29 Kas 2008

,

Fenerbahçe 2-1 Beşiktaş


Garip bir stat bu Şükrü Saraçoğlu.. Galatasaray maçında da vardı gariplikler, bugün de vardı.. Galatasaray önünde daha iyiydi Fenerbahçe oyun olarak ama atılan goller, yine ilk gelen topların gol olma özelliğinin değişmemesi gibi hadiselerle galip geldi Fenerbahçe.. Bugün oyun anlamında daha kötü olmasına rağmen kazanmayı başardı.. Beşiktaş'ın oynadığı oyun, 50 dakika 10 kişi olan bir takım olarak olması gerekenden bile iyiydi.. Kaybetmemeyi hak etmişlerdi ama futbol bu..

Mustafa Denizli yenilen 2. golden sonra küçümser bir sırıtışla yansıdı ekrana.. Fenerbahçe'ye midir o gülüş, yoksa kendi defans oyuncularına mı bilmiyorum ama böyle bir zeminde defans hattını ileri kurmaya çalışan bir hoca yapılan bu hataları normal karşılayacak.. Zapatocny'nin hatası var, ama çok da büyük derecede değil.. O zeminde topun verdiği tepkileri kestirmek de mümkün değil.. Orta yuvarlağa yakın yerde kurulan savunmalar bu riskleri taşır bu zeminde.. Onun bedelini ödedi Beşiktaş..

Mevcut yapıyla 2. olmanın bile büyük başarı sayılacağını düşündüğüm Fenerbahçe'de iki derbide alınan 6 puan çok değerli.. Buna rağmen rakiplerinin arkasında olmalarıysa kendi sorunları, ilk haftaların faturaları.. Kadıköy'de, 10 kişilik rakibi önünde skor avantajına sahipken Alex-Josico, Uğur-Wederson, Deivid-Ali Bilgin değişikliklerini yapan Aragones hakkında yarın basın neler söyleyecek göreceğiz.. Başkası yapsaydı aman aman.. 4-2-0'dan sonra köy takımına elendi diye kovulan Ertuğrul Sağlam'ın yerine gelen Mustafa Denizli'yse 7 maçta Ertuğrul'un topladığını toplayamadı.. Zorlu bir maçı kazandırmışlığı yok daha takımına ama farklı bir şeyler denemesi ve bu maçtaki iyi oyunuyla eleştirilmesi için pek bir neden yok şu anda.. Zaten eleştirilecek bir şey varsa Beşiktaş'ta, bunların çok daha üst kademelerde olduğunu da bilmeyen yok ülkede..

Skor böyle olduğu için yarın Denizli'nin en çok eleştirildiği konu Holosko ve Bobo'nun neden yedek kaldığı olacak bizim medyada.. Onu diyen adamlar, benzer sistem üzerinde Denizli'nin yaşadığı sorunun çözümünü Holosko'yu sağ açık/forvet olarak oynatmak şeklinde yapanı da yerin dibine soktular..

Maçın en klas hareketi olarak Nobre'nin kaleye çivileyeceği yan ortayı mükemmel bir çıkışla alan Volkan'ın uçuşunu seçtim ben.. Şu maçın en estetik görüntüsüydü belki de.. Bir de asist yaptı.. İlk golü es geçiyorum, başarılıydı..

Efsane geri döndü


Ben bir türlü anlayamadım insanlardaki bu Nutella hayranlığını.. Küçüklüğümden itibaren Sarelle denen aşmış lezzetle büyüdüğümdendir belki.. Efsanenin yokluğunda insanların Nutella yemesine bir şey demek mümkün değil tabii, zira ben de fazlasıyla aldım ama gerçeğinin lezzetini bilen biri olarak o çiğ yağ tadını daima yavan buldum, çoğu kavanozu da bitiremedim..

Küçükken Sagra Special dükkanları vardı, beyaz ince plastik kavanozlara Sarelle çeşmesinden doldururlardı.. Normal cam kavanozların dışında böyle de satılırdı, ambalajdan da ucuza gelirdi sanırım.. Her Sagra'ya gidişimizde ablamla bana iki büyük plastik kaptan alınırdı.. Kendi kavanozumu 2 günde bitirip daha yarısına gelmemiş ablamın payına sarkar, sıklıkla da kavgalara neden olurdum evde.. Küçükken ablamla kavga edişlerimizde büyük bir yüzdeyi Sarelle almıştır hep.. Her alışımızda o Sarelle çeşmesine ağzımı dayayıp kana kana Sarelle içmeyi (ya da yemeyi) düşlemiş çocuklardan biriyim ben de.. Ki benden piyasada fazlaca olduğunu da iyi biliyorum..

Sarelle'nin hiçbir zaman Nutella gibi çiğ bir tadı olmadı.. Sarelle kavanozuna 10 gün elinizi sürmeseniz bile hiçbir zaman Nutella'da 3-4 günde ortaya çıkan yağ tabakası çıkmazdı en üste.. Sarelle dışarda kaldığında asla Nutella gibi cıvıklaşmazdı.. Tat, kıvam, yağ oranıyla fındık-çikolata karışımlarının her zaman en babası, en fevkalbeşeri oldu benim için.. Neden piyasadan kalktı, nasıl kalktı hiçbir zaman o bilgiyi edinemedim.. Ama dün öğrendim ki efsane geri dönmüş.. Sarelle'nin olmadığı yerde Abdurrahman Çelebi'lik yapanların saltanatı sona ermiş..

Tadı, kıvamı hala aynı mıdır bilmiyorum ama olmasa bile eski günlerin hatrına kavanoz kavanoz tüketmeye devam edeceğim.. Çocukluğumun en güzel figürlerinden biri geri döndü.. Bir daha hiç gitmesin mümkünse.. Çakma Sarelle'ler çekin ellerinizi raflardan, alemin kralı geliyor..

28 Kas 2008

Yusuf


Zlatan Ibrahimovic: "O (Drogba) harika bir oyuncu ama biz zaten iyi forvetlere sahibiz.. Mesela, Adriano.. Fit durumdayken büyük fark yaratabilecek biri o.. Onunla oynamaktan dolayı çok mutluyum, bana sahada büyük boşluklar yaratıyor.."

Arkadaşlarına sahip çıkmak, medyaya karşı takım olarak güçsüz görünmemek vs. şeklinde okumak mümkün Zlatan'ın bu çıkışını.. Ama yıllardır sahadaki ve dışındaki Zlatan'ı da biliyoruz.. Benim kulaklarıma yusuf sesleri geldi açıklamayı okuyunca.. Didier Drogba'nın Jose'nin Chelsea'sindeki 4-3-3'ün tek forveti olarak yaptıklarını biliyor Zlatan.. Jose'nin ona ne kadar güvendiğinin de farkında olduğuna eminim ama çift açıkla birlikte Drogba'lı ve onsuz bir Inter'in daha iyi bir performans sergileyebileceği de aklına düşmüştür mutlaka.. Sonuçta söz konusu bu oyunculardan biriyle oynamaksa, Drogba'nın o boş alanları Adriano'dan çok daha iyi yaratacağının farkında olmalı Zlatan.. Massimo Moratti de destek vermiş zaten Zlatan'a, o da Inter'in forvete ihtiyacı yok diye buyurmuş.. Jose abimin işi zor..

Zoran Tosic United'da


Bir süre önce bitmişti zaten bu transfer, sıkça konuşuldu İngiltere basınında da.. Çalışma iznini alır almaz da resmileşti.. Zoran Tosic sezonun ikinci yarısında Manchester United'da oynayacak.. Fenerbahçe'nin Partizan'la eşleşmesi sonucunda İstanbul'daki maçta kısmen izleyebilmiştim Tosic'i, kısa sürede etkileyiciydi.. Çok şık bir frikik golünü de bırakmıştı Fenerbahçe kalesine ki duran toplardaki meziyeti sağlam özelliklerinden biri olarak gösteriliyor her yerde..

Tek maçta teknik kabiliyetini de gösteren bir topçu Tosic.. Sırbistan'dan çıkıp teknik konulardaki maharetini belli eden adamları kaçırmamak gerek, zira buradan çıkanlar oyunlarını fizik yeterlilikle desteklemeyi iyi başarıyorlar genelde.. Tosic United'da Sir Alex'in planlarına göre nerede oynar, neler yapar şimdiden kestirmek güç.. Ama futbol sahasının diklemesine üç kulvarında da görev yapabilecek yeteneklere sahip olduğunu izleyince de, hakkındakileri okuyunca da anlayabiliyorsunuz.. Fiyat 8 milyon pound, iyi bir atış United'dan.. Bullseye olmayacak belki ama 19 ya da 20'den vurdular bence..

Stephon Marbury


Sene başından beri Mike D'Antoni'nin süzgecinden geçip Knicks formasını bir türlü giyemeyen Steph'le ilgili garip hadiseler dönüyor son bir haftadır.. Marbury'yle ilgili açıklamalarında hep çok sert olan D'Antoni, Knicks geçen hafta takasları yaptıktan sonra takım kadrosu 7 kişiye düşünce Marbury'yi inactive list'ten çıkarıp Milwaukee maçı öncesinde al sana fırsat, bütün maç oynayıp beni etkile ve sene sonuna kadar devam et diyor.. Steph'in cevap: "Sağol, kalsın.." Bir süre bununla geçti Amerika'da.. Son Detroit maçından önce Nate Robinson ve takasla yeni gelen Cuttino Mobley'nin yokluğunda guard rotasyonunda sıkıntı yaşayan D'Antoni otelde tekrar Marbury'yle konuşup oynamasını istediğini söylüyor.. Steph ikinci kez reddediyor..

Marbury salak değil elbette.. Sene başından beri coach'u tarafından sert açıklamalara maruz kalmış, planlarda olmadığını defalarca öğrenmiş.. bir 3-4 yıl önce NBA'in sayılı PG'larından biri olarak gösterilen bir adam bu.. Ego şişkin.. Gördüğü muamelenin pek güzel olduğu da söylenemez.. Oynamak istemiyor artık D'Antoni için.. Çok haksız denecek bir durum değil bence.. Knicks'in play-off yolunda avantaj sağlaması için Marbury'yi mutlak surette kullanmaları gerektiğini söylemiştim daha önce, kullanacaklarını da düşünüyordum.. D'Antoni çok sert çıksa da başlarda mecburiyetten beklediğim opsiyonu kullanma aşamasına geldi ama beklemediği bir cevap aldı.. Marbury ve Curry konusundaki tavizsiz yapısına büyük hak verdiğim D'Antoni de gereğinden fazla sert konuştuğu için eleştirilmeli mi zamanında bilmiyorum ama Marbury ve Knicks ilişkisi artık bitti.. Zaten oynasa da bu sene sonunda %90 bitecekti ama Knicks'in şu aşamada bir play-off yapması çok çok önemli şehir için, Stephon'la çok daha rahat gelebilirdi o play-off..

Marbury'ye suç bulmuyorum.. Ama ben olsam çıkar, takır takır oynar ve D'Antoni'yle hesabımı sahada topu oynayarak görürdüm.. D'Antoni'ye de suç bulmuyorum.. Fakat dediğim gibi, tavizsiz yapısını sergilerken biraz daha sakin ve yumuşak olsa bu işten faydalanabilirdi şu anda..

Bundan sonraki Walsh hamlesini merakla bekliyorum..

27 Kas 2008

,

Galatasaray 0-1 Metalist


Sonuç büyük hayal kırıklığı bunun altını çizmek gerek.. 1 puan liderliğin garantilenmesi anlamına gelecekti %90.. Galatasaray Metalist'in hızlı çıkan ve kaleye seri inen yapısını da gayet iyi törpüledi maç boyunca.. 81. dakikaya kadar iyi deplasman takımı diye nitelenen Metalist'in 5 dakikalık birkaç periyot dışında hücum anlamında istediği topu oynayamadığı bir maçta pozisyon yokken golü yemek ayrıca acı..

Rakibin yaptığı toplam pas sayısından (201) 2.5 kat fazla olumlu pas yapılan bir maçta (441, toplamı 581) bu kadar kısır kalıp gol pozisyonuna yeteri kadar girememek hoş değil evet.. Bunun çözümlerini yazmıştım daha önce.. Sistemle ilgili de gerekenleri yazdık, çokça da tekrarladık bazı şeyleri.. İşi oradan çıkarıp takımın genel sorunlarını değerlendirmek gerekiyor artık.. Bunun için 2-3 gün içinde kafamdakileri sıralayacağım.. Avrupa Michael Skibbe'nin elindeki tek kozdu mevcut durum içinde, bu gereksiz ve kesinlikle hak edilmemiş olduğunu düşündüğüm hayal kırıklığı yaşatan mağlubiyet buna hayli zarar verecek ama Alman hocanın gözümde hala yeterli kredisi var..

