29 Nis 2010

,

Barcelona 1-0 Inter


Savunma futbolu ve defansif sistemler kişisel olarak futbola bakışımda pek sevmediğim, izlemeyi ve takip etmeyi çok uygun bulmadığım oyun gerçekleri.. Ama bu düşüncede biri olarak Jose Mourinho Chelsea'sinin izleyene bu konuda büyük zevk veren ender futbol takımlarından biri olduğunu düşünürüm.. Special One Premier League'e hükmetmeye çalışırken, mavili adamların sahada bütün içindeki müthiş uyumları tarifsiz zevk verirdi bana.. Bugün Barcelona karşısında kendi yarı sahasında ahenkle dans eden beyazlar da bu bakımdan çok ilginç gelmedi, yaklaşık 5-6 yıl öncesinden oldukça tanıdık bir sahneydi zira..

Maçı çok güzel adamlarla, çok güzel bir muhabbetin içinde izledim.. Keza bütün dikkatimi hiçbir zaman veremediğim maçta fazla ayrıntıya girmeye gerek görmüyorum.. Hakkım da yoktur zaten.. Bunun yanında Mourinho'nun ilk maçtan sonra bu maçta aldığı önlemlerin, Chivu'yla attığı ikinci düğümlerin vs.'nin buralarda yazılmasına da çok ihtiyaç yoktur, iki gözüyle maçı takip eden herkes görüyor bazı şeyleri.. Bu maçın skorunun ve Inter'in yarı final yolculuğunun neden olacağı birkaç önemsiz sonuç var.. Bu ortamda bence yapılması gereken de sırtını koltuğa yaslayıp oluşacak anlamsız kakafonileri, gereksiz kutuplaşmaları, gayet ciddi sohbetlerin oluşturacağı futbol komikliklerini bir tebessümle seyretmek.. Şimdi, zaman futbol tarihinin bu en özel takımlarından biri olan Barcelona'nın yaşadığı başarısızlık sonrasında "Aslında çok da matah değiller.." diyenleri dinlemenin zamanıdır.. Geçen sene Chelsea'yi son dakika golüyle geçtiğinde de söylemişlerdi zaten bunu.. Şimdi gönül rahatlığıyla coşabilirler.. Ya da Barcelona kazanırken, Messi'yi alıp en üst mertebeye yerleştirip efsanelerle adını aynı cümlede anarak Cristiano Ronaldo gibi rakipleri Küçük Hüsamettin sıfatına sokan gariplere başka gariplerin "Messi asla çok büyük olamayacak, hem daha Dünya Kupası da yok ki.." demesini izleme vakti gelmiştir.. Bu elenme ne Barcelona'nın değerini düşürür, ne de Messi'nin bu sene geldiği mertebeyi iki kademe aşağı indirir.. Bu Inter'in öncesinde aynı Barca geçen sene Chelsea'ye de elense bu durum böyle olacaktı.. Futbol algısını değiştiren, sistemleri yeniden şekillendirme yolunda önemli adımlar atan takımların ulaştığı kupalar sadece istatistikten ibarettir.. Arsenal 2003/2004'te temelini atarak EPL'de 49 maçlık yenilmezlik serisine imza atarken Avrupa'da kepaze olmakla yetiniyordu ama son 20 yılda Barcelona'dan sonra uzaya çıkabilen tek takım oldukları gerçeğini değiştiremedi bu.. Bu maçtan sonra birçok mecrada Jose Mourinho ve yaşayan en büyük hoca kavramları beraber gidecek, zira popüler olan durum bir süre boyunca bu.. Yarın ilk başarısızlığında, "O egoyla ancak oraya kadar tabii.." de arkasından bir gölge gibi takip edecek elbette..

