19 Tem 2010

Harry Kewell'la 1 yıl daha


Sevdiğiniz bir yabancı oyuncunun Türkiye'ye gelmesi değişik bir duygu.. Bunu iki tarafta da tecrübe etme şansım oldu ve bir tanesi elbette çok rahatsız ediciydi.. Nicolas Anelka daima en sevdiğim oyunculardan biridir benim.. Fenerbahçe'ye geldiği günü çok iyi hatırlıyorum, pek de güzel bir 24 saat değildi.. Gelişini öğrendiğim an televizyonu anında kapatıp haberleri takip etmeme kararı almıştım.. Şans eseri TV açıkken Anelka'nın sağlık kontrolünden geçişi ve efsane topçu fiziğiyle koşu bandının üzerindeki görüntüsü birkaç gün aklımdan çıkmadı.. Sevdiğiniz oyuncuyu en büyük rakibinizde izlemek her zaman zordur, pek de hoş bir durum değildir gerçekten..

İşte bunun Galatasaray versiyonunu Harry Kewell'la yaşadım ben.. Hagi ve Popescu'yu kapsam dışında bırakıyorum zira o zamanki farkındalığımız bu kadar çok değildi.. Çok sayıda yabancı gelip geçti takımdan, Galatasaray öncesinde Harry Kewell kadar sevdiğim bir oyuncu olmadı benim şu ana kadar.. 2000'den önce sadece onun için Leeds sempatizanı olup, UEFA yarı finalinde yaşananlar nedeniyle o takıma ve taraftarına dair kötü düşünceler besletmemiş bir adamdır Kewell.. 22 yaşındayken benim için dünyanın en iyi sol açığıydı, o döneme kadar izlediğim en saf yeteneklerden biriydi.. 10 numaralı formasını alabilmek için çok çabaladığımı ama başarısızlıkla sonuçlanmasından sonra yaşadığım büyük hayal kırıklığını hala unutmuş değilim..

Böyle bir oyuncunun takımınıza gelmesi muazzam bir hadise.. Hiç beklenmeyen bir şekilde bir anda radara girip bitirilmesi sonrası çok şaşkındım ama aynı zamanda evde tek kişilik halay çekiyordum.. Kewell, çıkış yaptığı zamanın gerçekten en iyi sol açıklarından biriydi.. Milan ve Barcelona'dan 2001 ve 2002'de çok yüksek teklifler alan oyuncunun 2003'te Liverpool'a gayet vasat bir paraya transferi de şaşırtıcıydı.. Leeds'in yaşamaya başladığı finansal sıkıntılar düşen bonservisi etkileyen ana sebeplerden biriydi.. Kewell'ın Leeds'te yaşadığı sakatlıklar ve o dönemlerde ortaya çıkan hastalığı ise bu transferin arkasındaki diğer etkenlerdi ki Kewell'ın o karaciğer hastalığının hala Galatasaray'daki kontroller sonrasında ortaya çıktığını sanan insanlar var bu ülkede..

Liverpool'da oyuncunun sıradanlaştığını tecrübe ediyorduk ama bazı şeyler gözünüzün önündeyken daha çok ortaya çıkar.. Hem sakatlıkları Liverpool'da da kronikleşmeye devam etti, hem de hastalığının etkisi ilaçlar nedeniyle artmaya başladı.. Galatasaray'a geldikten sonraki büyük sevincim onun sahadayken yaşadığı yetenek erozyonunu iyice fark etmem nedeniyle kısa bir sürede üzüntüye dönüştü benim için.. 2000 yılının topla dünyanın en yetenekli oyuncularından birinin yaşadığı bu fundamental eriyişi büyük şoktu, benim bir oyuncuda gördüğüm en büyük kötüye gidiştir bu bağlamda Kewell.. Bununla ilgili her zaman o 2000 yılından herhangi bir maçının izlenmesini öneririm ben.. Üstüne izlenen bir Galatasaray maçı bu adam gerçekten Kewell mı dedirtmeye yeter.. İki takımdan herhangi birer maç...

