27 Eyl 2009

,

Galatasaray 1-1 Eskişehirspor


Bir süredir Galatasaray'ı değerlendirirken geçen sene üzerinden yürümeye çalışıyoruz.. Zira diziliş aynı, mantalite aynı, oyunculara biçilen roller çok benzer, dolayısıyla sistem de çok yakın.. Geçen sene hoca değişimi gelene kadar ve ondan sonrasının analizleri ayrıntısıyla blog geçmişinde mevcut.. Bu kadar benzer yapıların sahaya konduğu durumlarda artılar da, eksik ve arızalar da benzer biçimde çıkıyor ortaya.. Bugünkü puan kaybı kendi açımdan, en azından iç sahada beklediğim bir hadise değildi, ama Denizlispor maçıyla başlayan süreçte çok net arızaların olduğunu da dilim döndüğünce söylemeye çalışıyorum burada.. Tablo çok pembe, her şey yolunda ve iyi gidiyor.. Michael Skibbe ne kadar iyi bir hocaysa, Rijkaard ondan bir o kadar üstün, farklı çözümleyici özellikleri olan ayrı bir beyin.. Geçen seneki arızalara rağmen ortada ufku açık, gelişime ve değişime uygun, parlak bir sistemin tohumları varken bu sene Rijkaard'ın beyniyle çok daha fazlasını vadediyor Galatasaray.. Kalite yönünden biraz daha gelişmiş bir kadro, iki teknik adamın en büyük farkının ortaya çıktığı fizik kalite yönünden çok daha dayanıklı ve güçlü hale gelmiş bir oyuncu topluluğu.. Ama tüm bunlara rağmen eğer sistemin 4-4-1-1'se Türkiye gibi sert ve boşlukların çok az verildiği yavaş bir ligde ortaya çıkan arızalar ve bunların çözülmesinin zaman alacağının, uzun bir süreç gerektirdiğinin geçen seneki gibi saptanmasının gerekliliği..

Kasımpaşa maçının özellikle ilk yarısının konuşulması gerekiyordu.. Ama devrede yapılan değişikliklerin takıma getirdiği hava, ikinci yarıdaki müthiş futbol, çok daha önemlisi hakemin çoğu kararıyla maçı bir futbol müsabakasından çıkarıp farklı bir yere koyması benim açımdan maçı bitirdi.. Oysa Topal ve Sarp'ın Galatasaray merkezinden götürdükleri, geriden çıkmayan topun bu oyuncuların resmen defans hattındaki tandemin benzerini orta sahada oluşturmaları sonucu oyuna girişinin engellenmesi Galatasaray'ın pas yaparak yaşayan merkezini öldürdü.. Geçen sene üzerinden gidelim, Skibbe'nin çözemediği en net problemlerden biri Ayhan ve Topal'dan oluşan orta hattın oyuna katılımının çok düşük seviyede kalmasıydı.. Rijkaard'ın Ayhan'lı yapıda bunu çözüme ulaştıracağı ilk haftalarda çok net olarak göründü.. Ama Ayhan'ın yaşadığı sakatlıktan beri geçen seneki sıkıntılar geri geldi, orta sahada yaşanan pas zaafiyeti ilerideki 4'lüyle diğer oyuncuların bağını kopardığı gibi, geriden kurulması gereken oyunun önünde de Sarp ve Topal gibi kısmen ağır iki oyuncunun oluşturduğu bir seti çıkardı önümüze.. Rıza Çalımbay'ın Sami Yen için gayet lüks sayılabilecek fazla hücumcunun Galatasaray'ın defans ve orta hattı arasındaki hareketliliği bir kez daha teknik açıdan iyi bir stoperin Galatasaray'daki yokluğu geyiklerini doğuracak.. Oyunu kurmanız için mutlaka klas bir stoperin gerekliliği futbolun gerçeklerinden biri midir? Oyun bek üzerinden ya da içlerin dönüşümlü olarak tandeme yaklaşmasıyla kurulamaz mı? Bunlar Galatasaray özelinde olmadan konuşulması gereken konular futbolda.. Ama defansif orta sahaların bu durumda olduğu takımda sürekli ısıtılıp önümüze getirilen bu oyun kuran stoper muhabbeti daha bir süre gider Galatasaray'da.. Hagi sonrası 10 numara laneti net bir şekilde önümüzdeyken, bir de görünmeyen Popescu sonrası oyun başlatan stoper belası var Galatasaray'da..

