15 Nis 2011

World Snooker Championship 2011 - Başlıyor


Neil Robertson (Aus) v Judd Trump (Eng) (1)

Marco Fu (HK) v Martin Gould (Eng) (2)

Graeme Dott (Sco) v Mark King (Eng) (3)

Ali Carter (Eng)
v Dave Harold (Eng) (4)

Ding Junhui (Chn)
v Jamie Burnett (Eng) (5)

Peter Ebdon (Eng) v Stuart Bingham (NI) (6)

Stephen Hendry (Sco)
v Joe Perry (Eng) (7)

Mark Selby (Eng) v Jimmy Robertson (Eng) (8)

Mark Williams (Wal) v Ryan Day (Wal) (9)

Jamie Cope (Eng)
v Andrew Pagett (Wal) (10)

Mark Allen (NI) v Matthew Stevens (Wal) (11)

Stephen Maguire (Sco)
v Barry Hawkins (Eng) (12)

Shaun Murphy (Eng)
v Marcus Campbell (Sco) (13)

Ronnie O'Sullivan (Eng) v Dominic Dale (Wal) (14)

Ricky Walden (Eng)
v Rory McLeod (Eng) (15)

John Higgins (Sco) v Stephen Lee (Eng) (16)

Blog yine neredeyse 1 aydır kapalı ve ben ne zaman dönüyorum desem farklı bir talihsizlik gelip engelliyor.. Bu sefer hırsızdan nasibimizi aldık, ama Dünya Şampiyonası öncesi yeni bir gazla yeni bir başlangıç peşindeyim.. Bir önceki post da Dünya Şampiyonası üzerineydi ama fazla ayrıntıya girmemiştim.. Şimdi blogun klasiği olan "bold" favorilerle tekrar eskiye dönüş yapıyorum.. Dünya Şampiyonası süresince snooker ağırlıklı olarak tekrar alışma dönemiyle birlikte, başlayan NBA sezonu ve bu sezon benim için gazı çok erken kaçan futbol sezonuyla birlikte blogu tekrar canlandırmak istiyorum..

İlk turun en önemli maçı Neil Robertson ve Judd Trump arasında oynanıyor ve mücadele turnuvanın açılış maçı olacak.. Yarın Eurosport'ta TSİ öğlen 12.00'de yayınlanacak olan maç son sıralama turnuvası şampiyonuyla son dünya şampiyonunu karşı karşıya getiriyor.. Judd Trump maç öncesi çok temkinli ve Crucible'daki turnuva öncesinde bu sezondaki en büyük hedefini gerçekleştirdiğini dile getirip bu maçın onun için çok da önemli olmadığı mesajını vermeye çalışıyor ki bunda doğruluk payı olsa da üzerindeki baskıyı azaltmak için seçtiği bir yol olduğunu düşünüyorum.. Neil Robertson, daha Judd Trump Çin Açık'ı kazanmadan önce kuradan sonra Trump'tan çok çekindiğini söylemişti ve bunu her yerde tekrar ediyor.. Onun için geçen sezon harika tamamlanmış ve bu sezon da özellikle World Open'la çok güzel başlamıştı ama sonrasında devamnı getiremedi ve Dünya Şampiyonası'na en büyük favorilerden biri olarak gelmiyor Neil.. Bu da onun için avantaj.. Onun eğer turu geçerse geçen seneki 2. tur maçının rövanşını Martin Gould'la yapacağını daha önce yazmıştım, sırf o epik maçın tekrarı olsun diye Neil'in kazanmasını isteyecek durumdayım..

Ronnie'nin bir Dünya Şampiyonası öncesi daha kıçı başı ayrı oynuyor.. WPBSA'e göre Roket geçtiğimiz hafta turnuvadan çekildiğini açıklayıp bir gün sonra geri vites yapmış.. Tam laflar hazırlamıştık ki özellikle dün çıkan birkaç zayıf çekilme kararı sonrasında bugün Ronnie'nin turnuvada oynayacağı kesinleşti.. İlk turda Dominic Dale'i parçalayıp ikinci turda Shaun Murphy karşısında sıkılıp turnuvadan elenmesini bekliyorum..

