29 Eyl 2010

,

Rangers 1-0 Bursaspor


Glasgow Rangers'ın klasik 4-4-2'sini bırakarak ileride Kenny Miller'ı natureli açık olan Steven Naismith'le destekleyerek 3 stoper, 3 tane de defansif orta saha kullanması iç sahada Bursaspor'a karşı muazzam bir futbol hadisesi.. Bursaspor'u ciddiye almak başlığı altında kolaylıkla değerlendirilebilecek bu hamlenin United'a karşı Braveheart'ı tekrar vizyona sokmaya çalışan Rangers'ın puan başarısını devam ettirme amacıyla yeniden değerlendirildiğini söylemek mümkün..

11 tamamen aynı, değişik bir üçlü savunma ve kenarlarda hücum yönü zayıf, asıl amacı savunmayı beşlemek olan bek orijinli iki açık oyuncusu.. Kenarları atıl bırarak Miller'ı Naismith'le çiftlemeye çalışan ve yaratıcı oyuncusu bulunmayan klasik bir 3-5-2'ye yakınsayan Rangers'ın Bursaspor karşısında savunmayı sağlam tutarak bir hatayı kollayacağı ve skor avantajından sonra vidaları tamamen sıkarak rahat bir maç geçirmek istediği ortadaydı.. Buradan sonra devreye giren soru Bursaspor'un Rangers'a bu fırsatı verip vermeyeceğiydi.. Sağdan sola doldurulan uzun topta sol defans Broadfoot'un indirdiği topta oyuncu/alan paylaşımını yapamayan Ali ve Stepanov'un hamle hataları Naismith'in araya sızarak golü yapmasını sağladı..

Rangers'ın Naismith ve bir stoperden destek alan orta üçlüsü, TSL'de birçok takıma ters gelen Bursaspor merkezini dağıttı.. Ergic ve Svensson yeni bir ikiliydi, önlerindeki Batalla'dan gerekli yardımı hiçbir türlü alamayınca Bursa orta sahada oyunu çabuk bir şekilde yönlendirecek rahatlığa kesinlikle erişemedi.. Açık oyuncuları Ozan İpek ve Volkan Şen'in bu seviyede daha çok ortaya çıkan kenardan skora gidememe defoları Sercan'ı 3 stoperin kucağında iyice yalnız bıraktı ve zaman ilerledikçe forvet arkasında daha çok silinen Batalla'yla Bursaspor ilk yarıda yokları oynadı.. Rangers'ın golü attıktan sonra kaleci dahil 9 oyuncuyla düzenli bir şekilde Bursaspor'u karşılaması maça başlarken düşüncelerinin ne olduğunun açık kanıtı.. Ergic'in sakatlığıyla birlikte oyuna giren oyuncunun Insua oluşu işleri tamamen zora soktu.. Sistem 4-4-1-1'ken ve Batalla bu kadar göze batarken yapılması gereken belki de Batalla/ikinci forvet, açık/üçüncü merkez değişiklikleriyken içine düşülen zorunlu durum hamle yanlışlığıyla bence maçı tamamen Bursa adına eksiye götürdü.. Ergic sakatlanırken ve Hüseyin kenardaki tek defansif orta sahayken merkezi üçleme şansı zaten yoktu.. Ama Ergic - Hüseyin ve Batalla - Nunez (Turgay)'la 3 stoper, 5 savunmayla oynayan Rangers'a karşı göbeğe giren çift forvete sahip bir takım oluşturulabilirdi.. Ertuğrul ise başka bir yolu seçti..

İkinci yarıda takımın gidebileceği bir tek yol vardı.. O da Batalla'nın yerine bir forvet sokarak tek önlibero ve çift forvetli o garip düzene gitmek.. Svensson'un yanında kendi bölgelerinden yarım kademe daha geride kalarak orta sahayı diri tutmak için daha arkadan oyun kurmaya çalışan Batalla ve Insua gecenin en kötüleri olunca değişen bir şey olmadı.. 70'ten sonra çift forveti sokarken Sercan'ı Turgay'la değiştirmenin altında muhtemelen Rangers savunmasıyla cebelleşen Sercan'ın fizik gücünün azalması vardır.. Yoksa Volkan Şen'le birlikte Bursaspor adına maçın en iyisi olan Sercan'ın kenara gelişinin altında bir taktik açılım olacağına ben inanmıyorum..

Ertuğrul'un psikolojisi, bozukluğunu Vederson'un vurduğu basit şutlara %100 gol kaçma tepkisi verecek kadar gösterirken Bursaspor'un bu kadar deneyimsiz bir kadroyla daha iyisini yapma şansı fazla değil.. Takım Şampiyonlar Ligi'ne oldukça kötü başladı ve bugünkü sonuçlarla daha ikinci maçlarda üçüncülük şansını bile zora soktu.. Daha farklısını ben bekliyordum ama takıma ekleme yaparken yapıyı bozmayacak hamleler içine giren Ertuğrul Sağlam'ı överken hocanın ileri uçta ve merkezde bir türlü standardizasyonu sağlayamayacağını ummuyordum.. Federico Insua transfer edildiği günden beri bu takım adına benim için en büyük soru işareti ve bu değişmiş değil.. Gelir gelmez yaşadığı sakatlık takıma entegre olmasını şanssız bir şekilde geciktirdi.. Batalla'nın bu seviyede o fizikle çok daha büyük yetenekleri göstermesi gerekir, bu bakımdan Insua oyuncu profili olarak doğru bir hamle ama Türkiye ve Bursaspor için bu doğruluk geçerli mi, onu görmek için daha zamana ihtiyaç var.. Ortam böyleyken Bursaspor'un Turgay, Sercan ve Nunez üçlüsüyle klasik 4-4-2'yi esneten forvet çiftleriyle ve 4-4-2'ye uygun açık oyuncularıyla denemeler yapması bence daha doğru olurdu ama hoca geçen seneden çok uzaklaşmak istemiyor olabilir..

Bursaspor'u yerin dibine sokmak isteyen üç büyük taraftarı için bu maçlar uygun.. Önce Valencia'dan içeride 4, arkasından görece zayıf ve tamamen defansif bir yapıyla bu maça çıkan Rangers'a karşı girilemeyen pozisyonlar.. Lakin yaklaşık 20 yıldır bu statüyle devam eden Şampiyonlar Ligi'nde başarılı olan 3 Türkiye sezonu olduğunu düşününce bu adamların yaşadıkları anormal değil.. Gerçek anlamda bir sistem takımı olmaları onların bütün tecrübesizlikleriyle bir şeyler başarmalarına dair bazı futbol fikirleri oluşturuyordu ama ilk iki maç itibarıyla bunlar boşa çıktı.. Bildiğinden şaşmadan yoluna devam etmeye çalışan Bursa'nın bundan sonra bir şeyler yapmak istiyorsa United'ı iç saha maçında puansız göndermek zorunda olduğu ortada ve bu da büyük ihtimalle Avrupa sezonunun sona erdiğinin habercisi.. Bundan sonra fazla rotasyon geyiklerine girmeden orta ve ön alanda istikrarı sağlayarak yollarına devam etmeleri gerekiyor.. Ligi yeniden ön plana almaları yerel başarının devamı adına onlar için faydalı olabilir..

