20 Eki 2010

Hoşçakal Rijkaard


"Sonuç ne olursa olsun, biz Nisan ayında kendisine teklifimizi yapacağız."

2 Eylül 2010, Yer: NTV SPOR, Adnan POLAT

Son açıklamayı yapmak her zaman kamuoyu için yanıltma payını içinde taşır.. Sırbistan'dan yanında bir oyuncuyla gelen Cevat Prekazi'nin iş olmayınca yaptığı zehir zemberek açıklamalar, yönetimi ağır bir şekilde suçlamaları NTV SPOR'da Adnan Polat tarafından harika bir hamleyle savuşturulmuştu.. Son konuşansanız, bu ülkede her zaman avantajlısınız.. Polat'tan sonra herhangi bir medya organı Prekazi'ye gidip Polat'ın son açıklamalarını söylese emin olun ortaya başka şeyler çıkacaktı ama Adnan Polat doğru zamanlamayla hem takım ve kulüple ilgili beyaz yalanlarına devam etmek, hem de Prekazi nedeniyle kendisine yapılan eleştirilere son vermek için 1.5 ay önce ekranlara çıktı ve taraftarı uyutmaya devam etti..

İşte yukarıdaki italik alıntı da o programdan çıkma.. Sonuç ne olursa olsun, dün Rijkaard takımdan gönderildi.. Yaklaşık 3 yıldır, üstüne vazifeymiş gibi takımın oynadığı futboldan mutlu değilim açıklamalarını yapmaya cüret eden bir başkan kendince Türk futbolunun o ünlü neşterini takıma vurdu ve bunun sonucunda ortaya çıkan şey Kocaeli maçından sonra gerçekleşen çok üzücü bir olayın tekrarı, Türkiye için bir klasik olan 'deja vu'ların sonuncusu..

Hikmet Karaman çok saygı duyduğum, Türkiye'nin güzel hocalarından biridir ama Frank Rijkaard'ın yerine, böyle sıkıntılı dönemden geçen bir kulübe gelecek bir hoca değildir.. Ama gördük ki kendisine gidildi ve Adnan Polat vizyonunun ne olduğuna dair müthiş bir açılımı da berbat kriz yönetimiyle tekrar gördük.. Adnan Öztürk'le seçime girdiklerinde kendi içimizde yaptığımız telaş, kendi çapımızda Polat ve yönetimine verdiğimiz destek, futbolcu eskilerinin kongre boyunca birlikte poz verip Polat'ın tam karşısını işaret etmeleriyle desteğimizin artması ve ilk sandıkla birlikte ortaya çıkan Polat üstünlüğünün bizi rahatlatması... Üzerinden kaç ay geçti? Kendi adıma sadece 6 ayda ne kadar büyük bir hata yaptığımı anladım.. Bir başkan, çok önemli bir seçimde kendisine muhalefetin en büyüğünü yapmış, takımdan iki defa göndererek aralarında büyük husumet oluşturduğu eski futbolcusunu Rijkaard takımdan gönderilirken o kriz yönetimi içinde takıma sportif direktör yapmaya çalışıyorsa, hem o kulüp, hem de o idare için çoğu şey bitmiştir..

