4 Şub 2012

,

Gaziantepspor 1-2 Galatasaray


Galatasaray'la ilgili yazdığım son yazı Hayatım Futbol'un 8. sayısındaydı ve Galatasaray henüz herhangi bir maça Baros - Elmander ikilisiyle çıkmamıştı.. İsveç Milli Takımı'ndan 4-3-3 sağ kenarı tecrübesi bulunan Johan Elmander, Fatih Terim'in henüz güven duygusuna mazhar olamamıştı ve Terim'in Baros konusundaki memnuniyetsizliği birincil plan olan 4-3-3'te önce Elmander'i öne attı fakat sezon başından itibaren Albert Riera karavanasıyla birlikte düzelmeyen kenarlar sistemi fazlasıyla köhneleştirdi ve Galatasaray hücumda geçmiş yıllardan gelen kısırlığını devam ettirdi..

Elmander'in arkasında Riera ve Colin Kazım Richards'ın sisteme ve birbirlerine olan uyumsuzluğuna dair 2.5 ay önce yazılmış yukarıdaki yazıda birçok görüş mevcut.. Yürümeyen takımda sorunlu iki oyuncudan birini kesip kenarda çürüyen efektif golcü Milan Baros'u daha defansif bir kenar oyuncusuyla takım içinde yapılandırmak en mantıklı hamleydi.. Beşiktaş maçının son yarım saatinde merkeze giren Elmander'le ilk defa daha defansif bir takım için denenen birliktelik Sivasspor maçıyla geldi ve ilk 11 maçta 15 gol atan Galatasaray, sonraki 11 maçta 29 gol buldu.. Kenar oyuncularının ceza sahası koşusu yapmadığı ortamda yalnızları oynayan Elmander'in yanına Baros'un direkt bir merkez forvet olarak gelmesi hem hücumda çoğalma sorununu aza indirdi, hem de bir kenara giren Engin Baytar (sonrasında Emre Çolak) ile birlikte hem daha iyi işleyen, hem de savunmaya daha iyi katkı yapan bir sistem iyileştirmesini beraberinde getirdi..

Sezon başında yapılan hatalı transfer hamleleri, Arda Turan'ın beklenmedik kaybı, onun yerini doldurmak için aceleye getirilen bir Albert Riera transferiyle birlikte Galatasaray'ın mevcut kadrosuyla dönmesi gereken sistemin 4-4-2 olduğu açıktı ve bu sene çok daha farklı görünen, hatalarında eskisi kadar inatçı olmayan Terim'in bunu anlaması uzun sürmedi.. Devre arası transferiyle birlikte teknik kadro tarafından istenen oyuncuların alınması bu konuda farklı tasarrufları getirebilirdi ama sezon başında olduğu gibi yönetim yine geç kaldı, yine işin içine başka hesaplar girdi ve Colin Kazım Richards'ın sürpriz gidişiyle son anda transfer edilen Necati Ateş'le birlikte takım aynı güzergaha ama paralel yolla devam etme kararı aldı..

Son 4 maçta gelen 7 puan kaybı her ne kadar Samsunspor'un Fenerbahçe galibiyetiyle tolere edilse de Gaziantep maçını çok önemli bir hale getirdi.. Terim'in maça çıktığı 11 yerindeydi ama kenarlarda Emre Çolak ve Engin Baytar'ı kullandığı kenarlar takımın ilk yarıda önünü tıkadı.. Bir süredir sağ açıkta denenen ama olmayan Emre Çolak çizgiye çakılıyken sol açıkta görev alan Engin Baytar sık sık merkeze girdi ve bu da bekler üzerinden takımda dengesizliğe yol açtı.. Hücumcu bek Sabri'nin önü Emre'yle tıkanırken Baytar'ın içeri dalışları stoper kılıklı Balta'nın önünü açtı ve ilk yarıda ileri çıkışlarda Balta çok daha fazla inisiyatif aldı, hatta bunların birinde takım savunması problem yaşadı.. Yapılması gereken muhtemelen bunun tam tersiydi, böylece takım hem hücumda, hem de savunmada daha dengeli olabilirdi..

Emre Çolak'ın şut tehdidi zayıf fiziği nedeniyle ters kenarda içeri çekişleri beraberinde getirmiyor ve oyuncu savunmaya yaptığı katkıyı da yapamıyor.. Bunun başka bir türlüsü sağ açıkta Engin Baytar'ı etkiliyor.. Terim tercihini kenarları değiştirmekten değil de Baytar'dan yana kullandı ve ilk yarının en kötülerinden Emre Çolak yerine Yiğit Gökoğlan eklemesi yapıldı.. Bunun sonucunu görmeden Sabri'nin ileri çıktığı bir pozisyonda yapılan pas hatası sonrasında sağ-orta arkasına müthiş bir pas yollayan Yasin Pehlivan'ın topunda Semih Kaya hem pozisyon, hem de zamanlama hatası yapınca takım geriye düştü ve krize girebilecek maç Emre Güngör'ün çok daha büyük hatasıyla Necati'yle dengeye geldi.. Düzen değişmedi, Engin Baytar ikinci yarıda merkeze çok daha fazla girip daha fazla inisiyatif almaya başladı ve yine bunlardan birinde kontra atak sırasında müthiş bir olgunlaştırıcı olarak güzel asistle takımın öne geçmesinde büyük katkı yaptı.. 65'te gelen 2. gol sonrasında Hikmet Karaman'ın yaptığı hücum hamlesi orta sahayla desteklenemeyince merkezde 1.5 kişi fazla olan Galatasaray son dakikalarda çok büyük bir tehlike atmadan maçı tamamladı..

Bundan sonra yapılacak olan yarın akşam arkaya yaslanarak Fenerbahçe - Beşiktaş maçını keyifle izlemek.. Necati'nin başlangıcı iyiydi, Terim'in Baros antipatisi da malum fakat Baros da bu takımın net ikinci forveti.. Eboue'yle onun dönüşü transfer dönemini boşa geçiren takımın kendi standardını devam ettirmesi sağlar.. Ama merkez S.O.S. vermeye devam ediyor.. İlk yarıda Melo ve Baytar'ın, ikinci yarıda da Selçuk'un yaptığı pas hataları direkt bir şekilde kalede görülen pozisyonlara dönüyor.. Bu takımın gideceği yol 4-4-2'yi bozmadan merkezde yapılacak iyileştirmelerle bir sonraki aşamaya geçiş gibi görünüyor ama bunun için de şu anda erken.. Önce Necati'ye bakışın ne olduğunu görmek, sonrasında da Emre Çolak'tan sağ kenarda katkı gelmeyeceğini görmek gerekiyor ve bu seneki Terim'in ikincisini yapmakta sıkıntı çekeceğini düşünmüyorum..

Blogger tarafından desteklenmektedir.