Eskişehir yönünden, oyuna başlanan düzen Sami Yen deplasmanı için fazla cesur.. Rıza Çalımbay'ın Mehmet Yılmaz'ı kullanırken Sivasspor'un Mehmet Yıldız'ından bir parça esinlendiğini düşünüyorum.. Artık nesli yavaş yavaş tükenen benzer tipte iki target man, hücum ve savunmada rakip sistemi şaşırtmak ve bozmak için kullanılıyor.. Yılmaz, Yıldız kadar etkili değil.. Ama genel anlamda faydalı bir rolde olduğunu da kabul etmek gerek.. Karan, Mehmet Yılmaz, Burak ve Youla'dan oluşan bir topluluk ilk yarıdaki Galatasaray'ın büyük dominasyonunun bir nedeni.. Buradan Galatasaray lehine çıkmayan pozisyonlar ise yine geçen seneki sıkıntıların bir özeti, tanıdık bir futbol gecesi..

Nonda'nın varlığı bugün özellikle ilk yarıda çoğunluklu olarak kanatlara inilip orta yapma çabasının bir tamamlayıcısı mıdır bilmiyorum.. Bunun cevabı muhtemelen evet.. Nonda golünü attı, görevini belki yaptı.. Geçen hafta devrede girip 3 gol atmasından sonra Baros'u sorgulayıp Nonda bu takımın gerçek forvetidir canım diyenlerin bir benzeri olmak istemiyorum.. Ama bu takımda bir tane gerçek forvet vardır, onun da arkasında 15 yazar.. Rijkaard'ın yaptığı tercihlere saygı göstermek, 45'te girip 3 tane çakan oyuncuyu da ödüllendirmek gerek.. Fakat bunun dışında Nonda'nın düzenli olarak geriye gelip orta sahanın içine girmeye çalışan oyununun ileride çoğalmayı engellemesi gibi, oyuncunun genel ağırlığının ve yavaşlığının Galatasaray'ın hızını da çok önemli oranda baltaladığını görmek gerek.. Benzer şekilde Mehmet Topal da bu geceki koordinasyonu engelleyen, ağırlaştıran orta saha etkenlerinden biriydi.. Sarp'la karşılaştırmasında daha önce söylediğim gibi, Ayhan döndükten sonra bu yapısıyla Mustafa Sarp'ı kesmesi şu an için mümkün değil.. Injury prone özelliğinden sıyrılıp artık antrenmanlarını ve fizik gücünü sekteye uğratmadan futbolunu çeşitlendirmesi gerek.. 1-2 ayda bir yaşadığı sakatlıkların bunda büyük etken olduğunu biliyorum ama şu an için durum benim gözümde budur Topal'la ilgili..

