6 Mar 2009

,

Sami Yen'de Lucescu Emareleri


Bu geceki maçta her şey aynı, hoca da Skibbe olsa yarın yazılacak şeyleri tahmin etmek zor olmazdı.. "Baros devrede çıkar mı?", "2-0'dan 2-1 olmuşken Galatasaray gibi bir takım Sami Yen'de hücum özellikli oyuncu çıkarıp defansif orta saha, hele de Mehmet Güven'i sokar mı?", "Mehmet Güven Skibbe'nin manevi evladı mıdır?", "İçeride Bursaspor karşısında 2-0'lık avantajdan sonra son dakikalardaki takım takım mıdır?".. Uzatmak istesem 10 tane daha cümle gelir böyle.. Yarın yazılanlar ne olacak? Bordeaux maçından sonra, sanki Galatasaray bu sene Avrupa'daki her maçında çok iyi oynamamış gibi işte Bülent Korkmaz farkı diye yedikleri adamın arkasından mecburi yüceltmede bulundukları Kaptan'ın bu geceki Skibbe benzeri maç içi hamleleri sonrasında yazılacaklar yine çok farklı olmayacak.. "Sonuca gitme" başlığı altından yola çıkıp benzerler devam edecek..

Bordeaux maçındaki tam bir Skibbe ardılı oyunda motivasyon dışındaki tüm tebrikler selefindi.. Es geçildi.. Konya deplasmanındaki berbat oyunun hiçbir çözümü, yorumu, değerlendirmesi yapılamazdı.. O maçı da es geçtik.. Bursaspor maçı Kaptan'ın aklındakilerin ilk anlamda sahaya yansıması olacağı için önemliydi.. Ne çıkartabilirsiniz 2 haftalık sezon ortası hocasının hamlelerinden? Risklidir bir kere, özellikle değerlendirilecek ilk maçsa.. Yapacağınız bütün öngörüler ve değerlendirmeler o 90 dakika içinde kalıp hocanın düşündükleriyle tamamen alakasız olabilir.. Veyahut alakayı kurarsınız fakat yanlış yerlere çıkarsınız.. Bunlar olabilecek şeyler.. Benim de şimdi yazacaklarım bu bağlamda şüpheyle yaklaşılması gereken şeyler olacak.. Ama futbolun, futbolu konuşmanın güzelliği de buradadır zaten.. Bir şeyi görürsünüz ve söylersiniz.. Ondan sonraki 2-3 ay içinde ortaya çıkanlar da kendinizi test etmenizi sağlar bu bağlamda.. Hoca değişimleri istikrar diye sayıklayan biri olarak doğal bir şekilde desteklediğim şeyler değil ama yeninin getirip götüreceklerine ilk andan itibaren tanık olmak, artıların getirdiği heyecan, eksilerin yarattığı üzüntü, toplamdaki heyecan güzeldir.. Sevdiğiniz biri gidip yerine bu kulüpte gördüğünüz şeyler arasında en çok sevdiğiniz, saydığınız 2-3 kişiden biri geliyorsa hele, daha da güzeldir..


Eleştiriyle başlayalım, bu eleştiri için ilk maç, beşinci maç, onuncu maç önemi yok.. Fransa'daki Bordeaux maçından sonra söylediğim gibi Milan Baros eğer bir sakatlığı ya da hastalığı yoksa devrede çıkmaz.. Çıkarsa, yerine giren oyuncu ceza sahası dolaylarında ortaya hiçbir fizik güç koyamayan ve bundan sıkılıp pas alış verişi yapmaya orta sahaya gelen Shabani Nonda olursa rakip defansın üzerindeki tehdidi tamamen yok edersin ve rakibin üzerine gelmesi için ilk fitili kendin ateşlemiş olursun.. Baros'un ayağındaki dikişleri biliyorum ama ondan sonra bir 45 dakika oynadı ve toplamda da üzerinden yaklaşık 10 gün geçti.. 2-0'ın rahatlığıyla keyfi bir değişiklik gibi geldi bana, yanlıştı..

