5 Eki 2009

,

Iker


Hep yazılan golleri, atılan çalımları koyacak değiliz.. Perotti iyi vuramamış pek, ama zaten köşeye bıraksa, ortaya çıkmayacakmış bu kurtarış.. Gelişi, alışı, neden en iyilerden biri (bence en iyi) olduğunun kanıtı.. Bizim aklımıza getireceği pozisyon ise tabii ki belli..

4 Eki 2009

,

Chelsea 2-0 Liverpool


Galatasaray maçının üzerine oturup keyifle izleyip sonrasında bloga aktarma düşüncesi vardı maçla ilgili moral bozulunca ne iştah kalıyor, ne de başka bir şey.. Keyifsiz izlenen maçtan da fazla şey çıkmıyor.. Ancelotti'nin EPL'ye gelir gelmez sağladığı uyum inanılmaz.. Chelsea'yle İtalyanlar arasında dokular uyuşuyor işte.. 4-3-3'ten çift forvetli farklı bir sisteme dönüş de takıma sınıf atlatabiliyor, güzel bir örnek olur Chelsea'den bu konuda.. Kadroları belki de ligin en genişi, en kalitelisi.. Ama şampiyonluk adaylarına göre en yaşlısı da.. Uzun vadede tökezleyecekleri günler de gelecek.. Ona verecekleri reaksiyonu izlemek gerek..

Bugün tipik Ancelotti takımı için bekleyerek, yavaş yavaş yüklenerek oynadılar.. Ancelotti'yi sevmem, ama uzmanıdır bu işin.. Elinde yarmalar topluluğu olunca felsefesini da daha iyi yansıtıyor oyuna.. Didier Drogba gecenin yıldızı.. Akıl almaz bir oyuncu oldu son 2-3 yılda, ki ilk gününe göre aygırlaşan fiziği bu potansiyelin ortaya çıkmasında en büyük etkendir bence.. Fiziksel gelişimin futboldaki faydalarına örnektir bu adam.. Karşı takımın 9 numarası bir başka örneği, bir başka özel kalite.. Bugün etkisiz kaldı.. Benitez için söylenebilecek fazla şey yok.. Müthiş bir turnuva hocası, uzun vadeli liglerin ise sonsuz loser'ı.. Kötü transferler ve yanlış hamlelerle dolu geçmişi.. Göbeğin en önemli oyuncularından biri gittiği halde milyon eurolar döküp uzun süre oynayamayacak birini transfer ediyorsanız, maçlarda göbekte ortaya çıkan sorunlarda ilk eleştiriyi de siz alacaksınız.. Futbolun doğası bu.. Bugün kenarlardan gelemediler, orta saha mücadelesini kaybettiler.. Ortaya çıkan büyük bir Chelsea dominasyonu değildi ama maçı bir şekilde çözdü Chelsea.. Drogba - Anelka ortaklığı böyle devam ederse büyük iş açar rakip defanslara.. Deco'yu değerlendirmek için biraz daha zaman gerek.. Gerrard ve Torres'in oyuna hükmedemeyen performansları benim adıma tatsız akşamın başka bir hayal kırıklığı.. Übermensch'ler de arada durgunlaşıyor ama..

Arsenal, Sam Allardyce'ın Blackburn'üne 62'den tavşan yaptı.. Galatasaray maçından önce ve aralarda 15'er dakikalık periyotlar halinde bakabildim maça.. İlk haftadaki performanslar ve bu maçla birlikte Arsenal yine ligin en heyecan verici, en iyi hücum eden takımı.. Lig için yeterli değil tabii bu, hiçbir zaman olmadı.. Ama tabu adamım Arsene Wenger'e zaman zaman kızsam da çömezlerle ortaya çıkardığı bu futbol her zaman dediğim gibi şampiyonluğa eşdeğer gözümde.. Cesc 1 gol 4 asistle günün, hatta haftanın en önemli oyuncusu EPL'de..

