fark attı sana, herkes pazartesi akşamı gelsin de Ahmet babayla eğlenelim diyor artık.. Eğlencede eskisi gibi değilsin, asıl işinde, hakem yorumlarında da Çakar ezip geçiyor artık seni.. Geçmiş olsun.. Maraton'un Lig TV'ye geçtiği gün bitmişti Toroğlu fenomeni.. Bu saçmalamalarından sonra televizyon karakterinin kendi tabutuna çivisini de kendi çaktı..

EPL'de Yılın Oyuncusu


Doğal olarak sürpriz yok, Cristiano Ronaldo üst üste ikinci kez yılın oyuncusu Premier League'de.. Bunu başarabilen tek isim vardı daha önce.. Thierry Henry.. 2002/2003 ve 2003/2004 yıllarında bu ödülü üst üste kazanan ilk oyuncu olmuştu Henry, Ronaldo ikinci oldu.. Daha önce de Mark Hughes ve Alan Shearer bu ödülü 2 defa kazanmayı başaran diğer isimlerdi.. Ronaldo'nun bu yaşında yaptığı iş hakikaten inanılmaz.. Başka bir takıma transfer olmadığı takdirde bu ödülü 3 defa kazanan ilk oyuncu olacağı da kesin gibi, belki de üst üste.. Her açıdan abuk bir herif Ronaldo, ayrı bir yazı yazmak gerek..

En iyi oyuncuyla beraber yılın 11'i de belirlenmiş EPL'de.. Yazalım kadroyu:

David James (Portsmouth) - Gael Clichy (Arsenal), Rio Ferdinand (Man UTD), Nemanja Vidic (Man UTD), Bakary Sagna (Aysenal) - Ashley Young (Aston Villa), Francesc Fabregas (Arsenal), Steven Gerrard (Liverpool), Cristiano Ronaldo (Man UTD) - Fernando Torres (Liverpool), Emmanuel Adebayor (Arsenal)

Bir ilginçlik var değil mi? Arsenal sonlardaki büyük düşüşe rağmen çok iyi bir sezona imza attı 4 oyuncusu var tamam.. United sezonun yıldızı ligde, 3 oyuncu tamam.. Torres sapına kadar hak etti, keza Gerrard'sız bir EPL 11'i düşünülemez.. Ona da tamam.. Peki Mourinho sonrası, sezonun yıldızı United'la puan puana gelmeyi başaran Chelsea? 0 oyuncu.. Garip geliyor düşününce.. Ama arkasından kim girebilirdi ki bu kadroya diye düşündüğünüzde onun da cevabını bulamıyorsunuz.. Bu da rüya gibi bir şey değil mi? Övülecek bi durum mudur, yoksa yerilecek bir şey midir ben kararını veremedim ama kesinlikle garip..

27 Nis 2008

,

Galatasaray 1-0 Fenerbahçe


Galatasaray'dan böyle bir azim ve mücadele görmeyeli baya olmuştu sanırım.. 90 dakikanın çoğunu şaşkınlıkla izledim.. CL'deki rakiplerine fizik olarak çoğu zaman üstünlük sağlayan Fenerbahçe'nin özellikle ilk 70 dakikada nasıl bu kadar ezildiğine inanmak istemedim, bir Galatasaraylı olarak sevindim.. Korkunç bir fizik performanstı Galatasaray'ın sergilediği.. Orta sahanın ortasını iki oyuncuyla kontrol etmenin getirileri tabii ki hep bunlar..

Bir altta Fenerbahçe'nin kanatlarının nasıl olacağını merak ettiğimi söylemiştim.. Mantık olarak beraberliğin Fenerbahçe'nin işe yaraması nedeniyle her zamanki sağlamcı çiftlerin (Wederson-Uğur ve Gökhan-Deivid) oynayacağını düşünmüştüm.. Doğru olan da oydu bence.. Ama Chelsea deplasmanında olduğu gibi bir sezon boyunca kullandığı kanat ikililerini yine değiştirmeyi uygun görmüş Zico.. Büyüğün de ötesinde bir hataydı kanımca.. Her zamanki kadroyu bu senenin en önemli iki maçında bozdu Zico ve ikisinden de elleri boş ayrıldı.. Uğur-Deivid kanadı hücum anlamında hiç işlemediği gibi savunma performansı olarak da berbat bir performans gösterdiler.. Sabri ve Barış biraz teknik kapasitesi yüksek oyuncular olsalar maden gibi işlerlerdi orayı.. Yine işlediler ama sonuç gelmedi.. Sağ tarafta Colin Kazım Richards yüzünden adam çıkana kadar Gökhan tek başına savaştı Arda'ya karşı.. Arda'nın da Hakan Balta'dan destek alamaması orayı da Galatasaray'ın çok iyi değerlendirememesine neden oldu.. Ama sene başından beri kanat performansı harika olan Fenerbahçe 90 dakika boyunca kullanamadı kanatları.. Zico Stamford Bridge'te olduğu gibi Ali Sami Yen'deki bu seçimlerinden dolayı da hatalıydı, eğer Galatasaray Sivas'a kaybetmezse bununla da yaşayacak.. Hakikaten anlaşılır değil 30 maç boyunca hemen hemen aynı çıkılan bu bek-açık ikililerinden 3'ünü değiştirmek..

Maçın yıldızı seçilecekse bu yine ve tekrar Servet Çetin olur.. Yine mükemmel ve 0 hatalı bir performans gösterdi.. Yanında Emre Güngör de en az onun kadar iyiydi.. Mehmet Topal'ın orta sahadaki performansı efsaneydi.. Ayhan 60 dakika boyunca çok iyi kullandı topları, savunmaya yardımı da iyiydi ama özellikle son 20 dakika çok düştü oyundan.. Sabri de yine iyilerden biriydi.. Fenerbahçe'de Aurelio dahil iyi oyuncu bulmak zordu.. Gökhan Gönül elinden geleni yaptı, en parlak olarak onu görmek mümkün.. Deivid de Semih'in girişiyle ortaya yaklaşınca son yarım saat daha iyi bir performans gösterdi..

Haftaya Sivas deplasmanı ne olur bilemiyorum ama büyük maçlardaki performansı belli olan Sivas deplasmanından bir beraberliği alamayacaksa Galatasaray olmasın zaten şampiyon.. Sivas daha potadayken, Sivas için Fenerbahçe'nin kesinlikle kazanmaması gerekirken hafta içi maçı Fenerbahçe'nin kazanmasını isterim diyen Bülent Uygun Galatasaray'a mutlaka sorun çıkarmaya çalışacaktır ama bir zahmet şu maçtan sonra istediğini alsın Galatasaraylı topçular o maçtan..

Injury Proneness 20


Bunda da oynamayacaksan hangi maçta oynayacaksın arkadaş? Bu kadar mı çıtkırıldım olur bir adam.. Dün bir preview yazısı yazmayı düşünüyordum, sonra boşver dedim.. İçime doğmuş demek ki böyle bir abukluk olacağı.. Zaten son 5 yılda Galatasaray hangi Fenerbahçe maçına eksiksiz çıkmış ki? Gece yarısı patladı işte Lincoln haberi.. Son antrenmanda nasıl sakatlanır bir adam? Muhtemelen koşarken bir yerleri atmıştır.. Bir oyuncunun başka bir oyuncuyu son antrenmanda sakatlayacağını zannetmiyorum.. Gerçi söz konusu adam Lincoln olunca bu konuda da iddialı konuşmamak lazım..

Sene başından beri sayıkladığım 4-4-1-1'in bu maçta eksiksiz bir şekilde sahaya konacağını bildiğim için ilk defa Galatasaray'ı bu kadar favori görüyordum.. Böyle de yazacaktım eğer dün yazılsaydı bu yazı.. Şimdi Lincoln'ün yerine Sukur girecek muhtemelen, klasik 4-4-2'ye dönecek takım.. Çok mu kötü? Değil ama Fenerbahçe sağ kanadına, yani Arda'ya karşılık önlemlerini artırınca Galatasaray da sıkışacak.. Çift taraflı saldırma şansı bitti yani, büyük bir kayıp.. Ümit Karan'ın kadroya alındığı söyleniyor ama kenardan girse ne kadar etkili olur bilinmez.. Yedekteki Sukur'un ilk 11'e girmesiyle birlikte oyunun sıkıştığı anlarda Galatasaray'ın değişiklik yaparak oyunu ve sistemi çevirme şansı da iyice azaldı..

Hala dengede maç, kim kazansa şaşırtmaz.. Ama Galatasaray'ın favori durumu tamamen nötrlendi.. Fenerbahçe'nin sol ve sağ kanadı nasıl oluşacak o da merak konusu kendi açımdan.. Skor üzerinde etkili bir karar olabilir Zico'nun orada yapacağı tercihler.. Klasik düzenini bozacağını zannetmiyorum ama..