Oyunu yavaş yavaş rakibe vermeye başlamışken ve skor avantajı da tek haneye düşmüşken hücumdan oyuncu çıkarıp orta sahaya diğer görevi ifa edecek oyuncular sokabilirsiniz.. Bunun korkaklıkla, futbol ayıbıyla, büyük takıma yakışmamakla zerre alakası yoktur.. Bunu burada sık sık tekrarladım ama bu yüzden saçma eleştiriler alan adamdan sonra herkesin desteğiyle göreve gelen hocanın da benzerini yapmasından sonra tekrarlamakta fayda var.. Kaptan doğruyu yapmıştır.. Soktuğu oyuncu Mehmet Güven olsa bile.. Elde Güven'den başka ortayı dolduracak oyuncun yoksa sokacağın oyuncu Güven'dir, başkası değil.. 2 tane defansif orta saha varken, içeride galip olduğun maçta, rakip kendi gücündeki bir takım olmasa da ortayı üçüncüyle destekleyen adamlara anlamsız eleştiriler getirmemek gerek.. Futbolun son 10-15 yıldaki gelişimi ve değişimiyle oluşan gerçeklerden biridir zira bu.. Yarın Kaptan gidip başka bir hoca geldiği zaman da farklısını yapmayacak.. Bunun tersini yapanlarsa büyük düşünen biri değil, günün futbol şartları içinde "futbol ahmağı" olarak değerlendirilecek.. Büyük takımız açılımlarını buna göre yapmakta fayda var..

Genel mantaliteye gelelim.. İlk maçtan bu konuda bir saptama yapmak çok zor.. Ama bu geceki futbol, Kaptan'ın özellikle Erciyes ve Gençler'de oluşturmaya çalıştığı futbol yapıları ve açıklamaları sonrasında Galatasaray'ın bundan sonra ilk aşamada bol pası ve kaleye inmeyi değil de, savunmayı sağlam tutarak önceliği buraya veren, sahada olabildiğince savaşmaya çalışan ve zor gol yiyen bir takım olarak sahada şekilleneceğini düşünüyorum.. Kaptan'ın toplu defans, toplu ofans açıklaması zaten sadece günün şartlarındaki futbolun değil, futbolda her çağın, her dönemin ulaşılmak istenen zirve noktası.. Daha önce, Türkiye'den Terim'in başta olmak üzere defalarca başarıldığı için ütopya demek doğru değil ama ulaşılması çok kolay olmayan bir olgunluk olduğunu kabul etmek gerek.. Kaptan'ın bu zaten olması gereken açıklamasından çok geçmişte sahaya koyduklarına ve geçmişteki açıklamalarına bakıyorum ben.. Bülent Korkmaz önceki hocalarıyla ilgili açıklamalarında her zaman Mircea Lucescu'yu öne çıkarmış bir futbol adamı.. Bu belki de en önemli ve birinci donedir onun kafa yapısıyla ilgili.. Fatih Terim'in zamanında kendisini silip, daha sonra tekrar takıma koymasının getirdiği bir burukluk var mıdır Terim'i daha arka plana atmasında bilmiyorum ama hocalık kariyerinin başlangıcında yaptıklarıyla Mircea Lucescu'nun açıklamalarda öne çıkarılması şu ana kadar örtüşüyor.. Galatasaray bu akşam 90 dakika boyunca hücum anlamında çok kötü bir futbol sergiledi.. Defans organizasyonunu devreden çıkarıp, bu sezon boyunca çok kötü maçlar çıkaran Galatasaray'ın Sami Yen'de oynadığı en kötü, en koordinasyonsuz, oluşmaya başlayan pasa dayalı futboldan sonra "pas"ın bu kadar devreden çıktığı ilk maçtı sanırım bu.. Kaptan'la ilgili bir eleştiri asla olamaz bu.. 90 dakikanın tamamen özelinin bir yansıması da olabilir sahaya.. Doğru olsa bile bu teknik adam tercihidir ve sonuçlarıyla beraber değerlendirilir.. Onun için de Eylül-Ekim'den önceye randevu veremem ben..


