9 May 2010

Civil War


Daha önce birkaç kez yazdım ama Hoz Comics her seferinde yeniden şaşırtmaya devam ediyor.. İlk 3 cilt en az Marvel'ın kendi TPB'leri kadar kaliteliydi ama 4. Spider-Man cildi The War at Home ve özel çıkan, normal Spidey ciltlerinden çok daha kalın olan Civil War'un kalitesi bu işin Türkiye'deki doruk noktası.. Son kaliteli Spider-Man crossover'ını kaçırmamak gerek.. Mükemmel edisyonun çizgi romanlardaki karşılığını bu topraklarda görmek insanı acayip sevindiriyor..

Bucaspor TSL'de


Daha önce Bucaspor serüveniyle ilgili birkaç post atmış, bu güzel takımı Bank Asya 1. Lig'e çıktıktan sonra renkli stadında seyretmenin sözünü vermiştim.. Ne var ki elde olmayan nedenlerden dolayı sözümüzü yerine getiremedik.. İzmir'ime 3 yıldır uğramıyorken şehrimin tribün serüvenlerinde başrol oynayan Buca'mızı ziyaret etmek mümkün olmuyor tabii.. Bank Asya'ya çıkış arefesinde Ozan İpek'i kaybeden ama bundan fazla etkilenmeyen, sezona yeni transferlerle bomba gibi giriş yapan, takımı buraya getiren Kemal Kılıç'ın ayrılmasıyla o başlangıcın biteceğini düşündüren ama uzun süre güvenemediğim Özcan Kızıltan'ın taşları fazla yerinden oynatmadan takıma önderlik etmesiyle son 1 ayda önemli bir bocalama dönemi geçirilse de bugünkü Kayseri Erciyes galibiyetiyle TSL'ye merhaba diyen Bucaspor şehrin gururu oldu.. Yaklaşık 15 ay önce 2. Lig'de yer alan bu takım üst üste iki sene lig atlayarak ülkenin en büyük ligine gelmeyi başardı ki Türkiye ortamında bu apayrı bir başarı öyküsüdür.. Bucaspor her ne kadar ülke piyasasında ilk mahsulu Hasan Salih Kabze'yle adından söz ettirse de bu işin temeli en az 10 senelik bir geçmişe dayanıyor.. Ben orta okulda Yeşilyurt ve Hatay'dan dolmuşa atlayıp 1000 kişilik Buca Olimpiyat Stadı'na maç izlemeye giderken, bu takımın daha üst liglere çıkma şansı varken maddi imkansızlıklar nedeniyle işe yeteri kadar asılmadığı ve bilerek fırsatları teptiği dedikodusu yayılırdı Buca sokaklarında.. Ama o günlerin üzerinden çok uzun zaman geçti.. Yıllardır İzmir TSL'de temsil edilmiyorken, 4 büyüklerden sonra bu ülkenin en efsane takımlarından biri olan Altay'ın, en klas rekabetlerinden Karşıyaka ve Göztepe'nin yokluğunda İzmir'in bayrağını en önde Bucaspor taşıyacak.. Naif insanların semtine yakışan bir güzellik bu.. Seneye bol bol Bucaspor yazmak icap edecek bize de.. Buca'da yaşadığım günleri hiç hatırlamıyorken, bambaşka bir yerde otururken küçük yaşımda içimde filizlenip beni uzun yolculuklar sonrasında stadına götüren Bucaspor sevgisine 15 yıl önce mazhar olmuş biri olarak son 4 maçtaki korkumu ve bu geceki galibiyet sonrasında sevincimi tarif etmem imkansız.. Tek üzüntüm 2 senelik bu müthiş serüvene canlı gözlerle tanıklık edememek, seneye Süper Lig'deki maçları yerinde izleyememek olacak..


Play-off'tan Altay ya da Karşıyaka'yı da bir İzmirli olarak bekliyorum.. İlk senesinde yalnızlık hissetmesin Fırtınalar..

Fırtına Buca
Bucaspor Bank Asya 1.Ligi'nde
Yeni Bucaspor
Bucaspor 4-0 Kocaelispor
Galatasaray 2-1 Bucaspor

8 May 2010

,

Galatasaray 1-2 Antalyaspor


Eğer Türk Telekom Arena gelecek senenin başına yetişiyor olsa Galatasaray, Ali Sami Yen'e böyle bir kepazelikle veda etme durumunda kalabilirdi.. 2 hafta önce Bursaspor'a karşı sistem olarak değil ama iştah yönünden yüksek dozda bir maç oynayan Galatasaray'ın iki hafta sonra taraftara vedayı bu şekilde yapması da ilginçtir, yönetimin ne kadar boş işlerle uğraşmaya başladığının sezon sonu kanıtı olarak en azından benim kayıtlarıma geçmiştir..

