30 Tem 2008

FIBA Diamond Ball


Olimpiyatlar öncesi son ciddi hazırlık olan Diamond Ball turnuvası başladı.. Turnuvaya 6 takım katılıyor ve 3'erli iki grup halinde sıralanıyorlar.. 3 kıta şampiyonu İran, Angola, Avustralya, 2002 Dünya Şampiyonu Sırbistan, son olimpiyat şampiyonu Arjantin ve ev sahibi Çin katılıyor turnuvaya.. Turnuvada 2 gün geride kaldı.. İlk gün maçlarında Arjantin İran'ı 81-71, Çin Angola'yı 83-74 mağlup etti.. Bugünkü maçlardaysa İran büyük bir sürpriz yaparak genç Sırbistan kadrosunu 72-70 mağlup etti.. Avustralya da Çin'i 67-55 mağlup etti.. Yarın son maçlardan sonra finaller ve klasman maçları oynanacak.. Özellikle olimpiyatlarda oynayacak olan 5 takım için gayet iyi bir sınav oluyor bu turnuva.. İran ve Angola gibi takımların olimpiyat öncesi tecrübelenmesi açısından kendi kıta şampiyonalarından daha iyi bir sınav olduğu ortada.. Uzun süre sonra üst düzey bir turnuvadan uzak kalacak olan Sırbistan da genç takımıyla birlikte denemeler yapıyor ki İran'a bugün kaybetmelerinde bunun da payı var..

Maçlar Eurosport 2 kanalından naklen yayınlanıyor ve Eurosport Türkiye ekibinin daveti üzerine ben de yorumcu olarak katkıda bulunuyorum.. Bugünkü ilk canlı yayın deneyiminden sonra yarın ve öbür gün kalan 5 maçta da ekranda olacağım..

28 Tem 2008

Robbie Keane


Championship Manager oynayan her insanın oyun üzerinden çok sayıda favori oyuncusu vardır.. Doğal olarak yıllarca oynamış biri olarak benim için de çok özel oyuncular vardır.. Championship Manager'ı CM3'ten itibaren sayarım ben.. Çıktığında yanlış hatırlamıyorsam lise hazırlıktaydım, Atatürk Lisesi'nin hemen karşısındaki fuarın içinde kurulan bir bilgisayar fuarında şans eseri görüp almış ve eve gelmiştim hemen.. CM3'ten önceki CM'ler de hoştu ama eğer bu oyun efsane olduysa, menajerlik simülasyonu olarak adlandırıldıysa bazı insanlar tarafından 3. versiyonun payı çok büyüktür bunda.. CM'nin miladı benim için 3 olduğu için de bu oyundaki ilk favorim olan Robbie Keane'in yeri çok özeldir bende.. Daha EPL yüzü görmemiş, division'larda takılırken 20 olan dribbling ve shooting'ine bayılıp almış, her türlü takımda deli performans görmüştüm.. Yüz yok, şekil yok, ama bir şekilde efsane olabiliyordu oyunda bulduğunuz oyuncular sizin için.. Ne yalan söyleyeyim kafamdaki Robbie Keane güçlü, uzun boylu, etrafa deli gibi basan, müthiş adam geçen tam bir boğaydı.. O yüzdendir ki tipini ilk gördüğümdeki hayal kırıklığımı dün gibi hatırlarım, çok koymuştu cılız ve tipsiz hali..

Robbie Keane'in dünya futbolundaki piyasaya çıkışı tipini ilk görüşümle aynı döneme rastlar.. Hiç unutmuyorum, yazlıktayım bir gün.. Gece sabahlamışım CM'nin başında, ki o zamanlar yazlığa bilgisayar götürmek çok büyük olaydı, herkes götüremezdi.. Ayrıcalıklı hissederdik kendimizi bilgisayarı arabaya yüklerken.. Sabah uyanmışım, aşağıdan kahvaltı hazır oğlum diye bağırıyor babamlar.. Hemen aşağıya iniyorum koşarak, acıkmışım.. En büyük zevkim de kahvaltıdan hemen önce gazeteleri açıp spor sayfalarını okumak.. Bitirebilirsem bitiririm, bitiremezsem kahvaltımı yaparken göz ucuyla masadaki gazeteyi okurum.. Büyük zevkti benim için, hala da öyledir.. Tam kahvaltıdayım, sayfaları çeviriyorum.. Robbie Keane'in adını görmez miyim Fotomaç'ta.. Başlık: İngilizlerin yeni Owen'ı.. Gören de Michael Owen'ı 30'unu geçmiş sanacak.. Gencecik çocuğun yenisini Keane olarak çıkarmış bizim gazeteler.. Keane'in adını gazetede görmemle birlikte yaşadığım heyecanı, kalp çarpıntısını anlatmam mümkün değil.. Fotoğrafı yüzünden hayal kırıklığım tepelere kadar çıkmıştı ama benim bulduğum oyuncunun gazetelere çıkması, kimse bilmiyor sanıyorken Keane'in Türk gazetelerine kadar gelmesi büyük gurur yaşatmıştı.. Liseli çocuğuz sonuçta, teenage dönemlerin salak ergen bunalımlarının bir yansıması belki de.. Ama eğlenceliydi be..

Robbie Keane o günden itibaren hep çok özel oldu benim için.. Bir daha asla CM3'teki gibi yapmadılar, Coventry'ye gelmesiyle birlikte CM'deki datalarında önemli düşüşler oldu.. O yüzden de ondan sonra fazla transfer ettiğim bir oyuncu da olmadı oyunda.. Ama ne zaman gözden düşse, yaşlanıp takım bulamasa hep yer açardım kulübemde.. En kötü forvet yedeğim yapardım.. Adını görmek bile mutluluk verirdi..

Gerçekte noldu Robbie.. Çok ani ve sağlam çıktı.. Inter Milan'a genç yaşında transfer olan bir İngiliz topçu olarak büyük değişiklik ve sansasyon da yarattı.. Ama bir türlü tam anlamıyla bekleneni veremedi.. İngiltere'nin prenslerinden olması bekleniyordu.. Her zaman iyi bir forvet oldu ama o iyi kavramının ötesini bir türlü göremedi.. Tottenham'da en iyi dönemini geçirdi bana kalırsa.. İstikrarını sağlamasında Spurs'ün payı çok büyük oldu.. Şimdi de yeni durak Pool Keane için.. 38 milyon doları basmış Liverpool, Keane'i katmış kadroya.. Euro olarak 20.5 milyon civarı ödenen para.. Piyasanın fazlasıyla üstünde bu miktar.. Benitez çok istiyordu Keane'i.. Torres'in partneri yapıp tekrar çift forvete mi dönecek, yoksa bu sene sıklıkla kullandığı 4-3-3'te sağdan mı getirecek Keane'i bilmiyorum ama Torres'i tamamlamak için güzel adam Keane.. Hem golcü yapısı, hem yüksek tekniğiyle forvetin bir kademe gerisinde, supporter civarında güzel işler yapabilmesi, Pool gibi Benitez yüzünden oyunu fazlasıyla tekdüze bir hal alabilen bir takım için sağlam opsiyonlar oluşturabilir..

Liverpool'da da takipçisiyim Robbie kardeşimin..

