30 Haz 2009

Reklam mı? Vizyon mu?


Darius Vassell şu anda Türkiye'de, muhtemelen de Ankara'da saat itibarıyla.. Ankaragücü resmi sitesinden bildirdiği habere göre Vassell'i transfer görüşmesi için Türkiye'ye getirmiş kulüp durumunda şu an.. Bir süredir Vassell ve 100.yıl üzerinden muhabbet ediyorlar.. İngiliz oyuncunun Türkiye'ye gelişini nasıl açıklayacağımızı ben çözemedim.. Eğer ben Ankaragücü Başkanı ya da yöneticisi olsaydım Vassell gibi bir adamı getirmek aklımın ucundan geçmezdi? Vizyon? Bilmiyorum.. Reklam? Mantıklı gelmiyor değil.. Fakat ne olursa olsun yapılan iş çok büyük.. Vassell vasat, belki vasatın biraz üzerinde bir İngiliz forveti.. Ama Milli Takım'da 22 kere forma giymiş bir adamın Ankaragücü'ne gelmesi garip.. Galatasaray getirse eleştirir ama dur bakalım, napalım artık diye de kendimi avutur, bir şeyler beklerdim yine sezon için.. Ankaragücü için ise nasıl bir nimet olur bilmiyorum.. Şu an için anlaşma yok sanıyorum, olacak mı o da belli değil.. Olursa ne olur? Vassell en fazla 7-8 ay kalır, muhtemelen sonra İngiltere'ye geri döner.. Ama sonuç itibarıyla büyük bir olay değil midir? Vallahi hala şaşkınım ben.. İşin içinde reklam varsa bile, vizyonun da varlığını kabul etmek gerek.. Tebrik ediyorum Ankaragücü yönetimini cesaretlerinden dolayı..

29 Haz 2009

Keirrison Barca'ya


Brezilya'nın son dönemlerde yetiştirdiği en büyük yeteneklerden biri.. Sadece 1-2 maçıyla klasını anlayabileceğiniz 88'li bu topçu Joan Laporta'nın açıklamasına göre Barcelona oyuncusu olmak üzere.. Samuel Eto'o'nun gitmesi muhtemelken, City tarafından da astronomik bir teklif yapılmışken onun muhtemel yedeklemesi olarak düşünmek mümkün Keirrison'u ama Eto'o gitmeyecekse bile transferi çok büyük güç sağlar Barcelona'ya.. Barca rotasyonuna girmek kolay değil, alındığı takdirde direk kadroya girer mi onu da bilmiyorum ama Barcelona'da Avrupa antrenmanı yemiş bir Keirrison yedekten 10 ila 15 gol demek olur bence son şampiyon için.. Konuşulan rakam yaklaşık 13 milyon euro.. Ki Barca'nın transfer stratejisine oldukça uygun bir rakamdır bu.. Bu fiyattan kapatılacak Keirrison'u yılın transferlerinde ilk 5'e yazarım.. Barca'nın 3'lü forvet hattı için biçilmiş kaftan olan bu çocuğa dikkat çekip beklemeye geçiyoruz.. 12'den vurmak üzere Barcelona..

28 Haz 2009

Transformers: Revenge of the Fallen


Bir film içi bu kadar boş olup nasıl sinemada sonsuz bir eğlence sunar, 2.5 saat hohoyt nidalarıyla kendisini izletir Transformers serisi müthiş bir şekilde gösteriyor bunu.. Michael Bay Hollywood'da "çiuv bum güm" ekolünün en önemli temsilcisi.. Kaale de alınacak bir adam değil normalde ama içini boşalttığı Transformers'ın ambalajına yaptığı katkıları yadsıyamıyorum.. İlk filme bayılmıştım.. Bu film ondan daha boş ama daha iyi efektler, daha ayrıntılı modellemeler ve dövüş sahneleri var.. İlk filmde bütün kapışmalara zoom yaparak salonda adamı delirten Bay bu filmde kamerayı daha uzağa koymuş, daha sağlam planlı kapışma sahneleri çıkarmış ortaya.. Durmadan gelişen CGI teknolojisi tabii bunda büyük etken..

