<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389</id><updated>2012-02-16T12:11:59.050+02:00</updated><category term='Medya'/><category term='Çizgi roman'/><category term='Bahis'/><category term='Futbol'/><category term='Diğer Maçlar'/><category term='Galatasaray Maçları'/><category term='Snooker'/><category term='World Cup 2010'/><category term='Dizi'/><category term='Euro 2008'/><category term='Bucaspor'/><category term='Football Manager'/><category term='Yemek'/><category term='Genel'/><category term='Foto'/><category term='Video'/><category term='Sinema'/><category term='NBA'/><category term='Tenis'/><category term='Basketbol'/><title type='text'>TARDINI BÜFE</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>1348</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-8259482777888660224</id><published>2012-02-04T21:41:00.006+02:00</published><updated>2012-02-05T14:17:24.687+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Galatasaray Maçları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Gaziantepspor 1-2 Galatasaray</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-iQGQ_9SfxOM/Ty2J7sVKohI/AAAAAAAAEBo/z1pQ1tC_z0U/s1600/Antep%2B-%2BGalatasaray.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-iQGQ_9SfxOM/Ty2J7sVKohI/AAAAAAAAEBo/z1pQ1tC_z0U/s400/Antep%2B-%2BGalatasaray.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5705367961553510930" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray'la ilgili yazdığım son yazı &lt;a href="http://www.hayatimfutbol.com/index.php/2011/12/galatasarayin-ilaci-4-4-2/"&gt;Hayatım Futbol'un 8. sayısındaydı&lt;/a&gt; ve  Galatasaray henüz herhangi bir maça Baros - Elmander ikilisiyle çıkmamıştı.. İsveç Milli Takımı'ndan 4-3-3 sağ kenarı tecrübesi bulunan Johan Elmander, Fatih Terim'in henüz güven duygusuna mazhar olamamıştı ve Terim'in Baros konusundaki memnuniyetsizliği birincil plan olan 4-3-3'te önce Elmander'i öne attı fakat sezon başından itibaren Albert Riera karavanasıyla birlikte düzelmeyen kenarlar sistemi fazlasıyla köhneleştirdi ve Galatasaray hücumda geçmiş yıllardan gelen kısırlığını devam ettirdi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elmander'in arkasında Riera ve Colin Kazım Richards'ın sisteme ve birbirlerine olan uyumsuzluğuna dair 2.5 ay önce yazılmış yukarıdaki yazıda birçok görüş mevcut.. Yürümeyen takımda sorunlu iki oyuncudan birini kesip kenarda çürüyen efektif golcü Milan Baros'u daha defansif bir kenar oyuncusuyla takım içinde yapılandırmak en mantıklı hamleydi.. Beşiktaş maçının son yarım saatinde merkeze giren Elmander'le ilk defa daha defansif bir takım için denenen birliktelik Sivasspor maçıyla geldi ve ilk 11 maçta 15 gol atan Galatasaray, sonraki 11 maçta 29 gol buldu.. Kenar oyuncularının ceza sahası koşusu yapmadığı ortamda yalnızları oynayan Elmander'in yanına Baros'un direkt bir merkez forvet olarak gelmesi hem hücumda çoğalma sorununu aza indirdi, hem de bir kenara giren Engin Baytar (sonrasında Emre Çolak) ile birlikte hem daha iyi işleyen, hem de savunmaya daha iyi katkı yapan bir sistem iyileştirmesini beraberinde getirdi.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sezon başında yapılan hatalı transfer hamleleri, Arda Turan'ın beklenmedik kaybı, onun yerini doldurmak için aceleye getirilen bir Albert Riera transferiyle birlikte Galatasaray'ın mevcut kadrosuyla dönmesi gereken sistemin 4-4-2 olduğu açıktı ve bu sene çok daha farklı görünen, hatalarında eskisi kadar inatçı olmayan Terim'in bunu anlaması uzun sürmedi.. Devre arası transferiyle birlikte teknik kadro tarafından istenen oyuncuların alınması bu konuda farklı tasarrufları getirebilirdi ama sezon başında olduğu gibi yönetim yine geç kaldı, yine işin içine başka hesaplar girdi ve Colin Kazım Richards'ın sürpriz gidişiyle son anda transfer edilen Necati Ateş'le birlikte takım aynı güzergaha ama paralel yolla devam etme kararı aldı.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son 4 maçta gelen 7 puan kaybı her ne kadar Samsunspor'un Fenerbahçe galibiyetiyle tolere edilse de Gaziantep maçını çok önemli bir hale getirdi.. Terim'in maça çıktığı 11 yerindeydi ama kenarlarda Emre Çolak ve Engin Baytar'ı kullandığı kenarlar takımın ilk yarıda önünü tıkadı.. Bir süredir sağ açıkta denenen ama olmayan Emre Çolak çizgiye çakılıyken sol açıkta görev alan Engin Baytar sık sık merkeze girdi ve bu da bekler üzerinden takımda dengesizliğe yol açtı.. Hücumcu bek Sabri'nin önü Emre'yle tıkanırken Baytar'ın içeri dalışları stoper kılıklı Balta'nın önünü açtı ve ilk yarıda ileri çıkışlarda Balta çok daha fazla inisiyatif aldı, hatta bunların birinde takım savunması problem yaşadı.. Yapılması gereken muhtemelen bunun tam tersiydi, böylece takım hem hücumda, hem de savunmada daha dengeli olabilirdi.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emre Çolak'ın şut tehdidi zayıf fiziği nedeniyle ters kenarda içeri çekişleri beraberinde getirmiyor ve oyuncu savunmaya yaptığı katkıyı da yapamıyor.. Bunun başka bir türlüsü sağ açıkta Engin Baytar'ı etkiliyor.. Terim tercihini kenarları değiştirmekten değil de Baytar'dan yana kullandı ve ilk yarının en kötülerinden Emre Çolak yerine Yiğit Gökoğlan eklemesi yapıldı.. Bunun sonucunu görmeden Sabri'nin ileri çıktığı bir pozisyonda yapılan pas hatası sonrasında sağ-orta arkasına müthiş bir pas yollayan Yasin Pehlivan'ın topunda Semih Kaya hem pozisyon, hem de zamanlama hatası yapınca takım geriye düştü ve krize girebilecek maç Emre Güngör'ün çok daha büyük hatasıyla Necati'yle dengeye geldi.. Düzen değişmedi, Engin Baytar ikinci yarıda merkeze çok daha fazla girip daha fazla inisiyatif almaya başladı ve yine bunlardan birinde kontra atak sırasında müthiş bir olgunlaştırıcı olarak güzel asistle takımın öne geçmesinde büyük katkı yaptı.. 65'te gelen 2. gol sonrasında Hikmet Karaman'ın yaptığı hücum hamlesi orta sahayla desteklenemeyince merkezde 1.5 kişi fazla olan Galatasaray son dakikalarda çok büyük bir tehlike atmadan maçı tamamladı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan sonra yapılacak olan yarın akşam arkaya yaslanarak Fenerbahçe - Beşiktaş maçını keyifle izlemek.. Necati'nin başlangıcı iyiydi, Terim'in Baros antipatisi da malum fakat Baros da bu takımın net ikinci forveti.. Eboue'yle onun dönüşü transfer dönemini boşa geçiren takımın kendi standardını devam ettirmesi sağlar.. Ama merkez S.O.S. vermeye devam ediyor.. İlk yarıda Melo ve Baytar'ın, ikinci yarıda da Selçuk'un yaptığı pas hataları direkt bir şekilde kalede görülen pozisyonlara dönüyor.. Bu takımın gideceği yol 4-4-2'yi bozmadan merkezde yapılacak iyileştirmelerle bir sonraki aşamaya geçiş gibi görünüyor ama bunun için de şu anda erken.. Önce Necati'ye bakışın ne olduğunu görmek, sonrasında da Emre Çolak'tan sağ kenarda katkı gelmeyeceğini görmek gerekiyor ve bu seneki Terim'in ikincisini yapmakta sıkıntı çekeceğini düşünmüyorum..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-8259482777888660224?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/8259482777888660224/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=8259482777888660224&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/8259482777888660224'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/8259482777888660224'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2012/02/gaziantepspor-1-2-galatasaray.html' title='Gaziantepspor 1-2 Galatasaray'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-iQGQ_9SfxOM/Ty2J7sVKohI/AAAAAAAAEBo/z1pQ1tC_z0U/s72-c/Antep%2B-%2BGalatasaray.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-919432737694417289</id><published>2011-11-21T13:41:00.004+02:00</published><updated>2011-11-21T18:03:54.220+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Galatasaray Maçları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Beşiktaş 0-0 Galatasaray</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-WYtqIqXWDhU/Tso5G4a-m0I/AAAAAAAAEBQ/i-HV2RzGPnw/s1600/Be%25C5%259Fikta%25C5%259F%2B-%2BGalatasaray.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-WYtqIqXWDhU/Tso5G4a-m0I/AAAAAAAAEBQ/i-HV2RzGPnw/s400/Be%25C5%259Fikta%25C5%259F%2B-%2BGalatasaray.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5677413070641470274" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Derbinin geniş çaplı maç yazısı yarın çıkacak olan &lt;a href="http://www.hayatimfutbol.com/"&gt;Hayatım Futbol&lt;/a&gt;'da olacak ama blogda yine Galatasaray odaklı dünkü maçtaki aksiyonlara değinelim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Galatasaray neleri iyi yaptı?&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;-Fatih Terim'in Kayserispor maçının "zor deplasman" başlığı altındaki kazanma yolunu Beşiktaş maçına aktararak son derece etkisiz iki kenar oyuncusundan birini keserek kenara bir merkez oyuncusu daha eklemesi yapılması gerekendi.. Kilit soru Ayhan ya da Baytar'dan hangisinin sol kenarda yer alacağıydı ve bu sezon Ayhan'lı maçların aksine bu sefer sol açık geçmişi çok daha fazla olan Baytar'ı kenara attı Terim.. Orta sahadaki sayısal fazlalık maçın başlarında etkiliydi ama uzun vadede Baytar sol kenarda iyi verim vermedi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Terim'in yine rakibin merkez forvetini ve ona destek vermeyen açık oyuncularını düşünerek savunmayı ileride kurması 20-45 arası merkezden Veli'yle, kenarlardan da Simao ve Quaresma'yla çok etkili gelen rakip dışında gayet ideal sonuç verdi.. Galatasaray'ın bu kadro yapısıyla bir maçı kazanmak için bunun aksini yapma şansı mevcut değil..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-İlk devrenin ikinci yarısındaki felaket futbol sonrası Terim'in kötü Ayhan yerine Sabri'yi alarak yaptığı 4-4-2 denemesi yine iyi sonuç vermesi muhtemel hamlelerden biriydi ama yaşanan şanssızlık nedeniyle sonuç alınamadı.. Bu fikre Melo'nun yerine Baros'u sokarak son yarım saatte tekrar yaklaştı Terim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Selçuk muhtemelen Galatasaray forması altında en çok inisiyatif aldığı maçı oynadı, kısıtlı rakip yarı alan aksiyonlarına rağmen..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Semih Kaya inanılmaz bir maç çıkardı.. Ofsayt olan pozisyonda yaptığı bir hata dışında hemen hemen eksiksiz ve muazzam bir oyun ortaya koydu.. Bunu ilk derbi tecrübesinde, İnönü gibi bir statta ve çok erken sarı kart alarak yapması övgüleri sonsuza yaklaştırıyor..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Fernando Muslera, Galatasaray kalesindeki en iyi maçını çıkardı.. Standardı budur, fazlasını konuşmaya gerek yok..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Galatasaray neleri kötü yaptı?&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;-İlk 15 dakikanın gösterdiği hakimiyetin toplu oyunda devam ettirilememesi en büyük eksilerden biri.. Beşiktaş savunmada çok pasifti ve hemen hemen hiç baskı yapmadılar ve böyle bir ortamda ele geçirilen hakimiyetin birden rakibe teslim edilmesi maç öncesi yapılan planın boşa çıkarılmasına neden oldu.. Takım şartlar çok uygunken bir türlü sakin kalarak paslı oyuna devam edemedi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Baytar'ın sol kenardaki varlığı Colin Kazım için biraz daha öne çıkarak ceza sahası dolaylarına daha rahat yaklaşabilme imkanı verecekti ama ilk 5 dakikadaki aksiyon dışında oyuncu yine ceza sahasına girmek yasaktır düsturuyla mücadele etti.. Bu konudaki umutlar gün geçtikçe azalıyor..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Baytar sol kenarda kötüydü, onun etkili presi o bölgede kullanılamadı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ayhan berbat bir ilk yarı çıkardı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Felipe Melo, Galatasaray'daki en kötü maçını oynadı ve her ne kadar Terim maç sonunda sarı kartlı olma vurgusunu yapsa da üst üste yaptığı iki büyük hata sonrasında delirip çıkardığı belliydi.. Riskliydi ama korkulan olmadı.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Takım önde baskı konusunda sezon ortalamasının aşağısındaydı ama bunda sezonun ilk deplasman derbisini oynuyor olmak mutlaka etkili olmuştur..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Galatasaray'ın zorlu deplasmanlarda ortaya koyabileceği oyun üç aşağı beş yukarı budur ve fazlası için ya sistem değişikliği gerekir, ya da sağlam 2-3 transfer..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fazlası için yarın Hayatım Futbol..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-919432737694417289?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/919432737694417289/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=919432737694417289&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/919432737694417289'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/919432737694417289'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2011/11/besiktas-0-0-galatasaray.html' title='Beşiktaş 0-0 Galatasaray'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-WYtqIqXWDhU/Tso5G4a-m0I/AAAAAAAAEBQ/i-HV2RzGPnw/s72-c/Be%25C5%259Fikta%25C5%259F%2B-%2BGalatasaray.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-1290248608232876908</id><published>2011-11-19T01:22:00.003+02:00</published><updated>2011-11-19T01:28:13.310+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Medya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Genel'/><title type='text'>KHAS Spor İletişim</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-EgIzqCLV310/TsbpjlOQ5RI/AAAAAAAAEBE/R4-5M0himus/s1600/%25C4%25B0leti%25C5%259Fim%2BSertifikas%25C4%25B1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-EgIzqCLV310/TsbpjlOQ5RI/AAAAAAAAEBE/R4-5M0himus/s400/%25C4%25B0leti%25C5%259Fim%2BSertifikas%25C4%25B1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5676481177843721490" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;2005 yılında Kadir Has Üniversitesi bünyesinde kurulan Spor Hukuku Araştırma ve Uygulama Merkezimiz “Spor İletişimi” ile “Spor Hukuku ve Yönetimi” başlıklı eğitim programlarına bu yıl da devam etmektedir. Ulusal ve uluslararası spor dünyasından önemli konukların katkılarıyla gerçekleşen seminer dersleri ile katılımcı öğrencilere her geçen gün gelişen spor endüstrisinde ihtiyaç duyacakları teorik ve pratik, ilgili her türlü bilginin sağlanması amaçlanmaktadır. Eğitim programlarımız, spor hukuku, spor yönetimi ve spor medyası alanlarında kendini yetiştirmek isteyen herkese açıktır. Bu bağlamda en büyük referansımız, geçmiş yıllarda programlarımıza katılan ve bugün spor medyasının çeşitli kademelerinde yer alan 100’ün üzerindeki mezunumuz olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Giriş sınavları 26 Kasım'da, 10 Aralık'ta başlayacak olan program 5 ay sürecek.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-1290248608232876908?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/1290248608232876908/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=1290248608232876908&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/1290248608232876908'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/1290248608232876908'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2011/11/khas-spor-iletisim.html' title='KHAS Spor İletişim'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-EgIzqCLV310/TsbpjlOQ5RI/AAAAAAAAEBE/R4-5M0himus/s72-c/%25C4%25B0leti%25C5%259Fim%2BSertifikas%25C4%25B1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-2791556446985440084</id><published>2011-11-05T23:24:00.004+02:00</published><updated>2011-11-06T01:45:48.295+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Galatasaray Maçları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Galatasaray 0-0 Mersin İ.Y.</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-gkGdSR5QQ68/TrWt5M8521I/AAAAAAAAEAw/NX1rq_klCvY/s1600/Galatasaray%2B-%2BM%25C4%25B0Y.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-gkGdSR5QQ68/TrWt5M8521I/AAAAAAAAEAw/NX1rq_klCvY/s400/Galatasaray%2B-%2BM%25C4%25B0Y.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5671630503983831890" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Terim geçen haftaki Kayseri deplasmanında dersine iyi çalışmış ve Engin Baytar'ın yokluğunda hem orta sahada, hem de açıklarda devam eden yapısal sorunları ortaya Ayhan, kenara da merkeze yardım edecek olan Yekta'yı ekleyerek çözmeye çalışmış ve başarılı olmuştu.. Zor deplasmanda rakibe fazla alan bırakmadan topa hakimiyet sağlandı ve duran topla açılan kilit, konsantrasyonu artan savunmayla birlikte zor olmayan bir galibiyete çevrildi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hafta Engin Baytar yine yoktu ve galibiyetle birlikte iç sahada oynuyor olmak Terim'e yine eski hataları getirdi.. Kenarlar yine ilk 2 ayın olmaz dediği Riera - Colin Kazım şeklindeydi, orta sahaya ise ilk haftaların bir başka olmazı Sabri geri dönmüştü.. Yekta sakattı ve Engin Baytar yoktu ama Kayseri maçının iyilerinden Ayhan tercih edilmedi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maçın ilk bölümünde Colin Kazım'ın kullanım şeklini anlayamadım.. Savunmada devamlı merkezde yer aldı ve Sabri, Eboue'nin önünde pozisyon aldı ama Galatasaray topla her buluştuğunda çizgide Sabri'yle birlikte aksiyona girmeye çalıştılar.. Terim'in kafasında onu merkeze koymanın karşılığı nedir anlamak çok kolay olmadı.. Elmander'i ikileme gibi bir derdi yoktu ve fazla öne çıkmadı, zaten ilk 20 dakika sonrasında da işlemeyen hücumla birlikte sol kenara gitti ve Riera sağa geçti ama gelmeyen üretkenliği bunun da değiştirmeyeceği ilk 9 haftada zaten birçok kez ortaya çıkmıştı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray'da sorun şu, Rieri ve Colin Kazım kenarda birbirini tamamlayan oyuncular değiller.. İkisi de Elmander'e destek vermiyorlar ve daha kötüsü rakip ceza sahasına girilmez bölgeymiş gibi yaklaşıyorlar.. Kenar yaratıcılığı sıfır ve top tutma özellikleri de yok.. Riera'nın saf 4-4-2 kenarı olarak topla yaptığı mekanik ama yıpratıcı koşularıysa TSL'de bırakılmayan alanlar ve sert savunma oyuncuları nedeniyle hiç göremedik.. Marca'ya verdiği röportajda Türkiye'deki savunmaların sertliği ve futbolun zorluğuna dair diğer yabancı oyunculara doğru eklenen Riera, bu anlamda sürpriz yaratmadı.. 4-3-3 kenarında yer alması için hem takım hücumü içinde sol kenara daha çok önem verilmesi, hem de diğer açığın forvet özellikli olması şart ve Riera'nın berbat başlangıcında kendi durumu kadar takımın yapısı da çok etkili..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kenardaki sorunlar, orta sahada üçüncü oyuncu olarak Baytar ya da Ayhan gibi pozisyonun natürel oyuncularının tercih edilmemesi durumunda Selçuk İnan'ı da çok etkiliyor.. 10 hafta geride kaldı ve Selçuk da hem oyun, hem de skora etki konusunda beklentilerin altında.. Felipe Melo'nun bekler ve takım savunması nedeniyle stoperlerin önüne çok gömüldüğü zamanlarda Riera ve Colin Kazım'a geri dönmeyen ve sete dönüşmeyen pozisyonlar nedeniyle fazla oynayamayan Selçuk'un yanında bir adam olmaması durumunda önde sadece Elmander kalıyor ki bunu görüp Michael Skibbe gibi Selçuk üzerine gölge adam markajı veren hocalar oyuncunun etkisini biraz daha azaltıyor ve Galatasaray'ın şu anda Baytar dışında buna verecek bir cevabı yok..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci yarı Sabri'nin yerine oyuna giren Ayhan'ın takıma getirdiği pozitif katkı bunun sonucu.. Yine Sercan'ın oyuna girer girmez sağdan gelişen ilk atakta Elmander'in yanında bitmesi de öyle.. Daha çok ileri koşu yapan Sercan'la birlikte ikinci yarıda Mersin savunmasının dengesi de bozuldu ve oraya kayan rakip savunma merkezi sağ bölgede boşluklar oluşturdu.. Sercan'ın forvet çoklayan özelliği, toplu oyundaki defolarıyla birleşince arkasındaki Balta'yla birlikte sol kenar tamamen öldü ama maç boyunca savunmayı fazla ön plana almayan Mersin karşısında bu, çok büyük bir sorun değildi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fatih Terim'in takımın kendisine gösterdiği net şeyleri anlamakta diretmesinin bazı puan kayıplarına neden olduğu aşikar.. İlk 8 haftada gayet vasat bir performans gösteren Eboue'nin maç sonraları hoca tarafından eleştirilmesi oyuncunun gerçek bölgesine geçmesiyle birlikte son buldu.. Eboue bugün de takımın en iyilerinden biriydi, çünkü bu adam sağ bekti.. Sol bekte, sol açıkta, sağ açıkta, merkezde vasatı daima tutturur ki bu bölgelerde oynadığı hiçbir maçta takım standardının altında kalmadı.. Çok yönlülüğün sözlük karşılığı da zaten tam olarak budur.. Ama iyi oynaması, takımı bir kademe üste taşıması için naturel pozisyon çok önemli ve bunun için 8 hafta beklenmemeliydi.. Eboue'nin sağ bekteki iyi performansı Terim'in kafasını başka bir açıdan karıştıracak ve zaten bu da yapılan transferin anlamı konusunda elimize daha net bilgiler verecek.. Eboue'nin sağ bekteki pozisyonu, takımın en değerli ikinci Türk oyuncusu ve kaptanının yedek kalması anlamına geliyor ve bugün Sabri'yi Eboue'yle birlikte ilk 11'e alan da biraz buydu.. Sabri'yi arkaya iten sağ bek Eboue bütün iyi performansına rağmen çok iyi bir transfer olarak görünmeyebilir.. Albert Riera şu ana kadar hayal kırıklığı.. Merkeze beklenen transfer yapılmadı ve Terim'in istediği forvet transferi de yine gelmedi.. Böyle bir ortamda ilk 10 hafta sonrasında ortaya çıkan tablo yaz transfer döneminin çok ideal geçmediği yönünde.. Terim'in Arda'nın gidişi sonrasında pişmanlığını belli ettiği Culio'nun gidişi de işin başka bir boyutu.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak 2 hafta önce Antep'e içeride bırakılan 3 puandan sonra içeride bir başka puan kaybı 10. hafta itibarıyla çok iyi görünmüyor.. Takım oldukça iyi bir fikstürde maçların sadece yarısını kazanabildi ve Fenerbahçe'nin 3 puan gerisinde.. İlk yarıda kalan 7 maç içinde ilk yedinin içinde yer alan 6 rakibin 5'iyle oynanacak ve bu ortamda zirvenin 3 puan arkasında olmak çok ideal değil.. Yekta'yla birlikte kadro iyice daraldı ve bu kadar büyük yapısal sorunlar varken Terim'in neredeyse her maç sonrasında değindiği transferden medet ummamak mümkün değil.. Play-off'a da güvenerek yapılabilecek en az kayıpla girilecek olan transfer dönemi işleri biraz daha düzeltebilir ama artık karavana atma şansı yok..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-2791556446985440084?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/2791556446985440084/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=2791556446985440084&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/2791556446985440084'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/2791556446985440084'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2011/11/galatasaray-0-0-mersin-iy.html' title='Galatasaray 0-0 Mersin İ.Y.'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-gkGdSR5QQ68/TrWt5M8521I/AAAAAAAAEAw/NX1rq_klCvY/s72-c/Galatasaray%2B-%2BM%25C4%25B0Y.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-1184091839574364892</id><published>2011-10-02T21:16:00.004+03:00</published><updated>2011-10-03T01:22:01.762+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Galatasaray Maçları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Ankaragücü 0-3 Galatasaray</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-ETHMsHnF4bE/ToiqsjLtdRI/AAAAAAAAD_g/Jj979QjaZ8w/s1600/Ankarag%25C3%25BCc%25C3%25BC%2B-%2BGalatasaray.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-ETHMsHnF4bE/ToiqsjLtdRI/AAAAAAAAD_g/Jj979QjaZ8w/s400/Ankarag%25C3%25BCc%25C3%25BC%2B-%2BGalatasaray.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5658960614126351634" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Geçen hafta olduğu gibi yine bir duran topla açılan kilit sonrasında 19. dakikada atılan gol Galatasaray'ın bu sezon için zirve noktası.. 4-3-3'ün bütün karakteristiğini barındıran pozisyonda bir merkez oyuncusunun (Baytar) savunmada ikili mücadeleyle topu kazanıp hızlı bir şekilde tek pas sonrasında tekrar alarak hücuma taşıması, merkezde doğru anda doğru noktaya verilen pas, takımın yaratıcı gücünün ortada yaptığı driplingle kenar oyuncusunun ceza sahası koşusunun bileşimi ve açık forvetten müthiş bir vuruş.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://tardinibufe.blogspot.com/2011/09/galatasaray-2-0-eskisehirspor.html"&gt;Takımda geçen haftaya göre&lt;/a&gt; değişen fazla şey yok.. İkinci goldeki Colin Kazım koşusu Eskişehir maçına göre golle imzalanan bir fark ama daha sık tekrarı şart.. Merkezde ise Engin Baytar geçen hafta bulduğu güvenle Melo ve Selçuk için doğru tamamlayıcı olacağını yine gösterdi.. Sadece oynanan oyun değil, ekrana yansıyan vücut dili itibarıyla takımı fazlasıyla sahiplendiği de ortada.. 71. dakikada tamamen tükenmişlik içinde yere yığılıp beni çıkarın demeden 2 dakika önce iki pozisyonda merkezden verdiği paslardan sonra ciddi deparlarla ceza sahası koşuları yaptı ki geçen hafta Colin Kazım'la girdiği iletişim sonrasındaki deparların tekrarını göstermeye çalışması o tükenmişlikten hemen önce etkileyiciydi.. Görüntüsü şu an takımın önemli bir parçası olduğu yönünde.. Melo'nun savunma içine girişiyle Selçuk'la birlikte merkezde bazı kopmalara sebep oluyorlar ama sistem içi spontane şekilde ortaya çıkan bu arızaları çözmek çok zor değil.. Henüz 1 saatlik kondüsyonu var ve güçlendiği takdirde savunma dışında hücumda da tekniğini çok daha rahat ortaya koyacak.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fatih Terim'in Muslera dışında Eskişehir maç kadrosunu bozmaması bu sezon için takımın zirve noktasına duyduğu saygıyı ifşa etmesi ki bunları görmek güzel.. Terim'in maç boyunca kenardaki duruşu saha içinin dışında bazı şeyleri gösteriyor.. Çok daha hırslı, çok daha tutkulu.. İkinci gol özellikle hocayı da çok keyiflendirdi ki bunu göstermekten de çekinmedi.. İkinci döneminde kenardan değil de daha çok üstten izlediği takımdan sonra bu sezon gösterdiği ruh umutları da artırıyor.. Melo'nun, Ujfalusi'nin, Kazım'ın, Baytar'ın, ikinci goldeki hareketleriyle Muslera'nın gösterdiği bu adanmışlıkta Terim'in etkisi büyük..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle ikinci yarıda Özgür Çek'in boşalttığı alanı kullanmaya çalışmak oyun içi müdahalelerin de takım içi ve kenar yönetim itibarıyla aktif olduğunu gösteriyor.. İki hafta üst üste fazla pozisyon vermeden kazanılan maçlar ve kolay deplasman galibiyeti sezon seyri açısından oldukça keyifli.. Bugün rakip çok zayıftı ama bununla gelmesi muhtemel konsantrasyon kayıplarının hiç yaşanmaması oldukça önemli.. Galatasaray ikinci goldeki organizasyonunu en son 3 sene önce yapmıştı.. Bu deplasmanda aynı skorla çok rahat galibiyeti en son 7 Aralık 2008'de almıştı.. Terim'in Skibbe'ye sarf ettiği "Bizim dönemden sonra bu takım en güzel topunu seninle oynadı" iltifatından sonra tesadüf müdür? Belki.. Ama ya değilse?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;"Terim'i neden seviorum vol. 2"&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıkıntılı oyuncuları çok kısa sürede büyük bir adanmışlıkla yeşil zeminde var ettiği için..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-1184091839574364892?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/1184091839574364892/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=1184091839574364892&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/1184091839574364892'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/1184091839574364892'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2011/10/ankaragucu-0-3-galatasaray.html' title='Ankaragücü 0-3 Galatasaray'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-ETHMsHnF4bE/ToiqsjLtdRI/AAAAAAAAD_g/Jj979QjaZ8w/s72-c/Ankarag%25C3%25BCc%25C3%25BC%2B-%2BGalatasaray.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-1747718415825396905</id><published>2011-09-26T23:50:00.007+03:00</published><updated>2011-09-27T13:13:40.016+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Galatasaray Maçları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Galatasaray 2-0 Eskişehirspor</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-kbi9tvI0HJw/ToDlyxkrsKI/AAAAAAAAD_Y/vC0Vw0_Wix4/s1600/Galatasaray%2B-%2BEski%25C5%259Fehirspor.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-kbi9tvI0HJw/ToDlyxkrsKI/AAAAAAAAD_Y/vC0Vw0_Wix4/s400/Galatasaray%2B-%2BEski%25C5%259Fehirspor.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5656773792440758434" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İlk yarıda Albert Riera ceza sahasına girdiğinde dakikalar 29'u gösteriyordu ve bu aksiyon, merkezden sürdüğü topa ceza sahası çizgisinin hemen üstünden vurduktan sonra gerçekleşti.. Aynı durumun diğer kenardaki Colin Kazım için yansıması da benzer bir uzaktan şutla 40. dakikada yaşandı.. Bu iki pozisyon dışında iki oyuncunun duran top organizasyonları dışında ceza sahasına girişleri yoktu ve böyle bir ortamda oyun hakimiyetini elinizde büyük bir üstünlükle tutsanız bile yapabilecekleriniz bireysel beceri ya da duran toplarla kısıtlanır ve Galatasaray bu anlamda Selçuk İnan'ın müthiş serbest vuruşuyla şanslı bir ilk yarı geçirdi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fatih Terim, eğer Galatasaray'ı tek merkez forvetle 4-3-3 şeklinde sahaya yayacaksa bugün elde ettiği Engin Baytar artısı dışında kenarlardaki bu sorunu çabuk ve net bir şekilde çözmesi gerekiyor.. Zira bu dizilişle rakip ceza alanına girmek için yapılması gereken birbirini daha iyi tanıyan ve oynamaya alışan bir merkezle birlikte kenarları biraz daha ileri itmek.. İkinci yarıda etkisi artan futbolda 50. dakikada Riera'nın soldan getirdiği topta hemen altıpas içinde beliren Colin Kazım'la birlikte ceza sahasında belirmesi bu konuda kenar oyuncularının muhtemel bir uyarı aldığını gösteriyordu.. Albert Riera'nın daha iyi top taşıyan yapısı ve yüksek oyun bilgisiyle kenardan top getiren oyuncu olması, Colin Kazım'ın oyun içi tembelliğini biraz daha bırakıp koşu yapması gerekliliğini ortaya çıkarıyor ki sene başından beri umut bağlanan bu aksiyon konusunda şu ana kadar yaşananlar genellikle hayal kırıklığı.. Bu şekilde hücumu çoklamayı başaramayan kenarlarla Elmander tarzı target striker'ların oyundaki farklarını ortaya koymaları da çok kolay değil..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk yarıyla ikinci yarı arasındaki aksiyon farklarının arasındaki temel fark kenar oyuncularının biraz daha oyunun içine girip öne çıkmaları ve ceza sahası koşusu yapmaları.. İlk yarı sonunda fazla lüks görünen ve Baros/Sercan hamlelerini düşündürmeye başlayan Johan Elmander de ikinci yarıyla birlikte biraz daha özgürleşti ve orta sahaya sık sık inerek yanındaki oyunculara daha çok güvenip pas alışverişine girmeye başladı.. İlk yarıda yine orta sahada çok etkili olan Felipe Melo ve yanında son derece iyi idare eden Engin Baytar'la birlikte Alper Potuk'un yakın markajında eriyen Selçuk İnan, ikinci yarıyla birlikte skor dezavantajını çevirmeye çalışan rakibin bu görevi gevşetmesiyle birlikte boşa çıkmaya başladı ve oyunu da iyi yönlendirdi.. Sonuç olarak takımın 3 hattındaki 3 problemden birini giderme yolunda takım da önemli bir opsiyon kazanmış oldu..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Engin Baytar günün bu anlamda arka planda kalarak rol çalan oyuncularından.. Sabri ve Eboue'den sonra topla yumuşaklığı çok daha farklı olan ve bu bölgedeki savunma duygusu da diğerlerine göre daha gelişmiş yapısıyla orta sahaya önemli bir ekleme yaptı.. Bu maçta sene başından beri merkezde çok daha rahat tutulan topun başrollerinden biriydi.. Baytar, Trabzonspor'da bugün yaptıklarının çok daha ötesini benzer rolde, benzer bir sistemde rahatlıkla gerçekleştirmiş bir isim.. Piyangodan transferinde sevindiren de takımın yaşadığı Türk çekirdek sorununda önemli bir yeteneğin neredeyse bedelsiz bir şekilde kadroya katılmasıydı.. Bugünkü performansı sadece bunun önizlemesi, Baytar'da bunun çok daha fazlası var.. Saha içi ve dışındaki görüntüsü kafasının rahat ve mutlu olduğu ama elbette iç yaşantısını buradan bilmek mümkün değil.. Bugün 65. dakikada yaşadığı sakatlık büyük şanssızlıktı, bu maçta farkı yaratan oyunculardan biri olarak 90 dakikayı tamamlamayı hak ediyordu.. Özellikle çıkışına doğru Colin Kazım'ın önüne attığı 25 metrelik güzel pastan sonra sağ kenardan gelen ortada altıpasta belirmesi oyuna ve takıma bakışıyla ilgili çok net bir güzelliği ortaya koydu.. Maç sonrası takımın fizik gücüyle ilgili yaptığı cesur ve yerinde açıklamalar da son derece iyi.. Üç merkez oyunculu yapı devam edecekse 1 saatlik performansıyla ilk opsiyon olmayı bence başardı ama Terim'in düşüncesi Eboue'nin dönüşüyle birlikte nasıl olacak bunu ilerleyen maçlarda göreceğiz..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elmander'in fizik gücü, geriye gelerek merkez oyuncularıyla oyun içi kurduğu aktif iletişim ve en önemlisi top tutma becerisi bir başka 9 numarayı çok hatırlatıyor.. Aradaki kalite farkı elbette büyük ve gereksiz bir karşılaştırma içine girmeye gerek yok fakat Galatasaray'ın hücum portföyüne katmayı başardığı farklılık çok değerli ve o bölgedeki sorunları Terim'in tüm memnuniyetsizliğine rağmen takım içinde minimize eden bir yapıda.. Bugünkü performansı çok önemli, ama 60'tan sonra Sercan ya da Baros'la değişse takımın farkı artırma şansı muhtemelen çok daha fazla olacaktı.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Michael Skibbe'nin Galatasaray'ı ilk ziyaretinde önceki haftalarda gösterdiği şeyler  bugün biraz daha netleşti.. Güzel oyunun ve pas yapmaya çalışan yapının önceki dönemde kendisine fazla bir şey kazandırmadığını gören Skibbe'nin Eskişehir'i fizik güce çok daha fazla güvenen, oyununu daha çok mücadele ve kavga üzerinden kurmaya çalışan bir takım.. Bugün Galatasaray'ın netameli savunma çizgisinin arasına Mehmet Yıldız'ı atmaya çalışması Galatasaray'ın savunmayı daha rahat çıkararak boyu istediği gibi kısaltmasını sağladı.. Yine orta sahada teknik anlamda fark yaratan isimlerden Alper Potuk'un da Selçuk İnan'la sınırlanması bütün hücumlarını Diomansy Kamara'nın hızı üzerinden yaratan bir rakip takım ortaya çıkardı ve bunlar Galatasaray adına işleri kolaylaştırdı.. Terim'in değişik bek kurgusu, Sabri ve Colin Kazım'lı sağ çizgide Dede'yi de önemli bir tehdit olarak maç öncesi ortaya koyuyordu ama özellikle fark 2'ye çıkana kadar Dede de Skibbe tarafından bir hayli sınırlandı.. Michael Skibbe ligin gerçeklerini, burada asgari müşterekte yaşamı elde etmek için ilk etapta ne yapması gerektiğini iyi çözmüş gibi.. Fazlası için aklında muhtemelen çok farklı şeyler vardır ama pragmatik bir başlangıç yapması özellikle Galatasaray sonrasında büyük tecrübe elde eden ve Frankfurt'ta yönetimlere çok daha rahat gider yapmaya başlayan Skibbe'nin kişisel gelişimini de sürdürdüğünü gösteriyor.. Bugün ilk yarıdaki duran top golü teknik adamlık performansına darbe vurdu..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı sistem ve diziliş içinde seçilen farklı oyuncuların mantaliteyi tek başına değiştirdiği ortamda Elmander ve Baytar bugünün öne çıkan isimleri.. Bu takımın sistemi ne olmalıya dair aldığımız fikirler 4. maç itibarıyla iyice güçlendi ki bir sonraki yazının konusu da bu olsun.. Savunmadaki büyük yapısal arızaların devam ettiği takımda Zan'ın golü sevindirici fakat önemli olan diğer oyuncuların takıma esneklik getirecek performansları.. Galatasaray'ın sınırlı kadro yapısı içinde yapması gereken öncelikle eldeki oyuncuları optimumda kullanmak ki Eskişehir maçı bu anlamda bir milat olabilir.. Oyun çok ideal değildi ama ilk defa gösterilen büyük iştah bugün maça giden 30 bin seyirci için yeterli gibi görünüyor, en azından benim için maç hayli başarılıydı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;"Terim'i neden seviyorum?"&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyuncusunun yaptığı gereksiz işlerden sonra anında tepkiyi kenardan gösterip taraftarına verdiği güven için..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-1747718415825396905?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/1747718415825396905/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=1747718415825396905&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/1747718415825396905'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/1747718415825396905'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2011/09/galatasaray-2-0-eskisehirspor.html' title='Galatasaray 2-0 Eskişehirspor'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-kbi9tvI0HJw/ToDlyxkrsKI/AAAAAAAAD_Y/vC0Vw0_Wix4/s72-c/Galatasaray%2B-%2BEski%25C5%259Fehirspor.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-7841375164900575311</id><published>2011-09-19T02:21:00.005+03:00</published><updated>2011-09-19T08:58:43.256+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Galatasaray Maçları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Galatasaray 3-1 Samsunspor</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-QR6tLzp3Ol0/TnZ_VMp5p2I/AAAAAAAAD_Q/6gZjl5fuSVo/s1600/Melo%2BSamsun.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-QR6tLzp3Ol0/TnZ_VMp5p2I/AAAAAAAAD_Q/6gZjl5fuSVo/s400/Melo%2BSamsun.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5653846384361187170" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Servet Çetin'in yokluğu Galatasaray için bir taşı daha yerine oturtmak için bir şanstı zira Terim'in en kötü futbol huylarından biri olan inatçılık bazı gerçeklerin ortaya çıkmasını geciktirebiliyordu.. Böylece sezon başı kampının uzun süreli sağ beki Ujfalusi tandeme geçti ve Eboue - Sabri ikilemi üzerinden ilk 11'i ve 4-3-3'ü belli olan Galatasaray'da yapı ortaya çıkacaktı.. Eboue'nin bek oynayıp Sabri'nin merkezde devam etmesi Eboue'yi şu anki naturel pozisyonunda görmek için istenen ve beklenendi ama tersi takım için Sabri'yi merkezden uzaklaştırması adına daha iyi olabilirdi.. Böylece sağ bekte fazla nitelik kaybetmeden orta sahada biraz daha iyi top tutan ve daha teknik bir üçlü oluşturup Eboue'nin yeterliliğini biraz daha test etme fırsatı elde edilecekti..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eboue orta sahada başladı ve onun öne çıkması ilk hafta Belediye karşısında daha önde kalan Selçuk İnan'ı biraz daha geriye attı.. Galatasaray ilk 20 dakika itibarıyla Belediye maçında olduğu gibi oyuna hakimdi ama hem yeni kenar ikilisindeki dengesizlik, hem de bekler üzerinden Terim'in direttiği üçlü defansı andıran dönüşler orta sahada büyük boşlukların doğmasına neden oldu.. 17. dakikada Felipe Melo'yla gelen beklenmedik gol, Belediye'ye göre çok daha farklı bir oyun sergileyen Samsunspor karşısında çok daha etkili bir takımın gelmesi için kilit olabilirdi ama Galatasaray, 20 dakika sonrasında bir kez daha düşüşe geçti.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Takımın boyuyla ilgili takıntılı bir aytıntıcılığı göz önüne alan (ki bu iyi bir şey) Fatih Terim'in genişliği unutmayıp beklerle bunu sağlamaya çalışması umut veriyor.. Ama sol beki daimi stoper olacak Galatasaray'da sol - sağ kademe farkının göz önünde tutulmaması savunmadaki dengeleri sarsabilecek gelişmeleri de beraberinde getiriyor.. Toplu çıkışlarda orta çizgiye kadar çıkan beklerle Felipe Melo'nun savunma içine doğru yönlenmeleri gayet akilane dururken savunmadayken ve takım topun gerisindeyken Melo'nun savunma önüne yığılması ve defans dörtlüsünün 5 metre önünde 7-8 kişilik topluluk oluşması zaman zaman orta sahayı güçsüz kılıyor.. Samsunspor'da Petkovic'in golden sonra biraz da spontane bir şekilde savunmayı öne çıkarması maçı tamamen dengeleyip mücadeleyi orta oyununa çevirdi.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci yarının başında takım skor avantajına sahipken yenen kontra atak ve dengesiz yakalanmada beklerin yine ileride olması ana faktörlerden biri.. Gökhan Zan'ın hatalı pasında kaptırılan topta Balta ve Sabri rakip yarı alanda konumlanmıştı.. Özellikle Sabri'nin bir açık gibi oldukça ileride yer aldığı pozisyonda beklerden dönüş doğal olarak gelmedi ve Zan'ın öne çıkarak kullandığı topta Samsun kontrasında Ujfalusi stoperde tek başına kaldı.. İkiye bir yapma şansı bulan Samsunspor'da savunmaya yakın olan Melo, Sarp'a yetişmeye çalıştı ama başarılı olamadı.. Gol sonrası sakatlanan Eboue, yine oluşabilecek bir başka Terim inadının kendiliğinden önüne geçti ve hoca Elmander'i oyuna sokarak ikinci hücumcuyla risk aldı.. Sonrasında gelen iki değişiklikten Colin Kazım - Engin Baytar takımı çift merkez forvete çevirdi ve Galatasaray özellikle Elmander'in ekstra özellikleriyle topla daha etkili olmaya başladı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milan Baros - Fatih Terim uyuşmazlığında Terim'in beklediklerini Baros'tan tam olarak görememesi yatıyor ki hocanın haklı olduğu noktalar var.. Baros hala sakatlık sonrası dönemini tam olarak atlatabilmiş değil.. Henüz gücü yerinde değil ve bu da direkt bir şekilde onun en önemli özelliğinin göz ardı edilmesi sonucunu doğuruyor.. Galatasaray, Selçuk İnan dahil orta sahada çok teknik, topu ayağında uzun süre tutan ve çok yaratıcı bir oyuncuya sahip değil.. Kenar oyuncularındaki uyumsuzlukla birleşen bu faktör merkezdeki forvetten sırtı dönük oyun oynama zorunluluğunu getiriyor ki bu, Baros'un en iyi olduğu konulardan değil.. Elmander'in oyuna girer girmez yarattığı fark daha diri bir şekilde sırtı dönük oyunu oynayabilmesi ve ileride top tutabilmesiydi.. Fit bir Baros hiçbir zaman top tutamadı ama gücüyle ve savunma üzerindeki baskısıyla rakiplerin savunmayı ileri çıkarmasını birçok maçta engelledi.. Onun skorer özelliğinin yanında son derece yetersiz tekniği ve top tutamayan yapısıyla takımın oyunu rakip sahaya yıkmasında etkili olan özelliği buydu ve güçsüz bir Baros bunun çok uzağında.. Bu da doğal olarak Terim'in tepkisini çekiyor ve hoca o bölgede farklı özellikler görmek istiyor.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Engin Baytar'ın sağ kenara gelişiyle birlikte son 20 dakikada takım 4-4-2'ye döner gibi oldu ama asimetrik yapıyla aslında bu da 4-3-3/4-4-2 melezi bir yapı.. Değişiklik sonrası düzelen oyunda rakibin son 20 dakikayı 10 kişi oynadığı unutulmamalı.. Bu düzen özellikle deplasmanlarda büyük sıkıntı yaratır ama Baytar tarzı bir merkez çoklayıcı kenar oyuncusuyla ilk plan haline de getirilebilir.. Bu da Colin Kazım için kulübe yollarının görünmesi anlamna gelir ki ilk 2 haftalık performans sistemin devamında bile bu yolu onun önüne çıkarabilir.. Bunun için bugünün vasatı ama isteklisi Albert Riera'nın rolünün oturmasını beklemek gerekiyor..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Takımdaki çok büyük sorunlar devam ediyor.. Bugün oyuna giren Elmander ve Sercan ikilisinin katkılarıyla galibiyet bulundu ama tersi de olabilirdi.. Belediye maçı birçok farkındalığı hem taraftar, hem de teknik kadro ve oyuncular üzerinde oluşturdu diye umuyorum.. Samsunspor karşısında alınan galibiyete rağmen rakibin kişilikli futbolu da benzer bir sonucu oluşturmuş olabilir.. Bütün bunlar Galatasaray'ın orijinal yapısının daha çabuk ortaya çıkmasına neden olacak ama bu bek dizilimi ve ağır savunma hattıyla takımın boyu üzerindeki diretmeler geçiş sürecinin beklenenden uzun ve çok daha sancılı olmasına neden olabilir..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-7841375164900575311?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/7841375164900575311/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=7841375164900575311&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/7841375164900575311'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/7841375164900575311'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2011/09/galatasaray-3-1-samsunspor.html' title='Galatasaray 3-1 Samsunspor'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-QR6tLzp3Ol0/TnZ_VMp5p2I/AAAAAAAAD_Q/6gZjl5fuSVo/s72-c/Melo%2BSamsun.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-7240897778368716483</id><published>2011-09-12T01:37:00.006+03:00</published><updated>2011-09-12T22:12:43.826+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Galatasaray Maçları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Belediye 2-0 Galatasaray</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-zyLVUov2hv4/Tm04MyZ-w1I/AAAAAAAAD_A/JdGymIit0_A/s1600/Belediye%2B-%2BGalatasaray.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-zyLVUov2hv4/Tm04MyZ-w1I/AAAAAAAAD_A/JdGymIit0_A/s400/Belediye%2B-%2BGalatasaray.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5651234899760169810" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;16. dakikada yayıncı kuruluşun hazırladığı bir grafik sağ alt köşede belirdiğinde Galatasaray'ın o süreye kadar 108 olumlu pas yaptığını gösteriyordu.. Aynı tempoyla bunun 90 dakikalık karşılığı 600 olumlu pasın üstünde ki TSL için müthiş bir seviyedir.. Terim'in alameti farikası olan alan parselizasyonu sene başı için yine çok iyiydi, oyuncular Belediye gibi bunun tam anlamda antikoru olan bir takıma karşı topa sahip olmada iyi bir başlangıç yaptı ve oyunda üstünlük kuruldu.. Çıkan beklerle rakibe yapılmaya çalışılan pres özellikle yeni bir takım olmanın da etkisiyle zaman zaman bireysel kopmalar gösterse de ilk 20 dakika genel anlamda çok doyurucuydu ve futbola elverişli olmayan bir statta yeterli heyecanı vermeyi başardı.. Fatih Terim'in maçtan sonra yaptığı açıklamada "ilk 25 dakikadaki Galatasaray, hedeflediğimiz takım" açıklaması muhtemelen bunun karşılığı.. Hocanın kafasında yine pres yapan, topa sahip olan ve bol pas yaparak rakip kaleye inen bir Galatasaray yaratmak var.. Bu olguları içinde barındıran oyun yapısı için Rijkaard döneminde "total futbol" ağıtları yakanlar bunun en güzellerinden birini ülkeye göstereni "kaos futbolu" gibi oyunla uzaktan yakından alakası olmayan bir terimle tanımlıyorlar.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray yine Terim'in böyle bir defans dörtlüsüyle savunmayı çok ilerde kurduğu başlangıçta hocanın geçmiş dönemlerden beri ütopyalarından biri olan orta sahavari beklerle (2-1-4-1-2 ve Fiorentina) savunmayı ikili bırakıp Melo'yu tandemin arasına indirdi.. Pep'in Barcelona'da oyun içi üçlüye dönüşlerinde BusQuets üzerinden kullandığı bu yapının çok daha radikalini ve düzenlisini 2010 Dünya Kupası'nda Javier Aguirre'nin Meksika'sında görmüştük.. Bunun riski stoperlerin ağırlığıyla birlikte beklerin çıkışlarında kenarlarda oluşacak derin boşluklar ve Abdullah Avcı'nın muhtemelen fırsatı görünce en uçtaki Pierre Webo'yu sık sık Galatasaray sağ kenarına götürmesiyle Belediye üst üste pozisyonlar üretmeye başladı.. Oyun rakibin savunmayı biraz daha çıkarmasıyla orta alanda bir miktar dengelendi ve üst üste gelen tehlikeler Galatasaray'ı biraz daha geri attı ve 11 kişiyle topun arkasına geçmeye çalışan takımda Skibbe dönemi esintileri görüldü.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-zgvVKMPi1y0/Tm5X3Fd_dnI/AAAAAAAAD_I/1dsYzfHHF6o/s1600/Galatasaray%2B2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 261px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-zgvVKMPi1y0/Tm5X3Fd_dnI/AAAAAAAAD_I/1dsYzfHHF6o/s400/Galatasaray%2B2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5651551186268943986" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;42. dakikada yine sol kenarda başlayan ama ters topla birlikte dengesi bozulan savunmada büyük kaleci hatasıyla birleşen basit bir orta, takımı geriye düşürdü ki Belediye özellikle deplasmanda oynarken skor dezavantajına düşülmemesi gereken birkaç takımdan biri.. Hem toplu oyunu, hem de geriye yaslanmayı Avcı'nın üstün stratejileriyle yıllardır iyi harmanlayan rakip karşısında ilk 20 dakika sonrasında etkisini kaybeden takımın yapacaklarının sınırlı olacağını tahmin etmek zor değildi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devre arasında gelen Zan - Yekta değişimiyle hem orta sahada kötü olan Sabri'yi beke kaydırıp sağ bek hücumundan bir şey kaybetmemeyi, hem savunmadan bir ağır çıkarıp Ujfalusi'yle kısmi bir iyileşme sağlamayı, hem de merkeze top tutan bir yaratıcı eklemeyi düşünen Terim, maç başı 11'inde olduğu gibi planladıklarının çok azını aldı.. Sol kenarı hem beki, hem de açık oyuncusuyla çok sınırlanan takımda Colin Kazım'ın da tutulamayan topla hücuma veremediği destek bir iki Ujfalusi/Sabri çıkışı dışında kenar desteği getirmedi.. Özellikle ilk yarıda geriye çok yakın oynayan Melo'nun yanına fazla girmek istemeyen Selçuk da geriden top çıkarmada dezavantaja düşülmesini sağladı ki Galatasaray'daki en kötü oyunlarından birini oynadı.. Milli takımda Hiddink tarafından savunma önünde dahi kullanılan Selçuk İnan'ı önde kullanmaya çalışmanın bu yapı içinde mantığı yok.. Onu değerli kılan savunma önünde aldığı topla oyunu ilk kuran oyuncu olması ve Galatasaray'ın özellikle çok sıkıntılı savunma yapısıyla bu, takımda çok ciddi bir gereklilik.. Sercan ve Baytar değişiklikleriyle takımdaki taşları tamamen yerinden oynatan ve iki hücum beki, iki kenar forvetle yürümeye çalışan takımın top tutma problemini çözememesi üretkenliği etkiledi ve çok ciddi bir pozisyon bulamadan Galatasaray son dakikalara girdi.. Sonlarda gelen ikinci golde yine ters kenardan başlayan ve 20 saniyede olgunlaşan atakta uzun süre dörde dört devam eden hücumda kadraja fazladan giren tek Galatasaraylının Felipe Melo olmasıysa sene başı olmasına rağmen esef verici bir görüntüydü, televizyon başında dahi fazlasıyla sinir bozucuydu.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eboue'nin hücumun başlangıcında yediği komik çalım muhtemelen ters kenarda oynamasının sonucu.. İlk resmi maçına başladığı mevkiinin kariyerinin dibini gördüğü maçla aynı olmasıysa oyuncuyu bilenler için hoş değildi.. Terim'in Eboue'ye joker gözüyle baktığı çok açık ki büyük ihtimalle bir daha orada yer alacağı maç sayısı ikiyi geçmez.. Ama net bir şekilde o kenarın adamı değil, net bir şekilde Galatasaray'a yapacağı en büyük katkı sağ bekte.. Başka yerlerde oynatılacak Eboue'nin yerine bölgelerinin çok daha iyi oyuncularına gidebilirdi Galatasaray.. Elde Sabri ve hatta Ujfalusi bonusu varken Terim bu esnekliğe ilerleyen dönemlerde sahip olacak ama Eboue'yi aldıysanız, onun size en çok şeyi vereceği bölgeye süratle yerleştirmek zorundasınız ve bu bölge, Albert Riera kadrodayken oyuncunun kendi tercihi olan sağ açık bile değil.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kötü bir 90 dakikaydı, hak edilen bir mağlubiyet alındı.. Ama sonuçta 1.5 puanlık bir maçın play-off'la çoook uzun bir hale dönüştürülen maratonda istatistik dışında bir önemi yok.. Daha geride kurulan bir savunma, savunma önüne daha çok yaklaşan bir Selçuk ve onun yanına top tutabilen bir partnerle birlikte Riera - Colin Kazım dengesi Terim'in mantalitesiyle birlikte daha iyiyi getirecektir.. Fiziksel yönden geçtiğimiz sezonun sonundan daha ileride görünmeyen Baros ise büyük soru işareti.. Terim'in onunla ve Elmander'le ilgili yaptığı açıklamaysa kendi içinde doğruluk payı olsa da (belki?) ilk haftada çok büyük mantıksızlık..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-7240897778368716483?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/7240897778368716483/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=7240897778368716483&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/7240897778368716483'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/7240897778368716483'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2011/09/belediye-2-0-galatasaray.html' title='Belediye 2-0 Galatasaray'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-zyLVUov2hv4/Tm04MyZ-w1I/AAAAAAAAD_A/JdGymIit0_A/s72-c/Belediye%2B-%2BGalatasaray.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-3698265374162588494</id><published>2011-09-11T01:09:00.004+03:00</published><updated>2011-09-11T04:57:56.873+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Galatasaray 2011/2012: Yeni Bir Umut</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-6LkKBqmRYFU/TmvmQaxSwvI/AAAAAAAAD-4/HbRYjbxe-YY/s1600/GS.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 261px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-6LkKBqmRYFU/TmvmQaxSwvI/AAAAAAAAD-4/HbRYjbxe-YY/s400/GS.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5650863327204786930" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Her yaz ligin başlamasına 2 hafta kala başlayan heyecan ilk maça kadar yavaş yavaş yükselir ve başlama düdüğünden önce tavan yapardı ama bu sene yaşananlar bundan eser bırakmadı.. Sosyal paylaşım sitelerini, sözlükleri, forumları 15 dakika dolaşmak bunu anlamak için yeterli.. TFF'nin ultra aciz, sonsuz kifayetsiz yönetim süreciyle geldiğimiz nokta bu.. Hem şüpheliler, hem de hakkının yendiğini düşünenler aynı öfkeyle bir kuruma yükleniyorsa, işin içinde dahi olmayanlar yaşanan orta oyununa boş gözlerle bakıyorsa o iş bitmiş demektir.. Muhtemelen son 20 yılın en keyifsiz, en amaçsız sezonu bu sene yapılacak ve bu ortamda hakikaten futbola odaklanmak kolay değil.. Ama bir de bizim tarafta sil baştan yapılan ve bu sefer daha iyi yapılanmaya çalışan bir takım ve efsane hoca var.. Terim'li Galatasaray, şu anda gazı kaçanların en tarafsızı konumundaki Galatasaraylıların tek heyecanı.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray'ın Skibbe'yle başlayıp Rijkaard'la devam eden güzel futbol oynama telaşının ve isteğinin Terim'le biraz farklı ama aslında aynı doğrultuda devam edecek olması geçmiş dönemlerde yaşananlar üzerinden konuşulabileceğini gösteriyor.. Çok zayıf merkezlerle Skibbe'nin Lincoln'e yüklenerek, Rijkaard'ın ise yaptığı tek transferin patlayıp çok kalitesiz bir nüveyle oynamaya çalıştığı ortamda Galatasaray'ın reçetesi belliydi.. 