Beraberlikle beraber ilk 6 hafta yeteri kadar övdüğümüz takım için biraz da kötü polislik yapalım.. Harry Kewell'ı taraftarın çok sevdiğini çok iyi biliyorum, zira ben de tam anlamıyla hastasıyım bu adamın.. Leeds'deki dönemi benim için dünyanın en iyi sol açığı, tek başına Leeds United destekleme sebebiydi.. Ama ondan sonra yaşadığı sakatlıklar ve talihsiz hastalığı zirve için kapışmasını engelledi, iyi ve düzenli olarak tecrübe yapan bir oyuncu haline geldi.. Galatasaray'a gelmeden önce bile dünyada en sevdiğim 4-5 oyuncudan biriydi.. Ama şunu söylememe engel değil.. Geldiği günden beri teknik anlamda saha içinde Galatasaray'a verdiği fazla bir şey yok.. Çok önemli goller attı, ki bir sol açık/forvetten bunu beklersiniz.. Ama kendisini alma nedenimizle ilgili fazla bir şey göremedik, görememeye devam ediyoruz.. Galatasaray'da kalsın, futbolu burada bıraksın, profesyonelliği ve azmi Galatasaray'daki gençler için örnek olsun.. Burada hiçbir sorun yok.. Ama saha içindeki yokluğunun artık konuşulması gerekiyor.. Kewell denince sadece kendisine duyulan sevgi nedeniyle akan suların durmasını fazla anlamıyorum.. Kader Keita'nın sağdan getirdiği sisteme cuk oturan açık/forvet performansının bir kısmını bile gösteremiyor Kewell.. Stil aynı olmak zorunda değildir, bir takımın iki açığı da patlayıcı güç ve delici olacak diye bir şey yoktur, buna eyvallah.. Bir taraf forveti tamamlarken, diğer tarafın daha geride kalıp orta saha özelliği göstermesi de diğer ülke takımlarından tanıdık olduğumuz durumlar.. Ama ben bu anlamda da bir artısını göremiyorum Kewell'ın.. Elano'nun gelişiyle benim için net bir kulübe oyuncusu olmuştur.. Elano konusundaki tasarrufun nasıl olacağını hala bilmiyorum, bunu 1 ay içinde daha iyi anlayacağız ama onun durumundan bağımsız, Kewell için hala aynı fikirdeyim.. Bu Galatasaray'da süper bir kulübe oyuncusudur, oluşturulmak istenen takım için de kenardan gelebilecek böyle bir veteran güç her zaman önemlidir.. Bu yönden ilerlemek daha mantıklı olacak bence Harry abi konusunda..

Son olarak maçın geneline gelelim.. Beşiktaş ve PAO, hatta Kasımpaşa maçlarında verilen pozisyonlar takıma ve hocaya çakmak için fırsat kollayanların en büyük argümanıydı.. Bugün Eskişehirspor'a net bir pozisyon vermeden Galatasaray iç sahada maçı kazanamadı, 3 puanı da hak etmedi.. Sistem ve mantalite sürekli pas ve hücum.. Bundan çıkan pozisyonların değerlendirildiği maçlarda, 3-0'dan sonra verilen pozisyonların nazarımda fazla değeri yok.. PAO maçı, Kasımpaşa maçı, kısmen Beşiktaş maçı Galatasaray'ın net olarak hak ettiği, çok pozisyon vermesine rağmen rakibi zorlaya zorlaya kazandığı maçlardır.. Rakibe pozisyon verilmeyen bir maçsa sezonun en kötü 90 dakikası olarak öne çıkabiliyor.. Çakmak için bekleyenler için neyin olduğu, nasıl gerçekleştiği önemli değil tamam ama bu son paragraf da bu maçın son bölümünde olsun istedim.. Zira başarıların, futbol düşüncenin ne olduğu üzerinden şekilleniyor bu oyunda..

27 YORUM:

berserk dedi ki...

Öncelikle es-es i tebrik ederim. Planlarına uygun, oyunu çirkinleştirmeden oynadılar. Pozisyon olarak maçın hakkı beraberlik değildi belki; ama iyi mücadele ettiler. Belki gollük pozisyonları çok yok ama mücadelelerinin hakkı olarak kalecinin kontrpiyede kaldığı bir pozisyonda da golü buldular.


Bizim takımda ise Ayhan' ın sakatlanmasından itibaren ivme kaybı vardı, Mehmet Topal' ın oyunu bize yetmiyordu. Bunu kazandığımız maçlardan sonra da görebiliyorduk; ama @Parma açıkcası senin kadar tutmuyorum ben Topal' ı. Formu düşük ama mental olarak kendini salmış demiştim sanırım 1 hafta önce. Gerçekten salmış, zira GSTV de Pana maçından sonra rövanşta turu geçeceğimizden bahsetmişti kendisi. Biraz balık yemeli bence, fosfora ihtiyacı olabilir :)


Bir de Nonda ile maça başlayınca sistem biraz sekteye uğruyor sanırım. Nonda olduğunda hızlı atağa kalkamıyoruz. 197 lik stoperi Baros arkasından sürükleyebilirdi. Defansı tren yapıp götürürdü ve böyle kapalı bir defansta oyuncular arasında ki mesafeyi açmaya daha iyi yarayabilirdi Baros.