Bucaspor içerde Adanaspor'a 4 atmış.. Gülümsettiler yine.. Bank Asya'da ilk 7 haftanın açık ara en golcü takımı Buca.. Yeni bir takım için kesinlikle övgüye değer.. En iyi orta saha elemanı Ozan İpek'i geçen sene TSL'ye sattıktan sonra daha da önemli.. İzlemeye fırsat bulabilirsem önümüzdeki günlerde bu güzel takım için de bir şeyler söylemek gerek..

,

Ankaragücü 3-0 Galatasaray


Galatasaray'da sezon başından beri sistemi farklılaştıran, işletimini artıran iki oyuncu var.. Supporter'daki yeni Arda ve sağ açıkta takıma kademe atlatan Kader Keita.. Arda'ya zararı veren yoğun maç temposu sonucu oluşan yorgunluk ve Elano'nun takıma girişi sonrası mevkii değişimi.. Keita'nın maçtan bir gün önce oynamayacağını öğrendiğim anda 2 puan kaybını zaten yazmıştım ben defterime ama oyun olarak bu kadar kötüsünü ve 3 farklı mağlubiyetle gelen 0 puanı Eskişehir beraberliği gibi beklemiyordum..

İlk 1 saatten sonra maçı kafamda değerlendirirken aklıma çok şey gelmedi.. Galatasaray'ın hücum adına sezonun tartışmasız en kötü maçıydı.. Bu kadar plansız, programsız bir görüntü sezonun ilk 2 ayında yok.. Son 10 dakikada gelen 3 gol takım savunmasını da çökertti.. Ne Galatasaray'ın yapabildiği özel hamleler, ne de Ankaragücü'nün savunma anlamında özel bir başarısını gördüm bugün.. Solda Murat Duruer, sağda Semavi, ortada da Ceyhun ve Metin ikilisiyle aksiyona girmek için 80 dakika beklemeleri korku yansıması.. Son 1 aydaki düşüşten sonra kanatları tamamen değişmiş Galatasaray'dan iyi futbol beklemedim bugün.. Beklediğimden azını bulmamsa benim sorunum.. Takımın sağ kanadındaki Keita ve Sabri ikilisi Ankara'ya gelmemiş, defansın ortasında geçen seneden beri süren eksiklik daha sezonun başında takıma sirayet etmiş ve sol beki stopere çekmiş, dolayısıyla sol bek 2-3 hafta önce takıma katılan Caner Erkin olmuş, sol açıkta da sezon başının merkez performansçısı Arda Turan.. Taşların bu kadar yerinden oynadığı bir takımda iyi performans bekleyemezsin, kaliteyle 3 puan almaya çalışırsın.. Bugün yetmedi..

Elano'yu hala kötü gidişin başlangıcı olarak görmeye devam ediyorum.. Şu an için yeri kesinlikle yedek kulübesidir gözümde.. Bugün oynayan Aydın bence takımın en iyisiydi, Kewell'le beraber sol tarafı alması gerekiyor.. Aydın (Kewell)- Arda - Keita bu takımın forvet arkası hattı için idealdir şu anda.. Arda'nın bugünkü seçimleri inanılmaz kötüydü, 3 yıldır solda çok beğenmeyen biri olarak anlayabiliyorum ama mevkii farkı dışında nedenler varsa takım için hoş olmayabilir.. Baros genellikle rakip tandemi yıpratan oyuncu rolüyle müthiş katkı sağlıyordu takıma, bugün karşısına çıkan Ediz, Baros'u yıprattı.. Mazur görülebilir.. İlk 1 saatten sonra Ankaragücü'nün daha çok Galatasaray kalesi önünde görünen oyun yapısı Galatasaray'ın aldığı büyük riskleri değil, yavaş yavaş öne çıkan takımda ağır savunma göbeğinin dezavantajlarının sahaya yansıması olarak görülmelidir.. Bunu da yapısal bir kadro sakatlığı olarak değerlendirmek mümkün..

