9 Eyl 2009

Türkiye 94-66 Bulgaristan


Sadece bir savunma takımı değil, aynı zamanda iyi bir savunma takımı olduğunu da belgeledi bugün takım.. Hücuma dayalı takımlar savunma takımlarını mağlup edebilir ama bunun için dengeli ve çok silahlı hücum şarttır.. Bulgaristan gibi, tam bir sokak basketbolcusunun önderliğinde hücum eden ve pota altı üretimi sıfıra yakın olan bir takımın iyi bir savunma takımını mağlup etmesi imkansızdır.. 30'a bağlayarak gösterdi bunu Türkiye..

Earl Rowland bu tip turnuvalarda gördüğüm en bozuk mantaliteli, en vasat basketbolcu.. Devşirme olarak buraya getirilmesi Bulgaristan'ın çaresizliğini gösteriyor.. Dün 37 dakika süre almıştı, bugün bize karşı 38 dakika oynadı.. Çok kötü olmayan bir yüzdeyle 15 sayı, 5 rebo, 4 asist.. Rowland yerine sayı atmayan ama vasatın üstünde takımı oynatmayı bilen saf bir point guard'la bu Bulgaristan çok daha iyi basketbol oynardı, iddiam budur.. Gershon'un bu süreleri vermesi onun da çaresizliğini gösteriyor.. Böyle müthiş bir kariyerin böyle bir takımı yönetmesi ilginç ama Bulgaristan'ın bu kadar kötü takım olmadığı elemelerde belliydi, bazen o hava, form yakalanamıyor.. Her Avrupa Şampiyonası'nda bazı takımlar hayal kırıklığı yaratıyor.. Oyunun doğası ve gerekliliği..

Rowland'a baskıyla, tempoyu fazla yükseltmeden ve sabırlı hücum ederek maçın kilidini çözmek kolaydı.. Bunu da bir ileri aşamaya götürdü takım.. Bulgaristan kötü takım olabilir, biz şu anda form olarak iyi durumda olabiliriz.. Ama yine de ritmini buldu mu atan bir takımı ilk periyotta oyunu kopardıktan sonra bir kere bile geri döndürmemeyi de takımın artı hanesine bir çizik olarak atabiliriz..

Hidayet ve Ersan ilk yarı 15 dakika oynayıp maçı kopardıktan sonra ikinci yarı hiç oynamadılar ki doğru karardı.. Uzunlarda da bu rotasyona gidebilirdi Tanjevic, Semih 4 dakikada 5 faul almayı başararak engellemeyi başardı bunu da.. Barış Hersek'in ikinci yarının tamamına yakınında oynaması da Tanjevic'in doğru kararıydı.. Ömer ve Oğuz'u dönüşümlü olarak dinlendirmeye çalıştı.. Dün 32 dakika alan Hidayet'ten sonra en çok süre alan topçu Ersan'dı.. Bugün de takım dinlenerek oynadı.. Bunun da faydalarını bu tarz turnuvalarda görürsünüz ilerleyen günlerde..

Ender yine maçın yıldızı.. 5 üçlük inanılmaz rakam ama o boş şutları Kerem Tunçeri'ye borçlu olduğunun farkındadır bence.. Kerem ilk maçta gösteremediğini bu maçta 7 asistle koydu ortaya.. Çoğu da güzel asistlerdi.. Oğuz ve Ömer yine domine ettiler zayıf Bulgar pota altını.. Yarın Polonya'ya karşı bu kadar rahat olmayacaklar ama.. Semih Erden'in, hatta Barış Hersek'in desteği şart..

Polonya Litvanya'yı da yendi, benim için sürpriz.. Sertliği, bizim gibi iyi savunmayı ve hızlı hücumları hakikaten iyi kullanıyorlar.. Yarın kaybetme ihtimali yüksek ama bence yine alacağız.. Sert savunmalarına aynı sertlikle karşılık verebilirsek hücumdaki kalite direkt belli edecek kendisini.. Geriye adım atmamamız turnuvanın ilerleyen dönemi için de çok önemli.. Yarın gelecek bir galibiyet hedefleri çok daha yükseğe taşıyabilir..

A'da Makedonya'nın İsrail'i mağlup etmesi beklediğim bir sonuçtu.. Yunanistan'ın Hırvatistan'ı bozguna uğratmasıysa değil.. Yunanistan favori basketbolu oynuyor şu ana kadar, kupa adayları arasına ismi yazılır artık Kazlauskas'ın takımının.. B'de ilk maçta Fransa'yı çok zorlayan Almanlar Ruslar'ı yendiler.. Fransa Letonya'yı geçti.. Yarın Rusya'yı da mağlup etmeleri durumunda grup üçlü averaja kalıp karışabilir.. C'de iyi kadrolu Slovenya ilk gün sürprizcisi Sırbistan'ı rahat geçmiş.. Garip olan, İspanya'nın İngiltere karşısında son 1.5 dakikaya kadar maçı alamaması.. Yine izleyemedik tabii İspanya'yı ama bu kadro eğer iyi top oynayamıyorsa, takımın başında daha 6 ayını yeni dolduran Sergio Scariolo'ya yazarım nedenini.. Bu İspanya adamı iştahlandırıyor..

2 YORUM:

Cetin Cem dedi ki...

yine güzel bir yazı ama kafama, gözüme takılan bir şeyi (parma maniac'ın affına sığınarak) söylemek istiyorum. her cümleden sonra gelen iki nokta yazılara hıncal uluç tadı katıyor tabii, ama aynı zamanda yorucu oluyor, yazıların ritmini bozuyor ve biraz da acemi bir görüntü katıyor.
tabii ki sizin üslubunuzdur, ama üslup ve dil kuralları konusunda hassas ve biraz da takık olduğu için bu naçizane eleştiriyi belirtmek istedim. saygısızlıktan değil, bilakis saygıdan :)

Parma Maniac dedi ki...

Cetin Cem iki nokta kullanmamın Hıncal'la en ufak alakası yok.. Tamamen farklı bir hikayesi var ama söylediklerinde özellikle ritm yönünden haklı olabilirsin.. Ben de bir süredir düşünüyorum bunu.. Şekil olarak bana daha güzel görünüyor ama okuma esnasında ritmi bozduğuna dair eleştiriyi başka kişilerden de aldım.. Kesinlikle öyle görmüyorum böyle eleştirileri, aksine teşekkür ediyorum :) Dikkate alacağım..

Blogger tarafından desteklenmektedir.