26 Tem 2008

Fenerbahçe 2008/2009 Formaları





Formalar dün tanıtılmış, The Dark Knight geyiğine kaçırdık zamanında girmeyi.. Fenerbahçe daha önce söylediğim gibi forma konusunda uzun zamandır doğruları yapan ilk ve tek kulüptü.. Formalarına ve çubuklularına özellikle değer veriyorlar.. Adidas'ın kalıplarının dışına çıkabiliyorlar.. Kendi fontlarını yaratabiliyorlar vs. vs.. Bu seneki formalar da belli bir seviyenin üstünde açıkçası.. Çubukluları yine sade ve güzel.. Geçen seneki çubukluları en beğendiğim çubuklu formaları olmuştu, az değişiklikle bu sene de piyasada klasik formaları.. Geçen sene CL'de çok başarılı maçlar çıkardıkları sarı-beyaz formaları taraftar çok sevmişti.. Hem zevkli olduğundan, hem de Avrupa'da yıllar sonra gelen başarıda giyilen forma olmasından dolayı.. Enine kalın çizgili çıkarmışlar bu sene.. Bu da güzel olmuş.. Her ne kadar Bayern'in birkaç sezon önce giydiği kırmızı-beyaz'ın aynısı olsa da hoş forma.. Fosforlu yeşilleri şaşırttı beni.. Yine Galatasaray'ın formaları incelerken Fenerbahçe'nin de yeşil forma çıkarması garipsenmemeli demiştim ama beklemiyordum açıkçası bu sene.. Forma baya cafcaflı duruyor ama futbolcunun üstünde görmedim, bir şey diyemiyorum.. Yine de bence düz bir yeşil sarı fontla çok daha güzel olabilirdi.. Bu da sağlam bir değişiklik olacak ama.. Göğüste sarı-lacivert şerit barındıran düz beyaz forma da yine gayet şık ama çok fazla kullanılacağını sanmıyorum.. Galatasaray'ın 3 parçalı formasına döneceğine dair bir his var içimde..

,

Şövalyelerin Kralı


Bu film bir çizgi roman uyarlamasının çok ötesinde.. Bu film bambaşka bir şey.. Yazılacak o kadar çok, o kadar ayrıntılı şeyler var ki bu film hakkında.. Hepsi yazılsa yine de kalır eksik bir şeyler.. O yüzden kısa keseceğim, bu film hakkında yapılacak her türlü ukalalık, her türlü analiz, her türlü yorum eksik kalmaya mahkumdur.. Sinemanın ötesinde bir şey bu.. Abartmıyorum.. 160 dakika boyunca insan beynine bombardıman yapan, aksiyonu bir dakika olsun kesmediği gibi en psikopat felsefe konularında durmadan ahkam kesen, beyni yoran bir film.. Bir filmin çok ötesinde.. Apayrı bir yerde duracak daima..

Uzatmayacağım.. Heath Ledger'ın efsanevi performansı için fragmanlardan sonra Jack Nicholson'ın Joker'ini toprağa gömmüştür demiştim.. Bunun da ötesinde Ledger.. Tim Burton'ın Batman ve Batman Returns'ü yılda en az 2 defa izlediğim filmlerdendir.. Ama The Dark Knight'ı izlediğimden itibaren yeni bir karar aldım.. Bir daha Batman'i izlemeyeceğim.. Saygısızlık etmek istemiyorum bu performansa.. Joker'i bundan böyle bu şekilde hatırlamak istiyorum.. Sinema tarihine geçti bu performans.. Bir aktör abartmadan oynayarak bu kadar abartabilirdi.. Kültlüğe erişti Heath Ledger.. 50 yıl sonra bile hatırlanacağına eminim..

Christopher Nolan'ın ağabeyiyle birlikte yazdığı senaryo tek kelimeyle eksiksiz, tek kelimeyle muhteşem.. Nasıl beyin kıvrımlarına sahipler bu adamlar, Christopher Nolan en sevmediğim çizgi roman karakteri olan Batman'i alıp beni nasıl Batman hastası haline getirebilir.. Bruce Wayne'e ve Batman'e nasıl ayrı ayrı saygı duymamı sağlayabilir.. Büyük sinemacı olmak böyle bir şey olmalı..

Gidin izleyin.. Sinemada izleyin ve en az 2 defa izleyin.. Joker'e ve söylediklerine, Harvey Dent ve söylediklerine, Batman'e ve söylediklerine ayrı ayrı dikkat edin.. Son 10 yılda bu kadar güzel bir film geldi mi sinemalara emin değilim..

25 Tem 2008

Warriors


Baron Davis'i kaybettiler ama buna rağmen off-season'un en hareketli takımlarından biri olmayı başardı Warriors.. Bugün gelen haberle Monta Ellis'i 6 yıllığına 66 milyon dolara ellerinde tuttuklarını öğrendik.. Baron'un gittiği bir sezonda Ellis'i de kaybetmek Warriors'un bitişi anlamına gelirdi.. Bu bakımdan tutulması güzel.. Verilen para çok mu? Çok diyen çok olacaktır ama Monta özel bir çocuk, bence hak ediyor bu parayı.. Daha 23 yaşını doldurmamış, sadece 3 sene içinde 20-5-4'lük bir oyuncu konumuna gelmiş, combo guard denen olgunun içini tam anlamıyla doldurabilen bir oyuncu için fazla bir para değil bu..

Muntemelen Monta'yı 1 numarada başlatacaklar seneye.. Baron'u kaybettiler ama Monta'nın kalışının yanında Ronny Turiaf, Corey Maggette ve Marcus Williams gibi çok önemli eklemeler geldi takıma.. Kelenna Azubuike'ye Clippers tarafından yapılan teklifi de match ederek onu da takımda tuttular, yıllık 3 milyondan.. Pek pahalıya patlamadı Kelenna.. Muazzam kanat oyuncularına sahip olmayı sürdürüyorlar.. 2-3 numarada görev yapabilecek olan Corey Maggette, S-Jax, Azubuike, hatta Harrington, hatta Ellis gibi seçeneklere sahipler.. Bu oyuncular yine takımın hücum gücünün en patlayıcı bölgelerini oluşturacaklar.. Fakat özellikle Ronny Turiaf ve Marcus Williams eklemelerini çok önemli görüyorum rotasyon oluşturma açısından.. Şu anda geçen seneye göre çok daha hamleli, değişik rotasyonlar oluşturabilecek, bol seçenekli bir kadro halini aldı Warriors..

Geçtiğimiz sene Biedrins'le beraber mecburiyetten düzenli olarak tek uzun oynadılar.. Ronny'nin oraya gelişi büyük şans.. Ronny %90 kenardan gelecek ve yine %90 15-20 dakikayı geçemeyecek.. Ama maç içinde Biedrins'le beraber front court'u oluşturabilecek olmaları çok önemli Warriors ve Don Nelson için.. Keza Monta Ellis'in sağlam 2-3 numaralara yer açmak için biraz da mecburiyetten 1 numara oynayacak olması onun patlayıcı gücünün ortaya çıkmasını engelleyebilir.. Ama böyle durumlarda da Williams'ı 1 numaraya alıp Ellis'i 2 numaraya çekerek hem çift guard oynayarak oyunu daha iyi yönlendirme, hem de Ellis'in muazzam skor gücünden biraz daha iyi yararlanma şansına sahip olabilecekler.. 4 numarada başlayacak olan Harrington'ın Turiaf'ın ön alana geçmesiyle birlikte 3'e kayıp boy ortalamasını ve kalınlığını yukarıya çekebilecek olması da cabası..

Ellis, Maggette, S-Jax, Harrington, Turiaf, Biedrins, Williams ve Azubuike'den oluşan 8 kişilik çok sağlam bir rotasyona sahipler.. Brandan Wright da gelişim gösterebildiği takdirde ilerleyen zamanlarda bu rotasyona girebilir.. Baron gitti evet ama Warriors bence güç kaybetmedi.. Şu anda kağıt üstünde çok daha iyi duruyorlar.. Camby'nin gidişiyle ne olacağı muamma olan Denver ve ilk 5'i dışında doğru düzgün bir bench gücüne sahip olmayan Clippers önünde 8 numaralı play-off koltuğu için şu anda çok daha sağlam duruyorlar..