Rijkaard'ın bir süredir gelecek sezon için de istediği ama Haldun Üstünel'in üstüne vazifeymiş gibi daha sezon bitmeden bonservisini almayacağız geyiğini yaptığı Gio'ya attığı kesik ilginç başka konulardan biri.. Gelir gelmez ayağının tozuyla 11'e yerleşen, en kepaze zamanlarında bile düzenli oynayan adam son zamanlarda arazi.. Teknik kadro ve yönetim oturmuşlar, devam etmeme kararı almış olabilirler mi? Elbette.. Ama Jo'nun bile ilk fırsatta 11'e yerleştiği takımda ondan çok daha verimli ve de istekli Gio'nun yediği kesiğin açıklaması nedir bilmiyorum.. Burna gelen kokular pek hoş değil.. Benzer şekilde bu maçta Baros'un yokluğunda kuyruğunda teneke bağlayarak göndereceğimiz Jo'nun değil, altyapıda forma giymeye en uygun genç forvetin sahaya çıkmasını beklerdim ben ama Rijkaard benim beklentilerimi karşılamak için durmuyor tabii orada.. Yukarıdaki konuyla bağlantılı başka bir ayarlama çalışması da olabilir bu..

Seneye bu takımda çok büyük değişiklikler olacak.. O manada maçla ilgili yine yazacak hiçbir şey yok.. Yabancıların en az yarısı değişecek, giden Türklerin yerine yenisi eklenecek.. Ortaya çıkan durum yine Rijkaard'ın ilk senesinin başarısızlığın da ötesinde hazırlık senesinin bile yanından geçemeyişinin hayal kırıklığı, gelecek sezona dair bir başka umutsuzluk.. Taraftarın birkaç hafta önce ortaya çıkardığı profil sonrasında ne yapsanız olmama ihtimali de bu kulüp içindeki olasılıklardan biridir artık.. Geçen sene Morgan De Sanctis'e düzenli sallayıp bu sene bıraktıkları yerden Leo Franco'yla devam eden topluluk seneye Aykut Erçetin'le mutlu günlere yelken açarlar elbet.. Geçen sene saydırılan De Sanctis bu sene Serie A'nın en iyi kalecilerinden biri ama salla gitsin.. Bir tane maç kurtarmadı ki burada.. Geldiği gün vasat ve gereksiz bir transfer dediğim Leo Franco'da da durum farklı olmadı tabii.. Matah mıydı? Değildi ama bu kadar itin mabadına sokulması ancak Türkiye'de olur.. Kaleciliğin önündeki tandem ve hatta defans dörtlüsüyle bir bütün olduğunu, De Sanctis'in geçtiğimiz sene önünde 10 farklı isimle abuk bir sezon geçirdiğini, benzerini bu sene Leo Franco'nun da yaşadığını göz önünde tutmasın taraftar.. Yeterli performansı gösteremeyen her yabancı kalecide "aman yahu yabancı hakkını kaleye harcamanın gereği ne ki?" klişesini bir kez daha soksun hayatımıza.. Gelecek sene Türklerle ne olduğunu da göreceğiz.. Belki o zaman o kadar da kötü kaleci değillermiş bu adamlar deme fırsatına sahip oluruz..

Antalyaspor da nasıl bir belaymış anlamadım gitti..

7 May 2010

Sınır


"Dünya futbol tarihinde ilk kez bir takım şampiyonluğunu anlatamadı. Ben de kendimi anlatmayı sevmediğim için bir şey demedim. Şampiyonlukla ilgili olarak röportaj verilmemesi konusunda tüm takıma çekilen ortak mesaj var. "GS yönetim kurulunun kararıyla röportaj yapması yasaktır" mesajı hala bende duruyor. İsteyene gösteririm."

Benim için Türk Futbol Tarihi Hakan Şükür'le başlar, onun futbolu bırakışıyla sekteye uğrar.. Hakan Şükür'ün 27-28 yaşına gelişiyle birlikte 5-6 sene sonra o da futbolu bırakacak diye kendimi büyük üzüntülerin içinde bulduğum sayısız zaman olmuştur, onun iki defa takımdan ayrılışı müthiş can sıkıcı geçmiştir benim için.. Futbola gözünü açtığı gün takımında Hakan Şükür'ü gören kendi jenerasyonumun izlemediği Metin Oktay'ın peşinden gidip o adam çok başkaydı be cümlelerini hiçbir zaman anlayamamış biri olarak şu anda düşüncem Hakan Şükür'ün benim için Türk Futbolu'nun ve Galatasaray'ın zirvesi olduğudur.. Türk Futbolu için başka birinin çıkma hakkı saklıdır ama benim Galatasaray'ımda hiç kimse Hakan Şükür'ün üstüne çıkamayacak, benim için daima bu takımda gördüğüm en büyük oyuncu olarak yer alacak.. 30 sene öncesinden büyük Galatasaraylılar örneğini verecek farklı jenerasyondan Galatasaraylılar illa ki vardır, doğal haklarıdır.. Ama benim Galatasaray'ımın, benim bu takıma bu kadar bağlanmamın temelindeki en büyük güçlerden biridir Hakan Şükür.. Daha iyisinin gelmeyeceğini bilmek kötü bir şey midir, yoksa bir lütuf mudur o konuda şu anda bilgim yok, yaşayarak göreceğiz.. Ama bugüne kadar tek kötü laf söylemediğim adama, bu takımdayken medyaya her seferinde malzeme vermesine rağmen savunduğum krala artık yapacak savunma bulamıyorum.. Haftada en az bir kere, oynamadığın bir takıma bu kadar eleştiri neyin nesidir artık? Kendini tekrar etmekten sıkılmıyor mu bu adamlar, bu motivasyonu nasıl sağlıyorlar anlamakta güçlük çekiyorum..

