31 Tem 2009

Elano niye geldi?


Eleman İngiliz basınına açıklamalar yapmış Galatasaray'a transferiyle ilgili.. Okuduktan sonra ne futbolculuğu, ne de hocalığını sevdiğim Dunga için Allah razı olsun demeden geçemedim.. Modern futbolun ilk önliberolarından biri sayılabilecek bu adamı neden sevmediğimi hala bilmiyorum ama artık bambaşka bir gözle bakıyorum kendisine..

Elano'yla yaklaşık 1 ay önce konuşmuş Dunga.. Güney Afrika'ya kendisini götürebilmesinin zor olduğunu, çok iyi bir sezon ve düzenli ilk 11 oynayacağı bir takımda olmasının kendisi için iyi olacağını söylemiş.. Elano, açıklamasında Inter ve Milan gibi takımlardan ciddi teklifler aldığını ama hem kendisi, hem de City için en iyi teklifin Galatasaray'dan geldiğini söylemiş.. 3 taksit 7 milyon euro bu açıklamanın üzerinden hala biraz düşük duruyor bence.. İngiliz basınında çıkan ilk miktar (8 milyon pound) daha doğru sanki.. Bu sezonun da kendisi için çok önemli olduğunu, o yüzden de Türkiye'ye gidişini açıklamış İngilizlere..

Bir futbolcunun Inter ve Milan gibi takımlarda kadro mücadelesi verip CL gibi futbolun bence en önemli organizasyonunda 3-4 yıl boyunca görünmesi 1 aylık bir turnuvadan nasıl daha değersiz olur anlamak zor.. Dünya Kupası görünürde bu oyunun en önemli organizasyonu ama Elano'nun o kadrodaki varlığı böyle yıldızlar arasında ilk 11 garantisi verir mi? Belki Dunga vermiştir.. Peki bu Elano Jose Mourinho'nun sene boyunca sıkıntı çektiği 3 forvetin kenarlarında ya da Milan'ın iyice vasatlaşmış kadrosunda ilk 11 oynayamaz mıydı? Şansı fazla olurdu bence.. Ama bir şekilde Haldun Üstünel ikna kabiliyeti, Rijkaard adı, Dunga'nın sözleri birleşince Elano'yu Galatasaray'da bulduk.. Bu düşüncedeki bir oyuncunun takıma katıldığını görmek ayrıca mutluluk verir taraftara.. Özellikle bu sene, bu kafa yapısıyla gönülden oynayacaktır Elano..

Dunga artık sevdiğimiz teknik adamlardan..

4 yıl 33 milyon $


Önce parada, sonra kontrat süresinde anlaşamadı Lakers ve Lamar Odom.. Lamar'ın istekleri Jerry Buss'ı kızdırdı, yapılan teklif geri çekildi.. Lakers'ın çekilmesinden sonra Miami ve Portland Lamar oğlana musallat oldu.. Hedo'yu alamayınca ona vereceği paranın daha azını Lamar'a verdi Portland.. Ki Hedo'yu isteyen bir takım onun arkasından neden Lamar'a gider onu hala anlayamadım ben.. En ciddi teklif Miami'den geldi.. Dwyane Wade Lamar'a Miami'ye geri dön diye yalvardı.. Her gün telefon ettiler, yuvana dön dediler ama sonuç değişmedi.. Lamar Odom 4 yıl daha Lakers forması giyecek.. Ron Artest'le hem back court'u, hem front court'u savunma yönünden upgrade eden şampiyonun yapması gereken tek şey Lamar'ı korumaktı.. İşlem biraz geç de olsa tamamlandı.. Ribaunttan vermeden, savunmayı biraz olsa da düşürmesine rağmen front court yapısını tamamen değiştirip takımı çok yönlü bir hale getiren çok önemli bir parçaydı Lamar.. Geçen seneki şampiyonlukta Gasol ve Ariza kadar önemli payı vardı.. Gidişi çok şeyin yıkılması anlamına gelebilirdi ama taraftarları sevindiren haber bu gece geldi.. Kankası Ron Artest iyi çalışmış.. Telefon faturasını Jerry Başkan'a göndersin..

30 Tem 2009

,

Maccabi Netanya 1-4 Galatasaray


İlerideki 6'nın tamamı yokken sistemi işletmeyenler yarın acaba oluyor mu diyebilirler, atış serbest.. Takıma giren Arda, Baros, Kewell gibi adamların kalite farkının sahaya yansıması 4 gol.. Tobol'u 2 defa izledik, Netanya'yı bugün.. Bu iki takımın liglerinde nasıl oynadıklarını, rakiplerini, lig yapılarını zerre bilmeden Galatasaray'ın durgun olduğu ilk yarıdan Netanya sahada daha zayıf duruyordu.. Bu saptama tamamen yanlış da olabilir ama ilk yarıda Balta'nın attığı golde o savunma hatasını Tobol 2 maçın toplamında yapmamıştı.. Çok daha sistemli ve disiplinli bir takım gibi duruyorlardı.. Galatasaray'ın asları ve uyumu biraz daha yakalayan yapıdır belki bunu sağlayan ama Galatasaray'dan bağımsız Netanya biraz daha hafif geldi gözüme..

Arda Turan 3 asist.. Ortada sağlam bir opsiyon olabileceğini göstererek oynadı.. Arkadaki ikiliden sıyrılıp serbest bir supporter gibi oynamasını söyleyen Rijkaard mıdır? Onu ilerleyen zamanlarda göreceğiz.. Ama yapıyı Skibbe'nin düzenine yaklaştıran düşünce Arda'nın rolünü anlayamaması da olabilir.. Bugün ileri üçlüye fazla yakındı, bu kesinlikte devamı gelirse 4-3-3 üzerine yaygara koparanlar, Skibbe'nin iğrenç(!) ve köhne(!) sistemi üzerinden nemalanacak bundan sonra.. Ben, Rijkaard'ın bu Arda'ya diğer iki içle daha bütünleşir bir rol biçmeye çalıştığını düşünüyorum hala.. Kewell'ın oynadığı, Keita'nın kenarda başlayıp diğer kanadı da Aydın'ın aldığı (ki çok iyiydi) maçta Arda'nın göbekte başlaması da Rijkaard'ın Arda'ya hangi gözle baktığının bir kanıtı olarak çıkar önümüze..

Zan-Servet hala güven vermiyor.. Elano'dan sonra ben hala bir transfer bekliyorum göbeğe.. Hakan Balta'nın sol bek olduğu takımda ısrarla söylediğim sağ bek Sabri'dir düşünceme hala devam ediyorum.. Gol yedirir ama onun o sarsak çıkışlarından Rijkaard hoşlanacaktır diye düşünüyorum.. Bir Ricardo Carvalho bu takımı şahane bir noktaya getirebilir.. Bu orta hat ve forvet kalitesine bu defans 4'lüsü tek bir atasözünü getirmeye devam ediyor aklıma: "Altı kaval üstü şeşhane.."

Elano transferinin de gazıyla, Galatasaray gayet güzel bir yolda..

Elano Galatasaray'da


Valeri Bojinov'u yazarken sıkıyorlar dedik, 2 saat geçmeden 3.30'da, yaklaşık 10 dakika önce Galatasaray Resmi Sitesi patlattı bombayı.. 1 haftadır ortalık Deco haberlerinden geçilmiyordu ki yaş ve fizik yönünden çok da sıcak bakmıyordum.. Bugün Elano patladı, gecesine resmi site çaktı haberi.. Haldun Üstünel çok sağlam fırça çekecek elemanı basına sızdırana.. Yine de gün değil, saatler geçerli oldu bu haberlerde.. 28 yaşında, para babalarının City'sinde oynayan, yeni transferlerle ıskartaya çıkan bir adamı Galatasaray'ın bu kadar çabuk bitirebileceğini tahmin etmemiştim.. Transfer başarısına bıraktıkları yerden devam ediyor ama ilgilenenler..

İlk gaz, ilk bakış geçsin.. Tam yatarken gelen telefon kimyayı değiştiriyor tabii vücutta.. Nereye girer Elano? Müthiş bir yedek zaafiyeti bulunan hücum yedeğine Kewell'ı yerleştirir ilk etapta.. Arda'yla ilgili orta üçlüde oynatma planları devam ediyorsa kenardan orta saha destekçisi olarak oyuna sokulabilir Elano ki bence düşük bir ihtimal değildir.. Arda'yı tekrar sola çekip ortayı Elano'ya bırakma da düşüncelerden biri olabilir.. Bu düşüncelerde ıskartaya çıkan Oz Büyücüsü oluyor.. Orta üçlüde Arda'yla beraber oynatma gibi çok düşük bir ihtimal de opsiyon olarak belirir belki ama düşüncede kalır mutlaka.. Arda'nın orta üçlüde oynaması gerektiğini düşünen biri olarak soldan orta saha destekçisi olarak düşünmek, sağdaki Keita'yla birlikte akla en yakın olan tercihtir, ki öyle olmasını isterim..

Lincoln gittikten sonra profil düşürmeden, Avrupa seviyesinde bir üst kaliteye çıkmayı başardı Galatasaray.. Diğer Brezilyalı'yla ilgili büyük çöküntü yaşayan taraftarın psikolojisi yönünden de müthiş bir transferdir bu.. Futbol yeteneği tamamen ayrı bir şeydir.. Lincoln bu yönden sınırsız bir topçuydu.. Elano'yu bu açıdan Lincoln'le karşılaştırmaktan ziyade, daha çok bölgede oynayabilen, fiziken Avrupa standartlarına daha uygun, daha çok yönlü bir oyuncu olması göz önünde bulundurulmalı.. Sistem dahilinde ilk etapta uyumsuz görünse de, sol taraftan gelen yapısıyla Arda'yla çok verimli bir ikili olabilirler.. Sağdan Keita hızıyla, sol taraftan Arda ve Elano zekalarıyla bir anda kademesini yükselttiler takımın.. Yedekteki bir Kewell'ın kulübeden getireceği zenginlikle '4-3-3'le olmaz abi'cilerin biraz durulma vakti gelmiştir.. Hayırlı olsun..

29 Tem 2009

Valeri Bojinov Parma'da


Robinho'nun yanına gelen Santa Cruz, Adebayor ve Tevez eklemeleri, bu standartın altındaki forvet elemanları için City'den çıkış anlamına geldi.. Benjani, Bellamy, Elano ve Bojinov gibi topçular direkt gözden düştü.. Sağ açık/forvetin ilk oyuncusu gibi görünen Shaun Wright-Phillips'in bile rotasyon topçusu olma ihtimali belirdi.. Kolo Toure'yle birlikte defansta da benzer bir zenginlik elde etti City.. Elano için Galatasaray sıkışları çıkıyor basından ki pek mümkün görünmüyor.. Bu sene Serie A'ya dönen Parma da elini çabuk tutup 23'lük Bojinov'u bir yıllığına kiralık olarak bünyeye katmış..

Temmuz başı Cristiano Lucarelli'nin Livorno'ya kiralanacağını yazmıştım.. Daha sonra 1-2 gün içinde Livorno tarafından, başkanın ağzından ekonomik problemler yüzünden iyi haberler gelmedi ama 15 Temmuz gibi bitirdiler Lucarelli'yi.. Parma Serie B'den ilk çıkışı ve sonrasındaki muazzam başarılarıyla birlikte her zaman al/kirala-cilala-sat üçlemesinin dünyadaki en iyi temsilcilerinden biri oldu.. Kulüpten geçen oyuncularla ilgili bir çalışma yapılsa muhtemelen Real Madrid'e eş bir portföy çıkar ortaya.. Lecce'de parlayıp daha sonra 7 Kızkardeş'in ikisinde (Juve ve Fiorentina) forma giyen, son olarak da EPL'ye açılan Bojinov Lecce'yle başlayan büyük potansiyel gösteren kariyerini garip sakatlıklar sonucu bir türlü büyütemedi.. Daha 15'ini bitirmeden Serie A'da forma giyen en genç yabancı futbolcu ünvanını ele geçiren Bojinov'un bu kadar genç yaşta kurtlar sofrasına oturmasını sağlayan kısa boyuna rağmen son derece yapılı görünen sağlam fiziğiydi.. Bu açıdan geçirdiği sakatlıklar şu ana kadarki kısa kariyerinde güzel bir ironidir gözümde.. Hala 23 yaşında olması nedeniyle sağlam Avrupa kulüplerinin radarında olan bir futbolcuydu.. Parma'dan daha iyi kulüpler kendisiyle ilgilenmesine rağmen 5 yıllık İtalya tecrübesi Bojinov'un Parma'yı tercih etmesini sağlamış.. Bir yıllık Serie B serüveni kulübün bu yapısını ne kadar etkilemiştir şu anda kestiremiyorum ama Parma'da da olmazsa, Bojinov da öngörülen futbol zirvesine ulaşamayan futbolculardan biri olmayı garantiler benim görüşüme göre..