Galatasaray 90 dakika boyunca kötü oynadı.. Bunda sorunları olan bir takıma gelen yeni hocanın verdiği ilk gazın etkisinin geçmesi de etkili olmuştur muhakkak.. Keza Sabri'nin yokluğunda sağ bekte oynayan Serkan Kurtuluş'un doğal olarak çekingen bir oyun anlayışıyla savunmaya önem vererek Hakan Balta'yla 3 stoper olan savunmayı 4 stoperli bir yapıya çevirmesi de anormal derecede etkiliydi.. Üretken olamayan Sabri'nin Galatasaray içindeki değerini ortaya çıkaran nokta da burasıdır zaten.. Sonuca ulaşmasa da 90 dakika boyunca süren o denemeler Galatasaray için önemli.. Sabri'nin yerine gelecek bir başka Hakan Balta (Ki asla Serkan Kurtuluş böyle bir oyuncu demiyorum bu maçın özeli nedeniyle) üçlü defanstan daha köhne bir yapıyı çıkarır ortaya..

Kaptan'ın böyle maçları 3 puanla geçmesi büyük şans.. Şu anda Skibbe ardılı olduğu için bazı futbol kemirgenlerinin de desteğini arkasına almış durumda.. Bülent Korkmaz zeki bir adam.. Skibbe etkisi geçer geçmez, bu kemirgenlerin karşısına geçeceğini de bildiğinden eminim ben.. Asla gereksiz gaza gelip aklındaki futbol doğrularından vazgeçmemeli Kaptan, ki yıllarca sahaya yansıyan futbol karakterinin ilk maddesidir bu kararlılık.. Michael Skibbe önemli arızalara rağmen doğru kullanıldığı takdirde güzel bir yapı bıraktı Kaptan'a.. Skibbe'nin hücumdaki doğrularını alarak, savunmadaki arızalarını yavaş yavaş onarması benim kendi adıma Kaptan'dan istediğim Galatasaray reçetesidir.. Önünde yeterli zaman var.. Selefin yapısını tamamen bozup yepyeni bir şey kurmak da isteyebilir Bülent Korkmaz.. Her şey için zamanı var normal şartlar altında.. Ama Türkiye'de bazı şeyler için zaman o kadar bol değil.. Yeni bir serüven bu akşam, Bursaspor maçıyla başladı.. Yansımalarını merakla, heyecanla, Kaptan'a güvenle, umutla bekleyeceğiz.. Futbol kemirgenlerinin baskısı altında..

20 YORUM:

Ata İsmet Özçelik dedi ki...

Yorumların çoğuna katılıyorum, tek fark senin kadar iyimser olamayacağım ne yazık ki. GSTV'de PAF-A takımı maçına da biraz baktım aynı anlayış orada da vardı. Bülent Korkmaz'ın riski sevmeyen anlayışıyla tek pas ve kısa oynayan bir takımdan ziyade uzun top oynayan bir takıma döndük. Bugün sanıyorum 15-20 kere defanstan uzun topla çıktık hatta tüm serbest vuruşları bile bu şekilde kullandık ki bu tip oyuna oynayacak hiçbir oyuncu yok takımımızda. Lucescu zamanında o oyunu oynayabilecek oyuncularımız vardı şimdi takım iyi kötü bir sisteme alışmışken tekrar uzun toplara dönmenin sonucu ağır olabilir. Hamburg maçında bu şekilde oynarsak sonuç çok kötü olabilir.

Adsız dedi ki...

ilk gol kime yazıldı baros mu kendi kalesine mi ?

baros bu gidişle 2. yarı sıfır çekecek valla.

orhun

tatito dedi ki...

Öncelikle tam kafamdakileri yazdığını belirtmeliyim.

