3 Ağu 2010

Inception


Büyük bir kurgu ve montaj ukalalığı olan Memento'sunu bir türlü sevemedim, Batman Begins'le en dandik bulduğum çizgi roman karakteri olan Batman'i bir anda favorim haline getirmesinden sonra müthiş saygı duydum, The Prestige'le insan değil dedim, The Dark Knight sonrası biraz mübalağayla dünyanın en iyi yönetmeni yaptım ve Inception geldi.. Filmden önce o kadar çok insandan 'hayatımda izlediğim en iyi film' yorumunu duydum ki beklentileri sonsuza çekmiştim.. Batman'ler sonrasında onları duymasam da Nolan ve Leo ikilisi sonrasında bunu yapardım muhtemelen.. Ama filmi izleyip son sahneden sonra yazılar çıktıktan sonraki hissiyat ya ben bir bok anlamadım, ya da yapılan övgüler çok abartıymış şeklinde düşündürdü.. Eve gelip bazı çözümlemeleri okuduktan sonra anlaşılmayan fazla şey olmadığını görünce geriye güzel ama bir modern klasik olan Matrix'in yanından geçmeyen bir film kaldı..

Filmin Matrix bağlantısı sadece bir kurgu üzerindeki gerçek yaşam hissi ve insanlarda farkındalık yaratmaya çalışmasıyla yaratılıyor.. Fakat Matrix bu konuda ziyadesiyle başarılıydı.. O üçlemeden sonra, özellikle Reloaded sonrası acaba nerede yaşıyoruz sorusunu sordurmayı başarıyordu Wachowskiler.. Matrix, ilk filmde yarım dakikalık Neo'nun gerçek dünyadaki uyanma sahnesi ve insan tarlasıyla çok büyük oha dedirtebilen bir filmdi ama Inception bu düşünceleri uyandırmıyor izleyicide..

Rüya katmanları ve onun süreleriyle ilgili filmde garip gelen yerler mevcut ama çok önemli değil.. Nolan yine dünyasını yaratıp imza kurgusunu yapmış ama fazlası bence yok.. Kendi kronolojisinde iki Batman ve The Prestige'in arkasına koyarım, başkası hayatında izlediği en iyi 5 filmin içine alır.. Zevk ve tercih meselesidir bu fakat benim filme gitmeyenlere önerim beklentileri fazla yükseltmemeleri olur ki film için daha iyi bir değerlendirme yapma ve hakkını verme ihtimali yükselsin.. Nolan en kötü filminde bile belli bir sınırın çok üzerinde işler çıkaran şu anki Hollywood sinemasının en büyük beyni benim gözümde.. 3773784 kere izlediğim Begins'i ve sinema tarihine geçen Joker'inden sonra benim kendisinden beklentim artık Batman'i iyice tabu haline getirip seriyi noktalaması..

Nolan'ın hastası olarak elemanı biraz biliyorsam bu filmin devamını getirmeyeceğini düşünüyorum.. Para kaygısı olmadığı için bundaki hata payı da bence oldukça düşük olacak.. Son olarak filmde en çok Marion Cotillard'ın sahnelerini beğendiğimi belirtmek isterim.. Kadının güzelliğinden bağımsız, bulunduğu bütün sahneler müthiş gerdi beni.. Benzer bir Leo filminde, bu sene izlediğim en güzel yapım olan Shutter Island'da da Leo'nun ölmüş eski eşini oynayan Michelle Williams'ın bütün sahneleri müthişti.. Bu açıdan iki film arasında bağlantı kurdum ben ama Scorsese'nin Shutter Island'ı bence Inception'ı fena döver..

Nolan için artık Riddler ve Penguin zamanı.. Heath Ledger'in yarattığı büyük efsaneden sonra işler zor olacak ama çizgi roman piyasasının en iyi yazarlarından daha güzel bir Batman hayaline ve yaratıcılığına sahip Nolan için bu, çok büyük sorun olmayacaktır..

13 YORUM:

alt + 168 dedi ki...

shutter island inception'ı nsıl döver abi yaa? filmin yarısında sonunu tahmin etmiştik biz çok bariz biçimde. ayrıca hitchcock'a saygı sekansları dışında hakkatten filmin bi numarası yoktu. leo iyi oyuncu olduğunu gösteriyordu tabi orda da ama inception ve shutter island kıyaslaması bana abartılı geldi.

bence nolan'ın en iyi filmi budur. ama biri derse ki ben ben dark knigh, prestige, memento ve batman begins'ten sonra 5. sıraya koyarım ona da saygı duyarım. ama shutter island?

kişisel not: joseph gordon lewitt için bu film bence yeni batman filmi öncesi test idi. kendisini villain olarak görmeyi bekliyorum yeni filmde. riddler büyük ihtimal.

SirEvo dedi ki...

Matrix'le uzaktan yakından alakası yok filmin. Gereksiz kıyaslama olmuş.

ksenophanes dedi ki...

