31 Ağu 2009

,

Ankaraspor 0-2 Galatasaray


Geçen seneden beri topa sahip olmaya, pas yapmaya, rakibi pas yaparak geriye itmeye çalışan bir Galatasaray var.. Geçen sene elde Lincoln vardı, seçilen sistem 4-4-1-1 oldu.. Bütün maç yazılarında, hatta Rijkaard göreve geldikten sonra bu yapının artı ve eksilerini kendi düşüncem eşliğinde blogda değerlendirmeye çalıştım.. Sonuncusu Denizli maçı.. Rakamlar nereye kadar önemli, sistemi oluşturan o rakamlar üzerine yapılacak farklı değerlendirmeler, sistemlerin hocanın futbol düşüncesine göre seçilip sahaya konması.. Rijkaard geldiğinden beri söylenenler belli.. 4-3-3, hücum futbol, total futbol vs.. Ki özellikle ilki de burada geçer fazlasıyla.. Rijkaard’ı ve onun Galatasaray’ını değerlendirirken, onun düşüncesine gayet uyan geçen seneki yapıyı göz önüne almadan konuşmak ise imkansız, aynı zamanda yersiz.. Bence tabii.. 4-3-3’ün günün en moda ve üst sistemi olduğunun örneğini verirken kattığımız başka bir şey daha var, Jose Mourinho’nun Chelsea’sinden beri üst düzey ligleri ve takımları ele geçiriyor bu yapı.. Piyasaya yeni çıkmadı.. Michael Skibbe’nin Leverkusen’den uzun süreli gelen bir 4-4-1-1 geleneği vardı, Galatasaray’da da bunun üzerinden devam etti.. Peki bu seçime sadece bu şekilde bakılabilir mi? Yoksa ortada bir 4-3-3 gerçeği varken eldeki Lincoln’ün varlığı Skibbe’nin Galatasaray’da da aynı sistemi devam ettirmesinde etkili olmuş olabilir mi? Belki seçimin ana nedeni gelenekçi yapı, ama önde duran Lincoln gerçeği de bunun sağlaması, kesinleştiricisi.. Bir süredir bu konuyla Arda’yı birleştirip Rijkaard’ın seçiminin ne olduğunu anlamaya çalışıyorum.. Arda Lincoln değil, Arda Elano da değil.. 4-3-3/4-4-1-1 ayrımında hep orta üçlünün birlikte oynamasından, bir bütün gibi hareket etmesinden, o supporter’lı yapının aksine, hiçbir oyuncunun ayağında top tutmadığı, ince iş yapmayı oyunun birinci önceliği haline getirmediği bir düzenden bahsediyorum.. Lincoln’le bu yapılamazdı, sistem 4-4-1-1’e döndü.. Elano Lincoln’den farklı bir oyuncu, ama önde duran City geçmişi ve Mark Hughes’un benzer sistemde Elano’yla ilgili farklı düşünceler içine girmesi mevcut..

Elano Galatasaray’a geldiğinden beri 11’e oturmasıyla kadronun nasıl şekilleneceği üzerinden de yorumlar yapıyoruz.. Fikrimi geldiği gün söylemiştim.. Arkada Sarp ve Ayhan garanti.. Supporter’lı ya da değil, Arda ve Elano’nun birlikte merkezde oynama ihtimali çok düşüktü, Rijkaard her maçla birlikte bunu doğrulamaya devam ediyor.. 4-3-3 üzerinden bir şekil alacaksa Galatasaray, sola göre merkezde çok daha verimli olduğuna inandığım, bu iç kalıbına da zamanla uyacağını düşündüğüm Arda benim merkez tercihim.. Elano sağ açık geçmişine solu da ters ayaklı bir şekilde ekleyebilir diye düşünmüştüm.. Rijkaard’ın şu andaki seçimleri tam tersini gösteriyor.. Birlikte oynadıkları dönemlerin çoğunluğunda Arda sola kaydı, Elano supporter’a geçti..

Maçın özeline geçelim.. Elano şu anda güçsüz, Galatasaray’ı bugünkü maçta düşüren etkenlerden biriydi.. Diğeri Ayhan’ın yokluğu.. Ayhan futbol profiliyle bu takımın en değerli elemanlarından biri.. Hücumla defansı birbirine bağlayan adam.. Çift taraflı oyun oynayabilen iç kavramının Galatasaray’daki tek temsilcisi.. Onun çıkıp Sarp’ın yanına benzer nitelikli bir oyuncunun gelmesi defans ve hücum arasındaki bağlantıyı kopardı.. Üstüne önlerinde şu an için zayıf görünen Elano gelince Galatasaray orta sahada topa istediği kadar hakim olamadı, orta saha üçlüsüyle bitirdiği işi bugün gerçekleştiremedi.. Futbolda uyum her zaman önemlidir.. Rijkaard’ın sezon başından beri yaptığı oyuncu tercihlerinde Arda ve Ayhan takımın en çok süre alan oyuncuları oldu.. Topal’ın sakatlığı, Linderoth’un bir maçta dizi harap etmesi sonrasında Mustafa Sarp da bu bölgede düzenli forma buldu.. Birbiriyle son derece uyumlu, düzenli oynayan üçlüden Ayhan’ın çıkması, Arda’nın da sol açığa geçip yerini Elano’ya bırakması Galatasaray’ın orta sahadaki ahengini bozdu.. Topal Sarp’ı, Elano da Arda’yı pasifize etti.. Sarp’ın bence sezonun en kötü maçlarından birini çıkarmasını ondan daha kötü olan Topal’ın varlığına bağlıyorum.. Ankaraspor’un stoperlere baskı yapmayan, orta sahada rakibi karşılayan yapısını ise bu akşamki Galatasaray için şans olarak görmek gerek..

Solda geçen senelerdeki sonuca gitmekten uzak, kenardan oyun kurmaya çalışan Arda’nın aksine ilk yarıda sahaya sistemin gereklerini koymaya çalışan oyuncu Kader Keita’ydı ama sadece kaleyi düşünen yapısıyla ilgili Rijkaard’ın sorunu var bence, hak veriyorum.. Galatasaray hangi düzenle oynarsa oynasın, rakibe sürekli darbe vurmaya çalışan tek oyuncusu Keita ve kilit olarak görüyorum onun bu yapısını.. Ama dikine oynamaya çalışırken sahanın genişliğini iyi kullanamadığını düşünüyor bence Rijkaard.. Bir şeyler üretmeye çalışan tek oyuncu olarak kenara alınmasını biraz buna bağlamak gerek..

Kewell mutsuz, eldeki kadro gereği yedek beklemek zorunda ki başka bir seçenek de ufukta görünmüyor.. Girer girmez yine maçı getiren oyuncu oldu.. Geçen sene takıma geldiğinde beklediğimiz uzun zamandır görmediğimiz bir açık performansıydı, Galatasaray taraftarına sunduğuysa açıktan gelen gol ve istatistik katkısı oldu.. Hayır diyemiyoruz tabii.. Yaptıklarının değeri çok büyük ama yer açmak için makas gereken yer çok sert.. Sezon başından beri attığı gollere sevinmemesi kenardaki mutsuzluğunu gösteriyor ama elden de bir şey gelmiyor.. Keita’nın yerine giren Aydın golden sonra dağılan Ankara savunmasının arasında çok iyi işler yaptı.. 2 açık ve forveti değiştiren Rijkaard bu 3 oyuncunun elinden gelen 2 golle maçı bağladı..

Shakhtar’daki ve Eriksson dönemi City’sindeki Elano bu Elano değil.. Özellikle fiziksel anlamda üstüne koyduktan sonra değerlendirmek daha doğru olur, bu hali Galatasaray’ı sahada düşürmekten başka bir iş yapmaz.. Fakat şu ana kadarki Rijkaard seçimlerinden, imzayı atar atmaz beklediğim 4-3-3’ün gelmeme ihtimalinin giderek yükseldiğini görüyorum.. Merkezdeki Elano’yla bu takım geçen seneki 4-4-1-1’e doğru yol almaya devam eder.. Bugün iki önlibero ve iyice yumuşak Elano’yla sahada net yansımasını izledik, devamında da giderek daha çok yaklaşacağımızı düşünüyorum artık supporter’lı düzene.. En iyi şekilde optimize edilmiş sistemi Galatasaray’da görmek herkesin hayali, en azından benim için öyle.. Ama önde duran gerçekler, oyuncu profilleri de ayrı.. Solda oynamayacak bir Elano’yla geçen seneki yapı açık ve net bir şekilde tekrar önümüze gelecek.. Onun çözülmesi gereken sorunları ise ayrıca öne çıkacak.. Bugünkü maçta çift için öne çıkamaması, sol kenardan düzenli çıkışı yapamamız, supporter’ın güçsüzlüğü üzerinden merkezden gerekli dağılımı yapamama üzerinden geçen senelere benzer sıkıntıları yaşadı takım.. Keita geçen seneden farklı olarak farkı yaratmaya çalışan tek isimdi, olmadı.. Geçen seneden çok farklı duran kondüsyon ve fizik güçse en önemli değişim olarak öne çıkmaya devam etti.. Özellikle Ankaraspor’un 60 sonrası yaşadığı büyük düşüş ve Galatasaray’ın 90. dakikaya kadar süren dayanıklılığı maçın rahat kopartılmasında en büyük etkendi.. Skibbe’yi değerlendirirken sistemleri oturtmanın, üzerindeki eksiklikleri gidermenin temel yolunun fizik kalite ve kondüsyondan geçtiğini geçen sene çok söyledik, Rijkaard’ın işi temelden yerleştirmesi bu bakımdan en büyük şansıdır Galatasaray’ın.. Arızaları gidermek sahada daha sert duran Galatasaray’da çok daha rahat olacak..

General 5 yıl daha


City'nin Arapları müthiş bir turnusol kağıdı oldu dönemin futbolunda.. Para neleri satın alabilirin yeşil sahalardaki tezahürünü gösterdiler bize.. Milan gibi bir kulübün en değerli yıldızını koparıyordu o para, taraftarlar araya girdi ve Kaka'nın gidişini erteletti.. Real Madrid'e kaldı işi bitirmek.. City arada Arsenal'in yıldızlarını kopardı, son darbeyi Lescott öncesinde Terry için yapmak istediler.. Roman Abramovich gibi iş başına geldikten sonra 500 milyon pound harcamış bir adama paranın gücüyle Terry için acaba dedirttiler.. Rus sermayesini böyle etki altına almaları bile müthiş bir hadiseydi ama sonunu getiremediler.. 10 yılı aşkın süredir Chelsea için oynayan adamı da bitirmeyiversinlerdi zaten.. Futbolda romantizm anlamsız bulduğum bir hadisedir ama bazı üst değerler de var bu futbolda.. Terry de onlardan biridir gözümde..

JT'den başka bilinen bir nicki yok, ama ben her gördüğümde 'General' diyesim gelir bu adama.. Zırh ve miğfer takıp savaş alanına sür, sırıtmayacak bir ifadesi var futbol oynarken.. Cannavaro sonrasında açık ara en sevdiğim stoperdir John Terry.. İyi bir stoperden çok daha fazlası var bu adamda.. Chelsea'ye duyduğum herhangi bir sempati olmamasına rağmen General'in Chelsea'de kalmasına fazlasıyla mutlu oldum.. Acaba diyen o kulüp ve sermaye, bugün Terry'nin sözleşmesini 2014'e kadar uzattı.. Tam 5 yıl.. Verilen ücretin haftalık 160.000 pound olduğu söyleniyor ki Lampard'la beraber zaten en çok kazanan adam olan Terry'nin İngiltere'nin en çok kazanan oyuncusu olması anlamına geliyor bu.. 5 yıllık bir kontrat ve karşılığı 40 milyon pound.. Yaş 29, son dönem çıkış yapan Vidic'le birlikte görünürde Premier League'in en mükemmel stoperi.. Aldığı kontrat sonuna kadar hakkıdır da, Chelsea'nin gösterdiği tavır için "Bir yanlış yaptık generalim, nolur affet" şeklinde bir iade-i itibar diyebilir miyiz? Bence diyebiliriz..

Güle güle kullansın Terry..

,

Paloschi

30 Ağu 2009

Cristian Zaccardo Parma'da


Transfer dün gece gerçekleşti.. Beklenen bir transfer değildi pek, Francesco Guidolin'in stoper istediğini sanıyordum ben ama Tommaso Ghirardi çok uzun süredir çalıştıklarını söylemiş Zaccardo için.. Milan'ı devre dışında bırakmış Parma dün geceki ani çalışmasıyla, 5 yıllık imzayı attırmış Zaccardo'ya.. Wolfsburg'a ödenecek para belli değil ama Ghirardi'nin büyük bir para verdiğini sanmıyorum..

Udinese deplasmanında Palermo'dan Lanzafame gibi kiralanan Dellafiore sağ bek oynamıştı.. Zaccardo'nun gelişiyle işler değişecek.. Panucci, zaten 32-33'üne gelen stoper oynayabilen her bek gibi tandemdeki yerine geçmiş konumunda.. Panucci'nin de, Dellafiore'nin de, yeni imzalanan Zaccardo'nun da mevkii portföyünde stoper pozisyonu mevcut.. Guidolin'in seçme şansını artıran bir durum bu..

Bir hoca transferi Zaccardo.. Bologna'da futbola başlayıp Francesco Guidolin'in orada geçen 3 senesinde beraber çalıştığı, daha sonra Palermo'nun git gelci hocalığını yaparken Palermo'ya getirdiği bir oyuncuydu Zaccardo.. Serie B'ye Parma için gittiğinde, fırsattan istifade Wolfsburg'da buldu kendisini İtalyan, orada da bir şampiyonluk yaşayıp tekrar hocasının yanına döndü.. Milan'ı devre dışında bırakan büyük ihtimalle Guidolin etkisiydi.. Çok mantıklı transfer stratejisine çok önemli bir parça geldi.. Defansta Panucci ve Zaccardo ikilisiyle Serie A seviyesinde sağlam bir tecrübeye sahip takım..