18 Eyl 2010

,

Bucaspor 0-1 Galatasaray


Misimovic ve Insua'nın gelip hemen yokluk içindeki bölgelere yerleştiği Galatasaray'dan iki isteğim vardı.. Biri eğer Sabri yoksa sağ bekte Serkan Kurtuluş'un yer alması, ikincisi Lorik Cana'nın artık bu takıma dahil olması.. İlkini görüp rahatladık, diğerini ise Elano'dan sonra bir hücumcu yabancının daha yedek bırakılmaması isteğiyle bir noktaya kadar maruz karşıladık.. Maç öncesinde sahanın durumundan haberdar değildik ve bugün biraz daha akla yatkın bir futbol bekliyorduk ama ikinci pasla beraber düz gitmeye çalışan topun 4 kere zıpladığını görünce zaten sorunları büyük olan takımdan feci bir şeyin geleceğini tahmin etmiştik..

İlk yarıdaki futbol tam bir kepazelik.. Misimovic'in geçen hafta ortaya koyduğu/koymaya çalıştığı beklenmedik performanstan sonra ilk 45 dakikada önemli bölümlerde iç gibi oynamaya çalışması ve birçok pozisyonda Sarp'ın gerisinde kalması Rijkaard'ın düşünce yapısı itibarıyla rahatsız etti ama saha her konuda olduğu gibi burada da mazur gösterici olarak devreye girdi.. Bucaspor'un 3 oyuncuyla savunduğu, pas yapılamayan bir sahada zaten bu konuda büyük eksiklere sahipken Buca'nın oyuna yarım adım önde hakim görünmesi büyük sürpriz değil.. Böyle bir sahada, böyle bir rakibe karşı yapılması gereken şey eğer bir yaratıcın varsa topu olabildiğince onunla buluşturmak ya da mümkün olduğu kadar uzun oynamak.. Halı gibi zeminlerde bile pas yapmakta zorlanan Galatasaray'da bunlar ne kadar beklenebilir bu tartışma konusunu takım daha ilk yarıda gösterdi..

Galatasaray'ın en büyük sorunu takımın geri kalanına göre çok daha kalitesiz bir görüntüsü olan merkezindeki yerleşim problemi.. Galatasaray geriden çoğunlukla Servet nedeniyle düzgün top çıkaramadığı için Rijkaard oraya ayağı düzgün bir oyuncu sokmaya çalışıyor ve bu da Galatasaray'da o anlamdaki en iyi opsiyon olan Ayhan'ın önliberoya dönüşüne neden oluyor.. İçeride oynanan OFK Belgrad maçı dahil birçok maçta Rijkaard, Ayhan'a daha geride pozisyon aldırıyor.. Bu yerleşimin yan etkisi olarak Mustafa Sarp'ın artık iyice yalan bir hal almış olan şok preslerinden ve yine tamamen yok olmaya yüz tutan ceza sahası koşularını yapan oyuncu olması nedeniyle Belçika ve Everton'daki Fellaini rolünü kısmi bir şekilde takıma monte etmek düşüncesi de olabilir.. Lakin ortaya çıkan şey takımın pas yapabilen tek içini Galatasaray'ın oyun merkezini taşımaya çalıştığı yerden uzak tutan ve buraya Sarp'ı atarak Galatasaray'ın pas yapamayan yapısını katmerleyen bir merkez keşmekeşi.. Ayhan özellikle ilk yarıda geriden top çıkarmakta çok zorlandı ve çok kritik pas hataları yaptı, Sarp ise bir süredir olduğu gibi yine sahada yoktu.. Galatasaray yine ortada oyunu tutup kenarlara oynama ve topu Misimovic'le buluşturma şansını elde edemedi.. Misimovic'in kazandığı toplardaki hataları ise takımı iyice pamuk ipliğine bağlı bir hale getirdi..

İkinci yarıda değişen fazla şey yoktu.. Tek fark Misimovic'in Baros'a yakınlaştırılması oldu ki bunun yapı olarak Galatasaray'a katkıları olacaksa da bu maç özelinde sahaya bir şeyin yansıdığını söylemek zor.. Sarp ve Ayhan ikinci yarıda enlemesine daha düz ve stabil bir hatta oynadılar ama sol ve sağ Buca içleri tarafından yardımlaşmalı savunulan kenarlar açık oyuncularını yok etti ve Misimovic uyumsuz oyununa devam edince hiçbir artı sağlanamadı..

Bu anda devreye giren Aydın - Kewell değişikliğinde Lorik Cana da oyuna girmiyorsa Galatasaray'ın Cana açılımında sıkıntı var demektir.. Rijkaard, bizim elemanı hala kabullenmiş gibi görünmüyor.. Sarp bu haliyle sahadayken kontenjanın boşaldığı anda Cana da oyuna girmiyorsa benim bu konuda söyleyebileceğim fazla şey yok.. Cana antrenmanlarda kötü çalışıyor ya da başka bir problemi olabilir ama Elano'nun 30 dakikada tükendiği ortamda bile ilk 11 başladığı Galatasaray'da Cana'nın bu uzun süreli bench oyunculuğu umudu azaltıyor.. Geçen seneden beri en büyük problemin orta saha olduğunu düşünen biri olarak diğer 6 yabancının oradaki Cana'dan daha değerli olduğunu kabul etmek elbette mümkün değil.. Oyuna girer girmez yaptığı ceza sahası koşusu bile onu birçok Galatasaray oyuncusundan farklı yere koyuyor.. Sarp'ın yaptığı ama onun yapamadığı/yapamayacağı bir şeyi bulmayı bir türlü başaramıyorum..

Bucaspor, sadece Gençlerbirliği maçında kısmen vazgeçtiği Bülent Uygun 4-3-3'üne Galatasaray karşısında da devam etti.. Beşiktaş'a yapmaya çalıştığı şeyden tek farkı sağ açıktaki Mendy - Musa değişikliğiydi.. Kötü saha onlar için böyle maçlarda bir miktar avantaj olabilir ama oyunu Erkan ve Mendy ile hızlandırmaya çalışacak bir takım da böyle bir tarlayı istemeyecektir.. Bülent Uygun'un maçtan sonra sahanın rezalet olmasına dair açıklamalarını bu açıdan samimi buluyorum.. Yeni takımı zorlu TSL'de tutabilmek için orta sahayı Dağaşan - Ragıp - Leko üçlüsüyle parselleyip Türkiye için birinci öncelik olan fizik mücadeleyi sahaya koyma çabasını gayet normal karşılıyorum.. Elinde bu takıma yetenek eklemesi yapabilecek parçalar da mevcut.. Sistemi oturttuğu vakit bu orta üçlüyü ikiye düşürüp önlerine ekleyeceği Sercan Kaya, Bucaspor'u güzel bir hücum takımı haline de getirebilir ama bunun için mutlaka zamana ihtiyaçları var.. Bucaspor iki büyük maçı da kötü oynamadı ama iki maçı da ikinci yarıda kaybettiler.. Fikstür muhabbetinde onlar için ilk 6 haftada alınabilecek 7 puanın çok değerli olacağını söylemiştim.. 5 haftada 5'te kaldılar ve haftaya Bursa'ya gidiyorlar.. İyi değil ama bu fikstürle kötü başlangıç olduğu da söylenemez.. Oyuncular birbirini biraz daha iyi tanımaya başladıktan sonra bu sene bile önemli bir çıkış yakalayacaklardır..

