5 Nis 2010

,

Sezonun sonu


Böyle önemli bir maça, 3 puanın mutlak gerektiği bir 90 dakikaya 4 savunma önü 4 defansif orta sahayla çıkan Frank Rijkaard Galatasaray isminin büyüklüğünü anlayamamış, birinin çok acil Galatasaray'ın büyüklüğünü anlatması gerekiyor kendisine bla bla bla..

Barış Özbek'in uzatma dakikalarında o hareketi yaptığı bir ortamda insanın içinden futbol konuşmak gelmiyor.. Rijkaard'ın maça çıktığı kadro bence yanlıştı fakat takımın şu anki durumuyla ilgili çok net bir mesajdı da.. Türkiye Ligi'nde bu sene izlediğim en kötü takım olan ve kendilerinin aksine çok iyi bir takım olmasına rağmen sistemleri gereği oynamanın görece rahat olduğu Kasımpaşa'yla birlikte bu ligde çıkılabilecek en kolay maçta ilk yarıdaki futbol 11'den beklentilerin ötesindeydi.. Sol açıktan devamlı içe kat eden Ayhan'la girilen verkaçta Barış'ın attığı güzel gol bile şaşırttı, şu vasat ötesi hal ve gidişatta gülümsetti.. Gerisinde noldu maç akışı içinde anlatmaya bu ortamda gerek yok fakat Kamanan ve Agbetu'yla Mesut Bakkal oyun içinde önemli hamleler yapsa da, bu kadar kötü bir takıma karşı bu baskıyı yiyen bir takım zaten organizasyonunda ve sistemindeki problemleri açık bir şekilde gösterir.. Puanı kaybetse de, kaybetmese de bu böyledir.. Frank Rijkaard da bu sene yapılan transferlere ne derece dahildi bilmiyorum ama dahil olmasa bile ortaya çıkan bu oyuncu topluluğunda hatalarıyla çok net bir şekilde kötü duruma dahildir.. Başarısızlık her zaman, her şartta olasıdır bu lig karakteri içinde ama CL biletinin de gidişi ve en önemli bölgenin en baştan kurulamayışı ile başarısızlığı bir hazırlık senesine çevirememesi ise bu "teknik direktör değil.", "artık ben de inanmıyorum hocalığına.", "Barcelona'yla kolay tabii." safsataları içinde kanımca en önemli eleştiri konusudur ve koca bir eksidir kendisi için.. Ama bunun bir adım ötesi nazarımda büyük saçmalık.. Şimdi koltuğumuza oturup sene başından beri sallayanların yanında fikir değiştirip artık gitsincileri de keyifle izleyeceğiz.. Bu keyfi gerçek anlamda bir azap durumuna çevirmekse 1 hafta önce yeniden seçilen kulüp yönetiminin elinde..

Düşüşün başladığı günden beri sezon adına umudunu yitirmiş biri olarak arada gelen şanslara rağmen kaçan CL dışında çok üzgün değilim.. Doku uyuşmazlığı bu senenin eleştirisinde mutlaka kullanılması gereken bir argümandır ama daha ötesi yoktur.. Galatasaray son 2 senede Bülent Korkmaz'ı saymazsam tarihinin en önemli futbol beyinleriyle çalışıyor ama ikisinin de 6-7 ay içinde geldiği nokta futbol cahili seviyesinde.. Uyuşmazlık doğrudur ama o bozuk dokuya, o bozukluğun kuralları çerçevesinde mükemmel bir aklı ekleyen bir Terim daha çıkmaz bu ülkeden.. Çıkanın da hem kendi hatasıyla, hem de çıktığı günden beri yanlış argümanlarla eleştirenlerin ışığında ne hale geldiğini/getirildiğini de görüyoruz.. Galatasaray kendisine gelen beyinleri asimile ederek değil, bozuk yapı içinde ona uyarak o futbol zekalarından faydalanmak zorundadır.. Ama Rijkaard bize Total Futbol oynatacaktı (Buna illa ki değineceğim ileride), 90. dakikada Gökhan Zan'dan medet umar hale geldi değil mi? Zaten bütün büyük liglerde takımlar son dakikaya 1 farkla önde girdiğinde forvet çıkarıp forvet sokuyor.. Buradan vurmaya başlayın bakalım elinizde kazma kürek.. Geçen sene forvet sayısını azaltıp büyük takım kimliğini yok ederek (!) dönem dönem son 10 senenin en iyi topunu oynatanın da ne hale düşürüldüğünü biliyoruz.. İçinde bulunulan durum ya Rijkaard'la, ya hiç haline gelmiştir.. Durumun zaten bu hale geldiğini ise özellikle son 2 senede defalarca tecrübe ettik.. Şimdi, yeniden ve tekrar, oturup ağzından köpükler saçarak biri Galatasaray'ın adını bu Hollandalı'ya öğretmeli diyenleri izleme zamanıdır.. Borularını iyi öttürsünler, öyle çok büyük zamanları yok zira.. Bu zamanı farklı kişilerle onlara verecekse bazıları, tarih onları da hiçbir zaman affetmeyecek.. Getirmeyi bilenlerin bunun ayırdını iyi yapacağını düşünüyorum..