Udinese maçında 4-3-3 vardı sahada.. 3 forvet olarak sahaya çıkan Biabiany, Paloschi ve Lanzafame Udinese'yi çok zorladı.. Ki arkalarında bekleyen Valeri Bojinov gibi bir adam var.. Bu forvet 4'lüsü genç fetişi olan herkesin ağzını sulandırabilecek bir topluluk.. Bunların arasına katılması gereken tecrübe de Nicola Amaruso transferiyle sağlanmış oldu.. Geleceğe biraz daha net bakılıyor artık..

,

United 2-1 Arsenal


United'ın düzen ilk maçların aynısı, hücumdaki isimler değişik.. 1-1'in Rooney-Berbatov'unda Rooney en uca atılmış, arkası Ryan Giggs'le desteklenmiş.. Tek forvet Rooney ve arkasında 5 tane orta saha özellikli elemanla yakalanmaya çalışılan mücadeleci yapı Sir Alex tarafından geçtiğimiz senelerde de sık sık denenirdi, ilk zorlu maçta sahaya sürüldü tekrar.. Rooney'nin de her yerde oynayabilen forvet özellikleriyle kimine göre 4-6-0, kimine göre klasik 4-4-1-1..

Arsenal'de de durum farklı değil.. Wenger de zorlu maçlarda hücumdan bir adam kısar, onun denediği yol biraz farklıdır.. Bir forvet (Bendtnet) çıkar, Eboue takıma girer ve sağ bekleri çiftler.. Sağ kanadı Sagna ve Eboue'ye bırakma fikri geçen sene ortaya çıktı, fena da olmadı.. Hala takıma uyum sağlamaya çalışan Antonio Valencia'ya nazaran sezona daha iyi giren sol açıktaki Nani ve arkasında yeni nesil kalite bek Patrice Evra, üstüne içten sol açığa düzenli destek veren Giggs olunca, burada üçgen kuran United'a karşı çift bek kullanmak, Eboue'nin gücüyle hücuma vereceği fiziksel destekten medet ummak mantıklı.. Cesc'in yokluğunda geçtiğimiz hafta 2 gol atan Diaby'nin bir kademe geri çekilişi ve Denilson-Song ikilisini üçleyişi, klasik soldan gelen Arshavin.. Görünürde 4-3-3 ama Eboue'nun açık/forvetin yanından geçmeyen yapısıyla oldukça yamuk bir 4-4-2, sanırım Wenger için daha doğru..

Andrey Arshavin'in imza attığı gün soldan getirileceği belliydi.. Rosicky sakat, yerine konan Nasri geçen sene iyi başladığı sezonda açık oyuncusu olarak devamını getiremedi, sezon sonuna doğru iç oyuncusuna çevrilmeye çalışıldı.. Arsene Wenger'in Arsenal'deki sol açık tarihi ters ayaklı ve yaratıcı oyuncular üzerinden şekillenmiştir daima, Arshavin'den iyi uyan yok buna.. Geçen sezon Arsenal'e geldiği günden itibaren takımı bambaşka bir hale çevirdi, bu sene ise ilk 3 maç itibarıyla yeteneğini inkar eden bir tavırla oynuyor.. Cesc'in olmadığı 3 içli ve sağ açık Eboue'li takımda Arshavin'den Van Persie'yi çiftlemesini beklersiniz ama bugün 90 dakika boyunca aksiyon alanına dalmadı, içe kat etmedi ve soldan oyun kurulmasına dair inisiyatif almadı.. Song, Denilson ve Diaby üçlüsüyle United'ı harika bozan ve top yaptırmayan Arsenal orta sahasının oyunu forse edememesinde 90 dakika boyunca etkiliydi, attığı muhteşem gol ikinci yarı yenen iki golden sonra istatistikten başka bir şey ifade etmedi..

United'da Valencia'nın Alex Ferguson eğitiminden geçmesi gerekiyor.. Cristiano Ronaldo sonrasında hala müthiş bir profil kaybı o bölge Old Trafford'un gözünde.. Hücumda yaptığı iyi işler bile Ronaldo sonrası vasat görünüyor.. Arkasında oynayan O'Shea'nin yapısından kaynaklı bağlantı kurulamama sorunu mevcut.. Evra'dan ve oynadığı zaman Giggs'ten destek alan Nani'nin yanında yalnızları oynuyor sağ tarafta.. Hal böyleyken işin mücadele tarafını bırakmaması ve savunmaya yardımı ufak bir alkışı hak eder.. Fazlası için zamana ihtiyaç var ama 3-4 aylık bir süreden sonra Nani'den çok daha fazla ön plana çıkacağı kesindir bence.. Taraftar Ronaldo'yu unutacak, Valencia Sir felsefesinin eğitiminden geçecek.. Ortaya çıkacak ürün daha başka olacak.. Bugün kaptırıp giderken Arsenalli topçuları dizişi sonrasında Song'a aldırdığı karttaki hareketleri bile ürkekti, yere daha sağlam ve güvenilir basması için zamana ihtiyaç var..

Tandem'in önündeki orta saha tandemi Song ve Denilson'un oluşturduğu kare maç boyunca Rooney'i harika pasifize etti.. United'ın maç boyu süren etkisizliğinde Rooney'nin maça dahil olamaması en büyük etken.. Yarım saat kala gelen 2 gol olmasa, Berbatov en geç 60'ta oyunda olurdu.. Giggs'in kariyerinin sonlarında geldiği nokta, uzun kariyerinden çok daha etkileyici bir öykü belki de.. Bir süredir Alex Ferguson'un elinde ayrı bir opsiyon oluşmasını sağladı.. 35'inde müthiş iştir yaptığı.. İlk haftalarla beraber bugünkü United'da da dikkat ettiğim son yıllarda hiçbir zaman bu kadar fazlalaşmayan anlamsız uzun toplar yenen baskı sonucunda önümüzdeki aylar için sinyaldir Alex Ferguson için..

Hakem kötüydü ama sonucu etkiledi diyemem.. İlk yarıda Arshavin'e yapılan hareket çok net penaltı, çalamadı.. Arkasından gelen abuk Arshavin golü kaleci hatası.. Penaltı çalınsaydı muhtemelen gelmeyecek bir goldü.. Rooney'nin fotoğraftaki penaltısında Almunia'nın dalışı hatalı, ama Rooney kolay bıraktı gibi geldi bana.. Bunu çalmayacak bir hakem yer yüzünde yok, kitaba uyuyor zira.. Ki Almunia'dan gelmeyen itiraz bunun sonucudur.. Ama penaltı ve 'daha penaltı' vardır ya, Rooney'ninki penaltı, ilk yarıda verilmeyen Arsenal penaltısıysa 'daha penaltı' kavramında daha çok uyuyordu..

Arsene Wenger bu seneki Manchester United'ın nasıl durdurulacağına dair güzel bir ders sundu bugün, kazanamadı.. Gençliğin verdiği telaş, gol sonrası panik ve kendi kalesine atılan golle mağlubiyete düşüş.. Son yılların Arsenal'inde çok bilindik bir maç hikayesidir bu.. Old Trafford'da rakibe üstünlük kurduğunuz zaman buna maruz kalınca daha çok üzülür insan.. Geçen sene Ashburton Grove'da yine United'a kaybedilen 3-1'lik maçı Gibbs yakmıştı, bu akşam yakan Diaby oldu.. Maçta takımın x faktörüydü, yıldızlardan biriydi.. 2 sene, 2 United maçı, 2 hata.. İkisinin de sonu mağlubiyet oldu.. Genç takım meraklısı bir hocanın üzülmemesi gereken olaylar bunlar, en üst düzey ligde gençlerle oynarsanız bunlarla yaşamayı öğreneceksiniz.. United'ın etkili sol kanadını kırmak, Rooney'nin United orta sahasıyla bağını koparmak ve iç oyuncularına düzenli baskı yapmak.. Sonuca ulaşamasa bile Wenger Sir'ü alt etmek için yapılması gerekenleri bir reçete olarak sunmuştur bugün.. Kullanıp sonucu alabilenler kimler olacak onu da önümüzdeki haftalarda göreceğiz..

29 Ağu 2009

,

Real Madrid 3-2 Deportivo


Raul'un bu takımdaki varlığı sistemi bozar.. Görüntüde bozulan sistemin sahada bozulup bozulmayacağını anlamak içinse zamana ihtiyaç var.. Benzema'nın yanındaki Raul eklemesi Ronaldo'yu da ilk maçında sol tarafa attı.. Sağdak ters ayaklı Messi etkisini Ronaldo üzerinden yakalamaya çalışmak gereksiz, değiştirmek gerek.. Sergio Ramos'un yokluğunda Benitez'in kifayetsizi Arbeloa sağ bekte.. Pepe dönene kadar Albiol - Garay mı gidecek, yoksa Ramos o zamana kadar tandemde mi oynayacak göreceğiz ama bu tandemle devam etmek daha mantıklı..

Geçen sene geldiği günden itibaren takıma tek başına sınıf atlatan ve yakalanan müthiş seride en etkili adamlardan biri olan Lassana Diarra 10 numarayı almış, çok da yakışmış velede.. Büyük ölçekli transferler geldiği günden beri iddiam tek, eğer bu adamlarla başarıya gidecekse Real Madrid, arkadaki Lassana sayesinde olacak bu.. Bugünkü maçı getiren golü önemli değil, karakteristiği değil zira ama tartışmasız maçın yıldızı yaparım.. Bernabeu de öneminin farkında, özel alkış aldı bazı hareketleri.. Yanına gelen Xabi'yi unutmuyorum ama öne çıkmaya çalışan benzer oyunları zamanla birbirini kesebilir.. Bu ikili arasında yakalanacak uyum senenin kilit noktası.. Arkalarına hacimli bir adam atılması gerekliliği de tamamen hücumdaki inisiyatiflerini destekleme amaçlı düşünülmeli, takımın artan hücum kalitesinde savunmayı güçlendirme nedeniyle değil..

3-2'den sonra Raul'un oyundan alınıp benzer çift yönlü bir iç oyuncusunun sahaya alınıp sağ açıksız bir 4-3-3'e dönülmesi de Pellegrini'nin bunun farkında olduğunu gösteriyor.. Bugün tabela kalktığında oyuna girenin Sneijder ya da Robben değil de Granero oluşu, daha kendisini ispatlama sorunuyla sahaya çıkan Benzema'yı Higuain'ın yedeklemesi, yapılan transferlerle çok da aşmış bir kadro kurulmadığının kanıtı.. Aldığından çok satış yapan yönetim de bunda etkilidir ama transfer dönemi bitene kadar yeni transfer gelmeyecekse Real Madrid'e abartılı bir kadro yaklaşımıyla gelmemek gerek.. Olası başarısızlıklarda gelen tepkiyi de azaltır bu.. Bugün sahaya çıkan takım takım savunması adına sinyal verdi.. Eldeki diğer Diarra B planında bunu keser.. Fazlası için de ihtiyaç en az 2 ay..

İlk gol ofsayt, penaltı ayıp ama yapacak bir şey yok.. Real da, Barca da bu sene sık sık alırlar bu düdükleri.. Bugün Old Trafford'da çalınmayan penaltıyı gördükten sonra Real'e çalınan da garip gelmiyor.. İki takım taraftarları arasındaki sataşmalarda hakem konusu da büyük yer tutacak bu sene, bunu öngörmek için de kahin olmaya gerek yok..

5'te 5


Lucescu 2000'de kendi hazırlamadığı takımla Süper Kupa'yı alıp hazırın üzerine konmuştu.. Geçen sene o eksik olan UEFA'yı kendi emekleriyle, Shakhtar'da tamamladı.. Kendi hazırladığı takımla geçen senenin şovmenine karşı 115 dakika dayandı ama karşısına Barcelona altyapısı çıktı.. 1 UEFA, 2 Süper Kupa bir teknik adam için iyi portföy olurdu, buna yaklaşmanın verdiği sinir vardı Lucescu'da..

Barcelona 5'te 5.. Takılacakları yer neresi olacak bu seneyi bekleyeceğiz.. İmparator Iniesta'nın yokluğu ve patates tarlası saha çok etkiledi takımı.. 2 Avrupa Şampiyonunu sezon öncesi şu sahaya çıkarmak UEFA'nın ayıbı.. 115 dakika nefessiz anlatıp golde sessizliğe gömülen Ertem Şener günün eğlendireniydi yine..

La Liga yarın açılıyor.. Hazırlık dönemindeki ve iki Süper Kupa finalindeki Barca'yı izleyen Real taraftarı biraz heveslenmiştir.. Ama illa ki kendilerine de dönüp bakıyorlardır.. Bu iki takımdan beklenen şey çok bu sene.. Ben ne Barca'nın geçen seneki dominasyonu kurabileceğini düşünüyorum, ne de Real'in çok büyük etki yaratacağına inanıyorum.. Yarın Pellegrini, üstteki baskıyla takımı nasıl ve ne şekilde hazırlamış, Deportivo karşısında göreceğiz.. Başlığa uygun bir şekilde, Ercan Taner'in anlatması kişisel isteğim tabii..

28 Ağu 2009

UEFA Europa League 2009/2010


Fenerbahçe'nin şansı yine iş başında, 1 ve 4'ün açık ara en zayıflarını çektiler.. 3'ten gelen Twente torbanın iyi takımlarındandı, denge unsuru o da.. Steaua geçen sene Galatasaray'ın karşılaştığı Steaua değil.. Becali'nin elinde oyuncak oldu takım.. Galatasaray karşısında Lacatus vardı takımın başında.. Daha sonra sezon ortasına doğru kovuldu ve Dorinel Munteanu geldi takımın başına.. Üzerinden 2 ay geçmeden Lacatus'u geri getirdi.. Şimdi de Romanya tecrübesi büyük olan İtalyan Cristiano Bergodi var takımın başında.. Twente'yle beraber gruptan çıkmak için uygun bir ortam..

