21 Ağu 2010

,

Prim Yaptırıcı Schuster


Türkiye'ye gelişleri, yıldızlarla bezeli kadrolarla karşılanmaları, sezon gidişatı adına kendilerinden olan beklentiler, Türkiye'deki futbolu değiştirme umudu olarak anılmaları... Rijkaard ve Schuster'i bu sezon buluşturan TSL'de iki önemli hocadan aynı çatı altında yer alan sayısız beklenti, ikiliyi birbirine bağlayan sayısız benzerlik vardı.. Bunlardan biri Rijkaard'dan önce Schuster'in Galatasaray yönetimi tarafından çok ciddi bir şekilde istenmesiydi.. Bugün bir başkası daha geldi..

Frank Rijkaard geçen senenin 2. hafta Denizlispor önünde savunma dörtlüsünü tamamen değiştirerek Türk futbolundaki rotasyon geyiğini 1-2 haftalığına yeniden canlandırmıştı.. 1 sene sonra Schuster, yine bir 2. haftada bu rotasyon hastalarını yeniden cezbedecek, Rafael Benitez o cümleler içinde mutlaka geçecek.. Geçen seneki Denizli maçında olduğu gibi, ben bunun rotasyon olduğuna inanmıyorum.. Zira hiçbir takım sezon başında, 2. haftada rotasyona ihtiyaç duymaz.. Rijkaard savunma dörtlüsünü değiştirirken belki o hattan memnuniyetsizliğini, belki var olan arızaları diğer oyuncularla nasıl kompanse edeceğini düşünüyordu.. Zira sezon ortasında o savunmaya Lucas Neill geldi.. Schuster'in kafasında da, özellikle çok daha büyük değişiklikler yapıp taşlarla bu denli oynarken farklı bir şey olduğunu düşünmüyorum.. Olsa olsa tek defansif orta sahayla, forvet Holosko'yla, Ersan'lı tandemle, sağ açık Hilbert'le ciddi bir maçta neler yapabileceğini görmek istemiştir.. Eğer bu düşüncenin altında ben bu takımı nasıl olsa yenerim düşüncesi varsa bu lig karakterini yaklaşık 9-10 haftada Schuster'e anlatacaktır, açılışı bu gecedir sadece.. Ama Schuster eğer bu mağlubiyeti öngörüp zerre sallamıyorsa (ki kulübede öyle görünüyordu) o zaman ilk iç saha maçında ıslıklayarak bizim tribünlere selam çakan kendini bilmezlere de, yarın takıma sallayacak olanlara da fazla ekmek düşmez, düşmemeli.. Ama bu ülkede bu işler genellikle böyle yürümüyor..

Necip'in kenara alınması ve yerinin doğal olarak kimseyle doldurulamaması takımın bu geceki ana sorunuydu.. İBB ataklarına hazırlıksız yakalanan Beşiktaş savunmasının tek hat yapısı bu işin yan hasarı.. Ortayı parselleyip istikrarlı bir şekilde iç sahada rakibi geriye yaslayamıyorsan arkadaki problemlerin ortaya çıkmasından doğal bir şey yok.. Guti'nin gelişinde ve Galatasaray'ın geçmişinde sayısız postta geçtiği gibi bu ligin tek Ernst'li bir yapıyı istikrarlı bir şekilde kaldırmasının imkanı yok.. Mucizeyle desteklenmesi durumunda ise bu yapının Avrupa'da fazla ilerleme şansı da yok.. Necip yokken, Fink de buza çevrilmişken bu gece başka bir uyarıdır.. Schuster de zaten bu uyarıları almak için yapıyordur bu oynamaları..