Bülent Hoca'nın ben önce savunmaya yöneleceğini düşünüyordum. Fakat bence bu maçtaki ofansif düşüklüğün sebebi Arda'nın olması ve Aydın'ın ofansif anlamda neredeyse koca bir hiç olmasıydı. Zira Arda'nın solda, her ne kadar pek iyi oynamasa da Kewell'ın sağda olması Lincoln'e daha fazla özgürlük tanıyor gibi geliyor bana. 4-2-3-1'in 3'lüsünden biri eksik olunca diğerleri de kötü oluyor. Zira bu 3 oyuncunun da yedeği maalesef bulunmuyor bana göre. Belki biraz Hasan Şaş olabilir. Fakat onun da yaşı ve sakatlık sonrasındaki performansının ne olacağı meçhul tabii.

Yeni sezon ile birlikte en azından 1 adam alınmalı bana göre bu bölgeye.

Bir de maç dışı olacak ama bana göre Galatasaray'ın kadrosu gerçekten yetersiz. Evet kağıt üstünde isimler göz boyuyor fakat ayrıntılar eksik gibi görüyorum. Örneğin Lincoln'ün olmadığı her maçta çuvalladı Galatasaray. Kazandıkları elbette oldu fakat atak yapma konusunda çok beceriksizleşti bana göre. Lincoln olmadan nasıl oynarız biz diye hiç düşünmemiş sanırım bizim bu kadroyu yapanlar. Klasik olacak belki ama bir uzun boylu santrafor ile Galatasaray 2-3 maç kurtarabilir bir sezonda. En azından oyunun sıkıştığı anda bir tür can kurtarıcı olabilir TSL için. Bunların dışında ben ne doğru düzgün bir sağ kanat, ne de doğru düzgün bir sol kanadımız olduğuna inanıyorum. Bence Arda ve özellikle Kewell çok farklı oynuyorlar. Lincoln'ün olmadığı maçlarda ya bu ikili birbirine olabildiğince yaklaştırılmalı ya da başka taktikler denenmeli. Ama bunun için elde malzeme olmadığını düşünüyorum. Yani Skibbe'nin yapabileceği pek bir alternatif yoktu. Aynı şekilde şimdi Bülent Korkmaz'ın da yok. Yani aman Baros formsuz, Lincoln sakat, Kewell'ın kılı dönmüş hemen farklı bir hücum yolu izleyeyim gibi bir seçenek gözükmüyor elinde.

Maça dönersek Meira'nın son 2 maçtır iyi oynadığını düşünüyorum. Fakat bunun sebebini de çok geride oyunu kabul etmemiz olarak görüyorum. Gözlerim beni yanıltmadıysa Meira, ikilinin soluna geçmişti bu maç. Hakan Balta'nın yardımıyla daha iyi performans sergileyebilir hep orada kalırsa.

Çok uzadı.:)

Saygılar.

Adsız dedi ki...

bu uzun boylu santrafor geyiğini gerçekten anlamıyorum. basketbol mu futbol mu ?. barosun boyu kaç. tahminim 1.85 vardır.. 1.63 değil herhalde. uzun santrafordan kastın herhalde topu iyi saklayıp arkadaki 3 lü forveti yada ofansif ortasahaları hucuma katan santrafor . e bunu yapmak için illa zürafa mı lazım ..biraz terimlere dikat edelim derim ben. misal peter crouch olsa çok mu değişik olcak..

haftaya hamburg ve trabzon maçları bülent korkmazın kaç okka çekeceğini gösterecektir ..

maçla ilgili aynı verimsizlik konya maçında da vardı..stibbe başarısız olsa da çok güzel maçlar ve bol gollü pozisyonulu oyunlar gösterdi. ama durum vahim olduğndan belki de bülentinho biraz kontrollü oynuyordur.

orhun

barış dedi ki...

ben en azından sezon sonuna kadar bülent korkmazın yoğun bir eleştirel tutumla karşılaşacağını düşünmüyorum. bunun nedeni de basınımızdaki hissedilir milliyetçilik kaygısı. yok efendim türkiyede hocalara, gençlere şans verilmiyormuş, nice değerler varmış vs, vs... tamam ben de kabul ediyorum yetenekli futbolcuların olduğunu ama türk futbolu hep yabancı hocalardan profesyonelliği öğrenerek bir yerlere gelebilmiştir. yabancı hocaların ve skibbenin en büyük sorunu görbildiğim kadarıyla yerli futbolcularla iletişim kuramaması, motive edememesidir.