Ayhan, Linderoth ve Elano %100 hazır hale gelirlerse- ki sanıyorum haftaya kadar kendilerine gelirler. O zaman vitesi arttırıp yolumuza devam edeceğimize inanıyorum.


Tabi biz şimdi konuşuyoruz, bunları tespit etmemiz için 2 puan feda etmemiz gerekiyormuş. Tecrübe açısından iyi oldu bir de artık şuna 3 atarız buna 5 sallarız geyiklerinden kurtulduk, o açıdan sevindirici.

In Rijkaard we trust!

montaellis dedi ki...

oyun biraz sıkıştığında, topu şişirmeye yönelen topçuları hizaya getirebildiği gün galatasaray'daki misyonu tamamlanacak belki de rijkaard'ın.

Adsız dedi ki...

kartal 3 bucaspor 0..

üzgünüz tarfini :)

kartal-buca maç yazını da bekliyoruz

imperial chekeke dedi ki...

sol bek ugur sol açık kewell oldukça bu takım soldan gelemez. arda amc de kötü sola geçmeli.

keita elano arda ve santrafor.

Adsız dedi ki...

kewell bitmiş,okeye dönüyor.

lesmiserable dedi ki...

hoca yanlışlar yaptı. barosla başlasak kesin maç bizimdi. zira geride koşu alanları vardı baros adına. zira 4 forvet özellikli adamla oynuyordu es es.
biz ikinci yarı oyun sıkışıkken iki tane boş alan seven oyuncu aldık baros ve aydın. neyse bence pek önemsemedi hocamız maçı sevdiği adamları oyuna aldı sadece, oyun gereğini düşünmedi. geçen haftadan nondayı ödüllendirdi falan. yani bi takım sadece ödül ceza prensibiyle götürülmez. sol bek uğur tercihi de geçen haftaki canerin uzun top isabetsizliğinden kaynaklandı bir nevi cezalandırmaydı yani. solu hiç kullanamadık o yüzden. ligimiz o kadar kolpa da değil. biraz rakipler ne oynuyo bilmek gerek. blog sahibi ne düşünüyor merak ediyorum bu konuda.
ama sadece barosla başlamak bile bize maçı getirecekti. çünkü ilk yarıda o boşluklardan golü bulacaktık. eğer ilk yarı işi bitiremeseydik bile ikinci yarı sıkışık defansı açacağımız değişiklikti barosun çıkıp nondanın girişi ama maçta tam tersi oldu.

apaç dedi ki...

kewell geldiğinden beri aynı topu oynuyor.

bugün sadece gol atmadı.

gol atsaydı 'king harry' olacaktı. gözlerinin içi gülecekti. sonra biz gülecektik.

baştan söyliyeyim, seviyorum bu adamı.

ama 1.5 sene önce de dediğim gibi, bırakın iki, tek tarafa dahi çalım atamayan, ters kanatta oynayamayan, bir kanat oyuncusu için fazlasıyla yavaş, posası çıkmış bir yıldız kewell.


insanlığını bir kenara bırakıp yüzleşelim bu gerçekle artık.

ben, hiçbir futbolcuya salt öznel nedenlerden dolayı kötü demem.

kötü olduğu için kötü derim.

ve benim kötü dediğim futbolcu kötüdür.

tıpkı serkan kurtuluş, hakan kadir balta, kewell, de sanctis, meira ve diğerleri gibi.

silent lucidity dedi ki...

kewell bu takımın supersub ı olmalıdır bencede..arda sola,elano ortaya gelir duruma göre elano yada ortasahalardan biri cıkar kewell girer hareketlendirir oyunu. nondanın ilk 11 baslaması da aslında iyi oldu baros'un kıymetini anladı herkes.

Erdem Karakuş dedi ki...

