19 Ağu 2010

,

Galatasaray 2-2 Karpaty Lviv


Maç öncesinde Galatasaray'ın daha sezonun ilk maçında dibe vuran ve geçen sezondan itibaren süregelen kötü futbolundan kurtulma şansı olarak Rijkaard tarafından uzun süredir denenmeyen 4 hücumculu bir 4-4-1-1 düzeninin gerekliliğini düşünüyordum.. Hoca, geçen senenin önemli bölümünde bu yapıyı kullansa da özellikle geçen senenin ikinci yarısında ve bu sezonun başında çok büyük oranda 4-3-3'ü kullandı ki bu seçimlerinde yaşanan sakatlıklar, Arda'yı ve Keita'yı ileri uca alan çaresizlikler ve merkeze yapılmayan transfer büyük rol oynuyordu.. Yine de Elano'nun düzenli olarak sol iç oynadığı geçen sene Arda - Gio - Keita üçlüsüyle birlikte süreklileşen kötü futbolda 4-4-1-1'in ara ara denenmesi pragmatik bir anlayışla işi kısmen daha iyiye götürebilirdi ama oyuna çok daha bütün olarak bakan Rijkaard'ın 4-3-3 ısrarı sürdü..

Sezon başında da durum aynen devam etti.. Hazırlık maçlarında tamamen 4-3-3 üzerinden giden takım ligin ilk maçına da bu şekilde çıktı ve ortaya geçen seneden tanıdık berbat bir deplasman futbolu çıktı.. Rijkaard hala merkeze en az 2 transfer bekliyor ama parasızlıkla birleşen beceriksizlik, Elano'yu yüzüne gözüne bulaştırarak oyuncudan bu sene verim alma şansını da ısrarla dibe sürükleyen bir yönetim anlayışıyla birlikte iş 1 oyuncuya düşmüş durumda ve bunun da hangi şekilde, ne zaman gerçekleşeceği belli değil.. Mehmet Helvacı maçtan sonra ortaya çıkıp utanmadan "Galatasaray transfer sezonu bitmeden transferlerini tamamlayacaktır.." açıklamasını yapabiliyor ve sahadaki tepkileri başka şeylere indirgeyerek kurnazlık yapıyor.. Helvacı'nın sahada teknik sorun yok, başka şeyler var dedikten sonra tribünlerden adresi yönetim olduğu belli olan eleştirileri "Onlar sahadaki kötü futbola tepki gösteriyorlardı.." basitçiliğine indirgeyip kutsal çelişkilerin içine düşmesi tam anlamıyla bir fiyaskodur..

Oysa ki biz size transfer yapamazsınız dememiştik...

Galatasaray'ın bir zamanlar en güzel örneklerini verdiği 4-4-1-1'e bu kadar soğumuş bir şekilde sahaya çıkması, Arda'nın supporter rolünde ilginç bir şekilde yokları oynaması ortaya ilk 10 dakikada ceza sahasına girmekte zorlanan, rakibi kendi yarı sahasına ilk defa 14. dakikada kapatan bir Galatasaray ortaya çıkardı.. Sarp, Barış, Ayhan (ve hatta Topal) gibi oyuncuları 4-3-3'te oyuna katma çalışmalarının elde patlamasından daha doğal bir futbol olayı yok.. Neticede bu adamların toplu kabiliyetleri belli, çift yön muhabbetini yerine getirmeleri için çok özel bir gece geçirmelerinin gerekliliği ortada.. Böyle bir yapı içinde bu adamlardan ikisini bir miktar geriye çekip öndeki hücumcuyu forvet arkasına yerleştirerek aralarını açmak daha doğru bir futbol düşüncesi olabilir ama çok uzun süredir bunu oynamayan Galatasaray'da o mesafe artınca, takım boyunu yaklaşık 1-2 yıldır istediği gibi kısaltamayan organizasyon içinde orta sahada istenen üstünlük Karpaty'ye karşı kurulamadı..