Edit: Galatasaray'ın sol çizgide Volkan-Balta yapıp Arda'yı supporter'a çekme ihtimali varmış, NTVSPOR'da söylemiş.. Hatta Karan da ilk 11'deymiş sanırım.. Pek iyi olmaz derim ben bu tercih.. Volkan-Balta'lı koridorun bu sene bir kere olsun işlediğini görmedim.. Sağ taraf zaten sorunlu.. Fena sıkışacak oyun..

26 Nis 2008

,

Chelsea 2-1 Man Utd


Tamamen hak edilmiş bir galibiyet Chelsea'den.. 90 dakika boyunca üstün oynayıp puan kaybetseler üzülürdüm.. Hala düşük şampiyonluk şansları ama en azından son maça kadar gideceğini biliyoruz artık heyecanın..

United yine Barca maçının benzerini koydu sahaya sistem olarak.. 2 tane kaybetmemek için çıkılan maçtan sonra bu hafta içi Old Trafford'da kazanması gereken maça nasıl bir gelişimle çıkacaklar merak ediyorum.. Bu kadar gerek var mıydı bu 180 dakikada bu kadar geriye yaslanmaya anlamadım.. Chelsea'de Avram Grant 90 dakika boyunca doğru işler yaptı.. Ballack'ın ortadaki üçlüye girmesiyle Lampard'ın da geçtiğimiz senelerdeki formundan ve özellikle fizik gücünden uzak kalması bu üçlünün sertliğini düşüren etkenlerden biriydi.. Lampard'ın oynamaması bu açıdan hayırlı oldu bence Chelsea'de.. Buraya Lampard'ın yerine Mikel'in girişi ve Makelele'nin ilginç şekilde yedek kalması hem fizik gücünü arttırdı, hem de işin hücum yönünde Makelele'nin yokluğuyla artı değer kazandırdı.. Grant'in kazanılması gereken bu maçta Makelele'yi yedek bırakma tercihi çok mantıklıydı.. Essien'in de müthiş çalışkan oyununun hakkını vermek gerekiyor bu üçgen içinde.. Daha sonra Ferreira'nın yerine Anelka'nın girip Essien'in beke geçişi ve forvetleri ikileme, son 10 dakikada da Shevchenko'yu Kalou'nun yerine sokup 3 forvete çıkma Avram Grant için fazla cesur hamlelerdi.. Gelen gol yüzünden doğru yaptı falan demek gereksiz ama kazanılması gereken maçta en azından sistem değişikliğine gidip hücuma boyut getirme çalışmaları güzeldi..

Hafta içindeki Pool maçına içerde muhtemelen Mikel-Makelele değişikliğiyle aynı 11'le çıkacak Grant.. O maça da böyle hızlı mı girecek, yoksa 1-1'in üzerine mi yatmaya çalışacak açıkçası merak ediyorum.. Bu maçtan aldığı haz ve 3 puanın getirdiği güven Grant'in Liverpool maçına daha cesaretli çıkmasını sağlayabilir..

Modric Spurs'te


2-3 post aşağıda Modric'in Newcastle seferinden bahsetmiştim.. Zannediyorum ki İngiltere'den dönmeden başka bir kulüp işini bitirmiş Hırvat topçunun.. Açıklama Tottenham'ın resmi sitesinden.. Fiyat 16 milyon sterlin.. Hakikaten deli para.. Eder mi? Vallahi bilmiyorum ama büyük bir takım olmayacaksa hemen o seviyenin altından Newcastle değil de Tottenham olması gittiği takımın kendi adına daha hayırlı.. Ramos'lu Spurs 1 yıldır iyi işler yapıyor.. Ramos'un sisteminin de bu tip çift taraflı oyuncuların kendisini göstermesi için daha uygun olduğunu düşünüyorum.. Chelsea ve Arsenal'den Spurs ve Newcastle'lara düşmesi biraz çabuk oldu ama önünde biraz daha zamanı var..

25 Nis 2008

3 ay


Filmin Türkiye'de vizyona çıkışına kalan süre.. Biraz fazla taktım The Dark Knight'a evet ama Spider-Man 3'ten beri bir çizgi roman fanatiği olarak bu kadar beklediğim bir film olmamıştı.. Hatta onu bile aştı diyebilirim.. Son çıkan bu poster güzel bir şeyi daha gösteriyor.. Heath Ledger'ın ölümüyle Christopher Nolan filmin vizyon zamanı yaklaştıkça Joker'i daha çok ön plana çıkarma çalışmaları olacakken hem Ledger'a saygısızlık olmaması, hem de genç aktörün ölümünü bir reklam aracı olarak kullanmak istemediklerini, daha doğrusu yaptıkları şeyin öyle görünmemesini istedikleri için daha geri plana çekeceklerini açıklamıştı.. Joker'li, yani Ledger'lı posterler gerçekten böyle mi algılanmalı emin değilim ama duruşları güzel.. Sadece Batman'i gösteren bu poster de çok şık olmuş.. Allahtan Iron Man ve The Incredible Hulk yolda da uzun zamandır uyarlamasız kaldığımız şu günlerde The Dark Knight öncesi nefsimiz körelecek biraz.. Gelsin artık 25 Temmuz..

Luka Modric


Böyle bir çocuk var Hırvatistan'da yaklaşık bir senedir düzenli olarak pompalanmaya çalışılan.. Yeni nesil all-around orta saha oyunculardan biri.. İşin hem savunma, hem de hücum yönünde var olmaya çalışılan, yetenekli bir eleman hakikaten.. 3 maçını falan izledim ben, iyiydi ama söylendiği kadar mı o konuda şüphelerim var.. Bir ara daha modaydı, tam bu Hırvatistan'ın finalleri garantileyip İngiltere'yi hacamat ederek Euro 2008'den safdışı bıraktığı zamanlarda herkesin ağzındaydı Modric.. Chelsea ve Arsenal'in istediğini falan yazıyordu gazeteler.. Şimdi o etki geçmiş gibi.. Geçen gün Newcastle United'ı ziyaret etmiş Hırvat oyuncu.. Hemen döşenmiş tabii İngiliz gazeteler.. 20 milyon sterlin'e bu iş bitecek falan diye.. Euro 2008'de iyice piyasaya çıkmadan böyle bir hata yapacağını sanmıyorum Modric'in.. Hele gidilecek takım Newcastle ise.. Anlamı yok.. Çıksın Euro 2008'de piyasaya.. İyice bir görelim neymiş ne değilmiş.. Hakikaten söylenen gibiyse zaten turnuvadan sonra gideceği en kötü takım Newcastle olur..

Yaş 23 gerçi.. Biraz geç kaldı ama turnuvayı merakla beklememe neden olacak adamların başında geliyor Modric.. Her ne kadar biraz çakma Tomas Rosicky gibi dursa da var olan bazı değişik özellikleriyle insanları heyecanlandırabilecek bir oyuncu.. 2010'un Haziran ayında matah bir şey olup olmadığı ortaya çıkar.. Bu yaz dönemi çok önemli kendisi için, bence..

24 Nis 2008

Yorumsuz


Iverson'dan inciler,

Los Angeles Lakers serisi öncesi: "If you're scared get a dog, if you're scared go to church.."

Lakers'ın 2-0 öne geçtiği 2. maç sonrası: (Kobe'yi kastederek) "Tonight, the way he was going, we probably could have put 10 people on the court and probably wouldn’t have been able to stop him.."

İtinayla adam terbiye ediliyor tabii bu NBA'de.. Daha olan biten bir şey yok, Denver'ın hala şansı devam ediyor.. Eleyebilirler de Lakers'ı 2 maç sonrasında şansları biraz daha azalsa da.. Konu o değil ama.. Sadece 1 hafta içinde açıklamalarda meydana gelen değişim.. Bu yüzden seviyoruz zaten biz Black Mamba'yı.. Yakışır kardeşimize..