Son 4-5 maç hayal kırıklığı yaratıyor evet, keza benim de beklediğim puan kayıpları değildi bunlar.. Hücumda çok efektif başladıktan sonraki düşüş çok etkiledi takımı.. Berbat bir giriş sonrasındaki yükseliş kabulumdu benim, şu an için alınan puanlar hala mükemmel.. Şanssızlık Fenerbahçe'nin de benzer başlangıcı ve puan kayıplarına başlamaması.. Her zaman bir denge unsurundan bahsederim futbolda, bugünün Galatasaray dengeleyecisi 7'de 7'yle başlayan Fenerbahçe.. Bugün Gençler önünde kazanırlarsa müthiş erozyon içindeki Antep'i de geçip Kadıköy'deki maça 27 puanla gelmeleri mümkün duruyor.. Ki o klasiği de düşününce 10'da 10'la birlikte farkı en az 7 puana çıkarabilirler.. Olursa nolur? Skibbe geçen sene 3-4 puan geriye düşünce çığırtkanlığa başlayanlar şimdi Rijkaard'a karşı da yapabilirler mi? Sıkıysa yapsınlar diyorum.. Yaparlarsa Galatasaray'ın vah haline.. Bu adamlara duyulan güven içindeki süreç devam ederse umudu kaybetmek için hala hiçbir sebep yok.. Geçen senenin deja vu'ları yaşanmaya devam ediyor Galatasaray'da.. Farklı tarafların tepki farklılarını görmek ve bunun içinden çıkmak gibi yeni misyonları oluşuyor takımın.. Futbol sadece saha içinde oynanmıyor işte.. Uğraşacak yeni problemler, ülke insanının futbola bakışı, baş edilecek problemler gidişat kötüye döner dönmez bir anda ortaya çıkıyor.. Bu dönemde Rijkaard'a desteği verebilecek tek kesim, geçen sene ilk lig maçında Sami Yen'de Skibbe'yi ıslıklayan Galatasaray tribünleridir.. Sadece teknik kadro ve oyuncuların değil, Sami Yen'in önünde de yeni bir yol oluşuyor.. Nasıl gidileceğini ise ilerleyen zamanlarda göreceğiz..

3 Eki 2009

,

United 2-2 Sunderland


Kieran Richardson bunca yeteneğine rağmen neden United'da oynamıyor diye soru sorulsa bu maçtan sonra, Sir Alex rahatlıkla işte bu yüzden diyebilir.. Öyle bir dirayetsizlik, öyle bir kafasızlık örneği.. Takım Old Trafford'da mükemmel bir maç çıkarırken, sol tarafta Andy Reid'le birlikte iyi işler yapan Kieran Richardson'un Anton Ferdinand'ın gördüğü karttan ders almayıp sarısı varken duran topa müdahale etmesinden sonra atılması maçın kaderini değiştirdi.. Son 4 dakikadaki eksiliş o kadar etkili midir diyebilir herkes.. Sunderland müthiş bir maç çıkarmışken ve United kendi evinde mağlup olduğu zaman son 10 dakikalardaki baskısının b'sini kuramayıp, Sunderland'in oyuna Steed MalbraQue önderliğinde hükmedişi devam ederken gelen kırmızı kart, Steve Bruce'un hamle yapıp savunmanın sol kanadını doldurmasını sağlayan George McCartney hamlesini getirdi, orta sahada topu tutan MalbranQue kenara alındı.. Sonrası United'ın sadece ikinci yarının başında ve golden sonra yapabildiği kısa süreli baskının benzeri ve oyunu tamamen Sunderland kale önüne yıkışı.. Böyle durumlarda dünyanın en tehlikeli takımlarından biri United, yine golü çıkarmayı başardılar 90+2'de..

