15 Ağu 2011

Emmanuel Eboue Galatasaray'da


Tarih: 6 Aralık 2008.. Akşam saatleri.. Emmanuel Eboue için o gün çok farklı.. Her zamanki maç sonu ritüellerini tekrarlamıyor.. Soyunma odasını 90 dakika sonrası boş ve şakalarından yoksun bırakırken, çok üzgün bir şekilde eve geldikten sonra üçüncü çocuklarına 7 aylık hamile eşiyle hiç konuşmadan direkt bir şekilde yatak odasına çıkıp uyuma yolunu seçiyor.. Birkaç saat içinde uyandıktan sonra, aşağı inip bir şeyler yedikten sonra yine yukarı çıkıp mutsuz uykusuna geri dönüyor, zira yaşadığı şey kariyerinin en büyük hayal kırıklığı, futbol adına tam anlamıyla dip noktası..

O gün Wigan Athletic'e karşı oynayan Arsenal'de diz sakatlığı nedeniyle yaklaşık 1.5 ay sahalardan uzak kalan Emmanuel Eboue, yedek kulübesindeydi.. Ama her yedek için en büyük arzu konusu 32. dakikada ortaya çıktı.. Takımın sol açığı Samir Nasri sakatlandı ve Arsene Wenger'in oyuna girmesi için işaret ettiği oyuncu Eboue'ydi.. Bacary Sagna'nın takıma transferinden sonra sağ bekteki yerini kaybeden ve çok yönlü futbolunu farklı pozisyonlarda değerlendirmeye başlayan Eboue, daha önce birkaç maçta mücadele ettiği sol kenara geçti ve tam anlamıyla acınası bir 57 dakika geçirdi.. Sayısız pozisyon hatası, baskı yokken direkt bir şekilde rakibe teslim edilen 5-6 top, sıklıkla Arsenal kariyerinde en çok eleştirildiği konulardan biri olan yerini kaybetmeler ve en sonunda kendi takım arkadaşına yaptığı komik bir "tackle" sonrasında Emile Heskey'ye teslim ettiği bir başka top, az daha Arsenal'in 2 puan kaybına mal oluyordu.. Arsene Wenger dakikalar 89'u gösterirken Eboue'nin felaket durumuna daha fazla tahammül edemedi ve saha içinde moral bozukluğu her halinden belli olan Eboue'yi Silvestre'yle değiştirdi.. Eboue, bir İngiliz stadında pek sık göremeyeceğiniz bir tavırla karşı karşıyaydı, Ashburton Grove'da çok büyük bir uğultu ve yuhalama eşliğinde oyundan çıktı ve maç sonunda doğrudan evinin yolunu tuttu.. Bir Arsenal futbol yazarı maçtan sonra Eboue'nin performansının "kariyer bitirici" olduğunu söyledi.. Takıma transfer olduktan sonra 1 yıl içinde tribünlerin sevgilisi haline gelen bir oyuncunun İngiltere'de bu tepkiyi görmesi için gerçekten "rezalet" oynaması gerekiyordu ve muhtemelen Eboue, o gün bir futbolcunun çıkarabileceği en kötü maçlardan birini oynadı..

Maçtan sonra telefonunu kapattı.. Abidjan Akademesi'nden eski ve o anki takım arkadaşı, hatta beraber büyüdüğü çocukluk arkadaşı Kolo Toure cevap alamayınca yanına yine Eboue'nin çok yakını olan diğer Afrikalılar Adebayor ve Alex Song'u alıp Eboue'nin evine gitti.. Eboue'nin o anda tek beklentisi arkadaşlarının desteğiydi ve ilk adımdan sonra ertesi gün antrenmana gitmeye dair içinde hiçbir istek olmayan Eboue, diğer arkadaşlarının da desteğiyle hafta arası oynanacak olan Porto maçında kendisini oynatmayı düşünmeyen Wenger'e gidip iyi olduğunu ve görev verirse oynamak istediğini söyledi ve ilk 11 çıktı.. Bir sonraki iç saha maçında Liverpool'a karşı 89. dakikada yine Samir Nasri'nin yerine oyuna girerken tribünlerle arası iyi görünüyordu.. Ama Ashburton Grove'la tekrar barıştığı maç, bir sonraki iç saha mücadelesinde Portsmouth'a karşı gerçekleşti.. Sağ açık olarak 66 dakika oldukça iyi performans gösteren Eboue, yerini Carlos Vela'ya bırakırken ayakta alkışlanıyordu.. Sonrasında yine kötü bir Tottehham maçı ve anlamsız kırmızı kartla arayı bozar gibi oldu ama dibi gördüğü sezonun geri kalanı kendi adına güzel bir geri dönüştü..