Futbol işte tam olarak böyle bir şeydir.. Bugün tarihin en etkileyici takımlarından biri 180 dakika boyunca rakip tarafından pasifize edildi.. Geçen sene aynısını Guus Hiddink de başarmıştı, yarın başkaları da başaracak.. Barcelona'nın tam tersi şekilde muazzam bir savunma takımı da 20 yıl sonra Avrupa'yı süpürürken bir gün o takıma biri iki maçta toplam 5 taneyi sallayacak, oyun onun üzerinden yürüyecek.. Barcelona hala tarihin en büyük takımlarından, Messi hala efsane, Jose bu seriyi götüremeseydi de çok büyük hocaydı.. Geçen sene 6 kupa alan Barcelona'nın bu seneyi kupasız kapatma ihtimali mevcut.. Yıllardır İtalya'yı süpüren Inter uzun zamandır ilk defa Serie A'da ecel terleri dökerken 40 yıl sonra CL'de finale çıkıyor.. Roma iç sahada Sampdoria'ya kaybetmese muhtemelen burada efsaneyi yazarken kendi ülkesinde şampiyonluktan olacaktı.. Louis Van Gaal'ın takım içindeki mevcudiyeti tartışılırken aynı adam Bayern'i diğer finalist yapıyor.. Lyon en başarılı dönemlerinde bile bu seviyeyi göremezken son dönemlerin en düşük profillerinden birini sergileyip tarihinde ilk defa CL yarı finali görüyor.. O zaman hangisi doğru? Hangisi efsane? Hangisi yalan? Bunun net bir cevabını veremeden haybeye övgüler ve haksız yergilere girmemek gerek, son 3-4 örneğin gösterdiği gerçek de budur..

Tamamen Barcelona özelinde ayrı bir gerçekse geçen seneki efsane dönemden sonra o yapının temel taşının 40 milyon dolarla birlikte yerini zerre ikame edemeyen bir oyuncuyla değiştirilmesidir.. 2 maçla karar verilecek bir şey elbette değildir bu ama bu seneki dönemlik parlamalar ve Messi'nin kademe atlayan cilalamalarının altında Barcelona'nın geçen seneki seviyesine kesinlikle çıkamadığıdır ki 6 kupadan muhtemel 0'a inişi de doğrulayan bir önermedir bu.. Sert tandemin önünde dağılıp sağa kaçan Zlatan yerine 10 kişilik takımı kendi savunmasına gelerek muazzam gücüyle çıkarmaya çalışan Samuel Eto'o her zaman söylediğim gibi çok daha büyük oyuncudur bence.. Döner tekmeyle gol atıp Tsubasa'nın rakiplerine selam çakarak üzerini örtebileceğiniz bir gerçek de değildir bu.. Eto'o ve geçen seneki Henry'nin ikame edilmesindeki yetersizliğin yanına kötü topçuluğunun yanında kötü de aktör olduğunu gördüğümüz BusQuets'i ve bu maçlarda oynamayan imparator Iniesta'yı ekleyince Barcelona'nın elenişi benim gözümde sürprizlikten çıkar.. Jose kuşkusuz bu alemin en büyük krallarından biridir, 180 dakika boyunca biriktirdiklerine hakemin anlamsız kırmızısı eklenince maçın sonunda gösterisini de yapmıştır, hakkıdır.. Şişkin bir ego ve itici hareketler bir figürün üzerine ancak bu kadar yakışabilir zaten.. Her hocanın Guardiola efendiliğinde olmasına da gerek yok gibi.. 25. dakikada 10 kişi kalmış, böyle efsane bir takıma karşı 2 farklı üstünlüğü doğal olarak korumak isteyecek bir takıma karşı negatif futbol, böyle oyun olmaz yorumunu yapacaksa bazıları, onlara da önerim bu sporu pas geçip snooker'a odaklanmaları olur.. Mark Selby'den negatif oyunun kralını görüp işe ne kadar yaradığını, oyunun dahi çocuklarını saf dışı etmelerini tecrübe etsinler.. Futbola da fazla gölge etmesinler.. Zira oyunun selametinin buna çok büyük ihtiyacı var..

16 YORUM:

Adsız dedi ki...

Gole en çok ihtiyaç duyduğu zamanda bile guardiola'nın aklına neden henry hiç gelmiyor acaba?

Adsız dedi ki...

Q'lar neden buyuk yaziyorsun? Busquets yazilir BusQuets'de neyin nesi?

lesmiserable dedi ki...

abidal'e bir gıcığı mı var guardiolanın. ayrıca neden iki maçta da bu adam bu takımın defaultuyla bu kadar oynadı ki.
sonunda da takımını eletmeyi başardı bravo. ilk maçta alves sağ çizgiye puyol sağ beke. bu maçta toure tandeme milito sol beke. guardiola fazla hata yapmıştır nokta.

ek dedi ki...

Kusura bakmayin - ancak Barcelona ofansif olarak daha iyi iken - tek care budur. Buyk takim ise kiliti cozsun - alsin 'buyuk' Messi topu tek basina ve Interlileri driplingle siralasin. Hic bir Barcalinin inisiyatifi yoktu - tum mac yan paslarla gecti. Kaleyi bulan sanirim 3-4 sut var,ki son 3 tanesi son 10 dakika icinde. Ibrahimovic 0. Eto'o Barca'da olsaydi oyle olmazdi. Hirslari eksikti - bi bu da gercek bir sampiyonun olmazsa olmazlarindandir. Hani Bulent Korkmaz misali. Bence Barcelona'yi yere goge sigdmiramayanlar icin bir derstir. Barcelona iyi bir takimdir, belki de ruya takimi,ancak buna ragmen zaaflari vardir - ki goruldu. Defansif futbol'da futboldur.Futbol sirk degildir ve erkek oyunudur.

