21 Eki 2008

Bun-des-li-ga


Bir süredir Bundesliga'daki kalite artışından bahsediyorum burada.. Katılan oluyor, katılmayan oluyor tabii.. Futbolda kalite nedir? Bunun tek bir cevabı olmadığı gibi, herkesin ana cevabı da farklı farklıdır heralde.. Kimi ligdeki oyuncuların kalitesine bakar (7-8 yıl öncesinin Serie A'sı, günümüzün EPL'si), kimi sahadaki tempoya bakar (yine günümüzün Premier League'i), kimi bol golü tercih eder (Bundesliga buna uyuyor), kimi açık futbol, geniş alan ister (yine birkaç yıl öncesinin La Liga'sı.. Hala da uyuyor kısmen)

Bundesliga'daki kalite artışında yüksek skorlu maçların yeri çok fazla, orası kesin.. Thomas Schaaf'ın Werder Bremen'inin bundaki payını da yadsımak mümkün değil son yıllarda.. Fakat tamamen subjektif olarak başka bir şey daha var.. 3-4 yıl önce maçlarını izlerken çok sıkıldığım Almanya'da artık en vasat takımların maçında bile zevk alıyorum, heyecan duyuyorum.. Her an gelebilecek goller, tribünlerin hali ekrandan cezbediyor insanı.. Üçlü defansın son kalesinin de yıkılıp takımların burada da dörtlü defansa dönüp hücumu ön plana almaya çalışmaları da çok etkili oldu tabii bunda..

Bu kadar gollü geçen skorlardan sonra şu ana kadar Avrupa Liglerinde takımların maç başına kaç gol attığına bakmak istedim.. Sonuçlar beklenen gibi..

Bundesliga: 1.57
Premier League: 1.35
La Liga: 1.23
Serie A: 1.14
Fransa: 1.10
Hollanda: 1.53
Türkiye Süper Lig: 1.34

Bundesliga'da takımlar maç başına 1.57 gol atıyorlar.. Bu da demek oluyor ki, ortalama olarak her maç 'over' bitiyor.. Anormal bir rakam elbette bu.. Hollanda Ligi'ne özellikle bu nedenle baktım.. Oradan gelen her golcünün sorgulanmasının nedeni Hollanda Ligi'nde fazla gol olması ve defans anlayışının eleştirilmesi.. Son örnek Afonso Alves.. Öncesinden Mateja Kezman ve Dirk Kuyt var.. Ben katılmıyorum pek bu hadiseye ama bunu kesin olarak ölçmenin de yolu yok.. 1.57'lik Bundesliga kaliteliyse Eredivisie de kalitelidir demek muhakkak mümkün aristo mantığıyla ama büyük isimlerin olduğu bir ligde atılan gol sayısıyla Hollanda gibi ortalama civarındakilerin oynadığı bir ligde atılan gol sayısını karşılaştırmam ben..

Fransa ve Serie A'nın sonuçları normal görünüyor.. Ben İtalya'da biraz daha yüksek çıkar diyordum oradaki değişimden dolayı ama daha yansımamış anlaşılan.. EPL tam kararında.. Süper Lig'de ise bu temposuzlukla EPL civarında gol atılması bana fazla ve garip geldi.. Bu kadar yavaş oynanan futbolda bu rakamlar nasıl çıkıyor diyebilir insanlar, ben direk dedim mesela.. İlk aşamada da defansif kalitenin bireysel ve toplamdaki yetersizliğinden başka bir cevap gelmedi aklıma..

5 YORUM:

Salih Özkafir dedi ki...

abi bundesliga'da kalite artışını görmemek mümkün değil. kanıt isteyenlere bu haftanın özetlerini tavsiye ediyorum. bir futbolsever ne isterse var. bu yükselişte en büyük pay da bremen, hoffenheim ve hamburg'un.
hamburg-schalke maçının ilk 20 dakikası vardı ki, oyun durmadı bir an. bir ton net pozisyon, güzel futbol vs vs.