Karaman sonrası Fatih Terim'le görüşen yönetimin hocadan aldığı ayara olabildiğince sevindim ama zaten yönetimin amacı da Terim'le yeni bir döneme başlamak gibi görünmüyordu.. Adnan Sezgin şartını sunacağı belli olan Terim'e gidiş yine taraftara hoş görünme ve "Biz gittik ama o istemedi." deme şekli.. Zira eğer Terim'den böyle bir yanıt geleceklerini bilmeden bu işe kalkıştılarsa durum daha vahim.. Terim bu ortamdaki çökmüş Galatasaray'ı toparlayabilecek ilk isimdi benim gözümde ama gelmesi durumunda camia içinde iki kutup oluşturacaktı.. Rijkaard'çılar ve Terim'ciler arasında aylar süren tartışmalar başlayacak, kötü ve iyi sonuçlarda sürekli bir taraf baskın olmaya çalışacaktı.. Terim tarafından reddedilen yönetimin gittiği isim doğal olarak bir başka efsane oldu ve Hagi teklife balıklama atlayınca taraftar yeniden bir kış uykusuna yatırıldı über allez şahsiyetler tarafından.. Son 10 senede uzun süreli tek teknik direktörlük kariyerini Galatasaray'da yapan, Galatasaray sonrası 5 sene içinde ciddi hiçbir iş içerisinde yer almayan Hagi'nin niteliğine gidilmediği kesin.. Maksat homurdananları susturmak, çok sevilen Rijkaard'ın gidişinden sonra laf söylenemeyecek bir sevilen getirerek eleştirilerin içinde sıyrılmak.. Rahmetli Özhan Canaydın, Terim sonrası Hagi'yle, Ergun Gürsoy ve Adnan Polat hamleleriyle bunu birçok kez sahneye koymuştu.. Polat'ın da bu hadiselerden nasibini aldığını görmek çok şaşırtıcı değil.. Üzücü olan daha önce böyle bir hadiseyi yaşamış olan Hagi'nin ortadaki gerçeği kestiremeyip aynı sığ havuza ikinci kez balıklama dalmaya çalışması.. Gerçi Hagi müthiş zeki bir adamdır, muhtemelen de Galatasaray sevgisi gözlerinin önüne perde oluyordur.. Zira Fenerbahçe maçı öncesinde hiç düşünmeden görevi kabul etmesi, 'hele şu maçı atlatın' geyiklerine girmeden kolları sıvaması da onun yüreğiyle, kişiliğiyle ilgili önemli donelerdir, ki zaten biz bunları çok iyi biliriz.. Bilmeyenlere de Galatasaray resmi sitesinde "Hagi kimdir" başlığıyla anlattırsın bu muhteşem şahsiyetler..

Frank Rijkaard, bu ülkede bazı şeyleri hareketlendirdi.. Rijkaard'ın 1.5 senelik performansı tam bir fiyasko ve oynattığı oyun başarısız son 10 senenin ortalamasının altında.. Ama bu ülke her konuda olduğu gibi futbolda ve onun bilincinde de değişiyor ve gelişiyor.. 1.5 yıllık net bir başarısızlığa rağmen çok önemli bir kesim Rijkaard'ın arkasındaydı ve bundan sonra da olmaya devam edecekler.. Her ne kadar bunların içinde önemli miktarda samimiyetsiz kesim bulunsa da, Rijkaard'ı destekleyen, onun yanında olan bu topluluk ülke futbolu ve Galatasaray için önemlidir.. Bu konudaki samimiyetsizlik Rijkaard'ın ismi ve başardıkları nedeniyle onun buradaki olmamışlığının altında başka nedenler arayan ama daha önce isimsiz başarılıları öğütmeye çalışmaktan çekinmeyen insanlardan kaynaklanıyor ama bu oyun her sene yeni şeyler öğretmeye de devam ediyor.. Türkiye, belki de ilk defa Rijkaard'la futboldaki başarısızlığın altında başka nedenler olduğunu gördü ve Galatasaray futbolcuları tarihinde ikinci defa bir hocasını yemekten çekinmedi.. Ankaragücü maçının gösterdikleri benim gözümde Skibbe'nin son döneminde Lincoln'a pas atmayan Karan, Arda ve Sabri üçgeninin yeni bir yansımasıdır.. Ama biz bunun temellerini çok önceden attık ve maalesef temizleyemedik.. Galatasaray için benim gözümde en büyük utançlardan biri olan, Lincoln'ün o meşhur Roberto Carlos'lu derbi pozisyonunda takım arkadaşlarını kendilerine pas atmadığına dair bir Fenerbahçeli'ye şikayet ederek en diplerden birini gördüğümüz olayın küçük bir tekrarını yaşadık Ankaragücü maçında.. Daha önceki büyük yanlışları ve utançları ödüllendiren, kovma tehdidinden birkaç ay sonra takımın hiyerarşik yapısı içinde bazılarını zirveye götüren yönetimler oldukça bunları normal karşılamaya devam edeceğiz..