World Snooker Championship 2008 (1/8)


John Higgins 10-5 Matthew Stevens (1)

Ryan Day 10-6 Michael Judge (2)

Ding Junhui 10-9 Marco Fu (3)

Stephen Hendry 10-9 Mark Allen (4)

Ronnie O'Sullivan 10-5 Liu Chuang (5)

Mark Williams 10-3 Mark Davis (6)

Stephen Lee 4-10 Joe Swail (7)

Ken Doherty 5-10 Liang Wenbo (8)

Shaun Murphy 10-3 Dave Harold (9)

Allister Carter 10-9 Barry Hawkins (10)

Mark Selby 8-10 Mark King (11)

Peter Ebdon 10-9 Jamie Cope (12)

Neil Robertson 10-4 Nigel Bond (13)

Stephen Maguire 10-3 Anthony Hamilton (14)

Steve Davis 8-10 Stuart Bingham (15)

Graeme Dott 7-10 Joe Perry (16)


İlk tur bu akşam tamamlandı.. Yine her dünya şampiyonasındaki gibi ilk turda acayip sürprizler var.. En büyüğü Mark Selby'nin resimdeki Mark King vasıfsızına kaybetmesi.. İlk turdaki en banko maçı sorsalar herhalde Selby derdim.. Çok büyük sürpriz.. Üst üste gelen şampiyonluklar ve finaller sonrası rahatlama mıdır bunun nedeni yoksa anlık bir durum mudur bilmiyorum ama hala şaşkınım.. Üst tablodaki tek sürpriz Ken Doherty'nin Liang Wenbo'ya kaybetmesiydi.. Çinliler sağlam geliyor hakikaten arkadan.. Bir diğeri Liu Chuang da ilk 2 seansta iyi zorladı Ronnie'yi.. Ding vatandaşı Fu'yu decider'da yendi.. Fu'nun geçeceğini tahmin ediyordum, Ding'in çıkması Ronnie için daha iyi oldu.. Fu ters gelebiliyor Roket'e..

Alt tabloda Selby dışında kariyeri büyük düşüşte olan Graeme Dott yine ilk turda yalan oldu Joe Swail karşısında.. Peter Ebdon yeni nesil klaslarından Jamie Cope'u yine decider'da yenmiş.. 16 ilk tur mücadelesi içinde 4 maç decider'da sonuçlandı bu arada.. İlk turun en dramatik maçlarından biri Steve Davis ve Stuart Bingham arasında oynandı.. Artık emekliliği için gün sayan Davis'in Bingham karşısında kaybetmesi beklediğim bir sonuçtu ama çok kötü kaybetti.. 8-3 geriye düştükten sonra üst üste 5 frame alıp 17. frame'de son topta çok kolay bir atışı kaçırınca 9-8 öne geçen Bingham fişi çekti.. Davis o frame'i olsa muhtemelen maçı da alacaktı.. Harika bir geri dönüş iyi sonuçlanmadı, üzüldük..

1/8 maçları şu şekilde olacak,

John Higgins - Ryan Day (1)

Ding Junhui - Stephen Hendry (2)

Ronnie O'Sullivan
- Mark Williams (3)

Joe Swail - Liang Wenbo (4)

Shaun Murphy - Allister Carter (5)

Mark King - Peter Ebdon (6)

Neil Robertson - Stephen Maguire (7)

Stuart Bingham - Joe Perry (8)

Selby'nin elenişiyle üst tablodaki çekişme bir anda daha öne çıktı.. Higgins-Day, Ding-Hendry ve Ronnie-Williams maçları çok güzel geçecek.. Ding ve Hendry arasında bir seçim yapamadım.. Oynanan snooker'ı baz alırsam Ding öne çıkar ama çocuk hala çok tecrübesiz ve karşısına efsane çıktığı zaman nutku tutulabiliyor.. Hendry baskı kurabilir Ding üzerinde, her türlü sonuca açık bir maç açıkçası.. Ronnie ve Mark Williams'ın kapışması da erken finallerden.. Williams da her ne kadar düşüşte olsa da Ronnie'nin ilk tur performansından o kadar da fit olmadığını gördüm.. Bu turdan çıkan Swail-Wenbo galibini rahat geçeceği için direk yarı finalde diyebiliriz.. Alt tabloda en çekişmeli maç Robertson-Maguire arasında gerçekleşir.. Diğeri daha vasat duruyor.. Burada Maguire-Murphy yarı finali iyice netleşti gibi.. Avustralyalı Robertson bunu engelleyebilecek mi göreceğiz.. İlk turda 10/16 yapmışım, berbat bir performans.. Bahis yapsam batacakmış demek ki kasa..

,

Barcelona 0-0 Man Utd


Şükür maça benzeyen bir şey görebildik en sonunda.. Gerçi bu da fazla tek taraflı oldu ama sahada her anlamda futbol vardı.. Barca'nın bu kadar etkili olmasını beklemiyordu kimse, ben bekliyordum.. İnanılmaz bir dominasyon vardı sahada.. Manchester deplasmanlarda böyle bir takım ama bu kadar geriye yaslanmak zorunda kaldığını görmemiştim ben bu sezon.. Eşleşmelerden sonra Barcelona'nın klasik 4-3-3'üyle başarılı olmasının zor olacağını, kesinlikle 4'lü bir orta sahayla çıkmaları gerektiğini söylemiştim.. Toure-Xavi-Iniesta, önlerinde Deco ve sağdan getirmeye çalıştıkları Messi'yle her zamanki düzenlerinden bu maç özelinde biraz farklıydı Barca, ki gerekliydi.. Olumlu sonucu da verdi.. Ama Rijkaard'ın bunun dışındaki bütün hamleleri hatalıydı, bence.. Messi iştahlıydı, fizik olarak da fazla düşmediği bir anda oyundan alındı.. Tepkisini de gösterdi.. Messi'nin 60'tan sonra çıkışıyla Barca'nın oyununda da gözle görülür bir düşüş oldu zaten.. Krkic yetenekli çocuk ama bu seviyede, bu fiziksel mücadele içinde böyle kısıtlı bir zamanda başarılı olması zor.. 60 dakika oyunu domine etmeye çalışan Messi'den sonra Krkic'in yarım saatte tek bir olumlu hareketi olmadı.. Eto'o berbat bir maç çıkardı ve o bu kadar etkisizken Henry'nin 77 dakika kenarda beklemesi de fazla garip geldi bana.. Barcalılar maç boyu ceza sahasına kadar güzel gelip orada yaptıkları anlamsız ek dokunuşlar ve ekstra paslarla tehlikeli olabilecek bütün pozisyonları öldürdüler.. Henry oyuna girer girmez 3 dakika içinde ceza sahasının önünde bulduğu topta kaleyi denedi, saçma tek dokunuşlara girmedi..

United'ın hatası Scholes ve Ronaldo'yla birlikte çift forvet çıkmaları oldu maça ki Tevez'in oynaması beklenmiyordu çoğu yere göre.. Rooney'yi sağa atmış Alex ve Rooney'nin oyun içindeki topla ilk buluşmasını ben 29. dakikada gördüm.. Daha önce de bir korner kullandı sanıyorum.. Onun dışında kaçırmış olabilirim elbet ama sahada Rooney'yi görmedim.. Çift forvet yerine Rooney ileri uçta, Ronaldo sağda, solda da Nani tercihi daha mantıklı, etkin Barca orta sahasına karşı daha mücadeleci bir takım oluşmasını sağlayabilirdi.. Ama aldılar istediklerini.. Barca'nın bu kadar baskın oyununa rağmen çok net pozisyonlar bulamaması o kadar da hakkı olmadığını gösteriyor.. Topa bu kadar sahip olunan, rakibin bu kadar arkaya yaslanmak durumunda bırakıldığı bir maçta girilen en önemli pozisyon Eto'o'nun sağ çaprazdan çektiği bir şut oluyorsa o kadar da ah vah çekmemek lazım bu maça..

Ronaldo iyi ki maçın başında kaçırdı penaltıyı.. Yoksa daha 2. dakikada bitmiş bir turun maçlarını izleyecektik.. Şimdi biraz daha heyecan geldi olaya.. Barca'nın işi zor tabii ki Old Trafford'da ama orada gol bulmaları o kadar da düşük bir ihtimal değil.. İkinci maç bu maçtan da zevkli olabilir eğer Barca United'ın fiziksel baskısına cevap verebilirse..

23 Nis 2008

,

Liverpool 1-1 Chelsea


Bazı defansif futbol fanatikleri şunun gibi maçlara "ay büyük zevk aldım, ay o ne güzel mücadeledeydi.." falan diyor.. Bu kadar boktan futbola ben futbol diyemiyorum.. Liverpool'un içerde doğal olarak daha baskılı olduğu ama asla bir ev sahibinin CL yarı finalinde içerde oynaması gerektiği oyunu oynayamadığı şu maçtan sonra gelen son dakika golüyle alınan beraberliğe böyle şans mı olur diyeceklerini biliyorum bazılarının, maç biter bitmez duydum zaten çeşitli kişilerden.. Ben oraya fazla girmeyeceğim.. De hakikaten böyle bir futbol çıkmamalı bu maçtan.. Eşleşmeden hemen sonra çok süper mücadele çıkacağını düşündüğümü söylemiştim, ilk maçtan patlattılar sağolsunlar.. 2. maç da benzer geçerse Chelsea çıksa ne yazar, Liverpool çıksa ne yazar.. Benim açımdan bir şey değişmez ama Türkiye'de çok tabii Liverpool sevdalısı, onlar üzülür.. Daha iyi oynayan Liverpool muydu? Evet.. Bir kazanacak çıksa bu maçta Liverpool mu olmalıydı? Ona da evet.. Ama beraberlik çok mu acayip bir sonuç bu maç için.. Ona evet diyemiyorum..

