31 Ağu 2008

,

Kayserispor 0-0 Galatasaray


İlk 30 dakikadan ve ikinci yarıdaki oyundan memnunmuş Skibbe.. Tebrik ediyorum.. Ondan başka yeryüzünde bu maçtaki Galatasaray'dan memnun olan başka bir insan var mıdır? Pek sanmıyorum..

Steaua maçından önce formsuz olan ve forma girene kadar kesin olarak oynamayacağı açıklanan De Sanctis kalede.. Ki kaleci diye bir şey varmış gerçekten, Mondragon sonrasında hatırladık tekrar.. Skibbe'nin sezon başından beri ağzından düşmeyen Lincoln yedek, 0-0 giden bir maçta son 15 dakika bile girmiyor.. Bu iki hamleyi kim açıklayabilir.. Ya Skibbe kendi kendini tekzip ediyor, ya da bir yerlerden müdahale var.. İki durum da feci.. Skibbe'yle ilgili umutlar azalıyor.. Arda ve Kewell'la ilgili sol ve sağ kanatlar konusunda bile bir sonuca varamamıştı, bugün Kewell ilk yarı forvet arkası, ikinci yarı sol açık.. Arda tam tersi.. Adamlar da bir şey anlamıyor ki oynadıklarından.. Aydın dökülüyor sağ tarafta, yerine Lincoln girmiyor.. Hadi Lincoln girmedi, Baros oyuna girerken Karan çıkıyor.. E madem işletemedin sistemi 4-4-2'ye dön, bu Kayseri'nin üstüne gelmeyeceği de belli olmuş..

Bek problemini (sadece sağ taraf değil) halledemeyen Galatasaray'ın başı daha çok ağrıyacak.. Galatasaray'ın en dibine dinamit döşeyip kötü futbolun 1 numaralı sorumlusu olan Lincoln'ün yokluğu da takıma çok yaramış.. Bu açıdan da bir teşekkür lazım Lincoln müdahalesini yapan şahsa.. Her kimse artık..

30 Ağu 2008

,

Hamed Ehadadi


İlk olarak FIBA Diamond Ball'da çıktı ortaya.. İran'ın Sırbistan'ı yendiği maçta 20 sayı, 20 rebo, 6 blokla şöyle bir salladı turnuvayı.. Daha sonra Olimpiyat'larda beklendiği gibi takımına liderlik yaptı.. Bununla da kalmayıp ribaunt ve blok ortalamalarında birinci sıraya oturdu.. Sadece Sırbistan maçını izleyen bir NBA yetkilisi kendisinden etkilenip mercek altına alırdı bu çocuğu.. Olimpiyatlardaki performansından sonra NBA'den dönüş olamazdı artık..

Memphis Grizzlies elini çabuk tutup imzayı attırmış elemana.. NBA'de oynayan ilk İranlı olacak.. Ligde oynamasıyla ilgili politik nedenlerden dolayı sorunlar vardı ama sanıyorum aşılmış bu.. Güzel takıma gitti Ehadadi.. Milicic ve Marc Gasol zaman çalmak için uygun isimler.. Şu anda NBA'in en uyduruk front court'larından biri Memphis.. Ehadadi katkı yapacaktır buraya.. Boyuna göre ellerindeki hassasiyet inanılmaz Ehadadi'nin.. Fiziksel yönden uyum sağlaması büyük zaman alacak orası kesin.. İyi işlenirse NBA'de rahat oynar bu çocuk, faydalı da olur.. İran'dan çıkıp basketbolun zirvesine gelmenin sersemliği ne kadar sürecek onu bilmiyorum tabii..

Kaptan


Kalp krizi sanılarak başlayan dram derin bir oh çektirerek bitti.. Ümit Özat dilinin boğazına kaçması sonucunda büyük tehlike atlattı sahada.. Maçı izlemedim, 6 dakikalık görüntü fazla alakası yok ama Ronaldo'nun dizi ikinci defa sahada bıraktığı Inter'deki dönüş maçını anımsattı bana.. Aynı donuk bakışlı oyuncular, aynı şok.. Ağlayanlar, ağlayamayıp etrafa boş gözlerle bakanlar, hakem, rakip oyuncular.. Çok acayip bir 5 dakika yaşanmış Karlsruhe'de..

Ümit Özat sanıyorum ki rakip takım taraftarları arasında en çok sevilen Fenerbahçeli'dir.. Şahsen düzgün duruşuyla, naifliğiyle benim de en sevdiğim oyunculardan biridir.. Saat olmuş 03.00.. Galatasaray yarım saat içinde geçmiş olsun dileklerini iletmiş siteden.. Fenerbahçe'de hala tık yok.. Vefa nerede? Biraz önce ayrıldı aramızdan.. Dönünce haber veririz.. Dönerse tabii..

Geçmiş olsun Kaptan..

29 Ağu 2008

UEFA 2008/2009


Galatasaray'ın rakip ünlü bir koltuk markasını hatırlatıyor bana.. Kayseri şanssız bir torbadaydı ama o torbada çekilebilecek iyi takımlardan birine düştü.. Tur şansları az değil.. Beşiktaş için de "çok kolay kura" tehlikesi var.. Bu adamlar geçen sene UEFA Kupası'nda Everton'a kök söktüren, bu sene Fenerbahçe'nin rakibi Kiev'i deplasmanda 2-1 yenmiş, Shakhtar'la yine deplasmanda berabere kalmış, 6 maçta 3 galibiyet 3 beraberlikle Ukrayna Ligi'nde 3. sıradan bulunan iyi bir takım.. Ciddiye almak gerek..

Seville - Salzburg
Wolfsburg - Rapid Bucharest
Sampdoria - Kaunas
Marítimo - Valencia
Dinamo Zagreb - Sparta Prague
Manchester City - Omonia
Young Boys - Brugge
Nancy - Motherwell
Everton - Standart Liege
Napoli - Benfica
NEC Nijmegen - Dinamo Bucharest
Bellinzona - Galatasaray
Santander - Honka
Apoel - Schalke
Liteks Lovech - Aston Villa
Austria Vienna - Lech Poznan
V.Setubal - Heerenveen
Brann - Deportivo
Slavia Prague - Vaslui
Slaven Koprivnica - CSKA Moscow
Brondby - Rosenborg
Cherno More - Stuttgart
Rennes - Twente
Ajax - Borac
Tottenham - Wisla Krakow
Kopenhagen - FC Moskova
Zilina - Levski Sofia
B.Dortmund - Udinese
Braga - Artmedia
Feyenoord - Kalmar
Hamburg - Unirea
Hapoel Tel Aviv - St. Etienne
Nordsjaelland - Olympiakos
Milan - Zurich
Timişoara - Partizan
Hertha Berlin - Saint Patrick's Athletic
Baník Ostrava - Spartak Moscow
Metalist Kharkiv - Beşiktaş
Portsmouth - Vitoira
Kayserispor - Paris Saint-Germain

Louis Saha & James Milner


Andrew Johnson'ın Fulham'a gidişiyle oluşan boşluğu Louis Saha'yla doldurdu Everton.. Böyle bir adamın United'da bu sene oynamayacağı bu kadar belliydi bu derece arka planda kalmasını aklım almıyordu.. Hatta içten içe Galatasaray neden United kapılarını aşındırmaz diye de soruyordum kendi kendime.. Sakatlıklardan çok çekti ama şu son günlerde sanmıyorum ki David Moyes Saha'dan daha iyisini bulabilsin.. Fiyat da açıklanmamış, bazı yerlerde free yazıyordu ama Moyes'in açıklamalarından oldukça ucuza gittiğini çıkarmak mümkün..

James Milner da Martin O'Neill'ın transfer hastalığının sonuncusu olarak Villa'yla imzaladı.. Leeds United'ın 2000'li yılların başındaki klas döneminin genç jenerasyonundan bir oyuncu Milner.. 5 yıldır çok sağlam geldiği söylenir ama zaman zaman parlayan potansiyelli bir genç olmaktan ileriye gidemedi hiçbir zaman.. Hala 22 yaşında, önünde hala zaman var. Bu bakımdan Martin O'Neill onun için doğru hoca olabilir ama Villa transfere bu kadar para harcamışken bir de bu çocuğa verilen 10-11 milyon pound bana fazla geldi.. Son şansıdır bu Milner'ın, burada da tutunamazsa kendisi için sıkça kullanılan ifadelerden potansiyelin sol tarafına "harcanmış" da eklenecek..

Josico


Çok garip oyun futbol.. Saha içinde garip olduğu yetmiyormuş gibi saha dışında da olabildiğince garipleşiyor.. Çarşamba akşamı bizimkilerin CL maçları vardı.. İlk maçlarda aşağı yukarı turlar belli olmasına, Fenerbahçe'nin turu geçeceği hemen hemen garanti, Galatasaray'ın da şansının hayli az olduğu bilinmesine rağmen maçlar oynanana kadarki durum bugünkünden çok farklıydı.. Fenerbahçe siteleri ve forumları ağlama duvarına dönmüş, Baros'un gelmesiyle Meira ve Kewell'ı da bir arada düşününce Fenerbahçe'nin transfer dönemindeki başarısızlığı taraftarı heder etmişti.. Gündüz saatlerinde Emre'nin de sakatlık haberinin gelmesiyle Emre tartışmaları alevlenmiş, Aurelio'nun yeri hala doldurulamamışken Josico kelamlarıyla iyice zıvanadan çıkma emareleri gösteriyorlardı.. Ya Galatasaray tarafı? Durum tam tersiydi orada da.. Transferdeki başarı Baros'un da gelişiyle iyice taçlanmış, yıllardır transferdeki başarısıyla ün yapmış ezeli rakibin anlamsız hamleleriyle birlikte yıllar sonra ilk defa off-season'da şov yapmış bir Galatasaray'la herkes mutluydu bu tarafta da.. Ne oldu peki? Maçlarla ne değişti de bir anda her şey tersine döndü? Partizan'ı eleyeceği belli olan Fenerbahçe bekleneni yapınca o ağlama duvarı haline gelen sitelerdeki şen şakrak tavırlar ne anlama geldi? Çok mutlu olan Galatasaray taraftarı eleneceği 15 gün önce aşağı yukarı belli olmuşken beklenen oldu diye niye bir anda her şeyi negatif görmeye başladı? Bu sene şov yapacağız olum diyen adamlar bir anda Servet'in eskisi gibi olmadığını, Arda'ya galiba gerekenden fazla güvendiklerini, Lincoln ve Kewell'ın beklenen performansı gösteremeyeceklerini söyler oldular.. Tek 90 dakika yahu.. İki rakibin psikolojisi 90 dakikada bu kadar mı döner tersine? Ha tabi Steaua Bükreş'i bu kadar küçümsersen döner.. 2-2'lik sonuçla Romanya'ya gidip %80 ihtimalle turu geçeceğini düşünürse bir taraftar döner.. O taraftarın başkanı çıkıp Milan Baros'un imza töreninde yarı gücümüzde olmayan bir takıma yenildiğimiz için üzgünüz derse yine döner.. Türkiye'de böyle çünkü bu işler.. Sende Meira-Servet varsa onlarda Radoi-Goian var, sende Arda varsa onlarda Nicolita var, sende Lincoln varsa onlarda Moreno var, sende Nonda varsa onlarda Arthuro var, sende Ayhan varsa onlarda Toja var, çok mu fark var yahu demezse biri taraftarın içine gireceği psikoz da %80 eleriz oğlum olur, elenince de 5 saat önce eğlencenin kralını yapıyorlarken 5 saat sonra üzüntünün en derininin içinde olur..