Bucaspor'da Manucho'nun United'a ilk geldiği günkü fiziğinden sonra şu anda geldiği hali görmek Sir Alex etkisini yine hissettiriyor.. Oyuncunun İngiltere serüveninde bir günde kaç saatini ağırlık salonunda geçirdiğini araştırmak gerek.. Geldiği fizik muazzam, o fiziğine göre çok iyi olan tekniğini bu sahada göstermesiyse pek mümkün değil.. Mendy'nin ilk haftalardaki savrukluğu azalıyor.. Mulemo, Beşiktaş maçında gösterdiği gibi bu lige fazla bir bek.. Orhan ve Tomas'la standart bir tandemi de yakalamış durumdalar.. Orta üçlüde bekleneni veremeyen tek oyuncu şu anda Leko ama o da iki düz oyuncuyla oynamanın sıkıntılarını çekiyor şu anda..

Galatasaray'da Misimovic, Insua ve Pino üçlüsü için hala bir şey söyleyemiyoruz.. Serkan Kurtuluş ve Insua'nın bekte bugün iyinin üstünde olduklarını düşünüyorum ama Arjantinli'den beklenenler daha farklı elbet.. Serkan bence Sabri'den sonra o bölgenin ilk adamıdır ve her maçta anladığımız fizik gelişimi onu ilerleyen yıllarda çok değerli kılabilir Galatasaray için.. Servet bu baltalığına devam ederse Gökhan Zan en azından omzu çıkana kadar 2 haftalığına tandeme oturabilir, sonrası Allah kerim.. Arda dönene kadar Cana'nın ilk 11'e yerleşip Aydın'ın bir kenarı almasından başka belirgin bir düzelme şansını ise ben göremiyorum ama bunlara rağmen berbat futbolla geçen haftaları 3'er puanla kapatmak çok güzel.. Özellikle de rakipler kaybederken..

Ceza sahasına girişi mahkeme kararıyla engellenmiş gibi davranan Ayhan'ın oraya girmeden ama tam sınırdan attığı golün zincirlerini kırmasında faydası olmasını temenni ederim.. Çok kötü pas yaptığı ve rakibe asist sayılabilecek toplar gönderdiği bir maçta yaşına göre gösterdiği muazzam dirençle birlikte bir gol bularak kahraman statüsüne yükseldi.. Hala bu takımın orta ikilisinde iyi bir önliberoyu tamamlayacak en uygun opsiyon olma özelliğini sürdürüyor ama belli bir istikrar olmadan bunların önemi yok.. Golden sonra hocaya gösterdiği sıcaklıksa gecenin en özel anlarından.. Misimovic - Ayhan - Cana - Zan (Servet) - Neill beşgeninin birkaç maç denenmesi de Galatasaray'a istediği iskeleti sağlayamazsa taraftar bu sezondan umudu kesebilir.. Ama o güne kadar acaba ilk iki olur mu be kardeş demeye devam..

14 Eyl 2010

Dün akşamın Misimovic'i


Dün maçtaki koşu bilgileri Lig TV kaynaklı bu şekilde.. Gelmeden önce yeteri kadar koşmaz cümlesini açıklamasında geçiren Balic'in futbol tasvirine hak verdiğimiz ortamda bu rakam şaşırtıcı mıdır? Yoksa futboldaki koşma kavramı sadece bu metrelerle mi ifade edilir? Artık oyuncuların maç içinde 12-13 km'yi gördüğü futbolda koşmaz denen oyuncudan 6-7 km mi bekleniyor ya da? Alex için de aynı tartışmalar yapıldı/yapılıyor, onun ilk 5'e girdiği maçlar da "hani koşmuyordu?" alaycı tavrıyla karşılanıyor.. Misimovic'in dün takımla yaşadığı uyumsuzluğa hazır fiziğiyle mücadeleye odaklanarak katkı vermeye çalışması dünkü maç adına az sayıdaki güzelliklerden biriydi.. Misimovic, gerçekten Baros ve Sarp-Ayhan ikilisi arasında zaman zaman 40 metreye çıkan mesafeyi birçok defa kat etti, Baros'a yakın oynarken alamadığı toplarda devamlı geri geldi ve rakibe gölge pres yapmaya çalıştı.. Ama bu istatistiğin yapılan koşuları sadece nicelik olarak ayırması ve nitelik konusunda ise hiçbir şey söylememesi tartışmaların odak noktası.. Bir maçta 1 km fazla koşup, diğer oyuncudan hem savunma anlamında, hem de toplu oyunda pozisyon alma konusunda oldukça geride olabilir bir oyuncu.. Bunu da izlenmeyen maçta sadece bu istatistiklere bakarak değil, maçı izleyerek (mümkünse stattan) konuşmak gerekir..

Misimovic'in dün kat ettiği mesafenin tüm uyum problemlerine rağmen takıma yardımcı olduğu ve hak edilmiş bir takım liderliği gösterdiği ortada.. Ama bu performansın devamını beklemenin futbolda fazla anlamı yok.. Misimovic bu koşu performansını Türkiye'de karakteristiği haline getirirse ondan beklenen 10+ gol, 15+ asist gibi sezon performanslarının yanından geçemez zira üst düzey mücadele var olan tekniği genellikle büyük ölçüde alır götürür.. Ve bu tip oyuncular bu istatistikte ilk 5'e girdiler diye bak koşuyorlarmış demek ki mantıksızlığıyla savunulmazlar zira alan savunma işinde en çakılı olması gereken, takım presine hiç katılmayan stoperler bile zaman zaman bu alanda en öne çıkabiliyorlar.. Eğer hala "eli belinde geziyor" sığlığındaki eleştirileri ciddiye alıyorsanız dünkü Misimovic'i ve bazı maçlardaki Alex'i örnek olarak göstermekte sakınca yok, ama bunun kime faydası var işte onun cevabını ben bulamıyorum..

Görsel: Galatasaray Sözlük & fky nickli kullanıcı

,

Galatasaray 1-0 Gaziantepspor


Sarp ve Ayhan'ı tek bir vücut olarak ele alınca onlardan Baros'a giden bir çizgi ve yine Misimovic'i merkez alan Kewell'dan Elano'ya giden başka bir çizgiyi genel bir artı olarak düşünelim.. Elano'nun sağ açık olduğu yeni 4-4-1-1'de bu artının yatay çizgisinin soldan yukarı doğru dönmesini beklersiniz.. Elano geride bekler, Kewell ise daha önde oynama şansı bulur.. Bekler, açıklar, 4-3-3'ün kenarlarındaki açık/forvetler daima bu denge unsurlarının sayısız örneklemesi sayesinde takımın yapısının oluşmasını sağlarlar.. Öğlen saatlerinde Lig TV'de Galatasaray 11'i verildiğinde beklentinin bu olduğunu preview'da kısaca yazmıştım..

Başlangıç farklı değildi.. Yeni düzende birinci beklentim Sarp ve Ayhan'ın süpürücü olarak performanslarının bir miktar yükseleceğiydi ki olmadı.. İkincisi, Elano'nun kenarda başlayarak takımın ileriye çıkış yapmasında ilk opsiyon olmasıydı.. Takım düzenli olarak sağ kenarı kullanarak oyunu kurmaya çalıştı ama Elano'ya Ali Turan'ın yeterli desteği verememesi ve normalinin aksine Brezilyalı'nın fazla içe girmeden oynamaya çalışması oyunu o bölgede sıkıştırdı.. Ali, kısıtlı bek yeteneğiyle çok çabalayarak başladı ama hem önünde boş alan bulamadı, hem de çok şey yapma isteği ilk 10 dakikadan sonra performansını düşürdü.. Elano'nun hem merkezle, hem de arkasındaki bekle bir türlü bağlantıyı kuramaması onun da performansını sağ açık beklentilerinin normaline çekemedi.. Misimovic, ilk yarıda Baros'a yakın başladı ama hem takımla yaşadığı uyumsuzluk, hem de oyunu yine kuramayan Galatasaray'ın topu ileri taşıyamaması nedeniyle yavaş yavaş arkaya yaklaştı ve kaleden uzaklaştı.. Bu da yine orta hattan bağımsız bir Baros ve Elyasa tarafından yavaş yavaş delirtilen Kewell'la birlikte hücumda etkisiz bir Galatasaray ortaya çıkardı..