İlk filmi benim için müthiş başarılı kılan tek bir neden var.. Filmden çıktığımda Megan Fox'la bir akşam yemeği yerine Optimus Prime'la bir saat muhabbet edeyim yeter dedirtmeyi başarmıştı film bana.. Bu da tamamıyla başarıya ulaştığını gösterir yapımın.. İkinci filmde de durum farklı değil.. İlk filmde Megatron karşısında şamar oğlanına dönen Optimus Prime'a Revenge of the Fallen'da harika bir iade-i itibar var.. Filmin ortasında 3 decepticon'u harcadığı ve final bölümündeki atraksiyonları tezahürat yapma isteği doğuruyor salonda..

Genel anlamda Transformers hikayesine uygun, güzel göndermeler ve karakterler barındıran hoş bir uyarlama film.. Senaryo yok, aksiyon dışında yönetim yok.. Yaklaşık 2.5 saatlik bir süresi var filmin.. Yarım saatinin gereksiz uzatma olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.. Bu kadar piyasa bir film yapıp süreyi 2.5 saat tutarak seanslardan kısmanın mantığı nedir çözemedim.. 2 saatlik bir film yaşanan tempo sorunlarını da ortadan kaldırır, filmi daha iyi bir hale getirebilirdi..

Bu haline de şükür diyor, Galvatron'u bekliyoruz 3. filmde.. Olmuyor böyle..

27 Haz 2009

NBA Draft 2009


Kötü bir draft gecesiydi, ilk turu bitirmeden yattım.. Yattığıma üzecek bir şey de olmamış sabah gördüğüm.. Blake Griffin için böyle mayası bozuk bir kadroya gelmek çok büyük şanssızlık.. 2. sırada Memphis Grizzlies için Ricky Rubio son günlerde imkansız görünüyordu.. Griffin ve Rubio dışında draft'in en iyi görünen oyuncusunu seçerek risk almak istemediler.. Marc Gasol varken Hasheem Thabeet ne ayaktır demek mümkün ama başka hamleler gelebilir o tarafta.. Hamle gelmese de iki oyuncuya yaklaşık 55-60 dakikayı paylaştırmayı düşünüyor olabilirler.. Thabeet NBA'e alışana kadar sezonun ilk yarısında fazla fırsat bulamayacak ama yine lotaryaya oynamaya başlayınca takım daha sık çıkacaktır parkeye..