Maça dönelim, Sabri yine son zamanlarda sıkça olduğu gibi takımdaki en iyi oyunculardan biriydi.. Bir sağ açık olarak devşirme beklik yaptığı şu ortamda bu çocuğun bekteki bu performansı büyük takdir alması gereken futbol hadiselerinden biri ülkede.. Şu an Türkiye'deki bütün beklere açık ara yapan Gökhan Gönül'den sonraki en iyi sağ bektir Sabri.. Solda bu maçta oynayan Volkan benim futbola bakışıma göre Hakan Balta'ya her zaman tercih edilmesi gereken beklerden biri ama sağ bekte açık özelliği nedeniyle yerini zaman zaman kaybedebilen Sabri'yle Antalya'da sol açıkta çıkışını yapmış olan Volkan'ın iki açık bek ikilisi olarak doğru tercih olduğu konusunda kesin konuşmam mümkün değil.. Bu Sabri'yle Hakan Balta daha doğru bir seçim olabilir bazı görüşlere göre, hak veririm.. Ama Sabri bu dönüşümünü ve değişimini devam ettirdiği takdirde sol tarafa ne açık bek, ne de stoper bek, gerçek bir sol bekin gelmesinin de taraftarı olurum rahatlıkla..

İkinci yarının hemen başında Barış'ın oyuna girerek ilk 45 dakikada geriye yakın oynayıp orta sahayı güçsüzleştiren Meira'nın stopere geçmesi, ilk 10-15 dakika çok olumlu yansıdı sahaya.. Ama Barış'ın 60'tan sonraki anormalin de ötesindeki düşüşü takımın genel kondüsyon sorunuyla birleşince büyük bir kayıp oldu burada.. Kewell gol atamadığı maçlarda zarar vermeye devam ediyor, Baros da ilk 2-3 maçta yeni bir oyuncu olarak ters gelip önemli işler yapsa da çözüldükten sonra ortaya yeni bir şey koyabilmiş değil ve sakarlıklarıyla Güiza'ya yapılan eleştirilerden nasibini alacak gibi zamanla.. Lincoln yine takımın açık ara en iyi topçusuydu.. Şu anda ülkenin en değerli orta saha elemanı bu Lincoln..

Çok geniş çaplı takım değerlendirmesi dediğim gibi 2-3 gün sonraya.. Sistem dışında kalan etekteki taşları da dökmek gerekiyor yavaş yavaş..

Server Djeparov & Ahmed Kalil


Abramovich bu işi öğrendi.. En azından karışmamayı ve piyasayı rahatsız etmemeyi tecrübe etti son 1-2 yılda.. Eldeki fazlalıkların tamamını gönderip Deco ve Bosingwa'yı alıp transferi kapamaları zaten bunu gösterdi sezon başında.. Arada devam ediyorlar icraatlara..

Asya'da yılın futbolcusu seçilen Server Djeparov ve en iyi genç futbolcu ödülünü alan Ahmed Kalil Chelsea tarafından İngiltere'ye getiriliyor.. Bir süre takımla antrenmanlara çıkacak bu arkadaşlar, beğenildikleri takdirde de takıma transfer edilecekler.. En azından Simon Greenberg böyle diyor.. Asya Futbolu'nun gelişmesine yardımcı olmak istiyoruz tarzında gereksiz ve reklam kokan cümleleri de eksik etmemişler açıklamalarından ama özellikle 17 yaşındaki Ahmed Kalil'in ilginç bir topçu olduğunu söylüyorlar.. Pek boş bir iş gibi görünmüyor..

Asya Futbol Konfederasyonu ve Chelsea arasındaki bu iş birliği 2007 başında imzalanan sözleşmeyle yürürlüğe girmişti.. O zamandan beri hep Chelsea'nin Asya Futbolu'nun gelişimine katkılarını ön plana alan, daha çok ekonomik nedenlere dayanan bir anlaşma olarak görünüyordu.. O zamanlar da birçok Asyalı genç oyuncunun Chelsea'yle antrenmana çıkma şansı olacağından bahsetmişlerdi, Ahmed Kalil ve pek genç olmasa da Server Djeparov (26) bu şansı yakaladı.. Büyük kulüpler çeşitli pazarlara mantıklı bir şekilde girmeyi başarıyorlar..

Chelsea'nin Abramovich başa geldiğinden beri yaşadığı değişim ve gelişim incelenmesi gereken bir durum aslında.. Eğer bu Abramovich zarar veriyorsa futbola, ben vermeyenlerin yaptıkları işleri de görmek isterim..

,

Kaka Show


Fake ama güzel fake.. Bir 5 sene sonra hiçbir şeyi ayırt edemeyeceğiz, o zaman ne yapacağız bilmiyorum..

26 Kas 2008

Real kimi alacak?


Sport gazetesinin Real için ismi geçen oyuncuları toplaması sonucu oluşan resim bu.. Fazlası da var ama yeterli olsun buradakiler.. Bence bunlardan hiçbiri gelmez ama listedeki diğer isimlerden mümkün..

"Hernán Crespo, Huntelaar, Diego Milito, Shevchenko, Oliveira, Arshavin,
Douglas Costa, Dentinho, Drogba, Zárate, Balotelli, Tévez, Adebayor,
Guilherme, Alex Mineiro, Vagner Love, Vucinic, Klose, Podolski, Ryan
Babel, Schweinsteiger, David Suazo"

CL'deki ikinci Juve mağlubiyetinden sonra fikstürü karıştırıp Zenit'e kaybederlerse nolur önümüzdeki maç demiştim, meğerse son haftaymış o randevu.. Zenit Juve'yi yenemeyerek ilk 2 şansını kaybetti.. Rahat bi nefes olmuştur bu.. Bernabeu'da sürpriz yapabilecek bir takımdı Zenit..

Bir de Joan Laporta'nın Bernd Schuster'e destek çıkması var.. İspanya'da bu işler biraz daha seviyeli yürüyor diğer ülkelere göre.. Laporta Schuster'in Real'de büyük işler başardığını ve çok önemli bir takım ortaya çıkardığını söylemiş.. Arkasından da biz rakiplerimizin zayıflığından güç almak istemiyoruz, kendimiz yükselmek istiyoruz diye eklemiş.. Bana samimi geldi.. Atletico CL'de ceza aldığı zaman Ramon Calderon ve Michel Salgado çıkıp ezeli rakiplerinin aldığı cezanın haksız olduğunu söylemişti.. Güzel şeyler mi bunlar kişiye göre değişir ama samimiyetleri belli oluyor bence..

,

Fenerbahçe 1-2 Porto


Galatasaray'a karşı 90 dakika ayakta kalıp maçın sonlarına bir de gol sıkıştıran Deivid bu maçta 55-60'larda bitiyor.. İşte Türk futbolunun fizik kalite sorununun Porto gibi vasatın üstünde bir takıma karşı yansıması.. İş yine Zico'ya gelecek.. Geçen seneki Fenerbahçe'nin sahadaki gücü nasıldı? Paketlenip gönderilmeden önce Aragones hayatımda görmediğim tarzda çok kaliteli idmanlar yaptırıyor diyen Kezman'ın olduğu Fenerbahçe'nin fizik kalitesi ne durumda? Eleştiren var mı Aragones'i? Ara ki bulasın.. Fenerbahçeli olup da Zico'nun arkasından ağlamayan var mıdır acaba Türkiye'de?

Yasin Çakmak asla bir Can Arat değil bana göre.. Ama göz var, izan var.. Her kim ki Önder Turacı için sağ bek dediyse Aragones'e, büyük hata yapmış.. Ama antrenmanlarda anlayıp sahaya koyamıyorsa şu maçta Önder Turacı'yı ben çok iyi şeyler düşünmemeye devam ederim Luis abi hakkında.. Alex sakatlıktan dönmüş, ölü gibi sahada.. Maçtan sonra açık televizyon yanımda, şu Fenerbahçe'den kimi çıkarır koyarsınız Porto'ya geyiği yapıyorlar.. Ayıp bu.. Geçen seneden farkı ne bu takımın? Aurelio ve Kezman/Güiza.. Yere göğe sığdıramıyordunuz geçen sene, noldu bu sezon? Aragones geldi.. Fark o..

Skibbe'yi koruyorsun, Aragones'e geçiriyorsun diye 1-2 mail aldım daha önce açıklamasını yapmama rağmen.. Tekrar açıklayayım yeri gelmişken.. Geçen sene tam anlamıyla bir sistem takımı olup büyük başarı kazanmış hazır bir takımın başına gelen Aragones'le, 2-3 yıldır ne oynadığı belli olmayan, geçen seneyi tamamen bir kaos ortamında geçirmiş bir takımın başına gelen hocaya aynı krediyi vermem ben kendi futbol görüşümle.. Geçen sene kaosu yaşayan istediği kadar iyi transfer yapsın.. Kaosu düzene sokmaya çalışan adam kredi sahibidir, ligde yapılan 4-5 puan kaybı, hatta şampiyonluk kaybı bu krediyi bitirmez benim gözümde.. Ama geçen sene pırıl pırıl parlamış adamlara sahip bir sistem takımını sahada ne yaptığı belli olmayan ve mat bir hale getirmiş adamı sonuna kadar eleştiririm.. Bir hoca yaptığı değişikliklerle maskara olurken, beraberlikte Maldonado'yla Gürhan'ı oyuna sokup maç çevirmeye çalışan adama da tek kelime edilmemesini anlamam.. Ama Türk Spor Basını böyledir.. Kafamı çevirir, hadiseleri dışarıdan takip etmeye devam ederim..

25 Kas 2008

James McCarthy


Son zamanlarda bolca peydah olan oyunu çift taraflı oynama yetisine sahip Britanyalılardan biri James McCarthy.. Bu sene müthiş bir çıkış yaptığı yazılıp çiziliyordu etrafta, çocuğun menajeri George Gray Barcelona'nın kendileriyle ilgilendiği açıklamasını yapmış.. Yaklaşık 1 yıl önce adının Palermo ve Chelsea'yle anıldığını da hatırlıyorum McCarthy'nin.. Oturup izlemişliğin var mı derseniz yok, ama Arsenal altyapısında fazlasıyla gördüğümüz yetenekli içlerden biri olduğunu söylüyorlar.. Yaşı daha 18.. Arayıp buluyorlar işte..

İskoçya doğumlu James McCarthy ama dedesinden gelen İrlanda kanına da sahip.. Hangi milli takımda oynayacağı da sorun olmuş çocuğun.. İrlanda'yı seçtiğini söylemiş ama hala bir kesinlik yok.. Hamilton'dan takım arkadaşı, kaptan Alex Neil İskoçya Federasyon'unu McCarthy'yi ikna etmek için yavaş davranmakla suçlamış.. Son kararı hala İrlanda ama az bir ihtimal olsa da bunun değişme şansı da saklı duruyor şu anda..

24 Kas 2008

Kaptan


Arsenal'in yeni kaptanı, Francesc Fabregas.. Eski kaptan William Gallas takımdaki gençleri medyanın önüne atınca önce kaptanlığı kaybetti, sonra kadro dışı buldu kendisini.. Arsene Wenger çözümü Cesc'i kaptan yapmakta bulmuş, tam isabet.. Gençlerin takımı Arsenal'de gençlerin en tecrübelisi olarak sahada bu işi yapabilecek bir çocuk bu.. Yaşı nedeniyle bu baskıyı kaldırabilir mi diye hemen tartışmalar başlamış İngiltere'de ama en anlamadığım iştir zaten bu.. Yaşla olan bir şey değil ki kaptanlık, o meziyet varsa kaptan olursun.. En yaşlıymış, takımın en eskisiymiş hiç anlamadığım bir şeydir bu.. Türkiye'de de böyle, Hasan Şaş gibi kendini kontrol edemeyen adam kaptan olabiliyor Türkiye'de.. Kötü anlamda söylemiyorum, o bant yakışmıyor ki o aykırı ruha, o aslana.. Keza Sabri, 1-2 yaşlı ayrılsa kaptan olacak Galatasaray'da.. Ne gerek var en eski, en yaşlı, en deneyimli kaptan olmalı düşüncesine? İşte Cesc, işte Trabzon'daki ilk sezonunda o mertebeye yükselen Song.. O meziyet varsa 20'sinde de olursun kaptan, yoksa takımın 20 yıllık topçusu olsan, en dedesi kıvamına gelsen olamazsın.. Wenger'in kararı şık.. Tabii ben Kolo Toure'yi de beklerdim ama çok da önemi yok..

Gallas olayı Arsene Wenger ve Arsenal birlikteliğinin en büyük kara lekelerinden biri olarak görülüyor şu anda Ada'da.. Arsene hocamın üstündeki baskı kötü sonuçlar nedeniyle artıyor.. 3 sene önce yaşansa şu olay bu tepkileri almazdı ama sonuç odaklı eleştiriler her yerde var..

Kadro dışı kalan Gallas affedildi, yarınki Kiev maçında forma giymesi bekleniyor 10 numaranın..

