31 Ara 2008

Real'in transfer hatası?


Real Madrid paraları bayılıp Huntelaar ve Diarra'yı transfer etti ama çocukların sorunu bitmedi.. Normalde UEFA Kupası'nda oynayan bir oyuncunun CL'de oynayan bir takıma transfer olması durumunda o takımla Avrupa maçlarına çıkmasında bir sakınca yok.. Ama fazlası da varmış.. Eğer birden fazla transfer varsa bu şekilde, bu oyunculardan birinin kulüp tarafından seçilmesi gerekiyormuş.. Real Madrid'de de bu sorun konuşuluyor bir süredir.. Bu işin bu kadar yankı uyandırması kulüp tarafından yapılan bir ihmalin ortada olduğunu gösteriyor.. Benim de bildiğim bir şey değildi bu bir oyuncudan fazlası hadisesi ama ben bir bireyim, Real gibi bir kulübün böyle bir durumdan haberi yoksa büyük bir sorun ve planlama hatası var demektir bu işte.. Predrag Mijatovic çok dayak yiyecek gibi bu nedenle.. İspanyollar'ın UEFA'ya başvurup iki oyuncunun da ismini yazdırma yoluna gideceğini okudum birkaç yerde.. CL'de son 16'da Real'in rakibi olan Liverpool direk itiraz edecek böyle bir gelişme olursa.. Real Madrid'in de bu yoldan bir sonuca ulaşmasını oldukça zor görüyorum..

Önünde sonunda gelinecek nokta şudur Real cephesinde.. Huntelaar mı, Diarra mı? Büyük ihtimalle buradan çıkacak cevap Huntelaar olacak ama hem onun vereceği performansın kesin olmaması, hem de Real'in göbeğindeki sorunların çok daha büyük olması benim nazarımda doğru cevabı Lassana yapıyor.. Raul tecrübesiyle CL'de bir şekilde götürür takımı ama göbekteki takım savunmasının canına okuyan defansif sıkıntıyla Real'in bu kupada da ilerleme şansı çok düşük.. Gelişmeler ne olacak göreceğiz ilerleyen günlerde..

Emir Preldzic & Murat Özyer


Mete Aktaş ve Salsa Basket'ten Anıl Aksaç Emir Preldzic'le çok şahane bir röportaj yapmış TBL.org için.. Fenerbahçeliler, merak edenler buyursun.. Büyük umutlarla gelip ilk sene yetenekleri hakkında soru işareti oluştursa da şu anda geldiği nokta fazlasıyla tatmin edici.. Takip ediyoruz kendisini..

Bütün gün dışardaydım, eve geldiğimde aylardır beklenen hadisenin nihayet gerçekleştiğini öğrendim.. Murat Özyer'ın görevine son verilmiş ve yerine teknik danışman(!) Koray Mincinözlü gelmiş.. Murat Özyer'in son şansıydı bu kadro, kullanamadı her zamanki gibi.. Ülker'deki başarısıyla geldi, Ülker'le Erman Kunter'in önünü kesip takımda kaldı.. Gidişinde ne yaptı Ülker grubu o da merak konusudur şu anda bende.. 3+2 kuralıdır Özyer'in defolarını ortaya çıkaran.. Yabancı rotasyonundaki büyük başarısızlığının sonuçlarıdır Galatasaray'ın yaşadıkları.. Tek yabancılı Beşiktaş karşısındaki son periyot rezaleti de sanıyorum yönetimde biletinin kesilmesini sağladı.. Yerine kim gelir? Keşke Erman Kunter olsa ama sezon ortası zor sanırım.. Orhun Ene en büyük aday konumundadır büyük ihtimalle önümüzdeki zaman diliminde, olur da.. Gerçi Koray Mincinözlü'nün defansif anlayışının Murat Özyer'le örtüşmesi sonucunda iyi işler yapmasıyla bu sene Mincinözlü'yle de bitebilir.. 1-2 haftaya belli olur zaten bu hadise.. Yabancı konusunda da erken bir revizyon gelirse tekrar iddialı konuma gelebilir takım..

30 Ara 2008

Florya'nın 5 Kapısı


"Eskilik, kaptan olmak için yeterli değil. Futbolcunun yönetebilme özelliklerine sahip olması ve sürekli oynaması gerek. Kaptanlık konusu bir idari karardır. Bu konuda hiçbir oyuncu yorum yapamaz ve itiraz edemez. Eğer yaparsa gerekli uyarıyı alır, yine devam ederse kulüp ile ilişkisi kesilir. Futbolcunun işi sporunu yapmaktır. Florya'nın beş kapısı var; eğer bunu kabul etmeyen olursa, bu kapılardan birinden çıkar, gider."

Adnan Polat'ın dün yaptığı güzel basın toplantısının bana kalırsa en can alıcı, en güzel, en amaca uygun kısmı.. Sadece şu kısmı için iyi ki yapılmış diyebiliyorum bu toplantı için.. İş çok tehlikeli bir yere doğru gidiyordu Arda ve Sabri'nin açıklamalarından sonra.. Bu uyarıdan sonra sanıyorum ki herkes akıllı olacaktır kaptanlık konusunda..

29 Ara 2008

Boxing Day'den Liverpool çıktı


Noel'in ertesi günü olan Boxing Day İngiltere ve birkaç ülkede resmi tatil olan, kutlamalar yapılan bir şölen.. Bu şöleni son zamanlarda futbolla birleştirip güzel işler yapıyor FA.. Cuma gününe denk gelen bu resmi tatile bir fikstür haftası koydukları gibi, takip eden hafta sonunda da fikstürü kesmediler ve iki gün arayla sınırsız bir futbol keyfi yaşamalarını sağladılar İngilizlerin.. Tabii bizim de.. Tam İngiliz insanının yaşam tarzına uyan bir yaklaşım bu, onlar tatillerde evde dinlenip sabahtan akşama televizyon izlerler.. Bunu kaçırmak istemiyor tabii federasyon da.. Amerikalıların da tarzı benzer İngilizlere.. Onlarda da resmi tatiller hep evde dinlenme, keyif yapma, televizyon karşısında çekirdek çitleme günleridir.. Orada da NBA ve diğer sporlarda yapılır benzer işler.. Bu tarz resmi tatillere koyarlar en cevval maçları, 3 ay öncesinden programını ona göre yapan halk da her şeyini hazırlar ve bu müsabakaları bekler..

Bizde de olsa diyenler oluyor.. Görünüşte öyle aslında.. Ama Türk halkı 1-2 günlük tatili buldu mu anında şehir dışına, tatil mekanlarına kaçar.. Şehirde kalanlar da evden dışarı atar kendilerini.. Bizde resmi tatillerde alışveriş merkezleri, sinemalar iş yapar.. Televizyonların ratingi düşer.. 9 günlük kurban bayramında bütün hafta boyunca televizyon kanallarının programlarının yeni bölümleri kesilir, eskiler tekrar edilir.. İzlemez çünkü kimse.. Kurban bayramına futbol maçı denk geldi mi vah vah, vefakar futbolculara bak tatil, bayram demeden çıkıp aslanlar gibi oynuyor diye sömürüye kaçan insanlarız sonuçta, farklısı mı olacak ki?


2 günün en karlı takımları Liverpool, West Ham, Wigan ve Everton.. Bu akşam Manchester United Middlesbrough'yu ağırlıyor Old Trafford'da.. Muhtemelen çakıp gönderecekler Boro'yu evine, onlar da 6 puanla kapamış olacak 2 günü böyle gerçekleşirse.. Yarın da Villa Hull deplasmanına çıkıyor.. Bundan sonra yaklaşık 10 günlük bir ara var Premier League'de.. Devre arası geldi diyebiliriz.. United'ın bu akşamki maçla birlikte 3 maç eksiği var.. 3'ünü de aldığı takdirde Chelsea'nin önüne, Pool'un 1 puan arkasına dalıyor United..

Pool önce Bolton'u 3'ledi, dün de Newcastle deplasmanından 5-1'lik galibiyetle döndü.. Gerrard yine çok formda.. 20 maç sonunda Pool liderliği sağlama almış durumda.. Alıştığımız bir şey değil hakikaten bu.. Chelsea WBA'i yendi önce, dün Fulham deplasmanından çıkamadılar ama.. Fulham içerde 7 maçtır kaybetmiyor, toplamda da son 9 maçtan 3 galibiyet, 6 beraberlik çıkardılar.. Zor yenilen, içeride etkili, dışarıda galibiyeti olmayan garip bir takım konumundalar.. 9.'lukta yer buldular kendilerine.. Son 9 maçtan 6 galibiyet çıkaran Wigan yine çıkışta olan takımlardan biri.. Heskey rakip defansları zorluyor, Amr Zaki iş bitiriyor.. Zaki bu çıkışında Heskey'ye ne kadar teşekkür etse az.. Orta sahada Wilson Palacios, Lee Cattermole ve Luis Valencia'yla birlikte genç ve dinamik bir üçlü kurdular.. Özellikle Cattermole'un üstlendiği rol çok önemli Wigan merkezinde.. Arsenal Villa deplasmanında maçın bir bölümünde çok mahkum oynamış.. Özellikle skor avantajından sonra son dakikada Villa golü gelene kadar olan süre içinde.. İlk yarıda da Villa daha iyiymiş Arsenal'den.. Wenger maçtan sonra hakeme sarmış.. Villa asistan menajeri John Robertson'ın ilk yarıdaki Arsenal golü nedeniyle devre arasında hakemi ziyaret edip şikayetlerini bildirmesi üzerine ikinci yarı hakemin tamamen Villa'ya döndüğünü söylemiş Fransız.. Maçı izlemediğim için bir şey diyemiyorum.. Villa'dan puanı çıkarıp Portsmouth önünde galibiyeti son 10 dakikada olsa da çıkardı Arsenal..


Tottenham Harry Redknapp'ın gelişiyle gösterdiği suni çıkış ve formu kaybediyor.. Son 4 maçtan çıkarılan 2 puan var sadece.. Tehlikeli sularda yüzmeye devam.. Şubat'la birlikte orta sıralara doğru iyice yaklaşırlar.. City önce deplasman fatihi Hull'u Manchester'da beşledi.. Sonra Sam Allardyce'la benzer bir çıkış içinde olan Blackburn deplasmanında 2-0'lık mağlubiyetten son 3 dakikada kurtuldu.. Onlar da hala tehlikeli bölgeden uzaklaşabilmiş değiller.. Kadroları ölçüsünde hak ettikleri konumun çok altında olan City ve Spurs'ün EPL'nin en kırmızılı takımları olması da ilginç.. Bu iki takımın maçlarında şu ana kadar sekizer kırmızı çıktı, değişik bir istatistik olarak kayıtlarda bulunsun bu da.. Big Sam gelişiyle birlikte 3 maçta 5 puanı topladı.. City önünde kaybedilen 2 puan çok can acıtmıştır ama gayet iyi başlangıç.. Devamını bekliyoruz ondan da.. Boro kepazeliğe devam ediyor.. Bu akşam United'dan da 3 puanı alamayınca galibiyetsiz periyot 8 maça çıkacak.. Southgate'in suyu ılıklaşmaya başlıyor olabilir, dikkat etsin..