Steve Bruce'un mükemmel maçlarından birine daha örnektir bu maç.. Sunderland'in para musluğu uzun zamandır açık ama yapılan transferlerden ortaya karakterli bir takım ve iyi bir sistem ortaya çıkarmak geçen senenin Wigan fatihine kaldı.. İyi bir tandem, o tandemin önünde yine çok kaliteli bir orta saha tandemi, yine onların önünde maçların önemli bölümlerinde iç gibi oynatılan, son dönemlerin moda kullanımıyla sistem aksatıcı bir target striker ve en uçta seri ve gol vuruşları etkili bir forvet.. Bunların dışında kalan Steed MalbranQue çok ayrı tabii bu yapıda, oyunun beyni.. Merkez iskeleti çok sağlam bir takım Sunderland.. Erken öne geçtikten sonra müthiş kapandılar ve ilk yarının sonuna kadar oyunu kontrollerinde tuttular.. İkinci yarının başında gelen baskı ve golden çıkış oyunu kilidi.. Yaptığınız başlangıca ev sahibinin verdiği cevaba başka bir cevap verebiliyorsanız psikolojik üstünlüğü de ele geçiriyorsunuz.. Cattermole, Lorik Cana, MalbranQue ve Kenwyne Jones'un orta sahadaki etkinliği United merkezini bezdirdi.. Ferguson önce devrede etkisiz Scholes'u Anderson'la, daha sonra Fletcher'ı Carrick'le değiştirdi.. Danny Welbeck'in 1-2 pozisyonda yaptıklarına Mehmet Özkan'ın serzenişleri fazlasıyla doğruydu.. Yanından Wayne Rooney akarken topu önüne bırakmaya çalışmaması tamamen bir amatörlük ve tecrübesizlik örneği.. Sir Alex cezayı kesecektir.. Wayne Rooney önemli oyuncu ama daima Alex Ferguson sisteminden beslenen bir oyuncu olduğunu unutmamak gerek.. Bu maçın özelinde, bazı periyotlarda sistemin dışına çıkmaya başladığı her noktada sıradanlaşıyor.. Ona düzenli sadık kalan yapısıysa genç yaşta edindiği profesyonellik ve olgunluğu gösteriyor..

İddaa'da Sunderland'e 12.50 vermişler.. Karşısındaki United 1.05.. Cezalandırılmasını istedim o 1.05'in, beraberlik de bir bakıma cezalandırmış oldu.. Bildiğin kepazeliktir o oran şu Sunderland karşısında.. Maçtan önce Chelsea karşısında olduğu gibi önerecektim 12.50'yi.. Yanında 2.40'lık Deportivo ve 1.75'lik Leverkusen -1 bahsiyle 50 oranını bulup tembellik sonrasında oynamaktan vazgeçtim.. Oynasam süper bir son 5 dakika yaşayacakmışım.. Bahsin ve futbolun birlikte güzelliği böyle anlarda saklı.. Kaybederken pek hoş olmayabiliyor ama küçük oynayıp zevkine takıldığın zaman muazzam..

Öğlen maçında Bolton da Spurs'e geçit vermedi.. Luka Modric sakatlandıktan sonra Harry Redknapp'ın 4-4-2'si tamamen mekanik bir hal aldı.. Yaratıcılıktan olabildiğince uzaklar.. Defoe'nun sorunuyla Peter Crouch bugün ilk 11 çıktı ki böyle zamanlarda böyle target striker'lar nimettir.. Bolton Ricardo Gardner'ın golü sonrasında müthiş bir futbol oynarken indirdiği tek topla Kranjcar'a golü attırdı.. Çok özel oyuncudur benim gözümde.. Kazma diyenlerin Türkiye'de yıllarca futbolun kitabını yazan Hakan Şükür'e saydıranlardan farkı yok.. Modric'siz Spurs'te, özellikle White Hart Lane'de daha sık kullanılması gerekir, bence..