2010 Dünya Kupası'ndan sonra eksikler üzerinden yazılan küçük bir &lt;a href="http://tardinibufe.blogspot.com/2010/06/kwadwo-torrado-bradley.html"&gt;transfer değerlendirmesinin&lt;/a&gt; gerçekleşmesine bu yaz çok yaklaştık.. Galatasaray tarihinin en parlak döneminde en güçlü bölgesi olan merkezinden güç alan ve farkı bu bölgede yaratan bir takımdı.. Ligin en iyi Türk orta sahası Selçuk İnan'ın üstüne gelen Felipe Melo ilk etapta son 3 yılda yaşanan birçok sıkıntıyı çözmek için yeterli.. Terim'in çok istediği Lassana Diarra'yla geçen seneden sonra bir anda nirvanayı görmeye yaklaşıldı ama Culio'nun gidişiyle verilen sinyal bir anda ortaya çıkan Arda kriziyle son yabancı hakkının sol kenara gitmesine neden oldu.. Gelinen noktaysa 2005 sonrasını iyi takip edenler için şu an fazlasıyla yeterli..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Takımda ilk 11'deki yeri ve pozisyonu belli 7 tane oyuncu var.. Muslera (kaleci), Balta (sol bek), Servet (stoper), Selçuk (merkez), Melo (ön libero), Riera (sol açık) ve Baros (forvet).. Yine ilk 11'deki yeri kesin olan ama pozisyonu şu anda Terim'in kafasında saklı 3 kişi mevcut.. Eboue, Ujfalusi ve muhtemelen Sabri.. Bunlara Colin Kazım'ı da ekleyerek aslında yukarıdaki ideal 11'e ulaşmak mümkün ama özellikle yapılan 2 transfer Terim'in düşüncelerini bizim bakışımızla berraklaşmasını engelliyor..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Takım ilk birkaç maçtan sonra bütün maçlara 4-3-3 düzeniyle çıktı ve Terim hazırlık maçlarında çok net sinyaller verdi.. Bunlardan birincisi ilk maçında stoper oynayan Ujfalusi'nin sağ bekteki ilk maçında gösterdiği üstün performans sonrasında tandemin Servet ve Zan üzerinden kurulması.. Bu hem iyi işleyen bir sağ bek, hem de Zan'ın ayağı en düzgün stoper olarak geriden top çıkarmada takıma yardımcı olması demekti ki Terim'in bunu ilk plan olarak düşünmesi ligin ilk maçı öncesinde muhtemel.. Ujfalusi'nin sağ bekte Terim'in şu an için ilk tercihi gibi görünmesi, Eboue'yle birlikte üstüne iki kuma gelen ezik eşe dönen Sabri ve Eboue'nin durumunu da garip bir döngüye doğru itiyor.. Sabri için farklı pozisyonlarda işimize yarayabilecek bir oyuncu diyen Terim, Eboue için de birçok pozisyondan dem vurmuştu ve şu an için Sabri merkezde, Eboue ise ilk ve tek maçı olan Real Madrid itibarıyla sağ kenarda görünüyor.. Sabri'nin pres gücünden merkezde yararlanmak istediği açık olan Terim, bir süre daha yeni kaptanı bu bölgede kullanacak gibi görünüyor.. Selçuk'la birlikte Sabri'nin yüksek kondüsyonuyla merkezden yapacağı ceza sahası koşuları da bu bölgede Sabri'den sürpriz golleri sezon boyunca getirebilir ki Terim'in düşüncesi içinde bu da mutlaka vardır.. Ama Eboue için işler çok daha karmaşık.. Albert Riera'nın hakiki bir sol kenar olarak transfer edilişi sonrasında Eboue'nin ilk isteği olan sağ kenarda kullanılma ihtimali 4-3-3'le birlikte pek mevcut değil.. Orta saha? Sabri yoksa belki ama onun varlığında, arkada Yekta ve Engin Baytar hazır kıtayken ne kadar denenebilir muamma.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Colin Kazım Richards ise muhtemelen Albert Riera transferine en çok sevinen oyuncu.. Lukas Podolski'nin takıma gelişiyle birlikte birbirini kesen iki oyuncu olarak iki kenarda takımı tekdüzeleştiren oyuncu olma ihtimali beliren Colin Kazım, takım içinde kenardan forvet özelliği getirebilen tek oyuncu olarak hakiki kenar oyuncusu Riera'yı en iyi tamamlayan oyuncu ve transferinden sonra gösterdikleriyle Galatasaray için şu an itibarıyla çok önemli..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Terim'in kafasındaki göremememize neden olan tek konu şu an için takımın 3 sağ beki olan Sabri - Ujfalusi - Eboue üçgeni.. Bu üçgenin köşelerinin takım içinde yer bulmasıyla birlikte çok daha stabil düşünceler üzerinden yürümeye başlayacağız.. Terim'in unutmaması gereken özellikle Eboue'nin TSL'de farkı bek üzerinden yaratabileceği ve Ujfalusi'nin stoperde Servet ve Zan'dan bir kademe daha hızlı olduğu.. Özellikle savunma hattını devamlı çıkarmak istemesini daha hızlı Ujfalusi'yle okumak, topu oyuna sokma sorunundan çok daha önemli olabilir.. Merkezdeki ya da sağ açıktaki Eboue'nin yerine çok daha iyi transferler yapmak mümkünken, bekteki Eboue için aynı şeyi söylemek çok kolay değil.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabri ve Colin Kazım, Selçuk'tan sonra bu takımın en kaliteli iki Türk oyuncusu.. Bu anlamda ikisinin de 11 içinde değerlendirilmesi çok önemli.. Bütün bunların ışığında başlangıç için ortaya çıkan yapı bence yukarıdaki ama Terim'in düşüncesi nedir bunun için ilk ışık yarınki Belediye maçı.. Riera'nın ilk 11'de başlaması durumunda sürpriz bir şekilde defanstaki dörtlüye göre bu 11'i görebiliriz fakat İspanyol muhtemelen bu maçta kulübede olacaktır ve bu durumda ilk opsiyon Real Madrid maçındaki düzenin devamı olabilir.. Elmander ve Sercan'ın durumuna göre kenarları Riera ve Eboue'li klasik bir 4-4-2 de artık az kullanılan fakat hala geçer akçeliğini dönem dönem koruyan bir sistem olarak hiçbir zaman ilk tercih olmasa da Terim'in portföyünde bazı iç saha maçlarında kullanılmak üzere duracaktır.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Transfer dönemi tam anlamıyla tatmin edici değildi ama böyle bir sezon öncesinde birçok departmanda yapılabileceklerin en iyisi gerçekleştirildi.. Sonuç olarak yarın takım 1.5 puanlık bir maça çıkacak ve işler çok kötü giderse devre arasında tekrar yükleme yapıp dandik play-off sisteminde takımı kurtarmak mümkün.. Bu açıdan bütün kurşunları yaz döneminde sıkmayan yönetime bir şey diyemiyorum.. Savunmada çok büyük sorunlar var (ki muhtemelen en çok baş ağrıtacak bölge olacak), merkez ve kenar yedeklemeleri yine çok sıkıntılı ama özellikle çok yönlü transferlerle uzun süreli sakatlıklarda idare edici opsiyonlara kısmen erişildi.. Artık lig Galatasaray için başlasın ve maçlar üzerinden çürütülen yapıda futbolu konuşmaya başlayalım.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir resmi maçta Terim'i tekrar paltosuyla kenarda görmek çok keyifli olacak..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-3698265374162588494?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/3698265374162588494/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=3698265374162588494&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/3698265374162588494'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/3698265374162588494'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2011/09/galatasaray-20112012-yeni-bir-umut.html' title='Galatasaray 2011/2012: Yeni Bir Umut'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-6LkKBqmRYFU/TmvmQaxSwvI/AAAAAAAAD-4/HbRYjbxe-YY/s72-c/GS.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-1784332080699372760</id><published>2011-09-03T23:59:00.008+03:00</published><updated>2011-09-05T15:41:46.461+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Liverpool'dan Galatasaray'a vol. 9</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-pDCg6fElB_A/TmLjf40sZrI/AAAAAAAAD-s/nZR7DrMIxvw/s1600/Albert%2BRiera.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-pDCg6fElB_A/TmLjf40sZrI/AAAAAAAAD-s/nZR7DrMIxvw/s400/Albert%2BRiera.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5648327019644872370" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Çok iyi bir sezonda çok özel role sahip bir oyuncu olarak sadece 6 ay içinde Albert Riera'nın geldiği nokta inanılmazdı.. 2010 Mart'ında İspanya'da bir radyoya verdiği röportajda Liverpool'u batan bir gemi olarak niteleyip Rafael Benitez için oldukça sert açıklamalar yapan oyuncu çok kısa sürede kulüp içinde sorun adam haline geldi.. Benitez için "oyuncusundan tamamen uzak" tanımın yapan Riera, 2 yıldır tanıdığı hocanın futbolculardan gelen her türlü tepkiye kulağını tıkayan biri olduğunu söyledi.. "Eğer fiziksel açıdan bir sorununuz yoksa ve iyi de çalışıyorsanız takım kötü giderken oynamamanız, hoca gelip size açıklama yapmıyorsa muhtemelen kişisel bir problemdir" diyerek olayı bir hayli ileri boyuta taşıyan Riera, o dönem için adı Real Madrid'le anılmaya başlayan Benitez'in oynattığı gösterişsiz futbol nedeniyle tercih edilmesinin imkansız olduğunu da eklemekten geri kalmamıştı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rafael Benitez, takım zor bir dönemden geçerken Riera'nın yaptığı çıkışı "zamansız" olarak niteleyerek oyuncuya hızlı bir ceza verdi.. Hemen kadro dışı bırakılan Riera, hafta içi oynanacak Europa League ve hafta sonu gelecek olan Manchester United deplasmanında yer alma şansını direkt bir şekilde kaybetmişti ki yeni yılla birlikte 3.5 ay içinde sadece 2 maçta oynayabilen bir oyuncu için bu çok farklı bir durum değildi.. Liverpool'da 7 yıl forma giyen ve Benitez'le 2 sezon çalışma şansına erişen takımın 2000'li yılların başında en önemli isimlerinden biri olan Dietmar Hamann, Rafael Benitez'in kendisiyle daima profesyonel ve saygılı bir iletişim içinde olduğunu ve Riera'nın oynamıyorsa kendi çalışmasında problem olabileceğini belirterek hocayı korudu ve camia içinde eleştiri oklarının Riera'ya biraz daha dönmesinde katkıda bulundu.. Albert Riera, gözlerini karartarak haddini fazlasıyla aşan eleştirileri sonrasında takımda fazla kalamayacağını anlamıştı.. Hemen takımdan ayrılarak o dönemde açık tek transfer marketi olan Rusya'ya kanalize olmaya çalıştı.. Rus eşi Yulia Koroleva bunda fazlasıyla etkili olmuştu.. İki ciddi teklif aldı ama kısa süre içinde kulüp ve oyuncu bunları değerlendiremedi ve Riera takımda kaldı.. Sezon sonu Rafael Benitez'in takımdan ayrılması üzerine Liverpool'da kalmak için tekrar heveslendi ama Roy Hodgson, takımda önemli bir krize neden olmuş Riera'yla çalışmak istemedi ve oyuncu yaz sezonunda Olympiakos'a satıldı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mallorca'yla başlayıp Fransa'da Bordeaux'da devam eden kariyeri Espanyol'da zirve yapan ve UEFA finaliyle taçlanan Albert Riera, 2008 yazında Liverpool'a 8 milyon pound'a transfer olmuştu.. Espanyol'un UEFA finali sonrasında Riera için biçtiği fiyat 12 milyon pound'du ve Liverpool bu transferde ezeli rakibi Everton'la mücadele içerisindeydi.. Her ne kadar, geldiğinde takımdaki İspanyolların da varlığı nedeniyle bir Rafa transferi (torpili) şeklinde değerlendirilse de Benitez, Espanyol'un istediği 12 milyon pound'u vermek istemiyordu ve Everton hazır parasıyla transferde bir adım öndeydi.. Ama Liverpool, Riera'nın büyük takım hırsını kullanarak vadettiği Şampiyonlar Ligi'yle ve 2004-2006 yılları arasında Benitez'in yardımcılığını yaptıktan sonra Espanyol'un sportif direktörlüğüne gelen Paco Herrera'nın varlığıyla birlikte öne çıktı ve çok daha az para vererek Riera'nın da istekleri doğrultusunda oyuncuyu kadrosuna kattı.. Liverpool, tarihi boyunca geleneksel ve klas sol açıkların takımıydı ve bu anlamda aynı geleneksel yapıyı sürdürecek olan Albert Riera; Peter Thompson, Steve Heighway, John Barnes ve Steve McManaman'dan sonra bu sürekliliği sağlama adına şeklen Liverpool için doğru transferdi.. Oyuncu ilk geldiğinde milliyeti ve düşük şöhreti nedeniyle birçok soruyu da beraberinde getirmişti fakat sezona başlar başlamaz ilk 11'e yerleşen Riera, fiziğine oranla oldukça yüksek olan sürati, dripling yeteneği, şutları, sahanın boyunu iyi kullanarak özellikle dip çizgiye inen yapısı, takıma kazandırdığı genişlik ve gücüyle bir anda geleneksel yapıyı sürdürebileceğini hem taraftara, hem de Benitez'e göstermişti.. Öyle ki sol açıklar üyesi olan Steve Heighway, Albert Riera'yı Liverpool'un John Barnes'tan beri gördüğü en iyi sol açık olarak nitelendirirken, Sky Sports'un İspanyol futbolu uzmanı, ilginç ilişkilerin adamı Guillem Balague, Espanyol taraftarı olmanın da etkisiyle Riera'nın Avrupa'nın en iyi kanat oyuncusu olduğunu dile getiriyordu..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama ertesi sezon onun için çok iyi başlamadı.. Sezon başında hazırlık dönemini ciddi bir bilek sakatlığı nedeniyle kaçıran Albert Riera, sonrasında bir türlü Benitez'in gözüne giremedi.. Mallorca'da kendisini ilk kez A takım alan Luis Aragones tarafından İspanya Milli Takımı'na 25 yaşında davet edilen oyuncunun huzursuzluğunda birinci etken 2010 Dünya Kupası'nda oynama isteğiyle sahada olabildiğince yer alma düşüncesiydi.. Dünya Kupası'na gidiş sürecinde grup maçlarında çok iyi maçlar çıkaran (ki Türkiye'yi de yıkan adamlardan biriydi) Riera'nın Dünya Kupası'nda tek oynama şansı bu turnuvaydı ve şampiyonluk yarışında büyük bir role sahipken ertesi sezon takım kötü giderken Benitez tarafından tercih edilmemek Mart ayındaki çıkışı getirdi.. Yeni yılla birlikte Mart ortasına kadar 3.5 ayda sadece 2 maçta oynayabilen Albert Riera, yaptığı profesyonelliğe aykırı çıkışın karşılığını sezon sonuna kadar bir daha forma yüzü görememek olarak alacak ve Dünya Kupası'nda forma giyemeyecekti.. Doğrulanmayan bir dedikoduya göre Riera'nın genç takım oyuncularından Dani Pacheco'yla bir antrenman sırasında ciddi bir tartışma yaşadığı ve bunun üzerine Benitez'in takımdaki diğer oyuncularla Riera'nın durumu hakkında görüş alışverişinde bulunduktan sonra oyuncunun biletini kestiği söylenir ki Riera'nın kişiliğiyle ilgili bu söylenti çok da iyi bilgiler vermez.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyuncunun Benitez'le yaşadığı problemler, Olympiakos'ta zirve futbolunu oynadığı Ernesto Valverde'nin kendisini takımda tutmak istemesine rağmen Galatasaray'a transfer olması ve Luis Aragones'in "Riera her zaman için hocasından ve takımından büyük beklentileri olan bir oyuncudur" açıklaması keskin bir kişiliği olan Fatih Terim'le ilişkisi yönünden soru işareti.. Arda Turan'ın takımdan ani gidişiyle birlikte Galatasaray'ın açık bir sol kenar oyuncusu ihtiyacı doğdu ki Terim'in başka yere kullanmayı düşündüğü yabancı kontenjanı buraya kaydı ve hocanın planları bozuldu.. Gelen bilgiler Terim'in Riera'yı adı transfer döneminde çıkan birçok oyuncudan çok daha net bir kesinlikte istediği şeklinde.. Galatasaray şekil itibarıyla çok doğru ama içerik yönünden soru işaretleriyle dolu bir transfer yaptı.. Hazırlık maçlarındaki yapı eşliğinde takımın sistemi ne olursa olsun, sağ kenarda Colin Kazım Richards ön planda görünürken sol kenarda orta saha özelliği ve top getirme yeteneği baskın olan bir melez oyuncuya ihtiyaç vardı ve bu anlamda Albert Riera şeklen takıma tamamıyla oturuyor.. Taraftarın çok istediği Lukas Podolski, Terim'in hazırlık maçlarındaki 4-3-3'ünde sağ kenarda Colin Kazım'la benzer özellikleri gösteren, top getirme yeteneği az olan bir oyuncu olarak Galatasaray ileri üçlüsüyle orta sahanın bağını kopartabilirdi ve muhtemelen Podolski'yle Emmanuel Eboue bu nedenlerle sağ kenarı alan oyuncu olacaktı.. Albert Riera, takımın alışkanlıkları doğrultusunda oyuncu özellikleri itibarıyla takıma daha uyumlu bir isim.. Gelişi, safkan bir kenar oyuncusu olması itibarıyla 4-3-3'ün sonunun gelebileceğine dair düşüncelere neden olmuş olabilir ama sağ kenardaki isimler ışığında 4-3-3'ün kendi içindeki dengesini Galatasaray'da koruyabilecek bir isim olan İspanyol'un bu anlamda Terim'in sistem planlarını değiştireceğini sanmıyorum.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Liverpool'dan Olympiakos'a transfer olurken orada oynayan kardeşi Sito Riera'dan aldığı bilgiler doğrultusunda Yunanistan'daki tutkulu taraftarların transferinde önemli rol oynadığını belirten Riera, Galatasaray'a gelişinde sürekli şampiyonluğa oynayan bir takım ve Türkiye'nin en büyük kulübü vurgularını yaparak çok da anormal olmayan bir şekilde tribünlere oynadı.. Sürekli oynamak isteyen, takımından beklentileri olan bir oyuncu olarak Türkiye'ye gelişi güzel.. Süper Lig'in tarihi boyunca pek görmediği safkan bir kenar oyuncusuyla tanışacak olmasıysa oluşabilecek uyumsuzluk sorunuyla birlikte hem lig, hem de takım adına heyecan verici.. İspanyol olması görünüşte yine bizim ligin zorluğu nedeniyle sıkıntı ama kariyerinin başında oynadığı Fransa ligi, Premier League macerası ve Türkiye'ye çok benzer bir futbol ortamı olan Yunanistan'dan geliyor olması bu genetik uyumsuzluğu biraz törpülüyor.. 1.90'lık boyuyla bir kenar oyuncusuna göre hava toplarında bu özelliğini beklentilerin ötesinde kullanabilen Riera, fazlasıyla tek ayaklı bir oyuncu.. Yine birebirlerde repertuarında fazla silahı yok ve genellikle aynı çalımları tercih ediyor.. Ama boyuna nazaran hızı ve sağlam vücut yapısıyla gücünü iyi birleştirmesi rakip bekler için onu yeterince zorlu bir oyuncuya çeviriyor.. Albert Riera'nın nerede oynayacağını görmek için Galatasaray'ın sahaya çıkmasına ihtiyacımız yok ama Terim'in son transferlerle ne düşündüğünü görmek için Galatasaray'a gerekli olan tarih hala 11 Eylül 2011.. Liverpool'dan yolu geçerek Florya'ya gelen oyuncular 2 fiyasko dışında genellikle iyi sonuç verdiler.. Şu an içinse yine öyle olmasını istemekten ve Terim'e güvenmekten başka yapabilecek bir şey yok..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-1784332080699372760?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/1784332080699372760/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=1784332080699372760&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/1784332080699372760'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/1784332080699372760'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2011/09/liverpooldan-galatasaraya-vol-9.html' title='Liverpool&apos;dan Galatasaray&apos;a vol. 9'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-pDCg6fElB_A/TmLjf40sZrI/AAAAAAAAD-s/nZR7DrMIxvw/s72-c/Albert%2BRiera.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-8539836758831213477</id><published>2011-08-15T19:36:00.008+03:00</published><updated>2011-08-17T16:25:06.193+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Emmanuel Eboue Galatasaray'da</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-ydR2cRpaxSk/TklPj4UyRiI/AAAAAAAAD-Y/Q86Aj97vn9c/s1600/Emmanuel%2BEboue.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-ydR2cRpaxSk/TklPj4UyRiI/AAAAAAAAD-Y/Q86Aj97vn9c/s400/Emmanuel%2BEboue.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5641127486091839010" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tarih: 6 Aralık 2008.. Akşam saatleri.. Emmanuel Eboue için o gün çok farklı.. Her zamanki maç sonu ritüellerini tekrarlamıyor.. Soyunma odasını 90 dakika sonrası boş ve şakalarından yoksun bırakırken, çok üzgün bir şekilde eve geldikten sonra üçüncü çocuklarına 7 aylık hamile eşiyle hiç konuşmadan direkt bir şekilde yatak odasına çıkıp uyuma yolunu seçiyor.. Birkaç saat içinde uyandıktan sonra, aşağı inip bir şeyler yedikten sonra yine yukarı çıkıp mutsuz uykusuna geri dönüyor, zira yaşadığı şey kariyerinin en büyük hayal kırıklığı, futbol adına tam anlamıyla dip noktası..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O gün Wigan Athletic'e karşı oynayan Arsenal'de diz sakatlığı nedeniyle yaklaşık 1.5 ay sahalardan uzak kalan Emmanuel Eboue, yedek kulübesindeydi.. Ama her yedek için en büyük arzu konusu 32. dakikada ortaya çıktı.. Takımın sol açığı Samir Nasri sakatlandı ve Arsene Wenger'in oyuna girmesi için işaret ettiği oyuncu Eboue'ydi.. Bacary Sagna'nın takıma transferinden sonra sağ bekteki yerini kaybeden ve çok yönlü futbolunu farklı pozisyonlarda değerlendirmeye başlayan Eboue, daha önce birkaç maçta mücadele ettiği sol kenara geçti ve tam anlamıyla acınası bir 57 dakika geçirdi.. Sayısız pozisyon hatası, baskı yokken direkt bir şekilde rakibe teslim edilen 5-6 top, sıklıkla Arsenal kariyerinde en çok eleştirildiği konulardan biri olan yerini kaybetmeler ve en sonunda kendi takım arkadaşına yaptığı komik bir "tackle" sonrasında Emile Heskey'ye teslim ettiği bir başka top, az daha Arsenal'in 2 puan kaybına mal oluyordu.. Arsene Wenger dakikalar 89'u gösterirken Eboue'nin felaket durumuna daha fazla tahammül edemedi ve saha içinde moral bozukluğu her halinden belli olan Eboue'yi Silvestre'yle değiştirdi.. Eboue, bir İngiliz stadında pek sık göremeyeceğiniz bir tavırla karşı karşıyaydı, Ashburton Grove'da çok büyük bir uğultu ve yuhalama eşliğinde oyundan çıktı ve maç sonunda doğrudan evinin yolunu tuttu.. Bir Arsenal futbol yazarı maçtan sonra Eboue'nin performansının "kariyer bitirici" olduğunu söyledi.. Takıma transfer olduktan sonra 1 yıl içinde tribünlerin sevgilisi haline gelen bir oyuncunun İngiltere'de bu tepkiyi görmesi için gerçekten "rezalet" oynaması gerekiyordu ve muhtemelen Eboue, o gün bir futbolcunun çıkarabileceği en kötü maçlardan birini oynadı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maçtan sonra telefonunu kapattı.. Abidjan Akademesi'nden eski ve o anki takım arkadaşı, hatta beraber büyüdüğü çocukluk arkadaşı Kolo Toure cevap alamayınca yanına yine Eboue'nin çok yakını olan diğer Afrikalılar Adebayor ve Alex Song'u alıp Eboue'nin evine gitti.. Eboue'nin o anda tek beklentisi arkadaşlarının desteğiydi ve ilk adımdan sonra ertesi gün antrenmana gitmeye dair içinde hiçbir istek olmayan Eboue, diğer arkadaşlarının da desteğiyle hafta arası oynanacak olan Porto maçında kendisini oynatmayı düşünmeyen Wenger'e gidip iyi olduğunu ve görev verirse oynamak istediğini söyledi ve ilk 11 çıktı.. Bir sonraki iç saha maçında Liverpool'a karşı 89. dakikada yine Samir Nasri'nin yerine oyuna girerken tribünlerle arası iyi görünüyordu.. Ama Ashburton Grove'la tekrar barıştığı maç, bir sonraki iç saha mücadelesinde Portsmouth'a karşı gerçekleşti.. Sağ açık olarak 66 dakika oldukça iyi performans gösteren Eboue, yerini Carlos Vela'ya bırakırken ayakta alkışlanıyordu.. Sonrasında yine kötü bir Tottehham maçı ve anlamsız kırmızı kartla arayı bozar gibi oldu ama dibi gördüğü sezonun geri kalanı kendi adına güzel bir geri dönüştü..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emmanuel Eboue, 2005 yılında Beveren'den Arsenal'e yaklaşık 1.5 milyon pound karşılığında transfer oldu.. Abidjan'da Toure ve Eboue'nin birlikte oynadığı akademinin kurucularından olan Jean-Marc Guillou, 1993 yılında akademinin futbol takımı olan ASEC Mimosas'a hem teknik direktör, hem de finansör ve ortak olarak katıldı.. Fildişi piyasasını ve uzantısı olarak Beveren'i Arsene Wenger'in görüş alanına sokan hamle de buydu.. Wenger, Guillou'nun çok yakın arkadaşıydı ve böylece hem direkt bir şekilde akademiyle, hem de onlarla birlikte çalışan Beveren'le iş birliği yapmaya başladı.. Beveren, Arsenal'le "feeder club" çatısı altında çalışmaya başladı ve Arsene Wenger beğendiği oyuncuları Beveren üzerinden Avrupa futbolu içinde deneme fırsatı buldu.. 2002 yılında direkt bir şekilde Abidjan Akademisi'nden 150 bin pound ödeyerek aldığı Kolo Abib Toure'nin ligin en iyi savunmacıları arasına girmesinden sonra daha o günlerde gözüne kestirdiği Emmanuel Eboue'nin Beveren'deki etkileyici performansıyla transferi risksizleştirdi ve 3 yıl sonra onu da Toure referansıyla kadroya kattı.. Beveren'in bu faaliyetten kazancı iyi oyunculardan aldığı katkı ve Toure/Eboue oranındaki 1/10'luk dilimden belli bir payı kulüp kasasına koymaktı ki feeder club'ların yaptığı şey zaten tam olarak buydu..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arsene Wenger, Eboue transfer olduğunda sağ bek ve orta sahada da forma giyebilecek olan iyi bir naturel stoper aldıklarını belirtti (Buraya ileride değerlendirmek üzere bir Terim parantezi açalım) ki o güne kadar gerek Mimosas'ta, gerek Beveren'de ağırlıkla stoper olarak forma giymişti.. 1.75'lik boyuyla bu kuşkusuz büyük bir kumar olurdu ve takımın elindeki stoper havuzu içinde zaten fazla da gerek yoktu.. Beke koyduğunda yine hücuma muazzam bindirmeler yapan bir Toure'den sonra stoper oynattığında da sırıtmayacağını bildiği sağ bek Eboue'yle Arsene Wenger oldukça mutluydu..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikayenin bundan sonrası oldukça bilindik.. Eboue, Bacary Sagna transferine kadar takımın bir numaralı sağ bekiydi ama onun fazla hücumcu olan ve yerini sık sık kaybetmesine neden olan hevesli yapısı takımda savunma dengesizlikleri yaratabiliyordu.. Özellikle ilk çıkışında hücum adına çok şey vadeden ama zamanla savunmasını daha çok geliştirerek gerçek bir "full back" haline gelen Ashley Cole'un Chelsea'ye gidişi Gael Clichy'yi bir anda takımda öne çıkardı ve onun da hücumcu bir bek olması savunma-hücum dengesini geri dörtlüde kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya olan Wenger'i bir seçimle karşı karşıya getirdi.. Bacary Sagna transferi sonrasında savunma yönü çok daha kuvvetli, pozisyon bilgisi de Auxerre'de aldığı altyapı eğitimiyle daha iyi olan Sagna'nın sol tarafı dengeleyen oyuncu olma gerçeğini Eboue'nin önüne getirdi ve Sagna'nın sağ beki almasıyla Eboue'ye takım içinde farklı pozisyonlar göründü.. Burada hemen az önceki parantez genişletilip Terim üzerinden birkaç çıkarım yapılabilir.. Stoper olarak takıma katılan Ujfalusi gelmeden Balta/Çağlar ve Sabri'li bir bek rotasyonuna sahip olan Galatasaray'da Terim'in solda geçtiğimiz sezonlarda çok yetersiz görünen Balta ve Çağlar dururken Sabri'nin üzerine transfer istemesi, hocanın geldikten sonra yaptığı en ilginç tercihlerden biri olarak öne çıkıyor.. Sokaktan 100 adam çevirseniz 90+'sının sol bek transferini düşüneceği ortamda Fatih Terim, beklenmeyeni yaparak hocaların bazen ne kadar farklı düşünebileceğini bir kez daha gösterdi.. Balta ilk 11 çıkarken Sabri mi kesilir demeden bunu anlamlandırmaya çalışmak hem hocaların, hem de tribünlerin selameti yönünden mantıklı olan.. Terim'in kafasındaki düzen muhtemelen UEFA serüveninde sağ bekteki savunma dengeliyicisi olan Capone rolünün Balta ve Çağlar tarafından rahatlıkla gerçekleştirilebileceği üzerinden şekilleniyor ve Sabri'nin enerjisini farklı bölgelerde değerlendirmeyi düşünen Terim, sağ bekte hücumcu bir oyuncuyla (Hakan Ünsal etkisi?) günün major takımlarının gerçekleştirdiği savunma dengesini kafasında oturtmaya çalışıyor olabilir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu parantezi Wenger'in Eboue transferinde söyledikleri üzerinden Terim odaklı genişletelim.. 2005'te Wenger'in orta saha ve sağ bekte oynayan bir stoper transfer ediyoruz açıklamasından sonra 2011 yılında Terim, tandemde, orta sahada ve sağ açıkta forma giyebilen bir sağ bek alıyoruz dedi.. Emmanuel Eboue kesinlikle bir sağ bekten çok ötesi ama bu cümleyi kurarken abartılardan uzak kalmakta fayda var.. Terim'in Eboue'yi düşüneceği ilk pozisyonu oyuncu sahaya Galatasaray formasıyla çıkmadan bilmek imkansız.. Eboue, Arsenal'de 4-3-3'ün sağ kenarında sol açık dengeliyici olarak çok iyi maçlar çıkardı.. Merkezde forma giydi, sol açık oynadığı maçlar oldu.. Hatta bir maç içinde Toure'yle stoper-sağ bek değişimini bile yaptı.. Bu, oyuncunun çok yönlülüğünün takıma yaptığı büyük katkı.. 2005 öncesinde Eboue stoperdi ama son 6 yıllık süreç çok şeyi değiştirdi ve şu anda o iyi bir sağ bek.. Çok fazlası değil, ama toplamı iyi bir transferin gerçekten çok ötesi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray'da stoperde denenme ihtimali mevcut.. Boy büyük dezavantaj ama Ujfalusi'nin sağ bekteki performansının sürekliliği önemli ve her ne kadar merkez uzunluğu da önemli olsa da sağ bekten de takımın boy ortalamasını özellikle duran toplarda artırmak çok zor değil.. Servet - Ujfalusi'nin muhtemel dengesizlikleri uzun vadede hem çabuk, hem de ayağı çok yumuşak olan Eboue'nin tandeme hız kazandırma ve geriden oyun kurma etiketleriyle katkı yapabileceği anlamına gelebilir.. Arda'nın gidişi sonrasında Eboue'nin kadroda olması yine kenar rotasyonu an itibarıyla daralan takım için önemli kazanç ve şu anda Selçuk ve Melo dışında çok bariz bir merkez oyuncusu olmayan takımda yine bu bölgede görev alabilir.. Bu anlamda ortaya koyduğu pozisyon portföyü Galatasaray için ideal ve muhtemelen Terim'i de heveslendiren bu.. Ama Eboue'yi transfer ediyorsanız, Premier League'de kendisini ifade etmesine en çok yardımcı olan sağ beki ön sıraya almanız transferden istediğiniz verim ölçüsünde sizin için en hayırlısı olabilir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-r5JlzTWHC5g/TkruWo9lz2I/AAAAAAAAD-g/dP_8Epfzr7I/s1600/Eboue.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-r5JlzTWHC5g/TkruWo9lz2I/AAAAAAAAD-g/dP_8Epfzr7I/s400/Eboue.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5641583555955248994" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Eboue muhtemelen bir Cafu değil ki furyalar ülkesinde muazzam bir hücum beklentisi olacaktır.. Ujfalusi'nin son iki maçta yaptığı hücum katkısını düzenli bir şekilde yapması bile çok mümkün değil Eboue'nin.. Hücuma çıkmayı çok seviyor, belirli bir düzeyin üzerinde hızlı ve teknik.. Ama toplamı çok çok büyük bir kalite değil.. Eboue, hiçbir şeyi mükemmel yapamayan, ama her şeyi belirli bir seviyenin üzerinde yapabilen oyuncu tipinin bazı yetenekleri keskinleştirmeye çalışan temsilcilerinden.. Bu kadar fazla pozisyonda sırıtmadan oynamasını sağlayan da zaten bu.. Bu anlamda gelince müthiş işleyen bir sağ bek beklentisi taraftar için çok hayırlı olmayabilir.. Çıkmayı sevdiği için yerini kaybetmesi oldukça ünlü ve Sabri sendromunu bu anlamda taraftara yaşatmaya devam edecektir.. Tamamen skoru düşünerek bekten yaptığı ceza sahası koşuları bazen 4-3-3 açıklarını imrendirecek seviyeye ulaşabiliyor.. Bunun yanında ortaları çok başarılı değil (zaten olması da gerekmiyor) ve bunları denemekten imtina eden bir oyuncu da değil.. Bu anlamda güzel adam Sabri'nin güzel bir kopyası..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pozisyon portföyünün genişliği, birçok şeyi vasatın üstünde yerine getirebilmesi, Galatasaray'ın elindeki sol bekleri tamamlıyor olması ve eldeki pozisyon boşluklarını dolduracak özelliklere sahip olması onu iyi bir oyuncudan çok daha ötesi yapmıyor.. Bunu yapan muazzam kişiliği ve soyunma odasını zaman zaman tımarhaneye çevirebilen eşsiz espri anlayışı.. 2010 Dünya Kupası'ndaki &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=n5mj0Huxajk"&gt;şu sahneyle&lt;/a&gt; normal bir insanı sandalyeden düşürebilen Eboue, bugüne kadar oynadığı her takımda, hemen hemen bütün takım arkadaşlarından muazzam övgüler almış bir isim.. Arsenal'in soyunma odasına yaptığı katkılar hem Wenger, hem de arkadaşları tarafından defalarca takdir edildi.. 1 sezon boyunca Highbury'nin, sonrasında ise Ashburton Grove'un sevgilisi olmasında iyi ve mütevazı kişiliğiyle birlikte bu eğlenceli yapısı en ön planda olan özelliğiydi.. Özellikle Türkiye'de sorunlu Türk futbolcu yapısı itibarıyla yabancı transferi yaparken kişilik özelliğini ön plana almak ziyadesiyle önemli ve Eboue transferi bu anlamda çok sıkıntılı bir süreç geçiren Galatasaray soyunma odasına büyük etki yapabilir.. Transferin gerçekleşmesinde oyuncu özelliklerinden çok benim için sevindirici olan taraf oyuncunun kendine has espri anlayışı.. Bunun muhtemel yeni kaptan Sabri'yle birleşmesi Florya'nın büyük bombalara gebe olabileceği gerçeğini öne getirir ki bundan rahatsızlık duyacak birinin olacağını sanmıyorum.. Galatasaray, yaklaşık 3.5 milyon pound'a oluşabilecek bütün pozisyon gediklerinde kullanabileceği bir sigortaya, TSL için güçlü, teknik ve hücumcu bir sağ beke ve huzur artırıcı bir soyunma odası bombasına kavuşuyor.. Bu devirde bunun için 15 milyon da harcanabileceği göz önünde tutulursa Eboue transferi kağıt üzerinde muazzam.. Ama saha içindeki ve Florya'daki yansımalarını görmek için Terim'in düşüncelerinin berraklaşmasına, yani biraz daha zamana ihtiyacımız var..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emmanuel Eboue hoş gelmiş..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Bunu nasıl açıklayacağımı bilemiyorum. Emmanuel... Bugüne kadar birçok çılgın oyuncuyla aynı takımda oynadım. Metz'de, Monaco'da ve şimdi de Arsenal'de. Ama Eboue kadar çılgını? Hayır, hayatımda böylesini daha önce hiç görmemiştim. Bunu açıklayamam ama o gerçekten deli. Onu dışarda görsen ciddi, karizmatik biri olduğunu düşünürsün. Hemen hemen hiç konuşmaz. Ama bu tamamen onun maskesi. O gerçek bir deli."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emmanuel Adebayor&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-8539836758831213477?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/8539836758831213477/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=8539836758831213477&amp;isPopup=true' title='16 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/8539836758831213477'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/8539836758831213477'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2011/08/emmanuel-eboue-galatasarayda.html' title='Emmanuel Eboue Galatasaray&apos;da'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-ydR2cRpaxSk/TklPj4UyRiI/AAAAAAAAD-Y/Q86Aj97vn9c/s72-c/Emmanuel%2BEboue.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>16</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-9053988633350910476</id><published>2011-07-29T00:29:00.007+03:00</published><updated>2011-07-29T13:28:56.119+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Galatasaray Maçları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Galatasaray 3-0 Liverpool</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-MrzqFYDFskQ/TjHU2QU3uBI/AAAAAAAAD-M/YD8EbZbWmnc/s1600/Galatasaray%2B-%2BLiverpool.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-MrzqFYDFskQ/TjHU2QU3uBI/AAAAAAAAD-M/YD8EbZbWmnc/s400/Galatasaray%2B-%2BLiverpool.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5634518637377730578" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Liglerin ertelenmesiyle birlikte bu maçın Galatasaray özelinde taraftara küçük bir umut vermesinden ve Terim'in yeni Galatasaray'ıyla ilgili birkaç şey söylemesinden başka hiçbir önemi yok.. Ama burada genelde bu tip galibiyetler abartılır ve tam da Galatasaray'ın ve özellikle Fatih Terim'in bu akşam için buna ihtiyacı vardı.. Son yılların en kötü sezonunu geçirdikten sonra efsanesi başa geçmiş, rakipleri binbir zorlukla uğraşırken transferlerini yavaş yavaş bitiren ve sezona en büyük favori olarak girme hazırlığı yapan takımda camia olarak rahatsızlık yine had safhada.. Fatih Terim'in bugün basına yansıyan rahatsızlığı, yönetim içindeki Terim kutuplaşmasının ilk kez ciddi bir şekilde dışa vurumuydu belki de ve bunun gecesinde Liverpool'u 3-0 yenmek Terim için kuşkusuz çifte zafer.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ünal Aysal'ın başkan olduktan sonra Kanaltürk ve NTVSPOR'da söyledikleri hala akıllarda.. Türk basınında hala hiç tanınmayan Ünal Başkan'la ilgili çok geniş bir profil yazısı hazırlığı içindeydim ama başkanlığının ilk gününde söylediklerinin şu an için gerçekleşmesini bırakın takımın yanından geçememesinin ışığında benim kendisine bakışım tamamen nötrlendi.. Ortaya büyük para koyup işleri kısa vadede yoluna koymak büyük başarıysa eyvallah ama iki defa taraftar baskısıyla ağız değiştiren, profesyonelleri yönetimden geçiremeyip kurumsallaşma adına şu an için önceki yönetimlerden farklı hiçbir çalışması basına yansımayan Ünal Aysal'ı sadece ortaya koyduğu milyon dolarlarla zirveye çıkaramıyorum.. Bugün ortaya çıkan Terim sorunu da işin noktasıdır, benim için de Ünal Aysal profili tamamen ertelenmiş bir yazıdır..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fatih Terim'in son iki maçta, iki ciddi rakibe karşı kurguladığı 4-3-3, onun kendi ağzıyla teyid ettiği forvet transferini yalanlıyor.. Sahaya çıkardığı takımlarla istediği transfer pozisyonu bir türlü örtüşmüyor ve bu açıdan Galatasaray'ı değerlendirmek kolay değil.. Bu tarz bir dizilişte Elmander'i İsveç Milli Takımı'ndan aşina olduğu kenara yazmak mümkün ama bunun ilk tercih olması ilk etapta çok kolay değil.. Bu düzende yeni transfer, Elmander ve Baros'tan ikisi birçok maçta yedek kalır ki gerisi bu kadar sorunlu olan bir takım için bu fazla lüks.. Klasik 4-4-2? Avrupa'nın olmaması ve ligde de muhtemel azalmalar sonrasında geçiş ve efektif futbol için kullanılabilir ama ben Terim'in genel futbol bakışında bugünkü düzene yakın dizilişlerin her zaman için daha geçer akçe olduğunu düşünürüm.. Ama bunun ayırdını şimdiden yapmak kolay değil ve öncelikle yeni bir merkez oyuncusu mu yoksa kesin olarak forvet mi gelecek onu görmek gerekiyor..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabri'nin merkezde kullanımı tipik bir Terim - oyuncu etkileşiminin sahaya yansımalarından.. Bugüne kadar birçok maçta merkezde görev yapan Sabri'nin bölgedeki en iyi performansını Terim'le vermesi hoca ve onu yıllardır tanıyan bizler için büyük sürpriz değil.. Ortaya koyduğu enerji ve dört ciğer elbette takdire değer ama uzun vadede kesinlikle fazlası gerek.. Felipe Melo'nun başlangıcı muazzam, Selçuk ise Arda kusura bakmazsa bu takımın çok muhtemel takım içi lideri.. İki çok kaliteli merkez oyuncusuyla sezon başında bu kadar umut vadeden takımı gördükçe yılların boşa gidişi daha çok can acıtıyor..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu takımın çok net bir merkez oyuncusuna ihtiyacı olmasına rağmen geri dörtlüsü Ujfalusi dışında şu an için bu kadar mantar görünen bir takımda forvet ve Lassana söylemleri yine fazlasıyla lüks ama hocaların her zaman bizden farklı düşündüğü bir şeyler vardır.. Hakan Balta ve Çağlar Birinci varken gidip Sabri ve hatta Ujfalusi üstü sağ bek transferi yapmaya çalışan Terim zaten bunu gösterdi.. Ama savunmayı bu kadar öne çıkarmaya çalışırken bu denli ağır bir savunma dörtlüsü kurma fantezisini neyi düşünerek yapıyor bu geceye dair anlayamadığım tek şey bu..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-9053988633350910476?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/9053988633350910476/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=9053988633350910476&amp;isPopup=true' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/9053988633350910476'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/9053988633350910476'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2011/07/galatasaray-3-0-liverpool.html' title='Galatasaray 3-0 Liverpool'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-MrzqFYDFskQ/TjHU2QU3uBI/AAAAAAAAD-M/YD8EbZbWmnc/s72-c/Galatasaray%2B-%2BLiverpool.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-2338753601286122376</id><published>2011-07-20T00:45:00.005+03:00</published><updated>2011-07-20T23:34:49.996+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sinema'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çizgi roman'/><title type='text'>The Dark Knight Rises</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-A6BzTn7aSMI/TiX7J8dNXJI/AAAAAAAAD-E/xJLvLxzWeKI/s1600/The%2BDarK%2BKnight%2BRises.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 270px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-A6BzTn7aSMI/TiX7J8dNXJI/AAAAAAAAD-E/xJLvLxzWeKI/s400/The%2BDarK%2BKnight%2BRises.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5631183057362705554" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Batman Begins, bugüne kadar çekilen orijin hikayeleri içinde çizgi roman uyarlamalarının açık ara en iyisiydi.. Sonrasında gelen The Dark Knight ise bir uyarlamanın çok ötesine geçti.. Bugüne kadar birçok yapımda çok eğreti bir şekilde işlenen kaosun en gerçekçi hallerinden biriyle izleyiciyi tanıştırdı, beyazperde tarihinin en klas kötü adamlarından birini ortaya çıkardı.. Aynı karakteri yaklaşık 15 sene önce kült kategorisine çıkaran çok büyük bir aktörün varlığına rağmen sadece bunu yapması bile filmin başarısı için yeterliydi ama adeta bir derya, muazzam bir dipsiz kuyu olan çizgi roman geçmişini bile geride bırakan harika bir suç filmiydi ortadaki.. Ve şimdi aynı ekip ve Christian Nolan, muhtemelen çizgi roman uyarlamalarının en iyi üçlemesini tamamlamaya geliyor.. Fevkalade Joker ve Heath Ledger'ın ölümüyle planları bozulan Nolan'ın işi bir hayli zor, ama dünyada The Dark Knight Rises'ın kötü çıkacağına inanan bir tek kişi bile bulamayız muhtemelen.. Bu anlamda başta çizgi roman fanatikleri olmak üzere herkesin içi rahat..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Christopher Nolan'ın The Dark Knight'ı çekerken düşüncesi, muhtemelen Heath Ledger'ın efsanevi performansına sette şahit olmuş biri olarak Joker'i öldürmeden bu klas karakteri diğer filmlerde de kullanarak çizgi roman uyarlamalarında farklı bir yol izlemekti.. Zira bugüne kadar çekilen uyarlamaların hemen hemen hepsinde villain'lar bir şekilde öldü.. Buna Spider-Man'in efsanevi düşmanları Green Goblin ve Doc Ock da dahil.. Hem Ledger'ı daha uzun süreli kullanmak, hem de Batman'i daha komplike bir yapı haline sokup yarattığı etkiyi büyütmek istiyordu Nolan.. Ve yine muhtemelen seriyi kafasında 3 filmle sınırlandırmak istemiyordu.. Ama Ledger'ın ölümü onda da mutlaka değişim yarattı ve 2. filmde türün zirvesine çıktıktan sonra üçlemeyi güzel bir şekilde tamamlayarak olayı bitirmek istedi.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin ilk trailer'ı geçtiğimiz günlerde yayınlandı.. Warner Bros biraz yanlış bir yol izleyip trailer'ı internete vermeden sinemalarda yayınladı ve kaçaklar sonucunda alınmaya çalışılan bütün tedbirlere rağmen düşük kaliteli sinema çekimleri internete sızdı.. Teaser'da filmden sadece bir sahne var.. Açılışta ilk filmin harika Ra's Al Ghul'u Liam Neeson'ın sesiyle ilk filmden şahane replikler var.. Ra's Al Ghul'un, kendisinin temsilcisi olarak Bruce Wayne'le ilk ilişkiyi kurduğu hapishane görüşmesinde kullandığı replikler, ki ilk filmdeki orijin hikayesinin tam anlamıyla temelini oluştururlar.. Sonrasında sağlam bir kötek yediği her halinden belli olan Jim Gordon'un Bruce Wayne'le olan hastane görüşmesi.. Yine muhtemelen Bane tarafından haşat edildikten sonra çaresizlik içinde Joker tarafından yenilgiye uğratılan Batman'in Gotham'a geri dönüşü için bir yalvarma sekansı.. Sonrasında Batman geri dönecek ve aksiyona girecek, böylece Nolan filmin gidiş yolunu açık bir şekilde belli etme yolunu seçmiş teaser'da.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Final filmi için Bane'in seçilmesi hem handikap, hem avantaj.. Handikap, çünkü Ledger'ın tarihe geçen derinlikli Joker'i sonrasında Bane fazlasıyla tek boyutlu gelecek.. Tom Hardy'nin de işi bu anlamda hiç kolay değil fakat Nolan'ın Bane'de de göstereceği farklı şeyler mutlaka olacaktır.. Avantaj, ilk 2 filmde daha çok belirli ideolojilere sahip villain'lerle muhatap olan ve fiziksel gücünü fazla gösteremeyen Batman'e üçlemeyi bitirirken bu anlamda da kendini seyirciye tam anlamıyla tanıtma şansını verecek Nolan.. Ledger ölmese yine Bane'i yönlendirerek Batman'in üzerine salan ve arkadan işler çeviren bir Joker izleyecektik ve bu gerçekten inanılmaz bir deneyim olacaktı ama yaşanan trajedi bunu hem bizim, hem de Ledger'ın elinden aldı.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmde Liam Neeson'un yer alacağına dair söylentiler mevcut.. Tabii bu gerçek olacaksa bile Ra's Al Ghul geri döner mi bu konuda yorum yapmak çok kolay değil.. Eskiye dair görüntüler filmde yer alabilir.. Ra's Al Ghul'un gençliğini oynayacak olan Josh Pence de bu anlamda işleri karmaşıklaştırıyor.. Ra's Al Ghul ilk filmde görüntü itibarıyla ölmüştü ama ölü bedenini filmde görmedik.. Öldüyse geri dönmesi biraz zor olur çünkü Christopher Nolan ortaya çıkardığı realist evrende Lazarus Çukurları'na yer vermeyecektir.. Ama son filmde Liam Neeson'ın muazzam oyunculuğu hiç fena olmaz, bir çaresine bakılırsa bence gayet iyi olacak..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bane deyince akla gelen ilk hikaye olan Knightfall'u bu filmde beklemek çok mantıklı değil zira o hikaye Batman'in kırılışını anlatır.. Ama final bölümü yapısı gereği, isminden de anlaşılacağı gibi Batman'in yeniden yükselişini anlatacak.. Çünkü daha önce de söylediğim gibi ikinci filmin kazananı Joker'di ve Batman, Harvey Dent üzerinden aslında büyük bir yenilgiye uğratıldı.. Şimdi tekrar Gotham'ın başına geçmesi gerekirken bu filmden Bane'in Batman'in belini kırmasını beklemek çok mantıklı değil.. Ama Nolan kesinlikle ilk iki filmde izlediği yolu bu filmde de tercih edecektir.. İlk filmde Batman: Year One esintileri çok büyüktü.. Birebir uyarlama değildi ama o muazzam orijin hikayesinden birçok motifi alıp filme koymuştu Nolan.. İkinci filmde de Batman külliyatının bana göre açık ara en iyi eseri olan Batman: The Killing Joke'ta aynı yolu izledi.. Batman tarihinde Joker'in orijinine dair bir şeyler söyleyen tek çizgi romandan filme o anlamda hiçbir şey aktarmadı ama yine birkaç motifle Alan Moore'un harika eserine saygı duruşunu yaptı.. The Dark Knight Rises'ın uyarlanışı da çok büyük ihtimalle bu çerçevede olacaktır.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Catwoman'a girmek istemiyorum, hiçbir zaman favori karakterlerimden biri olmadı ama Nolan'ın realist bakışının onun üzerindeki etkisini de merak etmiyor değilim.. İlk film Batman'e dair çok şey söyledi ve Christian Bale tek filmle tarihin en iyi Batman'i oldu.. İkinci film tamamen Joker'e odaklandı ve Batman'i arka planda bırakan filmin başarısı bu uyarlamaların nasıl olması gerektiğine dair hariak bir yol göstericiydi.. Bale, üçüncü filmde ilk kez fiziksel yönden çaresizliğe düşecek.. Bruce Wayne olarak Michael Keaton'ı geçmesi belki mümkün değil ama ona yaklaşma şansını biraz daha verecek bir film geliyor.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The Dark Knight Rises, 20 Temmuz 2012'de sinemalarda.. Beyazperdenin ilk muhteşem ÇR uyarlama üçlemesi için geri sayımı resmen başlatıyoruz..&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/video/imdb/vi3119422489/"&gt;&lt;br /&gt;Teaser&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-2338753601286122376?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/2338753601286122376/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=2338753601286122376&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/2338753601286122376'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/2338753601286122376'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2011/07/dark-knight-rises.html' title='The Dark Knight Rises'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-A6BzTn7aSMI/TiX7J8dNXJI/AAAAAAAAD-E/xJLvLxzWeKI/s72-c/The%2BDarK%2BKnight%2BRises.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-1465666393717790293</id><published>2011-07-18T23:01:00.004+03:00</published><updated>2011-07-19T01:17:07.091+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Galatasaray Formaları 2011/2012</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-J1AKqfHh0jo/TiSRWkfxQCI/AAAAAAAAD98/IqviilJJB6I/s1600/Par%25C3%25A7al%25C4%25B1.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 267px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-J1AKqfHh0jo/TiSRWkfxQCI/AAAAAAAAD98/IqviilJJB6I/s400/Par%25C3%25A7al%25C4%25B1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5630785251060039714" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-76urbYkSH1k/TiSRWuLoQOI/AAAAAAAAD90/J64cZhTzyHY/s1600/Sar%25C4%25B1.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 267px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-76urbYkSH1k/TiSRWuLoQOI/AAAAAAAAD90/J64cZhTzyHY/s400/Sar%25C4%25B1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5630785253659918562" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-Fs10RyAmqC4/TiSRWfzeQLI/AAAAAAAAD9s/BlMdfDFWOhk/s1600/Siyah.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 267px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-Fs10RyAmqC4/TiSRWfzeQLI/AAAAAAAAD9s/BlMdfDFWOhk/s400/Siyah.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5630785249800503474" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray için Nike'ın bu sene ortaya çıkardığı kreasyonun vasatlığının Nike'ın zamanı olmaması nedeniyle hazır kalıplar kullanmasıyla savunulmaya çalışılması ziyadesiyle yanlış.. Ortada net kötü bir forma topluluğu var ve bu nerede, ne şekilde ortaya çıksa eleştirilecek bir konu.. Şimdi düşünelim ki Galatasaray'ın simge forması River Plate ya da Peru Milli Takımı gibi omuzdan aşağıya çapraz şekilde inen bir forma.. Nike'ın kalıpları içinde var mı? Bildiğim kadarıyla hayır.. Peki durum böyle olsaydı Nike, Galatasaray'a nasıl bir iç saha forması yapacaktı? Yeniden dizayn? Başka bir iç saha forması? İkincisi gelse tepkiler ne olurdu? Yenisi yapılacaksa şimdi niye hazır kalıplar? Bu soruların benim gözümde cevabı yok ve sadece bunlar ışığında bile Nike oldukça kötü bir başlangıç yaptı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nike'ın hazır kalıplı parçalısı arkası düz bir şekilde ortaya çıkıyor ve bu kalıp bozamama kuralı o düz arkayı bile parçalı hale getiremiyor.. Zira Nike parçalı verdiği bütün kulüplerde bu şekli kullanmış.. Bunun maliyeti nedir, oluru hiç yok mudur, nedendir, bu soruların da cevabını bulamıyorum.. Geçtiğimiz yıllardaki parçalıları sadece UEFA izin vermediği için Avrupa maçlarında düz sırtla kullanan takım, bu hazır kalıp saçmalığı nedeniyle bu sene de buna maruz kalacak.. Hem de bütün sezon boyunca.. Sarı formanın görünürdeki güzelliğini geçtim (zira renk ve şekil kararını mutlak suretle yönetim veriyor olmalı), son yılların en kötü formasıyla (siyah) üçlemenin tamamlanması da Nike'ın başarısızlığını artırıyor.. Siyah forma o kadar kötü ki, Kadıköy deplasmanında Fenerbahçe'ye 4 atarken giyilse bile taraftarın gözünde yerinin değişeceğini sanmıyorum..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Forma takımın kutsalıdır.. Futbolun saha içindeki olguları içinde en yücelerinden biridir ve bu nedenle çok önemlidir.. "O forma kutsaldır, nasip olmaz herkese" tezahüratı bu ülkede çıkmış ve şüphesiz (bana göre) içinde sadece armayı bulundurmayan, şekli de hesaba katan bir söz topluluğudur.. Çünkü Galatasaray, parçalıdır.. Parçalı da Galatasaray.. İşte bu nedenle, bu blog açıldığı günden beri her sezon başı forma yazısı gelir, sezon içi maç yazılarında en az 4-5 maçta formalara mutlaka değinilir.. Çünkü sadece Galatasaray forması bazı maçları almaya yeter.. Bu ülkenin önemli bir bölümünün düşüncesi tekniğin, taktiğin, kadro yapısının, hoca tercihlerinin, ruhsal durumun ötesinde budur ve böyle bir ortamda formalara önemsizmiş gibi davranamazsınız.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece kötü yönlere odaklanmayalım.. Dün lansman yapıldıktan sonra yolum bir Galatasaray Store'a düştü ve girip iki formayı da yerinde inceledim.. Siyah için farklı olarak yazılacak olumlu tek şey yok ama parçalı yakından, özellikle önden oldukça şık.. Geçen seneki sıradan formaya rahatlıkla tur bindirecek düzeyde, özellikle kumaş kalitesi de Nike'la beraber yükselmiş gibi geldi bana.. Ama ayrıntılarda dağılmaya devam ediyoruz.. Daha önce turuncu forma yapıp çizgilerini kırmızı seçerek muazzam bir formayı boğan, kırmızı formaya elde kaldığı için siyah fontu yapıştıran, parçalının renk tarafına uymayan, reklam fontlarında renk değişikliğini sponsorlarına bir türlü kabul ettiremeyen kulüp benzer ayrıntı hatalarına devam ediyor.. Kırmızı sırta sarı font yine yok, parçalı formaya gelen Nike logosu garip bir şekilde siyah, sarı formadaki Türk Telekom fontu çok lazımmış gibi yine siyah ve bunlar hakikaten anlamsız.. Birçok güzellik ayrıntılarda gizli ama Galatasaray taraftarı bunları da çok uzun süredir yaşayamıyor..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine de elde kalan şey özellikle UEFA Kupası'nın kazanıldığı sezonla birlikte terk edilen (ki öncesinde de büyük istikrar yoktu) parçalının artık tamamıyla takımın ilk forması haline gelmesi ve taraftarın buna gösterdiği aidiyet, yaklaşık 6-7 yıl öncesini hatırlayanlar için bile büyük bir lütuf.. İlk olarak Kasım 2008'de gelen parçalı altı beyaz şortla bu anlamda şeklen tavan yapıldı ve ben sadece bununla bile mutlu olabiliyorum.. Ama bu mutluluğu artıracak ayrıntıları ve iyi koleksiyonları da görmek istiyorum ve 2008/2009 sezonundan beri ısrarla buna izin vermiyorlar.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapacak bir şey yok, taraftarsan önüne konanı kayıtsız şartsız almak zorundasın, çünkü bu ülkede taraftarlık adı altında insanlara öğretilen ilk düstur bu.. Eğer işin içinde iyi niyet ve iyi idare varsa bu da yapılır ama bazı taraftarlar bunu aşalı çok oldu, işin içindeki zevk duygusu artık çok daha baskın.. Sarı alınır (muhtemelen), devamı için start benim adıma 2012/2013 sezonudur.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öptüm Nike, kendine iyi bak, bye..&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-RQcYVQrHVog/TiSRV4GiInI/AAAAAAAAD9k/QHWKcXXX_QU/s1600/Toplu.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 267px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-RQcYVQrHVog/TiSRV4GiInI/AAAAAAAAD9k/QHWKcXXX_QU/s400/Toplu.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5630785239143031410" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://tardinibufe.blogspot.com/2008/07/galatasaray-20082009-formalar.html"&gt;Galatasaray Formaları 2008/2009&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://tardinibufe.blogspot.com/2009/07/galatasaray-20092010-formalar.html"&gt;Galatasaray Formaları 2009/2010&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://tardinibufe.blogspot.com/2010/07/galatasaray-formalar-20102011.html"&gt;Galatasaray Formaları 2010/2011&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-1465666393717790293?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/1465666393717790293/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=1465666393717790293&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/1465666393717790293'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/1465666393717790293'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2011/07/galatasaray-formalar-20112012.html' title='Galatasaray Formaları 2011/2012'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-J1AKqfHh0jo/TiSRWkfxQCI/AAAAAAAAD98/IqviilJJB6I/s72-c/Par%25C3%25A7al%25C4%25B1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-6996322392540849385</id><published>2011-07-04T23:43:00.003+03:00</published><updated>2011-07-07T03:36:28.428+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Copa America 2011 ve Arjantin</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-8lDoindbaj4/ThInZQjUOCI/AAAAAAAAD9c/qlGCO9pmxO8/s1600/Sergio%2BBatista.