Kewell yıllarını EPL'de geçirmiş, futbol bilgisi çok üst düzey bir oyuncu.. Yaşadığı teknik erozyona rağmen hala belli bir standardı da var.. Bunları birleştirmesi, mükemmel sol ayağıyla hala onu özel bir oyuncu yapıyor.. Hastalığı nedeniyle aldığı ilaçların ağırlığı, bünyedeki yağ yakımını artırması ve bu nedenle hem beslenme, hem de antrenman metodları bağlamında oyuncuyu çok farklı yollara sokması Kewell'a karşı olan saygıyı artırır, artırmalıdır da.. Benim uzun süre boyunca Kist Hidatik sandığım, Otoimmün Hepatit'i daha sonra öğrendiğim ortamda oyuncunun yaşadığı zorluklarda büyük bir fark yok.. İki hastalık da bu seviyede profesyonel sporla uğraşmayı en büyük zorluk seviyesine götürüyor.. Formaların Kewell'ın üzerine cuk oturması nedeniyle hasta olan kızlarımıza da o görüntünün tamamen Kewell'ın hastalığı nedeniyle oluştuğunu hatırlatmak gerek.. Çok da ilgileneceklerini düşünmüyorum gerçi..

Galatasaray kariyerine gelelim en son olarak.. Kendisine karşı olan sonsuz sevgime rağmen Galatasaray'da yaptıkları vasatı bile aşamadı Kewell'ın.. 9-10 yıl önceki halini çok iyi bilen biri olarak bunu çok rahatlıkla söylüyorum.. Hem ağır hastalık ve ilaçlar onun vücut direncini ve gücünü düşürdüğü için sahada fazla efor göstermesini engelliyor, hem de Kewell hala arızalı kasıklara sahip bir oyuncu.. Hastalığının 90 dakika içinde performansını maça yaymasını engellediği yetmiyormuş gibi, kronikleşmiş sakatlıkları sezon seyri içinde düzenli katkı vermesini de engelliyor.. Oynadığı süre içinde de hiç beklemediğim gol katkısı dışında takımın sistemine çok olumlu katkıları olduğunu söylemek zor.. Sonuç nedir? İlk 2 senesindeki ortalaması sonrasında Kewell'ın gidişi bence takım için bir eksi değildi.. Ama kalışının nasıl bir etki yaratacağını bilmiyorum.. Kewell'ın taraftarın gözünde bir anda kulüp tarihinin en büyük efsanelerinden biri mertebesine nasıl çıktığı, bu davranışın arkasında nasıl bir motivasyon olduğu konusunda fazla fikrim yok ama gösterilen yaklaşım fazlasıyla abartılı.. Leeds'te de, Liverpool'da da saha içinde her zaman aristokrat gibi görünen yapısıyla Galatasaray'a geldikten sonra taraftarla arasında yaşanan sıcaklık ters bir şokla iki tarafı birbirine daha çok yaklaştırmış olabilir.. Ama sevmedi mi yerin dibine geçirmeyi tercih edip sevdiği zaman da abartan bizim taraftarın profili beni çok şaşırtmıyor bu konuda..

Antlaşma muhtemelen maç başı ağırlıklı yapılmıştır ama 20-25 maçı geçemeyeceği kesin olan birine yüksek garanti para verildiğini sanmıyorum.. Fiziksel sorun çıkmasa hastalığı devreye girecek ve onun düzenli oynamasını engelleyecek, burada sorun yok.. Bu bağlamda belki bu sene farklı olur gibi düşünceler içine de girmemek gerek, sonu hayal kırıklığıdır zira.. Kewell'ı geçen sene takım çok aradı ama bunda en büyük etken Baros'un yokluğuydu.. Baros sakatlanmasa Elano'nun merkezdeki varlığıyla birlikte Arda-Keita kanatları zaten Kewell'ın oynamasını engelleyecekti ama ikisinin birden sakatlanması doğal olarak Kewell'ı arattı.. Bu sene takım onu ne kadar arayacak ben onu bilemiyorum.. Bu takım içinde net bir şekilde yedek olmalı ama böyle bir kariyeri TSL içinde ne kadar yedek bırakabilirsiniz onun da net bir cevabı yok.. Rijkaard, çıkan haberlere göre oyuncunun kalmasını istiyordu ve elbet bunun tasarrufunu yapmıştır.. Arda'nın forvet arkasında düşünülmesi durumunda yedeğe gitmesi muhtemel Elano'yla Kewell'ın sol açığı alması gibi bir ihtimal de mevcut.. Bunun dışında hem Arda'yla kanatları paylaşamama durumu, hem de Arda'nın sol açıktaki yerinin garanti olması durumu Kewell'ı kendiliğinden kulübeye götürecek.. Eğer takım içinde bir rotasyon ve rol oyuncusu olmayı kabul ederse hem takıma alışkanlığı, hem taraftar tarafından çok sevilmesi, hem de büyük tecrübesi ve oyun bilgisiyle çok faydalı olabilir.. Ama tersi Rijkaard üzerinde onu oynatma baskısı oluşturacaksa yine sistemdeki taşlarla oynama beraberinde gelir ve açılımı takım için çok iyi olmaz..