Emmanuel Eboue, 2005 yılında Beveren'den Arsenal'e yaklaşık 1.5 milyon pound karşılığında transfer oldu.. Abidjan'da Toure ve Eboue'nin birlikte oynadığı akademinin kurucularından olan Jean-Marc Guillou, 1993 yılında akademinin futbol takımı olan ASEC Mimosas'a hem teknik direktör, hem de finansör ve ortak olarak katıldı.. Fildişi piyasasını ve uzantısı olarak Beveren'i Arsene Wenger'in görüş alanına sokan hamle de buydu.. Wenger, Guillou'nun çok yakın arkadaşıydı ve böylece hem direkt bir şekilde akademiyle, hem de onlarla birlikte çalışan Beveren'le iş birliği yapmaya başladı.. Beveren, Arsenal'le "feeder club" çatısı altında çalışmaya başladı ve Arsene Wenger beğendiği oyuncuları Beveren üzerinden Avrupa futbolu içinde deneme fırsatı buldu.. 2002 yılında direkt bir şekilde Abidjan Akademisi'nden 150 bin pound ödeyerek aldığı Kolo Abib Toure'nin ligin en iyi savunmacıları arasına girmesinden sonra daha o günlerde gözüne kestirdiği Emmanuel Eboue'nin Beveren'deki etkileyici performansıyla transferi risksizleştirdi ve 3 yıl sonra onu da Toure referansıyla kadroya kattı.. Beveren'in bu faaliyetten kazancı iyi oyunculardan aldığı katkı ve Toure/Eboue oranındaki 1/10'luk dilimden belli bir payı kulüp kasasına koymaktı ki feeder club'ların yaptığı şey zaten tam olarak buydu..

Arsene Wenger, Eboue transfer olduğunda sağ bek ve orta sahada da forma giyebilecek olan iyi bir naturel stoper aldıklarını belirtti (Buraya ileride değerlendirmek üzere bir Terim parantezi açalım) ki o güne kadar gerek Mimosas'ta, gerek Beveren'de ağırlıkla stoper olarak forma giymişti.. 1.75'lik boyuyla bu kuşkusuz büyük bir kumar olurdu ve takımın elindeki stoper havuzu içinde zaten fazla da gerek yoktu.. Beke koyduğunda yine hücuma muazzam bindirmeler yapan bir Toure'den sonra stoper oynattığında da sırıtmayacağını bildiği sağ bek Eboue'yle Arsene Wenger oldukça mutluydu..