3. sıradan OKC Thunder için Ricky Rubio çok şık duruyordu.. James Harden ilginçti.. Birkaç kez izleme fırsatım oldu, çokça görüntü de var elimde Harden'la ilgili.. Değişik bir koku geliyor o elemandan.. Değişik bir stil, önemli yerlere geleceğine dair bir hissiyat var içimde.. Alışık olmadığımız türden bir oyuncu Harden.. Thunder'ın yapısını düşününce çok da kötü bir seçim diyemem.. Sacto'nun Tyreke Evans seçimi bence ellerinde patlar.. Ricky Rubio'dan emin değilim ben ama 4. sıraya düşmüşken gidip Tyreke seçmek bence saçmalık.. Minnesota'nın çok farklı hesapları vardı, o hesaplara girmeden 5'ten Rubio seçti adamlar ki bence draft'in LA Clippers sonrasında en mutlu takımıdır Minny.. Zaten ilk turda 4 hakları olmasıyla bu seneden karlı çıkacakları biliniyordu.. Ricky kaymak oldu onlar için.. Herkes kadar pozitif bakmıyorum Rubio'ya.. Başka bir draft olsa bu kadar üstlere çıkamazdı bence.. Ama bu draft'te Top 5'ten gitmesi, bu kadar ön plana çıkması çok normal.. Ağırlığı yedikten, boğum boğum kas yaptıktan sonra fundamental'ı ne kadar koruyabilecek, o etkiyi ne kadar yapabilecek göreceğiz.. Seneye NBA'e geliyor mu şu an için tam belli değil sanırım bonservis olaylarından ama muhtemelen ilk günden sıkı bir şut diyetine de girecektir ağırlıkla birlikte.. Yaşı her şeyi mazur kılıyor.. Al Jefferson draft'in en mutlu oyuncularındandır bence.. Jonny Flynn'in 6. sıradan seçilmesi de Minny açısından ilginçti.. Daha hazır tabii ki Rubio'dan Flynn.. Rubio işe alışana kadar ilk 5'e oturması muhtemel.. O da bu draft'in sevdiğim elemanlarından biriydi.. Fiziğine göre çok ilginç özellikleri var.. Müthiş bir çabukluğa daha kavuşuyor NBA.. 6. sıradan DeMar DeRozan sürprizi bekliyordum aslında ben Rubio'nun yanına.. Çok ilginç bir takım haline gelebilirdi Minny öyle.. Golden State'in Stephen Curry seçimi tam bir rezalet.. İlk 15'in en kötü seçimi.. New York Knicks'i de büyük bir külfetten kurtardılar.. Allan Houston çakmasına ihtiyaç yok bence Madison SQuare Garden'da.. Bu bağlamda Jordan Hill seçimi bence gayet şık.. Toronto'nun DeMar DeRozan seçiminin değişik açılımları olabilir 1-2 seneye.. Brandon Jennings seneye dikkatle izleyeceğimiz elemanlardan.. Tyler Hansbrough beklenen yerlerden gitti.. Yukardan gitse olmaz, aşağıdan gitse ayıp olurdu.. Ama Indiana için gereksiz bir adam bence.. İlk turun ilginç seçimleri NCAA'in son şampiyonunu sürükleyen Ty Lawson ve Wayne Ellington'un 18. ve 28. sıralara kalması oldu.. Beni çok şaşırtmadı ama bu draft'te daha erken gitseler daha az şaşırırdım..

İkinci turda ilerleyen yıllarda etki yapabilecek bazı oyuncular var.. Chase Budinger, Nando De Colo, DeJuan Blair ve hatta Emir Preldzic olmak üzere.. Ama fazla afaki kalır şimdi.. Bir Gilbert Arenas sürprizi daha çıksa da izlesek keşke.. 2009'u onunla anarız..

23 Haz 2009

Glen Johnson & Santa Cruz


Büyük kulüplere genç yaşta gelip orada bekleneni veremeyen ve düşen profillerini underdog takımlarda tekrar cilalayıp büyük transfer yapan iki topçu.. Aynı anda Premier League'in üst kısımlarına terfi ettiler.. Glen Johnson Chelsea'ye geldiğinde İngiltere'nin sayılı beklerinden biri olması bekleniyordu.. İstikrarsız 3 sezondan sonra, bunu gittiği Portsmouth'ta başardı.. İngiltere'nin sayılı altyapılarından West Ham akademisinin bir ürünü Glen Johnson.. Rio Ferdinand, Frank Lampard, Michael Carrick ve Joe Cole gibi.. Chelsea onun üzerinden 2 milyon pound zarar edip 4 milyona Portsmouth'a yolladı.. Liverpool'un onun için Portsmouth'a ödeyeceği miktar ise tam 18 milyon pound.. Pompey son zamanlarda düşen profilleri parlatmayı iyi başardı.. Chelsea ve Arsenal'de tutunamayan Lassana Diarra'nın bütün yeteneğini ortaya çıkarıp 20 milyon pound'a Real Madrid'e yollamışlardı en son.. Benzer büyük karı Glen Johnson'dan elde ettiler.. Liverpool orta saha ve forvette coşup, arkada Dossena ve Arbeloa gibi anlamsız adamlarla oynuyordu.. Ki Benitez'dir buna neden olan.. Glen Johnson'la sağ kanadı anormal sağlamlaştırdılar.. Kuyt ve Johnson koridoru rakip solu fena döver fizik olarak.. Kuyt'ın açtığı ve içe götürdüğü koridoru adam gibi kullanabilecek bir oyuncunun Pool'a gelmiş olması büyük şans.. Benitez'in bu sezon ortaya çıkan mantalite değişimini doğrulayan transfer girişimlerinden biri bu.. Kokuyu alıyor Rafa, EPL'de başarının salt iyi kademe ve defansif futbolla gelmeyeceğinin farkına biraz geç de olsa vardı.. Sol tarafa da benzer bir takviye bence gerekli ama gelir mi orasını bilmiyorum..