Borges dedi ki...

Bundesliganin diger liglere göre pek cok avantaji var. Atmosfer konusunda sadece Premiere Lig ile yarisiyor, Seyirci konusunda önde ve ama eksigi de dünya capinda yildiz oyuncu sayisinin digerlerine oranla oldukca az olusu. Her ne kadar sadece Bayern 99-2001 yillar arasi Sampiyonlar Ligini domine etse de son yillarda göze carpan kluplerin avrupa kupalarindaki basarisizligi ama bu yükselisin ciktisi oraya da vuracaktir, Bremen interden interin sahasinda cok daha iyi oynamistir ve berabere kalmistir gibi.. Sahsen ben ikinci Bundesligayi dahi tercih edebiliyorum diger buyuk liglerin kimi maclarina.. Ki zaten oyle ki ikinci BUndesliganin seyirci ortalamasi ile Serie A arasinda cok az fark kaldi..

Bu aslinda cok kapsamli islenmesi gereken bir konudur baska acidan. Futbol tek basina yildizlardan, sundan bundan degil bir bütünün parcasi olabildigi ölcüde güzeldir ya da siz o bütünü algilayabildiginiz ölcüde tek tek parcalari güzel geliyor size. Yoksa cok daha güzel futbolun oynandigi bir baska misal zambiya ligi maci iyi olsa da kimse seyretmek istemez. Iste bu bütün konusunda da "bütünlük" saglamasi, degerleri, kültürü adina Premiere Lige fark atacak düzeye geldi bu son dönemde.. Liverpool kim ? Machester City kim ? bunlar böyle yapmazdi ne oluyor'u anlayasiya yine degisiyor cok sey..

Diyecegim tek sey su ki Bundesliga umarim buklup satislarni yasamaz(yasayla engellenmistir bu ama degisebilir) ve hep böyle yildizsiz ama kesinlikle cok güzel olarak yasamini sürüdürür..

apaç dedi ki...

bu kadar gollü geçmesi bir şeyi getirecekse şayet, o gelen kalitesizliktir. majör liglerde, derbi niteliğindeki yüksek profilli maçlar 5-3, 6-4 gibi fahiş skorlarla sonlanmamalı. bir takım uzatmalara 2-1 önde giriyorsa, oyuncu değişiklikleri-zaman geçirme-seyirci baskısı filanla o maçı 2-1 tamamlamalı. 3-3bitmemeli. biten majör lig sayılmamalı.

bugün görüyoruz hiçbir alman takımının somut bir başarısı yok avrupada. niye? 4-1-3-2 denen o lanet sistem, avrupa için çok kırılgan düzeydeki oyun anlayışları yüzünden.

başarılı olarak lanse edilen bir alman yönetimindeki real madrid bile, karşısında karakterli bir takım görünce dağılıveriyor hemen.

her takımın aynı sistem ile mücadele ettiği, maçlarına under 5.5 ların açıldığı, seyircilerinin bizim milli maç seyircilerinden farksız olduğu bir lig benim için üst düzey bir lig olamaz.

ligue 1'i dört defa tercih ederim.

Fuzzy Logic Rice Cooker dedi ki...

apac: Cok dogru bir tercih. Bence de sen Ligue 1'i sec ve orada kal. Hic Bundesliga olayina girme lütfen

laptü dedi ki...

aslında çok gol atılan, az gol atılan, hızlı oynanan, yerden oynanan... vs çeşit çeşit ligimizin olması başlı başına güzel bir olay. herkes kendine uygununu bulabilir mesela. belirgin bir avrupa futbolu olgusundan -günümüzde bile- bahsetmemek sevindirici.

not: ayrıca şunu da ekleyeyim, bu bundesligadaki futbol, premierde oynansa premiership nba olur.

Blogger tarafından desteklenmektedir.