Benim için gecenin özeti Schuster'in Abdullah Avcı'ya yaptırdığı başka bir prim, Avcı'nın en az 5 hafta bu galibiyetin ekmeğini yiyeceği.. Bir "4 büyük" takımı dışında bu kadar uzun süreli çalışmanın bu ülkede anlamı mutlaka büyüktür ama fazla inanmadığım mantalitesi, stadını dolduran bir taraftar takımında bu istikrarı göstermediği sürece benim için bu maçlarla prim yapan Avcı efsanesi devam edecek.. Maçın 87. dakikasında 110 pasla görünen Büyükşehir Belediye istatistiği bu konularda sallamayı seven yayıncı kuruluş eşliğinde çok şey ifade etmiyor ama eğer doğruysa bu zeminden çekeceği daha çok şey var demektir Beşiktaş'ın.. Zira aynı dakikada Beşiktaş'ın pas sayısı 240'tı ki bir 90 dakika içinde toplam 350 pas yapılıyorsa bu ülkede hakikaten kontağı kapatıp gidelim bu diyarlardan..

7 YORUM:

nuri dedi ki...

Parma maci yazdığını görmek çok güzel.
Beşiktaş'a geldiğinden beri skora katkı yapmak dışında çok az olumlu hareket yapan, hızı dörtte birine düşmüş Q7'ye ne diyorsun? (ki şu ana kadar yaptığının daha iyisini Kewell'ın ölüsü gayet iyi yapıyor zaten)
Bir de Ferrari de acaip ağırlaşmış bu sene gördüğüm kadarıyla, buna dikkat ettin mi?
Son olarak Guti ve Necip'i yedek bırakmanın "bir de böyle görelim" in ötesinde bir anlamı olabilir mi, ikisinin oyuna getirdikleri bu kadar açıkken?

Parma Maniac dedi ki...

Nuri, öyle bir deneme varsa onlarsız noluyor değil de, onların yerine oynayabilecekler bu takıma uzun vadede ne verebilirin denemesidir o.. Öyle olmalıdır sanki..

Quaresma ise bence yavaşlamamış, gayet iyi yardırıyor eline geçen fırsatlarda.. Ferrari konusu farklı, Schuster-Ferrari hadisesine yeni açılımlar gelebilir ilerleyen haftalarda..

Cengizhan Türkiş dedi ki...

Beşiktaş gereken dersleri bu maçtan almıştır sanıyorum, her maçı 3:0 4:0 kazanıcaz sanıyorlar galiba fena gaza gelmişler. Benim değinmek istediğim nokta LigTV. Bu spiker arkadaşın Beşiktaşlı olduğu zaten her hallerinden belli oluyor (hiç bir itirazım yok). Fakat bu kadar taraflı maç anlatmak gerçekten Beşiktaşlı olmayan izleyiciye ayıp, saygısızlık. Üç sene önce BJK-FB maçında Anelka gol attığında neredeyse ağlayacaklardı. Aynı tas aynı hamam devam ediyorlar. Gerçekten ilginç.

Adsız dedi ki...

bence abdullah avcı berbat bir hoca bazı gsliler nasıl bu adamı istiyorlar anlıyorsam kanguru olayım. ayda 1 3 büyüklere oynuyor. bursadan eskişehirden 6 yiyor

Kayrakli dedi ki...

@nuri
Q7'nin daha hızlı olduğu bir görüntü var mı ?
kewell iyi-güzelde bu kadar ilahlaştırılacak ne yaptı Galatasaray'da merak ediyorum ?

@cengizhan
bir Beşiktaşlı olarak spikerlerin hiçte taraflı anlattığını düşünmüyorum.

taraflı bir yorumunu hatırlıyorsan paylaşırsan sevinirim.

iSonKa dedi ki...

@Kayrakli
Quaresma'nın yavaşlamadığını düşünüyorum ben de.Ama patlayıcılığını biraz kaybetmiş gibi geldi.
Kewell olayı biraz görmek istemekten kaynaklanıyor.Takımla özdeşleşecek, lider vasıflı bir oyuncu arayışı var.Arda'yı denediler olmadı.Bu ihtiyacı Kewell üzerinden gideriyorlar gibi geliyor.

iSonKa dedi ki...

@cengizhan

taraflı yorum denildiği zaman, geçen yılın son maçı FB-TS maçı aklıma geliyor.Fenerbahçe pozisyonlarındaki yorumlar, kale önünde boşta kalan topa vuracak yok mu diye yırtınmaları hatırlıyorum.

Blogger tarafından desteklenmektedir.