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 267px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-8lDoindbaj4/ThInZQjUOCI/AAAAAAAAD9c/qlGCO9pmxO8/s400/Sergio%2BBatista.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5625602199432476706" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;"Bunu bir kulüple karşılaştırmıyorum, beğendiğim bir şeyle karşılaştırıyorum. Son yıllarda 7 kupa kazandıkları için kulüp takımıyla bir milli takıma karşılaştırmanın anlamı var mı? Ben Barcelona'nın oynadığı futbolu seviyorum, onların birlikte yaptığı paslara hayranım. Ama bu sadece kişisel bir tercih, bir kulüp takımının yaptığı şeyi kopyalama değil."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2010 Dünya Kupası'nda Diego Armando Maradona yönetiminde çeyrek finalde Almanya'ya 4-0 mağlup olan Arjantin'de fatura doğal olarak önce Maradona'ya, sonrasında da milli takımda da yeni Maradona olmasını bekledikleri Messi'ye kesildi.. Çoğunlukla Maradona'nın yanlış seçimleri nedeniyle Dünya Kupası özelinde tamamen haksız eleştiriler alan Leo bir kez daha "Barcelona'da evet ama milli takımda başarı kazanmadan nereye kadar?" sorusuyla çok gerekliymiş gibi karşı karşıya kaldı.. Turnuva boyunca hem kadro seçimi, hem sistem ve diziliş oluşturma, hem de Messi'ye rol hazırlama konularında hata üstüne hata yapan Maradona ise kendi elleriyle Messi'nin 4 senesini daha çaldı.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya Kupası sonrasında takımda devam edeceğine dair anlamsız haberlerle futbolseverlerin yüreğini ağzına getiren Maradona'dan sonra takımın başına geçici olarak gelen ama bundan 3 ay sonra yeni hoca olarak açıklanan Sergio Batista, yaptığı tercihler sonrasında "Barcelona kopyacılığı" suçuyla itham edilişine FIFA'ya verdiği bir röportajda yukarıdaki alıntıyla cevap veriyor.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arjantinli teknik adamın bu tepkiyle karşı karşıya kalmasının temelinde Şubat ayında Portekiz karşısında takıma uygulattığı yeni sistem ve özellikle de Messi rolü neden oldu.. Ronaldo vs. Messi'nin apaçi-iyi çocuk eksenine 76. kez çekilen mücadelesinin milli takımlar düzeyinde yaşandığı maçın alt metninde aslında çok daha özel bir şey vardı.. Batista, ilk kez Messi'yi Guardiola'nın son dönemde çektiği en uçta değerlendirdi ve takımı sahaya 4-3-3 şeklinde dizdi.. 3 merkez orta saha oyuncusu, en uçta geriye gelerek kenar oyuncularına forvet özelliği kazandıran Barcelona rolüyle Messi ve oyunu genişletmeye çalışan bir Arjantin.. Portekiz'i çok da stabil ve etkileyici olmayan bir maç sonrasında 2-1 mağlup ettiler ve sonrasında yapı üzerinde ısrarını sürdüren Batista'ya gelen eleştiriler artmaya başladı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Batista her açıklamasında Arjantin medyasında ciddi eleştiri konusu olan kopyacılığı inkar ediyor ama o da Barcelona'nın futbol üstü yapısına hayran olan isimlerden biri.. Yaptığı şey net olarak Maradona'nın bütün yanlışlarını onararak oyunculardan maksimumunu almaya çalışmak.. Ama bunu yaparken özellikle milli takımda sağ kenar oynamasına alışılan, özellikle de çıktığı günden beri forvet arkasında klasik 10 numara olarak hayal edilen Messi'nin en uca atılmasıyla karşılaşınca futbol konusunda son derece bağnaz olan ülkelerden Arjantin'de yaşam teknik adamlar için çok kolay olmuyor.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya Kupası'na iki forvet oyuncusu, arkasında Messi, tek defansif orta saha, bir klasik açık ve bir 35'lik Veron'la başlayıp zaman içinde bunu tek merkezli, 2 forvetli, 2 açıklı vasat bir Messi takımına çevirip bu şekilde şampiyonluğa gidebileceğini düşünen Maradona'nın tam tersi icraatlar peşinde Batista.. Messi'yi açık ara en skorer, en verimli olduğu, takımını en üst düzeye ulaştırdığı ileri uca alıp, tek orta sahalı garabeti 3 merkezle değiştirdiği takımda göze pek çarpmayan fakat aslında büyük değeri olan sağ bek Zanetti'yle son imzayı attı.. Maradona'nın 2010'da kadroya almadığı ve açık oyuncusu Jonas Gutierrez'i devşirip, onun sarı kart cezasından sonra Otamendi'ye verdiği sağ bekte Batista, 2007 yılında Arjantin'in en çok milli olan oyuncusu ünvanını eline geçiren ülkenin en büyük efsanelerinden Javier Zanetti'ye formasını geri vermiş durumda.. Dünya Kupası'na veda edilen çeyrek final maçında Almanya'nın vızır vızır gezdiği sağ kenarı düşününce Batista'ya sadece bu tercihi nedeniyle saygı duymak mümkün.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1990'da gelen final sonrasında Arjantin, hiçbir Dünya Kupası'nda gruplardan sonra üst üste iki maç kazanamadı.. Son 5 Dünya Kupası boyunca sadece 3 kez son 16'yı geçebilen (ki bunların biri penaltılarla İngiltere galibiyeti, ikisi Meksika maçı) ve çeyrek finalin ötesini göremeyen Arjantin, 14 kere kazanarak Uruguay'la bu alanda liderliği paylaştığı Copa America'yı da 18 yıldır alamıyor.. Milli takımlar düzeyinde son 20 seneye yayılan çok büyük bir başarısızlıkla karşı karşıya kalan Sergio Batista'nın tek yaptığı elindeki Messi'siyle çok şanslı bir teknik direktör olarak ondan en yüksek verimi almaya çalışıp pragmatik bir şekilde kısa yoldan başarıya ulaşmak.. Portekiz maçında denenen Mascherano - Cambiasso - Banega'lı merkez önünde Messi'nin kenarlarında Di Maria ve Lavezzi'yi gönderen Batista'nın Copa America'daki ilk maça da bu yapıyla çıkması bekleniyordu.. Ama Messi'yle problemler yaşadığına dair dedikodular çıkan, sonrasında Batista tarafından da takıma monte etmekte zorluk çekilen Tevez'in Bolivya maçından yaklaşık 24 saat öncesinde ilk 11'de olduğunun açıklanmasıyla biraz daha farklı, ama genel fikrin dışına çıkmayan bir takımla Dünya Kupası elemeleri süresinde La Paz'da Maradona'yla 6 yedikleri Bolivya karşısında yer aldılar.. 6 golün travması, son yıllara belki de ilk kez kendi evindeki bir Copa America'ya bu kadar favori çıkış, yeni bir düzenle ilk resmi maç ve yaklaşık 1 hafta önce River Plate'in küme düşmesi sonrasında travmalar ülkesi haline gelen Arjantin'de rekor sayıda polisin görev alacağı bir maçta işler doğal olarak beklendiği gibi gitmedi.. Önce merkezden bir oyuncu çıktı, sonrasında ikinci forvet girdi ve takım ana fikirden uzaklaştı.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arjantin az sonra ikinci maçında Kolombiya'nın karşısına çıkıyor.. Bu maçta takım kadrosu içindeki tek klasik açık oyuncusu olan Angel Di Maria'nın tercih edilmesi oyunu genişletmede çok daha büyük faydalar sağlayabilir.. Eğer Batista, Bolivya maçına Tevez - Di Maria değişikliğiyle çıkmasa Şubat ayındaki Portekiz maçındaki aynı 11'le 5 ay sonra ilk Copa America maçına çıkmış olacaktı ki tek başına bu Arjantinlinin oyuna ve takıma bakışının ne olduğunu gösteriyor.. Böyle bir 11 itibarıyla Carlos Tevez, Diego Milito, Gonzalo Higuain ve Sergio Agüero gibi 4 forvetin tamamının yedek kaldığı düşünülünce isimlerin büyüsüne kapılmadan kafasındaki sistemi ve daha güçlü bir Arjantin'i düşleyen Sergio Batista'ya kanın ısınmaması için fazla bir sebep yok.. Çok büyük ihtimalle bu 4 oyuncudan en az 3'ünün düzenli yedek olacağı, major kulüpler tarafından istenen Javier Pastore'nin ana plan içinde düşünülmediği Arjantin'de başlangıç bence çok olumlu ve takım belki de ilk defa benim gözümde net favori.. Oyuncu seçimi ve sistem oluşturma teknik direktörlüğün küçük bir kısmını gösterir ve Batista'nın bu anlamda nasıl bir hoca olduğuna dair başka hiçbir fikrim yok ama son 20 yılın kaybedeni Arjantin'de 2010'daki yanlışları tespit edip bunların üzerine gitmeye çalışması bile ona yaklaşımın çok daha ılımlı olması için yeterli.. Arjantin, Brezilya'nın da ilk maçında hiç iyi görünmediği 2011 Copa America'da 15. şampiyonluğa beklediğinden de yakın olabilir..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-6996322392540849385?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/6996322392540849385/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=6996322392540849385&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/6996322392540849385'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/6996322392540849385'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2011/07/copa-america-2011-ve-arjantin.html' title='Copa America 2011 ve Arjantin'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-8lDoindbaj4/ThInZQjUOCI/AAAAAAAAD9c/qlGCO9pmxO8/s72-c/Sergio%2BBatista.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-1701672610261851061</id><published>2011-06-22T01:51:00.003+03:00</published><updated>2011-06-22T02:04:40.119+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çizgi roman'/><title type='text'>Örümcek'in Laneti ve Astonishing X-Men</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-mPoLaS0I1Xk/TgEgjuaEWlI/AAAAAAAAD88/yJSAJsE19Vs/s1600/Astonishing%2BX-Men.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 266px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-mPoLaS0I1Xk/TgEgjuaEWlI/AAAAAAAAD88/yJSAJsE19Vs/s400/Astonishing%2BX-Men.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5620809608059968082" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Arkabahçe Yayıncılık'ın hikaye olmasıyla birlikte Türkiye'deki comic camiasını yayınsız bırakmayan ve burada da &lt;a href="http://tardinibufe.blogspot.com/2010/01/hoz-comics-evolve-or-die-joker.html"&gt;adını sık sık geçirdiğim Hoz Comics&lt;/a&gt; de nalları dikti ve "Evolve or Die" adlı şahane hikayeyle başlayan Spider-Man yine öksüz kaldı.. Türkiye'de çizgi roman yayıncılığı yapmanın ne kadar zor olduğuna dair sayısız cümle yazdık, bunu tekrar etmeye gerek yok.. Fakat özellikle Spider-Man'i çıkarmaya başlayan yayın evlerinin sonrasında yaşadıkları ciddi ciddi korku filmine senaryo olur.. 1 Numara Yayıncılık, Arkabahçe ve en son olarak Hoz Comics.. Çıkardıkları muazzam kaliteli Fumetti'lerle birlikte piyasada var olan Hoz'un Örümcek ağına bulaştıktan sonra yaşadıkları çok üzücü.. Sonuç olarak bir yayınevi daha comic bazında Türk çizgi roman tarihinin tozlu yapraklarında yerini alırken bayrağı devralması gerekenler vardı.. Onlar da Marmara Çizgi olarak kendilerini ortaya koymuşlar.. Hoz Comics'de Spidey'lerin editörlüğünü ve çevirmenliğini yapan sevgili İlke Keskin'in de katılımıyla Marmara Çizgi yukarıdaki Astonishing X-Men'le piyasaya dalmış ki yine ne kadar doğru bir seçimle işe başladıklarına dair yazılacak şey çok ama öncelikle alıp okumak gerek bu şaheseri.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son dönemde Marvel ve X-Men dünyasındaki gücünü kaybeden Xavier'in yokluğunda X-Men'in gerçek liderliği konumuna yükselen Cyclops'un kurduğu yeni ekibin maceraları 2004'te başladı.. Çizer John Cassaday, yazar Buffy-Angel evreninin yaratıcısı olan güzel kafa Joss Whedon.. X-Men 3'ü yönetmesi için adı geçen isimlerden olan, sonrasında kısa bir süreliğine Wonder Woman'ın yönetmenliğine getirilen Whedon, şu anda Marvel Studios'un beyazperdedeki en büyük team up hikayesine soyunduğu The Avengers'ı çekiyor.. Film 4 Mayıs 2012'de sinemalarda olacak ve The New Avengers'la ilgili de Türkiye'de Gerekli Şeyler'in güzel çalışmaları var, ona da bir sonraki çizgi roman postunda değiniriz.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marmara Çizgi'ye destek.. Artık ne kadar giderse :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-1701672610261851061?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/1701672610261851061/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=1701672610261851061&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/1701672610261851061'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/1701672610261851061'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2011/06/orumcekin-laneti-ve-astonishing-x-men.html' title='Örümcek&apos;in Laneti ve Astonishing X-Men'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-mPoLaS0I1Xk/TgEgjuaEWlI/AAAAAAAAD88/yJSAJsE19Vs/s72-c/Astonishing%2BX-Men.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-4156770388387149619</id><published>2011-06-17T01:22:00.005+03:00</published><updated>2011-06-17T15:12:31.364+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Hücum ede ede bitiremedik</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-mFjSokzjPQs/TfqRwg5AGeI/AAAAAAAAD80/GDUFEgyYqDc/s1600/Jose%2BAntonio%2BReyes.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 290px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-mFjSokzjPQs/TfqRwg5AGeI/AAAAAAAAD80/GDUFEgyYqDc/s400/Jose%2BAntonio%2BReyes.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5618963747746879970" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yaklaşık 2 haftadır Ünal Aysal üzerine bir profil yazısı yazmak için araştırma yapıyorum.. Yaklaşık 30 yıldır Belçika'da iş hayatına dair çok büyük başarılar üreten başkanın arkasında neredeyse iz bırakmadığını gördüm ki yazının gecikme nedeni çoğunlukla bu.. Belçika kaynaklı olmak üzere Ünal Aysal'a, onun yaşamına ve iş hayatına dair ortaya çıkanlar o kadar sınırlı ki bu çapta bir insan için hayli şaşırtıcı.. Buna dair kafamda planladığımdan çok daha azını içeren bir Ünal Aysal yazısı gelecek ama başkanın transferlere ve ona dair açıklamalarında izlediği yol şu ana kadar küçük hayal kırıklıkları içeriyor.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelir gelmez kulüp yapısıyla ilgili olan ve olması gerekene dair yaptığı muazzam açıklamaları, profesyonelleri işin içine sokacağını söylemesi bir yana transferde verdiği isimlerle taraftara verdiği umut sonrasında beklentiler ve uzantısı olarak gerçekleşmeyenler erken girilmesi beklenen süreci bir hayli uzattı.. Çok şöhretli sürpriz bir kaleci ve Drogba'yla yapılan giriş sonrasında gelinen nokta sadece Selçuk ve Elmander'i bitirebilen, bunun yanında talip olduğu birçok oyuncuyu ikna edemeyen bir Galatasaray görünümünde..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaleci için gidilen isimler ne kadar doğru ve gerekliyse forvetteki ısrar da Galatasaray için o kadar anlamsız.. Buffon, Frey, Doni ve Muslera karesini anlamlandırmaya çalışırken forvette de Drogba rüyasından çabuk uyanan takım, sonrasında Klose tarafından geri çevrildi ve bir anda bu akşam ortaya çıkan gelişmeyle Forlan'ı bitirdi.. Yanında gelen adamlar yine takımın birinci dereceden ihtiyacı olmayan Reyes ve Ujfalusi.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray'ın son 3 yılda yaptığı transfer yanlışlıklarına dair yazılan yazılar birleştirilse tefrika olur.. Takımın 2008/2009 sezonunda ortada 1 yıl boyunca oynamayan Linderoth'a güvenip arkasını hiç umursamadan Arda'nın bölgesine aldığı kenar oyuncusu, forvet ve Servet'i tamamlama yönünden sıkıntıları çok net ortada olan stoperle ortaya sancılı bir takım çıkarıldı, uzantısı Avrupa'da olmasa da ligde ortaya çıktı ve başarısız bir sezon ortaya çıktı.. Bir sonraki sezona 4 yıl öncesinin zirve futbolunu ortaya çıkaran hocasıyla ve onun Türkiye için çok yeni dizilişiyle giren takım savunma ve orta sahayı yine boşlayarak bir forvet arkası, bir sağ açık alıp savunmayı bu sefer çok daha mantıklı ama tek başına yetmeyecek bir isimle takviye etti.. Sezona müthiş giriş sonrasında orta sahadaki problemler yine ortaya çıktı.. Sezon ortası yapılan hamlelerse yine bir kenar oyuncusu ve bir forvetti.. Biri seks skandallarıyla, diğeri gösteremediği potansiyel ve yüksek bonservisle sezon sonunda geri gönderildi.. Takım aynı hocayla ikinci sezonuna girerken, son iki senede ortaya açık şekilde çıkan problemler sadece Lorik Cana eklemesiyle tolere edilmeye çalışıldı.. Çok doğal olarak olmadı, imdat çekici olarak bir başka forvet arkası umuduyla Misimovic geldi.. Sorunlu yapıya daha fazla dayanamayan Rijkaard gönderildi, sonrası Hagi ve benim kendimi bildiğim günden beri Galatasaray  adına gördüğüm en dip nokta..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray'ın son 3 senedir yaşadıkları bunlarken gelen bu transferler, ağzımda çok acı bir tadı bu kadar erken bırakmaktan başka bir şey yapmıyor.. Takımın yıllardır yapması gereken hem tandemde, hem de orta üçlüde olmayan omurgayı oluşturmak ama bu sene de başlangıç ve paranın harcandığı bölgeler forvet ve kenar oyuncuları.. Beşiktaş, Diego Forlan'ı isterken EnriQue Cerezo'nun çektiği fiyat 32 yaşındaki oyuncu için 10 milyon euro'ydu.. Ujfalusi'yi dışarıda bırakınca muhtemelen sadece 2 oyuncuya son pazarlıklarla birlikte 15 milyon euro'luk bir bonservis ödenecek ki geri dörtlüsü neredeyse bomboş olan, yıllardır bütün maçları kaybettiği bölge olan merkezinde sadece Selçuk bulunan bir takım için başlangıcın yine buradan olması esef verici.. Taraftar hiçbir zaman muhasebeci değildir, harcanan parayla da ilgilenmemesi gerekir fakat belli bölgelere harcanan para eğer diğer pozisyonları etkileyecekse iş tamamen değişir.. Galatasaray'ın Reyes ve Forlan'a bu bonservisleri verirken Servet'in yanını Neill'dan daha yavaş, tekniği daha kötü, artık yavaş yavaş beke kayan Ujfalusi'yle tamamlamaya çalışması müthiş bir planlama hatası.. Elmander'in ve Baros'un bulunduğu forvete gelecek Forlan ve yine hiçbir şekilde bu takımın birinci ihtiyacı olmayan sol ayaklı bir sağ açığa harcanacak 15 milyonun ben tandem ve merkeze akıtılmasını beklerdim.. Galatasaray'ın savunmadaki tercihi Ujfalusi'yken merkezdeki tercihini de ilerleyen günlede göreceğiz.. Galatasaray'lının kendi oyuncularıyla BAM BAM şeklinde dalga geçtiği yapının hemen ardından gelen en az 3 oyuncu düşüncesi de yine bu yabancı tercihleriyle çok büyük ihtimalle suya düşecek..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan sonra gelecek oyuncuları elbette göreceğiz ama ben Ünal Aysal'ın son yaptığı çıkışlardan sonra transfere en az bir bu kadar daha harcayacağını düşünmüyorum.. Kulübe başkan olduktan sonra belki ortaya çıkan yeni hesaplar, belki de yeni şirket yapısının gösterdiği sorunlar nedeniyle beklediğinden farklı bir Galatasaray bulan Ünal Aysal'ın bu ortamda transfer yapmak mümkün değil mesajlarını doğru değerlendirmek, Forlan - Reyes - Ujfalusi'ye akacak olan 20 milyon euro'yu bir de bu açıdan değerlendirmek gerek.. Takım yine olması gereken yerine daha cilalı, daha parlak olanı tercih edip başka bir girdabın içine sürüklenme belirtisi gösteriyor.. Takımda bu transferlerle birlikte var olan yabancılar şunlar: Stancu, Culio, Baros, Elmander, Pino, Ujfalusi, Reyes, Cana, Forlan.. Bu isimlerin üzerine bir kaleci, bir orta saha oyuncusu ve Jose Mourinho'nun "Günün futbolunda oyuncu almaktan daha zor bir şey varsa o da oyuncu satmaktır." sözünü ekleyip Galatasaray'ın son 3 yılını göz önünde tutunca ortaya çıkan şey ilk aşamada yine pek parlak değil.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. gelişine çok inandığım Fatih Terim'in Rafael Benitez gibi transferlerdeki sıkıntıları malumdur ve bu anlamda şaşkınlığım büyük değil.. Ama Terim'in var olan durumu daha iyi analiz edip, gelecek yanlışı doğru pozisyonlar üzerinde yapmasını beklerdim.. Bu anlamda hayal kırıklığım mevcut.. Transfer daha bitmedi ama bu portföyle ve beklentilerin altında görünen bütçeyle umut veren sürprizler yapma ihtimali bence yüksek değil.. Galatasaray Baros ve Elmander'i tuttuğu forvet bölgesine Forlan'ı alırken seneye savunmasını çok büyük ihtimalle Balta - Servet - Ujfalusi - Sabri dörtlüsüyle kuracak ki bu neresinden baksanız trajikomik..  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorun, Forlan ve Reyes'in Galatasaray'da iyi futbol oynamayacak olması değil.. Bunun tahminini de şu an için yapmak zaten mümkün değil.. Forlan ve Reyes, Galatasaray forması altında çok iyi bir ilk sezon geçirip devamında çok stabil klas performanslar gösterebilir.. Ama Galatasaray'ın son yıllardaki sorunu çok büyük oranda (sakatlıklar hariç) forvet ve kenar odaklı olmadı.. Galatasaray geçmişte Baros'tan mükemmel bir forvet performansı gördü.. Bu takımın kenarına Kewell, Keita, Gio ve belirli maçlarda Elano girdi.. Kulüp bütün planlarını sol açığında oynayan bir Türk genci üzerine yaptı.. Forlan ve Reyes'in bu adamların ortalamasının çok üstüne çıkma şansı ne kadar? Fazlasıyla nev-i şahsına münhasır olan Türkiye Süper Ligi'nde bunun net cevabı yok.. Kulüp bir kez daha var olanları daha iyileriyle upgrade etmeyi, olmayanı almaya tercih etti.. Umuyorum Terim'in kafasında çok iyi bir ana plan vardır ve var olan değerli yan faktörleriyle bu sorunları nötrler.. O güne kadar bende yine hayal kırıklıkları, önceki sezonların tekrarına dayanan bir "off-season" başlangıcı..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-4156770388387149619?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/4156770388387149619/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=4156770388387149619&amp;isPopup=true' title='12 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/4156770388387149619'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/4156770388387149619'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2011/06/hucum-ede-ede-bitiremedik.html' title='Hücum ede ede bitiremedik'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-mFjSokzjPQs/TfqRwg5AGeI/AAAAAAAAD80/GDUFEgyYqDc/s72-c/Jose%2BAntonio%2BReyes.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>12</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-802907235789177901</id><published>2011-06-07T01:13:00.004+03:00</published><updated>2011-06-07T11:44:03.508+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sinema'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çizgi roman'/><title type='text'>Şu ana kadarki en iyisi: X-Men First Class</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-8NxSwpYNj1Q/Te1R39H0onI/AAAAAAAAD8s/WZbYoGQCqck/s1600/X-Men%2BFirst%2BClass.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 294px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-8NxSwpYNj1Q/Te1R39H0onI/AAAAAAAAD8s/WZbYoGQCqck/s400/X-Men%2BFirst%2BClass.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5615234332142903922" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bugünün Hollywood'unda çizgi roman uyarlamaları diye bir kavram varsa bunda Richard Donner'ın Superman'leri ve Tim Burton'un Batman'leri kadar Bryan Singer isminin ve ilk Marvel evreni göstericisi X-Men'lerin de büyük payı var.. Tim Burton sonrasında Joel Schumacher'in Batman konseptinin içine etmesiyle birlikte çizgi romanlar sinemada yükselişe başlamadan duraklama dönemine girdi.. 2001 yılında çekilen ilk X-Men'in DC evreni sonrasında bambaşka bir evrenle izleyicileri tanıştırması ve ortaya vasatın hayli üzerinde bir filmin çıkması piyasayı bir anda canlandırdı ve başlayan çok hızlı yükseliş artan bir oranla devam etti.. Her ne kadar 2008'de The Dark Knight'la bu işin zirvesine imza atılsa (bence) ve muhtemelen bir daha o seviye görülmeyecek olsa da, piyasa bu konudaki üretkenlik yönünden çok tatmin edici gelişmeler yaşamaya devam ediyor.. Bryan Singer, 2001'de tüm dünyaya farklı bir şey gösterdi ve 2003'te kat kat iyi bir devam filmiyle bu başarısını perçinledi.. X2 sonrasında gelen Ang Lee'nin The Hulk'ı ve özellikle Sam Raimi'nin Spider-Man'leriyle bu pastanın ne kadar büyük olduğu fark edildi.. Çok kaliteli uyarlamalar ve belki de onların iki katı kadar pespaye filmle sektör doyuma ulaştı ve artık her seri kendi içinde yürümeye başladı.. DC'deki yeni başlangıçlardan sonra Marvel'ın en önemli iki projesi Spider-Man ve X-Men de gözünü para hırsı bürümüş stüdyoların salakça planlamaları yüzünden reset yediler.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Spider-Man'in Sam Raimi'nin elinde geldiği esef verici durum ayrı bir yazının konusu ama X-Men'in yaşadığı sıkıntılarda girişte aslan payını verdiğim Bryan Singer birinci dereceden suçlu.. Bir orijin çekmeden iyi bir başlangıç yapıp çok daha iyisiyle bunu destekleyen Bryan Singer, 3. film öncesinde Superman remake'inin büyüsüne kapıldı ve seriyi bırakarak Superman'in başına geçti.. Kendi yavrusunu Brett Ratner adlı kifayetsiz bir dangozun eline bırakıp adeta daha parlak gördüğü projeye balıklama atlayan Singer, hem Superman'de büyük bir başarısızlık yaşadı hem de X-Men'i bir daha dönülemeyecek yanlışların içine soktu.. X-Men ve X-Men 2 çok iyi filmlerdi ama benim için hiçbir zaman türün zirvesi olamadılar zira Singer'ın çok sayıda mutanta odaklanıp dramatik yapıyı hep iyi kurduğu filmlerde Hugh Jackman yüzünden kontrolü yavaş yavaş kaybedişi, filmleri de Wolverine ve şürekası moduna sokmayı başlaması özellikle ikinci filmde sırıtmaya başladı.. Bryan Singer'ın ilk filmden sonra yaptığı çok samimi bir açıklama Hugh Jackman'ın projeye nasıl dahil olduğunu gayet güzel açıklar.. Filmin yönetmenliğine gelir gelmez kafasındaki oyuncu kadrosu içinde Wolverine için tek adayının Dougray Scott olduğunu söyler Singer.. Bu konuda çok tutucu olduğunu belirtirken o sırada John Woo'nun Mission Impossible 2'sinde oynayan Dougray Scott, çok istemesine rağmen çekim tarihlerini bir türlü uyduramaması nedeniyle filmde yer alamaz ve ikinci opsiyon olan Hugh Jackman, arkasında doğru düzgün bir proje bulunmadan Wolverine rolünü alır.. Sonrasında bir anda Jackman'ı Hollywood ikonü haline getiren rol oyuncunun üstün fiziksel özellikleriyle ortaya çizgi romandan çok farklı ve çekici bir karakter çıkarır.. Wolverine normalde 1.60'lık tıknaz bir kas yığınıyken Hugh Jackman'la karakter 1.90'lık yakışıklı bir filintaya dönüşür.. Normalde bu tarz büyük değişiklikler çizgi roman dünyasında hep kötü tepki almıştır ama Wolverine - Hugh Jackman birlikteliği buna bir şerh koyar ve çizgi roman dünyasını kökten değiştirecek gelişmelerin de önünü açar.. İlk 2 film sonrasında ortaya çıkan eşsiz Wolverine portresi çizgi romanlarda (özellikle Ultimate X-Men) Wolverine'i filmdeki yorumuna çok benzeyen bir çizime kavuşturur ve yılların bodur, çirkin Wolverine'i artık Hollywood ve comic dünyasının yeni seks objelerinden biri olmaya başlar.. İşte bu Wolverine çılgınlığı özellikle 2. filmde hadiseyi şirazesinden çıkarır.. X-Men artık yavaş yavaş Wolverine merkezli bir hikayeye dönerken bunun asıl zararları 3. filmin öncesinde ortaya çıkmaya başlar.. Geçmişinde Rush Hour palyaçolukları dışında bir proje bulunmayan Brett Ratner, filmin ağırlığıyla sırtını iyice Wolverine'e verir.. İlk 2 filmde biraz da Wolverine'in öne çıkması nedeniyle geri planda kaldığını düşünmeye başlayan Halle Berry, daha geniş çaplı bir rol olmadığı takdirde 3. filmde yer almayacağını açıklar ve onun güzelliğine sonsuz ihtiyaç duyacak olan Brett Ratner bunun korkusuyla Halle Berry'nin bütün isteklerine boyun eğer ve ortaya baba Wolverine - anne Storm figürleriyle dünyanın en yapmacık X-Men sahnelerini çıkaran, aksiyon yönetimi oldukça kötü bir film konur.. 3. filmle yaşanan düşüş o kadar keskindir ki seri üzerinde dağılan konsantrasyonu ve gelen büyük tepkileri yok etmenin yolunu karaktere özel bir orijin filmi yapmakta bulur stüdyo.. Sonuç yine vasatın altıdır.. İmajı iyice zedelenen seride yeni bir orijinle (aslında ilk) tekrar başlangıç yapmaya karar verilir ve 3. film için yönetmenliğe getirilen ama sonrasında ailesine zaman ayırmak istediği için filmden ayrıldığını duyuran Matthew Vaughn'a emanet edilir projr.. Yapılan ilk açıklama, hedefin, içinde Wolverine'in bulunmadığı bir X-Men filmi yapmak olduğudur.. Yaşanan süreç nedeniyle tercih heyecan verici olsa da geliş ve ayrılış sürecini oldukça laubali bulduğum Matthew Vaughn seçimi ve Fox'un denyolukla dolu X-Men geçmişi benim beklentilerimi tamamen dibe çekmeme neden oldu..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Girişi çok uzun yaptım, devamı ve filmi daha kısa geçeceğim.. Bütün bu yazılanlar ışığında bugün 2008'deki The Dark Knight sonrasında ilk defa (Watchmen'i saymıyorum) o kaliteye yaklaşabilen bir çizgi roman uyarlaması izledim.. Direkt önyargıyla girdiğim bir filmde gördüklerim muazzamdı.. İlk fimle atıf yapılan bir girişle bir anda Kevin Bacon'dan da güç alarak seyirciyi filmin içine alan Matthew Vaughn, geri kalan 2 saatte antrakt dışında bir kez bile filmin dışına çıkmanıza izin vermiyor.. Yine büyük önyargılarla yaklaştığım James McAvoy'un Charles Xavier yorumu şahane ama asıl etkileyici olan Erik Lensherr'dan Magneto'ya geçiş süreci boyunca şov yapan ve filmi uzun bir süre omuzlarında taşıyan Michael Fassbender filmin asıl starı.. Uyarlama baştan sona Erik Lensherr - Charles Xavier merkezli bir şekilde ilerliyor ve bu anlamda yan roller için seçilen mutantların düşük profilli olması mantıklı.. İlk 3 film boyunca gösterilen Magneto - MystiQue işbirliğinin açıklamasını ve benzeri birçok atıfı eski seriye yapma başarısını gösteren filmin tamamen dramatik yapıya ve karakterlere odaklanması Bryan Singer dönemini hatırlatırken çok daha dengeli bir yol izlenmesi filmi eski seriye göre bence öne çıkarıyor.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senaryonun ilk 2 filme göre çok büyük bir artısı yok, konu nedeniyle dezavantajı var.. X-Men söylemek istediği bütün şeyleri insan - mutant çekişmesi arka planıyla vermeye çalışan bir hikaye.. First Class'ta bu çatışmaya giden yolu gördüğümüz için film bu avantajdan yararlanamıyor.. Ama tamamen çizgi romanın ruhuna uygun diyaloglar oldukça iyi yazılmış bence.. Filmin bu anlamdaki en büyük artısı ise mutantlar arasında iki farklı safı oluşturan sürece kadar olanları oldukça iyi bir kurgu içinde vermesi ki burada hikayeyi oluşturan ilk 2 filmin yönetmeni Bryan Singer çok iyi bir iş yaparak adeta günah çıkarıyor.. Çizgi romana göre var olan birçok farka rağmen çok ölçülü, ruhu hiç zedelemeyen ve temposu bence harika ayarlanmış bir hikaye ve film var önümüzde.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin gözüme batan en büyük eksisi -ki oldukça önemli- hemen final öncesinde oluşan sekans sonrasında Erik Lensherr'in çok ani bir dönüşüm göstererek bir anda Magneto olarak yükselmesi.. İlk 2 saatte bunun altyapısı iyi oluşturuldu ama daha zamana ihtiyacı vardı, o dönüşüm çok hızlı ve keskin oldu.. Tam final öncesinde göze fazlasıyla batan büyük bir eksik ama kusur ve kadı kızı ikilisiyle bunu da görmezden gelmek mümkün..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç? İçinde oldukça az aksiyon ve sadece 15 saniyelik bir Wolverine cameo'su barındırmasına rağmen mükemmel diyebileceğim bir X-Men filmi var karşımızda.. İlk üçleme sonrasında içine ister istemez çekildiğimiz Wolverine kasırgasından hiç yararlanmadan ortaya bu kadar sağlam bir film konması uyarlamanın değerini birkaç kat artırıyor benim gözümde.. Matthew Vaughn keşke 3. filmi Brett Ratner'ın eline bırakmasaymış ve keşke ana karakterlere ilk üçlemede bu kadar müsamaha gösterilmeseymiş.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;X-Men: First Class, muhtemelen bugüne kadar yapılmış en güzel X-Men filmi..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-802907235789177901?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/802907235789177901/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=802907235789177901&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/802907235789177901'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/802907235789177901'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2011/06/su-ana-kadarki-en-iyisi-x-men-first.html' title='Şu ana kadarki en iyisi: X-Men First Class'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-8NxSwpYNj1Q/Te1R39H0onI/AAAAAAAAD8s/WZbYoGQCqck/s72-c/X-Men%2BFirst%2BClass.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-5325456362475325599</id><published>2011-04-15T23:57:00.003+03:00</published><updated>2011-04-16T01:23:42.012+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Snooker'/><title type='text'>World Snooker Championship 2011 - Başlıyor</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-R3Jy_BGhd4M/Tai0nQopPyI/AAAAAAAAD8Y/tD_Qclg9VrA/s1600/Judd%2BTrump.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 266px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-R3Jy_BGhd4M/Tai0nQopPyI/AAAAAAAAD8Y/tD_Qclg9VrA/s400/Judd%2BTrump.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5595921123581181730" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Neil Robertson (Aus)&lt;/span&gt; v Judd Trump (Eng) (1)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marco Fu (HK) v &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Martin Gould (Eng) (2)&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Graeme Dott (Sco&lt;/span&gt;) v Mark King (Eng) (3)&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Ali Carter (Eng)&lt;/span&gt; v Dave Harold (Eng) (4)&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Ding Junhui (Chn)&lt;/span&gt; v Jamie Burnett (Eng) (5)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Peter Ebdon (Eng)&lt;/span&gt; v Stuart Bingham (NI) (6)&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Stephen Hendry (Sco)&lt;/span&gt; v Joe Perry (Eng) (7)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mark Selby (Eng)&lt;/span&gt; v Jimmy Robertson (Eng) (8)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mark Williams (Wal)&lt;/span&gt; v Ryan Day (Wal) (9)&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Jamie Cope (Eng)&lt;/span&gt; v Andrew Pagett (Wal) (10)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mark Allen (NI) v &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Matthew Stevens (Wal) (11)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Stephen Maguire (Sco)&lt;/span&gt; v Barry Hawkins (Eng) (12)&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Shaun Murphy (Eng)&lt;/span&gt; v Marcus Campbell (Sco) (13)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ronnie O'Sullivan (Eng)&lt;/span&gt; v Dominic Dale (Wal) (14)&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Ricky Walden (Eng)&lt;/span&gt; v Rory McLeod (Eng) (15)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;John Higgins (Sco)&lt;/span&gt; v Stephen Lee (Eng) (16)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Blog yine neredeyse 1 aydır kapalı ve ben ne zaman dönüyorum desem farklı bir talihsizlik gelip engelliyor.. Bu sefer hırsızdan nasibimizi aldık, ama Dünya Şampiyonası öncesi yeni bir gazla yeni bir başlangıç peşindeyim.. Bir önceki post da Dünya Şampiyonası üzerineydi ama fazla ayrıntıya girmemiştim.. Şimdi blogun klasiği olan "bold" favorilerle tekrar eskiye dönüş yapıyorum.. Dünya Şampiyonası süresince snooker ağırlıklı olarak tekrar alışma dönemiyle birlikte, başlayan NBA sezonu ve bu sezon benim için gazı çok erken kaçan futbol sezonuyla birlikte blogu tekrar canlandırmak istiyorum..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk turun en önemli maçı Neil Robertson ve Judd Trump arasında oynanıyor ve mücadele turnuvanın açılış maçı olacak.. Yarın Eurosport'ta TSİ öğlen 12.00'de yayınlanacak olan maç son sıralama turnuvası şampiyonuyla son dünya şampiyonunu karşı karşıya getiriyor.. Judd Trump maç öncesi çok temkinli ve Crucible'daki turnuva öncesinde bu sezondaki en büyük hedefini gerçekleştirdiğini dile getirip bu maçın onun için çok da önemli olmadığı mesajını vermeye çalışıyor ki bunda doğruluk payı olsa da üzerindeki baskıyı azaltmak için seçtiği bir yol olduğunu düşünüyorum.. Neil Robertson, daha Judd Trump Çin Açık'ı kazanmadan önce kuradan sonra Trump'tan çok çekindiğini söylemişti ve bunu her yerde tekrar ediyor.. Onun için geçen sezon harika tamamlanmış ve bu sezon da özellikle World Open'la çok güzel başlamıştı ama sonrasında devamnı getiremedi ve Dünya Şampiyonası'na en büyük favorilerden biri olarak gelmiyor Neil.. Bu da onun için avantaj.. Onun eğer turu geçerse geçen seneki 2. tur maçının rövanşını Martin Gould'la yapacağını daha önce yazmıştım, sırf o epik maçın tekrarı olsun diye Neil'in kazanmasını isteyecek durumdayım..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ronnie'nin bir Dünya Şampiyonası öncesi daha kıçı başı ayrı oynuyor.. WPBSA'e göre Roket geçtiğimiz hafta turnuvadan çekildiğini açıklayıp bir gün sonra geri vites yapmış.. Tam laflar hazırlamıştık ki özellikle dün çıkan birkaç zayıf çekilme kararı sonrasında bugün Ronnie'nin turnuvada oynayacağı kesinleşti.. İlk turda Dominic Dale'i parçalayıp ikinci turda Shaun Murphy karşısında sıkılıp turnuvadan elenmesini bekliyorum..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alt ana tablo felaket.. Mark Williams, Stephen Maguire, Ronnie O'Sullivan, Shaun Murphy ve John Higgins.. Higgins, eğer son dönemde bir kıpırdanma içinde olan Stephen Lee karşısında zorlanmazsa çeyrek final yolu çok rahat.. Kasım başında snooker'a geri döndükten sonra sadece iki resmi maç kaybetti (Masters ilk turu dahil değil).. Ve bunu çok üst düzey snooker oynamadan yaptı.. Bu turnuvada da alt ana tablodaki en büyük final favorim.. Mark Williams'ın uzun maçlarda çok rahat olacağını düşünmüyorum, o yüzden buraya gelirken gösterdiği form çok önemli değil.. Ama oyunu tutturması durumunda onun da çeyrek, hatta yarı final yolu açık ki buraları görürse motivasyonla nerelere kadar gider bilmiyorum.. Shaun Murphy, dünya şampiyonalarında iyi performans gösteriyor.. 2005'teki sürpriz şampiyonluklarından sonra Crucible'da sadece bir kez çeyrek final göremedi ki bu istikrar önemlidir.. Ronnie karşısında onu favori kılacak olan da biraz bu.. Stephen Maguire ise yaşadığı talihsizliklerden çok etkilendi ve ne yapacağı en kestirilemeyen oyunculardan biri.. Ama çeyreğin ötesini görmesi benim için büyük sürpriz olur..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üst ana tabloda Neil'ın yolu kilit.. Mark Selby, Ding Junhui ve bir Crucible oyuncusu olan Graeme Dott bu bölgenin final favorileri.. Burdaki en büyük favorim Mark Selby.. Ding'in yine nefes sorunu uzun turnuvada en büyük sıkıntı.. Bu kadar uzun maçları ve 3 haftayı kaldırabilecek kondüsyona hala sahip değil gibi.. Alt ana tabloya baktıktan sonra burası çok daha düşük profilli görünüyor ama oluşabilecek eşleşmeler buradaki seyir keyfi olan maç sayısını alt tarafa göre artırabilir.. Ali Carter, Graeme Dott, Martin Gould ve Stephen Hendry bunu sağlayacak olan oyuncular.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahis bürolarının en büyük favorisi Higgins, ikinci favori ise çoğu büroya göre Selby.. Benim final tahminim de böyle ama genellikle bahsin en büyük favorileri finale gelemez.. Ronnie O'Sullivan'ın bu kadar leş bir sezon geçirirken bahislerde de ilk üçte yer alması onun büyüklüğüyle alakalı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;World Snooker Championship 2011 yarın 12.00'de başlıyor.. 17 gün boyunca Eurosport ve Eurosport 2 kanallarında yayınlanacak olan turnuvada özellikle ilk hafta neredeyse her gün, günde 18 saat yayınla ülkenin snooker şokuna girmesini bekliyoruz.. Yarın 12.00'de açılış maçıyla mikrofondayım ve bu bağlamda ben de çok heyecanlıyım.. Umuyorum güzel bir turnuva olur ve sezonu oyuna yakışır bir şekilde kapatabiliriz.. Bütün snookerseverleri ekran başına bekliyoruz..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-5325456362475325599?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/5325456362475325599/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=5325456362475325599&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/5325456362475325599'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/5325456362475325599'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2011/04/world-snooker-championship-2011-baslyor.html' title='World Snooker Championship 2011 - Başlıyor'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-R3Jy_BGhd4M/Tai0nQopPyI/AAAAAAAAD8Y/tD_Qclg9VrA/s72-c/Judd%2BTrump.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-883882076318602598</id><published>2011-03-21T16:42:00.003+02:00</published><updated>2011-03-21T18:04:06.444+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Snooker'/><title type='text'>World Snooker Championship 2011</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-5LZt5Cuvxvs/TYdj8BtGdYI/AAAAAAAAD8Q/IBkUcTAlfQY/s1600/Neil%2BRobertson.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 261px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-5LZt5Cuvxvs/TYdj8BtGdYI/AAAAAAAAD8Q/IBkUcTAlfQY/s400/Neil%2BRobertson.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5586543745677292930" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Neil Robertson v Judd Trump&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marco Fu v Martin Gould&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Graeme Dott v Mark King&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali Carter v Dave Harold&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ding Junhui v Jamie Burnett&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peter Ebdon v Stuart Bingham&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Stephen Hendry v Joe Perry&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mark Selby v Jimmy Robertson&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mark Williams v Ryan Day&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jamie Cope v Andrew Pagett&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mark Allen v Matthew Stevens&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Stephen Maguire v Barry Hawkins&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Shaun Murphy v Marcus Campbell&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ronnie O'Sullivan v Dominic Dale&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ricky Walden v Rory McLoed&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;John Higgins v Stephen Lee&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün PTC Grand Final bitti ve Shaun Murphy uzun bir süre sonra bir sıralama turnuvası daha kazandı.. Bu turnuvayla birlikte Roket'ten sonraki adamım haline gelen Martin Gould finalde desteklediğim adamdı ama Dublin'de yarı final ve finalin aynı gün oynanması ve ilk yarı finalde Shaun Murphy rahat kazandıktan sonra Martin Gould - Mark Selby maçının çok uzaması ve final maçından 2 saat öncesine kadar sürmesi finaldeki 4-0'lık skorda mutlaka etkili olmuştur.. Olmuştur diyorum zira Indian Wells kadınlar finali nedeniyle maçın önemli bölümünü izleme fırsatı bulamadık.. Martin Gould'un Mark Selby gibi çok sert bir rakip karşısında çok yıpranması ve onun için aslında nihai hedef olan ilk finale ulaşması da final maçı öncesinde sevinçle birlikte motivasyonunu mutlaka düşürmüştür.. Gerçek şu, Martin Gould gerek kişiliği, gerek tarzı, gerekse yeteneğiyle snooker'ın çok geç kazandığı madenlerden biri.. Dün Selby karşısında bir ara bulabildiği her uzun potu denedi ve oyuna büyük heyecan getirdi.. Bu nedenle belki maçı kaybedecekti ama sonuçta bu oyunun en iyi ve en stabil snooker'larından birini oynayan Selby'yi geriden gelerek mağlup etti ve kariyerinin ilk yarı finalinde kariyerinin en yüksek noktasına çıktı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;World Snooker Championship 2011'in kuraları çekildi ve ilk tur belli oldu.. İlk 16'nın yeri belliydi ve onların ikinci turdaki muhtemel eşleşmeleri de kura öncesinde ortadaydı ama elemelerden gelenlerin hangi büyüğe düştüğü kurayla birlikte ortaya çıktı.. İlk göze çarpan az önceki paragrafın öznesi Martin Gould'un ilk turu geçmesi durumunda (ki yüksek bir ihtimal) ikinci turda son dünya şampiyonuyla eşleşmesi.. Bu aynı zamanda 2010 Dünya Şampiyonası 2. turunun rövanşı olacak ki o Neil - Gould maçı geçtiğimiz sezonun ve bu sezonun kaderini değiştirdi.. Gould'un 11-5 öne geçtiği maçta 13-12 mağlup olması sonrasında Neil'in Crucible'da şampiyonluğa gidişi 2011'in ikinci turundaki bu muhtemel eşleşmeyi çok farklı bir noktaya taşıyacak.. Martin Gould, Neil Robertson karşısındaki o kaybının kendisini güçlendirdiğini söylüyor ki ben bundan emin değilim.. Bu sezon daha büyük başarılara imza attı ama zaten o yeteneğe sahip bir oyuncu.. O maçın DVD'sinde son seansı izleyemiyor ve turnuva sonrasında DVD'yi parçalayıp atacağım diyen bir oyuncunun bu maçı kafasından çıkararak kendisini yükselttiği iddiası fazla naif ve aynı zamanda optimist bir düşünce.. Ama umuyorum eşleşirler ve umuyorum o maçı büyük bir zevkle izleme fırsatı buluruz..           &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu maç dışında eşleşmelerin en ilginç yanı Ronnie O'Sullivan'ın ikinci tura kalması durumunda rakibinin PTC şampiyonu Shaun Murphy olacak olması.. En zorlu muhtemel 2. tur eşleşmesi yine Ronnie'nin olacak ve biz buna artık alıştık.. Değerli dostum, ülkenin en büyük snooker gurusu Emre Yazıcıol'un Ronnie O'Sullivan'dan bu turnuvada büyük beklentisi var ama ben bu sezon tam anlamıyla dibe vurmuş Ronnie'den o kadar umutlu olamıyorum.. Ronnie'nin yolu üzerinde Shaun Murphy, John Higgins, Mark Williams ve Neil Robertson var sırasıyla ki böyle uzun bir turnuvada şu anki mental yapısıyla ve az antrenman yapan haliyle Ronnie'nin çeyrek ötesini görmesi bile kolay olmayacak.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;World Snooker Championship 2011 16 Nisan'da başlıyor ve 2 Mayıs'a kadar devam edecek..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-883882076318602598?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/883882076318602598/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=883882076318602598&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/883882076318602598'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/883882076318602598'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2011/03/world-snooker-championship-2011.html' title='World Snooker Championship 2011'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-5LZt5Cuvxvs/TYdj8BtGdYI/AAAAAAAAD8Q/IBkUcTAlfQY/s72-c/Neil%2BRobertson.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-8985967241675928578</id><published>2011-02-23T15:41:00.004+02:00</published><updated>2011-02-23T15:45:08.108+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çizgi roman'/><title type='text'>Nike &amp; Comics</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-oOyqeIWhNSQ/TWUO7WceJaI/AAAAAAAAD8I/nL9H0AaciiM/s1600/Nike%2BV.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 252px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-oOyqeIWhNSQ/TWUO7WceJaI/AAAAAAAAD8I/nL9H0AaciiM/s400/Nike%2BV.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5576880126368294306" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-CpolVkE25GE/TWUO7ApkrPI/AAAAAAAAD8A/pGJvwVd_sBM/s1600/Nike%2BJLA.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 255px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-CpolVkE25GE/TWUO7ApkrPI/AAAAAAAAD8A/pGJvwVd_sBM/s400/Nike%2BJLA.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5576880120517668082" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-izDy6-uYCHE/TWUOzeAiouI/AAAAAAAAD74/TcBU1NI0K0k/s1600/Nike%2BIron%2BMan.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 249px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-izDy6-uYCHE/TWUOzeAiouI/AAAAAAAAD74/TcBU1NI0K0k/s400/Nike%2BIron%2BMan.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5576879990959678178" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-9q8WY7m5Wno/TWUOzThY5gI/AAAAAAAAD7w/0OMVkRqQBqs/s1600/Nike%2BGreen%2BLantern.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 252px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-9q8WY7m5Wno/TWUOzThY5gI/AAAAAAAAD7w/0OMVkRqQBqs/s400/Nike%2BGreen%2BLantern.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5576879988144662018" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-qLXnSdXGRHM/TWUOzB8IqII/AAAAAAAAD7o/ZMqxNcBvhsA/s1600/Nike%2BFlash.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 255px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-qLXnSdXGRHM/TWUOzB8IqII/AAAAAAAAD7o/ZMqxNcBvhsA/s400/Nike%2BFlash.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5576879983425005698" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-Ia1jmuhjbP4/TWUOy7TyNVI/AAAAAAAAD7g/8LZhHyzZNOE/s1600/Nike%2BCaptain%2BAmerica.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 255px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-Ia1jmuhjbP4/TWUOy7TyNVI/AAAAAAAAD7g/8LZhHyzZNOE/s400/Nike%2BCaptain%2BAmerica.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5576879981645149522" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-xAInedEKsHY/TWUOymG1RlI/AAAAAAAAD7Y/BsaLBYkMBSs/s1600/Nike%2BBatman.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 253px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-xAInedEKsHY/TWUOymG1RlI/AAAAAAAAD7Y/BsaLBYkMBSs/s400/Nike%2BBatman.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5576879975953679954" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha farklı modeller için &lt;a href="http://www.thisblogrules.com/2010/05/creative-and-amusing-custom-designed-sneakers.html"&gt;buraya&lt;/a&gt;..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-8985967241675928578?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/8985967241675928578/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=8985967241675928578&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/8985967241675928578'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/8985967241675928578'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2011/02/nike-comics.html' title='Nike &amp; Comics'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-oOyqeIWhNSQ/TWUO7WceJaI/AAAAAAAAD8I/nL9H0AaciiM/s72-c/Nike%2BV.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-4179688966401875283</id><published>2011-02-19T21:14:00.002+02:00</published><updated>2011-02-21T00:18:11.833+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Galatasaray Maçları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Galatasaray 1-0 Bucaspor</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-O4B9HTJPFq0/TWAXCye2oKI/AAAAAAAAD7Q/qX0YxqgqL88/s1600/Galatasaray%2B-%2BBucaspor.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-O4B9HTJPFq0/TWAXCye2oKI/AAAAAAAAD7Q/qX0YxqgqL88/s400/Galatasaray%2B-%2BBucaspor.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5575481675363033250" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;71. dakikada ve Galatasaray henüz golü bulmamışken ekrana yansıyan Gheorghe Hagi görüntüsü Galatasaray'ın, teknik kadronun, oyuncuların ve yönetimin içinde bulunduğu halet-i ruhiyeyi net bir şekilde ortaya koyuyordu.. Hagi'nin maçtan 3 puan çıkmama ihtimalinin ciddi bir şekilde belirmesi karşısındaki endişesi profilden bile açık bir şekilde ortadayken bunun altında yatan gerçeklerin dün basın toplantısında yaptığı açıklamaların önemli bölümünü etkileyen yönetim güvensizliği üzerinden şekillendiği de açık bir şekilde ortadaydı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Takımın merkezini geçtiğimiz haftalarda olduğu gibi yine Neill, Culio ve Sabri üçlüsüyle oluşturan Hagi'nin bu konudaki inadını anlamak çok kolay değil.. Lucas Neill, Galatasaray'ın sorunlu orta sahasında büyük fark yaratacak bir tekniğe sahip değil.. Lorik Cana'dan topla daha iyi olması da tek başına bu oyuncuların pozisyonlarının değişmesini sağlayacak bir neden olmamalı.. Neill tekniği bir savunma oyuncusu için oldukça iyi olan fakat orta saha için, bence, asla yeterlilik sınırına ulaşmayacak oyunculardan biri.. Böyle olsa dahi takım içinde bu çaprazlamanın yapılması çok anlamlı durmuyor.. Galatasaray'da Popescu sonrasında yıllarca takımın geriden oyuna top sokma sorunu üzerinde duruldu, bazı başarısızlıklar haddini aşan bir şekilde sadece bu nedene indirgendi.. Eğer orta sahadaki problemlerin Neill'ın savunma önüne çekilmesiyle tolere edileceğini umuyorsa Hagi, bu bir teknik direktör için fazlasıyla optimist bir düşünce.. Orada sınırlı bir iyileşmeye gitmek için tandemin tekniğinden vermekse yine son yılların Galatasaray'ını düşününce çok mantıklı durmuyor.. Geçtiğimiz yıldan beri blogda birkaç defa geçmiştir, Servet - Neill ikilisi şampiyonluk isteyen bir takım için çok ideal değil, keza Neill da tek başına Servet'in dezavantajlarını karşılabileyecek bir stoper değil.. Neill yanına bu takıma çok kaliteli bir stoper gerekiyordu, Rijkaard'ın son döneminde Servet bu düşünceyi güçlendirecek birçok maç geçirmişti ama Hagi takımın başına gelir gelmez böyle bir tasarrufta bulunmadı ve Servet''e güvendi.. Ama yanına oturtmaya çalıştığı Cana'nın takımın arka tarafında yarattığı etki olumlu değil.. Cana'nın tandemde ortalamaya daha yakın bir performans gösterse de Neill'ın önlibero olarak takımda yer alması hücum anlamında takıma hiçbir şey kazandırmıyor.. Rijkaard'ın 3. ayından sonra ortaya çıkan geriden top çıkartamama sorununun rakip takımların önde basmasıyla birlikte takımda iyice bir kangren oluşturması Neill'lı Galatasaray'da da Sarp'lı merkezden daha sağlıklı bir yapı ortaya çıkarmıyor.. 33 yaşına kadar orta sahada hiç yer almamış ve bu pozisyonun fundamentalından çoğunlukla yoksun bir oyuncuyu oraya devşirmek birçok atak başlangıcında saklanan ve inisiyatif alamayan bir Lucas Neill ortaya çıkarıyor ki böyle bir oyuncuya Galatasaray'ın ihtiyacı yok.. Dün ilk 15 dakikada takım bütün oyunu düzenli bir şekilde savunma önüne gelen Sabri Sarıoğlu üzerinden kurmaya çalıştı.. 10. dakika civarında bir pozisyonda Cana ve Neill yer değiştirip naturel pozisyonlarına geçtiler.. İlk 10 dakikada muazzam aksayan takımda sorunları tedavi etme çabası olarak değerlendirdim bu değişikliği ama sonrasında oyuncular eski yerlerine döndüler ve hocanın bu inadı maç sonuna kadar devam etti..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk yarıda Bucaspor'un yaptığı disiplinli alan savunması Galatasaray'ı çokça etkisizleştiri.. Ligin en iyi sol beklerinden Landry Mulemo, Colin Kazım'la çok iyi eşleşti ve fazla açılmadan bölgesini çok iyi savundu.. Arkasındaki Çağlar'dan hiç yardım alamayan ve asli pozisyonu nedeniyle çizgiye yabancı olması nedeniyle ilk 45 dakika hiç varlık gösteremeyen Bogdan Stancu, uzun zamandır takımdan uzak olan Baros'u tamamlayamadılar.. Sezon başında Bülent Uygun'la sahaya 4-3-3 şeklinde dizilen ve bu nedenle de ilk 11'deki yerini bir türlü edinemeyen Sercan Kaya ise Samet Aybaba'nın 4-4-2/4-4-1-1 kırması daha efektif olmaya çalışan dizilişinde kendisine forvet tamamlayıcısı olarak rol bulmuş durumda.. Erkan Taşkıran'la birlikte Buca'nın Süper Lig'e çıkmasında çok büyük payı bulunan Sercan'ın takıma monte edilmesi uzun vadede puana ihtiyacı olan Bucaspor için çok faydalı olacak..