Tolunay Kafkas'ın çıkardığı kadro sahada dengeli bir 4-3-3 oynamaya çalışıyordu.. Galatasaray'ı 3 maç izleyen her TSL hocasının yaptığını yaparak takımın boyunu uzatma pahasına ön alanda savunma üzerine baskı yaptılar ve birçok takım gibi bunda başarı sağladılar.. İlk yarı sağdan oyuna çıkamayan ve sıkça soldan yarılan Galatasaray karşısında ortadaki dengeli merkezleriyle ilk yarının hakimi olmayı başardılar..

Elano'nun devrede oyundan alınması performansının hak ettiği bence değildi ama Rijkaard'ın sağdaki Elano'ya bakışı bu olabilir.. Sabri ve Aydın'la sağ kenarı tamamen yenileyen takım ikinci yarıya hızlı girdi.. Yine sağ kanadın kullanıldığı takımda görülen fark bariz bir Sabri etkisi ve seyircinin Sabri'nin topu her alışında heyecanının gürültü olarak yansımasıyla bunun hakkının verilmesi taraftar adına güzel.. Elano'yla kenarda sıkışan oyun takıma genişlik kazandırmayı başaran Sabri ve daha dik oynamaya hevesli Aydın'la daha fazla opsiyona sahip bir hale geldi.. Güzel başlangıç daha sonra etkisini yitirmeye başlarken 58. dakikada gelen penaltı skor avantajını getirdi.. Maçın iyilerinden Emre Güngör'ün eli oyuncu adına şanssızlık.. Kewell kötü vurdu ama takım öne geçti ve Misimovic daha rahat bir hareket alanı bulmaya başladı..

İçeride 1-0 öne geçen Galatasaray'dan daha net pozisyonlar bulmaya başlamasını beklersiniz ama bir süredir Sami Yen'de işler böyle yürümüyor.. 65'te Kewell yerine Pino'nun girişi takımın sağ kenarını bozdu ve ateşini söndürdü.. Bunu gören Rijkaard hemen Pino'yu sola çekerek tekrar sağ kenardaki alevi yakalamak istedi mümkün olmadı.. Tolunay golden sonra Serdar Kurtuluş'un yerine Orhan Gülle'yi, etkisiz Beto'nun yerine Ismael Sosa'yı aldı.. Orhan, oyuna top hakimiyeti ve yetenek, Sosa ise hız getirdi ve özellikle son 20 dakikada Galatasaray savunmada dengesiz yakalanmaya başladı.. Maç boyunca büyük hayal kırıklığı yaratan Ayhan ve Sarp'ın tandem önünü mühürleyememesi ve Pino'yla Ayhan'ın kenarlardaki savunma zaafiyetleri Galatasaray'ın öndeyken birçok kontra yemesine neden oldu.. Sosa'nın büyük bir hız olarak Servet ve Neill'a yarattığı sorunlar gelecek adına bir başka uyarı..

Skor her zaman önemlidir ama bazı geceler en önemli şeydir.. Bugün o gecelerden biriydi ve belki de Antep'ten daha kötü performans gösterilmesine rağmen takım bir şekilde 3 puanı kazanmayı başardı.. Benim beklediğim iyiye giden bir oyun ama belirsiz bir skordu.. İlk kısmında aradığımı bulduğumu söylemem zor.. Ayhan ve Sarp süpürücü rolünde de pek başarı gösteremediler ve Cana'nın oraya girişini artık mecburi kılmaya başladılar fakat Rijkaard'ın oyuncuya bakışı bu konudaki soru işaretlerini artırmaya devam ediyor..

Misimovic fizik olarak beklenenden çok daha iyiydi ama uyumsuzluğu net ve takımı yadırgadığı açık.. Normaldir, ilk 90 dakika için iyi durumdaki fiziği ve uzun süre sonra ayağına top gelince heyecanlanan izleyici bile yeterlidir.. Baros'la bağı kurup arkadan sağlam bir şekilde desteklenmeye başladığı zaman çok daha farklı bir yapıya götürecek takımı.. Insua'nın ilk 45 dakikası bence yapılabilecek en kötü başlangıçlardan biriydi.. Beto'nun yanına giren Julio Cesar birçok kez Galatasaray solunu oydu ama ikinci yarıda fizik düşüşü ve skor avantajı nedeniyle oluşan temkinli yapısıyla daha iyiydi.. İlk maç için çok ortalama bir görüntü verdi ve eğer Elano sağda devam edecekse Cana'nın takımdaki (bence) gerekliliği adına ilk aşamada kesilmesi gereken oyuncu olabilir.. Bunun için en az 2-3 maça daha ihtiyacımız var ama Cana için o kadar beklenecek bir periyot yok gibi..

Gaziantepspor çok kaliteli bir takım, bugün de oldukça iyi oynadılar ama daha net bir ileri uç oyuncusu gerekliliği açık.. Sosa bu oyuncu olabilir ama onları da daha çok izlemek gerek.. Bireysel yetenek bazında bu ligin ortalamasının çok üzerindeler ve bunu puan tablosuna yansıtmak için daha yolları var.. Daha sağlam fizikli, sırtı kaleye dönük top tutabilen bir oyuncu seçimi yapılabilirdi, büyük eksiklik olarak görünüyor.. Bek dengesi, Emre Güngör'lü tandem, merkezi ve ileri uç oyuncularıyla, bugünkü iyi oyundan bağımsız çok daha fazlasını vadediyorlar..

13 Eyl 2010

Parçalı Formanla Gel


Buradaki her forma muhabbetinin içinde geçen bir olgudur, takımın kendi evinde gerçek formasıyla sahaya çıkmasının gerekliliği.. Son 3-4 yılda kulüp, düzenli parçalısını yapma profesyonelliğine erişti ama sonraki aşama hala gelmiş değil.. Geçen seneki 16 iç saha maçının 7'sinde parçalı forma giyilmedi ve bu sene de değişen bir şey yok.. Bugünkü Gaziantepspor maçı gibi bahaneler çok anormal değil ve rakip takımların forma kısıtlılığı 1-2 maç başka formayı getirebiliyor ama müsabakaların yarısında mor, somon, arslan gibi formalar giyince işin içine pazarlama daha çok girmeye başlıyor.. Formalarda sınır burada devreye girer.. Yaptığın anormal renkli formalar her zaman için güzeldir ama iç sahada giymeye başladığın anda sakilleşir.. Biz yine tutturamıyoruz bu dengeyi..

Kulüp bugün ilk defa organize bir tepki aldı bu konuda ve direkt suçlular.. Metin Oktay üzerinden ajitasyon yapmak istemiyorum ama bir kulüp vefat etmiş bir futbolcusu üzerinden hala para kazanıyorsa, onun ölüm yıldönümünde onunla özdeşleşmiş formayı giymek zorundadır ve bunun özrü yoktur.. Bugünkü bahaneleri Antep'in sarı ve kırmızı taşıyan formalarla İstanbul'a geldiği yönünde.. Bunun doğruluğundan şüphem yok ama eksik var.. Galatasaray, böyle bir günde rakibiyle önceden iletişime girerek giyeceği formayı bildirip ona uygun formayı getirmelerini rica etmelidir.. Bunu yapmayan idarenin yapacağı doğru ama çok eksik açıklamaya itibar etmiyorum..