şimdi ne olcak peki? evet belki şampiyon olacağız bu sene, belki uefada da ilerleriz bir iki tur daha. ancak takımın başında fatih terim mantalitesini benimsemiş yerli teknik direktörler oldukça daha çok mücadeleci futboluyla bir yerlere gelmeye çalışan bir takım izleyeceğiz, sabrinin barışın karakterlerinin takıma yansıdığı.tabii altyapıdan veya diğer kulüplerden kaliteli yerli futbolcuları alırsak hava değişebilir ama seneye barosla kewella lincolnle ve başlarındaki bülent korkmazla tam verim alınamayacak gibi duruyor. neyse böyle giderse zaten takım büyük maçlardaki panik havası futboluna geçen seneki kaldığı yerden devam edecek, büyük maçlar kazanılmayacak, ligde 2 senede bir şampiyonluk gelecek vs...

skibbe geldiğinde çok ümitlenmiştim, teknik hataları belki çoktur ama hiçbir galatasarayı ligde bu kadar aciz bir duruma düşürmezdi başka faktörler olmasaydı. gönderilmesinin nedeni kesinlikle saha dışı nedenler ve bu yurdum insanın mantalitesiyle alakalı. korkakmış, alın size cesur savaşan takım, şampiyonluklarınızı kutlarsınız artık.

xaar dedi ki...

Goruslerine katiliyorum;
ayrica sunu da belirtmek isterim,Kaptan zaten kendi agziyla ifade etmisti defans yapmayi ogrenmeliyiz ve buna calismaliyiz,su an kaptanin butun cabasi bu yonde!
Arkami saglam tutayim,gol yemeyeyim,ben nasil olsa Galatasarayim elimde silahlarim var bi sekilde skor bulurum!
Ozellikle buna Avrupa maclarinda daha cok ihtiyaci olacak ki en iyi kendisi biliyor,iyi defans yapamiorsan ne kadar hucum silahinda olsa basari sansin cok azdir!
Hamburg macinda Almanya da yine bu sistemde bir takim isleyecegiz kesi
nlikle ancak buyuk fark konstrasyon olacak bu da zaten yeterli bi farki ortaya koyacak Konya ve Bursa maclarina gore...

Bu arada dikkatimi mac boyunca ceken olay;her futbolcunun sutlarindan,hatali paslarinda veya yaptigi bi hareketten sonra kulubeyle goz temasi kurmasiydi...
Kenarda kesinlikle birisi var bu fark ediliyor birde ilk defa bir tek oyuncu bile itiraz da bulunmadi hakeme,bu ne keramettir?

Adsız dedi ki...

2. yarı , sivas,antalya,kayseri,kocaeli maçlarında bu takım hücum olarak ne sergilediki bugün bu " Galatasaray bu akşam 90 dakika boyunca hücum anlamında çok kötü bir futbol sergiledi.. " lafı edip lucescuyla bağdaştırdın tardini ben anlamadım.takıntı kötü birşeydir yapmamak lazım.

orhun

Adsız dedi ki...

Abi farkındamısın bilmiyorum ama Milan Baros'u cıkardı çünkü hafta içi Hamburg maçında Baros yok ve bu taktikle Nonda'yı oynatacak yani denemek görmek istedi bence gayet de akıllı bir tercihti...

apaç dedi ki...

''Keza Sabri'nin yokluğunda sağ bekte oynayan Serkan Kurtuluş'un doğal olarak çekingen bir oyun anlayışıyla savunmaya önem vererek Hakan Balta'yla 3 stoper olan savunmayı 4 stoperli bir yapıya çevirmesi de anormal derecede etkiliydi.. Üretken olamayan Sabri'nin Galatasaray içindeki değerini ortaya çıkaran nokta da burasıdır zaten.. Sonuca ulaşmasa da 90 dakika boyunca süren o denemeler Galatasaray için önemli.. Sabri'nin yerine gelecek bir başka Hakan Balta (Ki asla Serkan Kurtuluş böyle bir oyuncu demiyorum bu maçın özeli nedeniyle) üçlü defanstan daha köhne bir yapıyı çıkarır ortaya..''

