12 Tem 2010

, ,

İspanya 1-0 Hollanda


2008-2009 sezonunun sonlarında, Barcelona efsane bir sezonu imzalarken Sevilla'yı bozguna uğrattıkları bir maç sonrasında takımla ve Xavi-Iniesta'nın önemiyle ilgili bir yazı var arşivde.. İçinde takımın sisteminden yola çıkarak kısa yol üzerinden Xavi ve Iniesta'nın Messi'den önemli olduğuna inandığımı belirtmiştim.. Portekiz'de sıradanlaşan ve kalede uzaklaşan Cristiano Ronaldo'yla Arjantin'de hiçbir zaman Barcelona'daki gibi olmadığı için eleştirilen Lionel Messi bir tarafta, diğer tarafta ise son 2 yılda milli takımla Avrupa ve Dünya'nın en üst noktasına çıkan, en üst seviyede kulüp takımı gibi bir milli takım oluşturan Xavi ve Iniesta.. İspanya'nın ezelden beri sorunlu, parçalı ulus devlet yapısı içinde ortaya çıkan bu takım hem kendileri, hem de dünya için ayrıca önemli.. 2008'de Avrupa, bu gece Dünya Şampiyonu.. İmparator Iniesta ve General Xavi'nin önderliğinde, arkadaki büyük asker Carles Puyol'un kontrolünde...

Hollanda sezonun ilk maçından itibaren devam eden ve Arjen Robben'le çeşitlenmeye çalışan düzeninde, İspanya ise Almanya önündeki muazzam oyunda öne çıkan Pedro eklemesi ve Torres'in kenara gelişinin devamıyla sahada yer aldı maçın başında.. Barcelona ve dolayısıyla İspanya'yı durdurmanın nelerden geçtiğini La Liga sezonlarından az çok biliyoruz.. Önde basmak ya da savunmayı ileride kurmak.. Bugün ikisini de beraber yapmayı tercih etti Hollanda.. Bunu birlikte yaparsanız ortaya çıkan şey genellikle pozitif futboldur ama bugün sertlikte doz aşımı yapan Hollanda için aynı şeyleri söylemek mümkün değil.. Toplu oyunda genel bir koordinasyon da gösteremediler.. Ki Van Marwijk'ın turnuva öncesinde yaptığı savunma seçiminde bu oyunu oynamaya yatkın olmayan Van Bommel ve De Jong da bunda büyük pay sahibidir bence..

İspanya'nın Almanya maçındaki hantal tandemden sonra bir benzeri, kısmen sorunlu Hollanda geri dörtlüsüne karşı yine Villa'yı en uçta başlatarak tandem arkası koşusu beklemesi doğal bir sonuç.. Savunmayı önde kuruyorsanız ve rakipte bu işin en kurtlarından Villa varsa her zaman için büyük risk alırsınız ama bugün Hollanda geri dörtlüsünün standart üstü oyunu bu riskleri azalttı.. Çok daha fazla silaha sahip olan Barcelona'ya karşı Villa'nın en uçta tercih edilmesi durumunda Hollanda benzeri savunma çizgili takımları bu sene çok görmeyeceğiz ama hücumda önemli sorunları olan İspanya'ya karşı Van Marwijk bunu avantaj olarak kullanmayı başardı..

İlk 45 dakika açık bir şekilde kötü futboldu.. Fazla sertlik, çok sayıda faul düdüğü, pas oranı %55'te kalan bir Hollanda ve bu departmanda yine standardının altında oynayan İspanya.. İspanya'nın Del BosQue'li yapısında içe kat eden Iniesta'nın oyunu büyük kilitlerden biri ve ilk yarıda standardının çok altında oynayan Andres'in ortaya çıkan futbolda büyük payı vardı.. Üretkenliği hiç sağlayamadı ve pas tercihleri çoğunlukla yanlıştı..

İkinci yarıda oyunu açmak için ilk hamle 60'ta Jesus Navas'la İspanya'dan geldi.. Bence yanlış tercihti ama yerine tercih edilebilecek bir açık oyuncusu bulundurmayan İspanya'da zaman zaman kurtarıcı Navas oldu bu turnuvada.. Maçın bitimine kadar tamamen kaçak güreşti ve güçlü Hollanda solunda top alamadı.. Hollanda'nın cevap olarak ilk değişikliğinde Uruguay maçını çeviren oyunculardan Van Der Vaart yerine Elia'nın gireceğini tahmin edebiliyordum ama çıkan oyuncunun Kuyt değil de Van Persie olması gerektiğini düşünüyordum.. Ama burada da fazla denenmeyen üzerinden değil de daha sağlamcı bir duruş sergiledi teknik adam ve fiziğiyle oyunun ilerleyen bölümlerinde etkili olabilecek Kuyt oyundan çıktı.. Maçın kilidini çözen hamle ise 90 dakikanın sonuna doğru Xabi'nin yerine oyuna giren Cesc.. Bu değişiklik İspanya'yı tamamen kale önüne çıkardı.. Bu turnuva boyunca daha önde oynayan Xavi biraz geri çekildi ve yanına Cesc çıktı, 90 dakikanın etkisizi Iniesta ise Cesc'in girişiyle Villa'ya yaklaşma şansı buldu.. Maçın başından itibaren yaratıcılığı sınırlı olan Iniesta kale önünde uzatmalarla ve Fabregas'la birlikte salvolar yapmaya başladı.. Cesc'in önüne bıraktığı müthiş topu ve kendi kaçırdığı gol oyunun sonunu az çok belli ediyordu..