Kewell'ı herkes yanlış yorumluyor. Kewell net olarak Türkiye'ye alıştı. Ligin kalitesine göre oynuyor. İlk oynadığı maç olan Kayseri Süper Kupa maçını hatırlayın. Oyuna girdikten bir kaç dakika sonra sol kanatta iki Kayseri oyuncusunun solundan atıp sağından geçmişti, sonra da ceza sahasına bakarak ortayı yapmıştı. O hareketleri yaptığı an tribünden müthiş bir uğultu yükseldi, taraftar resmen gaza geldi. Ben de ekran başında resmen heyecanlandım, herkes heyecanlandı.

Peki o günden bu güne Kewell'ı gözleyen var mı? Aldığı topla driplingi basan Kewell gitti, yerine topla yürüyen bir Kewell geldi. Eğer hala Liverpool'da olsaydı bu oyunu oynayacağını sanmıyorum. O da herkes gibi kendisini ortama uydurdu o kadar. Ayrıca Galatasaray'ın kötü oynadığına düşüncesine katılmıyorum. Sormak gerekiyor burada, neye göre kötü oynadı? PAO maçında şöyle pozisyon verdi, Beşiktaş maçında pozisyon verdi tamam da ne bekliyoruz, Barcelona futbolu mu?

Sistem sistem diyor da herkes, Galatasaray ayağa top oynamadan sağlı sollu ataklarla rakibe top göstermeden oyuncuların kişisel yetenekleriyle rakibi sürklase edip farklı bir galibiyet alsaydı bu sefer "İşte Rijkaard'ın Galatasaray'ı!" denecekti. Halbuki sistem yok bahsettiğim durumda, sadece yetenek var.

Hep eleştirmek, hep eksik bulmak tamam da, nereye kadar?

Parma Maniac dedi ki...

Adsız maçı izlemedim, ama üzgünüz tabii..

lesmiserable lig hakkında negatif düşünmüyorum.. Kalite sorunundan bahsedilebilir.. Yapı itibarıyla biraz köhne ama kesinlikle zor.. Maçın ihalesini Baros - Nonda tercihine bırakmak ise pek sağlıklı değil bence.. İlk yarı öyle geniş boşluklar yoktu Eskişehir'in arka tarafında.. Baros olsaydı kazanırdık biraz medyumculuk.. Ne olacağını bilmek zor.. Forvetin kim olduğundan çok daha genel, sistem odaklıydı bence futbolun etkisizliği..

father vic dedi ki...

önliberonun geriye gelerek top çıkarmasının takımın saha içindeki oyun alanını dikine fazla genişleteceğini ve bu yüzden takımın ayağına hakim bir stoper üzerinden hücuma çıkarılması gerektiğini düşünüyorum.. onun dışında(özellikle kewell)bütün yorumlara sonuna kadar katılıyorum.

http://father-vic.blogspot.com/2009/09/galatasaray-1-1-eskisehirspor.html

Parma Maniac dedi ki...

Erdem Karakuş, sana göre Galatasaray'ın sağdan soldan yardırarak gelişinde sistem yoktur, bana göre vardır.. Artık şu "bireysel yetenek farkı" klişesinden kurtulmak gerek.. Ligin üzerinde oluşan kadroların sistemli top oynama şansı yok mudur? 2 senedir bu blog vardır, iki senedir Galatasaray maçları sistem bazlı değerlendirilir.. Senin Keita'nın sağdan inişlerini bireysel yetenek sonucu olduğunu düşünmen, o atakların sistemin bir sonucunun olduğu gerçeğini değiştirmiyor.. En azından benim açımdan..

apaç dedi ki...

sabri, servet, emre güngör, mustafa sarp, keita, franco, ayhan, arda gibi futbolcuları gram sorgulamam mesela.