Lucarelli ve Reginaldo Serie B'de görevlerini tamamladılar, gemiyi terk etmeden kulübü A'ya geri çıkardılar.. Biri Livorno'ya, diğeri Siena'ya gitti.. Ki büyük üzüntüdür bu Parma taraftarı için.. Elde kalan diğer büyük yürekli forvetse Andrea Pisanu.. Ruhudur çoğu taraftara göre bu takımın.. Yanlarına gelen kiralık oyuncular Davide Lanzafame ve Jonathan Biabiany'yle birlikte Alberto Paloschi afacanıyla seneye takımı Serie A'da tutmaya çalışacaklar.. Bu 5'li gayet müthiş bir potansiyeldir.. Ama böyle bir lig için gereken deneyim yönünden dipte olduklarını da kabul etmek gerekir.. Parma her zaman deneyimsiz potansiyelleri doğru işleyip avantaja çevirerek iş yaptı İtalya'da.. Anlayışın değişmediğini ve tekrar bu yolla yukarılara geri dönmenin planlarını yapıldığını görmek çok güzel.. Sevindirdi Valeri Bojinov transferi..

5


“Evet biz 5 yeriz, 7 yeriz ama 6 yemeyiz. Belki 7 yeriz, 9 yeriz ama 8 yemeyiz”

Ben tebrik ediyorum Bülent Uygun'u.. Bu devirde sözünde durmak zor zanaattır.. Milli duygular üzerinden edebiyat yapmaya gerek de yok.. Sivasspor'u takdir ederiz ligde ama yukarıdaki cümleyle bir tarafa şirin gözükmek uğruna diğerlerine laf çarpmaya çalışanların aldığı ayarlara da güleriz.. Darılmaca, gücenmece yok.. Kötü bir şey söylemiyoruz zaten.. Dürüst adam Bülent Uygun.. Rövanşta bol şans diliyorum..

28 Tem 2009

City'nin gerisi


Orta göbeğe Gareth Barry, forvette Santa Cruz, Tevez, Adebayor üçlüsü, tek sorun defansın ortası kaldı City'de.. John Terry için çok uğraştı Mark Hughes, koparamadılar.. Daha sonra Jolen Lescott'a sardılar ki orada da Moyes'ten izin çıkmadı.. Son aday yine forvet transferinde imdatlarına yetişen Arsenal burada da devreye girdi.. City'nin Arsenal'den son siparişi defansın ortasına Kolo Toure.. Arsene Wenger ciddi görüşmeler olduğunu ve 24 saat içinde kararın verileceğini söylemiş ki bunu son söylediğinde Adebayor imzayı atmıştı City'ye..

Kolo Toure göbeğin dünyada sayılı oyuncularından.. Bir ara zirve yaptı 1-2 sene önce ama Arsenal'deki son zamanlarının standart üstü olduğunu söylemek zor.. Zaten o futbolunu korusa şu anda 15 milyon pound gibi rakamlar konuşulmaz, transfer de söz konusu olmazdı.. Ray Parlour Toure dedikodusu üzerinden Arsenal ve Arsene Wenger'in transfer anlayışının ne kadar muazzam olduğundan bahsetmiş.. Mimosas'tan 150.000 pound'a Arsenal'e gelen Toure'nin tam 100 katına City'ye satılması Parlour'a göre bir transfer başarısı.. İşin ekonomosine bakarsan hak verirsin Parlour'a.. Ekonomiden çıktığın anda ve EPL'nin 4 büyükleri devreye girdiği anda ise bu anlayışın başarı getirmediğini görürsün.. Arsenal yaklaşık 1.5 ay önce Thomas Vermaelen'i transfer etti Ajax'tan.. 1.82'lik, genel fiziği de Kolo Toure'den zayıf ve daha yumuşak bir oyuncuya 10 milyon pound ödedi.. Ki yine eski Arsenal ve Wenger oyuncusu, yeni menajer Tony Adams zaten EPL standartlarında boy yönünden oldukça kısa bir rotasyona yine kısa bir göbek oyuncusunun alınmasının anlamsızlığını kendi bakış açısıyla dile getirdi.. Haklıdır, haksızdır onu sezon başlayınca görürüz.. Ama ben de şunu derim Toure City'ye transfer olursa.. İngiltere'de ne olacağını tam olarak kestiremediğin, görece yumuşak bir defans oyuncusuna 10 milyon ödeyip, Kolo Toure'yi 15 milyona satmak genel görüntüde bence büyük başarısızlıktır..

City'nin elinde defansın ortasında oynatabileceği Micah Richards, kaptan Richard Dunne ve hem defansın göbeğinde, hem de ortada oynayabilecek Vincent Kompany gibi müthiş bir oyuncu var.. Buraya yapılacak Kolo Toure (ya da başka büyük bir isim) eklemesi anlayışın, hedefin büyük olduğunun bir kanıtıdır gözümde.. Alex Ferguson 2-3 gün önce City'nin transfer anlayışına şehrin diğer yakasından ağır salladı.. Ama forvetteki kısmi abuk eklemelere rağmen Mark Hughes ve City bana doğru hala doğru yolda gibi geliyor.. forvet, kenarlar, orta sahanın ortası ve tandem için büyük bir zenginlik içindeler.. Bekler bence biraz problemli ama oradaki rotasyonları bile çoğu takımdan çok daha üst seviyede.. City'nin bundan sonra isteyeceği şey, bu zenginliği kullanacak hocalık.. Ki Mark Hughes'de bundan fazlası vardır.. Günden güne eriyip biten Arsenal kadrosu içinse söylenecek şeyler gün geçtikçe azalıyor..

27 Tem 2009

Galatasaray 2009/2010 Formaları


Geçen seneki şahane kreasyondan ve gördüğüm en kaliteli Galatasaray forma topluluğundan sonra bu seneki üçlü insanı tatmin etmekten uzak.. Klasik parçalı geçen senekinden sonra çok sade ve özensiz bir dizayn.. Mor fena olmayan bir düşünce ama formalarda en uç renkler bile olmalı diyen biri olarak Türkiye'deki vasat basın anlayışı yüzünden en son düşünülmesi gereken renk.. Beyaz ise tamamen fiyasko..

İlk görüşte çok kötü dedikten sonra gözler zamanla alışıyor ama o ilk rahatsızlığın nedeni biraz da sonra anlaşılıyor.. Forma reklamı olan Türk Telekom'un fontu formanın kalitesini 2-3 basamak aşağı düşürüyor.. Bu kadar dandik bir fontu kullanmayı başaran Türk Telekom yönetimini tebrik ediyorum.. Sıradan gidelim formalarda.. Parçalının sorunu işte fazla sade olması.. Klasik ikinci sorun ise kol kısmında renk farklılığı olmaması ki gerçek Galatasaray parçalısında sarı tarafın kolu kırmızı, kırmızı tarafın kol bölgesi de sarı olur.. O farklılığı yaka kısmında yakalamaya çalışmışlar ki bu güzelleştirmiş formayı ama geçen seneki muhteşem parçalıdan sonra rahatlıkla olmamış diyebiliyorum buna..

Beyaz formayı müthiş gereksiz buluyorum ben ama kulübün kültüründe baskın bir renk.. Onun da yapılabilecek en güzel dizaynlarından biri geçen sene yan taraftan geçen sarı-kırmızı bir şeritle müthiş şık bir şekilde sunulmuştu.. Bu seneki fiyasko beyaz ise omuzlardaki gereksiz sarı parçalarla tam bir antrenman forması kalitesizliğinde..

Mor formada Milan Baros 11 kaleciyle oynayacağız gibi diyerek noktayı koydu.. Onda da reklam fontunun kalitesizliği direk sırıtıyor.. İlk gördüğüm anda aklıma direk Hacettepe geldi ki hoş değil.. Fiorentina'nın morundan çok ton Hacettepe'nin geçen seneki formasına daha yakın gibi geldi.. Mağlubiyetlerde akıl almaz iğrenç esprilerin yapılacağı kesin ama bununla birlikte yönetimin bu formalarla takımı Kadıköy ya da İnönü'ye çıkaramayacağı gerçeği de bence ortada.. Frank Rijkaard ve Neeskens'in gelişiyle geçen seneki turuncu furyası bir seneliğine daha devam edebilirdi ama olmadı.. Kısmet önümüzdeki senelere diyoruz artık.. Leo Franco'nun müthiş kaleci forması ise serinin en iyisi bence..

Ambalaj göze hitap eder, beğeni de kişiden kişiye değişir.. Burada da öznel beğenimizi yazarız en fazla.. Ama yine de geçen seneye göre oldukça geride bu formalar.. Her şey bir yana, aslında bu işler de hikaye ve geyik.. En berbat forma topluluğuyla çık sahaya, içindekilerin oynadığı oyun göze hitap ettikten sonra o forma dünyanın en güzel forması olur.. Son olarak söylenecek şeyi Arda Turan söyledi.. "Mor güzel ama umuyorum dışarıda giyeriz, biz içeride parçalıdan yanayız." diye.. Arda'dan da bunu beklersin zaten.. Bu takım 17 lig ve Avrupa maçlarında parçalı serisini bozmasın, gerisi yalan.. Ki bu blogda geçen Galatasaray forması muhabbetlerinin en büyük bölümünü de Ali Sami Yen'de giyilmeyen parçalı hikayeleri tutar.. Türkiye ligindeki takımların forma çeşitliliği az evet ve bazı takımların yoklukları 1-2 maçlığına takımı başka formayla çıkarabilir Sami Yen'e.. Yönetmeliği de tam bilmiyorum.. Ama elde olmayan nedenlerin dışında Ali Sami Yen'e parçalıyla çıkılmayan her maç kulüp ruhundan bir şeyler eksiltir benim anlayışımda.. Son olarak, parçalının altına beyaz şort güzelliği bu sene de devam etsin ve çoraplar da mümkünse beyaz olsun, başka bir şey istemiyorum..

Hadi iyi alışverişler..

Galatasaray 2008/2009 Formaları

25 Tem 2009

Peter Crouch nereye?


Wigan'da Emile Heskey'yle target'la neler yapabileceğini gösteren Steve Bruce'un Sunderland'deki cukkalanmış paraları harcamak için seçtiği ilk hedeflerden biriydi, istek olarak kaldı.. Daha sonra Fulham meydana çıktı.. En son dedikoduysa Crouch'u Crouch yapan, değerini bulmasını sağlayan Rafael Benitez'in topçuyu Liverpool'a geri istediği yönünde.. Bu düzende Torres varken ilk 11 oynama şansı yok fakat Pool şampiyonluğu hedefliyorsa ve kulübe için ikna edebilirlerse şampiyonluk için çok önemli bir forvet rotasyonu, kulübe enerjisi getirebilir Crouch.. Özel sevdiğim bir adamdır leylek bacaklı.. Glen Johnson'a 18'i çıkarırken acı çeken Pool, kulübe için 12-13 daha çıkarabilir mi, onun cevabıysa sanıyorum ki negatife yakın oldukça..

24 Tem 2009

Galatasaray 2-0 Tobol


Maçı anlatan en iyi kare budur.. Öyle bir maç işte.. Düzenin dayatması, iklim ve doğa kanunları gereği ortaya koyamayacağın şeylerin sistemin işlememesi olarak yargılanması.. Yarın fasikül fasikül okursunuz..

Orta saha ve forvetin tamamının oynamadığı maçtan sonra sistemi işletmediler bizim burada.. Rıdvan Dilmen maçta ve maçtan sonra Galatasaray defansında sorun yok, orta sahada ve forvette büyük sorunlar var dedi.. Tam tersini söylüyorum.. Song ve Tomas'tan sonra, gidene kadar delirtse de Meira'dan sonra defansın göbeğini Servet'in yanında Zan, Aşık ve Güngör'e bırakmak çok büyük profil ve isim kaybı demek.. Daha da beteri Zan ve Servet ikilisinin direkt oynayacağı bir Galatasaray tandemi bu boy kısaltma işini yapamaz, yaparken de arkada çok açık verir.. Orta saha ve forvette sistemle ilgili bir geçiş sorunu olacağını sanmıyorum.. Zira değişen büyük bir sistem falan olmayacak Galatasaray'da geçen seneye göre.. Ama özellikle ileri üçlüyle ilgili yine rotasyon sorunları yaşanacak gibi duruyor şimdiden.. Nicelik yönünden eksiklik var Galatasaray'da, ilk 11'deki kalite fazlalığının yanında..