Josico geldi Fenerbahçe'ye.. Bir üzüntü herkeste sormayın.. Galatasaraylıların dalga geçmesi gayet normal.. Transferin kralını yapmışlar, rakip o bölgeden en önemli oyuncusunu kaybetmiş Türk pasaportuyla.. Yerine gelen adam son saniyede Aragones'in yaşıtı biri olursa sevinir de, dalgasını da geçer.. Bunda sorun yok.. Bu bakımdan Fenerbahçelilerin üzüntüsü de çok anormal değil.. Tamam da, 1 yaş küçüğüne 25 milyon euroların verilmesinin düşünüldüğü bir ortamda Josico'nun gelmesi bir artı değil midir? Ben anlayamıyorum bu ülkedekileri yahu.. Villarreal tarihinin kazığını çakmak üzereydi Fenerbahçe'ye, buna sevineceğine taraftar Josico'ya saydırıyor.. Ben öyle bir kazıktan kurtulsam Josico'yu krallar gibi karşılardım.. Yıllık parada anlaşamadın diye Türk pasaportlu en faydalı oyuncun senden kaçmışken Aragones'in yaşıtı diye dalga geçtiğin İspanyol'dan sadece 1 yaş küçüğüne 25 milyon verme tehlikesiyle karşı karşıya kalıyorsun.. Daha sonra muhtemelen ondan daha az performans gösterecek ama kulübün 1 senelik transfer parasını çöpe atmayan bir girişimle iyi kötü bir adam getiriyorsun.. Ben olsam gerçekten sevinirdim.. Marcos Senna diye diye beynimizi yediler koca transfer sezonunda.. 32 yaşındaki bir ön liberoya 25 milyon euro verildiği dünyanın neresinde duyulmuş yahu? Senna çok mu büyük oyuncu? Euro 2008'den önce Türkiye'de kaç kişi tanıyordu bu adamı? Euro 2008'de şampiyon takımın en önemli oyuncularından biriydi tamam, ondan önce de La Liga'da kötü bir oyuncu değildi ona da tamam.. Ama bir turnuvayla bu kadar kolay mıdır bu işler? Euro 2008'de Türkiye maçlarının tamamını izleyen bir futbol simsarı Cristiano Ronaldo'ya kanat değiştirten Hakan Balta için ne derdi turnuvadan sonra? İyi ya da çok iyi bir bek derdi.. Gerçekte ne Hakan Balta? Vasat.. O zaman bir oyuncunun değeri bu kadar artmamalı tek bir turnuvayla.. Senna'nın iyi topçu olduğunu biliyorum ama şu yaşında 20-25'lerde bonservis, yıllık 3-4'ten 2-3 yıllık kontrat alacağına gelsin yedeği oynasın be kardeşim.. Bu kadar mı kolay paraları savurmak? Ön libero kavramını yeniden inşa eden oyunculardan Patrick Vieira'nın en fit anında ve 29 yaşında ettiği para 15 milyon eurodur.. 3 yıl sonra futbolu bırakacak adama 30+ milyon euro mu gömülürmüş ya?


Sonuç? Josico elbette Xabi Alonso'lardan sonra memnun etmez taraftarı.. Ama o taraftarın ortalıkta ağlarken 2 maç sonucuyla nasıl döndüğüne şahit olduk.. Josico'yla ilgili de bu kadar kesin yargılara varmasınlar derim.. Eğer Josico tek başına Güiza-Semih-Alex üçlüsünün arkasında kalacaksa Uğur ve Kazım'la birlikte Senna gelmiş, Josico gitmiş önemi yok.. Kevgire döner takım CL'de ve sağlam deplasmanlarda.. Yanında Emre ya da Selçuk gibi bir adamla oynayacaksa bu oyuncu minimalist takılmalarında fayda var derim ben.. Hele ki tekrar ediyorum, en iyi oyuncunu senelik 500 bin-1 milyon gibi bir rakam için göndermişken.. İkinci sonuç? Bu transfer döneminin şampiyonu Galatasaray.. En iyi kadroyu kuran da Galatasaray.. Galatasaray CL'den elendi diye bu yargının farkında olan Fenerbahçe ve Galatasaray taraftarlarının psikolojilerinin yer değiştirmesinde bir mantık göremiyorum ben.. Steaua'ya Ali Sami Yen'de elendiğinin farkına varsa Galatasaray taraftarı bu hezeyanı yaşamayacaklardı.. Ama diyorum ya, futbol çok garip bir spor.. Hele Türkiye'de.. Yarın Fenerbahçe ligde iki tokat yer, farkı 8-9 puana çıkarır Galatasaray.. Bir anda ağlama duvarları yeniden yer değiştirir, Fenerbahçeliler yönetime saydırmaya kaldığı yerden devam eder, Galatasaraylılar en kral biziz günlerine geri döner.. Futbolun günlük, hatta saatlik sonuçlarla bu kadar değişikliğe neden olduğu başka bir ülke var mıdır acaba?

Bence yoktur..

,

Fergie 1 Numara


Süper Kupa maçı için Monaco'da bulunan Dick Advocaat'ın Ferguson hakkındaki açıklaması bu.. Direk Football Manager'ı hatırlattı bana.. Oyuna gerçekçilik katsın diye maç öncelerinde rakip menajerler hakkında açıklama yapma şansı verdiler birkaç yıl önce.. Oyuna çalışacaklarına ambalaja çalışıyor işte Sigames'tekiler, o yüzden FM 2008 kepazeliğiyle başbaşa bırakıyorlar bizi.. Oyunda da yeni başladığınız için bütün hocalar hor görür sizi oyunun başında.. Negatif konuşsan bir dert, seni yeren adama sen çok büyüksün biraderim desen ayrı dert.. Oyunu da etkilemez zaten fazla.. Şunlara yapacakları yatırımı maç motoruna falan yapsalar çoktan menajerlik simülasyonu olmuştu FM..

Neyse, Dick Advocaat amca Ferguson'un uzun yıllar United'da kalıp elde ettiği başarılardan dem vurmuş.. Avrupa'nın değil, dünyanın en iyisi o diye bitirmiş.. Advocaat'tan nefret ederim ama bir hinlik düşünerek yaptığını sanmıyorum bu açıklamayı, samimi göründü bana.. United'ı paketleyip en iyiyi yendim ulan dedirtmek istemiştir belki ama Fergie'nin bu maçı hafife alacağını düşünmüyorum..

28 Ağu 2008

Champions League 2008/2009


A ve B'de ilk 2 torba takımları fazla zorlanmayacak.. C'de Lucescu son senesinde bir sürpriz yapma peşine takılır.. D Grubu Atletico Madrid'in 4. torbadan gelişiyle birlikte bu etabın ölümü grubu olarak anılmayı hak etti.. Pool ve PSV'nin arkasında bu senenin flaş takımlarından olacak gibi görünen Eric Gerets'in Marsilya'sıyla Atletico inanılmaz bir mücadelenin ortaya çıkmasına neden olabilir.. Hala 2. torbadan girip bir süredir cepten yiyen PSV D'nin en zayıf halkası bence.. E'de Untied'ın arkasından ikinci olmak için Celtic ve Villarreal sağlam çekişecek.. F'de yine 4. torbanın kafa takımlarından Fiorentina'nın katılımıyla olan Steaua Bükreş'e oldu.. Şu grupta olmaktansa Galatasaray'a elenmeyi tercih ederlerdi belki.. Para her şey değilse tabii.. H'de Zenit'in Juve'ye bir sürprizi olabilir.. BATE'den de ilginç maçlar bekliyorum.. Çoğu kişiye göre turnuvanın en zayıf takımı BATE ama bana göre değil.. H'nin kaderini çizecek olan takım olabilir BATE..

Fenerbahçe yine kısmetli bir kura çekti bence.. 1. torbadan gelen Arsenal şu anda İngiliz büyüklerin içinde en zayıf takım.. Lyon'dan sonraki en iyi ilk torba takımıydı Fenerbahçe için.. Keza 2'den gelen Porto da torbasının en güzel takımlarından biriydi.. 4'ten gelen Kiev de gayet uygun duruyor bence.. Kiev ve Porto'dan Kadıköy'de alınacak 6 puan üçüncülüğü getirdiği gibi gruptan çıkmak için de büyük avantaj getirir..

Alberto Paloschi Parma'da


Serie B takımı olunca heyecanlandırıyor tabii böyle isimler.. Nasıl becerdiler bilmiyorum ama Paloschi'nin bonservisinin %50'sini sadece 2.5 milyon euro'ya almayı başardı Parma.. Parlattıktan sonra buradan da vuracaklar voleyi.. 90'a mı gider, tavana mı asarlar orasını bilmem ama..

Parma'da pek sıkıntı yok.. Serie B yolunun gözükmesiyle birlikte Luca Cigarini ve Daniele Dessena'nın gidişi garantiydi.. Cigarini için özellikle Juventus'u bekliyordum Claudio Ranieri bağlantısıyla ama olmadı.. İkisi de orta sıra takımlarının yolunu tuttu.. Dessena Sampdoria'da, Cigarini Atalanta'da oynayacak seneye.. İkisinden alınan toplam para da 9 milyon euro.. Yine takımın yetenekli ve Serie B kaldırmaması beklenen oyuncularından Andrea Gasbarroni de 4.5 milyon euro karşılığında Genoa'nın yolunu tuttu.. Domenico Morfeo Brescia'ya gitti bedelsiz.. Igor Budan kifayetsizi de seneye Palermo kulübesini ısıtacak.. Tulio De Melo'nun müzmin yedeği olarak kariyerine devam etsin Palermo'da..

Paloschi dışında gelenler kimler? Genoa'dan Julio Cesar de Leon alındı.. Serie A'da olsa bu ne lan denirdi muhtemelen ama B için pek de kötü bir transfer sayılmaz.. Seneye 10 numarayı giyecek Honduraslı.. Milan'dan Luca Antonelli yine Paloschi gibi co-ownership modeliyle bünyeye katıldı.. Bir de Empoli'den bedelsiz gelen Alessandro Budel var.. Geçen sene kiralık olan McDonald Mariga'nın da bonservisi alındı Helsingborg'dan ki belki de en önemli hamle o oldu takım için.. Önemli oyuncu olacak Mariga..