Son dönemlerin en moda ve hatta en modern sistemi olan 4-3-3'ü oynayan 2 takım nasıl bu kadar keyifsiz ve kalitesiz bir futbol oynuyorlar anlamıyorum ben.. Chelsea Stamford Bridge'te öne geçerse işi bitirir, Pool 1 saat boyunca uyutup bir tane sıkıştırır mı onu bilmiyorum ama.. 1-0 bitse ikinci maç güzel geçebilirdi ama Avram Grant ikinci maça öküz savunma gücüyle çıkacak, Benitez de ilk 1 saat boyunca fazla risk almayacak.. Ortaya çıkacak futbolun bundan pek farklı olmayacağını anlamak için kahin olmaya gerek yok sanki..

22 Nis 2008

Uza bakayım evladım!


Haftalardır bekliyorum, nihayet geldi.. 2-3 yalan galibiyetle, kıçıkırık bir kupayla düzelmiyor tabii işler.. Uzun zamandır bir hocanın kovulmasına bu kadar sevinmiyorum.. Albelda, Canizares ve Angulo'ya vurmaya çalıştığı neşteri Koeman'da patlattı Valencia yönetimi.. Kapı dışarı ettiler Hollandalı'yı.. Valencia yönetimi ak kaşık mı peki? Tabii ki değil ama onların baki kaldığı ortamda asıl terbiyesizin gitmesine de seviniyoruz, seviniyorum.. Gitsin NAC Breda'yı çalıştırsın Hollanda'da..

20 Nis 2008

World Snooker Championship 2008


Yılın en çok beklenen snooker etkinliği dün başladı.. Arada benim burada yazamadığım bir China Open da geçti.. Ne yazık ki 1 maç bile izleyemedim o turnuvada çeşitli işler nedeniyle, yazmadım da o yüzden.. Zaten bir süredir dünya şampiyonasına kilitlenmiştim.. Zaman nasıl geçti anlamadım, başladı turnuvaların kralı..

Eşleşme tablosuna baktım, bu sefer ilginç bir şey var.. Uzun zaman sonra ilk defa Ronnie'nin daha kolay tarafta yer aldığını gördüm.. Biraz balık roket bu turnuvada.. Tablonun üst kısmında Ronnie.. Yine önemli oyuncular var tabii ki, ama alt taraf tam bir felaket..

Üst tabloda Ronnie'den başka John Higgins, Ding Junhui, Marco Fu (Ding'le ilk turda eşleşmiş durumda, biri gidecek yani), Stephen Hendry, Mark Williams ve Ken Doherty gibi adamlar var.. Son 3'ü geçmişin büyük oyuncuları ama artık üst taraflara çıkamıyorlar çok.. Buradaki çekişme daha çok Higgins, Ronnie ve Ding-Fu kapışmasının galibi arasında geçecek gibi görünüyor ama demin bahsettiğim kaşarlanmış 3 elemandan biri sürpriz yapar mı? Orası belli olmaz..

Alt tablo dediğim gibi fena.. Son dönemlerin Ronnie'yle birlikte 3 formda ve önemli oyuncusu Shaun Murphy, Stephen Maguire ve Mark Selby bu tarafta.. Birbirlerini kıracaklar.. Hatta Selby ve Murphy'nin yolu büyük ihtimalle çeyrek finalde kesişecek, erken finallerin ilkini sanıyorum orada izleyeceğiz.. Burada da bu üçlü çekecek başı final için ama orayı zorlamaları muhtemel olan Neil Robertson ve Graeme Dott da burada.. İkisi de çok formsuz gerçi ama ikisinin de ne zaman ne oynayacağı belli olmuyor.. Aslında şimdi tekrar baktım, üst tarafta kalite isim daha fazla ama o kalite oyuncu bazında alt tabloda daha yoğun..

Ronnie kendi standartında oynarsa final yolu çok açık aslında.. Alt tarafta ise Selby, Murphy ve Maguire'dan hangisinin baskın çıkacağını tahmin etmek için ciddi anlamda istihareye yatıp hafiften psişik güçlere sahip olmak gerekiyor..

Yine ilk turdan itibaren eşleşmeleri geçeceğini düşündüğüm ismi kalın yazarak vereyim, tur tur gideriz bu şekilde..

John Higgins 10-5 Matthew Stevens (1)

Ryan Day - Michael Judge (2)

Ding Junhui - Marco Fu (3)

Stephen Hendry - Mark Allen (4)

Ronnie O'Sullivan - Liu Chuang (5)

Mark Williams - Mark Davis (6)

Stephen Lee - Joe Swail (7)

Ken Doherty - Liang Wenbo (8)

Shaun Murphy - Dave Harold (9)

Allister Carter - Barry Hawkins (10)

Mark Selby - Mark King (11)

Peter Ebdon - Jamie Cope (12)

Neil Robertson 10-4 Nigel Bond (13)

Stephen Maguire - Anthony Hamilton (14)

Steve Davis - Stuart Bingham (15)

Graeme Dott - Joe Perry (16)

2. turdaki eşleşmeler 1-2, 3-4, 5-6, 7-8, 9-10, 11-12, 13-14, 15-16 şeklinde olacak

Akıl Oyunları


Bu akıl oyunları hadisesi benim pek anladığım bir şey değil futbolda.. Ama teknik adamlar özellikle çok kullanıyor.. Chelsea'nin başına geldiğinden beri ezik, sessiz, sinmiş bir profil sergilemesi nedeniyle eleştirilen Avram Grant kardeş de öğreniyor bu işleri yavaş yavaş.. Sorunlar yaşadığı Lampard ve Drogba'yla ilgili açıklamalarıyla ilk sinyalleri vermişti, CL'de oynayacağı Pool maçı öncesi Steven Gerrard hakkındaki açıklamalarıyla artık olduğunu da göstermiş..

Steven Gerrard listesindeki ilk oyuncuymuş Avram Grant'in, bak Allah'ın işine.. Mükemmel oyuncu, mükemmel karaktermiş Gerrard.. Onu bırak, bu sene Premier League'de yılın oyuncusu seçilecekse bu Steven Gerrard olmalıymış.. Cristiano Ronaldo noldu lan demedi mi muhabir kendisine, merak ettim.. Ben olsam sağlam dalga geçerdim.. Abramovich büyük bütçe ayıracakmış yazın, eline geçen parayla da saracağı ilk oyuncu Gerrard olurmuş Grant'in.. CL yarı finali öncesi açıklama bu.. Bu kadar kör gözüne parmağım şeklinde olmuyordu bu işler ama tecrübesiz tabi adam daha.. Sir Alex, Wenger ve Mourinho zamanında üçlüyü kurup kendi aralarında böyle geyikler yapıyordu, arada Benitez de katılıp kareyi tamamlıyordu.. Mourinho sonrası çok sessizdi Chelsea cephesi, Avram hocayla biraz daha şenlenecek gibi ortalık..

18 Nis 2008

NBA Play-Offs 2008



DOĞU KONFERANSI

Boston Celtics - Atlanta Hawks

Tahmin: 4-0 Boston

Celtics normal sezon performansından uzaklaşmadığı ve rakibi hafife almadığı sürece (ki olmayacaktır böyle bir şey) süpürme favorisi ilk turun.. Mike Bibby-Joe Johnson-Josh Smith üçgeni her takıma sorun çıkarabilecek potansiyelde ama bu Boston'a, ilk turda değil.. En fazla 1 maç alabilirler ki o bile zor..

Özel İstek: 4-0 Atlanta

Detroit Pistons - Philadelphia 76'ers

Tahmin: 4-1 Detroit

Philadelphia sezonun en büyük sürprizlerinden biri benim açımdan.. Ligin en zayıf kadrolarından biri olarak görürken doğunun zayıflığından faydalanıp play-off'a kaldılar ama bu zayıflık gösterdikleri başarıyı küçülten bir şey değil tabii.. Maurice Cheeks çok iyi iş çıkardı sezon boyunca ki adı da yılın koçu adayları arasında geçiyor.. İçerdeki 1 maçı alırlar ama daha kötüsü Detroit için 5 maç sürecek bir seri olsa bile Detroit'i beklenenden çok yoracaklar bence.. Hatta 6 maça da uzatabilirler seriyi..