Arda ortada oynarsa Galatasaray defansif yönden büyük maçlarda çok sıkıntı yaşar geyiği vardı, hala çözebilmiş değilim ne olduğunu.. Serdar Eylik'in Emre Çolak PAF'a geri dönerken takımda kalması sürpriz ama ileri hattaki yedek eksikliğinin büyük bir sonucu.. Arda'nın orta üçlüde yer alacağı Serdar'ın A Takım'da kalışı ve bugünkü düzenle birlikte iyice kesinleşti.. Yapılacak tek transfer eğer savunma kısmına olmazsa, Galatasaray'ı büyük sorunlar bekler sezon içinde.. Bu maçlardan bağımsız yapılacak tek saptama budur an itibarıyla..

23 Tem 2009

Fenerbahçe 2009/2010 Formaları




Orijinal forma kültürünü Türkiye'de yerleştiren ilk takım Fenerbahçe.. Biz iç sahada çubuklumuzu giyeriz, dışarıyı takip ederizi Türkiye'ye sokan ilk takım.. Ki kafalara vura vura Galatasaray'ı da yola getirdiler.. Kendi formaları beyaz şortla güzel yine.. Sade ve gayet iyi bir tasarım..

Sarı ve beyazı da hem kuruluş renkleri olduğundan, hem de ilk kullandıkları sezon o formayla CL'de çok başarılı maçlar çıkardıklarından klasik formaya dönüştürme çabası içindeler.. Ki bu çabayı da güzel buluyorum.. Çeyrek finale giden yolda o formanın uğurlu olduğunu düşünüyorlardı.. Bunun da çubuklu tasarımda olması çok mantıklı mı bilmiyorum ama orijinal takılıyoruz derlerse bir şey demek zor..

Armalı forma düşünce olarak güzel ama rengi ve üzerindeki geçen senenin fosforlusunu ben yakıştıramadım fazla.. Laciverte yakın ya da mavinin değişik tonlarıyla belki daha güzel olabilirdi..

Geçen sene de yazmıştım, merchandising'i Türkiye'de yücelten ve iyi kullanan ilk kulüp Fenerbahçe.. Klasik forma dışında özel dizaynlar, kalıpların dışına çıkabilme, kendi fontunu firmaya kabul ettirme, o fontun üzerinde kulüp armasını kullanma gibi önemli ayrıntılara sahipler ki işi güzelleştiren bunlar zaten.. O standarta göre o kadar iyi bulmadım formaları, geçen sene çok daha çeşitli ve iyiydi dizaynlar.. Ama yine de hakkını vermişler işin.. Özellikle Beşiktaş'tan sonra Fenerbahçe'nin de geçen seneki 4 forma yerine 3 forma çıkarmasıyla takımların 1 formayı gereksiz bulduğu ortaya çıktı.. Zira 4 gün sonra formaları tanıtacak olan Galatasaray da 3 formayla geliyor bildiğim kadarıyla..

Fenerbahçe 2008/2009 Formaları

22 Tem 2009

Riise Fulham'da


Sen Liverpool'u, EPL'yi bırak git Roma'lara takıl orada.. Olacak iş değildi zaten.. Vazgeçmiş Riise, Fulham'la imzalamış.. Hayırlı olmasını temenni ediyoruz Londra kulübüne, iyi iş yapar sol tarafta..

Cisse, Keita ve Oliveira'dan sonra bizimkilerin hangi kafayla o 'diğer' fotoğrafı koyup, o 'diğer' ismi kullandığını merak etmiştim.. Burada bir denemek istedim.. Fena olmuyormuş aslında.. İmza yeni ama transfer 3-4 günlük, takip eden zaten biliyordur.. Fulham'a giden oyuncu John Arne değil, kardeş Riise.. Lillestrøm'dan Bjørn Helge Riise.. Abisinin ters kanadında, açık olarak oynuyor.. Bunun yanında iç, hatta daha önde oynama yetilerine de sahip.. Her Norveçli gibi fizik kondüsyonu üst düzey.. Bunun yanında diğerlerine göre yere yakın olduğu için teknik özellikleriyle milletinden ayrılıyor biraz.. Milli Takım'dan da arkadaşları olan Erik Nevland ve Brede Hangeland'dan sonra takımın üçüncü Norveçli'si olacak Riise.. Yaş hafiften geçiyordu ama geç transfer yoktur, yanlış transfer vardır diyerek bir hayalin gerçeğe dönüşmesi olarak yorumlamış durumu.. Kendi takımının 10 numarası, Fulham'ın çalışkan arısı, yardımcı rolcüsü olmaya geliyor.. Tutturursa belki, Erik ağabeyi emekli olmaya yakın bir dönemde kendisine bırakır 10'u ..

21 Tem 2009

Orta karar Liverpool


Liverpool'un tek sorunu mali çıkmazlar değil.. Zorlanarak Glen Johnson'u iyi bir paraya aldıktan sonra takımın önünde iskeletin en önemli bölgesinin oyuncularının sorunları duruyor.. Benitez'in kurduğu 4-3-3'ün bu kadar iyi işlemesinde açık/forvet dengesi elbette önemli yer tutuyor ama Torres ve arkadaki üçlüden oluşan ana iskeletin en büyük sistem destekçisi olduğunu kabul etmek gerek.. Gerrard'ı ayır kenara, geçen seneki Mascherano-Xabi uyumu Pool'un şampiyonluğu sonuna kadar zorlamasının en önemli etkenlerinden biriydi.. Şimdiyse iki oyuncu da arıza çıkartır durumda.. Xabi Alonso'nun Real Madrid'e gidip gitmemesi üzerinden çıkan haberlerle küçük bir kitapçık oluşturulur.. Javier Mascherano'nun ise takımla hiçbir problemi yok fakat karısı İngiltere'den nefret ediyor ve ailevi bu problem Arjantinli'yi de etkiliyor.. Javier'in eşinin en büyük isteği İspanya'da yaşamakmış ki Latin Amerika'dan gelen insanların Avrupa'da ilk tercih ettiği mekandır İspanya.. Barcelona'nın 35 milyon euro'ya istediği konuşuldu ama gazı çabuk kaçtı.. Bir ara Lazio söylentileri çıktı bu rahatsızlıktan dolayı ki onların da gücü yetmez.. Mascherano Pool'da kalmak istiyor ama eşi çok büyük sorun.. İki oyuncudaki belirsizlik, arkada bu elemanları yedekleyen Lucas Leiva'nın durumu ve hatta üzerine 29 yaşında olmasına rağmen 3 sene daha oynar, sonra emekliliğimi alırım diyen Steven Gerrard'ın sözleri.. Pool'un orta sahadaki geleceğini karanlığa götürüyor.. United'ın seneye sahada ne olacağını kimse bilmiyor, Ancelotti'li Chelsea'den kimse şampiyonluk beklemiyor, Arsenal'in durumu zaten Allah'a kalmış.. Liverpool ilk defa sezon öncesi bu kadar ağır dururken yakalanan uyumun bozulma ihtimali taraftarı düşündürüyor..

20 Tem 2009

Andre-Pierre Gignac


Emmanuel Adebayor'u 25 milyon pound'a City'ye çakan Arsenal'in aniden gündeme giren yeni Fransız maddesi.. Geçen sene Toulouse'den EPL'ye terfi edip Bolton'a transfer olan Johan Elmander'in yerine geçtiğimiz sezon oturmuş, Elmander'e çok benzer fiziki ve oyun özellikleriyle Ligue 1'de gol krallığına gitmiş, geçen sezonun en değerli Fransa performanslarından birini göstermişti.. Uzun boylu (1.88), güçlü, yere sağlam basan, hava toplarında çok etkili ve iyi bir bitirici.. İyi bitiriciliğin yanında toplara çok da sert ve güçlü vurabiliyor ki bu ona frikikleri kullanma özelliğini de getiriyor.. Elmander'in 2 gömlek üstü duran profiliyle EPL'nin büyük takımları için uygun ama Arsenal için, bilmiyorum.. Biraz yavaşlığı var ki bu EPL'de daha büyük bir sorun olarak öne çıkar.. Arsenal'in bir süredir tırmaladığı söylenen Marouane Chamakh varken nasıl bir tercih olacağı konusunda emin değilim.. Ama Chamakh için de Arsenal'in ciddi olup olmadığı muallakta.. Geçtiğimiz günlerde Bordeaux'dan açıklama yaptılar resmi bir teklif yok diye.. Oyuncu da bugün Spurs, Blackburn ve Sunderland beni istiyor dedi.. Arsenal hayalleri iyice suya düşmüş görünen.. Bu anlamda bir anda ortalığı kaplayan Gignac haberleri daha mantıklı geliyor.. Geçen sene attığı 24 gol çok önemli ve kesin bir referans olmasa da, iyi bitiriciliğiyle tanınan genç bir potansiyelin Arsenal'e gelmesi Thierry Henry'den beri bunu pek göremeyen bir takım için iyi olabilir.. Lyon'un istediği fakat Toulouse'nin satmadığı haberleri çıkmıştı daha önce.. 17-18 milyon pound'luk bir fiyat çekileceği söyleniyor Arsenal'e ki 25 milyon'a Adebayor'u satan Arsene Wenger'in alabileceği bir risk olabileceğinden emin değilim bunun.. 2-3 güne kesinleşir bu transfer de ama şu an için Gunners'a en yakın Gignac'ı görüyorum ben.. Tabii bana kalsa o 17'yi 25 yapıp, yanında Moussa Sissoko'yu da katarım ama ben Wenger değilim tabii, bize buradan konuşmak da kolay.. Yine de süper paket olurdu..

18 Tem 2009

TSL 2009/2010 Fikstür ve Puan Durumu

Blog takipçilerinden siriusjames emek vermiş ve excelde güzel bir fikstür hazırlayıp diğer okuyucularla paylaşmam için göndermiş, teşekkür ediyorum kendisine.. Excel'de iki farklı sekmede fikstüre sonuçları girdiğinizde puan durumu kendiliğinden oluşuyor.. Eğer kendi başına sonuçları ve puan durumunu tutanlar varsa yardımcı olur..

Repleri alalım lütfen..

Rapidshare

17 Tem 2009

Beşiktaş 2009/2010 Formaları




Klasik düz beyazın yok oluşu büyük kayıp.. Parçalı üst, beyaz şort diye burada yırtınırken tersini söylemem mümkün değil zaten.. Çubuklu forma Newcastle United'ı andırdı bana.. Baklavalı forma geçen sene beğenilmeyen ama benim hastası olduğum Marseille'den çakma duruyor.. Diğer abuk dizayn için ise bir şey söyleyemiyorum.. Kırmızı kesinlikle Beşiktaş dizaynlarına girmesi gereken bir renk, tek bir çizgi olarak kullanılması yetmemiş.. Genel açıdan bence oldukça başarısız formalar, özellikle de klasik beyaz yok edilmişken..

Beşiktaş 2008/2009 Formaları

Zlatan & Barca & Eto'o


Vicente Soriano çok dirayetli adammış.. Önce transfer manyağı Real Madrid'i dize getirip Karim Benzema'ya yönlendirdi, şimdi de Barcelona'ya hayırı çekip Zlatan'ı La Liga'ya yönlendirdi.. İspanya'da transferin kilit takımlarından biri Valencia.. Son olarak 43 milyon euro'luk Barca teklifini reddettiler ve David Villa'nın takımda kalışı kesinleşti.. Bundan sonra o topçudan ne verim alırlar, 1 sene sonra değeri ne olur orasını bilmiyoruz tabii..

Sabahtan beri İspanya medyası Zlatan haberleriyle çalkalanıyor.. Barca'nın resmi yayın organı Sport bile Inter ve Barcelona'nın anlaştığını yazıyor.. Marca'ya da sıçradı, İspanya'da TV ve radyolar da aynı durumdan bahsediyor.. Ülke çapında bu kadar ani haber bombardımanları yanlış çıkmıyor genelde.. Moratti ve Laporta 40 milyon euro + Samuel Eto'o yönünde anlaşma sağlamışlar.. Daha 1-2 gün önce Guardiola'ya sallayan Hleb de Milano'ya kiralık gidecekmiş bonus olarak.. Mourinho'nun transfere olur verdiği, Eto'o'nun muhabbeti doğruladığı bile yazılıyor basında.. Geri dönüş olur mu bundan sonra göreceğiz..