Pino'nun geldiğini varsayarsak sol kanat için Arda-Kewell ikilisi, sağ kanat için de Pino-Serdar çifti şu anda kenar rotasyonu adına yeterli.. Elano'nun kalması onu sağ açık için de bir alternatif konumuna getirecek.. Keza Batdal'ın varlığı Baros'u da solda değerlendirme tasarrufunu Rijkaard'a kazandırabilir.. Şu anda (Pino'nun geldiğini varsayıyorum) açık rotasyonu oluşmuş durumda.. Tek eksik olarak takımın merkezi kaldı ki bunun en büyük eksik olması lige 2 hafta kalmışken çok iyi sinyaller değil.. Bu hafta içinde, 25'ine kadar orta saha transferlerinin de gelmesi şart.. Görüntü bir oyuncu gelecek şeklinde, böyle bir durumda kalan 2 yabancı transferi hangi bölgeye yapılacak orası ilginç.. Ben 2 orta saha, 1 stoper bekliyorum takımın ihtiyaçları adına ama muhtemelen böyle olmayacaktır tabii..

Harry Kewell hayırlı olsun ama göndermek için 40 takla attıktan sonra kalış haberinin çok büyük bir olaymış gibi resmi siteden Kewell from Galatasaray puntolarıyla verilmesini de anlayamadım.. Yönetim de artık tribünlere oynamayı bıraksın ve transferi bitirsin.. Taraftarın başka bir beklentisi yok kendilerinden..

13 YORUM:

Oylum Tanış dedi ki...

Doğruları barındıran sert bir yazı olmuş.) Genel bakış da tam isabet aslında. Transferler olsun, takım dizilişi olsun.

Burda Kewell'a çok özel bir rol verilmesi zaten mümkün değil. Taraftar geçen dönem istediği için sözleşmesi uzatılmıştı, ve yine aynısı oldu. Yönetim biraz da eli mecbur yaptı bu işi. Kewell'ın olumsuz bir etki yaratacağını düşünmemekle beraber bizi çok farklı bir yere getireceğini de düşünmüyorum. Ama bizimle kalması sevindirici. Bu noktada yönetime getirilen eleştiride hem fikir olamadım, zira buna razı olmak durumunda kaldı yönetim. Yoksa transferde 16+ milyon kar yaptık mantığını pek de sevimli bulmuyordu taraftar. Sevimli buldukları Kewell'dı.

Balta'nın dahi stoperde düşünüldüğü bir ortamda çok da stoper takviyesi yapılcağını sanmıyorum. 2 orta saha ve ne verim verebileceği meçhul olan Pino var. Ama kanatlarda değil orta noktada sıkıntılar mevcut, ve adımlar atılmadı halen. Bu kesinlikle şaşırtıcı. Umarım kalede de sorun yaşanmaz, Ufuk'a emanet edilir.

zozo dedi ki...

"ama aynı zamanda evde tek kişilik halay çekiyordum".. ben de çektim o halayı.
bu kadar da gerçekçi olmayalım ama, Kewell'a ödeyeceğin yıllık 500/850 herneyse son kuruşuna kadar sana geri döner. bırak dakika almasın, 1-2 genç oyuncunun O'nun profosyonelliginden bir seyler öğrenmesi bile yeter bize..

Koray Özdemir dedi ki...

