31 Mar 2010

,

Arsenal 2-2 Barcelona


Maça başlarken 4-3-3 üzerinde Arshavin'i sağ açığa atıp güçlü Barcelona merkezine karşı o bölgeye fizikli Abou Diaby eklemesini yapan ve son dönemde orta sahada önemli işler yapan Nasri'yi sola çekerek başlayan Arsene Wenger, Fransız'ın solda yaratacağı tehditle Dani Alves'i tedirgin etmeyi amaçlamıştır kuşkusuz.. Kafasında bambaşka şeyler de olabilir, ya da ek olarak yığınla hesap yapıp direktif vermiştir.. Mutlaka maça başlarken ilk 15-20 dakika için bir hedefi vardır Wenger'in, bunu da oyuncularından başka kimse bilemez.. Maçın başındaki Barcelona ise bütün o hesabı, kitabı toplayıp çöpe fırlatan muazzam bir giriş yaptı maça.. Andres Iniesta'nın yokluğunda Cesc Fabregas'ın da oynadığı belli olduktan sonra tur esnasında da şansının yüksek olduğunu düşündüğüm Arsenal için kafamda bütün pozitif hadiseler oluşmuştu ama Wenger'i bırak maçı kenarda izleyen Arsenalli Thierry Henry bile böyle bir başlangıcı tahayyül edememiştir muhtemelen..

Barcelona'nın ilk 15 dakikada yaptıkları kulüp tarihinin en iyi ilk 15 dakikası olabilir.. Savunmanın yay mekanizmasını, yaptıkları presi, Arsenal orta sahasını yok edişlerini ve savunmayı kale önüne yapıştırmaları.. Ben bu ilk 15 dakikanın objektif ve mantıklı gerekçelerle açıklanabileceğine inanmıyorum.. Ne yazsan eksik kalır, ne yazsan fazla gelir.. Bu sene sıklıkla Barcelona'nın geçen seneden oyun ve yapı yönünden geride olduğunu söylüyorum ama geçen sene bile böyle bir giriş, böyle bir periyot gelmemiş olabilir bu takımdan.. İmparator Iniesta'nın yokluğunda sahaya konan performans daha da etkili.. Sahanın boyuna kullanımı bütün maçları etkileyen çok önemli taktik konulardan biridir futbolda ama genişliğinin kullanımı daima göz ardı edilir.. Barcelona bu gerçeği hatırlatarak dünya futbol tarihine geçmiş bir takımdır.. Maç öncesinde gözden kaçırdığımız bir gerçekse bu başlangıcın ve 1 saat boyunca devam eden performansın arkasında yatar.. Ashburton Grove'un 113 x 76'lık saha ölçüleri tam olarak Barca'nın istediği genişliği ve uzunluğu sunuyordu.. Bu ölçüler Nou Camp'tan bile daha büyük.. Bizim maç öncesinde gözümüzden kaçan bu gerçek mutlaka Arsene Wenger'in aklına gelmiş ve bu maçlığına sahayı 105 x 68'e çekmeyi istemiştir profesör.. City of Manchester ve Old Trafford dışında Premier League'in en büyük saha ölçülerine sahip Ashburton Grove ve bu alanda da dünyanın en büyük ölçülerinden birini sunuyor.. Geçen sene Barcelona'nın antidotu olduğu ortaya çıkan, sadece oyuncu ölçülerinin büyüklüğüyle değil, aynı zamanda Stamford Bridge'in 103 x 67'lik ölçülerinden de faydalanan Chelsea'yi düşününce bugünkü sahanın özellikle genişlik kullanımında dünyanın en iyisi olan Katalanlar için bulunmaz bir nimet olduğunu gözden kaçırmamak gerek..