26 Ara 2008

Lakers 92-83 Celtics


İlk 46 dakika için maç başlığım 'Kız Gasol'dü.. Katalunya gibi bir memleketten bu kadar cesaretsiz, korkak bir adamın nasıl çıktığını düşünüp dururken son 2 dakikada olanlar başlık dair her şeyi değiştirdi.. 7 sayı, 1 blok.. Maçı imzalayan adam Gasol.. Basketbol böyle bir spor işte.. 46 dakika 6 ay öncesinde, o kepazelikte, Boston front court'undan yediğin dayaklarda kal.. Sonra çık maçı al.. Lakers taraftarından yediği bütün küfürleri iade etti Pau.. Etsin de zaten..

Skor tatmin etmiştir Laker'ları ama oyun etmedi.. Ortaya konan basketbol çok kötü.. Buna rağmen alınan maç sevindirir tabii.. Tempo sorunu, transition savunması sıkıntıları devam ediyor.. Pau-Drew'dan oluşan pota altının KG ve Perkins'ten özellikle ikinci yarı bu kadar dayak yemesi rahatsız edici.. Celtics harika iş yaptı ikinci devrenin başından itibaren.. Ama Kobe'yi, 3 dakikalık Lamar'ı ve son 2 dakikada Pau'yu durduramadılar..

Phil babaya hazırladığım laflar var, şu anda dile getirmek istemem.. Gidişatı bir süredir hayırlı görmüyorum Lakers'ta.. 1000. galibiyeti hatrına susacağım şimdilik, birkaç güne detaylı bir Lakers yazısı yazarız zaten.. Kulüp rekoruyla gelen Boston'u yenmek çok önemliydi.. Mağlubiyetler 6-2 konumuna gelseydi sezon sonuna kadar toparlayamayabilirdi batı yakasının çocukları.. Bostonlu kardeşlerimize geçmiş olsun dileklerimizi sunar, oradaki maçı beklemeye başlarız şimdiden..

Büyüksün Kobe..

25 Ara 2008

Los Angeles Lakers vs. Boston Celtics


Bu senenin Noel akşamına ayarlanan büyük maçı geçtiğimiz senenin finali, NBA'in en büyük iki efsanesinin kapışması.. Saatleri kurmadık, öyle bekliyoruz bu akşam.. Zira gayet normal bir insanın izleyebileceği saate koymuşlar çoğu Noel akşamında yaptıkları gibi.. Dev maç TSİ 00.00'da, sadece 6 saat sonra.. Üst üste 19 maç kazanarak kulüp rekorunu ele geçiren ve şu anda NBA'in en formda takımı olan Celtics Staples Center'a şaşalı bir şekilde geliyor.. Lakers'ta işler pek iyi gitmiyordu son 20 günde ama geçen gün çıkılan New Orleans deplasmanında baştan sona oyunu domine ederek Celtics'e göz kırpmayı ihmal etmedi LA'in çocukları.. Maçı izleyecek olanlar gözünü ayırmasın buradan, maalesef NTV ya da NTVSPOR'dan yayın yok.. Linkler çıktığı anda ekleyeceğim posta..

There will be blood.. Allah utandırmasın..

Link: Şu an için görünen tek link os'un da yorumlarda verdiği http://www.atdhe.net/live-tv-1723.html.. Yenileri gelirse eklenecek.. Şu an devam eden San Antonio - Phoenix maçını da takip edebilirsiniz buradan..

Atdhe'deki yayıncı Bostonlu çıktı, buraya geçin: http://albaaa.altervista.org/watch.php?id=200

Tuncay & Chelsea


Gareth Southgate'i delirttiler sonunda.. Takım zaten ağır aksak ilerliyor, form durumu yönünden EPL'nin en berbat 2-3 takımından biri konumundalar.. Elde para eden, takımı taşıyan 3-4 tane topçu kalmış.. Onlarla ilgili de düzenli transfer haberi çıkınca adam çığrından çıkmış.. Malum, Stewart Downing ve Tuncay Şanlı için Spurs ve Chelsea'nin istekli olduğu yazıldı çizildi zamanında.. Tuncay - Chelsea flörtü duruldu, olacağını ilk zamanlarda da düşünmemiştim, şimdi de düşünmüyorum.. Redknapp'ın Downing ilgisiyse sürüyor hala.. Southgate de bugün çıkıp yeter, kimsenin bir yere gitmesini istemiyorum demiş.. Yönetime de Tuncay ve Downing'in mutlaka takımda tutulması gerektiğine dair rapor verdiğini eklemiş.. Bu oyuncuların kaybının sonunun Championship yolundan geçtiğini iyi biliyor Southgate.. Bu ikisini çıkar, %60'ı gider zaten Boro'nun..

Tuncay'a dair Chelsea ilgisinin ilk çıktığında ortada dönen rakam 8 milyon pound'du.. Gareth Southgate'in o andaki tepkisi de benzerdi.. Bir sağ bek için 16 milyon pound verdiler, Tuncay'ı 8'e mi satacakmışız cevabını verdi o zaman Southgate.. Bunu diyen adama seni kınıyorum ve sana laflar hazırladım diyemezsin ki.. İşte Tuncay Şanlı'nın çok kısa sürede geldiği nokta ve vizyon budur.. Saygı duymak gerek..

Tuncay'ın bu konuma geleceğini düşünen biri değildim.. Aksine ilk baştaki bocalamasından sonra bir milli maçta (Yunanistan) takım arkadaşı (Gökhan Ünal), Tuncay iki metre ofsayttayken kendisine pas vermedi diye delirip sağa sola bağıran adam haline geldiğini görünce de içinde bulunduğu psikozun büyük olduğunu düşünüyordum.. Meğerse hiçbir şeyi kanıtlamıyormuş o pozisyon.. Burada her zaman yazdığım şeylerden biridir, EPL'de başarılı olmak isteyen bir forvetin ne gol vuruşu, ne teknik, ne yetenek, ilk sahip olması gereken şey fizik güçtür diye.. Tuncay aslolarak bu özelliğiyle var olmasına rağmen şu anda geldiği noktayı kestirmek kolay değildi.. Kendi futbolunu fizikle açıklayıp, teknik yetersizliklerini daha çok koşarak örtme yolunu kendisine şiar edindiğini söyleyen bir topçu için Dennis Bergkamp'ın Newcastle'a attığı tarihi golün bir kopyasında başarılı olma noktasına gelmeyi, topukla ve topun dibine girerek atılan klas golleri neyle açıklayacağız peki? Ya da açık alanı bulduğunda yan alanlara değil de, rakip defansın üstüne üstüne dripling yapmasını? Tuncay'ın kendinde olanı reddi ya da yeteneğinin farkında olmamasıyla mı? Avrupa futbol kültürünün 1 yılda öğrettikleriyle mi yoksa? Ya da vizyonu iyice daralmış Türk futbolundan çıkıp dünyanın en iyi ligine girmenin insana verdiği güven duygusuyla mı? Muhtemelen cevap hepsi ama ben son şıkkı biraz daha belirgin görüyorum.. 30 yaşına kadar vasatın üstünde bir Türk topçu profili çizen Tugay Kerimoğlu'nun 30'undan sonra futbolu öğrendiğini iddia edecek değiliz sonuçta, değil mi?


Oldu da Tuncay Chelsea'ye gitti, nolur? Hakan Sukur'un Inter Milan'a, Rüştü Reçber'in de Barcelona'ya transfer olmasını rahatlıkla gölgede bırakacak, Türk futbol tarihinin en büyük oyuncu transferi olur, bunu cebe koyalım öncelikle.. Tuncay'ın şansı ne olur? Forvette oynama ihtimali yok Drogba ve Anelka tek kişilik koltuğu paylaşamazken.. Boro'daki gibi forvet arkasında serbest supporter şeklinde oynama şansı da yok.. Birincisi Chelsea böyle bir sistemle oynamıyor, ikincisi Nicolas Anelka geçen hafta Scolari'yle konuştuğunu ve Drogba'nın arkasında supporter olarak oynamaya hazır olduğunu, bu şekilde iyi bir ikili olabileceklerini açıkladı.. Chelsea'nin de bu şekliyle klasik bir 4-4-1-1 takımı konumuna dönmesi söz konusu, konudan bağımsız olarak onu da söylemek gerek.. Olursa konuşulur zaten daha çok.. Geriye ne kaldı? 4-3-3'ün sol ya da sağ açık/forveti.. Tuncay Şanlı'nın 4-4-2 formasyonlarında açık oynamasını yeteneklerine yapılan bir hakaret olarak gördüm hep, Daum'un kulakları çınlasın.. Ama 4-3-3'ün açık/forvet yapısının 4'lüde kanat oynamaya göre önemli farklılıkları var ve Tuncay'ın profiline uyan farklılıklar bunlar.. Özellikle sol forvet olarak Tuncay'ın formayı alabileceği bir boşluk görülüyor Chelsea'de, ki bu haberin çıkmasının ana nedeni de budur fakat buna rağmen bu transfer kulübede geçirilecek önemli miktarı da rahatlıkla getirir Tuncay'ın önüne.. Boro'nun Tuncay'ı 15-20 milyondan aşağıya satmaya, Chelsea'nin de bu miktarlardan Tuncay'ı almaya niyeti bence yok ama bu tip dedikoduların heyecanı yeter.. Kulübe riskine rağmen deliler gibi görmek de isterim Tuncay'ı Stamford Bridge'te, mavilerin içinde..

23 Ara 2008

Lassana Diarra Real Madrid'te


Burada kişiye özel yazılmış postlarda (Lassana, Lassana 2, Lassana 3) Lassana Diarra ismi büyük ihtimalle en öne çıkar.. Zira özel bir ilgim ve sevgim vardır benim bu arkadaşa.. Daha önce yazdığım gibi, kısaca Diarra'ların en yeteneklisi, defansif ve ofansif oyunu beraber, üstün bir kalitenin de üzerinde oynayabilen çok özel bir oyuncu.. Chelsea'de sağ bek oynadı, mutsuz oldu, rakibine geçti.. Arsenal'de sağ bek oynadı, zırladı, 1 haftaya kalmadan Portsmouth'a geçti.. Portsmouth'a geçerken Newcastle'la yaptığı görüşmeler İngiltere'de çok konuşuldu.. Portsmouth'la imzaladıktan 1 hafta sonra, öyle takılmaya geldim buraya, kafamda daha büyük takımlar var dedi.. Sonraki durak? Real Madrid.. Neresinden baksan nev-i şahsına münhasır bir herif Lassana.. Dobralığının da, yeteneğinin de, bu yeteneği şu ana kadar tam anlamıyla gösterememesine neden olan arızalı yapısının da hastasıyım.. Şu anki Spurs menajeri Harry Redknapp'ın da çok özel sevgisine sahip oyunculardan biridir Lassana.. O Redknapp'ın bunun klonu Zokora'ya sahip olması da şans mıdır, lütuf mudur kendisine onu bilmiyorum fakat..