Daha önce postların içinde geçmiştir.. İşin Barcelona özelinde Zlatan asla 40 milyon + Eto'o etmez bence.. Ben olsam Zlatan için üstüne para isterim hatta Inter'den.. Ama futbol ekonomisi böyle işlemiyor maalesef.. Yaş, oyuncunun genel yeteneği ve şöhret işin içine girince böyle teklifler oluyor futbolda.. Zlatan Barcelona'ya gidince La Liga çıldıracak, Real ve Barca çekişmesi iyice coşacak diyenlere başka yönden çıldırır o çekişme derim.. Zira net düşüncem Zlatan'lı Barcelona'nın Eto'o'lu Barcelona'dan daha kötü bir takım olacağı yönünde.. Samuel Eto'o'nun Barcelona'daki 5 yıllık döneminde gol ortalaması 21.6.. Ki 2006/2007 ve 2007/2008 sezonundaki bazı olaylar ve sakatlıklar olmasa bu ortalaması 25-26'nın üzerine rahatlıkla çıkacaktı.. Geçen sene ligde 30 gol attı.. Zlatan Ibrahimovic Barcelona'ya gelince bu rakamları bulabilir mi emin değilim.. Onun dışında Eto'o'nun rakamlarını bulsa bile, Eto'o'nun istatistik dışında takım sistemine yaptığı katkıları yapabilecek bir oyuncu değil.. Eto'o müthiş bir son vuruşçu değil ama pozisyona girme yeteneği çoğu rakibinden fazla.. Bunun yanında gösterdiği mücadele, devamlı arayış, rakip defansı 90 dakika boyunca yıpratan stili, sırtı dönük oyunda kenar oyuncularına ve Xavi-Iniesta ikilisine duvar oluşu onu Barcelona özelinde dünyanın en iyi forveti yapıyor.. 30 gol atıp, diğer oyuncuların da yücelmesini sağlayan sistem katkıları paha biçilebilecek bir şey değil Barcelona açısından.. Zlatan demek en az 15-20 gol demek belki.. Messi, Iniesta, Xavi gibi oyuncularla girilecek müthiş varyasyonların, çok müthiş gollerin habercisi de olabilir.. Seyir yönünden anlık hiç görmediğimiz enstantaneler de oluşabilir bu transferle.. Ama 90 dakika boyunca dominasyon gösteren Barca'nın genel sistem itibarıyla düşüşü anlamına da gelecek Eto'o'nun gidişi..

David Villa'ya 50'lerin verildiği bir ortamda Zlatan'ı bu fiyatlara bulmak Barcelona'nın aklını çelmiştir mutlaka.. Eto'o'nun takım içindeki durumunu da bilmiyoruz.. Eğer futbol dışı nedenlerle gözden çıkarıldıysa gidilecek oyuncu sayısı zaten az.. Ama geçen sene o sorunlarla bunları yapan adam varken, kulüp kasasından bir 40 milyon euro daha çıkmasına bence gerek yoktu.. Katılırım, Zlatan eğer transfer olursa seneye çekişme seviyesi yükselir Real'le.. Transferlerle Real biraz yükselirken Barca da Eto'o'nun gidişiyle biraz aşağı düşecek.. Ondan sonrası da sahadaki topçulara kalır.. Ama ben Real taraftarı olsam Eto'o'nun gidişi sonrasında evde göbek atardım..

3 gün içinde işin resmileşeceğini yazıyorlar İspanya'da.. Bu sürede gerçekleşmezse Barcelona başka denizlere yelken açacak..

16 Tem 2009

,

Tobol 1-1 Galatasaray


Zaten maç öncesindeki basın toplantısında şüphelenmiştim.. Erhan Telli Kazakistan'a gidip Tobol hocasının Rijkaard gerçekten buraya gelecek mi cümlelerini aktarıyor Türk basınına.. Barcelona'yla o La Liga'yı, o CL'yi almış Rijkaard maçtan önce o adamın çalıştırdığı Tobol için çok organize, çok ciddi bir takım yorumunu yapıp sistemlerini övüyor..

Maç geliyor, ilk 11'ler masada.. 4 tane defans yetmezmiş gibi 3 tane de önlibero.. Pes diyorum bu Rijkaard'a ben müsadenizle.. Koskoca Galatasaray Tobol karşısında 7 stoperle oynar mı ya? Oynamaması lazım bence.. Daha iyi olur diye düşünüyorum.. Bana kalırsa Rijkaard Tobol'u gözünde çok büyütmüş, acele bir şekilde Galatasaray'ın ne olduğunun kendisine anlatılması lazım.. O zaman çok daha başarılı olabiliriz sanki.. Ben şahsen 90 dakikayı takip ettim ve 7 stoperli Galatasaray'ı Tobol karşısına yakıştıramadım.. Milan'la oynarsak ilerleyen turlarda belki ama şimdi değil, olmamalı yani.. Skibbe 4 defansın önüne 2 tane iç koyunca 6 stoper diye beynini yemiştik, ki sapına kadar haklıydık.. E CL'yi kazanan adam geldi, o sayıya +1 yaptı.. Rijkaard da Galatasaray hocası olmayabilir diye düşünüyorum ben bu akşamdan sonra.. Kim diye sormayın ama, onu bilmiyorum şu an.. Önünde sonunda birini bulabiliriz sanırım.. Deneye deneye oluyor zaten..

Neyse, bir paragraf yazdım yetti değil mi? Ben de sıkıldım zaten sonlara doğru.. Yarın benzerlerini görebilirsiniz belki.. Görmeyebilirsiniz de ama.. Frank Rijkaard'a geçen senekilerin benzerini sallamak kolay olmayacak.. Bu maçın açılımı, kritiği yapılmaz.. Çıkan 11 dahil söyleyebileceğim bir şey yok.. 3-3'ün 5 oyuncusu sahada yokken, diğerinin de görev değişimi mümkünken bu maçta girilemeyen pozisyonlar üzerinden sistem işlemiyor yahu, 4-3-3'e geçiş çok sancılı olacak saçmalamalarını yapacak değilim.. Şu 4-3-3'e geçiş de ne geçiş onu da anlamadım.. Yazacak şey çok Galatasaray'la ilgili, 1-2 gün içinde onu konuşacağız ama geçen seneki 4-4-1-1'den sonra bu seneki 4-3-3 büyük bir sistem farklılığı değildir.. Mantalite konusunda da Rijkaard'ın seleften çok farklı düşündüğünü sanmıyorum.. Fakat savunma problemli görünüyor, onu ekleyeyim hemen altına.. Skoru aldı takım, artık önümüzdeki turlara bakıyoruz.. Bu maç da normal bir sezon öncesinde yapılan bir hazırlık maçından farklı değildir.. Hazırlık maçlarında ters sonuç çıkar mı peki? Çıkıyor her sene.. Belki Sami Yen'de yenilip eleniriz yani, ama ana hedef değişmez.. Hollandalı'lara yola devam der bitiririm bu dandik postu..

15 Tem 2009

Stewart Downing Aston Villa'ya


Bir City benzeri kadro artırımı da Aston Villa'dan geldi.. Yaklaşık 1 yıldır yerinden rahatsız olan Boro'nun en değerli oyuncusu Stewart Downing geçen sezon ortasında gerçekleştiremediği hayallerine kavuştu.. Gençlik döneminden ayrılalı 1-2 yıl olmuş bir oyuncu için Boro gibi ortalama altı takımlarda forma giymek potansiyel kaybının biraz abartılmışıdır ama zararın neresinden dönersen kardır diye de boşuna söylemiyorlar.. Tottenham gibi yetenek harcama yönünden sabıkalı bir takıma gideceğine 1 yıl bekleyip Martin O'Neill gibi aldığını yücelten bir hocanın eline düşmek de sevindirici olmalı..

Geçen sene Villa sezonun çok büyük bölümünde 4-3-3 oynadı.. İleri 3 için geçen senenin ortasında elinde Ashley Young, John Carew ve Gabriel Agbonlahor varken bu oyuncuların üstüne geçen sezon Emile Heskey, bu sezon başında da Stewart Downing eklemesi yapıldı.. Geçen sezon hatrı sayılır meblağa gelen James Milner da bu 5'linin arasına yazılacak isimlerden.. Omurganın ortasından Gareth Barry'yi kaybeden, arkasından Martin Laursen'i erken emekli eden Villa'nın yapacağı hamle Stewart Downing midir onda şüpheler mevcut.. Ama fırlamayı o kadar çok seviyorum ki Aston Villa'ya gidişine çok sevindim..

İngiliz futbolunun yetiştirdiği yaratıcılık yoksunu oyunculardan bahsediyoruz, Joe Cole örneğini veriyoruz.. Stewart Downing de o örneklerin arasına yazılabilecek bir oyuncu.. Sol açık oynayıp oyununa önemli ölçüde yaratıcılık ekleyebilen bu eleman Martin O'Neill'ın planlarını değiştirebilir.. 4-3-3'te açık oynamakla 4-4-2'de açık oynamak arasında biraz fark var.. Downing'in daha çok bir 4-4-2 açığı olduğunu düşünürüm ben.. 4-3-3'ün solunda oynaması için sağdaki oyuncunun forvet özelliklerinin biraz daha ciddi olması gerekiyor ki Agbonlahor'un o oyuncu olduğundan emin değilim.. Ashley Young'un takımdan ayrılacağına dair spekülasyonlar var İngiltere'de.. Eğer gerçekleşirse 4-3-3'ün bozulacağını düşünmek zor ama bu oyuncular Villa'da korunursa Gareth Barry'nin gidişi sonrasında göbeği de daraltıp daha çok hücumcuyla oynamayı düşünebilir Martin O'Neill.. Barry gidişi zaten büyük güç kaybıyken buradaki sayıyı düşürmek pek mantıklı görünmüyor ama bu kadar kalifiye hücumcunun atıl kalması Barry'nin yokluğunda daha da mantıksız olacak..

Fiyat 12 milyon pound.. Ki bu rakam Gareth Barry'nin takımdan ayrılışının karşılığı aynı zamanda.. Yetenek bakımından çok farklı değiller ama Milli Takım'daki Lampard-Gerrard ikilisinin yalanlayıcısı konumuna gelip bu oyuncuların sınıfına atlayan Gareth Barry'den çok daha önemsiz bir ekleme Downing Aston Villa için.. Bu transferle bir süredir Türk basınında yer alan Tuncay Villa'ya gidiyor haberleri de bıçak gibi kesilecektir şüphesiz.. Martin O'Neill'ı ise seneye bu senekinden çok daha zor bir sezon bekliyor..

14 Tem 2009

Carlos Tevez City'de


Sadece Türkiye'de değil, Avrupa'da da bazı transferlerin cılkını çıkartıyorlar.. Aynı adam üzerine haftada 4-5 haberin çıktığı bir yer olabiliyor dışarısı da.. Cristiano Ronaldo'yu geçen seneden itibaren her gün Real'e götürüp United'a geri getirdiler.. Sonuç olarak gitti adam.. Emmanuel Adebayor'un Arsenal'den muhtemel gidişiyle ilgili sadece bu transfer sezonunda gidiyor, gitmiyor diye kaç haber okuduğumu hatırlamıyorum.. Bir ara Drogba böyleydi.. Geçen senenin ortasından itibaren bu topçular arasına giren diğer isim de Carlos Tevez oldu.. Geçtiğimiz sene United'ın 30 milyon pound'u ödeyip bonservisini aldığı haberi çıkmıştı.. Daha sonra da yalanlama gelmedi.. 1-2 ay boyunca Tevez'in United topçusu olduğunu sanmıştım ben o dönem.. Sonra işin son anda bozulduğu ortaya çıktı.. United alıyor, almıyor.. Tevez gitmek istiyor, istemiyor.. Bugüne kadar hakkında yüzlerce haber çıktı.. Bunlar birçoğu birbirinin kopyası.. "United'da kalmak istiyor..", "Gidecek ama hangi lig olduğunu düşünüyor.." Belki kolpası yok ama tekrarı çok dışarıdaki transfer haberlerinin de..