Galatasaray'a ilk torbadan gelen PAO ortalama.. Geçen senelerdeki güçlerinde değiller, Atletico turunda da o kadar kolay elenmelerinin açıklaması bu.. Takımın başında Rijkaard'ın Barcelona'daki en büyük başarılarındaki ikinci adam Ten Cate var.. İyi total futbol geyikleri döner o maçlarda.. Neeskens Rijkaard'ın Barcelona'daki başarısız son yıllarında yardımcısıydı, La Liga ve CL'leri getiren kadrodaki elemandı Ten Cate.. Tek adamlığında büyük bir başarısı yok, o açıdan fazla korkulacak bir tarafını göremiyorum ama Rijkaard açısından güzel oldu bence..

3'ten gelen Dinamo Bükreş torbanın kolay takımlarındandı.. Avantajdır.. İçerdeki ilk 2 maçlarını seyircisiz oynayacaklarını duydum.. Değişen fikstür sonrasında seyircisiz oynayacağız Bükreş deplasmanında..

4'ten kalan 5 takım içinde Genoa, Salzburg ve Toulouse vardı.. Son 3'te Toulouse ve Salzburg arasından Sturm'un gelmesi fena olmadı.. Toplamda yine ortalama.. Lucescu'nun ilk senesine geri döneriz.. Bir önceki turda da geçen yılın belalısı Metalist'i hacamat etti bu adamlar..

Edit: Fikstür değişti..

PAO - Galatasaray
Galatasaray - Sturm
Galatasaray Bükreş
Bükreş - Galatasaray
Galatasaray - PAO
Sturm - Galatasaray

Fikstür güzel.. İlk 3 maç en az 6 puanla kapatılırsa iki deplasman da rahat olacak.. 5. maçta da PAO'dan galibiyet alınırsa son maçta Sturm deplasmanına liderlik için çıkabilir takım.. Ülke olarak da soğuk memleketlere gidiyoruz ama önemli değil.. İki takım da rahat çıkar.. B, I, J ve L grupları da klas oldu..

Nihayet Stoke


Transfer sezonu kapanmadan Tuncay'la ilgili fazla gelişme yaşanmamasını Gareth Southgate gibi ben de şaşkınlıkla karşılamıştım.. İstikamet Kadıköy'ü göstermeye başlamışken önce dün akşam Birmingham, sonra bugün Stoke talip olup son hamlelerini yaptılar Tuncay için.. Boro'yla anlaşan kulüp ise Stoke oldu.. Basına yansıyan Robert Huth'la beraber 11 milyon pound karşılığında iki oyuncu için anlaştıkları yönünde.. Stoke'un Boro'dan oyuncuyla anlaşmak için izni aldığını yazdı basın ve Boro resmi sitesi, ama şu an için gerisi yok.. Huth transferi Stoke'un resmi sitesine taşındı, 6 milyon pound'a 5.5 milyonluk Dave Kitson'dan kulüp tarihinin transfer rekorunu ele geçirdi Huth.. Ki en az gerçekleşecek Tuncay kadar önemli transferdir gözümde.. Bu durumda Tuncay 5 milyona gitmiş olacak, bedavaya alınan bir oyuncudan bir alt ligde, alınabilecek iyi bir rakam bu..

Tuncay'ın resmi olarak açıklanmamasının arkasında kararsızlık yer tutmuş olabilir.. Bilinen, Fenerbahçe'nin kiralık olarak 1 seneliğine kadroya almak için bastırdığıydı.. Geçen seneye benzer bir denemedense Fenerbahçe'de oynamayı düşünmüş olabilir Tuncay.. Boro'dan sonra Stoke'a gidiş Fenerbahçeli'nin gözünde Tuncay'ın küçük hedeflerin adamı olduğunun tescillenmesi şeklinde.. Bedava gidişten canı yananın böyle düşünmesinde bir gariplik yok.. Ama dışarıdan bakıldığında Stoke City de, Boro gibi çok kötü durmuyor.. Şu an ligin en zayıf ekiplerinden biri görünümündeler ama Huth ve Tuncay'ın gelişi takıma direkt 1-2 kademe atlatır.. Stoke geçen sene lige çıkıp oynamaya başladığından beri sağlam fiziğe dayalı oyunuyla göze çarptı.. EPL gibi fizik gücün en önemli olgulardan biri olduğu bir ligde Stoke maçlarında, bu adamların sağlam yapıları anında dikkat çeker.. İçteki fizikli oyuncuları ve yapılı forvetleriyle sahada heybetli duruyorlar.. Müthiş bir fiziğe sahip olan 1.93'lük Robert Huth, felsefeleri için bu yönden doğru bir seçimdir.. Geçen sene yetenek küpü David Wheater'la iyi bir ikililerdi oynadıkları müddetçe ama orta saha zaafiyeti defans anlamında takımı çok etkiledi.. Stoke defansına önemli katkı yapacak.. Yine Tuncay gibi fiziğiyle var olan ve var olan yeteneğini fiziği üzerinden şekillendiren bir oyuncuyu istemeleri mantaliteleri açısından doğru bir adım gibi duruyor..

Tuncay Stoke'ta nerede oynar? Ricardo Fuller, James Beattie ve Dave Kitson'dan oluşan forvet rotasyonundan süre çalması zor.. Adamım James Beattie geçen sene Stoke'a transfer olduktan sonra attığı gollerle çok önemli iş yapmıştı.. Fuller de geçen sene iyi bir sezon geçirdi, fiziğinin yanında başka özelliklerini de koydu sahaya.. Eski rekortmen Kitson vasat duruyor bu iki adamın arkasında ama Tuncay'ı muhtemelen burada düşünmüyorlar.. Fenerbahçe'de oynadığı sol açık geçen sezon takıma katılan Matthew Etherington'a emanet.. Sağ açıkları eksik, Tuncay'ı buraya monte etme ihtimalleri yüksek.. Bir diğer opsiyon, bu yapılı iç bolluğunda Tuncay'ı da bir kademe önde supporter gibi kullanıp Fuller'i sağa yaklaştırabilirler..

Stoke müthiş fizik gücünün yanında yaratıcılığı alt seviyede bulunan bir takım ve fiziğe dayalı, hızlı bir oyuncudan gelecek yaratıcılığa ihtiyaçları var.. Tuncay'ın geçen sene Boro'da gösterdikleri hırs, azim, fizik ve kondüsyonla açıkladığımız Türkiye'deki Tuncay'dan çok daha fazlasıydı.. Anfield'da Bergkamp'ın efsanevi Newcastle golünün bir benzerini deneyip son vuruşu yapamamış, futbolunun çok farklı özelliklerini göstermiş bir topçudur Tuncay.. Chelsea ve Pool'dan resmi bir teklif geldi mi bilmiyorum Boro'ya ama İngiliz basınına yansıyan ciddi haberlere konu oldu, ki çok önemli gelişmelerdir bence.. Aston Villa ve Fulham'dan teklifler geldi, olmadı.. Son anda gidilecek Stoke, kiralık bekleyen Fenerbahçe taraftarını daha çok kızdıracaktır ama bu transfer döneminde iplerin Boro'nun elinde olduğunun ve öncelikli amaçlarının oyuncuyu elden çıkarmak olduğunun unutulmaması gerekiyor..

Tuncay'ın kariyer planlamasında Boro sonrasında benzer bir Premier League kulübü 1 sene kayıp anlamına gelir.. Geçen sene Boro'yu basamak olarak kullanmak istedi, Stewart Downing gibi bir yetenek küpünün önünde taraftarın The One'ı olmayı başardı.. Takım biraz daha başarılı olsaydı, geçen seneki Tuncay şu anda Stoke seviyesinde mi olurdu onu kestirmek zor.. Bu yaşanan bir senelik kayıptır, bir sene daha kendini ispat etme çabasının geri dönüşüdür.. Tuncay Stoke'a gidince bir sezon daha aynı şeyleri yaşayıp, kendini yeniden İngiltere'ye göstermeye çalışacak.. Ama ön tarafta kalitesini sergilerken, Stoke City'de arkası boş kalmayacak, bazı maçlarda ön libero gibi oynaması gerekmeyecek.. Eğer yukarıdaki 8 takımdan biri olmayacaksa, kalanların içinde Stoke Tuncay için, Tuncay da Stoke için mantıklı ve güzel duruyor..

27 Ağu 2009

CL 2009/2010 Grupları


Fenerbahçe'nin grup şansı Beşiktaş ve Galatasaray'da yok.. Yeni düzenlemeyle son sıradan da olsa düşülen 3. torba, 4. torbadan gelen Wolfsburg'la pasifize oldu.. Şu kuradaki 3. torba takımına ilk olarak ne istersin deseler, UEFA Europa'yı garantilemek için 4. torbadan Wolfsburg dışındaki der.. Şanssızlık böyle bir şey.. 1'den EPL 4 büyüğünden United, 4'ten Wolfsburg çekilecek en kötü kuralar.. 2'den gelen CSKA Moskova'ysa Real, Juve, Bayern ve Lyon'u düşününce güzel (Edit: Bayern yok tabii).. Alkmaar ve Rangers'tan sonraki en iyi takım geldi diye düşünülse bile Zico'nun varlığı da negatif yön.. Toplamına bakınca ligin en zor gruplarından değil ama tehlike 3.lük için bile Beşiktaş'ın fazlasıyla kanırtmasının gerektirdiği.. Başka bir grupta ikincilik çok daha zor ama üçüncülük de o oranda kolay olabilirdi.. Wolfsburg'un ilk 2 torba takımından alacağı puanlar Beşiktaş'ın performansına göre avantaj da olabilir.. Bir Denizli takımını Avrupa'da anlamak için en azından ilk maçları beklemek gerek..

A'da Bayern ve Juve'yi rahatsız edebilecek Gourcuff var.. Bordeaux'nun ilk ikiye girip herhangi birini alta alması şaşırtmaz.. C'de yine bir Fransız'ın Milan ve Real'i rahatsız etme durumu var.. Haifa ve Zurich'e yazık.. D'de Chelsea rahat 1, Atletico'yla Porto sağlam çekişirler 2.lik için.. E'de Pool, Lyon ve Fiorentina arasında çekişme olur.. Pool EPL'ye kötü başlangıç sonrasında toplayıp 1.liği alır burada ama bu sene Lyon sağlam görünüyor.. Fiorentina'nın işi zor.. F'de Dynamo Kiev ve Rubin Kazan'a yazık oldu.. Şimdiden UEFA için mücadeleye başlamışlardır.. G grubu ligin en dandiği olarak dikkat çekti.. İlk 2 torbanın en kötülerine 3'ten Stuttgart Allah dedi muhtemelen.. 4'ten gelen Urziceni'nin alacağı puanlar burayı belirler ama Sevilla ve Stuttgart ağır basıyor tabii.. H'de Arsenal rahat, 2.lik için kan gövdeyi götürür burada.. Adayım Olympiakos.. 4. torbanın getirdiği zayıflığın yanında F hariç ilk 2 kesin şudur denecek bir grubun olmaması işin dengeli geliştiğini gösteriyor.. Şimdilik yeterli bu da..

Arjen Robben Bayern'e?


Piyasaya çıktığı günden beri overrated'ların kralıdır Robben benim için.. Taktik zekayla desteklenemeyen yeteneğin nasıl heder olduğuna dair en güzel örneklerden biridir.. Ronaldo Real'e transfer olduğunda aklıma gelen ilk şey Robben'le birlikte sahaya çıktıklarında en geç 3 maç içinde sahada bu adamı kovalayacağıydı.. Ama böyle bir ihtimal kalmıyor gibi..

Dün Sneijder'i bitirdi Inter.. Hücuma yapılan 3 önemli transferden sonra benim Real'den beklediğim Sneijder'i elinde tutup takımın ahenkini bozacağına inandığım Robben'i göndermesiydi.. Sneijder gidince Robben'in kalacağı fikri ağır basmıştı ama üzerinden 1 gün geçmeden Bayern hadisesi patladı.. Resmileşmiş bir transfer yok.. Sadece Marca işi 25 milyon euro'ya bitirmiş, ki Real transferleriyle ilgili yanıldıklarını ben hatırlamıyorum.. Bayern'in resmi sitesindeyse ilgileniyoruz ama biten bir şey yok şeklinde bir haber var.. Akla gelen tek şey Ribery üstüne pazarlık ihtimali.. Sneijder'in üstüne Robben'in de gitmesi, Real'in elinde kenarda kullanabileceği adam sayısının iyice dibe vurduğunu ortaya çıkarır.. Sneijder'den sonra yedek de olsa Robben'in bu takımda rotasyon oluşturmada önemli faydası olabilirdi.. Bayern'e muhtemel gidişi Real tarafında da kesinlikle bir transferin yapılacağını gösterir.. Bu Ribery midir, yoksa Real'de sistem değişiminin habercisi mi bu gelişmeler bilmiyorum ama transfer gerçekleşirse Florentino Perez'in kalan kısıtlı sürede boş duracağını sanmıyorum.. Real Madrid'in sansasyonel transferler sonrasında Barcelona'ya göre en büyük artısı yedek kukübesinin zenginliğiydi.. Gelen oyunculardan sonraki kadro çıkışları bu açıdan da Madrid'in elini zayıflatıyor..

Veljko Batrovic


Eğer Arsenal 10-15 yaş aralığındaki gençleri istiyorsa o çocukların diğerlerine göre dünya futbolunda bir yere gelme ihtimali her zaman daha fazladır.. Ama söz konusu kulüp Arsenal ve hoca da Wenger diye sayısız oyuncunun üfürüldüğüne de dışarıyı takip eden herkes şahit olmuştur.. Dışardan bakınca paradoks, ama işin içine basın girince ulaşılan son hep aynı..