Aynen. İmdb'de yapılan oylamaların geçerliliğinden iyice şüphe duymaya başladım. Evet güzel film, sinema için verdiğiniz parayı gani gani helal ediyorsunuz ama tüm zamanların en iyi üçüncü filmi olarak imdb gibi bir arşivde yer bulması büyük abartı. Bu arada itiraf edelim Leonardo Di Caprio hollywood'un gelmiş geçmiş en iyi oyuncularından biri olma yolunda hızla ilerliyor.

glove dedi ki...

Belki izlediğim en iyi film olmayabilir, fakat özellikle filmin son 1 saatteki temposu, çekimler ve müzikler beni inanılmaz içine çekti, hiç bitmesin istedim. Uzunca zamandır izlediğim en iyi film olduğu kesin..

Adsız dedi ki...

kurgu ve montaj ukalaligini biraz acabilir misin?

bu ukalalik nerde baslar ve biter?

mesela maskeli besler kurgu acisindan mutavazi bir film midir ?

mre dedi ki...

Memento'yu sevemedim demişsiniz ya ben de gerisini okuyamadım :)) Diyeceksiniz ki banane, haklısınız. Sadece söylemek istedim.

Ayrıca yukarıdaki afişte yazan "from the director of dark night" bu adama hakarettir, memento varken hadi onu anlamadılar prestige ve insomnia (ki çokları bunu da beğenmez) varken dark night'ın esamesi okunmaz. Tabi bence!!!

Parma Maniac dedi ki...

alt + 168, filmin sonunu ben de ilk yarım saatte tahmin ettim ama Scorsese'nin bunu yansıtmamaya kastığını sanmıyorum ben.. Her hattıyla mükemmeldi bence, hala bu sene izlediğim en iyi film benim..

SirEvo filmin Matrix'le kıyasladığım yanlarını yazdım ben.. Bunlar bence kıyastır, değilse neden kıyas olmayacağını söyle.. Ortada gerçek yaşam dışında insanların rahatlıkla ve büyük bir bilinçle hareket ettikleri ayrı bir evren var ve iki filmin de izleyenlerde yaratmaya çalıştığı bir farkındalık mevcut.. Gayet de kıyas yapılır bunlardan..

Adsız, söylemek istediğim şey şudur.. Memento'yu o şekilde montajlamak için farklı bir beyin olmak gerekir.. Sinema okuyan ve bu işlere kafa yoran bir arkadaşım der ki Memento'yu o şekilde montajlamak için sadece bu işe aylar ayırmak gerekir.. Katıldım ben buna ama Nolan'ın filmde o eşsiz zekasını göstermek için biraz fazla çabaladığı fikrine kapıldım izledikten sonra.. Bunu The Prestige'de de düşündüm, bu filmde özellikle yarattığı evreni karakterlerin ağzından açıklamaya çalışırken de.. Nolan'da bence böyle bir zaaf var ve olmalı da belki ama ziyadesiyle kurgu ve montaja yüklenen Memento beni bu anlamda geri itti..

mre, söylediğin filmi izledin mi bilmiyorum ama çok dikkatli izlesen sanıyorum night yazmazdın iki defa.. Filmin adı farklı en başta ve bahsettiğin film kendi janrının dünyada en iyisi preQuel'i Begins'le birlikte.. Çizgi roman uyarlaması ciddi bir iştir ve The Dark Knight bunun çok ötesinde bir filmdir bence.. Öyle from the director of The Dark Knight da hakaret değil, olsa olsa övgü olur.. O afişlerden de Nolan'ın haberi ve oluru vardır emin olabilirsin.. Ama beğenmeme hakkı saklıdır tabii her film için, orası ayrı.. Ben Inception'u küçümsemiyorum ama sen Nolan'ın o filmini bu şekilde küçümsüyorsan bari ismini doğru yaz derim..

SirEvo dedi ki...

Yahu Matrix'te makineler falan var başı başına. Bambaşka bir felsefe var, Matrix felsefesi var. Bunda rüyalar, bilinçaltı modunda ilerliyor.

Matrix etkisi yapmış olabilir ama hani arasında hiçbir benzerlik göremiyorum ben.

mre dedi ki...

@Parma Maniac
Öncelikle evet filmi izledim lakin iş yerinde çalakalem bir şeyler yazarsan hem de 2 defa saçmalayabiliyorsun, haklısınız.
Tabi 2 defa yanlış yazmam filmi seyretmediğim manasına gelebiliyor mu? o da ayrı bir tartışma ya neyse, amacım tartışma yaratmak değil.
Dark Knight'ı beğenmediğim şeklinde algılanmış herhalde yazdıklarım. ben ise Nolan'ın Dark Knight'ın yönetmeni olarak lanse edilmesinin adamın diğer işlerine haksızlık olduğunu eğer bir tanım yapılacaksa "MEMENTO"nun yönetmeni denilmesi gerektiğini düşünüyorum. Tabi ki gişe ve bilinirlik açısında yapılmıştır ama bana kalırsa yaptığı en iyi iş olan MEMENTO'ya haksızlıktır. Böyle düşünmem de hakkımdır sanırım.
Yukarıda verdiğiniz şu cevaba da takılmadan edemedim "ama Nolan'ın filmde o eşsiz zekasını göstermek için biraz fazla çabaladığı fikrine kapıldım izledikten sonra.. " Tabi ki böyle bir fikre kapılmış olabilirsiniz de, o filmin konusu gerektiği karakterin yaşadıklarını hissetmek açısından yapmıştır bunu Nolan. Ukalalık olsun diye değil yani. Bir amaca hizmet etmektedir ki bunu mükemmele vermiştir. Memento'nun bir sahnesinde takip ettiğini düşündüğü bir adam tarafından takip edildiğini fark ettiği sahne çok can alıcı bir örnektir. Çok uzattım kusura bakmayın :)

hücum futbol dedi ki...