Tırnaktaki cümleye geleyim.. Galatasaray Yönetimi böyle bir karar almıştır zamanında, olabilir.. Ama bunu yıllarca muhafaza edip 2010'un Mayıs'ında telefonumda saklıyorum, isterseniz gösterebilirim cümlesini sarf etmek nasıl bir küçük hesaptır, benim bir numaralı Galatasaray kahramanımın ağzından nasıl dökülebilir? Hakan Şükür'ün bendeki kredisi sonsuz.. Yarın çıkıp takıma küfretse gönlümden çıkarıp atamam, benim için en büyük olmaya devam eder.. Ama artık öyle cılkını çıkardılar ki sağ sütundan söküp atmama az kaldı.. 3 yıl önceki gayet doğal bir mesajı saklıyorum, isterseniz gösterebilirim diyen adamın şu anda kulübün başarısını istediğini düşünmem mümkün değil.. Eğer tersi varsa da o tahttan asla inmeyecek olsa bile altındaki zeminin kayganlaştığını görmek benim için bile çok zor.. Çok mu zordu ağzını kapatmak, 15-20 yıl sonra bu adamlar görevde değilken belki bir kitap, belki başka bir röportajla yaşadıklarını anlatmak? Öyle bir serzenişe hiçbir şey diyemezsiniz ama düşene vurmak için mal bulmuş mağribi gibi beklemenin kahramanınızdan geldiğini görmenin verdiği acı çok fazla..

En büyüksün, ama artık eskisi kadar da büyük değilsin..

6 May 2010

Büyük Kaptan?


Ezeli rakibini küçük düşürmenin hiçbir faydası yok futbolda.. Anlık zevk verir belki, o gece rahat ve mutlu uyursun ama uzun vadede kazanacağın hiçbir şey yoktur.. Hele ki camianın içinden bir şahıs, o takımın en önemli oyuncusu konumundaysan.. Totti'de de farklı işlemedi kural.. Lazio'yu kendi seyircisi önünde yendikten sonra rakibine Serie B yolunu gösteren adam 2 hafta sonra içinden o takım Inter'den puan koparsın diye dua ediyordu muhtemelen.. Ama taraftar cezayı kesti bu aptalca girişime.. Önce idmanı basıp futbolcularına gözdağı verdi, sonra ortaya enerji yoksunu bir Lazio çıktı ve Inter gollerinde ortaya çıkan sevinç gösterileri geldi.. Lazio taraftarının içinde bulunduğu ortam son derece doğal bir duygunun dışavurumuydu, en ufak bir eleştiri konusu da değildi gözümde.. Inter maçından sonra ırkçılığından girip, geçmiş yanlışlarından çıkmak ise fazlasıyla beyhudeydi, zira taraftar olmayı bilen herkesin anlayabileceği bir futbol hadisesiydi söz konusu olan.. Ben sadece kendi takımımın galibiyetine sevinirim diyenleri ise en çok bizim ülkede görürsünüz, kendilerine taraftarlık deneyimlerinde başarılar dileyip zerre anlamamaktan başka bir şey gelmez benim elimden..

O Totti bugün, belki aldığı ayarın, belki şampiyonluğu kendi sahasında kaybetmenin sınırına gelmenin üzerine kupayı vermenin siniriyle en az kendisi kadar itici Balotelli'ye tekmenin kralını attı.. O tekme taraf olma refleksiyle bile açıklanabilecek, mazur görülebilecek bir hareket değil.. 2 yıl önce Roma'nın kralı, bırak İtalya'yı dünyada futbolla ilgilenen her insanın saygı duyduğu büyük kaptanlardan biriydi.. Sadece 2 hafta içinde hem ayarsız, hem de haysiyetsiz aksiyonların imparatorluğuna yükseldi.. Biz kendisini İtalya Ümit Milli'yken yaptığı çıkış ve sonrasında gösterdiği komple yaratıcı haliyle sevmiş, Del Piero'dan sonra post Baggio dönemine dair yeni bir nefer daha bulduğumuz için sevinmiştik.. 34 yaşında düştüğü duruma ise sadece üzüntu duyabiliyoruz..

Bir an önce iflah olması dileğiyle..

hit counter
Blogger tarafından desteklenmektedir.