5 Nisan 2010,

Çok başarısız bir takımdan memnun olmayı başaran bir futbol taraftarı..

33 YORUM:

BuRaK dedi ki...

6 da 6 yaparsınız belki :)

lütfen bursayı yenin ve bizi sevindirin.
not: umarım rijkaard kalır. seneye performansını merak ediyorum

Adsız dedi ki...

Barışın yaptığı yanlıştır ama çok iyi oynadı ve diğer ruhsuz oyunculardan kat ve kat daha çok övgüyü hakeden biri

Chao Grey dedi ki...

İşte bunu istiyoruz! Helal olsun, eline sağlık...

yolbars dedi ki...

Rijkaard ın en fazla eleştirlebilecek yanı, oturtmaya çalıştığı sistemden taviz vermesi. Galatasaray'ın uzun yıllardır %70 e %30 topla oynama oranıyla ezildiğini görmedim ben. Rijkaard'ın gelme nedeni bu istatisiğin lehmize olduğu bir oyun oynatmak. Ancak her ne olursa olsun, sahadaki futbolcular bu kadar aciz bir oyun ortaya koymamalıydı. Sabır yeminini daha bozmaz bu taraftar, ancak önümüzdeki yıl için Rijkaard a kadro oluşturma konusunda yardımcı olmak lazım. Hakikaten adamın midesine kramp giriyorudur, Servet 19 kez riske girmeyip taca attığında(!). yok Rijkaard bu kadroyla devam etsin denilirse, hem ona yazık ederiz hem kendimize. Bu adam ileriye pehlivan bir santrafor atıp arkadan şişir babam şişir taktiği ile oynatmayı bilmez, bilmediği içinde hala Mustafa lardan Barış lardan kendi sistemi içinde faydalanmaya çalışıyor...

Hacı Lappap dedi ki...

@burak:

hea evet, ondan.

90 ARTI 3 dedi ki...

Gönderilmesinin karşısındadır tüm aklıselim futbolseverler. İnanamıyorum Haşmet tarzı eleştirilere de gülüp geçmek gerekir.

Ancak, seneye hatta daha sonraki senelere de Rijkaard ile devam etmek için bu senenin eleştirisinin iyi yapılması gerekir. Hatalı transfer politikasının, bu saçma sapan İngilizce tercüman işinin, oyuncuların motivasyon eksikliğinin, vs'nin enine boyuna konuşulması önemlidir gelecek sezon(lar) adına. Futbol adamlığına sonsuz saygı duyduğum bir adam Rijkaard, ancak olmadı bu sene.
Oturmasını bırakın daha temellerini bile göremedik sistemin, yalan oldu koca sezon. Seneye sıfırdan başlanacağı bilinerek kalmalı Rijkaard, ona göre yapılanmalı Galatasaray.

Seyyid Ali dedi ki...

2008de Kalli'yi göndermek için isyan çıkaran ve gidince 6da 6 yapan yeniçeriler geçen sene de Lincoln'ü öne çıkaran Skibbe'yi yediler.Yerine gelen Bülent de yanında bir kaç yeniçeri ile beraber gitmek zorunda kaldı.2008de Adnan Polat ilk hataysını yaptı ve bu isyancıların hepsini gönderemedi; yetmedi geçen seneki isyancı başlarına Lincoln'ün kellesi,forması ve kaptanlık pazubandını verdi hani şu ben 2. kaptan olmam diyenlere.
Geçenlerde yine bir gazetede yazı çıktı bazı oyuncuların ağzından, biz sisteme uymuyoruz aslında şunu oynamalı falan diye.
Yine bir oyun oynanıyor sezon başında çılgın atanlar artık yürüyerek maç bitiriyor, takımın en çok mücadele edenleri isyankarları 11 metin değil dos santos ve neill oluyor.
Bu oyun boşta kalan Fatih Terim'i yada dişlerine uygun Abdullah Avcı'nın gelişi için.
Yardımcıları da belli Arif,Okan Küçük ve Menejer olarak da Büyük.
Belki çok ağır yazdım ama takımdaki şu iğrenç ayak oyunlrı olduktan sonra ne Rijkaard dayanır bize ne de Mourinho.
Yemişim 11 Metin safsatasını, koşan ısıran takım martavallarını.
Bize sistem gerek,akıl gerek; yerimi kaybedeceğim korkusuyla takımı satanlar değil.
Rijkaard kalmalı istersek 5. olalım ne kaybederiz; ama kalırsa bu kangreni yaratanları bitirmeli.Bitirmeli ki her sene paşazadelerimize uymayan hocaları göndermeyelim.