Orlando Magic - Toronto Raptors

Tahmin: 4-2 Orlando

Aslında ilk turun ortada olan serilerinden biri bu.. Seriyi de daha çok Orlando'nun savunma iştahı yönlendirecek.. İkisinin de pek iyi savunma yaptığı söylenemez ama Toronto Raptors savunma yapmaya daha uygun bir kadro ve Chris Bosh'la beraber zaman zaman baya iyi savunma yapabiliyorlar.. Orlando sezondaki savunma istikrarsızlığını sürdürürse ve Toronto da play-off sertliğini biraz yansıtabilirse 7. maça gidebilecek bir seri olabilir.. Hedo'dan Türkler olarak çok şey bekleyeceğiz ama bana Dwight Howard daha çok damga vuracak gibi geliyor bu seriye..

Cleveland Cavaliers - Washington Wizards

Tahmin: 4-2 Cleveland

Washington normal sezonda çok iyi oynayıp play-off gelince savunmadaki sorunlarıyla fazla öne çıkamayan bir takım.. Bu sene bütün sezon boyunca Gilbert Arenas'tan yararlanamadıkları halde Caron Butler ve Antawn Jamison'ın karakterli oyunuyla çok iyi bir yerden play-off yaptılar.. Eddie Jordan büyük hoca hakikaten ama sistemi play-off'ta fazla sökmüyor.. Muhtemelen Gilbert Arenas'a çok süre vermeden Jamison ve Butlera destek olmasını bekleyecekler ki doğru bir strateji olur bu.. Gilbert'ın hangi kafada olacağını bilmiyorum ama Cleveland çok karlı kapadığı üçlü takastan sonra da beklediğim oyun karakterine ulaşamadı.. Kadro olarak da, tecrübe olarak da, LeBron olarak da daha avantajlılar ama Wizards fazla yabana atılacak bir takım değil.. Cleveland'ın Washington'a göre daha çok savunma takımı olması seri öncesi en büyük avantajları tabii..

BATI KONFERANSI

Los Angeles Lakers - Denver Nuggets

Tahmin: 4-1 Lakers

4-1'in nedeni biraz Laker olmam tabii ama o kadar da kolay geçecek bir seri olmayabilir bu.. Lakers cephesinde play-off sıralaması yaptırsalar taraftarlara ya da teknik ekibe ve oyunculara zannediyorum ki böyle bir yol seçerlerdi.. İlk turda Rockets'tan sonraki en zayıf takım, 2. turda da Utah-Houston'dan gelecek takım.. Lakers'tan sonraki en güçlü 4 takım (bence) diğer yolda birbirlerini biçecekler ve bir takım oradan batı finaline yükselecek.. Bundan güzeli bulunamazdı heralde.. Denver da ilk tur için süper olmasına rağmen adamların güçlü olduğu bölgelerin Lakers savunmasının en zayıf olduğu mevkiiler olması bi dezavantaj.. Lakers'ın en zayıf olduğu bölgeler 1 ve 3 numaralar.. AI tam bi 1 numara değil ama serinin önemli bölümünde Fisher tarafından savunulacak ve Fisher savunmasında Denver'da neler yapabildiğini gördük AI'ın (3 çeyrek 49 sayı), diğer sakat bölge 3 numara savunması.. Radmanovic ve Luke Walton denyoları Carmelo'nun tam isteyeceği tipte adamlar.. Trevor Ariza çok iyi bir alternatif olabilirdi ama yetişemeyecek ilk tura.. 2 yıldızın arkasında Camby ve K-Mart gibi savunmacılar ister istemez korkutuyor insanı ama Allah'tan berbat savunma yapıyorlar ve takım olamıyorlar.. Zayıf Lakers front court'unun Camby ve K-Mart gibi kısmen kazma adamlar tarafından rahatsız edilemeyecek olmasıysa Lakers için bir avantaj.. Iverson savunmasında çok sorun yaşanır da Kobe gücünün önemli kısmını Iverson savunmasında harcarsa Gasol daha kilit bir role yükselebilir Lakers'ta.. 6 maç aslında daha uygun bu seri için ama fanatiğiz işte..

New Orleans Hornets - Dallas Mavericks

Tahmin: 4-2 Dallas

Byron Scott ve Chris Paul sezon boyunca efsane iş başardılar ve şu batıda zirvede kaldılar..Gelmiş geçmiş en sürpriz performanslardan biriydi bence, Byron baba yılın koçu olamazsa çok üzülürüm bu bağlamda.. Ama Dallas'ın gelmesi büyük şanssızlık oldu bu iyi performansla gelen 2.lik sonrası.. Dallas sezonun son maçında Hornets'i farklı mağlup edip kendisine seçerek bence psikolojik bir avantaj da elde etmiş oldu.. Muhtemelen çok sıkı savunma yapılan ve ilk turun skor yönünden en kısır mücadelelerini izleyeceğiz ama Kidd-Dirk-Josh üçlüsünün Hornets'e ağır geleceğini düşünüyorum.. Hornets'in bench sıkıntısı play-off'ların yoğun temposunda kendisini daha çok belli edecek.. Bu açıdan da Dallas kadrosuyla çok daha avantajlı.. Avery Johnson'ın son şansı bu, buradan da çıkılamazsa Cuban postayı koyar elemana..

San Antonio Spurs - Phoenix Suns

Tahmin: 4-2 San Antonio

Çoğu kişinin bu turda favorisi Phoenix olabilir ama bence değil.. San Antonio yine çoğu şampiyonluğunda olduğu gibi o kadar favori girmiyor play-off'lara.. Tim Duncan yine rölantide takılıyor, Tony Parker'ın ufak tefek sakatlıkları bir türlü geçen seneki temposuna çıkamamasını sağlıyor.. Ama ShaQ'lı Phoenix çok daha kolay olabilir gibi geliyor bana Spurs için.. Phoenix'i sene başından beri beğenmiyorum.. Dışardan vurucu güçlerini kaybettiler, üstüne bir de Marion gidince şut yönünden en zayıf Suns oldu bu.. San Antonio rakip Phoenix olduğu için ilk turdan solid savunma performansını gösterecek ve dış şutlarda Phoenix'in anormal zorlanacağını düşünüyorum bu turda.. ShaQ gaza gelir de süper bir seriyle Spurs'ü elerlerse çok da şaşırmam ama Spurs bence daha yakın tura.. Muhtemelen en heyecanlı geçecek maçlar buradan çıkacak..

Utah Jazz - Houston Rockets

Tahmin: 4-2 Utah

Utah sezonu gösterişli bitirdi.. Houston da önemli bir bölümü Yao Ming'siz yapılan 22 maçlık serinin büyüsünü kaybetti.. Saha avantajı Houston'da olmasına rağmen Utah'ın bu seriden galip çıkması gerek.. Houston o müthiş savunma performansını hatırlarsa dış şut özürlü Utah'ı sıkıntıya sokabilir ama içeriden fazla ağır gelecek Utah.. 7 maça gidebilir bu seri de.. Eğer öyle bir durum oluşursa Houston avantajı ev sahibi konumuyla eline geçirir tabii..

15 Nis 2008

Jason Roberts


Bu Jason Roberts da değeri pek anlaşılamayan adamlardandır, bence.. Fizik, güç, kondüsyon ve toplara vurma becerisiyle tipik iyi bir EPL forveti olabilecekken kadroya girememesini bir türlü anlayamamışımdır.. O da anlayamıyor olacak ki mutsuz Blackburn'de..

Derby'nin hocası Paul Jewell'ın öbür sene için bir numaralı isteği Roberts'ı kadroya katmakmış.. Bonservis için de 2 milyon sterlini ödemeye hazırlarmış.. Derby devre arasında bol transfer yapıp doğal olarak başarılı olamadı.. Seneye The Championship için mükemmel bir hamle olur Roberts ama zannediyorum ki mutlaka daha iyi talipler çıkacaktır kendisine.. 2 milyon sterlin ve Türk takımları diyorum.. Başka bir şey eklemek istemiyorum.. Tugay aracı olsun, Galatasaray'a gelsin mesela.. Duramadım yine söylemeden..

14 Nis 2008

,

Daddy for MVP


Kobe'nin veletler..

11 Nis 2008

,

There Can Only Be One

Kobe Bryant ve ShaQuille O'Neal:


There are so many emotions at the end of the season. Nobody likes to talk about it. The one of them is fear. The fear that you have come this far and it all can end. The dream could die. But me... I like to fear. It means I'm close. It means I'm ready.

LeBron James ve Kevin Garnett:


I dream about winning it all probably since i was 9 years old. I remember seeing Jordan(LeBron)/Bird(KG) win it all. I made up my mind right then. That was going to be me. I was going to be part of them. Some dreams fade over time. But not this one.

Dwight Howard ve Chris Paul:


We're gonna win. Yeah. That's not me bragging. That's me believing. That's me believing myself and my teammates. And trust me. You ask anyone who's ever won a ring. Anyone who's ever been a champion. They believe too. We're not here to lose.

Benim notum: Adamlar yine yapmış.. En klası da Kobe ve ShaQ'ınki olmuş tabii.. Artistler..