Don Nelson, George Karl ve Mike Dunleavy üçgenine hiç girmedim bakınız..

23 Tem 2008

The Two Towers


Meira imzayı bastı, taraftara tanıtıldı.. İki Kule de resmileşti böylece.. Seneye tandem Servet ve Meira'dır.. Hem tip, hem fizik, hem yetenek olarak rakip forvetler için çok korkutucu be.. İkisinin surat ifadesini ve koşarak geldiklerini düşünüyorum, uykularım kaçıyor..

Meira'dan sonra şöyle bir bakıp Canaydın dönemine lanet etmemek imkansız.. O kadar güzel hamleler yapılıyor, öyle adamlar kadroya katılıyor ki insan bu kadar da güzel gitmemeli işler diyor.. Lincoln, Linderoth, Kewell, Nonda, Meira.. Gelmesi muhtemel sağlam bir forvet ve belki bir sağ bek.. Hatta kaleci.. İsim bazında lig tarihinin en iyi yabancı grubu dersem fazla mı abartmış olurum.. Performans değil ama, sadece isim..

Servet-Meira çok güzel bir ikili kağıt üzerinde.. Ama çabukluk illa ki sorun olacak.. Çift defansif orta sahanın tandem önündeki boşlukları kapayışı özellikle Türkiye'de bunu ortadan kaldırır ama Avrupa'da? Bilmiyorum, görmek lazım.. Meira postunda artık kaleci rafa kaldırılmalı ve son iki hak forvetle beraber sağ beke kullanılmalı demiştim.. Üzerinden 1 gün geçmeden Haldun Üstünel benzer bir açıklama yapmış, büyük ihtimal Aykut ve Orkun'la devam edeceğiz diye.. Genel olarak tek forvet oynayacak olmasına rağmen Galatasaray, Karan ve Nonda'yla beraber bir de Yaser'in üzerine çok klas bir forvet getirme çabası varsa yönetimin, kaleci alınmaması gerekiyor gerçekten.. Hakan Balta hem stoper özellikli, hem de ağır bir oyuncu.. Servet ve Meira'nın da ağır olduğunu düşününce sağ beke hem hücumcu, hem de son derece hızlı, stoper kademelerini iyi bilen, komple bir adamla donatmak gerekliliği ortaya çıkıyor.. Böyle bir oyuncu bulunur mu? Bulunursa kaça bulunur orası muamma ama büyük gereklilik.. Forvetten de, kaleciden de çok daha önemli şu aşamada sağ bek Galatasaray için.. Güzel işlerin devam edip etmeyeceği biraz da sağ bek probleminin çözümüyle ortaya çıkacak bence..

Yine de... 2-3 sene öncesinin kadrosunu düşününce, bu mali darboğazda şu anda gelinen kademeyi görünce, Polat yönetimine bravo dememek zor.. Bütün bunları büyük harcamalarla yapmamaları, hatta Meira'nın ciddi bonservis ödenerek alınan ilk oyuncu olması... Canaydın sonrası dönem için fazla iyi.. Çok çok fazla iyi..

21 Tem 2008

Braveheart


Elton Brand postunda Sheed Ronny Turiaf postu nerede demiş.. Haklı, çok geç kaldım.. Boston Celtics'e kaybettiğimizden beri Lakers'la hukukumu kesmiş durumdayım zaten.. 15-20 gün hiçbir şey okumadım takımla ilgili.. Turiaf haberi de üzerine tuz biber oldu.. Ben takımda tutarız diye düşünüyordum ama Gasol ve Bynum'lu bir pota altına sahipken ve bu iki oyuncuyu da 3 numarada başlayacak olan Lamar yedekleyecekken Ronny'ye verilecek bu miktarlardaki paranın takım için yük olacağına karar vermiş bizimkiler.. Haksızlar diyemem.. Ronny daha azına tamah etseydi, basketbol hayatı bitecekken Lakers ona kapılarını açtı, ameliyat parasını verdi diyecek olanlara da bir insan olarak katılamam.. Bynum yokken bile 10 dakikayı geçemedi, onun dönüşüyle garbage time oyuncusu haline gelecekti büyük ihtimalle.. En az 20-25 dakika almayı hak eden bir yeteneğe sahip, başka takımlarda değerlendirmesi çok daha makul olur.. Hem de çok daha yüksek paraya..

Kişiliğiyle bağlantılı bir isme sahip olan takıma gitti.. Yolu açık olsun.. Warriors'ta da çok sağlam süreler alabileceğini sanmıyorum ama Lakers'takinden 3 kat fazla olacağı garanti..

Lakers taraftarının hep kalbinde olacak Turiaf..

Fernando Meira


Önce Maraton.com ortaya attı.. Daha sonra bugün Lig TV ve Bahri Havadır.. Bahri Havadır'ın daha önce patladığı çok transfer haberi olmuştu ama sanırım bu sefer tutturdu.. Meira'nın Galatasaraylı olduğu konuşuluyor her yerde.. Hatta yine Lig TV saat 00.00 civarında Meira'nın 2-3 saat içinde İstanbul'a ineceğini falan söylemiş.. Yine de İstanbul'da görmeden inanmam ben Bahri'ye..

Çok iyi topçu bu adam.. Servet için doğru partner midir, ağırlığından dolayı şüphelerim var ama adam klas.. En önemli özelliği defansif orta saha da oynadığı için sahip olduğu top tekniği.. Uzun zamandır geriden oyun kurmakta zorlanan Galatasaray'ın bu yarasına ilaç olacak.. Onun dışında 1.90'lık boyuyla takımın ve defansın boy ortalamasını anormal yükseltecek.. Servet Çetin'le beraber "The Two Towers" olarak da anılabilirler.. Ama Emre Güngör'ün ne olacağı meçhul eğer bu transfer gerçekleşirse.. Emre çok daha hızlı ve ilk hamlelerinde çabuk bir oyuncu Meira'ya göre.. Bu özelliğiyle avantaj getirebilirdi.. Ama bir rotasyon oluşturulur sanıyorum takım içinde..

Geldiği takdirde stoper sorunu tamamen kalkacak Galatasaray'ın.. Forvet ve sağ bek kalacak geriye.. Kanımca forveti de hallettikten sonra yabancı kaleci sevdasından vazgeçip kaleyi Aykut'a bırakarak son yabancı hakkını sağ beke kullanmak çok daha hayırlı olacaktır.. Hakan Balta'nın stoper özellikli sol bek olmasından dolayı sağ bekin önemi çok daha büyük Galatasaray'da.. Oraya sağlam bir hücumcu sağ bek gerekiyor bana kalırsa..

Edit: Rüya çabuk bitti.. Goal.com Meira'nın menajeriyle birlikte Londra'ya uçtuğu haberini girmiş.. Londra'ya giden Meira'yı İstanbul'a getirdi Bahri.. Bahri'nin Meira'yı karşılamak için havalimanına gönderdiği muhabire üzüldüm ben daha çok.. Sabaha kadar bekleyecek çocuk.. Ağır küfür yer Bahri önümüzdeki 2-3 gün.. Başına kötü bir şey gelmese bari..

Edit 2: Başta DHA olmak üzere birçok kaynak transferin bittiğini yazıyor.. 2 güne açıklandı açıklandı kulüp tarafından, yoksa bu da Lincoln'e döner..

Batman: The Killing Joke


The Dark Knight gelmek üzereyken muhtemelen senaryonun yazılırken temel olarak alındığı bu güzel Batman hikayesinin süper kapağını koyalım buraya.. İlk film Batman: Year One'dan besleniyordu, bu film de muhtemelen Killing Joke'tan beslenecek.. Nolan motamot bir uyarlama peşinde olmuyor bu hikayeleri temel alırken ama büyük sorun değil bu.. Saygı duruşlarını iyi çakıyor.. Yeter o da okuyucuya..