Adsız dedi ki...

herkesin futbola senin gibi baktığı gün türk futbolu değişecek

Barakuda dedi ki...

geçen sene mevcut sorunlar ve kafa yapısıyla uğraşmak yerine kolaya kaçıp amiyane tabirle skibbe'nin kellesini alan polat ise bu sefer lig isterse 7. 8. bitirilsin en az yıl daha rijkaard'ın arkasındadır, içim bu yönden rahat.. ama o'nun gece kafasını yastığa koyduğunda aklından geçebilecke şeyleri düşündüğümdeyse çıldırıyorum yine.. vatanımdan, insanlarımdan vs her şeyde utanıyorum bu hiç değişmeyen ve değişmeyecek olan kafa yapımızı düşündükçe..

koşmayı yeni akıllarına getirebilmiş topçuları, haftalardır süren inanılmaz talihsizliği, anadolu takımlarının kasap anlayışını, çirkeflikleri, hakem hatalarını vs düşününce kontrol edilmesi güç sinir patlamaları gark oluyor bünyeye ve benim şu an kısmen sakinleşebilmiş olmamdaki en büyük etken bu adama güvenmem, inanmam.. gelecek sene de aynı duurm sürecek olsa bile diyeceklerim o'nun teknik hatalarıyla falan sınırlı kalacaktır ancak.. başarılı olacağına da hala şiddetle inanıyorum yanlış anlaşılmasın.. şampiyonluk ihtimali bile mucize değil nazarımda.. kelimelerle tarif edilemeyecek başarıları çok kez yakalamış bir kulüp galatasaray ve hiçbir şeye şaşırmamak lazım.. sabırlıyım, gururluyum, sinirliyim.. ama insanım.. rijkaard da insan ve tabela başarısı gelsin gelmesin bu ülkeden insan olarak gidecek.. ona can-ı gönülden el sallayan insanlar bırakacak arkasında.. insan olmayanlar için ise en kötü dilekleri can-ı gönülden dilemeye devam edeceğim insanlığımla..!

bu, durumu ve düşüncelerimi çok iyi yansıtan post içinse teşekkürler.. akbabalara inat..

Barakuda dedi ki...

bugün baktığımız zaman(evet dedim bunu) tarih boyunca ve şimdi lanet okunan faşist ve katil liderler, ülkeyi satanlar, bölücü teröristler, tecavüzcüler bilmemnelerden vs ne kadar nefret ediyorsam; insanların şerefleriyle oyuncak gibi oynayan, onların renkleriyle dalga geçen, yükseğe çıkmaya çabalamak yerine yüksektekileri aşağı çekmeye çalışan, rant uğruna dilini ve kalemini satan, egoları ve hırsları için milyonlarca kişinin saf sevgisini çöpe atan vs kişilerden de bir o kadar nefret ediyorum.. aynı dünya üzerinde bulunmaktan utanıyorum.. buraya yazamayacağım en ağır bedduaları aklıma her geldiklerinde ediyorum.. isteyen cani desin isteyen psikopat.. bu dünyaya hiçbir katkıları olmadan sadece sömürme yolunu seçmiş asalak kişilerin bu dünyada olmamasını istemem bence çok normal bir düşünce.. hakedenler yaşasın, haketmeyenlere güle güle..

nereye geleceğim..? geçmişte del bosque'yi, hiddink'i, skibbe'yi, aragones'i, trlü futbolcuları vs bitirmek için planlı şekilde her türlü iğrenç eyleme imza atmış yönetici, medya mensubu, oyuncu, koltuk ve erk manyağı statükocular falan kim varsa geldiği günden beri aynı planı rijkaard için işliyorlar.. şimdi değinmek istemediğim türlü haksızlık, şanssızlık, uyuşmazlık gibi nedenlerden sonra tabela yönünden çöken futbol takımının başarısızlığı neticesinde savaş baltalarını çıkardılar ve kelle istiyorlar..