Lucescu haklıydı.. Karşıda müthiş bir alan savunmacısı, kısıtlı hücumlarını da olabildiğince sistemli bir şekilde, isimsiz ama zeki oyuncularla hızla gerçekleştiren bir Ukrayna takımı vardı.. Geçen seneki 5.liklerine rağmen bu seneki kötü başlangıçları geçen seneki Metalist etkisinin benzerini vadetmiyordu ama alan savunmasını bilen bir savunma hattına eklenen iç oyuncuları, kenardan özellikle Zenjov'la sisteme yapılan sürat katkısına birbiriyle çok iyi anlaştıkları belli olan çok zeki bir forvet ikilisi bu takımı da ekonomileri ölçüğünde özel bir yere koyabilir.. Ve pek tabii ki bu yargıyı pekiştirmek için bu takımı daha çok izlemek gerekir.. Arda'yı merkez önünde yok eden beşgenleri ilk yarıda hiç işlemeyen yapıda Kewell'ı Batdal tamamlayıcısı olarak ortaya aldı ve Arda'yı sol kenara çekti ama takımda değişen fazla şey olmadı..

Batdal'ın 2-0'dan sonra kenara alınması Baros'un maçı geri çeviren katkısı sonrasında daha normal görünebilir ama bence ilk yarı beklenmeliydi.. İlk yarıdaki paspaye yapı içinde ortaya konan sınırlı aksiyonların tamamının içinde Batdal vardı ama arkadan yeterli desteği alamadığı bir hücum içerisinde bu kadar tecrübesiz bir oyuncu olarak mucize yaratması mümkün değildi.. Bazen işler kötü gidince kabak hiç suçu olmayan en tecrübesizlerin başına patlar.. Mehmet Batdal umuyorum bu değişimden fazla etkilenmeyecektir.. (Edit: Batdal sakatlığı nedeniyle oyundan çıkmış, bu paragraf kayıtlardan çıkar)

İkinci yarıda 53. dakikada yapılan Barış - Serdar değişikliği maçı kurtaran hamle.. Yenik duruma düşünce defans çıkar - forvet sokçu elemanların asla erişemeyeceği bir futbol olgunluğunu Rijkaard yine gösterdi ve sağ açık Serdar'ı oyundan alıp merkezi üçleyerek hücumcu sayısını bir düşüren takım değişiklik sonrasında rakibi yarı sahasına kapatmaya başladı.. Elde kalan Baros, Kewell ve Arda üçlüsünde Harry ve Arda'nın iki kenarı paylaşacakları belliydi ve doğal olarak Arda sağ kenara gitti.. Bu ikilinin çift kanadı paylaşamayacakları 2 sene öncesinden tecrübe ettiğimiz ve bildiğimiz bir futbol gerçeği ama kenarda farklı bir varyasyona girebilecek opsiyonu yine yoktu Rijkaard'ın ve ilk yarının kötüsü Arda sağda iyice kayboldu, solda Harry Kewell ise maçı çeviren oyuncu oldu..

İlk goldeki ortası maçın başından itibaren hatasız oynayan Karpaty savunmasını paralize eden mükemmel bir kesme.. Baros boş görünüyordu ama rakibin kesinlikle o boşlukta suçu yoktu.. Öyle bir bombe ve kesmeyle topu oraya gönderebiliyorsanız yapacak bir şey yoktur.. Rakip savunmadan dönen toplar ortadaki üçlüyle daha iyi geri kazanım içine alındı ve 2-1'den sonra istemsiz olarak iyice geriye yaslanmaya başlayan tecrübesiz Karpaty'yi iyice zorlamaya başladık.. Golden sonra Kozhanov'u oyundan alan Oleg Kononov ileride tek kalan target striker'la aslında takımı iyice kendi alanına kapattı ve yaklaşık 10 dakika sonra bunu fark ederek golü yapan Kuznetsov'u da oyundan alarak yerine driplingçi, tandem arkasına oynamaya çalışacak olan Batista'yı soktu.. 75'ten sonra Rijkaard tarafından fizik olarak kötüyüz itirafına neden olan ilk haftayla birlikte takımda fizik düşüşün geleceği belliydi.. 45-75 arası yarım saatlik dilimde müthiş bir baskı yapan takımda zaten iyice beklenebilir bir durumdu bu.. Kononov bu dakikadan sonra takımı da biraz ileriye çıkararak Galatasaray'ı kendi kalesine getirmemeye çalıştı ama Harry Kewell'in yine soldan yardırdığı bireysel bir çabasına doğru yerde olan Baros noktayı koydu ve takım beraberliği kurtardı..

