
Teknik adamların oyuncu ya da sistem üzerinde değişiklik yaparken baktıkları tek şey sahadaki oyun değildir.. Oyuncu psikolojisinden tut, skorun ne olduğuna kadar birçok faktör devreye girer, hoca da bunların hepsini hızlı bir şekilde değerlendirir ve karar verir.. Eskişehir maçında skor 1-1'ken benzer oyuncuları çıkarıp benzer oyuncuları soktuğu için eleştirildi Rijkaard, başka bir güruh da çıkıp Hollandalı hocalar sistemine inanır geyiklerini savurdu basında.. Bunların ikisi de değil fakat, böyle bir set yok ki futbolda.. Bir hoca daima aynı tip oyuncuyu çıkarıp aynı tip oyuncuyu sokar, bir diğeri 3 puan gerektiği zamanlarda hücum oyuncusu sokarken mutlaka defansif oyuncu çıkarır.. Hiçbir hocayı böyle kalın çizgilerle diğerinden ayıramazsınız ki.. Galatasaray'ın zamanı gelince sahada 4 forvetle oynadığı periyotlar da gelecek, defansif oyuncular topluluğuyla da oynayacak.. Hep aynı tip oyuncuyu alıp aynı tipte başkasını oyuna sokuyor diye eleştirilen Rijkaard Beşiktaş maçında skor avantajında Keita'yı çıkarıp Barış Özbek'i almıştı mesela.. Bugün 0-1'lik skor dezavantajında ise Ayhan'ı çıkartıp Kewell'ı aldı sahaya, Elano'yu geriye kaydırdı.. Eskişehir maçında neden yapmadı bunu? Çünkü kaybedilecek 1 puan vardı.. Bugün ise cepte puan yoktu, en azından o puanı almak için hücum hamlesini yaptı.. Bugün ilk çıkacak oyuncu kimdi? Topsuz oyunda ilk geldiği güne göre tartışmasız bir dirilik göstermesine rağmen toplu oyunda bir o kadar kötü olan Elano.. Peki Elano niye çıkmadı? 9 numaralı tabela kalktığı anda kafasını öne eğip kenara gelen, geldiği günden beri yavaş yavaş bu durumu kanıksayıp takımın içine girememe durumu ortaya çıkan oyuncunun psikolojisini daha fazla bozmamak belki de.. Onu da sistem içinde farklı bir rolde değerlendirip, o rol içinde ondan gelecek artılarla maçı çevirmeye çalışmak.. Sahanın en kötülerinden Elano'nun maç boyu defalarca deneyip başarılı olamadığı derin ve uzun toplardan birinde Baros'u defansın arkasına sarkıtması bunun net sonucu.. Sturm Graz'ın Elano bir kademe geriye geçtikten sonra topla her çıkışında Galatasaray'ın arkasına doğru gidişi ise başka bir sonucu..
Elano Galatasaray'a geldiği günden beri takip ediyoruz.. Galatasaray'daki düşüşte 9'un takıma girişinin bir etken olduğunu düşünüyorum.. Ki oluşmuş ya da oluşmaya başlamış olan bir sistem içine giren her oyuncu o yapıda belli arızalar yaratır, zamanla çözülmeye çalışılır.. Arda Rijkaard göreve geldiği günden beri forvetin arkasında, supporter olarak oynuyor.. Bu blogda da Arda için en doğrunun bu olduğu, en efektif Arda'nın merkezde ortaya çıktığı, solda monotona bağlayan Arda yerine, sadece sezon başlangıcında belki de 3 yılın toplamının yarısı kadar asist yapıp oyuna etki eden Arda'nın supporter'da kademe atlayacağı yazıldı daha önce.. Sezon başında hal ve tavırları yerini yadırgadığını gösteriyordu.. Ama çok çabuk bir şekilde alışıp oyuna etki etmeye başlayınca zevk aldı ve benimsedi.. Elano'nun takıma girip beraber oynadıkları maçlarda dikkat çeken bir nokta var.. Elano mutlaka oyuna merkezde başlıyor ve Arda eski bölgesine geçiyor.. Hem Elano'nun olmamışlığı, hem de merkeze alışan Arda'nın tekrar sola geçince kaybettiği motivasyon oyuna yansıyor ve bu sefer yer değiştiriyorlar.. Arda toparlanıyor, Elano solda etkisiz olmaya devam ediyor.. Oyuna Kewell ya da başka bir oyuncu giriyor ve Elano dışarı alınıyor.. Yeterli zamanı verdik, şu anda takım içinde net bir Elano sorunsalı görünüyor.. Çözecek kişi Rijkaard.. Merkezde Arda'yla beraber olmaları bana göre imkansızdı, ki son yarım saat bunu biraz olsun doğruladı.. Sol açık en uygun olacağı bölgeydi gözümde ama şu an için bunun da mümkün olmayacağı yavaş yavaş çıkıyor ortaya.. Supporter'da ısrar edilirse mutlaka aşama kaydedecek ama bu sefer de Arda'nın tekrar kimlik bunalımına girme durumu ortaya çıkabilir.. Bazı şeyler sahada görünmeden büyük mutluluk yaratıp, sahada yalan olabiliyor.. Bazı durumları sahada görmeden anlayamıyorsunuz.. Ligin özel yapısı, oynanan futbol, rakipler de etkiliyor bazı şeyleri bu oyunda.. Geldiği gün müthiş bir transfer olarak görünen Elano uzun zamandır bu takımda yer alan biri olarak şu an itibarıyla bazı soru işaretlerini oluşturmuştur.. Geçen sene sol açıkta değerlendirilen Arda'nın üzerine başka bir sol açık Kewell alındı.. Arda'nın sağda yapabileceğini düşündük, olmadı.. Bu sezon başında Arda ortaya geçti, yeni bir rol verildi ve sistemi değiştirebileceği düşünüldü.. Şu andaki Elano'yu gördüğümüzde yine Arda'nın üstüne yapılmış bir transfer izlenimi doğuyor bende, ki yapısal bir yanlışlık olarak ilerleyen günlerde artarak devam edebilir ya da çözüme kavuşturulur..