Adsız dedi ki...

her şeyden önce raykard gitsin diyenler defolup giderse bu ülkede bir şeyler düzelmeye başlar futbol bazında.


ama şunu da söylemek lazım. sene başı bu takım gelene gidene 4-5 atarken 2000 kadrosuyla kıyaslandı ve o kadrodan daha iyi olduğu söylendi bloglarda. şimdi gelinen noktada suçlu kimdir sorgulamak da taraftarın asli görevi değil midir?

koşulsuz destek bir zaman sonra yönetenleri şımartmaz mı?

sizin gibi çok takip edilen bir blog yazarı yeri geldiğinde ve gerektiğinde eleştiri de yapabilmeli.

Mel dedi ki...

fenerbahceliyim.

az once macin ozetlerini seyrettim, ve yasananlardan gercekten tiksindim. bu ulkede futbola yon veren, insanlarin beyinlerini surekli hakem-teknik direktor-baskan ucgenine hapseden basta medya olmak uzere, tribunlerde rijkaarda kufurleri ardarda siralayan zat-i muhterem ve onun ekurilerinden, hayatta para kazanmak icin tek yaptigi is ekrana cizgi cekip kahvede ya da askerde takindigi tavirlari daha da ballandira ballandira biz futbol salaklarina sunmak olan firsatcilardan temizlenmedigimiz, ve hala asil kurtulusumuzun, futbolu keyif verecek bir seviyeye yukseltmenin son kertede en az bu capsizlar kadar bizlerin de elinde oldugunu goremedigimiz takdirde ne yazik ki bizler olene kadar bu korkunc manzaralar hep bir olasilik olarak kafamiza kazinacak.

ligtv ve sansal buyuka'nin korkunc ekibi; serhat ulueren ve onun sundugu essiz programlarda etrafa salyalar sacip atip tutan futbol muktedirleri; bu ulkede rakip takima saygi duymayi beceremeyen, her ayak darbesini, her ofsayt cizgisini iliklerinde hisseden, futbolu yalniz ve yalniz bu cercevede izleyebilen zavalli seyircileri; ve isleri gucleri insanlara hayal satmak olan medyadaki capsiz, kisiliksiz zevati temizleyemedikten sonra bir on sene sonra da ancak kisir birer fenerbahce-galatasaray, fenerbahce-federasyon, galatasaray-federasyon, turkiye-aziz yildirim, rijkaard-hincal uluc ciftlerinin ve cekismelerinin icinde yogrulabilen futbol ve futbol sektorune bugunden onay vermis olacagiz.

emegi gecen herkesin allah cezasini versin.

Parma Maniac dedi ki...

Adsız, eğer buradaki yazıları düzenli okuyorsan her maç 3-4 attığımız zamanlarda dahi o kadar iyi değiliz dediğimi biliyor olman gerekir ama elbette böyle blogları gezerken görmüş kişiler bunun farkında olmayabilir.. Durumun bu hale geleceğini, oynanan oyunun bu kadar kötüleşeceğini tabii ki tahmin etmiyordum fakat Elano bu takıma girdiği günden beri takımda bir merkez problemi olduğunu ve bunun tüm sistemi direkt bir şekilde etkilediğini yazıyorum.. Ben körü körüne destekçilerden değilim, hiçbir zaman da olmadım.. Keza bu yukarıda örneğini verdiğim kişilerin yanında körü körüne destek verenlerin de gözümde bir farkı yoktur.. Onun dışında Rijkaard'ın bütün günahlarıyla, hatalarıyla ve sevaplarıyla bu takımın başında kalması gerektiğini düşünüyorum, hepsi o.. Suçlular her zaman sorgulanır ve bulunur ama bunun tespitinden ötesi bana göre Rijkaard özelinde geçerli değildir.. Başka suçlular için geçerli olma ihtimali vardır ama..

sembolist dedi ki...

Kalli Sabri'yi kadro dışı bıraktğında,Hakan Şüküre cephe aldığında fişi çekilmişti(derinlerden)
Skibbe ile yapılan devrim hamleleri de varolan(şükür-şaş-sabri-arda-ayhan-aşık) çapıklığı kısa sürede yok etmeyi başardı fakat onun da kellesi alındı çabucak.
Sene başında Elano'ya pas atılmaması konsu çabucak geçiştirlidi,keşke daha keskin ve köklü müdahele edileblseydi.
Sarp-servet-Topal-Barış-Ayhan.sözün bittiği yer..

Adsız dedi ki...

Parma Maniac

burada ki yazıları düzenli okuma fırsatım olmadı çünkü daha yeni başladım blog okumaya. (daha bir hesap bile açmadım)
blogları ahmak futbol basınına iyi bir alternatif olduğunu düşünüyorum.