Alt ana tablo felaket.. Mark Williams, Stephen Maguire, Ronnie O'Sullivan, Shaun Murphy ve John Higgins.. Higgins, eğer son dönemde bir kıpırdanma içinde olan Stephen Lee karşısında zorlanmazsa çeyrek final yolu çok rahat.. Kasım başında snooker'a geri döndükten sonra sadece iki resmi maç kaybetti (Masters ilk turu dahil değil).. Ve bunu çok üst düzey snooker oynamadan yaptı.. Bu turnuvada da alt ana tablodaki en büyük final favorim.. Mark Williams'ın uzun maçlarda çok rahat olacağını düşünmüyorum, o yüzden buraya gelirken gösterdiği form çok önemli değil.. Ama oyunu tutturması durumunda onun da çeyrek, hatta yarı final yolu açık ki buraları görürse motivasyonla nerelere kadar gider bilmiyorum.. Shaun Murphy, dünya şampiyonalarında iyi performans gösteriyor.. 2005'teki sürpriz şampiyonluklarından sonra Crucible'da sadece bir kez çeyrek final göremedi ki bu istikrar önemlidir.. Ronnie karşısında onu favori kılacak olan da biraz bu.. Stephen Maguire ise yaşadığı talihsizliklerden çok etkilendi ve ne yapacağı en kestirilemeyen oyunculardan biri.. Ama çeyreğin ötesini görmesi benim için büyük sürpriz olur..

Üst ana tabloda Neil'ın yolu kilit.. Mark Selby, Ding Junhui ve bir Crucible oyuncusu olan Graeme Dott bu bölgenin final favorileri.. Burdaki en büyük favorim Mark Selby.. Ding'in yine nefes sorunu uzun turnuvada en büyük sıkıntı.. Bu kadar uzun maçları ve 3 haftayı kaldırabilecek kondüsyona hala sahip değil gibi.. Alt ana tabloya baktıktan sonra burası çok daha düşük profilli görünüyor ama oluşabilecek eşleşmeler buradaki seyir keyfi olan maç sayısını alt tarafa göre artırabilir.. Ali Carter, Graeme Dott, Martin Gould ve Stephen Hendry bunu sağlayacak olan oyuncular..

Bahis bürolarının en büyük favorisi Higgins, ikinci favori ise çoğu büroya göre Selby.. Benim final tahminim de böyle ama genellikle bahsin en büyük favorileri finale gelemez.. Ronnie O'Sullivan'ın bu kadar leş bir sezon geçirirken bahislerde de ilk üçte yer alması onun büyüklüğüyle alakalı..

World Snooker Championship 2011 yarın 12.00'de başlıyor.. 17 gün boyunca Eurosport ve Eurosport 2 kanallarında yayınlanacak olan turnuvada özellikle ilk hafta neredeyse her gün, günde 18 saat yayınla ülkenin snooker şokuna girmesini bekliyoruz.. Yarın 12.00'de açılış maçıyla mikrofondayım ve bu bağlamda ben de çok heyecanlıyım.. Umuyorum güzel bir turnuva olur ve sezonu oyuna yakışır bir şekilde kapatabiliriz.. Bütün snookerseverleri ekran başına bekliyoruz..

21 Mar 2011

World Snooker Championship 2011


Neil Robertson v Judd Trump

Marco Fu v Martin Gould

Graeme Dott v Mark King

Ali Carter v Dave Harold

Ding Junhui v Jamie Burnett

Peter Ebdon v Stuart Bingham

Stephen Hendry v Joe Perry

Mark Selby v Jimmy Robertson

Mark Williams v Ryan Day

Jamie Cope v Andrew Pagett

Mark Allen v Matthew Stevens

Stephen Maguire v Barry Hawkins

Shaun Murphy v Marcus Campbell

Ronnie O'Sullivan v Dominic Dale

Ricky Walden v Rory McLoed

John Higgins v Stephen Lee

Dün PTC Grand Final bitti ve Shaun Murphy uzun bir süre sonra bir sıralama turnuvası daha kazandı.. Bu turnuvayla birlikte Roket'ten sonraki adamım haline gelen Martin Gould finalde desteklediğim adamdı ama Dublin'de yarı final ve finalin aynı gün oynanması ve ilk yarı finalde Shaun Murphy rahat kazandıktan sonra Martin Gould - Mark Selby maçının çok uzaması ve final maçından 2 saat öncesine kadar sürmesi finaldeki 4-0'lık skorda mutlaka etkili olmuştur.. Olmuştur diyorum zira Indian Wells kadınlar finali nedeniyle maçın önemli bölümünü izleme fırsatı bulamadık.. Martin Gould'un Mark Selby gibi çok sert bir rakip karşısında çok yıpranması ve onun için aslında nihai hedef olan ilk finale ulaşması da final maçı öncesinde sevinçle birlikte motivasyonunu mutlaka düşürmüştür.. Gerçek şu, Martin Gould gerek kişiliği, gerek tarzı, gerekse yeteneğiyle snooker'ın çok geç kazandığı madenlerden biri.. Dün Selby karşısında bir ara bulabildiği her uzun potu denedi ve oyuna büyük heyecan getirdi.. Bu nedenle belki maçı kaybedecekti ama sonuçta bu oyunun en iyi ve en stabil snooker'larından birini oynayan Selby'yi geriden gelerek mağlup etti ve kariyerinin ilk yarı finalinde kariyerinin en yüksek noktasına çıktı..