İlk 20 dakikada 5-6 net pozisyon ve Manuel Almunia'nın harikalar yaratmasından sonra Arsene Wenger tek bir hamle yaparak Sevgililer Günü'nde Barcelona'yı harcayan QuiQue Sanchez Flores'in Madrid'deki planını copy paste yapıp sahaya kurguladı ve inanılmaz baskıda kendiliğinden kalenin önüne kümelenen savunmayı ileri çıkararak oyunu dengeledi fakat hemen arkasından Andrei Arshavin'in şanssız sakatlığı geldi.. Yerine Eboue'nin girişi Barcelona'nın dominasyonu devam ederken fazla eleştiri konusu olmamalı.. Başka bir maçta sahaya giren Theo Walcott olabilirdi ama İngiliz'in toplu oyunda fazla olmaması ve çift kanattan iki beki çıkararak Arsenal'in üzerine çullanan rakibi göz önünde bulundurarak Wenger önemli maçlarda yaptığı gibi Sagna'nın önüne başka bir bek Eboue'yle ikinci düğümü attı ve bunun uzantısı elbette hücumda azalarak kendisini gösterdi.. Tam 30. dakikada Arsenal solunda çok önemli bir pozisyon var.. Pedro ya da Dani Alves'in sağdan akarken önüne aldığı topu Samir Nasri'nin mükemmel bir hamleyle kazanarak Arsenal atağına çevirdiği top son 1 sene içinde Nasri'deki dönüşümü göstermek için mükemmel bir örnek.. Transfer edildiğinde her genç Fransız yetenek gibi bir Zidane klonu olarak görülen ve müthiş bir fiziki zaafiyet içinde olan Nasri'nin Arsenal göbeğinde 4-3-3'ün işlemesini sağlayan role dönüşümünde kendi solunda kazandığı top kritik bir role sahip.. Nasri'nin bu dönüşümü sağlayabildiği ortamda ise her futbolcu her şeyi başarabilir.. Bundan elbette hocaların hocası Arsene Wenger en büyük övgüleri alacak ama bu örneklerin pozisyon bazlı gösterimlerle ekrana yansıması sonrasında bizim ülkeden de görülüp fark edilmesi en büyük temennim..

Devrenin sonuna doğru Arsenal'de ikinci sakatlık geldi ve Gallas oyun dışında kaldı.. Burada yine garip bir değişiklik geldi Wenger'den.. Yedekteki tek stoper Sol Campbell'ın yerine oyuna Denilson'u sokup natureli stoper olan ve daha sonra orta sahaya devşirilen Alex Song'u ilk pozisyonuna gönderdi.. Bu seçimlerdeki düşüncesi de muhtemelen Barca'nın pırpır hücumcularına karşı ağır kalabilecek Sol'un yaratabileceği dezavantajlar ya da Barcelona'nın merkezi karşısında tamamen yalan olan ve toplu oyundaki zaafiyeti iyice ortaya çıkarak büyük bir moral çöküntüsü yaşayan Alex Song'u Denilson'la değiştirerek merkezi yenileme düşüncesidir.. Belki de başka bir şeydir tabii.. Devrenin 0-0 gelmesi her ne kadar Arsenal için şans gibi görünse de özellikle orta sahada kapılan toplarla Nasri üzerinden birkaç önemli hücum girişimi oldu Arsenal'in ve devreye umutlu gitti İngilizler..