23 Kas 2008

,

Football Manager 2009


Oyun çıktı, tam çıkmadan önce de Everton kulübünün Sports Interactive'le imzaladığı sözleşme düştü gündeme.. Bugüne kadar CM'yle ilgili çok haber gördük, bu oyunu oynayanların İngiltere'deki kulüplere menajerlik başvurusundan daha absürd hadiselere kadar.. İşin içinde bulunmuş biri olarak CM'nin database'ine saygı duymakla birlikte oluşturulan ekiplerin yapısını bildiğim için hiçbir şekilde garantisi olmayan, tamamen o ligi ve takımları inceleyen kişinin inisiyatifine bağlı kalan bir yapı olduğunu da iyi biliyorum.. Herhangi bir ligdeki iki takım arasında bile inceleme farkı çok büyük olabilir.. Bu kadar büyük ligleri yapıp da bütün elemanları futbolu çok iyi bilen, o takımları çok iyi takip edecek, ilgili, sağlam adamlardan oluşturmak imkansız.. Çürükler çok olduğu gibi, mükemmel adamlar da çıkıyor ama işte.. Ben bu adam çıkmadan 5 yıl önce biliyodum ulan diye övünerek gezen CM gençliği bu mükemmel adamlara borçlular o bilgilerini..

Yılların CM fanatiği olarak büyük saygıma rağmen tamamen septik bir şekilde yaklaştığım ve zerre güvenmediğim bir şeydir CM'nin database'i.. Ama Everton ve David Moyes'in imza attığı şey bu açıdan bazı şeyleri değiştirecek ileride.. En azından o database'e girip, yüksek değerleri uzun süre takip ettirip sağlama alma şansları olacak (ki aksi mümkün değil zaten) ve bu bile aslında başlı başına büyük bir hizmet.. Bir bilgisayar oyununun futbolun içine bu kadar entegre olabileceğini kim tahmin ederdi 10 sene önce? Değişim ve gelişim devam ediyor futbolda da..

Oyun hakkında bir şey bekleyenler var benden, daha demoyu bile oynamadım itiraf edeyim.. FM versiyonlarıyla ilgili burada da yazdım birkaç şey.. Ne kadar çok detay, o kadar çok rezalettir bence bu tip oyunlarda.. İşi futbol simülasyonuna çevirmeye çalıştıkça Sigames yanlışlar ve hatalar daha çok batmaya başladı bana.. Oyun gelince illa ki oynayacağım, ondan sonra da yazarım bir şeyler ama umudum yok, beklentim yok.. Oynayan arkadaşlardan gelen screenshot'lar 3D'nin mükemmel olduğunu gösteriyor ama, sırf onun için denemeye değer.. Tabii şu 'D'ler keşke hiç olmasaydı da benim tek boyutlu yazılarım kalsaydı yerinde.. Orası ayrı..

,

Ankaraspor 0-0 Galatasaray


Fenerbahçe maçından sonra bu maçta da anlamsız havaya dikti Galatasaray topu.. Yerden oynuyorlar, büyük gelişme dedik, 2 maçta yalanladılar.. Olimpiyat Stadı kepazeliğini hatırlatan şu rüzgarda topu oynatıyorlar tamam ama her degaj, bekten her top niye havaya dikiliyor gideceği yer bu kadar kestirilemezken anlamadım.. 2 için Balta ve Meira olduğu ortamda Ayhan nereye kadar oyun kurabilecek tabii ama çözüm bulduğunu dikmek değil..

Balta-Volkan/Aydın seçimi tartışılır Skibbe'nin, bence de tartışılsın.. Maçın hemen arkasından belki daha çok şey yazılabilirdi ama zaman girince araya böyle kötü bir maçla ilgili yazası da kalmıyor insanın.. Galatasaray'ın deplasman sorunu devam ediyor.. Şampiyonluk şansı da azalıyor haftalar geçtikçe ama bu sene Avrupa'ya odaklanıp en az çeyrek yapabilirse takım, ligdeki CL bileti yeterli olur bence.. Galatasaray'ın Avrupa'da kepaze olup, ligde şampiyon olmasıyla tatmin olanlar tersini düşünmekte serbesttirler elbet.. Devre arasından sonra çok daha farklı bir top oynayacağını düşünüyorum ben bu takımın..

Fenerbahçe maçını izleyemedim ama kopyasıymış gidişat olarak.. Akşam Inter-Juventus da kaçtı.. EPL'de 4 büyükten gol sesi çıkmamış.. 3'ü 0-0, Arsenal City'den 3'ü yemiş tertemiz.. Üç başlı lige döndü orası, en kısa zamanda 2'ye düşmesini bekliyorum..

22 Kas 2008

Andrija Zizic gidiyor mu?


Bugün basına Zizic'in takımdan ayrılmak istediği haberi düştü.. Basında çıkan neden para.. Ahmet Dedehayır da bunun üzerine açıklama yapıp Zizic'in Türkiye'de mutsuz olduğunu, takımdan ayrılmak istediğini ama mutsuzluk nedeninin para olmadığını açıkladı.. Para sorunu medyaya düştüğünde yöneticiler kulüp olarak zayıf görünmek istemedikleri için bunu yalanlarlar genelde bunda sorun yok.. Ama benim takip ettiklerimden ve duyduklarımdan anladığım kadarıyla Dedehayır doğru söylüyor..

Peki Zizic niye mutsuz olabilir? Akla gelen ilk neden Milan Gurovic'le aralarında problem olması.. Anladığım kadarıyla bu da değil.. Zizic'in mutsuz olma nedeni Murat Özyer'in yönetiminden memnun olmaması.. Gurovic'le Milojevic'in transfer haberini verirken Murat Özyer'in rotasyon kurmadaki sıkıntısından bahsetmiştim.. Türkiye'deki 3+2 yabancı sistemi coaching yeteneğini direkt olarak sınayan bir yapı.. Murat Özyer geçen seneki bir röportajında yabancı rotasyonunu kurmada sıkıntı çektiğini de belirtmişti, ki bu problemler geçen sene de vardı.. Robert Hite, Chris Owen ve Charles Gaines'in kenarda unutuldukları için hocaya tepki gösterdiği birçok maçı yaşadı geçen sene Galatasaray.. Zizic de benzer şeylere maruz kalınca tepkisini gösteriyor.. Bu kadar kariyerli oyuncuları mutlu etmek için bu rotasyonu mükemmel bir şekilde oluşturmak gerekiyor ve Murat Özyer bu konuda bu sene de sınıfta kalıyor.. Bu kadro son şansı demiştim Özyer'in.. O şans da tükendi bence bu sene.. Olan Erman Kunter'e ve Galatasaray'a oldu tabii ama önemli değil, Allah Ülker'e ve Cafe Crown'a zeval vermesin, önemli olan o bu sene..

21 Kas 2008

Al Harrington - Jamal Crawford


New York Knicks sonunda takası patlattı.. Al Harrington, Jamal Crawford karşılığında Knicks'te.. D'Antoni'nin Al ısrarını bilmeyen yoktu haftalardır.. Buna ek olarak Cemal'den de memnun değildi pek ki bence iyi işler yapıyodu Cemal kardeş.. Ama gayet anlaşılır bir takas bu Cemal'in gitmesine rağmen.. Daha önce çok daha az şey verip almak istemişti Knicks.. Bu şakaya David Lee şakasıyla cevap vermişti Golden State.. Ortak payda Cemal kardeş olmuş..

Bir süredir 4-5'te Wilson Chandler ve Zach Randolh'u çıkartıyor D'Antoni.. Lee'yi kenardan getiriyorlar.. 1-2-3'te de Duhon, Cemal, Q-Rich vardı.. Front court zaten zayıf.. Back court'ta da çok cılız kalıyorlardı.. Şimdi 3-4'te Wilson-Al ikilisini kullanıp biraz daha size kazanmaya çalışacaklar ve Q-Rich de 2 numaraya geçecek.. 3 numarada yaşadıkları savunma sıkıntısı da azalacak böylece.. Sezonun yıldızlarından Nate Robinson'ın da 1 ve 2'den alacağı sürenin artacağını düşünüyorum bu takastan sonra.. Golden State de 2-3-4'te Cemal, S-Jax ve Corey'yle çok değişik bir takım olabilir.. İki taraf için de hayırlı oldu gibi..

Edit: Yazının üzerinden 15 dakika geçmeden Zach'in de Mobley ve Tim Thomas karşılığında alındığı haberi düştü.. Yukarıda bir sürü şey yazdık, her şey iyice birbirine girdi.. Teknik, taktik olayı kalmadı artık bunun, ortada olan tek şey 2010'da biten kontratları alıp 2011'de bitenleri postaladığı Knicks'in.. D'Antoni bunları da oynatır bir şekilde ama 2010 yazına kasıyorlar bariz bir şekilde.. Bence ellerinde patlar eğer amaç o kişiyse ama bilemiyorum, büyük camia Knicks.. Bu sene çöpe mi gider, onu da anlarız 2-3 maça..

19 Kas 2008

Hazırlık!


Maçı yazmak değil amacım, neyini yazacaksın zaten şu hiçbir anlam ve gereği olmayan maçların.. İlk yarı göz ucuyla baktım, Terim'in zaman zaman denediği 4-3-3'ü yine değişik bir şekilde sahaya koyma çabalarını gördüm, oyuncu tercihlerine yine tebessüm ettim, İskoçya-Arjantin maçına dönüş yaptım..

Sağ beke Gökhan Gönül'ün gelişi sonrasında Terim ne yaparım, ne ederim, hafta içi eleştiri alan bir topçuyu daha milli takım formasıyla sarıp sarmalarım, benden babacanı olmaz demiş.. İlk yarıda maça dikkatsiz bakışlarım arasında mevkiisini tam olarak kestiremediğim tek isimdi Sabri.. Bu çocuğun bekte kerhen oynadığını, önde (açıkta) her zaman daha iyi olduğunu defalarca yazdım ama bugün Sabri sanki arada sağa kaçan bir iç gibiydi.. Herhangi bir ciddi maçta Sabri'nin milli takımda ortada oynama ihtimali var mı? Yok.. O zaman Terim'in bu kararının da eleştirilere karşı durmaktan başka bir nedenle yapılmadığına şüphe de yok.. Takımında forma giyemeyen Colin Kazım yine 11'de, kendi takımı 3'lü defans oynuyor diye 11 çıkma şansı elde etmiş, bir alt postta bahsettiğim gibi kendisinden iyi 5 tane stoperin rahatlıkla sayılabileceği bu ligde Gökhan Zan yine milli takım tandeminin demirbaşı.. E alışkınız artık.. Hazırlık maçlarının madem bir anlamı yok, ben kendi anlam ve önemimi katarım diyor Fatih hocam.. Boynumuz kıldan ince.. 1-2 yıl önce hazırlık maçlarının gelene geçene yanağını çeviren Küçük Emrah'ıydık, şopar oğlanıydık.. En azından kazanmaya başlıyoruz yavaş yavaş.. Bu alışkanlık bile bir önem kazandırabilir bu boş maçlara..

Anthony Morrow


Bu seneki Don Nelson imalatı Anthony Morrow.. Draft edilmeden, yazın Golden State Warriors'la sözleşme imzalayan adamımız ilk 6 maçta oynamadıktan sonra 3 maçta 15 dakika civarı alıp benchten destek verip son 2 maçta %71.8 şut yüzdesi, %80 üç sayı yüzdesi, 31.0 sayı, 7.5 rebo ortalamasıyla ortalığı kasıp kavurmakta.. Erken konuşmak yersiz olur, zira kardeşim ben antrenmanda boş şut atarken bu kadar sokamıyorum yahu diye konuşarak bir tevazu da sergilemekte.. Ama Don Nelson yine siz aval aval bakının draft'lerde, ben yine patlattım bombayı diye kıs kıs gülüyor sanki koltuğunda.. Golden State takip etmek için bir neden daha çıktı Morrow birader sayesinde..

Servet & Marseille


Bugün bütün Türk basınında sayfa sayfa yer aldı Marseille'in Servet'i isteme haberi.. Fransız kaynaklarda da yer alıyor haber.. Anlamak pek mümkün olmadı ama Eric Gerets'in kendisini istediği belli oluyor..

Bu satış Galatasaray'ın sezon başında yapması gereken hamlelerden biriydi.. Emre Güngör'ün yaşadığı uzun süreli sakatlık belki bunu doğruya çıkardı ama Servet'in şu andaki satışı günümüz futbolunun içinde sorunsuz yaşamak için mutlaka yapılması gereken hamlelerden biri.. Bu tip yetenekten çok özveriyle ve cesaretle oynayıp büyük bir turnuva sonrasında prim yapmış oyuncuları elde tutmanın o takıma ekonomik bir artı getirmesi imkansız.. Servet hali hazırda aktif top oynayan futbolcular arasında en iyi Türk stoper, tartışması bile kabul edilmeyecek bir saptama bu.. Ama bahsedilen 8-10 milyon euro civarı da asla reddedilemeyecek, reddedilmemesi gereken rakamlardan.. Defanstaki bir yabancınız sabitse (Song/Meira), bu yabancının yanında parlayan Türk'ü satar, yerine yenisini koyarsınız.. İşleyiş böyle artık futbolda.. Elde Emre Güngör gibi bir çocuk varken Servet satılır, Emre Meira'nın yanına yerleştirilir.. Stoper yedeği de Egemen Korkmaz ya da Giray Kaçar gibi bir Türk'le desteklenir.. Neden sezon öncesi yapılmalıydı dedim, o zaman Egemen ve Giray'ı alıp bekleme yapmak mümkündü çünkü ama şu anda TSL liderinin oyuncusu bu adamlar.. Biter mi Türkiye'de stoper peki? Bitmez.. Milli Takım'da düzenli Gökhan Zan'ın oynaması varlık içinde yokluk çekmektir bu ülkede.. Emre Güngör nereden, nasıl çıktıysa yenisi de çıkar.. Servet mali değeri tavan yapmışken gönderilmeli, 2-3 sene sonra sattığının yarısına alma şansı da düşünülerek bir dönüşüm/değişim yapmayı başarmalı Galatasaray.. Meira-Emre tandeminin Servet-Meira ikilisinden çok daha iyi performans vereceği saptamasına da zerre değinmeden yazıyorum bunları..