Forma konusunda son iki yönetimin yaptığı atılımları takdir ediyoruz ama bu eksiklikler dünyanın en güzel domates çorbasında çıkan sinek etkisi yaratıyor.. Bu seneki güzel formaları berbat ötesi fontlarla işportaya çeviren kulüp yönetiminin ikinci büyük forma eksisi olarak kayıtlara geçsin bu açıklamaları.. Bu organize tepkilerin sadece Metin Oktay'ın ölüm yıldönümünde değil, sıradan maçlarda da verilmesini bekliyoruz..

Söz yine taraftarda..

Galatasaray - Gaziantepspor Preview


Lig TV'den gelen son kadro bilgisi şu şekilde: Ufuk; Insua, Servet, Neill, Ali Turan; Sarp, Ayhan, Misimovic; Kewell, Baros, Elano..

Muhtemelen ilk 4-4-1-1 denememizi ve Galatasaray'daki ilk sağ açık Elano'muzu bugün görüyoruz.. Şu an benim için Galatasaray'ın ideali olan bu 11 (kişiler bazında değil, yapı anlamında) milli maç arasından sonra çok önemli bir sınav verecek.. Misimovic'in supporter rolüne oturması sonrasında onun arkasını savunacak iki iç oyuncusunun performansında belirgin bir yükseliş olacağını düşünüyorum.. Sarp - Ayhan'da da, Cana - Barış'ta da, ya da diğer kombinasyonlarda da bu böyle.. Misimovic'le birlikte ilerideki 4'lü, merkezden biraz olsun ayrılacak ve onların toplu oyun yetilerinin önemi azalarak savunma güçleri öne çıkacak.. Ayhan elbette bu ortamda orta sahanın en önemli oyuncusu olur.. Ama daha önemlisi Kewell'ın sol açıktan Baros'u çiftleme görevinin tam tersini sağda Elano'nun gerçekleştirecek olması.. 4-3-3'ün merkezindeki Elano benim için sıradan bir oyuncudur ama Kewell'ın solda oynadığı bir Galatasaray'da sağ açıktan içeri girerek hem arkasındaki bekin önünü açacak olan (keşke Sabri oynasa), hem de orta sahanın baltalığını ve Misimovic'in orada yaratacağı savunma zaafiyetini belli bir miktarda azaltmasını beklediğim Elano eğer bu görevi yerine getirmeyi başarırsa Galatasaray bu sezonun en önemli kazanımlarından birini yaşayabilir..

Elano'nun buradaki varlığı Arda'nın dönüşü sonrasında yeni sorunları beraberinde getirir ama 1 aylık yokluğu idealle aşmak gerekiyor.. Ön tarafla bağları azalan orta saha oyuncularının tandem önünde daha stabil bir pozisyonla Servet ve Neill'ı da rahatlatabileceğini düşünerek takımda önemli bir zihniyet farkı bekliyorum bugün.. Misimovic ve Insua'nın uyumsuzluğu, Elano'nun ilk defa muhtemel sağ açık katkısı oyun bazında büyük bir parlaklık getirmeyebilir ama değişen yapı, sistem olarak çok daha iyi bir Galatasaray'ı bu akşam ortaya çıkaracaktır.. En azından benim beklentim bu yönde..

Bir de Ali Turan yerine (Sabri yoksa) Serkan Kurtuluş'a sağ bekte şans verseydi Rijkaard her şey tam olabilirdi.. Takımın Lorik Cana açılımı için ise Misimovic'li yeni düzeni biraz daha beklemek gerekecek..

11 Eyl 2010

,

Bursaspor 2-1 Eskişehirspor


Sezonu Konyaspor maçıyla açan Bursaspor geçtiğimiz sezonki orta saha dörtlüsü önünde yine geçen seneden Turgay ve yeni transfer Nunez ikilisiyle çıkmış, maçın ilk 20 dakikası bitmeden Sercan Yıldırım oyuna girerek Bursaspor'u net bir 4-4-2 takımı haline getirmişti.. Bursaspor, Konyaspor önünde oyuna sağlam bir baskı koyup oyunun hükümdarlığını maçın büyük bir bölümünde elinde tuttu ama o hakimiyetten istediği pozisyonları çıkaramamıştı.. Takımda göze çarpan, geçtiğimiz sezona göre farklılaşan en büyük olguysa iki forvetin de sık sık geriye gelip orta sahanın içine girerek Ozan ve Volkan'ı rakip savunma arkasına kenarlardan sarkıtma girişiminde bulunmalarıydı.. Bugün bu aksiyonların tamamını son yarım saatte, Nunez - Sercan ikilisini kullanırken gerçekleştiren Bursaspor'da ilk haftadan sonra 12 puanlı takımda net bir işaret..

Bursaspor 2. ve 3. haftalarda Galatasaray - Sivasspor deplasmanlarında forvet arkasında Batalla'yı kullanarak orta sahayı daha kalabalık tutan bir yapı sergiledi ve 4-4-1-1 oynadı ki normaldi.. Bu sene değişen ve başka bir şey sergileyen Sercan'la Nunez'in takıma kattığı boyut orta sahayı eksiltmiyor, aksine ek kazanımlar getiriyor merkeze.. Ama Batalla tercihinin deplasmanlarda top tutma anlamında da büyük etkileri var takıma.. Bugün, sene başında takıma katılmasının bir risk olduğunu düşündüğüm Insua, Batalla'nın yerine Sercan'ın arkasında maça başladı.. Şampiyon takıma ilk 11'de oynaması için eklenen Insua kendi başına tehlikeyken, oyuncunun gelir gelmez sakatlanması ve takımdan uzun süre ayrı kalması başka bir olumsuzluğu beraberinde getirdi ve 9 puanlı takım iç sahada Insua'yla başlayacak rahatlığa kadar ulaştı..

Insua'nın ilk 1 saatte gösterdiği fazla şey yok.. Batalla'dan neyi daha iyi yapabilir sorusuna "daha hızlı bir Bursaspor" ışığını bugün yaktı ama bunun için daha fit bir oyuncuya ve Insua'yla daha iyi kaynaşmış bir Bursaspor'a ihtiyaç var.. Takımla doğal bir uyumsuzluğu vardı ve bu en çok Sercan'la aralarındaki iletişim bozukluğu olarak ortaya çıktı.. Geride çoğalarak Sercan'ı boğan ve 20 yaşındaki elemanın bireysel hızı/yeteneğiyle pozisyona girmeye çalıştığı ilk yarı büyük kayıp Bursaspor adına.. Eskişehir'in geriye yaslandığı pozisyonlarda Bursa merkezini üzerine çeken yapıları sonrasında planları, Bursa tandemi ve Ergic - Hüseyin arasındaki boşluğu büyüterek o havuza dalma çabalarıydı.. Bunu 1-2 defa Jaycee ile gerçekleştirdiler ve hemen arkasından Ivanov'un yaptığı hatayla 20. dakikada 1-0 öne geçtiler..