Tevez üstündeki düşünceler belli.. Başından itibaren yeteneklerinin gereksiz abartılması sonucu overrated listemin tepelerindendi Tevez.. Fizik güç, takipçilik, çaba öne çıkarıldığında önemli topçulardan biri ama toplamı o kadar değil.. United'ın böyle bir oyuncu için 30 milyon pound bonservis vermesi çok saçma gelmişti bana.. Berbatov'un transferiyle yedek kulübesini ilk gören oyuncu da Tevez oldu, ki farklısı olması mümkün değildi.. Gidişi United için kayıp mıdır? Berbatov'u 40 milyona transfer ettikten sonra bence değil.. Rotasyon forveti olarak düşünülen bir oyuncuya kimse 30 milyon pound vermezdi, Sir hiç vermedi.. Mark Hughes'ün ise transfer sezonu açıldığından beri ilk tercihlerinden biri Tevez.. Benjani, Bellamy, Robinho, bu sene transfer edilen RoQue Santa Cruz, Jo, Robinho gibi topçuların üzerine, yüklü bir parayla geliyor Tevez.. Craig Bellamy City için zaten 12 milyon pound'luk büyük bir hataydı.. Jo geçen sene Everton'a gitti, orada kalitesini gösterdi ve David Moyes bu sene de onu kiralık olarak takımda tuttu.. Robinho 3'lünün soldan geleni, forvet rotasyonunda sayılmaz.. Santa Cruz'a bu sene 17 milyon pound verdiler ve üstüne gelen Tevez.. Sağda oynayabilecek başta Shaun Wright-Phillips ve başka oyuncular.. Benjani bu transferden sonra iyice gözden düşer.. City'nin forvet rotasyonu kabarık gibi görünse de, Bellamy ve Benjani'yi ayıklayınca ortada Tevez ve Santa Cruz'un kaldığı da görünüyor.. Bu iki oyuncu muhtemelen birlikte oynamayacaklar.. Santa Cruz da Tevez'in gelişiyle 17 milyon pound'luk bir yedek kıvamını alacak.. Santa Cruz transferinde bir şeyler başarmak isteyen City'nin gideceği oyuncu Paraguaylı olmamalı demiştim.. O açıdan üstüne gelen Tevez doğru bir hamledir.. Toplamda, var olan yetenekleriyle Mark Hughes'ün sisteminde neler yapabileceğini ise şu anda kestirmem mümkün değil ama Hughes'un hoşlandığı çabalayan, yıpratıcı forvet tipine birebir uyuyor Tevez.. Transferin bitişiyle heyecanını da yeteri kadar yansıtmış basına Mark abi.. Cilalamalardan nasibini almış Tevez.. Araplar geldi, futbolun romantizmi bitti diyenlere City'nin Mark Hughes yönetimindeki yapılanması ağır tokatlar şeklinde geri dönüyor.. Wayne Bridge, Gareth Barry, RoQue Santa Cruz ve Carlos Tevez.. Birçok büyük takım bu kadar iyi bir transfer planlamasına sahip değiller.. Bu işin başı elbet Hughes'dür ama onun alanına girmeyen Araplar da bundan payını alır.. Bu sene City geçtiğimiz seneden çok farklı olacak..

13 Tem 2009

, ,

Esat Yılmaer


Tamam Frank Rijkaard hoca falan değil, Kader Keita çok disiplinsiz.. Teknik heyet kaçar 2-3 aya, Galatasaray da dibe vurur.. Skibbe'yi de böyle kaçırdılar zaten, ki onlardan biri Gökmen Özdemir de Esat Yılmaer'in yanında saf tutmuştu bugün.. Güntekin Onay'a da tamam, Kader Keita geçen sene berbat bir sezon geçirdi.. Biliyoruz zaten onu, defalarca vurgulamaya ne gerek vardı ki.. Geçen sezonu kötü geçirmese bonservisi o seviyeye inmeyecekti zaten, biz de transfer edemeyecektik.. Neyse konu o değil de, Esat ustadayım ben.. Keyifli bir adamdır, çok da eğlendirdi NTVSPOR'da.. Bir konuda ne zaman açıklama yapsa Chicago Bulls efsanesi gelir aklıma Esat abinin.. En az ayda bir defa açıp okurum.. O zaman bu değerli görüşleri daha da güzel gelir insana.. Bugün izledikten sonra blog arşivinde mutlaka bulunmalı dedim, geldim ve giriyorum..

İbo Jordan'ı şaşırttı

NBA şampiyonluğu için Utah Jazz'la final serisi maçlarına çıkan c. bulls'lu yıldızlar, türkiye'deki transfer rakamlarına inanamadı. Jordan, İbrahim Kutluay'ın aldığı transfer ücretini duyunca, ‘‘dalga mı geçiyorsun’’ derken yüksek rakamları eleştirdi.

Bulls'un uğur merkezi

Yer: Chicago Drake Otel. Burası, bulls'un karargahı. Otelin alt katında blues bar var. Ve burası Chicago Bulls oyuncuları için uğur merkezi. "Ne zaman bir maçtan önce buraya gelirsek kazanıyoruz" diyorlar. Ve bu otele basın mensuplarının girmesi yasak. Ancak büyük tesadüf, Türkiye'den rezervasyonumuzu buraya yaptırmışız. Çaresiz bizi kabul ediyorlar. Tek şartları var; fotoğraf çektirmemek. "Tamam" diyoruz.

Yine mi Efes?

Blues Bar'da, Michael Jordan, Scottie Pippen, Toni Kukoç, Luc Longley, Jud Buechler, Steve Kerr birarada. Ve sonra güzel bir sohbet başlıyor. Önce Avrupalı Toni Kukoç geliyor. ve ilk sorusu, "Türkiye'de kim şampiyon oldu, gene mi Efes?" diye soruyor. "Hayır" diyorum, "Ülker oldu bu sene." "Değişiklik iyi" diyor Kukoç ve ekliyor, "Ama Ülker bir türlü Avrupa'da iyi yerlere gelemiyor."

Avrupa, ilkokul

Biz Kukoç'la Avrupa'daki basketbolu konuşurken Scottie Pippen araya giriyor, "Siz neyi konuşuyorsunuz? Avrupa hala bizim ilkokulumuz" diyor. Kukoç dönüp ona cevap veriyor, "Ama ben Avrupa'dan geldim". Başta Jordan olmak üzere diğerleri takılıyorlar, "Hala ilkokuldasın." sonra "Türkiye'yi tanıyor musunuz" diye soruyorum.

Jordan'ın yorumu

Hepsinde ufak tefek bir imaj var. Ama en iyi bilgiyi Kukoç veriyor. "Biliyor musunuz, Türkiye'de ortalama bir oyuncu yılda 2 milyon dolar kazanıyor." İşte burada basketbolun efsanevi adamı Michael Jordan lafa giriyor, "Yanlış yapıyorsunuz. dışarıdan oyuncu alarak, para vererek, onları transfer ederek hiçbir yere varamazsınız. Kendi ürününüzü kendiniz yetiştirmeniz gerekir."

Dalga geçiyorsun?

Bu arada, İbrahim Kutluay'dan bahsederek devreye giriyorum, "Bir Türk oyuncu, bir başka kulübe yaklaşık 10 milyon dolara transfer oldu" diyorum. Cevap hemen geliyor, "O zaman niye NBA'e gelmedi. NBA'de 10 milyon dolarlık transfer yok." İbrahim'in 3 yıl için 5.5 milyon dolar alacağını söylüyorum, "Dalga geçiyorsun" diyip devam ediyor:

Para vermelisin

"Bu parayla NBA'den takımı Avrupa'da kupalara taşıyacak oyuncular alırsınız, doğru düşünün. Basketbol parayla oynanmaz. Elbette para kazanılır. Ama önce oyuncu basketbol oynamayı istemeli. İşler paraya geldi mi belirli bir noktadan sonra olmalı. Yani benim gibi. Attığım adım para. Sana şimdi bunları söylüyorum, bunlar da para olmalı."

Denge gerek

Bu sırada Scottie Pippen devreye giriyor, "Türkiye'nin yükseldiğini duyuyorum. ama ne olduğunu bilmiyorum. Fakat bu paralar çok. Önce dengeyi kurmak gerek". Ve sonra yeniden NBA'e dönüyoruz. Hepsi, "Biz Utah'ta bir maç kazanmamız gerektiğini biliyorduk. Onu yaptık ve bundan sonra da işi bitireceğiz" diyorlar.

12 Tem 2009

Atletico Madrid 2009/2010 Forması



Geçen senenin en beğendiğim formalarından biriydi Atletico, ilk sıradaydı hatta belki de.. Forma ve şort kesim itibarıyla açık araydı diğerlerinden.. Bu sene de geçen senenin izinden gidiyorlar.. Çubuklularını bir de topçuların üzerinde görmek gerek tabii ama görüntü bu sene de güzel olacağı yönünde..

11 Tem 2009

,

Galatasaray 0-1 Leverkusen


Gayet kötü bir 90 dakika, vasat bir sonuç.. Rakip kalede yaratılamayan tehlikeler ve Leverkusen hakimiyetinde geçen bir maçı anormal karşılamamak gerek.. Almanlar Galatasaray'ı görünce karşılarında ilk 11'lerine yakın bir kadroyla çıkmışlar sahaya.. Rijkaard ilk maçlardaki kafa yapısını sürdürdü, ilk 11'de yine gençleri ağırlıklı oynattı.. Zannediyorum ki kafasında bu çocuklarla ilgili birçok şey oluşmuştur..

Al-Ahly dışındaki bütün maçları izledim, benim görüşüme göre Emre Çolak ve Alparslan Erdem dışında (ki altyapı çıkışlı değil Alparslan) rotasyona girebilecek genç oyuncu yok takımda.. Maçı Eurosport'ta anlatan Caner Eler ilk 45 dakikada yanılmıyorsam 2 defa Serdar Eylik dedi.. Arda'nın kaptanlık payesiyle ilk maçına 11'de başlaması takımı biraz sol taraf odaklı oynattı ilk 45 dakikada.. Bu da büyük etkendir fakat güçlü topçular karşısında çıktığı ilk maçta silikti Serdar.. Emre Çolak yine takımın en iyilerindendi bana kalırsa, ki rotasyona girmesi konusunda bu Leverkusen'e karşı oynamaya çalıştığı top önemlidir.. Erhan Şentürk'ün süre alması muhtemel ama bu süre 3 forvetin merkezinde olamaz.. Oynarsa muhtemelen kenarlarda görürüz Erhan'ı.. Zaten bu çocuklar dışında görülebilecek bir oyuncu da yoktu maçlarda.. Alparslan Erdem'in uzun vadede sol beki alabileceğini düşünüyorum ama ilk aşamada Hakan Balta'nın yeri de garantidir takımda..

Tobol maçı öncesi takımın yavaşlığı, hücumdaki sıkıntılar, defans futboluna ağırlık veren tavır endişe yaratmamalı.. Fizik yüklemenin yapıldığı şu dönemde, böyle ciddi bir 11'le çıkmış klas takımlara karşı bundan fazlasını yapmak mümkün değil.. Tobol maçında daha değişik bir 11 bekliyoruz.. İleri 3'te Arda-Baros-Yaser, ortada Emre-Ayhan-Barış, savunmada da Balta-Servet-Gökhan-Sabri oynamasını düşündüğüm ve doğru bulduğum oyuncular.. Emre Çolak bu maçlarda bu kadar önemli bir tercih olarak sahada kalınca, Tobol maçında da ilk 11'e yazılmasını beklerim ben.. İsterim de.. Emre'nin bu çıkışı Arda'yla ilgili farklı düşünceler oluşturmuş olabilir Rijkaard'ın kafasında.. Bu durumda ortaya bir Kewell problemi çıkacak ama bunu genel değerlendirmede geniş geniş konuşacağız zaten..

Lucarelli & Lanzafame & Biabiany


Kulüplerle özdeşleşmiş futbolcular listesi yapılsa (ki yapalım bunu bir ara) Cristiano Lucarelli zirveye oynar.. Öyle büyük bir bağ vardır Livorno'yla arasında.. 17 yıllık kariyerinde en uzun süreli oynadığı, en çok formasını giydiği ve en çok golünü attığı takım Livorno.. Dünya görüşüyle birebir örtüşen takımla futbol içinde meydana getirdiği birliktelik bu Lucarelli'nin.. 2007/2008 sezonun devre arasında Parma'ya katıldı yüklü bir miktar karşılığında, takımın Serie B'ye düşmesini engelleyemedi Hector Cuper uğursuzluğu nedeniyle.. Geçtiğimiz yaz ise kendisinden beklenmeyecek (aslında beklenmeli) müthiş bir karar aldı ve Serie A'dan taliplileri olmasına rağmen Parma'dan ayrılmadı.. Takımın Serie A'ya dönmesine yardımcı oldu.. Arkasında Alberto Paloschi gibi bir yeteneği bırakıp Parma'yı geldiği yere döndürdükten sonra bir numaralı sevgilisine dönmeye karar verdi.. Tam olarak resmileşmedi fakat Lucarelli seneye çok büyük ihtimalle Livorno forması giyecek.. En az 15 atacağından eminim ben yine..