üstteki paragrafına katılmaktan fazlasını yapıyorum tardini.

sabri, zaman zaman hkb'yi bile anlamlı kılabilen, çok değerli bir simge gs futbol takımı için.

bugün bir kez daha gördük bunu.

serkan kurtuluş, asla gs seviyesinde bir futbolcu değil. geldiği gün de söylemiştim, çıkar kafa kağıdını, koy pursaklarspor'a, oynat 150 maç; bir tane transfer yapamaz.

bugün erok, ifa, tophane tayfun gibi amatör takımların her birinde en az 10-15 tane serkan kurtuluş var. ortaya 9-10 milyar attınmı yarısından çoğunu alabiliyorsun.

serkan kurtuluş'Lu, süreyya aydın'Lı bir gs futbol takımı.

hakikaten garip oyun şu futbol.

sembolist dedi ki...

benim en fazla dikkatimi çeken konu,'Aydın Yılmaz'ın kocama bir sıfır oldğu gerçeğini gördğümüzdür.Artık bu adam 'genç yetenek' veya benzeri ifadeleri kullnamyalım.Malesef 2.sınıf bir Bank Asya futbolcusudur bu adam.

Parma Maniac dedi ki...

Orhun Galatasaray kötü futbol sergiledi deyip Lucescu'yla bağdaştırmadım.. İkisinin alakası yok, tekrar okumanı öneririm.. Kötü futboldan bahsederken de Sami Yen'den bahsetmiştim, onu da gözden kaçırmışsın..

00.54'teki adsız, Baros'un Hamburg maçında oynayamayacağının farkındayım ama skor garantilenmeden bu tarz işlere girmemek gerekiyor bence.. Skibbe'yi bitiren sezon boyunca göstermediği yapının sezonun en kritik mücadelelerinden birinde ortaya çıkmasıydı.. Bugün son dakikalardaki 2 pozisyondan biri gol olsa, 2. haftasına rağmen ağır eleştiri alırdı Kaptan.. Bence daha sağlamcı olmak gerekiyor puan kaybına tahammülün kalmadığı şu dönemde..

Sacit Tekin dedi ki...

Tardini,

Baros sarı kat sınırındaydı ve Trabzon maında oynamama riski vardı, Hamburg maçında zaten olmayacağı için Nonda veya Haran'dan en az birini hazır tutmak gerekirki maç kondisyonu ve takım ile sahda uyum sağlamaya çalışması önemkli bence, ayrıca skor 2-0 olmuş.

Bu kadar faktör bir arada iken Nonda'yı alması oldukça mantıklı. Başka bir zaman bir oyuncu değiştirmek için bu kadar çok fırsatı bir arada bulamazsınız. O nedenle Bülent Korkmaz ın hamlesi geyet yerinceydi, hatta bugün yaptığı tüm değişiklikler yerindeydi.

Şöyle bir korku oluştu bende. Skibe nin oturtmaya çalıştıı yerden, ayağa paslar ile oynama mantığınıdan vaz mı geçiyoruz? Dün 3-4 pası ard arda yapamadık, sürekli uzun toplar ile oynamaya çalıştık. Defanstan neredeyse 1 tane topile bile oyun kurmadık ki Meira bunu yapabilecek kapasitede. Sürekli sanctis in uzun degajlarla topu ileri gönderidiğini ve o topların da bursa lı oyuncular tarafından alındığını izledik. Ayrıca takım savunması geriye çakılı oynadı ve bloklar arasında çok fazla mesafe vardı.

Sen nedüşünüyorsun bu tablo karşısında, geçci mi yoksa Bülent Hoca'nın mantalitesinn ufak yansımaları mı?

Buna ek olarak Serkan Kurtuluş konusunda Apaç'a katılıyorum. 100 maç geçse bundna daha fazlasını yapamacayacak bir potansiyerli var.