Hikayenin bundan sonrası oldukça bilindik.. Eboue, Bacary Sagna transferine kadar takımın bir numaralı sağ bekiydi ama onun fazla hücumcu olan ve yerini sık sık kaybetmesine neden olan hevesli yapısı takımda savunma dengesizlikleri yaratabiliyordu.. Özellikle ilk çıkışında hücum adına çok şey vadeden ama zamanla savunmasını daha çok geliştirerek gerçek bir "full back" haline gelen Ashley Cole'un Chelsea'ye gidişi Gael Clichy'yi bir anda takımda öne çıkardı ve onun da hücumcu bir bek olması savunma-hücum dengesini geri dörtlüde kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya olan Wenger'i bir seçimle karşı karşıya getirdi.. Bacary Sagna transferi sonrasında savunma yönü çok daha kuvvetli, pozisyon bilgisi de Auxerre'de aldığı altyapı eğitimiyle daha iyi olan Sagna'nın sol tarafı dengeleyen oyuncu olma gerçeğini Eboue'nin önüne getirdi ve Sagna'nın sağ beki almasıyla Eboue'ye takım içinde farklı pozisyonlar göründü.. Burada hemen az önceki parantez genişletilip Terim üzerinden birkaç çıkarım yapılabilir.. Stoper olarak takıma katılan Ujfalusi gelmeden Balta/Çağlar ve Sabri'li bir bek rotasyonuna sahip olan Galatasaray'da Terim'in solda geçtiğimiz sezonlarda çok yetersiz görünen Balta ve Çağlar dururken Sabri'nin üzerine transfer istemesi, hocanın geldikten sonra yaptığı en ilginç tercihlerden biri olarak öne çıkıyor.. Sokaktan 100 adam çevirseniz 90+'sının sol bek transferini düşüneceği ortamda Fatih Terim, beklenmeyeni yaparak hocaların bazen ne kadar farklı düşünebileceğini bir kez daha gösterdi.. Balta ilk 11 çıkarken Sabri mi kesilir demeden bunu anlamlandırmaya çalışmak hem hocaların, hem de tribünlerin selameti yönünden mantıklı olan.. Terim'in kafasındaki düzen muhtemelen UEFA serüveninde sağ bekteki savunma dengeliyicisi olan Capone rolünün Balta ve Çağlar tarafından rahatlıkla gerçekleştirilebileceği üzerinden şekilleniyor ve Sabri'nin enerjisini farklı bölgelerde değerlendirmeyi düşünen Terim, sağ bekte hücumcu bir oyuncuyla (Hakan Ünsal etkisi?) günün major takımlarının gerçekleştirdiği savunma dengesini kafasında oturtmaya çalışıyor olabilir..

Bu parantezi Wenger'in Eboue transferinde söyledikleri üzerinden Terim odaklı genişletelim.. 2005'te Wenger'in orta saha ve sağ bekte oynayan bir stoper transfer ediyoruz açıklamasından sonra 2011 yılında Terim, tandemde, orta sahada ve sağ açıkta forma giyebilen bir sağ bek alıyoruz dedi.. Emmanuel Eboue kesinlikle bir sağ bekten çok ötesi ama bu cümleyi kurarken abartılardan uzak kalmakta fayda var.. Terim'in Eboue'yi düşüneceği ilk pozisyonu oyuncu sahaya Galatasaray formasıyla çıkmadan bilmek imkansız.. Eboue, Arsenal'de 4-3-3'ün sağ kenarında sol açık dengeliyici olarak çok iyi maçlar çıkardı.. Merkezde forma giydi, sol açık oynadığı maçlar oldu.. Hatta bir maç içinde Toure'yle stoper-sağ bek değişimini bile yaptı.. Bu, oyuncunun çok yönlülüğünün takıma yaptığı büyük katkı.. 2005 öncesinde Eboue stoperdi ama son 6 yıllık süreç çok şeyi değiştirdi ve şu anda o iyi bir sağ bek.. Çok fazlası değil, ama toplamı iyi bir transferin gerçekten çok ötesi..

Galatasaray'da stoperde denenme ihtimali mevcut.. Boy büyük dezavantaj ama Ujfalusi'nin sağ bekteki performansının sürekliliği önemli ve her ne kadar merkez uzunluğu da önemli olsa da sağ bekten de takımın boy ortalamasını özellikle duran toplarda artırmak çok zor değil.. Servet - Ujfalusi'nin muhtemel dengesizlikleri uzun vadede hem çabuk, hem de ayağı çok yumuşak olan Eboue'nin tandeme hız kazandırma ve geriden oyun kurma etiketleriyle katkı yapabileceği anlamına gelebilir.. Arda'nın gidişi sonrasında Eboue'nin kadroda olması yine kenar rotasyonu an itibarıyla daralan takım için önemli kazanç ve şu anda Selçuk ve Melo dışında çok bariz bir merkez oyuncusu olmayan takımda yine bu bölgede görev alabilir.. Bu anlamda ortaya koyduğu pozisyon portföyü Galatasaray için ideal ve muhtemelen Terim'i de heveslendiren bu.. Ama Eboue'yi transfer ediyorsanız, Premier League'de kendisini ifade etmesine en çok yardımcı olan sağ beki ön sıraya almanız transferden istediğiniz verim ölçüsünde sizin için en hayırlısı olabilir..