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maça geri dönelim, ikinci yarıyla birlikte Hagi takım savunmasını öne çıkardı ve presi artırdı.. Fiyasko bir oyun yapısıyla geçen ilk 45 dakikadan sonra oyuna bir şokla başlamak çok garip değildi ama Bucaspor'un seri kenarları ve yetenekli Sercan'ı için arkada bırakılan boşluklar elbette riskti.. İlk yarıda 2 topu direkten dönen Buca'ya ikinci yarıdaki çok baskılı ilk 10 dakikadan sonra çok net fırsatlar vermeye devam etti takım.. Maç kondüsyonu doğal olarak hiç iyi durumda olmayan Çağlar Birinci'nin ligin en seri kenar oyuncularından biri olan Victor Mendy karşısında düştüğü durumlar elbette anormal değildi ama sezon başından beri kepazeliği diz boyuna getiren Hakan Balta'dansa Çağlar Birinci'de ısrar etmek her türlü evladır.. Hagi'nin Galatasaray'daki ilk döneminde beklerde kullandığı Orhan Ak ve Cihan Haspolatlı ikilisinden sonra Sabri'yi merkeze çekerek sağ bekte Serkan'ı, sol bekte de öncelikli olarak Balta ve Çağlar'ı kullanıp yabancı kontenjanında sorun yokken bile Insua'yı tercih etmemesi Cana - Neill değişikliği gibi anlamsız başka bir inat.. Antep deplasmanında Yekta'yı oyuna alırken Sabri'yi beke yollamadan direkt bir şekilde dışarı alan Hagi, bu maçta aynı hatayı tekrarlamadı ve Yekta'yı oyuna alırken dışarı aldığı oyuncu Serkan oldu ve Sabri beke geçti.. Maç boyu sağ açıkta çok etkisiz bir performans gösteren Colin Kazım'ın bütün aksiyonlarını arkasına Sabri geçtikten sonra yapması büyük bir sürpriz değil.. İlk yarıda çizgiye çakılan Stancu'nun ikinci yarıda çok daha fazla içeri girerek oynaması 45-60 arası gösterilen baskıda büyük etkenlerden biriydi ama arkası çizgiyi kullanan Insua'yla doldurulsa futbolun denge unsurlarından biriyle birlikte takım çok daha etkili bir oyun gösterebilirdi.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Takımın genel becerisi kenarda bekleyen Yekta Kurtuluş'un büyük bir potansiyel kaybı olduğunu gösteriyor ve Hagi'nin değiştirmesi gereken şeylerden biri de bu.. Yekta'lı merkez onun istediği sertliği sahanın üzerinde gösteremez ama çocuğun ayakları o kadar özel ki kenarda beklemesi bu takım ağır kayıp.. Bucaspor eğer Victor Mendy biraz daha becerikli olsa bu maçtan 3 puanı rahatlıka çıkarabilirdi.. Maçın hakkı beraberlikti, Galatasaray yenilse muhtemelen Bucaspor'un özel durumu nedeniyle zerre üzülmezdim.. Fakat Hagi'nin bu galibiyete çok ihtiyacı vardı ve Galatasaray için önemli olan tek şey de şu anda bu.. İnatları devam ettiği sürece Galatasaray'ın onun yerini sağlamlaştıracak bir seri içine girmesi zor ama eğer yalanlarıyla ünlü Adnan Polat'tan ciddi anlamda bir garanti almışsa yapacağı bütün deneylere eyvallah der Galatasaraylılar.. Ben diyorum ama içinde bulunulan durum, yönetimin aymazlıkları ve oyuncu topluluğu umut kırıntılarını sürekli bir şekilde süpürüyor camiada..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-4179688966401875283?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/4179688966401875283/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=4179688966401875283&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/4179688966401875283'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/4179688966401875283'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2011/02/galatasaray-1-0-bucaspor.html' title='Galatasaray 1-0 Bucaspor'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-O4B9HTJPFq0/TWAXCye2oKI/AAAAAAAAD7Q/qX0YxqgqL88/s72-c/Galatasaray%2B-%2BBucaspor.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-8781195934375780355</id><published>2011-02-11T15:50:00.004+02:00</published><updated>2011-02-12T02:51:00.648+02:00</updated><title type='text'>CNR Avrasya Boat Show</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-MFBAhXP0O3A/TVU-vD3QYlI/AAAAAAAAD7I/XUbMSOygxtM/s1600/CNR.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-MFBAhXP0O3A/TVU-vD3QYlI/AAAAAAAAD7I/XUbMSOygxtM/s400/CNR.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5572429092152697426" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yeşilköy'de bugün başlayan ve 20 Şubat'a kadar devam edecek olan CNR Avrasya Boat Show için Club Finans'ın sponsorluğunda küçük bir yarışma olacak blogda.. Soracağımız kolay soruya doğru cevap veren ilk 3 kişi fuarın sonuna kadar istediği zaman katılabileceği çift kişilik davetiye kazanacak.. Davetiyeler girişte kimlik ibrazıyla geçerlilik kazanıyor.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dediğim gibi soru basit.. Bugün başlayan CNR Avrasya Boat Show'un düzenlenen kaçıncı etkinlik olduğuna yorum bölümüne adı ve soyadıyla cevap veren ilk 3 isim davetiyeleri kazanıyor.. Kazananları akşam saatlerinde post'a edit yaparak açıklayacağım..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Edit: Kazananlar belli oldu, katılım için teşekkür ediyorum.. Davetiyelerin sahipleri: Hilal Sağlam, Burak Çalışkan ve Alican Dikici&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-8781195934375780355?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/8781195934375780355/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=8781195934375780355&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/8781195934375780355'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/8781195934375780355'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2011/02/cnr-avrasya-boat-show.html' title='CNR Avrasya Boat Show'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-MFBAhXP0O3A/TVU-vD3QYlI/AAAAAAAAD7I/XUbMSOygxtM/s72-c/CNR.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-6694777279983199533</id><published>2011-01-30T14:37:00.007+02:00</published><updated>2011-01-30T19:44:44.429+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Galatasaray Maçları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Bursaspor 2-0 Galatasaray</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TUVbrJl2TKI/AAAAAAAAD68/dzF6bkQNTAE/s1600/Bursaspor%2B-%2BGalatasaray.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TUVbrJl2TKI/AAAAAAAAD68/dzF6bkQNTAE/s400/Bursaspor%2B-%2BGalatasaray.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5567957311180655778" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray'ın dün sahaya çıkardığı kadro Bursaspor'dan bariz bir şekilde güçsüzdü.. Sadece sahada değil, yedek kulübesinde de Bursaspor ezici olan taraftı ve işte Galatasaray'ın 2011 itibarıyla geldiği durum budur.. Bu durumda Hagi'nin suçu yoktu, artık futbola daha fazla mesai harcayacakları yalanıyla kolpa halkalarına yenilerini ekleyenler ise muhtemelen dünkü maçtan sonra sezon sonunda harcayacakları Hagi'nin hanesine bir çentik daha atıyorlardı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hagi'nin çıkardığı 11'e Stancu dışında söz söyleme şansımız yok.. Stoper yoksunluğunda Balta'nın yine tandeme geçtiği takım, Insua'yla yine çift hücumcu beke sahip olunca kenarları Barış ve Emre Çolak'la tutmayı düşünmüştü Hagi.. 10. dakikada Barış sakatlandı ve yerine giren oyuncu Sarp oldu, Yekta kenara geçti.. Merkezin tekniği düştü ve Yekta oyun içinde sınırlandı, takım zaten az olan top tutma şansını da kaybetti bu hamleyle.. Zorunlu değişiklik sonrasında Stancu denenip risk alınabilirdi ama Hagi her zaman olduğu gibi yine çok temkinli davrandı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk yarının genelinde Galatasaray'ın Bursaspor'u iyi durdurduğu söylenebilir.. Ali Sami Yen'e gelen Anadolu kulüplerinin yaptığını Bursaspor'a yapmaya çalıştı takım, ilk yarım saat itibarıyla da başarılı olduğunu söylemek gerekir.. Bunda da suçlu Hagi değildi.. Bursaspor'a net pozisyon verilmeyen bir periyot sonrasında küçük ofsayt ve el gözden kaçtı ve Ufuk'un hatasıyla birleşince maç Galatasaray için 35. dakikada bitti.. İki kenarın Colin Kazım'la orta saha arasında bağlantı kurmak için hiçbir çaba göstermediği takımda tek forvet yalnızları oynadı ve yorum yapmazsak öleceğiz hastalığına tutulan spikerler tarafından eleştirildi.. İlk yarının sonlarında Wederson'un çektiği şutta bir hata daha yapan Ufuk'la Bursaspor maçı imzaladı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci yarının başında Hagi'den ilk yarıda yapmaya cesaret edemediği Stancu hamlesi geldi ama Yekta'lı tek kenarla birlikte çalışması bu dirençli rakibe karşı pek mümkün görünmüyordu.. Maçtan sonra Hagi yaptığı açıklamada Galatasaray'ın ilk yarı iyi oynadığını, ikinci yarıda da kırmızı kartın hesapları bozduğunu belirtmiş.. Eğer gücünüzün Bursaspor'dan daha az olduğunu kabul ediyorsanız ilk yarı hakkındaki yorumu anlam kazanabilir ama ikinci yarıda kırmızı kart gelene kadar 20 dakika geçmişti ve Galatasaray sahada oyunu değiştirmek için hiçbir hamle yapamamıştı.. Kırmızı sonrası gelen Volkan hamlesi Bursa adına farkı artırabilirdi ama ilk yarının kötüsü Ufuk pozisyonları engelledi ve Galatasaray yenilmesi beklenen, bahis bürolarında sürpriz olarak değerlendiren yapısına uygun bir futbol ve maç sonrasında bir mağlubiyet daha aldı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hagi'yi bu sonuçlar adına suçlamanın fazla anlamı yok ama Rijkaard'ın gidişi sonrasında Fenerbahçe maçıyla birlikte zafer çığlıkları atanlar için söylenecek çok şey illa ki vardır.. Rijkaard'la 8 maçta 12 puan alabilen takım Hagi'yle 11 maçta 14 puan alabildi.. Yeni gelen hocadan takıma bir çıkış yapmasını eğer takımınız kaliteliyse bekleyebilirsiniz fakat Galatasaray gibi takımlarda bu olmuyorsa fazla eleştiri konusu olamaz.. Serie A standardının çok üzerinde bir kadroya sahip olan Inter'in Rafael Benitez'le yaşadığı çöküş sonrasında kifayeti konusunda üzerindeki şüpheleri atamamış Leonardo'yla yaşadığı suni çıkış bunlara bir örnektir. Jose Mourinho sonrası Inter'de tamamen bir mantalite değişikliği yapan Benitez bunu başaramadı ve o kadroyu dibe vurdurdu.. Sonrasında gelen Leonardo ise daha dengeli bir yapıyla ilk aşamada puanları toplayan hocaydı ama bunlar hep eldeki kalite ölçeğinde geçerli olur.. Keza geçen hafta Francesco Guidolin'in Udinese'si tarafından rüyadan uyandırılan Inter taraftarı şu anda da Giuseppe Meazza'da Palermo karşısında başka bir şok yaşıyor.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hagi üzerinde şüpheler bir tek Galatasaray'dan ayrıldıktan sonra kendisini fazla yenileyemediği açısından olabilir.. Diziliş anlamında günün futboluna uygun bir yapı ortaya çıkarmaya çalışsa da mantalite yönünden takımdan ayrı kaldığı 5 yılda üzerine koyduğu herhangi bir mefhumu ilk 3 ayı itibarıyla göstermedi.. Culio ve Yekta eklemeleri sonrasında Galatasaray belki de ilk defa 4-3-3'ü bu kadar net bir şekilde gösteriyor sahada ama sisteme işlerlik kazandırmak için bu transferlerin yeterli olmasını kimse beklemiyordu.. Anlık bir heyecan sonrasında yine bizi normale çeviren Michael Bradley takıma bu esnekliği kazandırabilirdi ama Faruk Süren'in söylediklerini haklı çıkarmak için çalışmaya devam ediyor Galatasaray yönetimi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendisine verilen sözlerin fazla önemi yok, Hagi'nin bu takıma gelişi zaten yine bir "caretaker" başlığı altında incelenmeliydi.. Yalanlarıyla ünlü Adnan Polat bu sefer aba altından sopayı erken de göstermişti ve eğer ikinci yarı Hagi başarısız olursa yenisi gelir sinyali çabuk gelmişti.. Hagi çok büyük bir performans göstermediği sürece (ki bu yapıyla mümkün değil) seneye yine öğütülecek.. Terim sonrası düştüğü duruma Rijkaard sonrasında yine düşecek.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bursaspor kademeleri geçmeye devam ediyor.. Geçen seneki keskinliklerinde değiller ama kadroyu ciddi anlamda geliştirmeye devam ediyorlar.. Geçen sezonun yıldızı Ozan İpek'in bu seneki büyük düşüşü çok şaşırtıcı.. Ertuğrul Sağlam'ın yabancı transferleriyse yine ıskartaya çıktı ama Kenny Miller'ın yeterli umudu vadettiğini bu maç itibarıyla söylemek mümkün.. Leo Nunez özel yetenekleri olan bir oyuncuydu ama fiziki özellikleri bu ligde yeteneklerini göstermesini engelledi.. Miller yaşlı olmasına rağmen lige daha çabuk uym sağlayabileceğini gösterdi, dublenin ucundan döndü.. Bursaspor bir süredir kötü futbol oynuyor ama büyük takım olma özelliklerinin krallarından olan kötüyken kazanma özelliklerini de yavaş yavaş kazanıyorlar ki Türkiye'de bu önemlidir.. Lig kalitesinin genel artışı sonrasında önümüzdeki sezonlarda büyükler bu puan kayıplarına devam ettikçe bu durum daha da önem kazanacak..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-6694777279983199533?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/6694777279983199533/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=6694777279983199533&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/6694777279983199533'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/6694777279983199533'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2011/01/bursaspor-2-0-galatasaray.html' title='Bursaspor 2-0 Galatasaray'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TUVbrJl2TKI/AAAAAAAAD68/dzF6bkQNTAE/s72-c/Bursaspor%2B-%2BGalatasaray.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-8127168518087215806</id><published>2011-01-28T23:16:00.004+02:00</published><updated>2011-01-28T23:35:09.029+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Video'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='NBA'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Basketbol'/><title type='text'>The Black Mamba</title><content type='html'>&lt;iframe title="YouTube video player" class="youtube-player" type="text/html" width="520" height="345" src="http://www.youtube.com/embed/MdgsXZtxLKs" frameborder="0" allowFullScreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;Biz Robert Rodriguez'den Sin City 2'yi çekmesini bekleyeduralım, Nike - Kobe işbirliği için güzel bir reklam filmi çekme çabasının içindeymiş bu güzel adam.. Başrolde dünyanın en iyi basketbolcusu etiketiyle trailer'da sunulan Kobe Bryant, Bruce Willis ve Robert Rodriguez'in favori oyuncularından kült isim Danny Trejo var.. Nike belli ki büyük oynuyor, blogda da iki post üst üste yerini buluyor.. Şu adamlardan kötü bir şey çıkması mümkün değil ama Robert abi Allah'ını seviyosan Sin City 2'ye de at artık şu elini..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-8127168518087215806?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/8127168518087215806/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=8127168518087215806&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/8127168518087215806'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/8127168518087215806'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2011/01/black-mamba.html' title='The Black Mamba'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/MdgsXZtxLKs/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-1812800286846814664</id><published>2011-01-25T19:24:00.009+02:00</published><updated>2011-01-26T09:45:26.809+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Nike ve Galatasaray</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TT8HoFblEbI/AAAAAAAAD6s/ZYQVrDICriI/s1600/Lens%2BPar%25C3%25A7al%25C4%25B1%2BForma.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 313px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TT8HoFblEbI/AAAAAAAAD6s/ZYQVrDICriI/s400/Lens%2BPar%25C3%25A7al%25C4%25B1%2BForma.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5566176049687237042" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray'ın son güzel forma topluluğu Michael Skibbe'nin takımın başında olduğu sezon gelmişti.. Tarihin belki de en güzel parçalısı, yine ideal bir 3 parçalı, tek bir sarı-kırmızı şeritle anlam ifade etmeyi başarmış iyi bir beyaz forma ve muazzam bir alternatif turuncu.. O güzelim turuncu kırmızı çizgi ve fontlarla piç edilmişti büyük oranda ama o kadar kusur kadı kızında da olurdu ve benim kendi adıma gördüğüm en iyi Galatasaray koleksiyonu ortaya çıkmıştı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir sene sonra parçalı Adidas tarafından batırıldı, dünyanın en kötü beyaz forması üretildi ve alternatif forma olarak da zamanında çok tartışılan mor ortaya çıktı.. İçlerinde tek iyi olan mordu ama onun da çok daha iyisi yapılabilirdi.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sene fiyaskolar devam etti.. Klasik parçalıya uygun olmayan, sarıyla kırmızının yeri değişmiş ve kollarda da farklılık bulunmayan o vasat parçalı bu sene devam etti.. Bej forma başta güzel görünüyordu ama zaman ilerledikçe anlamını yitirdi, TT Arena'nın açılışında giyilmesi ise büyük rezaletti.. Somon olansa içlerinde hedefe uyan tek formaydı ama hem şu ana kadar yeteri kadar giyilmedi hem de vasat fontlarla onun bile güzelliği gölgelendi.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle bir ortamda yeni stada geçilirken yönetim tarafından Sami Yen'deki ilk maç düşünülerek 1964'teki çubuklu gibi bir forma dizayn ettirilip TT Arena'ya onu salmanın mantığını kavramak mümkün değil.. Takımın klasik forması parçalı, ezeli rakibin kendi forması çubuklu, Sami Yen'in ilk maçında yapılmış bir hata stada saygı kisvesi altında başka bir yanlışla birleştiriliyor ve sonrasında ilk resmi maçta da kullanılmıyor.. 1.5 yıldır var olan kötü bir parçalıdan sonra sezon ortası çıkan forma güzel bir klasik forma olsa olmaz mıydı? Saygı kavramının içini boşaltıp garip tasarruflarla bunu sağlayabileceğini düşünmek buralarda çok rastlanan bir durum.. Ali Sami Yen'in adını yaşatmak için bir stada bağımlı olduğu ortaya çıkanlar gibi.. Dünyada stat değiştirip eski stadın adını yenisine veren bir futbol kulübü ben görmedim.. Ali Sami Yen Stadı Mecidiyeköy'deydi, 1964-2010 yılları arasında yaşadı, Galatasaray tarihinin en güzel başarılarında ev sahipliği yaptı ve miyadını doldurdu.. Eğer yapılan yeni stada Ali Sami Yen diyeceksen 46 yıllık stada ayıp edersin.. Herkes Sami Yen'i eski haliyle hatırlasa ve yeni bir isimle yeni tarihi burada yazmaya çalışsan daha doğru olmaz mıydı? Sponsorluktan girip endüstriyel futboldan çıkarak bu duruma giydirmeye çalışanlar devamlı İngiltere'den örnek verip Türk futbolunu yermeye çalışırken stat isimlerine nedense pek girmiyorlar.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konudan uzaklaştık, yazıya neden olan durum Galatasaray'ın geçtiği gün borsaya bildirdiği Adidas'la anlaşmanın sona ermesi üzerine bugün yeni forma sponsoru belli olmuş.. Nike'la uzun süreli bir anlaşma içine giriyormuş takım.. Kulübün Adidas'tan kazandığı yıllık miktarı katlayan bir teklifle gelmiş Nike, büyük ihtimalle akılları çelen yine ekonomik yönden gelen iyileşmedir.. Nike formanın hayalini kurardık geçmiş yıllarda ama Adidas dünya genelinde bu konuda son 2-3 yılda öne çıktı ve Nike da oldukça geri gitti.. Nasıl dizaynlar göreceğiz onu bilmiyorum ama birkaç yıl öncesinin yukarıdaki Lens forması ve güzel bir font 1.5 yıl devam eden kötü durumdan sonra ilk beklentim.. Trabzonspor'la Türkiye'deki büyükler piyasasına girip orada hatrı sayılır işler yapamayan Nike'ın işi Adidas'tan sonra çok kolay olmayacak.. Yönetim odaklı sekteye uğramazlarsa ortaya çok kötü bir iş çıkaracaklarını sanmıyorum.. Gecikmiş bir birliktelikti bu, Nike çok daha önce Galatasaray içni forma yapacaktı ama rahmetli Özhan Canaydın'ın kişisel anlamda Nike'la olan bağlantıları dedikodulara mahal vermemek için zamanında Galatasaray yönetiminin planlarından çıkarılmıştı.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu kaos içinde pek de mümkün görünmüyor ama yine de hayırlı olsun..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Edit: Şimdi bir arkadaşım uyardı, Nike'ın yüksek para verme hadisesi ilk olarak Galatasaray Formaları Blog'da çıkmış.. Hak geçmesin, selam olsun kendilerine de..&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-1812800286846814664?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/1812800286846814664/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=1812800286846814664&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/1812800286846814664'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/1812800286846814664'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2011/01/nike-ve-galatasaray.html' title='Nike ve Galatasaray'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TT8HoFblEbI/AAAAAAAAD6s/ZYQVrDICriI/s72-c/Lens%2BPar%25C3%25A7al%25C4%25B1%2BForma.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-3485167936982520210</id><published>2011-01-23T22:07:00.013+02:00</published><updated>2011-01-24T01:33:47.107+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Galatasaray Maçları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Galatasaray 1-0 Sivasspor</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TTyK5mU1zPI/AAAAAAAAD6k/GO-LYsdnvpo/s1600/Galatasaray%2B-%2BSivasspor.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 266px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TTyK5mU1zPI/AAAAAAAAD6k/GO-LYsdnvpo/s400/Galatasaray%2B-%2BSivasspor.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5565475961668226290" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Maç başlamadan önce gelen Arda'nın kadrodan çıkartılma haberi yerine giren isim Yekta Kurtuluş olunca maç öncesi umutsuzluğa itti.. Lucas Neill'in yokluğunda Lorik Cana, Hagi tarafından bir kez daha stopere çekilmişti.. Onun yerine Culio - Barış ikilisinin arkası Ayhan'la dolduruldu ve ilk 11 itibarıyla kenarlarda da Emre Çolak ve yeni transfer Yekta Kurtuluş bekleniyordu.. İleride de orijini forvet ama son 3 yılda orada oynadığı maç sayısı çift hanelere ulaşmayan Colin Kazım olunca açılışta bu takımdan maç içi üretkenlik beklemek pek mümkün değildi.. Keza takımın bütün çizgi oyunlarını bir sağ bek üzerinden şekillendirme hedef ve ihtimalinin daha maç başlamadan tek olasılık olarak ortaya çıkması da fazla hoş görünmüyordu..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açılış beklendiği gibiydi.. Hagi, Barış'ın direncinden merkezde, Yekta'nın tekniğinden ise kenarda yararlanmayı düşünmüştü.. Galatasaray, TT Arena'daki ilk maçında istekli başladı ve özellikle fizik anlamda mücadeleye sağlam girdi.. Takımın topu kenarlara taşımasında sıkıntı olacağı belliydi ve bu anlamda natureli merkez olan iki kenar oyuncusunu içe yönlendirerek ortada rakibi boğmak takımdan beklenebilirdi ama ilk dakikalarda Yekta biraz daha içe yakın görünse de özellikle Emre Çolak'la takım kenardan inmeye çalıştı.. Balta'nın soyadıyla müsemma oyununun Emre Çolak'a verdiği kısmi özgürlük, Yekta'nın Sabri önünü açma hedefiyle birleşince ortaya bir saha içi yerleşim dengesi çıkmıştı ama hem merkezdeki yaratıcılık eksikliği, hem de kenarların hiçbir şekilde ideale yakının dahi yanından geçmemesi, Sivasspor'un önliberoyla desteklenen kalabalık savunması arasında kaybolan Colin Kazım'la birlikte ortaya yine kısır bir Galatasaray çıkardı.. Beklenen değişiklik geç kalmadan geldi ve Yekta'yla Barış yer değiştirerek takım bu 11'le gerçekleştirebileceği ideale daha çok yaklaştı.. Yekta'nın lig standartlarının çok üzerinde olan tekniği takımın en çok ihtiyacı olan bölgesinde işlerlik kazandı ve takım orta sahada daha iyi top tutmaya başladı.. Sivasspor'un maçın başında yeni transfer Grosicki'yle sağdan geliştirdiği ataklarla kendi kalesine daha çok yaklaşan Galatasaray savunması, Yekta'nın merkeze kaymasıyla biraz daha ortaya yaklaşma fırsatı buldu ve Culio - Yekta ikilisi üzerinden takım daha rahat top çıkarmaya başladı.. Colin Kazım'ın sık sık geriye gelerek rakip savunmadan bir oyuncuyu ortaya çekmesi sonrasında Yekta'yla birkaç kez rakip ceza alanına sarkma denemesi yapan takım istediği sonucu bulamadı.. Özellikle bu dönemde kenarların tamamen bırakılması ve bütün topların merkeze dönmesi doğal gibi görünse de ayar biraz kaçtı ve takım iyice tek boyutlu bir hal kazanıyordu ki çok önemli bir pozisyon bulunamayan ilk yarı sona erdi.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sivasspor maça cesaretli başlamıştı ama hem Galatasaray'ın mücadeleci futbolu, hem de bunun uzantısı olarak orta sahada bizimkiler karşısında üstünlüğü tamamen bırakarak uzun toplara ve sadece kenardan Grosicki üzerine yıkılan hücum anlayışları işlerini zorlaştırdı.. Mehmet Yıldız'ı forvet arkasına atarak özellikle onun pres anlayışından ve gücünden Galatasaray'ın sorunlu bölgesinde yararlanmak isteyen Rıza Çalımbay'ın düşüncesi muhtemelen bununla çok ilgisizdi fakat rakiple oynanan oyun futbolda maç içinde karşı tepkiyle ortaya çıkarabildiğiniz yapı, beklentilerinizden çok farklı olabiliyor.. Birçok takımın Galatasaray'ı bozmak için haklı olarak birinci elden kullandığı önde baskıya çok uygun bir takım olmalarına rağmen bunu fazla denememeleri ise Galatasaray'ı maç içinde rahatlatan en önemli unsurdu..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci yarıya Galatasaray daha hızlı girdi ve ortaya çıkardığı avantajları oyun merkezini rakip yarı alana çekerek daha iyi kullanmaya başladı.. Emre Çolak ikinci yarının başında sağa geçti ve ilk 10 dakikada yine beklenen üretkenliğin gelmemesi sonradan ilk 11'e dahil olan Emre'yi kenara alarak yeni transfer Bogdan Stancu'yu oyuna getirdi.. İlk başta sağda yer alan Stancu'nun ardından hızlı bir şekilde Insua'yı oyuna alarak sol kenarı da hareketlendirme çabası içine giren ve hamlelerini artıran Hagi, son yarım saatle birlikte Stancu'yu ileri uca çekerek Colin Kazım'ı sağ kenara aldı ve bundan sonrası artık takıma kaldı.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;69. dakikada takımın maçta gelişen tek standart üstü atağında Sabri'nin defalarca deneyip birkaçında başarılı olduğu topu savunma arasına bıraktığı pozisyonlardan birinde Barış'ın çevirdiği topa Servet'in golü yapması bitiricilik yönünden belki beklenen ve istenen değildi ama takımı öne geçirmeye yetti.. Stancu'nun oyuna girdikten sonra gösterdiği hücum hattında her yere deplase olmaya hazır, hareketli ve çabuk oyununun golde ne kadar etkisi olmuştur onu ilk 15 dakikası için olumlu anlamda olsa da yargılamak çok kolay değil ama Sivas'ın dengesini son yarım saat içinde ilk 60 dakikada olmadığı kadar bozduğu da açık.. İlk izlenimler güzel ama transferlerin yazısı maçtan sonra gelecek o yüzden fazla girmiyorum.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;90 dakika boyunca takımın gösterdiği fizik kalite güzeldi ki devre arasında Hagi'nin takımı çok iyi çalıştırdığını gösterdi ama toplamda üretimin sıfıra yakın olması ve golden sonraki en önemli iki pozisyonun da tamamen pasifize edilmiş Sivasspor'a ait olması işlerin çok da yolunda olmadığının göstergesi.. Galatasaray'ın önündeki yol haritası açık.. Futbolda her departmanda olduğu gibi burada da dengeler en önemli hadiselerden biri ve Galatasaray, Hagi'nin istediği bu mücadeleyi gösterdiği müddetçe, en azından bu sene toplam üretkenliği bu maçtakinin çok üzerine çıkmayacak.. Bu da özellikle deplasmanlarda puan kayıplarının çok şaşırtmayacağının ve içeride benzer zor maçların geleceğinin habercisi.. Yine de bugün o güzel stada gidip de mekandan mutsuz ayrılan bir Galatasaray taraftarının olduğunu sanmıyorum.. Her hattıyla dibe vurmuş bir futbol takımı için 1 aylık aradan sonra bundan iyi bir geri dönüş olamazdı.. Takım hala problemli ama çözümler yine çok zor değil.. Transferlerin ise hala belirli bir plan ve program eşliğinde yapıldığını düşünmüyorum.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Servet Çetin'in bu stadın ilk resmi golünü atması üzüntü vericiydi, Sabri Sarıoğlu ise hala o forma altında Galatasaray ruhunu birinci elden temsil ederken bana büyük huzur veriyordu.. Bu tarihi maçta 10 dakika olsa da kaptanlık pazu bandını takması 3 puandan daha çok sevindirdi beni..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-3485167936982520210?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/3485167936982520210/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=3485167936982520210&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/3485167936982520210'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/3485167936982520210'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2011/01/galatasaray-1-0-sivasspor.html' title='Galatasaray 1-0 Sivasspor'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TTyK5mU1zPI/AAAAAAAAD6k/GO-LYsdnvpo/s72-c/Galatasaray%2B-%2BSivasspor.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-2451416364264578293</id><published>2011-01-09T19:35:00.004+02:00</published><updated>2011-01-09T20:12:03.616+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Snooker'/><title type='text'>Masters 2011</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TSnywOPaABI/AAAAAAAAD6c/CPWOfF59sf0/s1600/Mark-Selby-v-Mark-King.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TSnywOPaABI/AAAAAAAAD6c/CPWOfF59sf0/s400/Mark-Selby-v-Mark-King.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5560242125235945490" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Mark Selby 4-6 Mark King (1)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Shaun Murphy - Jamie Cope (2)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mark Williams - Ding Junhui (3)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;John Higgins - Graeme Dott (4)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali Carter - Peter Ebdon (5)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Stephen Maguire - Marco Fu (6)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ronnie O'Sullivan - Mark Allen (7) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neil Robertson - Stephen Hendry (8)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son 3 yılın finalisti, 2008 ve 2010 şampiyonu Mark Selby, turnuvanın açılış maçında Mark King karşısında maça 2-0'la girmesine rağmen salondan 6-4 yenik ayrıldı ve turnuvanın ilk çok büyük sürprizine neden oldu.. Mark King dünyanın 16 numarası olarak UK Champipinship 2010'daki Stuart Bingham gibi büyük bir şok yaratarak turnuvanın ilk gününe damgayı vurdu..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mark Selby turnuvanın en büyük favorilerinden biriydi ve burada da yukarı doğru gitmesi bekleniyordu ama yerini Ronnie, Higgins ve Neil'a bıraktı.. Ronnie, Masters'ta son 7 senenin 6'sında finale çıkmayı başardı.. İyi rakipleri her zaman seven biri olarak bu turnuvada ondan en az yarı final bekliyorum.. Higgins, UK Championship'i kazandıktan sonra özellikle Noel sonrası fazla çalışamadığını ve Wembley Arena'nın kendisine ters geldiğini belirtmiş.. 2 turnuva kazanmasına rağmen burada pek de iyi oynamadığını ve zorlandığını söyleyen Higgins'in, Birleşik Krallık'taki ortalama performansla kazandığı şampiyonluktan sonra burada ne yapacağı merak konusu ki ilk turda kendisini UK'de de çok zorlayan Dott gibi sert bir rakiple karşılaşması ona sıkıntı yaratabilir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neil Robertson, Dünya Şampiyonu olduktan sonra bu sezona da World Open'la iyi başladı ama UK Championship'te yaşadığı hayal kırıklığıydı.. Onun artık en büyük hedefi UK ve Masters'ı kazanarak kariyerine yeni prestijler eklemek.. O yüzden burada nasıl bir performans göstereceğini ve hangi stille oynayacağını çok merak ediyorum.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Shaun Murphy, Mark Williams, Ali Carter, Stephen Maguire diğer maçlardaki favoriler.. Çeyrek finalde eşleşmeler 1-2, 3-4, 5-6 ve 7-8 şeklinde olacak.. Özellikle Higgins ve Williams ilk turda kazanırlarsa Birleşik Krallık'ın dramatik finalinin bir rövanşına çıkacaklar ki özellikle Williams için oldukçæ değişik bir maç olabilir o..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-2451416364264578293?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/2451416364264578293/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=2451416364264578293&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/2451416364264578293'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/2451416364264578293'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2011/01/masters-2011.html' title='Masters 2011'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TSnywOPaABI/AAAAAAAAD6c/CPWOfF59sf0/s72-c/Mark-Selby-v-Mark-King.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-5627619755570823646</id><published>2010-12-30T19:14:00.001+02:00</published><updated>2010-12-30T19:14:49.212+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Video'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='NBA'/><title type='text'>One Lucky Shot Deserves Another vol. 2</title><content type='html'>&lt;object width="480" height="385"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/eP2dvmEUvJ8?fs=1&amp;amp;hl=en_US"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/eP2dvmEUvJ8?fs=1&amp;amp;hl=en_US" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="480" height="385"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-5627619755570823646?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/5627619755570823646/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=5627619755570823646&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/5627619755570823646'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/5627619755570823646'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2010/12/one-lucky-shot-deserves-another-vol-2.html' title='One Lucky Shot Deserves Another vol. 2'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-4077645428099127850</id><published>2010-12-25T20:37:00.002+02:00</published><updated>2010-12-25T20:47:46.713+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='NBA'/><title type='text'>Lakers vs. Heat</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TRY6HYLBYmI/AAAAAAAAD6E/zS2grEc1MTM/s1600/Kobe%2Bvs.%2BLeBron.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 225px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TRY6HYLBYmI/AAAAAAAAD6E/zS2grEc1MTM/s400/Kobe%2Bvs.%2BLeBron.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5554691088830259810" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;LakersTR.com'un İstanbul'daki müthiş organizasyonuna Ankara'ya geldiğim için katılamamanın üzüntüsü dururken takımı bugün televizyon başından yalnız destekleyeceğim.. Takım gayet kötü giderken bugünkü Miami Heat mücadelesi iç sahada net bir hedef maçı olacak.. Saat 00.00'da ekran başındayız.. Sonuç elbette ilerisi için fazla bir şey vadetmez fakat son maçında Staples Center'da Milwaukee Bucks'tan 20 yiyen Lakers'ın bu maçta mesaj vermek için ekstra oynaması gerekecek ve benzer bir sonuç insanların kafasında son şampiyon için soru işaretlerini biraz daha artıracak.. Kalbimiz İstanbul'daki muhtemel 50+ kişilik toplulukla birlikte Los Angeles'ta.. Amerika'nın bir Noel gecesinde daha NBA'i neden bu kadar sevdiğimizi hatırlatacak başka bir maç.. Geçen sene Cleveland'da LeBron bizi üzmüştü, bu sene Lakers'lı olmayanlar da bizim tarafta..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sarı-mor renklim, bir seni sevdim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-4077645428099127850?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/4077645428099127850/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=4077645428099127850&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/4077645428099127850'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/4077645428099127850'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2010/12/lakers-vs-heat.html' title='Lakers vs. Heat'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TRY6HYLBYmI/AAAAAAAAD6E/zS2grEc1MTM/s72-c/Kobe%2Bvs.%2BLeBron.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-554966941963100812</id><published>2010-12-22T00:09:00.005+02:00</published><updated>2010-12-22T00:16:47.019+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='NBA'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çizgi roman'/><title type='text'>Marvel NBA Covers: Eastern Conference</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREmwyusHDI/AAAAAAAAD54/g35_RqZSUR4/s1600/Eastern%2BBoston.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 268px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREmwyusHDI/AAAAAAAAD54/g35_RqZSUR4/s400/Eastern%2BBoston.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553262435217710130" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREmwjGltxI/AAAAAAAAD5w/U3ASmTOdFv4/s1600/Eastern%2BOrlando.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 267px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREmwjGltxI/AAAAAAAAD5w/U3ASmTOdFv4/s400/Eastern%2BOrlando.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553262431022987026" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREmwOEbcCI/AAAAAAAAD5o/huHIdtkgq8c/s1600/Eastern%2BHawks.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 267px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREmwOEbcCI/AAAAAAAAD5o/huHIdtkgq8c/s400/Eastern%2BHawks.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553262425376780322" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREmwDLx6zI/AAAAAAAAD5g/45QAob2DqtQ/s1600/Eastern%2BMiami.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 266px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREmwDLx6zI/AAAAAAAAD5g/45QAob2DqtQ/s400/Eastern%2BMiami.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553262422454823730" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREmv9YS2iI/AAAAAAAAD5Y/2dwgt4n3rH0/s1600/Eastern%2BBulls.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 267px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREmv9YS2iI/AAAAAAAAD5Y/2dwgt4n3rH0/s400/Eastern%2BBulls.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553262420896700962" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREmSx1fLGI/AAAAAAAAD5Q/zhBX_4w01nk/s1600/Eastern%2BCleveland.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 265px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREmSx1fLGI/AAAAAAAAD5Q/zhBX_4w01nk/s400/Eastern%2BCleveland.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553261919581711458" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREmSrTcLvI/AAAAAAAAD5I/B1mCWXOqUog/s1600/Eastern%2BKnicks.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 267px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREmSrTcLvI/AAAAAAAAD5I/B1mCWXOqUog/s400/Eastern%2BKnicks.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553261917828296434" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREmSV_3_4I/AAAAAAAAD5A/0VTGxLM1Z-o/s1600/Eastern%2BCharlotte.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 267px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREmSV_3_4I/AAAAAAAAD5A/0VTGxLM1Z-o/s400/Eastern%2BCharlotte.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553261912109088642" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREmSJ_fZrI/AAAAAAAAD44/mdNQc_roRd0/s1600/Eastern%2BBucks.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 266px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREmSJ_fZrI/AAAAAAAAD44/mdNQc_roRd0/s400/Eastern%2BBucks.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553261908886251186" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREmSOSwvrI/AAAAAAAAD4w/4LXvxaP_T2s/s1600/Eastern%2BNets.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 267px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREmSOSwvrI/AAAAAAAAD4w/4LXvxaP_T2s/s400/Eastern%2BNets.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553261910040821426" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREl0S3mdgI/AAAAAAAAD4o/LBAY4ug6OVg/s1600/Eastern%2BPacers.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 267px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREl0S3mdgI/AAAAAAAAD4o/LBAY4ug6OVg/s400/Eastern%2BPacers.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553261395873003010" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREl0Faa-JI/AAAAAAAAD4g/UC_W_Cx7P-g/s1600/Eastern%2BPhilly.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 267px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREl0Faa-JI/AAAAAAAAD4g/UC_W_Cx7P-g/s400/Eastern%2BPhilly.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553261392260954258" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TRElzfMOlMI/AAAAAAAAD4Y/JTT9dvIPV-g/s1600/Eastern%2BPistons.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 267px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TRElzfMOlMI/AAAAAAAAD4Y/JTT9dvIPV-g/s400/Eastern%2BPistons.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553261382000874690" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TRElzPzPCGI/AAAAAAAAD4Q/6aQ6qGOtmzU/s1600/Eastern%2BRaptors.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 266px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TRElzPzPCGI/AAAAAAAAD4Q/6aQ6qGOtmzU/s400/Eastern%2BRaptors.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553261377869514850" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREly8z8tyI/AAAAAAAAD4I/LyYKSLeQfGg/s1600/Eastern%2BWizards.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 268px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREly8z8tyI/AAAAAAAAD4I/LyYKSLeQfGg/s400/Eastern%2BWizards.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553261372772235042" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-554966941963100812?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/554966941963100812/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=554966941963100812&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/554966941963100812'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/554966941963100812'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2010/12/marvel-nba-covers-eastern-conference.html' title='Marvel NBA Covers: Eastern Conference'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREmwyusHDI/AAAAAAAAD54/g35_RqZSUR4/s72-c/Eastern%2BBoston.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-4354168520307981447</id><published>2010-12-21T23:35:00.003+02:00</published><updated>2010-12-21T23:40:37.344+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='NBA'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çizgi roman'/><title type='text'>Marvel NBA Covers: Western Conference</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREewWFWu8I/AAAAAAAAD4A/xV3W40EjhhQ/s1600/Western%2BLakers.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 271px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREewWFWu8I/AAAAAAAAD4A/xV3W40EjhhQ/s400/Western%2BLakers.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553253631435127746" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREewKi4AmI/AAAAAAAAD34/HQYYQWPgNbE/s1600/Western%2BSpurs.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 267px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREewKi4AmI/AAAAAAAAD34/HQYYQWPgNbE/s400/Western%2BSpurs.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553253628337717858" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREewOp7XUI/AAAAAAAAD3w/piKWfVYLHrg/s1600/Western%2BDallas.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 267px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREewOp7XUI/AAAAAAAAD3w/piKWfVYLHrg/s400/Western%2BDallas.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553253629441039682" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREev5KQEqI/AAAAAAAAD3o/aL9ckJV1jIc/s1600/Western%2BPhoenix.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 267px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREev5KQEqI/AAAAAAAAD3o/aL9ckJV1jIc/s400/Western%2BPhoenix.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553253623671034530" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREevvTvydI/AAAAAAAAD3g/06eZP30FWsY/s1600/Western%2BHornets.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 267px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREevvTvydI/AAAAAAAAD3g/06eZP30FWsY/s400/Western%2BHornets.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553253621026507218" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREeXRs31vI/AAAAAAAAD3Y/JXtG_Lb1Rk8/s1600/Western%2BPortland.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 267px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREeXRs31vI/AAAAAAAAD3Y/JXtG_Lb1Rk8/s400/Western%2BPortland.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553253200761968370" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREeXJCk2jI/AAAAAAAAD3Q/7lk2EPMMYNw/s1600/Western%2BDenver.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 266px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREeXJCk2jI/AAAAAAAAD3Q/7lk2EPMMYNw/s400/Western%2BDenver.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553253198437079602" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREeW2oIYwI/AAAAAAAAD3I/UMsANYEJa3A/s1600/Western%2BThunder.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 275px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREeW2oIYwI/AAAAAAAAD3I/UMsANYEJa3A/s400/Western%2BThunder.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553253193494323970" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREeWXdhWuI/AAAAAAAAD3A/omfFbQUPs1o/s1600/Western%2BUtah.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 269px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREeWXdhWuI/AAAAAAAAD3A/omfFbQUPs1o/s400/Western%2BUtah.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553253185128323810" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREeWHke7fI/AAAAAAAAD24/aqp8X7aJjWg/s1600/Western%2BRockets.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 273px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREeWHke7fI/AAAAAAAAD24/aqp8X7aJjWg/s400/Western%2BRockets.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553253180862557682" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREeB_5ABvI/AAAAAAAAD2w/JfT-OhIwKZ0/s1600/Western%2BClippers.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 267px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREeB_5ABvI/AAAAAAAAD2w/JfT-OhIwKZ0/s400/Western%2BClippers.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553252835203745522" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREeB-0cHZI/AAAAAAAAD2o/d89CcQWKCGw/s1600/Western%2BMemphis.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 265px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREeB-0cHZI/AAAAAAAAD2o/d89CcQWKCGw/s400/Western%2BMemphis.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553252834916179346" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREeBsg2-EI/AAAAAAAAD2g/JV8KoVroPBg/s1600/Western%2BKings.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 268px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREeBsg2-EI/AAAAAAAAD2g/JV8KoVroPBg/s400/Western%2BKings.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553252830002214978" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREeBYVvDAI/AAAAAAAAD2Y/vAYjTB8LFnw/s1600/Western%2BWarriors.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 266px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREeBYVvDAI/AAAAAAAAD2Y/vAYjTB8LFnw/s400/Western%2BWarriors.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553252824586849282" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREeBX8BBOI/AAAAAAAAD2Q/B7t7QzO6ta0/s1600/Western%2BMinnesota.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 268px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREeBX8BBOI/AAAAAAAAD2Q/B7t7QzO6ta0/s400/Western%2BMinnesota.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553252824478975202" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-4354168520307981447?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/4354168520307981447/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=4354168520307981447&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/4354168520307981447'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/4354168520307981447'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2010/12/marvel-nba-covers-western-conference.html' title='Marvel NBA Covers: Western Conference'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TREewWFWu8I/AAAAAAAAD4A/xV3W40EjhhQ/s72-c/Western%2BLakers.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-2606394583515985135</id><published>2010-12-05T02:51:00.003+02:00</published><updated>2010-12-05T04:04:17.896+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Snooker'/><title type='text'>UK Championship 2010</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TPrjiVrpGXI/AAAAAAAAD1w/HV23i0Uqz2Q/s1600/Ding%2BJunhui.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 280px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TPrjiVrpGXI/AAAAAAAAD1w/HV23i0Uqz2Q/s400/Ding%2BJunhui.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5546996070135437682" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ding Junhui 9-4 Matthew Stevens&lt;br /&gt;Mark Allen 9-5 Tom Ford&lt;br /&gt;Marco Fu - Barry Hawkins&lt;br /&gt;Ronnie O'Sullivan - Stuart Bingham&lt;br /&gt;Stephen Maguire 9-6 Ken Doherty&lt;br /&gt;Mark Selby 9-6 Ricky Walden&lt;br /&gt;Graeme Dott 3-5 Martin Gould&lt;br /&gt;John Higgins 4-4 Stephen Lee&lt;br /&gt;Ali Carter - Mark Joyce&lt;br /&gt;Jamie Cope - Judd Trump&lt;br /&gt;Stephen Hendry - Jimmy White&lt;br /&gt;Mark Williams - Mark Davis&lt;br /&gt;Shaun Murphy - Patrick Wallace&lt;br /&gt;Mark King - Ryan Day&lt;br /&gt;Peter Ebdon 4-4 Andrew Higginson&lt;br /&gt;Neil Robertson 7-1 Rory McLeod&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4-12 Aralık tarihlerinde Telford'da International Centre'da düzenleniyor olan UK Championship 2010 bugün itibarıyla başladı.. İlk gün sonuçlanan 4, seans arasına çekişmeyle giren 3 maç var.. Sonuçlanan maçlarda sürpriz yok.. Soldaki isimler ilk 16'da yer alarak ilk turdan direkt başlayan oyuncular.. Sağdaki 16 isimse eleme turlarından geldi.. Ken Doherty ve Matthew Stevens elemeden gelen önemli oyunculardı.. Stevens, Ding karşısında direnemedi.. 8-1 geriye düştüğü maçta üst üste 3 frame'le Ding'i rahatsız etmeye çalıştı ama başaramadı. Durum 7-1'ken 9. frame'i çalma şansı vardı, onu başarsa sonraki 3 frame'le durumu 7-5'e getirecekti ama yapamadı.. Ken Doherty'nin Stephen Maguire karşısındaki maçını izleyemedik ama ilk seansta zorlamayı başarmış..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;John Higgins'in UK Championship'e nasıl döbneceği büyük merak konusuydu ve Wizard of Wishaw olaya müthiş girdi.. Aldığı ceza konusunda benim şüphelerim hala devam ediyor ve Higgins'i zorla akladıklarını düşünüyorum.. O videoyu izledikten sonra işin içinde cebir olduğuna inanmak pek kolay değil ama son karar suçsuz olduğuna dairse buna saygı duymak gerekiyor.. Higgins bir daha benim gözümde eski konumuna gelemeyecek ama oyunculuğuna duyduğumuz saygı pek tabii ki değişmez.. Maça 2 tane century'yle iyi girdi.. Stephen Lee'den gelen cevap sonrasında ilk seans arasına 2-2 gidildi.. Dönüşte Higgins yine iyi bir frame çıkardı ve öne geçti.. Sonra temposu düştü, iki oyuncunun da pot başarısında %95'lerde takıldığı maçta Stephen Lee 4-3'lük üstünlüğü yakaladı.. Bugünün bu maçtaki son frame'inde kimin kazanacağı çok önemliydi ama Higgins yakaladığı tek fırsatı değerlendirmeyi başardı.. Yarın bu maç devam edip sonlanacak..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ronnie yarın akşam seansında sahneye çıkacak, Stuart Bingham'ın sorun çıkarması mümkün değil.. Kazandığı Premier League finalinden sonra güzel açıklamalar yaptı ve UK Chmapionship'e beklediğimden daha iştahlı geliyor.. Ama nereye kadar ilerler o konuda bir şey demek zor, formuna bakmak gerek.. Shaun Murphy ve Mark Williams çok kolay çıkarlar 2. tura.. Sağdaki isimlerin soldakilere sorun çıkarma ihtimali iki isim dışında bence çok düşük.. Kifayetsiz Jamie Cope'a bir başka overrated Judd Trump'tan bir sürpriz gelebilir.. Ryan Day de Mark King karşısında eğer gününde olursa iş yapabilir ki o da son dönemde kifayetsiz muhteris olmaya doğru hızla ilerliyor.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarın öğlen ve akşam seansları bugünkü gibi sadece Eurosport 2'de olacak.. Öbür haftayla birlikte Eurosport International da işin içine girecek ve 2 kanal bütün günler öğlen ve akşam seanslarında turnuvaya odaklanacak..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarın 15.00'ten itibaren 2. kanalda yayında olacağım, muhtemelen John Higgins maçını bitirip akşamki Ronnie - Bingham mücadelesine geçiş yapacağız.. Kalbimiz Ronnie, mantığımız Neil Robertson'la..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-2606394583515985135?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/2606394583515985135/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=2606394583515985135&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/2606394583515985135'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/2606394583515985135'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2010/12/uk-championship-2010.html' title='UK Championship 2010'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TPrjiVrpGXI/AAAAAAAAD1w/HV23i0Uqz2Q/s72-c/Ding%2BJunhui.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-2826983695511426328</id><published>2010-12-04T02:22:00.004+02:00</published><updated>2010-12-05T01:11:11.366+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Genel'/><title type='text'>Jedi vs. Sith</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TOmhwBysbTI/AAAAAAAAD1Q/2q4kWN81o7U/s1600/Adidas%2BStar%2BWars.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TOmhwBysbTI/AAAAAAAAD1Q/2q4kWN81o7U/s400/Adidas%2BStar%2BWars.