Aynı durumun bir benzeri Blackburn cephesinde.. Santa Cruz Bayern Munchen'e 18 yaşında geldiğinde geleceğin önemli forvetlerinden biri olması bekleniyordu.. Almanya'daki 7 sezonda beklenen çıkış gelmedi.. En önemli etkense elemanın başını kaldıramadığı sakatlık serüvenleriydi.. Profilini iyice düşürdü, gençlikten çıktı ve yaklaşık 5 milyon euro'ya Blackburn yolunu tuttu 2007'de.. Geçmişi sakatlıklarla dolu bir oyuncu için EPL gibi fiziğe dayalı bir futbolun oynandığı bir ligde inanılmaz bir başlangıç yaşadı.. 22 gol attı geçen sezon ve sadece 1 maç kaçırdı.. Bu sezon ise eskiye dönüş vardı.. Hem ufak sakatlıklar canını sıktı, hem de geçen seneden oldukça uzaktı görüntüsü.. 2 sezon önce beraber oynadığı ve mükemmel anlaştığı David Bentley'nin gidişini de bu düşüşün altına yazıyorum ben.. Ama bu sezon oldukça kötü bir dönem geçiren Blackburn onu 17 milyon pound'a City'ye satmayı başardı.. 72 tane forveti olan City'nin aradığı oyuncu mudur Santa Cruz hiç emin değilim ben.. Bu sene Everton'a gidip kendine gelen Jo'nun ve diğerlerinin üzerine gelecek oyuncu daha farklı bir seviyede olmalıydı.. Araplar iş başı yaptığı günden beri çok doğru işler yapıldı transferde.. Santa Cruz transferine o gözle yaklaşamıyorum ben..

22 Haz 2009

Gökhan Zan Galatasaray'da


Servet Çetin'in Marseille'ye transferinin kesinleşmesidir bu manasız hareket.. Sabah Gökhan Zan'ın Beşiktaş'la opsiyonlu olan sözleşmesinin uzatılmasının unutulması üzerinden oyuncunun serbest kalabileceği haberlerini okumuştuk.. Akşamına kalmadan Galatasaray'a transferi resmi siteden duyuruldu.. Bu blogda Türk stoperlerin bazılarının yetersizliği ve arkada kalan bazı cevherler için kullanılan en sık örneklerden biridir Gökhan Zan.. Fiziği dışında hiçbir özelliğinin vasatın üstünde olduğuna inanmam, bazılarını da oldukça kötü bulurum.. Ama Servet'in gidişiyle Beşiktaş ve Milli Takım tecrübesini serbest görünce dalmış bizim yöneticiler.. Servet Çetin'den Gökhan Zan'a geçiş büyük bir profil düşüşüdür.. Servet ya da genç oyuncu transfer edip parlatma şansı da olmayacak bu transferde Galatasaray'ın.. Artık gelecek yabancı stoperin muhteşem bir oyuncu olmasını beklemekten başka yapılabilecek bir şey kalmadı.. Muhtemelen bonservis ödemek istemedi Galatasaray Yönetimi..