Phoenix Suns


Vaziyet 8-4, Batı Konferansı için gayet yeterli bir derece ama ya oynanan top? Phoenix Suns'ta işler iyi gitmiyor..

Formsuz Spurs karşısında aldıkları ilk galibiyetle lige girdiler.. Daha sonra yendikleri takımların çoğu ligin zayıf takımları.. Spurs'ten sonra Oden şokuyla bir anda noluyoruz diyen Portland'ı yendiler.. Daha sonra New Jersey, Indiana, Memphis ve Sacramento gibi vasat ve kötü takımlar karşısında aldıkları galibiyetler izledi bunları.. Lakers'ı Staples'ta yenen Detroit'i kendi evlerinde 20'ye yatırmaları büyük başarıydı ki izleyemedim o maçı ama dün izlediğim Utah maçı ve önceki 3 maçta gördüğüm Phoenix Suns için teşhis net: Play-off'ta birinci turun ötesi bile zor..

Steve Kerr'ün takımın başına gelir gelmez düşük tempo da düşük tempo diye diretmesinin sonucudur Phoenix'in şu anda yaşadığı psikoz.. Önce D'Antoni küstürülüp gönderildi.. Ardından Milwaukee Bucks'taki iki sezonunda hayal kırıklığından başka hiçbir şey getirememiş Terry Porter adındaki bir çaylak takımın başına getirildi.. Düşük tempolu ve iyi savunma isteyen basketbol için yaptıkları ilk hamle neydi peki D'Antoni'yi göndermeden önce? Tükenmiş ShaQuille O'Neal'ı bünyeye katmak.. Bunun iyi takas olduğu savunuldu zamanında, hala aynı düşüncede olan varsa WNBA güzel ligdir, yazın iyi izlenir..

Deron Williams ve Mehmet Okur'un yokluğunda Phoenix'in neler yapabileceğini merak edip oturup izledim maçı.. Jarron Collins, C.J. Miles, Ronnie Price gibi TBL'de forma giyseler ne yapacakları belli olmayan 3 adamı ilk 5'te çıkardı Utah Jazz ve sadece bench'iyle ezdi geçti Phoenix'i.. Kenardan Kirilenko, Korver, Brevin Knight, Millsap ve Harpring gibi adamları getirebilen Utah karşısında Phoenix sistemin yok oluşundan sonra sıradan bir Avrupalı'ya dönüşen Diaw, Goran Dragic ve bir başka tükenmiş Grant Hill'le durmaya çalıştı Energy Solutions Arena'da, olmadı tabii..


ShaQ'ın önce AK-47'den, sonra Millsap'ten yediği bloklar izleyici olarak üzüyor beni.. 34 yaşında tükenmemeliydi bu adam ama Lakers'tan ayrıldıktan sonra bir hırs uğruna kilo verip sonra yine saldım çayıra yapan bir adamdan başka türlüsünü beklemek mümkün mü bilmiyorum.. 2 sene üst üste MVP olan adam nerede? Sistemin yok oluşuyla iyi bir oyun kurucudan başka bir şey değil Steve Nash.. Sistemin parlattığı oyuncuydu Steve Nash, diğer Phoenix oyuncuları gibi.. Sisteme katkısı olmadı mı yeteneğiyle? Olmadı diyen yalan söyler.. Ama sistemin ona kattığından fazlasını hiçbir zaman katmadı sisteme.. Düşük tempoyla istatistiklerinin düştüğü yetmiyormuş gibi D'Antoni zamanında sırıtmayan savunması da kocaman bir delik olarak duruyor Phoenix'in arka alanında.. Bu bağlamda bu adamın 2 sene üst üste MVP olması NBA fiyaskolarının üst sıralarında yer almaya devam edecek benim için.. Boris Diaw, Leandro Barbosa, Steve Nash, Raja Bell.. Sistemin değişmesinden etkilenmeyen adam bulmak çok zor Phoenix dolaylarında Amare dışında..

Nash de durumdan memnun değil.. Açıklamalarından hissedebiliyorsunuz bunu.. Phoenix Suns yavaş tempoya uygun bir takım değil.. Yavaş tempo seçimi yapacaksanız ön plana alacağınız ilk konu iyi savunmadır ve bu takımın iyi savunma yapması normal şartlarda mümkün değil.. Nash berbat bir arka alan savunmacısı.. ShaQ 5-6 sene önce birebir savunmanın kralı, yardım savunmasının vasatıydı.. İçerideki kalınlığı ve blokçu özelliğiyle onu da törpülüyordu ama.. Şimdi ikisinde de vasatın altında.. Amare kariyerinin hiçbir döneminde iyi savunmacı olmadı.. Ön alan da berbat durumda.. Bir Raja Bell'le nereye kadar? Play-off'a kadar tabii..

Hala hücumuyla ayakta kalan bir takım Suns.. Gelenekleri değiştirmek kolay değil NBA'de.. Şu anda maç başına en az şut atan takım konumundalar NBA'de ve buna rağmen en çok sayı atan 6. takım durumundalar.. Bunun da en büyük nedeni müthiş hücum etmeye hala devam etmeleri düşük tempoda bile.. %49.9'la en iyi yüzdeyle atan takım konumundalar ligde.. Geçen sene %50'yle yine birincilerdi.. Ondan önceki sene de %49.4'le.. Bunu devam ettirebilecekler mi? Açıkçası ben sanmıyorum.. Hücumdaki verimi de hala D'Antoni döneminin bir devamı olarak değerlendiriyorum.. Steve Kerr Phoenix GM'i olmadan önce yazılarını zevkle okuduğum, güzel yazan, güzel değerlendiren yazarlardan biriydi.. Ama her iyi yazar bu işi iyi yapacak anlamına gelmiyor tabii NBA'de de..

Kerr döneminin bir 10 sene sonra iyi anılarla hatırlanacağını sanmıyorum (edit) Arizona'da..

17 Kas 2008

Schuster'e güvenoyu


Son 8 maçta 4 mağlubiyet, 3. lig takımı Real Union'a kupada elenme, Barca'nın 6 attığı Valladolid karşısında alınan yenilgi.. Sezon başından beri bağıra bağıra geliyorum diyeni bir anda ortaya çıkardı Madrid'de.. Bugün bir toplantı yapmış Realliler, akşam da Predrag Mijatovic basın toplantısı düzenlemiş.. Çıkan sonuç: Schuster'e güvenimiz tam.. Böyle kulüplerde bu, 1-2 hafta daha bakacağız, bu arada arama ve taramayı full tempo sürdüreceğiz, kötü gidiş devam ettiği anda Schuster gidicidir demek.. Kötü giden hoca için arkasındayız, desteğimiz tam açıklamasını yapmak günümüz futbolunun bir gereği.. Ama kulüplerin adına göre perdenin arkasındakiler çok farklı oluyor tabii..

Real'in önündeki 5 haftanın 4'ü çok zorlu.. İçeride Sevilla ve Valencia, dışarıda Getafe ve Barcelona'yla oynayacaklar.. 5 haftanın en sonu Barcelona.. Schuster çıkabilir mi o maça? Bu kadro ve oyun yapısıyla çıkamayacağı 1'e 1.3 falan verir sanırım.. Bu bahis de yakında açılır bahis şirketlerinde..

16 Kas 2008

Budur


Fenerbahçe mağlubiyetinin Galatasaray için tek hayrıdır sanırım turuncunun uğurunu götürüp parçalıyı takıma geri getirmesi.. İki hafta önce söyledim daha bu parçalı olayını, üzerine beyaz şort sürpriziyle görmek harika geldi.. Gözler bayram etti, yok böyle bir şıklık.. Devamı gelecek bunun, gelmeli..

Lincoln bu haliyle bu ülkenin en değerli orta sahalarından biri, başta gelir hatta bu performansla.. Muazzam gidiyor bu sene.. Kewell golcü açık kimliğini devam ettiriyor.. Bu sistemin olmazsa olmazlarından biri zaten bu da.. Golleri atmasa zaten yavaş yavaş sırıtmaya başlayacak Kewell ama iki sol açıktan birinin sağda olup bu piyangonun da devamlı Kewell'a vurması nedeniyle söylenecek negatif bir şey de yok.. Sola geçtiği 5 dakikada çizgiye inip ortasını yaptı zaten.. Sağda yapamayacak onları, bunu kabullenmek gerek artık..


65-70 arasında yine yavaş yavaş düşmeye başlamıştı takım ki Arda'nın çıkıp Topal'ın yerine girmesiyle düşen dirence sağlam takviye geldi.. Hıncal'a sorsan korkaklık yaptı Skibbe.. Arda çıkıyorsa giren forvet olmalı zira.. 66'ya büyük geçmiş olsun, akşam az uyumuş sanırım..

İ.B.B. daha önce gösterdiği kimlikten çok farklıydı bugün, maçın başından sonuna kadar geriye yaslanarak oynadılar.. Abdullah Avcı takımının bu kadar uzun süreyle yapacağı bir şey değil bu.. Bunu Belediye'nin yanlış taktiği mi, yoksa Galatasaray'ın sahada yaptıkları nedeniyle mecburiyet sonucu oluşan bir durum olarak mı görmek gerek tartışılması gereken bir konu bu..

15 Kas 2008

,

Arsenal havluyu attı


Ashburton Grove'da iki tane çakıp dönmüş evine Aston Villa.. İzlemedim maçı ama rakip 20. dakikada penaltı kaçırıp sonra ikinci yarı iki taneyi yuvarlıyorsa kaleye söylenebilecek olumlu bir şey olmaz zaten.. Wenger de ilk yarıda bile maçı kaybedecek konuma geldiklerini ama golü ikinci yarıda olmayacak zamanda yediklerini söylemiş maçtan sonra..

CL grupları çekildiğinde yukarıdaki dörtlü arasında en zayıf halka demiştim Arsenal için.. Oynadığı top belki diğer üçlünün ortalamasından daha iyi (Chelsea'yi tenzih ediyorum gerçi) ama kadro genişliği, genel kalite ve tecrübe deyince patlıyor Arsenal..

Sene başında Peter Hill-Wood'un buyur 30 kağıdı, al istediğin orta sahayı dedikten sonra Wenger'in bir türlü adam beğenememesi (ya da para harcamak istememesi) sonrasında bu durum yapılmayan transfere bağlanabilir ama tek oyuncunun fark yaratabileceği bir takım değil Arsenal.. Arsene Wenger'i anlamak zor.. Gençlere yatırım yapmanın, Wenger'in potansiyel keşfetmedeki maharetinin defalarca altını çizdim burada.. Ama son 3-4 yılda biraz fazla abarttığının da farkındayım Wenger'in.. EPL'de Arsenal tutarım ve bir taraftar olarak Arsenal'in şu dönem dönem oynadığı top ve bebelerle yaptığı işi mi tercih edersin yoksa çok daha düz ve başarıya odaklı bir takımı mı derseniz onun tercihini kolay kolay yapamam.. Taraftarın o derece içine sinen bir iş yapıyor Arsene Wenger.. Wigan maçına bebelerle çıkıp, normal kadrosuyla maça çıkan bir EPL takımına 3'ü atıp gönderiyor bu çocuklar.. Durum 3-0'ken kaleci Fabianski anormal bir top çıkardığında bütün Ashburton Grove gol olmuş gibi seviniyor.. Yıllardır başarıyı unutan Arsenal taraftarının geldiği nokta bu işte.. Bu hazzı yakalamış taraftarın Chelsea'nin oynadığı topla ve kadro yapısıyla gelmiş başarılarla tatmin edebilir misiniz? Muhakkak ettiğiniz büyük bir kısım olur ama bunu aşmış Arsenal taraftarları var.. Wenger'in yaptığı bu işi daha da büyüten bir hadise bu.. Buna eziklik diyebilir misiniz peki? Tartışılabilir bir şey bu.. Evet diyeni de anlarım, hayır diyeni de.. Önemli olan bu olgunluğa çıkmak işte başarının gelmediği bu dönemde..