şimdi asıl meseleye gelirsek benim tuhafıma giden bir durum var izah edeyim.

her mağlubiyetten sonra galatasaray'lı blog yazarlarında bir reaksiyon oluşuyor "raykard'ı eleştirmek sizin ne haddinize" gibi.

her yazının ana başlığı "rijkard gitmesin"
tamam raykard kalsın, şahsen ben de gitmesini istemem. açık konuşmak gerekirse bizim çocukken ismini ezbere bildiğimiz 3-5 futbolcudan biriydi van basten ve maldiniyle beraber ama konu başlığı raykard kalsından sonra da takımın kötü futboluyla, yanlış transfer politikasıyla, yanlış yönetimlerini de eleştirmek gerekmez mi?

son söz olarak; takip ettiğim bir çok blog yazarı içinden bir tek sizin yazınıza yorum yapıyorum çünkü fark ediliyor ki bilinçli bir sporseversiniz.

ismi lazım değil az önce bir arkadaşın yazısını okudum adam barış'ın malum tekmesini savunuyor. yani bu mudur? Allah muhafaza o tekme bacağa gelse o adam daha futbol oynayabilir mi? bunu savunmak taraftarlığı geçtim holiganlıkla bile açıklanabilir mi?

neyse sonuçta moralinizin bozuk olduğu bir zamanda sizi de fazla uğraştırmak istemem.
Saygılar...

Parma Maniac dedi ki...

Adsız estağfurullah, böyle geri dönüşler uğraştırmıyor aksine sevindiriyor..

Söylediklerinde haklısın ama dediğim gibi söylediklerini zaten yapan biri olduğum için ne söyleyebilirim bilmiyorum.. Ayrıldığım konuysa eleştiriye rağmen gönderilmesinin karşısında olmam.. Ve bazı sorunların çok daha büyük olduğunu düşündüğüm için şu anda durduğum nokta bu senenin kopyasını 2 sene daha yaşasak büyük ihtimalle yine gitmesini istemeyeceğim.. Bazen sahada oynanan futbol ve başarılar hiçbir şeydir ve şu an o anlardan biridir benim için.. Ben Rijkaard gibi bir beyni bu takımın başında gördüğüm için mutluyum..

Adsız dedi ki...

Sabır

anahtar kelime bu sanırım.

bir Trabzonspor taraftarı olarak bu kelimeye ne kadar hasret kaldığımızı tahmin edersin muhakkak :)

biz de güneş siz de raykard gençlerde doll ve antep'de couceiro bu adamlar mutlaka kalmalı takımlarının başında.

her kulüp başkanı kafasına göre adam asmaca oynayamamalı

bu açıdan bakınca "raykard kalsın" reaksiyonu anlam kazanmış oluyor benim zihnimde.

umarım bu hocalar uzun yıllar takımların başında kalır.

saygılar tekrar ve hayırlı geceler.

Mutereddit Tedirgin dedi ki...

Ellerin dert görmesin, sevgili parma maniac. Evet, ben daha da ileri gidiyorum; kulübedeki adamlar orada oldukları için bile mutluyum ben.

CAN dedi ki...

ya şunu açık açık yazalım istersen

Karl-Heinz Feldkamp
Cevat Güler
Michael Skibbe
Bülent Korkmaz
Frank Rijkaard


Aslında problem ADNAN SEZGIN olmasın ? ? ?

Can dedi ki...

Problem bellidir. Rijkaard kendi kendini sınıfta bırakmıştır. Bu futbol ile sezonun başında oynanan futbol ve düşünce biçiminin arasında dağlar vardır. Bu sezon adına kendi ipini çekmiştir Rijkaard.

Tek suçlu odur demişim gibi olmasın tabi bu. Bir bütün bu durum. Jo gelirken yanında Dos Santos'un gelmesi, orta sahanın, takımın temel problemi olduğu halde, bu futbol kabızı adamlara bırakılması.

Şimdi kendi blogumda, sosyal platformlarda, Kewell'ın sözleşmesinin dondurulup orta saha oyuncusu alınmasını önerdiğimde beni müşterilikle asanlar utansın. Galatasaray kendi ipini çekmiştir.

İşin en acısı Fenerbahçeleşmektedir Galatasaray her hattıyla. Son yıllardaki her Fenerbahçe maçınının sonundan anlaşılabilir bu. Galatasaray'ın 8 yılda geldiği nokta budur. Problemde budur aslen. Belki haksızım kim bilir.

Adsız dedi ki...