Beşiktaş Yönetimi Topuz transferinde yaşadıklarından sonra beklenmedik bir darbe daha yedi.. Taraftarın büyük bir bölümünün gözünde önemli bir zayıflık daha yaşayacaklar.. Bilinçli taraftar bu gidişe çok üzülür mü bilmiyorum fakat ne olursa olsun bir tecrübe kaybı yaşayacak Beşiktaş defansı.. Fenerbahçe'den sonra Galatasaray'dan Beşiktaş'a vurulan başka bir darbe.. Ama verimi ne olacak şimdiden kestirmek imkansız.. Emre Güngör'ün durumuna göre Gökhan Zan seneye Galatasaray tandeminin ana oyuncularından biri olabilir.. Şimdiden beni korkutmaya yetiyor bu.. Eren Güngör'e neden 4-5 milyon euro vermiyorlar diye kızamıyorum yöneticilere ama neden yeni bir Emre Güngör'ü 1 milyon civarına çıkaramıyorlar diye kızmakta serbestim.. O zenginliğe sahip bir ülkeyiz zira.. Yaklaşık bir hafta boyunca Galatasaray ve Beşiktaş yönetimleri üzerinden başarı ve başarısızlık geyikleri dönecek ülkede.. İki takıma fayda ve zararlarını ise ancak yeni sezonda görebileceğiz.. Şu an için hayırlı olsun demekten başka yapabilecek bir şey yok..

20 Haz 2009

Thomas Vermaelen


Arsenal'in bir süredir ilgilendiği ve aslında transferini yaklaşık 10 gün önce bitirdiği Vermaelen'le sözleşme imzalandı.. Fiyat 11.5 milyon euro.. Arsene Wenger'in ısrarla istediği bir oyuncuydu, 85 doğumlu olmasıyla işlemek için fena olmadığı da ortada.. Profilinde stoper ve sol bek pozisyonları var.. Wenger'in ortaya istediği biliniyor ama sol bek sürprizi de gelebilir Clichy'nin durumuna göre.. Söylenti ilk çıktığında eski Arsenal stoperi, yeni menajer çakması Tony Adams tarafından boyu nedeniyle eleştirilmişti Vermaelen.. Kolo Toure ve William Gallas'ın zaten ortalama, hatta ortalama altında fizikleri varken, yine benzer bir şekilde 1.83'lük bir oyuncunun tandeme transferinin Arsenal için yanlış olabileceğini, EPL'deki fiziksel mücadele içinde zayıf kalabileceğini belirtmişti Adams.. Bu Adams zaten son zamanlarda Arsenal'le ilgili, özellikle Wenger'in işleriyle ilgili fazla konuşur oldu.. Yaklaşık 1 ay önce de Arsenal yönetiminde Arsene Wenger'in kellesini isteyen insanlar olduğunu, bunu net olarak bildiğini açıklamıştı.. Ne yapmaya çalışıyor, niyeti nedir ben anlayamadım.. Yıllarca o bölgede oynamış büyük bir tecrübenin sözünü dinlemek gerek ama Wenger fazla sallar mı? Sallamıyor ki transfer sorunsuz bir şekilde ve beklendiği gibi gerçekleşti.. Galatasaray'la da dolaylı bir ilgisi var Vermaelen'in.. Galatasaray'ın başka bir Belçikalı genç stoper Jan Verthongen'e talip olduğu çeşitli basın organlarında üfürüldü.. Buna karşılık da bazıları çıkıp onunla Arsenal ilgileniyor babalar, bize gelmez o diye karşılık verdi.. Verthongen'le Arsenal'in bir ilgisini ben daha önce duymadım, muhtemelen o ilgi Vermaelen ilgisidir, bugün gerçekleşen transfer dolayısıyla.. Bunu da ekleyelim buraya..