Juande Ramos şu ana kadar istikrarlı.. Didier Zokora oltasını attı.. Zokora yutmadı yemi, ben dünyanın en iyi liginde mutluyum dedi.. Peki ne yapacaktı Ramos? Başkasına sarkacaktı.. Yine bildiği ligden, tanıdığı, Zokora gibi çift yönlü oyunun o ligdeki en klas elemanlarından birini alıp koydu Real'in içine.. City menajeri Mark Hughes de çok istiyordu Lassana'yı ama Real'le baş etmek imkansız büyüklük anlamında.. Sorun para olsaydı (ki City'den çok önerdi Real) şu anki City'nin öttüremeyeceği boru yok Dünya'da ama Diarra'ya sorsan City mi Real mi diye, cevap bile vermez, tebessüm eder..


Bu adamı diğer Diarra'lardan ayıran şey, topu ayağına aldığında yapabildikleri.. Topsuz oyunda onların fizik kalitesini sahaya koyamaz belki ama toplu oyunla birlikte, var olan defansif becerisi birleştiğinde ortaya çıkan şey o kadar güzeldir ki Alou'su, Mahamadou'su yalan olur.. Portsmouth coach'u John Metgod transferden sonra Real Lassana'dan Mahamadou'nun yaptıklarını beklemesin demiş.. Doğru söylemiş.. Ama Juande Ramos'un zaten o düşüncede olduğunu sanmıyorum.. Gago, De La Red, Javi Garcia bu kadar teknik ve yaratıcı değil.. Van Der Vaart ve Sneijder'se Lassana'nın yaptığı defansif katkıyı yapamaz.. Garcia ve De La Red de yapamaz ya, neyse.. Sonuç olarak ortaya çıkan şey şu, Real'in orta sahasına yazılacak ilk isim kimdir bu transferle birlikte? Lassana.. Ve bu Mahamadou geri döndüğünde de değişmeyecek bence.. Zokora'da cuk sesleri Bernabeu'dan buralara gelir demiştim, bu çocukta da farklısını söylemiyorum..


Peki bütün bunları yalan edebilecek gelişme nedir? Futbolu sahadaki ve kağıt üzerindeki gerçeklerden çekip alan psikolojik etkenler.. Bu adam arıza.. Bu adam 2 hafta sonra ben büyük takımdan sıkıldım, Portsmouth gibi underdog'larda takılmak ne güzeldi be hacı dese yadırganmaması gereken biri.. Ramos'un bu durumun farkında olduğunu ve ona göre yaklaşacağını düşünüyorum Diarra'ya.. Bir de tek bir dileğim var, umuyorum Sergio Ramos ve Michel Salgado aynı anda sakat olmaz hiçbir maçta.. Bu adamın tek maçlığına bile sağ beke konması bavulları toplayıp İngiltere ya da Fransa'ya dönmesine neden olabilir.. Öyle büyük bir fobiye sahip.. Bu açıdan dua etmeli Realliler..

Diğerlerini beklemeden ara dönemin en iyi transferi seçiyorum ben Diarra'yı.. Son fırsatını Portsmouth'ta kullanıp 4 milyonluk pakedini cilalayarak 20 milyon değerine ulaştırdı bu genç.. Real Madrid de kendisinin son büyük kulüp şansıdır.. Kötü kullanmaması da dileğimdir en büyüğünden..

22 Ara 2008

Şampiyon Murphy


Shaun Murphy 10-9 Marco Fu

Ucuyla favorimdi Murphy.. Beklediğim gibi müthiş bir çekişme içinde geçmiş maç, tekrarında bugün decider'ı yakalayabildim.. İnanılmaz bir frame olmuş gerçekten.. Maç topu olan pembe topu sokuşu Fu'ya sinirden kalp krizi geçirtebilirmiş.. Şans Murphy'nin yanındaydı kesinlikle..

9-8 geriye düştükten sonra son iki frame'i alarak kazanması daha değerli kılıyor galibiyeti.. Böylece kariyerinin üçüncü sıralama turnuvasını kazandı Murphy.. Ve UK Championship'le Dünya Şampiyonası'nı beraber kazanabilen onuncu oyuncu oldu tarihte.. Sevdiğim bir abidir Shaun, sevindim.. Dünya Şampiyonası'nı kazandıktan sonra kopmuştu o büyük formdan, ki kendisi de dile getiriyordu bunu eleştirel bir biçimde.. O bakımdan da sevindirici bir hadise bu şampiyonluk..

21 Ara 2008

,

Galatasaray 4-2 Beşiktaş


Sabri'nin dönmemesi durumunda geçen haftaki ve Ankaragücü maçının ikinci yarısındaki üçlü defansın devam edeceğini düşündüğümü belirtmiştim.. Sabri bugün oyuna girdi son 15 dakika ama fizik durumu hakkında görüş bildirmek zor.. Eğer hazır olamadıysa derbiye 2 hafta boyunca işlerlik kazanmış farklı sistem için suçlayamam Skibbe'yi fakat ilk yarıda Barış'ın bölgesinden çok sıkıntı yaşadı Galatasaray, fazlasını da yaşayabilirdi..

İlk yarıda sistem zaman zaman dörtlüye de döndü.. Kaydırmalı üçlü/dörtlü denen bir olgu var malum Fatih Terim'le Türklerin hayatına giren.. Barış'ın bu nedenle ileri çıkışlarıydı Galatasaray'ı zorlayan.. Görünüşte bir kanatta Barış, diğer kanatta Arda varken tek başına, aksayan tarafın Arda'nın olduğu bölgenin olmasını düşünürsünüz.. Fakat maç içinde dörtlüye dönülen kısa sürelerde Barış'ın bekteki ileriye çıkışlarında geriye dönememesi bu aksamayı yaratan en büyük etkendi bence.. Bu 3'lü ve 4'lü arasındaki geçişleri Beşiktaş da uyguluyor Mustafa Denizli'yle.. Denizli'nin seçimi stoper-önlibero değişimi, Skibbe'nin seçimi 3'lünün açığının bek halini alması.. Fatih Terim'se ilk ve ikinci döneminde (herkes bu kombin sistemin ikinci Terim döneminde uygulandığını bilir fakat ilk Terim döneminde de 3'lü defanstan 4'lüye geçiş sırasında kullanılmış bir sistemdir bu) sağ ve sol stoperlerden birini bek olarak oyuna sürme ve 3'lüden geriye kalan diğer iki stoperin ortada tandem oluşturması üzerine kurmuştur bunu.. Ki teorisyenler de bu kaydırmalı olguda Terim'in yaptığını değerlendirir daha çok kombin sistemler başlığı altında..


İki takım adına da ortada oturmuş bir oyun yapısı yokken 15 dakikada gelen üç gol ve sonrasında geçen Beşiktaş baskısı, Galatasaray sağ tarafının verdiği açıklar, Galatasaraylılar için önde olunmasına rağmen diken üstünde bir ilk yarı şeklinde geçti maç..

Ama ikinci yarının başında gelen kırmızıyla bu endişeler bir anda bambaşka şeylere bıraktı yerini.. İlk yarı yine %90'a yakın bir yüzdeyle pas yapan Galatasaray iyice rahatladı, böyle bir takım karşısında düşülmemesi gereken adam eksikliği rakibi vurdu.. Sonrası formalite, Galatasaray'ın 1 aydır oturtmaya başladığı yapı ve oyun kalitesinin eksik rakip önünde seyircinin gazıyla birlikte golleri getirmesi.. Eğer Nonda-Sabri değişikliği erken yapılsa çok daha rahat da geçebilirdi maç ama öndeyken ve oyuncu sayısı avantajıyla Türk insanına garip gelebilecek bir seçim içine girmek istemedi muhtemelen Skibbe.. Adamı suçlayamam..

Beşiktaş yine iyiydi.. Ama dörtlü defans yapan bir takımın rakibin forvetine adam markajı vermesini kimse açıklayamaz bana.. Açıklamasın da.. Denizli ben tek forvetli takımlara karşı niye 4 defans kullanayım ki açıklamasını yaptı geçtiğimiz günlerde.. Bunu diyen bir adam 1970'lerde yaşıyordur futbol kafası olarak.. Kalli'den de farkı olmaz gözümde.. Üçlü oynayıp adam markajı yapan takım kalmamışken dünyada, adam adama savunmayı dörtlü defansta da sürdürmek benim görüşüme göre bir futbol cinayeti, başkasına göre farklı olabilir ama..


Son olarak eklemek isterim.. Ekrem Dağ Gaziantep'teyken ilk olarak Galatasaray maçında fark ettiğim bir adamdır.. Başka türlü fark etme şansımız yok zira bu adamları.. Beşiktaş'ta da uzun süre izledikten sonra diyebilirim ki, stoper ve forvet dışında her kanatta, her bölgede, her mevkiide rahatlıkla oynayabilecek müthiş bir oyuncu var Beşiktaş'ta.. Öyle ki, muhtemelen hoca bu adamı nerde kullansam acaba diye düşünüyordur her maç öncesi.. Son yılların en iyi Beşiktaş transferidir kanımca..

Lincoln? Bambaşkasın adamım..

Skibbe için kara göründü.. Çok önemli 1 ay var Galatasaray'ın önünde.. Devre arası çalışmaları Galatasaray'ın önümüzdeki 2-3 yıla damgasını vuracak gelişmeleri çıkarabilir ortaya..

Lauren nereye?


Ajanslara düşen ciddi transfer haberlerinden biri Lauren'in Portsmouth'tan ayrılıp Yunanistan'a, AEK'ya transfer olacağı.. Lauren Türk futbolseverlerin çoğuyla ilk olarak Mallorca'da, 2000 yılında Galatasaray'ın UEFA'yı kazanma serüveninde tanışmıştır heralde.. O zamanlar uzun saçlarıyla bıçkın sağ açık görevini ifa eden Kamerunlu Arsenal'e transfer oluşuyla birlikte sağ bek olarak oynamaya başladı ve çok da başarılı oldu.. İki sene önce ara transfer döneminde Portsmouth tarafından transfer edilmişti Lauren, önceleri oynama fırsatını buluyordu ama Arsenal'den ayrılan çoğu topçunun yaşadıklarını yaşadı o da.. Bu sene sanıyorum sadece bir maçta oynayabildi.. Doğal olarak mutsuz ve ayrılmak istiyor.. AEK teklifi yapmış, iş de hayli yakınlaşmış.. Peki Lauren ne diyor? Eğer ağzından yazılanlar yalan değilse, "Zannediyorum ki Yunanistan ya da Türkiye'den bir kulübe transfer olacağım.."

Lan yoksa?

UK Championship 2008 Final

Marco Fu (Hong Kong) 9-7 Joe Perry
Allister Carter 9-8 Mark J Wiliams (Wales)
Shaun Murphy 9-3 Stephen Lee
Stephen Maguire (Scotland) 9-7 John Higgins (Scotland)

*******

Marco Fu (Hong Kong) 9-7 Allister Carter
Shaun Murphy 9-4 Stephen Maguire (Scotland)

Fu ve Carter ilk çıkan oyuncular olmuştu çeyrekten.. Murphy, Lee'yi çıtır çıtır yedi önce, arkasından da mantık ağır bastı gerçekten ve Maguire Higgins'i devirdi..