Getafe - Bayern


Zannediyorum turu Getafe'nin kaybetmesinde benim de payım var.. Maçı izleyemedim, oynanırken arkadaşımla konuşuyorum.. Önünde açık televizyon, 3-1 diyor.. Kaç dakika var diyorum, 7-8 dakika kaldı, patladı Bayern diyor.. Galatasaraylıyız ya ikimiz de, Getafe'nin elemesi iyi olmadı be, Michael Laudrup için şansımız %5'ti, turdan sonra %0,1 olur diye geyik yapıyorum anlamsız.. Üzerinden 2 dakika geçmeden Toni attı diyor.. 115 dakika 10 kişi oynamış, muhtemelen pestilleri çıkmış adamlar için korkmaya başlıyorum.. 5 dakika sonra Toni 3-3 mesajı geliyor.. Şom ağzıma mı saydırsam ne yapsam bilemiyorum.. Ama futbol böyle bir şey işte.. Bu tip şeyler fazla olmaya başladı sanki son yıllarda.. O Laudrup, o Abondanzieri, o Contra ne hissetmiştir bitiş düdüğüyle bunu hiçbirimiz, hiçbir zaman bilemeyiz.. 120 dakika bir kişi eksik oynayarak verilen mücadelenin karşılığı bu olmamalıydı ama, çok iyi biliyorum bunu.. Copa del rey'den başka bir şey kalmadı elinde Getafe'nin.. Ya onu da alamazlarsa?

10 Nis 2008

Galatasaray C.C. 61-60 Beşiktaş C.T.


Zannediyorum Türkiye'de bir ilkti başka ülkede yapılan bir turnuvada iki Türk takımının karşı karşıya gelmesi.. Görüntü çok güzeldi ama seyircisizlik ve iki takımın berbat oyunu biraz gölgeledi bunu.. İki takım neden bu kadar bozuktu anlayamadım, aklıma bir tek stres geliyor ama oyuncuların halet-i ruhiyesinden stresli olduklarını çıkarmak da mümkün değildi pek.. Beşiktaşlılar sanki sıradan bir lig maçı oynuyor gibiydiler.. Galatasaray maç boyu 10 sayı civarı önde gitti, son periyot paspasa döndüler ve Beşiktaş 2 sayı öne geçti.. Murat Özyer'in o anda aldığı molada yanlış görmediysem benchte Hüseyin Beşok ve Cenk Akyol gülüşüyorlardı.. Biraz uzaktı mesafe gerçi ama öyle geldi bana.. Niyeydi bu tepki(sizlik)ler anlayamadım ben..

Galatasaray ilk yarı sene boyunca gösterdiği karaktere yakışır bir şekilde çok sağlam savunma yaptı.. Beşiktaş'ın berbat hücum performansı da belki savunmanın normalden daha iyi görünmüş olmasını sağlayabilir ama iş gerçekten iyiydi.. Onun dışında maça dair yazılabilecek bir şey bulamıyorum.. Bütün oyuncular normallerinin altındaydılar.. Tek bir şey söylemek isterim, Quinton Hosley'yi istemeyip şu Britton Johnsen'i Galatasaray'a transfer eden Murat Özyer takımın altına dinamit yerleştirmiştir.. Bu kadar kötü 2 tercih yapılmaz.. Anlaşılan Hosley'yi son anda reddetmese belki de bu takım şu anda TSL'nin en büyük şampiyonluk adayıydı, ULEB'de de çok daha yukarıları görebilirdi.. Ama Britton Johnsen tercihi bütün bunları yok etti..

Büyük ihtimal yarı finalde Juventut Badalona gelecek.. Türk Telekom'a karşı izlediğim Rubio'lu Badalona'ya karşı pek şansı yok tabii Galatasaray'ın ama son 4'e kalmak da önemli bir başarı tabii ki..

Fernando Torres


Piyasaya çıktığı günden beri çok inandığım, potansiyeline anormal güvendiğim bir adamdır Torres.. Bu seneki performansını görünce de sevinmeden yapamıyorum.. Komple ve müthiş bir forvet olma yolunda çok hızlı adımlarla ilerliyor.. Her zaman derim, bir oyuncunun, özellikle de bir forvetin kendisini ispatlayabileceği tek mekan Premier League'dir.. Yabancı bir oyuncu EPL'de oynayabiliyorsa bu her yerde oynayabileceği anlamına gelir.. İngilizler için geçerli değil tabii bu, bu ayrı bir yazı konusu olur..

Torres piyasaya çıktığı ilk zamanlarda ilginç ama bir o kadar zayıf fiziğiyle potansiyelli özelliklerinin birleşimiyle süper bir topçu olacağını gösteriyordu.. Fiziğindeki gelişim ise anormal boyutlarda.. Bacak genişliği sanıyorum ilk piyasaya çıktığı günden beri 1.5 katına falan çıktı.. Zaten fizik yönünden gelişmiş olmayan bir oyuncunun EPL'de istikrar yakalaması imkansızdır.. Fiziksel gelişimi fundamental özelliklerini de oturttu.. Uzaktan vuruyor, havadan vasatın çok üzerinde, ara paslarla geniş alanda ne kadar etkili olabildiğini sıklıkla gösteriyor ki İspanyol bir forvetten aksini bekleyemezsiniz zaten, driplingi yerinde, rakip defansı bozuyor.. Yok yok yani..

Böyle olunca da ne oluyor, Liverpool efsanesi, hem oyunculuğuyla hem de teknik adamlığıyla İngiltere'nin en büyük futbol adamlarından biri olarak kabul edilen Kenny Dalglish'e göre (Adamın İskoç olduğunu biliyoruz, atlamayın hemen) yılın en iyi transferi oluyor El Nino.. Haksız mı Kenny abi? Allah çarpar..

CL Yarı Finaller


Aslında bu yazının zamanı hemen Chelsea-Fenerbahçe maçının arkası olmalıydı ama, formaliteden bekledik.. De Rossi penaltıyı kaçırmasa en azından bi 20-30 dakikalığına heyecan oluşacaktı maçta ama penaltının penaltıyla alakası yoktu, o anlamda kaçmasına da üzüldüm diyemem.. Maçın özellikle ilk 1 saati içindeki tempo yine eğer bu futbolsa Türkiye'de oynanan ne dedirtmiştir çoğu insana.. Bizim takımlar bu tempoya dayanamaz doğru, bu fizik güce çıkamadıkları için de Avrupa'da başarılı olamıyoruz o da doğru.. Ama bu tempoda oynayan 2 takım senin ülkenin takımıyla oynadığında onlar da senin yüzünden bu tempoya çıkamıyor.. Biz bu tempoya dayanamayız bu nedenle çok da geçerli değil aslında..


Öbür tarafta Barca da sürprize izin vermedi, United-Roma maçından sonra tekrarı açıkken başka bir işle ilgileniyordum bilgisayarın başında ama ara ara göz atma fırsatım oldu.. Beklendiği gibi geçmiş o maç da.. Yarı finallerin oluşumu bana göre harika oldu.. Chelsea-Liverpool ve United-Barca eşleşmeleri maksimum heyecanı verecek eşleşmeler bence.. United-Barca'nın finalde eşleşmesini isterdi gönül elbette, Pool ya da Chelsea'nin finale çıkışıyla finaldeki futbolun yine çok tekdüze olacağını öngörmek için kahin olmaya gerek yok ama yarı finallerdeki zevk söz konusu olacaksa doğru eşleşmeler budur..

180 dakikada Fenerbahçe'ye karşı beklenen etkiyi gösteremeyen Chelsea mutlaka çoğu insana göre Pool karşısında daha az şansa sahip olarak görülecek ama bence tam tersi.. Benim bu turdaki favorim Chelsea.. 2 Fenerbahçe maçındansa EPL'de sık sık izlediğim Chelsea'nin Pool'a göre çok daha üstün bir takım olduğunu düşünüyorum.. Liverpool'un ve Benitez'in bu maçları oynama alışkanlığı muhakkak bir avantajdır ama Avram Grant bana göre Benitez'in karşısında görmek istemeyeceği türde, en az onun kadar sıkı defans yapan bir eleman.. Arsenal maçındaki Liverpool'un skor avantajıyla başlamasına rağmen Crouch-Torres-Kuyt üçlüsüyle başlaması ve skor 2-1'ken son 5 dakikada Pool defansının Arsenal'e karşı çok eksik yakalanması hakikaten ilginç hadiselerdi bir Benitez takımı için.. Benzer durumları Chelsea affetmez..

United-Barca eşleşmesinde de United önde görünüyor ama orada da büyük fark yok bence.. Schalke maçındaki ilk 11'in United'a karşı şansı ne olur bilmiyorum ama Henry'yi ileri uca alıp orta sahayı tam anlamıyla dörtlemesi zayıf takım savunmalı Barca için olmazsa olmaz bence.. Nou Camp'taki maçta ilginç şeyler bekliyorum Barca'dan..