Ama yine de fazla abartıyor bence Wenger.. İngiltere'ye ilk geldiği zamanlardaki ben Avrupa'yı sallamam, EPL'ye bakarım diyen adamın inatçılığını görüyorum ben yine son 3-4 yılda.. Törpülenmesi ve dengelenmesi gereken tarafları var Wenger'in bu genç inatçılığında..

Maça dönelim, Arsenal Chelsea ve Liverpool'un 9 puan gerisine düşmüş.. Geri dönüş olur mu? Bence imkansız.. Yenildiğin takım Aston Villa.. O kadroyla içeride dışarıda herkesi yenebilecek bir kalite Villa.. Ama bu Chelsea'yle, son dakikalarda bu puanları alan bu Liverpool'la, bu United'la kapışmak istiyorsanız kupa için, pek de kabul edilebilir bir yenilgi değil.. Önceki puan kayıpları gibi.. Sorun tek oyuncu değil, sene başında kaybedilen Flamini'yi alıp koyun bu kadronun içine fazlasını yapmak çok mümkün değil.. Sakatlanan Emmanuel Adebayor'un yedeği Nicklas Bendtner, diğer forvet Van Persie'nin arkasındaki oyuncu Carlos Vela olunca başarıya ulaşma şansınız kalmıyor fazla.. Bugün sahaya çıkan orta saha Denilson, Walcott, Nasri, Cesc ve Diaby.. Bunların hangisi büyük tecrübe? Dünkü çocuk Cesc.. Mükemmel bir futbolcu olması takımın liderliğini de muhteşem bir şekilde yapabileceği anlamına gelmiyor Cesc'in.. Bendtner hakkında geçen hafta beğenmediğime dair bir yorum yaptım, arkasından Vela'yla ilgili söylediklerim onu da beğenmediğim anlamına gelebilir ama öyle değil.. Vela 2 yıl sonra müthiş bir oyuncu olacak ve belki de şu anda Arsenal'in başarısına mal olduğu için 2 senede gelişimini tamamlayıp dünyanın en iyi oyuncularından biri olacak.. Ama Wenger'in de belirttiği gibi yetenek anlamında hiçbir sorunu olmamasına rağmen fizik ve mental olarak o 'top class'ın içine girecek seviyede değil..

Bir de son haftalarda ortaya çıkan Toure'nin kesik yemesi durumu var.. Silvestre'yi aldığı zaman Wenger'in yaptığı tecrübe katmak gerekiyordu açıklamasına şaşırmıştım zaten.. Dediğim gibi tecrübe katılacak bir hat varsa o defans değil, orta saha ya da forvetti ama açıklamayı haklı çıkaracak şekilde dünyanın en değerli defanslarından Toure şu anda yedek Arsenal'de..

Ben hala kararımı verebilmiş değilim.. İngiltere'nin dışından takımı seven bir yabancı olarak hoşuma gidiyor bu durum.. İngiltere'de de böyle düşünenler olduğunu iyi biliyorum.. Ama böyle düşünmeyenleri de göz önüne alıp biraz ona göre davranmak, abartıyı azaltmak gerek.. Bu kadar transfer cimriliği, bu kadar ben 25'in üstünde adam almam inatçılığı sürerse negatif sesler artar zamanla.. Wenger'in koltuğunu sarsabilecek hiçbir güç yok dünyada ama gönül başarılı Arsenal'i de özlüyor..

13 Kas 2008

,

Reis

Lakers'i Kim Durduracak?


Lakers işi terbiyesizliğe vurdu.. Dün gece New Orleans'ta Hornets'i paramparça ettiler.. Önümüzdeki 5 maçta ilki içerde Detroit olmak üzere, bir de Phoenix deplasmanı dışında zor maç yok.. Eğer Detroit Staples Center'da geçilirse Phoenix'e 12-0 için çıkılacak muhtemelen.. (15'e kadar da açık yol) 3-4 maç daha devam etsin böyle hemen 72-10 geyikleri başlar NBA'de.. Bir takımın form olarak bittiği andır zaten o geyiklerin ortaya çıkması.. Kobe ve Gasol'un yanında Bynum, Ariza ve Farmar'ın getirdiği gençlik inanılmaz bir takım yaptı Lakers'i.. Şimdi kim durduracak dedik diye ilk maçta Detroit'e yenilirlerse gider Los Angeles'a bombalarım kulüp binasını, dikkatli olsunlar.. (Edit: Aldım LA biletini ve bazukamı)

Dün Dwight Howard kariyerinin ilk triple double'ını yaptı 30 sayı, 19 rebo ve 10 blokla.. OKC gibi Euroleague'de harcanacak takımı bir de Kevin Durant'siz bulunca karşısında (olunca da pek bir şey değişmiyor bu arada) Dwight da işi terbiyesizliğe dökmüş..

Bir başka rekor Knicks'ten.. Dün %59'la anormal bir şekilde hücum ettikleri maçta 30 vurdular Memphis deplasmanında.. Maçta attıkları 19 üçlük de kulüp rekoru.. D'Antoni birader nasıl da belli ediyor kendisini.. Seviyoruz çirkefi..

Hughes'ün de arkasındalar!


City'nin yeni sahibi Sheikh Mansour Bin Zayed Al Nahyan dün Mourinho isminin basına düşmesiyle Mark Hughes'ün arkasındayız diye açıklama yapmıştı.. Bugün (daha doğrusu dün akşam) genişletmiş açıklamaları.. Hughes'ün yeteneğinden ve başarıya aç yapısından bahsedip onunla uzun süre devam etmek istediklerini söylemiş.. Dün çıkan yıllık 18 milyon euroluk abuk Mourinho söylemlerinden sonra belki böyle bir açıklama yapması şarttı şeyhin..

Hughes İngiltere'den 5 iyi hoca say desen içine mutlaka girecek bir adam.. Yaratıcı, hırslı, yetenekli.. Mantıklı olan uzun süreler orada kalması ama Mourinho'nun eğer kanına girebilirlerse ne Hughes kalır, ne de başkası tabii.. Dikkat etsin Hughes.. En son Allerdyce'ın arkasına geçmişlerdi.. Teknik direktörsen ve yönetimden biri arkandayız diyorsa ne geleceği belli olmuyor o arkadan.. Şeyh de sökecek EPL'nin futbolunu, işleyişini.. Ama Roman Abramovich kadar çabuk olacak mı bu iş emin değilim.. Olur da gerçekten Mark Hughes'ün arkasında durmayı başarırlarsa büyük aferin alırlar.. Ocak'ta bir piyasanın altını üstüne getirsinler de bol bol bahsederiz zaten o zaman..

Chelsea 1-1 Burnley


Geçen hafta Poli Ejido, dün Real Union, bugün de Burnley.. Alt liglerden gelip fena çakıyorlar büyüklere.. Chelsea ideale yakın çıktığı bir 11'le Burnley'yi sahasında yenemeyip penaltılara giden maçta teslim oldu Championship ekibine..

Chelsea'nin 11 yazıyorum.. Şu 11'e bakıp maçtan önce 1.15-1.20'den Chelsea satın alan yüzbinlerce insan telef oldu.. Allah'tan şu kupa maçlarına oynanmaması gerektiğini öğrendik 1-2 yıl önce de telef sayısına +1 eklemiyoruz..

Chelsea (4-1-4-1): Cudicini; Ferreira, Alex, Ivanovic, Bridge (c); Mineiro; Kalou, Belletti (Lampard 25), Deco (Mikel h-t), Malouda; Drogba (Di Santo 67).

Scorer Lampard 26.

Geçmiş olsun maviler.. Bu senenin piyangosu size vurdu..

12 Kas 2008

Owen Hargreaves sezonu kapattı


Tendon iltihabıyla başlayan bir sakatlık süreci ve sonunda sağ dizden geçirilen önemli bir ameliyat sonrasında sezonu kapayış.. Hargreaves için 2008/2009 hoş anılar bırakmayacak.. Sakatlığın çok ciddi olduğu ve sezonu kapatmasına rağmen ne zaman sahalara döneceğinin tam olarak bilinmediği söyleniyor şu anda.. Sir Alex için berbat bir haber bu eminim.. Berbatov transferi, arka plana itilen Tevez, hücumcu kanatlar, yetenekli supporter'larla kadro dengesi hücum ağırlıklı olmak üzere hayli bozulmuştu United'ın.. O dengeyi sağlayacak adamlardan en önemlisini de sezon sonuna kadar kaybettiler.. Çok sevdiğim, Almanya'da uzun süre eğitim almasından mütevellit tipik bir İngiliz içinden çok daha farklı özellikleri olan, bir İngiliz'e hiç benzemeyen bir futbolcu Owen.. Bir an önce atlatsın da dönsün tekrar sahalara, son zamanlarda beni en çok üzen sakatlıklardan oldu bu zira..

9 Kas 2008

,

Fenerbahçe 4-1 Galatasaray


Kazanan takım bozulmaz pek anlayabildiğim bir şey değil futbolda ama her teknik adamın düştüğü ikilemdir bugün Skibbe'nin yaşadığı.. Kewell yerine Karan'ın oynaması ya da başka bir hareket değildi zaten bugün maçı Fenerbahçe'ye götüren ama.. Zaten çıktığın kadroyla ilk dakikada golü bulup 1-0 öne geçiyorsan o skoru tutamamak da ayrı bir şey..

Futbolu düşününce normal şartlarda Galatasaray'ın yenilmemesi lazım demiştim maçtan önce.. Fenerbahçe'nin kaleyi bulan ilk topu ve her topu gol oldu yine klasik bir Galatasaray maçında olduğu gibi.. Ama futbolla açıklanabilecek bir maçtı bu bütün Galatasaray hatalarına ve Fenerbahçe kısmetine rağmen.. Geçen sene Sami Yen'de istim üzerindeki Fenerbahçe'yi nasıl savaşarak yendiyse Galatasaray benzeri bugün sahadaydı.. Galatasaray'ın pres ve orta saha direnci görünce bozulduğunun farkında Aragones, takımı da ona göre kurmuş.. Genel olarak rakibi geride karşılayıp her topa basarak ve rahatsız etmeye çalışarak oynadılar.. 90. dakikada bile Fenerbahçeliler basmaya devam ediyordu topa.. Galatasaray hem o direnci gösteremedi yapı olarak, hem de 1 gün az dinlenmenin sıkıntısı çekti.. Galatasaray oyunu kenarlara yıkmaya çalıştığında çizgileri de 3-4 adamla sıkıştırmaları ayrıca dikkatimi çekti.. Galatasaray'ın bu dar alanda ters topları çıkarabilecek kalitesi vardı sahada ama uygulamaya geçmedi bu..

Her türlü sonuç bekleniyor işte burada.. Skibbe'nin Baros-Nonda değişikliği bence erkendi.. Hem Baros'un 15-20 dakikası daha vardı, hem de bu değişiklikle son 20-25 dakika forveti çiftleyip oyunu rakip sahaya yıkma şansını yok etti Galatasaray.. Nonda'nın durum da daha önce dediğim gibi tam bir kontratı ve parayı alıp yatma durumuna benziyor.. NBA'de sık rastlanan bir durumdur bu, Nonda'da da garanti paranın rehaveti var gibi..

Galatasaraylı oyuncuların psikolojisi maç başında çok iyiydi.. Golü de bulduktan sonra işler değişiyor dedim.. Ama erken gelen beraberlikten sonra Lincoln'ün sarı gördüğü pozisyonla birlikte hakemle girilen ikili diyaloglarla bir anda arttı sinir katsayıları.. Maçın bittiği andır benim gözümde o asabiyetin ortaya çıkışı..

Michael Skibbe


Michael Skibbe Galatasaray'a geldiği günden beri sistem odaklı eleştiriler dışında onun hakkında negatif bir şey yazmadım.. Yeterli materyal elimizde, oynanan kötü futbol bu materyalin içine girdiği anda Skibbe'nin ağır eleştirilmesi için bütün ortam da oluşmuş oluyordu ama her şeyin bir aması olduğu gibi benim için de bu konuda 'ama'lar çoğunluktaydı..

Bir takımın başına gelmiş yeni bir hocadan ne beklersiniz? Herkesin cevabı farklıdır buna elbet.. Biri ben 2-3 haftada iyi ve güzel futbol isterim, takım çok iyi çalışmalı sezon öncesi der, başkası sonuç ister kısa vadede.. Kimi iyi kondüsyon görmek ister ligin başında, bir diğeri minimalist bir başlangıç sonrasında form düzeyinin yavaş yavaş artmasını bekler.. Örnekler çoğalır, muhabbet bitmez.. Bunlardan hangisinin genel geçer doğru olduğuna dair de tek bir ölçüt yoktur.. Ligin yapısı, takımdaki oyuncuların durumu, Avrupa'ya katılım, takımın hedefi gibi sınırsız sayıda veriler ışığında bir plan yapılır, yola ona göre devam edilir.. Buna rağmen de her akl-ı selimin farklı çözüm yolları olabilir..