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5542138662942960946" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TOmhwRNd2EI/AAAAAAAAD1Y/KpkWth2_jao/s1600/Adidas%2BStar%2BWars%2B2.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TOmhwRNd2EI/AAAAAAAAD1Y/KpkWth2_jao/s400/Adidas%2BStar%2BWars%2B2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5542138667081783362" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TOmhw4-t90I/AAAAAAAAD1g/--9-6oevvTk/s1600/Adidas%2BStar%2BWars%2B3.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TOmhw4-t90I/AAAAAAAAD1g/--9-6oevvTk/s400/Adidas%2BStar%2BWars%2B3.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5542138677757343554" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TPrJo0yVx_I/AAAAAAAAD1o/DtE_WYc0Zdc/s1600/V7.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TPrJo0yVx_I/AAAAAAAAD1o/DtE_WYc0Zdc/s400/V7.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5546967594261923826" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Spor giyimde benim için dünyanın en iyisi olan Adidas Originals'ın ilk getirdiği Star Wars koleksiyonunun beğeni kazanması üzerine yeni seriler futbol odaklı geliştirilmiş.. Jedi vs Sith formaları, çift taraflı ceketleriyle küçük çaplı bir şov yapmışlar.. Milan benzeri Sith formasısı hem tasarım, hem göğüs reklamı, hem de renkleriyle çok sevdim.. Jedi'ların olayı ezik Luke yerine bir Master Yoda ya da Mace Windu üzerinden şekillenseydi farklı düşünebilirdim ama tek Skywalker Anakin'dir düsturunu benimsemiş bir izleyici olarak mavi forma tüm güzelliğine rağmen beni çekemedi kendisine..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Edit: Son Sith foto'su için Müge Seventürk'e teşekkürler.. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-2826983695511426328?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/2826983695511426328/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=2826983695511426328&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/2826983695511426328'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/2826983695511426328'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2010/12/jedi-vs-sith.html' title='Jedi vs. Sith'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TOmhwBysbTI/AAAAAAAAD1Q/2q4kWN81o7U/s72-c/Adidas%2BStar%2BWars.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-2932509773516208454</id><published>2010-10-26T21:23:00.005+03:00</published><updated>2010-10-26T23:02:52.123+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bahis'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='NBA'/><title type='text'>NBA 2010/2011</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TMcc2uHsQiI/AAAAAAAAD1I/R9rd4_YnQu4/s1600/espnla_lakers_576.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 225px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TMcc2uHsQiI/AAAAAAAAD1I/R9rd4_YnQu4/s400/espnla_lakers_576.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5532422393666748962" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TMcc2lC6uAI/AAAAAAAAD1A/vAEVeN1GTDY/s1600/nba_celtics_heat_576.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 225px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TMcc2lC6uAI/AAAAAAAAD1A/vAEVeN1GTDY/s400/nba_celtics_heat_576.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5532422391230806018" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;NBA'de yeni sezon bu gece Miami Heat - Boston Celtics maçıyla başlıyor.. İlk gün 3 maç var ve gecenin kapanışı son şampiyon Lakers'la Houston arasında oynanacak olan mücadeleyle yapılacak.. Sürpriz, NBA TV ve Türkiye'deki yayıncı kuruluş NTV iki maçı da vermiyor.. NBA TV'nin maçları vermeme nedeni Amerika'da TNT'nin maçları yayınlıyor olması.. NTV'nin verememesini de sağlıyor mu bu ondan emin değilim ama NBA TV'nin programı çoğunlukla bunun üzerinden oluşuyor..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk günün öncesinde her sene olduğu gibi kapsamlı konferans değerlendirmeleri yapmak isterdim ama yine mümkün olmadı.. Onun yerine grup grup NBA Türkiye'ye yazdık bütün takımları kısa kısa, Kasım'dan itibaren okunur dergiden ama lig başladıktan sonra yine aylık periyotlarla konferanslara topluca bakış atacağız..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğu'da oluşan yeni güç odakları bu sezon öncesinde Batı yakasını rahatlattı.. Son dönemlerde Batı'nın bariz güç üstünlüğü artık tamamen dengelenmiş durumda hatta Doğu'da oluşan 4 büyük güçle birlikte Batı'da Lakers artık tamamen yalnız.. Miami Heat'in bu akşam son finalist karşısında neler yapacağı günün en büyük merak konusu.. Bu iki takımı takip edecek olan Orlando ve Chicago'yla birlikte Doğu'dakiler birbirini kırarken Lakers, threepeat öncesinde rakibini bekleyecek.. Sağlık sorunlarını tamamen atlatmış George Karl'lı Denver Nuggets dışında Lakers'a büyük sorun çıkarması muhtemel bir takım Batı'da görünmüyor.. Kevin Durant ve arkadaşlarının ise hala 1-2 seneye ihtiyacı var..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğu'da ise sezon liderliğinin en büyük favorisi Miami Heat ama final yolculukları çok sıkıntılı olur.. Boston Celtics'in tecrübelileri bir yaş daha yaşlandı ve 82 maçlık sezonda bu durum etkisini daha çok hissettirmeye başlayacaktır.. Chicago'nun sezona Boozer'sız girmeleri büyük şanssızlık ama injury prone elemanla buna zaten alışacaklardı önümüzdeki senelerde, erken uyarı iyidir.. Orlando ise geçen seneye yakın bir performans gösterir muhtemelen.. Miami Heat'in sahaya ne koyacağını görmeden konuşmak erken ama birincilik için dinamizmleri büyük avantaj.. Sonrası için ise sezon içinde daha rahat konuşulur..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ödüllerde MVP'lik ve en iyi coach ödülü için Lakers öne çıkar.. MVP'de tek rakip Kevin Durant gibi görünüyor ama onun da yolunu takım başarısı belirler.. Oklahoma City, Batı'da ilk 3'e giremezse Durant'in bu sene MVP olması pek kolay değil zira ödül her zaman konferansın ilk 3'üne gidiyor.. Doğu'da Wade ve LeBron'un rol paylaşımları ise onları elbet geriye atacak biraz.. Kobe gerek 6. şampiyonluğun ve bir başka mertebenin eşiğinde olması, gerek threepeat gazıyla bu sezon şanssızlık yaşamazsa bu ödüle yakın duruyor.. Kariyerinin son coach'luk sezonu olduğunu söyleyen Phil Jackson da takım normal başarısını sürdürürse bir ödülle uğurlanır gibi görünüyor.. Yılın çaylağı için tek favorim Blake Griffin.. MIP ise bir Pacers oyuncusuna gider diyorum.. Favorim Roy Hibbert, plase Darren Collison..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günün bahis opsiyonlarıyla açılışı sonlandıralım..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Takım bahisleri:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BOS - MIA under 189.5&lt;br /&gt;PHO - POR over 201.5&lt;br /&gt;LAL -7.5&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyuncu bahisleri:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ray Allen (sayı) under 16&lt;br /&gt;LeBron James (sayı+ast) under 37.5&lt;br /&gt;Brandon Roy (sayı) over 21.5&lt;br /&gt;Yao Ming (sayı+rebo) under 20.5&lt;br /&gt;Lamar Odom (sayı+rebo) over 20&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;Bahis rakamları: Betsson&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-2932509773516208454?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/2932509773516208454/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=2932509773516208454&amp;isPopup=true' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/2932509773516208454'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/2932509773516208454'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2010/10/nba-20102011.html' title='NBA 2010/2011'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TMcc2uHsQiI/AAAAAAAAD1I/R9rd4_YnQu4/s72-c/espnla_lakers_576.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-3635870750864590396</id><published>2010-10-25T17:33:00.004+03:00</published><updated>2010-10-26T01:06:53.923+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Galatasaray Maçları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Fenerbahçe 0-0 Galatasaray</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TMWVYjxElSI/AAAAAAAAD04/B7wS68w-f80/s1600/Juan+Pablo+Pino.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 266px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TMWVYjxElSI/AAAAAAAAD04/B7wS68w-f80/s400/Juan+Pablo+Pino.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5531991966444983586" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tüm Türkiye'yi şaşırtan maç dün oynandı ve iki tarafın "En az 3 yeriz.", "Bu sefer yenemeyecekmişiz gibi geliyor." totemleriyle birbirine salvoları göndererek oldukça minimalist takıldığı maçta kazançlı çıkan görünürde bizim taraf oldu.. Bugün 25 Ekim ve oldukça sancılı bir haftayı geride bırakan Galatasaray'da maç sonunda Nevizade'de ve devamında Taksim'de yükselen "I Love You Hagi" nidalarıyla birlikte, Kadıköy'de en sonunda işleri tersine çevirmenin de gazıyla yönetimin planı tuttu gibi görünüyor.. En azından şimdilik tabii.. Öyle ki, beraberliğin gazıyla uzun zamandır sus pus olan Adnan Sezgin bile büyük bir gazla Telegol'e bağlanarak etrafa sallayıp kişileri muhatap almıyor, geçmişle ilgili gerçekleri bir bir ortaya vuruyor.. Büyük yönetici olmak kolay değil tabii.. Şimdi bunları bırakalım ve yine beyaz çizgilerin içine odaklanalım bir süreliğine..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zamanı tam bir yıl geriye saralım.. Tarih: 25 Ekim 2009.. Yine bir Kadıköy deplasmanına çıkıyoruz.. Yeni hocamız Rijkaard'la tam cicim aylarını geride bıraktıktan sonraki en önemli randevudayız.. Dün gece yapılan birçok şeyin tersi gerçekleşiyor.. Maç içinde dün bizim topçuların yaptığının benzerini daha maç başlamadan Fenerbahçe yapıyor, gerilen taraf yine Galatasaray tabii.. Baros'un sakatlığı belki de tüm seneye mal oluyor vs, bunlar çok önemli değil.. Ama o maçta ortada bir şey var, Fenerbahçe yine hem maç öncesinde, hem de soyunma odasında taktik tahtasının önünde maça daha iyi hazırlanan taraf.. Forvette Colin Kazım Richards sürpriziyle Galatasaray'ın önüne çıkan Daum müthiş enerjik, bilinmez bir bombayı Zan ve Servet ikilisinin ortasına bırakıp arkasına Alex'i yerleştirdikten sonra orta 4'lüyü çok sağlam bir hatla kuruyor.. Roberto Carlos ve Gökhan Gönül'ün önüne Wederson - Topuz ikilisini koyarak kanatlara çift düğümü atan Daum, hem takımın savunma boyuyla ilgili bir çözüm getirip formda Arda - Keita ikilisine önlem alıyor, hem de Emre - Baroni merkezine kenardan savunma ve fizik kondüsyon getirme şansıyla derbilerde her zaman geçer akçe olan mücadeleden olabildiğince nemalanmaya çalışıyor.. Sarp ve Ayhan'ın çoğunlukla Elano - Arda - Keita - Baros dörtlüsü tarafından yalnız bırakıldığı takımda Fenerbahçe'nin orta sahadaki sayısal üstünlüğü Kadıköy, psikoloji ve hırsla birleşince Baros - Nonda değişimiyle fiziği iyice zayıflayan Galatasaray karşısında bir kez daha mutlak bir galibiyete dönüyor..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi düne dönüyoruz ve çok benzer yapıların savaşında bu sefer beklenmeyen benzerleri Galatasaray kenarının yaptığını görüyoruz.. Forvet yokluğunda daha önce hiç denenmemiş olan Pino'nun Colin Kazım gibi sağ açıktan forvete dönüştürüldüğü takımda Hagi, kenarları Elano ve Ayhan'la destekledi.. Ayhan daha merkez yancısıydı ama bunu da sıklıkla sola kaçan Misimovic'le dengelemeye çalıştı.. Misimovic'in kenara açılması da dünün sürprizi Pino'nun Lugano ve Yobo ikilisiyle baş başa kalarak daha çok boş alan bulmasını sağladı.. İki hücumcu bek ve iki açıkla oynayıp Niang'ın arkasını Alex'le destekleyen, hatta savunma önünde de Topuz ve Emre'yi kullanan Fenerbahçe'ye karşı Galatasaray bu sefer gerçek anlamda oynatmamaya şartlanmış ve bunu başarabilecek bir 11'le çıktı ve maçın başından itibaren neredeyse 90 dakikanın tamamında oyunun kontrolünü elinde tuttu..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü Hagi buydu, kendi de söyledi.. 25 Ekim 2009'daki şifreleri bırakıp Hagi'nin Galatasaray geçmişine bakalım biraz da.. 5 gün önce burada yazılan yazıda "Elano, Hagi'nin tam istediği tipte bir oyuncudur ve ben yeniden onu takıma monte etmeye çalışacağını düşünüyorum ama şalteri indirmiş bir Elano varsa kulüpte başka bir hüsran yaşanabilir bu konuda.." şeklinde bir pasaj geçer ve bunda dün geceki muhtemel maçlara ve Elano rollerine bir atıf vardır.. Galatasaray'daki döneminde 4-4-1-1 ve 4-4-2 arasında gidip gelen takım içinde Ayhan'ı sol açıktan merkez destekçisi olarak kullanıp sağ açıktaki Ribery'yi daha özgür bırakma ve hücuma yönlendirme eğilimiyle kullanan Hagi'nin Elano'yu da sağ kenarda bu rolle kullanabileceğini düşünüyordum.. Dünkü Kadıköy'e ise bunu yaparken sol kenara yakın bir şekilde aynı Ayhan'ı da kullanarak çifte nostalji yaşatacağını düşünmemiştim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hagi'nin oyunun merkezini en az 10-15 metre geriye çekeceği yine imzayı atar atmaz bilinen konulardan biriydi ama bunu Kadıköy'de sergilerken savunmayı bu kadar öne çekmesi ve takımın boyunu çok önemli periyotlarda bile 40-50 metreye kadar çekmeye çalışması bence dün adına en önemli konulardan biriydi.. Terim sonrası dönemde takım boyu konusundaki en başarılı isimlerden biriydi Hagi ama bu kadar cesuruna ilk döneminde bile rastlamamıştık.. Fenerbahçe'yi durdurmak için ileride basma planını yaparken savunmayı kale önüne çekerek Fenerbahçe'ye boş alan yaratmayıp savunmayı çıkarması bence dün geceki planının en zeki yönlerinden biriydi.. Bu düşünce dünyanın en iyi takımlarına karşı bile işler, bunu La Liga'da son 1-2 yılda birçok kez gördük.. Fenerbahçe'nin etkili ileri 3'lüsüne geride boşluk bırakırken bu riski orta saha ve hücum hattının pres gücünden aldığı destekle en aza indirerek sadece Fenerbahçe maçı öncesinde görev alacak kadar değil, aynı zamanda oyun içi kurgularında da oldukça cesur olduğunu gösterdi.. 5 senedir boşta sayılacak bir teknik adam için etkileyicidir ilk maçında.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk yarıdaki net dominasyondan sonra ikinci yarıdaki Fenerbahçe baskısına karşı erken telaşa kapıldı gibi görünse ve maç içinde ortaya çıkan galibiyet ihtimalinden çabuk vazgeçse de seri yenen statta gösterdikleri ilk gün için yeterlidir.. Misimovic'i çıkardıktan bir süre sonra Serkan hamlesiyle Elano'yu merkeze çekmesi de ikinci yarıda kenarları daha iyi zorlayan Fenerbahçe'ye karşı hem defansı, hem de hücum adına zayıflayan merkezi güçlendirmesi adına önemliydi.. Elano ortada fazla bir şey gösteremeden yerini Emre Çolak'a bıraktı.. Alex'li hücum dörtlüsünün takımın gerisiyle olan iletişimini maç boyunca harika kesen Galatasaray son dakikalardaki şok baskılarla golü bulamadı ama bu, içinde bulunulan durumda çok da önemli değildi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray, Kadıköy'deki bir derbiyi uzun zaman sonra ilk defa çok daha üstün oynadı.. Bundan yeterli pozisyon çıkmaması karşı yakadan bu nasıl üstünlük sorusunu getirebilir.. Ama Galatasaray, Kadıköy'deki son galibiyetini alırken 2-0'a kadar harika oynamış, sonrasında ise Fenerbahçe'ye bütün oyunun iplerini veren bir takımdı ve dün geceki takım karakteri oyun anlamında son galibiyetten bile öndeydi bence.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Juan Pablo Pino açık ara benim için maçın yıldızıydı.. Sadece enerjisiyle rakip tandemi yerine çakıp Fenerbahçe'nin oyunu ileriye taşıyamamasında başrol oynamakla kalmadı, beklentilerin çok ötesinde top tutarak bu işi Galatasaray'da en iyi yapan Arda'nın yokluğunda inanılmaz bir rahatlık sağladı savunmaya.. Dünkü performansı sözlerin bittiği noktadır ve yine 1 yıl önceki Colin Kazım çıkışı gibi ilginçtir.. Sağ açıkta hiç mutlu olmayan, natureli forvet olarak Türkiye'ye gelen onun gibi forvetteki ilk maçında gösterdiği iştah Pino'nun Türkiye'deki rotasını ilerleyen zamanda değiştirebilir.. Onun Baros'la oluşturacağı muhtemel önlü arkalı bir ikili Misimovic'i Galatasaray'da sezon başındaki Elano konumuna sokabilir zira Elano'nun sağ açıkta bir süre daha devam edeceğini düşünüyorum.. Arda ve Elano'lu kenarlarla takımın Hagi'nin ilk dönemindeki gibi 4-4-2 / 4-4-1-1 kırması bir yapıya girmesi mümkün ve Galatasaray belki de ilerleyen dönemde bunun üzerinden yürüyecek.. Bu bağlamda Misimovic'in de bu seyri değiştirmesi için ani bir gelişim göstermesi şart..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hagi başlangıcı harika yaptı ve taraftarı coşturdu.. Bu elbet bazılarının isteğidir, zaten yapılan hamlenin temelinde bunu oluşturmaya çalışmak vardır.. Ama yalancıları ve beceriksizleri mutlu etmemek adına Hagi'ye yapılan bu tezahüratlara katılmayacak değiliz.. Dünkü beraberliğin yarattığı sevinç gayet normal bir eylem olup skordan çok oynanan oyuna bir övgüdür.. Galatasaray'ın ezilerek şansla çıkaracağı bir beraberlikte dünkü görüntülerin oluşacağını ben sanmıyorum.. Hagi, &lt;a href="http://tardinibufe.blogspot.com/2010/08/skandal.html"&gt;Rijkaard'ın 15 aylık süre içinde göstermediği pragmatik zekayı&lt;/a&gt; ilk maçında sahaya doğru bir oyun plan ve kurgusuyla sahaya koydu ve müthiş bir açılış yaptı.. Dün hakemin deplasman takımını asla ezdirmeyen ve ev sahibinin zaman zaman tepkisini çekebilecek bir yönetim göstermesine rağmen kötü sonuçtan sonra tek bir hakem cümlesi geçmemesini ve Aykut Kocaman'ın Galatasaray'ı öven açıklamalarını ise derbinin yıllar geçtikçe anlamını yitiren yapısı içinde çok olumlu buluyorum.. TT Arena'da bunun cevabı verilmeli..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güç, Hagi'yle oldu.. Master'ın mind trick'lere bir an önce başlaması Trabzon ve Kayseri deplasmanları öncesinde takım adına hayırlı olur.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Not: Blog temposu az bir süre daha böyle gidecek gibi görünüyor, kapanma ya da çekilme gibi bir durum söz konusu değil.. Her şey düzenle alakalı ve ilgi için teşekkür ederek bu gecikmiş maç yazısını burada noktalıyorum.. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-3635870750864590396?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/3635870750864590396/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=3635870750864590396&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/3635870750864590396'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/3635870750864590396'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2010/10/fenerbahce-0-0-galatasaray.html' title='Fenerbahçe 0-0 Galatasaray'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TMWVYjxElSI/AAAAAAAAD04/B7wS68w-f80/s72-c/Juan+Pablo+Pino.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-8753568635482851643</id><published>2010-10-20T12:16:00.006+03:00</published><updated>2010-10-22T02:49:34.295+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Hoşçakal Rijkaard</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TL650jajWUI/AAAAAAAAD0w/kAFut3iaVts/s1600/FR.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 316px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TL650jajWUI/AAAAAAAAD0w/kAFut3iaVts/s400/FR.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5530061704968493378" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Sonuç ne olursa olsun, biz Nisan ayında kendisine teklifimizi yapacağız."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;2 Eylül 2010, Yer: NTV SPOR, Adnan POLAT&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son açıklamayı yapmak her zaman kamuoyu için yanıltma payını içinde taşır.. Sırbistan'dan yanında bir oyuncuyla gelen Cevat Prekazi'nin iş olmayınca yaptığı zehir zemberek açıklamalar, yönetimi ağır bir şekilde suçlamaları NTV SPOR'da Adnan Polat tarafından harika bir hamleyle savuşturulmuştu.. Son konuşansanız, bu ülkede her zaman avantajlısınız.. Polat'tan sonra herhangi bir medya organı Prekazi'ye gidip Polat'ın son açıklamalarını söylese emin olun ortaya başka şeyler çıkacaktı ama Adnan Polat doğru zamanlamayla hem takım ve kulüple ilgili beyaz yalanlarına devam etmek, hem de Prekazi nedeniyle kendisine yapılan eleştirilere son vermek için 1.5 ay önce ekranlara çıktı ve taraftarı uyutmaya devam etti..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte yukarıdaki italik alıntı da o programdan çıkma.. Sonuç ne olursa olsun, dün Rijkaard takımdan gönderildi.. Yaklaşık 3 yıldır, üstüne vazifeymiş gibi takımın oynadığı futboldan mutlu değilim açıklamalarını yapmaya cüret eden bir başkan kendince Türk futbolunun o ünlü neşterini takıma vurdu ve bunun sonucunda ortaya çıkan şey Kocaeli maçından sonra gerçekleşen çok üzücü bir olayın tekrarı, Türkiye için bir klasik olan 'deja vu'ların sonuncusu..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikmet Karaman çok saygı duyduğum, Türkiye'nin güzel hocalarından biridir ama Frank Rijkaard'ın yerine, böyle sıkıntılı dönemden geçen bir kulübe gelecek bir hoca değildir.. Ama gördük ki kendisine gidildi ve Adnan Polat vizyonunun ne olduğuna dair müthiş bir açılımı da berbat kriz yönetimiyle tekrar gördük.. Adnan Öztürk'le seçime girdiklerinde kendi içimizde yaptığımız telaş, kendi çapımızda Polat ve yönetimine verdiğimiz destek, futbolcu eskilerinin kongre boyunca birlikte poz verip Polat'ın tam karşısını işaret etmeleriyle desteğimizin artması ve ilk sandıkla birlikte ortaya çıkan Polat üstünlüğünün bizi rahatlatması... Üzerinden kaç ay geçti? Kendi adıma sadece 6 ayda ne kadar büyük bir hata yaptığımı anladım.. Bir başkan, çok önemli bir seçimde kendisine muhalefetin en büyüğünü yapmış, takımdan iki defa göndererek aralarında büyük husumet oluşturduğu eski futbolcusunu Rijkaard takımdan gönderilirken o kriz yönetimi içinde takıma sportif direktör yapmaya çalışıyorsa, hem o kulüp, hem de o idare için çoğu şey bitmiştir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karaman sonrası Fatih Terim'le görüşen yönetimin hocadan aldığı ayara olabildiğince sevindim ama zaten yönetimin amacı da Terim'le yeni bir döneme başlamak gibi görünmüyordu.. Adnan Sezgin şartını sunacağı belli olan Terim'e gidiş yine taraftara hoş görünme ve "Biz gittik ama o istemedi." deme şekli.. Zira eğer Terim'den böyle bir yanıt geleceklerini bilmeden bu işe kalkıştılarsa durum daha vahim.. Terim bu ortamdaki çökmüş Galatasaray'ı toparlayabilecek ilk isimdi benim gözümde ama gelmesi durumunda camia içinde iki kutup oluşturacaktı.. Rijkaard'çılar ve Terim'ciler arasında aylar süren tartışmalar başlayacak, kötü ve iyi sonuçlarda sürekli bir taraf baskın olmaya çalışacaktı.. Terim tarafından reddedilen yönetimin gittiği isim doğal olarak bir başka efsane oldu ve Hagi teklife balıklama atlayınca taraftar yeniden bir kış uykusuna yatırıldı über allez şahsiyetler tarafından.. Son 10 senede uzun süreli tek teknik direktörlük kariyerini Galatasaray'da yapan, Galatasaray sonrası 5 sene içinde ciddi hiçbir iş içerisinde yer almayan Hagi'nin niteliğine gidilmediği kesin.. Maksat homurdananları susturmak, çok sevilen Rijkaard'ın gidişinden sonra laf söylenemeyecek bir sevilen getirerek eleştirilerin içinde sıyrılmak.. Rahmetli Özhan Canaydın, Terim sonrası Hagi'yle, Ergun Gürsoy ve Adnan Polat hamleleriyle bunu birçok kez sahneye koymuştu.. Polat'ın da bu hadiselerden nasibini aldığını görmek çok şaşırtıcı değil.. Üzücü olan daha önce böyle bir hadiseyi yaşamış olan Hagi'nin ortadaki gerçeği kestiremeyip aynı sığ havuza ikinci kez balıklama dalmaya çalışması.. Gerçi Hagi müthiş zeki bir adamdır, muhtemelen de Galatasaray sevgisi gözlerinin önüne perde oluyordur.. Zira Fenerbahçe maçı öncesinde hiç düşünmeden görevi kabul etmesi, 'hele şu maçı atlatın' geyiklerine girmeden kolları sıvaması da onun yüreğiyle, kişiliğiyle ilgili önemli donelerdir, ki zaten biz bunları çok iyi biliriz.. Bilmeyenlere de Galatasaray resmi sitesinde "Hagi kimdir" başlığıyla anlattırsın bu muhteşem şahsiyetler.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Frank Rijkaard, bu ülkede bazı şeyleri hareketlendirdi.. Rijkaard'ın 1.5 senelik performansı tam bir fiyasko ve oynattığı oyun başarısız son 10 senenin ortalamasının altında.. Ama bu ülke her konuda olduğu gibi futbolda ve onun bilincinde de değişiyor ve gelişiyor.. 1.5 yıllık net bir başarısızlığa rağmen çok önemli bir kesim Rijkaard'ın arkasındaydı ve bundan sonra da olmaya devam edecekler.. Her ne kadar bunların içinde önemli miktarda samimiyetsiz kesim bulunsa da, Rijkaard'ı destekleyen, onun yanında olan bu topluluk ülke futbolu ve Galatasaray için önemlidir.. Bu konudaki samimiyetsizlik Rijkaard'ın ismi ve başardıkları nedeniyle onun buradaki olmamışlığının altında başka nedenler arayan ama daha önce isimsiz başarılıları öğütmeye çalışmaktan çekinmeyen insanlardan kaynaklanıyor ama bu oyun her sene yeni şeyler öğretmeye de devam ediyor.. Türkiye, belki de ilk defa Rijkaard'la futboldaki başarısızlığın altında başka nedenler olduğunu gördü ve Galatasaray futbolcuları tarihinde ikinci defa bir hocasını yemekten çekinmedi.. Ankaragücü maçının gösterdikleri benim gözümde Skibbe'nin son döneminde Lincoln'a pas atmayan Karan, Arda ve Sabri üçgeninin yeni bir yansımasıdır.. Ama biz bunun temellerini çok önceden attık ve maalesef temizleyemedik.. Galatasaray için benim gözümde en büyük utançlardan biri olan, Lincoln'ün o meşhur Roberto Carlos'lu derbi pozisyonunda takım arkadaşlarını kendilerine pas atmadığına dair bir Fenerbahçeli'ye şikayet ederek en diplerden birini gördüğümüz olayın küçük bir tekrarını yaşadık Ankaragücü maçında.. Daha önceki büyük yanlışları ve utançları ödüllendiren, kovma tehdidinden birkaç ay sonra takımın hiyerarşik yapısı içinde bazılarını zirveye götüren yönetimler oldukça bunları normal karşılamaya devam edeceğiz..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben Frank Rijkaard'çıydım.. Ondan önce Michael Skibbe'ci olduğum gibi.. Bu adamların temsil ettiği bir şey vardı ve biz bu olgunluğa ulaşana kadar 10 yıl boyunca Rijkaard'la Avrupa'ya gidememeye razıydım ben.. Ama benim içinde bulunduğum düşünceler elbet Galatasaray camiasını bağlamıyor.. Peki ya Gheorghe Hagi? 2002 sonrasındaki çoğunlukla siyahlarla dolu dönem içinde Michael Skibbe'den sonra benim gözümde bu takıma en iyi topu oynatmış, ülke sınırları dışındaki oyuna en yakın duruşu sergilemiş adamdır Hagi.. Gidişine çok üzülmüştüm çünkü benim için gelecek vadeden bir teknik adamdı ve Galatasaray ruhunu kendi müthiş kişiliğiyle üst seviyeye taşıyan biriydi.. Zor bir insan olması onun insan yönetiminde hatalar yapmasını mutlaka sağlıyor ama bunlar bütün büyük kariyerlerin geçtiği yollar.. Son 5 senede Gheorghe Hagi dünya futbolunu ne kadar takip etmiştir? Kendi enformasyonunu ne şekilde geliştirip dünyada devamlı değişen ve gelişen sistemler yapısını bu birikime entegre edebilmiştir bunları şu anda kestirmek mümkün değil.. 5 sene önce iyi bir teknik adam olmanız son gelişmeleri takip etmemeniz durumunda sizi kısa bir süre içinde vasıfsız hale getirebilir ve geçmişin birçok başarılı hocasının yaşadığı da aslında bundan ibarettir.. Fatih Terim'in de kendisini yenileyemeyerek 2000'de futbol dünyasının ilerisinde olan kafasını geriye düşürmesinde bunun büyük payı vardır bence..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hagi'yle ilgili bildiğim tek şey, gelir gelmez Galatasaray'ın oyun merkezini en az 10-15 metre geriye çekecek olması.. Klasik 4-4-2'nin 4-3-3'e dönüşümünü sağlayan ayaklarından biri üzerinden başarılı bir sistemi Galatasaray'a oturtmuştu ama kötü yönetim onun da kellesini aldı.. Bu sefer bir başka pespaye yönetimin altına, belki de çok daha kötü bir zamanda geliyor.. İşi yine imkansıza yakın.. Hagi'yi desteklememek gibi bir şey söz konusu bile olamaz.. Benim için Terim'de de benzerinin gerçekleşeceği gibi.. Ama bir destek verilecekse bu sadece kendisine verilir, Rijkaard'ı seven ve isteyen çoğu Galatasaray taraftarının da yaklaşımı muhtemelen bu şekilde olacaktır..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha defansif, ayakları yere daha sağlam basan ve daha öne çıkmış bir Misimovic'le kısa dönemde çok daha iyi oynayan bir Galatasaray yaratacağından şüphem yok.. Ki bunu gerçekleştirmesi de fiyasko haline gelmiş bu takım içinde büyük başarı olmayacak.. Elano, Hagi'nin tam istediği tipte bir oyuncudur ve ben yeniden onu takıma monte etmeye çalışacağını düşünüyorum ama şalteri indirmiş bir Elano varsa kulüpte başka bir hüsran yaşanabilir bu konuda.. Bunlar da çoğunlukla ikincil meselelerdir şu anda.. Yönetici kılıklı bazılarının ve takım içindeki 2-3 densizin biletini keserek işe başlayan bir Hagi için bu takımı sonuna kadar takip ederim.. Umudum kendini ezdirmeden, kulüp içindeki terbiyesizlere prim vermeden yoluna devam etmesidir.. Bu olmuyorsa zaten emin olsun, biz anlarız.. Son 10 yıldan yeteri kadar şerbetliyiz, bu konularda gayet büyük tecrübeyiz..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadıköy'de güç Hagi'yle olsun..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-8753568635482851643?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/8753568635482851643/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=8753568635482851643&amp;isPopup=true' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/8753568635482851643'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/8753568635482851643'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2010/10/hoscakal-rijkaard.html' title='Hoşçakal Rijkaard'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TL650jajWUI/AAAAAAAAD0w/kAFut3iaVts/s72-c/FR.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-3090644548599930298</id><published>2010-10-10T13:51:00.005+03:00</published><updated>2010-10-10T14:35:09.596+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='NBA'/><title type='text'>Yahoo Fantasy NBA 2010/2011</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TLGa6uxVC6I/AAAAAAAAD0o/odVukWz4Km8/s1600/Fantasy+NBA.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 224px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TLGa6uxVC6I/AAAAAAAAD0o/odVukWz4Km8/s400/Fantasy+NBA.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5526368551538330530" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İki sene önce açılışı yapmıştık, bu sezon da kaldığımız yerden devam ediyoruz.. Düzen yokluğu bu sene biraz geç kalmama neden oldu ama kaybedilmiş bir şey yok.. Geçtiğimiz sezonki 1. ve 2. ligler aynı sistemle açılmış durumda.. Oynayan bütün oyunculara mail yoluyla davet yapıldı, öncelik elbette geçen sene oyunu oynayanlarda.. Ama aradan mutlaka fire verenler çıkacaktır, boş kalan yerler için de mail yoluyla başvurunuzu yapabilirsiniz.. İlk gelen boş yerlere oturur.. Eğer iki ligde boş kalan yerlere beklenenden fazla talep gelirse 3. bir ligi de zevkle açarım.. Bu sene 1. Ligi kazanana ufak bir ödülümüz de olacak ki ciddiyet artsın.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Ligin draft günü &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;23 Ekim Cumartesi günü saat 23.00&lt;/span&gt;..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Lig ise &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;21 Ekim Perşembe günü saat 22.00&lt;/span&gt;'de olacak..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 lig de live online draft usulüyle ve head to head mantığıyla oynanacak.. Herkese bol şans..&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;Önemli edit&lt;/span&gt;: Oyunu ilk defa oynayacak olanlar lütfen mailinde bunu belirtsin..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-3090644548599930298?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/3090644548599930298/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=3090644548599930298&amp;isPopup=true' title='17 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/3090644548599930298'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/3090644548599930298'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2010/10/yahoo-fantasy-nba-20102011.html' title='Yahoo Fantasy NBA 2010/2011'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TLGa6uxVC6I/AAAAAAAAD0o/odVukWz4Km8/s72-c/Fantasy+NBA.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>17</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-5104658167127075952</id><published>2010-10-08T16:45:00.004+03:00</published><updated>2010-10-08T20:51:50.953+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Türkiye 11'i</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TK8gxdq896I/AAAAAAAAD0g/xMSHnr9KMLI/s1600/Schweinsteiger.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 267px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TK8gxdq896I/AAAAAAAAD0g/xMSHnr9KMLI/s400/Schweinsteiger.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5525671301957351330" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Türkiye: Volkan; Gönül, Servet, Ömer, Sabri; Özer, Emre, Aurelio, Nuri, Hamit; Halil&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;"Servet - Ömer tandemi Klose'yi düşününce fazla sorunlu değil ama Müller ve Podolski'nin içeri dalışlarına verecekleri tepki maçın bizim adımıza kilit noktalarını oluşturabilir.. Bu açıdan bir stoper bek bu maç için şart ve Hiddink bunu nasıl kullanacak maçta göreceğiz.."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birkaç saat önce yazılan aşağıdaki preview'da geçen bu cümleye Hiddink'in verdiği yanıt yukarıda.. Gökhan Gönül'ün sağ bek olarak yerinin garanti olduğu takımda stoper bek olarak kullanılabilecek tek oyuncu Hakan Balta'ydı ve o da son dönemde yaşadığı rezillikler sonra üstüne gelen Arjantinli junior ve takıma dönen Çağlar'la morali paramparça olmuş bir oyuncuydu.. Doğal olarak Hiddink bu riski almadı ve geçmişte 2-3 maçlık sol bek deneyimi olan Sabri'yi sol beke yerleştirdi.. Euro 2010 yarı finalinde sağdan yardırarak Philipp Lahm'ı maç içinde paspas eden Sabri'nin Almanya'ya karşı oynaması çok anormal değil ama bunun sol bekte, Müller'in karşısına çıkarak gerçekleşmesi ve Sabri'nin uzun zamandır maç oynamadan bu kritik pozisyona yerleşiyor olması ülke insanını huzursuz ediyor..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orta saha ve forvetteki sürprizler ise daha anlaşılır.. Nuri ve Hamit'ten birinin kenardan merkeze yardımcı olarak orada üstünlük sağlama unsurunu Hiddink, Özer seçimiyle katmerlemek istemiş.. Kendi takımında forma giymeyen Özer'in bu maçta yine kenardan içe girerek orta sahayı kalabalıklaştıran ve top tutan oyuncu kontenjanından 11'e dahil edildiğini anlamak zor değil.. Arda Turan'ın yokluğunda top tutma konusu önemli handikaplardan biriydi ve Özer oyuncu yapısıyla bu sorunu hafifletebilecek oyunculardan biri.. Ama o da maç oynamadan Almanya karşısına çıkacak ve oynadığı dönemde vasatı geçemeyen haliyle takıma ne şekilde katkı yapacak bunu maçta göreceğiz..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 merkez ve iki kenar oyuncusunun "orta saha" orijinli olduğu (Tamam Hamit devşirme) bir takım Halil seçimini de anlıyoruz.. Böyle bir beşli gerçek bir santrfor istiyor ve Almanya'da bu mevkiiden çoğunlukla uzaklaştırılmasına rağmen natureli bir uç oyuncusu olan Halil'in seçimi mantıklı.. Sırtı dönük oyunuyla Semih de bu beşliye entegre olması açısından iyi bir seçim olabilirdi ve muhtemelen Hiddink tercihini bu iki oyuncu arasından kullandı.. Halil'in sık sık geriye gelen ve orta saha özelliklerini de gösterebileceği bu takımda sürpriz forvet konuşarı kimden ve hangi bölgeden gelecek onu şu anda kestirmek kolay değil..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiddink, Schweinsteiger'in yokluğunda Almanya'nın zayıf olduğu bölgesinin farkında ve bizim takımın en güçlü bölgesine daha çok yüklenerek bu zaafiyetten yararlanmak istiyor.. İçeri giren oyuncularla iki hücum bekinin öne çıkışları da önemli olabilir ama ters ayaklı Sabri'den Müller karşısında biraz daha kontrollü bir oyun bekliyoruz.. Hiddink oyun kontrolü ve topla oynamada daha üstün bir takım istiyor.. Almanya'nın yaratıcı hızını kesebilecek olgulardan biri bu ve takımımız maçta bunu yapabilir.. Erken yenebilecek bir gol bütün planı çöpe atar ama ilk yarım saati atlattığımız takdirde oyundaki üstünlüğünü yavaş yavaş artıran bir Türkiye'yi bu akşam görebiliriz..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-5104658167127075952?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/5104658167127075952/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=5104658167127075952&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/5104658167127075952'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/5104658167127075952'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2010/10/turkiye-11i.html' title='Türkiye 11&apos;i'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TK8gxdq896I/AAAAAAAAD0g/xMSHnr9KMLI/s72-c/Schweinsteiger.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-8561764222908655273</id><published>2010-10-08T12:09:00.003+03:00</published><updated>2010-10-08T15:23:22.966+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Almanya - Türkiye Preview</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TK7hM-GP4-I/AAAAAAAAD0Y/29i8R5NWadg/s1600/T%C3%BCrkiye+-+Almanya.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 288px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TK7hM-GP4-I/AAAAAAAAD0Y/29i8R5NWadg/s400/T%C3%BCrkiye+-+Almanya.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5525601405774062562" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir milli maçı daha bizim medyanın muazzam yardımlarıyla Mesut Özil magazinine çevirmeyi başardık.. İki harika teknik adam, yetenekli futbolcular, bizim vatandaşlarımızla birbirine bağlanan çok yakın iki ülke ve tarih varken futbolun şifrelerini bırakıp olayı Mesut hangi milli marşı söyleyecek ya da gol atarsa ne tepki verecek haberciliğine indirgeyen herkesi tebrik ediyorum.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki tarafa bakınca Almanya, nasıl bir maça çıktığının daha çok farkında olan taraf.. Onlar da Mesut Özil konusunu bilinçli bir şekilde kaşımaya devam ediyorlar çünkü girdikleri yeni yolda, sempatikleşen Alman takımı için bu vizyon önemli.. Yıllar boyunca geçmişteki hataların diyetini ödeyen, futbol sahasında da bunun izdüşümü olarak soğuk ve burnundan kıl aldırmayan futbolcu profiliyle önyargıları devam ettiren Almanlar, Stefan Effenberg soğukluğundan Mesut Özil sempatikliğine çok çabuk geçiş yaptı.. Gerald Asamoah'la ilk ciddi sınavını veren, David Odonkor'la devam eden ve 2010 Dünya Kupası'nda Türk asıllı Mesut Özil, Polonya asıllı Lukas Podolski, Tunus asıllı Sami Khedira'yla tabuları tamamen yıkarak kupanın en sempatik takımlarından biri haline gelen Almanya'nın Mesut'un bu kadar öne çıkmasından rahatsız olduğunu düşünmek mantıklı değil.. Bizim ülkenin tarafına geçince sadece çifte pasaportun konuşulduğu ortamın futbolculara nasıl bir psikolojik tesir yapacağını tahmin etmek kolay değil.. Maçın merkezinin başka yere kaymasının oyuncular üzerindeki baskıyı kaldıracağı düşünülebilir fakat böyle maçlardaki baskının bizim takımı genellikle olumlu etkilediğine inanan biri olarak Mesut ve Nuri özneli maçın bize katkısı muhtemelen negatif olacaktır..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Almanya 2010 Dünya Kupası'nın en etkileyici top oynayan takımlarından biriydi ve Del BosQue'yle turnuva içinde daha defansif bir yapıya doğru evrilen İspanya'dan bu anlamda çoğunlukla rol çalmayı başardılar.. Çift açık forvete dayalı kendilerine has 4-4-1-1'leri, DK'da neler yaptıkları, nasıl bir ekiple karşı karşıya olduğumuzun burada fazla önemi yok.. İspanya - Hollanda DK final maçını Total Futbol'lerin savaşı olarak gören bir yerden farklısını da beklemiyorum zaten.. Schweinsteiger'in yokluğunu çift yönlü doldurmaları bu kadro içinde mümkün değil ve tercihlerini hücum ya da savunmadan yana yapacaklar.. Toni Kroos herkes gibi benim de beklentim ve Arda'nın yokluğunun bir şekilde hizmet edebileceğini düşündüğüm Türkiye orta sahası bu maçtaki en büyük avantajımız olabilir.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhtemelen Hamit ya da Nuri'den birinin kenara atılarak ortadaki 3'lüye destek vereceği maç içinde 4-4-2'ye geçiş yapan bir 4-3-3'le oynayacağız.. Hamit sağ açığa daha alışkın ama uzun vadede işlerlik kazanabileceğine inandığım Emre - Nuri ikilisi bugünkü Almanya'ya karşı merkezde bir risk oluşturabilir.. Kenarda kimin tercih edileceği biraz da beklerdeki tercihler üzerinden şekillenecektir ki sağ bekteki Gökhan Gönül'ün varlığı Hamit'i bu seçimde öne çıkarıyor.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Almanya'nın DK'daki akıcılığında olmasını beklemenin anlamı yok.. Dünya Kupası futbolun başka mekanlarından biridir ve belli süreli turnuvada devamlı birlikte olan oyuncuların önemli motivasyon unsurlarıyla beslendiği ortamdaki performanslarını liglerin başladığı mevsimde beklemek mantıklı değil.. Türkiye'nin maçın tamamında rakibiyle başa baş oynayacağı bir maç bekliyorum.. Servet - Ömer tandemi Klose'yi düşününce fazla sorunlu değil ama Müller ve Podolski'nin içeri dalışlarına verecekleri tepki maçın bizim adımıza kilit noktalarını oluşturabilir.. Bu açıdan bir stoper bek bu maç için şart ve Hiddink bunu nasıl kullanacak maçta göreceğiz.. Ortadaki 4'lümüzün zayıf savunmalı Mesut ve Kroos'lu Almanya merkezine üstün gelmesi umuduyla bu maçta skorun gösterilecek dirençten daha önemsiz olacağını düşünüyorum.. Bazı maçlarda skor önemli değildir, Almanya deplasmanı da benim gözümde bunlardan biri.. Çok iyi bir oyunla yapılan puan kaybını, şansla gelen kötü bir 3 puana tercih edebilirim bu gece.. Bunu da sağlayan ilk 2 maçını 6 puanla kapatan Türkiye.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Löw'e birkaç ay sonra evimizdeki maçta da bizden daha iyi oynadılar dedirtmek dileğiyle..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-8561764222908655273?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/8561764222908655273/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=8561764222908655273&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/8561764222908655273'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/8561764222908655273'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2010/10/almanya-turkiye-preview.html' title='Almanya - Türkiye Preview'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TK7hM-GP4-I/AAAAAAAAD0Y/29i8R5NWadg/s72-c/T%C3%BCrkiye+-+Almanya.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-5705566909132360388</id><published>2010-09-29T23:43:00.004+03:00</published><updated>2010-09-30T00:48:38.943+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Diğer Maçlar'/><title type='text'>Rangers 1-0 Bursaspor</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TKOlKDIfN8I/AAAAAAAAD0Q/jNlrViqh_IU/s1600/Rangers+-+Bursaspor.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 197px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TKOlKDIfN8I/AAAAAAAAD0Q/jNlrViqh_IU/s400/Rangers+-+Bursaspor.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5522439160144541634" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Glasgow Rangers'ın klasik 4-4-2'sini bırakarak ileride Kenny Miller'ı natureli açık olan Steven Naismith'le destekleyerek 3 stoper, 3 tane de defansif orta saha kullanması iç sahada Bursaspor'a karşı muazzam bir futbol hadisesi.. Bursaspor'u ciddiye almak başlığı altında kolaylıkla değerlendirilebilecek bu hamlenin United'a karşı Braveheart'ı tekrar vizyona sokmaya çalışan Rangers'ın puan başarısını devam ettirme amacıyla yeniden değerlendirildiğini söylemek mümkün.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11 tamamen aynı, değişik bir üçlü savunma ve kenarlarda hücum yönü zayıf, asıl amacı savunmayı beşlemek olan bek orijinli iki açık oyuncusu.. Kenarları atıl bırarak Miller'ı Naismith'le çiftlemeye çalışan ve yaratıcı oyuncusu bulunmayan klasik bir 3-5-2'ye yakınsayan Rangers'ın Bursaspor karşısında savunmayı sağlam tutarak bir hatayı kollayacağı ve skor avantajından sonra vidaları tamamen sıkarak rahat bir maç geçirmek istediği ortadaydı.. Buradan sonra devreye giren soru Bursaspor'un Rangers'a bu fırsatı verip vermeyeceğiydi.. Sağdan sola doldurulan uzun topta sol defans Broadfoot'un indirdiği topta oyuncu/alan paylaşımını yapamayan Ali ve Stepanov'un hamle hataları Naismith'in araya sızarak golü yapmasını sağladı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rangers'ın Naismith ve bir stoperden destek alan orta üçlüsü, TSL'de birçok takıma ters gelen Bursaspor merkezini dağıttı.. Ergic ve Svensson yeni bir ikiliydi, önlerindeki Batalla'dan gerekli yardımı hiçbir türlü alamayınca Bursa orta sahada oyunu çabuk bir şekilde yönlendirecek rahatlığa kesinlikle erişemedi.. Açık oyuncuları Ozan İpek ve Volkan Şen'in bu seviyede daha çok ortaya çıkan kenardan skora gidememe defoları Sercan'ı 3 stoperin kucağında iyice yalnız bıraktı ve zaman ilerledikçe forvet arkasında daha çok silinen Batalla'yla Bursaspor ilk yarıda yokları oynadı.. Rangers'ın golü attıktan sonra kaleci dahil 9 oyuncuyla düzenli bir şekilde Bursaspor'u karşılaması maça başlarken düşüncelerinin ne olduğunun açık kanıtı.. Ergic'in sakatlığıyla birlikte oyuna giren oyuncunun Insua oluşu işleri tamamen zora soktu.. Sistem 4-4-1-1'ken ve Batalla bu kadar göze batarken yapılması gereken belki de Batalla/ikinci forvet, açık/üçüncü merkez değişiklikleriyken içine düşülen zorunlu durum hamle yanlışlığıyla bence maçı tamamen Bursa adına eksiye götürdü.. Ergic sakatlanırken ve Hüseyin kenardaki tek defansif orta sahayken merkezi üçleme şansı zaten yoktu.. Ama Ergic - Hüseyin ve Batalla - Nunez (Turgay)'la 3 stoper, 5 savunmayla oynayan Rangers'a karşı göbeğe giren çift forvete sahip bir takım oluşturulabilirdi.. Ertuğrul ise başka bir yolu seçti..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci yarıda takımın gidebileceği bir tek yol vardı.. O da Batalla'nın yerine bir forvet sokarak tek önlibero ve çift forvetli o garip düzene gitmek.. Svensson'un yanında kendi bölgelerinden yarım kademe daha geride kalarak orta sahayı diri tutmak için daha arkadan oyun kurmaya çalışan Batalla ve Insua gecenin en kötüleri olunca değişen bir şey olmadı.. 70'ten sonra çift forveti sokarken Sercan'ı Turgay'la değiştirmenin altında muhtemelen Rangers savunmasıyla cebelleşen Sercan'ın fizik gücünün azalması vardır.. Yoksa Volkan Şen'le birlikte Bursaspor adına maçın en iyisi olan Sercan'ın kenara gelişinin altında bir taktik açılım olacağına ben inanmıyorum.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertuğrul'un psikolojisi, bozukluğunu Vederson'un vurduğu basit şutlara %100 gol kaçma tepkisi verecek kadar gösterirken Bursaspor'un bu kadar deneyimsiz bir kadroyla daha iyisini yapma şansı fazla değil.. Takım Şampiyonlar Ligi'ne oldukça kötü başladı ve bugünkü sonuçlarla daha ikinci maçlarda üçüncülük şansını bile zora soktu.. Daha farklısını ben bekliyordum ama takıma ekleme yaparken yapıyı bozmayacak hamleler içine giren Ertuğrul Sağlam'ı överken hocanın ileri uçta ve merkezde bir türlü standardizasyonu sağlayamayacağını ummuyordum.. Federico Insua transfer edildiği günden beri bu takım adına benim için en büyük soru işareti ve bu değişmiş değil.. Gelir gelmez yaşadığı sakatlık takıma entegre olmasını şanssız bir şekilde geciktirdi.. Batalla'nın bu seviyede o fizikle çok daha büyük yetenekleri göstermesi gerekir, bu bakımdan Insua oyuncu profili olarak doğru bir hamle ama Türkiye ve Bursaspor için bu doğruluk geçerli mi, onu görmek için daha zamana ihtiyaç var.. Ortam böyleyken Bursaspor'un Turgay, Sercan ve Nunez üçlüsüyle klasik 4-4-2'yi esneten forvet çiftleriyle ve 4-4-2'ye uygun açık oyuncularıyla denemeler yapması bence daha doğru olurdu ama hoca geçen seneden çok uzaklaşmak istemiyor olabilir.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bursaspor'u yerin dibine sokmak isteyen üç büyük taraftarı için bu maçlar uygun.. Önce Valencia'dan içeride 4, arkasından görece zayıf ve tamamen defansif bir yapıyla bu maça çıkan Rangers'a karşı girilemeyen pozisyonlar.. Lakin yaklaşık 20 yıldır bu statüyle devam eden Şampiyonlar Ligi'nde başarılı olan 3 Türkiye sezonu olduğunu düşününce bu adamların yaşadıkları anormal değil.. Gerçek anlamda bir sistem takımı olmaları onların bütün tecrübesizlikleriyle bir şeyler başarmalarına dair bazı futbol fikirleri oluşturuyordu ama ilk iki maç itibarıyla bunlar boşa çıktı.. Bildiğinden şaşmadan yoluna devam etmeye çalışan Bursa'nın bundan sonra bir şeyler yapmak istiyorsa United'ı iç saha maçında puansız göndermek zorunda olduğu ortada ve bu da büyük ihtimalle Avrupa sezonunun sona erdiğinin habercisi.. Bundan sonra fazla rotasyon geyiklerine girmeden orta ve ön alanda istikrarı sağlayarak yollarına devam etmeleri gerekiyor.. Ligi yeniden ön plana almaları yerel başarının devamı adına onlar için faydalı olabilir..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-5705566909132360388?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/5705566909132360388/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=5705566909132360388&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/5705566909132360388'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/5705566909132360388'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2010/09/rangers-1-0-bursaspor.html' title='Rangers 1-0 Bursaspor'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TKOlKDIfN8I/AAAAAAAAD0Q/jNlrViqh_IU/s72-c/Rangers+-+Bursaspor.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-9002888373299756926</id><published>2010-09-18T23:36:00.005+03:00</published><updated>2010-09-19T01:39:47.190+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Galatasaray Maçları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Bucaspor 0-1 Galatasaray</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TJUkX0EzuCI/AAAAAAAAD0I/qDNXvE5x5fI/s1600/Bucaspor+-+Galatasaray.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TJUkX0EzuCI/AAAAAAAAD0I/qDNXvE5x5fI/s400/Bucaspor+-+Galatasaray.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5518356909946812450" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Misimovic ve Insua'nın gelip hemen yokluk içindeki bölgelere yerleştiği Galatasaray'dan iki isteğim vardı.. Biri eğer Sabri yoksa sağ bekte Serkan Kurtuluş'un yer alması, ikincisi Lorik Cana'nın artık bu takıma dahil olması.. İlkini görüp rahatladık, diğerini ise Elano'dan sonra bir hücumcu yabancının daha yedek bırakılmaması isteğiyle bir noktaya kadar maruz karşıladık.. Maç öncesinde sahanın durumundan haberdar değildik ve bugün biraz daha akla yatkın bir futbol bekliyorduk ama ikinci pasla beraber düz gitmeye çalışan topun 4 kere zıpladığını görünce zaten sorunları büyük olan takımdan feci bir şeyin geleceğini tahmin etmiştik..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk yarıdaki futbol tam bir kepazelik.. Misimovic'in geçen hafta ortaya koyduğu/koymaya çalıştığı beklenmedik performanstan sonra ilk 45 dakikada önemli bölümlerde iç gibi oynamaya çalışması ve birçok pozisyonda Sarp'ın gerisinde kalması Rijkaard'ın düşünce yapısı itibarıyla rahatsız etti ama saha her konuda olduğu gibi burada da mazur gösterici olarak devreye girdi.. Bucaspor'un 3 oyuncuyla savunduğu, pas yapılamayan bir sahada zaten bu konuda büyük eksiklere sahipken Buca'nın oyuna yarım adım önde hakim görünmesi büyük sürpriz değil.. Böyle bir sahada, böyle bir rakibe karşı yapılması gereken şey eğer bir yaratıcın varsa topu olabildiğince onunla buluşturmak ya da mümkün olduğu kadar uzun oynamak.. Halı gibi zeminlerde bile pas yapmakta zorlanan Galatasaray'da bunlar ne kadar beklenebilir bu tartışma konusunu takım daha ilk yarıda gösterdi.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray'ın en büyük sorunu takımın geri kalanına göre çok daha kalitesiz bir görüntüsü olan merkezindeki yerleşim problemi.. Galatasaray geriden çoğunlukla Servet nedeniyle düzgün top çıkaramadığı için Rijkaard oraya ayağı düzgün bir oyuncu sokmaya çalışıyor ve bu da Galatasaray'da o anlamdaki en iyi opsiyon olan Ayhan'ın önliberoya dönüşüne neden oluyor.. İçeride oynanan OFK Belgrad maçı dahil birçok maçta Rijkaard, Ayhan'a daha geride pozisyon aldırıyor.. Bu yerleşimin yan etkisi olarak Mustafa Sarp'ın artık iyice yalan bir hal almış olan şok preslerinden ve yine tamamen yok olmaya yüz tutan ceza sahası koşularını yapan oyuncu olması nedeniyle Belçika ve Everton'daki Fellaini rolünü kısmi bir şekilde takıma monte etmek düşüncesi de olabilir.. Lakin ortaya çıkan şey takımın pas yapabilen tek içini Galatasaray'ın oyun merkezini taşımaya çalıştığı yerden uzak tutan ve buraya Sarp'ı atarak Galatasaray'ın pas yapamayan yapısını katmerleyen bir merkez keşmekeşi.. Ayhan özellikle ilk yarıda geriden top çıkarmakta çok zorlandı ve çok kritik pas hataları yaptı, Sarp ise bir süredir olduğu gibi yine sahada yoktu.. Galatasaray yine ortada oyunu tutup kenarlara oynama ve topu Misimovic'le buluşturma şansını elde edemedi.. Misimovic'in kazandığı toplardaki hataları ise takımı iyice pamuk ipliğine bağlı bir hale getirdi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci yarıda değişen fazla şey yoktu.. Tek fark Misimovic'in Baros'a yakınlaştırılması oldu ki bunun yapı olarak Galatasaray'a katkıları olacaksa da bu maç özelinde sahaya bir şeyin yansıdığını söylemek zor.. Sarp ve Ayhan ikinci yarıda enlemesine daha düz ve stabil bir hatta oynadılar ama sol ve sağ Buca içleri tarafından yardımlaşmalı savunulan kenarlar açık oyuncularını yok etti ve Misimovic uyumsuz oyununa devam edince hiçbir artı sağlanamadı.