World Snooker Championship 2011'in kuraları çekildi ve ilk tur belli oldu.. İlk 16'nın yeri belliydi ve onların ikinci turdaki muhtemel eşleşmeleri de kura öncesinde ortadaydı ama elemelerden gelenlerin hangi büyüğe düştüğü kurayla birlikte ortaya çıktı.. İlk göze çarpan az önceki paragrafın öznesi Martin Gould'un ilk turu geçmesi durumunda (ki yüksek bir ihtimal) ikinci turda son dünya şampiyonuyla eşleşmesi.. Bu aynı zamanda 2010 Dünya Şampiyonası 2. turunun rövanşı olacak ki o Neil - Gould maçı geçtiğimiz sezonun ve bu sezonun kaderini değiştirdi.. Gould'un 11-5 öne geçtiği maçta 13-12 mağlup olması sonrasında Neil'in Crucible'da şampiyonluğa gidişi 2011'in ikinci turundaki bu muhtemel eşleşmeyi çok farklı bir noktaya taşıyacak.. Martin Gould, Neil Robertson karşısındaki o kaybının kendisini güçlendirdiğini söylüyor ki ben bundan emin değilim.. Bu sezon daha büyük başarılara imza attı ama zaten o yeteneğe sahip bir oyuncu.. O maçın DVD'sinde son seansı izleyemiyor ve turnuva sonrasında DVD'yi parçalayıp atacağım diyen bir oyuncunun bu maçı kafasından çıkararak kendisini yükselttiği iddiası fazla naif ve aynı zamanda optimist bir düşünce.. Ama umuyorum eşleşirler ve umuyorum o maçı büyük bir zevkle izleme fırsatı buluruz..

Bu maç dışında eşleşmelerin en ilginç yanı Ronnie O'Sullivan'ın ikinci tura kalması durumunda rakibinin PTC şampiyonu Shaun Murphy olacak olması.. En zorlu muhtemel 2. tur eşleşmesi yine Ronnie'nin olacak ve biz buna artık alıştık.. Değerli dostum, ülkenin en büyük snooker gurusu Emre Yazıcıol'un Ronnie O'Sullivan'dan bu turnuvada büyük beklentisi var ama ben bu sezon tam anlamıyla dibe vurmuş Ronnie'den o kadar umutlu olamıyorum.. Ronnie'nin yolu üzerinde Shaun Murphy, John Higgins, Mark Williams ve Neil Robertson var sırasıyla ki böyle uzun bir turnuvada şu anki mental yapısıyla ve az antrenman yapan haliyle Ronnie'nin çeyrek ötesini görmesi bile kolay olmayacak..

World Snooker Championship 2011 16 Nisan'da başlıyor ve 2 Mayıs'a kadar devam edecek..

23 Şub 2011

19 Şub 2011

,

Galatasaray 1-0 Bucaspor


71. dakikada ve Galatasaray henüz golü bulmamışken ekrana yansıyan Gheorghe Hagi görüntüsü Galatasaray'ın, teknik kadronun, oyuncuların ve yönetimin içinde bulunduğu halet-i ruhiyeyi net bir şekilde ortaya koyuyordu.. Hagi'nin maçtan 3 puan çıkmama ihtimalinin ciddi bir şekilde belirmesi karşısındaki endişesi profilden bile açık bir şekilde ortadayken bunun altında yatan gerçeklerin dün basın toplantısında yaptığı açıklamaların önemli bölümünü etkileyen yönetim güvensizliği üzerinden şekillendiği de açık bir şekilde ortadaydı..