Bolton müthiş bir ilk 60 dakika oynadı.. Maçın başından itibaren Spurs yarı sahasındaki baskıları inanılmazdı ama ayarı kaçırdılar.. Türkiye'de de büyük takımlara karşı bazı küçüklerin sıklıkla düştüğü ayarsız baskı son yarım saatlerde çok düşürüyor takımları.. Bolton da düştü.. Gardner'ın golden sonra sağ tarafta çıkardığı oyun son yıllarda gördüğüm en iyi performanslarından biriydi.. Kevin Davies bir maçta daha takıma 3 puanı getiren oyuncu oluyordu.. Davies'in arkasındaki Lee-Chung Yong, Tamir Cohen ve Ricardo Gardner çok iyi maç çıkardı.. Ivan Klasnic'i biraz daha erken bekliyordum oyuna.. 90 dakikaya bakınca oyunun hakkı Bolton ama fiziğin öne çıktığı 2 gol Spurs'e 1 puanı getirdi.. Bugünkü United, yarınki Chelsea-Pool maçından sonra büyük kayıptır Redknapp'ın gözünde eminim.. Öyle de olmalı zaten..

2 Eki 2009

,

Galatasaray 1-1 Sturm Graz


Teknik adamların oyuncu ya da sistem üzerinde değişiklik yaparken baktıkları tek şey sahadaki oyun değildir.. Oyuncu psikolojisinden tut, skorun ne olduğuna kadar birçok faktör devreye girer, hoca da bunların hepsini hızlı bir şekilde değerlendirir ve karar verir.. Eskişehir maçında skor 1-1'ken benzer oyuncuları çıkarıp benzer oyuncuları soktuğu için eleştirildi Rijkaard, başka bir güruh da çıkıp Hollandalı hocalar sistemine inanır geyiklerini savurdu basında.. Bunların ikisi de değil fakat, böyle bir set yok ki futbolda.. Bir hoca daima aynı tip oyuncuyu çıkarıp aynı tip oyuncuyu sokar, bir diğeri 3 puan gerektiği zamanlarda hücum oyuncusu sokarken mutlaka defansif oyuncu çıkarır.. Hiçbir hocayı böyle kalın çizgilerle diğerinden ayıramazsınız ki.. Galatasaray'ın zamanı gelince sahada 4 forvetle oynadığı periyotlar da gelecek, defansif oyuncular topluluğuyla da oynayacak.. Hep aynı tip oyuncuyu alıp aynı tipte başkasını oyuna sokuyor diye eleştirilen Rijkaard Beşiktaş maçında skor avantajında Keita'yı çıkarıp Barış Özbek'i almıştı mesela.. Bugün 0-1'lik skor dezavantajında ise Ayhan'ı çıkartıp Kewell'ı aldı sahaya, Elano'yu geriye kaydırdı.. Eskişehir maçında neden yapmadı bunu? Çünkü kaybedilecek 1 puan vardı.. Bugün ise cepte puan yoktu, en azından o puanı almak için hücum hamlesini yaptı.. Bugün ilk çıkacak oyuncu kimdi? Topsuz oyunda ilk geldiği güne göre tartışmasız bir dirilik göstermesine rağmen toplu oyunda bir o kadar kötü olan Elano.. Peki Elano niye çıkmadı? 9 numaralı tabela kalktığı anda kafasını öne eğip kenara gelen, geldiği günden beri yavaş yavaş bu durumu kanıksayıp takımın içine girememe durumu ortaya çıkan oyuncunun psikolojisini daha fazla bozmamak belki de.. Onu da sistem içinde farklı bir rolde değerlendirip, o rol içinde ondan gelecek artılarla maçı çevirmeye çalışmak.. Sahanın en kötülerinden Elano'nun maç boyu defalarca deneyip başarılı olamadığı derin ve uzun toplardan birinde Baros'u defansın arkasına sarkıtması bunun net sonucu.. Sturm Graz'ın Elano bir kademe geriye geçtikten sonra topla her çıkışında Galatasaray'ın arkasına doğru gidişi ise başka bir sonucu..