Ayhan'ın takıma girişinin merkezde yarattığı rahatlık göründü.. Sarp ve Topal'dan sonra Ayhan çok başka bir adam.. Bugün yanındaki Topal kötü oyununa devam etti.. Bu kadar birbirine bağlı oyuncuların yer aldığı bir düzende çarklar diğerlerini de etkiliyor.. Sırtını çizgiye vererek oynayan oyuncuların kötü performansı merkezdeki oyuncuların kötü performansından çok daha az zarar verir takıma.. Çünkü sırtlarını çizgiye verirler ve etkileyebildikleri alan 180 derecelik bir açı üzerinden şekillenir.. Merkezdeki oyuncular ise her tarafa bakmak zorundadır.. Topla daha çok buluşurlar, oyunun içinde daha çok yer alırlar, daha çok oyuncuyla ilişkiye girerler.. Kötü oyunları da sistemi çizgideki oyunculardan çok daha fazla etkiler.. Galatasaray'ın en büyük sorunu göbekteki iki oyuncu ve supporter'la aralarında kurulan bağ derken kastetmeye çalıştığımız şey buydu.. Kenardaki Sabri'nin, Balta'nın, Kewell'ın kötü oyunu sistemin uzantılarını etkiler, Topal'ın kötü oyunuysa sahadaki kötü duruma direkt etki eder.. Bu bağlamda merkezin önemine tekrar dikkat çekmek gerek..
Sturm Graz'ı ilk defa izliyoruz.. Tek maçla görünen gerisi sağlam, orta sahadaki oyuncuları teknik bir takım.. Orta alandaki pas koordinasyonlarını oyunu geride kabul eden bir takım için bile çok iyiydi bugün, Galatasaray'a üstün geldikleri bir nokta budur.. Gordon Schildenfeld kör değilmiş, onu anladık bugün biraz da olsa.. Çok iyi pas yapan, topla iyi çıkan bir takım.. Bunda biraz Galatasaray da etkili oldu ama Sturm'u bir kere de iç sahada izlemek gerek.. Deplasmandaki maç da sıkıntılı olabilir Galatasaray için..
Galatasaray için artık daha rahat konuşabiliyoruz.. Düzen açık bir şekilde geçtiğimiz senenin uzantısı olarak yansıyor sahaya.. 4-3-3 geyiklerini yavaş yavaş bırakmak gerekiyor artık.. Zira Elano tek pasa uygun futbol yapısına rağmen fiziki ve defansif yönden merkeze bariz bir zayıflık getirirken, bu yönden iyi olan Arda ise topu ayağında çok fazla tutarak pas koordinasyonuna sekte vuruyor.. Arda'yı değiştirmek çok daha akla yatkın, ama başka yerde olmayacak Elano takımın önünde bir sorun.. Geçtiğimiz sezonki arızalı yapı Keita'nın getirdiği artı, Sabri'nin gelişimi, Aydın'ın soldan getirebileceği ekstra performanslarla ikame edilmeye çalışılacak artık.. Bu puan kayıplarına üzülmek yersiz.. En baştan beri sıkıntılar yazılıyor burada.. Üst üste gelen galibiyetlerden sonra 3 gün arayla Sami Yen'de gelen iki beraberlik beklenmediktir, moralleri bozabilir, normaldir.. Çıkarsınız, doğruları yaparak topunuzu oynarsınız, alacağınız puanı alıp ligdeki sıralamanıza ulaşırsınız.. Gerisi teferruat bu işte.. Galatasaray 1.5 senedir doğru yolda, yoldan çıktığı yerlerde biraz şansla, biraz da kısmetle iyi toparlayıp tekrar rotaya dönmeyi başardı.. Abartı övgülere kanmadan, ağır negatif yorumları sallamadan, takımdaki arızaların ve eksiklerin farkında olarak, bunların maç maç çözüme ulaşmasını beklemekten başka yapılacak bir şey yok.. Doğrusu bu, Rijkaard'ın yapacağı da bu.. Geçen sene gibi, sabredip beklemek gerek.. Ama gerçek anlamda beklemekten bahsediyorum.. Fazlası için doğru adres David Copperfield'dır, normali için ise Frank Rijkaard..