Ben ne beklerim yeni işe başlamış bir hocadan? İlk baktığım şey ne oynanan top, ne fizik kalite, ne de başka bir şeydir.. Yeni bir hocanın ilk bakılması gereken özelliği sahaya hangi sistemi koyduğudur bana göre.. Geçen sene Kalli zamanından beri söylediğim bir şey var.. Günün, çağın futboluna uygun bir sistem ilk, en büyük öncelik.. Bunun farkına varamayan bir teknik direktöre istediğiniz zamanı verin, size istediğinizi veremeyecektir uzun vadede.. Nereye geldik? İstikrar.. Önemli bir şey midir futbolda? Kimi 10 haftada biletini keser hocanın, kimi 3 yıl takımın başında tutar, sabreder.. İstikrarın genelde yarar getirdiği futbolun doğrularından biri, ama bu tersinin yapılamayacağı anlamına da gelmiyor.. Buradan nereye geleceğiz? Geçen sene Kalli'nin Galatasaray'ı 7 galibiyet 4 beraberlikle puan farkı atarak lider olduğunda burada bunları dile getirdim.. 10 haftada Galatasaray'ın Kalli'yle hiçbir yere gidemeyeceği belliydi bence ve biletinin kesilmesinin en kısa zamanda takıma fayda getireceğini savundum.. İstikrar nerede? Futbolun şartlarına uygun bir sistemi sahaya koymayan ve koymayacağını her fırsatta dile getiren bir adamla istikrar yakalanmaz, seneleri boşa geçirmekten başka da bir işe yaramaz o istikrar çabaları.. Nitekim Galatasaray ligde bir şekilde yoluna devam etmesine rağmen Avrupa'da hiçbir maçta başarılı olamayarak berbat bir futbolla önce evine döndü, sonra da Kalli'nin gidişi sonrasında şartlara uygun bir yapıyla şampiyonluğu kazandı.. Kalli gitmeseydi şampiyon olur muydu takım? Bence olamazdı ama Kalli gitti şampiyon oldu Galatasaray basitçiliğine de indirgeyecek değilim durumu.. Kalli gidene kadar 28 haftada takımı şampiyonluk yarışında tuttu, daha sonra gelen Cevat Güler de uygun yapıyla 18 puanı alıp şampiyonluğu imzaladı..


Michael Skibbe'nin yaptığı nedir? Evet, en başta güne, takıma uygun bir yapıyı sahaya koyup oyuncuları mümkün olduğunca bu yapı üzerinde doğru değerlendirmek.. Bunu yapan bir hoca benden en az sezonun yarısının kredisini alır, hatta sezon sonuna kadar da gider bu.. İlk iş doğru yapılmalı.. Bundan sonrasıysa çok daha kolay, zamanla çok daha kolay giderebilecek sorunların çözümü şeklinde geçer.. İyi futbol, kaliteli organizasyon, defansı ve hücumu bir arada yapabilen sağlam bir yapı zaman ister, fazla sayıda maç ister.. Birlikte uzun süre oynamanın bir sonucudur sahada gördüğünüz kalite.. Galatasaray geçen sene şampiyon olmuş, o şampiyon takımın üzerine çok mantıklı bir şekilde direk ilk 11'de oynayacak 4 oyuncu ilave etmiş.. Üzerine geçen sene oynamamış Lincoln'ü ve kalede, defansta, orta sahada, forvette o bölgenin yapı taşları olacak yepyeni oyuncuları düşünün.. Bunları sahada bir bütün olarak oynatmak 5 maçla olacak bir şey değil.. Bu bağlamda burdaki Skibbe eleştirilerimin tamamı kısmen medyadan etkilenip, kısmen de mecburiyetten orta sahayı boşaltıp forveti çiftleme üzerine kuruldu sadece.. Orta sahada adam kalmayınca bunu yapmak çok abuk değildi ama çözüm vardı.. Balta sol açıktan defansif orta saha çiftleyicisi olarak düşünüldü, tutmadı.. Meira'yı öne çıkarıp defansa Emre Aşık eklemesiyle bunun çözümünü yapmaya çalıştı Skibbe.. 2 maçta ne kadar akıllı bir hamle olduğu ortaya çıktı bunun, peki Steaua maçında yaptığı bu hadiseyle bu problemin çözülebileceğini kaç kişi düşünmüştür Türkiye'de.. Çok azdır muhakkak.. Steaua'da yaptığının yanlış olduğu gerçeğini değiştirmiyor bu ama bu problem çözümü iyi çözümdür..

Tekrar doğru sisteme girelim.. 4-4-1-1 deyip duruyoruz, Skibbe de bunda diretiyor.. 4-4-1-1 tek doğru değil.. Doğru sistem, şartlara uygun olarak elindeki oyuncularla şekillenir.. Galatasaray'da Kewell, Lincoln ve Arda'dan oluşan üçlü ofansif bir orta saha hattı olduğu için bu sistem uygun.. Skibbe eldeki oyunculara göre mi yapıyor bu şekillendirmeyi açıkçası bilmiyorum.. Leverkusen'de de hep bunun üzerinden gitmiş bir adamın favori sisteminin bu olması da bir olasılık.. Ama bu gerçek Galatasaray'ın şartlarıyla örtüştü.. Benzerini şu anda Fenerbahçe de oynuyor.. Uygun mu? Bence çok uygun değil, idare ediyor sadece eski alışkanlıktan.. Fenerbahçe'nin orta saha oyuncularının görünümü şu anda tamamen özelliksiz.. Colin Kazım'ı, Uğur Boral'ı ve kötü defansif orta sahaları dahil buna.. Elde 3 tane iyi hücumcu var.. Güiza, Semih ve Alex.. O zaman bu 3 oyuncunun maksimum verim vereceği bir sistemi oluşturmak zorundasınız siz.. Galatasaray için şu an doğru olan Fenerbahçe için doğru olmayabiliyor yani.. Önemli olan bunun farkında olmak, gerisi sistem puristliği olur, futbol adına da hiçbir şey vermez insana..


Skibbe korkak mı? Eldeki veriler öyle olmadığı yönünde.. Leverkusen'de hep hücumcu kimliğiyle öne çıkmış, takımını ligin en iyi top oynayan takımlarının başına getirmiş bir adamın korkak olduğu sadece Türkiye'de dile getirilir.. Deplasmanlarda takımı geriye çekmesi eleştiriliyor, risk almaması eleştiriliyor.. Bana göre geçiş aşamasında doğru işleri yapıyor.. Galatasaray Terim ve Lucescu zamanından sonra ilk defa Avrupa şartlarına uygun bir sistemle sahaya çıkmanın peşinde.. Orta alanın boş kaldığı, 5 oyuncunun ileride, 5 oyuncunun geride birbirinden tamamen kopuk hatlar şeklinde uzun süre oynadığı bir dönemden sonra geldi Skibbe.. Galatasaray'da son 5 yılda paçavra sistemler gelenek halini aldı.. Bu gelenekleri yıkmak, çağa ayak uydurmak da kolay değil.. Bu gözler Fatih Terim'in kusursuz hücum futbolunu oluştururken ilk iş olarak defansa önem verip maç içinde Sukur'u alıp Feti'yi soktuğunu da gördü.. Terim de korkaktı o zaman Türkiye'de.. 2 yıl sonra Avrupa Fatih'i oldu, İmparator dendi.. Skibbe'nin de ilk etapta, özellikle deplasmanlarda savunmaya önem vermesi çok garip gelmiyor bana..

Son 15 yıl Galatasaray ve Türk Futbolu'na damga vuran bir adam var Hakan Sukur adında.. Galatasaray 15 yıl boyunca onunla ve onsuz şişirme futbolu oynadı.. Bilinçsiz bir işlem olarak kullanmıyorum top şişirmeyi ama Sukur Galatasaray'dan ayrıldığında bile bu bazen hastalık olarak devam etti.. Sukur'lu Galatasaray da maçların belirli bölümlerinde oyuncular zorda kaldığı için ileriye top şişirdiği için hep eleştirildi bu dönemde.. Galatasaray yıllar sonra ilk defa bu kadar yerden ve pasa dayalı oynuyor bilinçli bir şekilde.. Sezonun ilk maçından beri net bir şekilde ortada olan bu değişim nasıl görülemiyor ben anlamıyorum.. Sukur'un takımdan ayrılması bunun için yeterli midir tek başına? Daha önce yeterli olmadı.. O zaman bir beyinin bunu gerçekleştirdiğinin farkına varmak gerekiyor.. Arda-Kewell-Lincoln-Baros dörtlüsünün başarılı olabileceği tek stil bu.. Sahada bunun yansımalarını Olympiakos ve Benfica gibi kuvvetli takımlar karşısında görmek de mutluluk verici..


Skibbe bir şeyleri değiştirmenin peşinde.. Gelenekler yıkılıyor Galatasaray'da.. Kabuk değiştirmeye çalışan bir takım var karşımızda.. Bunu da doğru bir sistem, sağlam bir yapı ve iyi seçimlerle yapmaya çalışan bir hoca var.. Yanlış yapmadı mı bugüne kadar.. Şu anki kondüsyonu görüp sezon öncesinin çok iyi geçirilmediğini görmek, Steaua maçlarında ödenen bazı bedeller yazıldı Skibbe'nin eksi hanesine.. Bunun dışında çıkarılan kötü lig maçlarıysa umrumda değil..

Olympiakos maçı benim için ilk zirveydi.. Bu takım 2 ayda böyle bir Avrupa maçı oynayabiliyorsa buna süreklilik de kazandırabilir.. Benfica maçıysa imzadır gözümde.. Galatasaray doğru yolda olduğunu ligde içerde dışarıda 5 atarak değil, kaliteli kadrolar önünde iyi futbol ve iyi skor alarak gösterebilir.. Olympiakos maçında coştuk, Eskişehir maçında berbat futbola hazır olun dedik.. Bu yazıyı Fenerbahçe maçından önce yazmamın nedeni de budur.. Burdaki övgülerimin bu maçlarla bağlantısı yok.. Bugün Galatasaray'ın çok kötü bir top oynayıp iyi motive olmuş bir Fenerbahçe karşısında ağır bir mağlubiyet alması gayet olası.. Galatasaray-Fenerbahçe derbileri futbolla açıklanamayacak müsabakalar.. Ama Galatasaray bugün 5 yese de Skibbe'nin doğru bir seçim olduğu gerçeği değişmeyecek benim için.. Galatasaray sezon sonuna kadar kesinlikle Skibbe'yle devam etmelidir.. Şampiyon olamasa da Skibbe'yle devam, istikrar şarttır.. İstikrar kavramının şu andaki Galatasaray'da geçerlilik kazanabileceğini gösterdi Skibbe.. Tekrar ediyorum, son 5 yılın Avrupa'daki Galatasaray'ını, vasıfsız rakipler karşısında sistem bozukluklarıyla yaşanan hüsranları, kimlere karşı hangi sonuçları aldığını düşünün bu takımın ve sonra Olympiakos, Benfica maçlarını gözlerinizin önüne getirin.. Bir Baros, bir Kewell, bir Meira değildir bu farkı yaratan.. Futbol tarihi iyi kadroların sayısız hüsranlarını yazmıştır.. Bu anlayış farkı da salt iyi transferlerle açıklanmamalı, haksızlık olur..


Biraz işin duygusal boyutuna girelim.. Davala ve Boekamp'ın gönderilişinden sonra Skibbe'yi kenarda daha üzgün ama eskisinden çok daha hareketli, bir şeyleri ispat etmeye çalışırken görmek büyük mutluluk veriyor bana.. Yardımcıların gönderilmesi istifa et demek miydi, bilmiyorum.. Muhtemelen de öyleydi.. Bu yanlışlığa hayır diye karşı çıkmaksa asla onursuzluk değil, onu iyi biliyorum.. Skibbe'nin şu andaki görüntüsü bana bir onur mücadelesi olarak da yansıyor stattan.. Kenarda Skibbe'yi görünce mutlu oluyorum, sahadaki futbolcuların da öyle olduğunu düşünüyorum.. Ayhan'ın, Arda'nın, Lincoln'ün bu adama nasıl sarıldığını, nasıl benimsediklerini görmemek mümkün değil.. Daha 2 ayda 10 asist barajını geçen Lincoln'ün müthiş oyununun altında Skibbe'yle olan dostluğunun yattığını da görmek gerek.. Öğreneceği çok şey var Türkiye'de.. Evet, Türkiye'de Anadolu kulüpleri için deplasmanlarda alınan puanlarda mutluyum açıklamasını yapmayacaksın.. Rakiplere saygı dünya futbolunda genel bir doğru olabilir ama Türkiye'de güçsüzlük olarak görünür ki buna gösterilen tepkiye hak veririm ben de.. Ama bu saygının korkaklık olduğuna katılmam.. Bu öğrenilebilecek bir davranış biçimidir.. Sonradan öğrenilemeyecek futbol vasıflarıysa Skibbe'de olduğunu görmekten keyif duyduğum şeylerdir..