Baros'tan önce maçı alan adam Kewell'dır ve onun büyük çabası 2-0'dan sonra her şeyin çok kötüye gidebileceği bir dönemin başlangıcı olabilecek bu maçı kurtararak aslında yönetimin de ipini bollaştırmıştır.. Mehmet Helvacı'nın yönetimin devam eden ayıbını tekrarladığı konuşmasında "Bazen ben de yönetim istifa" diyorum özeleştirisini yapması da elbet güzeldir ama takımdaki çarpıklıkları affettirmez.. Bugün 4-4-1-1 olmadı ve takım alıştığı 4-3-3'le geri dönerek işi biraz toparladı.. Ama geleceğini duyduğumuz oyuncu dedikoduları bence ilerleyen dönemde bu takımı kesin ve net bir şekilde 4-4-1-1'e döndürecek.. Pek tabii bunu değerlendirmek için vasat yönetim sayesinde daha çok zamanımız olacak..

Takım ikinci iç saha Avrupa maçında da 2-2'yi aldı.. Ama canlı gözle izlediğim OFK Belgrad bas bas ben çok kötü bir takımım diye bağırıyordu ve deplasmanda 5-1'i almak takım için zor olmadı.. Karpaty Lviv deplasmanında ise işler bu kadar kolay olmayacaktır.. Açık bir şekilde turun direksiyonunu rakibe verdik ama ilk yarıdaki garabet sonrasında bu gece, buna üzülen Galatasaraylı olacağını sanmıyorum..

Galatasaray: Aykut, Ali Turan, Neill, Servet, Hakan Balta (Dk.78 Serkan Kurtuluş), Mustafa Sarp, Ayhan, Arda, Serdar Özkan (Dk.53 Barış), Mehmet Batdal (Dk.35 Baros), Kewell

Karpaty Lviv: Tlumak, Miloševic, Godwin, Kozhanov (Dk.65 Hudyma), Zenjov (Dk.83 Kopolovets), Khudobyak, Golodyuk, Fedetskiy, Checher, Kuznetsov (Dk.70 Batista), Avelar

Goller: Dk.34 Kuznetsov, Dk.40 Zenjov (Karpaty Lviv), Dk.59 ve 85 Baros (Galatasaray)

26 YORUM:

Adsız dedi ki...

bu kadar rezalet durumdaki bir takım hakkında hala yazı yazma iştahını nasıl buluyorsun ? bravo yani. ya da okuyucularına karşı sorumluluk duygusu mu ?

bir de şu 4-4-1-1 dediğin aslında 4-2-3-1 olmasın ?

Spooky dedi ki...

Arda'nın sağ tarafta bir sıkıntısı daha oldu. Rijkaard çizgide kal dedikçe içeri girdi... Oyuna dahil olmak istemiş olabilir ama doğru olan sağ tarafta kalmasıydı son 15-20 dk yaptı sanırım kendisinden isteneni.

Ben Karpaty'i iki kere izledim. Bir gol atabileceklerini bekliyordum ama biz de çok gol atarız diyordum. İzlediğim maçlarda defansı hatalar yapıyordu çünkü. Baskı oluşunca hataları da çıktı.Zenjov dikkatimi çekmişti. Sağolsun Aykut'ta bizi şaşırtmayarak ikinci golü hediye etti.

Yine bi garip özgüven bunalımı yaşamassak ve %70 topla oynama istatistiği varken leblebi gibi gol yemezsek rahat maç olur; fakat top bizde rehavetine girdiğimiz an gol yiyoruz.

