1 Nis 2009

Kazanmak zorunda mıyız?


İspanyollar'a göre öyleyiz.. Adamların bize gösterdiği saygı hakikaten üst boyutlarda.. Del BosQue'nin ilk maçtaki seçimleri ve çekingenliği, bu maçta yapacağı seçimler, İspanya'da aldığı tepkiler.. Hepsi bize duyduğu sonsuz saygının bir sonucu.. Bugünkü maçta 3 değişiklik bekleniyor İspanya'da.. İlk maçta 4'lü orta sahanın tamamını iç oyuncularından oluşturan İspanyollar bugün onlardan birini, Cazorla'yı ve bir forvet, Villa'yı kesip 2 tane açık oyuncusuyla desteklemeyi düşünüyorlar diğer forveti.. 3. değişiklikse ilk maçın başında verilen pozisyonun faturasını kestikleri Albiol yerine Valencia'da takım arkadaşı ve kaptanı Marchena'nın oynaması şeklinde yansıyabilir sahaya..

Sadece bizde değil, İspanya basınında da var eleştiriler.. Neden tek forvet demişler bizim Yeniköy Kasabı'na! 4-3-3'ün işlevinden orada da habersiz olanlar var demek ki.. Denge unsuru her zaman geçerli futbolda.. İçeride 4 defansif orta sahayla çıkan adam Avrupa 3.sünün karşısına, Sami Yen'de bunların ikisini kesip Villa ve Torres'i kenardan iki açıkla destekleyerek mi çıkacaktı ki? Bir forvet kesersen, iki tane yarım forvetle dengeyi kurarsın.. Yaptığı şey bu Del BosQue'nin.. Bu değişikliği yapmasının nedeni nedir peki? İlk yarım saat dışında mutlak bir hakimiyet kursa da ilk maçta, muhtemelen o ilk yarım saat gözünü korkuttu.. İspanyolların kulüp ve milli takımdan, üstüne Liverpool'dan da fazlasıyla aşina olduğu, en az ilk maçtaki kadar hücumcu ama değişik bir 11'le çıkmayı düşündü.. Torres solunda Riera'yla oynamaya zaten alışık Pool'dan.. Silva sağdan ne kadar yaklaşabilecek, ne kadar tamamlayabilecek Torres'i sorunları bu..

Kazanmak zorundayız onlara göre ve planlarını kesinlikle buna göre yapıyorlar.. Peki kazanmak zorunda mıyız gerçekten? İlk 45 dakikada gol gelmezse ikinci yarıda takımın konsantrasyonunu bozacak mıyız Sami Yen'de.. Rakibin istediği ilk dakikadan itibaren açık oynayarak bir an önce gole gitme düşüncemizin Sami Yen'de hakim olması.. O şekilde işi çok daha rahat bitirecekler.. Sabırlı olacağız diyen Terim'se bu hataya düşmeyeceğinin sinyallerini maçın öncesinde net bir şekilde veriyor.. Bosna'dan 1 puan gerideyiz ve bu geceki maçtan sonra da muhtemelen geride olmaya devam edeceğiz.. Önünde sonunda geleceğimiz nokta Bosna'da çıkılacak bir final maçıdır.. Avantajı Estonya'yı dışarda, Belçika'yı içerde yenemeyerek zaten vermiş, yumurtayı kapıya dayandırmıştık.. Bu maçtan sonra biz bütün rakiplerimizle dışarıda, bütün zayıflarla içeride oynuyoruz.. Bosna'da ise durum tam tersi.. Güçlü takımları içeri getirip, zayıflar için dışarıya gidecekler.. Puan avantajını katlayan bir üstünlük bu.. Bosna'daki maça 4 puan çıkmamamız için bu maçı kazanmamız gerekiyor belki.. Belki de gerekmiyor ama.. Olay tamamen bu gece Bosna'yla aramızdaki puan farkının kaç olacağı üzerinden şekillenecek ve grubun ilk finaline çıkıyoruz kendi adımıza.. Belçika bugün Bosna'yı yenerse, bir beraberlik yetebilir bize.. İşi tamamen Bosna deplasmanında yapacağımız gerçek finale göre şekillendirmek gerek.. İspanya'yı yenip Bosna'nın puan kaybı halinde o maça puan avantajıyla çıkmak güzel olur evet ama galibiyette bile puan avantajını elde edememe durumumuz mevcut.. Peki en kötü sonuç nedir? Bizim kaybedip, Bosna'nın kazanarak farkı 4'e çıkarması.. Bunun dışında olabilecek 1 ve 3 puanlık farklar ise Bosna deplasmanında kazanarak avantajı tekrar elimize geçirebileceğimizin ispatı.. O zaman kazanmak zorunda mıyız, kaybetmemek zorunda mıyız? Estonya ve Belçika maçlarıyla rahat bir ikincilik şansını kaybettin.. Bundan sonra İspanya önünde kazanıp Bosna'nın Belçika'ya puan kaybetmesini beklemek hem fazla lüks, hem de anlamsız geliyor.. Terim ve futbolculara da öyle geldiğinden eminim.. O zaman hangi 11 sahaya çıkarsa çıksın son dakikaya kadar kaybetmemek ve öbür taraftaki sonuca göre maça asılmak ana hedef olarak öne çıkıyor, öne çıkmalı.. Umarım seyirci de bunun farkında olur.. Konsantrasyonu çok çabuk dağılan bir milletiz futbolda.. Kendi elimizle yıkmayalım bunu..

2 YORUM:

sawero dedi ki...

kesinlikle katiliyorum ama ben fatih terim in beraberlik icin sahaya cikacagina inanmiyorum,ben fatih terim in iki ayakli maclarda dortmund maci haric sami yen de berabere kaldigini hatirlamiyorum,varsa da bi kac tanedir heralde. yani o yuzden kazanmaya oynayacagimizi dusunuyorum, kazanacagimiza da inancim var, fatih hocanin phil jackson un coach luk becerilerini ornek aldigini okumustum zamaninda, lakers bazen playofflarda kazanmaya cikmaz, kobe de durur o maclarda, phil jackson stratejisidir bu, fatih terim biraz ornek aldiysa, lakers-turkiye kobe-arda benzerligini sahada gorebiliriz belki bugun, tek farkli kazanacagimizi dusunuyorum.

Şen Şef dedi ki...

Arkhe de aynı şeyi yazmıştı. Ben de katılıyorum. Yenme telaşına girilecek maç değil hiç. Seyircinin bu durum karşısında nasıl bir ruh halinde olduğunu da yazarız maçtan sonra. Öteki soğanla ilk kez beraber maça gidiyoruz. Uğurlu gelir umarım.

Blogger tarafından desteklenmektedir.