19 Tem 2008

Antonio Graves & Marshall Strickland


Andrija Zizic'ten sonraki Galatasaray transferleri Graves ve Strickland.. Kulüpten resmi bir açıklama gelmedi ama neredeyse resmi sitenin önüne geçen GSBasket'e de girilmiş haberler.. Özellikle Graves tarafı çok sevindirici hadisenin.. Herif tam bir pure shooter zira.. Geçen sene Fransa Ligi'nin en etkileyici oyuncularından biriydi bu eleman.. Robert Hite'ı seviyordum ama Graves hücumda onun upgrade edilmiş hali her anlamda..

Strickland'a biraz şüpheci yaklaşmak gerek.. Yetenekli olduğu garanti ama Alpella'daki oyunu pek hoşuma gitmiyordu.. Fazla bencil bir guard için ama çevresindeki oyuncuların hep çok genç olması onu böyle oynamaya itmiş olabilir.. Hızlı ve şutör, skorer bir topçu Strickland da ama bence bu sağlam bütçeyle daha iyisi bulunabilirdi..

17 Tem 2008

Camby


Off-Season 2008'in tartışmasız yıldızı Clippers.. Baron'u aldıktan sonra önce Brand'i, daha sonra Maggette'yi kaybettiler.. Şimdi de 8 milyonluk bir trade exception karşılığında Camby'yi kadrolarına kattılar.. Eldeki Chris Kaman'ı düşününce alelacele yapılmış bir hamle olduğu göze çarpıyor.. Kaman'la ne kadar verimli oynayabilirler ki beraber, bilmek zor.. İkisinin toplamda 60 dakikayı geçebileceklerini sanmıyorum önümüzdeki sezon..

Baron-Mobley-Thornton-Kaman-Camby gibi bir ilk beşe sahip oldular ki fizik yönünden korkutucu olduklarını kabul etmek gerek.. Onun dışındaysa elde pek bir şey yok.. Bu beş ve benchle Lakers, Spurs, Dallas, Hornets, Utah, Houston ve Phoenix'i geçmeleri pek imkan dahilinde değil.. Son sıra için Warriors ve büyük güç kaybeden Denver'la kapışırlar ama.. Bir de Portland faktörü girecek oraya.. Play-Off yaparlarsa büyük başarı olur bu yapıyla.. Ama sonuç olarak hemen hemen bir hiç karşılığında gelen Camby de zarar getirmez..

İşin Denver yönüne girince işin içinden çıkmak daha zor.. Camby'nin hiçbir zaman iyi bir birebir savunmacı olduğuna inanmadım.. Ama toplam savunması feci durumda olan Denver'ın ihtiyacı olan şey birebir savunma yapacak biri değil, yardım savunmasıyla takımın gediklerini kapatacak bir adamdı.. Bu tanıma da Camby'den iyi uyan biri var mı emin değilim NBA'de.. Denver anormal küçüldü yapı olarak Camby'nin gidişiyle.. Var olan berbat savunmalarının öbür sene ne hala geleceğini izlemek fazlasıyla eğlenceli olabilir.. George Karl da otursun Lakers'ın yaz ligi maçlarında oğlunu izlesin hala.. Büyük faydası olacak önümüzdeki sezon..

16 Tem 2008

Unutulmaz


Dün Milan sitesi karizmatik bir Ronaldinho girişi hazırlamışlardı girişe, bugün de Barca resmi sitesi güzel bir veda hazırlamış Ronaldinho'ya.. Güzel şeyler bunlar tabii.. Bu arada arkadaşlar uyarmış alttaki postta, Fiyat 15 değil 20-25 arası diye, doğrudur ilk çıkan haberlerden fark varmış.. Yine ucuz, 40'a gitse belki yine ucuz diyecektik.. Bir ara açık çek yazıyorlarda bu adamın bacaklarına..

Milan şaka maka iyi bir revizyondan geçirdi kısa sürede yaşlanmış kadroyu.. Orta üçlüde Pirlo, Gattuso, Flamini.. Önlerinde Ronaldinho, Kaka.. Forvette Pato, Inzaghi.. Son moda 4-3-3'ü uygulamak için mükemmel bir ileri hat.. Beke Zambrotta eklemesi geldi.. Defansı da bir değişime uğrattıkları takdirde yine korkutucu Milan olmaya devam edecekler.. Barca'daysa işler daha karışık.. Ronaldinho Milan'da coşar ve Guardiola da beklenen performansı gösteremezse bu adamı niye istemedin diye beynini yerler çaylağın.. Onlar da Hleb'i resmen bitirdiklerini duyurdular bu arada resmi sitelerinden.. Bugün sağlık kontrolünden geçiyor Hleb.. Ronaldinho'ya birinciliği kaptırdı ama hala mükemmel transfer Barca için..

Rosso Neri Roni


Transfer 15 milyon euro'ya bitti.. AC Milan'ın resmi sitesinden de cafcaflı bir şekilde duyurulmuş.. E kolay değil tabi.. 2 sene önce dünyanın en iyi topçusu olduğunu hemen hemen herkesin kabul ettiği eleman Fenerbahçe'nin Guiza'ya verdiği paraya Milan'a geldi.. Fenerbahçe'ye dokundurmak gibi bir amacım da yok, yanlış anlaşılmasını istemem ama yine de garip.. Bu tabii ki Roni ve onun son 2 seneki problemlerinin sorunu.. Milan'da Kaka'nın arkasında mı kalacak yoksa orada da liderliği ele geçirip geri dönüş mü yapacak onu seneye göreceğiz..

İyi transfer..

10 Tem 2008

Atatürk ne demiş?


Çok klişe oldu başlık, devamını biliyorsunuz.. Özellikle spor ve ahlakla ilgili olmak üzere.. Ne yaptı peki Elton Brand? Oyuncu opsiyonunu kullanarak kontratını feshetti.. Amaç? Takım salary cap'in üstünde olduğu için boştaki oyunculara sarkamıyordu.. Unrestricted free agent olarak hem takımının Baron gibi bir oyuncuya sarkmasını sağlayacaktı, hem de Clippers'a tekrar imza atarak güzel bir takımın oluşmasına yardım edecekti.. Tabii biraz daha az paraya oynayarak, kurallar dahilinde.. En azından böyle biliyordum ben.. Kendi ağzından mı duydun bu açıklamayı derseniz duymadım ama birçok yerde okudum, opt out ederken kontratı gerçek amacının bu olduğu söyleniyordu her yerde, ki mantıklıydı..

Peki ne yaptı bu arkadaş? Baron imzayı basar basmaz kendisine müthiş bir teklif sunan Philadelphia 76'ers'a imzayı bastı.. 5 yıl için 82 milyon dolara.. Ne denir şimdi bu Brand için? Carlos Boozer'a zamanında Cavaliers'a yaptıkları için demediklerini bırakmayanlar bu Elton Brand için ne diyecekler? En azından onun sayesinde Baron Davis'i aldılar mı diyecekler? Ben diyecek bir şey bulamadım, o yüzden geç yazıyorum bu kadar..

Güzel takım oldu Philadelphia.. En azından doğu biraz daha güçlendi diye avunmaktan başka yapabileceği bir şey yok NBA sevdalılarının..