Dizilişe gelince Rijkaard farklı dizilişler deneyebiliriz demişti geçen hafta sanırım. Transfer bekliyor bana kalırsa elindeki malzemeye göre ufak tefek değişiklikler yapacak diyordum. Misimovic mesela dizilişi değiştirtebilirdi. Ama bu takıma uzun süre çalıştırdığı diziliş 4-3-3'e dayandığı için biraz daha bekliyor bana kalırsa.

Bu arada tribünlere ve taraftarın internetteki yorumlarına bakınca aldığım izlenim yönetimin Rijkaard'ı gönderemeyeceği yönünde. Oyunculara güven çok az çünkü. Taraftarın Rijkaard'a cephe alması için değişik hadiseler yaşamamız lazım. Rijkaard istifa ederse de yönetim kredisini kaybedecektir. Bu köşeye sıkışmışlıkta neden transferi halledemediklerini gerçekten anlayamıyorum. 15-16 milyon euro transfere harcanacak bütçe olması lazım. Nakit olmasa da bu karşılık var. Vadeli olarak. Belki bu maç biraz risk aldırır yönetime.

Taraftarın, "bu 2012 kriterleri bi bize mi lan" isyanı da haklı ama Galatasaray'ın kredi alırken gelir-gider dengesini pozitife geçirme garantisi verdiğini unutmayalım. UEFA'dan çok şirket birleşirmek için alınan kredinin etkisi var bu cimrilikte.

Back of the Post dedi ki...

Barış değişikliğini dile getirmen çok yerinde zira gerçekten bu değişikliğe kin kusanlar var resmen.

Hakan, Aykut, Ali turan, Ayhan (baskı kurduğumuz son 20 25 dakka hariç) şu oynadıkları oyunla maçı bile izlememeleri lazım bırak forma giymeyi. Bunun üstüne birde yönetimin dalga geçen söylemleri akıl almıyor arkadaş ya. Ne demek ben transfer olmamasına tepki yok. Salak mı bunca insan? Birde bunu söyleyen Prof. adam ki demeçleriyle taktirimi toplamış birisi.

Ne diyeyim çıkıp "dünya kupası bitti transfer yaptık işte daha ne" derlerse şaşırmam. Bir de bi ara parçalı giyeriz heralde:)

Adsız dedi ki...

kimse kendini kandırmasın ,üzerlerindeki formayı cıkartın bu kadro kesin ligden düşer malesef polat yönetimi takımı toptan hurdalıga döndürdü,gecmiş olsun umarım yeni ve yetkin bir yönetim tez elden bu yönetimin yerini alır..

tara dedi ki...

trabzon elenir
fb %30 geçebilir
gs %15 geçebilir diyorum.

90 + 3 dedi ki...

4-3-3 yerine 4-4-1-1 oynamanın fayda edeceğini sanmıyorum, zira bireysel performanslar bu derece rezalet olduktan sonra hiç bir sayısal dizilişin vaziyeti kurtarması mümkün değil.

Kalede Aykut, Lucas'ın bir yanında Ali Turan diğer yanında Servet, onların önünde de Ayhan olduktan sonra işin taktiğinin, matematiğinin falan anlamı kalmıyor zaten.
http://doksanartiuc.blogspot.com/

sembolist dedi ki...

Parma,analizin harika yine..
geçen yıldan kalan iddamı sürüreyim..
Mustafa Sarp'ın olduğu bir ilk 11'le maç felan kazanamayız.Kazanılan mçalrda da(nadir) saçam bir orta saha mantığı takıma sirayet ediyor.
Sarp'ı başımıza musalt eden Bülent Korkmaz'ın futbol bilgisine yazıklar olsun..

serdar dedi ki...

Arda'nın sağ kanatta etkisiz kalmasının bir nedeni de Ali Turan oldu. Pas seçimlerinde hata yapması ve süreki ortaya dönmesi büyük problem. Bu adam gerçekten çok mu yeteneksiz yoksa 6 aydır oynamadığı için mi böyle anlamıyorum. İyimser olmaya çalışıyorum ama yapamıyorum.