Geçen sene forvet sayısını azaltıp büyük takım kimliğini yok ederek (!) dönem dönem son 10 senenin en iyi topunu oynatanın da ne hale düşürüldüğünü biliyoruz..

Saka dimi bu saka?

baldur dedi ki...

galatasaraylı taraftarlar abartma sevdasından vazgeçtikleri an hayalkırıklığına uğramazlar ve belki başarı bile gelebilir. yok jo ile giovanni dos santos dünya yıldızıymış da adamlar son 2 senedir futbol oynamamışlar gittikleri her takımdan kovulmuşlar hemen dünya yıldızı diyoruz. yok lucas neill puyol kadar iyi bir oyuncu. yok mehmet topal'a sevilla 10 milyon euro veriyor, yok mehmet güven yeni patrick vieira, aydın yılmaz da yeni pires olacak. bir gidin allah aşkına.

theotheo dedi ki...

haldun üstünel dünyanın en ikna edici adamı falandı, şimdi yalan oldu.

bi noktaya açıklık getirelim.

eğer avrupadan büyük bir takımdan türkiyeye yetenekleri belli olan bir oyuncu getiriyorsan, bu oyuncuyu o kulübün gönderme sebebi, ya sorunlu ya sakat ya da yeni bir organizasyon sebebiyle yeterli bonservisi alarak kendine yer açmaktır.

kewell sakat çıktı, zaten aşağı yukarı biliniyordu.

elano patates.

keita, jo, lincoln vs sorunlu.

artık galatasarayın bu tarz transfer anlayışından vazgeçmesi gerekir. aynı şey rijkaard için de geçerli. bir teknik ekibe 5 milyon euro gibi bir ücret ödemek için, ya şampiyonlar ligini ya da dünya kupasını falan hedeflemek lazım.

marka kıyafet almaya benziyo bu. işte bi mont acayip bi marka 1 milyar mesela. ona yakın belkide daha iyi kalitede başka bi mont 10 da 1'i fiyatına. sen sadece markaya ödeme yapıyosun yani. rijkaard'ıda bize böyle böyle organizasyon kuracak şunu bunu yapacak diye planlayarak getirmedin eğer öyle olsa zaten 3.5 yıllık sözleşme yapardın. işler kötü giderse sene sonu zorlanmadan postalim dedin olay bu.

galatasaray'ın beşiktaş'ın başarısızlıklarından veya fenerbahçe'den daha çok yere vurulması gerekir.

2000'in başında bu kadar başarılı olan bir ekibin, 10 yıllık süre zarfı içerisinde değiştirdiği hoca, getirdiği yerli,yabancı oyuncu sayısı ödenen bonservisler ve eldeki koca sıfıra baktığınız zaman, 2000 yılında arsenal'i yenen galatasarayın durumu gözler önüne seriliyor.

o günden itibaren çok düzgün yönetilen arsenal'in geldiği nokta ve galatasarayın geldiği nokta.

hoca vs problemi değil. zihniyetin ve futbolu çok bildiğini sanan yönetim anlayışının(haldun üstünel) değişmesi gerekiyor.

Umut İsmail dedi ki...

Sevgili Galatasaraylı dostlarım, arkadaşlarım, kardeşlerim, ağabeylerim...
Bugün aslında çok şey söylemek istediğim ama bir yandan da hiçbir şey söylemek istemediğim bir gün...
Dün akşam maç boyu bir çok şeyi düşündüm kalecimiz Aykutun topu bir kez bile kullanaması, Servetin kendi ekseni etrafında dönene kadar saha dışına çıkabilecek oluşu sonrasında topu en iyi taça atabilmesi, Hakan Baltanın aldığı her topu Servete atıp oyun kurmasını beklemesi, Sabrinin ve Lucasın çaresizliği, Mustafa sarp ve Mehmet Topalın orta sahadan bile kaleciye geri pas yapabilme meziyetleri, savunmada yedi sekiz kişi olarak kümelenerek topu gelişigüzel uzaklaştırma çırpınışları, Santosun her top alışında "ya kardeşim bir kişi bile ileriye çıkmaz mı" serzenişleri Keitanın uçtaki yalnızlığı...
Sonrası birilerinin Rijkaardı acımasızca eleştirmesi...
Çok mutsuzum çok ...
Üzüldüğüm takımımızın sıralamadaki yeri değil bize verdikleri, lütfen yanlış anlamayın bir tek bile ışık verme şansı yok bu kadrodaki bazı futbolcu arkadaşlarımızın(Servet, Aykut, Franco, Mustafa Sarp, Mehmet Topal, Barış, Ayhan) İsimleri değiştirir eklemeler yapabiliriz; Ama asla değişmeyecek olan mantalite eksikliğini gideremeyeceğimiz...
Ve birilerinin de Arda Turan beyefendiye bu takımın onun çiftliği olmadığını bildirmesi gerekir. Her geçen gün Hasan Şaşa benzeyerek gönüllerdeki yerini kaybediyor belki de farkında değil
Skibbenin röportajında belirttiği gibi ye kadar kaliteli yabancı oyuncu gelirse gelsin isterseniz Messiyi getirin, birileri onu da dışlar mutlaka siz hiç merak etmeyin...
Servet gibi hocasını eleştirebilen, Arda gibi Santosu Lincolnü, Elanoyu dışlamaya çalışan bir çarkın içerisinde biz daha fazla acı çekmeye mahkumuz...