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu anda devreye giren Aydın - Kewell değişikliğinde Lorik Cana da oyuna girmiyorsa Galatasaray'ın Cana açılımında sıkıntı var demektir.. Rijkaard, bizim elemanı hala kabullenmiş gibi görünmüyor.. Sarp bu haliyle sahadayken kontenjanın boşaldığı anda Cana da oyuna girmiyorsa benim bu konuda söyleyebileceğim fazla şey yok.. Cana antrenmanlarda kötü çalışıyor ya da başka bir problemi olabilir ama Elano'nun 30 dakikada tükendiği ortamda bile ilk 11 başladığı Galatasaray'da Cana'nın bu uzun süreli bench oyunculuğu umudu azaltıyor.. Geçen seneden beri en büyük problemin orta saha olduğunu düşünen biri olarak diğer 6 yabancının oradaki Cana'dan daha değerli olduğunu kabul etmek elbette mümkün değil.. Oyuna girer girmez yaptığı ceza sahası koşusu bile onu birçok Galatasaray oyuncusundan farklı yere koyuyor.. Sarp'ın yaptığı ama onun yapamadığı/yapamayacağı bir şeyi bulmayı bir türlü başaramıyorum..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bucaspor, sadece Gençlerbirliği maçında kısmen vazgeçtiği Bülent Uygun 4-3-3'üne Galatasaray karşısında da devam etti.. Beşiktaş'a yapmaya çalıştığı şeyden tek farkı sağ açıktaki Mendy - Musa değişikliğiydi.. Kötü saha onlar için böyle maçlarda bir miktar avantaj olabilir ama oyunu Erkan ve Mendy ile hızlandırmaya çalışacak bir takım da böyle bir tarlayı istemeyecektir.. Bülent Uygun'un maçtan sonra sahanın rezalet olmasına dair açıklamalarını bu açıdan samimi buluyorum.. Yeni takımı zorlu TSL'de tutabilmek için orta sahayı Dağaşan - Ragıp - Leko üçlüsüyle parselleyip Türkiye için birinci öncelik olan fizik mücadeleyi sahaya koyma çabasını gayet normal karşılıyorum.. Elinde bu takıma yetenek eklemesi yapabilecek parçalar da mevcut.. Sistemi oturttuğu vakit bu orta üçlüyü ikiye düşürüp önlerine ekleyeceği Sercan Kaya, Bucaspor'u güzel bir hücum takımı haline de getirebilir ama bunun için mutlaka zamana ihtiyaçları var.. Bucaspor iki büyük maçı da kötü oynamadı ama iki maçı da ikinci yarıda kaybettiler.. Fikstür muhabbetinde onlar için ilk 6 haftada alınabilecek 7 puanın çok değerli olacağını söylemiştim.. 5 haftada 5'te kaldılar ve haftaya Bursa'ya gidiyorlar.. İyi değil ama bu fikstürle kötü başlangıç olduğu da söylenemez.. Oyuncular birbirini biraz daha iyi tanımaya başladıktan sonra bu sene bile önemli bir çıkış yakalayacaklardır.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bucaspor'da Manucho'nun United'a ilk geldiği günkü fiziğinden sonra şu anda geldiği hali görmek Sir Alex etkisini yine hissettiriyor.. Oyuncunun İngiltere serüveninde bir günde kaç saatini ağırlık salonunda geçirdiğini araştırmak gerek.. Geldiği fizik muazzam, o fiziğine göre çok iyi olan tekniğini bu sahada göstermesiyse pek mümkün değil.. Mendy'nin ilk haftalardaki savrukluğu azalıyor.. Mulemo, Beşiktaş maçında gösterdiği gibi bu lige fazla bir bek.. Orhan ve Tomas'la standart bir tandemi de yakalamış durumdalar.. Orta üçlüde bekleneni veremeyen tek oyuncu şu anda Leko ama o da iki düz oyuncuyla oynamanın sıkıntılarını çekiyor şu anda..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray'da Misimovic, Insua ve Pino üçlüsü için hala bir şey söyleyemiyoruz.. Serkan Kurtuluş ve Insua'nın bekte bugün iyinin üstünde olduklarını düşünüyorum ama Arjantinli'den beklenenler daha farklı elbet.. Serkan bence Sabri'den sonra o bölgenin ilk adamıdır ve her maçta anladığımız fizik gelişimi onu ilerleyen yıllarda çok değerli kılabilir Galatasaray için.. Servet bu baltalığına devam ederse Gökhan Zan en azından omzu çıkana kadar 2 haftalığına tandeme oturabilir, sonrası Allah kerim.. Arda dönene kadar Cana'nın ilk 11'e yerleşip Aydın'ın bir kenarı almasından başka belirgin bir düzelme şansını ise ben göremiyorum ama bunlara rağmen berbat futbolla geçen haftaları 3'er puanla kapatmak çok güzel.. Özellikle de rakipler kaybederken.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ceza sahasına girişi mahkeme kararıyla engellenmiş gibi davranan Ayhan'ın oraya girmeden ama tam sınırdan attığı golün zincirlerini kırmasında faydası olmasını temenni ederim.. Çok kötü pas yaptığı ve rakibe asist sayılabilecek toplar gönderdiği bir maçta yaşına göre gösterdiği muazzam dirençle birlikte bir gol bularak kahraman statüsüne yükseldi.. Hala bu takımın orta ikilisinde iyi bir önliberoyu tamamlayacak en uygun opsiyon olma özelliğini sürdürüyor ama belli bir istikrar olmadan bunların önemi yok.. Golden sonra hocaya gösterdiği sıcaklıksa gecenin en özel anlarından.. Misimovic - Ayhan - Cana - Zan (Servet) - Neill beşgeninin birkaç maç denenmesi de Galatasaray'a istediği iskeleti sağlayamazsa taraftar bu sezondan umudu kesebilir.. Ama o güne kadar acaba ilk iki olur mu be kardeş demeye devam..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-9002888373299756926?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/9002888373299756926/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=9002888373299756926&amp;isPopup=true' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/9002888373299756926'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/9002888373299756926'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2010/09/bucaspor-0-1-galatasaray.html' title='Bucaspor 0-1 Galatasaray'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TJUkX0EzuCI/AAAAAAAAD0I/qDNXvE5x5fI/s72-c/Bucaspor+-+Galatasaray.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-8933698119378606955</id><published>2010-09-14T10:55:00.009+03:00</published><updated>2010-09-14T11:44:06.778+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Dün akşamın Misimovic'i</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TI8sCV7nwuI/AAAAAAAAD0A/O3wZqHUpzz0/s1600/GSS%C3%B6zl%C3%BCk+%26+Misimovic.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TI8sCV7nwuI/AAAAAAAAD0A/O3wZqHUpzz0/s400/GSS%C3%B6zl%C3%BCk+%26+Misimovic.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5516676487310721762" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Dün maçtaki koşu bilgileri Lig TV kaynaklı bu şekilde.. Gelmeden önce yeteri kadar koşmaz cümlesini açıklamasında geçiren Balic'in futbol tasvirine hak verdiğimiz ortamda bu rakam şaşırtıcı mıdır? Yoksa futboldaki koşma kavramı sadece bu metrelerle mi ifade edilir? Artık oyuncuların maç içinde 12-13 km'yi gördüğü futbolda koşmaz denen oyuncudan 6-7 km mi bekleniyor ya da? Alex için de aynı tartışmalar yapıldı/yapılıyor, onun ilk 5'e girdiği maçlar da "hani koşmuyordu?" alaycı tavrıyla karşılanıyor.. Misimovic'in dün takımla yaşadığı uyumsuzluğa hazır fiziğiyle mücadeleye odaklanarak katkı vermeye çalışması dünkü maç adına az sayıdaki güzelliklerden biriydi.. Misimovic, gerçekten Baros ve Sarp-Ayhan ikilisi arasında zaman zaman 40 metreye çıkan mesafeyi birçok defa kat etti, Baros'a yakın oynarken alamadığı toplarda devamlı geri geldi ve rakibe gölge pres yapmaya çalıştı.. Ama bu istatistiğin yapılan koşuları sadece nicelik olarak ayırması ve nitelik konusunda ise hiçbir şey söylememesi tartışmaların odak noktası.. Bir maçta 1 km fazla koşup, diğer oyuncudan hem savunma anlamında, hem de toplu oyunda pozisyon alma konusunda oldukça geride olabilir bir oyuncu.. Bunu da izlenmeyen maçta sadece bu istatistiklere bakarak değil, maçı izleyerek (mümkünse stattan) konuşmak gerekir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Misimovic'in dün kat ettiği mesafenin tüm uyum problemlerine rağmen takıma yardımcı olduğu ve hak edilmiş bir takım liderliği gösterdiği ortada.. Ama bu performansın devamını beklemenin futbolda fazla anlamı yok.. Misimovic bu koşu performansını Türkiye'de karakteristiği haline getirirse ondan beklenen 10+ gol, 15+ asist gibi sezon performanslarının yanından geçemez zira üst düzey mücadele var olan tekniği genellikle büyük ölçüde alır götürür.. Ve bu tip oyuncular bu istatistikte ilk 5'e girdiler diye bak koşuyorlarmış demek ki mantıksızlığıyla savunulmazlar zira alan savunma işinde en çakılı olması gereken, takım presine hiç katılmayan stoperler bile zaman zaman bu alanda en öne çıkabiliyorlar.. Eğer hala "eli belinde geziyor" sığlığındaki eleştirileri ciddiye alıyorsanız dünkü Misimovic'i ve bazı maçlardaki Alex'i örnek olarak göstermekte sakınca yok, ama bunun kime faydası var işte onun cevabını ben bulamıyorum..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;Görsel: Galatasaray Sözlük &amp;amp; fky nickli kullanıcı&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-8933698119378606955?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/8933698119378606955/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=8933698119378606955&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/8933698119378606955'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/8933698119378606955'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2010/09/dun-aksamn-misimovici.html' title='Dün akşamın Misimovic&apos;i'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TI8sCV7nwuI/AAAAAAAAD0A/O3wZqHUpzz0/s72-c/GSS%C3%B6zl%C3%BCk+%26+Misimovic.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-7215545624118593683</id><published>2010-09-14T00:21:00.005+03:00</published><updated>2010-09-14T11:53:45.874+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Galatasaray Maçları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Galatasaray 1-0 Gaziantepspor</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TI6WKRUJ4HI/AAAAAAAADzo/EQNa1N_Chno/s1600/Galatasaray+-+Gaziantep.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 266px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TI6WKRUJ4HI/AAAAAAAADzo/EQNa1N_Chno/s400/Galatasaray+-+Gaziantep.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5516511696766230642" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sarp ve Ayhan'ı tek bir vücut olarak ele alınca onlardan Baros'a giden bir çizgi ve yine Misimovic'i merkez alan Kewell'dan Elano'ya giden başka bir çizgiyi genel bir artı olarak düşünelim.. Elano'nun sağ açık olduğu yeni 4-4-1-1'de bu artının yatay çizgisinin soldan yukarı doğru dönmesini beklersiniz.. Elano geride bekler, Kewell ise daha önde oynama şansı bulur.. Bekler, açıklar, 4-3-3'ün kenarlarındaki açık/forvetler daima bu denge unsurlarının sayısız örneklemesi sayesinde takımın yapısının oluşmasını sağlarlar.. Öğlen saatlerinde Lig TV'de Galatasaray 11'i verildiğinde beklentinin bu olduğunu preview'da kısaca yazmıştım.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başlangıç farklı değildi.. Yeni düzende birinci beklentim Sarp ve Ayhan'ın süpürücü olarak performanslarının bir miktar yükseleceğiydi ki olmadı.. İkincisi, Elano'nun kenarda başlayarak takımın ileriye çıkış yapmasında ilk opsiyon olmasıydı.. Takım düzenli olarak sağ kenarı kullanarak oyunu kurmaya çalıştı ama Elano'ya Ali Turan'ın yeterli desteği verememesi ve normalinin aksine Brezilyalı'nın fazla içe girmeden oynamaya çalışması oyunu o bölgede sıkıştırdı.. Ali, kısıtlı bek yeteneğiyle çok çabalayarak başladı ama hem önünde boş alan bulamadı, hem de çok şey yapma isteği ilk 10 dakikadan sonra performansını düşürdü.. Elano'nun hem merkezle, hem de arkasındaki bekle bir türlü bağlantıyı kuramaması onun da performansını sağ açık beklentilerinin normaline çekemedi.. Misimovic, ilk yarıda Baros'a yakın başladı ama hem takımla yaşadığı uyumsuzluk, hem de oyunu yine kuramayan Galatasaray'ın topu ileri taşıyamaması nedeniyle yavaş yavaş arkaya yaklaştı ve kaleden uzaklaştı.. Bu da yine orta hattan bağımsız bir Baros ve Elyasa tarafından yavaş yavaş delirtilen Kewell'la birlikte hücumda etkisiz bir Galatasaray ortaya çıkardı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tolunay Kafkas'ın çıkardığı kadro sahada dengeli bir 4-3-3 oynamaya çalışıyordu.. Galatasaray'ı 3 maç izleyen her TSL hocasının yaptığını yaparak takımın boyunu uzatma pahasına ön alanda savunma üzerine baskı yaptılar ve birçok takım gibi bunda başarı sağladılar.. İlk yarı sağdan oyuna çıkamayan ve sıkça soldan yarılan Galatasaray karşısında ortadaki dengeli merkezleriyle ilk yarının hakimi olmayı başardılar..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elano'nun devrede oyundan alınması performansının hak ettiği bence değildi ama Rijkaard'ın sağdaki Elano'ya bakışı bu olabilir.. Sabri ve Aydın'la sağ kenarı tamamen yenileyen takım ikinci yarıya hızlı girdi.. Yine sağ kanadın kullanıldığı takımda görülen fark bariz bir Sabri etkisi ve seyircinin Sabri'nin topu her alışında heyecanının gürültü olarak yansımasıyla bunun hakkının verilmesi taraftar adına güzel.. Elano'yla kenarda sıkışan oyun takıma genişlik kazandırmayı başaran Sabri ve daha dik oynamaya hevesli Aydın'la daha fazla opsiyona sahip bir hale geldi.. Güzel başlangıç daha sonra etkisini yitirmeye başlarken 58. dakikada gelen penaltı skor avantajını getirdi.. Maçın iyilerinden Emre Güngör'ün eli oyuncu adına şanssızlık.. Kewell kötü vurdu ama takım öne geçti ve Misimovic daha rahat bir hareket alanı bulmaya başladı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçeride 1-0 öne geçen Galatasaray'dan daha net pozisyonlar bulmaya başlamasını beklersiniz ama bir süredir Sami Yen'de işler böyle yürümüyor.. 65'te Kewell yerine Pino'nun girişi takımın sağ kenarını bozdu ve ateşini söndürdü.. Bunu gören Rijkaard hemen Pino'yu sola çekerek tekrar sağ kenardaki alevi yakalamak istedi mümkün olmadı.. Tolunay golden sonra Serdar Kurtuluş'un yerine Orhan Gülle'yi, etkisiz Beto'nun yerine Ismael Sosa'yı aldı.. Orhan, oyuna top hakimiyeti ve yetenek, Sosa ise hız getirdi ve özellikle son 20 dakikada Galatasaray savunmada dengesiz yakalanmaya başladı.. Maç boyunca büyük hayal kırıklığı yaratan Ayhan ve Sarp'ın tandem önünü mühürleyememesi ve Pino'yla Ayhan'ın kenarlardaki savunma zaafiyetleri Galatasaray'ın öndeyken birçok kontra yemesine neden oldu.. Sosa'nın büyük bir hız olarak Servet ve Neill'a yarattığı sorunlar gelecek adına bir başka uyarı.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Skor her zaman önemlidir ama bazı geceler en önemli şeydir.. Bugün o gecelerden biriydi ve belki de Antep'ten daha kötü performans gösterilmesine rağmen takım bir şekilde 3 puanı kazanmayı başardı.. Benim beklediğim iyiye giden bir oyun ama belirsiz bir skordu.. İlk kısmında aradığımı bulduğumu söylemem zor.. Ayhan ve Sarp süpürücü rolünde de pek başarı gösteremediler ve Cana'nın oraya girişini artık mecburi kılmaya başladılar fakat Rijkaard'ın oyuncuya bakışı bu konudaki soru işaretlerini artırmaya devam ediyor..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Misimovic fizik olarak beklenenden çok daha iyiydi ama uyumsuzluğu net ve takımı yadırgadığı açık.. Normaldir, ilk 90 dakika için iyi durumdaki fiziği ve uzun süre sonra ayağına top gelince heyecanlanan izleyici bile yeterlidir.. Baros'la bağı kurup arkadan sağlam bir şekilde desteklenmeye başladığı zaman çok daha farklı bir yapıya götürecek takımı.. Insua'nın ilk 45 dakikası bence yapılabilecek en kötü başlangıçlardan biriydi.. Beto'nun yanına giren Julio Cesar birçok kez Galatasaray solunu oydu ama ikinci yarıda fizik düşüşü ve skor avantajı nedeniyle oluşan temkinli yapısıyla daha iyiydi.. İlk maç için çok ortalama bir görüntü verdi ve eğer Elano sağda devam edecekse Cana'nın takımdaki (bence) gerekliliği adına ilk aşamada kesilmesi gereken oyuncu olabilir.. Bunun için en az 2-3 maça daha ihtiyacımız var ama Cana için o kadar beklenecek bir periyot yok gibi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gaziantepspor çok kaliteli bir takım, bugün de oldukça iyi oynadılar ama daha net bir ileri uç oyuncusu gerekliliği açık.. Sosa bu oyuncu olabilir ama onları da daha çok izlemek gerek.. Bireysel yetenek bazında bu ligin ortalamasının çok üzerindeler ve bunu puan tablosuna yansıtmak için daha yolları var.. Daha sağlam fizikli, sırtı kaleye dönük top tutabilen bir oyuncu seçimi yapılabilirdi, büyük eksiklik olarak görünüyor.. Bek dengesi, Emre Güngör'lü tandem, merkezi ve ileri uç oyuncularıyla, bugünkü iyi oyundan bağımsız çok daha fazlasını vadediyorlar..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-7215545624118593683?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/7215545624118593683/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=7215545624118593683&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/7215545624118593683'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/7215545624118593683'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2010/09/galatasaray-1-0-gaziantepspor.html' title='Galatasaray 1-0 Gaziantepspor'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TI6WKRUJ4HI/AAAAAAAADzo/EQNa1N_Chno/s72-c/Galatasaray+-+Gaziantep.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-9043928007024314075</id><published>2010-09-13T16:26:00.002+03:00</published><updated>2010-09-13T16:52:27.303+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Parçalı Formanla Gel</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TI4meLxx0wI/AAAAAAAADzg/Q6ZMjOObVhM/s1600/Galatasaray+Par%C3%A7al%C4%B1+Forma.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 300px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TI4meLxx0wI/AAAAAAAADzg/Q6ZMjOObVhM/s400/Galatasaray+Par%C3%A7al%C4%B1+Forma.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5516388893574943490" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Buradaki her forma muhabbetinin içinde geçen bir olgudur, takımın kendi evinde gerçek formasıyla sahaya çıkmasının gerekliliği.. Son 3-4 yılda kulüp, düzenli parçalısını yapma profesyonelliğine erişti ama sonraki aşama hala gelmiş değil.. Geçen seneki 16 iç saha maçının 7'sinde parçalı forma giyilmedi ve bu sene de değişen bir şey yok.. Bugünkü Gaziantepspor maçı gibi bahaneler çok anormal değil ve rakip takımların forma kısıtlılığı 1-2 maç başka formayı getirebiliyor ama müsabakaların yarısında mor, somon, arslan gibi formalar giyince işin içine pazarlama daha çok girmeye başlıyor.. Formalarda sınır burada devreye girer.. Yaptığın anormal renkli formalar her zaman için güzeldir ama iç sahada giymeye başladığın anda sakilleşir.. Biz yine tutturamıyoruz bu dengeyi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kulüp bugün ilk defa organize bir tepki aldı bu konuda ve direkt suçlular.. Metin Oktay üzerinden ajitasyon yapmak istemiyorum ama bir kulüp vefat etmiş bir futbolcusu üzerinden hala para kazanıyorsa, onun ölüm yıldönümünde onunla özdeşleşmiş formayı giymek zorundadır ve bunun özrü yoktur.. Bugünkü bahaneleri Antep'in sarı ve kırmızı taşıyan formalarla İstanbul'a geldiği yönünde.. Bunun doğruluğundan şüphem yok ama eksik var.. Galatasaray, böyle bir günde rakibiyle önceden iletişime girerek giyeceği formayı bildirip ona uygun formayı getirmelerini rica etmelidir.. Bunu yapmayan idarenin yapacağı doğru ama çok eksik açıklamaya itibar etmiyorum.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Forma konusunda son iki yönetimin yaptığı atılımları takdir ediyoruz ama bu eksiklikler dünyanın en güzel domates çorbasında çıkan sinek etkisi yaratıyor.. Bu seneki güzel formaları berbat ötesi fontlarla işportaya çeviren kulüp yönetiminin ikinci büyük forma eksisi olarak kayıtlara geçsin bu açıklamaları.. Bu organize tepkilerin sadece Metin Oktay'ın ölüm yıldönümünde değil, sıradan maçlarda da verilmesini bekliyoruz.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söz yine taraftarda..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-9043928007024314075?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/9043928007024314075/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=9043928007024314075&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/9043928007024314075'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/9043928007024314075'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2010/09/parcal-formanla-gel.html' title='Parçalı Formanla Gel'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TI4meLxx0wI/AAAAAAAADzg/Q6ZMjOObVhM/s72-c/Galatasaray+Par%C3%A7al%C4%B1+Forma.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-2969577706844607774</id><published>2010-09-13T14:55:00.003+03:00</published><updated>2010-09-13T15:23:16.987+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Galatasaray - Gaziantepspor Preview</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TI4RTxgoZCI/AAAAAAAADzY/38U-jsjEtc8/s1600/Galatasaray+%26+Misimovic.png"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 391px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TI4RTxgoZCI/AAAAAAAADzY/38U-jsjEtc8/s400/Galatasaray+%26+Misimovic.png" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5516365624980825122" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Lig TV'den gelen son kadro bilgisi şu şekilde: Ufuk; Insua, Servet, Neill, Ali Turan; Sarp, Ayhan, Misimovic; Kewell, Baros, Elano..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhtemelen ilk 4-4-1-1 denememizi ve Galatasaray'daki ilk sağ açık Elano'muzu bugün görüyoruz.. Şu an benim için Galatasaray'ın ideali olan bu 11 (kişiler bazında değil, yapı anlamında) milli maç arasından sonra çok önemli bir sınav verecek.. Misimovic'in supporter rolüne oturması sonrasında onun arkasını savunacak iki iç oyuncusunun performansında belirgin bir yükseliş olacağını düşünüyorum.. Sarp - Ayhan'da da, Cana - Barış'ta da, ya da diğer kombinasyonlarda da bu böyle.. Misimovic'le birlikte ilerideki 4'lü, merkezden biraz olsun ayrılacak ve onların toplu oyun yetilerinin önemi azalarak savunma güçleri öne çıkacak.. Ayhan elbette bu ortamda orta sahanın en önemli oyuncusu olur.. Ama daha önemlisi Kewell'ın sol açıktan Baros'u çiftleme görevinin tam tersini sağda Elano'nun gerçekleştirecek olması.. 4-3-3'ün merkezindeki Elano benim için sıradan bir oyuncudur ama Kewell'ın solda oynadığı bir Galatasaray'da sağ açıktan içeri girerek hem arkasındaki bekin önünü açacak olan (keşke Sabri oynasa), hem de orta sahanın baltalığını ve Misimovic'in orada yaratacağı savunma zaafiyetini belli bir miktarda azaltmasını beklediğim Elano eğer bu görevi yerine getirmeyi başarırsa Galatasaray bu sezonun en önemli kazanımlarından birini yaşayabilir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elano'nun buradaki varlığı Arda'nın dönüşü sonrasında yeni sorunları beraberinde getirir ama 1 aylık yokluğu idealle aşmak gerekiyor.. Ön tarafla bağları azalan orta saha oyuncularının tandem önünde daha stabil bir pozisyonla Servet ve Neill'ı da rahatlatabileceğini düşünerek takımda önemli bir zihniyet farkı bekliyorum bugün.. Misimovic ve Insua'nın uyumsuzluğu, Elano'nun ilk defa muhtemel sağ açık katkısı oyun bazında büyük bir parlaklık getirmeyebilir ama değişen yapı, sistem olarak çok daha iyi bir Galatasaray'ı bu akşam ortaya çıkaracaktır.. En azından benim beklentim bu yönde..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de Ali Turan yerine (Sabri yoksa) Serkan Kurtuluş'a sağ bekte şans verseydi Rijkaard her şey tam olabilirdi.. Takımın Lorik Cana açılımı için ise Misimovic'li yeni düzeni biraz daha beklemek gerekecek..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-2969577706844607774?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/2969577706844607774/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=2969577706844607774&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/2969577706844607774'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/2969577706844607774'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2010/09/galatasaray-gaziantepspor-preview.html' title='Galatasaray - Gaziantepspor Preview'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TI4RTxgoZCI/AAAAAAAADzY/38U-jsjEtc8/s72-c/Galatasaray+%26+Misimovic.png' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-1878996378828717299</id><published>2010-09-11T00:11:00.003+03:00</published><updated>2010-09-11T01:27:53.703+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Diğer Maçlar'/><title type='text'>Bursaspor 2-1 Eskişehirspor</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TIqfCfdGv8I/AAAAAAAADzI/HsE33r1nNa0/s1600/Bursaspor+-+Eski%C5%9Fehirspor.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TIqfCfdGv8I/AAAAAAAADzI/HsE33r1nNa0/s400/Bursaspor+-+Eski%C5%9Fehirspor.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5515395558820724674" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sezonu Konyaspor maçıyla açan Bursaspor geçtiğimiz sezonki orta saha dörtlüsü önünde yine geçen seneden Turgay ve yeni transfer Nunez ikilisiyle çıkmış, maçın ilk 20 dakikası bitmeden Sercan Yıldırım oyuna girerek Bursaspor'u net bir 4-4-2 takımı haline getirmişti.. Bursaspor, Konyaspor önünde oyuna sağlam bir baskı koyup oyunun hükümdarlığını maçın büyük bir bölümünde elinde tuttu ama o hakimiyetten istediği pozisyonları çıkaramamıştı.. Takımda göze çarpan, geçtiğimiz sezona göre farklılaşan en büyük olguysa iki forvetin de sık sık geriye gelip orta sahanın içine girerek Ozan ve Volkan'ı rakip savunma arkasına kenarlardan sarkıtma girişiminde bulunmalarıydı.. Bugün bu aksiyonların tamamını son yarım saatte, Nunez - Sercan ikilisini kullanırken gerçekleştiren Bursaspor'da ilk haftadan sonra 12 puanlı takımda net bir işaret..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bursaspor 2. ve 3. haftalarda Galatasaray - Sivasspor deplasmanlarında forvet arkasında Batalla'yı kullanarak orta sahayı daha kalabalık tutan bir yapı sergiledi ve 4-4-1-1 oynadı ki normaldi.. Bu sene değişen ve başka bir şey sergileyen Sercan'la Nunez'in takıma kattığı boyut orta sahayı eksiltmiyor, aksine ek kazanımlar getiriyor merkeze.. Ama Batalla tercihinin deplasmanlarda top tutma anlamında da büyük etkileri var takıma.. Bugün, sene başında takıma katılmasının bir risk olduğunu düşündüğüm Insua, Batalla'nın yerine Sercan'ın arkasında maça başladı.. Şampiyon takıma ilk 11'de oynaması için eklenen Insua kendi başına tehlikeyken, oyuncunun gelir gelmez sakatlanması ve takımdan uzun süre ayrı kalması başka bir olumsuzluğu beraberinde getirdi ve 9 puanlı takım iç sahada Insua'yla başlayacak rahatlığa kadar ulaştı.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Insua'nın ilk 1 saatte gösterdiği fazla şey yok.. Batalla'dan neyi daha iyi yapabilir sorusuna "daha hızlı bir Bursaspor" ışığını bugün yaktı ama bunun için daha fit bir oyuncuya ve Insua'yla daha iyi kaynaşmış bir Bursaspor'a ihtiyaç var.. Takımla doğal bir uyumsuzluğu vardı ve bu en çok Sercan'la aralarındaki iletişim bozukluğu olarak ortaya çıktı.. Geride çoğalarak Sercan'ı boğan ve 20 yaşındaki elemanın bireysel hızı/yeteneğiyle pozisyona girmeye çalıştığı ilk yarı büyük kayıp Bursaspor adına.. Eskişehir'in geriye yaslandığı pozisyonlarda Bursa merkezini üzerine çeken yapıları sonrasında planları, Bursa tandemi ve Ergic - Hüseyin arasındaki boşluğu büyüterek o havuza dalma çabalarıydı.. Bunu 1-2 defa Jaycee ile gerçekleştirdiler ve hemen arkasından Ivanov'un yaptığı hatayla 20. dakikada 1-0 öne geçtiler.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci yarı başlarken Sezer'in oyundan çıkması Batalla'nın Bursaspor'a kattıkları bağlamında Eskişehir açısından deplasmanda ve skor avantajı varken önemli handikaptı.. Maç boyu kötü top kullanan Pele'nin yanındaki Bülent ve Alper'le Eskişehirspor'un Bursaspor tarafından merkezde dövüleceği netti ikinci yarıya girerken.. 57'de Ertuğrul Nunez'i oyuna alarak oyunu iyice Eskişehirspor kalesi önüne yıkmayı denedi.. Hem daha hazır olmayan Insua'nın düşmeye başlayan fiziğinden etkilenmedi takım, hem de yine orta sahayla oldukça iyi bütünleşen forvet çiftiyle açıklara hareket getirme şansına sahip oldular.. Konya maçında bu ikiliyle parlayan Volkan Şen 70'te sağdan akıp 'mükemmel' kesti ve Nunez boş kaleye dokunarak oyuna eşitliği getirdi.. Son yarım saatte sağlı sollu gelmeye başlayan Bursa'ya Eskişehirspor'un verebileceği tek cevap Tello ve Burhan'lı kenarlardı ama maç boyunca Ozan - Volkan nedeniyle oyuna katılım anlamında ortaya bir şey koyamayan Eskişehir bekleri bunu da engelleyen faktörlerden biriydi.. 77'de sol açık Ozan İpek'i tandemin arkasına sarkıttılar ve bu sefer kale önüne koşu yapan oyuncu diğer forvet Sercan'dı.. 2-1'i bulduktan sonra yine orta sahayı tazelemek ve fazlalaştırmak adına oyuna Batalla alındı ve çıkan oyuncu doğal olarak sahanın en iyisi Sercan oldu.. En iyi oyuncu doğru bir şekilde sahadan alınır mı sorusuna örnek olarak geçsin Ertuğrul'un bu maçtaki 3. değişikliği.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bursaspor yine hak edilmiş bir galibiyet aldı, Ertuğrul Sağlam yine zora giren bir maçı oyundaki hamleleriyle çözdü.. Geçen sene bunu çok kısıtlı bir takımla sık sık yapmıştı.. Bu sene hücum hattına Insua ve Nunez'i ekleyen takımda artık çok daha çeşitli opsiyonlara sahip.. Nunez, bence çok değerli oyuncu ve görüntü itibarıyla Bursaspor'un şu ana kadarki en iyi eklemesi.. Insua için zamana ihtiyaç var ama ilk maçında birkaç şey gösterdi ve bu da yeterli.. Savunmayı boşlamayan görüntüsü hız kavramının yanında bu lig özelinde en önemli umut.. Sercan için çok çok büyük potansiyel olmasından başka söylenebilecek şey hala yok ama 1990'lı bir oyuncu olarak boş durmaması ve oyununa eklemeler yapmaya çalışması zaten iyi topçu olmasının yanında ayrıca takdir edilmeli..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eskişehirspor'a çok değinemedik, zira bu bir maç yazısından çok yenilenmeye çalışan Bursaspor bakışıydı.. Bursa salı günü tarihi bir maça çıkacak ve ligde favori olarak gördüğüm bu takım işin içine CL'nin girmesiyle belki zaman zaman tökezleyecek.. Yeni Valencia Emery'yle büyük tehlike teşkil etmeyi sürdürüyor ama benim gözümde lider o maçın da favorisi.. Eğer ilk maçı almayı başarırlarsa CL gruplarını içerideki Rangers maçıyla bitirmeleri büyük bir avantj olabilir onlar için.. CL'nin lige tökezleme bağlamında elbette yansımaları olacak ve önlerindeki en büyük engel de iki kulvarın ağırlığı.. Buna sığınarak büyük değişimler ve eklemeler yerine kısıtlı bir genişleme içine girmeleri bu sene bazı başarısız maçlar getirecek olsa da uzun vadede bence doğru olan.. Ertuğrul Sağlam sadece iyi bir taktisyen değil, komple bir futbol yöneticisi adayı.. Kırılma anlarında ve zor durumlarda takımı nasıl toparlayacağını ise bu sezon içinde, bazı ağır yenilgilerden sonra göreceğiz..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-1878996378828717299?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/1878996378828717299/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=1878996378828717299&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/1878996378828717299'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/1878996378828717299'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2010/09/bursaspor-2-1-eskisehirspor.html' title='Bursaspor 2-1 Eskişehirspor'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TIqfCfdGv8I/AAAAAAAADzI/HsE33r1nNa0/s72-c/Bursaspor+-+Eski%C5%9Fehirspor.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-7715324418997978099</id><published>2010-09-10T13:28:00.003+03:00</published><updated>2010-09-10T13:38:50.375+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Snooker'/><title type='text'>Shanghai Masters 2010 Çeyrek Final</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TIoKrkC70YI/AAAAAAAADzA/o7gJLhlK0QU/s1600/Jamie+Burnett.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 250px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TIoKrkC70YI/AAAAAAAADzA/o7gJLhlK0QU/s400/Jamie+Burnett.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5515232437195231618" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Jamie Burnett&lt;/span&gt; 5-4 Mark Davis&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Graeme Dott&lt;/span&gt; 2-5 Jamie Cope&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali Carter - &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Matthew Stevens&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Mark Selby&lt;/span&gt; - Mark King&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jamie Burnett ve Mark Davis'in mücadelesi çeyrek finalin en düşük profilli kapışması ama ortaya çıkan snooker beklediğimin çok ötesindeydi.. Burnett 12, Davis ise 9 yıldır çeyrek final oynayamıyordu ve iki oyuncu da kariyerinin ilk yarı finaline çıkmak için oynadılar sıralama turnuvalarında.. Davis maça muazzam girdi ve ilk 3 frame'i kazandı.. Elit performanstı 3 frame boyunca oynadığı, Burnett'in masaya gelmesine izin vermedi bile.. Seans arası öncesi Burnett için çok kritikti.. Onu alması oyunun birinci kırılma anı oldu.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seans arasından sonraki 5. frame'i Mark Davis'in alması işi bitirmesi anlamına geliyordu benim için ama ilk 3 frame'deki klas oyun 6. frame'le beraber Jamie Burnett'ten gelmeye başladı.. Kariyerlerinin en tepe noktasına çıkma fırsatı vardı iki oyuncunun ve bunun hakkını veriyor olmaları oyun adına güzeldi.. 3 frame üst üste aldı Burnett ve maç decider'a kaldı.. Son frame'de iki oyuncu da yeterli şansları yakaladılar ama 5. frame sonrasında koltuğunda fazla oturan Mark Davis oyundan biraz soğumuş göründü ve Burnett decider'ı da alarak yarı finale kalan isim oldu..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah seansında diğer maç Jamie Cope ve son dünya şampiyonası finalisti Graeme Dott arasında oynandı.. Bu maç diğerinden de önce bitti.. Dün Ding Junhui'yi masadan silen Jamie Cope benzer bir tarifeyi Dott'a da uyguladı.. Dott benim favorimdi ve Mark Selby'den sonra bu turnuvadaki ikinci adayımdı ama Cope izin vermemiş.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğlen seansında Selby büyük ihtimalle Mark King'i harcayacak.. Fazla uzaması bile sürpriz olur.. Ali Carter - Matthew Stevens maçıysa bence bu turun en önemli maçı.. Burnett - Davis'in heyecanını verir mi bilmiyorum ama profilleri ve yetenekleri itibarıyla güzel geçmeye aday.. Matthew Stevens yarı final için adayım.. İlk 2 turda vasatın altında görünen Carter'ın Dave Harold ve Stuart Bingham sonrasında iyi bir rakiple oynayınca oyununu yükseltmesi mümkün ama ilk 2 turda klas snooker oynayan Matthew kardeşi bir adım önde görüyorum..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-7715324418997978099?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/7715324418997978099/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=7715324418997978099&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/7715324418997978099'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/7715324418997978099'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2010/09/shanghai-masters-2010-ceyrek-final.html' title='Shanghai Masters 2010 Çeyrek Final'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TIoKrkC70YI/AAAAAAAADzA/o7gJLhlK0QU/s72-c/Jamie+Burnett.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-4374335699654887009</id><published>2010-09-08T15:15:00.003+03:00</published><updated>2010-09-08T15:23:59.118+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='NBA'/><title type='text'>Ron Artest polislere yakalandı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TId-a-3vS3I/AAAAAAAADy4/gVNX6zXsZ9E/s1600/Ron+Artest.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 333px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TId-a-3vS3I/AAAAAAAADy4/gVNX6zXsZ9E/s400/Ron+Artest.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5514515270756944754" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İnsan kırık olmaya görsün.. Bizim Ron Ron LA caddelerinde ruhsat süresi dolan bir arabayla yakalanmış.. Daha beteri aracın şekli ve içinde Ron'un kafasındaki harika kaskla polisle birlikte verdiği poz.. Şaşırdık mı? Hayır.. Seviyor muyuz? Daha çok..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-4374335699654887009?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/4374335699654887009/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=4374335699654887009&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/4374335699654887009'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/4374335699654887009'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2010/09/ron-artest-polislere-yakaland.html' title='Ron Artest polislere yakalandı'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TId-a-3vS3I/AAAAAAAADy4/gVNX6zXsZ9E/s72-c/Ron+Artest.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-7535259805647177666</id><published>2010-09-07T19:42:00.004+03:00</published><updated>2010-09-07T20:28:09.251+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Snooker'/><title type='text'>Shanghai Masters 2010</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TIZtl3JwwjI/AAAAAAAADyw/wj3ragkmrBc/s1600/Stephen+Maguire.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 273px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TIZtl3JwwjI/AAAAAAAADyw/wj3ragkmrBc/s400/Stephen+Maguire.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5514215290989232690" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ronnie O'Sullivan - Jamie Burnett&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ryan Day 3-5 &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Andrew Higginson&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Marco Fu&lt;/span&gt; 4-5 Mark Davis&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Stephen Maguire&lt;/span&gt; 5-3 Judd Trump&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Graeme Dott&lt;/span&gt; 5-4 Ken Doherty&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jamie Cope - &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Steve Davis&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ding Junhui&lt;/span&gt; - Jin Long&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Allister Carter &lt;/span&gt;- Dave Harold&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mark Allen&lt;/span&gt; 2-5 Stuart Bingham&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Liang Wenbo 3-5 &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Matthew Stevens&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Shaun Murphy&lt;/span&gt; - Stephen Lee&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Mark Selby&lt;/span&gt; - Mei Xiven&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Stephen Hendry - &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Martin Gould&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Mark King &lt;/span&gt;- Joe Delaney&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Neil Robertson&lt;/span&gt; - Peter Ebdon&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın ilk 16'sı, elemelerden gelen 8 oyuncu ve 8 maçlık wild card turundan sonra ilk tur bugün başladı.. İki sürprizle devam eden turnuva şu an için keyifsiz.. John Higgins'in Temmuz'da belli olması gereken davası 1-2 gün içinde belli olurken Ronnie'nin satışı sonrasında oyunun en önemli iki oyuncusu olmadan ilk sıralama turnuvasıyla sezon açılıyor..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Wild card'la gelen 8 oyuncudan 2 Çinli ilk tura kaldı.. Mei Xiven ve Jin Long iki İngiliz'i mağlup ettiler.. Pakistan'ın yükselen değeri Mohammad Sajjad, Ken Doherty önünde 4-2'yi bulduğu maçı decider'la verdi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün ilk turda sabah seansında Stephen Maguire, Judd Trump'ı yendi.. Yan masasında Matthew Stevens, Çinli Liang Wenbo'yu kendi evinde çitiledi.. Mark Williams, Ricky Walden önünde 3-1 geriye düştüğü maçı 5-3'le alırken son Dünya Şampiyonası finalisti Graeme Dott, Ken Doherty'yi decider'da geçmiş..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Andrew Higginson'un Ryan Day'i, Mark Davis'in Marco Fu'yu elemesi bence büyük sürpriz değil.. Stuart Bingham'ın 142'yi çaktığı maçta Mark Allen'i geçmesi ise muazzam.. 5 Çinli'den ikisi gitti, yarın Ding Junhui, Jin Long'u harcayınca üçüncü kayıp gelecek.. Akşam seansında da Mark Selby, Mei Xiven'i halledecek ve daha ilk turda tek Çinli kalacak.. Ronnie'nin gelmeyişiyle gazı kaçan ve maçlarda oldukça yavan tepkiler veren seyirciler Çinli oyuncuların elenmesinden sonra turnuvayı iyice boşlayabilirler..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarın işler keyiflenecek.. Son Dünya Şampiyonu Neil Robertson yarın masaya gelecek.. Martin Gould - Stephen Hendry ve Jamie Cope - Steve Davis maçı heyecan vadediyor..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maçlar Eurosport International ve Eurosport 2'den naklen yayınlanıyor.. Ben de her gün saat 09.30'da, sabah seansında Eurosport 2'de maçları anlatıyorum.. Üstat Emre Yazıcıol'un yokluğunda o keyfi vermek tabii mümkün değil ama boşluğun çok küçük bir kısmını doldurabiliyorsak ne mutlu.. Uzun zamandır ilk defa Türkiye'de bir snooker yayını onsuz başladı.. Yayınlara her sabah bekleriz.. Yarından itibaren birinci kanalda da Gürsoy Ercan'la birlikte öğlen seanslarına beraber gireceğiz.. Askerdeki Emre Yazıcıol'a bir selamı da buradan gönderelim.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarının programı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;09.30 Ali Carter - Dave Harold (E2)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14.45 Shaun Murphy - Stephen Lee (E)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-7535259805647177666?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/7535259805647177666/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=7535259805647177666&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/7535259805647177666'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/7535259805647177666'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2010/09/shanghai-masters-2010.html' title='Shanghai Masters 2010'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TIZtl3JwwjI/AAAAAAAADyw/wj3ragkmrBc/s72-c/Stephen+Maguire.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-1084838217128337453</id><published>2010-09-03T15:27:00.003+03:00</published><updated>2010-09-03T15:33:49.297+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Aslantepe Fiyatları Belli Oldu</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TIDpxUCLofI/AAAAAAAADyo/KTU19fP4Slo/s1600/Aslantepe+Fiyat.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 250px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TIDpxUCLofI/AAAAAAAADyo/KTU19fP4Slo/s400/Aslantepe+Fiyat.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5512662977302209010" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Fiyatlar kesin budur demiyorum ama gelen son bilgi bu rakamlar üzerinden yürüneceği şeklinde.. Tabii son anda değişiklikler olabilir ama yine de bunlara yakın rakamlar verilecektir.. 2 numaralı bölge, yani ilk kat can yakar.. 3 numaranın kale arkaları kısmı (sarı) uygun bir opsiyon olabilir gibi duruyor ama rakamlar genel olarak beklendiği gibi biraz yüksek.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Fotoğrafa tıklayarak büyütebilirsiniz..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-1084838217128337453?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/1084838217128337453/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=1084838217128337453&amp;isPopup=true' title='14 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/1084838217128337453'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/1084838217128337453'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2010/09/aslantepe-fiyatlar-belli-oldu.html' title='Aslantepe Fiyatları Belli Oldu'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TIDpxUCLofI/AAAAAAAADyo/KTU19fP4Slo/s72-c/Aslantepe+Fiyat.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>14</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-8753730686556020614</id><published>2010-09-02T16:42:00.001+03:00</published><updated>2010-09-02T16:44:00.679+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dizi'/><title type='text'>Alemin kralı...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TH-qCEeYUhI/AAAAAAAADyg/ktcZemAB7Ws/s1600/Ezel.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 252px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TH-qCEeYUhI/AAAAAAAADyg/ktcZemAB7Ws/s400/Ezel.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5512311421462401554" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-8753730686556020614?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/8753730686556020614/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=8753730686556020614&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/8753730686556020614'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/8753730686556020614'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2010/09/alemin-kral.html' title='Alemin kralı...'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TH-qCEeYUhI/AAAAAAAADyg/ktcZemAB7Ws/s72-c/Ezel.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-8648168526945454896</id><published>2010-09-01T14:55:00.003+03:00</published><updated>2010-09-01T15:40:33.588+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Antonio Candreva Parma'da</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TH4_ZXeZx3I/AAAAAAAADyQ/9-Nu3H6j_6I/s1600/Antonio+Candreva.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 279px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TH4_ZXeZx3I/AAAAAAAADyQ/9-Nu3H6j_6I/s400/Antonio+Candreva.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5511912698978879346" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Parma, Serie A'daki ilk maçında evinde Brescia'yı 2-0'la rahat geçti ama ilk yarıda gelen gollerle maçın geneli takım için o kadar da kolay durmuyor.. PasQuale Marino ilk maçında Giovinco'yu merkezde değerlendirerek oldukça defansif, 4-5-1'e yakınsayan bir 4-3-3'le çıkmış sahaya, ki maçı izlesek ve Marino'yu tam olarak bilmesek buna 4-4-1-1 diyebilirdik.. Blerim Dzemaili ve Daniele Galloppa'nın sakatlıklarından bahsetmiştim daha önce, biraz da bunların ışığında ve Marino'nun pas yapan bir yapı kurmak istemesi üzerinde takım, transferin son gününde Udinese'den Antonio Candreva'yı transfer etti ve kağıt üstünde Parma kendisine yakışan bir denemenin daha altına imza attı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçmişi çok şaşalı olan takımın altyapısı, sadece üretim değil tarama ve bünyeye katarak parlatma anlamında da çok başarılı.. Candreva'ya benzer son iki örnek Daniele Dessena ve Luca Cigarini.. İkisi de gelecekte milli takıma yükselmesi beklenen oyunculardı ve takımdan ayrıldıktan sonra o eşiği henüz atlayamadılar ama özellikle daha çok umut vadeden Cigarini belirli bir parlaklığı hala koruyor ve sezon öncesinde Parma'ya tekrar dönebileceği konuşuldu..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Candreva da aynı jenerasyondan, benzer şekilde yumuşak ayaklara sahip, yaratıcı özelliği olan ve oyun kurucu pozisyonuna oynayabilen değerli bir genç.. Geçen sene sakatlık problemleri yaşayan Juventus'a kiralandı ve yetenekleriyle orada önemli yer buldu.. Marino'nun Udinese'den öğrencisi, Parma'da Galloppa'yla birlikte takımı merkezde yönetmek için kullanılacak.. Parma serüvenine merkezde başlayan Giovinco'yu beklediğim 4-3-3 kenarına atmak için de doğru ve süreci başlatan bir hamle olabilir Candreva'nın gelişi.. Geçen senenin başarılı eklemesi Francesco Valiani, Fernando MarQues ve Massimo Gobbi'nin diğerlerinden rol çalması durumunda bu genç takım için her şey karışabilir elbet ve bu da başka bir yazının konusu olur..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Parma bir genç yatırım daha yaptı ve kiralama + %50 bonservis alma opsiyon ritüelini Candreva'da da gerçekleştirdi.. İtalya Milli Takımı'na kadar yükselen bu merkez oyuncusunun beklentilerin bir miktarını karşılaması durumunda bile takıma katacağı çok şey olacaktır..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-8648168526945454896?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/8648168526945454896/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=8648168526945454896&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/8648168526945454896'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/8648168526945454896'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2010/09/antonio-candreva-parmada.html' title='Antonio Candreva Parma&apos;da'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TH4_ZXeZx3I/AAAAAAAADyQ/9-Nu3H6j_6I/s72-c/Antonio+Candreva.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-7544346195035539947</id><published>2010-09-01T01:15:00.006+03:00</published><updated>2010-09-01T03:12:57.964+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Zvjezdan Misimovic &amp; Emiliano Insua</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TH1_QJA339I/AAAAAAAADxo/g0kgh4CYj1E/s1600/Misimovix.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 315px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TH1_QJA339I/AAAAAAAADxo/g0kgh4CYj1E/s400/Misimovix.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5511701434245570514" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray transferi tamamladı, ya da tamamlamadı.. Lige iki mağlubiyetle başlayıp Avrupa'yı Ağustos'ta bitirdiğin sezonda fazla önemi yok.. Çeşitli ortamlarda Misimovic üzerinden yaptığımız sevinç gösterilerinin aslında bir geyikten ötesi olmadığını belirtmeme sanıyorum gerek de yok.. Evet, 1 Eylül'den önce Galatasaray gereken bölgelere transferlerini yaptı.. Tebrik ediyorum yönetimi ama gerçekten öyle mi acaba diye sormadan da yapamıyorum..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Misimovic'in gelişi Rijkaard'ın varlığında incelenince çok da ideal durmuyor.. Geçtiğimiz sezon, özellikle ilk 2 aydan sonra 4-3-3'ü Galatasaray'ın karakteristiği haline getiren, en dibe vurduğu maçta bile bunu bozmayan ve yetersiz oyuncularla sisteminde direten hocanın Misimovic diye yalvardığını ben sanmıyorum.. Zira Misimovic'in olduğu Galatasaray, o gelmeden önce de ısrarla takım içi yürürlüğe konmasını istediğim 4-4-1-1 üzerinden yürümeye mecburdur.. Rijkaard'ın Bosnalı futbolcuyla bir 4-3-3 denemesi içine girmeye çalışacağını bile sanmıyorum, öncelikle bunu açıklığa kavuşturalım.. Ve bundan sonra Rijkaard Galatasaray'a 4-3-3 oynatmak için geldi diyenlerle Misimovic'in Rijkaard isteği olduğunu iddia edenleri karşı karşıya getirelim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Insua'ya geçmeden önce, onun da varlığıyla şu anda elde olan yabancılara bakalım.. Baros, Kewell, Pino, Elano, Insua, Misimovic, Neill ve Cana.. Şu anda bu oyunculardan 6 tanesi kadroya girecek.. Rijkaard'ın "Getirdikleri oynayamıyor bile.." diyerek taşı attığı Pino'yu kulübeye yolladık ve elde kaldı yedi.. Hangisi kesilir? Rijkaard'ın tasarruflarıyla benim istediğim adam değildi tavrına yakınsadığı Cana? Misimovic'le aslında bu takım için fazla anlamı kalmayan Elano? Yoksa sol bekteki rezalet üzerine ani bir şekilde kadroya katılan genç Insua?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cana'nın alternatifi bence kadroda yok ve onun dışlanması için benim beraber oynamaları halinde Galatasaray'ın Misimovic'le coşacağını düşündüğüm Annan'ın gelmesi gerekir ki artık zor.. Elano şu anda en büyük aday ama Rijkaard'ın ona yaklaşımı da şu ana kadar ılımlı görünüyor.. Misimovic'in gelişiyle merkez önünde oynama şansı kalmadı Elano'nun.. Misimovic'le savunma yönünden zayıflayacak merkeze kenardan içeri girerek destek vermeye çalışmasıyla bağıntılı olarak sağ açık pozisyonu da çok mantıklı görünmüyor.. Eğer Kewell takımdan kesilmeyecekse (ki şu anda zor) Elano'nun sağdaki varlığı Arda'yı takımın dışına atar.. Atletico Madrid'i reddeden Galatasaray ise bunu yapmaz.. Peki Misimovic'in arkasındaki çift iç oyuncusu olarak Cana'nın partneri? Geçen sene Arda ve Elano'nun ortada neden olmayacağını çeşitli postlarda yazmaya çalışan biri olarak buna hala inanmamaya devam ediyorum.. Arda'dan çok daha kötü bir bireysel savunmaya sahip Misimovic'le Elano'yu barındıran bir Galatasaray merkezi hiçbir deplasmanda rakibine diş geçiremez, içeride de sağlam takımlara karşı çok zorlanır..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zvjezdan Misimovic, takımca oyun aklı berbat durumda olan Galatasaray için tek başına büyük kazanç.. Merkezde top tutamama sorununu kendiliğinden çözebilecek bu futbol beyniyle Rijkaard'ın çabuk bir şekilde kaynaşması için hocanın artık çıkarcı davranmaya başlaması gerekiyor.. İyi pas yapan bir yapı için 4-3-3 tek şart değil ve Galatasaray'ın geçmişinde de buna dair iki örnek mevcut.. 1 yıldır ortada bütün olan bir üçlü yaratamayan Galatasaray'ın burayı parçalayıp, bir oyuncuyu forvetin arkasında supporter olarak kullanıp kaleye yakınlaştırması ve futbol kifayeti bazı şeylere yetmeyen oyuncuları da daha geriye çekerek savunmaya dayalı süpürücüler olarak kullanması birçok sorunu kökünden çözebilirdi.. Misimovic'in varlığı bir bakıma bunu da gösterecek ama bu yüzden kafaları bir yerlere vurmak gerekecek mi, Rijkaard'a inancını hiçbir zaman yitirmemiş biri olarak bunu evet diyemiyorum..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Schalke'yle mücadelenin sürdüğü zamanlarda gazetelere yansıyan Misimovic haberlerinde oyuncuyu en iyi Elvir Baliç tanımlamıştı.. Zeki, savunma yapmayan ve koşmayan, güçlü, dolayısıyla az sakatlanan ve çok büyük yetenek.. Bundan ötesini söylemeye gerek yok.. Takımı sokacağı yol benim için şu anda daha önemli ve Baros'un takımdaki varlığı bile Misimovic için heyecanlanmaya yetiyor.. Arda'nın defolarını ortaya çıkaran süreci kesecek olup takımı hücumda daha çok opsiyona sahip bir yapıya götürmesi, forveti çiftlemeye uygun yapısı ve harika pozisyon alan futbol zekasıyla takıma getireceği eksilerin önemini tamamen sıfırlayan bir oyuncu aldı Galatasaray..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TH2WSGIniMI/AAAAAAAADyI/H3xlb7StPUI/s1600/Insua.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 267px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TH2WSGIniMI/AAAAAAAADyI/H3xlb7StPUI/s400/Insua.