Ama asıl konuşulması gerekenler küme düşünce takımı bırakmayanlar.. Serie B yolu göründüğü gün Andrea Pisanu Parma'yı tekrar çıkartacağız diyerek taraftardan 10 puanı alırken asıl beklemediğim Cristiano Lucarelli'nin ve de Reginaldo'nun takımda kalmalarıydı.. Eğer başka kayıplar yaşanmazsa bu takım A'ya dönmekte fazla zorlanmayacak gibi görünüyor..

Roman Pavlyuchenko


Roman açıklamasa çocuğun transferi öğrenemeyeceğiz.. Aylarca bir ismin peşinde koşup onu beceremeyenlerden sonra böylelerinin de olduğunu öğreniyoruz.. Önce City tak diye bitirdi Vincent Kompany'yi.. City suskun kaldı, Hamburg açıkladı transferi.. Ki o Kompany tek idman sonrası West Ham karşısında 90 dakika forma giydi.. Kendisi de şaşırdı daha arkadaşlarımın ismini öğrenemeden sahaya çıktım diye.. Roman'ı da benzer şekilde çok ani bitirdi Spurs ve yine kulüpten değil de oyuncudan geldi açıklama..

Juande Ramos bozuk atıyordu Berbatov'un gitmek istiyorum mızıklamalarına.. 2 hafta attığı bozuktan ben de aldım nasibimi EPL Fantasy'de, sağolsun.. Pavlyuchenko ne de güzel gidecek o Tottenham ön alanına.. Direk koyuyorum ilk 11'ime, Berbatov'dan kaybettiklerimi geri kazandıracak bu aslan parçası..

27 Ağu 2008

,

Steaua Bükreş 1-0 Galatasaray


Turu İstanbul'da bırakmıştı zaten Galatasaray.. Ama onun üzerine ne olursa olsun olmayan taçtan gelen pozisyonda ofsayttan yenilen gol daha da üzer adamı.. İçeride verirsen avantajı ne hatalı kararı, ne de başka bir şeyi tartışabilirsin ama.. Bu turu Galatasaray'dan alıp Steaua'ya veren şey sertliktir, başka bir şey değil.. 180 dakika boyunca kaya gibiydi Romenler, Galatasaraylılar da olabildiğince yumuşak göründüler.. Sahada güçlü olunca da oyuncu, isim, klas farkı önemli olmuyor.. Zaten düşünülenin aksine Steaua'nın da Galatasaray'dan bariz güçsüz bir takım olduğu falan yok..

Yapılan bütün transferleri, şatafatı, karizmayı, kısacası sezonun gazını kaçıran bir başlangıç.. Baros'un üzerine Belletti'yi getirsen kaç yazar şu anda?

26 Ağu 2008

Baros üzerinden Galatasaray


Yorumlarda bu geniş kadrodan nasıl bir 11 çıkması gerektiği ve bununla birlikte hangi dizilişle oynanması gerektiği sorulmuş.. Farklı kişilerden aynı istek yinelenince yeni bir postta tartışmak daha mantıklı geldi.. Eh, madem dizilişten bahsedeceğiz, 25 Mayıs 2005 CL Finali'ndeki Liverpool'un kadroyu koyalım foto olarak, 3 sene önce de olsa CL Finali'nde bir takımın ileri ucunun şu anda Galatasaray kadrosunda bulunmasının yönetim tarafından gerçekleştirilen muazzam bir başarı olduğunu tekrar belgeleyelim..

Buraya arada sırada uğrayanlar benim bakışımı biliyordur bu olaylara, ki geçen sene de Kalli'yle ilgili çok yazmıştım.. Baros geldi, forvet üçlendi.. Tek forvet mi, çift forvet mi? Bütün sorun bu olsun yahu.. Bu takımdan kimleri kesemezsin? Servet 1, Meira 2, Arda 3, Kewell 4, Lincoln 5.. Servet-Meira zaten tandemin demirbaşları.. Arda dünya piyasasını yapmış genç yeteneğin.. Kewell taraftar arasında bir anda en heyecanla beklenen konumuna gelmiş yeni transferin.. Lincoln de yedek bırakırsan arıza çıkartacağı kesin olan, geçen sene zerre kullanamadığın 10 numaran.. Servet-Meira'yı geçtik, bu üçlüden birini kesebilir misiniz Skibbe'nin yerinde olup? Kesemezsiniz.. Üçünden birinin maçların yarısında oynamaması hem basını, hem taraftarı, hem de yerinizi almak isteyen köpekbalıklarını harekete geçirir.. O zaman? Yapabileceğin tek seçim var.. 4+3 belli.. 2+1'in nasıl olacağına karar vermek.. Çift defansif orta saha + tek forvet mi oynayacaksın, yoksa ön liberodan kısıp forveti mi çiftleyeceksin.. Akla, mantığa, dünya futbolunun geneline uyanın ne olduğunu söylememe gerek var mı peki? Çift defansif orta sahayı koyup önünde tek forvetle yapacak takımını işte Galatasaray.. Baros gelince Nonda ve Karan yedek kalacak sorun olmaz mı demek hakkıdır insanların.. Fakat tersini yaptığında da (örneğin Topal'ı koydun ortaya) Linderoth, Ayhan ve Barış üçlüsünün aynı anda yedek kulübesine gitmesi de benzer problemler yaratır.. Sonuç olarak önümüze çıkan son sistem ne? 4-4-1-1.. Ya da 4-2-3-1.. Ya da nasıl yorumluyorsanız.. Boşverin rakamları, ama diziliş buna yakındır..

Baros geldiğinden beri hoşnutsuz Galatasaray taraftarı Baros tek forvet oynamaz, mutlaka çift çıkmak lazım, Baros-Nonda efsane olur falan diyor sağda solda.. Bir zahmet arkayı da söylesinler de, onaylayalım.. Artık dünyanın orta sahanın göbeğini 2 kişiyle mi yoksa 3 kişiyle mi kontrol edelim diye tartıştığı bir ortamda tek mi oynasak acaba diye düşünmek bile mantıksızlıktır.. Opsiyon bile sayılamaz, ama bilgisayar oyunlarında Kewell-Arda-Lincoln-Hasan orta sahasını 2 forvetle destekleyip krallık kuranlar böyle anlamsız beklentiler içine girebiliyorlar ister istemez..

4-4-1-1'le Sami Yen'de baskı kuramazsınız gibi bir hurafe de var.. Geçen sene Fenerbahçe'ye de yapıldı aynısı.. Adamlar CL'de PSV, CSKA gibi deplasmanlarda, içerde çatır çatır top oynadılar, içerde dışarda maçlara hakim oldular.. TSL'de başarı gelmedi diye sistem suçlu oldu.. Çok daha başka yerlerde aranmalıydı halbuki lig başarısızlığı.. CL'nin gediklilerini perişan eden sistem ve takım gelip Oftaş gibi takımlar karşısında tıkanıyorsa bunun nedenlerini farklı yerlerde aramak lazım.. Kapanan takımları açamazmış bu sistem.. Alex Ferguson'a havale ediyorum ben bu kardeşlerimi.. Ağızlarını, burunlarını kırsın..

11 de yapalım hadi.. Forvet Baros, arkasında Lincoln.. Orta dörtlü Kewell, Topal, Linderoth, Arda.. Geri dörtlü Balta, Servet, Meira, transfer.. Sağ beke yapılacak yabancı transferiyle Nonda'dan sonra takımdan çıkacak ikinci yabancı Linderoth olur.. Buraya yerli bir oyuncu gelirse düzen devam eder.. Orta sahanın ortası iki kişiyle kontrol edildiği müddetçe Galatasaray taraftarının sistem ve taktik gibi konular nedeniyle endişeler içine girmesi bence gereksiz.. Bu takım 4-4-1-1'i de, 4-4-2'yi de, 4-3-3'ü de, hatta gerekirse gerçekten kolay geçmesi düşünülen iç saha maçlarında tek önliberolu sistemi de oynar.. Ama Balta ve sağ bek problemiyle dörtlü defansın en hassas bölgesi olan bu dış oyuncularsız ne yapar onu bilmiyorum.. Sağ bek için hücum gücü yüksek bir oyuncu transferi şart.. Baros'la birlikte çok mu açıldı takım mali olarak, kap gel o zaman Abdurrahman Dereli'yi bulunsun.. Balta'nın 3. stoperlik görevine soyunduğu bir sol bekle birlikte sağdan da devşirme yapısının devam ettiği bir düzen Galatasaray'ın oynamak istediği futbola en büyük darbeyi vurur.. Lars Jacobsen kaçtı, başkaları kaçmasın.. Adnan Sezgin de mantıklı olsun, transferi kapadık gibi söylemleri 2-3 gün daha ertelesin..

Bence tabii..

Premier League'den (26.08.2008)


-Jose Mourinho ve Avram Grant'ten sonra Luis Felipe Scolari'den de kolay kolay forma alamayacak gibi görünen Shaun-Wright Phillips afacanına Everton ve Manchester City talipmiş.. Bu sevimli bücüre yazık oluyor hakikaten Chelsea kulübesinde..

-Bir ara Galatasaray'ın da gündemine girip Kewell ve Meira transferleriyle kıçı tavana vuran taraftarlar arasında pek de kabul görmeyen Lars Jacobsen Everton'la imzaladı.. Kötü adam tabi, gitsin Everton'da oynasın.. Di mi?

-Yine benzer şekilde Fenerbahçe'nin gündemine girip büyük Türk Futbol Profesörü Dr. Kubilay tarafından Türk futbolseverine tanıtılan Albert Riera için Liverpool'la Espanyol anlaşmış Liverpool Echo'ya göre.. Bonservis 8.2 milyon pound diyorlar.. Riera'yı da Fenerbahçe taraftarı beğenmemişti fazla.. Bu sezon Pool kanadında izleyip izleyip Sevilla Fatihi Uğur Boral'la idare ederler artık..

O değil de sevgili Benitez, Ryan Babel ne olacak?

-Gökhan İnler'in ani şekilde Arsenal gündemine girdiği haberleri çıkmıştı birkaç hafta önce.. Gökhan'ın menajeri Udinese'de devam edeceğini açıklamış Gökhan'ın.. Arsenal için de daha Gökhan için "çok erken" demiş.. 18 yaşında mı Gökhan, nesi erken ya?

-Daily Mail'de Stoke'un Gökhan Zan'la imzalamak istediğine dair bir haber çıkmış.. Hiç dayak yememiş Stoke yöneticileri, onu anlıyorum buradan..

-Arsene Wenger Senderos'un gidişiyle ilgili açıklama yapmış.. Silvestre'nin gelişiyle iyice kalabalıklaşan stoper hattında (Toure, Gallas, Djourou, Silvestre, Song ve Senderos) Senderos'un forma giymesinin zor olduğunu, o yüzden de göndermek zorunda kaldıklarını açıklamış.. Gittiği yerde çok daha rahat oynayacağından şüphem yok diye de eklemiş.. Milan'a laf mı sokuyor, yoksa sadece tespit mi yapıyor bilemedim onu..