Ve naçizane bir not daha bu takımda birileri kaleciye pas atmayı yasaklasın artık lütfen...

Sade dedi ki...

Benim en üzüldüğüm şey baskı ortamında Rijkaard'ın değişkenlik adına üretken olmaya çalışması. Bildiğini okumaktan korkar oldu adam.

MUTLU dedi ki...

sorun aslında Rijkaard değil adam bence bu kadroyla başarılı bile sayılır. o zaman kim? bence yönetim

geçen yıl lincoln hamlesiyle başlayan bu yıl dahada kötüleriyle zirve yapan fenebahçe tarzı transfer politikası. bunda hem bir kaç forma satma gayesi hemde Rijkaard istemeden adam sırf kaçmasın diye ona çakmada olsa bir barcelona yaratma sevdası.

sonuç olarak ingilizce dahi bildiğinden şüpheli olduğum sihirbaz lakaplı bir eski tribün şovmenini allayıp pullayıp asırlık çınarın önüne geçirirseniz size Rijkaard değil Lorand tarzı salla başını al maaşını bir adam gerekir. kalıcı başarı vermezler ama bir 6-0 garantidir.

ksenophanes dedi ki...

galatasaray yönetiminin futbolcu düzenine boyun eğip kalliyi göndermesi bize 1 sezonu getirmiştir ama ondan sonraki seneler karabasan gibi üstümüze çökmüştür.. Hala takımdan o etkileri atamadık, hala şu futbolcuya dayalı düzenin etkilerini en yoğun şekilde yaşıyoruz.. Şu takımda şanına şöhretine bakılmaksızın bazı çeteciler atılıp futbolcuya dayalı düzeni yıkacak "devrim" hareketi yapılmadıkça değil rijkaard mourinho gelse bir şey çıkmaz.. Rıdvan ve ahmet çakarları çok sevindirirler..

E dedi ki...

Dün şehirler arası otobüsteydim, maçı seyredemedim, sadece web'den "canlı anlatım" denen şeyle takip ettim. Yorum yapmam sağlıklı olmaz ama genel anlamda bir şeyler söylemek istiyorum.

Maç sonu Rijkaard açıklama yapmış: "Bu maç 4-1-4-1 denedik."

Bir denemediğimiz o kalmıştı. Sistem adamı diye getirdiğimiz Rijkaard sistemsizlik adına herşeyi yapıyor gördüğünüz gibi. Sene başından beri neler neler denemedik ki... 4-3-3'ün her türlü varyasyonu, 4-4-1-1, şimdide 4-1-4-1.

Gelen geçenin tokatladığı, tartışmasız ligin en kötü takımı karşısında 2 puan bıraktık. Feci bonkörüz, maşallah!...

Tekrar söylüyorum; bu sene hepten kaybedildi. Kazanılan hiçbirşey yok. Ne teknik, ne taktik, ne sistem, ne de futbolcu. Belki Gio'yu kazandık diyebiliriz gelecek adına... O da satın alma opsiyonu kullanılırsa.

Seneye Rijkaard'la devam edilmeli elbette. Ama Rijkaard, "A" planı neyse onun üzerine oynamalı 2010-11 sezonunun ilk antremanından itibaren. Ve Rijkaard'ın "A" planını oynayabilecek topçular almalı sevgili Haldun Üstünel.

Bir çok kazma ile de yollar ayrılmalı. Rijkaard en azından bunu yapacaktır, şüphem yok.

Başlık herşeyi özetliyor. Sezon bitti. Az bir ihtimal CL. Olmazsa, az ön elemeli EL olsun bari... Bir kez daha sezonu en erken açan takım olmayalım, üstelik Dünya Kupasında oynayacak 'key' oyuncularımız varken...

E dedi ki...

Bir şey daha eklemek istiyorum.