Oluşan yarı finallerden Fu ve Murphy'nin finale çıkmasını isterdim, o açıdan güzel sonuçlar.. Maguire'ın Murphy karşısında bir adım önde olduğunu düşünüyordum fakat.. Pozitif snooker oynayan Shaun Murphy'nin finalde olması çok önemli.. Karşısında da olabildiğince negatif oynayan bir oyuncu var.. Fu tempoyu düşürüp güvenli vuruşlara abanacak, Murphy bulduğu ilk fırsatta uzun potları deneyecek.. Fu kötü niyet yapmazsa güzel bir maç bizi bekler.. Kim alır derseniz Murphy derim ben ama çok dengede bir maç olacak büyük ihtimalle..

20 Ara 2008

19 Ara 2008

UEFA Kuraları 1/32


Pis takım geldi Galatasaray'a.. Savunma oynayanlardan korkuyorum bizimkileri düşününce.. Bu nedenle ilk maçın Fransa'da olması büyük şans bence.. Orada gafil avlayabilirse Galatasaray, işleri kolaylaştırabilir Sami Yen'de..

6, 11 ve 14 numaralı eşleşmelerde kan çıkar.. 4'te 4 yaparak 12 puan toplayan tek takım CSKA'nın büyük avantajla çektiği takım Aston Villa.. Yazık yahu.. Villa geleni götürür demiştim daha önce, CSKA'da biraz temkinli davranabilirim.. Bremen - Milan çok ortada.. Zenit - Stuttgart da öyle keza.. Braga - Standard eşleşmesinde de güzel maçlar çıkacak ortaya..

Bordeaux'dan çıkılırsa gelen takım büyük ihtimal Hamburg.. İştah kaçırıcı o da oldukça ama Almanlar güzeldir yine de.. Galatasaray buralardan yükselmeyi başarabilirse millet fena kıracak birbirini öbür taraflarda.. Başlıyor bir serüven ama düşündürüyor Fransa hala beni..

CL Kuraları


Mourinho hissetmişti, çok sağlam bir takımı hak ediyoruz bu performansla demişti.. Gelen takım United.. Ya Barca gelseydi? Inter'de başladı kabuslar..

Chelsea'yle Juve'nin eşleşmesi güzel.. Chelsea üç adım önde.. Bu seneki performansla ilk maçı Stamford Bridge'de oynadıkları için de seviniyor olmalılar.. Villarreal - PAO eşleşmesinde PAO'yu avantajlı görüyorum.. El Madrigal'de geçilmezi oynayıp içeride boğarlar Villarreal'i.. O sertlik yok bu takımda.. Bayern banko.. Atletico - Porto da güzel eşleşmelerden biri.. İçeride ne sonuç alacaklar biraz o belirler bu turu.. Deplasmanda boğulma ihtimali yüksek olan takımlardan biri Atletico da.. Barca son yılların en kötü Lyon'unu öldürür.. Real - Pool en kral maçları çıkarır son 16'da.. Bu maçları yorumlamak için Real'in transferleri görmek lazım.. Arsenal - Roma çok ortada ama Arsene Wenger bir ihtimal EPL'deki şans bittiği için CL'ye ağırlık verecektir.. Öne çıkabilir Arsenal..

18 Ara 2008

UEFA


3 güçlü takım önünde 9 puan yap, ikinci ol.. 3. olmaktan beter olabilecek eşleşmeye gir.. Olacak şey değil.. Benfica abuk subuk goller kaçırdı, yine gelip son dakikalarda attı adamlar.. Galatasaray Sami Yen'de daha çok domine etmişti maçı ama bu kadar pozisyon bulamamıştı.. İyi takım dedim, övdüm ama bugün delirdim şu maçta.. Olacağı varmış deyip beklemek lazım.. Aalborg ve diğer Ukrayna takımlarından biri gelmezse çok kastıracak Galatasaray'ı..

A grubunda Twente'nin birincilik için tek şansı kazanmaktı.. Çıkamadılar Paris'ten.. City de Racing'e kaybedince üçüncüyü averaj belirledi.. Racing'in attığı farktan daha fazlasını atması gerekiyordu PSG'nin.. 4 çekip üçüncü sıraya kuruldular..

C'de grup birinciliği planları yapan Sevilla'nın gruptan çıkamaması için tek bir şart vardı.. Ev sahibi takımların galibiyeti Sevilla'yı İspanya'ya uğurladı.. Standard lider, Stuttgart ikinci, Samprdoria üçüncü..

D'de NEC kazandı, Spartak berabere kaldı.. NEC üçüncü.. Diğer iki takım zaten garantilemişti son maçlar öncesinde..

E'de çıkan 3 takım belliydi.. Belli olmayan tek şey liderin kim olacağıydı ve Milan ayağına gelen fırsatı değerlendiremeyerek CL üçüncülerinin korkulu rüyalar görmesine neden olacak.. Dün de çok bahisçi yatırdılar..

F'de de durum E'deki gibiydi.. Grup birinciliği önem kazandı son maçlar öncesinde.. Ajax için herkes fark atar dedi, bahisçiler banker yorumu yaptı.. Çoğu insan handikaptan Ajax satın aldı dün.. Hepsi patlak.. Bu hepsinin içinde ben de varım.. Van Basten'e sallayıp sallayıp Ajax'a oynarsan olacağı bu tabi.. Dün gecenin bahis şirketi zengin edicisiydi Ajax.. Toplanıp ödül verseler yeridir.. Hamburg 1, Ajax 2, Aston Villa 3.. Biraz da UEFA liderleri paranoya yapsın.. Villa geleni götürür ordan..

G'de St. Etienne liderlik için çıktı Valencia karşısına.. Beraberlikle aldı onu.. Destan yazan takımsa Copenhagen.. 3.lük finalinde Brugge'ü deplasmanda yendiler, 3. oldular..

H'de UEFA'nın 4'te 4 yapan tek takımı CSKA liderdi.. Lech Poznan'ın gruptan çıkmak için mutlak galibiyete ihtiyacı vardı.. Rakip de hiçbir iddiası kalmamış Feyenoord olunca sonuç belliydi.. 2.5 civarından açılan Poznan yaşadığı düşüşler sonrasında ganyanı 2.00'lara kadar çekti.. Buna rağmen UEFA'nın en çok kazandıranı olmayı başardı bu hafta.. İşi bitmiş, sakatlıklar nedeniyle maça yedek kulübesiz çıkan Feyenoord'un puan alması beklenmiyordu Lech Poznan'dan.. Alamadı da.. Deportivo da içeride Nancy'yi mağlup edince 2. oldu..

Son bir Galatasaray değerlendirmesiyle kapatalım.. Aalborg, Kiev iyi.. Shakhtar aslında Kiev'den kötü ligde ama kaliteli oyuncuları daha fazla Kiev'e göre.. Lucescu da intikam nidalarıyla çıkar şimdi, gerek yok.. Fiorentina ve Zenit fena olur.. Marseille iyi takım ama Gerets'in açık oynayan sistemi ilgimizi çeker.. Keza Werder de öyle.. Çok iyi takım ikisi de ama Fiorentina yerine mesela bu ikisi tercihim olur benim..

UK Championship 2008 Çeyrek Final


Ronnie O'Sullivan 5-9 Joe Perry
Marco Fu (Hong Kong)9-5 Matthew Stevens (Wales)
Allister Carter 9-5 Peter Ebdon
Graeme Dott (Scotland) 7-9 Mark Williams (Wales)
Shaun Murphy 9-7 Mark Allen (N.Ireland)
Mark King 5-9 Stephen Lee
Ding Junhui (China) 4-9 John Higgins (Scotland)
Stephen Maguire (Scotland) 9-8 Neil Robertson (Australia)

Maçların çoğu banko dedim.. Hakikaten hepsi de bankonun hakkını veren şekilde sonuçlanmış.. Peki arızayı çıkaran tek isim kim? Roket.. Her maça favori çıkan, ama en kolay rakibe bile maç vermesi şaşırtmayan tek snooker oyuncusu.. Maçın tamamına yakınını izledim.. 3 seride bitti maç.. 2-0 Perry, 5-2 Ronnie, 9-5 Perry.. Üst üste 7 frame'i veriyorsa Ronnie bir sorun vardır.. Zaten resmen aldığı 14. frame'i sıkılmışlığı üzerine 2 saniyelik atışlarla tekrar Perry'ye verince iyice belli etti bunu.. Yine istemedi oynamak..

Dott zorladı Williams'ı ama tecrübeyi geçemedi.. Higgins, ki Ronnie'den sonra en sevdiğim abidir, Ding'i çok rahat hacamat etti.. 147 yetti sanki Ding'e, o denli koptu oyundan 147 sonrası.. Maguire - Robertson maçında Maguire ağır banko olmasına rağmen alttan bir şeyler bekliyordum sarışın gençten, decider'a kadar götürmeyi başarmış maçı ki ilk seanstan belli oluyordu çekişme..

Çeyrek final eşleşmeleri belli, 2 maç da sonuçlandı.. Yetişemedik tabii..

Marco Fu (Hong Kong) 9-7 Joe Perry
Allister Carter 9-8 Mark Williams (Wales)
Shaun Murphy v Stephen Lee
John Higgins (Scotland) v Stephen Maguire (Scotland)

2 maçta tahmin yapıp, erken final kokan diğer 2 maçı olduğu gibi bırakmayı tercih edecektim.. Fu'nun Perry'yi yenmesi normal sonuç.. Carter - Williams müthiş bir maç olacaktı, olmuş da.. İzleyemediğim için üzgünüm.. Seçecek olsam birini maçtan önce tecrübeyle Mark abi derdim ama decider'da gitmiş, ki onu da Higgins'in arkasına koyarım heralde.. Stephen Lee'nin öbür eşleşmenin çerezi olacağını söylemiştim daha önce.. Maç oynanıyor şu anda Eurosport ekranlarında.. Shaun Murphy dana rosto yapıyor Stephen kardeşten.. 6-1.. John Higgins ve Stephen Maguire'ın maçıysa şu anda oynanıyor olmalı ama bakmadım skoruna.. Şu anın gerçek erken finalidir.. Yine bir tarafı kalın göstermiyor ama ucuyla seçecek olursam birini gönül bağıyla John Higgins derim.. Mantık ibresi de biraz daha Maguire'dan yana fakat.. Güzel maç oluyordur bu da, kaçtı.. Akşam seansına yetişebilirsek artık..

,

Tigre 1-2 San Lorenzo


Arjantin Kapanış Ligi'nin şampiyonunu belirleyecek olan play-off bugünkü maçla başladı.. San Lorenzo galip.. Kaybedense bir tek Tigre değil.. Yerdeki güvercini vurup leşini seren topçu günün adamı bence.. Ne istedin lan o kuştan?

Şu maç videolarının önüne ve arkasına çıplak kadın resmi koyan zeka küplerine de saygılar sunuyorum..