Parma'da arkasında bıraktığı çocuk Paloschi.. Onun Livorno'ya dönmesinden sonra Parma da her zamanki yetenek bulma kültürüne geri dönüyor tabii.. Bonservisinin yarısı Juventus'ta, yarısı da Palermo'da bulunan, geçtiğimiz seneyi Serie B şampiyonu Bari'de geçiren İtalyanların yetenekli genç forvetlerinden Davide Lanzafame'nin işini bitirdi Parma.. Bonservis hadiselerinden dolayı bu imza da resmileşmedi hala ama Lanzafame İtalyan basınına Parma'ya gideceğini açıkladı.. Artık imza bekleniyor..

Asıl ilginç transferse Inter'den kapılan 21 yaşındaki Jonathan Biabiany'yle geldi.. Yaklaşık 2 hafta önce bitirilmişti transfer, medyanın önüne çıkarmış Tommaso Ghirardi.. İkinci bir Adriano vakası olarak Inter'in topçusunu parlatma işini yapacak Parma.. Guidolin özellikle istemiş, Ghirardi'ye büyük baskı yaptığı biliniyor bu velet için.. Seneye Alberto Paloschi, Davide Lanzafame ve Jonathan Biabiany'den oluşan çok yetenekli ve genç bir forvet hattıyla geliyor A'ya Parma.. Sağdan destek verecek Brezilyalı Reginaldo da bonusu olacak kadronun.. Başkan iyi iş çıkarmaya devam ediyor..

Son olarak Lucarelli'ye dönelim.. Livorno taraftarları, tribünleri, camiası için çok önemli, çok saygı duyulan bir kişilik, çok büyük bir futbolcudur Lucarelli.. Geçen seneki duruşuyla artık Parma tribünlerini de yanına almış durumda.. Bu seneki Parma - Livorno mücadelelerinde çok güzel görüntüler vardı.. Aynısı seneye Serie A'daki maçlarda da olacak sanıyorum..

10 Tem 2009

Arda Kaptan


Galatasaray Yönetimi'nin 2009/2010 sezonuna dair ilk büyük hatası.. Arda Turan seneye 10 numaranın ve kaptanlık pazu bandının sahibi..

Kaptanlık önemli bir olgu futbolda.. Buna dair görüşlerim de blog geçmişinde mevcut.. Yaşla, takımdaki eskilikle alakası olan bir şey değildir kaptanlık.. En eski diye o meziyetle alakası olmayan topçuların kaptan olması genelde Türkiye'ye özgü durumlardandır.. Nasıl son vuruşçular forvet oluyorsa, kaptan olmak için de belirli 1-2 özellik gerekir.. Arda Turan'ın kaptan olmasında hiçbir sorun yoktur normalde.. Sabri tamamen yukarıdaki durumdan ekmek yiyen, kaptanlığın yanından geçemeyecek bir futbol şahsiyetidir mesela.. Takımdaki diğer oyunculardan Emre Aşık zaten yedek, Ayhan Akman'ın da durumu belli değildir.. Ki büyük bir sorun olmamalı bu..

Fakat Arda'nın geçtiğimiz yıl, yönetime resmen posta koyan bir tavırla yaptığı açıklamadan sonra bu kulüpte en az 3-4 yıl daha kaptanlık pazubandının k'sini görmemesi gerekiyordu.. Yönetimler idari kararlar verirler, futbolcular da ona uyarlar.. 22 yaşındaki bir oyuncu, eğer o karara kameralar önünde posta koyma hakkını kendinde görüyorsa, bu onda bazı vasıfların daha oturmadığını gösterir.. Ki bu vasıflar kaptanlıkla fazlasıyla alakalı şeylerdir.. Yaklaşık 6 ay önce 22 yaşındaki oyuncusundan kameralar önünde ayar alan bir yönetim, eğer o oyuncuyu kısa bir süre sonra kaptanlığa getirip bunu da şov yapar gibi medyayla paylaşıyorsa, takım içindeki durumlardan hoşnut olmayan topçuların seslerini yükselterek bir şeyleri elde edebileceğini de kendiliğinden teyit etmiş olur.. 1905 yılında kurulan, böylesine müthiş bir camiaya yakışan bir yönetim tarzı da değildir bu.. Futbolcu egemenliğinin 2 sene öncesindeki başarısından sonra geçtiğimiz sene yaşananlar bu kadar ortadayken, Frank Rijkaard'ı başa getiren bir vizyonun yapacağı sezon başı hamlesi geçen sene o açıklamayı yapan Arda Turan'ı kaptanlığa getirmek olmamalıydı.. Bir ufak arıza daha bugün itibarıyla takım içinde oluşturulmuştur.. Yansımalarını ise gelecek dönemde göreceğiz..

Emre Çolak & Yaser Yıldız & Serdar Eylik


Hollanda'daki kamp döneminin ilk fizik yükleme ve yeni sisteme ilk geçiş dışında çok da önemli bir yanı yok.. Zaten Rijkaard'ın tercihleri de bu dönemi tamamen gençlere ayırıp, tecrübelilerden oluşan bir iskelette bu çocukların neler yapabileceğini görme amaçlı olduğunu ayrıca gösteriyor.. 3 tane birbirinden vasat maç oynadı Galatasaray.. Ne sistem, ne taktik, ne de başka bir anlamda, zerre önemi olmayan maçlar bunlar.. Gösterdiği tek şeyse başlıktaki çocuklar.. Yaser Yıldız Kartal'dan Galatasaray'a geldiğinde eski takımını tek başına taşıyan, güçlü, rakibi bozan, topa fena vurmayan çok önemli bir oyuncu olarak gösteriliyordu.. Profil yönünden eşleşme yapılan oyuncu Tuncay Şanlı'ydı Yaser için.. Geçen senesi tam bir fiyaskoydu.. Bu seneki hazırlık maçlarının ise tartışılmaz yıldızı.. Sezon başı olmasına aldırış etmeden fizik kalitesini sol kenardan gelerek düzenli olarak göstermesi bir yana her aldığı topla rakibin üstüne gitmesi geçen sene kısıtlı sürelerde fazla görmediğimiz bir yönüyle karşı karşıya bıraktı bizi.. Hazırlık maçlarında o derece etkili ki, arkasında oynayan Alparslan Erdem müthiş rahat maçlar çıkarıyor ve kalitesini daha rahat gösteriyor.. Bu Yaser'in bu dandik maçlardaki bu performansı çok önemli midir ondan emin değilim, fakat özellikle gösterdiği fizik kalite, bekin önünde onu fiziğiyle rahatlatan yapısı 4-3-3'ün açık/forvetlerinin nasıl oynaması, bekine nasıl yardımcı olabileceği konusunda derstir ki bunun kadrodaki diğer oyuncular üzerinde değişik açılımları da olacaktır ilerleyen dönemde..

Emre Çolak işte o çocuk.. Bu altyapı mübalacılığının her zaman teknik kadro ve yönetimlere yıkılmasının haksızlık olduğundan bahsetmiştim daha önce.. Eğer kaybolan gençler varsa Türkiye'de, biraz da bu çocukların kendilerine bakması gerekiyor.. Yoksa Gökhan Gönül'ü, Arda Turan'ı, hatta milletin beğenmediği Sabri Sarıoğlu'su alttan gelip formayı alıyor bu oyunda.. Emre Çolak da işte "o" oyunculardan biri.. Gösterdiği ilginç çıkış için belki erken ama Arda Turan üzerindeki tasarruflar konusunda söz sahibi olabilir Emre'nin performansı.. Topa dokunuşu, verdiği kararlar o kadar farklı ki.. Ligin tecrübeli oyuncularından Barış Özbek ve Mustafa Sarp'ın arasında bile farklı duruyor.. Özel çocuk Emre Çolak ve onun gibilerdir işte.. Fiziği zayıf ama yaşı için bence çok da kötü değil.. Rahat ekleme yapılabilecek bir yapısı var bence.. Galatasaray bu sene Skibbe dönemindeki gibi, ASY'deki maçların çoğunluğunda 1 farkın üstüne rahat çıkarsa, Emre Çolak'ın son 15-20 dakikalarda oyuna girme fırsatını en az 5-6 kere bulacaktır ki önemlidir.. Kleve yerine Büyükşehir Belediye maçını tercih edecektir kendisi de.. Üçlü iç için müthiş uygun bir yapısı var.. Doğru işlenirse (ki işlesin artık bu teknik kadro) şahane bir oyuncuya kavuşacak Galatasaray..

Serdar Eylik benim açımdan bu dönemin sürprizi.. Gösterdiği kalite ve potansiyel mükemmel.. Ama erken uçuluyor.. Sağda solda Kewell'ın yedeği olur yorumlarını görmeye başladım, bu çocukların çıkamadan bitmesine neden olan şeylerden biridir bu.. Wydad Atletic maçında sağ çizgiye geldiği bir pozisyonda yine basıp geçerken faul yaptılar Serdar'a, yere düştü.. Düşerken bacakları net bir şekilde gördük.. 19 yaşına gelmiş ve A Takım'a çıkma şansını yavaş yavaş elde eden bir oyuncunun Quadriceps'leri (diz ve kasık arasındaki kas grubu) bu kadar ince olmamalı.. Serdar'ın Quadriceps hacmi ancak ve ancak baldırlarında olabilir.. Müthiş bir hacim gerekiyor o bölgeye.. Böyle bir oyuncuyu TSL gibi çok zor bir ligde takıma koyarsanız 4. ya da 5. maçta bir yerleri atar.. Bu gençlerle ilgili yapılan yorumlarda konu hep fiziğe çıkıyor ama ordan gelen bütün topçuların bu kadar zayıf yapıda olmasını benim aklım almıyor.. Kişisel çalışma da önemli bir metoddur ama bu sorundan kulüpler de payını almalı.. Her zaman aynı oyuncu örneklerini veririm bu konuda.. Cristiano Ronaldo ve Fernando Torres.. EPL'ye ilk geldikleri dönemdeki bacak yapılarına ve şimdiki hallerine bakınca gerçek daha net ortaya çıkıyor.. Ronaldo'nun Sporting'ten United'a geldiğindeki dönemden şu ana kadar geçen zaman içerisinde bacaklarında yaklaşık 7 cm'lik bir kalınlaşma yaşadığı söylenir.. Atletico Madrid'deki çırpı bacaklı Torres'te de benzer bir gelişim söz konusudur.. Böyle fizik artışlarında fundamental'ı korumak kolay olmuyor evet ama burada da iş çalışma metodunda ve oyuncunun kendisinde bitiyor.. Sadece yetenekli olan hiçbir oyuncu major liglerde forma giyemez.. Ama sadece fiziğe sahip birçok balta her ligde rahatlıkla görev yapar.. Günün futbolunda fizikle yetenek arasındaki fark budur ve artık Türkiye'den çıkan gençlerin, onu yetiştiren hocaların bunun farkında olması gerekiyor.. Ağırlık salonları güzel şeylerdir.. Bu sporların da olmazsa olmazlarındandır..

9 Tem 2009

Profesör Sevilla'da


Juande Ramos'un kısa süreli Tottenham macerasında en sevdiği oyunculardan biriydi Zokora.. Tottenham'dan Real Madrid'e terfi ettiğinde verdiği içe bir oyuncu lazım reçetesinde de aklına gelen ilk isim olmuştu.. Real Madrid Tottenham'dan Zokora'yı istedi.. Tottenham olabilir dedi, Profesör ise ben dünyanın en iyi liginde oynuyorum ya, Real Madrid'i ne yapayım cevabını verdi.. Kestirip attı teklifi.. Üstünden 6 ay geçmedi, o Zokora şimdi İspanya'nın başaltı takımlarından Sevilla'ya gidiyor.. Cristiano Ronaldo ve Kaka'nın arkasında oynama şansı varken, şimdi Kanoute ve Fabiano'nun arkasında oynayacak.. Ben olsam kafayı vururdum duvarlara ama son pişmanlık fayda getirmiyor futbolda.. Gönderdikleri Poulsen'den de, Seydou Keita'dan da iyi oyuncu Zokora.. Sevilla'nın vasatın üstündeki kadrosuna büyük güç katacaktır.. Fiyatın 13-14 milyon euro civarında olduğu söyleniyor.. Dünyanın en iyi önliberolarından birini, ayağı da diğerlerine göre oldukça düzgün olanını iyi bir fiyata kapattı Sevilla..