İkinci devrenin hemen başında sağ kenara atılan mükemmel uzun topa Zlatan'ın gidişi ve vuruşu Arsenal'i bitiren hadise oldu.. Almunia doğru bir şekilde açıyı kapatmak için çıktı ama topun havadan geldiğini unuttu İspanyol.. Zlatan ise harika aşırttı.. İkinci yarıya bambaşka motivasyonla çıkan ve anında yalan olan Arsenal 5 dakikalık bir duraklamaya girdi.. Bu arada BusQuets ve Bendtner'in karşılıklı iki şutunu kaleciler çıkardı ve bu sefer de Xavi'nin mükemmel ara pasında Zlatan mükemmel başka bir vuruşla skoru 2-0'a taşıdı.. Ki bu golde çizgi defansta pozisyon hatası yapan Alex Song'tu.. Zlatan tavanı gördükten sonra Arsenal için her şey bitmiş görünüyordu.. Arsene Wenger son kozunu Walcott'la oynadı.. Sagna'yı oyundan çıkararak Eboue'yi beke çekti ve Walcott'u aslında Barca savunmasının zayıf halkası olması maç başından itibaren beklenen Maxwell'in oraya yolladı.. Barcelona aktif bir rölanti oyunu sergilerken maçın gidişatını değiştiren defans hatası geldi.. Cesc defansın önünde kaptığı topu Bendtner'e oynadı.. Danimarkalı yüzünü kaleye döndüğünde Walcott'ın bekin arkasına doğru koşu yaptığını görüp müthiş bir ara pası bıraktı.. Walcott'ın yaptığı kötü vuruş tipik bir Valdes içeri alışıyla birleşince skor 2-1'e geldi.. Bundan sonra son 20 dakikada Barcelona'nın pasif bir oyuna dönmesinde teknik adam da etkili olmuş olabilir, Arsenal'in iştahlı bir şekilde saldırmaya başlaması da.. Bir futbol maçında, özellikle de televizyon başında her zaman söylediğim gibi bunun net bir saptamasını yapmak bence mümkün değil.. Arsenal ilk yarıda soldan geldiği Nasri'yi tamamen unutup bütünüyle sağa dönerek taze Walcott üzerinden oynamaya başladı ve oyuna girdikten 3 dakika sonra gol atarak morallenen İngiliz de Barcelona kenarını ciddi anlamda yıpratmaya başladı.. Bu esnada Zlatan'ın oyundan çıkışıyla Henry'nin evine dönmesi de Arsenal'in işine yaradı ve savunmayı biraz daha çıkarma şansına sahip oldular.. Messi ve Pedro'nun maçın başından itibaren pek de etkin görünmediği maçta Henry tam olarak Arsenal'in istediği oyuncu değişikliğiydi.. 84'te kesilen topta Puyol ve Cesc'in birbirine girmesine hakem penaltı noktasını gösterdi ki bence doğru karardı ama aynı zamanda şanssızlıktı Barca için.. Puyol kırmızıyı gördü, Cesc altyapısından çıktığı takıma karşı penaltıyı kazandıktan sonra atış esnasında kendisini fazla kasıp ölçüsüz bir vuruş yapınca kendisini sakatladı ki bunun da Barca için önemli bir şans olduğunu düşünüyorum.. 3 değişiklik hakkından sonra sakat Cesc'le Barca sayısal dengeyi korumuş oldu.. Uzatma dakikalarıyla birlikte yaklaşık 10 dakikalık süre içinde Cesc sağlam olsa Barcelona kalesi önemli tehlikeler yaşayabilirdi ama ilk 15 dakikanın kefaretinin ödendiği nokta olarak saymak gerek onu da..

Sonuç olarak Barca büyük avantajı eline geçirerek dönüyor Nou Camp'a.. Maç öncesinde bu skoru asla istemeyecek olan Arsenal taraftarıysa bu maçtan sonra bence evlerine neşeyle gidiyorlardır.. Rövanş maçında Arsenal'de Cesc, Barcelona'da PiQue ve Puyol yok.. Hangisinin daha önemli olacağını Nou Camp için söylemeye gerek bile yok.. Arsenal bundan daha çok etkilenecektir.. Nasri'nin rövanş maçında göbeğe dönüşü kesin gibi.. Barcelona tandeminin değişmesi ise ancak Arshavin'in ikinci maçta oynayabilme ihtimaliyle dezavantaj yaratabilir.. Walcott'a da ilk 11 yolu açılabilir Nasri'nin durumuna göre..

Son zamanların en güzel maçı mükemmel bir akış içinde mükemmel bitti.. Bu futbolsa bizde ne oynanıyor artık çok klişe oldu.. Futbolun gerçekleriyle de çok bağdaşmıyor zaten.. Arsene Wenger çok büyük hoca, Andres Iniesta'nın yokluğunda tek başına bu sihri yaratan Xavi Hernandez ise hakikaten yolun sonu.. Hepsinin ayaklarına sağlık diyor ve Turkcell Süper Lig'e dönüşümüzü yapıyoruz..

13 YORUM:

Adsız dedi ki...

Q ozel bir harf degil dostum, neden buyuk yaziyorsun?

Erbil dedi ki...

üstad eline sağlık.

inanılmaz maçtı. objektif, sadece keyif amaçlı izleyebilmek için 3,5 üstü bahisini bile pas geçtim. sonradan pişman oldum ayrı konu : )

çok fena halde kafayı bendtner'e taktım. bu seviyede bir futbol, inanılmaz organize, belkide barcelona'dan sonra en komplike takım sahadaki ama forveti bendtner. oyun sistemi içinde vazgeçilmez bir rolü varda ben mi anlayamıyorum bunu bir türlü ?