17 Ara 2008

Eduardo döndü


Şubat ayında yaşadığı talihsizlik ötesi sakatlıktan sonra dün akşam Arsenal reserve takımının Portsmouth'la oynadığı maçta ilk 45 dakika oynayarak sahalara dönüşü yaptı.. 10 ay bence çok iyi bir süre bu tarz bir sakatlık için.. O bölgede hala bir şeyler hissettiğini ama 2 hafta içinde tam anlamıyla hazır olacağını, tedavi aşamasında Brezilya'ya gidip ailesiyle zaman geçirmesinin kendisi için o zor zamanlarda müthiş iyileştirici bir özellik taşıdığını, tek hedefinin de eski seviyesinde oynayabilmek olduğunu söylemiş Eduardo.. Sonuna da eklemiş bir dilek şeklinde, "Belki biraz daha iyi olabilirim.."

Olabilirsin kardeşim.. Geçmiş olsun..

16 Ara 2008

Yüzkırkyedi


Alttaki snooker postunu atarken yanda televizyon açık, bir yandan da John Higgins'le Ding Junhui'nin maçına göz atıyorum.. Durum 2-0 Higgins lehineyken Ding 3. frame'de 147 yaparak kariyerinin ikinci maksimumuna imza attı.. Yine özel bir an, yine izlerken duyulan heyecan.. Oyuncular bile o kadar heyecanlanıyor ki maçın önüne geçebiliyor bu maksimumlar.. Kahverengi öncesindeki kötü atışına rağmen sonra iyi toparladı Ding ve en genç 147'ci rekorunu geçen sene Masters'ta Ronnie O'Sullivan'dan aldıktan sonra ikinciyi yaptı.. Parayı da götürdü.. Afiyet olsun..

UK Championship 2008


Ronnie O'Sullivan 9-6 Rory McLeod
Joe Perry 9-0 Mark Davis
Marco Fu (Hong Kong) 9-6 Barry Hawkins
Matthew Stevens (Wales) 9-5 Ryan Day (Wales)
Allister Carter 9-2 Ian McCulloch
Peter Ebdon 9-8 Andrew Higginson
Graeme Dott (Scotland) 9-4 Ken Doherty (Ireland)
Mark Williams (Wales) 9-7 Mark Selby
Shaun Murphy 9-7 Martin Gould
Mark Allen (N.Ireland) 9-2 Stuart Bingham
Mark King 9-8 Judd Trump
Stephen Lee 9-7 Stephen Hendry (Scotland)
John Higgins (Scotland) 9-7 Joe Swail (N.Ireland)
Ding Junhui (China) 9-6 Steve Davis
Neil Robertson (Australia) 9-7 Michael Holt
Stephen Maguire (Scotland) 9-3 Jamie Burnett (Scotland)

İlk turu takip edemedim, maçlar sonuçlandı.. 2 ters sonuç var, ama büyük sürpriz değil.. Mark Selby'nin Mark Williams karşısındaki mağlubiyeti en çok şaşırtan sonuç.. Selby adaylardandı turnuva için ama son aylarda yaşadığı düşüş de net.. Dünya Şampiyonu Mark abiye de nasıl yeniyosun lan denmez, ayıp olur.. 2 ay önce Ronnie'yi tokatlamış genç Judd Trump da Mark King tarafından decider'da paketlenmiş.. Bu yaş için normal bu iniş çıkışlar.. King de vasat oyuncu ama öyle boş bir adam değil fazla.. Golden Boy'un Stephen Lee karşısındaki mağlubiyeti artık kanıksadığımız normal sonuçlardan biri.. Turun en büyük sürprizini Ronnie'nin McLeod'a 6 frame vermesini seçiyorum ben..

Graeme Dott'un ilk turdaki iyi oyunu konuşulan olaylardan biri.. Perry'nin Davis'i 9-0 yenmesi yanıltmasın, 2-0'ken maçı rahatsızlık nedeniyle bırakmış Mark Davis.. Yine Ian McCulloch da 6-2 gerideyken hastalık nedeniyle çekilmiş Allister Carter'ın karşısında.. 2. tur şu şekilde oluştu:

Ronnie O'Sullivan v Joe Perry
Marco Fu (Hong Kong) v Matthew Stevens (Wales)
Allister Carter v Peter Ebdon
Graeme Dott (Scotland) v Mark Williams (Wales)
Shaun Murphy v Mark Allen (N.Ireland)
Mark King v Stephen Lee
Ding Junhui (China) v John Higgins (Scotland)
Stephen Maguire (Scotland) v Neil Robertson (Australia)

Maçların çoğu banko bence.. Dott eğer formdaysa gerçekten sorun çıkarabilir Mark Williams'a.. Mark King - Stephen Lee eşleşmesi Maguire - Robertson'dan çıkan eleman için çerez bir eşleşme olarak göze çarpıyor.. (Yazarken bakmazsa böyle oluyor.. Murphy-Allen eşleşmesinin galibiyle oynayacak bu maçı alan..) Lee iyi topçu diyecek olanlara o bir defa olur derim..

Lacatus tekrar görevde


Bazı hadiseler yüzünden bazen fazla eleştiriyoruz kendimizi.. Eleştirilmeyecek gibi olmadığımız kesin ama "Burası Türkiye" kolaycılığına çok kaçıyoruz bazen.. Kendimi de bu psikozun içine sokuyorum tabii ki.. Halbuki biraz etrafa bakınca dünyada da işler çok farklı yürümüyor.. Tabii orada kulüp kulüp görülen bu anormallikler bizde daha genele sirayet etmiş durumda ama kendini bilmezler her yerde var işte..

Steaua Bükreş Galatasaray'la eşleştiği zaman da sallantıdaydı Lacatus'un koltuğu, hatta Skibbe'den beter bir durumdaydı o zaman.. Direk tura endekslenmişti geleceği, Becali'nin gösterdiği hedef belliydi.. Bükreş çıktı oynadı topunu 2 maçta çatır çatır, haklı bir şekilde de geçti turu.. Ama takınca bir kere başkan, o başkan da Gigi Becali gibi her şeyi ben bilirim merkezciliğinde olunca kolay olmuyor işler.. Şampiyonlar Ligi'nin 3. haftasında 2-0 ve 3-2 olmak üzere iki defa öne geçtiği maçta, kendi sahasında 5-3 mağlubiyete uğrayınca Steaua, Lacatus istifayı bastı.. Gigi Becali ben kovmadım, sadece engel olmadım dedi ama işlerin nasıl olduğunu herkes biliyordu tabii..

Lacatus'un yerine Dorinel Munteanu geldi.. 2 ay bile kalamadı Steaua'nın başında.. Becali tarafından tekmeyi yedi, Marius Lacatus 1.5 aylık aradan sonra takıma geri döndü.. Bildiğin komedi..

Benzerini geçen sene Cagliari yaptı Marco Giampaolo'ya, Giampaolo önce kabul etti, sonra onuruna yediremeyip reddetti.. Francesco Guidolin ve Palermo birlikteliği dünyanın en çarpık futbol ilişkilerinden biri zaten.. Bizim Türkiye'deki her hoca her takımın düzenli müdavimi.. Onu bırak birinden istifa edip 10 saat sonra başka takımla sözleşme imzalıyorlar.. Kötü yöneticiler, futbolla alakası olmaması gerekenler takımların başında olunca yaşananlar bunlar oluyor işte..

14 Ara 2008

,

Barcelona 2-0 Real Madrid


Alttaki postu nasıl bitirdiysek öyle oldu.. Her şeyiyle ilginç bir maç, acayip bir derbi.. Galibiyetin kanırtarak geleceğini kestirmek zor değildi ama maçın öyle bir Barca dominasyonuyla başlamasını beklemiyordum.. Müthiş girdiler maça Messi'yle beraber.. Daha sonra Real'in sahaya koyduğu sertlik çıktı sahneye.. Messi'ye 3 tane çok ciddi hareket yaptılar, ikisi sarı, biri kırmızıydı bana göre.. Üçünden de kart çıkmadı hakemden.. Real amacına ulaştı, Messi sindi.. Yıldızları durdurmanın en bilinen yollarından biridir onun canını acıtmak.. Messi'nin bugün fazla yandı canı.. Yarım saatten sonra da önce sindi, sonra sağ açıktan ortaya doğru yönlendi.. Real'in kalabalık savunması içinde de kayboldu..

Gudjohnsen iyi başladı maça ama onda da yarım saatten sonra belirgin bir düşüş oldu.. Hleb'te bir sakatlık var sanmıştım ben ama oyuna girmesiyle o seçenek kalktı.. Oynamalıydı bence.. Yaya Toure bir süredir anormal bir top oynuyor, bugün devam etti ona..

Real'in maça başlayış şekli de, geriye yaslanarak kümeli bir şekilde oynaması da doğru karardı.. Real böyle oynamamalı diyen çok olacak bu maçtan sonra ama şu dominasyona açık oynarsanız 5 olur dönersiniz Madrid'e.. İyi de mücadele ettiler bence.. Yazık olan tek isim var, Casillas..

Barcelona o baştaki ağır dominasyona rağmen ilk yarım saat sonrasında top falan oynamadı bence.. Realliler iyi bozdular.. İlginç olan şu da var tabii.. Hakem düdüğü çalıp devreye girdiğinde Barcalılar soyunma odasında garipsemişlerdir durumu.. Nou Camp'a gelene ilk 45'te 4-5'i çakıp ikinci yarı lay lay yapmaya çıkıyorlardı.. Devre arasında Pep maçı kazanmak için yapılması gerekenleri anlatırken Barcalı topçuların yüz ifadesi ne durumdaydı merak ediyorum ben.. İkinci yarıdaki koordinasyonsuz, kopuk, saçma oyunda bence bunun da payı var.. 70'ten sonraki düşüş, Real'in savunmada beklerken diri kalması işleri tersine çevirebilirdi..


Oyuna giren BusQuets sağlam balta.. Adında hayır yok bir kere, lanet var o isimde.. Kontratı da yeni uzattılar ama, ne kadar gider bilmiyorum.. Kötü de oynadı girdikten sonra ama penaltıda başrole çıktı birden.. Barca'ya bahis yapanlar ecel terleri dökerken Eto'o büyük küfürler yedi bugün, biliyorum.. Sonrasında attığı golde küfürler neye döndü onu bilmem ama..

Barca normal Nou Camp performansının altındaydı.. Real genel mücadelesinin üstüne çıktı.. Bazı anlarda Reallilerin savunmada gösterdiği koordinasyon güzeldi bence, Ramos farkı olarak okunabilir.. Beyazların topsuz koordinasyonunu izlemek de zevk verdi ara ara.. Vasat maç ilk yarım saatteki Barca dominasyonu ve son 25 dakikada yaşattıklarıyla ilginçliğin tavanına vurdu..

Galibiyeti getiren ne Eto'o, ne Messi, ne de Henry'ydi.. Puyol korner öncesindeki Real ceza sahasına süzülüşü ve muazzam yükselişiyle maçı getiren adamdı bence.. Barca hak etti..

Sonuç? Şampiyon belli, ikinci kim?