Tatio'da çok doğru tespitler de bulunmuş. Herkesin süper dediği kadroda yedekten girip katkı yapacak adam yok. Lincoln'süzlüğü tolere edemeeycek bir kadro var ve bu kadro kurulurken de bu hiç düşünülmemiş.

Saygılar...

tobias dedi ki...

eleştirilerin çoğuna katılıyorum. evet, savunmamız çakılı kaldı, beklerimiz hiç oyuna çıkmadı bu maçta. sami yen'de böyle oynamak da farksız kıldı bizi. orta sahamız top yapamadı. lincoln formsuzdu, arda yoktu, aydın vardi falan fişman.

ayrıca seyircimiz de bir garipti. aslında süper ligdeki her maç bir garip seyircimiz. anlamsız anlamsız tezahüratlar, oyundan kopmalar, gına getiren tezahüratlar filan. ne zaman her maç bordeaux maçındaki gibi olmayı öğreneceğiz çok merak ediyorum. seyirci de böyle olunca uykum geldi resmen.

BT dedi ki...

Baros'un çıkması için yeterli iki sebep var:
1 Hamburg da cezalı. Hamburg da oynayacak santrforun maç görmesi lazımdı
2 Baros sarı kart cezası sınırında. 45 dakika daha riske edip Trabzon'da Baros suz kalma ihtimalini ortadan kaldırdı.

benikoyupgitme dedi ki...

@sembolist

aydın yılmaz konusunda bende birşeyler yazmayı düşünüyordum ama sen benden önce düşündüklerimin özetini yapmışsın.. Artık bu adamdan genç yetenek, ümit vaat eden genç diye bahsetmek için çok geç kaldık gibi geliyor. Ben aydın yılmaz'ın bu dakikadan sonra üzerine birşeyler koyacağını ve bizi şaşırtacağını düşünmüyorum..

Arda turan'da onun geçtiği süreçlerden geçti ama sonunda aslanlar gibi o formayı kaptı ve verilen şansları en iyi şekilde değerlendirip daha ilk maçında avrupa'nın sayılı yıldızlarından biri olacağı yönündeki sinyalleri verdi..

şimdi aydın yılmaz'da arda turan yolunda ne görülüyor ? Koca bir hiç !! Bu sebepten artık üzerinde durmayıp paf takımdan yeni yıldızlara yönelmenin daha anlamlı bir hareket olacağını düşünüyorum.. Mesela bir irfan başaran vardı ? Neden bu arkadaşa hiç kimse gereken şansı vermedi ? Genç takımda bir cem sultan var.. Neden garantiye alınan maçlarda 15-20 dakika bile olsa shabani nonda'ya verilen şans bu çocuklara verilmiyor ?

İlla bir futbolcuyu 20-22 arasında mı yıldız diye piyasaya süreceğiz ? Ya da bir ümit ışığı veriyorsa önünde kalas tipi futbolcular oynamasına rağmen bu çocuklara hiç mi şans vermiyeceğiz ?

Açıkçası gelen her teknik direktör ben gençlere önem veririm diyor ama gördüklerimiz koskocaman bir ''0'' Bu saçma sapan sistemler yüzünden dikkat edilirse 3 büyük takım arda turan dışında kendi alt yapısından çok ciddi bir yıldız ve geleceğin milli takımının banko oyuncusunu bir türlü çıkartamadı.. Hep anadolu'dan transfer edilen oyuncular mevcut yetenekleri parlatılarak sunuldu..

özetle artık 3 büyük kulübün ciddi şekilde alt yapıya eğilmesi ve olmayacak, pişmeyecek adamları da ''işte geleceğin starı'' diyip taraftarın önüne altın tepside sunma geleneğinden vazgeçmesi gerekir.. Bu kadar kaynak ve alternatif varken hala aydın yılmaz geleceğin starı diye debelenmek taraftarın ağzına bir parmak bal çalmaktır. Olmayacak arkadaş, herşey belli bu çocuk galatasaray da oynayacak kapasiteye sahip değil..