-Portsmouth'un Sulley Muntari'nin gidişiyle oluşan boşluk için hedefi Thiago Motta'ymış.. Sağ bacağı eder belki Muntari'nin.. Kasarsa o da..

-Paul Ince Stephen Ireland'ı Blackburn'e getirmek istiyormuş.. Üzerinden saatler geçmeden Ireland cevabı yapıştırmış City'den ayrılmam söz konusu bile değil diye..

Milan Baros Galatasaray'da


6 ay önce Portsmouth'a transfer haberini yazmıştım burada, kalktı Galatasaray'a geldi adam.. Saat 2'de Baros geldi dedi Levent Öktener, daha önce patladığı olmuştu ama genelde o bir haberi verdiği zaman güvenirim.. 10 saat geçmeden de yapıldı resmi açıklama.. Levent kardeşime gitsin bu transfer haberinin kaymağı..

Orada yazılanlardan fazla ne söylenir bilmiyorum ama Türkiye için iyi transfer.. Yaş daha 27.. Burada kusar golleri diye tahmin ediyorum, arkasındaki üçlüyle de iyi anlaşacaktır.. Tek vuruş istiyordu taraftar, yönetim çıkarıp masaya vurdu al sana tek vuruş diye.. Fazlası da cabası.. E hayırlı olsun o zaman..

24 Ağu 2008

,

Gaziantepspor 1-0 Fenerbahçe


Fenerbahçe de Galatasaray'ın Kewell ve Arda'da yaşadığı sorunu çok daha geniş çaplı bir şekilde yaşayacak sene boyunca.. Aragones aklın yolunun bir olduğunu farketmiş ve geçen seneki klasik 4-4-1-1'leriyle çıktı maça.. Orta sahadaki eksiklerle Emre ve Maldonado'nun oynaması alternatifsizlik nedeniyle normaldi ama Semih'in yedek kalması? MTK deplasmanında ve birkaç gün önce Şili maçında gördüğüm Semih'in şu takımda yedek kalması çok garip.. Güiza'ya verilen paralar oyunculara yapılan haksızlık şekilde dönecekse takıma bu anlamda geleceği parlak görmek zor Fenerbahçe'de.. Rıdvan'ı da dinledim maçtan sonra, Semih'in yedek kalmasında benzer şeyler söyledi ama Semih, Güiza ve Alex'i beraber oynatacaksın hocaysan saptamasını anlamak zor.. Bu üçünün Fenerbahçe'de bir arada oynaması imkansız, eğer arkayı Makelele, Essien ve Lampard'la desteklemeyeceksen.. Bu durumda ya kötü olan forveti keseceksin ki şu anda bu Güiza'dır, ya da Alex'i yedek bırakıp 4-4-2'ye döneceksin.. Bunun dışında Alex, Güiza ve Semih'in beraber oynadığı her takım CL grup sonunculuklarının yaşandığı günleri geri getirir.. Semih'i supporter gibi kullanıp Alex'i içe almak da bir çözüm değil bana kalırsa.. Ki Aragones bugün o yanlıştan dönmüş.. Bugün sahaya o şekilde çıkılsa, şu Antep karşısında çok daha kötü durumlara düşebilirdi Fenerbahçe..

Peki ideal sistemle neden bu kadar sıkıntı çekti Fenerbahçe?

1-Antep gerçekten süper takım yapmış.. Haklarını vermeden bu maçı değerlendirmek olmaz.. Yozgatlı, Zurita, Erman, Tabata ve özellikle Beto.. Çok iyi bir hücum hattının oluşmasını sağlıyor.. Beto Antep'e karşı açık oynayan zayıf takımlara karşı özellikle coşacak bence, takip etmek gerek..

2-Orta saha göbeği Emre ve Fenerbahçe'ye geldiğinden beri doğru düzgün maça çıkmayan Maldonado'dan oluştu.. Bu iki oyuncunun Alex'le birlikte orta sahada belirli bir fizik güç gösterebildiklerini söylemek zor.. Bir de bunlara sağ tarafta savunmayla hiç işi olmayan Colin Kazım eklenince geçen seneki orta sahadan oldukça farklı bir yapı çıkıyor ortaya.. Herkesin eleştire eleştire bitiremediği Maldonado bugün takımın iyilerinden biriydi ama iyi haliyle bile yetersiz.. Emre ilk yarım saatten sonra yavaş yavaş düşmeye başladı.. Bu sağlam sistem bile arızaya uğradı Antep'in güçlü hücum hattı karşısında..

3-Güiza'nın sırtı dönük oyunu hiç yok.. Sıkıntı çeken orta sahaya hiç yardımcı olamaması anlamına geliyor bu ki orta saha dörtlüsünün üçünün çok uyumsuz olduğu bir maçta forvetten gelecek katkıya bu anlamda çok ihtiyaçları vardı.. Semih'in oynamaması onun form durumu dışında bu bağlamda da büyük hata oldu..

Sonuç? Galatasaray Arda-Kewell'da yaşadığı ikilemi ikisini de ilk 11'de başlatarak oyuncuların performanslarından ödün vererek, fakat sistemi arızaya uğratmadan çözebilecek.. Ama Fenerbahçe için Semih ve Güiza'nın birinden vazgeçmeden mantıklı, dünya futboluna uygun ve Avrupa'da başarı getirecek bir sistem oluşturma şansı yok, bence.. Bu açıdan Aragones'in ligde ve Avrupa'da nasıl arayışlar içine gireceğini de fazlasıyla merak ediyorum..

23 Ağu 2008

,

Galatasaray 4-1 Denizlispor


Yarın 10 maç yazısından 7'sinde Galatasaray'ın bu oyunla Steaua karşısında şansı olmayacağından dem vururlar orası kesin.. Onu anlamak için allame-i cihan olmak gerekiyor sanki.. Önemli olan Steaua karşısında nasıl oynayacağını tahmin edebilmek.. Yoksa iyi maçlardan sonra bu oyunla önüne geleni ezer, kötülerden sonra bu oyunla bu takımdan hiçbir şey olmaz.. E onu benim kahveci Ahmet Amcam da söylüyor..

Steaua'ya nasıl çıkılır? 3 ciddi maç oynadı Galatasaray, vasatın üstüne çıkabildiği yarım maç var, Kayseri maçının ikinci yarısı.. Bu durumda pek de umutlu olmak mümkün değil.. Ne fizik, ne de koordinasyon yönünden Steaua gibi bir deplasmanda bu skor dezavantajını ortadan kaldıracak gibi durmuyor Galatasaray.. Skor 4-1.. Oyun gerçekten kötü.. Galatasaray'ın Sami Yen'de ilk maçı oynadığı sezon açılışlarında bu kadar kötü ve isteksiz oynadığı görülmüş mü son 10 yılda? Bu soruyu sormak gerek bugünkü maçtan sonra..

Bu maçın gösterdiği en önemli şey Kewell-Arda konusunda yaşanacak ikilem bence.. Arda ikinci yarı oyuna girer girmez (ki yerine girdiği oyuncu bence Hasan olmamalıydı) sağa geçti ama sadece 15 dakika içinde Arda'nın burada verimli olamayacağı belli oldu.. Geçmişte bu çocuk sağda da oynar derdim ama artık onu diyemiyorum.. Kanat oynayacaksa soldan başkası mümkün değil, bu her sağa geçişinde belli oluyor.. 60 civarı Kewell sağa geçti, Arda yerine döndü.. Bu sefer de Kewell birden kayboldu.. Büyük sorun çıkarabilir bu konu ileride Galatasaray adına.. Oyuncu küstürme anlamında söylemiyorum tabii bunu ama bir oyuncusunun performansını hep olması gerekenden düşük görebilirler sezon boyunca.. 2-3 maç daha verip bu ikisine ondan sonra konuşmak gerek ama sadece bu 45 dakika Galatasaray'ın bu konudan sıkıntı çekebileceği izlenimini uyandırdı bende.. Defanstaki çabukluk sorunu da 2-3 kere alarm verdi.. Steaua'nın cevval hücum oyuncularına karşı çok dikkatli olunması gerek.. 4-4-1-1 güzeldi ama rakibin 10 kişi kalmasıyla birlikte tek defansif orta sahaya dönmek de o derece doğruydu.. Bu arada oyundan çıkan Topal'da Sami Yen'den yükselen ıslıklar da Skibbe'nin geleceği için pek olumlu görünmedi.. Taraftarın gözünde çok fazla kredisi olmayacak gibi Alman hocanın..

Son bir şeyi Mustafa Denizli için söylemek isterim.. Bu adamla bu sezon biter mi emin değilim.. Ne söylediklerinde istikrar, ne de sahada oynanan oyunla ilgisi vardı.. Hakemin avantaj yorumlarından haberi yok gibiydi.. Galatasaray'ın ikinci yarıda yüklenirken arkada çok garip işler yaptığını ve Denizli'nin tehlike yaratabileceğini söyledikten 5 dakika sonra aslında Servet artık ileriye gidebilir demesini anlamak mümkün olmadı.. Keza ilk yarıda Galatasaray'ın beklenenden kötü olmasında haklı bir yorum yaparken Denizli'nin de beklenenden iyi olduğunu 2 defa söyledi.. Şu maçtaki hangi Denizli beklenenden iyiymiş ben anlamadım.. Beklediği Denizli konusunda yanılıyor olmalı kendisi.. Denizli'nin yaptığı İsmail-Güray değişikliğinden sonra çok yanlış, Denizli kenar yönetimi oyuncuları iyi değerlendiremiyor deyip yapılan değişikliğin neden yanlış olduğunu açmaması da komikti.. Senin yargılarını değil, yaptığın yorumların neden öyle olduğunu dinlemek ister izleyiciler Mustafa hoca.. Bu şekilde "ben yaptım, oldu." tavrıyla yorumlayacaksa bütün maçları ciddi anlamda çekeceğimiz var izleyiciler olarak.. Muazzam bir başarısızlıktı onunki de 90 dakika boyunca, umuyorum ilk maçın heyecanıdır geçer.. Tecrübesiz biri olsa şu paragrafı hiç yazmaz zaman verirdim ama öyle bir durum da mevcut değil maalesef..

22 Ağu 2008

Real Madrid'de olmaz!


İşte transferi yılan hikayesine dönerek illallah dedirten oyunculardan bir diğeri.. Gün geçmiyor ki ortalık Robinho'nun Chelsea'ye transfer haberleriyle şenlenmesin.. Real Ronaldo'yu tırmaladı tırmaladı, şimdi de onları tırmalıyorlar.. Son yıllarda Real'den gitmek için bu kadar direten bir oyuncu hatırlamıyorum ben, ana rotasyona dahil parçalardan biri olarak.. Robinho da en sonunda yeter demiş ağır konuşmuş..

"I've told the president, the directors and the coach that my aim is to leave Real Madrid."