8 Nis 2008

,

Chelsea 2-0 Fenerbahçe


Maçın gidişatının böyle olacağı az çok belliydi ama Chelsea'nin 4. dakikada golü bulduktan sonra oyunu bu kadar rölantiye alacağını tahmin etmemiştim.. Yine de 1-2 pozisyon dışında Chelsea maçın genelinde çok sorun yaşadı denemez ama içeride son dakikalarda bu kadar mahkum olmaması gerekiyordu.. Hoca seçimi tabii..

Fenerbahçe'nin oyuna Colin Kazım'la başlamasının mantıksız olduğunu söylemiştim.. Maçı o seçim yüzünden kaybetmediler ama bence yine de çok mantıksızdı.. İlk yarı boyunca Chelsea bütün akınlarını Fenerbahçe'nin sağ kanadından geliştirdi.. Sola Deivid'i çekerek hem sol kanadın hücum aksiyonlarını yok etti Zico, hem de sağ kanadın savunma gücünü düşürdü.. Sene başından beri düzen belliyken neden buna ihtiyaç duydu bilemiyorum.. Yenilginin bununla çok da ilgili olduğunu düşünmüyorum ama şu maçtan sonra benim aklımda daima acaba normal düzenimi bozmasaydım nolurdu sorusu olur.. Bu soru bile insanın beynini yer.. Zico'nun yiyecek mi bilmiyorum gerçi..

Futbol da ilginç spor işte.. İlk maçta Chelsea çok daha iyi bir oyun oynadı uzun süre.. Fenerbahçe yarım saatte maçı aldı.. Chelsea bu maçta Kadıköy'deki performansının yanına yaklaşamadı, ama skor 2-0 oldu.. Bu Chelsea vasatı aşamayan 180 dakikaya rağmen finalin de daha büyük favorisidir bence Liverpool'a göre.. Onu da eklemek isterim.. Muhtemelen bu maçtan sonra bu Pool ve CL kurdu Benitez bu Chelsea'yi parçalar falan diyecekler bizim medyada da, öyle olmayacak bence..

Turdan önce iki maçta da 5-0 yenilse üzülmemeli Fenerbahçeliler demiştim.. Beklenenden çok daha zorlayıcı oldular Chelsea için.. 2. maçın son 5 dakikasına kadar turun içinde kalmak da önemli bir başarı.. Şimdi merak ettiğim tek bir şey var, bu senenin sonunda hangi Fenerbahçeli topçuya kim talip olacak.. Lugano direk Juventus'a gidecek gibi.. Aurelio'da da ısrarcı olacaktır birçok kulüp.. Ama Uğur Boral'a, Deivid'e falan teklif gelecek mi çok merak ediyorum.. Rüya gibi bir sezon oldu Fenerbahçe için 2007/2008.. Bundan sonraki lig mücadelesi de çok eğlenceli olacak..

Chelsea-Fenerbahçe Preview


Chelsea Sevilla'ya benzeyen bir takım değil.. En kuvvetli tarafları orta saha ve defans bütünleşmesi.. Daha sonra 3'lü orta sahayla oyunu rakip yarı sahaya yıkıp kısmen uzun toplar, kısmen kanat organizasyonlarıyla rakibi mat etmeye çalışıyorlar.. Bu sene de defalarca başardılar bunu.. Geçmiş senelerde olduğu gibi.. Stamford Bridge'de skor dezavantajına düştükten sonra oradan çıkma ihtimali %5'lerde bile seyretmez.. Sevilla orta sahayı Poulsen ve Keita'ya bırakıp Navas ve Capel gibi savunmayla işi olmayan oyuncularla oynamaya çalışırken Fenerbahçe'nin orta sahası defansif anlamda ve mücadele gücünde o takıma karşı ağır gelebilir ama 3 merkez oyunculu, 2 kanatlı (ki bunlar da acayip defans ve mücadele kasabiliyor) Chelsea'ye karşı oyunu çevirmek imkansız gibi bir şey.. Ben Fenerbahçe'nin o stattan çıkabileceğini sanmıyorum futbolun futbol olduğunu göz önünde bulundurmama rağmen.. 30 metreden Deivid maçın başında çakıp bi tane çözülmeye meyilli Chelsea'nin darmaduman olmasını sağlayabilir ama normal şartlarda Chelsea bu maçı söküp alacak gibi geliyor bana.. Uğur Boral'ın yedek kalacağını, Colin Kazım'ın ilk 11 başlayacağını okudum birkaç yerde.. Bence hiç gerek yok böyle denemelere bu maçta.. Hangi düzenle geldiyse buraya kadar Fenerbahçe o düzenle devam etmeli.. Deivid'i daha önce hiç oynamadığı bir yere çekip Gökhan Gönül'ün önüne Deivid kadar mücadeleci olmayan bir oyuncu koymak 2 kanadını da arızaya uğratır Fenerbahçe'nin.. Bu kumarın oynanacağı maç 2-1'lik Chelsea maçının Stamford Bridge rövanşı olmamalı bence..

Fenerbahçe tarihinin en zorlu 90 dakikasına çıkacak belki.. Ben rakip takım taraftarıyım, turu geçmelerini istemem.. Ama bu yazdıklarımın rakip takım taraftarı olmamla en ufak bir alakası yok.. Ne görüyorsam onu yazıyorum.. 2-1'lik bir galibiyetten sonra Stamford Bridge'te Chelsea'yi çok daha şanslı görmek için rakip takım taraftarı olmaya gerek de yok ayrıca.. Zaten Fenerbahçe'nin geçmiş maçlarıyla ilgili yaptığım yorumlar da ortada.. Tepki gösterecek biri varsa yazdıklarıma göz önünde bulundursun diye yazıyorum son paragrafı..

Fazlasıyla güzel maç olacak ama.. Liverpool-Arsenal maçındansa bunu izlemeyi bir futbolsever olarak tercih ederim büyük Arsenal sempatime rağmen..

7 Nis 2008

Avcı


Şansal Büyüka'nın Abdullah Avcı %99 Galatasaray'da iddiaları bir yerlerinde patlamış.. Son 5 hafta için takımını bırakmamaya karar vermiş Avcı, iyi de yapmış.. Bu, hem büyük kulübü görünce takımını yüzüstü bıraktı suçlamalarına neden olacaktı, hem de 2 hafta sonra İstanbul Büyükşehir Belediye'yle oynayacak olan Galatasaray'ın o maçına da gölge düşürecekti.. 2 hafta önce o takımın hocası olup 15 gün sonra Galatasaray'ın başında eski takımının karşısına çıkmak pek hoş bir görüntü olmayacaktı.. Karakterli adammış Abdullah hoca..

Bundan sonra ne olur, yazın takımın başına gelir mi bilmiyorum.. Şimdi muhtemelen 5 hafta için Hagi gibi bir adam gelecek.. O adam da gelip takımı şampiyon yaparsa Abdullah Avcı yalan olabilir.. Gerçi muhakkak bir takım konuşmalar, garantiler verilmiştir ama futbol dünyası bu.. Ama bu davranışı için kaçıracaksa o şansı kaçırsın.. Hocalığı nedir, konuşmak için fazla erken.. Pek emin de değilim kendisinden ama kişilik olarak büyük bir sınav verdi, 100'ü de çaktı yıldızlısından..

5 Nis 2008

Güle Güle


Çok geç kalmış bir şeydi Kalli'nin gitmesi.. Böyle durumlar için kullanılan zararın neresinden dönülürse kardır diye bir söz var.. Son 6 hafta için kullanabilir miyiz bunu Galatasaray'da bilmiyorum ama bence takımın şampiyonluk şansı artmıştır bu hadiseyle.. Artık tamamen sapıtma durumuna gelen yaşlı Alman'ın son 6 haftada takımı şampiyon yapacak bir gücü kalmadığı belli oluyordu..

İstifa etmiş ama nasıl etmiş önemli olan o.. Artık ortaya çıktı zaten bilgiler.. Polat futbolcuların yanına konuşmaya gidiyor, büyük şikayetler duyuyor hem yabancılardan hem yerlilerden.. Kalli'ye gidip hocam olmuyor ama böyle diyor, Kalli de resti çekip hadi eyvallah o zaman şu ortamda kalamam diyor.. Görünen bu, ama arkada başka şeyler de olabilir..