13 Ara 2008

Barca - Real


5 saat kaldı büyük maça.. Şampiyonluğun belli olduğu akşam olabilir 13 Aralık.. Saha içinde her şey Barca'nın istediği gibi.. Saha dışındaysa Schuster'in kovulmasıyla başlayan süreçte işler Real adına daha iyi gidiyor.. Schuster kalsa 3 olur, 5 olur derdim.. Yeni hocanın getirdiği taze kuvvet Nou Camp'ta kendisini gösterebilir bu akşam..

Bahis şirketleri ayıp etmiş.. İddaa rezaleti 1.40 veriyor Barca'ya.. İnternetteki şirketler de 1.50-1.60 arasında bir değer biçmişler.. Düpedüz saygısızlık bu derbiye.. Bu tip oranlar, yüksek oran biçilen takım tarafından cezalandırılır sıklıkla.. Bu da ilginç açıkçası benim açımdan.. 1.70-1.80 civarında bekliyordum Barca'yı, ki oynayabilirdim böyle olsa ama 1.55'te ilişmemeyi uygun gördüm..

Bir de Messi'nin yanında Eto'o, Henry ve Gudjohnsen'in aynı anda sahaya çıkma hadiseleri var ki maç öncesi bir başka ilginç gelişme bu da.. Gudjohnsen istediği zaman süper orta saha olabiliyor ama Reallilerin göstereceği bir onur mücadelesi sonrasında bu takımın istediklerini sahaya yansıtamaması da ihtimallerden biri.. Barca çok ağır favori ama saha dışındaki bütün olaylar Real için daha iyi gidiyor nedense.. Nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, maçın gidişatı nasıl olursa olsun her türlü ilginç bir maç olacak akşamki maç.. Bekliyoruz..

12 Ara 2008

,

Gençlerbirliği 1-3 Galatasaray


A takıma çıktığından beri iyi tek bir maçını hatırlayamadığım Mehmet Güven'in şu maçta oynadığı futbol oturmaya başlayan yapının en büyük kanıtlarından, desteklerinden biri.. Yıllardır oynadığı dörtlü defans sistemlerinin aksine, iki haftadır üçlü defans oynamaya çalışan, bunu da genel futbol felsefesinden taviz vermeden yapıp sonuç alan bir takıma ve hocasına fazla söylenecek bir şey olmamalı, takdirlerin en büyüğünü almalı hatta.. Türkiye'de uzun soluklu düşünmeniz imkansız, hafta hafta yaşamalısınız diyen Skibbe akıl almaz cesurluklar yapıyor bir süredir.. Yeri çok sağlam, kendisini bütün kesimlere kabul ettirmiş bir hocanın bile kolay kolay kalkışamayacağı bir iş sistemi köklü bir şekilde değiştirmek..

Galatasaray kaybettiği zaman suçlu Skibbe.. Kazanmaya başladığı zaman övgüler futbolculara, bireysel yeteneklere.. Bunu söyleyenler, iyi takım kurulduğu zaman başarının hocasız da çok rahat geleceğinin beyanını yaptıklarının farkında değiller tabii.. Kewell-Baros geldi ondan böyle oldu diyenler Kewell'ın oynamadığı, Mehmet Güven'in ikinci iç olarak sahaya çıktığı ve Arda'nın sol çizgiye tek başına bakarken savunma güvenliğini ön plana almasından dolayı hücumda çok haklı bir şekilde pasifize olduğu halde bu pas trafiğinin, bu "one touch football"un şova döner bir şekilde nasıl oynandığının izahını da yapsınlar lütfen..

3-4 haftadır sahada paspas olan Arda'nın sol çizgide tek başına gösterdiği performans fizik kalite yönünden insan üstüydü.. Attığı golü, pas trafiğindeki rolünü tamamen çıkarın kayıtlardan.. Çok iyiydi Arda.. Hücumdaki etkisiz görüntüsünün gümbürtüye gitmesini istemem.. Lincoln-Baros hızla şirket olma yolunda ilerliyorlar.. Müthiş anlaşıyorlar.. Kontratı aldığı günden beri yatan Nonda bile çalışan yapı üzerinde fena görünmedi bugün, ki buna rağmen takımdaki tek fazlaydı..
Balta her zaman yaptığı stoperliği stoper başlığı altında yaparken gayet iyi.. Defansı üçleyen oyuncu olarak onun performansının da altının çizilmesi gerek.. Bu oyunu bekteyken etkileyici olmuyor tabii..

Galatasaray iki deplasmandan 6 puanı çıkarıp, Beşiktaş'ı Sami Yen'e beklemeye koyuldu bu akşam itibarıyla.. Haftaya kazanırlarsa devre arasıyla beraber Skibbe iyice boyut değiştirebilir takıma.. Denizli'nin ilk vizesini de verecek olur mu Galatasaray onu bilmiyorum ama.. Bu yapının Sabri dönemediği takdirde devam edeceğini öngörüyorum.. O açıdan da Galatasaray-Beşiktaş mücadelesi 3'lü ve 4'lü defans sistemlerinin ayrımı adına çok ilginç olabilir haftaya.. Michael Skibbe'nin önünde şu anlık tek bir engel var.. Geçerse önü fazlasıyla açılıyor..

Didier Zokora


Avrupa'da hak ettiği değeri bulamamış, yetenekleri ölçüsünde hak ettiği yere gelememiş oyuncular listesinin en başlarına yazıyorum ben Zokora'yı.. Sahada gördüğümde rahatladığım, dostummuş gibi sevdiğim bir adamdır bu.. Fizik güç, savunma, yer tutma gibi konularda çok üst seviyelerde olduğu gibi topu da çok iyi kullanan, olabildiğince yumuşak, lakabı olan 'Maestro'yu dibine kadar hak eden bir kardeş kendisi.. Oyunu çift taraflı oynayabilmede piyasanın öncülerinden yani.. Bütün bu güzelliklerinin yanında EPL'de Michael Essien'le beraber defansif orta sahalıktan bozma sağ bekliğin temsilciliğini de yaptılar.. Güzel de yaptılar.. Millet beki devşireceği zaman Cihan Haspolatlı, Orhan Ak, İbrahim Toraman gibi alakasızlardan değil, yeteneklilerden devşiriyor.. (Yetenek derken, pozisyonun gerektirdiği yeteneklerden bahsediyorum tabii) Sabahtan akşama bindiriyorlar sonra sağdan sağdan.. Neyse ki Vedran Corluka geldi, Zokora da iyice yerine döndü bunun üzerine..

Juande Ramos'un Real Madrid hocalığına gelir gelmez yaptığı ilk yorum süper defans oyuncularına sahibiz ama defans salt defans oyuncularıyla yapılmıyor hacı, takımca kasmak lazım bu iş için oldu.. Haksız değil tabii adam.. Bunun için ihtiyaç ne? Böyle güzel defansif orta sahaları alıp göbeğe koymak.. Ramos da Spurs'teki görev süresi boyunca çalıştığı Didier Zokora'nın yetenekleri, iş ahlakı ve profesyonelliğinden dem vurup hedefi gösterdi.. Didier kardeş de tevazu sahibi bir insan olarak Real'in büyüklüğünü anlatıp, spekülasyonun tamamen Ramos isminden kaynaklandığını, daha yeni sözleşmesini uzattığı Spurs'te mutlu olduğunu ve Dünya'nın en iyi liginden ayrılmak gibi bir düşüncesinin olmadığını bildirdi.. Gerçek düşünceleri midir bilemem ama karakterli çocuk kendisi, yamuk yapmaz heralde..

Şahsen çok isterim Zokora'nın Real'e gitmesini.. Aslında başka takımlara gitmesini isterdim ama göremediler gözlerinin önündekini.. Real alırsa cuk sesleri Bernabeu'dan benim olduğum buraya gelir, Real de oynamak istediği hücum futboluna ket vurmadan, savunmayı tek başına bambaşka bir hale getirebilecek bir adama kavuşmuş olur..

11 Ara 2008

J-Rich for Diaw + Bell


Takaslar yine arka arkaya patladı.. Phoenix Charlotte'a Raja Bell ve Boris Diaw'ı gönderip J-Rich'i kadroya katmış.. Bench boyu iyice kısaldı Phoenix'te.. Kenarda Barbosa ve Grant dededen başka katkı verecek adam kalmadı.. Uzunları da yedekleyecek ilk isim Robin Lopez artık.. Ya sürelerinde ciddi artış olacak, ya da yine 4 kısalı düzeni daha fazla kullanacaklar.. Bekleyip görmek lazım..

Edit: Phoenix Sean Singletary'yi gönderip Jared Dudley'yi de almış.. Dudley de girdi benche, hadi iyiler..

,

Dinamo Kiev 1-0 Fenerbahçe


Geçen sene savunma ve hücumu vasatın hayli üstünde, hatta Avrupa standartlarına göre bile oldukça iyi yapan takımdan Aragones'le geriye kalan tek bir yapı var.. Geriye yaslanıp alanı daraltarak ve orta saha presiyle yapılan savunmadan elde edilmeye çalışılan puanlar.. Zico'nun hem komple, hem de komplike takımından geriye kalan, artık büyük, küçük her takımın yapmaya çalıştığı tipik, sıradan bir savunma futbolu.. Taraftar için acı olan başarının tek gelme şansının da bu olması ama bunu da geç fark etti Fenerbahçe ve Aragones..

Sık sık Zico, geçen sene, geçtiğimiz yıl kelamları ediyorum burada.. Yapacak bir şey yok ama.. Tarihinin Avrupa'da en başarılı takımının siyahla beyaz gibi yaşadığı erozyon sonrasında yazabileceğin tek şey geçmişe atıf.. Başarının örneği önünde, ondan sonraki icraatlar arkasında.. Saçma sapan hafta boyunca süren UEFA'da Fenerbahçe - Galatasaray finaline doğru, bekle UEFA geliyoruz şişirmeleri.. Nereye geliyorsun? Ne Galatasaray erişebilecek oraya, ne Fenerbahçe Kiev'i yenebilecek deplasmanda.. Ama ver gazı, coştur taraftarı.. Olmayınca Beşiktaş'ı paketler bunların arkasında 2. olan takım, kelle kopar.. Galatasaray'ı çiviler Sami Yen'e, Skibbe zor kurtulur, ama hayatının eleştirisini alır.. O takımın önünde 6-7 puan farkla lider olan takım Fenerbahçe'ye sahasında yenilmedi diye Fenerbahçe'yi de skor odaklı eleştirirler yarın.. Eleştireceksen zamanında eleştirecektin ama.. Avrupa Şampiyonu olarak geldi diye yaptıklarına ağzını açamazsan, sonuçta da açmayacaksın.. Açacaksan da 5 ay sonra bu takım niye CL'de 2 puan aldı değil, geçen sene bu topu oynayan takım nasıl bu hale geldi odağında olacak eleştirin.. Ama kaçışın hazır, Aurelio gitti, Deivid sakatlandı.. O kadar basit çünkü bu işler..