Ben Frank Rijkaard'çıydım.. Ondan önce Michael Skibbe'ci olduğum gibi.. Bu adamların temsil ettiği bir şey vardı ve biz bu olgunluğa ulaşana kadar 10 yıl boyunca Rijkaard'la Avrupa'ya gidememeye razıydım ben.. Ama benim içinde bulunduğum düşünceler elbet Galatasaray camiasını bağlamıyor.. Peki ya Gheorghe Hagi? 2002 sonrasındaki çoğunlukla siyahlarla dolu dönem içinde Michael Skibbe'den sonra benim gözümde bu takıma en iyi topu oynatmış, ülke sınırları dışındaki oyuna en yakın duruşu sergilemiş adamdır Hagi.. Gidişine çok üzülmüştüm çünkü benim için gelecek vadeden bir teknik adamdı ve Galatasaray ruhunu kendi müthiş kişiliğiyle üst seviyeye taşıyan biriydi.. Zor bir insan olması onun insan yönetiminde hatalar yapmasını mutlaka sağlıyor ama bunlar bütün büyük kariyerlerin geçtiği yollar.. Son 5 senede Gheorghe Hagi dünya futbolunu ne kadar takip etmiştir? Kendi enformasyonunu ne şekilde geliştirip dünyada devamlı değişen ve gelişen sistemler yapısını bu birikime entegre edebilmiştir bunları şu anda kestirmek mümkün değil.. 5 sene önce iyi bir teknik adam olmanız son gelişmeleri takip etmemeniz durumunda sizi kısa bir süre içinde vasıfsız hale getirebilir ve geçmişin birçok başarılı hocasının yaşadığı da aslında bundan ibarettir.. Fatih Terim'in de kendisini yenileyemeyerek 2000'de futbol dünyasının ilerisinde olan kafasını geriye düşürmesinde bunun büyük payı vardır bence..

Hagi'yle ilgili bildiğim tek şey, gelir gelmez Galatasaray'ın oyun merkezini en az 10-15 metre geriye çekecek olması.. Klasik 4-4-2'nin 4-3-3'e dönüşümünü sağlayan ayaklarından biri üzerinden başarılı bir sistemi Galatasaray'a oturtmuştu ama kötü yönetim onun da kellesini aldı.. Bu sefer bir başka pespaye yönetimin altına, belki de çok daha kötü bir zamanda geliyor.. İşi yine imkansıza yakın.. Hagi'yi desteklememek gibi bir şey söz konusu bile olamaz.. Benim için Terim'de de benzerinin gerçekleşeceği gibi.. Ama bir destek verilecekse bu sadece kendisine verilir, Rijkaard'ı seven ve isteyen çoğu Galatasaray taraftarının da yaklaşımı muhtemelen bu şekilde olacaktır..

Daha defansif, ayakları yere daha sağlam basan ve daha öne çıkmış bir Misimovic'le kısa dönemde çok daha iyi oynayan bir Galatasaray yaratacağından şüphem yok.. Ki bunu gerçekleştirmesi de fiyasko haline gelmiş bu takım içinde büyük başarı olmayacak.. Elano, Hagi'nin tam istediği tipte bir oyuncudur ve ben yeniden onu takıma monte etmeye çalışacağını düşünüyorum ama şalteri indirmiş bir Elano varsa kulüpte başka bir hüsran yaşanabilir bu konuda.. Bunlar da çoğunlukla ikincil meselelerdir şu anda.. Yönetici kılıklı bazılarının ve takım içindeki 2-3 densizin biletini keserek işe başlayan bir Hagi için bu takımı sonuna kadar takip ederim.. Umudum kendini ezdirmeden, kulüp içindeki terbiyesizlere prim vermeden yoluna devam etmesidir.. Bu olmuyorsa zaten emin olsun, biz anlarız.. Son 10 yıldan yeteri kadar şerbetliyiz, bu konularda gayet büyük tecrübeyiz..