İkinci yarı başlarken Sezer'in oyundan çıkması Batalla'nın Bursaspor'a kattıkları bağlamında Eskişehir açısından deplasmanda ve skor avantajı varken önemli handikaptı.. Maç boyu kötü top kullanan Pele'nin yanındaki Bülent ve Alper'le Eskişehirspor'un Bursaspor tarafından merkezde dövüleceği netti ikinci yarıya girerken.. 57'de Ertuğrul Nunez'i oyuna alarak oyunu iyice Eskişehirspor kalesi önüne yıkmayı denedi.. Hem daha hazır olmayan Insua'nın düşmeye başlayan fiziğinden etkilenmedi takım, hem de yine orta sahayla oldukça iyi bütünleşen forvet çiftiyle açıklara hareket getirme şansına sahip oldular.. Konya maçında bu ikiliyle parlayan Volkan Şen 70'te sağdan akıp 'mükemmel' kesti ve Nunez boş kaleye dokunarak oyuna eşitliği getirdi.. Son yarım saatte sağlı sollu gelmeye başlayan Bursa'ya Eskişehirspor'un verebileceği tek cevap Tello ve Burhan'lı kenarlardı ama maç boyunca Ozan - Volkan nedeniyle oyuna katılım anlamında ortaya bir şey koyamayan Eskişehir bekleri bunu da engelleyen faktörlerden biriydi.. 77'de sol açık Ozan İpek'i tandemin arkasına sarkıttılar ve bu sefer kale önüne koşu yapan oyuncu diğer forvet Sercan'dı.. 2-1'i bulduktan sonra yine orta sahayı tazelemek ve fazlalaştırmak adına oyuna Batalla alındı ve çıkan oyuncu doğal olarak sahanın en iyisi Sercan oldu.. En iyi oyuncu doğru bir şekilde sahadan alınır mı sorusuna örnek olarak geçsin Ertuğrul'un bu maçtaki 3. değişikliği..

Bursaspor yine hak edilmiş bir galibiyet aldı, Ertuğrul Sağlam yine zora giren bir maçı oyundaki hamleleriyle çözdü.. Geçen sene bunu çok kısıtlı bir takımla sık sık yapmıştı.. Bu sene hücum hattına Insua ve Nunez'i ekleyen takımda artık çok daha çeşitli opsiyonlara sahip.. Nunez, bence çok değerli oyuncu ve görüntü itibarıyla Bursaspor'un şu ana kadarki en iyi eklemesi.. Insua için zamana ihtiyaç var ama ilk maçında birkaç şey gösterdi ve bu da yeterli.. Savunmayı boşlamayan görüntüsü hız kavramının yanında bu lig özelinde en önemli umut.. Sercan için çok çok büyük potansiyel olmasından başka söylenebilecek şey hala yok ama 1990'lı bir oyuncu olarak boş durmaması ve oyununa eklemeler yapmaya çalışması zaten iyi topçu olmasının yanında ayrıca takdir edilmeli..

Eskişehirspor'a çok değinemedik, zira bu bir maç yazısından çok yenilenmeye çalışan Bursaspor bakışıydı.. Bursa salı günü tarihi bir maça çıkacak ve ligde favori olarak gördüğüm bu takım işin içine CL'nin girmesiyle belki zaman zaman tökezleyecek.. Yeni Valencia Emery'yle büyük tehlike teşkil etmeyi sürdürüyor ama benim gözümde lider o maçın da favorisi.. Eğer ilk maçı almayı başarırlarsa CL gruplarını içerideki Rangers maçıyla bitirmeleri büyük bir avantj olabilir onlar için.. CL'nin lige tökezleme bağlamında elbette yansımaları olacak ve önlerindeki en büyük engel de iki kulvarın ağırlığı.. Buna sığınarak büyük değişimler ve eklemeler yerine kısıtlı bir genişleme içine girmeleri bu sene bazı başarısız maçlar getirecek olsa da uzun vadede bence doğru olan.. Ertuğrul Sağlam sadece iyi bir taktisyen değil, komple bir futbol yöneticisi adayı.. Kırılma anlarında ve zor durumlarda takımı nasıl toparlayacağını ise bu sezon içinde, bazı ağır yenilgilerden sonra göreceğiz..

10 Eyl 2010

Shanghai Masters 2010 Çeyrek Final


Jamie Burnett 5-4 Mark Davis

Graeme Dott 2-5 Jamie Cope

Ali Carter - Matthew Stevens

Mark Selby - Mark King

Jamie Burnett ve Mark Davis'in mücadelesi çeyrek finalin en düşük profilli kapışması ama ortaya çıkan snooker beklediğimin çok ötesindeydi.. Burnett 12, Davis ise 9 yıldır çeyrek final oynayamıyordu ve iki oyuncu da kariyerinin ilk yarı finaline çıkmak için oynadılar sıralama turnuvalarında.. Davis maça muazzam girdi ve ilk 3 frame'i kazandı.. Elit performanstı 3 frame boyunca oynadığı, Burnett'in masaya gelmesine izin vermedi bile.. Seans arası öncesi Burnett için çok kritikti.. Onu alması oyunun birinci kırılma anı oldu..

Seans arasından sonraki 5. frame'i Mark Davis'in alması işi bitirmesi anlamına geliyordu benim için ama ilk 3 frame'deki klas oyun 6. frame'le beraber Jamie Burnett'ten gelmeye başladı.. Kariyerlerinin en tepe noktasına çıkma fırsatı vardı iki oyuncunun ve bunun hakkını veriyor olmaları oyun adına güzeldi.. 3 frame üst üste aldı Burnett ve maç decider'a kaldı.. Son frame'de iki oyuncu da yeterli şansları yakaladılar ama 5. frame sonrasında koltuğunda fazla oturan Mark Davis oyundan biraz soğumuş göründü ve Burnett decider'ı da alarak yarı finale kalan isim oldu..

Sabah seansında diğer maç Jamie Cope ve son dünya şampiyonası finalisti Graeme Dott arasında oynandı.. Bu maç diğerinden de önce bitti.. Dün Ding Junhui'yi masadan silen Jamie Cope benzer bir tarifeyi Dott'a da uyguladı.. Dott benim favorimdi ve Mark Selby'den sonra bu turnuvadaki ikinci adayımdı ama Cope izin vermemiş..

Öğlen seansında Selby büyük ihtimalle Mark King'i harcayacak.. Fazla uzaması bile sürpriz olur.. Ali Carter - Matthew Stevens maçıysa bence bu turun en önemli maçı.. Burnett - Davis'in heyecanını verir mi bilmiyorum ama profilleri ve yetenekleri itibarıyla güzel geçmeye aday.. Matthew Stevens yarı final için adayım.. İlk 2 turda vasatın altında görünen Carter'ın Dave Harold ve Stuart Bingham sonrasında iyi bir rakiple oynayınca oyununu yükseltmesi mümkün ama ilk 2 turda klas snooker oynayan Matthew kardeşi bir adım önde görüyorum..

8 Eyl 2010

Ron Artest polislere yakalandı


İnsan kırık olmaya görsün.. Bizim Ron Ron LA caddelerinde ruhsat süresi dolan bir arabayla yakalanmış.. Daha beteri aracın şekli ve içinde Ron'un kafasındaki harika kaskla polisle birlikte verdiği poz.. Şaşırdık mı? Hayır.. Seviyor muyuz? Daha çok..