Veljko Batrovic için ilk haber yaklaşık 1 ay önce çıktı.. Arsenal'in çocuğu Londra'ya denemek için 1 haftalığına davet ettiği söylendi.. İşin içinde Wenger olunca sayısız isim çıkıyor böyle.. Batrovic 1 ay önce Londra'ya geldi mi bilmiyorum.. En son Bulgar sol açık Nikolay Dimitrov için de benzer bir deneme sürecinden sonra imzaların atılacağı söylenmişti, arkası gelmedi.. Batrovic'i de 1 ay önce duyduktan sonra benzer bir sürecin beklediğini düşünmüştüm.. Bugün çıkan bir haber Wenger'in 15 yaşındaki eleman üzerinde ciddi durduğunu gösteriyor..

Arsene Wenger, Christian Karembeu'yu oyuncuyu canlı izleyip potansiyelini daha iyi anlamak için Karadağ'a göndermiş.. Karembeu'yle geçmişten gelen yakın bir dostlukları var ve bu konularda onun futbol bilgisine güveniyor Wenger.. Karembeu'nun de oyuncu hakkında bilgisi varmış.. Dönüşte bir rapor hazırlayacak Wenger'e ve ona göre kulüple beraber bir tasarrufta bulunacaklar..

Çocuk için söylenen şeyler belli.. İyi driplingçi, hızlı, hem açık hem de forvet olarak oynayabiliyor.. Yeni nesil açık forvetler diyoruz zaten biz bunlara.. Bilinen şeylerin yanında çok cılız bir fiziği olduğunu okudum ama Rooney olmadıkça, 15 yaştan tersini de beklemek mantıklı değil.. Real Madrid ve Milan'ın da oyuncu üzerinde ilgisi varmış ama Bubamara'nın başkanını da bağlamış anladığım kadarıyla Arsene Wenger ve Steve Rowley.. 2 haftada 10 gol atıp lider başlamışlar, CL'de Celtic gibi takımı 2 maçta da tokatlamışlar, bunlar pek önemli değil Arsenal'de.. Altta çalışmalar harıl harıl devam ediyor.. "Biz bu kulübü başarıları için sevmedik." söyleminin bu kadar cuk oturduğu bir takımı üst düzey futbolda ben pek görmedim.. Arada kızsak da bayılmaya devam ediyoruz..

26 Ağu 2009

Çek bi yaratıcı


Jose Mourinho 4-3-3'ü tekrar dirilten, kendi yeteneğiyle revize edip sistemler masasına getirip vuran adam.. Chelsea'deki oldukça başarılı ilk sezonlarında ekmeğini fazlasıyla yedi, daha sonra başka arızalar çıktı ve Inter'de buldu kendisini.. Geçen seneki performansı Mourinho sınıfı diye bir şey varsa direkt başarısız.. Inter'le kazanılan Serie A şampiyonlukları artık bir şey ifade etmiyor.. Chelsea'de kazanamadığı CL onun karizmasını biraz sarsmıştı ama Pool'a, Barca'ya elendiği sezonlarda CL'ye bir karakter koyabiliyordu Jose.. Geçen sene Inter'le o karakter de yoktu Avrupa'da..

Geçen sene yaşadığı sıkıntılarda kısmen değinmiştim burada.. 4-3-3'ü orada da ana sistem yaptı fakat uygun oyuncuları bir türlü sisteme yerleştiremedi.. 70'li yıllardaki 4-3-3'le bugünkünü ayıran çok temel bir farklılık var.. Sağ ve sol forvetlerin çizgiyi kullanan yapıları.. 30 yıl öncesinin 4-3-3'ünde genellikle en az 2 tane vurucu kullanılırken, orta sahayı çok daha önemli kılan günün futbolunda farklılık var.. Sistemi orta üçlü ve kenardaki oyuncularla daha farklı hale getiren Mourinho içte Stankovic, Cambiasso ve Muntari gibi sisteme cuk diye oturan oyuncular bulsa da, kenarları istediği oyuncularla donatamadı.. Roma'dan gelen Mancini ve büyük umutlarla alınan Ricardo Quaresma bekleneni veremedi.. Luis Figo zaten yaşlıydı.. Sonuç olarak geçen yıl bazı maçlarda Cruz, Adriano ve Zlatan'ı aynı anda başlattığı maçlar oldu Mourinho'nun, ki bu Jose gibi bir adam için ölüm demektir..

Bugünün 4-3-3'ünde elinizde Andres Iniesta yoksa, yaratıcılığı kenarlardan katmaya çalışırsınız.. Mourinho bu şansı elde edemedi, içleri de o yapıda değildi.. Geçen sene yaratıcılığı tek başına Zlatan götürdü.. Serie A'yı kazanmak zaten zor değildi, Avrupa'da da bir yere kadar gidildi.. Sene başında Zlatan - Eto'o takası geldi, eldeki tek yaratıcı oyuncu da Barcelona yolunu tuttu.. Orta sahaya ve kenarlara bu anlamda yapılan bir ekleme yok.. İlk maçta Bari karşısında Giuseppe Maezza'da alınan 1-1'lik beraberlik sonrasında orta saha için böyle bir oyun kurucunun gerektiğini, ama yine de takımdan çok daha iyisini beklediğini söyleyip aba altından sopayı gösterdi.. Zaten Bari maçından önce "Bazı oyuncuların yokluğunu çekiyorum, bu yüzden sistem değişecek.." demişti.. Maçta orta sahayı Motta, Vieira ve Muntari'den kurup Stankovic'i Eto'o ve Milito'nun yanına atarak eski sisteme yaklaşmış Mourinho, ikinci yarı içten iki oyuncu çıkarıp Stankovic'i ortaya çekmiş ve iki açık oyuncusunu oyuna sürerek sistemi 4-4-2/4-2-4'e çevirmiş.. Alınan beraberlikte değişen yapının rol oynadığını söylüyorlar.. Mourinho'nun Inter'in başındaki ikinci senesinde böyle sistem denemeleri yapması zaten takımın ve oyuncuların istediği şekilde olmadığını da gösteriyor..

İşte bu ortamda Wesley Sniejder'in işini bitiriyor Inter.. Çok uzun süredir tırmalıyorlardı, takıma çekmek istediği yaratıcı oyuncu da Sneijder'di Jose'nin.. Son bir haftadır Hollandalı'nın kararsızlığını okuyoruz haberlerde.. En son çıkan muhabbeti Real'de kalmak istediği yönündeydi.. Üzerinden 2 gün geçmeden Inter'e transferi bitti gibi.. Fiyat 15 milyon euro.. Real'in paraları saydığı oyuncuları düşününce çok düşük.. Sneijder'i hem içte, hem de Eto'o ve Milito'dan oluşan forvet hattında kenardan getirerek 4-3-3'te dengeyi sağlama amacıyla kullanma şansı var Mourinho'nun.. Bu ortamda, bu paraya bundan iyisi bulunamazdı.. Real Madrid'in şu anki yapısı içinde direkt 11 oyuncusu olması gerektiğine inandığım Sneijder'in hangi düşünceyle gönderildiğiyse Florentino Perez ve Manuel Pellegrini'nin aklında saklıdır sanırım.. Lassana ve Xabi'yi üçlemek, ya da Kaka'yla Ronaldo'nun yanında diğer kanattan ortayı desteklemek için kullanılması gereken bir oyuncuydu gözümde.. Satışı Real Madrid için büyük kayıptır..

Kol kırılır..


...yen içinde kalır sözünü yanlış bilenler var.. Hasan Şaş da bunlardan biri.. Biz Galatasaray'ın sorunlarını herkesin önünde konuşmayız deyip arkasından Galatasaray'la ilgili bazı şeyleri açıklasam, insanlar Galatasaraylılığından soğur demek senin o şeyleri gizli tuttuğun anlamına gelmez.. Her şeyi ayrıntısıyla açıklasan, şu cümlenle verdiğin zarardan fazlasını veremezsin.. Bugün Maraton'la röportaj yapmış, o sözlerinin yanlış anlaşıldığını, kastettiği şeyin çekilen yokluk ve parasızlık olduğundan bahsetmiş.. Bizim bilmediğimiz bir şey değil ki bu.. Hiçbir Galatasaraylı da Galatasaraylılığından şüpheye düşmez, takımından soğumaz kulübü bunları yaşadığı için.. Tersine daha çok sever, bu ortamda gelen başarılardan daha çok gururlanır.. Kulübün bir bayan takımının salonun elektrik parası ödenmediği için antrenman yapamadığını da biliyoruz, Fatih Terim'in ve Halil Üner'in basketbolcuların paralarını cebinden verdiğini de.. Çok daha kötü örnekleri de vardır, bir şey değiştirmez ama..

Kulüpten haksız bir şekilde ayrıldığına inanan herkesin yaşadığı şeyi yaşıyor Hasan.. Bülent Korkmaz da şu anda yapıyor benzerini TV ekranlarında yorumculuk yaparken.. Hakan Sukur de İtalya'ya gittiği zaman yaptı, Terim de.. Hepsinin yaşadıklarının ortak paydası yönetimin icraatları.. Yönetimin kendilerine yaptığı yanlış üzerinden Galatasaray'a zarar veriyorlar.. Taraftar senin alıp veremediğinin yönetimle olup olmamasına bakmıyor ama, sözlerinin nereye gittiğine bakıyor.. Tamam Rijkaard'ın Barcelona dışında hiçbir teknik direktörlük başarısı yok (anlayana var), kulüp yokluk çekerken ve borçlar dururken yabancılara dökülen paradan petrol çıkardılar heralde de diyebilirsin, eğer mahkemeye verseydim o transferler gelmeyebilirdi de.. Yönetimin yaptıklarını Galatasaray'ın menfaatlerinden çok, seçim yatırımı olarak da yorumlayabilirsin.. Tecrüben vardır, ona dayanarak Arda'ya başarılı olur olmaz git dersin.. Galatasaray'a atılan imzalardan pişmanlık da duymuş olabilirsin.. Ama bunların hepsini topladığında görünen şey tektir, lüzumu yoktur..

Herkes vefa bekliyor.. Real Madrid 15 yıl formasını giyen büyük kaptanına kapıyı gösterdi, İngiltere'de futbol hayatını noktaladı Hierro.. Real Madrid'in son 10 yıldaki başarılarının hepsinin içinde olan Michel Salgado'ya bu kadar yeter dediler, Blackburn'e gitti.. Bu takımın efsanesi Metin Oktay'dır.. Modern zamanlarda Bülent Korkmaz'dır, Hakan Şükür'dür.. Bir kulübün 70 tane efsanesi olmaz.. En önemli başarısının gelmesini sağlayan herkes futbolu bırakana kadar takımda tutulmaz.. Bülent ve Hakan bile o kadar şanslı olamadı.. Bazen yönetenler eski zihniyetin yeni bir şey oluşturmada takımın önüne set çektiğini görür, yolları ayırır.. Belki Real de Hierro'ya aynısını yapmıştır geçmişte.. Eski futbolculara bazı yanlışların yapılması, o eskilerin iki günde bir açıklama yapması gerekliliğini doğurmuyor ki.. Olan kendilerine oluyor, farkında değiller.. Hasan Şaş'ı şu yukarıdaki fotoğrafıyla, psikopatlığıyla, hatta 1 hafta önce çıkan ve dünya görüşüne dair takımdaki diğer futbolcuları da araya katan açıklamalarıyla hatırlamak isterim ben.. Rijkaard'ın o uzay futbolunu ortaya çıkardıktan sonra Barcelona dışında başarılı olsa nolur, olmasa nolur yoksa..

Avatar


James Cameron Titanic'i çektiği 1997 yılından beri başka film çekmiyor.. Son 10 yılda varı yoğunu Aralık'ta vizyona girecek Avatar için harcadı.. Bu film için teknoloji bekledi, o teknolojinin üretimine öncülük etti.. 1984'te çektiği Terminator'un son sahnelerindeki stop motion tekniğiyle çekilen robot sahneleri herkesi dumur etmişti.. Aradan 7 yıl geçtikten sonra Terminator 2 geldi.. Benim kült filmimdir, izlediğim gelmiş geçmiş 3 filmde diğerleri değişebilir ama Terminator 2'nin yeri değişmez.. Devam filmlerinden cacık olmaz esprisini 1991'de çöpe atmış adamdır Cameron.. (1986'daki Aliens da bu kategoriye yazılabilir aslında, bence Ridley Scott'un Alien'ından daha iyi bir filmdi..) 84'teki stop motion'dan sonra 1991 yılında sinema tarihine geçen T-1000 karakteri üzerinden gösterilen efekt oyunları beyazperdede insanları dondurmuş, nasıl bir şey bu dedirtmişti.. Normalde efekte dayanan filmler izlendiği anda süper gelse bile, 10 yıl aradan sonra teknolojinin gelişimiyle çok da matah bir şey değilmiş dedirtir.. T2, demir parmaklıkların içinden geçen T-1000 sahnesiyle bugün bile çok gerçekçi dedirtmeyi başarabilen bir filmdir.. Eskimemiştir..

Terminator, Aliens, The Abyss, T2, True Lies, Titanic.. Boş film yok aralarında.. En kötüsü Titanic, Oscar'ları ve gişeyi tarumar etti.. Cameron demek efsane efekt, başarılı gişe, iyi hikaye anlatımı, varsa en klasından aksiyon demek.. Şimdi hepsini birleştirebileceği Avatar'la geliyor.. Çekilmeye başladığından beri sinema tarihini kökünden değiştireceğine dair bir inanış var Avatar'ın.. Tamamı 3 boyutlu ortamda, özel ve çok fazla kamerayla çekilen bambaşka bir film bu.. Canlı insanlarla çekilen bölümleri az, çoğunluğu 3D ortamı.. Filmlerde insan dokusu arayanlar için böyle şatafatlı filmler iyi bir izlenim uyandırmıyor ama projenin başındaki adam JC olunca insan merakla beklemeden edemiyor.. Seti ziyaret eden Steven Soderbergh, yapım için "Orası tamamen çılgınlık.. Çekilen şey bir film değil, başka bir şey.. Delilik bu.." açıklamasını yaptığından beri merakım daha çok artıyor.. Fragmanı geçen hafta piyasaya çıktı, şuradan izleyebilirsiniz.. Bu kadar beklentiyle, küçük bilgisayar ekranında 2D görüntüyle pek bir heyecan uyandırmadı ama 15 dakikalık özel gösterimi izleyenler gördükleri şeyin bugüne kadarkilerden çok farklı olduğunu söylüyor..