Takımın merkezini geçtiğimiz haftalarda olduğu gibi yine Neill, Culio ve Sabri üçlüsüyle oluşturan Hagi'nin bu konudaki inadını anlamak çok kolay değil.. Lucas Neill, Galatasaray'ın sorunlu orta sahasında büyük fark yaratacak bir tekniğe sahip değil.. Lorik Cana'dan topla daha iyi olması da tek başına bu oyuncuların pozisyonlarının değişmesini sağlayacak bir neden olmamalı.. Neill tekniği bir savunma oyuncusu için oldukça iyi olan fakat orta saha için, bence, asla yeterlilik sınırına ulaşmayacak oyunculardan biri.. Böyle olsa dahi takım içinde bu çaprazlamanın yapılması çok anlamlı durmuyor.. Galatasaray'da Popescu sonrasında yıllarca takımın geriden oyuna top sokma sorunu üzerinde duruldu, bazı başarısızlıklar haddini aşan bir şekilde sadece bu nedene indirgendi.. Eğer orta sahadaki problemlerin Neill'ın savunma önüne çekilmesiyle tolere edileceğini umuyorsa Hagi, bu bir teknik direktör için fazlasıyla optimist bir düşünce.. Orada sınırlı bir iyileşmeye gitmek için tandemin tekniğinden vermekse yine son yılların Galatasaray'ını düşününce çok mantıklı durmuyor.. Geçtiğimiz yıldan beri blogda birkaç defa geçmiştir, Servet - Neill ikilisi şampiyonluk isteyen bir takım için çok ideal değil, keza Neill da tek başına Servet'in dezavantajlarını karşılabileyecek bir stoper değil.. Neill yanına bu takıma çok kaliteli bir stoper gerekiyordu, Rijkaard'ın son döneminde Servet bu düşünceyi güçlendirecek birçok maç geçirmişti ama Hagi takımın başına gelir gelmez böyle bir tasarrufta bulunmadı ve Servet''e güvendi.. Ama yanına oturtmaya çalıştığı Cana'nın takımın arka tarafında yarattığı etki olumlu değil.. Cana'nın tandemde ortalamaya daha yakın bir performans gösterse de Neill'ın önlibero olarak takımda yer alması hücum anlamında takıma hiçbir şey kazandırmıyor.. Rijkaard'ın 3. ayından sonra ortaya çıkan geriden top çıkartamama sorununun rakip takımların önde basmasıyla birlikte takımda iyice bir kangren oluşturması Neill'lı Galatasaray'da da Sarp'lı merkezden daha sağlıklı bir yapı ortaya çıkarmıyor.. 33 yaşına kadar orta sahada hiç yer almamış ve bu pozisyonun fundamentalından çoğunlukla yoksun bir oyuncuyu oraya devşirmek birçok atak başlangıcında saklanan ve inisiyatif alamayan bir Lucas Neill ortaya çıkarıyor ki böyle bir oyuncuya Galatasaray'ın ihtiyacı yok.. Dün ilk 15 dakikada takım bütün oyunu düzenli bir şekilde savunma önüne gelen Sabri Sarıoğlu üzerinden kurmaya çalıştı.. 10. dakika civarında bir pozisyonda Cana ve Neill yer değiştirip naturel pozisyonlarına geçtiler.. İlk 10 dakikada muazzam aksayan takımda sorunları tedavi etme çabası olarak değerlendirdim bu değişikliği ama sonrasında oyuncular eski yerlerine döndüler ve hocanın bu inadı maç sonuna kadar devam etti..

İlk yarıda Bucaspor'un yaptığı disiplinli alan savunması Galatasaray'ı çokça etkisizleştiri.. Ligin en iyi sol beklerinden Landry Mulemo, Colin Kazım'la çok iyi eşleşti ve fazla açılmadan bölgesini çok iyi savundu.. Arkasındaki Çağlar'dan hiç yardım alamayan ve asli pozisyonu nedeniyle çizgiye yabancı olması nedeniyle ilk 45 dakika hiç varlık gösteremeyen Bogdan Stancu, uzun zamandır takımdan uzak olan Baros'u tamamlayamadılar.. Sezon başında Bülent Uygun'la sahaya 4-3-3 şeklinde dizilen ve bu nedenle de ilk 11'deki yerini bir türlü edinemeyen Sercan Kaya ise Samet Aybaba'nın 4-4-2/4-4-1-1 kırması daha efektif olmaya çalışan dizilişinde kendisine forvet tamamlayıcısı olarak rol bulmuş durumda.. Erkan Taşkıran'la birlikte Buca'nın Süper Lig'e çıkmasında çok büyük payı bulunan Sercan'ın takıma monte edilmesi uzun vadede puana ihtiyacı olan Bucaspor için çok faydalı olacak..

