3 Oca 2009

Galatasaray C.C. 78-62 Fenerbahçe Ülker


İzlemeye başladığımda ikinci periyodun ortaları oynanıyordu.. Genelini izleyemediğim maçın ayrıntılı yorumunu yazmak pek huyum değil.. Ama izlediğim bölümden sonra gördüklerim Koray Mincinozlu'nun kısa vadede takıma mental bir etki yaptığını gösteriyor.. Her spor dalında, her hoca değişikliğinde yaşanan şeylerdir zaten bunlar.. Garipsememek gerek o yüzden..

Mincinozlu'nun teknik danışman olarak gelmesi ve Murat Özyer'in ayrılmasından sonra aynı şeyleri söylemiştim.. Galatasaray'daki önceki dönemlerinde nasıl bir hoca olduğunu tam olarak kestiremediğim Mincinozlu'nun basketbol tavrı çok net.. Savunma ve mücadele.. Bunun da Özyer'in mantalitesiyle örtüşeceği, bu açıdan da bu değişimin pek sancılı olmaması beklediğim bir olaydı..

Mincinozlu'nun basketbol kimliğiyle ilgili yorum yapanların söylediği tek bir şey var.. Mental konulardaki güçlü yapısı ve altyapılardaki başarısı.. Altyapılarda efsane bu adam, bunda da en büyük kaynağı motivasyon.. Bayan basketbolunda ve altyapılarda başarılı olmanın temelidir zaten motivasyon.. Teknik ve taktiğin önüne geçer bu kulvarlarda motive etme gücü.. Özellikle duygularıyla hareket eden bayanların başarısında verilen taktikten çok yapılan doğru konuşmaların daha önemli yer tuttuğu da bilinen gerçeklerden biridir..


Galatasaray Cafe Crown anormal bir savunma yaptı bugün.. 2.5 periyotta gördüğüm, hiçbir anda savunmayı bırakmayan konsantre yapı Koray Mincinozlu'nun taktik dehasıyla açıklanabilecek bir şey değil.. Kaldı ki savunma da zaten teknik ve taktikten çok, bir istek ve azim işidir.. Basketbol okullarında veletlere basketbol öğreten hocaların ilk söylediği şey, savunma %5 teknik, %5 fizik, %90 istek işidir olur.. Farklı hocalardan benzer cümlelerle duyduğum bir şeydir bu, içinde mübalağa olsa da, ki oldukça doğrudur da.. Özyer'in zaten en güçlü olduğu konuda Mincinozlu'nun gelir gelmez taktik anlamda bu savunmaya bir şey katması beklenen bir şey değil, ama mentör yapısının bu akşamki azim ve bitmeyen mücadelede ön plana çıktığı da gayet belli oluyor..

Galatasaray Yönetim Kurulu kesin kararını hangi yönde vermiştir bilmiyorum.. Koray Mincinozlu sezonun geri kalanında da Galatasaray'ın başında kalabilir.. 2 hafta sonra eski koltuğuna geçip başkası da gelebilir takımın başına.. Ama bu akşamki mücadele karar verecek kişilerin aklına çok rahat girmiştir, çok etkileyici bir ilk maç çıkardı Mincinozlu.. Çok eleştirmeme rağmen Murat Özyer'in bu konudaki katkılarını fazla arka plana atmadan kendisinin hakkını net olarak vermek gerekiyor bu maçta..

Edit: Yiğit Şardan maçtan sonra sezon sonuna kadar Mincinozlu takımın başında kalacak demiş..

Ivica Olic


Ocak ayı gelince Bayern köpekbalığına dönüşüyor Almanya'da.. Boşa çıkacak iyi oyunculara saldırıp hem kendilerini güçlendiriyorlar, hem rakipleri yok ediyorlar.. Leverkusen'i Ze Roberto ve Ballack'la yok ettiler.. Werder Bremen'den Klose'yi parayla, Borowski'yi yine bedava aldılar.. Schalke'den Hamit'i bedelsiz transfer ettiler.. Sadece akla ilk gelen, son örnekler bunlar.. Neler var böyle Bayern tarihinde.. Son kurban Hamburg.. Dubai'de kampta bulunan Bayern'de genel menajer Uli Hoeness açıklamayı yapmış, 3 yıllık anlaşmanın tamam olduğunu söylemiş.. Şu Bayern bu işleri bu kadar sık yapıp nasıl tepki almıyor, bu Bayern varken diğer takımlar iyi oyuncularına nasıl sözleşme imzalatamıyor, anlamak mümkün değil yahu..

İlk etapta takımdan ayrılacak Lucas Podolski'nin yerine yapıldığı görünüyor transferin.. Stilleri de benzer zaten.. Ama Olic'in gelişi asıl Klose ve Toni'den de birinin gidişi demek bana kalırsa.. Tarzını sevdiğim bir adam değil Olic, başarılı olamazsa da yadırgamam fazla.. Hamburg için güzel açıklamalar yapmış Hırvat ama böyle bedavaya giderken boş tabii bu işler..