19 Haz 2009

Servet Çetin ve Transfer


Servet Çetin gitti mi bilmiyorum.. Transfer daha bitmiş görünmüyor.. Marsilya yönetiminin değişmesinin de profesyonel bir şekilde yönetilen takımlarda yapılan çalışmaları fazla etkileyeceğini sanmıyorum.. Ortada açık bir gerçek var.. Galatasaray ve Rijkaard Servet'i bırakmak istemiyor.. Servet Çetin ise gitmek istiyor.. Aynı söylenti Kasım ayında çıktığında görüşlerimi yazmıştım.. Benim açımdan değişen bir şey yok.. Galatasaray'ın yapması gereken parlattığı oyuncuları satıp yerine yenilerini koymaktır.. Mali değeri tavan yapan oyuncuyu o anda çıkarmıyorsanız elden başka bir yolu seçiyorsunuz demektir.. Eğer Galatasaray, UEFA'yı kazanan takımdaki oyuncularından, hatta şu ana kadar yurtdışına sattığı bütün oyunculardan, Fenerbahçe'nin sadece Okocha ve Baliç ikilisinden kazandığı parayı kazanamamışsa yönetimlerin ve hatta taraftarların oturup bunun üzerinde biraz olsun düşünmesi gerekiyor..

Fernando Meira'nın parlaklık gösteremediği bir sezonda, geliş fiyatının üstüne satılması başarıydı.. Daha sonra yaşanan sakatlıklar, cezalar, vs. nedeniyle Kewell'ın stopere geçmesi de (ki bu bile hoca seçimidir) yapılan bu doğrunun yanlış olduğunu göstermez.. O anın doğrusu, sonra gelişen anormalliklerle yanlışa dönüşmez.. Servet Çetin'in omzunu pert etmesi, Emre Güngör'ün oyuna girdiği her maçta 7 dakikalık Josico'ya dönmesi ve diğer şanssızlıklar bu satışı yanlışa çevirmez.. Galatasaray taraftarı savunmasına güvenmiyor ve Servet'in gidişi büyük bir yanlış onlara göre.. Eğer büyük bir takım oyuncusuna gelen teklifi değerlendirdikten sonra, sezon yeni bitmişken onun yerini dolduramıyorsa zaten çok da büyük bir takım değil demektir.. Evet, Servet Çetin hali hazırda bu ülkenin en yetenekli, en iyi defans oyuncusu.. Her iyi tandemin yabancılı çiftlerden oluştuğu göz önüne alınırsa, zaten alınacak olan yabancı stoperin yanında tamamen düzelmiş bir Emre Güngör'le birlikte seçilecek başka bir Türk'le beraber 4. stoper olarak elde duran Aşık üzerinden yeni bir rotasyon kurup yoluna o şekilde devam etmeli Galatasaray.. Semih Kaya ve diğerlerine ise sıra geleceğini sanmıyorum.. Saçma sapan bir şekilde Semih ve Murat gibi gençlerin rotasyona dahil edilmesini bekleyen insanlar var bu ülkede.. Nasıl bir genç hayranlığıymış bu anlamadım ki.. 20 yaşındaki bir çocuk ya ilk 11'de oynar, üzerinde ısrar edilir.. Ya da başka bir takıma kiralık gönderilir.. Rotasyona dahil edilip 4. ya da 5. tercih olarak elde tutulmaz.. Sağlıklı bir şekilde 3 ay üst üste oynayamamış, devamlı bir yerlerini koparan ve zedeleyen Semih Kaya'ya da dünyanın hiçbir yerinde güvenilmez.. Galatasaray'ın altyapı balonu çoğalarak büyümeye devam ediyor.. Öyle bir genç hayranlığı var ki bu ülkede, Galatasaray'ın koca bir nesli harcadığını düşünen insanlar var.. O genç çocuk sahaya çıktığında ilk hatasında ilk küfrü basacak olan insanlar bunlar.. Son 10 yılda Galatasaray altyapısı kimleri çıkarmış da takım kurtulmuş bir baksalar bunlar olmayacak.. Çıkabilen çıkıyor futbolda, çıkamayan Bank Asya'ya gidiyor.. Bunda da suçlu kulüp değil.. Oyuncular, ondan farklı beklentiler içine giren insanlar ve içinde bulunduğumuz yapı..