iyi film ama kesinlikle kült film falan değil. hele öyle izlediğim en iyi film falan hiç değil.
matrixle kıyaslanmasını ben de yersiz buluyorum. matrix bambaşka bir felsefe ve teknolojinin, bilim kurgunun da ötesinde müthiş anarşist ve eleştirel filmdir. Nolan büyük yönetmen olma yolunda süratle ilerliyor. Dark Knight, Momento, ve Inception'ın bir tık üstü büyük yönetmenliktir.
bu arada avatardaki coşkuy dolu bekleyişi sende göremedim:) avatar fiyaskosunun ardından bu film sana iyi gelmiştir diye ümit ediyorum.

Parma Maniac dedi ki...

mre, anlıyorum ama Memento'nun The Dark Knight'tan çok daha iyi bir film olduğuna dair bir argüman mevcut değil :) TDK kesinlikle son 20 yılın en iyilerinden biri ve Nolan'ın bu kadar çok ses getiren bir filmle anılması kendisine göre de hakaret değildir bence, büyük gurur duyduğunu tahmin ediyorum ben o filmden.. Memento'yla ilgili bahsettiğim durum söylediğim gibi The Prestige ve Inception'da da vardı bence ama Batman'lerde uyarlama senaryo dolayısıyla fazla mevcut değildi, filmlerin büyük kalitesi yanında bunlar da etkilemiş olabilir tabii.. Estağfurullah kusura bakacak bir durum yok, daha uzunlarını da bekleriz..

hücum futbol, hangi filmde göremedin anlayamadım onu ama Avatar antipatisi devam heralde :) TDK cümlesi güzel ama :)

kriptograf dedi ki...

christopher nolan deyince öncelikle izlenmesi gereken film the following. kara film/suç filmi seviyorsanız bu filmi izlemeden ölmeyin. inception'a gelirsek, filmin görselliğine hayran kaldım ama anlamadığım yerler var senaryoda. bir daha izlemem gerek. ama the prestige bence hala christopher nolan'ın ve 2000'li yılların en iyi filmi.

spiritfall dedi ki...

Christopher Nolan yaptığı işlerle kafamızdaki çıtasını öyle yükseltti ki, Inception hak ettiği puanı asla alamayacak zaten kimseden.

Bunun kanımca en büyük sebebi, filmin ilk yarısının bir Inception eğitimi olarak geçmesi, ve gizem kavramını kafadan filmin dışına atması oldu.

Memento'yu Memento yapan bünyede yarattığı "anam, film geri geri gidiyomuş lan" fikriydi.The Prestige, son sahneye kadar acaba hakkaten sihir var mı yok mu ikilemini taşıdığı için The Prestige.

Inception, ilk yarısı boyunca Matruşka bilinçaltı olayının eğitimini verip gizem, merak gibi kavramları hayatımızdan çıkardığı için insanlara, iç içe geçmiş 3 basit aksiyon filmi gibi geliyor.Değil...

Tabi ki bana sorarsanız da Nolan'ın en güzel filmi değil, yere göğe sığdırmayı asla beceremeyeceğim The Dark Knight açık ara birinciliği alacak.Hemen ardından beni finaliyle dumur eden nadir filmlerden biri olduğu için The Prestige gelecek.Fakat bu iki filmin ardından üçüncülüğe gönül rahatlığıyla yazabilirim Inception'ı.

Güzel bir konsept yaratmış Nolan abi, ve bunu harika çekimler, ideal kamera açılarıyla aktarmış bize.Batman filmlerinden alıştırdığı renk/ışık uyumunu devam ettirmiş, ki bugün Michael Bay ile beraber kendi renk skalasını son derece başarılı kullanan tek yönetmendir Nolan (filmlerin başarıları farklı bir konu tabi ki çok ta hazzetmiyorum Michael Bay'den...).

Bir de Marion Cotillard var tabi ki, belki de Inception'ın en güzel kısmı oydu.Her sahnesinde farklı bir ruh halini aktaran, her defasında bizi içine çeken o kadın.Güzelliğiyle, aksanıyla, mimikleriyle, oturmasıyla, kalkmasıyla, tuvalete gitmesiyle bile güzel olan o kadın.Kesinlikle Inception'ın en aklıda kalan kısmı olacak.

Kşeke kedi kadını da Marion oynasa...Deri içerisinde hayal etmesi bile güzel bu şaheseri :)

Blogger tarafından desteklenmektedir.