Güiza ve Aurelio


Herkes gerekeni yazmış Güiza'yla ilgili, ben de bir şeyler yazmadan geçmeyeyim dedim.. Verilen paranın 14 milyon euro olduğunu açıklamış Fenerbahçe.. Sanırım serbest kalma fiyatı 15 milyon euro'ymuş, öyle okudum bir yerde.. Sonuç olarak fazla para.. Ama ne kadar ucuz olabilirdi ki İspanya gol kralı.. 7-8'den aşağıya gitmezdi.. Euro 2008'de düzenli olarak oyuna girmeleri ve attığı goller de bu fiyatın artışında etken tabii.. Fazladan verilen bir 5 milyon euro var evet ama bu para etkilemiyorsa veren kulübü önemli midir ki? Net bir şekilde koymuyor artık bu paralar Fenerbahçe'ye.. O zaman bunun üzerine konuşmak da zenginin malı ve züğürdün çenesi ikilisini getiriyor akla..

Aurelio da Betis'e gitmiş.. Everton haberini vermiştim ama çok daha iyi bir teklif olmasına rağmen Aurelio EPL'dense çok daha rahat olacağı La Liga'da oynamak istemiş.. Brezilyalı bir orta saha oyuncusunun EPL'nin fiziksel yapısından korkması çok anormal değil.. Dil sorunu da çekmeyecek İspanya'da..

Olan Fenerbahçe'ye oldu tabii.. Hem ligin hem de milli takımın açık ara en iyi defansif orta sahasını kaybetmek, orada düzenli olarak hep iyi oynayan bir oyuncudan olmak çok büyük kayıp.. Bir Türkle doldurulabilir mi yeri? Pek mümkün görünmüyor.. Yabancı bir oyuncu gelecek ama kimin yerine? Maldonado? Aziz Yıldırım kalacak dedi.. Deivid'in başına patlayabilir kabak..

Hleb de Barca'ya


Sezon içinde Flamini'yle birlikte gitmesi muhtemel isimler üzerine yazarken Hleb'in Arsenal hakkındaki müthiş sözlerini ve ayrılmak istemediğine dair açıklamalarını yazmıştım burada.. Dünyanın en büyük kulübü olarak görüyordu Arsenal'i, hocayı da aynı şekilde.. Ve niye gitmek isteyeyim ki diyordu.. Ama gerçek değilmiş sanırım ki transfer piyasası açıldığından beri aklı fikri dışarda Belaruslu'nun..

Barcelona Hleb için en çok istekli olan kulüptü.. Inter bir ara ilgilendi sonra geri çekildi.. Deco'nun gidişiyle ortada açılan kontenjan için en çok istedikleri oyuncu Hleb.. Neyse ki karşılıklıymış istekler, İspanya ve İngiltere basınına göre iş bitmiş.. Hleb'in son açıklamaları kulübe ve Arsene Wenger'e minnettar olduğu şeklinde bir veda gibi olmuş.. Son cümlesi de sene içinde dünyanın en büyük kulübüyken Arsenal, EPL'de Arsenal'den iyi bir takım yok şeklinde olmuş Hleb'in.. Bununla da idare eder sanırım Arsenal seyircisi..

Başarılı olacaktır La Liga'da.. Senenin en iyi transferlerinden biri olacak gerçekleştiği anda..

Peter Crouch Portsmouth'ta


Aylardır süregelen görüşmeler, istekler sona erdi, Peter Crouch sonunda Portsmouth'lu oldu.. Bonservis 10 milyon pound.. Bizim futbol izleyicisine göre ayaklı kütüktür bu adam.. İngilizlere göre ülkenin en iyi forvetlerinden biri.. Benitez de pek bırakmak istemiyordu söylediklerinden anlaşıldığı kadarıyla ama Redknapp'ın Crouch'la özel görüşmeleri elemanın aklını çelmiş bir kere.. Çok istenmek güzel bir şeydir futbolda..

7 Tem 2008

Adebayor kalıyor


Dün Arsene Wenger'in kulübün mali yapısındaki sorunlardan dolayı devamlı oyuncu satmak zorundayız açıklamasından sonra bugün başkan Peter Hill-Wood'dan gelen Adebayor satılık falan değil kardeşim açıklaması tesadüf müdür? Yoksa Fransız teknik adamın gönlünü alma çalışması mıdır? Büyük ihtimalle ikincisi, ama bu yolla Arsenal'in geleceğine de şekil vermiş oluyorlar.. Bir süredir Barca'yla Milan birbirini kırıyordu Adebayor için, en son 25 milyonluk teklif reddedildi Arsenal tarafından.. Oyuncunun kafası karışık ama Hill-Wood bugün son noktayı koymuş.. Satmıyorlar.. Barcelona'yla Milan forvet arayışlarını başka yerlerde sürdürecek bundan sonra..

6 Tem 2008

,

Cahit Yavuz


Adam manyak etti, deli etti.. Sesini kıstırdı televizyonun.. Her Federer-Nadal maçında böyle bu adam.. Onun dışında bu kadar belli etmiyor fanatikliğini ama Federer'le Nadal oynadı mı maç boyunca, 3 saat türlü türlü Nadal övgüleri, Federer eh işte.. Maçın başından beri Nadal'ın güzel vuruşlarında binbir türlü övgü.. Federer süper bir sayı aldığında ya sessizlik, ya gülüşler.. Bu kadar belli etmek zorunda mısın yahu Cahit abi..

Tenis yorumları şahane olsa hadi fanatik ama en azından güzel iş yapıyor diyeceğiz.. Ama adamın bütün olayı psikolojik faktör ve backhand'e oynamak üzerinden şekilleniyor.. Her maç aynı.. Backhand'e oynama, backhand'e servis atma.. Ve psikolojik faktörler.. Öyle bir psikolojik faktör hastası ki gören ODTÜ Psikoloji'den mezun olup sporcu psikologu olduğunu zannedecek..

Bir de hiç değinmek istemediğim "edilgen vuruş" gibi süper tarzanca bir tabiri var ki, ona girersem bu post bitmez.. Edilgenden de nefret ettirdi..

Arshavin


Tek bizim memlekette kalsa iyi, dünyada da moda Arshavin.. Haklı olarak tabii, çocuk performansı çıkardı vurdu masaya Euro 2008'de.. Aha işte seri, hızlı, bileklerine hakim, teknik, golcü, koşan ve mücadeleci orta saha dedi.. Kimileri 2 maçla adam mı olunur dedi, Rusya'yı takip eden kimileri o her maçta böyle zaten dedi.. Türkiye'de Rıdvan Dilmen sadece 2 maçını izleyerek dünyanın en iyi topçusu, Cristiano Ronaldo'dan bile iyi dedi.. Dendi de dendi yani.. Rusya Ligi'ni takip etmeyip sadece 2 maçla kendisini mükemmel yapmak ne kadar abesse, onun lig performansını bilmeden 2 maçla adam olunmaz, 27 yaşına kadar neredeymiş demek de o kadar abes.. Tek bir gerçek var, bu adam iyi topçu.. Kendisini uzun zamandır takip eden herkesin birleştiği ortak payda bu.. Gerisi laf-ı güzaf..

Ama bu kadar piyasa olup bütün kulüplerin ilgisini çekmekle de bitmiyor işte.. Inter, Chelsea, Barcelona ve Arsenal ilk etapta en çok ilgilenen 4 takımdı Arshavin'le.. Jose Mourinho da 2 maça güvenmeyenlerden oldu.. Oynadığı 2 maçta çok iyiydi ama İspanya karşısında silinip gitti, bu kadar büyük paralar konuşulurken bize bütün sezonda, istikrarlı bir şekilde katkı yapacak oyuncu lazım dedi, postayı koydu Arshavin'e.. Inter çekildi piyasadan.. Chelsea'nin de artık oyuncuyla ilgisinin kalmadığını açıklamış Arshavin'in menajer.. Deco transferinden sonra böyle bir olasılık kalmadı bizce demiş.. Pek haksız değil.. Arshavin hayalim Barcelona, küçüklüğümden beri tutuyorum dedi.. Ama orada da Ronaldinho'nun durumu belirsizliğini koruyor.. Eğer Roni gitmeyecekse Arshavin falan hikaye.. Deco'nun yerine cuk oturuyor aslında ama o açıklamaya rağmen Barca'dan hiçbir şey gelmedi.. Arsene Wenger için zaten biraz yaşlı bir adam, Wenger kancayı takacak olsa çoktan takardı.. Taktı mı da bitirir zaten.. Ama o da başkalarıyla uğraşıyor..