Adsız dedi ki...

gözden kaçırdığım birşey yok tardini.sami yenden bahsettim demişsin kayseri sivas kocaeli maçları uzayda mı oynandı? o maçlarda ne koordinasyonumuz vardı.ya skibbe sevdasından veya birbaşka sebepten dolayı bir bülent korkmaz takıntısı görüyorum.en kısa sürede atarsın umarım.yoksa 2 maç yazında da gs in,maçtan çok bülent korkmaz adı geçmesi başka birşeyin açıklaması olamaz.

orhun

Game & Set & Match dedi ki...

selamlar,

http://polyneikes.blogspot.com

futbol ağırlıklı, 2 kişi yazacağımız, yeni açtığımız bir blog.

göz atıp beğendiğin takdirde, blog listene eklersen seviniriz.

Parma Maniac dedi ki...

Orhun normalde yazmam böyle şeylere ama yayınlamadığım ikinci yorumun yüzünden ekleyeceğim bir şeyler..

Senin her yorumunu saati saatine yayınlamak zorun değilim burada.. İşim, gücüm var benim.. Blogun başında da nöbet tutmuyorum yorumlar için.. 1 gün yayınlanmayan her yorum için burada saçmalanacaksa, o saçmalamalar umrumda olmaz.. Senin burayı takip edilecekler listenden çıkarman da umrumda değil.. Ben yazarım, sen burayı ne yaparsan yaparsın.. Bunu yazarak vah ben ne yapacağım dedirteceğini sanıyorsan bana, boşuna uğraşırsın..

Burada defalarca yazdım, hakaret etmeden düzgün yazan insanın her yorumu yayınlanır burada.. Bazen reddederim yanlışlıkla yorumları, o sayfadan paste olmadığı halde o yorumları elimle girerim sonra lütfedip yazanlara ayıp olmasın diye.. İnsan gibi yazdıkça burada yayınlanmayacak yorum yok..

Kayseri maçı derken 1 saat boyunca 10 kişi oynadığımız maçı değil, deplasmanda son yılların en kötü oyunlarından birini oynadığımız müsabakayı düşündüm, doğal olarak.. Keza Sivas'a karşı da kupa maçındaki oyunu düşünmedim.. Daha kötü oynanan deplasmandaki iki maçı daha öne aldım.. İçerideki Sivas maçında, öyle bir takım savunmasına karşı çok kötü hücum edildiğini ve kötü baskı kurulduğunu düşünmüyorum..

Şu postlardan Kaptan'a eleştiri çıkarıyorsan bu senin önyargılarını gösterir.. Burası açıldığında beri böyle önyargılarla uğraşan bir yer zaten, ben önyargı yapmam, yapanların saçmaladığını yazarım burada.. Kaptan'ın ilk ciddi maçından gelecekte oynatacağı topa dair bir öngörüydü sadece son postta yazılanlar.. Keza Bordo maçında Kaptan'a övgüden başka bir şey bulamazsın.. Bülent Korkmaz savunma futbolu oynatacaksa da bunun kötü bir şey olmayacağını, oynanan topun sonuçlarıyla değerlendirilmesi gerektiğini de yazmışım, bunun için de öbür sezonun başını vermişim zaten burada.. Hangi Kaptan takıntısı? Kaptan'a takıntı yapacaksa burası, Galatasaray tarihinin kendimce Hakan Sukur'le birlikte en önemli figürü olan Bülent Korkmaz için olumlu yönde olur bu, farklısı değil..

Adsız dedi ki...

Bu maçta Baros'un çıkması kadar doğal bir durum yok, Hamburg maçında Baros yok ve Nonda ,üm,t formsuz form kazanmaları içinde oynamaları lazım. unutmayalım.

MOURINHO dedi ki...

Hamburg maçında umarım Nonda oynar.Ümitle başlanırsa il 45 dakıka boşa gıder kanısındayım.Nonda en azından hareketlı bıraz daha orta sahaya gelerek top alıyor.Ümit degajdan atılan topa bakıyor sadece.

Blogger tarafından desteklenmektedir.