Maça geri dönelim, ikinci yarıyla birlikte Hagi takım savunmasını öne çıkardı ve presi artırdı.. Fiyasko bir oyun yapısıyla geçen ilk 45 dakikadan sonra oyuna bir şokla başlamak çok garip değildi ama Bucaspor'un seri kenarları ve yetenekli Sercan'ı için arkada bırakılan boşluklar elbette riskti.. İlk yarıda 2 topu direkten dönen Buca'ya ikinci yarıdaki çok baskılı ilk 10 dakikadan sonra çok net fırsatlar vermeye devam etti takım.. Maç kondüsyonu doğal olarak hiç iyi durumda olmayan Çağlar Birinci'nin ligin en seri kenar oyuncularından biri olan Victor Mendy karşısında düştüğü durumlar elbette anormal değildi ama sezon başından beri kepazeliği diz boyuna getiren Hakan Balta'dansa Çağlar Birinci'de ısrar etmek her türlü evladır.. Hagi'nin Galatasaray'daki ilk döneminde beklerde kullandığı Orhan Ak ve Cihan Haspolatlı ikilisinden sonra Sabri'yi merkeze çekerek sağ bekte Serkan'ı, sol bekte de öncelikli olarak Balta ve Çağlar'ı kullanıp yabancı kontenjanında sorun yokken bile Insua'yı tercih etmemesi Cana - Neill değişikliği gibi anlamsız başka bir inat.. Antep deplasmanında Yekta'yı oyuna alırken Sabri'yi beke yollamadan direkt bir şekilde dışarı alan Hagi, bu maçta aynı hatayı tekrarlamadı ve Yekta'yı oyuna alırken dışarı aldığı oyuncu Serkan oldu ve Sabri beke geçti.. Maç boyu sağ açıkta çok etkisiz bir performans gösteren Colin Kazım'ın bütün aksiyonlarını arkasına Sabri geçtikten sonra yapması büyük bir sürpriz değil.. İlk yarıda çizgiye çakılan Stancu'nun ikinci yarıda çok daha fazla içeri girerek oynaması 45-60 arası gösterilen baskıda büyük etkenlerden biriydi ama arkası çizgiyi kullanan Insua'yla doldurulsa futbolun denge unsurlarından biriyle birlikte takım çok daha etkili bir oyun gösterebilirdi..

Takımın genel becerisi kenarda bekleyen Yekta Kurtuluş'un büyük bir potansiyel kaybı olduğunu gösteriyor ve Hagi'nin değiştirmesi gereken şeylerden biri de bu.. Yekta'lı merkez onun istediği sertliği sahanın üzerinde gösteremez ama çocuğun ayakları o kadar özel ki kenarda beklemesi bu takım ağır kayıp.. Bucaspor eğer Victor Mendy biraz daha becerikli olsa bu maçtan 3 puanı rahatlıka çıkarabilirdi.. Maçın hakkı beraberlikti, Galatasaray yenilse muhtemelen Bucaspor'un özel durumu nedeniyle zerre üzülmezdim.. Fakat Hagi'nin bu galibiyete çok ihtiyacı vardı ve Galatasaray için önemli olan tek şey de şu anda bu.. İnatları devam ettiği sürece Galatasaray'ın onun yerini sağlamlaştıracak bir seri içine girmesi zor ama eğer yalanlarıyla ünlü Adnan Polat'tan ciddi anlamda bir garanti almışsa yapacağı bütün deneylere eyvallah der Galatasaraylılar.. Ben diyorum ama içinde bulunulan durum, yönetimin aymazlıkları ve oyuncu topluluğu umut kırıntılarını sürekli bir şekilde süpürüyor camiada..

11 Şub 2011

CNR Avrasya Boat Show


Yeşilköy'de bugün başlayan ve 20 Şubat'a kadar devam edecek olan CNR Avrasya Boat Show için Club Finans'ın sponsorluğunda küçük bir yarışma olacak blogda.. Soracağımız kolay soruya doğru cevap veren ilk 3 kişi fuarın sonuna kadar istediği zaman katılabileceği çift kişilik davetiye kazanacak.. Davetiyeler girişte kimlik ibrazıyla geçerlilik kazanıyor..

Dediğim gibi soru basit.. Bugün başlayan CNR Avrasya Boat Show'un düzenlenen kaçıncı etkinlik olduğuna yorum bölümüne adı ve soyadıyla cevap veren ilk 3 isim davetiyeleri kazanıyor.. Kazananları akşam saatlerinde post'a edit yaparak açıklayacağım..

Edit: Kazananlar belli oldu, katılım için teşekkür ediyorum.. Davetiyelerin sahipleri: Hilal Sağlam, Burak Çalışkan ve Alican Dikici

hit counter
Blogger tarafından desteklenmektedir.