25 Nis 2009

Gylmar dos Santos Neves


Brezilya'dan kaleci çıkmaz deyimini hiç anlamadım, hiç de anlayamayacağım.. Son 15 yılda gelen Taffarel, Dida ve son birkaç sene formunu bulmaya başlayan Julio Cesar'ı nereye sıkıştıracağını bilmeden şu lafı edenler Gilmar'dan da habersiz tabii.. Corinthians ve Santos'ta geçen 19 yıllık kariyere sığan 9 şampiyonluk, 3 Dünya Kupası'nda yer alıp kazanılan 2 World Cup, 2 Kıtalararası Şampiyonluk ve arkada bırakılan efsane bir kariyer.. Atletizm ve fundamentalı birleştirererk modern kaleciliğin ilk örneği olarak kabul edilirmiş bu kara yağız Brezilya delikanlısı.. Gezinirken denk geldim, buraya almadan geçmeyelim dedim.. Tabii şimdi herhangi bir takımın kalesine koysan ne olur onu kimse bilemez heralde.. Bu dönem farklılıklarını futbolda da incelemek gerek bir ara..

6 YORUM:

Lele dedi ki...

There’s an old saying in Brazilian footballing circles: “The goalkeeper position is so bad, so bitter, that the grass does not even grow where the ’keeper stands.” That may go some way towards explaining why the terms “Brazilian” and “goalkeeper” have for a long time rolled off the tongue about as naturally as the terms “accountant” and “fun-loving” or “Pete Doherty” and “model citizen”. While the world marvelled at Brazilian skill and flair, it giggled at the men between the sticks, sometimes unfairly, usually with good reason.
But that was then, this is now. Brazil is in the midst of a goalkeeping renaissance. The top two teams in Serie A have Brazilian goalkeepers – Doni at AS Roma, Júlio César at Inter Milan. So do the present European and world club champions, AC Milan (admittedly, it’s Dida, who has been on a downward spiral, but, until a few years ago, he was among the very best). While arguably the best goalkeeper in Serie A this season has been another Brazilian, Rubinho, of Genoa.
It does not stop there. The champions of the Netherlands and Portugal have Brazilian goalkeepers: Heurelho Gomes at PSV Eindhoven and Helton at FC Porto. The man keeping goal for AlmerÍa, the surprise package in La Liga this season, Diego Alves, is Brazilian. All of a sudden, Brazil has become fashionable between the sticks. So much so that another wave of talented Brazilian goalkeepers is likely to cross the Atlantic this summer.
So where are all these good Brazilian ’keepers coming from? “They were always there, it’s just that you in Europe didn’t really notice,” Júlio César said. “And maybe in part it was down to [Cláudio] Taffarel. He certainly was my hero.”
Júlio César was 10 when Taffarel played in the first of his three World Cup finals appearances for Brazil. He was the first Brazilian goalkeeper to move to Europe and win significant silverware, starring in the Champions League with Galatasaray in 2000-01 after winning the Uefa Cup with the Turkish side the previous season.
The suggestion is that having a top player children can identify with creates a virtuous cycle, in which kids seek to emulate him and, in turn, become top players themselves. It is a theory, nothing more. But you can test it in Poland, another nation that is having a goalkeeping renaissance. Artur Boruc, at Celtic, is already one of Europe’s top ten. Tomas Kuszczak has started 12 games for Manchester United this season. The fading Jerzy Dudek lifted the European Cup three years ago. Arkadius Malarz is getting rave reviews at Panathinaikos. Lukasz Fabianski is the heir apparent at Arsenal. And AC Milan spent big to secure Michal Miskiewicz, 17.
So did Poland have its own Taffarel who inspired legions of would-be goalkeepers? Not really. The last outstanding Polish goalkeeper was Jozef Mlynarczyk, a European Cup-winner with Porto, who retired in 1989. But perhaps Poland had something just as important as someone to look up to: satellite television.
Globalisation has eliminated mediatic borders. A child growing up in Warsaw is just as likely to idolise Gianluigi Buffon as he is Boruc. The growth of the Champions League and the proliferation of foreign football on television has given a generation of youngsters a new set of heroes who do not necessarily hail from the same country or even the same continent. It worked for Buffon, whose idol was Thomas N’Kono, the legendary Cameroon goalkeeper.
It is as good a theory as any. Until someone can explain why the top ten Brazilian goalkeepers are as good as the top ten from any other country, or why Polish goalkeepers are en vogue like never before, it will have to do.

epey zaman önce okumuştum Marcotti imzalı yazıyı...

Alper Öcal dedi ki...

http://globoesporte.globo.com/Esportes/Noticias/Memoria/0,,MUL1097131-16319,00-BICAMPEAO+MUNDIAL+GILMAR+RECEBE+HOMENAGEM+NO+MARACANA.html

Tesadüfen mi yazdın Emre bilmiyorum ama bugün Gylmar ismi Bezilya'nın önemli gündemlerinden biriydi. İlgili link yukarıda.

Brezilyalı kaleci meselesine gelirsek;

Roma'da Doni, Valencia'da Renan, Porto'da Helton diye uzar gider o liste. Brezilya son dönemde Avrupa futbolunun sadece hücum değil savunma mevkiinde de ciddi faydalandığı bir ülke.

Avrupa'da kadrosunda Brezilyalı stoper ya da bek bulundurmayan üst düzey takım pek yok.

Son 20 Yaş Altı turnuvadaki takımları çok iyiydi, şu an da 17 yaş altı turnuva oynanıyor ve muazzam oyuncular var.

Bilhassa mental olarak doğru yönetildiklerinde başarı oranları muazzam oluyor.

2010'da da final oynarlarsa son 5 Dünya Kupası'nda 4 kez final oynamış olacaklar ki bunu 74 ile 90 arasında Almanlar başarmıştı sadece. Ondan sonraki kupa da ilginçtir kendi evlerinde :)

Parma Maniac dedi ki...

İlginç bi tesadüf olmuş Alper, nette gezinirken rastladım Gilmar'a ama benim dolaştığım yer futbolun tarihiyle ilgili bir siteydi.. Zannediyorum ki şöhretler karması gibi bir şeye seçilip onurlandırılmış Gilmar.. Hoş bir sürpriz oldu :)

apaç dedi ki...

bende de o sanrı var.

mesela brezilyalı stoperler ya da defansif orta sahalara karşı da ön yargılıyımdır ben.

ordan alacaksam koridor bek, ofansif orta sahadan bozma son model kanat ya da tamamlayıcı forvet alırım.

hiçbir zaman brezilyalı bir merkez santrfor düşünemem misal. olmaz yani.

merkez santrfor dediğin italyan olur çünkü.

tıpkı stoperlerim kuzeyli, ön liberolarında afrikalı olduğu gerçeği gibi.

bilmiyorum sırf bende mi var bu ''merkez santrforu italya'dan, ön liberoyu afrika'dan'' gayrılığı!?

hayır, tuhaf da yani.

mert dedi ki...

Aslinda bu baglamda basketbolu da degerlensirseniz o da cok iyi olur.(kobe'nin 81'iyle wilt'in 100'u bu baglamda degerlendirilebilir mesela)

Parma Maniac dedi ki...

Evet Mert benzeri var kafamda.. Biraz daha farklı yönden yaklaşıp basketbolu da katmayı düşünüyorum içine..

Blogger tarafından desteklenmektedir.