çünkü bilirim ki hepsi, gs futbol takımında oynayacak yeterlikte futbolculardır.

yoksa nefret edilecek adam mı kewell!?

bittabi ki hayır ama ben, sadece saha içine bakarım, salt galatasaray'ın başarını güderim ve saha içinden görünen de kewell'ın galatasaray'da oynayacak kalibrede bir futbolcu olmadığı.

ha gitsin mi? gitmesin.

tribüne çıksın, 2-0 öndeyken oyuna girsin.

ama gitmesin.

ben de seviyorum.

lesmiserable dedi ki...

sistemlerin nüansları da aynı pozisyonda kullandığınız oyuncuların karakterleriyle ilgili deiğl midir. ileride tek ileri uç adamıyla oynamak artık belirgin bir tercihken,
bu adamın nonda, baros veya x bi adam oluşu da karşı takımın karakterine göre etki yapıyor, sonuç aldırıyor.
veya atıyorum sağ içte kalabalıkta tıkanacak aydının yerine, her ne kadar devamlılığı çok olmasada, ince işler yapacak ve duran topları kullanıcak elano nun oyuna girmesi de daha anlamlı olabilirdi.
bi ek daha yapayım sol bek'te uğur yerine caner tercihi de iyi olurdu o kanadın işlemesi adına.

ardayı sol içte kullanıp forvet arkası elano yapılabilrdi.

neyse bu kadar yeterli sanırım.
görüldüğü üzere sistemi değiştirmeden sadece aynı pozisyonlardaki adamları değiştirerek de bir takımda geceyle gündüz arasında fark yaratmak gayet mümkün.

ben sadece bu tercihlerin başında
şu maç için ilk yarı baros ikinci yarı nonda olarak kullanılması gerek dedim.

Parma Maniac dedi ki...

lesmiserable katılıyorum, ben de her maça Baros'la başlarım Galatasaray'da.. Oyunu değiştirmek için biraz önce NTV'de çift önlibero Türkiye'de olmaz geyiklerine tekrar başlayan Rıdvan Dilmen mantalitesine de gerek yok, ki Kasımpaşa maçında da bunu yazdım zaten.. Ama beraberliğin gelişini Baros - Nonda'ya indirgemeyi, Baros olsaydı maç kesin bizimdi saptamalarını doğru bulmuyorum sadece, olay bu..

tobias dedi ki...

öncelikle yazdıklarının hemen hemen hepsine katılıyorum parma maniac,bunu belirteyim.kewell konusunda bir tek ben mi böyle düşünüyorum diyordumki çok yalnız olmadığımı gördüm.roberto carlos gibi olmadan,güzel bir şekilde vedalaşmalıyız bu güzel adamla.

ilk yarı herhalde bu sezonun en dominant galatasaray'ını izledik.kaybedilen iki puana üzülsem de bu kaybın fenerbahçe maçından önce olmasına sevindim.fenerbahçe'yi kadıköy'de yeniceksek,bunda bu maçın rolü de olacak.enseyi fazla karartmadan önümüzdeki maçlara bakalım.

lesmiserable dedi ki...

cümleler düşük olmuş. ama meramım belli en azından. sonuç olarak gs eskişehirin ne oynadığını veya nasıl bir takım olduğunu iyi etüt etmemiş sadece kendi oyununu düşünmüş. bu da puan kaybının bir numaralı sebebi. işte o yüzden bu tarz durumlarda yani rakip incelenmediğinden, topu topu iki pozisyonda bile olsa adam tercihleri bi maçı bi yerden alıp bi yere vermiştir.

lesmiserable dedi ki...

bu arada göbekte ardayı çok yıpratıyoruz oyun liderliğini vereceğiz diye. topal sarp ikilisi mevzunda çok nefes tükettim gerek yok aynı şeyleri tekrarlamaya. ama gene de sorayım ben, ey tobias nerelerdesin:)

father vic dedi ki...

@lesmiserable

eskişehir beraberliğinin etüt edilememesiyle bir alakası yok bence..çünkü gol tipik eskişehir golü değil, savunma anlayışı alan daraltmak ve 18 e iyi gömülmekten ibaret..yani burda rakibi çözmek gibi bi durum yok bu maçı kazanmak için yetenekli oyunculara ya da rakip savunmanın hatalarına muhtaçsın..şurası açık burası zayıf durumu yoktu çünkü özellikle 2. yarı tamamen savunmaya geçtiler..
sistem değiştirme mevzuuna katılabilirim tek önliberolu oyunla beraber çift forvete dönüş ama rijkaard'dan bunu beklememek gerekiyor sanırım..bugüne kadar hiç yapmadı bu değişikliği çünkü