Bütün bunların yanında Zenit'in istediği 30 milyon euro'luk bir para var.. Ki 24 milyon pound'a tekabül ediyor bu.. Mourinho gibi kurt bir adam bile 2 maçla oyuncu alınmaz, istikrar sağlanmaz diyor.. Bu durumda hangi takım bu paraları verip Arshavin'i kadroya katacak iyice merak etmeye başladım ben.. Bir sene daha Rusya yolu gözükür mü? Gözükürse nolur, piyasası seneye Avrupa'da nasıl şekillenir ilginç.. Satılamazsa Zenit'in bundan hoşnutsuzluk duyacağını sanmıyorum ben.. Eleman ne yapar onu bilmiyorum ama..

5 Tem 2008

,

3 hafta


En son 3 ay demiştim geri sayımda, kaldı 3 hafta.. İlk gösterimlerden anormal yorumlar çıkıyor.. Bu filmin yapılmış en iyi Batman filmi olduğunda herkes birleşirken (ki Begins yapılabilecek en mükemmel orijin hikayelerinden biriydi, Begins'i geçmesi için bir filmin gerçekten kült, ultra, mega bir şey olması gerekiyor) gelmiş geçmiş en iyi filmler arasına gireceğini söyleyenler bile olmuş, belki hadlerini biraz aşıp..

Kevin Smith de filmi vizyona girmeden izleyenler arasındaymış.. Kendisi entel sinema yorumcuları arasında pek tutulmaz ama benim okuduğum en güzel Daredevil sayılarını yazmış biri olarak, çizgi roman dünyasının çok içinden olmayıp oraya inanılaz güzel şeyler vermiş biri olarak çok özel bir adamdır benim için.. Bir çizgi roman uyarlamasıyla ilgili yapacağı yoruma da büyük değer veririm bu yüzden..

The Dark Knight'ın çizgi roman uyarlamalarının The Godfather II'si olduğunu söylemiş Smith.. Bu epik bir film demiş.. Heath Ledger Oscar'ı alamazsa da hiçbir şey bilmiyormuşum ben sinemayla ilgili diye de eklemiş.. Ki sadece fragmanlardan yaptığım bir saptamaydı bu benim de Heath Ledger'la ilgili..

Bundan sonra bir şey yazmayıp filmi beklemeye koyuluyorum.. 25 Temmuz Cuma gecesi buraya bir film yazısını düşeriz..

,

NBA Türkiye Temmuz 2008


Şahane fotolarla bezeli güzel bir Hidayet Türkoğlu röportajı, Murat Murathanoğlu'nun kaleminden Boston Celtics'in bu sezonki macerası, Orkun Çolakoğlu'ndan 1996'dan başlayan süreçte her takım doğru oyuncuları seçseydi NBA'in şu anda ne durumda olacağı üzerine eğlenceli bir yazı, 2008 Finaller MVP'si Paul Pierce üzerine Celticslileri mutlu edecek bir başka yazı, Bruce Bowen'ın Kobe'yi savunmayla ilgili neler söylediği vs. yine off-season başlangıcı için güzel bir sayı oldu Haziran..

Bu arada Mete Aktaş'ın yine Hedo'yla olduğu gibi David Lee ve Mickael Pietrus'la yaptığı özel röportajlar da bu sayıda.. "Röportaj nasıl yapılır"ın Türk basınındakiler tarafından öğrenilmesi için güzel örnekler bunlar..

4 Tem 2008

Paris'ten Yolcu Var!


Kewell'ın menajerinin sabah yaptığı açıklamalar taraftarın midesini bulandırdı tabii.. Sadece 1 yıl önce taraftarın Lincoln için günlerce nasıl nöbet tuttuğunu yakından görmüş, hatta o sürece dahil olmuş biriyim.. Kewell için ortada en ufak dedikodu yokken dün dan diye ortaya çıkan Galatasaray'da haberinden sonra taraftarı sinir edecek gelişme çok gecikmedi.. Ama Allah'tan bu akşam 21.30'da İstanbul'da denmişti Kewell için.. Sancılı bekleyiş en fazla 12 saat sürecekti..

Bahri Havadır Lig TV'de Haldun Üstünel'in Kewell ve menajeriyle yemekte olduğunu açıkladı.. Sezgin pürüz yok, akşam 21.30'da İstanbul'da dedi Kewell.. Ama taraftarı kesmemiş bu.. Biri girip Paris-İstanbul yolcu listesini bulmuş, sızdırmış nete.. Tribün Dergi'de ve Alisamiyen.Net'te de çıkmış sanırım bu liste, ben yine bir arkadaş vasıtasıyla edindim.. Gerçi 2 saat kaldı ama hem taraftarın iş bitiriciliğini takdir etmek, hem de 2 saat de olsa bekleyemeyecek olanlar için koyuyorum buraya..

Tam bir Türk işi.. Tebrikler..

Ekleme: Bu arada Kewell'ın sola gelmesiyle Arda acaba gidiyor mu diye telaşlananlar için Skibbe açıklama yapmış: "Kewell'ı Arda'nın yerine değil, Arda'yla beraber oynasın diye aldık.." 20-25 milyonluk bir teklif gelip Arda gider mi bilmiyorum ama şu anda teknik ekibin aklında böyle bir şey olmadığı da ortaya çıkmış oldu Skibbe'nin bu açıklamasıyla..

,

Alman Kaman


Chris Kaman Alman vatandaşlığına geçmiş Pekin Olimpiyatları'nda oynamak üzere.. Büyük büyük dedesi Almanmış, tipini nerden aldığı ortaya çıktı.. Bilmiyordum ben.. Dün bir arkadaşım haber verdi, bugün LA Times'ta okudum.. Zaten 6-7 aydır varmış böyle bir bağlantı, sadece Dirk Nowitzki üzerine kurulu bir takım olduğu için bir yardımcı arıyorlardı heralde Dirk'e.. Kaman da hem Almanya'yla olan bu bağları, hem de bir milli takımda oynama şansı (Üstelik Dirk Nowitzki'yle birlikte) gelince kaçırmamış fırsatı, kapmış ikinci vatandaşlığı.. Olimpiyatlarda front court'u Captain Dirk'le beraber oluşturacaklar.. Açık ara en iyi pota altına sahip oldular ABD dışında.. Avrupa ve Dünya Şampiyonalarında da çok ekmeğini yerler Kaman'ın.. Dirk yüzünden büyük sempatim vardı zaten Almanya Milli Basketbol Takımı'na, iyi oldu.. Daha büyük başarılar kazanabilirler artık..

3 Tem 2008

Harry Kewell Galatasaray'da


Galatasaray bombayı patlattı.. Roma derken Galatasaray'a gelmiş Kewell.. Büyük sürpriz mutlaka herkes için.. Bu çocuk büyük sakatlık dönemine girmeden 2000 civarında (ki Galatasaray'la UEFA'da oynadıkları yıllar) o haliyle bile dünyanın en iyi sol açıklarından biri olarak gördüğüm inanılmaz bir yetenek küpüydü.. Fakat sonra sağlığını koruyamadı.. Sakatlıklar hem hızında, hem fiziğinde, hem de yeteneğinde erozyona yol açtı.. Ama isim olarak çok büyük bizim lig için.. Liverpool'da oynayan, Roma tarafından ciddi olarak istenen, daha 30'unu doldurmamış bir adamın Türkiye'ye gelmesi büyük hadise.. Kişisel olarak şu alemde en çok sevdiğim 7-8 topçudan biridir bu adam, sırf 2000'deki halinden dolayı..

