17 Şub 2009

20. Hafta


Beşiktaş-Trabzonspor maçının tekrarına göz atma fırsatım oldu.. Klasik bir Beşiktaş iç saha maçı, bu senenin Trabzonspor'unun büyük maçlarından biri şeklinde geçmiş oyun.. Beşiktaş yıllardır dökülüyor ligde ama en kötü olduğu dönemlerde bile İnönü'de oynadığı topun, yaptığı baskının yanına bile çıkamıyor şampiyonlar.. Ya statta, ya da taraftarda bir şey var, çözemedim daha.. Bu baskıdan gereken pozisyonların çıkmaması tamamen Rigobert Song'un tecrübesinin Trabzon'a yaptığı etki.. Galatasaray'ın bu Song'u gönderip, yerine bu Meira'yı alması hem kendisi, hem de bu senenin şampiyonluğunda en büyük kader etkisini yaratacak belki de 3 ay sonra.. Kendi savunmanı düşürmekle kalmayıp bir rakibini şampiyonluk adayı haline getirmek yapılması kolay olan bir yönetim icraatı değil..

Trabzonspor büyük maçlardaki pasif oyununa Beşiktaş önünde de devam etti.. Kadıköy deplasmanını çıkarıyorum tabii bunu derken.. Pasif oynarken rakibi de pasifize edebilmek iyi savunma futbolunun ilk gerçeğidir.. Tekrar etmem gerek, Ersun Yanal'ın bu bağlamdaki dönüşümü üzerine konuşulması gereken çok önemli bir olay.. Umursayan yok ama fazla.. İnönü deplasmanı gitmiş, Galatasaray ve Fenerbahçe'yi Avni Aker'e çekecek olmak muazzam bir avantaj.. Gidilecek Sivas ve Antep deplasmanlarıysa bu oyun tarzıyla büyük korku yaratmıyordur Trabzonlu'larda.. Bu 4 maçtan 8 puanı çıkardıkları takdirde şampiyon olamamaları için büyük acemilik yapmaları gerekiyor..

Beşiktaş da bu 4 takımla aynı şekilde oynayacak.. 5-6 puanlık farkın Denizli yapısıyla kapanacağını sanmıyorum, özellikle de bu pozisyonsuz deplasman futbolu devam ettikçe.. Fenerbahçe bütün rakipler puan kaybederken 7 atarak bir süre daha kandırmaya devam edecek kendisini.. Taraftar fikstürü açıp İnönü, Avni Aker, Sami Yen, Kayseri ve Bursa deplasmanlarını görünce o rüyadan çabuk uyanır.. Fenerbahçe bir süre önce tüketti zaten şansını.. Michael Skibbe'yi yazarken ikinci yarıya fizik olarak daha güçlü girilmesinin bir gereklilik olduğunu yazmıştım.. Ama sakatlıklar, cezalar yine gerçek 11'le sahaya çıkmasını engelliyor takımın.. Bunda hocanın sorumluluğu illa ki var.. Son Antalya maçında sahada çoğu futbolcuda görülen umursamazlığın ise telafisi yok.. Galatasaray'ın sahada oyun bazında çok kötü oynadığını düşünmüyorum son 3-4 yıldaki bazı deplasman maçlarını hatırladıkça.. Girilen 3 çok net pozisyon bir deplasman için yetmeli takıma.. Ama oldu ki girmedi onlar, yenilgiyi kabullenmişlik ve bazı topçularda tavan yapan umursamazlık çok tehlikeli ilerleyen haftalar için.. Üç büyükler içinde şampiyonluk şansı diğerlerine göre yüksek oranda olan tek takım Galatasaray hala, bence.. Bu sene şampiyonluğun çok gerekli olmadığını kendi açımdan dile getirmiştim ama Şampiyonlar Ligi gelecek için önemli.. Bordeaux'ya elenilirse, şampiyonluk için kredisi tamamen biten Skibbe'nin boynundaki ip iyice inceleşecek ama oradan sonra verilecek kararda yönetim omzuna alır sorumluluğu.. İcraatların devamına göre de konuşuruz zaten.. Bordeaux maçları için bir yazı yazmak isterdim ama sakatlıklar ana kadroya o kadar sekte vurdu ki, çıkacak asıl kadronun nasıl bir top oynayacağını kestiremiyorum.. Beklenenden daha iyi bir performans umduğumu belirteyim ama..

Sivas nerede diyenler için 2 hafta sonrasına randevu veririm..

2 YORUM:

burak dedi ki...

aslında fenerbahçe için de 2 hafta sonraya randevu vermek lazım. tamam fikstür zor ama..

bjk: inönüde son 5 maçta 4 son 3 maaçta 3 galibiyet..gene yeneceğiz. denizli derbi özürlüdür. isteyen 88-92 de gs deyken derbilerine baksın denizlinin

gs: samiyende son 3 sezonda 2-1 üstünüz.. en az berabaerlik alırız

trabzon: son hafta çok şey değişir. birşey dememek lazım..

bursa: en kolay maç olur..

kayseri: bundan korkuyorum işte.

benim favorim trabzon.. sonra fenerbahçe. sanırım galatasarsylılar kewell arda lincolnü bekliyor. tamam dönsünler. ama bu üçlü mesela beşiktaşın son maçtaki temposu gibi bir rakiple ne yapar ? skibbe den birşey beklemiyorsunuz değil mi. antrenörlük hayatının % 80 i genç takımlarda geçti..geçen sezon gs ye şampiyonluğu getiren güzel futbol mu ? hayır. son aylardaki takım ruhu bir de fenerin şl macerasından sonra fiziken bitmesi.. bu sene o takım olayı da yok. kaptanı kim galatasarayın ?. federasyonla polemik halinde.

geçen sezon gs li oyuncular takım içinde bir darbeyle feldkampı devirip kendileri şampiyon oldular.
bu sene fenerde aynı hava var. şampiyonluk çok rakip olduğundan zor ama en azından 2. likten den aşağı düşmeyiz..

arnawut dedi ki...

Özlettin be Parma. güzel yazı olmuş herzaman ki gibi:))

Blogger tarafından desteklenmektedir.