7 Eyl 2010

Shanghai Masters 2010


Ronnie O'Sullivan - Jamie Burnett

Ryan Day 3-5 Andrew Higginson

Marco Fu 4-5 Mark Davis

Stephen Maguire 5-3 Judd Trump

Graeme Dott
5-4 Ken Doherty

Jamie Cope - Steve Davis

Ding Junhui - Jin Long

Allister Carter
- Dave Harold

Mark Allen 2-5 Stuart Bingham

Liang Wenbo 3-5 Matthew Stevens

Shaun Murphy - Stephen Lee

Mark Selby
- Mei Xiven

Stephen Hendry - Martin Gould

Mark King
- Joe Delaney

Neil Robertson - Peter Ebdon

Dünyanın ilk 16'sı, elemelerden gelen 8 oyuncu ve 8 maçlık wild card turundan sonra ilk tur bugün başladı.. İki sürprizle devam eden turnuva şu an için keyifsiz.. John Higgins'in Temmuz'da belli olması gereken davası 1-2 gün içinde belli olurken Ronnie'nin satışı sonrasında oyunun en önemli iki oyuncusu olmadan ilk sıralama turnuvasıyla sezon açılıyor..

Wild card'la gelen 8 oyuncudan 2 Çinli ilk tura kaldı.. Mei Xiven ve Jin Long iki İngiliz'i mağlup ettiler.. Pakistan'ın yükselen değeri Mohammad Sajjad, Ken Doherty önünde 4-2'yi bulduğu maçı decider'la verdi..

Bugün ilk turda sabah seansında Stephen Maguire, Judd Trump'ı yendi.. Yan masasında Matthew Stevens, Çinli Liang Wenbo'yu kendi evinde çitiledi.. Mark Williams, Ricky Walden önünde 3-1 geriye düştüğü maçı 5-3'le alırken son Dünya Şampiyonası finalisti Graeme Dott, Ken Doherty'yi decider'da geçmiş..

Andrew Higginson'un Ryan Day'i, Mark Davis'in Marco Fu'yu elemesi bence büyük sürpriz değil.. Stuart Bingham'ın 142'yi çaktığı maçta Mark Allen'i geçmesi ise muazzam.. 5 Çinli'den ikisi gitti, yarın Ding Junhui, Jin Long'u harcayınca üçüncü kayıp gelecek.. Akşam seansında da Mark Selby, Mei Xiven'i halledecek ve daha ilk turda tek Çinli kalacak.. Ronnie'nin gelmeyişiyle gazı kaçan ve maçlarda oldukça yavan tepkiler veren seyirciler Çinli oyuncuların elenmesinden sonra turnuvayı iyice boşlayabilirler..

Yarın işler keyiflenecek.. Son Dünya Şampiyonu Neil Robertson yarın masaya gelecek.. Martin Gould - Stephen Hendry ve Jamie Cope - Steve Davis maçı heyecan vadediyor..

Maçlar Eurosport International ve Eurosport 2'den naklen yayınlanıyor.. Ben de her gün saat 09.30'da, sabah seansında Eurosport 2'de maçları anlatıyorum.. Üstat Emre Yazıcıol'un yokluğunda o keyfi vermek tabii mümkün değil ama boşluğun çok küçük bir kısmını doldurabiliyorsak ne mutlu.. Uzun zamandır ilk defa Türkiye'de bir snooker yayını onsuz başladı.. Yayınlara her sabah bekleriz.. Yarından itibaren birinci kanalda da Gürsoy Ercan'la birlikte öğlen seanslarına beraber gireceğiz.. Askerdeki Emre Yazıcıol'a bir selamı da buradan gönderelim..

Yarının programı:

09.30 Ali Carter - Dave Harold (E2)

14.45 Shaun Murphy - Stephen Lee (E)

3 Eyl 2010

Aslantepe Fiyatları Belli Oldu


Fiyatlar kesin budur demiyorum ama gelen son bilgi bu rakamlar üzerinden yürüneceği şeklinde.. Tabii son anda değişiklikler olabilir ama yine de bunlara yakın rakamlar verilecektir.. 2 numaralı bölge, yani ilk kat can yakar.. 3 numaranın kale arkaları kısmı (sarı) uygun bir opsiyon olabilir gibi duruyor ama rakamlar genel olarak beklendiği gibi biraz yüksek..

Not: Fotoğrafa tıklayarak büyütebilirsiniz..

2 Eyl 2010

Alemin kralı...

1 Eyl 2010

Antonio Candreva Parma'da


Parma, Serie A'daki ilk maçında evinde Brescia'yı 2-0'la rahat geçti ama ilk yarıda gelen gollerle maçın geneli takım için o kadar da kolay durmuyor.. PasQuale Marino ilk maçında Giovinco'yu merkezde değerlendirerek oldukça defansif, 4-5-1'e yakınsayan bir 4-3-3'le çıkmış sahaya, ki maçı izlesek ve Marino'yu tam olarak bilmesek buna 4-4-1-1 diyebilirdik.. Blerim Dzemaili ve Daniele Galloppa'nın sakatlıklarından bahsetmiştim daha önce, biraz da bunların ışığında ve Marino'nun pas yapan bir yapı kurmak istemesi üzerinde takım, transferin son gününde Udinese'den Antonio Candreva'yı transfer etti ve kağıt üstünde Parma kendisine yakışan bir denemenin daha altına imza attı..

Geçmişi çok şaşalı olan takımın altyapısı, sadece üretim değil tarama ve bünyeye katarak parlatma anlamında da çok başarılı.. Candreva'ya benzer son iki örnek Daniele Dessena ve Luca Cigarini.. İkisi de gelecekte milli takıma yükselmesi beklenen oyunculardı ve takımdan ayrıldıktan sonra o eşiği henüz atlayamadılar ama özellikle daha çok umut vadeden Cigarini belirli bir parlaklığı hala koruyor ve sezon öncesinde Parma'ya tekrar dönebileceği konuşuldu..

Candreva da aynı jenerasyondan, benzer şekilde yumuşak ayaklara sahip, yaratıcı özelliği olan ve oyun kurucu pozisyonuna oynayabilen değerli bir genç.. Geçen sene sakatlık problemleri yaşayan Juventus'a kiralandı ve yetenekleriyle orada önemli yer buldu.. Marino'nun Udinese'den öğrencisi, Parma'da Galloppa'yla birlikte takımı merkezde yönetmek için kullanılacak.. Parma serüvenine merkezde başlayan Giovinco'yu beklediğim 4-3-3 kenarına atmak için de doğru ve süreci başlatan bir hamle olabilir Candreva'nın gelişi.. Geçen senenin başarılı eklemesi Francesco Valiani, Fernando MarQues ve Massimo Gobbi'nin diğerlerinden rol çalması durumunda bu genç takım için her şey karışabilir elbet ve bu da başka bir yazının konusu olur..

Parma bir genç yatırım daha yaptı ve kiralama + %50 bonservis alma opsiyon ritüelini Candreva'da da gerçekleştirdi.. İtalya Milli Takımı'na kadar yükselen bu merkez oyuncusunun beklentilerin bir miktarını karşılaması durumunda bile takıma katacağı çok şey olacaktır..

Zvjezdan Misimovic & Emiliano Insua


Galatasaray transferi tamamladı, ya da tamamlamadı.. Lige iki mağlubiyetle başlayıp Avrupa'yı Ağustos'ta bitirdiğin sezonda fazla önemi yok.. Çeşitli ortamlarda Misimovic üzerinden yaptığımız sevinç gösterilerinin aslında bir geyikten ötesi olmadığını belirtmeme sanıyorum gerek de yok.. Evet, 1 Eylül'den önce Galatasaray gereken bölgelere transferlerini yaptı.. Tebrik ediyorum yönetimi ama gerçekten öyle mi acaba diye sormadan da yapamıyorum..