"I'm telling the truth. I want to leave and I have got the character to tell the press that I'm not aiming to stay at Real Madrid...I want to play in the Premier League next season."

"Chelsea have a great squad, a great team and their offer is good for me and for the team...It isn't because of money, it is simply because I want to leave. My personal aim is to be the best player in the world and that isn't going to be possible at Real Madrid."


Kısaca diyor ki: Ben Real'de kalmak istemiyorum, Premier League'de oynamak istiyorum.. Chelsea harika bir takım, teklifleri süper ama konu para değil.. Ben dünyanın en iyi oyuncusu olmak istiyorum ama bu Real'de mümkün görünmüyor..

Küfretseydi daha iyiydi bence.. Kıçına tenekeyi bağlayıp gönderirler sanırım artık.. Bu adamı tutacaksın da ne yapacaksın.. Bunu derken Robinho'yu mu eleştiriyorum? Adam çok net konuşmuş, ancak helal olsun denir bu kadar açık konuşan adama.. Chelsea'nin bu kadar ısrarına da şüpheyle yaklaşmak gerek fakat.. Scolari Mourinho'nun sistemini devam mı ettirecek bilmiyorum ama 4-3-3'ün sol kenarı için Robinho şekil olarak çok uygun görünüyor.. O sertliğe dayanabilir mi? İşte yeteneklerini kimsenin inkar edemeyeceği bu çocuk için EPL'deki başarısının sırrı yukarıdaki sorunun altında yatacak..

Evander Sno


Ajax altyapısından çıkma Sno oradan Feyenoord'a geçip hiç forma giyemeden NAC Breda'ya kiralanmış bir genç kardeşimiz.. Daha sonra Celtic aldı bunu.. Orada da 2 sene oynadıktan sonra ilk doğduğu yere, Ajax'a geri dönmüş 3 yıllık imzayla.. 87'li eleman.. Celtic'te 1-2 kere izledim, hiçbir şey anlayamadım.. Tipik güçlü siyahi orta sahalardan artısı var mıdır, varsa nedir bilmiyorum yani.. İskoçya'yı çok daha düzenli takip edenler varsa yazabilirler.. Van Basten ve dolayısıyla Ajax çok istemiş kendisini, vardır bir hikmeti heralde.. Gerçi Van Basten Messi'yi istese ondan şüphe ederim ben ama gencecik bir kardeşimizi Van Basten yüzünden karalamak istemem.. İzleyip görürüz nasıl olsa..

21 Ağu 2008

Vincent Kompany & Mickaël Silvestre


Hamburg bombayı patlatmış, Vincent Kompany için Manchester City'nin yaptığı teklifi kabul ettiklerini açıklamış resmen.. İşin ilginci City'den bir açıklama yok.. Ben adamların harıl harıl forvet aradıklarını sanıyordum, adamlar gidip Kompany'yi bitirmişler.. Villa deplasmanında Micah Richards'ın yanında Ben Haim'le bu işin gitmeyeceğini görmüş olmalılar.. Avram Grant bile oynatmadı bu adamı yahu.. Gerçi cepte kaptan Dunne ve geleceği parlak Nedum Onuoha da var ama.. İşi sağlama almak istemiş ya da bir stoperden çok daha fazlası olup Gallas gibi değil, 10 numarayı yetenekleriyle hak ederek giyen Kompany'den orta sahada faydalanmak istiyor da olabilirler.. Sonuçta bu çocuk 86 ve üstü doğumlular içindeki stoperler sıralansa Top 5'in içine girer, kafaya oynar hatta.. City ya da bir başkası, Kompany gibi elemanı alan her takım 12'den vurmuş demektir.. Şu anda fiyat yok ortalıkta, ben ona takıldım daha çok.. Hamburg bu kadar iştahlı bir şekilde açıklamasını yaptığına göre Thaksin Amca yine cömert davrandı..


Bir diğer beklenmedik transfer de Arsenal'den geldi.. United'dan Silvestre'yi ani bir şekilde kadrosuna kattı Arsenal.. 34 yıl önce United'dan Arsenal'e geçen Brian Kidd'den beri ilk Arsenal transferi oldu bu Manchester'dan.. Büyük takımlar birbirinden niye transfer yapamıyor canım, biraz Avrupa Liglerine bakın diyen kifayetsiz yöneticilerimize gitsin bu şarkı da..

Arsene Wenger Silvestre'den bahsederken düzenli olarak deneyimden dem vurmuş ama Gallas, Toure, Eboue ve hatta Sagna gibi oyuncuları barındıran Arsenal defansının böyle bir sıkıntı çektiğinden haberdar değildim ben.. Forvet ve orta saha için deneyim sorunu kullanılabilir Arsenal'de ama defansta? Bilmiyorum.. Stopere döndükten sonra da kim kesilecek, yoksa yedekte bekletmek için mi aldı onu da bilmiyorum.. Arsenal taraftarları arasında da Fransız olmasına rağmen pek sevinçle karşılanmadı zaten Silvestre'nin gelişi.. Yıllardır United'da top tepmiş biri için az bile tepki verdiler.. Ama genelde rotasyon içinde faydalı olacağını düşünüyor Gunner'lar.. E ben de aynı fikirdeyim..

20 Ağu 2008

Gordan Giricek


Fenerbahçe Ülker Basketbol Erkek Takımımız NBA'in başarılı oyuncusu Gordan Giricek ile anlaştı. Geçtiğimiz sezon Phoneix Suns'ta oynayan Hırvat oyuncu ile 2 yıllık anlaşmaya varıldığı öğrenildi.

Kalın yazılmış yukarıdaki ilk paragrafı okuyunca ne düşünürsünüz? Gazetelerden ya da ajanslardan biri Fenerbahçe'den transfer haberi ya da dedikodusu veriyor, değil mi? Hayır bilemediniz, Fenerbahçe Resmi Sitesi'nden Gordan Giricek haberi bu.. Belirtildi, öğrenildi, bildirildi gibi anlamsız kelimelerin hayatımıza ne kadar sirayet ettiğinin bir kanıtıdır Fenerbahçe Resmi Sitesi'nin bu açıklaması.. Kendi yaptıkları anlaşmayı öğrenildi diye haber vermenin başka bir açıklaması yok zira.. Kimden öğrendiler acaba onu merak ettim ben.. Eheh..

Transfer inanılmaz bu arada, gelmişken onu da ekleyelim.. Yıllardır NBA'de vasatın dolaylarında takılması yanıltmasın Giricek'in, Avrupa'da coşar.. Zaten hücum gücünün ne kadar büyük olduğu ortada, savunma sorunları burada fazla ortaya çıkmayacaktır.. NBA'de yaşadığı fiziksel gelişim NBA'de yaşadığı savunma sorunlarının burada tam tersine dönmesine de neden olabilir eğer istekli olursa.. Çok iyi transfer yaptı Fenerbahçe.. Tanjevic'in gazabına uğramazsa 20-25 sayı ortalaması garanti derim ben..

19 Ağu 2008

,

SporMax


Digiturk SporMax diye yeni bir kanal kurmuş, Lig TV'nin sadece Türkiye üzerine yayın yapması üzerine diğer organizasyonları da yeni bir kanalda yayınlayalım demişler.. Düşünce mükemmel.. Fakat kanal açılıyor, o da ne.. Eko-Spor ve Spor paketlerine sahip insanlar kanalı izleyemiyor.. Süper paket ve üstüne açık sadece kanal.. Spor izlensin diye Eko-Spor ve Spor olmak üzere iki paket çıkartıyorsunuz, içine Lig TV'nin dışında bir yığın kanal koyuyorsunuz.. Ama adında spor olan kanal bu paketlere girmiyor.. Ben spor kanalını spor paketlerinde izleyemeyeceksem neden para vereceğim ki bu yayına? Zannediyorum ki Şansal Büyüka Premier League yayınlarının Süper Lig yayınlarını ratinglerde sollaması üzerine düzenli olarak deliriyormuş geçen sene, ben hiç şahit olmadım ama duydum.. Parayı bastırıp bu ligi alırım, en pahalı paketlerin içine koyup herkesi mahrum bırakırım, böylece TSL'nin ratingleri yükselir, bunun hesapları içine girmişler.. İnsanlar ayda 70-80 milyon para verecek, yeni açılan bir spor kanalını onlara izletmeyeceksin.. Sonra Türkiye'nin dijital platformu diye reklam yapacaksın her yerde.. Ayıp denen bir şey var yahu..

Edit: Spor paketinde varmış SporMax.. Birçok yerde Süper Paket ve üstünü görünce olmadığını zannetmiştim.. Bu arada yorumlarda da görüldüğü gibi Eko-Spor'da da önce olmasına rağmen sonra çıkartılmış ve Digiturk'un sözleşmesine göre paketlerden bu şekilde kanal çıkartmaların yasal olmadığını söyleyenler var.. Görmedim, okumadım bilmiyorum ama Eko-Spor'da olmaması da büyük skandaldır bence SporMax'in..

17 Ağu 2008

,

Galatasaray 2-1 Kayserispor


İlk yarıda defansla Nonda arasındaki 70 metrelik mesafenin Kayserispor orta sahasıyla doldurulması sonucu Steaua maçının devamı şeklinde bir 45 dakika izleyip umut kırıcı gelişmeler devam etse de ikinci yarıda tam tersi bir görüntüyle taraftara moral veren hadiseler yaşandı takımda.. Defans-forvet arası genişliğin üzerine ortadaki Topal ve Ayhan'ın oyun kurma ve hazırlık pası yapma adına gösterdiği başarısızlıkların yanında sağ kanadın Barış ve Sabri'yle hiç işlememesi, bütün hücumların aldığı her topu 45 dakika boyunca ezen Hasan Şaş'la yapılması ilk yarıdaki kötü futbolda ana nedenlerdi..

İkinci yarıya uçlar arasındaki mesafeyi daraltarak başladı Galatasaray.. İlk yarıda suya sabuna dokunmayan Ayhan aldığı her topu diklemesine oynamaya çalışarak oyunun Kayseri sahasına yıkılmasında çok etkiliydi.. Sağ kanatta da Sabri'nin ikinci yarıda ileri çıkışlarıyla ikinci bir tehdit olarak o bölgenin de kullanılması ilk yarıyı çok rahat geçiren Kayseri savunmasının bir anda anormal baskı altında kalmasına neden oldu.. İkinci yarıdaki Galatasaray oyunu baskılı, 60'tan sonra da düşmeyen, iyi alan daraltan ve kenarlardan iyi hamleler yapabilen bir takım görüntüsü verdi.. Çok abartılması gerekir mi? Berbat bir 135 dakikanın üstüne hiç beklenmedik bir şekilde geldiği için biraz abartılabilir.. Ama her türlü sezon başı için iyi bir tempo ve olması gerekenden daha iyi bir futbol oynandığını da kabul etmek gerek..

