1 Mar 2008

,

Arsenal 1-1 Aston Villa


Eduardo'nun yokluğunda Adebayor'un tek başına mı yoksa bir partnerle mi, çift forvet oynanacaksa tamamlayıcının kim olacağı merak ediliyordu.. 4-4-2'yi Adebayor'un yanında ya Walcott ya da Bendtner'le oynayacaktı Wenger.. Ya da bu sene bazı maçlarda denediği, Hleb'i Adebayor'un supporter'ı olarak kullanıp sağ açıkta yine Walcott'la 4-4-1-1 şeklinde çıkacaktı sahaya.. Adebayor-Walcott'lu 4-4-2'de karar kılmış.. Ortada Flamini ve Cesc güzel, sağda Hleb zaten müthiş.. Ama sol açıkta Diaby bir türlü olmadı.. Olmasını da mümkün görmüyorum ben.. Bu nedenle Diaby çıkana kadar neredeyse maçın tamamını Villa'nın sol tarafında oynamaya çalıştı Arsenal.. Diaby yetenekli bir adam orası kesin.. Ama hem çizgide oynaması imkansız teknik ve fiziksel özellikleriyle.. Hem de garip bir futbol ukalalığı seziyorum o elemanda.. Oynamadığı maçlardan sonra Wenger'e çemkirmesi, kendisi hakkındaki saçma açıklamaları.. Bir türlü ısınamadım elemana.. Bugün de rezalet bir maç çıkarınca iyice kıl oldum adama..

Arsenal maçı %61'lik topla oynama istatistiğiyle kapatmış.. Daha 25. dakikada Senderos'un mallığı sonrasında golü yedikten sonra aslında çok da anormal değil bu istatistik.. Maçın da neredeyse tamamı Villa yarı sahasında oynandı.. Arsenal işin yüklenme kısmında ve maça hakimiyette başarılıydı ama kaleye 20'nin üzerinde şut atmasına rağmen net pozisyon bulması pek mümkün olmadı.. Kuşkusuz Diaby'nin soldaki etkisizliği yüzünden sistemin tek yönlü bir hale dönmesi bunda etkili olsa da aslan payını da savunmada maç boyu müthiş bir bütünlük gösteren Aston Villa takımına vermek gerekiyor.. Özellikle Martin Laursen önderliğindeki defansın maç boyunca gösterdiği konsantrasyon harikuladeydi.. Bu arada bu Laursen de underrated kalmış adamlardan biridir, onu da eklemek isterim lafı geçmişken..

Çoğu insan bu seneki Arsenal başarısının kilit ismi olarak Cesc'i gösterir.. Ki yokluğunda takımın orta sahada sıkıntığı çektiği de görüldü bu sezon.. Ama bence bu takımın hücumuna boyut getiren adam Tomas Rosicky.. Tabii Aliaksandr Hleb'le birlikte.. Bu iki hücum önderinin takıma hücumda bu kadar işlerlik kazandırırken aynı zamanda maç boyu eşekler gibi koşup basmalarının Arsenal'e getirdiği faydayı herhangi bir şeyle ölçmek imkansız.. Bu arada Hleb'in de bilek hakimiyetine ne denir bilemiyorum.. Adamın ayak dışı nasıl bir hareket kabiliyetine sahipse, topu dışla içiyle kavradığından daha iyi kavrayabiliyor bu adam.. Topu ayağının dışına böyle mükemmel şekilde yapıştırabilen bir futbolcu görmemiştim ben daha önce..

Birkaç şey de Theo'yla ilgili söyleyeyim.. Çok yetenekli bir çocuk orası kesin.. Müthiş de işler yapacak 2-3 yıla.. Ama şu andaki hamlığı ve oyun zekası eksikliği saçma sapan işler yapmasına neden oluyor genelde.. 3 oyuncunun arasına dalmalar, orta yı kesmesi gerekiyorken aşağıdaki adamın üstüne gidip çizgiye inmeye çalışmalar.. Yeteneğinin ve klasının farkında.. Ama aptalca düşüncelerle o yetenek bir bakar tribünlerden ıslıklama olarak geri döner bir süre sonra.. Daha düşünerek, 3-4 adamın arasına girmeyerek oynaması lazım.. Wenger verir zaten gerekli ayarı, ben ne desem boş burada..

Diaby'nin yerine Bendtner'in girmesinden sonra son saniyede gelen beraberliğe taraftar ve Wenger çok sevindi ama 2 haftada alınması gereken 4 puan rakiplere bırakıldı.. United geldi arkaya, avantajı da ufak ufak eline geçirmeye başladı yine..

0 YORUM:

Blogger tarafından desteklenmektedir.