10 Ara 2008

Üçlü Takas


Bu çoklu takasların hastasıyız NBA'de.. Washington Wizards, Memphis Grizzlies ve New Orleans arasında gerçekleşen takasta Javaris Crittenton (Memphis) ve Mike James (New Orleans) Washington Wizards yolunu tutarken New Orleans Hornets Antonio Daniels'ın ve bir ikinci tur draft hakkının, Memphis Grizzlies de bir tane birinci tur draft hakkının sahibi oldu..

Gilbert Arenas'ın yokluğunda Mike James ve Javaris Crittenton'ı kadroya katan Wizards parke üstünde takasın en kazançlı takımı.. Pau Gasol'u alırken verdiğimiz bir maximum kontrat hakkı ve Marc Gasol'ün başlangıcından sonra Javaris de beklediğim patlamayı yaparsa Lakers'ın Gasol takası sonrasında üzerinde leke kalmayacak.. Zaten yoktu da, çamur atan bol tabii.. Onlar bertaraf oluyor en azından.. Javaris Gilbert'ın yokluğunda bombacı Deshawn Stevenson'ın bu seneki rezaletinden de faydalanıp 2 numaradan da süre çalabilir..

Mike James'i gönderip Antonio Daniels'ı alan New Orleans ekonomik anlamda bir şey kazanmadığı gibi, oyuncu olarak da çap küçülttü.. Ve fakat Mike James - New Orleans/Byron Scott birlikteliğinde en başından beri uymamıştı dokular.. Ki 10 dakika bile alamıyordu bu sene James.. Performans alınamayan iyi bir oyuncuya karşı Chris Paul'u yedeklemek için Daniels gibi bir veteranı almak da pek kötü sayılmaz..

Washington Wizards takas sonrasında Dee Brown'un kontratını feshetmiş oyunculara yer açmak için.. Galatasaray Cafe Crown'daki performansı sonrasında NBA'e nasıl döndü anlamamıştım zaten.. Avrupa'ya dönüş olur heralde Dee için de.. Hayal kırıklığıydı ama çok severdim.. Rashid yerine keşke o gelseydi tekrar..

Timo


Bir süre önce Valencia'da huzursuz olduğuna dair haberler çıkmıştı Hildebrand için.. Geçen hafta da kontratını feshedip Almanya'ya dönmüştü.. Sezona Ramazan Özcan'la başlayıp, daha sonra memnun olmayarak Daniel Haas'a dönen Hoffenheim yöneticileri ikisine de tam olarak güvenemediklerinden olsa gerek Hildebrand'ın işini bitirmişler.. Kicker ve Bild vermişti ilk olarak haberi, takımın resmi web sitesinden de duyurulmuş transfer.. Ocak'tan itibaren Bundesliga'nın zirvesinde forma giyecek Hildebrand.. Olan Ramazan kardeşe oldu tabii..

,

Big Shot Hedo


Tamam anladık clutch time adamısın da, nereye kadar yani?

Ellerine sağlık..

Sunderland'in hoca arayışı


Roy Keane gittiğinden beri Kara Kediler'in yeni hocasının kim olacağı üzerine ağır spekülasyonlar dönüyor İngiltere'de.. 1995-2002 arasında kulübün hocalığını yapıp, iki defa EPL'ye yükselme, bir kere küme düşme ve ikinci çıkışından sonra arka arkaya 2 defa takımı 7. sıraya kadar çıkartma başarılarını gösterip kulüp tarihinin sevilen hocalarından biri olan (hatta birçok taraftara göre tarihlerinin en iyisidir) Peter Reid'e teklif götürdü Niall Quinn.. Peter Reid şu anda Tayland Milli Takımı'nın başında ve cevabı, çok istemesine rağmen şu anda orada mutlu olduğu ve bitirilecek bir işi olması nedeniyle hayır oldu.. Daha iyi kulübü ve şartları gördüğü anda takımını bırakan zibidilere ders olsun Reid'in davranışı..

Şu anda kulübün gündeminde iki isim var.. Sam Allardyce ve Co Adriaanse.. İkisi de cuk, ama Allardyce'ın daha da cuk olduğunu söylemek için EPL'yle çok içli dışlı olmaya da gerek yok sanırım.. Allardyce, Peter Reid'in Sunderland'deki hocalık sürecinde onun yardımcılığını yapmış bir eleman (aynı zamanda kulüpte futbolcu olarak forma giymişliği de var) ve dün ikinci defa Sunderland'in ne kadar müthiş bir kulüp olduğundan bahsedip iş için istekli olduğunu belli etti.. En son Newcastle macerasındaki gönderiliş rezilliğini de iyi hatırladığını biliyorum ben.. Newcastle'ın en büyük rakibi Sunderland'i kesilecek bir hesap nedeniyle istediğini de düşünmek mümkün..

Allardyce gerçekten istiyorsa o işi alır.. Roy Keane'in transfer şoparlığı sonrasında çöplüğe çevirdiği takımı da ancak Big Sam toparlar.. Tabii bunun için al sana 2.5 sene, 2011'in sonuna kadar bize Avrupa'ya oynayacak bir takım yarat diyecek bir yönetime de ihtiyaç var.. O dirayet Sunderland'in üst kurulunda var mı, onu bilmiyorum..

Co abi de kendisinden önce sıra takımı işlevi gören Willem II ve AZ Alkmaar'la yaptıklarıyla kalitesini gösteren bir büyüğümüz ama kariyerinde hiç büyük lig yok, o açıdan uyum sorunu şimdiden saptanabiliyor.. Willem'i 2. yapıp CL'ye sokmuş, Alkmaar'ı yine 2. yapmış ve UEFA'da yarı final oynatmış bir adam için olmaz diyemezsiniz ama olmayabilir mi yorumunu yapmanız da büyük haksızlık olmamalı sanıyorum..

Sarelle


Yeni imajı bu Sarelle'nin.. Sonunda alıp deneme fırsatına sahip oldum.. %100 doğal ürünler kullanıyoruz yapımında dediklerinde şüphelenmiştim biraz, kıvam ve tat yönünden eskisinden çok farklı olabilirdi.. Kıvam biraz daha cıvıklaşmış, eski Sarelle'yle Nutella arasında kalan bir yumuşaklığı var.. Tat olaraksa eskiye %99 oranında yakın, hala müthiş bir lezzet sunuyor aslan parçası Sarelle..

Israrla tüketiniz..

9 Ara 2008

Schuster gitti, Ramos geliyor


"Real'in önündeki 5 haftanın 4'ü çok zorlu.. İçeride Sevilla ve Valencia, dışarıda Getafe ve Barcelona'yla oynayacaklar.. 5 haftanın en sonu Barcelona.. Schuster çıkabilir mi o maça? Bu kadro ve oyun yapısıyla çıkamayacağı 1'e 1.3 falan verir sanırım.." demiştim Mijatovic'in çıkıp Schuster'in arkasındayız dediği gün.. Daha önce gideceğini düşünüyordum ben fakat, Sevilla maçından sonra Barca maçı öncesinde de kalkışacaklarını düşünmemiştim pek.. Schuster'le Barca maçında bir hezimeti öngören Real yönetimi Alman'ın biletini kesip, taze hocayla taze başlangıçtan faydalanarak ayakta durmaya çalışacak Nou Camp'ta.. 20 dakika önce Mijatovic ve Arroyo bir basın toplantısına başladılar Bernabeu'da.. Barca maçı önceski riskli görünse de, sonrasında olacağına şimdi olsun, bir şans olsun yaklaşımı mantıklı bence.. Zarı attı Real, düşeş ihtimali düşük ama en azından umutları var..

UEFA Team of 2008


Çok dandik oylamalar aslında bunlar ama Terim'i, Aurelio'yu, Hamit'i görünce dayanamadım.. Terim'i direk seçtim, Aurelio Xavi'ye kurban gitti ama seçtikten sonra pişman oldum.. Hamit'in hiç şansı yoktu Ronaldo oradayken.. Del Piero kardeşim de Messi kuzusuna kurban gitti.. Sagna zerre hak etmiyordu sağ bekliği, orada da Gunner kanım devreye girdi.. Hak edip etmemesinin çok bi önemi yok zaten bu oylamalarda.. Bunlar dışındaki adamlardan gayet memnunum.. Adamın istediği oyuncuyu seçip böyle kendi karmasını oluşturmasının egosu da büyük yahu, bakıp bakıp vay vay vay ne takım kurdum diyor insan..

Parametre çok.. Geçen sezonun ikinci yarısı, Euro 2008, bu sezonun şu ana kadarki bölümü.. İstediğinize istediğiniz şekilde verin oyu..

Yaprak Dökümü


P.J. Carlesimo, Eddie Jordan ve Sam Mitchell'la başlayan süreç Randy Wittman'la devam etti ve Minnesota Timberwolves Wittman'ı kapının önüne koydu.. Yerine gelen kim? Takımın efsane GM'i Kevin McHale.. Ne hırstır bu anlamıyorum ben.. Eski Bostonlu olarak yaptığı icraatların zaten hastasıyız, bakalım coach olunca ne haltlar yiyecek Minny'de..

P.J. Latrell'den dayağı yediği günden beri gözümden düşmüş bir adam, biletinin kesilmesi kendi özelliklerini düşününce normaldi ama OKC Thunder gibi ismi bile NBA'e yakışmayan, kadrosu Çemişgezekspor'dan hallice olan bir takımla ne yapması bekleniyordu? Gençliğin verdiği dinamizmle daha mücadeleci ve hırslı bir basketbol belki de.. Bunu bile yapamıyorlardı, evet..

Eddie Jordan'ın Wizards'tan gönderilişi büyük bir fiyaskodur.. Eddie abiyi "yetenek küpü" olarak adlandırırım ben hep.. Gereğinden kötü başlamadılar mı? Evet ama bu kadronun normali geçen seneki muazzam başarıya değil, şu andaki vahim duruma yakınsayan bir performanstır.. Olması gerekenin altında olduklarının farkındayım ama biraz geçmişe saygı lütfen..

Sam Mitchell için diyeceğim bir şey yok.. İyi hoca olduğuna hiçbir zaman inanmadım.. Benim için NBA'in Yılmaz Vural'ıdır ama çatır çatır almadı mı COY ödülünü.. Aldı.. Ödüle bakmıyor tabii bu iş.. Toronto bir süredir planladığı işleri Mitchell'ın geçen senesi nedeniyle ertelemişti, şimdi o işlere başlayacaklar mı tekrar göreceğiz..

Minny'nin durumu da çok anormal değil bence.. Kadronun çapı odur.. Batı'nın psikopatları arasındaki çöplüklerin başındaki coach'lar maç kazanamıyorlar diye gönderilecekse OKC, Minny, Sacto ve Memphis gibi takımların başında kimse duramaz.. Kötü oynarken gösterilemeyen karakter tabii konunun dışındadır, bunu ön plana alarak da bazı planlamalar yapabilir takımlar.. Boynum kıldan ince olur.. Zira 20 maç yapmış Minny'yi bu sene kaç defa izledin deseniz 2 cevabını veririm.. O yüzden üstten bakışı atıp sonrasında olacakları izlemek daha mantıklı şu aşamada.. En azından benim açımdan..