Kadıköy'de güç Hagi'yle olsun..

9 YORUM:

tobias dedi ki...

hagi olabilecek en kötü zamanda geldi . üstelik fb derbisi öncesinde . bu gs sevgisi mi yoksa delice bir cesaret mi ? yoksa hagi neyin altına girdiğinden habersiz mi ?

artık bizi kadıköyde hiçbirşey kurtaramaz.

gs lige havlu atmıştır. 9 . hafta 5 mağlubiyet.sıralamada ilk 10 da değil. önde 1 yığın takım.

nuri dedi ki...

Eline saglik Emre,
Benim gibi takipcilerin sabirsizlikla bekledigine degecek cok olgun ve isabetli bir yazi olmus.
Fakat ben acikcasi biraz baska yonlere acilan bir Rijkaard sonrasi degerlendirmesi beklerdim.
Rijkaard'in neden GS'da bu kadar basarisiz bir donem gecirdigini irdelemenin cok faydali olabilecegini dusunuyorum. Senin cok daha kapsamli ve cok yonlu yapabilecegini dusundugum bir degerlendirmeyi biraz basitlestirmek pahasina bir iki soru ortaya atabilirim:
1) Eger transferlerin hepsi ya da cogunlugu Rijkaard onayiyla gerceklestiyse, ki inanmak zor, ciddi bir hatalar silsilesi var ortada, bilhassa merkezin doldurulmamasi acisindan. Yok emrivaki bir sekilde, yonetim tarafindan yapildiysa transferler (ki bu senaryo da ilki kadar inanmasi zor, Rijkaard'in kisiligini dusununce) nasil boyle bir seye razi oldu Rijkaard?
2) Niye Ayhan/Sarp ikilisinde bu kadar israr etti Rijkaard, bir bakima kendi sonunu hazirlayarak?
3)Takim icinde gruplasma/huzursuzluk kaynagi olan oyuncular varsa, ki pek inandiriciliktan uzak gelmiyor Lincoln'e olanlari dusununce, niye yonetimi boyunca tek bir oyuncuyu bile kadro disi birakmadi Rijkaard?

Sarpito dedi ki...

Thomas Doll; "Burada yaşadıklarıma şaşırıyorum. Burada insanlar dürüst değil. Yalancı ve verilen sözlerde durulmuyor."

suskunlar dedi ki...

Tam da taraftarın duygulaarına tercüman olan bir yazı olmuş,ellerinize sağlık....Ve bir de Thomas DOLL un sözlerine dikkat isterim!!!!!!!!!herşey ortada........

Parma Maniac dedi ki...

Nuri, zamanımız oldukça bol.. Rijkaard sonrası dönemi konuşmak için ileride çok fırsatımız olacak burası kesin..

Transferleri Rijkaard'ın yaptığını sanmıyorum ama Rijkaard'ın elbet önemli hataları oldu 1.5 yıllık dönemi içinde.. Sarp tercihi Cana'yla birlikte düşününce garip, hiçbir şekilde kafaya da oturmuyor ama Cana transferini istememesi nedeniyle verilen bir tepki olabilir.. Ayhan ise bu takımın merkezinde hala alternatifsiz, oradan vurulacak bir konu olduğunu sanmıyorum..

Takımdaki oyuncuları kadrodışı bırakmak ya da bırakmamak üzerine teknik adamların tercihleri bence eleştirilemez.. Son maçlarda mahkum olduğu Servet'i Ankaragücü maçında oynatmasa yerine kimi alabilirdi mesela? Ben takım içi disiplinsizlik olduğunu sanmıyorum, hiçbir zaman da inanmadım buna.. Bahsettiğim şey çok farklıydı ve bunu kadrodışıyla çözmek pek mümkün değil..