Elano 4-3-3'ün sağ açığında oynayacak adam değil, 4-2-3-1'in sağ kanadında oynar ama, ama 4-3-3'te orada oynaması imkânsız. Baros da sol açık oynamadı hiç. Ama sağ açığa kaydığında olumlu işler yaptı (mesela PAO, BJK maçlarında sağdan yaptığı iki asist).

Kewell oyun bilgisiyle sistemsiz Türk takımlarına çok gol atar. Atıyor da zaten. Ancak hızını ciddi anlamda kaybetti Kewell. Yönetimin kendisini göndermek için taklalar attığını da sanmıyorum, zaten sözleşmesi bitmiş oyuncu, niye taklalar atsın? Ben Pino transferinin Kewell'a bağlı olduğunu, Kewell'la anlaşıldığı için de Pino'nun yatacağını okudum sağdan soldan. Daha iyi bir sağ açık gelecekmiş. Bakalım.

Bir de ortasahaya Emre Belözoğlu gibi (oyun yapısı anlamında, karakter olrak değil) bir oyuncu şart Galatasaray'da. Bir de Aykut'la devam edeceksek, Leo'yu çok ararız seneye.

Parma Maniac dedi ki...

zozo ben oyuncuya ödenen paraya bakmadım hiçbir zaman, taraftarlığın temelinde de bu yatmamalı her zaman söylerim.. Onu yönetim düşünür, oyunculara verilen spesifik fazla paralardan da hiçbir kulüp batmaz.. Ama sahaya ne koyduğuyla ilgilenirim, gerekirse aldığı paraya göre performansını da değerlendiririm.. Taraftarlıkta bunlar vardır.. Dakika almaması ve kenarda oturması sorun yaratmayacaksa zaten problem yok, ben tersinin olması durumunda sistemin görmesi muhtemel zararlardan bahsetmeye çalıştım..

Koraz Özdemir, 4-3-3'ün sağında oynar, 4-4-1-1 ya da 4-2-3-1'in sağında oynamaz benim çok katıldığım görüşler değil.. 4-4-1-1'in kanadına oynayan adam 4-3-3'te de oynar, önemli olan ters kanattaki adamın doğru bir profil üzerinden tercih edilmesidir.. Baros'un da şut özelliğinin içe kat edişle birlikte solda oynaması itibarıyla daha verimli kullanılacağını düşünüyorum ben ama tersi de mümkün olabilir pek tabii..

Yönetimin kendisini göndermesi konusunu ise bu sezon sonu itibarıyla değil, geçen sezonun ortasındaki tasarrufları bağlamında söyledim, daha iyi araştırmanı öneririm o dönemi.. Pino konusunda söylediğin gerçekleşirse daha mantıklı bir yaklaşım olur, benim de tercihim olur..

nuri dedi ki...

Parma üzülerek katılıyor olmakla birlikte (adama futbol oynama azminden dolayı inanılmaz saygı duyuyorum o ayrı)
Rijkaard bütün bunlara rağmen ne düşünerek Kewell'in kalmasını istemiş olabilir? (zira Rijkaard'ın ısrarıyla tutulmuş gibi gözüküyor)
Benim aklıma üç açıklama geliyor,
a) yönetimin aksi yöndeki açıklamalarına rağmen Arda satılmak üzere (çünkü Arda gibi genç ve injury-prone'luktan uzak bir adamın solda yedeği olarak müzmin sakat Kewell'ı tutmak mantıklı gelmiyor, hele Batdal-Serdar gibi genç rotasyona eğilindiği bir sene)
b) Rijkaard iç oyuncusu transferinden umudu kesti ve yine arda'yı içte kullanmakta ısrar edecek.
c) TSL'de sisteme ters gelmek pahasına , futbol zekasıyla anlık işbitiriciliği birleştiren oyuncuların önemini fark etti Rijkaard ve Avrupa değil TSL odaklı düşünüyor Kewell'ı tamamen

Biraz spekulatif olmak pahasına, sen ne dersin?

Liverbird dedi ki...

Aslinda bizim kadro su anda kotu durmuyor.

En buyuk sorun kale bence. Ben Aykut'a artik guvenmiyorum, Ufuk'u da hic izlemedim ama yabanci kaleci lazim bana gore ama almayacaklar gibi gozukuyor.