Elano Galatasaray'a geldiği günden beri takip ediyoruz.. Galatasaray'daki düşüşte 9'un takıma girişinin bir etken olduğunu düşünüyorum.. Ki oluşmuş ya da oluşmaya başlamış olan bir sistem içine giren her oyuncu o yapıda belli arızalar yaratır, zamanla çözülmeye çalışılır.. Arda Rijkaard göreve geldiği günden beri forvetin arkasında, supporter olarak oynuyor.. Bu blogda da Arda için en doğrunun bu olduğu, en efektif Arda'nın merkezde ortaya çıktığı, solda monotona bağlayan Arda yerine, sadece sezon başlangıcında belki de 3 yılın toplamının yarısı kadar asist yapıp oyuna etki eden Arda'nın supporter'da kademe atlayacağı yazıldı daha önce.. Sezon başında hal ve tavırları yerini yadırgadığını gösteriyordu.. Ama çok çabuk bir şekilde alışıp oyuna etki etmeye başlayınca zevk aldı ve benimsedi.. Elano'nun takıma girip beraber oynadıkları maçlarda dikkat çeken bir nokta var.. Elano mutlaka oyuna merkezde başlıyor ve Arda eski bölgesine geçiyor.. Hem Elano'nun olmamışlığı, hem de merkeze alışan Arda'nın tekrar sola geçince kaybettiği motivasyon oyuna yansıyor ve bu sefer yer değiştiriyorlar.. Arda toparlanıyor, Elano solda etkisiz olmaya devam ediyor.. Oyuna Kewell ya da başka bir oyuncu giriyor ve Elano dışarı alınıyor.. Yeterli zamanı verdik, şu anda takım içinde net bir Elano sorunsalı görünüyor.. Çözecek kişi Rijkaard.. Merkezde Arda'yla beraber olmaları bana göre imkansızdı, ki son yarım saat bunu biraz olsun doğruladı.. Sol açık en uygun olacağı bölgeydi gözümde ama şu an için bunun da mümkün olmayacağı yavaş yavaş çıkıyor ortaya.. Supporter'da ısrar edilirse mutlaka aşama kaydedecek ama bu sefer de Arda'nın tekrar kimlik bunalımına girme durumu ortaya çıkabilir.. Bazı şeyler sahada görünmeden büyük mutluluk yaratıp, sahada yalan olabiliyor.. Bazı durumları sahada görmeden anlayamıyorsunuz.. Ligin özel yapısı, oynanan futbol, rakipler de etkiliyor bazı şeyleri bu oyunda.. Geldiği gün müthiş bir transfer olarak görünen Elano uzun zamandır bu takımda yer alan biri olarak şu an itibarıyla bazı soru işaretlerini oluşturmuştur.. Geçen sene sol açıkta değerlendirilen Arda'nın üzerine başka bir sol açık Kewell alındı.. Arda'nın sağda yapabileceğini düşündük, olmadı.. Bu sezon başında Arda ortaya geçti, yeni bir rol verildi ve sistemi değiştirebileceği düşünüldü.. Şu andaki Elano'yu gördüğümüzde yine Arda'nın üstüne yapılmış bir transfer izlenimi doğuyor bende, ki yapısal bir yanlışlık olarak ilerleyen günlerde artarak devam edebilir ya da çözüme kavuşturulur..