Ama mevkii, sağlık, ekonomik ve gereklilik yönünden ciddi ciddi incelenmesi ve tartışılması gereken bir transfer.. Şu an olay çok taze, bu kadar giriş yeter.. Sonra devamına bakarız..

Marco Aurelio Everton'a doğru


Saat şu anda sabahın 01.00'i ve çok güvendiğim birinden aldığım bir duyumu yazıyorum buraya.. Everton Marco Aurelio'yla anlaşmak üzereymiş.. Kaynağın ismini veremiyorum, forumlarda çıkan duyumlara benzeyecek bu post ama yazmadan geçmek istemedim.. Daha önce bir Basinas patlaması yaşamıştık, en fazla ikinci bombamız olur.. Fenerbahçeliler kızmasın böyle bir şey olursa, buraya geçmeye değer bir haber olduğu için yazıyorum..

Valencia defteri kapandıktan sonra yine La Liga'dan Betis talip olmuştu Aurelio'ya.. Transfer de sonlanmak üzereyken Betis'in sonradan çıkardığı ödeme planlarında revizyon yapalım kelamları vazgeçirmiş bizimkini.. Daha sonra Everton talip olmuş Aurelio'ya.. Betis'in verdiği paradan daha fazlasını da veriyorlarmış Aurelio'ya.. Yarın imzanın atılabileceği konuşuluyormuş.. İşin içine Aurelio'nun Fenerbahçe'yle olan kontrat hadiseleri ve mahkemeler de girecek böyle bir şey olursa ama onlar daha sonra konuşulur artık..

Eğer çıkmazsa Fotomaç Büfe deme hakkınız saklıdır bu bloga..

Baron Davis Clippers'ta


18 milyonluk son senesini kullanmayıp free agent konumuna geçince birçok kişiyi şaşırtmıştı zaten Baron.. Üstüne gidip Los Angeles Clippers'la imzalayınca sürpriz katlandı.. 18 milyonluk son senesini kullanmaması garip gelebilir ama sağlık sorunlarını çok yaşayan bir oyuncu olarak istikrarlı bir sezon geçirmişken gelecek maksimum teklifleri değerlendirmesi çok da sürpriz değildi aslında.. Bu sene, kontratının son yılında yine 30-40 maç kaçırsa yalan olabilirdi öbür yaz alacağı teklifler.. Elton Brand'in de benzer şekilde FA olmasıyla Clippers'ta cap bir anda açılmış oldu.. Üstüne Brand'le imzalamayı da başarabilirlerse play-off zamanı tekrar geri gelmiş olabilir Clippers için.. Brand-Kaman ikilisi sağlıklı olduklarında NBA'in en iyi 2-3 front court'undan birini oluşturuyorlar zaten.. Buna Baron Davis, Cuttino Mobley ve geçen senenin klas çaylaklarından Al Thornton'u da ekleyince gayet iyi bir takım oluşuyor kağıt üstünde..

Bu arada Warriors karşı atak yapıp Brand'e maksimum önermiş ama gerçekleşeceğini sanmam.. Clippers'ta Corey Maggette'nin durumu da muallakta.. Orlando'da oynamak istediği yazılıyordu Orlando basınında.. Bugün San Antonio'nun ciddi bir teklifi olduğunu okudum.. Boston da ilgileniyor bildiğim kadarıyla.. Eğer alacağı kontratı MLE seviyesine çekerse Maggette yaklaşık 15 takım isteyecektir kendisini.. Normalde MLE'nin üstünü istemesi lazım ama Boston, Spurs gibi takımlar söz konusu olursa muhtemelen yüzük şansı uğruna ücretinde indirim yapabilir..

2 Tem 2008

Galatasaray 2008/2009 Formaları





Formalar nete sızalı 10 gün oluyor aslında ama ben parçalı formayı da gördükten sonra yorumlamak istedim.. Gördüm ki boşuna beklememişim.. Şu merchandising hadisesi Türkiye'de bu kadar coştuğundan beri gördüğüm en muhteşem Galatasaray parçalısı bu.. Eline sağlık düşünenin..

Formaların geneline baktığımda gayet başarılı bence.. Sadece orijinal parçalı varken üç parçalı formaya gerek var mıydı emin değilim, mesela düz sarı da olabilirdi onun yerine (ki geçen seneki düz kırmızı da gördüğüm en güzel Galatasaray formalarından biridir) ama o kadar kusur kadı kızında da olur.. Turuncu forma fikir olarak çok başarılı.. Ne gerek vardı diyenleri görüyorum.. Sarı ve kırmızının karışımı işte lan, daha ne gereği olacak demekten alamıyorum kendimi.. Bu kadar zamandır akla gelmemesi mantıksızdı.. Çok gider Türkiye'de, Hollanda'nın portakallarına aşık, sırf o forma yüzünden Hollanda Milli Takımı'nı tutan bir milletiz biz.. Galatasaray'ın bunun ekmeğini çok daha önceden yemesi gerekiyordu ama burada da geç kaldılar.. Formanın sadeliği, rengi güzel eyvallah ama tek bir kusuru var ki o da büyük bence.. Turuncunun üzerine kırmızı çizgiler ve yazılar hiç gitmemiş, formayı boğmuş.. Kırmızıların siyah olduğunu düşünün, sonra susun.. Lafa gerek yok üstüne.. Belki fazla Hollanda çakması olacaktı ama en azından boğmayacaktı insanı.. Biraz rüküşlük var bu haliyle..

Parçalı, üç parça ve beyazdaki yapıyı görünce bu sefer Adidas'ın kalıplarına bağlı kalınmamış ve özel olarak dizayn ettirilmiş onu anladım.. Ki bu da uzun zamandır olması gereken bir hamleydi.. Adidas her sene bir kalıp çıkartıyor ve bunu bütün takımlara uyguluyor.. Ki Real Madrid bile bu kalıpçılıktan nasibini alıyor bazen.. Fenerbahçe bu döngüyü kıralı fazlasıyla olmuştu.. Maalesef ki bu konuda da Galatasaray'ın ilerisindeler.. Orijinal çubuklularına bağlı kalma, Adidas'ın kalıplarından çıkma, Adidas dışında üzerinde kulübün küçük armasının da bulunduğu kulübe özel fontlar ve Kadıköy'deki maçlara çoğunlukla çubuklu formayla çıkma gibi avantajlarla Fenerbahçe forma konusunda rakiplerine fark attı.. Galatasaray'ın da bu yolda ilerlediğini görüyorum birkaç yıldır.. Yıllardır gelmeyen parçalının değişik dizaynlarıyla her sene yenilenmesi, bu sene ilk defa armanın kullanıldığı tahminimce özel fontlar ve ligin son maçında gelecek sezonun formalarından birini çıkarma gibi hamleler umut verici..

Turuncu tekrar söylüyorum, çok çok güzel bir düşünce.. Düzenli forma olabilecek kadar güzel hem de.. Benzer şekilde Fenerbahçe'nin de yeşil bir forma çıkarması garip karşılanmamalı.. Galatasaray'ın koyu lacivert forma yapmasını bile hayal eden bir insan olarak fazla geniş olabilirim bu konuda ama artık merchandising buraya doğru gidiyor.. Hala yararlanmamakta direniyoruz bundan.. Fenerbahçe'nin geçen seneki buz mavisi bence çok başarılıydı, Beşiktaş'a düz kırmızı çok güzel gidebilir mesela, ki geçmişte örneği var.. Galatasaray için de turuncu cuk diye oturuyor.. Değişik örneklerini de seneye bekleyeceğim..