Eboue muhtemelen bir Cafu değil ki furyalar ülkesinde muazzam bir hücum beklentisi olacaktır.. Ujfalusi'nin son iki maçta yaptığı hücum katkısını düzenli bir şekilde yapması bile çok mümkün değil Eboue'nin.. Hücuma çıkmayı çok seviyor, belirli bir düzeyin üzerinde hızlı ve teknik.. Ama toplamı çok çok büyük bir kalite değil.. Eboue, hiçbir şeyi mükemmel yapamayan, ama her şeyi belirli bir seviyenin üzerinde yapabilen oyuncu tipinin bazı yetenekleri keskinleştirmeye çalışan temsilcilerinden.. Bu kadar fazla pozisyonda sırıtmadan oynamasını sağlayan da zaten bu.. Bu anlamda gelince müthiş işleyen bir sağ bek beklentisi taraftar için çok hayırlı olmayabilir.. Çıkmayı sevdiği için yerini kaybetmesi oldukça ünlü ve Sabri sendromunu bu anlamda taraftara yaşatmaya devam edecektir.. Tamamen skoru düşünerek bekten yaptığı ceza sahası koşuları bazen 4-3-3 açıklarını imrendirecek seviyeye ulaşabiliyor.. Bunun yanında ortaları çok başarılı değil (zaten olması da gerekmiyor) ve bunları denemekten imtina eden bir oyuncu da değil.. Bu anlamda güzel adam Sabri'nin güzel bir kopyası..

Pozisyon portföyünün genişliği, birçok şeyi vasatın üstünde yerine getirebilmesi, Galatasaray'ın elindeki sol bekleri tamamlıyor olması ve eldeki pozisyon boşluklarını dolduracak özelliklere sahip olması onu iyi bir oyuncudan çok daha ötesi yapmıyor.. Bunu yapan muazzam kişiliği ve soyunma odasını zaman zaman tımarhaneye çevirebilen eşsiz espri anlayışı.. 2010 Dünya Kupası'ndaki şu sahneyle normal bir insanı sandalyeden düşürebilen Eboue, bugüne kadar oynadığı her takımda, hemen hemen bütün takım arkadaşlarından muazzam övgüler almış bir isim.. Arsenal'in soyunma odasına yaptığı katkılar hem Wenger, hem de arkadaşları tarafından defalarca takdir edildi.. 1 sezon boyunca Highbury'nin, sonrasında ise Ashburton Grove'un sevgilisi olmasında iyi ve mütevazı kişiliğiyle birlikte bu eğlenceli yapısı en ön planda olan özelliğiydi.. Özellikle Türkiye'de sorunlu Türk futbolcu yapısı itibarıyla yabancı transferi yaparken kişilik özelliğini ön plana almak ziyadesiyle önemli ve Eboue transferi bu anlamda çok sıkıntılı bir süreç geçiren Galatasaray soyunma odasına büyük etki yapabilir.. Transferin gerçekleşmesinde oyuncu özelliklerinden çok benim için sevindirici olan taraf oyuncunun kendine has espri anlayışı.. Bunun muhtemel yeni kaptan Sabri'yle birleşmesi Florya'nın büyük bombalara gebe olabileceği gerçeğini öne getirir ki bundan rahatsızlık duyacak birinin olacağını sanmıyorum.. Galatasaray, yaklaşık 3.5 milyon pound'a oluşabilecek bütün pozisyon gediklerinde kullanabileceği bir sigortaya, TSL için güçlü, teknik ve hücumcu bir sağ beke ve huzur artırıcı bir soyunma odası bombasına kavuşuyor.. Bu devirde bunun için 15 milyon da harcanabileceği göz önünde tutulursa Eboue transferi kağıt üzerinde muazzam.. Ama saha içindeki ve Florya'daki yansımalarını görmek için Terim'in düşüncelerinin berraklaşmasına, yani biraz daha zamana ihtiyacımız var..