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5511726756599924930" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hakan Balta gibi stoper bekin olacağına Sabri gibi yardıran savunma kenarın olsun özdeyişine sadece son 1 aydır değil, Balta'nın Galatasaray'a transfer olduğu günden beri inanan biri olarak Insua transferini çok gereksiz bulduğumu söylemem pek mümkün değil.. Stoper beklerin dünyadaki kullanım alanlarına saygım var ama benim için herkes kendi pozisyonunda güzel bu oyunda.. Sağda yer alan çılgın Sabri'li Galatasaray'da formu yerinde bir Balta denge unsuru olarak önemli görevler alabiliyordu ama daha fazlasını hiçbir zaman göremedik.. Bek için ne Sabri gibi açıktan devşirme, ne de stoper orijinli oyuncu kullanımı, pozisyonun gerçek oyuncularının oynaması gerektiğine inanırım ama ikili arasında bir tercih yapmam gerekirse beke daha çok benzeyen Sabri her zaman daha önemlidir benim için.. Insua çok büyük katkı yapacak, pozisyonu sürükleyecek bir futbol profilini şu ana kadar göstermedi ama Liverpool deneyimi tek başına önemli kriterdir.. Dahası, Galatasaray belki de ilk defa bu kadar hücumcu iki tane bekle birlikte oynayacak.. Ki bunun açılımlarını Insua forma giymeye başladıktan sonra çok daha iyi göreceğiz.. Balta'sız bir Galatasaray, hücumda bir kişi fazla Galatasaray'dır.. Savunma üzerindeki riskleri ise elbette ayrı bir tartışma konusudur..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkilinin Galatasaray'a hayırlı olmasını temenni ediyoruz ama bu ahval ve şerait içinde umutlarımız büyük değil.. İşler düzelmezse ya da kötüye giderse suç bu oyuncularda olmayacak, onların yanlış tercih olması hiçbir zaman önlerine gelmeyecek.. Avrupa'sız Galatasaray'da iki topçu için en iyi şey budur belki de..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-7544346195035539947?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/7544346195035539947/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=7544346195035539947&amp;isPopup=true' title='17 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/7544346195035539947'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/7544346195035539947'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2010/09/zvjezdan-misimovic-emiliano-insua.html' title='Zvjezdan Misimovic &amp; Emiliano Insua'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TH1_QJA339I/AAAAAAAADxo/g0kgh4CYj1E/s72-c/Misimovix.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>17</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-1657122503885935735</id><published>2010-08-31T01:59:00.004+03:00</published><updated>2010-08-31T02:58:05.387+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Galatasaray Maçları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Eskişehirspor 1-3 Galatasaray</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/THw4OAO7I4I/AAAAAAAADxY/dAtYlid1iAo/s1600/Eski%C5%9Fehir+-+Galatasaray.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 266px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/THw4OAO7I4I/AAAAAAAADxY/dAtYlid1iAo/s400/Eski%C5%9Fehir+-+Galatasaray.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5511341857226564482" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Frank Rijkaard'ın sahaya sürdüğü 11'de yarım saatte pestili çıkan ve hiç hazır olmadığı her halinden belli olan Elano bulunuyorken ondan çok daha iyi durumda olan Lorik Cana'nın yedek beklemesinin anlamı nedir bilmiyorum.. Yine bir mesaj mıdır, yoksa takım problemlerine bir bakış mıdır fazla fikrim yok ama bunun garip olduğu kesin.. Artık oradaki kalitesizlikten sıkılan Rijkaard'ın Elano'ya sarılması olarak okunabilir ama bugüne kadar yaptığı tercihler sanki bunu doğrulamıyor.. Diğer olaysa gizemli bir şekilde alttan alttan, çeşitli konularda ısıtılmaya devam ediyor Galatasaray'da..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elano'nun sol iç olduğu geçen seneki 4-3-3 düzeninden tek fark sağ açıktaki Barış'ın varlığıydı.. Çizgide bulunan bir fizik güç, Arda'nın içeri yaptığı dalışları artırmasına neden oldu ve boşalan sol çizgi bol bol Elano tarafından süpürüldü.. Brezilyalı'nın erken tükenmesinde sol koridor kontrolü mutlaka etkili olmuştur ama geçen seneden izler gösteren Elano'lu düzen ligin ilk haftasından çok da farklı görünmüyordu Galatasaray'da..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilinçli/isabetli uzun top kullanabilen tek savunma elemanı Neill'ın attığı topta Ivesa'nın yaptığı hata bizim fırsatçı Baros tarafından değerlendirildi ve Sivas'ta olduğu gibi takım yine erken bir üstünlük buldu.. Sonrasında yaşananlar dejavu.. Daha önde basmaya çalışan Eskişehirspor'un yavaş yavaş Galatasaray üzerindeki etkisi ve iki takımın düzenli bir şekilde sola kayışı.. Böyle durumlarda ortaya çıkan top tutan oyuncu gerekliliği Arda'nın takımı yavaşlatan yapısıyla dezavantaja dönüşürken, fizik eksikliği daha 10. dakikada ortaya çıkan Elano da bu konuda Galatasaray'ın yarasına merhem olmaktan uzaktı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eskişehirspor'un Batuhan'ı ileride tek bırakan, çizgilerde Tello ve Burhan ikilisini kullanan, orta üçlüde de Doğa ve Pele'nin önünde Sezer'i bulunduran yapıları hem merkezde, hem de ileri hatta sıkıntılıydı.. Geriden top çıkmayınca savunmaya çok yaklaşan Pele, merkezi parçaladı.. Sistem gereği Batuhan'ın yanına girmesi gereken çizgi oyuncuları da bu görevi yerine getiremediler.. Burhan Eşer 1-2 pozisyonda sağı zorlayıp toplu oyunda Batuhan'a yaklaşmaya çalıştı ama top Galatasaray'dayken santrfordan çok koparak sistemin işlemesini engelledi.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne var ki Galatasaray, vasat bir sistemden bile rahatlıkla gol yiyebilen bir takım.. Soldan ortalanan topta, 10 dakika önce harika bir top çıkaran Ufuk'un yaptığı hata ve orada biten stoper Vucko'nun (Trabzonspor önünde Semih'in ortasına kafayı vuran Lugano?) eşitliği bulması hem takım adına, hem de ideale yaklaşma bağlamında ev sahibi için önemliydi.. Golden sonra hiç etki yaratamayan Galatasaray'ın yavaş yavaş geriye yaklaşması ve bireysel hata sonrasında yediği gol, devreye moralle giden ev sahibi faktörüyle birleşince ikinci yarı adına fazla umut vadetmiyordu..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rijkaard ikinci yarıya muhtemelen maçın başında 45 dakikalık yakıtı olduğunu bildiği Elano'yu kenara alarak Karpaty maçının hayalet kurtarıcısı Aydın'ı oyuna sürdü.. Barış ortaya, sağ içe çekildi ve ünlü Sarp-Barış-Ayhan merkezi tekrar yürürlüğe girdi.. Ters kanatlardaki Aydın-Arda ikilisi ise zamanla Arda'nın yine içe doğru, serbest bir yapıya yönelmesiyle farklılaştı.. İlk yarıdaki 4-3-3'ten daha klasik olan bu yapı yine sahada etki yarattı.. Galatasaray ikinci 45 dakikanın başından itibaren sahaya belli bir baskı koymayı başardı.. İlk 1 saatin dolmasıyla Tello'nun yerine oyuna giren Alper, Eskişehir'i biraz düşürdü.. Barış yerine giren Cana ise yine ceza sahası salvosu yapabilen tek Galatasaray orta sahası Sarp'ı sol içe çıkardı.. Hemen arkasından solda Arda - Sarp işbirliğiyle gelen 2. gol hazırlığı benim açımdan fazla sürpriz değil ama maç boyunca Eskişehirspor'da süren pozisyon hatalarını tekrar izleyicilerin gözüne soktu.. 3 dakika sonra bunun ayyuka çıktığı 3. gol ise maçı bitiren hamle oldu.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki farklı avantajdan sonra maç boyu tandemde sırıtan günlerinden birini yaşayan Neill'ın yerini Zan'la sağlama alan Rijkaard'ın düşüncesinde hem Neill'ı o bölgeden uzaklaştırmak, hem de Batuhan'a doğru top şişirecek Eskişehir takımına karşı Servet'i desteklemek rol oynuyor olabilir.. Lakin çıkan oyuncunun maç boyu iyi bir performans gösterdiğine inandığım ama yıpranmış Serkan Kurtuluş olurken, Neill'ın sola geçmesi oldukça ilginçti ve Balta için iyi mesajdı.. Genç Serkan için bir parantez açalım burada.. Sezon başı kampında düzenli sol bekte değerlendirilen Serkan'ı geçmiş yıllara göre çok daha çabuk ve güçlü bulmuştum.. Eskişehir önünde de bunun devam ettiğini gördüm.. Tekniği fena olmayan ama defans için hem çok toy, hem de çok yumuşak olan Serkan'ın handikaplarını azaltmaya çalışması güzel duruyor.. Kurtuluş hala 90'lı, yani 20 yaşında.. Ve yaşına göre vadettiği hala fena görünmüyor..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok daha iddialı Galatasaray'ların çok daha iddiasız Eskişehir'lere kaybettiği bu ligde profillerin değiştiği bir ortamda Galatasaray, 3 gollü deplasman galibiyeti alabiliyor.. Futbolun cilvesi için ayrı bir madde olarak tarihe geçebilir bu maç.. Milli maç arası öncesi çok önemli olan bu galibiyet, maç sonrası sevinci hem ekrana, hem de gazetelere yansıyan Frank Rijkaard açısından bile sevindiricidir Galatasaray camiası adına.. Takımın elbette çok ihtiyacı vardı ama sanıyorum bu galibiyeti en çok Rijkaard istiyormuş..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-1657122503885935735?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/1657122503885935735/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=1657122503885935735&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/1657122503885935735'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/1657122503885935735'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2010/08/eskisehirspor-1-3-galatasaray.html' title='Eskişehirspor 1-3 Galatasaray'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/THw4OAO7I4I/AAAAAAAADxY/dAtYlid1iAo/s72-c/Eski%C5%9Fehir+-+Galatasaray.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-8752700178009981837</id><published>2010-08-27T19:26:00.002+03:00</published><updated>2010-08-27T19:40:22.270+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çizgi roman'/><title type='text'>Spider-Man Blue &amp; Daredevil Yellow</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/THfnRzInM3I/AAAAAAAADxI/HYathrAOrzo/s1600/Spider-Man+Blue.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 255px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/THfnRzInM3I/AAAAAAAADxI/HYathrAOrzo/s400/Spider-Man+Blue.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5510126962081215346" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/THfnR4xYg9I/AAAAAAAADxQ/aSiodzrd31k/s1600/Daredevil+Yellow.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 260px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/THfnR4xYg9I/AAAAAAAADxQ/aSiodzrd31k/s400/Daredevil+Yellow.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5510126963594396626" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hoz Comics Spider-Man yayınlarına ara verdiği günden beri çizgi romanın bu ülkedeki yayıncılığıyla bağlantıyı kesmiş gibi olmuştuk ama bu güzel yayınevinden gelen son haberler yine buraya taşımaya değer.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çizgi roman yazarlığının yetenek küplerinden Jeph Loeb'in yazdığı Tim Sale'in çizdiği Spider-Man Blue ve Daredevil Yellow gibi eserler yeni dönemde Türkçe yayınlanacakmış.. Bu tek ciltlik iki çizgi roman da bu dünyanın başyapıtlarından biri ve iki karakterin doğuşu ve gelişimi hakkında çok önemli bilgiler içeriyor.. Benim için tek eksiği (ki başkasına göre güçlü yanı olabilir bu) çizimlerinin modern olmaması ama hikayeler o kadar güzel ki bunun fazla önemi kalmıyor.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Spidey yayınlarıyla bizi bizden alan Hoz'un Blue'su bir yana, Daredevil Yellow beni asıl heyecanlandıran hadise.. Mett Murdock ve onun karmaşık hayatı Marvel evreninde Spider-Man'den sonra en çok ilgimi çeken konulardan biridir.. Arkabahçe'nin çıkardığı düzenli Daredevil yayını beni kendimden geçiriyordu ve onların işi tekrar küçültmesi biraz da bu nedenle çok üzmüştü.. Özellikle sayı sayı yayınlara başlamadan önce tek cilt olarak çıkardıkları "The Man Without Fear" (Korkusuz) eserini eğer bulma fırsatı olursa oldukça klas bir çeviriyle herkese öneririm.. Yellow eğer beklenen başarıyı sağlarsa Daredevil'ın da her ay yayınlanabilme ihtimali şu an için yeteri kadar sevindiriyor zaten.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine bu ikilinin yazdığı Hulk Grey de bir başka renk eseri olarak yeni dönemde yayınlanacakmış.. Hulkseverler için de muazzam bir haber bu.. Arkabahçe, Yeşil Dev'in de en güzel sayılarını yayınlıyordu kapanmadan önce.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bunların yanında bir X-Men de yakışacak Hoz Comics'e eğer olursa.. Bekliyoruz hepsini..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-8752700178009981837?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/8752700178009981837/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=8752700178009981837&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/8752700178009981837'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/8752700178009981837'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2010/08/spider-man-blue-daredevil-yellow.html' title='Spider-Man Blue &amp; Daredevil Yellow'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/THfnRzInM3I/AAAAAAAADxI/HYathrAOrzo/s72-c/Spider-Man+Blue.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-3310243994066413205</id><published>2010-08-27T14:11:00.002+03:00</published><updated>2010-08-27T14:20:08.851+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Javier Mascherano Barcelona'da</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/THedo4EdrPI/AAAAAAAADxA/9W8oZpCDLnc/s1600/Javier+Mascherano.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 276px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/THedo4EdrPI/AAAAAAAADxA/9W8oZpCDLnc/s400/Javier+Mascherano.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5510045994682526962" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Javier Mascherano'nun Liverpool'a çektiği restin altında Barcelona'dan aldığı zehrin etkisi büyük.. Cesc peşinde koşan Barca geleceği garanti altına almaya çalışıyordu ve aslında bu sene için çok önemli bir hamle değildi Fabregas.. Mascherano'ysa Yaya Toure'nin boşalttığı pozisyon için birinci önceliklerden biriydi ve başarılı bir transfer oldu Barcelona için.. Anlaşma 4 yıllık, Mascherano senede 5.5 milyon euro kazanacak.. Bonservis ise yaklaşık 24 milyon euro.. Bir Yaya değil ama savunma önünü iyi oynayan biri için toplu oyunda da Barcelona'ya iyi hizmet edecektir.. Barcelona boyunu biraz daha kısalttı Mascherano'yla birlikte, Zlatan'ın da gitmesi ve Villa'nın merkez forvete yerleşmesiyle iyice pigmeler takımına dönmüş olacaklar.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jose Mourinho şimdiden duran top çalışmalarına başlar..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-3310243994066413205?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/3310243994066413205/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=3310243994066413205&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/3310243994066413205'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/3310243994066413205'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2010/08/javier-mascherano-barcelonada.html' title='Javier Mascherano Barcelona&apos;da'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/THedo4EdrPI/AAAAAAAADxA/9W8oZpCDLnc/s72-c/Javier+Mascherano.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-7582160583938405566</id><published>2010-08-27T00:05:00.005+03:00</published><updated>2010-08-27T03:24:56.477+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Galatasaray Maçları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Skandal</title><content type='html'>Bu gece takım o kepaze golü yemese de bu başlık değişmeyecekti, sadece iki noktadan sonra "Kurtarıcı Aydın" eklemesiyle devam edecekti.. Blog Kasım 2007'de açıldı, o günden bugüne Galatasaray'la ilgili çoğunlukla saha çizgilerinin içinde neler olduğuyla ilgilenmeye çalışıyorum.. Burada maç yazıları yazıyoruz, bunun için lige dair sadece bu amaçla farklı bir blog açıp Türk Futbolu'na dair farklı bir kaynak yaratmaya çalışıyoruz.. Ama bunları hep 90 dakika içinde gerçekleşen aksiyonların odağında oluşturmaya çalışıyoruz.. O 90 dakikada "bir şey" olmayınca şurada ne yazabilirsin ki? Bu maçın yazısı beş cümleyi geçmez ve o cümleler kesinlikle bu skandal maça fazla gelir.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu iş yapılmayan transferle açıklanamaz.. Galatasaray bugün Karpaty Lviv deplasmanına "Aykut, Gökhan, Aydın, Cana, Serkan, Musa, Emre Çolak" yedekleriyle geliyorsa ortada çok daha büyük bir futbol problemi vardır ve Galatasaray 2 tam sene ve 1 sezon başında daha bunları çekmeye devam ediyor.. Takımın ilk 11'inin durumu ortada, kenardaki oyuncular bunlar.. İki tane orta sahayı getirip bu takımın 11'ine koy ve Barış - Sarp ikilisini kenara al, değişen çok şey var mı? Maç sıkıntıya girerse neyle çevireceksin? Galatasaray sezon başında Kewell, Elano (bu nasıl bir yalan belli değil), Batdal, Sabri ve Pino'yu çok kritik bir maça sakat getiriyor.. 2 seneyi sakatlıkla yakan takım bu seneyi de yakmaya devam ediyor.. Ve böyle bir yedek kulübesinde de Cana, Aydın ve Emre Çolak maç kurtarmak için oyuna giriyor.. Pino transferinde oyuncunun var olan potansiyeline dair yapması gereken sıçramayı sakatlıkları nedeniyle yapamadığı haberlerini okuyoruz ama Galatasaray, bir yabancı transferini böyle şekillendiriyor.. Kewell'ın durumu belli, Sabri bütün dayanıklılığına rağmen injury prone, öyle olmayanların da yaşadıkları belli.. Bunların hepsini sağlık ekibiyle ya da kötü çalışmayla açıklayamazsınız ki.. Yeni sağlık ekibi geldi ve neler değişecek göreceğiz.. Galatasaray'da hocalar değişiyor ve bunların değişmediğini de görmeye devam ediyoruz.. Her hoca mı kötü çalıştırıyor takımı? Yoksa Galatasaray takımı bu anlamda sıkıntılı bir oyuncu topluluğuyla çalışıp yan etkenlerle sağlıklı olanlar sorunu büyütüyor mu? Galatasaray'da da, Arsenal'de de, Juventus'ta da durum biraz bunlar üzerinden değerlendirilmeli.. Böyle bir yapı içinde Galatasaray hala Rosicky'ye gidebiliyor.. Gelir 30 maç oynar, takımı taşır orası ayrı.. Ama 2009 Mart'ında futbolu bırakma haberleriyle gündemden düşmeyen, 2 sene önceyi boş, geçen seneyi tamamı az süreli, yarısı ilk onbir, 20-25 maçla geçirmiş, ondan önceki sene sadece 18 maça çıkabilmiş, kariyeri boyunca injury prone olduğu bilinen Rosicky riskini böyle sorunlar yaşayan bir takım alabilir mi? Almaya çalışıyor işte Galatasaray.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada Rijkaard'a sınırsız destek veriyoruz ama sanıyor musunuz ki ondan gelen yanlışların farkında değiliz.. Bu Skibbe için de böyleydi, öncesinde Hagi için de öyleydi, şimdi Rijkaard için de aynı şekilde.. Galatasaray'da iyi bir 4-3-3 görmek tek hayalimdi ve Rijkaard mükemmel bir tercihti.. Bu 4-3-3'ün içinde pas yapan bir yapı ise benim hiçbir zaman en büyük isteklerimden olmadı, ama işin kreması olacaksa başımızın üstünde yeri vardı.. Rijkaard bu yolu seçti ve özellikle bunu oynatmaya çalıştı, teknik adam tercihidir ve altını doldurabildiği kadar bu tercihiyle yargılanır.. Ama çok uzun süredir merkezi Sarp - Barış - Ayhan'dan oluşturup önde oynamayı, topa hakim olmayı beklemek çok iyimser görünüyor ve olmuyor.. 4-3-3 değil de 4-4-1-1 üzerinden devam etmeliyiz düşüncemin temelinde de bu yatıyor.. Rijkaard'ın yapması gereken pragmatik davranmak ve çok kalitesiz merkezi çift için önüne yaratıcı bir oyuncu çekerek kullanılamayan kenarlara da bir hareket getirmek.. Rijkaard'ın bunu görmemesi mümkün değil ama bu ısrarcılığın altında ya bir mesaj aramak, ya da futbol dışı cümlelerle desteklemek gerekiyor ve kulübün içinde olmadığımız için bir şey diyemiyoruz.. Rijkaard bu takımdan kesinlikle çok daha iyisini çıkarmalıydı.. Çıkarabilirdi de, sonuç olarak net başarısızdır.. Ama bu pragmatik düşüncenin içine girmeyip tercihini başka bir şekilde yapması hem takım yapısı, hem de yönetim anlayışıyla ne kadar okkanın altına gidebilir? Benim için gitmiyor ve hiçbir zaman da gitmeyecek.. Rijkaard'ın Galatasaray olayı bitmiştir ve ben bunu Mart ayındaki kongreden sonra Polat'la oynadıkları çift kişilik oyundan beri biliyorum.. Ama Rijkaard benim için bir simgedir, yanlışları olsa da bu böyledir.. İstediği transferlerin yapılmadığı, nüvesi hep sağlıksız oyunculardan kurulu bir kadroyu barındıran ortamda sezon başına 10 puan fazlasını almasının, Avrupa Ligi'ne devam etmesinin, takımı CL'ye sokmasının da hiçbir önemi yoktur.. Bu takım Gerets'le şampiyon oldu, Kalli'nin devamında son derece sıkıntılı bir yapıyla şampiyon oldu.. Devamında ne oldu? Rijkaard bu pragmatizmle, bambaşka bir düşünceyle takımı daha iyiye götürse, daha iyi top oynatsa, şampiyon olamasa da CL'ye soksa ne olur? Son 10 yıldır bu kulüpte sayılı başarıdan sonra ne olduysa o olur.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rijkaard en sonunda basın toplantısında patlamış ve savunmaya adam istedim almadılar, aldıkları da oynayamıyor demiş.. Çok büyük bir sorunu ilk defa açık bir şekilde dile getirmiş.. Yücedağ yarın çıksın bunu da ben yanlış çevirdim desin, bekleriz.. Net bir şekilde istedikleri yapılmıyor hocanın.. Bu, geçen sene de böyleydi, bu sene de böyle olmaya devam ediyor.. Geçen seneki başarısızlık oyuncuların çoğunu kendi getiren Üstünel'e patladı.. Bu sene de başkasına patlar.. Orası sorun değil.. Ama Rijkaard diyor ki ben istifa etmeyeceğim.. Ben de diyorum ki sonuna kadar seninleyim.. Skibbe'yle de oldum, Rijkaard'la da olurum.. Varsın bazı terbiyesizler çıkıp bu açıklama ben paramı istiyorum demektir desin, değişir mi? Skibbe'nin yardımcıları kovulduğunda istifa etmeyince de dediler bunu.. Küçük adamlar, o paranın 5 katını cebinden çıkarıp masaya koyabilecek adamların para için yaşadığını, onursuz davrandıklarını söyleyebilir.. Hayat böyle.. Ama biz bir basın toplantısı bilgisi için ekranı açtığımızda bunlarla karşılaşıyoruz.. Bu da ülkenin futbol açılımı, bozdur bozdur harca gönül rahatlığıyla.. Ama benim Rijkaard'ıma, bu kötü futbolda büyük payı olan adamıma karışma.. Hadi karış da sen, bu benim ve benim gibi düşünenlerin umrunda değil ve hiçbir zaman da olmayacak.. Sen onu bil ve sabahtan akşama tatava yapmaya devam et.. Ben Skibbe ve Rijkaard'ımla, başarısız bir Galatasaray'la beraber mutlu olmaya devam edeceğim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hadi eyvallah..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-7582160583938405566?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/7582160583938405566/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=7582160583938405566&amp;isPopup=true' title='22 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/7582160583938405566'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/7582160583938405566'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2010/08/skandal.html' title='Skandal'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><thr:total>22</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-7124937127206113051</id><published>2010-08-26T13:01:00.005+03:00</published><updated>2010-08-26T13:38:07.810+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Trabzonspor vs. Liverpool</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/THY7semQnnI/AAAAAAAADw4/iLrmXKuOOKs/s1600/Trabzonspor+-+Liverpool.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 193px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/THY7semQnnI/AAAAAAAADw4/iLrmXKuOOKs/s400/Trabzonspor+-+Liverpool.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5509656829448199794" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Liverpool, Trabzon'a çok büyük problemlerle geldi ve çok büyük ihtimalle sezon boyu bu ve benzer sorunlarla uğraşmaya devam edecekler.. Geçen sene takımda bir teknik adam sorunu yoktu ama Benitez'in Liverpool'la misyonunu tamamladığı belki doğruydu.. Roy Hodgson geçen sene Fulham'da yaptıklarından sonra büyük takım denemesini yaptı ama başlangıç pek iyi olmadığı gibi hem yönetim anlayışı, hem de oyuncu değerlendirmesi itibarıyla durumları parlak görünmüyor..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Javier Mascherano problemi gittikçe büyüyen takımda bir de Dirk Kuyt sorunu patlak verdi.. Geçtiğimiz hafta Inter Başkanı Massimo Moratti'yle görüştüğünü ve oyuncularına asılan İtalyanların bu iki oyuncuyla ilişkisini keseceğini açıklayan Roy Hodgson'u yalanlayan açıklamalar geliyor.. Kuyt'ın menajeri Inter'le hala görüşme içinde olduklarını ve transferin gerçekleşebileceğini belirtmiş.. Sadece Inter tarafından değil, Barcelona tarafından da ısrarla istenen Mascherano'nun kulüple bağları kopmak üzere.. Poulsen ve Jovanovic'le düşük profil oyuncu tercihlerine bu sene de mecburiyetten devam edeceğini gösteren takım Benitez'in gidişiyle taraftarına da umut vadetmiyor..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trabzonspor'da Umut Bulut olayı takım için talihsizlik.. Ama maç öncesi oluşan hava başka bir tehlike.. Trabzonspor'un bahis oranları sadece dünyaca ünlü bürolarda değil, iddaa'da bile 3.20'den 2.30'a düşmüş durumda.. Şu anda oluşan hava Trabzonspor'lu futbolculara Liverpool'u elemeleri gerektiğini söylüyor ve herkeste büyük bir ümit mevcut durumda.. Liverpool, Türkiye'ye Torres, Gerrard, Mascherano, Agger, Maxi ve Jovanovic'ten yoksun bir takımla geldi ama bu geceki hücum hattı Babel - Joe Cole - Kuyt ve önlerindeki N'Gog'tan oluşması muhtemel Liverpool hala klas takım.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şenol Güneş sadece önemli bir maça çıkmayacağız, aynı zamanda elersek tarih yazacağız diyor.. Oyuncuların bu bilinçle maça hazırlandığını bilmek güzel.. Benim gözümde bu maçta Trabzonspor'un turu geçmesi normal sonuç, zira oyuncu kalitesi olmasa da takım organizasyonu olarak daha iyi oldukları bir takımla oynayacaklar.. Fenerbahçe maçındaki ilk 11'in aynısını bekliyoruz, Umut'un yokluğu forveti çiftleyecek açık oyuncusu için büyük şanssızlık ama Jaja belki maçın ikinci yarısında bu kontenjandan mücadeleye dahil olabilir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avni Aker'in kendi takımını etkileyen kendine has baskısı maç öncesi oluşan Trabzonspor turu geçmeli havasıyla birlikte Trabzonspor'a yine zarar verebilir.. Şenol Güneş'in düşüncelerine kulak vererek hazırlanmak en güzelidir ve maça gidecek seyircilerin de bunu aklında bulundurması gerekir.. Bugün Trabzonspor en büyük farkı oyunun merkezindeki kaliteli üçlüsüyle yaratabilir ve bu açıdan oldukça zayıf görünen Liverpool orta sahasıyla cebelleşmelerini şimdiden merakla bekliyoruz.. Maçın sonu Karpaty Lviv maçına kurban gidecek gibi görünüyor ama turun gidişatına göre tercihimiz bu gecelik değişecek gibi duruyor.. Geçen seneki Bursaspor gibi ligin bu seneki en sempatik takımı olmaya aday olan Trabzonspor'a başarılar diliyoruz..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-7124937127206113051?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/7124937127206113051/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=7124937127206113051&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/7124937127206113051'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/7124937127206113051'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2010/08/liverpool-vs-trabzonspor.html' title='Trabzonspor vs. Liverpool'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/THY7semQnnI/AAAAAAAADw4/iLrmXKuOOKs/s72-c/Trabzonspor+-+Liverpool.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-4674244794723321854</id><published>2010-08-26T01:18:00.002+03:00</published><updated>2010-08-26T01:39:23.914+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Maç Yazıları</title><content type='html'>Türkiye'de futbol yorum programlarının çoğunun lig maçından daha fazla izlendiği, maç yorumcularının teknik direktörlerden daha fazla itibar gördüğü, daha çok tanındığı ve daha fazla para kazandığı bir dönemde yaşıyoruz. Öyle ki; şöhretli eski futbolcular jübile yaptıktan sonra teknik direktör olmak yerine ulusal kanallarda birer koltuk, ulusal gazetelerde birer köşe kapıp maç yorumu yaparak kariyer edinmeyi tercih ediyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu mesleğin bir okulu ve yazılı standartları yok ama bir odağı var. MAÇ. Esas olan maçı yorumlamak, maçı yazmak. Türkiye'de ise gelenek maçı bir kenara bırakıp kulüp yönetimlerinin, teknik direktörlerin, futbolcuların, hakemlerin ve hatta taraftarların teknik sosyal, psikolojik ve ekonomik açıdan doktora yapmış bilirkişi edasıyla yorumlanması. Maç hakkında görsel ve yazılı basında karşılaşacağınız yorumların kapsadığı alan incir çekirdeğini dolduracak kadar ya var ya yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maç ile yapılan kritiklerin ortak özelliği ise normatif olması. Yorumcu ve yazarlarımızın birçoğu futbol sezonu boyunca maçları kendi ideal futbol algı ve doğrularına göre izleyip ona göre yorumluyorlar. Eh, haliyle maçları izleyememiş insanların ertesi gün televizyon ve gazetelerde yorumculardan maç hakkında öğrendikleri ise aşağıdakiler oluyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Teknik direktörlerin hangi diziliş ve taktikleri kullanması gerektiği, kimi değiştirip oyuna alması gerektiği,&lt;br /&gt;* Futbolcuların hangi mevkide hangi görevle oynaması gerektiği,&lt;br /&gt;* Hakemin hangi kararı vermesi gerektiği,&lt;br /&gt;* Taraftarların hangi dakikada nasıl ve ne tür tezahürat yapması gerektiği,&lt;br /&gt;* Yönetimlerin ne kararlar alması gerektiği, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunların hiçbiri değersiz görüşler değil ama odak olmaktan ziyade normatif ve öznel yorumlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa maç yorumculuğunda esas, dayanağı olmayan, doğruluğu kanıtlanamayacak varsayımsal bir yöntemle maçta olması gerekenleri değil; maçta olanları, sıradan bir futbol izleyicisinin gözden kaçırdığı detayları, bilmediği teknik konuları somut veriler ve görsellerle anlatmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maç Yazıları sitesinde bilgimizin el verdiği ölçüde bunu yapmaya çalışacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Teknik direktörlerin maçta hangi diziliş ve taktikleri kullandığını, oyuna nasıl müdahale ettiklerini,&lt;br /&gt;* Futbolcuların hangi mevkide hangi görevle oynadığını,&lt;br /&gt;* Hakemin ne kararlar verdiğini,&lt;br /&gt;* Taraftarların maça nasıl katıldığını,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;vb. maçla ilgili birçok detayı somut veriler, görseller ve hikayeler eşliğinde öğrenmek ve tartışmak isteyenleri bekliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.macyazilari.com/"&gt;MAÇ YAZILARI&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://devrimderki.blogspot.com/"&gt;Borges&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://cartalete.blogspot.com/"&gt;Cartalete&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://lambuja.blogspot.com/"&gt;Lambuja&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://noatsamisa.blogspot.com/"&gt;Noat Samisa&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://pclionfc.blogspot.com/"&gt;PCLion FC&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://tardinibufe.blogspot.com/"&gt;Tardini Büfe&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://uzunpaslar.blogspot.com/"&gt;Uzun Paslar&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-4674244794723321854?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/4674244794723321854/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=4674244794723321854&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/4674244794723321854'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/4674244794723321854'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2010/08/mac-yazlar.html' title='Maç Yazıları'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-5603320376102932394</id><published>2010-08-23T10:23:00.004+03:00</published><updated>2010-08-23T12:20:10.929+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Lider?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/THIiaTIW6gI/AAAAAAAADww/0wVBGnsjdSA/s1600/Rijkaard.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 265px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/THIiaTIW6gI/AAAAAAAADww/0wVBGnsjdSA/s400/Rijkaard.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5508503129434810882" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;"Son 10 dakikada takımdaki lider vasfında olması gereken arkadaşımız olmadığı için, bu da futbolcularda bir yan etki yaptı."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cümlenin yapısı bozuk ama haber sitelerinde yer alan şekli bu.. Mustafa Yücedağ hangi cümleyi bu hale sokmuştur onu bilmek imkansız ama Rijkaard ne ima ediyor olabilir burada? Takımda bu vasfı belli olan yabancılar varken işaret ettiği adresin ülke dışı olduğunu ben sanmıyorum.. Bu cümlenin altında yine önemli şeyler yatıyor muhtemelen.. Dünkü performanslar bağlamında kişisel bahis listem şudur:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arda Turan: 1.20&lt;br /&gt;Milan Baros: 10.00&lt;br /&gt;Lucas Neill: 13.00&lt;br /&gt;Lorik Cana: 15.00&lt;br /&gt;Harry Kewell 20.00&lt;br /&gt;Mustafa Sarp: 100.00 (parayı yatıran iyi kaldırır uzun vadede)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Not: Dün gece oynayıp kayda değer olmadığı düşünülen isimler listeye alınmamıştır..&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-5603320376102932394?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/5603320376102932394/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=5603320376102932394&amp;isPopup=true' title='25 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/5603320376102932394'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/5603320376102932394'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2010/08/lider.html' title='Lider?'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/THIiaTIW6gI/AAAAAAAADww/0wVBGnsjdSA/s72-c/Rijkaard.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>25</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-2667264555673555339</id><published>2010-08-23T00:34:00.005+03:00</published><updated>2010-08-23T01:57:38.293+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Galatasaray Maçları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Çöküş</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/THGZKUDcicI/AAAAAAAADwo/3aWoI19opnM/s1600/Galatasaray+-+Bursaspor.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/THGZKUDcicI/AAAAAAAADwo/3aWoI19opnM/s400/Galatasaray+-+Bursaspor.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5508352221711731138" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;4-2-4'le başlayan, 4-4-2'yle devam eden, 4-3-3'le dünyayı değiştiren bu sistem üçlüsünün doğuşunda ortak bir futbol düşüncesi var.. Oyunu kenarlardan oynamak, çok moda olan takımların boy kısalığı-uzunluğu yanında hep gözden kaçan genişliği olabildiğince iyi kullanmak.. Oyunu 40 metrede oynamak herkesin en az bir kere bahsettiği bir futbol gerçeğidir.. 70 metreye çıkarsa hani şu rakip o büyüyen alanda cirit atar, sistemini bozar, kendi istediğini sana kabul ettirir vs.. Bu futbolun bir gerçeği, ama fazla bahsedilmeyen genişlik başka bir gerçeği.. 4'lü defansın 3'lülere karşı kurduğu üstünlükte kilit rol oynayan bekler bu genişliğin de ana maddeleri.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2000'lerde Jose Mourinho'yla tekrar moda olan ama Portekizli'nin savunmayı temel alarak ama hücumdan asla ödün vermeden Chelsea'de tekrar parlattığı 4-3-3'ü iyice cilalayan, o senelerin devamında Barcelona'daki uzay futboluyla en tepeye koyan ve bir anda dünyanın en büyük modası haline getiren Frank Rijkaard, Galatasaray'ın başına geçtiğinde düşüncemiz tekti.. Bu hiyerarşinin en tepesindeki, bu en modern yapının Türkiye'de belki de ilk defa, gerçek anlamda yürürlüğe konması ve bu topraklarda onu izleme şansına sahip olarak önemli bir deneyime sahip olacak olmanın mutluluğu.. Kimine göre Robinho'yu, Baros'u, Kewell'ı, Rijkaard'ı, Schuster'i bir takımda görecek olmak büyük bir heyecandır, bana göre döneminin en üst mertebesi olan bir sistemin o takıma transferi de bunlarla yarışır.. Heveslendik, geçen sene bir önceki sezonun ardılıyla yapılan başlangıç sonrasında Elano transferi ve dönülen 4-3-3'ün bekleneni verememesi eşliğinde gelen 5.likle dağıldık, zaten çok da konuştuk geçen sezon, tekrara gerek yok.. Ama merkezdeki 3 oyuncuyla anlam kazanan ve kenarları kullanmanın en geçerli yol olduğu bu sistemi Rijkaard'ın ikinci senesinde bu 11'le gördüğün ortamda kelimelerin kifayeti kalmıyor, maç üstüne içilen bir şişe Niğde Gazozu'yla gece geçirmekten başka yapacak iş olmuyor..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün takımın sağ açığı Pino sakat ve Galatasaray kenar odaklı bu sisteminde sahaya 2 sene öncesinden olmayacağını bildiği bir ikiliyle çıkıyor.. Takım 4-4-1-1'le başlayıp yürütemediği Karpaty Lviv maçını 50. dakikada dönülen bozuk 4-3-3'üyle çevirmiş, sağda atıl kalan Arda'yı solda büyük bir iştah ve harika bir oyun gösteren Kewell gölgelemiş ve Rijkaard muhtemelen biraz da buna güvenerek Arda'yı daha maçın başında sağa atmış.. Skibbe zamanı konusunda bilgilendirilmiş midir Rijkaard bilmiyorum.. Ama sağ açıkta yine sureti mahkeme duvarına dönen Arda Turan'la, şu anda TSL'nin en berbat bek ikilisi olması muhtemel Ali - Balta ikilisiyle ve arada kalmış, Ali Tandoğan tarafından topu ayağına her alışında markaja alınır gibi yapışılan Kewell'la kenar odaklı sistemi ne kadar işletebilirse Galatasaray, o kadar işletti bugün de.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sarp - Ayhan - Barış üçlüsüyle zaten merkezde yaratıcılığı minimuma inen takım iyice kenar odaklı hale gelirken 3'ü yerlerde sürünün çizgi performanslarıyla Galatasaray'ın bugün Bursaspor karşısında gösterdiği oyun beklentilerin ötesindedir ve tabela 0-2 yazar.. Takım için en acı gerçek bu, ötesi de tandem önü Sarp'ın bu merkezden ceza sahası içine salvo yapmaya çalışan tek oyuncu olması.. İlk goldeki hatası, Volkan'ın kafasına bile bile çarptırdığı topla ikinciyi yedirmeye yaklaşması yanında Sarp, Galatasaray'ın merkezden hücuma çıkmasının tek yolu ve buna neden olan adres de bugün İbrahim Yazıcı'nın yanında beti benzi atmış bir şekilde maç izlerken, adamları maçtan sonra "Transfer 1 Eylül'de bitiyor ve o zamana kadar gerekli oyuncuları alacağız." demekle yetiniyordu.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen hafta Sercan ve Nunez'in nitelikli yapılarıyla sahaya çok klas bir 4-4-2 koyarak lige giren Bursaspor için maçtan sonra başladığım ama asla yayınlayamadığım yazıda "Şampiyon gibi" başlığı atmıştım.. Ertuğrul Sağlam'ın geçen sene Sami Yen'de oynadığı ve Galatasaray'ın sezonu kapamasına rağmen iyi oynadığı maçta iyi bir karşılık vererek sezonun en iyi maçlarından birini çıkardığı mücadeleden copy-paste yaparak sahaya çıkacağını kestirmek zor değildi.. O maç Balta - Neill tandemini perişan eden Sercan'ı Servet ekli Galatasaray stoperlerine karşı yine tek bıraktı ve arkasını Batalla'yla destekleyerek geçen seneki 4-4-1-1'ini sahaya koydu.. Sercan'ın mental problemleri ve futbol dışı işlerinin fazlalığını insan evinden bile sezebiliyor ama niteliklerinin büyüklüğü ayrı bir olgu.. Bugün yine geriye yaslanan takımda daima doğru işleri yapmaya çalışarak potansiyeliyle ilgili yeni bir örnekleme yaptı.. Bursaspor'un bu Galatasaray'a karşı bu kadar geriye yaslanması, çok net olmasalar da pozisyonlar vermesi, pasif bir oyun sergilemesi eleştiri konusu olabilir ama Galatasaray bugünkü Bursaspor gibi İnönü ve Kadıköy deplasmanlarından net galibiyetler alarak çıksa ben çok sevinirdim.. Ertuğrul Sağlam üstüne koyarak takımını yükseltmeye devam ediyor ve bu Bursaspor bu sene de benim gözümde şampiyonluğun net adayı olmayı sürdürüyor.. Geçen senenin sonrasında ilk 5 yeterli diyen "doğru idare" tarzından örnek alması gereken çok adam var bizim protokolde..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-2667264555673555339?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/2667264555673555339/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=2667264555673555339&amp;isPopup=true' title='15 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/2667264555673555339'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/2667264555673555339'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2010/08/cokus.html' title='Çöküş'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/THGZKUDcicI/AAAAAAAADwo/3aWoI19opnM/s72-c/Galatasaray+-+Bursaspor.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>15</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-5458100053637186583</id><published>2010-08-21T23:29:00.004+03:00</published><updated>2010-08-22T00:39:29.831+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Diğer Maçlar'/><title type='text'>Prim Yaptırıcı Schuster</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/THA3Ta3KlvI/AAAAAAAADwg/9su9D65CDCI/s1600/Abdullah+Avc%C4%B1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 202px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/THA3Ta3KlvI/AAAAAAAADwg/9su9D65CDCI/s400/Abdullah+Avc%C4%B1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5507963151041861362" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'ye gelişleri, yıldızlarla bezeli kadrolarla karşılanmaları, sezon gidişatı adına kendilerinden olan beklentiler, Türkiye'deki futbolu değiştirme umudu olarak anılmaları... Rijkaard ve Schuster'i bu sezon buluşturan TSL'de iki önemli hocadan aynı çatı altında yer alan sayısız beklenti, ikiliyi birbirine bağlayan sayısız benzerlik vardı.. Bunlardan biri Rijkaard'dan önce Schuster'in Galatasaray yönetimi tarafından çok ciddi bir şekilde istenmesiydi.. Bugün bir başkası daha geldi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Frank Rijkaard geçen senenin 2. hafta Denizlispor önünde savunma dörtlüsünü tamamen değiştirerek Türk futbolundaki rotasyon geyiğini 1-2 haftalığına yeniden canlandırmıştı.. 1 sene sonra Schuster, yine bir 2. haftada bu rotasyon hastalarını yeniden cezbedecek, Rafael Benitez o cümleler içinde mutlaka geçecek.. Geçen seneki Denizli maçında olduğu gibi, ben bunun rotasyon olduğuna inanmıyorum.. Zira hiçbir takım sezon başında, 2. haftada rotasyona ihtiyaç duymaz.. Rijkaard savunma dörtlüsünü değiştirirken belki o hattan memnuniyetsizliğini, belki var olan arızaları diğer oyuncularla nasıl kompanse edeceğini düşünüyordu.. Zira sezon ortasında o savunmaya Lucas Neill geldi.. Schuster'in kafasında da, özellikle çok daha büyük değişiklikler yapıp taşlarla bu denli oynarken farklı bir şey olduğunu düşünmüyorum.. Olsa olsa tek defansif orta sahayla, forvet Holosko'yla, Ersan'lı tandemle, sağ açık Hilbert'le ciddi bir maçta neler yapabileceğini görmek istemiştir.. Eğer bu düşüncenin altında ben bu takımı nasıl olsa yenerim düşüncesi varsa bu lig karakterini yaklaşık 9-10 haftada Schuster'e anlatacaktır, açılışı bu gecedir sadece.. Ama Schuster eğer bu mağlubiyeti öngörüp zerre sallamıyorsa (ki kulübede öyle görünüyordu) o zaman ilk iç saha maçında ıslıklayarak bizim tribünlere selam çakan kendini bilmezlere de, yarın takıma sallayacak olanlara da fazla ekmek düşmez, düşmemeli.. Ama bu ülkede bu işler genellikle böyle yürümüyor..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Necip'in kenara alınması ve yerinin doğal olarak kimseyle doldurulamaması takımın bu geceki ana sorunuydu.. İBB ataklarına hazırlıksız yakalanan Beşiktaş savunmasının tek hat yapısı bu işin yan hasarı.. Ortayı parselleyip istikrarlı bir şekilde iç sahada rakibi geriye yaslayamıyorsan arkadaki problemlerin ortaya çıkmasından doğal bir şey yok.. Guti'nin gelişinde ve Galatasaray'ın geçmişinde sayısız postta geçtiği gibi bu ligin tek Ernst'li bir yapıyı istikrarlı bir şekilde kaldırmasının imkanı yok.. Mucizeyle desteklenmesi durumunda ise bu yapının Avrupa'da fazla ilerleme şansı da yok.. Necip yokken, Fink de buza çevrilmişken bu gece başka bir uyarıdır.. Schuster de zaten bu uyarıları almak için yapıyordur bu oynamaları.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim için gecenin özeti Schuster'in Abdullah Avcı'ya yaptırdığı başka bir prim, Avcı'nın en az 5 hafta bu galibiyetin ekmeğini yiyeceği.. Bir "4 büyük" takımı dışında bu kadar uzun süreli çalışmanın bu ülkede anlamı mutlaka büyüktür ama fazla inanmadığım mantalitesi, stadını dolduran bir taraftar takımında bu istikrarı göstermediği sürece benim için bu maçlarla prim yapan Avcı efsanesi devam edecek.. Maçın 87. dakikasında 110 pasla görünen Büyükşehir Belediye istatistiği bu konularda sallamayı seven yayıncı kuruluş eşliğinde çok şey ifade etmiyor ama eğer doğruysa bu zeminden çekeceği daha çok şey var demektir Beşiktaş'ın.. Zira aynı dakikada Beşiktaş'ın pas sayısı 240'tı ki bir 90 dakika içinde toplam 350 pas yapılıyorsa bu ülkede hakikaten kontağı kapatıp gidelim bu diyarlardan..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-5458100053637186583?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/5458100053637186583/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=5458100053637186583&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/5458100053637186583'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/5458100053637186583'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2010/08/prim-yaptrc-schuster.html' title='Prim Yaptırıcı Schuster'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/THA3Ta3KlvI/AAAAAAAADwg/9su9D65CDCI/s72-c/Abdullah+Avc%C4%B1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-3829394795638365895</id><published>2010-08-20T17:27:00.002+03:00</published><updated>2010-08-20T17:38:02.123+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çizgi roman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Batman de yeşil sahalarda</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/OUJvpE7M_Ps?fs=1&amp;amp;hl=en_US"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/OUJvpE7M_Ps?fs=1&amp;amp;hl=en_US" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;Her ne kadar geçtiğimiz sezon Gençlerbirliği kalecisi Miroslav Peric de Örümcek kostümüvari bir kaleci kazağıyla maça çıksa da, bu işin piri Ligue 1'deki bir maça bildiğin Spider-Man kostümüyle çıkarak takım fotoğrafı çektiren Fransız kaleci Jeremie Janot'tur.. Superman, NBA'in süper uzunları ShaQ ve Dwight tarafından paylaşılırken Spider-Man futbolda kaleciler tarafından rağbet görüyordu.. Buna bir başka kaleci, Guarani file bekçisi Pablo Aurrecochea, Batman amblemli kazakla farklılık getirmiş.. Copa Sudamericana maçında River Plate'i 2-0 mağlup ettikleri maçta güzel bir maç çıkaran Pablo için hazırlanan güzel bir çizgi roman efektli video yukarıda.. Çizgi romanların ve futbol sahalarındaki böyle güzel ayrıntıların hastasıyız.. Uruguaylı adamımdır bundan sonra..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TG6TIDuCOiI/AAAAAAAADwY/vD1oyzNHr40/s1600/Jeremie+Janot.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 303px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TG6TIDuCOiI/AAAAAAAADwY/vD1oyzNHr40/s400/Jeremie+Janot.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5507501160967322146" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-3829394795638365895?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/3829394795638365895/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=3829394795638365895&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/3829394795638365895'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/3829394795638365895'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2010/08/batman-de-yesil-sahalarda.html' title='Batman de yeşil sahalarda'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TG6TIDuCOiI/AAAAAAAADwY/vD1oyzNHr40/s72-c/Jeremie+Janot.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-8256308794862403107</id><published>2010-08-19T23:36:00.007+03:00</published><updated>2010-08-20T13:45:25.067+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Galatasaray Maçları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Galatasaray 2-2 Karpaty Lviv</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TG2WH3B85xI/AAAAAAAADwQ/SLq8SpAPOlI/s1600/Galatasaray+-+Karpaty+Lviv.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TG2WH3B85xI/AAAAAAAADwQ/SLq8SpAPOlI/s400/Galatasaray+-+Karpaty+Lviv.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5507222981119371026" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Maç öncesinde Galatasaray'ın daha sezonun ilk maçında dibe vuran ve geçen sezondan itibaren süregelen kötü futbolundan kurtulma şansı olarak Rijkaard tarafından uzun süredir denenmeyen 4 hücumculu bir 4-4-1-1 düzeninin gerekliliğini düşünüyordum.. Hoca, geçen senenin önemli bölümünde bu yapıyı kullansa da özellikle geçen senenin ikinci yarısında ve bu sezonun başında çok büyük oranda 4-3-3'ü kullandı ki bu seçimlerinde yaşanan sakatlıklar, Arda'yı ve Keita'yı ileri uca alan çaresizlikler ve merkeze yapılmayan transfer büyük rol oynuyordu.. Yine de Elano'nun düzenli olarak sol iç oynadığı geçen sene Arda - Gio - Keita üçlüsüyle birlikte süreklileşen kötü futbolda 4-4-1-1'in ara ara denenmesi pragmatik bir anlayışla işi kısmen daha iyiye götürebilirdi ama oyuna çok daha bütün olarak bakan Rijkaard'ın 4-3-3 ısrarı sürdü..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sezon başında da durum aynen devam etti.. Hazırlık maçlarında tamamen 4-3-3 üzerinden giden takım ligin ilk maçına da bu şekilde çıktı ve ortaya geçen seneden tanıdık berbat bir deplasman futbolu çıktı.. Rijkaard hala merkeze en az 2 transfer bekliyor ama parasızlıkla birleşen beceriksizlik, Elano'yu yüzüne gözüne bulaştırarak oyuncudan bu sene verim alma şansını da ısrarla dibe sürükleyen bir yönetim anlayışıyla birlikte iş 1 oyuncuya düşmüş durumda ve bunun da hangi şekilde, ne zaman gerçekleşeceği belli değil.. Mehmet Helvacı maçtan sonra ortaya çıkıp utanmadan "Galatasaray transfer sezonu bitmeden transferlerini tamamlayacaktır.." açıklamasını yapabiliyor ve sahadaki tepkileri başka şeylere indirgeyerek kurnazlık yapıyor.. Helvacı'nın sahada teknik sorun yok, başka şeyler var dedikten sonra tribünlerden adresi yönetim olduğu belli olan eleştirileri "Onlar sahadaki kötü futbola tepki gösteriyorlardı.." basitçiliğine indirgeyip kutsal çelişkilerin içine düşmesi tam anlamıyla bir fiyaskodur.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa ki biz size transfer yapamazsınız dememiştik...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray'ın bir zamanlar en güzel örneklerini verdiği 4-4-1-1'e bu kadar soğumuş bir şekilde sahaya çıkması, Arda'nın supporter rolünde ilginç bir şekilde yokları oynaması ortaya ilk 10 dakikada ceza sahasına girmekte zorlanan, rakibi kendi yarı sahasına ilk defa 14. dakikada kapatan bir Galatasaray ortaya çıkardı.. Sarp, Barış, Ayhan (ve hatta Topal) gibi oyuncuları 4-3-3'te oyuna katma çalışmalarının elde patlamasından daha doğal bir futbol olayı yok.. Neticede bu adamların toplu kabiliyetleri belli, çift yön muhabbetini yerine getirmeleri için çok özel bir gece geçirmelerinin gerekliliği ortada.. Böyle bir yapı içinde bu adamlardan ikisini bir miktar geriye çekip öndeki hücumcuyu forvet arkasına yerleştirerek aralarını açmak daha doğru bir futbol düşüncesi olabilir ama çok uzun süredir bunu oynamayan Galatasaray'da o mesafe artınca, takım boyunu yaklaşık 1-2 yıldır istediği gibi kısaltamayan organizasyon içinde orta sahada istenen üstünlük Karpaty'ye karşı kurulamadı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lucescu haklıydı.. Karşıda müthiş bir alan savunmacısı, kısıtlı hücumlarını da olabildiğince sistemli bir şekilde, isimsiz ama zeki oyuncularla hızla gerçekleştiren bir Ukrayna takımı vardı.. Geçen seneki 5.liklerine rağmen bu seneki kötü başlangıçları geçen seneki Metalist etkisinin benzerini vadetmiyordu ama alan savunmasını bilen bir savunma hattına eklenen iç oyuncuları, kenardan özellikle Zenjov'la sisteme yapılan sürat katkısına birbiriyle çok iyi anlaştıkları belli olan çok zeki bir forvet ikilisi bu takımı da ekonomileri ölçüğünde özel bir yere koyabilir.. Ve pek tabii ki bu yargıyı pekiştirmek için bu takımı daha çok izlemek gerekir.. Arda'yı merkez önünde yok eden beşgenleri ilk yarıda hiç işlemeyen yapıda Kewell'ı Batdal tamamlayıcısı olarak ortaya aldı ve Arda'yı sol kenara çekti ama takımda değişen fazla şey olmadı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Batdal'ın 2-0'dan sonra kenara alınması Baros'un maçı geri çeviren katkısı sonrasında daha normal görünebilir ama bence ilk yarı beklenmeliydi.. İlk yarıdaki paspaye yapı içinde ortaya konan sınırlı aksiyonların tamamının içinde Batdal vardı ama arkadan yeterli desteği alamadığı bir hücum içerisinde bu kadar tecrübesiz bir oyuncu olarak mucize yaratması mümkün değildi.. Bazen işler kötü gidince kabak hiç suçu olmayan en tecrübesizlerin başına patlar.. Mehmet Batdal umuyorum bu değişimden fazla etkilenmeyecektir.. &lt;span style="font-style:italic;"&gt;(Edit: Batdal sakatlığı nedeniyle oyundan çıkmış, bu paragraf kayıtlardan çıkar)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci yarıda 53. dakikada yapılan Barış - Serdar değişikliği maçı kurtaran hamle.. Yenik duruma düşünce defans çıkar - forvet sokçu elemanların asla erişemeyeceği bir futbol olgunluğunu Rijkaard yine gösterdi ve sağ açık Serdar'ı oyundan alıp merkezi üçleyerek hücumcu sayısını bir düşüren takım değişiklik sonrasında rakibi yarı sahasına kapatmaya başladı.. Elde kalan Baros, Kewell ve Arda üçlüsünde Harry ve Arda'nın iki kenarı paylaşacakları belliydi ve doğal olarak Arda sağ kenara gitti.. Bu ikilinin çift kanadı paylaşamayacakları 2 sene öncesinden tecrübe ettiğimiz ve bildiğimiz bir futbol gerçeği ama kenarda farklı bir varyasyona girebilecek opsiyonu yine yoktu Rijkaard'ın ve ilk yarının kötüsü Arda sağda iyice kayboldu, solda Harry Kewell ise maçı çeviren oyuncu oldu.