Adsız dedi ki...

baştan savma , yazayım bari ayıp olmasın okurlara türünden bir yazı

niko dedi ki...

Enfes bir yazı olmuş, üzerine söylenecek fazla bir şey olduğunu düşünmüyorum. Bu arada 2-3 gündür Federer, Ronnie, Barcelona derken desteklediğimiz kim varsa hüsrana uğradık (:

serdar dedi ki...

İlk maçı da, ilk yarıyı da seyredemedim... Ama ikinci yarıda gördüğüm negatif futbol, Barca taraftarlığıyla birleşince çok garip bir ruh haline bürünmeme neden oldu. Bir yandan inter ve italyan futbolundan neden nefret ettiğimi hatırlatırken bana, bir yandan da şapka çıkarttık bu savunmaya.

Şapka çıkarttığım başka bir şey de Barca'nın maç boyunca taktiğini değiştirmemiş olmasıydı. Fenerbahçe'nin inter'i yenmesi gereken bir maçta nasıl yenildiğini hatırlamalıyız. Eğer 70'ten sonra 'tüm riskleri alıp' Hikmet Karaman'ın söylediği gibi orta sahadan birini çıkartıp bir forvet daha ekleseydi Pep, oyunu doldur boşalta çevirecek ve muhtemelen yenilecekti. Oysa dönen topları rahatça alıp bıkmadan usanmadan tekrar tekrar deneyeceği oyun anlayışı Barcelona'nın tek şansıydı. Neredeyse başarıyordu. Son dakikalarda attığı golün gol olduğunu düşünüyorum çünkü. Gerçi ilk golün ofsayt olmasını da fanatikliğime verin.

İlker Yasin'in ve Hikmet Karaman'ın yorumları maç boyunca deli etti beni. Ne Pep'in hocalığı, ne de Messi'nin yıldızlığı kaldı. Hiç bir şey yapmayan Zlatan'ın yerine giren Bojan'ın yaptıklarını görmezden gelerek basma kalıp yorumlarla tüm maçı süper lig düzeyine çekmek tam bizim tarzımıza uygundu zaten. Xavi'ye 10 dakika boyunca Iniesta demeleri, golden önce 5 dakikadır forvet oynayan Pique için savunmadan çıkan oyuncu golü buldu demeleri, her çirkinliğe profesyonel sıfatı yakıştırmaları beni çok güldürdü akşam akşam.

Ne kadar nefret etsem de Jose'nin büyük hoca olduğunu kabul etmek lazım benim için. O bir Fatih Terim'dir. Inter taraftarı olsam o adama büyük sadakatle bağlanırdım. Kazanmanın ne demek olduğunu ve nasıl yapılacağını biliyor bu adam.

Yapılması gereken, turnuvanın en şık golünü atan Pique'nin bir an önce Galatasaray'a getirilip 10 numaralı formayla oynatılmasıdır. O ne goldü öyle... Kazma defans istemiyoruz artık :)

varol döken dedi ki...

çok güzel yazı... işte bu yüzden izleyiciyim ben, güzeli varken daha güzelini neden arayayım:)

yalnız o değil de arkadaş ben işe daha yeni geldim, sen hangi arada derede toparlayıp bu kadar kelimeyi bu kadar güzel yan yana getirdin?

bu arada irlandalı iskoç'u yemiş, ingilizler de birbirini, isimlere gözüm ısınmaya başladı, gözüm de ısınırsa etap birahanesi bir snooker izleyicisi daha kazanır:)

Shareef dedi ki...

Vay be hocam, herkesi susturacak bir yazı olmuş, ellerinize sağlık..

saman adam dedi ki...