Son olarak belirtmek isterim ki Galatasaray'ın kuruluşunda belirlenen bu yumurta ve vişne çürüğünden oluşan sarı ve kırmızıya saygı duymuyorum.. Fotoğraflarda çok güzel görünüyor ama yakından bakınca pembeye dönük bir kırmızı ve turuncuya kaçan bir sarıdan başka bir şey göremiyorum ben.. Ben küçükken Galatasaray'ı sevdiğimde bizim formalar gerçek sarı ve kırmızıydı.. Kuruluşta böyle belirlenmiş diye son 4-5 yılda bu garip sarı ve kırmızıyı peydah ettiler kulübün başına.. Bir türlü kabul edemiyorum ben bunu.. Sarı ve kırmızı giyiyormuşum gibi gelmiyor üzerime giyince.. Geçen seneki düz kırmızıyı bu kadar sevmemin nedeni budur belki de.. Hakiki kırmızıydı o forma ve mükemmeldi.. O formanın şu vişne çürüğüne kaçan abuk renkten oluştuğunu düşünün, berbat bir forma olurdu sanırım.. O zaman bu renklerde diretmenin manası ne? Yıllarca kullanmamışız işte, gerçek sarı ve kırmızıda devam etsek Ali Sami Yen'in kemiklerini mi sızlatacaktık?

1 Tem 2008

,

Dream Team 2008


2008 Olimpiyatları için 12 kişiye indirildi Amerika Milli Takım Kadrosu.. Dream Team 2008 şöyle:

Chris Paul
Deron Williams
Jason Kidd
Kobe Bryant
Dwyane Wade
Michael Redd
LeBron James
Carmelo Anthony
Tayshaun Prince
Dwight Howard
Chris Bosh
Carlos Boozer


Sadece 3 uzun seçmeleri eleştiri konusu oldu yine ama bence oynadıkları basketbola göre gayet normal bir seçim bu.. Tek uzun etrafına yerleştirilen 4 kısayla oynuyorlar ve bu durumda Carlos Boozer'ın bile yeteri kadar süre alıp alamayacağından emin değilim ben.. Faul problemi ya da sakatlık gibi durumlar için 4. bir uzun stepne olarak kabul edilebilirdi belki ama kısalardan kısmak istemediler yine..

Evet 2006'da Yunanistan karşısında komik durumlara düştüler (ki o Yunanistan'ın o günkü hücum performansı mucizevi bir iştir.. Yine de Krzyzewski'nin Avrupa Basketbolu'nun çok hafife alıp Schortsianitis'in arkasında LeBron'u bırakmasını mazur kılmıyor bu tabii) ama sadece 1 yıl sonra Amerika Şampiyonası 2007'de orijinal Dream Team'den beri yapılan en iyi istatistikleri ve performansı da bu adamlar gösterdi.. Evet rakipler daha zayıftı, evet Kobe Bryant gibi bir faktör vardı ama yine de çok etkileyiciydi Amerika Şampiyonası.. O turnuvada da düzenli olarak tek uzun dört kısayla oynadılar.. (Yıpratıcı uzunlara sahip Brezilya maçı hariç) Eldeki 3 numaraların hepsinin size'ı Avrupa'nın 4 numaralarıyla kapışacak düzeyde.. Bu durumda bireyselliğe dayanan hızlı basketbollarını çok daha rahat oynuyorlar..

Yıllardır başarısız olan ABD Milli Takımı başarıdan bir Kobe kadar uzaktaydı ve o da sakat parmağına rağmen oynamak istiyor.. 2007'deki turnuvada da hücumu tamamen boşlayıp rakiplerin en iyi oyuncularına bir Pitbull gibi saldıran da bu Kobe'ydi.. Bu parmakla yine aynı role mi soyunacak bilmiyorum ama ister hücuma ister savunmaya kassın bu gezegenin en önemli hücum gücü olarak takımın performansını büyük ölçüde değiştireceği garanti.. Chris Paul, Deron Williams ve LeBron James gibi oyuncular da çok daha tecrübeli ve işin farkında geliyorlar Olimpiyatlara..

Çok rahat bir şampiyonluk kazanacaklar bence..

Amaury Bischoff


Senna için Arsenal dedikodusu ve Flamini'nin yerini doldurma çalışmaları derken üstünden birkaç saat geçmeden yeni bir haber çıktı piyasaya.. Bremen'in genç futbolcusu Amaury Bischoff Arsenal'e geliyormuş.. Adını duymadığım, sahada nasıl durduğunu görmediğim oyunculardan biri bu da.. İlk bakışta Alman mı, başka bir milletten mi olduğunu da çıkaramadım.. Fransız'mış Bischoff, normal olarak.. Under-18 Milli Takım formasını giymiş Fransa'nın.. Ama U-21 olarak da Portekiz'de oynamış, annesi Portekizli olduğu için.. Milli takımlardaki geleceğini de Portekiz üzerinden çizmeye karar vermiş sanıyorum..

Werder'de tutmaya çalışmışlar potansiyelinden dolayı, ama her zamanki gibi Wenger girmiş bir kere çocuğun aklına.. Bana güveniyor ve A takımda oynayabileceğime inanıyor demiş Bischoff.. Wenger öyle dediyse bir bildiği vardır ama elde de Denilson ve Diaby duruyor yani.. İlk 6 ay genç takımdan yukarı ayağını atamaz ama sonrasını bilemeyiz elbette..

,

Marcos Senna


Euro 2008'de belli oldu ki Türkiye Milli Takımı için Marco Aurelio neyse, İspanya Milli Takımı için de Marcos Senna o.. Müthiş bir turnuva çıkardı Euro 2008'de.. Aurelio'yla sadece stilleri ve milli takımları için önemleri benzemiyor.. İkisi de Brezilyalı, ikisi de başka bir ülkenin milli takımında oynuyor.. Senna ırkçılığından dem vurulan Aragones tarafından milli takıma kazandırılmış, Aurelio ise Orhan Pamuk tarafından aşırı milliyetçi olmakla suçlanan Terim tarafından.. Benzerlikleri çok, kaliteleri dahil..

Bu Senna gelmiş 32 yaşına.. Erdoğan Arıkan'a göre genç topçu tabii.. Bugüne kadarki kulüp performansı için çok müthiş topçu, dünyanın en iyi defansif orta sahalarından biri diyen kaç kişi çıkardı? 32'sinde, bir turnuvada, bir anda parlayabiliyor işte böyle oyuncular.. Senna'nın öne çıkışı da defansif orta sahaların ne kadar göze batan ve önemli oyuncular olduğunun tekrar kanıtını oluşturdu ama artık baygınlık da getirdi bu sözler.. En önemli mevkii işte, bu kadar basit..

Turnuvanın oyuncusu İspanya orta sahasından Xavi seçilmiş bu arada.. Kötü seçim derim ben buna.. Bana kalırsa Iniesta da, Senna da daha iyi iş çıkardı bu turnuvada Xavi'den ama bu ödüller biraz da reputasyona bakıyor..

Son olarak bir dedikodu vereyim hemen.. Pek güvenilir bir yer değildi ama Arsenal'in Flamini'den oluşan boşluğu hala dolduramamış durumdayken Senna'ya sarkabileceğini okudum.. Pek mümkün gelmedi bana ama olur da gerçekleşirse Wenger'in transfer ettiği en yaşlı topçu olacak sanırım Senna..

Blogger tarafından desteklenmektedir.