Sol bek Caglar, Hakan yeterli gozukuyor. Stoper icin de Hakan'i kullanacak, Neill, Ali, Servet, Gokhan var. Onbirde Hakan-Neill olursa geriye uc tane adam kaliyor. Sagda Sabri'nin yerine Ali'yi cok zor da kalinirsa Neill'i kullanma gibi bir sansi var.

Cana'nin yanina bir adam alinacak deniyor alinirsa super olur, alinmazsa ne olur, o durumda Cana'nin yaninda Mustafa, Ayhan, Baris'dan biri oynayacak mecburen. Cana'nin varligi oradaki adamin performansini da artirabilir bir ihtimal. Musa'yi hic izlemedim yorum yapamiyorum.

Sol zaten Kewell, Arda yeter. Sagda Pino ve hazirlik maclarindaki performansinin iyi oldugunu okudugum Serdar yeterli gibi. Gerci Pino'ya cok isinamadim ben acikcasi, hem isim olarak hem son sezonlarda yasadigi sakatliklar falan. Ama cok ekstra durumlarda Arda'yi da Kewell'i da oraya cekebilir.

Bana gore ikinci en buyuk sorun forvet kismi. Hazirlik maclarini izlemedigim icin Mehmet'i bilemiyorum ne kadar goturur ve fakat Baros'un yedegi olarak orta seviyede bir forvet alinmaliydi bence.

Parma Maniac dedi ki...

nuri,

a) Bence mümkün değil, bu takımdan artık en fazla Elano gider.. Onun da kalacağını düşünüyorum ben.. Arda'yı gönderme şansı yok şu anda yönetimin..

b) Elano'nun kalması durumunda üzerine biçilecek role göre Arda'nın merkeze geçme ihtimali bence de var.. Geçen senenin en iyi periyodu geçen senenin ilk 2 ayı ve orada merkezde Arda var.. Rijkaard'ın kafasında önemli bir opsiyon olarak duruyordur bence bu ve böyle gelişirse Kewell direkt 11 de başlayabilir..

c) TSL odağından ziyade geçen seneki arızalı sistem içinde Kewell'den gelen gol katkısını önemsiyor olabilir ki haklıdır.. Bir kenardan mutlaka istatistik gelmesi gerekiyor 4-3-3'ün verimli çalışabilmesi için.. Alındığında golden ziyade sol kenara işlerlik kazandırma amacı vardı bence Kewell'da ama bambaşka bir şey sundu ve o da değerli.. 11'de olsun, kenardan gelsin yaptığı gol katkısı devam ederse işler kolaylaşır.. Bence göz önünde bulundurduğu budur Rijkaard'ın..

Parma Maniac dedi ki...

Liverbird, Galatasaray'ın geçen sene de kötü değildi zaten kadrosu ama merkezinin oyuna hükmeden 4-3-3 yapılanmasına uyduğu ortaya çıktı ve ortadaki sorun bütün mevkiileri etkiledi.. İki senedir Galatasaray'ın tandemi istikrarsız, sayısız oyuncu oynuyor tandemde.. Skibbe'de merkezi Lincoln efsanevi oyunuyla kurtarıyordu ama o dönem de tandemde sorunlar vardı.. Geçen sene ikisi birden iskeleti tamamen kırdı.. Bu sene tandemde soru işaretleri hala devam ediyor bence ama en azından umuyorum daha istikrarlı gidecektir tercihler.. Ama merkez hala önemli ve hala her bölgeyi etkileyen ana unsur.. Orası doğru yapılanmayla oluşturulmadıktan sonra diğer tarafların benim için fazla önemi yok.. Geçen sene üzerinden düşüncem budur benim..

Liverbird dedi ki...

@Parma

Kesinlikle katiliyorum merkez olayina ama kale de bence bir o kadar sakat. Aykut ile bi yerde yine kopacagini dusunuyorum.

Dun Lincoln'in maci vardi 5 dakika baktim o 5 dakikada sov yapti yine :)

Bu arada twitterdan Kewell'in performasini niye begenmedin ki diyen benim, orasi daha hizli diye ordan yazdim.

90 + 3 dedi ki...

Kewell'dan verim alınamaması ya da katkısının sınırlı kalması da, iki sezondur merkezde yaşanan sorunlar da bence aynı sebepten kaynaklanıyor.