Efsane payesinden sonra bir maçta rezil sınıfına düşürülemeyecek bir takım Barça. Bu şüphesiz ki gerçek.
Ancak Barça'nın sistemini mükemmelleştirirken bir acil eylem planı da geliştirmesi gerekirdi.
Geçen sene Hiddink bu sistemin açıklarını kapatmanın zor olmakla beraber imkansız olmadığını
göstermişken Mourinho'nun evleviyetle yapabileceği düşünülebilirdi. Guardiola bunu düşünememişçesine
90+4'te bile hala kendi sistemiyle neticeye gitmeye çalışıyordu. Bu modern futbolun güzelliklerini
sunmakla vs. açıklanamayacak apaçık bir acziyettir bence. Barça yedekten altyapı oyuncularını yani
sistemin dışına çıkmayan ve bunda da ziyadesiyle tutucu olan Jeffren vs.yi koyarken Pep ikinci bir planın
olmadığını da gösteriyordu. Çünkü her ne kadar dünden beri kendisiyle dalga geçilmekte olsa da Hikmet
Karaman'ın dediği doğruydu; İbrahimoviç takımda fark yaratabilecek nadir oyunculardandı ki diğeri de maçın
başından itibaren kendisini göstermekte olan Pique idi. (farktan kastım daha iyi oynamak daha yaratıcı
olmak falan değildi yalnızca ve yalnızca olağanın dışına çıkmaktır, daha kötüye yol açsa dahi) Diğerlerinde ise
sinir bozucu bir kabullenme hali vardı. Ne "klasik" kanat organizasyonu yaptılar ne de son dakikalara kadar
şut çekmek yoluna gittiler. (Ah be abim insan bir defa da sıfıra inmez mi yahut iner de orada bile paslaşmaya mı
çalışır Pedro'nun yaptığı gibi.)

Futbol, farklı fizik, teknik, mental yapı ve kapasitedeki 11 kişiyle oynanan ve nacizane görüşüm bunu muhafaza ettiği ölçüde güzelleşen bir oyundur. Özelde Barça genelde İspanyol futbolu ise boyu, posu, tekniği, fikri, zikri birbirine benzeyen her şeyden biraz,
bazılarından ise abartılı ölçülerde barındararak futbolu insanların değil de "robot"ların oyununa çeviren bir yapıya gidiyor. Evet, Barça'yı izlemek büyük keyif ama o aynılık bir süre sonra sıkıyor niyeyse. Bilmiyorum belki de nankörlüktür yaptığım şey.

2002'de Dünya Kupası gruplarında oynanan bir Arjantin maçı vardı. Rakip İngiltere'ydi sanırım ama emin değilim. Arjantin için hüsranla biten, kötü oynanan bir kupaydı ama o maçtaki Arjantin'den aldığım zevki hücum oynayan hiçbir takımdan almamamışımdır. Savunma karşısında düştükleri acziyete, turnuvanıngenelinde gösterdikleri kifayetsizliğe rağmen o gün o savunmayı geçmek için yapılabilecek her şeyi denediler: ceza sahası yakınlarından ve daha uzaklardan şut çektiler, sıfıra inip ceza sahasının bilimum
yerine ortalar açtılar, ara paslarıyla sonuca gitmeye çalıştılar, Ortega gibi oyuncular şahsi becerileriyle gole gitmeyi denediler, duvar pasları yapıldı, o yapıldı bu yapıldı ama netice değişmedi ve maç beraberlikle
bitti. Bu kadar girişimin neticesiz kalması kötüydü belki ama takım zaten öncesiyle sonrasıla kötü bir turnuva geçirmekteydi ve favorisi oldukları kupaya henüz başlarda veda edeceklerdi. Ama "modern futbol"un geliştirdiği tüm çözüm yöntemlerini o günkü becerileri ve şansları nispetinde denediler. Benim hafızamda da modern hücum futbolu denilince beliren ilk şeylerden biri olarak bu oyunları kalmştır.

Barça'nın geçen seneki yarı finalde bu senekinde de yapamadığı buydu. Sanırım ki yapmamaya devam edecekler çünkü ana planlarını saplantı haline getirmişler. Bunun içindir ki benim de aralarında kaldığım bazı kişiler için Barça hayal kırıklığıydı dün çünkü denediler diyemedim, yaptıkları yegane şey kendi oyunlarını oynamaktır.Her şeye rağmen tarihin en özel takımlarından biri olarak kalmaya devam edecekler ancak birazcık saplantılarını terk edebilseler daha fazla neticeyle bunu süsleyebilirler. Evet, geçen sene full çektiler ama bu senede en azından 3 kupayı alabilirlerdi. Madem ki Barça Ve Pep oyunlarını mükemmelleştirmek hususunda bu kadar tutucular biz Barçaseverlerin de daha fazlasını istemek hakkı vardır.