Benzer şekilde maça girip oyunun skorunu tamamen değiştiren Harry Kewell da haklı olarak biraz abartılacak, helal olsun aslanıma diye karşılanacak.. Attığı golden çok verdiği gol pası ve soldan gelip Lincoln'e kestiği topa odaklanmak gerek.. Bir oyuncu son 25 dakikada oyuna girip bu kadar etkili olabilirdi.. O açıdan onun da yıldız oyuncu hasreti çeken taraftar tarafından biraz abartılması normal karşılanmalı..

Kewell'ın bu sonuca yönelik klas 15 dakikasının Lincoln'ün kulağına küpe olmasını dilemekten başka yapacak bir şey de göremiyorum Galatasaray'da.. İstekli olmasına rağmen bu kadar etkisiz kalması akıl alır gibi değil.. Forvet transferinin gelişi ve Nonda'nın bu form durumuyla birlikte klasik 4-4-2'ye dönen Galatasaray'da Lincoln'e kulübe yolları görünebilir.. Aklını başına devşirmesi lazım.. Öyle bir durumda tamamen kaybedilecektir Lincoln ama zaten bu kafasıyla devam etmesi de çok anlamlı görünmüyor.. Kewell'ın bu klası ve Arda'nın takımdaki varlığı mutlaka hareketlendirmeli Lincoln'ü.. Bunlar da hareketlendiremezse kendisini zaten yapılacak bir şey kalmamıştır..

Michael Phelps


Michael Phelps bu sabaha karşı 8. altınını alarak spor tarihine geçti.. Kalktım izledim yine sabahın köründe.. Sırtüstü ve kurbağalamada kafa kafaya gidiyordu ABD Milli Takımı ama önce Phelps'in kelebekte arayı yarım boy açmasının ardından Jason Lezak'ın serbestteki müthiş performansıyla rahat bir altın daha kazandılar, Phelps de Mark Spitz'i geçerek olimpiyatlar tarihinin en büyük bireysel performansına imza attı..

2004'te Spitz'le ilgili çok iddialı açıklamalar yapıp rekoru egale edemeden 6 altın 2 bronzda kaldı diye Phelps'le dalga geçmiş, onun balon olduğunu iddia etmiş bir milletiz biz.. Şimdi 8 altına giderken o yergiler tamamıyla tersine döndü.. Tek olimpiyatta altısı altın sekiz madalya alan adama bile sallayabilen bir ülkenin ferdi olmaktan gurur duydum hep.. Balon Phelps şu anda kafalara vura vura gelmiş geçmiş en büyük yüzücü olduğunu gösterdi.. 19 ve 23 yaşlarında katıldığı 2 olimpiyatta 14 altın ve 2 bronz.. İnsanın önünü iliklemekten başka yapabileceği bir şey yok bu performansa.. Yalnız bir madalyanın yarısını iki yarışta kendisini ipten alan Jason Lezak'a verse yeridir yani, onu da söylemeden geçmeyeyim..

Şampiyona selam, 2012'ye devam.. Ben olsam bıkardım ama bu adam makine olduğu için öyle bir sorun yaşamayacaktır.. Sanırım..

16 Ağu 2008

9.69


Tarihe tanıklık ettik yine 5 dakika önce, inanılmaz bir yarış yaşandı 100 metre erkekler finalinde.. Lighting Bolt son 15-20 metrede jog yaparak ve son 5 metrede kollarını açarak, foto finişe de Ertan Hatipoğlu'nun söylediği gibi sağlam girmeyerek 9.69'luk dünya rekoruyla aldı altın madalyayı.. Daha elemeler başlamadan Powell ve Gay daha favori gösteriliyorken en büyük favorimdi Bolt ama bu kadar rahat olacağını tahmin etmek mümkün müydü? Jog yapmayıp foto finişe de daha sağlam girse derecenin 9.60'ın altına çekilmesi işten bile olmayacaktı.. Normalde bu tip sallamaz ve ukala tavırlar bir sporcuda irrite edici durur ama tabiri caizse bu yavşaklık Usain Bolt'u bir kat daha sempatik, bir kat daha saygı uyandıran cinsten gösteriyor.. Zannediyorum ki her yarışında bu rekoru daha yukarı çekmeye çalışacak ama bu kadar fit durumdayken sonuna kadar zorlamaması ne yalan söyleyeyim biraz kızdırdı beni..

Çok büyüksün Usain..

15 Ağu 2008

Julio Baptista Roma'da


Julio Baptista'nın geleceği de 2 yıldır merak edilen konulardan biriydi.. Türkiye'ye gelmesini çok istediğim adamlardan biriydi, özel yetenekleri olan bir oyuncu olarak.. En sonunda son zamanlarda çok konuşulan Roma'ya gitmiş Baptista.. Roma'nın Real'e ödeyeceği bonservis sadece 9 milyon euro.. Piyasanın altında gittiğini söylemek sanıyorum yanlış olmayacak Baptista'nın.. 4 yıllık kontratı imzalamış ve Roma'dan da yıllık 4.5 milyon euro alacakmış Baptista.. Luciano Spalletti'ye çok uygun bir oyuncu olarak görüyorum Baptista'yı.. Serie A'da moda ettiği 4-6-0 için Baptista'dan uygun bir son vuruşçu bulamazdı belki de Spalletti, ki uzun zamandır Baptista'nın üzerinde ısrarcı olmasını da bunun bir uzantısı olarak değerlendirmek lazım.. Totti'nin yanına Baptista'yla Roma çok daha tehlikeli bir takım olacak ama Mourinho'nun ve Ronaldinho'nun İtalya'ya gitmeleri önlerindeki engelleri de bir boy büyüttü..

14 Ağu 2008

Galatasaray Forması


Bu senenin formalarını değerlendirirken fazla ve gereksiz övgüde bulunduk tabii.. Maç yazısında unutmuşum, dünkü formaların font kepazeliği neydi öyle? Kırmızı üzerine siyah numara ve yazılarla zevksizliğin doruklarına çıktı Galatasaray Futbol Takımı.. Kırmızının üzerine sarı font kullanmak hiçbir görevlinin aklına gelmez mi yahu? Parçalı sırta izin vermeyen UEFA, parçalı olsa çok daha iyi anlaşılacak olan siyah fontlar nedeniyle kulübe bir uyarı cezası vermeyecek mi? Bu zevksizlik sezon boyunca devam edecek mi? Son yılların en güzel parçalısı bu zevksizlikten almasın nasibini daha fazla, üzülürüm..

13 Ağu 2008

,

Galatasaray 2-2 Steaua Bucuresti


Michael Skibbe'nin Galatasaray'la adı ilk anılmaya başladığında, imza attığında, ve hatta imzasından sonra kendisiyle ilgili hiçbir şey yazmadım.. Skibbe'yle ilgili neden yazmıyorsun diye çok mail de aldım.. Yakından tanıdığım bir adam değildi, en önemli neden buydu yazmamamda.. Geliş şekli, son ana kadar stepnede tutulur gibi bir muamele yapılmasına rağmen Galatasaray'a atlaması, yönetimin kendisine bakışı dışarıdan pek güzel görünmüyordu fakat önemli değildi.. Yeni hocalar için hiçbir zaman lig başlamadan ve ilk 1 ay, yani 4-5 maç geçmeden yorum yapmam.. Bugünkü maç Skibbe için ilk ciddi testti.. Ne yazık ki geçer not aldığını söyleyemeyeceğim ilk etapta..

Maçtan önce yenilmemeye çalışacağız açıklamasını okudum.. İnandırıcı gelmedi açıkçası.. En azından gerçek anlamında söylemediğini düşünmüştüm ama çıkardığı kadro yapısı ve 2-2'yi bulduktan sonraki oyun o açıklamanın gayet ciddi bir şekilde yapıldığını gösterdi.. Tedirgin oldum.. Ali Sami Yen'de oynanan bir ilk maç için bu düşüncenin Galatasaray gibi bir takıma uygun olmadığını düşünüyorum ama sadece bu cümleden ve bu maçtaki görüntüden dolayı fazla yargılamak da doğru olmaz..

Öncelikle 4 stoperin sahaya çıkması ve bunlardan birinin bekte, birinin de orta sahada oynaması yapısal bir yanlışlık.. Fernando Meira'nın defansif orta saha geçmişi var orası doğru ama Ayhan ve Barış kenarda otururken oynaması Meira'nın defansif orta saha olarak Topal ve Linderoth'tan sonraki ilk opsiyon olduğunu gösterir ki ne Ayhan ve Barış bunu hak eder, ne de Meira'nın yetenekleri.. Galatasaray'ın 3 tane birbirinden kaliteli stoperi var.. Servet, Emre ve Meira.. Tandemin de bu 3 oyuncudan ikisini seçilerek oluşturulacağını düşünür normal bir insan.. Fakat bugün görüyoruz ki Emre Aşık tandemde.. Sırf Emre Aşık'ın stopere geçmesi burada oynayacak olan Meira'yı orta sahaya, Emre Güngör'ü de sağ beke atıyor.. Neden? Emre Aşık mükemmel bir kamp dönemi geçirdi.. Michael Skibbe'nin oyuncu performansı odaklı açıklamalarında hep bir Emre Aşık vardı.. Kamplarda bazı oyuncuların yaşadığı sakatlıklar nedeniyle iyi iş çıkarmış oyunculara forma vermek çok anormal bir durum değil, hatta hakkaniyet bazlı değerlendirmelerde olması gereken olarak da değerlendirilebilir.. Ama madem Emre Aşık üstün performansı nedeniyle sezonun ilk ve belki de en kritik maçında yer buluyor, kampın bir diğer yıldızı Barış Özbek neden kenarda? Galatasaray'ı yaz boyunca takip eden insanların çoğuna göre Barış Özbek en başarılı 2-3 futbolcudan biriydi kamp ve hazırlık maçları boyunca.. Meira gibi sezonun tamamında defansta oynayacak bir stoperi orta sahada oynatmak uğruna Barış Özbek'i kesen hangi zihniyettir Emre Aşık oyundayken?


Emre Güngör'ün sağ beke konması da benzer şekilde Sabri'ye güvenemeyip savunmayı sağlama almalıyımın bir açılımı olarak göründü bu gece.. Zaten stoper bek olan Hakan Balta'nın yanına diğer kanada da bir başka stoper geçince geri dörtlü stoperler mangası halini aldı.. 4 tane stopere sahip bir dörtlü defansın modern bir futbol oynaması mümkün müdür? Orta sahaya hiç destek veremeyen beklerle, ön liberolar da hiçbir yaratıcı özellik göstermezken (Meira-Topal) içeride kazanılması gereken, hem de net bir skor alınması gereken bir maçta rakip üzerinde baskı kurabilmek mümkün olabilir mi? Fenerbahçe'nin Roberto Carlos ve Gökhan Gönül'lü modelinden hiç ders almayıp modern bir sistemi demode bir hale sokup 70'lerin İngiliz takımlarına döndürmek ne derece mantıklıdır? Eğer bu takımın sol beki Hakan Balta olacaksa (ki bana göre olmamalı) sağ bekin hücumcu bir oyuncu olması modern futbolun gereklerinden, olmazsa olmazlarındandır.. Bu oyuncu Sabri de olabilir, başka bir oyuncu da.. Ama benzer bir şekilde çıkarıp başka bir stoperi oraya koyarsanız Arda-Lincoln-Hasan ve Nonda dörtlüsünün geriden tamamen kopuk, saçma sapan bir top oynamasına neden olursunuz..