Hakan Balta, kötü oyun ve yuhalanma moralsizliğinden sonra haftasonu Volkan Şen'le oynayacak bunu unutmamak lazım. Aykut'u hiç düşünemiyorum bile.

Bu orta sahayla bu iş gitmez. Özellikle de alternatifsizlik çok kötü. Oyun kurucu görevi Ayhan'da kaldı ve ideal bir oyun kuruculuk yapamıyor.

Son olarak duran top sorunu... 8-9 korner kullandık, birkaç tane de duran top; geçen yıl sürekli ön direk çalışıyorduk. Bu sefer penaltı noktası tutturdular. Duran toptan verdiğimiz pozisyonları saymıyorum bile...

Bu dakikadan sonra yapılan transfer de çok hayırlı olmayacaktır. Bu yüzden Rijkaard'ın işi çok zor bundan sonra. Dolayısıyla yönetim de bu seneyi kazasız atlatamaz gibi görünüyor.

Tam bir Hakan Ünsal yorumu oldu, pardon :) Sıkıntı var deyip toparlayalım biraz :)

Parma Maniac dedi ki...

Adsız aslında öyle çok büyük iştahla yazdığım söylenemez.. Bugün takımın ikinci yarıda gösterdiği direnç olmasa farklı şeyler de olabilirdi burada, ama ikinci yarı cümle adedini çoğalttı..

4-2-3-1'e ben inanmıyorum, benim için 4-4-1-1'dir o her zaman.. Sir Alex'e saygı.. :)

90+3 bireysel performansın düşüp yükselmesinde bütünün ve sistemin de önemi vardır mutlaka.. 4-4-1-1 bu takımı bu oyuncu topluluğuyla birden mükemmele götürmez ama belki daha iyi olabilir uzun vadede.. Bunun için tabii gelecek oyuncuyu görmek gerekiyor..

sembolist, eyvallah..

onur dedi ki...

Takım 4-4-1-1 oynayacak sonunda ancak yeni oyuncu ile değil Elano ile. şahsen ben güveniyorum kendisine; forvet arkası serbest oyuncu görevini becerir. Futbol zekası, tekniği, pozisyon bilgisi ile farklı bir boyut da katar oynadığımız topa.

Sağ kanatta büyük sorun var! Arda olmaz orada; 4-3-3 oynayacaksak illa, sağ forvet Elano oynasın daha iyidir Serdar'dan. Pino'yu beklemeyin boşuna, son 3 sezonda 30maç oynamış bir eleman sonuçta.

Adsız dedi ki...

rijkaard varke herhangi bir bireysel performansın yükseleceğine inanmıyorum

Adsız dedi ki...

keitanın eksikliği açıkça hissediliyor

nit dedi ki...

özellikle ikinci golde hakanın göğsüyle ne yapmak istediğini anlamadım. resmen hediye etti. aykut zaten kaleye gelen her şeyi alıyor içeri. yenmeyecek golü yemesin o bile yeter. gollük şeyleri kurtarması şart değil ama bu bile yok.

bursaspor hsonu bizim bu orta sahayı çiğ çiğ yer benden söylemesi.

E dedi ki...

Ben artık yavaş yavaş daha çok emin oluyorum ki ARDA KÖRELMİŞ.

Hız, çabukluk, orta kesme, çalım atma... Hepsinde total bir kötüleşme var. Ve bu geçen senenin ekiminden beri, yani neredeyse 1 yıldır aşağı doğru giden bir tablo.

Şuan, misal Stoch, daha fazla katkı sağlar bu takıma. Yani $5M civarı eden, genç, hızlı bir kanat oyuncusu, o yerlere göklere sığdıramadığım, hem kanat hem oyun kurucu hem beyin dediğim, en kıymetlim Arda'dan daha fazla katkı sağlar bu takıma.

Arda fazla kilolarından bir an önce kurtulup, tekrar gelişime açmalı kendini. 1 senedir yerinde sayıyor. Bu seneyi de ıskalarsa, gelecek sezon satmalıyız. O gün gelince $15M eder mi, bilmiyorum ?

fazıl dedi ki...