Derbi Preview


Bu kadar yazdıktan sonra derbi için de ayrı bir yazı yazmayayım.. Zaten yazacak fazla bir şey yok.. Geçen seneki preview'da Kalli saçma sapan düşüncelerine bu maçta da devam edecekse hiç çıkmasın maça, 2-0'ı yazsınlar Fenerbahçe'ye yorulmasın çocuklar demiştim.. Maç da 2-0 bitmişti hakikaten.. Bu sene farklı konuşacağım.. Alex'in de olmadığı Fenerbahçe'nin Galatasaray karşısında futbolun gerçekleriyle galip gelebileceğini düşünmüyorum.. Alex'siz Fenerbahçe'nin Arsenal karşısında gösterdiği yapı doğru bir yapıdır.. Galatasaray karşısında da aynı mücadelecilikle ve geriye yaslanarak oynarlarsa şansları çoğalır bence.. Fakat futbol oynamaya çalışırlarsa takımdaki arızalar ortaya çıkar, Galatasaray'ın da bunları değerlendirme şansı yükselir.. İyi motive olmuş bir Fenerbahçe'nin iyi top oynayıp çok kötü oynayan bir Galatasaray'ı yenmesi de anormal karşılanmayacak benim için, çünkü bu maçların bir mantığı olmadığını iyi biliyoruz geçmişten.. Ama bu Galatasaray'ın normal şartlarda Alex'siz bir Fenerbahçe'ye yenilmemesi gerek.. Aragones'in bir sürpriz yapıp kanatsız bir yapıyla orta sahayı iyice güçlendirmesi ve farklı bir organizasyona gitmesi mümkün ama onun da öngörüsü şimdiden yapılamaz.. Galatasaray'ın Karan-Kewell seçimi çok ilginç olacak.. Kaldı 5 saat.. Maçtan sonra çok daha detaylı bir yazı yazarız tabii..

8 Kas 2008

Arsenal 2-1 Manchester United


İkinci yarıyı izleyebildim sadece, o yüzden yazacak fazla bir şey yok.. Arsenal'den bu kadroyla EPL'de bir şey olmayacağını düşünmeme rağmen önemli bir galibiyet.. Sevindirdiler.. Benzer düşüncelerimin United için de olduğunu biliyorsunuz.. Chelsea tek tabancalığa çevirebilir işi Benitez sapıttığı anda, ki yakındır o da..

Bir şey daha eklemek isterim.. Nicklas Bendtner bu kafa yapısını devam ettirsin, 3 yıl sonraki adresi Wigan Athletic'tir.. Samir Nasri topçu değildi Fenerbahçe maçından sonra, şimdi en azından oyuncu kategorisine tekrar yükselmiştir.. Buna da şükür..

6 Kas 2008

,

Benfica 0-2 Galatasaray


Fikstür belli olduğunda kafadan 0'ı yazdığım bir maçtı bu.. Allah Flores'ten ve ekibinden razı olsun.. Her kim kendilerine Galatasaray'la ilgili kaleyi gördüğünüz yerden şut çekin dediyse, zerre çakmıyormuş futboldan.. Hem defans yapısı, hem de kaleci durumu nedeniyle anlamsız bir taktik anlayışla oynadı bu bağlamda Benfica, sağolsunlar..

Olympiakos maçı benim için milattır Galatasaray için, zamanında belirttim.. O muhteşem futboldan sonra ilk lig maçında eskiye dönüş olabileceğini de belirtmiştim, ki oldu.. Galatasaray'ın önünde müthiş bir derbi var, her türlü oyun ve skor beklenebilir o maçta takımdan.. Ama bu geneli değiştirmeyecek.. Bazı şeyler değişiyor Galatasaray'da.. Bunu sahada görebilmek müthiş.. Bunu sahada görürken skoru da görebilmek ayrıca müthiş..

Michael Skibbe konusunda safları tutmanın zamanı gelmiştir.. Fenerbahçe maçının preview'ında Skibbe'ye de uzun uzun değinmeyi düşünüyorum.. Belki ayrı postlar şeklinde yazarım bilemiyorum.. Olympiakos maçında Skibbe'nin safına geçmeye başlamıştım, bugün yerimi sağlamlaştırıyorum.. Yarın Galatasaray'ın kadrosunun mükemmel olduğunu, bunların normal sonuç olduğunu yazarlar.. 6 stoper diye eleştirdikleri sistemin değiştiğine bakmadan hem de.. Galatasaray Lucescu'nun 2. senesinden beri Avrupa'da ne zaman bu kalibrede takımları devirmiş, ne zaman bu karakteri yansıtabilmiş onu değerlendirmezler..

Skibbe'nin iki forvet oynatıp sistemine sadık kalması önemlidir bu gece adına.. Şahsım adına beklediğim 11 buydu ama ben Lincoln'ü bir kanada atıp klasik 4-4-2 yapabilir şeklinde düşünmüştüm.. Euro 2004'te Pires'i sağda oynatıp sola Zidane'ı atan JacQues Santini Fransa'sı gibi.. Sisteminde direteceğini gösterdi Skibbe.. Bundan sonrası çok farklıdır Galatasaray adına.. 15 gün önce Olympiakos, bugün Benfica deplasmanı.. Son 3 senede Avrupa'da neler yaşadığına baksın Galatasaray taraftarı, sonra bazı şeyleri değerlendirsinler bence..

Skibbe için kısa kesiyorum sözü, uzun zamandır uzaktan dikkatle izlediğim bu adamla ilgili kararımı bir süre önce vermiştim, bu gece imzalarım kendi adıma.. Hepsi geniş geniş tartışılır bunların derbiye kadar.. Zaman bol.. Bu geceki uyku çok temiz olacak bütün Galatasaraylılar için..

Kelt gücü devam


Boston yine sağlam girdi sezona.. Indiana deplasmanındaki ağır mağlubiyet çok garip değil bu takım için.. Celtics için reçete belli, yine en iyi galibiyet yüzdesini almaları gerekiyor bence.. O avantaj olmasa geçen sene doğudan çıkamayabilirlerdi.. Lakers'a karşı da etkisini gördüler o avantajın.. Yaşlılıktan söz ediliyor hep onlar için, eğer böyle bir dezavantaj varsa onu nötrlemek için iç saha avantajını elde etmeleri gerek yine.. Detroit 4-0'la girdi sezona ki son iki galibiyette Billups ve dolayısıyla Iverson oynamadı.. Michael Curry fena başlamadı sanki işe..

Philly'nin iki maçını izledim.. Arızalar fazla.. Şut sorunu devam ettiği gibi Elton Brand de son zamanlarda fazla orta mesafeye dayalı oynamaya başladı.. Şut özürlü bir takımda kötü değil ama takımın geneli için çok hayırlı değil bence.. Thaddeus beklediğim gibi harika girdi sezona, şu anda da %55'le üç atıyor ama bu performansın devam etmesi (en azından şut odaklı) zor.. Louis Williams ve Willie Green önem kazanacak ileride.. Anlamadığım bir karmaşa var şu anda takımda ama taşlar yerine oturacaktır..

Knicks yine dengesiz.. Çok kötü başlamadılar ama geçen senelerdeki dengesizlik devam ediyor.. Kolay değil tabii tabuları yıkmak.. Savunmadan ziyade en büyük sorunları hücumda şu anda.. Oturmayan şeyler var hücumda ki berbat bir yüzdeyle attılar 4 maçta.. 2-2 yine umut veriyor taraftara ama Steph bence şart.. Walsh orta yolu bulmaya çalışıyor, D'Antoni inatçı çıkıyor.. Bence haksız değil D'Antoni, en azından genel felsefede takım yapısı için doğru bir karar veriyor ama Steph gibi bir point guard'ın bu sistemdeki katkısı yadsınamayacak boyutta olur.. Kafası, fiziği ne durumda bilmiyorum ama orta yol bulunması Knicks için doğru olur bence.. Kontratıyla atsan atılmaz, satsan satılmaz bir durumda Marbury.. Kontrat bitiminde uzatması da zor görünüyor Knicks'le.. Bu durumda oynatmak ve oynatmamak arasındaki ince çizgi hakikaten çok pis..

Indiana'nın düşeceğini düşünüyordum ben 9'dan.. Boston galibiyetleri şaşırttı ama şu anda 1-2'ler.. Kaybettikleri takımlar da Pistons ve Phoenix.. Zorlayarak yenildiler bu takımlara da.. Biraz daha dikkatli izlemek gerekecek belki ama ben hala zor görüyorum play-off'u onlar için.. 9.luğu bile bulamayacaklar gibi geliyor bana..

Chicago'da rotasyon konusunda sıkıntı var beklendiği gibi.. Rose ilk 5'in direk adamı oldu, iyi de oynuyor ama oralara bir takas şart gibi.. Tyrus'a da şutunu geliştirirse iyi topçu olur dedik, gelişmeden eline ne gelir de sallarsa değil.. Noah'ın her zaman overrated bir eleman olduğunu düşündüm ama şu takımda aldığı 12 dakika az bence.. Drew Gooden'a da Tyrus+Noah'ın dakikasını veriyorlar neredeyse.. Kim savaşacak pota altında? Del Negro bunu bir cevaplasın önce..

Toronto'da Jermaine hakikaten sertleştirdi iyice pota altını.. Hücumda kötü bir kısa yüzdesiyle atmaya devam ediyor ama beklenen o değil zaten.. Hücumu yavaş yavaş bırakırken şu berbat orta mesafesini de bırakıp potaya daha yakın atışlar kullanmaya başlasa iyi olacak Toronto için.. Onun yaptığının çok daha iyisini yapan Bosh var zaten.. Solomon'un Calderon'un yedeği olmasını bekliyordum, ilk maçlarda o işi daha çok Ukic yaptı.. Detroit karşısında açılışı yaptı Solomon..

Washington berbat girdi sezona.. Orlando-Cleveland geçen seneden bildiğimiz gibiler.. Bir vites daha yavaş takılıyorlar sadece.. Milwaukee Bucks Ramon Sessions'ın rotasyona girmesiyle toparladı biraz.. O taraf ilginç daha önce de dediğim gibi, eğer oyuncuları doğru kullanırsa Skiles iş yapabilecek gibi.. Skiles söz konusu olunca biraz ağır takılmak gerek tabii.. Miami'de Chalmers çok ilginç girdi sezona ilk 5'te.. Oradaki sorun Marion ve Beasley arasındaki rol paylaşımının nasıl şekilleneceği üzerinden çözülecek bence.. Zaman gerek..

Atlanta çok bomba, bıraktığı yerden götürüyorlar.. Charlotte'sa Larry Brown'la pek bir sorun yaşayacak gibi bu sene.. Bernie babada kaldım ben hala Charlotte'ta.. Keşke onlar da kalsaydı..

Hanedan?


Spurs berbat girdi sezona.. 0-3 başladıktan sonra dün de ligin sanıyorum ki en berbat kadrosu olan Minnesota karşısında 2 uzatmaya giden maçı zor aldı Spurs.. Tony Parker 22/36'yla 55 sayı atıp 10 ast 7 rebo eklemiş yanına.. İlk bakışta Tim Duncan zannediyorsunuz.. Duncan'da 30 sayı 16 rebo var.. Kenardan Roger Mason 26 sayıyla katkı yapmış.. Bu üçlünün dışında en yüksek skor 8 sayı.. Yine kayda değer bir asist ya da rebo katkısı alamamışlar diğer oyunculardan.. Roger Mason iyi bir bench topçusu, iyi şutör, savunmada da sağlam durmaya çalışan, gayretli bir çocuk ama gerçekten de Spurs'un şu anda Duncan-Parker'dan sonra en büyük opsiyonu olması garip.. Lakers'a gelse rotasyona 9. adam olarak girmeye çalışır büyük ihtimalle.. İşte hem yaşlanan, hem de erozyona uğrayan Spurs kadrosunun özeti bu durum.. Manu en geç Ocak'ta sahada, düzeltecekler de durumu ama bu sene geçen seneden de zorlanacaklar gibi duruyor..

Sezon başlamadan sadece play-off yapma ihtimalleri üzerinden değerlendirme yapmıştım, biraz takımlara da girmek gerek yavaş yavaş.. Phoenix Suns'ta D'Antoni'nin gidişi ve Steve Kerr dangozunun yavaş tempo diye diretmesi sonrasında tempo kaybı yaşayacaklarını biliyorduk.. Pre-Season'da da gösterdiler bunu, lige de öyle girdi Phoenix.. Şu anda maç başına en az şut atan ikinci takım olmalarına rağmen en skorer takım konumunda Phoenix.. Gelenekler kolay değişmiyor NBA'de.. Müthiş bir yüzdeyle hücum ettiler ilk 5 maçta.. %70'le oynayan Amare sağolsun tabii! 4-1'le iyi durumdalar ama yavaş temponun en önemli getirisi olması gereken savunma yapmaya uygun bir kadro değil Phoenix.. D'Antoni'yle göze batmayan Nash'li guard savunması çok göze batacak bu sene.. ShaQ ve Amare'den oluşan front court savunması da öyle keza.. Hiçbir şekilde iyi savunma yapmaya uygun değiller ve bunu yapmaları gerekecek ilerleyen dönemde..