Misimovic'in gelişi Rijkaard'ın varlığında incelenince çok da ideal durmuyor.. Geçtiğimiz sezon, özellikle ilk 2 aydan sonra 4-3-3'ü Galatasaray'ın karakteristiği haline getiren, en dibe vurduğu maçta bile bunu bozmayan ve yetersiz oyuncularla sisteminde direten hocanın Misimovic diye yalvardığını ben sanmıyorum.. Zira Misimovic'in olduğu Galatasaray, o gelmeden önce de ısrarla takım içi yürürlüğe konmasını istediğim 4-4-1-1 üzerinden yürümeye mecburdur.. Rijkaard'ın Bosnalı futbolcuyla bir 4-3-3 denemesi içine girmeye çalışacağını bile sanmıyorum, öncelikle bunu açıklığa kavuşturalım.. Ve bundan sonra Rijkaard Galatasaray'a 4-3-3 oynatmak için geldi diyenlerle Misimovic'in Rijkaard isteği olduğunu iddia edenleri karşı karşıya getirelim..

Insua'ya geçmeden önce, onun da varlığıyla şu anda elde olan yabancılara bakalım.. Baros, Kewell, Pino, Elano, Insua, Misimovic, Neill ve Cana.. Şu anda bu oyunculardan 6 tanesi kadroya girecek.. Rijkaard'ın "Getirdikleri oynayamıyor bile.." diyerek taşı attığı Pino'yu kulübeye yolladık ve elde kaldı yedi.. Hangisi kesilir? Rijkaard'ın tasarruflarıyla benim istediğim adam değildi tavrına yakınsadığı Cana? Misimovic'le aslında bu takım için fazla anlamı kalmayan Elano? Yoksa sol bekteki rezalet üzerine ani bir şekilde kadroya katılan genç Insua?

Cana'nın alternatifi bence kadroda yok ve onun dışlanması için benim beraber oynamaları halinde Galatasaray'ın Misimovic'le coşacağını düşündüğüm Annan'ın gelmesi gerekir ki artık zor.. Elano şu anda en büyük aday ama Rijkaard'ın ona yaklaşımı da şu ana kadar ılımlı görünüyor.. Misimovic'in gelişiyle merkez önünde oynama şansı kalmadı Elano'nun.. Misimovic'le savunma yönünden zayıflayacak merkeze kenardan içeri girerek destek vermeye çalışmasıyla bağıntılı olarak sağ açık pozisyonu da çok mantıklı görünmüyor.. Eğer Kewell takımdan kesilmeyecekse (ki şu anda zor) Elano'nun sağdaki varlığı Arda'yı takımın dışına atar.. Atletico Madrid'i reddeden Galatasaray ise bunu yapmaz.. Peki Misimovic'in arkasındaki çift iç oyuncusu olarak Cana'nın partneri? Geçen sene Arda ve Elano'nun ortada neden olmayacağını çeşitli postlarda yazmaya çalışan biri olarak buna hala inanmamaya devam ediyorum.. Arda'dan çok daha kötü bir bireysel savunmaya sahip Misimovic'le Elano'yu barındıran bir Galatasaray merkezi hiçbir deplasmanda rakibine diş geçiremez, içeride de sağlam takımlara karşı çok zorlanır..

Zvjezdan Misimovic, takımca oyun aklı berbat durumda olan Galatasaray için tek başına büyük kazanç.. Merkezde top tutamama sorununu kendiliğinden çözebilecek bu futbol beyniyle Rijkaard'ın çabuk bir şekilde kaynaşması için hocanın artık çıkarcı davranmaya başlaması gerekiyor.. İyi pas yapan bir yapı için 4-3-3 tek şart değil ve Galatasaray'ın geçmişinde de buna dair iki örnek mevcut.. 1 yıldır ortada bütün olan bir üçlü yaratamayan Galatasaray'ın burayı parçalayıp, bir oyuncuyu forvetin arkasında supporter olarak kullanıp kaleye yakınlaştırması ve futbol kifayeti bazı şeylere yetmeyen oyuncuları da daha geriye çekerek savunmaya dayalı süpürücüler olarak kullanması birçok sorunu kökünden çözebilirdi.. Misimovic'in varlığı bir bakıma bunu da gösterecek ama bu yüzden kafaları bir yerlere vurmak gerekecek mi, Rijkaard'a inancını hiçbir zaman yitirmemiş biri olarak bunu evet diyemiyorum..

Schalke'yle mücadelenin sürdüğü zamanlarda gazetelere yansıyan Misimovic haberlerinde oyuncuyu en iyi Elvir Baliç tanımlamıştı.. Zeki, savunma yapmayan ve koşmayan, güçlü, dolayısıyla az sakatlanan ve çok büyük yetenek.. Bundan ötesini söylemeye gerek yok.. Takımı sokacağı yol benim için şu anda daha önemli ve Baros'un takımdaki varlığı bile Misimovic için heyecanlanmaya yetiyor.. Arda'nın defolarını ortaya çıkaran süreci kesecek olup takımı hücumda daha çok opsiyona sahip bir yapıya götürmesi, forveti çiftlemeye uygun yapısı ve harika pozisyon alan futbol zekasıyla takıma getireceği eksilerin önemini tamamen sıfırlayan bir oyuncu aldı Galatasaray..


Hakan Balta gibi stoper bekin olacağına Sabri gibi yardıran savunma kenarın olsun özdeyişine sadece son 1 aydır değil, Balta'nın Galatasaray'a transfer olduğu günden beri inanan biri olarak Insua transferini çok gereksiz bulduğumu söylemem pek mümkün değil.. Stoper beklerin dünyadaki kullanım alanlarına saygım var ama benim için herkes kendi pozisyonunda güzel bu oyunda.. Sağda yer alan çılgın Sabri'li Galatasaray'da formu yerinde bir Balta denge unsuru olarak önemli görevler alabiliyordu ama daha fazlasını hiçbir zaman göremedik.. Bek için ne Sabri gibi açıktan devşirme, ne de stoper orijinli oyuncu kullanımı, pozisyonun gerçek oyuncularının oynaması gerektiğine inanırım ama ikili arasında bir tercih yapmam gerekirse beke daha çok benzeyen Sabri her zaman daha önemlidir benim için.. Insua çok büyük katkı yapacak, pozisyonu sürükleyecek bir futbol profilini şu ana kadar göstermedi ama Liverpool deneyimi tek başına önemli kriterdir.. Dahası, Galatasaray belki de ilk defa bu kadar hücumcu iki tane bekle birlikte oynayacak.. Ki bunun açılımlarını Insua forma giymeye başladıktan sonra çok daha iyi göreceğiz.. Balta'sız bir Galatasaray, hücumda bir kişi fazla Galatasaray'dır.. Savunma üzerindeki riskleri ise elbette ayrı bir tartışma konusudur..

İkilinin Galatasaray'a hayırlı olmasını temenni ediyoruz ama bu ahval ve şerait içinde umutlarımız büyük değil.. İşler düzelmezse ya da kötüye giderse suç bu oyuncularda olmayacak, onların yanlış tercih olması hiçbir zaman önlerine gelmeyecek.. Avrupa'sız Galatasaray'da iki topçu için en iyi şey budur belki de..

Blogger tarafından desteklenmektedir.