Yapılması gereken tek bir şey var.. Basiretli, ligi tanıyan, orta sahanın ortasını en az 2 oyuncuyla kapatan bir hoca getirmek.. Bu Hagi mi olur, Bülent Ünder mi olur, başkası mı olur bilmiyorum ama Galatasaray son 6 maçı 5'li orta sahayla oynamak zorunda.. Hagi sesleri yankılanmış ilk etapta, şu an durum ne bilmiyorum ama olursa mükemmel olur derim.. 6 maçlığına da gelse, şampiyon yaparsa gönderilemese de Hagi her zaman kabulumdur.. Oynattığı futbol Galatasaray'ın son 5 yılındaki en iyi performanstı, bence.. Gidişi de yanlış olmuştu.. Süper olur..

Onun dışında yok Zac, yok Laudrup isimleri falan dönüyor.. Hepsi palavra.. Bayram Tutumlu ben Laudrup'un menajeriyim, elimden geleni yaparım diye sallıyor her zamanki gibi.. Allame-i cihan olsa getiremez Türkiye'ye..

Önce Canaydın, sonra Kalli.. Bunlar güzel haberler.. Tabii yönetim boş durmayıp altını doldurmalı bu icraatların.. Yoksa yalan olur.. Hagi'yi en azından 6 maçlığına getirin, şu Lincoln'ü bir kere çift defansif orta sahanın önünde oynatın, bi geçin bakalım şu sezon sonunu.. Gerisi nasıl olsa düşünülür sonra..

Bu ara çok kullanıyorum, yine kullanacağım bu iki kelimelik kalıbı..

Hayırlı olsun..

2 Nis 2008

,

Fenerbahçe 2-1 Chelsea


Bir aşağıdaki postta ne demiştim? Cudicini bugün 1 gol hediye edebilir.. Etti de.. Orada gol yenilen tek farklı skorların yetmeyeceğini de söylemiştim, bence yetmeyecek de.. Ama yine bu maçın 1-0'dan döndürülmesinin büyük bir başarı olduğunu değiştirmiyor bu.. Chelsea 50-60 dakika orta sahada çok daha etkili olup daha iyi oynamışken yarım saatte maçı çevirebilmek büyük bir iş..

3'lü orta saha ve kenarlarda Cole-Malouda'yla ilk yarıda Chelsea kazandığı bütün topları kanatlara taşıyarak çok etkili oldu.. Son yarım saatte fazla geriye çekildiler skorun etkisiyle, maçın kontrolünü de Fenerbahçe'ye verdiler.. Drogba inanılmaz laubaliydi bugün ki bu da büyük bir şans oldu Fenerbahçe için.. Ballack'ı uzun süre sonra ilk defa beğendim, müthiş bir maç çıkardı.. Lampard çok etkisizdi.. Essien Uğur Boral oyundayken resmen sildi Uğur'u sahadan.. Yine de yetmedi ama.. Fenerbahçe 4 çeyrek final müsabakası içinde evinde kazanan tek takım olmayı başardı ilk maçlar sonunda.. Çok büyük başarı.. Özellikle takım savunması görünce silikleşen bir Alex'le Chelsea gibi bir savunmaya bu maçı çevirebilmek daha büyük başarı.. Volkan da inanılmaz oynadı..

6 gün sonra Chelsea bence alacak turu ama bu bile bu 90 dakikanın ve buraya kadarki serüvenin inanılmaz olduğu gerçeğini değiştirmeyecek.. Yine tebrik etmekten başka yapabileceğimiz bir şey yok başka takım taraftarı olarak..

Fenerbahçe - Chelsea Preview


Fenerbahçe'nin bu sefer tur için şansını çok az gördüğümü daha önce belirtmiştim.. Düşüncelerimde bir değişiklik yok.. Maç öncesi Fenerbahçe tarafından gelen sinyalleri de çok olumlu görmüyorum.. Bir kere taraftarda Sevilla maçı öncesinin tam tersi bir hava var.. Sevilla'dan çok korkuyorlardı, Chelsea'den ise pek çekinmiyor gibiler, direk galibiyet bekliyor çoğu taraftar.. Bunun futbolculara ve daha kötüsü Zico'ya da tesir etme durumu var.. Zico'nun dünkü basın toplantısında hücum etme konusunda söyledikleri pek hoş değildi bence.. Her zamanki futbolunun dışına çıkmaya çalışırsa büyük hata olur bu.. Çünkü ne defansın özelinde, ne de takım savunması konusunda Chelsea Sevilla'dan 5 gömlek üstün bir takım.. Orta saha ve geride oluşabilecek boşlukları hiçbir şekilde affetmeyecek oyuncuları var..

Sevilla maçı öncesinde Kadıköy'deki her türlü galibiyet avantaj olur diyordum, Chelsea maçı öncesinde aynı şeyleri düşünmüyorum.. Mutlaka 2 farklı kazanmalı Fenerbahçe, tek farklı kazanacaksa da 1-0'a bağlamalı maçı.. Bunun dışındaki skorlar bence elenmek demek.. Solda Roberto Carlos'un yokluğu da Chelsea'nin en zayıf bölgesinin sağ taraf olduğu düşünüldüğünde mutlaka bir dezavantaj.. Keza Petr Cech'in yokluğu bu dezavantajdan çok daha büyük bir avantaj.. Cudicini bugün 1 gol hediye edebilir Fenerbahçe'ye.. Maçın ortada gitmesi durumunda Zico orta saha çıkarıp 2. forveti alacak mı o da ayrıca merak ettiğim bir konu fakat Chelsea özelinde bu işe soyunmaması da bence iyi olur der diyerek bitiririm yazıyı..

Klaas-Jan Huntelaar


Kulüplerinden ayrılan futbolcuların eski kulüplerine para kazandırıp kazandırmaması futbol dünyasında en çok tartışılan konulardan biridir ve işin etik kısmını da sürekli meşgul eder.. Türkiye'de Galatasaray bunun acılarını hala yaşarken benzer sıkıntıları çeken ve çekmeyen başka kulüpler de var mutlaka..

Ajax'tan bu sene sonunda ayrılmasına kesin gözüyle bakılan Huntelaar da buradan güzel duygularla ayrılmak istiyorum, kimsenin hakkımda kötü düşünmesini istemem o yüzden teklif mükemmel olmadan Ajax'tan ayrılmayacağım demiş.. Bazıları gibi kolpalamış olabilir mi? Mümkün ama ben sanmıyorum.. Söylediği şeyin zaten kontrat bitmesiyle de bir ilgisi yok.. Gelecek teklifin bile en iyisinde gitmek istediğini söylüyor Hollandalı.. Bence yeterince samimi.. En son Pablo Aimar'ın Valencia'ya gelişinde helal olsun demiştim elemanın River Plate'teki statüsüne yaklaşımından dolayı.. Major bir lige gittiğinde ne olacağını bilmediğim, hala futbolculuğundan emin olamadığım Huntelaar'da da aynı şeyleri hissediyorum.. Bravo..

1 Nis 2008

Zenga-Baldini değişikliği


Gördüğüm en facia hocalardan biri olan Silvio Baldini'ye tekmeyi vurdular.. Daha doğrusu Baldini kendi ayrılmak istedi ve engellemedi Catania yönetimi ama öyle olmasa tekme gelecekti birkaç hafta sonra.. Bu Baldini özel nefret ettiğim adamlardan biridir.. 2004-2005 sezonunda Parma'nın başındaydı.. Takımın başında fazla kalmamasına rağmen döneminde izlediğim en kötü Parma'lardan birine tanıklık ettirmişti bana.. Zaten o sezon bir daha belini toplayamadı Parma, play-off oynamak zorunda kaldı.. Bologna'ya ilk maçta 1-0 yenilmesine rağmen ikinci maçta Ennio Tardini'de alınan 2-0'lık galibiyetle götü zar zor toplayabilmişti..

Şimdi Catania'da göreve İtalya tarihinin Gianluigi Buffon öncesi en sevdiğim kalecisi olan Walter Zenga geldi.. Antep'e gelişini çok garip bulmuştum bu güzel adamın.. Catania'yı ligde tutmasını istemekten başka da yapabileceğim bir şey yok şu anda.. Catania Parma'yla aynı puanda olmasına rağmen hem de.. Kolay gelsin karizmatik 1 numara..

,

NBA Türkiye Nisan


Nisan sayısı da raflardaki yerini almış.. Yine çok güzel bir kapak var.. Takımlardan kapak konusu Golden State Warriors, Boston Celtics, Houston Rockets incelemeleri, Murat Murathanoğlu'ndan NBA'deki transferlerde yararlanılan kurallar üzerine bir yazı, Andrew Bynum ve David Lee yazıları, başabaşta T-Mac ve Vince karşılaştırmaları, NCAA bölümüyle dolu dolu bir sayı yine.. Murat Murathanoğlu'ndan sonra Aydın Örs de derginin saflarına katılmış ki o da büyük kazanç..

Posterler de Pau Gasol ve Hidayet Türkoğlu..

Blogger tarafından desteklenmektedir.