Parma : "Rijkaard hala merkeze en az 2 transfer bekliyor ama parasızlıkla birleşen beceriksizlik..."

Beceriksilik tamam ama , PARA var.Her nedense "bu sene" o parayı harcamıyacaklar.

1-2 'den sonra (Ben yanılıyormuyum ?) anında 1-3,1-4 ( ve/veya )olabilirdi...Futbol tanrıları Tribünlere acıdı.

Devamlı soldan geldiler..Maden gibi.sağ bekimiz şişman ( Baroş'a bakıyorum:incelmiş,kilosu yok-Sırım gibi..) ve koşamıyor.Karşısındaki de "Tay" gibi..

2-2, teknik veya taktik - diziliş vs..neticesi değil , iki adet yetenekli , kaliteli oyuncunun mağlubiyeti hazmedeyişleri ve üstün performas sergilemeleri gibi...geldi bana.

En son da (Kusura bakmayın) Helvacı...Yine hepimizi aptal yerine koydu,alay etti.Prof. Olması hiç bir şeyi değiştirmez.Herkezi duygusal-romantik,akıl ve sağduyudan yoksun varoşlar olarak ilan etti...Yazık -Çok yazık !! Acaba diyorum,"YK da mı böyle düşünüyor" yoksa şahsi görüşü mü ?

Güzel ve kaliteli-Seviyeli yazınız için teşekkür ederim.

Oylum Tanış dedi ki...

Demirkol bugün itibariyle "Rijkaard Cimbom için bitmiştir, umut beslemek yersiz" minvalinde şeyler söyledi. Sence de tam o çizgide miyiz?

Parma Maniac dedi ki...

Fazıl kulüpte bir nakit akışı olduğuna katılıyorum ama bundan önceki senelerde gelecek o kadar ipotek altına alındı ki o parayı kullanmada rahat davranamıyor yönetim..

Ben takımda yapılan değişikliklerin oynanan oyunda birinci derecede etkili olduğuna inanırım her zaman.. Kewell ilk bir saatte de oyundaydı ama etkinliğinin tamamını son yarım saatte gösterdi ki bence Barış değişikliğinin onu ileri çıkaran yapısı çok etkiliydi bunda..

Teşekkür ediyorum..

Oylum, Rijkaard Galatasaray için bitmiştirden ziyade ben bir süredir Galatasaray Rijkaard için bitmiştir diye düşünüyorum..

Adsız dedi ki...

Maçı numaralı'dan izledim. Her iki yarının başlangıcında sahaya yayılan Galatasaray 4-4-1-1'i değil, 4-2-3-1'i gösteriyordu önce bunu düzeltelim.

İki, böylesi bir yazıda takımın zayıf halkaları Ali Turan ve Ayhan Akman'a nasıl değinilmemiş hayret. Haydi Ayhan'ın alternatifi yok tamam ama Ali Turan nedir öyle yahu? Çıkar koy Serkan'ı oynasın. Sabri'ye laf atanlarda bundan böyle 7 kez düşünsün.

Üç, maçı 45-70 arasında baskı yaparak tamamlamadık. Aksine ne zaman Barış girdi, saf 4-3-3'e döndük, 55. dakikadan 80'e kadar büyük baskı kurduk. O Barış değişikliği maçı kurtaran hamleydi.

Dört, kısmetse Ukrayna'ya gideceğim. Orada turu alır da geliriz inşallah.

fazıl dedi ki...

Parma : Para meselesindeki düşüncene 100% katılıyorum.Bu sene HARCAMIYACAKLAR ..göstermelikler hariç.STATI açmak için o paraya ihtiyaçları var.(Biliyorum..)

Kewell (bir cinsi) sarılık ile yaşıyor ve steroid bazlı kür yapıyor.Sakatlanmadan bir sezon izlemek istiyorsak NO 90 . Belki-İnşallah 60 min.Ben buna çoktan razıyım.Barışın (ekonomik olarak geri gelmemesi için) arkasını kapadığı doğru.Bunu Rijkaard da biliyor . Ancak hırs ve karakter çok sağlam..Bizim çocuklar teslim oldu , "O" olmadı (Neredeyse "Oynama,çek bir sandalye sahada otur" diyeceğim!