Maçın kasedini bu anda geri sarmak gerekiyor.. İlk 90 dakikanın sert ve çirkin oynayanı Hollanda ama sahadan istediğini alan takım da onlardı.. Robben'i iki defa gayet iyi bir şekilde İspanya tandeminin arkasına sarkıttılar ve iki pozisyonda da Casillas gole izin vermedi.. Bu vasat oyun anlayışıyla elde edebilecekleri buydu ve Robben onlardan birini gol yapsa üzerine de yatma fırsatını elde edeceklerdi.. Hollanda aşamasında ilk 87 dakikayı başarılı bulmamak zor.. Ama sonrası Cesc'in girişiyle oyunun tamamen değişimi ve uzatmalarda 10 kişi kalan Hollanda'nın işinin Allah'a kalışı.. İlk 105 dakika boyunca topa sadece 25 kez değebilen Villa'nın yerine giren Torres'in halini son 15 dakikada gördükçe Navas değişikliği biraz daha anlam kazandı.. İspanyol'un durumu şu an için gerçekten içler acısı ve bu psikozdan nasıl çıkacağını merak etmemek mümkün değil..

Iniesta'nın golündeki aksiyonları, Cesc'in merkezde topu önüne bırakışı ve İmparator'un temiz vuruşu harikulade.. Benim için çift taraflı bu orta saha oyuncuları içinde en özel, açık ara en sevdiğim adamdır Iniesta ve Dünya Kupası'nın finalini uzatmalardaki müthiş oyunuyla ve attığı golle imzalaması ayrıca mutlu etti beni.. İspanya kulüp takımı havasıyla bu turnuvanın favorisiydi, beklenene çıkamadılar ama en iyi olduklarını finalde ve özellikle de turnuvanın en iyilerinden Almanya karşısındaki oyunlarıyla gösterdiler.. İmparator yine krallığını ilan etti, muhtemelen 2014 Brezilya'da yaş haddi nedeniyle biraz daha geri plana geçmeye başlamış Xavi'yle birlikte bu takımın direkt saha içi patronu olacak.. Bu jenerasyonu Barcelona altyapısından çıkmış 2-3 yeni oyuncuyla birlikte 4 yıl sonra da başarıyla devam ettirme şansları ellerinde mevcut.. Barcelona ve dolayısıyla İspanya, bu oyunun güzel yüzü olmaya bir süre daha devam edecek.. Anlamsız çekişmelerin altında bambaşka bir sistemle finale imzasını atan Van Marwijk'a bir hoca olarak hiçbir zaman inanmayacak olsam da turnuva özelinde başarısını yadsımak mümkün değil.. Turnuva öncesinde olabildiğince vasat ve albenisiz görünen bir kadrodan tarihin en başarılı milli takımlarından birini çıkardı ve rakibinin favori olduğu bir maçta ötesine de geçebilirdi..

Howard Webb çok da iyi niyetli olmayan bir oyuncu topluluğunun ve finalin ağırlığının altından mükemmel kalktı bence.. Tek büyük hatası De Jong'un göğüse attığı tekmede kırmızıyı çıkarmaması ama o pozisyonda dünya üzerindeki hiçbir hakemin WC finalinin ilk yarısında kırmızıyı çıkaramayacağını düşünüyorum.. Bu kadar çok faulun yapıldığı, sertliğin bu kadar arttığı bir maçta standardı tutturmak çok zordur ve illa ki birkaç düdüğünüz eleştiri konusu olur.. Webb'in harika iş çıkardığını düşünüyorum ben..

İyi bir final değildi ama uzatmalar tam da üstüne geldi.. İspanya şampiyon, Xavi-Iniesta bu oyunun en güzel hizmetkarları.. Bıraktıkları yerden, 2010-2011 sezonunda La Liga'da izlemeye devam edeceğiz bu güzellikleri.. O zamana kadar yine ülkenin futbol gündemine geri dönüyoruz..

3 YORUM:

Adsız dedi ki...

robbene zamanında overrated demilştin adam haksız çıkarttı seni

Parma Maniac dedi ki...

Haklısın adsız.. Bu sene boyut değiştirdi.. Kenar değiştirmesinin bunda çok etkili olduğunu düşünüyorum ben.. Bana göre 2-3 yıl önce abartılan bir oyuncuydu ama bugünkü performansı o gün yapılan övgülerin haklı olduğunu gösteriyor.. Yine de bu seviyeye 27 yaşında çıkması biraz geç, bakalım süreklilik ne seviyede olacak..

Adsız dedi ki...

Bence hakem kırmızıyı çıkarmalıydı De Jong'a. O tekme Xabi Alonso'nun kalbini bile durdurabilecek güçteydi zira.. Ayrıca Schneider ve Van Bommel de ilk yarıda kırmızıyı görebilecek kadar sert fauller yaptılar. Eğer Robben o iki pozisyondan birini gol yapsaydı, herkes şimdi Hollanda ilk yarıda 9 kişi kalmalıydı diye bas bas bağırmaya başlayacaktı.

Blogger tarafından desteklenmektedir.