Barakuda dedi ki...

işin teknik yanı dışarıda bırakılarak genel yorumlardaki anlamsızlığa karşı yazılan bu tarz yorumları okumak çok iyi geliyor dün geceden beri.. her iki tarafın insanları da rüzgarın akışına kendilerini bırakıp karşı tarafı aşağılamaya çalışıyorken, sevip sevmemeye dair hislerini dile getirdikten sonra kazananı da takdir ederek dile getirilen eleştiriler çok değerli benim için..

barcelona yıkımından sonra, 9-5'ten sonra rakibine karşı geri düşen Ronnie'nin adım adım düşüşünü görmek daha bir koydu.. bu adam böyle işte.. sinirini bozarsanız kazanırsınız.. Mark Selby salondakiler dahil büyük çoğunluğu gıcık etti dün.. Ama hem geriden geleceksiniz, hem de rakibiniz Ronnie olacak,sonra deli gibi atak oyun sergileyeceksiniz ha..? olmazdı tabii.. olmadı da.. Selby yumruğunu sıkıp coştu diye belki kızsak dahi aşağılamamalıysak, Jose de maç sonu deparı atıp parmağını soktu diye aşağılamamalıyız.. kız, küfret o başka.. ama hakedene değerini vereceksin işte.. nihayetinde birisi Ronnie O'Sullivan'ı eledi, diğeri Barcelona'yı.. boru değil..

saygılar..

Parma Maniac dedi ki...

Q'larla ilgili daha önce yapılmış sayısız açıklamayı görmemiş olabilir tabii bloglara bakan bir insan ama doğrusunu öğretmeye çalışması çok ilginç.. Teşekkür ettim kendisine, bağlaç olan "de"yi kesmeyle özel isme iliştireceğime BusQuets yazmak daha güzel bence..

Sayın Döken, Etap'ta snooker keyfi büyük olur, benim dün geceden anladığım o.. Pazartesi bitiyor turnuva, daha zaman var yani.. Bekleriz :)

Adsız dedi ki...

insanların anlamadığı bir başka şey de şu bana kalırsa, jose barça nın manu nun başına geçse en güzel futbolu oynatır.

çalıştırdığı takımın hem geleneğine hem kadrosuna en uygun sistemi yaratıp kazanmakta tam bi usta. futbol görüşü anti değil yani bana kalırsa, en ideali buluyor.

her türlü bakış jest mimik kendisine feci yakışıyor. o tarih yazarken ondan nefret eden herkese we are globally mors demek düşüyor.

DDR16 dedi ki...

Barcelona'nın başarısız olduğunu kabul etmemek için futbolda bunlar hep var demek ne kadar doğru bilmiyorum. Ayrıca İbrahimoviç'e sallama huyu ortaya çıktı bir anda Cruyff'ın açıklamasından sonra. Barcelona'ya gitmekle hakkaten çok büyük hata yaptı. Teknik değilmiş. Teknik oyuncu görmesek inanacağız.

Parma Maniac dedi ki...

DDR16 başarısız olduğunu kabul etmemek gibi bir durum yok.. 6 kupalı sezondan sonra kupa alamadan kapatırsanız başarısız olursunuz.. Ama böyle takımların başarısızlığı onların efsaneliğini gölgelemez..

Zlatan'a sallama huyu ortaya çıkanlar ne demek onu anlamadım.. Burda bir şey ispat etmem de gerekmiyor yazılara açıklama getirirken ama Zlatan Barca'ya imza atmadan konusu geçmiştir blogda.. Gelişinden önce bence belli olan bir konunun tekrar saptaması için de Cruyff'un açıklamasına ihtiyaç yok..

http://tardinibufe.blogspot.com/2009/07/zlatan-barca-etoo.html

Arkhe dedi ki...

Savunma futbolunu severim ama Cesar'ın 1.dakikadan itibaren zaman geçirmesine ve daha 30. dkda sarı görmesine,Maicon'un 15. dakikada dışarıda bir şeyi yokken saha içine girip kendini yere bırakmasına, kısaca her iki devrede belki de 15'er dakika çalınmasına "negatif futbol", "böyle oyun olmaz" derim. Savunma futbolunu kusursuz oynadılar, hayranlıkla izledim ama bu çirkinliklere de Inter'i çok seven biri olaral laf ederim.

Aynı şeyleri takımlarımıza karşı İBB ya da D.bakır yaptığında 90 dakika küfür ediyoruz. Jose yapınca "mecburdu, yapmak zorundaydı" demek bana doğru gelmiyor. Şu çirkinliklere olur diyorsak Forza Mesut Bakkal, çok yaşa Ziya Doğan.

Blogger tarafından desteklenmektedir.