Şu an sinirlerimizi dizginleyebiliyoruz ancak Fenerbahçe şampiyon olursa neler olabileceği hakkında fikriniz var mı? Hırsımız çığ gibi büyüyecek. Nedeni ise; topçularımız şampiyon olamamakla kalmadı, bu sene fiyasko bir biçimde, SamiYen'de Fener'e kaybederek resmen onların önünü açtı. Arkadan itekledi! İvme kazandırdı! Yerden kaldırdı! Ölüye can verdi!

Tekrar ediyorum, sezon sonu ters bir durumda takıma olan hırsımız çoğalacak. Bunun önüne geçmenin bir yolu Bursa'ya SamiYen'de yenilmektir. "Aaaa bu nasıl söz, bu nasıl bir Galatasaraylılık" diye saldırmayın hemen. Madem çok bonkörüz, Sivas'ta bile 2 puan bırakacak kadar reziliz, o zaman Galatasaray, Bursa'ya -gereksiz bir- çelme takıp, sezon sonu çifte hüzün yaşatmasın bizlere.

E dedi ki...

Yeni bir çarpıtma methodu çıktı ortaya. Savunucuları Hakan Şükür, Fatih Altaylı gibi Adnan Polat alerjik bünyeler.

"Kulübün parasıyla sihirbaz olanlar..."

Eh, kimin parasıyla sihirbaz olacaktık ? Biz değil miyiz "kimsenin cebinden para çıkmayacak, biz Galatasaray'ız, kulüp kendi kendini çevirecek, kimseye muhtaç olmayacak" diyen...

Haldun Üstünel kendi cebinden mi yapacakmış transferleri??? Elbet kulübün kasasından çıkacak o paralar.

Aziz Yıldırım henüz gerçekten bırakmadı. Hele bir veda zamanı gelsin. Nasıl sancılı bir veda olacak o veda. Uzun ilişki yaşayanlar bilir; uzun ilişkiler hemen bitmez. Sakız gibi uzar. İşte Demirören. Gitseydi çatır çatır alacaktı heba(!)larını!

Çok uzattım. Burada önemli olan piyasası olan futbolcu almaktır ey Hakan Şükür, ey Fatih Altaylı ...

Yıllarca $3M kulübüne, $1M kendisine mantığıyla onlarca topçu aldık vasat sınıftan. "No name" sınıfından...

Gidince, evlerine gittiler...
İstanbul'u terk-i diyar eyleyince, tatile çıktılar, futbolu bıraktılar. Az da değil ha, gitti o 4'er milyon dolarlar! Diyorsunuz ya borç 250 oldu, nasıl oldu diye??? Hesap edin bakalım, Canaydın bu 4 milyonluk transferlerden kaçar tane yaptı. Inamoto'lar mı istersin, Iliç'ler mi..

Evet şimdiye kıyasla az para veriyorduk -misal- Lukunku transferine. Fakat borç hanesine o $4M'un tamamını bırakarak gidiyordu Atatürk Havalimanından son bir el sallarken...

Şimdiki transferlerimizin bonservisleri $5-10M arası. Kendilerine ödenen $2-3M arası. AMAAA Elano'nun piyasası var, elinde kalmaz, satarsın 5'e, 10'a! Keita'nın piyasası var, asla elinde kalmaz! Alınırsa Jo'nun, Gio'nun piyasası var. Elinde kalmadığı gibi kar bırakır.

Haaa, "tamam para ediyorlar ama takıma ne katkısı var" diye sorarsan... Eh, en az Lukunku kadar katkıları var merak etmeyin.

Adsız dedi ki...

@E
Bravo büyük taraftarmışsın. Fenerbahçe bursa beşiktaş bizi ilgilendirmez. hangi takım, ligteki konumu ne olursa olsun sahaya kazanmak için çıkmalıyız. Umalım ki bursa maçında kaybetmeyelim. Bursa maçı hakkı ile bile kazansa medya tarafından ağır ithamlarla karşılaşacağımız bi gerçek.

kupabizim.blogspot dedi ki...

Biz bu filmi üçüncü kez izliyoruz.
1) Saftig dönemi
2) Skibbe dönemi
3) Rijkaard'ın ilk yılı
Bu üç dönemde de Adnan Polat iş başında. Sanırım sayın Başkan'ın biraz özeleştiri yapması gerekiyor. Üç dönemde de ilk yarıya süper bir başlangıç yapan takım sezon sonunu göremeden havlu atıyor.
Saygılarımla,

Kcan dedi ki...

http://www.ntvmsnbc.com/id/25079153/

Blogger tarafından desteklenmektedir.