Gabriel Obertan


Fizikle desteklenmeyen yetenek istikrarsızlık yoluna mahkumdur.. Gabriel Obertan da bunun en net örneklerinden biri olarak bundan sonra Manchester United forması giyecek.. Sahaya çıkıp topa dokunuşlarından yeteneğini anlayacağınız bu oyuncunun Bordeaux'da ve hatta sürpriz bir şekilde transfer olduğu Lorient'te bekleneni verememesi tamamen zayıf ve çırpı gibi olan bacaklarının güçsüzlüğe giden yolu açması.. Bu haliyle, dünyanın en büyük fizik mücadelesinin yaşandığı lige geliyor Obertan.. Daha 20 yaşında.. Nasıl olacak United kariyeri? 2009/2010 sezonu kuvvetle muhtemel bir hiçlik içinde geçecek.. O zayıf bacaklar squat'ları, leg extension'ları yiyecek sıklıkla.. Müthiş bir fizik çalışma temposu içine girecek Obertan.. Bu arada çıktığı bazı maçlarda muhtemelen paspas olacak.. Bu muydu ya Fransa'dan gelecek yetenek dedirtecek.. Ondan sonrasıysa rahatlama.. 2010/2011'den önce sahaya fazla şey koyma şansı bence yok.. Samir Nasri'nin geçen seneki başlangıcı gibi klas bir giriş yapıp, sonra düşüşe de geçebilir ama EPL'ye gelen zayıf fizikli topçuların yolu az çok böyledir.. Obertan ağırlığı yedikten sonra mükemmel bir fizik güce gelebilecek bir vücut profili gösteriyor.. Boyu, bacaklarının uzunluğu bir futbolcu için harikulade.. Yavaş yavaş arenadan çekilmeye başlayacak Sir Alex Ferguson'un United'da gerçekleştirdiği son projelerden biri olabilir Fransız..

Cristiano Ronaldo 80 milyon pound'a Real Madrid'e satıldı ve iki kanatta da oynayabilecek iki yetenekli ve genç oyuncu bu paranın 1/4'ü harcanmadan bünyeye katıldı.. Üstüne çift haneli skor istatistik katkısı yapacak Owen bedelsiz kadroya eklendi.. Çok sessiz ve sakin iyi çalışıyor United.. Seneye ne olacaklarını görmek için biraz daha beklemek gerek ama şu ortamda çok da karamsar olmaya gerek yok gibi..

,

37

8 Tem 2009

isnooker


Yaklaşık 1 yıl önce bir arkadaşımın internette dolaşırken bulduğu bir oyundu bu.. Yükledik, 15 günlük bedava deneme üyeliğinden yararlandık.. Oynadık ki dünyanın en keyifli oyunlarından biri.. isnooker ilk defa internette oynanan bir oyun için para ödeyerek üye olduğum bir oyun oldu.. Masayı tam tepeden gösteren, gördüğün toplardan çıkan ışınlarla topun tam olarak nereye gidebileceğini kestirebildiğiniz, normal masada yapamayacağınız potları rahatlıkla yaptığınız ama yine de çok zor olan bir oyun bu.. Daha ilk oyununuzda rahatlıkla 15-20 sayılık seriler yapabiliyorsunuz.. Ama 50+'lık serileri yapmak, century break'ler yapmak için ciddi anlamda bir snooker bilgisini oyun üzerinden edinmeniz gerekiyor.. Beyaz topun vurduğunuz noktasına göre verdiği tepkiler gerçek oyunla birebir örtüşüyor.. Zor masaların çözümleri, uzun potlarda beyazı kırmızıların arasından kaçırmak için vurulması gereken noktalar.. Çıkan ışınla deliğe birebir atabilmenize rağmen oyunu çok zorlaştıran etkenlerden ki zaten oyunu çekici yapan da bu.. 1 yıldır oynuyorum, daha 3 defa century break yapabildim.. Ki yıllardır oynayıp yapamayanlar da mevcut.. Şu anda deneme süresi 10 güne düşürülmüş durumda ama 10 gün boyunca normal üyelerle beraber oynayabiliyorsunuz.. Eğer üye olmak isterseniz 6 aylık yaklaşık 30 lira gibi bir ücret karşılığında üye olmak mümkün.. Üye olmayanlar misafir bölümünde 10 kırmızıyla mini-snooker tadında da takılabiliyorlar.. Burada da snookerseverler mevcut.. Arkadaşımla gayet eğlendiğim bu oyundan haberi olsun istedim blog takipçilerinin de.. Nickimle bulabilirsiniz beni oyunda.. Bir denesin bence snooker meraklıları..

http://www.thesnookerclub.com/

Türkiye'de paramı alabilir miyim?


Yalan haberleriyle ünlü Vatan gazetesinin yeni sıkışı.. Daha dün Arda'ya yapılan 4 yıllık 20 milyon euroluk teklifle piyasa yapmışlardı.. Gündemden beslenmeyi iyi bilen bir gazete Vatan.. Bugünkü ise bambaşka..

TARİH: 4 Temmuz Cumartesi.. Yer: İnşaatı Türk firmaları tarafından yapılan 30 bin kişilik Kazakistan Astana Arena Stadı.. Stadın açılışı için düzenlenen gösteri maçında Milanlı Kalazde ve Chelsea'li Shevchenko Kazakistan Milli Takımı'nın formasını giyiyorlar.. Eski İtalyan hakem Pierluigi Collina'nın yönettiği bu karşılaşmada Hakan Şükür ile Hasan Şaş da rakip takım Lokomotiv Astana'da yer alıyorlar.

CHELSEA GECİKTİRMİYOR

İŞTE bu maç öncesindeki soyunma odası sohbetleri ve maçın ardından düzenlenen yemekte Shevchenko-F.Bahçe görüşmeleri su yüzüne çıkıyor. Hakan ile Hasan'a önce Türkiye'deki futbolu soran Shevchenko, sonra ağzındaki baklayı çıkartıyor: "F.Bahçe 2 yıldır peşimde. Beni geçen yıl da istediler, şimdi de istiyorlar ama kuşkularım var." Ve ekliyor: "Türkiye'de bazı kulüpler futbolculara paralarını ödemiyorlarmış. Bu konuda FIFA'ya gidenler olMuş. İşte bu durum beni korkutuyor. Yoksa geçen yıl bile bu transfer olabilirdi. Chelsea'de paramı günü gününe alacağım. Türkiye'ye gelirsem alamam diye korkuyorum."

SHEVCHENKO'NUN bu sözleri üzerine Hakan Şükür devreye giriyor: "Sana yanlış bilgi vermişler. Türkiye'de, özellikle yabancı futbolcuların paraları günü gününe ödenir. Hele F.Bahçe'de, hiç bir sıkıntı yaşamazsın. Türkiye'nin en büyük kulüplerinden birisi, gelmek istiyorsan parayı hiç dert etme. Roberto Carlos, Alex gibi önemli oyuncular hiçbir ödeme sorunu yaşamadan oynuyorlar." Hakan'ın bu sözleri üzerine Shevchenko, hem İstanbul hem de F.Bahçe hakkında çok daha fazla soru soruyor. 1 saate yakın süren bu sohbete Hasan Şaş ve Kaladze de katılırlar.. Şaş ve Şükür'e Türkiye'deki vergi sistemini de soran Shevchenko daha sonra Chelsea'den yıllık 7 milyon Euro brüt ücret aldığını, buna yakın bir para verilmesi halinde gelebileceğini sözlerine ekliyor..


Muhtemelen bu haberin yapılmasında farklı hesaplar var.. Hakan Sukur'u yıllarca Galatasaray taraftarının önüne atmaya çalıştı bu adamlar.. Galatasaray'daki başarılarında nasıl huzursuzluk çıkarırızın denemelerini yaptılar defalarca.. Kısmen başarılı oldular, ama genelde yenildiler.. Sukur Galatasaray'dan ayrıldıktan sonra ise rahatladılar.. Bu sefer daha çok vurmaya başladılar.. Daha başarılı oldular.. Taraftarın bir kısmıyla karşı karşıya getirmeyi başardılar.. Hakkında doğru haber yapılmadı mı? Yapıldı elbet ama genelin içinde çok küçük bir pay olmaktan ileri gidemedi bu..

Hakan Sukur'un Galatasaray'dan ayrıldıktan sonra hataları da oldu.. Süren yönetimine kızıp Galatasaray'la ilgili hoş olmayan bir açıklama yaptı Sukur.. Galatasaray'dan ayrıldıktan sonra Inter'deki yaşamı sorulduğunda burda paramızı günü gününe alabiliyoruz diye Süren'e dokundurmuştu Sukur.. Yönetimle imza aşamasındaki yaşadıkları yüzünden kızgındı ve açıklamasıyla Galatasaray'a zarar vermişti.. Hata yaptı.. Ama hatasının arkasında Galatasaray'la ilgili bir şey yoktu, yönetime kızgınlığıydı önemli olan.. Aynen Terim'in CNN Turk'te Ali Şen'le birlikte Galatasaray'la dalga geçmesi gibi.. Terim de onu yönetimle yaşadıkları yüzünden yapmıştı.. Ama zarar gören Galatasaray olmuştu.. Bu iki adamın Galatasaray'la sorunlarının olması ise mümkün değildi..

Hala o Hakan Sukur üzerinden hesapları var basının.. Andriy Shevchenko'yla aralarında böyle bir diyalog yaratıp hala Sukur'u Galatasaray taraftarının gözünde küçük düşürme çabaları var.. Geçmişte söylediği sözler ortadayken Fenerbahçe'yle ilgili böyle bir açıklama yaptırıp Sukur'u bir kez daha taraftarın karşısına getirmeye çalışıyorlar.. Bu adamların benzerleri sıradan bir Panasonic telefon bulup gönderen: Hakan Sukur ve mesaj kısmını ayrı ayrı fotoğraflayarak Sukur'un Galatasaray'la dalga geçmeye çalıştığını bile iddia etmişlerdi..

Rahat bıraksınlar artık Sukur'u.. Sormuşlar Sukur'e konuşmayı, teyit etmiş.. Siz böyle bir bilgiyi Sukur dışında kimseden edinemezsiniz ki.. Shevchenko'dan öğrendikten sonra mı Sukur'den teyit ediyorsunuz.. Anlıyorum bu adam bazılarını çok üzdü ama rahat bıraksınlar artık yahu.. Futbolu bıraktı, kulübüyle de sorunlu ayrıldı.. Değeri verilmedi.. Artık atmıyor gollerini.. Rahat bırakın yakasını artık.. Bir zarar gelmeyecek Sukur'den size bundan sonra.. Başarılı bir teknik direktör olursa nasıl olsa kolpalarınıza tekrar başlayacaksınız.. O güne kadar mola, lütfen..

Edit: Yorumlarda gelmişti Sukur'un tv'de doğruladığı.. Birkaç yere bakınca oralarda da gördüm.. O halde Vatan Spor'a özür borçluyum..

7 Tem 2009

TSL 2009/2010 Fikstürü


İlk göze çarpan, 3 sene önce Daum'un sezonu kapattığı maçla bu sezonu açıyor olması.. Maç yine Denizli'de.. Müthiş bir nostalji olur bu maç Daum için.. Son 13 hafta Ankara dışında deplasman görmeyecek olan Fenerbahçe ilk bakışta fikstür maçının kazananı.. Galatasaray'ın ilk 8 haftası nispeten kolay, ki başlangıç için önemli.. 9-10-11. ve dolayısıyla 26-27-28. haftalar ölüm virajları Galatasaray için.. 28. haftada bizim takımın gidişat az çok belli olur.. Son 6 haftada derbi olmamasını da ayrı bir avantaj olarak yazabiliriz bizim haneye.. İlk hafta Antep deplasmanı ise Galatasaray için tipik bir mağlubiyetle başlangıç haftası gibi duruyor.. Beşiktaş'ın fikstür daha dengeli.. 5. hafta Sami Yen'e geliyorlar ki bence çok eğlenceli bir maç olur o.. 10. haftada Fenerbahçe - Galatasaray, 13'te ise Beşiktaş - Fenerbahçe var.. Derbilerin tarihleri de güzel ve sıkışık değil.. Fenerbahçe takipçisi Sivasspor ise fikstürün asıl kazananı olabilir duruma göre..

Yıllardır konuşulur sezon öncesi fikstür avantajları ve dezavantajları.. Avantajlı görünen takımlar % kaçında şampiyon oluyorlar acaba.. Düşük bir orandır bence.. Ama sezon öncesi bu geyikleri yapmadan zevki de çıkmıyor işin.. Hayırlı olsun..

Oguchi Onyewu Milan'da


Fenerbahçe'nin kendisiyle gerçekten ilgisi var mıydı bilmiyorum.. Eğer varsa ve sona yaklaştıkları halde Konfederasyon Kupası'ndaki çıkış nedeniyle transfer olmadıysa kafayı duvarlara vurmak için.. Dışarıdan bakınca asla bir Milan transferi gibi durmuyor Onyewu ama böyle bir fiziğin yanında yeterli hızı ve eldeki bonservisi görünce bir süredir savunma sıkıntısı çeken Milan imzayı attırıyor Onyewu'ya..