Türkiye'de bu filmi hakkıyla izletebilecek bir sinema salonu var mı bilmiyorum.. Ama izlemek için yurtdışı seyahati yapılabilecek bir filmdir Avatar benim gözümde.. Bunun tek nedeni de James Cameron'dur.. Final Fantasy'den beri içinde insan olmayan filmlerin zamanı gelince sinemaya hakim olacağı söylenir.. Oyunculuk yeteneği diye bir şeye kökten inandığım için katılmadığım bir konudur bu ama, eğer böyle bir şey gerçekleşecekse James Cameron'un bu filmi sanıyorum o yolun temellerinden birini oluşturacak.. Bundan sonraki projesi de 3D'ye dayalı Battle Angel.. Avatar fırtınasını bir atlatalım, James Cameron'un aksiyonuna ve planlarına doyalım.. Onu da beklemeye başlayacağız tabii.. O zamana kadar takvimlerimiz 18 Aralık'a ayarlı..

25 Ağu 2009

Dmytro Chygrynskyy


İki kelime.. Toplam 17 harf, sadece biri sesli.. Yaz döneminde Barcelona'nın genç Shakhtar'lıyı istediği yazılmıştı, bizim bu tarafa yansıması ilginç bir gelişme olarak Dmytro'nun kendi gelişiminin daha sağlıklı olması için Barcelona'yı reddettiği şeklinde oldu.. Ne kadar samimi ve gerçek bir açıklamaydı bilmiyorum, Ukrayna'da yaşamıyoruz.. Olayın üzerinden 1-2 ay geçtikten sonra Ukraynalı'nın ağzından Barcelona transferinin gerçekleşmemesinin kendisi için hayal kırıklığı oluşturduğuna dair bir haber okudum.. O ne kadar gerçekti onu da bilmiyorum.. Bir başka söylenti Dmytro için yapılan 20 milyon euro'luk teklifi Shakhtar'ın o zaman kabul etmediğiydi, ki akla daha yatkın olanı da bu..

Yine bir gece vakti etrafı dolaşırken bir haber daha piyasaya düştü.. Laporta'nın ağzından Dmytro için yapılan tek cümlelik bir açıklama üzerinden Barcelona'nın transferi bitirmek üzere olduğu yazılmış.. Söylenti, Shakhtar'la 25 milyon euro'luk bir anlaşma yapıldığı yönünde.. 3 gün sonra Süper Kupa için kapışacaklar, detayları o maçta kesinleştirirler muhtemelen..

24 Ağu 2009

Caner Erkin Galatasaray'da


Bir transfer haberi değil bu, olsa olsa malumu ilam.. Resmi siteden açıklama yok ama Volkan'la ilgili çıkan Eskişehir haberleri, Caner'le ilgili basında çıkan bütün haberler artık bu işin bittiğini gösteriyor.. Zico'nun CSKA'da bir türlü gözüne giremeyen Caner için istikamet başka taraftı.. Sol bekinde sadece Hakan Balta olan Galatasaray sürpriz oldu.. Muhtemelen kiralama alış opsiyonuyla beraber yapılıyor.. 1 sene boyunca Rijkaard'ın elinde denenecek, karar verilirse bonservisiyle bünyeye katılacak.. Olması gerekeni bu zaten..

Volkan Yaman'ın son maçlarda Rijkaard tarafından hiç düşünülmemesi, dün de Uğur'un sol bek olarak Balta'nın yerine oyuna girmesi Volkan'ın Eskişehir'le yaptığı görüşmeleri doğruladı.. Aklını oyuna veremeyecek Volkan Galatasaray teknik kadrosu tarafından opsiyon olmaktan çıkarıldı.. O tarafta da ufak pürüzler var sanırım ama bağlanacaktır bir şekilde..

Caner Erkin 2005 U-17 Dünya Şampiyonası'nda Nuri Şahin'in yıldızlaştığı takımın açık ara en beğendiğim oyuncusuydu.. Turnuvanın üzerinden 1 yıl geçtikten sonra sürpriz bir şekilde CSKA Moskova'ya transfer oldu.. Gözlerden ırak olunca gönülden de kopuyor futbolcular.. Fiziksel ve oyun gelişimi, son hali, mevkii portföyünün çeşitliliği ne hale gelmiştir çok fikri yok kimsenin.. CSKA'da çok düzenli oynama şansını da elde edemediğini biliyoruz.. Ama saf yeteneğinden bir şey kaybetmediğinden eminim ben.. 4 yıl önce istiyordum, şimdi gelmesini yine istiyorum.. Natureli sol açık Caner'in, bek yedeklemesi için kullanmak aslında devşirmelere karşı olan biri olarak hoş değil, ama var olan yeteneği hiçbirini düşündürmüyor.. Çok farklı açılımlar yapılabilecek bir tekniği var Caner'in.. En büyük merakım 4 yıl içindeki fiziksel gelişimidir şu anda..

Bir diğer tırmalanan oyuncu Sercan Yıldırım.. Aklımız, fikrimiz Sercan'da şu anda.. Bek yedeklemesi için Volkan'ı gönderecek olan Galatasaray'ın gerekli maçlarda bile onu tercih etmemesi üzerinden, Nonda + para teklif edilen Sercan hadisesinde, Nonda'nın da son maçlarda ilginç bir şekilde hiç dakika alamaması görüşmeleri ve söylentileri ufak çapta olsa da doğruluyor.. Caner'in yanında bitecek Sercan gelecek adına umutları başka boyutlara taşır.. Şu mali şartlarda zor görünmekle birlikte beklemeye devam ediyoruz..

Hayırlı olsun..

Chelsea Top 50


Times Chelsea tarihinin en önemli 50 topçusunu kendi subjektif sıralamalarıyla yayınlamış.. İlk 20 aşağıda, listenin tamamı şurada.. Dün Alper'le West Ham - Spurs maçını izlerken bahsettik Zola'dan.. Yeteneğine nazaran biraz underrated kalmış adamlardan biridir şu dünyada.. 1. sıranın verildiğini görmek güzel.. Arkasına modern zamanların efsanesi Lampard konmuş.. Chelsea tarihinin en büyük golcülerinden Peter Osgood ve Bobby Tambling 3-4 numara.. Modern zaman generali John Terry 5.. Claude Makelele biraz hakkının fazlası verilerek 8'de.. Peter Cech, Dennis Wise ve Marcel Desailly hak ettikleri yüksek sıralarda.. 20 yıllık kariyerinde 600 lig maçına çıkan efsane kaleci Peter Bonetti'yi 15'e koymuşlar ki daha aşağısı ayıp olurdu.. Yine İngiltere'nin en büyük golcülerinden Jimmy Greaves'in de Chelsea'yle başlamasına rağmen kısa süren maviler kariyerinin ilk 20'de unutulmaması güzel..

1- Gianfranco Zola
2-Frank Lampard
3-Peter Osgood
4-Bobby Tambling
5-John Terry
6-Ron Harris
7-George Hilsdon
8-Claude Makelele
9-Roy Bentley
10-Willie Foulke
11-Petr Cech
12-Charlie Cooke
13-Dennis Wise
14-Marcel Desailly
15-Peter Bonetti
16-John Hollins
17-David Speedie
18-Kerry Dixon
19-Jimmy Greaves
20-Alan Hudson

Yılan Hikayesi Vol. 3


Senenin en naneli sakızlarından biri de gün itibarıyla tükürüldü ağızdan.. O kadar çok çiğnendi ki şekeri de kalmamıştı zaten.. Mark Hughes iyi yapışkanmış.. 18 milyon, 20 milyon derken en sonunda 24 milyon pound'a bağladılar Everton'u.. Çok sert ve kararlı duran Everton'un evet demesinde 24 milyon'a kadar çıkan fiyatın yanında, kafası rahat olmayan Lescott'un ilk maçlardaki paspas hali de %100 etkili olmuştur.. Haftalık maaşı 2 katına çıkacak, gittiği takımda da Everton'a göre daha büyük hedefleri kovalayacak bir oyuncunun aklına düşen karpuz kabuğunu yok etmek kolay olmuyor.. City'nin yeni tandemi Kolo Toure ve Joleon Lescott.. Vidic - Ferdinand ve Terry - Carvalho'yla birlikte ligin en iyi stoper çifti.. Forvet ve orta sahadan sonra defansta da bir anda en üst sınıfı yakaladı City.. Malzemeler tamam, bundan sonra iş aşçının kabiliyetinde bitecek.. Mark Hughes'den o konuda da umutluyuz tabii..

23 Ağu 2009

,

Galatasaray 4-1 Kayserispor


Ortaya konan oyun, sistem kalitesi, tempo hedef futbolun kilometrelerce uzağında.. Ama buna rağmen maçların görece rahat geçmesi, atılan bol ve kolay goller taraftarı gaza getiriyor, müthiş bir güvenin oluşmasını sağlıyor.. İlk haftalarda çekingen olan bana, geçen sene savunma yönünden ligin en organize ve sağlam takımlarından biri görüntüsünü veren Kayserispor maçından önce 3 olur dedirtip fazlasıyla zorlanmadan rakibini geçiyorsa Galatasaray, şu an için ölüsü "4" konumuna gelmiştir gözümde.. Bugün ilk 20 dakikayı kaçırdım.. Fakat her Galatasaray maçında vurguladığım oyuna göre şu an için fazla gelen gollerin verdiği rahatlığın ise tıkanmanın geldiği maçlarda tersine dönmemesi taraftarın görevleri arasında en üstlerde geliyor.. Sezon başında elde yeni takımla ilgili hiçbir veri yokken çoğunluğu gençlerle çıkılan Tobol maçından sonra yazılanlar hafızalarda.. Bu oyun skoru getirmediğinde, arka arkaya puan kayıpları geldiğinde taraftar bakışında değişiklik olmamalı.. Ki sezon başından itibaren ortaya çıkan oyundan ve takımdan keyif alan, her oyuncuya destek olan Sami Yen profili bile geçtiğimiz sezonlardan farklı olarak bu konuda da güven veriyor bana.. Gelen rahat goller, Kayseri gibi bir takımı rahat geçiş arızalara rağmen sistem ve mantalitenin nüvelerinin topçular tarafından kısmen anlaşıldığının ispatıdır gözümde..

Europa Ligi için sezon erken açıldı, sürpriz olmaması için işler erkenden sıkı tutuldu.. Sezonu erken açmanın lig başında Galatasaray'ın en formda takımı görünmesini açıklıyor, ama olmamış şeylerin de ortada net ve fazla bir şekilde duruşu Rijkaard'ın çok erken çok büyük bir yükselişi istemediğini de gösteriyor..

Ortadaki Ayhan ve Sarp gibi diğer hücum elemanlarına göre daha az yaratıcı olan savunmacı oyuncuların birlikteliğinin ve alan parselizasyonunun bozulmamasının Galatasaray'ın geleceği için önemi büyük.. Servet ve Gökhan gibi ağır bir tandemle boy kısaltmaya, tempo yapmaya, devamlı kaleye gitme isteğinde olan bir takımın rakiplerine çok ciddi kontra ataklar vermemesi, arızalarla birlikte daha çok önem kazanıyor.. Arda'nın rol ve görevinin ne olduğunu tam olarak anlamak bu sene oldukça zor olacak, üstüne basarak vurgulanmalı bu.. Elano'nun oyuna girişinde çıkan oyuncunun Keita olması, Aydın'ın yine bir maçı 90 dakika tamamlaması, Elano girdiğinde Ayhan ve Sarp ikilisinin bozulmaması, Arda'daki rol değişimleri.. Kayseri maçından sonra geriye kalanlar ve cebe atacağımız olgular olacak maç adına..

İlk çeyrekten sonra Arda Elano girene kadar ortada devam etti.. Ayhan'la Sarp'ın arasına girdi, sağa sola gitti.. Kademe olarak biraz daha geride takıldı.. Elano girdikten sonra çıkan oyuncunun Keita olması ve Arda'nın sola geçmesi bu iki oyuncu arasında paylaşımın birinin kanada atılacağı şeklinde okunabilir.. Elano'lu ilk ciddi maçtı bu, devamında işler değişebilir.. Bana göre Arda merkezde, Elano kenarda daha mantıklıdır.. Ama bunun tersini de görebiliriz elbette.. Burada da eğer konumuz 4-3-3'se, Elano'nun ortada oynayıp oynayamayacağı gelir önümüze.. Arda'dan daha iyi bir üçlü iç yaratılabileceğini düşünmüyorum Elano'yla.. Mark Hughes'ün City'deki sistemi 2 senedir 4-3-3.. Elano bu adamın elindeydi, ama bir kere olsun orta üçlüde düşünmedi Hughes onu.. Bu seneki ilk maçta sağ açık Shaun Wright-Phillips'i orta üçlüde oynatan Hughes Elano'dan iç olmayacağını düşündü.. Elano'nun City'de forma giyebileceği tek mevkii kenarlardı.. Orada bulunan Robinho, Adebayor, Tevez ve arkasındaki oyuncular da Elano'nun Brezilya hedefi için uygun değildi, transfer gerçekleşti.. Sistemi 4-3-3 olan bir hoca, mantık olarak tamamen bir hücum oyuncusu görüntüsü olan Elano'yu orta üçlüde kullanmaz.. Arda'nın değişime uygun yapısı ise opsiyon olarak bunu öne koyar.. Elano'nun City'de başarılı olduğu sezon oynanan sistemin klasik 4-4-1-1 olması, supporter ve sağ açık oynayan Elano'nun bu sistemdeki başarısı da Elano'nun ortadaki konumunu Galatasaray'da da, bazı maçlardaki Arda gibi 4-4-1-1'e götürür.. Bu gece de ikinci yarıda öyle oldu..

