4 Tem 2011

Copa America 2011 ve Arjantin


"Bunu bir kulüple karşılaştırmıyorum, beğendiğim bir şeyle karşılaştırıyorum. Son yıllarda 7 kupa kazandıkları için kulüp takımıyla bir milli takıma karşılaştırmanın anlamı var mı? Ben Barcelona'nın oynadığı futbolu seviyorum, onların birlikte yaptığı paslara hayranım. Ama bu sadece kişisel bir tercih, bir kulüp takımının yaptığı şeyi kopyalama değil."

2010 Dünya Kupası'nda Diego Armando Maradona yönetiminde çeyrek finalde Almanya'ya 4-0 mağlup olan Arjantin'de fatura doğal olarak önce Maradona'ya, sonrasında da milli takımda da yeni Maradona olmasını bekledikleri Messi'ye kesildi.. Çoğunlukla Maradona'nın yanlış seçimleri nedeniyle Dünya Kupası özelinde tamamen haksız eleştiriler alan Leo bir kez daha "Barcelona'da evet ama milli takımda başarı kazanmadan nereye kadar?" sorusuyla çok gerekliymiş gibi karşı karşıya kaldı.. Turnuva boyunca hem kadro seçimi, hem sistem ve diziliş oluşturma, hem de Messi'ye rol hazırlama konularında hata üstüne hata yapan Maradona ise kendi elleriyle Messi'nin 4 senesini daha çaldı..

Dünya Kupası sonrasında takımda devam edeceğine dair anlamsız haberlerle futbolseverlerin yüreğini ağzına getiren Maradona'dan sonra takımın başına geçici olarak gelen ama bundan 3 ay sonra yeni hoca olarak açıklanan Sergio Batista, yaptığı tercihler sonrasında "Barcelona kopyacılığı" suçuyla itham edilişine FIFA'ya verdiği bir röportajda yukarıdaki alıntıyla cevap veriyor..

Arjantinli teknik adamın bu tepkiyle karşı karşıya kalmasının temelinde Şubat ayında Portekiz karşısında takıma uygulattığı yeni sistem ve özellikle de Messi rolü neden oldu.. Ronaldo vs. Messi'nin apaçi-iyi çocuk eksenine 76. kez çekilen mücadelesinin milli takımlar düzeyinde yaşandığı maçın alt metninde aslında çok daha özel bir şey vardı.. Batista, ilk kez Messi'yi Guardiola'nın son dönemde çektiği en uçta değerlendirdi ve takımı sahaya 4-3-3 şeklinde dizdi.. 3 merkez orta saha oyuncusu, en uçta geriye gelerek kenar oyuncularına forvet özelliği kazandıran Barcelona rolüyle Messi ve oyunu genişletmeye çalışan bir Arjantin.. Portekiz'i çok da stabil ve etkileyici olmayan bir maç sonrasında 2-1 mağlup ettiler ve sonrasında yapı üzerinde ısrarını sürdüren Batista'ya gelen eleştiriler artmaya başladı..

Batista her açıklamasında Arjantin medyasında ciddi eleştiri konusu olan kopyacılığı inkar ediyor ama o da Barcelona'nın futbol üstü yapısına hayran olan isimlerden biri.. Yaptığı şey net olarak Maradona'nın bütün yanlışlarını onararak oyunculardan maksimumunu almaya çalışmak.. Ama bunu yaparken özellikle milli takımda sağ kenar oynamasına alışılan, özellikle de çıktığı günden beri forvet arkasında klasik 10 numara olarak hayal edilen Messi'nin en uca atılmasıyla karşılaşınca futbol konusunda son derece bağnaz olan ülkelerden Arjantin'de yaşam teknik adamlar için çok kolay olmuyor..

Dünya Kupası'na iki forvet oyuncusu, arkasında Messi, tek defansif orta saha, bir klasik açık ve bir 35'lik Veron'la başlayıp zaman içinde bunu tek merkezli, 2 forvetli, 2 açıklı vasat bir Messi takımına çevirip bu şekilde şampiyonluğa gidebileceğini düşünen Maradona'nın tam tersi icraatlar peşinde Batista.. Messi'yi açık ara en skorer, en verimli olduğu, takımını en üst düzeye ulaştırdığı ileri uca alıp, tek orta sahalı garabeti 3 merkezle değiştirdiği takımda göze pek çarpmayan fakat aslında büyük değeri olan sağ bek Zanetti'yle son imzayı attı.. Maradona'nın 2010'da kadroya almadığı ve açık oyuncusu Jonas Gutierrez'i devşirip, onun sarı kart cezasından sonra Otamendi'ye verdiği sağ bekte Batista, 2007 yılında Arjantin'in en çok milli olan oyuncusu ünvanını eline geçiren ülkenin en büyük efsanelerinden Javier Zanetti'ye formasını geri vermiş durumda.. Dünya Kupası'na veda edilen çeyrek final maçında Almanya'nın vızır vızır gezdiği sağ kenarı düşününce Batista'ya sadece bu tercihi nedeniyle saygı duymak mümkün..