60. dakikadan sonraki oyundan düşüş de son 1-2 yılın Galatasaray'ının karakteristiğini yansıttı açıkçası.. Sezon başı olması bunu bir şekilde haklı çıkarıyor ama bir süredir yaratılan bu alışkanlık bugünkü feci son yarım saati görünce acaba dedirtmekten alıkoyamıyor insanı..


Bunların hepsi telafi olur ama asıl kafamda şüpheleri oluşturan bugün sahada bir oyun sistemi namına hiçbir şey görememem oldu.. Bir takım doğru bir diziliş ve sisteme sahip olup berbat bir top oynayabilir.. Ama berbatken bile ne yapmak istediği konusunda bir fikriniz olur.. Amaç bu ama bugün bunu gerçekleştiremediler dersiniz.. Skibbe takımın başına geldiğinden beri hücum ve çok hızlı pas yapan, topu mümkün olduğunca çabuk bir şekilde rakip sahaya taşıyan bir takımdan bahsediyor.. Bu süper bir düşünce elbette ama bu akşam ona uygun hiçbir şey göremedim ben..

Steaua iyi takım, çok kaliteli oyuncuları var.. Muhtemelen de Romanya'da eleyecekler Galatasaray'ı.. Futbolda her şey olur ama bence bu iş bu akşam bitti.. 60 dakikalık kondüsyona sahip Galatasaray'ın deplasmandan bu skor dezavantajıyla çıkamayacağını düşünüyorum.. Çok mu kötü peki durum? Pek güzel şeyler göremedik evet ama yine de zaman verilmesi gerekir Skibbe'ye.. Ligde 5-6 hafta geçmeden yaratmak istediği takım ve futboldan emin olmak mümkün değil bence.. 2 ay sonra bu takımdan bir şey olup olmayacağı net bir şekilde belli olacaktır ama.. Bekleyip göreceğiz..

Henry & Manchester United


Bir süredir Avrupa transfer piyasasını sıkıcı bir şekilde meşgul eden de Thierry Henry'nin Manchester United tarafından istendiği ve Henry'nin İngiltere'ye dönüp dönmeyeceği.. Guardiola Henry'ye çok ihtiyacım var, onu bu sene gerçek yerinde kullanacağım ve mükemmel olacak diye açıklama yaptı yetmedi.. Bu United'daki forvet fetişizmini de anlayamadım ben.. Berbatov tırtıkladılar aylarca, olmadı.. Gittiler Allah'ın overrated'ı Carlos Tevez'e 32 milyon pound sayıp İngiltere tarihinin rekorunu kırmayı amaçladılar.. Adam bir de overpaid ünvanı kazandı sayelerinde.. Yetmedi, Thierry Henry geldi üstüne.. Buraya kadar tamam da, Arsene Wenger'in açıklamasına ne diyeceğiz..

Henry İngiltere'ye falan dönmez kardeşim, dönerse de döneceği kulüp Arsenal'dir demesinin anlamı nedir Wenger'in.. Tamam bir red de kendisi yapıyor United'a, en büyük düşmanına.. Onu anlamak kolay da, Thierry Henry herkesi şaşkınlığa uğratıp 24 milyon euro gibi o zaman çok komik bir paraya Barcelona'ya giderken niye bu paraya gittiğini seneye anlayacaksınız diyerek hafiften Henry'ye dokunduran, müthiş olsa da eskiye, veteranlara dönüş yapmayıp daima takıma getirdiği yeniliklerle Arsenal dinamizmini oluşturan adamdan bu çıkış nedir?

Fransız'ım yaşlandıkça huysuzlaşıyor..

Bu arada lafı gelmişken Arsenal bugün CL ön elemesi 3.tur ilk maçında FC Twente deplasmanına çıkıyor.. Twente'nin hocası McClown olarak bilinen Steve McClaren.. Arsenal'de eksiklerin haddi hesabı yok.. Philippe Senderos, Kolo Toure, Cesc Fabregas, Abou Diaby, Samir Nasri, Eduardo, Tomas Rosicky, Amaury Bischoff ve Alex Song sakatlıklar yüzünden bugün forma giyemeyecek.. Bu da Johan Djourou'nun William Gallas'ın yanında tandemde, orta sahanın ortasında da Denilson ve Aaron Ramsey gibi toy elemanların forma giymesi anlamına geliyor.. Özellikle Djourou ve Ramsey fırlamasının ne yapacakları benim açımdan da büyük merak konusu.. McClaren böyle bir Arsenal'i bulmuşken zedelene zedelene harap olmuş ismini tekrar İngiltere gündemine taşımak isteyecektir ama onlar da Orlando Engelaar ve Karim El Ahmadi gibi önemli oyuncularını kaybettiler.. Twente-Arsenal gecenin en ilginç maçlarından biri olacak..

Lincoln Wolfsburg'taymış


Cüneyt Karakaya imzalı Fanatik haberi bu.. Aynısını geçiyorum:

Galatasaray´ın yıldız oyuncusunun Alman kulübü yöneticileriyle anlaştığı ve önümüzdeki günlerde resmi sözleşme imzalayacağı iddia edildi.
13.8.2008

İstenileni veremedi
Sarı-Kırmızılılar’da şok gelişme... Geçtiğimiz sezon sakatlığı nedeniyle istenilen performansı gösteremeyen, sezon başında ise ülkesinden geç dönen Cassio Lincoln’ün Almanya Bundesliga takımlarından Wolfsburg’la anlaştığı söyleniyor. Sambacının önümüzdeki günlerde Almanya’ya giderek resmi sözleşme imzalayacağı belirtildi. Bilindiği gibi Lincoln ülkesinden geç döndüğü için, Galatasaray yönetiminden 104 bin Euro ceza almıştı.

Takviye yapılacak
Bugün Steaua Bükreş karşılaşmasında forma giymesi beklenen Brezilyalı süperstar, buna rağmen Wolfsburg’un UEFA mücadelesinde Yeşil-Beyazlılar için ter dökebilecek. Galatasaray yönetiminin bu gelişmeden sonra teknik direktör Michael Skibbe’nin isteğine göre harekete geçeceği ve Şampiyonlar Ligi gruplarına kalmaları halinde bir yabancı golcünün yanı sıra, bir de orta saha için yabancı transferi gerçekleştireceği ifade edildi.


Bu da Galatasaray Resmi Sitesinin anında cevabı:

Fanatik Gazetesi’nin bugünkü sayısında Cüneyt Karakaya imzasıyla ve “Lincoln Wolfsburg’ta” manşeti altında yer bulan haber tamamıyla asılsızdır.

Galatasaray’ın her önemli karşılaşmasından önce ve özellikle de maç günlerinde buna benzer asılsız dedikoduları gazete sayfalarına haber olarak taşımayı gazetecilik olarak addetmiyoruz.

Özellikle de Kulübümüzü devamlı olarak izleyen muhabir ve yazarlar arasında bulunmayan bu muhabirin bu tarz girişimlerinin maksatlı olmadığını düşünmek mümkün değildir.

Bu haberlerin gazete sayfalarında yer almasını hoşgörüyle karşılamadığımızı hatırlatır, Galatasaraylı taraftarları kötü niyetli olduğunu düşündüğümüz bu tarz haberciliğe karşı uyarırız.


Hakikaten neye hizmet ediyorsun Cüneyt Karakaya? Steaua maçının olduğu gün sözleşmeli futbolcuyu, Galatasaray izin vermeden hiçbir yere gidemeyecek olan topçuyu Bundesliga'ya transfer etmekle ne kazandın? Alıştık yalan haberlere o sorun değil, ama sezonun en önemli maçlarından birinin olduğu gün şu haberi yapabilmek nasıl bir kişilik ister onu çözmeye çalışıyorum ben.. Tebrik ederim Cüneyt, çıktın kulübün manşetine.. Ama bakalım bir daha girebilecek misin o kulüpten içeri..

12 Ağu 2008

Carlos Cuellar Aston Villa'da


Meira gibi bir şey bu Cuellar da.. Dev gibi, korkutucu bir herif.. Zordur böyle defanslar forvetler için.. Gece görsem korkarım ben bunu, forvetler maçlarda yaldır yaldır kendisine doğru koşarken görüyor bu adamları.. Allah düşmanıma vermesin..

Geçen sene Rangers'ta müthiş bir sezon geçirip yılın futbolcusu seçilerek 2 ödül kazanan (ki fotoğrafta elinde tuttuğu ödül bunlardan biri.. -Clydesdale Bank SPL Player of the Year ödülü- ) Cuellar Aston Villa'ya transfer oldu.. Bedel 8 milyon pound.. Kontratında bu fiyatı getiren olursa Cuellar gider yazıyormuş.. Martin O'Neill parayı bastırıp götürmüş elemanı Birmingham'a.. Her zaman underrated kaldığını düşündüğüm Martin Laursen'in yanına çok iyi bir parça Cuellar.. Aston Villa da çok göz önünde olmayan ama yararlı adamları almaya devam ediyor.. Brad Friedel, Steve Sidwell, Luke Young, Nicky Shorey, Curtis Davies ve şimdi de Carlos Cuellar.. Nicky Shorey ve Curtis Davies hariç (bu oyunculara verilen paralar açıklanmadı) transfere harcanan para 21 milyon pound'u buldu Aston Villa'da.. İlginç tabii..

11 Ağu 2008

Ben Collett


Dışarıda çok güzel şeyler oluyor futbol ve insaniyet adına.. Son örneği de Ben Collett'te yaşanmış bunun.. Collett 2003 yılında Manchester United'ın reserve takım formasıyla çıktığı ilk maçta Middlesbrough'ya karşı oynarken Boro'lu oyuncu Gary Smith'in darbesiyle sakatlanmış ve ayağı iki yerden kırılmış.. 18 yaşında olan Ben o zamanlar kendi yaş grubunun en potansiyelli gençlerinden biriymiş ve bu sakatlıktan sonra bir türlü toparlayamamış kendisini.. Middlesbrough da duruma kulüp olarak çok üzülmüş ve biraz geç olmuş ama Collett'e 4.5 milyon pound'luk bir ödeme yapılmasına karar vermişler.. Tabii bu sürecin uzamasında ödemenin direk Boro tarafından değil de sigorta şirketi tarafından yapılmasının da etkisi vardır ama takımın gösterdiği yaklaşım da çok güzel..