OYLUM : Eğer Rijkaard'ı yollarlar da FT gelirse (Aha yazıyorum..)Benim için herşey bitmiştir !

İkinci bir Ö.Can(nur içinde yatsın) Luce-Terim olayı yaşayamam..Kaldıramam.

Parma Maniac dedi ki...

Adsız düzeltecek bir durum yok, o sistem 4-4-1-1'dir, sistemler hiyerarşisinde de 4-2-3-1 diye bir kavram yoktur.. 2000 sonrası 4-3-3'ün başarısı sonrasında ortaya çıkan bir şey bu 4-2-3-1 ve ben kullanmayı tercih etmiyorum, bu konuda eski kafalıyım.. Zira arkasından 4-2-1-3 gibi garabetler de geliyor ki sevdiğim bir durum değil benim..

Fazlı, Kewell'ın son yarım saatte (ki düşmeye başladığı dönemdir bu normalde) gösterdiği süreklilik ve fizik kalite gerçekten çok önemliydi.. Sahadaki yenilgiyi kabullenmemenin altını dolduran bir durum bu, doğrudur bence de..

fazıl dedi ki...

PARMA : Sen Kewell'i ASY deki Leeds United (2-0) maçından hatırlıyormusun ? O meşhur bıçaklamalı vs..maç.O zaman çok genç ve acayipti..Ben tribündeydim.Yüreğimiz ağzımıza geldi,orada da yenilgiyi kabulenmeyen deli gibi tek başına saldıran , genç bir oyuncuydu.Tafarell sayesinde yırttık . Aykut olsaydı kalede...bilemiyorum !

Orada ilk kez mimlemiştim.Sonra Liverpool vs..Bize ölüsü geldi.O dahi işte böyle oluyor.İyi futbolcu başka..Kalite başka.Ben GS'de kalite ve Karakterli topcu istiyorum.Yoksa..boşver,hiç olmasın..."

burak dedi ki...

sistemler hiyerarşisinde de 4-2-3-1diye bir kavram yoktur.

bunu neye dayanarak diyorsun ?

hücum futbol dedi ki...

yönetim kendi ipini çekiyor. şu saatten sonra yapılacak bir veya 2 transferin de birşeyi değiştirmesini beklemek hayalcilik olur.
Rijkaard'ı pasifize edip resmen istifasını verdirmek için bıktırma politikası yapıyor bence yönetim. Galatasaraya zarar vermek ve takımın bir sezonunu daha heba etmek uğruna saçma sapan bir transfer politikası ile yola devam etmek demek, taraftara ve rijkaarda hakarettir.

Rijkaard'ın yapacağı en onurlu hareket istifasını verip bu rezil yönetimle olan ilişiğini kesmek olmalı. biz de büyük bir futbol adamını daha kaçırmanın haklı gururunu yaşarız!

utanmadan stad,şirket birleşmesi,riva falan diyorlar. merak ediyorum o stadı nasıl dolduracaklar? ben onların yerinde olsam stadı yeni sezonda açarım. herşey de olduğu gibi stadı da mundar etmesinler!

bu yönetime bir 3. fatih terim tiyatrosu yaraşır.
mustafa sarp, barış,servet, gçkhan zan, serdar özkan gibi futbol kabzımallarına bizi mahkum edenlere, adnan sezgin gibi bir truva atına bu kulübü emanet edenlere yazıklar olsun.

bu heba ettiğimiz 3. sezon oldu. beşiktaş, trabzon ve diğer anadolu takımlarının yapılanmaları ile galatasaray bir 5 yıl daha şampiyonluk ve şampiyonlar ligini unutsun.
utanmadan hala riva, şirket birleşmesi diyorlar!!!

Parma Maniac dedi ki...