Neden?


Fotoğraf Bursaspor resmi sitesinden, Ertuğrul Sağlam'ın dün imzayı atmasından hemen önce (ya da sonra) oluşan karelerden biri.. Samet Aybaba ve Güvenç Kurtar'ın Beşiktaşlı olmaları nedeniyle Bursaspor taraftarından çok tepki aldıklarını ve gidişlerinde bunun da etkili olduğunu birçok yerden duyduk, okuduk.. Peki o taraftar Ertuğrul Sağlam'ı nasıl bu kadar bağrına basıyor? Sağlam'ın Beşiktaş'ta iyi işler yaptığını, Denizli'den daha iyi olduğunu ben de yazdım burada.. Ama toplamda Ertuğrul Sağlam, Beşiktaşlı düşmanı Bursaspor taraftarını bu derece galeyana getirecek neler yapmıştır ki teknik direktörlük kariyerinde? Nedir bu görüntülerin oluşmasını sağlayan?

Bence bu durumu açıklamak için büyük, ultra, hiper yorumcu Hakan Ünsal'ın, Ertuğrul Sağlam konusu her açıldığında öne atılıp yaptığı cilalamalara bakmak lazım..

Jose Mourinho vs. Alex Ferguson


Inter ve Manchester United'ın Şampiyonlar Ligi son 16'sındaki eşleşmesinden ilk olarak ne beklersiniz? Birçok insan buna güzel futbol ve mücadele der.. Ben ise ilk etapta iki eski sevgili Jose Mourinho ve Alex Ferguson'ın çekişmelerini ve akıl oyunlarını beklerim.. Açılış ve ilk salvo Jose'den.. Dünya Kulüpler Şampiyonası finalinde LDU de Quito takımını yenerken ikinci yarıda Claudio Bieler'in suratına dirsek atan ve kırmızı kart gören Nemanja Vidic'in en az 2 maç ceza alması gerektiğini söylemiş Jose.. Üzerine de Şampiyonlar Ligi'nin son haftasında Aalborg'a karşı oynayıp Kasper Risgard'ı çiğneyen Wayne Rooney'nin nasıl cezasız yırttığını anlamadığını eklemiş..

Bizim alacağımız cezalar senin üstüne vazife değil çıkışını bekliyoruz şimdi Sir'den.. Ondan sonra 2 cümle de o çakar, çeyrek finale çıkacak takım dışında bir de bu mücadelenin galibi çıkar ortaya.. Jose edepsizliği ve cinliğiyle ağır favori ama Sir de fazla kurt.. Reallileri neye çevirdiğini izledik Cristiano Ronaldo konusunda.. Ağır olsun Jose, affetmez Alex abi..

2 Oca 2009

Wayne Bridge City'e doğru

Bizde genç Semih, İngiltere'de genç Bridge.. Wayne Bridge 1980 doğumlu olmasına rağmen uzun müddet İngilizler'in sol bekteki umutlarından biri olma konumunu sürdürmüş, üzerindeki genç yaftasını son 1-2 yılda kaldırmış bir oyuncu.. Ki hala genç Bridge derken bulurum ben kendimi.. Asier Del Horno'yla kaybetmişti ilk olarak hiçbir zaman tam olarak oturma fırsatını bulmadığı sol bek mevkiini.. Ashley Cole'un gelişiyle de hiçbir şansı kalmadı o bölgede.. Chelsea'de de, İngiltere Milli Takımı'nda da Cashley kesti hep yolunu..

Forvetten sonraki en zayıf bölgesiydi sol bek Manchester City'nin.. Michael Ball ve Javier Garrido bir türlü o bölgenin as adamı olamadılar.. Ben Ball'dan umutluydum, Garrido daha iyi performans verdi 2008'de ama oraya tam anlamıyla oturacak bir adam gerekiyordu.. Wayne Bridge gayet iyi seçim tabii böyle düşününce.. Mark Hughes kulüplerin anlaştığını, oyuncuyla da işin bitmek üzere olduğunu, Bridge'in yarın Manchester'a gelip kontrollere girebileceğini yazmış.. Olursa gerçekten güzel ve mantıklı bir ekleme olacak City'de.. 10 milyon euro + Graeme Le Saux karşılığında Chelsea'ye gelen Bridge ne kadara gidecek onu da görmüş olacağız transfer gerçekleşirse..

United Tosic ve Ljajic'i kattı kadroya.. Porstmouth Lens'ten kiralık olarak oynattığı Nadir Belhadj'ı 4.5 milyon pound karşılığında transfer etti.. Bridge'le City de transferi açan 3. kulüp olacak bu şekilde..

hit counter
Blogger tarafından desteklenmektedir.