Houston çok sağlam girdi sezona, Boston'dan içerde tokat yediler ama çok da anormal değil bu.. Teksas'ın en sağlam ekibi görünmeleri pek de umrunda değil kimsenin, bir süredir öyleler zaten ama bu takımın tek sorunu sağlık zaten.. Eskiden sadece beden sağlığına bakıyorlardı, Artest'in gelişiyle akıl sağlığı da önem kazanır oldu Houston'da.. İşleri sakat, sağlıklı kalmayı başarabilirlerse basketbollarını konuşmak için vakit çok olacak zaten..

Teksas'ın diğer takımı Mavericks Rick Carlisle'la birlikte atılım beklediğim bir takımdı.. Ki Carlisle şu ligin en iyi 3-4 hocasından biri.. İçerde Houston ve Cleveland'a kaybedip dışarıda Minny ve Spurs'ü mağlup ettiler.. Spurs deplasmanı skor olarak etkileyiciydi ama Dallas'ın muhteşem oyunu değil, Spurs'un feci yapısıydı skoru hazırlayan bence.. Beklediğimin altında girdi onlar da sezona..

Hornets üçte üçle girip dün içerde Atlanta'ya yenildi.. İlk 5 olarak ligin belki de en dengeli takımı durumundalar.. Biraz daha delici bir 2 numaraları olsa eksiksiz olacak 5'leri ama şu halleriyle bile muazzam.. 4-5'ler kendi içlerinde çok dengeliler.. Chris Paul'le şuta ve içeriye devrilmeye dayalı ikili oyunları müthiş oynuyorlar.. Yine Paul için biçilmiş kaftan olan çok şutör dış oyuncular var.. İlk 5 müthiş ama bench? Hornets için zurnanın zırt dediği yer işte burası.. Mike James uzun zamandır hiçbir şey oynamıyor.. James Posey bir play-off'la bence hak etmediği Robert Horry klasmanına yükseldi bench'te.. Çok şey beklendikçe etkileri azalır bu adamların, fazla beklenti yüklememek lazım.. Toplamı yeterli mi batı için? Bence değil..

Lakers ve Utah çok piyasa girdiler.. Lakers için hala yazamadığım yazıda değiniriz zaten geniş geniş ama Deron'suz Utah'ın 4'te 4'le girmesi güzel.. Batı'nın 3 play-off adayıyla 4 maçta kayıp yaşamadılar.. Portland çok dağınık.. Oden'in sakatlığı moralleri bozdu o tarafta.. Fikstürleri de çok zorlu ilk etapta.. Tokat üstüne tokat yiyebilirler şu anda, şaşırmamak lazım.. Başka takım var mı? Denver'ı Billups'la izlemek lazım ama şu anda en zayıf halka play-off yarışında.. Diğer batı çöplerine yine değinmeye lüzum yok.. Sacto'su, Minny'si, Memphis'i, OKC'si o kadar berbat kadrolar ki gitsin Euroleague'da oynasınlar demekten alıkoyamıyorum kendimi.. Minny'ye haksızlık etmeyeyim fazla tabii ama o kadar çürük elmalar ki bunlar, üstteki 8-9 takımla bu kadar uçurum olması çok can sıkıyor..

Son Viraj


Dün Basel, bugün Fenerbahçe.. Bahisçilerin patlamasına, şirketlerin de zengin olmasına yol açtı.. Over'ı bırakın 3.5 overların, handikapların konuşulduğu 2 maçtan çıkan sonuçlar haftanın karını yaptırdı bahis şirketlerine..

Fenerbahçe müthiş yaslandı geriye, özellikle ikinci 45 dakika.. Edu da acayip oynadı hafta boyunca süren Edu komiklikleri üzerine.. Peki bu sonucun Galatasaray derbisi üzerinde etkisi olur mu? Eğer konu futbolsa bence olmaz, ama skorun vereceği moralin Fenerbahçe'ye büyük artı değer katacağı muhakkak.. Bunları değerlendireceğim zaten preview yazısında.. Eskişehir karşısında bu seneki diplerinden birini görmüş bir takımın Ashburton Grove'dan çıkardığı puanı küçümseyecek değilim tabii.. Porto galibiyeti durumunda gruptan çıkma şansını bile buluyor takım.. Son maçı Kiev deplasmanına bırakacak konuma getirdi Fenerbahçe kendisini.. Çok zor ama organizasyondan kopmamak önemlidir her türlü..

A grubu ateşten gömlek halini aldı.. Kan çıkar son 2 hafta o dörtlü arasında.. B'de de aynı durum mevcut.. Bir Anorthosis nelere kadirmiş yahu.. C'de Barca ve Sporting liderliğe kasacak, o mücadele de güzel olur.. E ve F'de de ilk iki torba takımları koptu gitti.. H'de Alessandro Del Piero şov varmış bu gece yine, izleyemedik.. Real-Zenit maçından Zenit 3 puanı çıkarırsa neler olur İspanya'da? Evet çok zor ama imkansız değil.. Real'in Juve'ye verdiği 6 puan CL'deki geleceği için bir şeylere işaret aslında.. BATE de onurlu mücadelesini verip bu gece itibarıyla perdeden geri çekildi.. Bütün kalbimle yanındayım Belarus aslanlarının..

4 Kas 2008

Fırtına Buca


İzmirli olup İzmir Futbolu üzerine tek kelime etmemek çok ayıp oluyordu.. Bucaspor'a da çok haksızlık yaptığımı fark ettim dün.. Karşıyaka ve Altay'ın çıkışları ve Bucaspor'un ikinci ligdeki başarısıyla ara ara buralara da dokunmak lazım..

Karşıyaka'da oturmam ve basketbol takımı nedeniyle Karşıyaka'ya hep bir sempatim vardı benim.. Ama hiçbir zaman Karşıyaka-Göztepe çekişmesinde büyük bir taraf olmayı başaramadım 18'ime kadar İzmir'de yaşamama rağmen.. Sorulduğunda Karşıyaka'yı çok severim ve desteklerim dedim ama Karşıyakalı'larda olan Göztepe nefretinden nasibimi alamadım hiçbir zaman.. Yine de gönlümdeki yeri ayrıdır Karşıyaka'nın, özellikle uzun süre hiç kaçırmadığım basketbol maçlarındaki anılarım, o keyif çoğu şeyde yoktur.. İzmir'e dair en çok özlem duyduğum şeylerden biridir Karşıyaka'nın basketbol maçlarına gitmek.. Ama gerçek Karşıyakalı mıyım? Öyleyim dersem ayıp etmiş olurum 35.5 delilerine..

Bucaspor sevgim ise tam burada başlar.. Yukarıdaki çekişmede hiçbir zaman tam aidiyet duygusuyla bir yere bağlanmadığım için diğer takımlarla bunu tamamlama yoluna gittim sanıyorum.. Anne tarafımın Buca bağlarıyla da kendimi o tarafa yakın hissettim.. Ortaokul dönemlerinde Hatay'da otururken başladı Bucaspor taraftarlığım, çoğu kişiyi de şaşırtmışlığım oldu.. Haftasonları babama hadi Buca maçına gidelim diye yalvarıp uzun bir yolu kalabalık dolmuşlar içinde tepip Buca maçlarına gitmeye başladım.. Çok uzun sürmedi tribün serüveni ama Bucalıyım demeye yetecek süreye ulaştım..

İlginç bir yerdir Buca.. Bıçkın delikanlıların ve süper naif insanların semti olarak tanımlarım ben hep Buca'yı.. 1000 kişilik bir stat yapıp adını Buca Olimpiyat Stadı koyan insanların semtidir orası, 1000 kişiyle hangi olimpiyat diyen tek bir kişi çıkmadan hem de.. O zamanlar Bucalılardan destek de görmezdi fazla Bucaspor ve hep bundan, mali yetersizliklerden şikayet ederlerdi.. Buna çözüm olarak da kulübün sarı-lacivert olan renklerine kırmızıyı ekleyip renkler yüzünden takıma küsmüş olabilecek Galatasaraylıları kazanma çabası içine girmişlerdi.. Öyle değişik bir yer işte orası.. Türkiye şartlarında çok da anormal değil gerçi ama bir getirisi olur mu? Olmaz.. Olmadı da zaten ve döndüler o yanlıştan.. Logonun yarısına kadar giren kırmızı tekrar çıktı daha sonra, eskiye geri döndüler..

O zamanlardan aklımda kalan tek isim var.. 11 numaralı forvet İsmail.. Soyadını bile hatırlamıyorum.. Ama sarı kafası ve çok hızlı, seri yapısıyla ligin en iyi oyuncularından biriydi o zamanlar.. Takımı da o taşırdı.. Kulübün lakabına uygun bir şekilde fırtına gibi bir oyuncuydu İsmail.. Benim de favori adamımdı tabii.. Şimdi nerededir, ne yapıyordur bilmem..

Deneysel işlere de imza atmış bir kulüptür Bucaspor.. Zamanın önemli İzmirli teknik adamlarından Behiç Funda takıma 2-5-3 gibi abuk bir sistemi uygulayarak İzmir'de çalkantılara sebep olmuştur.. Savunma ne olacak hocam diyenlere 4 yersek 5 atarız diye cevap verirdi Behiç abi.. 4 yerdi gerçekten Bucaspor ama genellikle 5 atamazdı.. Komik dönemlerdi ama Behiç hocaya da hiçbir zaman kızmadım o hadise nedeniyle, hatta normal şartlarda başarı şansı oldukça düşük olan kulüpte farklı bir şeyler denemesi nedeniyle de takdir ettim.. Öyle bir hava vardı Bucaspor'da dediğim gibi.. Hep 1. Ligi düşünen, oraya çıkacak gücü bulmaya çok yakın ama mali yetersizlikler nedeniyle hiçbir zaman bunu başaramayan bir kulüp.. Bundan 12-13 yıl önce kulübün 1. Ligdeki parasal yükün altına girmesi mümkün olmadığı için iyi bir kadroya rağmen takımın bilerek 1. Lige çıkmak istemediği, bu yüzden zaman zaman maçları boşladıkları söylentisi bile gelirdi kulaklarımıza.. Ne kadar doğruydu hiçbir zaman öğrenemedik ama içten içe mantıklı geliyordu bana..

O zamanların Bucaspor'u 1-2 senedir bir kıpırdanma içinde ve muhtemelen benim anlattığım zamanlardan beri en güçlü dönemini yaşıyor şu anda.. TFF 2. Lig 2. Grupta 10 maçta 8 galibiyet, 2 beraberlik ve 26 puanla açık ara lider durumda Bucaspor.. En yakın rakibine 8 puan fark atmış durumda.. Attığı gol sayısı 27, yedikleriyse sadece 7.. Aldıkları sonuçlarla bu ligin üzerinde olduklarını net bir şekilde gösteriyorlar.. Hedef ilk ikiye girip daha sonra oluşacak klasman grubunda da başarılı olarak Bank Asya 1. Ligi'ne çıkmak.. Kulüp olarak buna kilitlenmiş görünüyorlar.. Tek dileğim bunun başarılması elbette, Bank Asya'ya çıkıldıktan sonra Süper Lig'in de mutlaka geleceğini düşünüyorum zira.. Yıllardır eşik hep buraya çıkabilmekti Bucaspor'da ve bu sene gerçekten çok yakınlar buna..

Takımın en önemli oyuncusu artık herkesin adını bildiği Mehmet Batdal.. Hasan Salih Kabze'den sonra büyük takımlar için kulübün yeni projesi Batdal.. Çok yetenekli olduğu hep söylendi ama yaş 21 oldu, gençliği geçiyor yavaş yavaş.. Artık bir üst kademeye çıkması gerek bence.. Büyük takımlar için bir şey diyemem ama TSL'de rahatlıkla ekmek yiyebilecek bir çocuk bu.. Yavaş yavaş bulunduğu yerden rahatsızlık duymaya başladığını duyuyorum.. Beklesin, takımı Bank Asya'ya çıkarsın, ondan sonrasına baksın derim kendi adıma.. Aslında Bank Asya da TSL'ye göre daha mücadeleci yapısıyla gelişim için belki de çok daha uygun ama ona önümüzdeki sene bakılır artık.. Bucaspor'u takip edenlerden duyduğum bir isim daha var.. Kahramanmaraşspor'dan transfer edilen Ozan İpek'in orta sahada çok önemli bir güç olduğu söyleniyor.. Müthiş fiziği ve çift taraflı oyunu oynayabilen yapısıyla modern bir orta saha olduğunu söylüyorlar Ozan'ın.. O da Batdal gibi 86 doğumlu.. Hala genç ama çok da değil.. Önümüzdeki 2-3 seneyi çok iyi değerlendirmeleri gerekiyor bu gençlerin..

Bucaspor'un bu serüvenine mümkün oldukça değinmeye çalışacağım buradan.. Büyük heyecan duymamı sağladılar 10 yıl sonra.. Yolu açık olsun fırtınaların..

Blogger tarafından desteklenmektedir.