Galatasaray'ın önündeki yapısal bir diğer sorun, şu anda sol açık gibi görünen Aydın Yılmaz'ın içe kat eden hali.. Sağ açıktaki Keita çok daha çaprazlamasına ve dikine kaleye yönelen bir oyuncu.. Aydın ise muhtemelen orta sahayı çoklamaya çalışan bir oyun oynuyor Galatasaray'da bir süredir.. Netanya maçındaki efsane oyundan sonraki hiçbir maçında o oyunun yarısını ortaya koyamadı.. Ama hiçbir şey yapmıyorken bile daima sistem içinde kalması, haddini aşan işler peşinde olmaması, savunmaya verdiği önem ve iç oyunculara yardımı alkışlanmalı.. Ama içe kat eden oyununun arkasındaki oyuncunun stoper bek Balta, daha dikine oynayan Keita'nın arkasında ise hücuma çıkmayı seven Sabri'nin olması bir uyumsuzluk.. Gökhan Gönül'ün önünü kapatan Colin, açan Deivid gibi bir örnek önde dururken, kenarlarda bunun tersini yaşamamız ufak ama zamanla önemli hale gelebilecek bir futbol şanssızlığı.. Aydın yedeğe gidince yerine geçen oyuncu Arda ya da Elano olacak gibi durduğu için de bununla yaşamayı öğreneceğiz.. Keza Sabri'nin Keita'nın yapısı nedeniyle açıkla yeterli bağlantıyı kuramaması (ki bu maç gelişme vardı konuda) da ayrı bir sorun.. Hallolması çok daha kolay şeyler bunlar..

Servet'in yenen golde hatası var.. 4. golden önce Arda'ya attığı muhteşem pas ise hanesine büyük bir artı olarak yazılmalı.. İlk 2 gol duran toptan, üçüncü gol Elano'nun fantastik bir kabiliyeti, dördüncüyse Servet'in pasında artık oyundan tamamen düşmüş Kayseri savunmasının hatalar silsilesinin bir sonucu.. Olumsuzluk mu? Belki.. Ama bunlar iyi bir savunmaya 4 gol attığın gerçeğini günümüz futbolunda değiştirmiyor.. 4. golde Eren'in eskortluğu potansiyeline yakışmadı.. Elano'nun takıma entegre olması için zamana ihtiyaç büyük.. Sabri zaten bu takımın en önemli oyuncularından biriydi.. Ama en negatif yönlerinden biri olan Aydın gibi sistemden çıkan yapısı Rijkaard'la birlikte hızla törpüleniyor.. Zan - Servet hala uyumlu.. Sarp hala büyüleyici.. Pozisyonlar arasındaki değişim, Elano ve Arda'nın arada yer değiştirmesi, orta saha oyuncularının hareketli ve dönen hali sistem bozucu silahlar olarak umut veriyor..

Baros'un golünde faul kesin yok.. Hemen sonrasında kendisine yapılan hareket bence penaltı.. Yarın o pozisyona ne var canım diyecek olanlar illa ki çıkacaktır basında, adresim tek.. 2. golden önceki korner tamamen hatalı karar.. Sarp'a yapılan hareket de dışarda bitiyor..

Bucaspor 4-0 Kocaelispor


Bu akşamki planım evde isteizle.com'dan maçı satın alıp Bucaspor'u 1. Lig'deki ilk maçında yalnız bırakmamaktı ama işler planlandığı gibi gelişmedi, akşam evde olamadım ve izleyemedim.. Krizdeki Kocaeli karşısında şov yapmış Fırtınalar.. Kocaeli'nin krizine rağmen Buca'nın ilk defa yer aldığı bu lige reaksiyonunun nasıl olacağını tahmin edemiyordum.. Beklediğimden çok daha kolay bir galibiyet var..

Gollerin ikisi Mehmet Batdal'dan, biri de Karşıyaka'dan gelen Yunus Altun'dan.. Bu ikili bu sene can yakacak.. Diğer golü Kasımpaşa'dan gelen Onur Çubukçu kaydetmiş.. O da Buca orta sahasını toparlaması beklenen oyunculardan.. Antep'ten gelen İlhan Özbay sanırım oynamamış, durumunu bilmiyorum.. Tandemdeki Servet kılıklı Veli Kızılkaya'nın yanına gelen Erman Güraçar da bu lig için oldukça iyi bir stoper ikilisinin oluşturulmasını sağladı.. Hedef orta sıralar bence, ama onun bir üst kademesine çıkılabilirse ilk sene için çok başarılı bir başlangıç olur.. Umuyorum D-Smart bu sene bol bol Bucaspor maçı verecek, biz de en azından ekrandan izleme şansına sahip olacağız.. Yeni stadında en azından bir maç izleme borcum da saklı duruyor, kısmetse en yakın zamanda ifa edeceğiz onu da..

22 Ağu 2009

Çalışma İzni


Everton bir süredir Ever Banega'yı istiyor ama önlerinde çalışma izni engeli vardı.. Work permit'i hayatımıza sokan kavram Championship Manager.. Ayrıntılarını öğreten de gerçek futbol.. Arjantin'in son 2 seneki milli maçlarının %75'inde forma giymeyen Banega için özel başvuru gerekiyordu.. Bütün mevzuatı eksiksiz görünen FA'in en büyük arızasını yaratan hadisedir bence çalışma izni.. İngiliz hükümetlerinin genel tavrının futboldaki tezahürü olarak kurumu eleştirmek çok mantıklı değil, ama milli maçlar ve onun üzerinden ortaya çıkarılan %75'lik oran anlamsız duruyor..

Böyle bir düzenlemeye gidilmesinin nedeni takımların nitelik yabancı oyuncu getirmesini sağlamak.. Ama Arjantin ya da Brezilya'da milli takıma giremeyen oyuncuların Etiyopya Milli Takımı'nın son 73 maçının tamamında forma giymiş oyunculardan daha değersiz görünmesine neden olması en büyük sorun.. Bunun için de özel başvuruyla bu oranı yakalayamamış oyuncular için şans elde ediyor takımlar fakat bu sefer de işin içine subjektif değerlendirmeler giriyor ve takımlar adına dengesizlik ortaya çıkıyor..

Banega için işlettiler ve izin çıktı.. Ama hala kesin diyemiyorlar transfer için.. Oyuncuyla hala tam olarak anlaşılmadığını söylemiş David Moyes.. Work permit'in yanında Ever Banega da CM'nin meşhur ettiği adamlardan.. Valencia 20 milyon euro ödedi, ellerinde patladı.. Geçen seneyi Atletico Madrid'de kiralık geçirdi, şimdi de Moyes kiralık olarak takıma istiyor.. La Liga'da yapamayan adamın Premier League'de yapması daha zor ama ortada Moyes gerçeği olunca durup 2 dakika düşünmek gerekiyor.. Hoca Banega'yla Mikel Arteta arasında futbol yönünden benzerlik kurmuş, bilmiyorum.. Everton forumlarında dolaşırken biri "Bu çocuk da bizim Cantona'mız olabilir." demiş.. Hızlıca browser'ı ve ekranı kapattım, yaklaşık 10 dakika başka şeylerle ilgilendim.. Demek ki oyuncu transferlerinde yanlış beklentiler sadece bizde olmuyormuş.. Olsun, umut fakirin ekmeği.. Öyle olmasa Sercan Yıldırım'la sabahlamazdık Galatasaray taraftarları olarak.. Gerçi pek fakir de durmuyoruz şu takım ve teknik kadroyla ama taraftar olunca, her zaman daha çoğunu bekliyorsun..

Futbol Banega'yı Cantona yapanla güzel..

21 Ağu 2009

,

Alıştırma


Türkiye Kupası 2 yıllığına TRT'de.. İhale bedeli ortaya çıkan miktar yıllık 17 milyon 100 bin dolar.. Kulüplerin alacağı payın %30 artışı anlamına geliyormuş bu.. Ocak'ta büyük ihale var, TRT yavaş yavaş ısınıyor hadiseye..

,

Galatasaray 5-0 Levadia Tallinn


-Bazı şeyleri takım ve lig içinde görmeden, bilseniz bile tam anlamıyla ifade edemezsiniz.. Kader Keita'nın ilk maçından bu yana fizik kalitesi çok beklenmedik bir hızda gelişti.. Eğer fizik kaliteyi tek bir done olarak ortaya koyarsanız, siyah adamlar bu dünyanın en gelişmiş varlıkları.. Bizim lig değişik bir yapı, bambaşka bir düzen.. Bu lig içinde ve şu son Levadia maçında gördüğüm Keita, hız ve güç yönünden bu ülkenin gördüğü en aşmış oyuncu..

-Arda hala serbest, hala arkadaki ikiliden kopuk.. Topu ayağında böyle bir orta saha yapısı için çok fazla tutuyor.. Rijkaard'la ligde 2 ay geçirmeden, Arda'dan merkezde ne istendiğini tam olarak anlamak mümkün olmayacak..

-Mustafa Sarp müthiş bir oyuncu.. Mehmet Topal son 1-2 yıldaki gibi sakatlıklar nedeniyle istikrarını yakalayamazsa bu Sarp orta sahayı götürür.. Zararı bırak, faydasız bir periyodunu bulmak çok zor.. Top tekniğinin beklenenden çok daha iyi olduğu da her maç üstüne koyarak daha da ortaya çıkıyor.. Galatasaraylı olduğunu her halinden belli eden mimikleri ve bunun getirdiği hırsın sahaya yansıması Galatasaray için büyük bir bonus..

-Baros için yakında söylenmeler başlar basında.. Şu ana kadar çok önemli bir rakip çıkmadı takımın karşısına.. Levadia maçında rakip tandeme yaptığı baskı da matah bir hadise değil.. Ama geçen sene UEFA'da önemli rakiplere karşı da gördük.. Tek başına Baros, rakip savunma 4'lüsünü kendi bölgesinde çakılı tutma yeteneğine sahip.. Attığı goller bu açıdan işin kreması.. Ki gelir yakında yavaş yavaş.. Top tekniği biraz vasatın üzerine çıkabilse, şu sistemin en önemli topçusu olabilirdi.. Büyük şanstır bu takım için, değerinin verildiğini görmek güzel..

-Servet ve Zan hala gerçek anlamda bir test yaşamadılar.. 5. hafta ilk aşaması olabilir bunun..

-Maçta iki takımın pas sayılarını bilen varsa lütfen yorum bıraksın, eve geldikten sonra baktım bulamadım.. Ama 4 kat yaptı sanıyorum Galatasaray.. Pas sayısı ve oranına bakmak gerek..

-Maç 5 oldu, ama Levadia biraz şanssızdı.. 1-2 maç üzerinden yorum yapıyoruz rakipler hakkında, pek sağlıklı da olmuyor haliyle ama benim gördüğüm bu takım, Tobol'dan da, Netanya'dan da kat kat üstün.. 5 gollü bir galibiyeti o yüzden önemli sayabilirim..

-Maçtan sonra arkadaşlarla PES oynayalım dedik maçı izlediğimiz yerde.. Maçla arka arkaya olunca daha iyi anlaşılıyor.. Kader Keita'yı hangi mühendis aktardıysa oyuna gidip alnından öpeceğim onu.. Gerçek Keita'yla PES'teki Keita'nın arasındaki 3 farkı bulana PS3 hediye ediyorlarmış.. Başvurular Sony'ye..

20 Ağu 2009

Yeni Bucaspor



Bucaspor yönetimi bir süredir büyük çalışma içinde, dikkatle takip ediyoruz.. Önemli icraatlar var, liglerin üzerinde yapılan transferler, yeni stada geçiş, bu sene Bank Asya'ya çıkan takım ve yeni stat üzerinden ilk defa kombine uygulamasının başlayacak olması.. Alt liglerde yıllardır var olan bir kulüp için büyük atılımlar bunlar.. İzmir'deyken bir süre peşinde koşmuş, gönül bağı olan biri olarak sevindirici buluyorum tabii.. O yönetim bu sene ilginç bir çalışmaya imza attı.. Yukarıda üstte görünen eski logoyu değiştirmeye, günün çizgilerine uyan bir şekilde modernize etmeye karar verdi.. Hemen de uyguladılar ve ortaya alttaki logo çıktı.. Bu konuda fazla muhafazakar değilim ben, eğer bazı şeyler eski görünüyorsa yenisiyle değiştirilmesinde bir sakınca yok.. Yapılan yeni logoyu da beğendim, bir karakter ve vizyon değişiminin uzantısı olarak gördüm.. Bu konuda farklı düşünceler elbette olabiliyor.. Ki oldu da Buca'da.. Yönetimin bu seçimini taraftarlar ve Buca halkı şiddetle eleştirdi, protestolar yapıldı.. Bir süredir devam eden taraftar baskısı sonrasında da yönetim geri adım attı ve eski logoyla devam edileceğini ilan etti.. Taraftarın gücünün örneğidir bu, güzeldir de..