Adsız dedi ki...

kimse arda'nın formundan bahsetmemiş. bosna maçından beri daha 1 dripling bile yapmadı bu adam. aldığı topu kaleye vuruyor ya da yanlamasına pas veriyor. kewell'dan bile daha kötü şu haliyle..bir de uğurdan sol bek olmaz boşa zorlamasınlar yau...elano'dan da çok şey beklemeyelim..vasatın biraz üstü bi adam nihayetinde...

lesmiserable dedi ki...

ben o etütü eskişehir'in hücum yönünü değil, savunma karakteristiği üzerine söyledim. tamamen açayım da ne demek istediğim artık açıkça ortaya çıksın. ilk yarı dizilişi itibariyle youla-m.yılmaz-burak-karan dörtlüsü var ileri uçta.
bu ne demek geride eskişehir'in savunmada ister istemez bıraktığı boşlukar var. gs'da bu alanları değerlendirebilecek yegane adam kim? o boşluklarda alanlar bulacak koşuları yapıcak, savunma oyuncularını peşine takıp götürecek. cevap baroş :) ilk yarı kim var peki oyunda k.paşa maçında defans kalabalığında iş yapmış ağır nonda.

ikinci yarı noluyor oyunda es es bir bir forvetleri çıkarıp orta alan oyunuclarını sokuyor iyice geride sıkışıyor. gs napıyor bu hamle karşısında k.paşa maçında bu sıkışıklıkta iş yapmış nondayı oyundan çıkarıyor, ilk yarı için elverişli ortama sahip olabilecek baros da ikinci yarı boğuluyor. keza aydın da boş alanları seven bi adam ama kalabalığın içine atılıyor o da.

bence bu tercihler, buna caner-uğur'u da ekleyeyim oyunun skoruna direkt etki eden tercihlerdir. saygılar.

ELANO dedi ki...

elano'yu kenarda çok unutuyor hocamız. daha 90 dakika sahada kaldığı bir maç yok sanırsam.üstteki arkadaşa aynen katılıyorum: bir an önce ''keita-elano-arda-forvet'' dizilimine dönmemiz lazım.

Greatmagus dedi ki...

Güzel bir yazı olmuş. Eskişehir şansa golü buldu orası bir gerçek. İkinci devre gol pozisyonu üretemediğimiz de bir gerçek. Ama ben maçın hakkının 1 1 olduğuna inanmıyorum. Artı son dakika veya ilk devre bir gol daha olsaydı şimdi çoğu medyada dönen şeyler konuşulmazdı. Sistem oturma yolunda iyi ilerliyor. Birde Ayhan ve Linderoth(Oda dönerse) gelirse çok daha iyi olacaktır. Lig uzun maraton puan kayıpları normaldir. Tekrardan yazı için eline sağlık.

theotheo dedi ki...

rıdvan dilmen'ın çift önlibero türkiye'de olmaz geyikleri demişsin, bu bir geyik değildir.

wenger, bu yıl çift önlibero oynadığı maçların çoğunda, song veya denilsondan birini çıkarıp, forvet veya ofansif oyuncu takviyesi yapmıştır, hatta city maçında 2 önliberoyu da çıkarmıştır.

bizim daha öncede söylediğimiz rijkaard abartılıyor söyleminin içindeki en büyük olay bu idi. rijkaard oyuna müdahelesi çok çok zayıf bir teknik direktör. bunu barcelonada sıkça gördük, galatasaray dada görüyoruz.

rıdvan dilmen'i çok tutan birisi olmamakla birlikte, her dediğine geyik demek biraz ayıp kaçabilir.

Plaseyi Hanri Gibi Vuruyorum dedi ki...

bu maçta bariz eksikliğimiz olan MC diye tabir edebileceğimiz adamımız yoktu. Zaten bu adamın olmaması yüzünden mehmet topal çilesini çekiyoruz.