Önce Skibbe, sonra da Rijkaard, Lincoln ve Arda'yı merkezde bir yerlere sokuşturmak için orta üçlüden bir adam çalıyor.

X ile Y bir arada oynamaz gibi içi boş bir klişeye benzese de, 4 tane takım savunmasına katkısı sınırlı adam bir arada oynayınca işler karışıyor.

Orta üçlüde oynayacak adam en fazla Elano'dur bence. Arda gibi maçın yarısında rakip sahada eli belinde gezen adamın ise orta sahada yeri yoktur.

Burada Lincoln'ün kasım-aralık döneminde, Arda'nın da sezon başındaki olağanüstü oyunudur yanıltıcı olan. Adı üstünde olağanüstüdür o performanslar.

Belki ideal değil ama çok göz önünde bir örnek İspanya. 10 numara oynamayı Lincoln'den de Arda'dan da iyi becerir Iniesta muhtemelen. Ama işleyen yapı içerisinde hep arkasında 3 orta saha ile oynadı İspanya, Iniesta hep ileri üçün içerisinde yer aldı. Benzer bir diziliş ile oynayacaksanız, başarılı olmuş bir örneğinden alacağınız bazı şeyler olmalı bence.

Dünkü maçta ilk kez her iki takımda da, (Musa-Cana-Sarp, Ayhan-Barış-Cumhur) merkez üçlü üç orta sahadan kuruldu. İlk yarıda Arda ikinci yarıda Emre Çolak ileri üçlüde yer aldılar. Devam edecek mi bilinmez ama önemli bir gelişme bence.
http://doksanartiuc.blogspot.com/

pclion dedi ki...

Merkez forvet dışı skor katkısı almak bence ligin en belirleyici unsurlarından, bunu da en iyi becerem adamlaradn birisi Kewell. Kafalardaki 2000'lerin Kewell imajını bir kenara bırakıp katkı veren bir rol oyuncusu gibi bakmak lazım ona, bence iyi de iş görüyor. +2+2'lik bir sistemde bir senelik sözleşme yapılmış bir Kewell bence altın değerindedir...

vakilinchuk dedi ki...

Futbolun doğruları adına mantıklı, 10 numara yazı... Ama mevzubahis Kewell olunca mantıkta, futbolun doğrularıda vız-tırıs... Zaten çok mantıklı yaşayan kişi bence futbola bu kadar vakit ayırmaz, önem vermez.

Velhasıl, futbolu bu forma altında bıraksın istiyorum.

hücum futbol dedi ki...

eğer arda ortaya geçip supporter rolüne bürünecekse elano bu takımda yedek kalır. zira kewell solda pino veya serdar sağda oynar. bence 10 milyon €'luk bir adamı yedek oturtmaktansa satıp orta sahaya adam gibi adına merkez mi dersin B to B mi dersin birini almak lazım. tamam Cana oraya sertlik verecek ama yetmez. bizim ihtiyacımız oyunu oradan kurup pas dağıtımını yapacak, sürekli hareket edip boşa kaçıp kendini gösterip hem defans hem de kanat ve forvettekilerin pas bağlantısı olacak bir adam. böyle bir oyuncu için bence gerekirse 10 da verilir 15 de. elano + servet'in satılıp bir orta saha bir de stoper alınması taraftarıyım. hatta ortaya bir tane daha alınıp mmustafa sarp, ayhan ve barış tehlikelerin de takımı kurtarmak gerek. özellikle sarp'ın o aksak ve sakar top istopu geceleri rüyama giriyor.

bu arada santraforda sadece 2 oyuncu olması yine bir risk. geçen sene yaşanan en büyük 2 kriz golcü sıkıntısı ve orta saha idi. ama yönetim nasıl bu kadar aymaz ve aynı hataları tekrar edebiliyor anlamak mümkün değil. vakit geçiyor, lig başlayacak ama hala transfer bitmedi. Doğru biz de transfer bitmez.

ne zaman şöyle bütün transferlerin haziran ayında bittiğini; herkesin sezon öncesi kampta beraber başladıklarını görebileceğiz bilmiyorum. sanırım onu başardığımız gün gerçekten takım olacağız...

Blogger tarafından desteklenmektedir.