Collett de Marc Overmars'ın seneye forma giyeceği Eerste Divisie'de, AGOOV Apeldoorn forması giyiyor şu an.. Kafasına küçük çaplı bir talih kuşu konduğu için elbette mutludur ama avukatının da söylediği gibi sanıyorum bu parayı almamayı ve 5 yıl önceki o sakatlığı hiç yaşamamayı tercih ederdi.. Yine de benzerini yaşayıp çok daha kötü durumlar yaşayanları düşününce insan, Middlesbrough gibi kulüplere daha çok saygı duyuyor..

Marc Overmars geri döndü


Bugün de eğlenceli ve şok edici bir kararla başladı.. 4 sene önce futbolu bırakıp Go Ahead Eagles takımında menajerlik yapmaya başlayan Overmars takımın kötü gidişine dur demek istemiş ve futbola dönüş kararını açıklamış bugün.. Go Ahead Eagles Marc Overmars'ın futbola başladığı kulüp, verdiği kararı bununla ilintili olarak incelemek gerekiyor elbette ama yine de şaşırttı beni.. Yaşı hala 35, futbol oynanabilecek bir yaş sonuçta ama verilen ara çok büyük.. Çok ilginç olacak ama.. Eagles takımı Hollanda 2. Ligi'nde, Eerste Divisie'de oynuyor.. Roadrunner'ın o lakabı almasını sağlayan özellikleri mutlaka kalmamıştır ama hala vardır sanıyorum gösterecek bir şeyleri.. Şöyle arada 1-2 maçını verseler de izlesek diyeceğim ama Afrika'daki açlığın bitmesini istesem olması daha mümkün olurdu heralde..

Jaap Stam'ın jübile maçındaki performansı çok etkili olmuş bu kararı vermesinde Overmars'ın.. Hala hızının yerinde olduğunu ve tekniğini kaybetmediğini görmüş ve kendisi bile şaşırmış bu üst düzey performansına..

Sonuç olarak Hollanda 2. Ligi'ne büyük renk getirecek Roadrunner..

9 Ağu 2008

Gökhan İnler


Gareth Barry Liverpool'a gidecek mi? Ronaldo'ya Real için United'dan izin çıkacak mı? Lampard Interli mi olacak? Berbatov United yolunu tutacak mı? Şu haberlerin yabancı basında her gün, tekrar tekrar, kaç kere döndüğünü yazsam bizim kolpacı gazeteler haklı duruma geçer belki.. Yeter ya, sıkıldık.. Ben bazı transferlerin bu kadar yılan hikayesine döndüğü bir sezon arasını hatırlamıyorum.. Bir süre boyunca her gün, ama her gün Cristiano Ronaldo ve Gareth Barry okuduk.. Hayır bizim gazeteler daha yaratıcı en azından.. Her gün bir başkasını sıkıp güldürme potansiyeline sahipler.. O süreçten zevk almamızı sağlıyorlar.. En azından masa başında oturuyor bir editör, kimi sıksam diye düşünüp birine karar veriyor.. Onunla ilgili bir hikaye uyduruyor sonra 3 büyüklerden birini seçip.. Hayli kreatif bir süreç bu.. Ya dışarda? Aynı haberi ısıtıp ısıtıp her gün döndür.. E sıkılıyorum, alışmışım harekete, egzantrik kolpalara, şuna, buna.. Bunu kendi medyamı eleştirmek için yazıyorsam namerdim.. Hakikaten yabancı basın bu sene deli etti beni..

Değişik dedikodular görünce de seviniyorum ister istemez.. En sonuncusu bu sabah çıktı piyasaya.. Flamini, Gilberto ve Hleb'i orta sahasından kaybedip Nasri ve Ramsey gibi potansiyel vadetmekten başka hiçbir şey sunmayan oyuncuları kadroya katan Arsenal'de orta saha problemi büyük bir şekilde devam ediyor.. Ramsey büyük ihtimal bu sene takıma ısınacak.. Nasri'nin ise nasıl bir role sahip olacağını hiçbir şekilde kestiremiyorum.. Wenger söz konusuyken iddialı konuşmak da zor ama durum bu Arsenal'de.. Gökhan İnler'e de bu nedenle direk talip olmuş Arsene hoca.. Gökhan'ın menajer görüşme çok olumlu geçti şeklinde bir açıklama yapmış.. Udinese'nin istediği para yaklaşık 23 milyon dolar, ki Arsenal gibi bir takım için çok önemli bir miktar bu.. İlginç bir şey gördüm haberi okuduğum yerlerde, eğer transfer bu fiyat üzerinden gerçekleşirse Gökhan İsviçre tarihinin en pahalı oyuncusu olacakmış.. Stephane Chapuisat'ın Uerdingen'den Leverkusen'e geçişi astronomik olarak kalmıştı aklımda ama baktım, değilmiş.. Bu açıdan da ilginç bir transfer olur.. Gökhan İnler'i birçok kez izleme fırsatına sahip oldum.. Şu anda iyi fizikli ve iyi bir önliberodan fazlası değil bence.. Ama çok değerli.. Nedeni de tamamen tekniğinin gelişime yatkın olması.. Şu anda kesinlikle yeterli değil ama gelişime çok müsait ki 24 yaşına gelmesine rağmen sadece Udinese'de geçirdiği son sezonunda topla oyununda büyük aşamalar kaydettiğini hocası da söylüyor.. Müthiş fiziği ve sağlam kondüsyonuyla Arsenal orta sahasına oturur Gökhan ama transfer bu fiyatlardan gerçekleşir mi o konuda emin değilim..

Beşiktaş 2008/2009 Formaları


Formaları ayrı ayrı bulamadım, tek foto var o nedenle.. En güzeli enine siyah-gri çizgili forma olmuş bana kalırsa.. Çoğu kişiye göre de öyledir sanırım.. O varken aynı formanın siyah-beyazına gerek yokmuş mesela bence.. Düz beyaz forması zaten klasik artık Beşiktaş'ın da.. Ona da iyiden başka bir şey denmez.. Bir de çubuklu var.. Biraz daha aykırı renkler kullanılabilirdi bence Galatasaray ve Fenerbahçe'de olduğu gibi.. Onlara göre daha sıradan buldum ben formaları.. Kaleci formaları da ek olarak kötü olmuş.. Kırmızı girmeliydi bence bu koleksiyona..

8 Ağu 2008

Milan Gurovic & Dejan Milojevic


Antonio Graves ve Marshall Strickland ikilisinden sonra Galatasaray'ın yeni ikili transferi Gurovic ve Milojevic oldu.. Yine nokta atışlar Galatasaray'dan.. Gurovic kariyeri düşüşte olan, 33 yaşına gelmiş, Polonya ligine kadar düşmüş bir oyuncu ama kariyeri tartışılmaz.. Skorer yapısını ve nokta şutörlüğünü de hala koruyor.. Galatasaray uzun bir süredir 2 ve 3 numaralardan gelen sabit şut tehdidine sahip olmayan bir takımdı.. Bu sene Graves ve Gurovic beraber çok can yakacaklar.. Milojevic de Avrupa'nın tecrübeli, skorer ve ribauntçu uzunlarından biri.. Zizic'le beraber inanılmaz iş yapabilirler Galatasaray pota altında.. Şu anda tek şüphe Marshall Strickland'ın point guard olarak ortaya ne koyabileceği ve bu skorerleri ne kadar kullanabileceği bana kalırsa.. Bir de Murat Özyer'in rotasyon kurmadaki sıkıntısı var tabii ki.. Avrupa için bu yabancılarla Galatasaray çok sağlam bir kadro oldu ama Türkiye'deki sistemde yabancı rotasyonunun nasıl oluşturulacağı çok önemli.. Türkiye bu açıdan coachluk deneyiminin ve yeteneğinin fazlasıyla kritik olduğu bir lig haline geldi.. Özyer'in geçtiğimiz yıl yabancılarla yaşadığı sorunları göz önüne alınca ve 5 yeni yabancıyı düşününce insan endişelenmeden duramıyor tabii ki.. Bir de Milan Gurovic'in son derece huysuz ve asabi olan yapısını da işin içine katınca dua etmekten başka yapacak bir şey kalmayacak Galatasaray taraftarı için.. Murat Özyer'in son şansıdır bu kadro, iyi kullanması gerek..

7 Ağu 2008

,

MTK 0-5 Fenerbahçe


Koskoca 90 dakika bitti, elde Fenerbahçe'nin yeni sezonuna dair hiçbir veri yok.. Olması da mümkün değil zaten.. Bu kadar seviye farkı olan bir takımla yapılan maçlar ne verecek ki taraftara ya da spor yazarlarına? Ama Fenerbahçe'nin düzenli CL'de oynamasının verdiği tecrübe ve son yıllarda getirdiği fark işte burada.. Eskiden çok zorlanılan takımlar artık sezon öncesi 2. lig takımlarıyla yapılan maçlar halini aldı Fenerbahçe için.. Avrupa tecrübe işidir, geçen seneki çeyrek finalin bu bağlamda çok daha büyük avantajları olacak önümüzdeki senelerde.. Takımın tamamı değişsin ya da değişmesin..

Semih Şentürk'ü konuşmak lazım mutlaka.. Ama 4 gol attığı için değil.. 2. golündeki klası nedeniyle de değil.. İyi gol vuruşu yapan ve doğru yerlere giden genç futbolcu olarak çıkıp yıllarca oyuncu yedeklemekten ileriye gidemeyip "genç Semih" şeklinde dalga konusu olan adamın Güiza'nın arkasında supporter'da bile mükemmel oynamasıdır onun asıl değerini gösteren.. Aynı Euro 2008 yarı finalinden sonra Semih'in karşısında 90 dakika ecel terleri döken Lehmann'ın böyle bir performans olamaz açıklaması gibi.. Yoksa MTK'ya 4 gol atmış nedir ki? Yarın çıkar ligde de çakar 3'er 4'er tane.. Ama bu tip şeylerin bu performanslardan çok daha büyük önemi var sanırım..

Fenerbahçe'yi ciddi bir müsabakada görmeden eleştirmek mantıklı değil.. Ama bu düzende Alex'in istatistik katkısının azalacağını ve takım savunmasının düşeceğini görmek için de kahin olmaya gerek yok.. Önemli olan Aragones'in ciddi takımlara karşı nasıl çıkacağı.. Ondan sonra daha net şeyler söylenebilir.. Şimdiyse afaki konuşmaktan başka yapılabilecek bir şey yok Fenerbahçe için.. Diğer takımlar gibi...

Ek: Bu arada yeni formayı seramonide ilk gördüğümde düz sarı forma çıkarmadı ki bunlar ne iş dedim.. Daha sonra fosforlu yeşil olduğunu anladım.. Gayet şık duruyor spotların altında forma.. Oyuncuların üstünde görmek lazım demiştim, güzel gerçekten.. Lacivert şortla da süper uyum sağlamış.. Fotoğraflarda yine yeşil gibi duruyor ama spotların altındaki rengi daha çok hoşuma gitti benim fosforlu yeşili bile beğenmeme rağmen..

Blogger tarafından desteklenmektedir.