Ayhan'ın takıma girişinin merkezde yarattığı rahatlık göründü.. Sarp ve Topal'dan sonra Ayhan çok başka bir adam.. Bugün yanındaki Topal kötü oyununa devam etti.. Bu kadar birbirine bağlı oyuncuların yer aldığı bir düzende çarklar diğerlerini de etkiliyor.. Sırtını çizgiye vererek oynayan oyuncuların kötü performansı merkezdeki oyuncuların kötü performansından çok daha az zarar verir takıma.. Çünkü sırtlarını çizgiye verirler ve etkileyebildikleri alan 180 derecelik bir açı üzerinden şekillenir.. Merkezdeki oyuncular ise her tarafa bakmak zorundadır.. Topla daha çok buluşurlar, oyunun içinde daha çok yer alırlar, daha çok oyuncuyla ilişkiye girerler.. Kötü oyunları da sistemi çizgideki oyunculardan çok daha fazla etkiler.. Galatasaray'ın en büyük sorunu göbekteki iki oyuncu ve supporter'la aralarında kurulan bağ derken kastetmeye çalıştığımız şey buydu.. Kenardaki Sabri'nin, Balta'nın, Kewell'ın kötü oyunu sistemin uzantılarını etkiler, Topal'ın kötü oyunuysa sahadaki kötü duruma direkt etki eder.. Bu bağlamda merkezin önemine tekrar dikkat çekmek gerek..

Sturm Graz'ı ilk defa izliyoruz.. Tek maçla görünen gerisi sağlam, orta sahadaki oyuncuları teknik bir takım.. Orta alandaki pas koordinasyonlarını oyunu geride kabul eden bir takım için bile çok iyiydi bugün, Galatasaray'a üstün geldikleri bir nokta budur.. Gordon Schildenfeld kör değilmiş, onu anladık bugün biraz da olsa.. Çok iyi pas yapan, topla iyi çıkan bir takım.. Bunda biraz Galatasaray da etkili oldu ama Sturm'u bir kere de iç sahada izlemek gerek.. Deplasmandaki maç da sıkıntılı olabilir Galatasaray için..

Galatasaray için artık daha rahat konuşabiliyoruz.. Düzen açık bir şekilde geçtiğimiz senenin uzantısı olarak yansıyor sahaya.. 4-3-3 geyiklerini yavaş yavaş bırakmak gerekiyor artık.. Zira Elano tek pasa uygun futbol yapısına rağmen fiziki ve defansif yönden merkeze bariz bir zayıflık getirirken, bu yönden iyi olan Arda ise topu ayağında çok fazla tutarak pas koordinasyonuna sekte vuruyor.. Arda'yı değiştirmek çok daha akla yatkın, ama başka yerde olmayacak Elano takımın önünde bir sorun.. Geçtiğimiz sezonki arızalı yapı Keita'nın getirdiği artı, Sabri'nin gelişimi, Aydın'ın soldan getirebileceği ekstra performanslarla ikame edilmeye çalışılacak artık.. Bu puan kayıplarına üzülmek yersiz.. En baştan beri sıkıntılar yazılıyor burada.. Üst üste gelen galibiyetlerden sonra 3 gün arayla Sami Yen'de gelen iki beraberlik beklenmediktir, moralleri bozabilir, normaldir.. Çıkarsınız, doğruları yaparak topunuzu oynarsınız, alacağınız puanı alıp ligdeki sıralamanıza ulaşırsınız.. Gerisi teferruat bu işte.. Galatasaray 1.5 senedir doğru yolda, yoldan çıktığı yerlerde biraz şansla, biraz da kısmetle iyi toparlayıp tekrar rotaya dönmeyi başardı.. Abartı övgülere kanmadan, ağır negatif yorumları sallamadan, takımdaki arızaların ve eksiklerin farkında olarak, bunların maç maç çözüme ulaşmasını beklemekten başka yapılacak bir şey yok.. Doğrusu bu, Rijkaard'ın yapacağı da bu.. Geçen sene gibi, sabredip beklemek gerek.. Ama gerçek anlamda beklemekten bahsediyorum.. Fazlası için doğru adres David Copperfield'dır, normali için ise Frank Rijkaard..

hit counter
Blogger tarafından desteklenmektedir.