1990'da gelen final sonrasında Arjantin, hiçbir Dünya Kupası'nda gruplardan sonra üst üste iki maç kazanamadı.. Son 5 Dünya Kupası boyunca sadece 3 kez son 16'yı geçebilen (ki bunların biri penaltılarla İngiltere galibiyeti, ikisi Meksika maçı) ve çeyrek finalin ötesini göremeyen Arjantin, 14 kere kazanarak Uruguay'la bu alanda liderliği paylaştığı Copa America'yı da 18 yıldır alamıyor.. Milli takımlar düzeyinde son 20 seneye yayılan çok büyük bir başarısızlıkla karşı karşıya kalan Sergio Batista'nın tek yaptığı elindeki Messi'siyle çok şanslı bir teknik direktör olarak ondan en yüksek verimi almaya çalışıp pragmatik bir şekilde kısa yoldan başarıya ulaşmak.. Portekiz maçında denenen Mascherano - Cambiasso - Banega'lı merkez önünde Messi'nin kenarlarında Di Maria ve Lavezzi'yi gönderen Batista'nın Copa America'daki ilk maça da bu yapıyla çıkması bekleniyordu.. Ama Messi'yle problemler yaşadığına dair dedikodular çıkan, sonrasında Batista tarafından da takıma monte etmekte zorluk çekilen Tevez'in Bolivya maçından yaklaşık 24 saat öncesinde ilk 11'de olduğunun açıklanmasıyla biraz daha farklı, ama genel fikrin dışına çıkmayan bir takımla Dünya Kupası elemeleri süresinde La Paz'da Maradona'yla 6 yedikleri Bolivya karşısında yer aldılar.. 6 golün travması, son yıllara belki de ilk kez kendi evindeki bir Copa America'ya bu kadar favori çıkış, yeni bir düzenle ilk resmi maç ve yaklaşık 1 hafta önce River Plate'in küme düşmesi sonrasında travmalar ülkesi haline gelen Arjantin'de rekor sayıda polisin görev alacağı bir maçta işler doğal olarak beklendiği gibi gitmedi.. Önce merkezden bir oyuncu çıktı, sonrasında ikinci forvet girdi ve takım ana fikirden uzaklaştı..

Arjantin az sonra ikinci maçında Kolombiya'nın karşısına çıkıyor.. Bu maçta takım kadrosu içindeki tek klasik açık oyuncusu olan Angel Di Maria'nın tercih edilmesi oyunu genişletmede çok daha büyük faydalar sağlayabilir.. Eğer Batista, Bolivya maçına Tevez - Di Maria değişikliğiyle çıkmasa Şubat ayındaki Portekiz maçındaki aynı 11'le 5 ay sonra ilk Copa America maçına çıkmış olacaktı ki tek başına bu Arjantinlinin oyuna ve takıma bakışının ne olduğunu gösteriyor.. Böyle bir 11 itibarıyla Carlos Tevez, Diego Milito, Gonzalo Higuain ve Sergio Agüero gibi 4 forvetin tamamının yedek kaldığı düşünülünce isimlerin büyüsüne kapılmadan kafasındaki sistemi ve daha güçlü bir Arjantin'i düşleyen Sergio Batista'ya kanın ısınmaması için fazla bir sebep yok.. Çok büyük ihtimalle bu 4 oyuncudan en az 3'ünün düzenli yedek olacağı, major kulüpler tarafından istenen Javier Pastore'nin ana plan içinde düşünülmediği Arjantin'de başlangıç bence çok olumlu ve takım belki de ilk defa benim gözümde net favori.. Oyuncu seçimi ve sistem oluşturma teknik direktörlüğün küçük bir kısmını gösterir ve Batista'nın bu anlamda nasıl bir hoca olduğuna dair başka hiçbir fikrim yok ama son 20 yılın kaybedeni Arjantin'de 2010'daki yanlışları tespit edip bunların üzerine gitmeye çalışması bile ona yaklaşımın çok daha ılımlı olması için yeterli.. Arjantin, Brezilya'nın da ilk maçında hiç iyi görünmediği 2011 Copa America'da 15. şampiyonluğa beklediğinden de yakın olabilir..

3 YORUM:

QuaresmA dedi ki...

Milli takımlarda sistem oluşturabilmek kulüp takımlarından çok daha zor. Antrenmanı neredeyse yok, maçlar nadiren oynanıyor, oyuncular sık sık değişebilir vs. Löw'ün yaptığı gibi milli takıma kulüp takımı muamelesi yapıp, takımın aslarını, yedeklerini daha eleme maçlarında belirlemek bi çözüm olabilir. Arjantin bunu yaparak bi sistem takımına dönüşebilse bile bunun meyvesi bu turnuvada alınmaz bence.

Burak Beşinci dedi ki...

Arjantin milli takımının Copa America'da oynadığı iki maçı da izlemedim;Uruguay,Şili,Brezilya gibi takımlarla eşleşmediği sürece de izleyecek motivasyonu bulabilmem çok zor!keza maç saatleri pek uygun değil.

Maçlarını izlemedim ancak oyuncu tiplemelerine baktığım zaman Arjantin'nin de 'hucum ede ede bitiremedik' durumu mevcut.Cambiasso'da,Mascerano ikilisi zaten adam eksiltme meziyetleri olmadığı gibi özel pas becerilerine sahip ön orta saha oyuncuları değiller.Savunma da rakip presi bertaraf edecek bireysel beceriye sahip değiller.
(*Taklit etmek istediklari Barca'da Abidal,D.Alves çatır çatır adam eksiltip ileriye çıkabiliyorlar,Pique'de çok iyi bir pasör)

Bunlar olmayıca çok temel savunma taktikleri ile kolayca durdurabiliyorlar.

pelezinho dedi ki...

abi güzel yazı.ben arjantin olayını kendi bloğumda değerlendirirken daha çok messi özelinde ele aldım.bence herşey orada bitiyor.

http://tolgaem.blogspot.com/2011/07/arjantinin-en-buyuk-sansen-buyuk.html

Blogger tarafından desteklenmektedir.