Emmanuel Eboue hoş gelmiş..

"Bunu nasıl açıklayacağımı bilemiyorum. Emmanuel... Bugüne kadar birçok çılgın oyuncuyla aynı takımda oynadım. Metz'de, Monaco'da ve şimdi de Arsenal'de. Ama Eboue kadar çılgını? Hayır, hayatımda böylesini daha önce hiç görmemiştim. Bunu açıklayamam ama o gerçekten deli. Onu dışarda görsen ciddi, karizmatik biri olduğunu düşünürsün. Hemen hemen hiç konuşmaz. Ama bu tamamen onun maskesi. O gerçek bir deli."

Emmanuel Adebayor


16 YORUM:

mustafa dedi ki...

http://www.youtube.com/watch?v=6krffvQ4gbU
Arshavin'in Eboue hakkında soyledikleri çok komik :)

silent lucidity dedi ki...

son aylarda okuduğum en doyurucu transfer yazısı,tek kelimeyle mükemmel olmuş.

Celal Abbas dedi ki...

çok güzel bir yazı olmuş. ellerinize sağlık.

nuri dedi ki...

Her zamanki gibi mukemmel. Tesekkurler.

ERKUT dedi ki...

Eboue transferi için bu yazıyı okumak yeterli, bundan sonrası yavan ve tatsız gelecek. Çok doyurucu bir yazı. Eline sağlık.

Adsız dedi ki...

muhteşem olmuş elinize sağlık.

Mustafa Budak dedi ki...

emrecim yazı süper olmuş. Ellerine sağlık

Rıdvan dedi ki...

Beşiktaş'ta İbrahim Üzülmez, Fener'de Ümit Özat, Galatasaray'da Sabri ne ise Arsenal için de Eboue odur. Sabri'nin siyahı geldi.

halilus dedi ki...

bravoo...

Adsız dedi ki...

Spor yazarligindan para kazandigini umuyorum... Eger futbolla sadece hobi duzeyinde ilgileniyorsan bu isi meslek edinenlere yuh olsun! Cunku eger amator biri boyle bir yazi kaleme alabiliyorsa, yorumcu, gazeteci gecinenler bizi fena kazikliyorlar demektir ;-) Emegine, zamanina ve paylastigin tesekkur ederim.

antropoit dedi ki...

Klavyene saglik, bu transfer doneminin en iyi yazisiydi benim icin.

Parma Maniac dedi ki...

Güzel sözler için teşekkürler..

Adsız dedi ki...

benim için önemli şeylerden biti de uzun uzadıya hikaye tadında olayı an ve an yaşayarak ögrenmek değil! En kısa en net ve yalın şekilde bilgiyi almaktır.

Bu pencereden bakıncada yazınız çok uzun olmuş özet beklerim.

onur dedi ki...

Açık söyleyeyim yorumları okuyana kadar Bülent Ağabey'i (Aceto)okuduğumu sanıyordum :)

Süper yazı olmuş, eline sağlık...

maria lopez garcia dedi ki...

çok ama çok güzel bir inceleme hem edebi hem sportif yönden. tebrik etmeden duramadım.

Pulp dedi ki...

Hasret kaldığımız yazılarına devam ettiğini görmek mutluluk verici.. Oldukça uzun zamandır takip ettiğim yazılarını uzun seneler boyunca daha okuyabilmek, hatta harika analizlerinle seni o saçma sapan adamların yerine ekranlarda görebilmek dileğiyle..örmek mutluluk verici.. Oldukça uzun zamandır takip ettiğim yazılarını uzun seneler boyunca daha okuyabilmek, hatta harika analizlerinle seni o saçma sapan adamların yerine ekranlarda görebilmek dileğiyle..

Blogger tarafından desteklenmektedir.