Parma Maniac dedi ki...

Erbil benim de hiç tutmadığım bir adam ama Wenger'in bir zaafı var kendisine.. Van Persie yok ve Eduardo da sakatlık sonrasında hala eski performansına ulaşabilmiş değil o yüzden de formayı alıyor şu anki yapı içinde ama tabii kesin bir ekleme gerekiyor oraya Arsenal için, Wenger de farkında zaten bunun..

adsız bu yaklaşık 37. açıklamam ama yapayım yine de.. Küçüğünü sevmiyorum, tercihim büyüğünden yana..

Adsız dedi ki...

real madrid maçından sonra mı rövanş?

BT dedi ki...

Saha ölçüleri güzel ayrıntılar.

coder dedi ki...

Yine mükemmel bir yazı.

Keko dedi ki...

önce hacı önce

E dedi ki...

Önce Türkiye'nin 2 en büyüğünü izliyoruz, 3 gün sonra dünyanın 2 en büyüğünü izliyoruz... Kahroluyoruz. Paçavra olduğumuzun bir kez daha farkına varıyoruz.

Bu maçı Türk futbolcusu kadar Türk hakemleri de izlemiştir umarım. Topun oyunda kaldığı süre, defalarca uygulanan avantaj kuralı, zırt pırt kesilmeyen oyun vs vs.

Bu sene bu maça kadar CL'de en fazla topa sahip olan takım Arsenal, ilk yarıyı %71'e %29 gibi bir hezimetle kapatıyor. Keza maç sonu istatistikleri de çok farklı değil.

Finale kadar kimseye set dahi vermeyen Federer'in, finalde Nadal karşısında çaresiz kaldığı eski şampiyonalara benzettim dünkü mücadeleyi.

Ama futbol bu. Topa çok sahip olan değil, çok gol atan kazanıyor. Nitekim maç 2-2 bitiyor. Yine de Arsenal'e bastığım kupon yatıyor :)

Bu arada, Barça'nın bu kadar topa sahip olmasındaki en büyük etken, Arsenal'in tıpkı Galatasaray gibi gölge presi yapması. Top Barça'dayken Arsanal, rakibi rahatsız etmeyen gölge pres yapıyor. Fakat top Arsenal'dayken Barça'lı topçular, sonuç odaklı, direk topu kapabilmek için pres yapıyordu. Olay budur.

EY GALATASARAYLI TOPÇULAR.... MADEM BARÇA GİBİ PASLAŞAMIYORSUNUZ, BARİ REFAKATÇİ PRESİ DEĞİL DE, ADAM GİBİ, BARÇA PRESİ YAPIN!

Barakuda dedi ki...

şu futbol bünyeme bir noktadan sonra zevk yerine acı pompalamaya başlıyor.. derbilerin derbisini düşünüyorum çünkü..! hani donarken bir müddet sonra yanma hissi olurmuş ya o geldi şimdi aklıma da.. neyse.. haftaya bu ızdırabı çekmeyeceğiz sanırım.. papatyam'ı izleriz tüm türkiye olarak..! d-smart'ım yok üzgünüm..

eldazer dedi ki...

facebookta bu like tuşuna çok alıştım. bu yazıyı da bi like edesim geldi açıkçası.

pepe dedi ki...

arsenal rövanşta işi bitirecek.
sence tur ortada mı tardini ?

slum dedi ki...

cidden saha ölçüleri mevzusu yazının değerini arttırmış.

maç herşeyi ile güzeldi.

cesc 6 hafta yok, gallas sakat her ikisi için de dünya kupası bile şaibeli gibi. premier ligde şampiyonluk için olan küçük umudum bu maç sonrası uçmuştur. işin sinir bozucu yanı ruuuni'nin de sakatlanması ile chelsea'nin haddinden fazla artan şansı oldu.

UyAha dedi ki...

"Hepsinin ayaklarına sağlık diyor ve Turkcell Süper Lig'e dönüşümüzü yapıyoruz.."

Yazının son cümlesi çok dramatik olmuş :)

Blogger tarafından desteklenmektedir.