Servet Çetin gitmek istiyor.. Ağrı'nın göbeğinden (Yorumlarda gelmedi ama başka yerden geldi düzeltme, Iğdırlı'ymış Servet.. 76 tabii, düzeltelim aslan parçasına daha fazla ayıp etmeden) kopup gelmiş bu halis Anadolu delikanlısının tek isteğinin Avrupa görmek olduğunu herkes biliyor.. 3 senede doğuştan 3 takımı tutan zibidilerin yanında Servet Çetin bir kere bile Galatasaraylıyım demeyen ama sahaya yüreğini koyan yapısıyla benim bu ligde gördüğüm en nevi şahsına münhasır, en harika figürlerden biri.. Ben doğuştan Galatasaraylıyım, kesseniz sarı-kırmızı akar diyen bazı kendini bilmezlerin yerine keşke her takımın 11 Servet'i olsa.. Andriy Shevchenko zırıltılarıyla gelip hakkında saçma sapan konuşan bütün Türkiye'yi toprağa gömmek, asfalta çevirmek kolay iş değildir.. Geçen senenin başından, iyi oynadığı halde kendisine saydırmaya çalışan garipler ortaya çıktığı günden beri savunuyoruz Servet'i.. Başta ihtiyacı vardı, artık ilk kötü pasında hakaretler yağdıranlar bile bu adamın açık ara olduğunun farkında.. Bu süreç nasıl sona erer bilmiyorum ama tek dileğim Servet Çetin'in mutlu olacağı şekilde bitmesidir.. Galatasaray da önünde koca bir transfer sezonu varken bunun önlemini alamayacaksa, yerini Türk ve yabancı oyuncularla dolduramayacaksa, Frank Rijkaard'ı Türkiye'ye getiren vizyonunda zerre iş yok demektir.. Her Galatasaray taraftarı en ufak bir endişe duymadan, Servet'in yurtdışına gidişine ve ondan gelecek paraya sevinmelidir.. Türkiye'de stoper kıtlığı var cümlesi ise tamamen önyargıların, oyuncuları takip etmemenin ortaya çıkardığı bir olgudur.. Emre Güngör nereden nasıl çıktıysa, yenileri de çıkar, onlar da satılır benzer şekilde.. Önemli olan doğru dokuyu oluşturabilmek..

Transferin en başarılı takımı Fenerbahçe.. Kendi açılarından doğru bir yol izliyorlar.. Para sorunları yok ve Türkiye içinde parayı sorun yapmadan bonservislere büyük paralar vererek piyasayı yükseltiyorlar.. Rakiplerin ekonomik sıkıntı içinde olduğu bir dönemde bu takım çıkarları açısından doğru bir rotadır.. Mehmet Topuz'a 9 milyon euro, Özer Hurmacı'ya 4 milyon euro + 2 oyuncunun verildiği bir ortamda diğer takımların transfer yapması kolay olmayacak.. Bu ülkede büyük yıldız potansiyeli taşıyan 4 oyuncu var.. Murat Ceylan, İsmail Köybaşı, Özer Hurmacı ve Sercan Yıldırım.. Biri gitti, kaldı 3.. Diğer oyuncular için de kapı artık en az 2-3 milyon eurodan açılacak.. Fenerbahçe Poulsen'i de alabilse daha işin başında önemli iş başarmış olacaktı ama pürüzler var o tarafta.. Marco Aurelio'nun gelmesi de bonservis nedeniyle zor görünüyor.. Yine de hem kanatta hem de ortada oynayabilen iki oyuncuyla zayıf orta sahayı doğrulttular.. Beşiktaş Topuz nedeniyle büyük yara aldı.. Gelen tek oyuncu Fink ki taraftar CL ve lig için çok önemli takviyeler gerektiğinin farkında.. Galatasaray yine durgun gidiyor.. Medyada ve internet sitelerinde çıkan yığınla isim var.. Eğer Haldun Üstünel'i biraz tanıyorsak çok alakasız 1-2 ismin gelebileceğini de düşünmek gerekiyor.. Giden oyuncu var ama gelen yok.. Yabancı oyuncu transferi ayrı bir olgu Türkiye'de.. Fakat iç pazarın şu ortamda kesinlikle gözden kaçmaması gerekiyor.. Galatasaray kadrosunun en az 2-3 kaliteli Türk oyuncuyla desteklenmesi gerekiyor, Mustafa Sarp transferi dışında.. Bölge bölge ele alıp Frank Rijkaard'la birlikte inceleyeceğiz transfer sezonunda.. Umuyorum ekonomik sıkıntıların neden olduğu bir bekleyiş değildir bu..