Sarpito ve suskunlar, Doll zaten imzayı attığı gün Cavcav zihniyetine gerekli ayarı vermiş çok güzel bir adamdır.. Ayrılırken de çakıp gitmesi şaşırtmadı..

Hasan Şaş dedi ki...

Rijkaardın arkasından ağlamamızı beklemek büyük saçmalık, 1.5 yılda oynattığı futbol, aldığı sonuçlar ortada. Adnan Polat'ın başarısız sezonlarında Saftig, Sigi Heldleberaber Rijkaard da var artık. Gelen ise Hagi sevinmeyen, yüzümde bir gülümseme belirmeyen var mı. Hagi Çalışır, Hagi Budur. Matematikler, sistemsel analizler rafa kalksın. Hagi çatır, çatır içeride, dışarıda oynayan takım yaratır. Aç bir bira seyret bu takımı rakamları düşünmeden, sende keyif alacaksın.

E dedi ki...

Önce Adnan Polat Habertürk'e, sonra da Hagi'nin tanıtım toplantısında Yiğit Şardan, Fatih Terim'in ailevi meselelerini bahane ederek gelmediğini söylediler.

Eğer Terim cephesinden bir açıklama gelmezse, sandığımızın aksine sorunun yönetim kaynaklı değil, Terim kaynaklı olduğunu düşüneceğim. Ve korkak Terim'i defterden sileceğim.

***

67 maç top oynatamamış Rijkaard benim nazarımda gitmeliydi. Skibbe bile bir kaç iç saha maçında, bir de ismini hatırlayamadığım avrupa deplasmanında inanılmaz güzel top oynatmıştı. Ayağa pas, bilinçli futbol, organize ataklar, ne yaptığını bilen futbolcular vs vs vs. Ben Rijkaard'ın böyle bir maçını hatırlamıyorum özür dilerim.

Peki Rijkaard gönderilmeliydi ama bu isim Hagi mi olmalıydı? Romanya Milli Takımında, Bursaspor'da, Galatasaray'da, Poli Timişoara'da, Steaua Bükreş’te tek başarısı 1 Türkiye Kupası olan Hagi mi olmalıydı?

Üstelik, senin de söylediğin gibi son 3, 4 senesi tamamen OFF geçirmiş, kendini miniklere adamış, avrupada oynanan profosyonel futboldan iyice kopmuş Hagi'den bahsediyoruz.

Hagi günü kurtarmanın bir diğer ismidir. Ama bu Polat'ın son zarıdır. Hagi gittiği gün, bu yönetim de beraberinde gidecektir. Umudum ve dileğim tabii ki Hagi'nin başarılı olması, Galatasaray'ın şampiyonluklardan şampiyonluklara koşması. Ancak ve ancak bu yönetim, bu kadro ve Hagi'nin TD anlamında yetersizliği hayallerime ket vuruyor ve akıl üstün geliyor. Bence Hagi'de, yönetim'de gidecek.

Hasan Şaş dedi ki...

Teşekkürler, Parmamaniac.. Derbi sonrası bol rakamlı, matematiksel analizli bir maç yazısı yazmadığın için. Haginin takımı keyif verdi bu gerçek, Rijkaardla 4-3-3 totalliğiyle oynasak en az 3 yerdik bu da gerçek.. Bu arada dün sahaya çıkan Hagi'nin Galatasaray'ı 1.5 yıldır oynatılamayan 4-3-3'ün kralını oynadı bu da gerçek. Açtık biramızı keyfimize baktık..

murcasa dedi ki...

Bir hocanın, teknik direktörün kovulacağını(!) başkan ya da yöneticilerin arkasındayız mesajını verdikleri zaman anlıyoruz artık.
Üçkağıtçılığın zirvesindeyiz!
Ne diyeyim başka?
http://murcasa.blogspot.com/

Blogger tarafından desteklenmektedir.