Ama ben yapılan bu işte karşı çıkan halk ve taraftarı, kulübün renklerine ve armasının yarısına kırmızıyı sokan zihniyete karşı da görmek isterdim ben.. Yıllar önce, kulübün renkleri sarı-lacivert olduğu ve Galatasaraylı Bucalılardan destek göremedikleri gerekçesiyle o zamanki yönetim üçüncü bir renk olarak kırmızıyı soktu kulübe.. Bugünkü logonun da yarısı lacivert, yarısı kırmızı olarak değiştirildi.. Bugünkü tepkiler o gün yoktu, takım kırmızılı formalarıyla ligde arz-ı endam etti, logolar o formaların üzerine işlendi.. Daha sonra Bucaspor yönetimi o yanlıştan da döndü, ama dönüş bugünkü gibi bir tepkiden ziyade, yaratılmak istenen etkinin yaratılamaması ve düşüncenin başarısızlığıydı..

Kulübün renklerine ve logosuna renk takviyesi mi, logo değişikliği mi? Aralarında büyük bir fark yok bence.. Ama kesinlikle bir vizyon farkı var.. 2009 Bucaspor'unun yönetimi kulübü çağdaşlaştırma adına büyük çabalar içinde.. Değişimi bunun görsel nitelemesi olarak kullanmak istediler.. 10 yıl önceki Bucaspor yönetimiyse tamamen bir şark kurnazlığıyla yaptılar o değişimi.. Daha büyük tepkiyi alan, vizyonu olan yönetim oldu.. Hak etmediler bence bu tepkiyi.. Başarı gelince, üst lige çıkılıp TSL'nin eşiğine gelince sayı artıyor tabii Türkiye'de.. Bu konuda çok katı olmayan biri olarak taraftarın düşüncesine yürekten katılıyorum, ama önceki icraatla beraber biraz da garip durduğunu kabul etmek gerekiyor..

Açılış Kocaelispor'la.. Rakip maddi sıkıntılar nedeniyle çok eksik geliyor İzmir'e.. Forza Fırtınalar..

Negredo Çılgınlığı


Bir süredir İngiliz basınında sıklıkla yer aldı Negredo.. Hull City'nin hocası Phil Brown'un büyük ilgisi vardı, bu seneki stratejinin olmazsa olmazlarından biri olarak belirlemişti Negredo'yu.. 1 hafta önce işi büyük oranda bitirdikleri yansırken basına, başkan Paul Duffen 1.5 aydır bu transfer için uğraştıklarını ve Real'i ikna etmenin çok zor olduğunu vs. söyledi.. Yaklaşık 12 milyon pound'a patlayacaktı Negredo Hull City'ye, kulübün de transfer rekorunu kıracaktı..

Nolduysa oldu, devreye Sevilla girdi ve çabucak işi bitirdi.. Sevilla çıkınca büyük ihtimalle yan çizdi Negredo.. Kanoute ve Luis Fabiano, arkada Arouna Kone ve Javier Chevanton.. Üstüne son iki sezonunda vasat üstüne çıkan, 24 yaşındaki Alvaro Negredo.. Bu transfer yukarıdaki 4'lüden çıkış olacağını göstermiyorsa (ki aday Fabiano'dur), Negredo'yu zor günler bekler La Liga'da..

Artık 90 milyon eurolar havaya uçuşuyor ama benim bildiğim futbolda 15 milyon euro hala çok önemli para.. Negredo'yu bu kadar değerli kılan nedir onu önümüzdeki sene görürüz.. Olan yine Phil Brown'a oldu.. Elindeki forvetler İngiltere'deki Colin Kazım'ın bir değişik versiyonu, gol atamayan, fizikli Caleb Folan ve Daniel Cousin ikilisi.. Üstüne 6 yıllık kariyerinde sadece 1 sezon en üst ligde forma giymiş, İspanya 2. Ligi'nden, Celta'dan 33 maçta 13 golle gelen Kamel Ghilas.. Bu elemanların arasında sezon ortasında Olympiakos'a gitti haberleri çıkan ama daha sonra kendini kiralık olarak Hull City'de bulan Jozy Altidore pırıl pırıl parlıyor.. Altidore hem fiziği, hem de oyun bilgisiyle EPL ve Hull için doğru çocuktur.. Ama yetmiyorsa, elindeki 12 milyon pound'u Negredo yerine daha garanti birinde kullanması hayırlı olur Brown'un..

Michel Salgado


Biraz önce GSTV'de 2000/2001 sezonunun ve Galatasaray tarihinin efsanevi maçlarından biri olan Real Madrid mücadelesi vardı.. Orada bir kez daha gördüm Salgado'yu.. Biraz Roberto Carlos'un gölgesinde, underrated kalmış adamlardan biridir bu güzel abi.. Geçen hafta Blackburn'un ani önerisiyle İngiltere'ye uçup transfer konuştuğu ve anlaşmanın yakın olduğu yazılmıştı, dün işi bitirdi Blackburn.. Vieri'yle denediler eski top yıldız ekolünü, Salgado'yla resmileştirdiler.. Bu ay içinde tazminatı ödenip paketlenmişti Salgado Real tarafından.. Büyüklükse, dünyanın en büyük kulüplerinden.. 10 yıllık kariyer, 4 La Liga Şampiyonluğu, 2 CL ve 1 Süper Kupa.. Adamın gözünün yaşına bakmıyorlar işte Real'de de olsa.. Hierro da benzer muameleyi görmüştü.. Kulübünden artık yeter diyerek gönderilen her eski futbolcu işin "veda artık sadece bir semt adı" geyikleri yapmanın gereksizliği ortaya çıkıyor.. Bizde bu klişe ömür boyu bitmeyecek ama..

Blackburn niye aldı Salgado'yu açıkçası bilmiyorum.. Öncelikli bir pozisyon değildi takımda ama böyle orta-alt Premier League takımları için Salgado'nun reputasyonu çok önemli olabilir.. Yerinde Lars Jacobsen oynuyor, City'ye kaybettikleri 2-0'lık maçta takımının en iyi oyuncularından biriydi.. Diouf'u rahatlattı, Robinho'yu etkisiz kılan etkenlerden biriydi, iyi fizik kondüsyonuyla bulabildiği bütün fırsatlarda bindirme yaptı City solundan.. Salgado'nun formayı Jacobsen'den alması kolay olmayacak.. Bu Lars Jacobsen de Galatasaray'ın 2 sezondur gündeminden düşmeyen Lucas Neill'e fizik ve oyun stili itibarıyla çok benzettiğim bir oyuncudur.. Muhtemelen herhangi bir Blackburn maçında yerine Neill'ı çıkarsalar anlayana kadar değişikliği devre olur..

Yıllardır süren bek arayışında bu transfer döneminde acaba olur mu dediğim oyunculardan biriydi Salgado.. Olmadı.. Başarılarla dolu Real Madrid kariyeri kendi isteğiyle sonlanmasa bile, ondan sonra 2 sene boyunca Avrupa'nın en önemli arenasında forma giyerek emekli olacak olmak bence büyük ayrıcalık.. Sessiz bir şekilde futbolu bırakmasındansa, EPL ortamında 1-2 maç izlemek benim tercihim olur tabii.. Wes Brown, Branislav Ivanovic, Hakan Balta ve Micah Richards gibi adamlar oynayacağına, Salgado gibileri oynasın ya şu pozisyonda, hayat ve futbol daha güzel olsun..

19 Ağu 2009

Kyrgiakos Liverpool'da?


30'undan sonra adamın başına talih kuşu konursa, ağzını tutamaz bombayı patlatır.. Anlıyorum, Liverpool'un stoper pozisyonunda sorun var.. Tandemin iki oyuncusu çarpışıp ikisi de kanlar içinde kalınca o sorun daha büyük korkulara da neden oluyor, arkayı sağlama almak istiyor teknik ekip.. Tamam şunu da anlıyorum, bu Rafael Benitez düşük profilli adam alıp o adamın potansiyelini mutlaka daha yükseğe taşıyor.. Evet, ligler başlamak üzereyken ve Pool'da para yokken zaten çok daha iyisini de bulamayacaksınız.. Ama biri de çıkıp sormayacak mı şu Benitez'e, kardeşim o profiller neden bu kadar düşükten geliyor diye.. İçimdeki düz adamı bir süreliğine serbest bırakıp Liverpool forması bu kadar ucuz mudur diye sormak istiyorum..

Kyrgiakos şaşkın.. Kariyerinin sonlarında kulübeden de olsa futbolun en büyük arenasına çıkmak büyük şans.. Boy, pos da yerinde.. Benitez'in tavşanlarını gördük daha önce birçok kere de, kaçıncı şapka bu elindeki onu sayamadım ben..

Her gün mutlaka bir insan yiyordur Kyrgiakos.. Bu endam, bu surat başka bir şeyi işaret etmedi bana.. Hayırlı olsun..

Damien Duff


Kadro planlaması, rotasyon, iyi yedekleme.. Championship'teki Newcastle'dan bir yıldızı daha koparıp tekrar Premier League'e getirdi.. Duff bundan sonraki 3 sene boyunca Fulham'da oynayacak.. Blackburn'deki dönemden sonra ki Duff'ın EPL'deki ilk yıllarına denk gelir, Roy Hodgson'la yeniden birlikte çalışacaklar..

Sol tarafta Clint Dempsey gibi çok istikrarlı ve iyi de katkı veren bir oyuncunun üzerine Damien Duff.. İlk bakışta Dempsey'nin olduğu yere fazla görünür Duff.. Ama son 2 yılda vites büyüten ve yukarıları hedefleyen Fulham'da arkası boş olan pozisyonu zenginleştirme olarak okunuyor bu hareketler.. Dempsey son 2 sezonda 71 EPL maçına çıkıp 14 gol attı.. Hem müthiş bir istikrar, hem de açıktan gelen bir oyuncu için harika bir istatistik katkı.. Duff'ın takıma katılmasını engellemiyor ama bu.. Bu sene Avrupa'da mücadele edecek olan Fulham'da rotasyon genişlemesi, sağ taraf Gera ve Ki-Hyeon'la doluyken sol taraf da rahatladı.. Bir de sezonun ilk maçında forma giyemeyen ama birden fazla pozisyonu yedekleyebilecek Riise'ye göbek de sağlama alınmış durumda..

Duff Blackburn'de süper çıkış yaptı, ama benim o takımdaki adamım David Dunn'dı.. Hala da öyledir.. Chelsea'de Mourinho'yla iki sene iyi süre aldı.. Hem teknik ve yaran, hem de savunmada boşlamayan bir adamdır Duff aslında ama kariyeri boyunca bir türlü içim almadı benim.. Newcastle'da yaşadıkları birçok takım arkadaşı gibi onun da hak ettiği değildi..

Michael Owen, Obafemi Martins ve Sebastien Bassong'dan sonra Newcastle'dan bir kayıp daha.. Alan Shearer'ın düşünceler neler bilmiyorum ama Hodgson bir bölgeyi daha kapattığı için fazlasıyla mutlu olmalı..

18 Ağu 2009

,

6.30


Premier League'in ilk haftasında Bolton deplasmanındaki Sunderland için 2.80 çok değerli demiştim.. Maç ortada geçmiş ama Steve Bruce'un elemanları 1-0'lık skorla oranın değerliliğini doğruladı.. Bahis oynarken geçen seneyi kötü bitiren ekipler lige önemli değişikliklerle çok güçlü girse bile bir önceki sezonki durumları göz önünde tutulur ve ilk maçlarda yüksek oranlar verir.. Takım iyi sonuçlarla gücünü ispat ettikçe, oranları da yavaş yavaş düşer.. NBA'de ve özellikle güçlü liglerde güzel bir bahis oynama şeklidir bu.. EPL'de bu sezon için Sunderland bu takımlardan.. Bu gece Stadium of Light'ta Chelsea'yi ağırlıyorlar.. İlk hafta kendi evinde Hull'u zorlanarak geçen Chelsea karşısında Sunderland için açılan oran 6.30.. Ultra değerli bu da.. İngiltere için bile çok özel bir taraftarı, iyi transferleri, Steve Bruce etkisi ve ilk hafta biraz aksak görünen Chelsea'ye karşı olması gibi etkenler birleşince 6.30 aşırı değerli duruyor.. Çifte şanstan 2.34'ü bir kuponda patlattım, çok küçük olan başka bir kuponda 6.30'u değerlendireceğim.. Chelsea çıkıp 2 tane atarsa şaşırmazsın ama şu oran Sunderland iç saha maçı için ilk haftalarda büyük şanstır..

Takılana kadar Black Cats..

17 Ağu 2009

EPL ve Barcelona


Goalkeeper: Petr Cech (Chelsea), Victor Valdes (Barcelona), Edwin van der Sar (Manchester United)

Defender: Gerard Pique (Barcelona), John Terry (Chelsea), Nemanja Vidic (Manchester United)

Midfielder: Steven Gerrard (Liverpool), Xavi Hernandez and Andres Iniesta (both Barcelona)

Forward: Samuel Eto'o and Lionel Messi (both Barcelona), Cristiano Ronaldo (Manchester United)

UEFA ödüllerinde 12 topçu ve 4 takım var.. EPL'den Pool, United, Chelsea ve şampiyon Barcelona.. Yarı finalistlerin ve özellikle de Barcelona'nın dominasyonu, 12'ye tam 6 oyuncu soktu Barcelona..

Koyu renkliler benim seçimlerim.. Kaleci, orta saha ve forvet bence banko.. Van Der Sar geçen senenin CL finalistinin kalecisi ve ligi mükemmel geçirdi.. Orta sahada Andres Iniesta ekürisi Xavi'den bile çok farklıydı, direkt almalı ödülü.. Forvette Eto'o'nun lig performansı müthiş ama Ronaldo vs. Messi'ye dönen bir ortamda ve finaldeki performansla ödülün Leo dışına gitmesi çok zor.. Defansta Vidic bence en değerli performans ve ödülü almalı ama PiQue'nin Barcelona tandemine geçtikten sonraki uyumu ve müthiş tekniğiyle gösterdiği etkileyicilik düşük bir ihtimal de olsa öne çıkarabilir..