Servet'ten 8 milyon euro gelseydi de Onyewu'yu Galatasaray alsaydı keşke.. Servet'in muhtemel gidişi üzerinden Gökhan Zan transferi ve sonraki Marseille geri vitesi sonrasında Emre Güngör'ün durumuna göre Galatasaray'ın anormal bir şekilde ağrıyabilir bu sene başı..

Kara Kedi


Sanıyorum dün Akşam gazetesinde çıkan bir haber bu.. Yaratıcılığın doruk noktası olduğundan dolayıdır geçiyorum buraya.. Bu haberleri hazırlayanlar ne içiyorlar, ne yiyorlar, günde ne kadar uyuyorlar, ev yaşamları ne halde merak ediyorum ben..

"Galatasaray'ın yeni teknik direktörü Frank Riijkard ve şu anda dünyanın en iyi futbolcuları arasında başı çeken Lionel Messi... Yolları Barcelona'da kesişti ve bu özellikle Arjantinli yıldız için dönüm noktası oldu. Hollandalı çalıştırıcı Katalan ekibini çalıştırdığı dönemde Messi'yi alt yapıdan alıp A takım forması vererek, genç oyuncunun bugünlere gelmesinde büyük rol oynadı. Ancak ikilinin arasına şu sıralar kara kedi girdi. Bunun nedeni ise Galatasaray'a transfer edildiği dönemde geleceğin yıldızı olarak nitelendirilen, ancak bekleneni veremeyince başka bir kulübe kiralık olarak giden Carrusca... Messi'nin, Arjantin Genç Milli Takımı'nda birlikte forma giydiği Carrusca için Rijkaard'ı arayarak, bu oyuncuyu övdüğü ve ona bir şans daha verilmesi ricasında bulunduğu öğrenildi.

BENİ TANIYOR OLMAN GEREK

Ancak Rijkaard'ın Barcelonalı futbolcuya, 'Beni çok iyi tanımış olman gerekiyor. Başkasının söyledikleri ile asla iş yapmam. Kararlarımı yardımcılarımla birlikte alırım. Böyle bir şey mümkün değil. Ayrıca Galatasaray'a geldiğim ilk dönemde kadrodaki tüm futbolcuları tek tek mercek altına alarak inceledim. Şu anda burada olmayı hak edenlerle çalışıyorum' karşılığını verdiği belirtildi."

CR9 Bernabeu'da










Tribünler: 80000 kişi.. Acaba Real Madrid'in 80000'den aza oynadığı maç var mıdır?

6 Tem 2009

Yuri Zhirkov Chelsea'de


Carlo Ancelotti basın toplantısında açıkladı: "Sturridge ve Zhirkov artık Chelsea oyuncuları.." Yıllardır CSKA Moskova ve Rusya Milli Takım formasıyla artık beni transfer edin diye bağıran Rus, vatandaşı Abramovich'in takımında forma giyecek.. Arshavin'le birlikte Rusya 'nın en büyük potansiyeli ve motor güçlerinden biri Zhirkov.. Öyle büyük niteliklere sahip ki, 4'lü defansta sol bek ve sol açığı, 3'lü defansta da yine sol açığı büyük bir rahatlıkla, zerre takmadan ve fizik olarak fazla zarar görmeden oynayabiliyor.. 3'lü defans bitti artık söylemlerinin yalanlayıcısıydı Milos Krasic'le birlikte CSKA Moskova'da.. 2005'te 3'lü defansla gelen UEFA şampiyonluğunun en önemli topçularındandı Zhirkov.. Son yıllardaki 3'lü defans başarılarına bakın.. CSKA'da Zhirkov-Krasic (Krasic UEFA finalinde yoktu yanlış anlaşılmasın), Roma'nın Serie A şampiyonluğunda Candela-Cafu, Brezilya'nın 2002 Dünya Şampiyonluğu'nda ise yine Roberto Carlos ve Cafu'yla aslında bu sistemin doğru oyuncularla bitmediğini de anlar insan..

Bir süredir Ashley Cole ve Barcelona flörtü dillendiriliyordu basın. Zhirkov'un gelişi bu dedikoduları haklı çıkaran bir gelişme olabilir.. Cole kalırsa Zhirkov'un sol açık oynama ihtimali de var ki Cole'la birlikte oluşturacağı çizgi Ancelotti'nin sağlamcı sisteminde rakip sağ çizgiyi maç içinde falakaya yatırır, pozisyon vermez.. Chelsea'ye maliyet 18 milyon pound.. Glen Johnson'un Pool'a maliyetiyle aynı bonservis yönünden.. Aralarında da bir yaş fark var sadece.. Glen Johnson'un bonservisine "overpaid" yaklaşımları olmuştu.. Aynı tepkiyi Zhirkov'a gösterebilir misiniz? Adama gülerler.. Dünyanın en iyi sol çizgilerinden birini sağlam bir paraya fakat kesinlikle ederine aldı Chelsea.. Peki iki beki de sorunlu olan Pool Zhirkov'u alamaz mıydı? Benitez bu transferden sonra neden aklıma gelmedi ulan diye kafayı vurmuş mudur duvarlara bilmiyorum açıkçası..

Sıra Milos Krasic'te..

Wimbledon 2009


5. sette durum 6-5'ken evden çıkmak zorunda kalınca en efsane yerleri kaçırdım tabii ama sonuç itibarıyla mutluluk verici bir turnuva daha sonuçlandı.. En değerli grand slam yine Fedex'in..

İlk setler tipik bir Wimbledon mücadelesi.. Rallisi az, iki tane psikopat servisçiyle çok çabuk biten puanlar.. 7-5 biten ilk set zannediyorum ki yarım saat civarı sürdü ki normali en az 40-45 dakikadır 12 oyunun.. Maçın döndüğü yer elbette ikinci setin tie-break'i.. Tie-break'te 6-2 yapan Roddick 4 set puanından yararlanamayıp 8-6'yla seti Federer'e verince gidişat az çok belli olmuştu.. 6-2'yken mini break yaparak durumu 6-3'e getiren Federer'in puanından sonra 'çok geç' diyen Cahit Yavuz setin sonunda konuşamıyordu.. Uludağ cam şişe güzel gazozdur bence.. 6-2'den sonra sadece durum 6-6 olduğunda 'çok heyecanlı' diyebilen Cahit Bey setin sonunda da büyük hayal kırıklığıyla sessizliğini sürdürüyordu.. Federer'in yerine Nadal'ı, Roddick'in yerine Federer'i koyun.. Cahit Yavuz o tie-break'te olanlar üzerinden sağlam destanlar yazar, Nadal'ın ne kadar büyük tenisçi, nasıl sağlam psikolojili muhteşem bir kişilik olduğundan dem vururdu.. Federer olunca 'çok heyecanlı' oldu.. Alıştık artık da, insanlar görsün istiyoruz.. Yoksa işte Federer vuruşları başladı diyerek övemiyorsun bu adamı yeteri kadar.. Taraf tutmak güzel şeydir ama bunu yorumlara yansıtmak, televizyondan göstermek hoş bir şey değildir..

Fedo 3. seti de zorlanarak tie-break'le aldı.. Morali bozulan Roddick'in orda çözülmesini beklerdi herkes.. Ama iyi gitti Roddick.. Son set hakkında fazla izlemediğim için bir şey diyemiyorum.. Arkadaşım sağolsun Roddick'in bir kere 15/40'la servis kırma şansı yakaladığını duydum.. Ki kırsa işi bitirirmiş.. Epik bir 5. set sonucunda kupaya uzanan yine esas oğlan oldu.. Kesmiyor tabii Nadal olmadığı zaman.. US Open'a dönse de bir finalde tepişseler keşke yine.. Fedo hala eski Fedo değil, bunu net olarak anlayabiliyorum.. Ama işin psikolojik yönünde büyük eşikler atladığı da net bir şekilde önümde duruyor.. Ki artık 30 yaşına yaklaşan bir oyuncu için psikolojinin sağlamlığı çok önemli fizik yavaş yavaş elden kayarken..

Maçta Michael Ballack ve Sir Alex'i görmek ayrı bir keyifti.. Gördük ki Sir normalde de pancar gibi.. Tip itibarıyla Red Devil'lığa bu kadar uyan bir adam var mıdır başka bilmiyorum ben.. Heyecanın getirdiği tansiyon değilmiş yani o, 70'inde fark ettim.. En sevdiğim Woody Allen filmi olan Match Point'ten sonra Woody babayı da orada görmek hoş oldu.. Bir dahaki filminde Tim Henman ve Greg Rusedski kifayetsizleri üzerinden İngiliz tenisini övmeye çalışmasın yeter, başka bir şey istemiyorum..

3 Tem 2009

Michael Owen Manchester United'da


Michael Owen piyasaya ilk çıktığında, ikinci yarıda girip hat-trick yaptığında kendisine duyduğumuz tarifsiz bir hayranlıktı.. İngiltere Alan Shearer, Teddy Sheringham gibi süper bitiriciler, mükemmel forvetler gördü.. Ki o Shearer benim için en kült, en tabu topçulardan biridir.. Ama Gary Lineker'den beri bu kadar temiz vuruş yapan bir oyuncu görmemişti.. Farklı vuruyordu Owen topa.. Yaptığı plaseler okşama gibi görünüyordu.. Ayak içini bu kadar enfes, bu kadar temiz kullanan oyuncuyu az görmüştük çıktığında.. Daha sonra en formda olduğu dönemlerde bile bu adam eğer araya kaçamazsa ne yapabilir diye düşünmeye başladık.. Ama o golcülüğünü daima gösterdi, bu bakımdan kafalara soru işaretleri girmesini hep engelledi..

Fakat en kötü şeyi yaşadı Owen.. Vücudu zayıftı.. Birçok yeteneğin bitmesine neden olan "injury prone" terimi Michael Owen'la ayrılmaz bir ikiliydi.. Gençliğinin bittiği ve en verimli yıllarını yaşayacağı dönemlerde hep sakatlıklarla uğraştı Owen.. 2004'te Pool'dan Real için ayrıldığında bir sene sonra eski takımının CL'yi kazanacağını da bilmiyordu muhtemelen.. Her türlü şanssız topçuydu Owen.. Yaşanan sakatlıklar zaten zayıf olan fiziğini daha da bitirdi.. Injury prone'ların yaşadığı teknik düşüşlere de örnek oldu..

Peki böyle bir topçu nasıl olur da EPL'nin son şampiyonuna transfer olur.. Michael Owen son 5 yılda ortaya çıkan hücum düzeninin parçası olabilecek bir oyuncu değil.. En uç için inanılmaz bir fizik-kondüsyon sorunu var.. Owen'in uçta oynadığı bir takımın rakip savunmayı bozması, sistem/taktik disiplin içinde çok iyi bir oyun ortaya koyması artık mümkün değil.. Yeni 3'lü forvet düzeninde açıktan gelebilecek fundamental özelliklerine de sahip değil.. Böyle bir oyuncunun Sir tarafından tercih edilmesine sebep ne olabilir peki? Birincisi, Michael Owen hala İngiltere'nin en önemli yeteneklerinden ve bonservissiz, oldukça da düşük bir maaş karşılığında imza attı United'a.. İkincisi, Cristiano Ronaldo'nun gidişiyle takımın istatistik kağıdında çok önemli bir boşluk meydana geldi ve Michael Owen en paspas olduğu dönemlerde bile EPL'de 10 gol barajını rahatlıkla zorlayabileceğini gösterdiği için bunu önemli buluyor Alex Ferguson.. Bonservis ödenmeyen bir topçunun yapacağı çift haneli gol katkısı yeni United için paha biçilemeyecek şeylerden biri olabilir..

Berbatov'un üstüne Owen.. Olan yine Wayne Rooney'ye olur.. Kanatta oynamak istemiyorum diyen Rooney'nin bu düzende yine en uç için pek şansı kalmıyor.. Sol açık ve supporter yolları görünecek kendisine.. Ki benim düşünceme göre en uçtan ziyade, onun bir arkası en uygun roldür Rooney için.. Owen her türlü Owen'dir.. Sir de her türlü bu adamdan katkı almayı bilecektir.. CR7 gitti ama alınan 80 milyon pound'dan sadece 15 milyon pound harcayarak Antonio Valencia ve Michael Owen eklemelerini yapmayı başardı United.. Şu ortamda başarılı bir hadisedir bu.. Owen da çok daha düşük profilli takımların konuşulduğu ortamda bir anda kendisini son şampiyonda bulmuş, son bir vole vurma ve gümdem maddesi olma şansını elde etmiştir.. Neresinden baksan olumlu bir evlilik gibi görünüyor bu.. Sevdik bu sürprizi..

Blogger tarafından desteklenmektedir.