Burak, bunu hocaların açıklamalarına ve sistemler konusunda yazılan kronolojik metinlere dayanarak söylüyorum.. Ben hiçbir hocanın 4-2-3-1 oynuyoruz dediğini duymadım ama 4-4-1-1, 4-4-2, 4-3-3 dediğini biliyorum.. Hocalar genelde bunları açıklamaz zaten, ben de bir inkar peşinde değilim ama 4-4-1-1 gibi bir temel varken başka kavramlarla ortamı bulandırmanın anlamı yok bence.. 4-3-3 sonrası öne çıkan açık/forvetlerin 4-4-1-1'e yansıması 4-2-3-1 diye bir şey çıkardı ve ben bunu kullanmıyorum.. Zira o oyuncuların rollerinin, yarım metre daha önde oynamasının bir şeyi değiştirdiğini de düşünmüyorum.. Şu örneği verelim, Galatasaray'da bu sistemin iki kenarında bazı maçlarda Kewell - Barış kullandı Rijkaard.. Ne oldu o sistem.. Barış arkada, Rijkaard önde.. Böyle oynayan bir hoca için yamuk bir 4-3-2-1 mi diyeceğiz? Hayır, o da 4-4-1-1.. Bence böyledir ve benim tercihim de budur.. Ama 4-2-3-1'cilere karşı çıkmıyorum, ben kullanmamaya devam ediyorum sadece..

burak dedi ki...

numaralara fazla takmaya gerek yok. hiç gerek yok hem de ben 4-4-1-1 dedin 4231 dedin diye sormadım.
öyle bi kavram yok demene şaşırdım.
bence ön taraf şöyleyse

mehmet-selçuk-emre-özer
alex-guiza

buna 4-4-1-1 derim. aslında alex te bir nevi forvet 4-4-2 de denir. mehmet ve özer ortasaha elemanı.

ama
kedira-schweinsteiger
müller-mesut-podolski
klose

buna ne dersin ? 4-4-1-1 mi 4-2-3-1 mi. podolski ve müller aslında birer forvettir.
yada hollandada aynı dizliş solda robben sağda kuyt ortada sneijder santrafor persie yada huntelaar. buna da 4-4-1-1 mi dersin. bence u 4-2-3-1 dir. hatta buna 4-3-3 demek 4-4-1-1 den mantıklı çünkü müller podolski klose birer forvet. robben kuyt ve persie de.

buna 4-4-1-1 desen o zaman robben ile özeri yata mehmet topuz ile mülleri kuytu aynı mevki adamı yapmış olurusun

Parma Maniac dedi ki...

http://tardinibufe.blogspot.com/2009/08/galatasaray-4-1-denizlispor.html

Burak, yukarıda 1 yıl önce yazılan postun ikinci paragrafını okursan düşüncelerimi daha iyi anlarsın.. Ben rakamlara fazla önem vermediğim için hepsini 4-4-1-1 çatısı altında değerlendiriyorum zaten, bütün farklılıkları 4-2-3-1, 4-2-1-3, 4-1-1-4 diye bölersek rakamlara daha fazla anlam yüklemiş oluyoruz..

Bir yapıda yer alan oyuncunun gerçek mevkii bence sistemi değiştirmez.. Podolski forvet, Müller forvet o zaman 4-2-3-1 olsun.. Peki ben de diyorum ki, bir takım bir kanada Podolski, diğer kanada Barış Özbek koydu o takım noldu? Var mı cevabı? Başka yere geçelim, Arsene Wenger 1-2 yıldır sağ açığa bir bek olan Emmanuel Eboue'yi koyuyor.. Arsenal savunmasını 4 değil de 5 mi yapalım Eboue oynuyor diye.. Bir kanadı Eboue, bir kanadı Arshavin olan takımı ne yapacaksın şimdi? Noldu Wenger'in 4-4-1-1'i, 4-3-3'ü?

Bunlara fazla takılmamak, sistemleri de fazla farklılaştırmamak gerekir bence.. İsteyen 4-2-3-1 desin, bunlara itirazım yok zaten fazla.. Ama benim 4-4-1-1'imi değiştirmeye çalışırsa biri buradaki gibi onu kabullenmem ben..

Blogger tarafından desteklenmektedir.