Sevgili Ali Rıza Stern, gözyaşı var mı gözyaşı?

8 Ara 2008

TBL


Bir süredir denemede olan bir proje bu hafta itibarıyla başladı ve aldığım görev itibarıyla TBL'de oynayan Ankara takımlarını her hafta salonda takip edip maç yazılarını ligin resmi web sitesi TBL.org için bundan sonra.. Sadece Ankara takımlarıyla sınırlı olmayacak tabii yazılar.. Bu hafta Telekom, Galatasaray ve Fenerbahçe maçlarıyla başladık, blog takipçilerinden basketbola ilgisi olanlar için haber verelim..

Bir nevi gönüllü muhabirlik olan bu işten blog takipçileri de istekte bulunursa maçlardaki bazı ilginç olayları burada da paylaşırız tabii zamanı gelince..

Koray Mincinozlu


Galatasaray Basketbol Takımı'nın vahametini düşünürken 3-4 gün önce aklıma düşmüş bir isimdi Koray Mincinozlu.. Galatasaray'ın zamanında coach'luğunu yapmış olup nasıl bir basketbol insanı olduğunu bir türlü kestiremediğim bu adam bir anda basketbolla ilişiğini kesmiş, oğlu Mehmet Can'la birlikte Lise Defteri adındaki olabildiğince gudik bir dizide oynamıştı.. Lise takımının coach'u rolünde tabii.. Karizmatik sesiyle fena da rol kesmiyordu dizide hatırladığım kadarıyla.. Nolmuşsa olmuş, o Koray Mincinozlu göreve teknik danışman getirme hastalığına sahip Galatasaray Yönetim Kurulu'nun son projesi olarak basketbol şubesine teknik danışman olmuş! Umuyorum futbolda yapılan saçmalığı aklama çabası değildir bu.. 2 maç sonra da Özyer direktifleri Mincinozlu'dan mı alıyor diye haber yapılmazsa Kalli-Skibbe örneğindeki gibi eksik kalırız.. Bekliyoruz..

Edit: Fotosuna tekrar bakınca fark ettim.. Adamı yaşlandır, saçlarını iyice beyazlat ve biraz uzat.. Kalli oldu.. Hmmm..

Ziyafet


NTVSPOR'da Ercan Taner'in eşsiz anlatımında şu maçı kaçıranlar, 1 ay yetecek futbol yemeğini de kaçırdılar.. İlk yarı Sevilla'nın güzel futbolu, Romaric'in performansı.. İkinci yarı maç rölantiye girmişken Real'in bir anda şahlanışı.. 10-15 dakika içinde inanılmaz bir ruh kazandı Real, izlemek lazımdı.. 3-1'ken bir anlık kanal değiştirmem, 2 dakika sonra döndüğümde Gago'nun gol sevinci, ne olduğunu anlayamamam.. Sonrasında rüzgar gibi gelen Real etkisi.. Şu zor durumda çok büyük bir ruh vardı Bernabeu'da bu gece ama her zaman bir beyin sorunu olduğunu düşündüğüm Robben kırmızıyı görüp turp suyunu sıktı takım ruhunun orta yerine.. Bir anda kaçan gaz ve sonrasında gelen Renato'nun golüyle Bernabeu'da yaşanan yıkım.. İnanılmaz bir maç oldu.. Schuster'in Barca maçına çıkamayacağını düşünüyordum.. 9 puan farktan sonra bu hafta ne olur bilmiyorum ama Barcelona haftaya Nou Camp'a Schuster'in gidiş biletini imzalamak için de çıkacak.. Eğer Real geri dönmeyi başarabilse çok keyifli bir maç izleyebilirdik haftaya.. Şimdi keyfi kimler alır onu bilmiyorum..

7 Ara 2008

,

Ankaragücü 0-3 Galatasaray


Skor avantajını ele geçirince bambaşka bir takım oluyor Galatasaray.. Yine geçmiş maçlardakinden benzer, belki bir kademe daha iyi bir futbol oynarken Lincoln'ün enfes pasında kilit açıldıktan sonra Lincoln maçı imzaladı.. 5 dakika 3 asist.. 3. gol Skibbe'nin Galatasaray'da oluşturmak istediği yapının bir yansıması, keyif ötesi bir hazırlanış.. Kewell da yine vasatın bir gram üstüne çıkamadığı maçta sezonun en güzel gollerinden birini attı.. Nasıl bir sol ayak o, belli değil..

Sağ bek uğursuzluğu devam ediyor.. Barış'ı Aydın'la değiştirdikten sonra tamamen üçlü defansa dönmek büyük riskti.. Tam o sırada gelen goller riski ortadan kaldırdı ama doğru bir hamle mi emin değilim.. Cesaret güzel fakat..

İhtiyaç haftaya Gençlerbirliği'ni de yenip, Ali Sami Yen'e Beşiktaş'ı beklemek.. Bu virajdan iyi çıkarsa Galatasaray işler Michael Skibbe için çok rahatlayacak.. Tersi olabilir mi? Hayli mümkün görünüyor ama Galatasaray bir karakter göstermek istiyorsa diğer TSL takımlarına bunu yapmak zorunda..

Son notum bazı spor yazarlarına.. Supporter sıralamasında hala 1-Alex, 2-Delgado, 3-Lincoln müdür? Bir tanesi de Rıdvan abime.. Hala 1-Nonda, 2-Karan, 3-Baros diyor mu? Bunların cevaplarını istiyorum kendilerinden.. Kib, öpt, bye..

Uzay Takımı 3


Hayatımda izlediğim, izlerken nutkumun tutulmasını sağlayan 2 tane uzay takımı var.. Bunlardan birincisi EPL'de 49 maçlık yenilmezlik rekoruna imza atan Arsenal'in oynadığı, hiçbir sıfatla adlandıramayacağım muazzam olay.. Ki bundan sonra kolay kolay o yaratıcı mekanikliğin üzerine çıkabilecek bir takımla karşılaşacağımı da düşünmüyorum.. Ama futbol tabii bu, karşına ne zaman, neyi çıkaracağı belli olmuyor..

İkinci uzay takımım da Frank Rijkaard'ın berbat ilk sezonunun sonlarına doğru birden çıkışa geçen Barca'sının ikinci senesinde oynadığı futbol.. Xavi, Iniesta, Deco, Roni, Messi ve Eto'o hadisesi yani.. O takımın yaşadığı ani çöküntü sonrasında bu gece Valencia önünde izlediğim Barca zannediyorum ki 3. uzay takımım olarak benim kişisel futbol tarihime geçmek üzeredir.. Bugün Valencia'ya yaptıkları şeyin literatürde tek bir karşılığı var: Ayıp.. Rijkaard'ın sistemine sadık kalarak müthiş bir iş başarıyor Pep Guardiola.. İç sahada 7 maçta atılan 26 gol için diyebilecek hiçbir şey yok.. Dış sahada 7 maçta daha fazla puan toplanması da işin tesadüf boyutunu minimuma indiren bir diğer etken..

Eto'o'nun arkasında ikinci forveti (Henry) serbest bir şekilde orta saha gibi dolaştıran (ki bugün de Henry'nin arkasında Gudjohnsen yaptı benzer bi işi) ve Roni'nin gidişiyle Messi'ye bu serbestiyi sağlayıp takımın lideri konumuna getiren Pep kardeşe saygılar sunar, bu muazzamlığın keyfini çıkarmaya devam etmek isterim..

İnsan değilsiniz..

6 Ara 2008

Söylesene bize hoca takım niye oynamıyor?


Var mıdır Beşiktaş taraftarının hakkı bu şekilde bağırmaya? 6 maçta yenilgisiz 14 puanı toplamış adamın futbolundan memnun değildi kimse.. Benfica, Hertha, Olympiakos gibi takımlar önünde şov yapan Galatasaray'ı da paketleyip Ukrayna'ya dönen kasaba takımına elenince tepkilerin en büyüğünü gösterip Ertuğrul'un gidişini kolaylaştıran kimlerdi ki? Yerine gelen Denizli 8 maçta Ertuğrul'dan 3 puan az toplamış önemli mi? Takımın niye oynamadığının cevabını verecek olan merci Mustafa Denizli değil.. Onu oraya getiren ve takıma gayet de yeterli topu oynatan Ertuğrul Sağlam'ı bu kulüpten gönderen ve gönderilmesini sağlayan zihniyet bu soruyu cevaplaması gereken..

Maçı yine birkaç iş nedeniyle tamamen izleyemedim, ilk yarının çoğu kaçtı.. O yüzden maça dair bir şey söylemek istemem.. Denizli'nin patlak sistemiyle ilgili yorum yapmak içinse tüm maçları 90 dakika izleme gerekliliği yok tabi, bunu ayıralım.. Kaybedilen şey çok değil ama çözüm reçetesinin kulüpten yaka paça gönderilen adamın oynattığı oyun ve şablondan geçtiği gerçeğinin insanlar tarafından anlaşılıyor olması çok acı olmalı.. Bu acıyı da Demirören yaşasın en büyüğünden..

Dün Zico, bugün Ertuğrul, belki de yarın Skibbe.. Doğruları yapmaya çalışan adamların gördüğü muamele budur Türkiye'de.. Takımı hücum oynatsın diye getirilen Mustafa Denizli'nin ise Holosko, Bobo ve Tello'yu yedek bıraktığı Kadıköy deplasmanından sonra basın toplantısı düzenleyip hücum futbolu oynatmak demek takıma bütün hücumcuları doldurmak demek değildir açıklamasını yapması da (ki haklıdır) sadece Türkiye'de görebileceğiniz, muhteşem bir ironi olarak tarihe geçmektedir..

5 Ara 2008

Bayern Munchen 2-1 Hoffenheim


Bundesliga'nın şu ana kadarki en müthiş maçı.. Bayern Munchen Klinsmann yönetiminde işi toparlayıp ikinciliğe oturunca bu maçın atmosferi de bir anda değişti.. Hoffenheim son 9 maçta 8 galibiyet, 1 mağlubiyet almış, Bayern son 9 maçında 7 galibiyet 2 beraberlikle gidiyor.. Gel de işin içinden çık bu maçta..

Bundesliga'nın normali şudur, bu tip sürpriz liderlerin havasını direk alır Bayern.. Ama bu maç öyle olur mu bilmiyorum.. Saatleri kurdum, Telekom-Aliağa maçına gidip, koşa koşa bu maça yetişeceğim.. Bahis yapacaklara tavsiyem side bahsini bu maç için devre dışı bırakıp over'a yelken açsınlar.. Daha risksiz olur..

Maç 21.30'da, Kanal 24'te.. Büyüksün 24..

**************

Maçın 30. dakikasına yetiştim, iş nedeniyle de yanımda açık duran tv'nin sesiyle yetinmek zorunda kalıp izleyemedim.. Ama duyduklarımdan maçın pek Bundesliga temposunda geçmediği belli oluyordu.. Ibisevic yine yazdı, Bayern'in havagazı alma geleneği bozulmadı.. Çoğu kişinin desteklediği Hoffenheim'a da yazık oldu, evet..

Blogger tarafından desteklenmektedir.