,

12BET


Hedef tüketiciye yapılan reklamın verimi de, getirisi de büyük.. Türkiye'de de, özellikle futbolda son yıllarda fark edilen bir konu bu.. Futbol maçlarında yapılan traş bıçağı, prezervatif reklamları yapılan reklamın amacını doğruluyor, verimini artırıyor ve daha sağlıklı bir hale getiriyor.. Bunun uzantısı büyük bahis şirketlerinin futbol takımlarına sponsor olması, forma reklamı vermesi.. Bir bahis şirketinin vereceği reklam en çok hangi mecrada etkili olurun cevabıdır bu konuda yaşanan gelişmeler.. Milyar dolarlara çıkan cironun çok küçük bir bölümüyle etkili, hedefe giden hareketler bunlar..

888.com'un Sevilla'ya forma reklamı vermesi Kanoute'nin "O formayı giymem." açıklamasıyla gündeme düşmüştü.. O Sevilla 888.com yerine Asya merkezli 12Bet'in reklamlarını taşıyacak bundan böyle.. Anlaşma 2 yıllık ve kulübün kazanacağı meblağ net olarak açıklanmasa da, 888.com'la yapılan anlaşmadan çok daha iyi ve kazançlı bir işbirliği olacağını açıklamış Sevilla kulübü.. Kanoute'ye bir rahat ettirmedi adamlar..

İspanya'nın son modası bahis reklamları.. Real Madrid - Bwin birlikteliği 2007 yazından beri devam ediyor.. Ki büyük bahis şirketleri içinde en üçkağıtçı olan bürodur Bwin benim gördüğüm.. Yakıştıramıyorum onları futbola.. Geçen sezonun başında İsviçre merkezli Unibet Valencia'yla, Finland's Paf da Atletico Madrid'le çalışmaya başladı.. 2004/2005 sezonundan beri Espanyol'la çalışan Interapuestas da (Interwetten) La Liga'da bu işbirliklerinin en eski örneklerinden birini sunuyor bir süredir..

Türkiye'deki yasakçı ve tekelci zihniyet yüzünden Bahsedeğer gibi harika şirketler kapatılırken, statlara bile reklam sokulmazken bizim ülkeye uğraması zor tabii bu işlerin.. Devlete vergi verdiği için(!) banko maçlara 1.02 oranını belirlemekten çekinmeyen İddaa'ya Allah zeval vermesin tabii.. Amin..

15 Ağu 2009

,

Galatasaray 4-1 Denizlispor


Yine Sami Yen, yine Erhan Altın, yine bir rotasyon maçı, yine korku.. Bu gece işler farklı gelişti.. Skibbe rotasyonu oyuncu dinlendirmek için iki Bordeaux maçının arasında yapmıştı.. Takımın ligdeki konumu çok da rahat değildi.. O rotasyon hocanın kellesine neden oldu.. Bu geceki maçtaki rotasyonu nasıl yorumlamak gerekir? Rotasyonu Benitez dahil her hoca dar kadroyu dinlendirerek, efektif bir şekilde değerlendirmek için kullanır.. Bu geceki maçta oyuncu dinlendirmek gibi bir amaç var mıdır? Dinlendirmek için yapılan seçim sadece defanslardan mı oluşur, bunlar kafadaki sorular olarak dursun.. Özellikle defans dörtlüsünün değişimini bu bağlamda Rijkaard'ın savunma hattından çok da memnun olmaması ve arkadaki bütün oyuncuların hazır olmasını istemesi şeklinde okumak daha doğru olur..

Sistem nedir? Oyuncular sahada neye göre X-Y-Z şeklinde dizilir? Aynı sistemler, farklı beyinlerin değişik tercihleriyle ve farklı mantalitelerle sahada nasıl farklılaştırılır? Bunların hepsi aslında uzun uzun konuşulması gereken konular.. Frank Rijkaard Galatasaray'a geldiğinden beri bir "4-3-3" üzerinden konuşuyoruz.. O 4-3-3'ün açılımı nedir? Sahadaki dizilişleri nasıl 4-3-3 şeklinde yorumlarsın? Barcelona'nın bu seneyi silen, süpüren, tepeden baktığında bile sahada oya gibi işlendiğini gördüğün 4-3-3 vardır.. Galatasaray'ın geçen sene Skibbe'yle oynadığı 4-4-1-1 vardır, iki için önündeki supporter'ı bir yapı olarak yorumlayıp, açıkları forvet yaparsın ve geçen seneki takıma da 4-3-3 dersin.. Veya 4-3-3 demezsin, 4-4-1-1'i açıktaki oyuncuların hücumdaki görevleri nedeniyle 4-2-3-1 şeklinde yorumlarsın.. 3 için yanında, forvet özelliği olmayan 2 açıkla defansif bir anlayışla çıkarsın ve düzeni 4-5-1 gibi gösterirsin, ama toplamda buna da 4-3-3 dersin.. Hangisi doğrudur? Bunların içinde tek bir doğru çıkarabilir misin? Aynı sistemi 3 farklı kişi 4-3-3/4-4-1-1/4-2-3-1 olarak yorumlarsa ikisini yanlışlayıp diğerine sen doğru söylüyorsun diyebilir misin? Futbol sistemleri ve dizilişleri böylesine tek doğrusu olan, sadece rakamlarla yorumlanabilecek konular değil.. Rakamlara bu anlamda fazla anlamlar yüklememek gerek..


Ama bir de ayrı bir gerçek var önümüzde.. Rijkaard Galatasaray'a imzayı attığında bizi heyecanlandıran, üst düzey futbolu hatırlatan ayrı bir 4-3-3 var.. Belki 5 tane 4-3-3 var ama hepsinden ayrı, başka bir yerde duran 4-3-3 de var futbolda.. Mourinho'sundan, Benitez'ine, Guardiola'sından, Hiddink'ine, kısmen Sir Alex'ine kadar oyuna hakim olan, üst düzey takımlara kendisini kullandıran bir yapı var.. Terim'in 96/00 dönemi Galatasaray'ından beri futbol hayatımıza giren bir olgu var.. Takımın defans hattıyla, hücum hattı arasındaki mesafeyi indirmek.. Oyunu 40-50 metre içinde oynamak.. Hücum futbolu oynamak, bol pas yapan bir düzene kavuşmak için sahanın boylamasına verimli ve kısa bir şekilde kullanılması günün futbolunun olmazsa olmazı.. Peki boylamasına oyun bu kadar önemliyken 4-3-3'ün farkını ortaya çıkaran sahanın genişliğini kullanmaya niye kimse dikkat çekmez? Sahanın enlemesine kullanılması, oyunu genişletmek, boyu kısaltırken sahayı enlemesine bir şekilde doldurmak, şişmanlatmak.. 4-3-3'ü futbolda öne çıkaran konu bu.. Orta sahadaki 'en' yaratıcı oyuncunun diğer iki içle bütünleşik bir yapı kurarak o hattı genişletmesi, iki açığın bu genişlikten yararlanarak bir kademe daha ön tarafta oynama serbestliğine kavuşması, forveti çoğaltması.. Beklerin önünde açık/forvetler ve sol/sağ içlerin yardımıyla kanat savunmasını yaparken, orta sahadaki 3 oyuncunun ortada dönen oyuna hakim olma yönünde ortaya koyduğu fiziksel güç ve mücadele.. Bu fiziksel gücün yanında iyi hücum etmek ve 3 forvete yardımcı olmak için bu oyuncuların hücuma da iyi destek vermesi amacıyla çift yönlü oyuncuların ortaya çıkması, Lampard, Gerrard, Xavi, Iniesta gibi oyuncuların çift yön özelliğiyle yine futbol hayatımıza girmesi..


Hücumu üçlemek, orta sahayı beşlemek, sahanın genişliğini sol ve sağ içler üzerinden kullanarak açık/forvetlerin savunma yüklerini hafifletmek.. Geçen seneki Galatasaray'ın oyununda en çok kenarlarda oynayan Arda ve Kewell üzerinde durmuştuk.. İki için önünde supporter oynayan Lincoln'ün Baros'a vermek zorunda olduğu destek, 1 saatlik kondüsyona sahip Kewell ve Arda'ya ek savunma görevleri verip, fiziksel defolarını daha çok ve daha erken ortaya çıkarmıştı.. Arda'nın merkeze kayması işte bu nedenle önemliydi.. Deplasmandaki Netanya maçında Arda supporter gibiydi.. 6-0'lık rövanşında ve geçen haftaki Antep maçında ise diğer içlerle daha bütünleşik bir yapıda oynadı.. Denizli maçında yine 3 maç öncesine dönüş vardı.. Daha önceki yazılarda belirttiğim gibi Rijkaard'ın kafasındaki nedir onu bilmiyoruz.. Ortada birlikte oynayan bir üçlü kurmak isteyen Rijkaard'ın isteğine biraz kolaya kaçma, çokça da alışkanlık yüzünden cevap veremeyen bir Arda olabilir sahada.. Ama 'an'ı bir geçiş gibi düşünen Rijkaard'ın bu aşamada istediği 4-4-1-1'ler de olabilir bu.. Arda'nın ortada oynamasının beni heyecanlandırması tamamen ondaki değişimi, dönüşümü görmek istemek, buna tanık olmak.. Yoksa Arda'da supporter oynayacak yetenek, yumuşaklık, teknik zaten vardı, her zaman da olacak.. Forvetin arkasına koyarsın, her maçta yeteneğini ve zekasını gösterir Arda.. Ama iki içle beraber oynayacak, Kewell ve Keita'yı daha öne itecek, arkadaki oyunculara savunma anlamında yardım edecek oyuncu dönüşümünü yapmasıdır benim istediğim 10'dan.. Rijkaard'ın istediğinin de bu olduğunu düşünüyorum.. Bugünkü arkadan kopuk, daha önde oynamak isteyen, serbest oyuncu gibi takılan Arda orta sahada bütün maç boyunca kurulamayan pas bağlantılarının, yaratılamayan pozisyonların en önemli sorumlularından biri.. Bu geceki Galatasaray'ın geçen seneki Galatasaray'dan hiçbir farkı yoktu.. Yine baskı, yine tek kaleye dönen maç ama gelmeyen pozisyon zenginliği.. Skibbe'nin geçen sene üzerinde çalıştığı arızalı 4-4-1-1'den bir farkı yoktu bu geceki takımın.. Bir fark, sağ taraftaki gerçek açık/forvet Kader Keita etkisiydi.. 2 penaltı, bir korner ve kendi kalesine atılan bir golle meydana gelen 4-1'lik sonuca rağmen bugünkü oyun çok da beklediğim, istediğim gibi geçmedi benim.. Yapısal sorunların farkında olunması gerekiyor.. Antep deplasmanında oyunu çokça rakibe vermesine rağmen karakteristiğini gollerde gösteren bir takım vardı.. Çok da iyi geçmeyen maçlarda gördüğümüz iyi şeyleri alacağız bir süre.. Netanya maçında zayıf rakibe rağmen son yıllarda görülmeyen bir dominasyon, saha hakimiyeti vardı.. Bugünkü skora rağmen parlak olmayan oyunda da 90 dakikada TV'den izleyenlerin yaklaşık 85 dakika Galatasaray kalesini görmemesini ve pozisyonsuzluktan çıkan görece rahat atılan 4 golü alıp koyacağız cebe.. Geçen sene de bazı büyük hakimiyetlerden pozisyon çıkaramıyordu Galatasaray, ama oyunu domine etmesini her zaman takdir ediyorduk.. Bu geceki maç da ligde kolay kolay yapamadığımız 'tek kale'yi gösterdi bize..

Gidilecek yol uzun.. 4-3-3'ün nüvelerini kısmi kısmi görüyoruz.. Uzun bir süreçte ortaya çıkacak bu rahatlık.. Bugün çok daha kolay, ilk yarıda biten bir maç bekliyordu herkes.. Ben de dahildim buna.. 4 gol bunu simgeleyebilir ama oyun onu göstermedi.. Deplasmanlarda garip puan kayıpları, içeride açılamayan kilitler rahatsız etmeyecek bizi..


5-6 yıl boyunca tek iç garabetini oynadı bu takım, fatihi olduğu Avrupa'yı unuttu o vizyonsuzluk içinde.. Bir Alman geldi, o tek içi çiftledi.. Büyük takım 6 stoperle oynamaz geyikleri yapanlar Avrupa'daki müthiş maçlara çeşitli bahaneler buldu.. Üç içe geçen futbolda burayı ikileyen adama korkak dedik, tenekeyi bağladık gönderdik.. Şimdi gelen onun bir üst versiyonu.. O iki içi, hakkını veren bir üç içe çevirmeye çalışan, o sistemin zirvesini yaratmış adam.. Geçen seneki aksak çalışan yapıyı, bu geçişte, bu geceki mücadeleler gibi göreceğiz zaman zaman.. Önemli olan bunun farkında olmak, bu dönüşümden keyif almak.. Geçen sene ara geçişte medya gazlaması, taraftarın erken patlamaları nedeniyle bunun farkına varamadık.. Rijkaard'ın, bu yeni değişimin farkında olmak gerek..

Emre Güngör'ün uzun süre oynamaması nedeniyle yaptığı pozisyon hatası, Barış'ın defansif anlamda Ayhan'a göre getirdiği farklılık, ama hücumdan verdiği ödünler, Kader Keita'nın şahane bindirmeleri, Kewell'dan gelen uyarılar.. Hiçbiri önemli değil bu gece.. Denizlispor yeni geçişin de sancılar yaşatacağını, bu sancılardan bazı şeyler çıkarmak gerektiğini gösterdi.. Erhan Altın birkaç ay önce Rijkaard gelene kadar karanlığa düşürmüştü Galatasaray'ı.. Bu geceki Erhan Altın ve ekibinin gösterdiği direnç Galatasaray'ın alacakaranlığının uzun, ama sonunda mutlaka aydınlığa dönüşecek bir durumda olduğunu göstermiş olabilir..

Uzun bir süre, sabır..

Blogger tarafından desteklenmektedir.