çile diyorum çünkü bu kadar kötü oynamanın başka bir açıklamasını göremiyorum. eskisi kadar top bile kapmıyor artık. evet kapamıyor değil, kapmıyor!

he neden bilmiyorum. belki oyun karakteri böyledir, rijkaard daha fazla yerinde kal demiştir. ama koşup açığını kapatmaması, pozisyonunu çabuk bozması bana göre formsuz olduğunu gösteriyor.

şöyle diyeyim ki mehmet güven olsaydı bugün hem elano'dan, hem de göbekte oynayan arda'dan 2 katı verim alabilirdi galatasaray. kim ne kadar söverse sövsün mehmet güven gibi topu ileri doğru çıkaran bir ortasahamız yok. ama onunda başka eksiklikleri vardı. özgüven gibi, hız gibi.

neyse.

şimdi ayhan'a kalıyor iş. çok fazla sevmediğim bir oyuncu aslında. yararlı bulmam yaptıklarını fakat şu sistemde mustafa sarp'ın yanını tamamlayacak 2. adam gibi duruyor. ilki linderoth ama onu da oynatamıyoruz işte. fakat oyunu yavaşlatmayan, sürekli sağa, sola, ileriye doğru oyunu açan tek oyuncumuz linderoth. üstelik ayağında neredeyse top tutmuyor. mehmet topal topu ayağına aldığında 3-4 saniye bekliyor ki bu da yapılmak istenen hücumu öldürmek demek.

neyse dünkü oyunumuz bu eksikliklere rağmen iyiydi bana göre. solda uğur'un olmasını eleştirenler elbet olur, ersun yanal gibi. ama onun da tv başında olduğunu düşününce pek sallamamak gerekiyor. zira uğur'un kötü oynadığını eğer yanlış maçı izlemediysem sanmıyorum.

nonda - baros kısmına gelince. tardini'nin dediği gibi bu takımın, bu sistemin bir forvet oyuncusu vardır. o da baros'tur.

galatasaray'ın balonu patladı gibi cümleler duyulacaktır elbet şimdi. skor yorumcularına gün doğdu.

saygılar.

Adsız dedi ki...

tamam kewell kötü ama onun yerine oyuna giren adam da aydın yılmaz. ben keita dışında 4-3-3'ün kanat forvetlerinde oynayacak adamımız olduğunu düşünmüyorrum. o pozisyon için epey bir transfere ihtiyaç var.

sicko dedi ki...

Dünkü oyunda Rijkaard'ın yanlış yaptığı tek bir şey bile göremedim açıkçası. Benim hayalimde her zaman hücumu düşünen ama sisteminden taviz vermeyip ayağa paslarla güzel, göze hoş gelen futbol oynayan bir Galatasaray, duran topları harcamamaya özen gösteren ve bunları da olabildiğince sisemli kullanmaya çalışan bir Galatasaray vardı. Takımın da bu yolda ilerlediğini görmek ban zevk veriyor kaybedilen 2 puanın ardından.

Eksiklerimiz belli aslında, bunları Rijkaard da biz de görüyoruz. Meira'ya(o tarz bir oyuncuya) ve Ayhan'a ihtiyacımız var. Oyun disiplinine sıkı sıkıya bağlı kalmaya ihtiyacımız var.

Nonda neden ilk 11 başladı soruları her yerde. Fakat ben eminim ki Baros'la başlansaydı ve yine sonuç beraberlik olsaydı. Galatasaray taraftarı geçen hafta hat-trick yapan bir oyuncu neden ilk 11 düşünülmez derdi.

Ayrıca Türkiye'nin deplasmana gelen nadir anadolu takım taraftarlarından Eskişehisporlulara küfür eden, otobüslerini taşlayan ve beraberliği hazmedemeyen Galatasaray taraftarlığı insanlıktan nasibinizi alın biraz. Tabii iyi oynadığı zaman alkışlanan aslanım benim, yürü be koçum dedikleri futbolcularımızın ve Rijkaard'ın annelerine bir beraberlik sonunda küfreden güruh Allah'ınızdan bulun. Evine maaş getirmek için 1 ay sabreden siz güzel futbol oynadığın halde gol için ya da galibiyet için 90 dakika nasıl sabredemezsiniz anlamıyorum.

Blogger tarafından desteklenmektedir.