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk goldeki ortası maçın başından itibaren hatasız oynayan Karpaty savunmasını paralize eden mükemmel bir kesme.. Baros boş görünüyordu ama rakibin kesinlikle o boşlukta suçu yoktu.. Öyle bir bombe ve kesmeyle topu oraya gönderebiliyorsanız yapacak bir şey yoktur.. Rakip savunmadan dönen toplar ortadaki üçlüyle daha iyi geri kazanım içine alındı ve 2-1'den sonra istemsiz olarak iyice geriye yaslanmaya başlayan tecrübesiz Karpaty'yi iyice zorlamaya başladık.. Golden sonra Kozhanov'u oyundan alan Oleg Kononov ileride tek kalan target striker'la aslında takımı iyice kendi alanına kapattı ve yaklaşık 10 dakika sonra bunu fark ederek golü yapan Kuznetsov'u da oyundan alarak yerine driplingçi, tandem arkasına oynamaya çalışacak olan Batista'yı soktu.. 75'ten sonra Rijkaard tarafından fizik olarak kötüyüz itirafına neden olan ilk haftayla birlikte takımda fizik düşüşün geleceği belliydi.. 45-75 arası yarım saatlik dilimde müthiş bir baskı yapan takımda zaten iyice beklenebilir bir durumdu bu.. Kononov bu dakikadan sonra takımı da biraz ileriye çıkararak Galatasaray'ı kendi kalesine getirmemeye çalıştı ama Harry Kewell'in yine soldan yardırdığı bireysel bir çabasına doğru yerde olan Baros noktayı koydu ve takım beraberliği kurtardı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baros'tan önce maçı alan adam Kewell'dır ve onun büyük çabası 2-0'dan sonra her şeyin çok kötüye gidebileceği bir dönemin başlangıcı olabilecek bu maçı kurtararak aslında yönetimin de ipini bollaştırmıştır.. Mehmet Helvacı'nın yönetimin devam eden ayıbını tekrarladığı konuşmasında "Bazen ben de yönetim istifa" diyorum özeleştirisini yapması da elbet güzeldir ama takımdaki çarpıklıkları affettirmez.. Bugün 4-4-1-1 olmadı ve takım alıştığı 4-3-3'le geri dönerek işi biraz toparladı.. Ama geleceğini duyduğumuz oyuncu dedikoduları bence ilerleyen dönemde bu takımı kesin ve net bir şekilde 4-4-1-1'e döndürecek.. Pek tabii bunu değerlendirmek için vasat yönetim sayesinde daha çok zamanımız olacak..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Takım ikinci iç saha Avrupa maçında da 2-2'yi aldı.. Ama canlı gözle izlediğim OFK Belgrad bas bas ben çok kötü bir takımım diye bağırıyordu ve deplasmanda 5-1'i almak takım için zor olmadı.. Karpaty Lviv deplasmanında ise işler bu kadar kolay olmayacaktır.. Açık bir şekilde turun direksiyonunu rakibe verdik ama ilk yarıdaki garabet sonrasında bu gece, buna üzülen Galatasaraylı olacağını sanmıyorum..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Galatasaray&lt;/span&gt;: Aykut, Ali Turan, Neill, Servet, Hakan Balta (Dk.78 Serkan Kurtuluş), Mustafa Sarp, Ayhan, Arda, Serdar Özkan (Dk.53 Barış), Mehmet Batdal (Dk.35 Baros), Kewell&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Karpaty Lviv:&lt;/span&gt; Tlumak, Miloševic, Godwin, Kozhanov (Dk.65 Hudyma), Zenjov (Dk.83 Kopolovets), Khudobyak, Golodyuk, Fedetskiy, Checher, Kuznetsov (Dk.70 Batista), Avelar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Goller: Dk.34 Kuznetsov, Dk.40 Zenjov (Karpaty Lviv), Dk.59 ve 85 Baros (Galatasaray)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-8256308794862403107?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/8256308794862403107/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=8256308794862403107&amp;isPopup=true' title='26 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/8256308794862403107'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/8256308794862403107'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2010/08/galatasaray-2-2-karpaty-lviv.html' title='Galatasaray 2-2 Karpaty Lviv'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TG2WH3B85xI/AAAAAAAADwQ/SLq8SpAPOlI/s72-c/Galatasaray+-+Karpaty+Lviv.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>26</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-3374390266629288228</id><published>2010-08-18T14:57:00.004+03:00</published><updated>2010-08-18T16:04:08.243+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Samir Nasri sakata geldi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TGvM6dyQa7I/AAAAAAAADwI/W9acIm4sVqc/s1600/Samir+Nasri.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 285px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TGvM6dyQa7I/AAAAAAAADwI/W9acIm4sVqc/s400/Samir+Nasri.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5506720274190461874" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Arsenal, Premier League'in ilk haftasında oynanan ilk büyük maçta Liverpool deplasmanında beraberliği son dakikada, Pepe Reina'nın büyük hatasıyla kurtardı.. Ne var ki ilk yarım saati, hatta ilk yarının son dakikasında Joe Cole'un kırmızı kartı sonrasında devre arasını gören bir izleyici böyle bir senaryoyu o anda duysa muhtemelen gülerdi.. Arsenal özellikle ilk 35 dakikada, maç 11'e 11 oynanırken Anfield'da Liverpool'u sahadan sildi ama hem o dönemde, hem de rakip 10 kişi kaldıktan sonra oyun dominasyonundan gereken üretkenliği yine sağlayamadı.. Arsene Wenger Arsenal'inin ezeli problemlerinden biri bir kez daha sahne alırken özellikle ilk yarım saatteki muhteşem deplasman futbolunun merkezinde 2008 Mayıs'ında takıma katılan Samir Nasri vardı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arsenal'e geldiğinde yine sağ ayaklı sol açık kontenjanında yer alacağı düşünülen ve ilginç bir şekilde takım kariyerine de çok iyi başlayan Nasri'de Wenger rötuşlarının rol oynayacağını çok iyi biliyorduk ve öyle oldu.. Sol açıkta başlayan Nasri önce geçen sene 4-3-3'te Cesc'in olmadığı bazı maçlarda yaratıcı iç oyuncusu olarak merkeze monte edildi ve iyi sonuç alınınca Wenger, Nasri'nin kariyerini bu doğrultuda çizmeye karar verdi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Liverpool deplasmanında yine bir büyük maçta olduğu gibi sağ açığı Sagna önü Eboue'yle sağlama alan Wenger, Chamakh'ın solunu Arshavin'le desteklediği takımda merkezi Diaby, Wilshere ve Nasri üçlüsüne bıraktı.. Defansif rolü ön planda olmayan üçlü riskti ve Fransız, bu riski Wilshere'i Diaby'nin yanında değerlendirip onların önüne Nasri'yi yerleştirerek daha da ilginç bir yola başvurdu.. Arsenal görüntü olarak uzun süre sonra yine 4-4-1-1'di ama Nasri'nin muazzam çift yönlü oyunu benim gözümde her zaman olduğu gibi sistemi 4-3-3 yaptı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;"88 Mucizesi"&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk yarım saatte ve devamında kurulan oyun üstünlüğünde Nasri başroldeydi, mükemmel bir organizatör rolü üstlendi.. Rakibin 10 kişi kalmasından sonra Arsenal'in maçı en azından beraberliğe bağlayıp galibiyeti deneyeceği çok açıktı ama devrenin hemen başında gelen, Vermaelen'in yarım saniyelik geç tepkisiyle bulunan boşlukta N'Gog'un topu tavana asması sonrasında Liverpool büyük moral bulup açıkları iyice kapattı ve yıllardır tecrübelenemeyen Arsenal kadrosu paniğe yol aldı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arsenal'in oyundaki net üstünlüğünü anlatmak için maçtaki pas oranının %88 olduğunun altını çizmek gerek ve bu oranın yüksekliği rakibin 10 kişi kalmasından bağımsız.. Maçın ilk yarısındaki pas yüzdesi de %88'di Arsenal'de.. İlk 60 dakika sahada yer alan ve zannediyorum Mascherano'nun bir darbesiyle dizinde sakatlık oluşan Nasri'nin mükemmel oyununda 88 yine önemli yere sahip.. 60 dakikaya 64'ü isabetli 72 pas sığdıran 'yeni merkez'in pas oranını %88'de sabitlediği maçta Arsenal'in ilk bir saatte de %88'lik pas oranıyla oynamasında büyük rol oynadı.. %88'in tutturulmadığı dönemi bulmak için zorlamak gerekiyor zira Liverpool maçında ilk 45, ikinci yarı, Nasri'li ilk 1 saat ve Nasri'siz son yarım saatte bu rakam ortaya çıkıp insanı gülümsetiyor.. Anfield'ın merkezinde kenarları 60 metrelik büyük bir kare oluşturduğunuzda Nasri'nin bu bölgede 61'i isabetli 62 pas yaptığını görülüyor ki 1 saatteki 72 pastan çok daha değerli bir futbol ölçütü olarak öne çıkıyor oyuncunun yaptıkları..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arsenal ne ilk yarı, ne de 1 kişi eksik rakibine karşı ikinci yarıda bu oyun üstünlüğünün meyvelerini ortaya çıkaramadı ve Rosicky'nin oyuna dahil olmasından sonra onun bireysel yaratıcılığı dışında net bir şey üretemedi.. Sahanın her yerinde mükemmel, ama rakip kale önünde vasat takılan Wenger Arsenal'inin bu en büyük sorununun artık irdelenmesi gerekiyor..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maçta sakatlandığı ortaya çıkan Nasri'nin bugün sürpriz bir ameliyatla sahalardan 1 ay uzak kalacağı açıklandı ve sezona müthiş başlamış oyuncu ve takım için bu çok kötü bir haber.. Az ayrıntılı haberde anladığım kadarıyla basit bir artroskopi operasyonu geçirmiş Nasri ama dizlerin bu ameliyat sonrasında çok güçsüzleşmesi ve toparlamak için zamana ihtiyaç olması 1 aylık süreyi çoğaltabilir gibi duruyor.. Nasri'nin sakatlığı artık Arsenal'de de kabak tadı veren sakatlıklar nedeniyle taraftarın tepkisini çekiyor ve Galatasaray'daki gibi medikal staff bundan fazlasıyla nasibini alıyor.. Acaba bu işte gerçekten sağlık ekibi mi suçlu, yoksa oyuncu tercihlerini hep "injury prone" elemanlar üzerinden gerçekleştiren takımların da bu işte yadsınamaz bir payı mı var bunu sağlık ekibini değiştiren Galatasaray'dan sonra biraz daha iyi anlayabileceğiz sanıyorum.. Nasri'nin yokluğunda sakatlıklardan şu an için arınmış görünen Rosicky'nin rotasyon içindeki varlığı Arsenal için çok değerli olacak ama bu 1 aylık süre içinde onun bacaklardan birinin patlamayacağının da garantisi yok tabii ki.. Müthiş bir değişim içindeki Nasri ve Arsenal adına üzgünüz, bir sonraki Gunners sakatlığında görüşmek üzere deyip bu postu da burada noktalıyoruz..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-3374390266629288228?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/3374390266629288228/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=3374390266629288228&amp;isPopup=true' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/3374390266629288228'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/3374390266629288228'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2010/08/samir-nasri-sakata-geldi.html' title='Samir Nasri sakata geldi'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TGvM6dyQa7I/AAAAAAAADwI/W9acIm4sVqc/s72-c/Samir+Nasri.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-94074565840864343</id><published>2010-08-17T16:59:00.004+03:00</published><updated>2010-08-17T17:22:51.772+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Mesut Özil Real Madrid'de</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TGqV8qOx4yI/AAAAAAAADwA/UjzY5gEyNhg/s1600/Mesut+%C3%96zil.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 239px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TGqV8qOx4yI/AAAAAAAADwA/UjzY5gEyNhg/s400/Mesut+%C3%96zil.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5506378363774821154" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Oyuncunun Alman milli takımını seçme sürecini herkes gibi uzaktan izledim, blogda da bahsini yapmadım.. Bu tip konularda "empati" denen olgunun her zaman büyük işe yaradığına inanırım ben.. Bu topraklarda doğup Portekizce'den iyi Türkçe konuşan bir Brezilyalı bizim milli takımı seçse milletçe onu koruyacağımıza adım gibi eminim ve böyle bir durumda o adamın tarafında yer alacak olanların Mesut'un yanlış yaptığına dair görüş bildirmesini de anlayamam, anlayamadım da.. O formanın seçilme sürecinde ilgi azlığından çok Mesut'un Almanya bağının ağır bastığını ve kariyer planlaması dahilinde ailesiyle birlikte bu seçimi yaptıklarını düşündüm her zaman.. Bu nedenle bizim teknik kurmayların aldığı eleştiriler de bana hep abartılı geldi.. Özil ailesinden Türk milli takımı kararı çıksa bu yaz ortaya çıkan başarı gelmeyecekti ve Real Madrid kapısı da açılmayacaktı.. Kararın Mesut için gerçek bir kazanım olduğunu görmemek için kör olmak gerekiyor ve ben bununla mutlu olabiliyorum.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyuncu kendisini ne kadar Türk olarak hissediyor bilmiyorum ama biz onu buradan saf bir Türk olarak izleyeceğiz Real'in beyazları altında.. Real Madrid ve Mourinho için bence oldukça ilginç bir seçim.. Kaka'nın kasığı yaktığı ortam sanıyorum Jose'nin bu kadar ısrarcı olmasında etkili oldu.. Onun defansif zaafları Jose'nin sistemi altında ne ifade edecek onu görmek için forma giymesini beklemek zorundayız.. Sola gelen Di Maria, sağdaki Ronaldo ve öndeki forvetle birlikte Mesut arkadaki iki iç oyuncusunun önünde bir 4-4-1-1'in oluşmasına neden olacak Real'de.. Jose Mourinho'nun Inter'den Real'e monte etmeye çalışacağı bu yapı ve Khedira'nın varlığı Alman merkezinden esintiler sunarak Jose'nin kişiliğine ters duran ama aslında bütün başarısının altında yatan hücum kodlarına dair güzel bir birliktelik yaratabilir Real Madrid'de.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesut'un arkasındaki iki forma için 3 büyük aday var Real'de.. Khedira, Xabi ve Lassana.. Daha defansif oyuncularla birlikte önce burada güçlü bir merkez oluşturacaklar ve önüne Mesut ve Ronaldo gibi oyuncuları monte edecekler.. Mesut Özil, Real Madrid gibi bir yapı içinde ne kadar değişilmez olabilir bunu şimdiden söylemek zor ama ortadaki gerçek kendisini ispat etme gerekliliğidir ve La Liga'ya uygun oyun yapısıyla bunu yapmakta fazla zorluk çekeceğini sanmıyorum.. Her ne kadar Jose zaman zaman 4-3-3'ü de deneyip iki kenarlı bir yapıyı da sistem portföyü içinde değerlendirecek olsa da Mesut, Ronaldo'yla birlikte tek forvet arkasında bu düzende de forma giyebilecek bir oyuncudur.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umuyorum başarılı olur ama şansa elbette ki çok ihtiyacı olacak.. Özellikle de Kaka takıma döndükten sonra..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-94074565840864343?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/94074565840864343/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=94074565840864343&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/94074565840864343'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/94074565840864343'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2010/08/mesut-ozil-real-madridde.html' title='Mesut Özil Real Madrid&apos;de'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TGqV8qOx4yI/AAAAAAAADwA/UjzY5gEyNhg/s72-c/Mesut+%C3%96zil.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-962412539777690606</id><published>2010-08-16T15:21:00.004+03:00</published><updated>2010-08-16T15:53:53.483+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bucaspor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Buca 2010</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TGktWUFdnWI/AAAAAAAADv4/KKl5ypF9big/s1600/Bucaspor+-+Be%C5%9Fikta%C5%9F.php"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 285px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TGktWUFdnWI/AAAAAAAADv4/KKl5ypF9big/s400/Bucaspor+-+Be%C5%9Fikta%C5%9F.php" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5505981880809135458" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu güzel takımı aslında ilk maçında yazarak Süper Lig'de karşılamak istiyordum ama Sivas maçı öyle bir vurdu ki ne enerji kaldı, ne istek.. O yüzden ilk hafta Buca'sıyla ilgili genel bir bakışla bu hafta idare edelim, ileride daha geniş değerlendirmeler yapma şansını zaten bulacağız..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bülent Uygun'un ilk maçtaki düzeni de zaten Buca'yı ilk defa izleyenler için çok şey söylemekten uzaktı.. Bu takım Bülent Uygun faktörü nedeniyle önceki iki senede yaptıklarından bağımsız olarak incelenecek.. Sahaya konan sistem ve oyuncu topluluğu tamamen farklı bir şeye dönecek zira.. Bank Asya'dan çıkışında net bir hücum takımı görünümü veren takım, Bülent Uygun'un ilk resmi maçında tam aksi bir görüntü çizdi.. Bu konuda bir eleştiri getirmenin fazla anlamı yok, ilk hafta Beşiktaş'a karşı yapılması gereken de zaten tam olarak buydu..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tomas'ın yedek bırakılarak bek yedekleyicisi olarak alındığını tahmin ettiğim Orhan Ak'ın tandemde başlaması ilginçti fakat oyuna sonradan giren Tomas'ın 1 metre geriden gelen Nobre'nin deparına yenildiğini görünce tercihin doğruluğunu anladık.. Tomas hazır değil.. Veli Kızılkaya'nın zannediyorum bir sakatlığı mevcut, yoksa hali hazırda bu takımın tandemi için önemli adaylardan biridir.. Orta saha orijinli Onur Tuncer'in sağ bek başlaması benzer bir ilginçlik sunarken sol bekteki Landry Mulemo defans hattında en çok merak ettiğim oyuncuydu.. İlk maçtaki izlenimler olumlu.. Hızlı, size olarak fiziği sağlam ve savunma-hücum dengesi yerinde bir bek izlenimi verdi.. Liege çıkışlı, Belçika'nın genç milli takımlarında forma giymiş bir oyuncudan beklentiler de bu yöndeydi, ilk maç umut verdi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merkezi Ragıp Başdağ, Jerko Leko ve İbrahim Dağaşan'dan kurarak ileri üçlüyü de tamamı Türk, yetenekleri kısıtlı oyunculardan oluşturması Bucaspor'un maçtaki karakteristiği hakkında yeterli seçimlerdi.. Böyle bir merkezle zaten hücum anlamında sahaya çok olumlu bir yapı koyma şansınız yok.. Forvette Dady ve Manucho'nun bazı problemleri bu haftayı engellemiş ama Victor Mendy'nin de kulübede tutulması ilk yarıda maçı tutup ikinci yarıda direnci düşmesi beklenen Beşiktaş'a karşı bir imha planı olarak düşünüldüğünü gösteriyordu.. Bülent Uygun ilk yarı boyunca istediğini aldı ama bir özel yetenek her şeyi değiştirdi ve Mendy'nin bulabileceği boşlukları bitirdi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şeye rağmen böyle bir kadroyla özellikle maçın ilk yarım saatini kısıtlı miktardaki pas sayısıyla rakip yarı sahada oynamaya çalışması bir Bülent Uygun özeli olarak ilk maçın kayıtlarına geçti ve bence takım adına olumluydu.. Dady ve Manucho'nun takıma girmesiyle oyunu rakip yarı sahada tutma şansını Buca daha iyi değerlendirecektir.. Victor Mendy ilk maçında savruk ve dağınıktı.. Muhtemelen takıma sol açık/forvet mevkiinden katkı verecek ve barındırdığı hız-fizik ikilisi takım için kilit noktalardan biri olabilir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkan Taşkıran ve Sercan Kaya ikilisi, Veli Kızılkaya'yla birlikte bu takımı en tepeye taşıyan oyuncu topluluğu ve yetenekleri itibarıyla hepsi TSL seviyesinde rahatlıkla oynayabilecek seviyede.. Takım ve taraftar aidiyeti adına bu oyuncuların ana rotasyon elemanı olarak kullanılması da bence sezon seyri adına en önemli konu başlıklarından biri.. Erkan yetenekli bir açık oyuncusu ve Mendy'yle birlikte takımda o farklılığı sunabilecek oyunculardan biri.. Keza Sercan Kaya da çok önemli bir yetenek ve futbol zekası.. Onun kenarda mı yoksa merkezde mi değerlendirileceği de bu seneki Buca için bence kritik konu başlıklarından biri.. Hem takıma kenardan içe kat eden oyuncu olarak, hem de sistemi klas bir 4-4-1-1'e çevirme bakımından takıma büyük faydaları olabilir.. Beşiktaş maçındaki birkaç hareketi izleyenlere bu konuda fikir vermiştir, devamını da tüm İzmir bu gençten bekliyor zaten.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk haftalar takım için çok zorlu ve kısıtlı puanlar bu aşamada şaşkınlık yaratmamalı.. İlk maçta Bülent Uygun'un takımdaki izlerini görmek ve vasat 11'e rağmen belirgin bir mücadele gücüne şahit olmak bence yeterli.. 1-2 ay içinde bu takım farklı bir konuma gelecektir ve kişiliğinden fazla hazzetmediğimiz Bülent Uygun bu durumda elbet önemli bir paya sahip olacak..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-962412539777690606?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/962412539777690606/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=962412539777690606&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/962412539777690606'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/962412539777690606'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2010/08/buca-2010.html' title='Buca 2010'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TGktWUFdnWI/AAAAAAAADv4/KKl5ypF9big/s72-c/Bucaspor+-+Be%C5%9Fikta%C5%9F.php' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-385592645099191677</id><published>2010-08-15T00:03:00.007+03:00</published><updated>2010-08-15T02:09:09.072+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Galatasaray Maçları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Sivasspor 2-1 Galatasaray</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TGcFH-cHf8I/AAAAAAAADvw/NJJ0HTqWn24/s1600/Sivasspor+-+Galatasaray.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TGcFH-cHf8I/AAAAAAAADvw/NJJ0HTqWn24/s400/Sivasspor+-+Galatasaray.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5505374704061874114" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Maçın daha 7. dakikasında defans çizgisinin arkasına sarkıtılan Arda sağdan inip bakarak ve görerek aklıyla topu kesiyor, bir sezona daha çok iyi giren Mustafa Sarp koşu anında müthiş bir yön değiştirmeyle arka direğe doğru inip golü yapıyor.. Ligin ilk haftasında, ortalamanın üstünde zorlukta görülen bir deplasmanda maça bundan iyi bir başlangıç senaryosu göremez hiçbir takım.. Peki sonrasında yaşananlar? Geçen senenin, hatta 2 sene önce başlayan ama çeşitli nedenlerle ilerlemeyen yapının devamı.. Bir türlü gelmeyen oyun hakimiyeti, ne ileride, ne geride, ne de merkezde topu tutamayan ve başındaki futbol beyinlerinin istediğinin minimumunu bile yapmakta zorlanan bir futbol takımı.. Geçen sene düşüş başladığı günden beri belli olan ve sezon sonunda teknik kadro - yönetim toplantılarında altının net bir şekilde çizildiğine inandığım problemlerin Ağustos'un ortası gelmişken bilerek ve isteyerek çözülmediği ortamda şaşırtıcı değil.. Ama bu sefer yönetimin elinde yeni bir takımız ve uyum gerekiyor klişesi yok..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maçın başında gelen üstünlüğe rağmen, oyuna fizik güç koymaya çalışmaktan başka bir şey yapmayan ve bariz bir koordinasyon sıkıntısı gösteren rakibe karşı skor avantajıyla ilk set hücumunu yarım bir şekilde 37. dakikada yapıyorsa Galatasaray söylenecek söz kalmıyor.. Bugün yine iyi oynayan Sarp ve beklentilerin üstünde gezinen Ayhan'a, hatta ilk 1 saat içinde geldiğinden beri en iyiyi göstermeye çalışan bir Cana'ya rağmen durum böyle.. 37. dakikada Arda'yla rakip sahaya yerleşmeye çalışan takımda oyunun ritmini tutan ve pozisyonu başlatan oyuncunun bütün tecrübesizliğine ve hamlığına rağmen Emre Çolak olması Galatasaray'ın orta sahaya dair sorunları için yeterli bir açıklama.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maç kasedini ileri sarıyoruz.. Dakika 60, rakip 2-1 öne geçiyor.. Yaklaşık 50 dakika hiçbir şey oynamamış bir takımın kalan sürede rakip kaleye yerleşmesini ve sarsak hücumlarla olsa da maçı orada oynamasını beklersiniz.. Yapabiliyor mu Galatasaray? Geçen sene de yapamadı ki.. Golden hemen sonra Batdal, Rijkaard tarafından oyuna alınıyor eldeki tek sistem değiştirici kulübe oyuncusu olarak.. Onun varlığının ilk 5 dakika içinde hissedilişi ve sonrasında aynı monotonluk.. Şaşıran var mı? Galatasaray taraftarı için artık kanıksama bu oyun.. Böyle bir ortamda hocanın bu kadar az tepki görmesi Türkiye tarihinde bir ilktir ve olması da gerekendir.. Rijkaard'ın isminin, kariyerinin Galatasaray'a kattığı bir artıdır bu ama biz bu artıların farklı olmasını beklerdik.. Bunun üzerine de söylenmesi gereken şeyler var elbette ama 1.5 sezondur bu kadar berbat top oynayan bir takımın, son hocasıyla ikinci sezonuna da son derece kötü girdiği bir ortamda eleştirilerin tamamen farklı ve olması gereken adrese gitmesi çok sevindirici.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rijkaard'ın maça başladığı düzen anlaşılır.. Maçtan önce Serdar farkıyla aynı kadroyu bekliyordum ama ortaya çıkan hastalık Emre'yi takıma monte etmiş.. Mehmet Batdal neden yok? Belgrad deplasmanındaki skordan sonra gayet anlaşılır bir tercih bu.. Batdal sadece 1.5 sezon önce iki alt ligde oynayan bir oyuncuydu ve yaşadığı büyük değişimler sonrasında TSL'nin ilk haftasına Galatasaray 11'inde başlamak oyuncu üzerinde anlamsız bir baskı oluşturabilir, Rijkaard da daha kendisini ispatlamaya ihtiyacı olan böyle bir oyuncuya ilk aşamada fazla güvenmiyor olabilir, normaldir.. 2-1'den sonra Batdal'ın oyuna girişiyle Kewell sola geçti ve takım gerçek 4-3-3'e geçti.. Son 20 dakikada Baros'la forvet çiftlendi.. Benim düşüncem Baros'un sağ kenara çekilerek ofansif bir 4-4-1-1'e dönüleceği şeklindeydi ama Rijkaard'dan gelen Arda - Barış değişikliğiyle takım klasik 4-4-2'ye döndü.. Arda'yla aynı düzen olmaz mıydı bilmiyorum, anlamlandırmak bence zordu son değişikliği ama büyük önem arz etmiyor zaten bu..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sivasspor'un görüntüsü ligin zayıflarından biri olduğu yönünde.. Gerisi idare eden takımda merkezde Mehmet Nas'ın varlığı büyük avantaj.. Mehmet Yıldız bu ligde her zaman büyük iş yapar, bir yansıması da bu akşamki maçtır.. Ceyhun gecenin iyilerindendi ama istikrar sorunu illa ki göze çarpacak ilerleyen günlerde.. Açık oyunları bu kadar zayıf bir takımın büyük bir takımı bu kadar rahat yenmesi Galatasaray'ın bu geceki berbat oyunuyla açıklanabilir.. Ama Cihan'ı da barındıran kaliteli Sivas oyuncuları bu takımı nereye kadar çıkartabilir onu tahmin etmek zor.. Kilit oyuncuların sakatlık vs. olmadan sorunsuz bir yıl geçirmeleri onları orta-alt bölgede tutabilir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak Sivas'ın ilk golünde hakemin kararına deliren ve sonrasında devre biterken hakemin etrafını saran tüm takıma Rijkaard dahil anlam veremediğimi söylemek isterim.. Mehmet ve Neill'ın omuz omuza giden bir mücadelesi vardı.. Mehmet'in sarsak koşusu ve gücü Neill'ı bozdu, Neill eliyle Mehmet'in formaya asıldı.. Sonuç? Sadece bir faul.. Ters cepheden görüntü olmadan Neill'ın formaya asılışı o düşmede etkili midir anlamak zor ama ultra yanlış bir karar olsa bile nedir ki toplamda? Bu takım yanlış faul de kazandı, yanlış penaltı da aldı, son 2 yılda bunlarla çokça maç da verdi.. Kesilen topta Ali Turan'ın yarattığı skandaldan daha mı büyüktür hakemin basit bir düdüğü? Daha ilk yarıda Hayrettin'den fırçayı yedikten sonra kontrolü kaybeden Abitoğlu'nun tüm kötü yönetimine rağmen bir faule Rijkaard bile bu kadar deliriyorsa Galatasaray zaten ruhen hastalıklı bir şekilde girmiştir yeni sezona.. Hakem üzerine çullanırken hatanın daha büyüğünü yapan Ali Turan soyunma odasında linç edildiyse sorun yok, aksi halde devre arasına kadar süren tepki bir anlamsızlık girdabı, Galatasaray'ı artık cezayı oyun süresi içinde keserken görmek istiyorum ben, şahsen..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Sivasspor&lt;/span&gt;: Ramovic, Abdurrahman Dereli, Sedat Bayrak, Ivanovs, Hayrettin Yerlikaya, Ceyhun Eriş, Mehmet Nas, Bruno Zita (Dk.78 Sedat), Cihan Yılmaz (Dk.85 Uğur), Kadir Bekmezci, Mehmet Yıldız (Dk.90 İbrahim)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Galatasaray&lt;/span&gt;: Aykut Erçetin, Ali Turan, Servet Çetin, Lucas Neill, Hakan Balta, Lorik Cana (Dk.72 Milan Baros), Mustafa Sarp, Ayhan Akman, Emre Çolak (Dk.61 Mehmet Batdal), Arda Turan (Dk.79 Barış Özbek), Harry Kewell&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Goller: Dk.42 Bruno Zita, Dk.60 Cihan Yılmaz (Sivasspor), Dk.6 Mustafa Sarp (Galatasaray)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-385592645099191677?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/385592645099191677/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=385592645099191677&amp;isPopup=true' title='15 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/385592645099191677'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/385592645099191677'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2010/08/sivasspor-2-1-galatasaray.html' title='Sivasspor 2-1 Galatasaray'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TGcFH-cHf8I/AAAAAAAADvw/NJJ0HTqWn24/s72-c/Sivasspor+-+Galatasaray.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>15</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-1697281298664022439</id><published>2010-08-14T16:50:00.004+03:00</published><updated>2010-08-14T17:41:11.365+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Diğer Maçlar'/><title type='text'>Spurs 0-0 City</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TGafY0bK4xI/AAAAAAAADvo/Eb_JcN6Lg_s/s1600/Gareth+Bale.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 223px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TGafY0bK4xI/AAAAAAAADvo/Eb_JcN6Lg_s/s400/Gareth+Bale.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5505262843245290258" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İlk yarıdaki tek taraflı olsa da seyir zevkini doruklara çıkaran tempo, bir ligin açılış maçında sadece Premier League'de yaşanabilirdi ve öyle de oldu.. Bu ilk yarı EPL'yi neden bu kadar sevdiğimizin ve şahsi olarak neden en tepeye koyduğumun bir kanıtı.. Hazırlık maçı kılıklı Avrupa ön eleme maçları arasında saf futbolu özleme durumunun zirve yaptığı günlerde açılışı böyle yapmak lanet midir yoksa lütuf mu bunu akşam göreceğiz.. Kara ikliminde büyük yavaşlık vadeden bir maç arkası İzmir sıcağının takımlara ve izleyenlere yaptıracağı hararet sonrasında bunun cevabını daha iyi anlayacağız.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ev sahibi Spurs'te Gareth Bale'in varlığı Luka Modric'i sol açıktan merkeze alarak oyun anlayışını önemli ölçüde değiştiren tercihlerin ana nedeni.. Huddlestone yanına gelerek oyun yönlendiricisi olarak ortaya yerleşen Modric maç öncesi azman City orta sahasına karşı büyük risk olarak duruyordu ama maça başlangıç her şeyi değiştirdi.. Peter Crouch'un arkasına yerleşen Defoe'yla önde basarak maça başlayan ve gerçek bir 4-4-2 takımı gibi kenarları zorlayarak oynayan Tottenham, ilk 10 dakikadaki yoklamalar sonrasında oyunun net hakimiydi.. Kurulan baskıda kalite target striker'ların son örneklerinden, o cılız bacaklarla bu tempo içinde nasıl yer aldığını hala anlayamadığım Peter Crouch başrolde en uçtaydı.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;City'nin başlangıçtaki pasif oyununu anlamak zor.. Mancini nihayet adamım Vincent Kompany'yi tandeme çekip bu takımın gerçek stoper ikilisini bulmuş.. Sol bekte yeni transfer Kolarov, sağ bekte Micah, hemen önlerinde Yaya ve De Jong'la birlikte rolü tam anlaşılamayan Gareth Barry, sağda Shaun Wright-Phillips.. En uçta Tevez ve arkasında serbest görünümlü David Silva.. Bu takımın sahada gösterdiği senkronizasyon sorunları yeni transferler sığlığıyla açıklanamayacak boyutlardaydı.. Silva, Yaya ve Kolarov'un girdiği ve sistem adına geçen seneye göre çok büyük değişikliklerin yaşanmadığı takımda devam eden uyum problemleri Arapların paralarıyla açıklanırsa Mancini'nin takım üzerindeki etkisi daha işin başında sıfırlanır, doğru da olmaz.. Böyle kuvvetli ve defansif açıdan güçlü bir merkezin Modric'li, iki açıktan defansif anlamda destek almayan Tottenham orta sahasına karşı etkisiz kalması bir teknik direktör problemi.. İlk 15 dakikada maçın yıldızı Joe Hart'tı ve bu görünüm maçın sonuna kadar sürdü.. Çoğunlukla uzaktan atılan şutlar sonrasında yıldızlaşan ama 90 dakika genelinde mükemmel bir maç çıkaran Hart elbette skorun 0-0 kalmasında en büyük etken.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci yarıya girilirken City'de net bir değişiklik yoktu.. Etkisiz Aaron Lennon karşısında olmasına rağmen özellikle toplu oyunda sırıtan ve takıma alışma devresinde olan Kolarov, Zabaleta'yla değişti.. Gareth Barry daha belirgin bir rolle sol kenara daha çok yaklaştı ve City merkezi orta saha pozisyonunu daha iyi almaya başladı.. İlk yarıda topu ayaklarına alıp sakin kalmayı başardıklarında 3-4 pozisyonda Spurs'u kendi kalesinin önüne yığmayı başarmışlardı ve bunu 45-70 arasında daha iyi yaptılar.. İlk yarıdaki tempo düştü ve bir ligin ilk maçında, özellikle ilk 45 dakika muazzam bir hızla geçmişken iki takım açısından da bunu anlamak gerekir.. Serie A çıkışlı Roberto Mancini'nin de istediği şeylerden biriydi bu muhtemelen.. 70'te Redknapp önce forvet ikilisini değiştirerek City tarafından arkaya doğru atılmaya başlayan takımı tekrar öne almaya çalıştı ve Pavlyuchenko - Keane ikilisinin taze gücüyle bunda başarılı oldu.. Arkasından ilk yarıdaki baskıda bas bas bağıran iki açığın da çok düz kalması sorununu içe giren Gio'yla değiştirmeye çalıştı.. Pavlyuchenko'nun deplase olmaya dayalı oyunu belki biraz daha zaman olsa Robbie Keane için büyük fırsatlar doğurabilirdi ama gelen bütün topları kaleye yollamaya çalıştı Rus oyuncu.. Gio oyuna ilk girdiğinde yine kendini göstermek için kassa da sonrasında sakinleşti ve 15 dakika için oldukça yararlı oldu bence.. Sezon öncesinde Dünya Kupası'nın da katkısıyla çok daha iyi bir hazırlık aşaması geçirdi ve bu sezon Spurs'te çok daha etkin bir rolü olabilir.. Birincil planlarından biri Aaron Lennon olan bir takımın Spurs'un hedeflediği 1-2 üst kademeye çıkma şansı bence yok.. Lennon müthiş bir hız ama sonrası koca bir boşluk ve onun arkasında daha farklı özellikler barındıran Gio'nun beklemesi Redknapp eğer kendisini kabul ederse Tottenham'daki rotasyon derinliği adına çok önemli olabilir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;City'de Gareth Barry'nin bu rolden memnun olduğunu sanmıyorum.. İkinci yarıda daha derli topluydu ve sol kenara yakınken toplu bütün oyunlarda iç çapraza doğru kat etmeye çalıştı.. Berbat bir Dünya Kupası geçiren Barry'yi geri getirmek için bundan fazlasına ihtiyacı var Mancini'nin.. David Silva'nın La Liga'dan gelen bir yetenek olarak fizik eksikliği EPL'de daha çok belli oluyor, zamana ihtiyacı var.. Maçtaki tek kazanımları bence Spurs baskısına rağmen oyuna maksimumlarını veren Toure - Kompany ikilisi ve Yaya Toure'nin gayet iyi başlangıcı.. Yaya'nın ilk 10 dakika içinde Shaun Wright-Phillips'i ve ikinci yarıda Micah Richards'ı topun dibine girerek iki harika pasla savunma arkasına sarkıtması bu adamın neden bu kadar değerli olduğunun ve muhtemelen bu sezon anlaşılacak olan Barcelona'nın kendisini göndermekte neden hatalı davrandığının bir ön izlemesiydi.. Fakat yanındaki De Jong bence fazlalık, Mancini'nin tavır yaptığı Ireland'ı Yaya'nın sağ önüne yerleştirmesi takıma yeni açılımlar getirebilir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gol yok ama EPL'de huzur var.. Spurs'te işler yolunda ama ben geçen senenin üstünü yine zor görüyorum.. City'deyse böyle bir kadronun hakkının verilmesi için daha güçlü bir taktisyen daha iyi sonuç verebilirdi ve bu senenin de boşa geçme ihtimali kuvvetli bir şekilde ilk maçın sonunda ortaya çıkmış durumda.. Lazio'dayken çok sevdiğim, Inter'de idare ederek lig yapısını sonuç odaklı kullanan Mancini'nin bu hız içinde kendisini göstermesi bu sene de zor olacak gibi görünüyor..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-1697281298664022439?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/1697281298664022439/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=1697281298664022439&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/1697281298664022439'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/1697281298664022439'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2010/08/spurs-0-0-city.html' title='Spurs 0-0 City'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TGafY0bK4xI/AAAAAAAADvo/Eb_JcN6Lg_s/s72-c/Gareth+Bale.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-2391912910359262713</id><published>2010-08-11T14:38:00.006+03:00</published><updated>2010-08-11T17:14:08.624+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Sebastian Giovinco ve Yeni Parma</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TGKMBHxQvDI/AAAAAAAADvg/okjke9uG9CM/s1600/Giovinco.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 294px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TGKMBHxQvDI/AAAAAAAADvg/okjke9uG9CM/s400/Giovinco.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5504115645493591090" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İstanbul'da gündemden uzaktayken twitter üzerinden gelmişti haber.. Bütün transfer ayarları Galatasaray üzerine olunca başka isimler piyasadayken ne alaka tepkisini verdikten bir süre sonra transferi Parma'nın bitirdiği söylendi ve büyük takımlarda bekleneni veremeyen bir genç yıldız daha rejenerasyon idmanını takım odaklı yapıp yeniden parlamak için Parma Futbolcu Fabrikası sınırları içerisine adımını attı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çıktığı günden beri "yeni Del Piero" etiketi altında değerlendirilen Sebastian Giovinco'dan altyapı mahsulu olarak Juventus çok umutluydu.. 10 yaşından beri Bianconero olan, 16 yaşında milli takımlara çağrılmaya başlayıp, 19 yaşında ilk defa A takıma çıkan Giovinco'dan beklentiler, Juventus'ta 1990 yılında ilk ve tek futbol ikonum olan Roberto Baggio'yla başlayıp, 90'ların ikinci yarısında Del Piero'yla devam eden ve günümüze kadar gelen süreçte yeni bir süper yetenek timsali olarak büyük heyecan veriyordu camiaya.. Ama saf yeteneğini fizikle destekleyemeyen her oyuncunun maruz kaldığı gerçeği yaşadı Sebastian, beklenen çıkışı gösteremedi.. Boy 1.63 ve bu kısalığa rağmen oldukça çelimsiz bir vücudun karşılığı Serie A sertliği içinde her zaman vasat dolaylarına gezinir.. Attığı gollerde baş parmağıyla kafasına dokunarak bir kutlama yapan Giovinco, bu durumu zayıf fiziği nedeniyle piyasaya çıktığı günden beri beklenen konuma gelemeyeceğine dair eleştiri yapanlara karşı kutlamasını bir savunma mekanizması olarak öne çıkardığını söylüyor..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Juve'de bekleneni veremeyen Giovinco bu sezon Parma'da oynayacak.. Anlaşma kiralık fakat sezon sonunda Parma'nın bonservisin %50'sini alma opsiyonu var.. Serie A'da sık görülen, özellikle Parma'nın çok sık kullandığı bu muhabbetin mantığını parasızlık dışında çözebilmiş değilim ben.. PasQuale Marino'nun portföyünde 4-3-3 ve 3-4-3'le geldiği Parma'da hangi sistem üzerinden ilerleyeceği Guidolin sonrası önemli soru işaretiydi.. Geçen senenin tamamında 3'lü savunma yapan ve bu temeli alan takımda Marino'nun 3-4-3'ü uygulayıp 3'lü savunmayla deli hücum yaratan bir takımla Şili ve Bielsa'ya saygı duruşu yapabileceğini düşünüyordum ve bu mantıklı geliyordu ama hazırlık maçlarının tamamında 4-3-3 deneyen Marino tersini yapacak gibi görünüyor.. Peki Giovinco bu takımda nereye girer? Merkezde yeri garanti olan kaptan Morrone ve Galloppa'nın önü uygun görünüyor ama Giovinco bu fiziğiyle ve defansif özellikleriyle sistemi 4-4-1-1'e çevirir ve Marino da bunu istemeyecektir.. Lucarelli ve Crespo gibi iki tane veteran target man'e sahip olan takımda bir kenarı Bojinov'un alması durumunda Giovinci diğer kenar için oldukça uygun görünüyor ve ben de ilk etapta içe kat eden açık oyuncusu olarak hem orta sahayı kalabalıklaştırma, hem de forveti diğer kenardan çiftleme adına özellikle sağda kullanılacağını düşünüyorum..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tommaso Ghirardi geçen seneki Guidolin seçimini puan odaklı düşündüklerini ve kafalarında büyük eğlence vadeden, hücum ederek seyir zevki yaratan bir Parma olduğunu belirtiyor.. Çok başarılı bir Guidolin sezonu üzerine yapılan bu riskli tercihin muhtemel nedenleri zaten &lt;a href="http://tardinibufe.blogspot.com/2010/06/francesco-guidolin-pasquale-marino.html"&gt;arşivde duruyor&lt;/a&gt;.. Arrigo Sacchi'yle başlayıp Nevio Scala'yla devam eden ve Alberto Malesani - Claudio Prandelli ikilisiyle şekillenen Parma'nın genetik hücum futbol kodlarına uygun bir isim olarak Marino deneysel gariplikleriyle uygun bir isim olarak öne çıkıyor.. Blerim Dzemaili ve Daniele Galloppa'nın sakatlıkları ve belki merkeze yapılması muhtemel bir ekleme takımın bu seneki karakteristiği üzerinde önemli rol oynayacak.. Mariga'nın ardından şu ana kadar Galloppa'nın elden çıkarılmaması takım adına güzel.. Yetenekli hücum hattı ve nicelik olarak düşük olsa da niteliği yüksek merkeziyle Parma bu sene Serie A'nın keyif verici maddelerinden biri olacaktır.. Giovinco ise bu yeni yapının kaymağı olmaya çalışacak.. Ekmek kadayıfı iyi olursa sorun yok ama Marino'nun her şeyi değiştirdiği ortamda işlerin kötü gitmesi Atom Karınca'yı piyasadan siler.. Bunun olmaması için sadece yeteneklerine güvenmek yerine fitness salonunda biraz daha fazla zaman geçirip özel antrenmanlarını artırmalı Sicilyalı.. Umutlar yüksek, Juventus'ta birlikte çalıştığı Pietro Leonardi'nin Parma'nın 1 numaralı futbol beyni olarak her şeyi şekillendirdiği ortamda bu tanışıklığın takıma yararlı olmasını umuyor Ultras Boys..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-2391912910359262713?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/2391912910359262713/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=2391912910359262713&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/2391912910359262713'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/2391912910359262713'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2010/08/sebastian-giovinco-ve-yeni-parma.html' title='Sebastian Giovinco ve Yeni Parma'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TGKMBHxQvDI/AAAAAAAADvg/okjke9uG9CM/s72-c/Giovinco.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-7661992242514824984</id><published>2010-08-10T13:28:00.003+03:00</published><updated>2010-08-10T13:32:17.761+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Parma Formaları 2010/2011</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TGEp8FhKL9I/AAAAAAAADvY/VzVL9-9YYNk/s1600/Parma+Formalar%C4%B1.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 227px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TGEp8FhKL9I/AAAAAAAADvY/VzVL9-9YYNk/s400/Parma+Formalar%C4%B1.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5503726331873603538" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Enine kalın çizgili efsane bu sene de yok.. Beyaz üstü lacivert haçlı forma artık iyice orijinal iç saha formasına dönüşmüş durumda.. Errea gibi dandik bir markadan daha iyisini beklemiyordu zaten kimse..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-7661992242514824984?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/7661992242514824984/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=7661992242514824984&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/7661992242514824984'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/7661992242514824984'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2010/08/parma-formalar-20102011.html' title='Parma Formaları 2010/2011'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TGEp8FhKL9I/AAAAAAAADvY/VzVL9-9YYNk/s72-c/Parma+Formalar%C4%B1.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-2976988653740481467</id><published>2010-08-09T12:25:00.000+03:00</published><updated>2010-08-09T12:26:33.331+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Foto'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='NBA'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Medya'/><title type='text'>NBA Türkiye Ağustos 2010</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TF_Ju_Jwf5I/AAAAAAAADvI/vGcYbLeSljQ/s1600/NBA+T%C3%BCrkiye+A%C4%9Fustos.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 305px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TF_Ju_Jwf5I/AAAAAAAADvI/vGcYbLeSljQ/s400/NBA+T%C3%BCrkiye+A%C4%9Fustos.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5503339078733561746" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-2976988653740481467?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/2976988653740481467/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=2976988653740481467&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/2976988653740481467'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/2976988653740481467'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2010/08/nba-turkiye-agustos-2010.html' title='NBA Türkiye Ağustos 2010'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TF_Ju_Jwf5I/AAAAAAAADvI/vGcYbLeSljQ/s72-c/NBA+T%C3%BCrkiye+A%C4%9Fustos.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-7108344383164043013</id><published>2010-08-08T23:40:00.006+03:00</published><updated>2010-08-08T23:48:46.733+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Duyumcu geldi hanım... -2-</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TF8WZWKI4EI/AAAAAAAADvA/blAcp55Fzfk/s1600/Duyum.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 256px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TF8WZWKI4EI/AAAAAAAADvA/blAcp55Fzfk/s400/Duyum.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5503141894370680898" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Son 1 yılda türeyen bu duyumcularla ilgili arşivde &lt;a href="http://tardinibufe.blogspot.com/2010/06/duyumcu-geldi-hanm.html"&gt;bir yazı var&lt;/a&gt;.. Bugün biraz daha özele geçelim ve muhteşem bir duyuma örnek verelim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Site ismi vermeye gerek yok, bunları üretenler ve paylaşanlar belli.. Zaten etrafta bu şekilde yazan başka bir mecra bulmak da mümkün değil.. Geçiyoruz paragrafa:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;"SONUÇ..&lt;br /&gt;ELANO SATILIRSA..&lt;br /&gt;ARSENAL SATARIZ DERSE, ROSİCKY yüzde 90..&lt;br /&gt;İKİNCİ FUTBOLCU olarak LEDESMA yüzde 10..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ROSİCKY OLMAZSA..&lt;br /&gt;LEDESMA yüzde 70&lt;br /&gt;Başka bir isim yüzde 20..&lt;br /&gt;ikinci bir isim yüzde 0&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ELANO TAKAS + PARA SEÇENEĞİNE GÖRE..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ARSENAL SATARIZ DERSE, ROSİCKY yüzde 60..&lt;br /&gt;İKİNCİ FUTBOLCU olarak LEDESMA yüzde 0..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ROSİCKY OLMAZSA LEDESMA yüzde 50&lt;br /&gt;ikinci bir futbolcu yüzde 0...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İŞte reçete bu..&lt;br /&gt;Hayal kurmanın anlamı yok.."&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük ve küçük harflere, noktalamalara zerre dokunmadan ortaya atılan bu şahesere şapka çıkartıyorum ben ve bu kardeşlere olasılık hesabını öğreten hocanın ellerinden öpüyorum.. 24 Kasım'da çiçeğini kendi ellerimle adresine yollayacağım, bir zahmet ulaşsın bana..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-7108344383164043013?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/7108344383164043013/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=7108344383164043013&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/7108344383164043013'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/7108344383164043013'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2010/08/duyumcu-geldi-hanm-2.html' title='Duyumcu geldi hanım... -2-'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TF8WZWKI4EI/AAAAAAAADvA/blAcp55Fzfk/s72-c/Duyum.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-3111937807853370856</id><published>2010-08-05T19:55:00.004+03:00</published><updated>2010-08-05T20:40:25.981+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Galatasaray Maçları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>OFK Belgrad 1-5 Galatasaray</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TFrtjYQ2LqI/AAAAAAAADu4/bYjYD6bM3iM/s1600/OFK+-+Galatasaray.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 254px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TFrtjYQ2LqI/AAAAAAAADu4/bYjYD6bM3iM/s400/OFK+-+Galatasaray.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5501971086850797218" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;-Galatasaray'ın bu sorunlu göbeği muhtemelen tamamen değişecek ve bunun etkileri de zamanla bütün pozisyonlarda görülecek.. Bu bağlamda bu maçlar üzerinden bir sezon önizlemesi yapmak çok mantıklı değil.. Merkezden Mustafa Sarp maç boyu yaptığı anormal işlerle maçın yıldızı.. Attığı gol, ikinci gol öncesi yaptığı şok pres ve kaptığı topu Kewell'ın önüne bırakışı, maç boyu gelen araya paslar ve oyun devamlılığıyla bir sezon başlangıcında daha çok iyi oynadı.. Geçtiğimiz sezonun ikinci yarısından sonra bu maça kendi de inanmamıştır ama Sarp'ın iyi oyunu bile buradaki problemleri bitirmiş değil.. 2-0 sonrasında açılan Belgrad'a karşı devre sonuna kadar Galatasaray oyunu teslim etti.. İçte top tutulamadı ve Batdal sonrası en uçta değerlendirilen Kewell'la açıklar oyuna sokulamadı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-İlk maçta berbat görünen Belgrad'ın kendi evinde farklı oynayabileceğini düşünüyordum ama rakip gerçekten aciz çıktı.. Atılan 5 gole rağmen ortada sağlam bir takım yok ama transferler öncesinde zaten gecikmiş ortamda bunu takacak bir durum da yok.. Maçtaki aksiyonları oyun öncesinde Galatasaray bu kadroyla rakip kaleye gidemez diyenler düşünsün.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Orta sahada değişiklikler, forvet bölgesinde yine yaratılacak farklılıklarla ileri hat büyük mutasyona uğrayacak ama yapılan tercihler sonrasında yabancı hakkının harcanmadığı kale ve stoper bölgesi düşündürmeye devam ediyor.. Bugünkü Sabri ve Balta'nın dengesiz oyunları kalitesi ortalama olan tandemle birlikte önemli problemler yaratmaya namzet.. Cana'nın yanına gelecek olan oyuncuyla savunma dörtlüsü mutlaka rahatlayacaktır ama Galatasaray merkezini pasifize eden takımlara karşı takımın arkası önemli sıkıntılar yaşayabilir.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Maçın rahatlama anından sonra önce Serdar - Pino, arkasından Kewell - Batdal değişiklikleri çok barizdi.. Pino'yu yarım saat daha izledik, izlenim hala yok.. 4. goldeki asist güzeldi ama umut beslemek için daha fazlasına ihtiyaç var.. Görüntü sağdaki tek oyuncu olduğu yönünde.. Serdar'ın daha iyi verim verdiği pozisyon sol açık ve ilk bölgesi sağ açık olan tek oyuncu Pino gibi.. İlk 2 hafta içinde Serdar'dan formayı alacağını tahmin ediyorum..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Cana bu maç daha hareketliydi.. Pas alış-verişlerinde daha başarılıydı ve oyun içinde de daha sağlam durdu.. Önüne gelecek oyuncularla onda da belli bir fark oluşacaktır.. Batdal'ın girdikten sonra attığı gol kalite, bir yabancı forvet daha gelse bile rotasyon içinde ve Baros'la forvet çifti oluşturma bağlamında mutlaka kullanılacaktır.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Kewell'ın 3. golde yaptığı hamle maçı bitiren hamle oldu.. Takım hem skoru aldı, hem rakibi eksik bıraktı.. Sarp'la birlikte maçı alan oyuncu.. Serdar'ın vasat takıldığı, Arda'nın Sami Yen'deki ilk maçın ikinci yarısındaki hayalet görüntüyü devam ettirdiği maçta ön alanda yaptığı katkı büyük.. İlk maçtan sonra maçı alan hamle Cana'yla birlikte onun takıma monte edilişi.. Arda cepten yemeye devam, Serdar idare, bekler garip ama ne olursa olsun Sarp-Ayhan-Barış üçlüsü gelecek olan oyunculara rağmen bu takım rotasyonunda önemli yer kaplamaya devam edecekler.. Olması gereken de zaten bu..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Takım sistemine dair değişim içinde olacak merkez nedeniyle fazla bir şey söylemek mümkün değil ama sanıyorum 2-3 güne bu konu hakkında bazı fikirler edineceğiz.. Sistem hala 4-3-3 üzerinden ilerliyor ama 4-4-1-1 şu anda da, gelecek oyuncularla birlikte de akla yatkın olmaya devam ediyor.. Oyuncular açıklandıktan sonra bu konuda değerlendirmeler gelecek elbet..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4125192685021034389-3111937807853370856?l=tardinibufe.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tardinibufe.blogspot.com/feeds/3111937807853370856/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4125192685021034389&amp;postID=3111937807853370856&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/3111937807853370856'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4125192685021034389/posts/default/3111937807853370856'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tardinibufe.blogspot.com/2010/08/ofk-belgrad-1-5-galatasaray.html' title='OFK Belgrad 1-5 Galatasaray'/><author><name>Parma Maniac</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/9/94/Acparma.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TFrtjYQ2LqI/AAAAAAAADu4/bYjYD6bM3iM/s72-c/OFK+-+Galatasaray.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4125192685021034389.post-293510256829425264</id><published>2010-08-04T02:33:00.004+03:00</published><updated>2010-08-04T04:10:42.047+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>TT Arena Ziyareti</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TFind0bviWI/AAAAAAAADuo/p4AJwG1IrOo/s1600/TT+Arena.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 266px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_XwGmhOeaFq4/TFind0bviWI/AAAAAAAADuo/p4AJwG1IrOo/s400/TT+Arena.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5501331075566111074" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bugün büyük insan Emre Yazıcıol'un katkılarıyla bir TT Arena ziyareti yaptık.. Gidiş biraz sıkıntılıydı ve açıkçası stadın içine girip giremeyeceğimiz konusunda şüphelerimiz vardı.. Yolun karşısında indikten sonra yıkılmak üzere olan köprüyü yayan bir şekilde aşıp yolun kenarından, çayırların içinden aşağı sarktıktan sonra önümüzde aşmamız gereken uzun bir yol vardı.. Cayır cayır yakan güneş, anormal sıcak ve kızgın toprağın üzerinde elimizde 2 dakika içinde ısınan kolalarla yürümeye devam ederken önce büyük bir tepe aştık, arkasından toprak yoldan aşağı doğru kıvrıldıktan sonra yolun kenarına çıkıp inşaatın girişine doğru yol aldık.. Tam stada doğru girerken bir engelleme ya da sorular bekliyorduk ama oradaki 2-3 işçiyle göz göze geldikten sonra hiçbir sorun olmadan stada doğru yürümeye devam ettik ve bir anda kendimizi mekanın içinde bulduk..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koşarak kendimi tribünlere doğru attım ve gördüğüm şey kabası bitmiş bir statta bile büyüleyiciydi.. Fazla detay vermeye gerek yok ama gelen şeyin ziyadesiyle şahane bir şey olduğunu söylemek yeterli.. Alt kattan hem kale arkasında, hem de yan tarafta görüş açısı muazzam.. Stada girer girmez göze çarpan ilk şey, var olan devasalığın yanında aynı zamanda mekanı