18 Haz 2009

Terminator Salvation


Yapılışının üzerinden 18 sene geçmiş, Terminator 2 hala izlediğim en iyi bilimkurgu-aksiyon filmi olma özelliğini sürdürüyor.. İlk filmi ilk olarak televizyonda izlemişim, belki 10 yaşında bile değilim.. O durdurulamaz T-800 vücudu yandıktan sonra stop motion tekniğiyle çekilen metal iskeletten oluşan haliyle küçük ruhuma tarifsiz bir rahatsızlık yaşatmış.. Belki de ilk defa izlediğim bir şey üzerinden endişe duymuş, korkmuş, rahatsız olmuşum.. Üzerine gelen film, devam filmlerinin başarısızlığı klişesini yerle bir edip tartışılmaz bir sinema şöleni olunca oluşan Terminator miti ve evreni de bambaşka bir yer ediniyor tabii gönülde.. Üstüne T3'ün çekileceği haberini almışız.. U-571'den fazlasıyla takdir ettiğimiz Jonathan Mostow gelmiş.. Ruha fazla zarar vermeden, sinemaya yeni hiçbir şey katmadan fakat James Cameron'un çizdiği yoldan fazla çıkmadan, Arnold'la olabildiğince yeterli bir film yapmış.. Buna da eyvallah demişiz bir yere kadar.. Peki bu son gelen rezalet nedir? McG ismi çıktığından, Terminator filmleriyle alakası olmayan fragmanlar geldiği günden beri böyle bir kepazeliğin geleceğini biliyoruz.. Böyle bir miti, elinde Charlie's Angels rezilliklerinden başka bir şey olmayan böyle bir kifayetsize vermenin mantığı nedir yahu? 200 milyon dolar bütçe çıkarıp onu böyle yeteneksizlerin elinde çar çur etmek hangi ilerizekalı yapımcının fikridir? Yeni Batman serisinin müthiş Bruce Wayne'i, oynadığı her yapımda mutlaka vasatın üstünde, hatta iyinin de üstünde performans gösteren Christian Bale'i en dandik, Nick Stahl'dan bile beter bir John Connor haline başka kim getirebilir? T3 çekildikten sonra Mostow'un filmi için inanılmaz eğlendim, çok iyiydi diyerek tevazu gösteren James Cameron bu rezaleti izledikten sonra hangi açıklamayı yapar? Yazık ki böyle vasıfsız yönetmenlerin, beyin kıvrımları gelişmemiş böyle yapımcıların yapacağı iki Terminator'u daha beyazperdede izleyeceğiz.. Film bittikten sonra gerizekalı T-800'leri, Skynet'in ana üssünde en önemli adam Connor'un üstüne sadece tek bir robot yollayan, öldürülmesi gereken Kyle Reese'i inatla öldürmeyip hapseden aptallar ordusunun insanlar karşısında nasıl mağlup olacağını 2 film boyunca büyük bir prodüksiyon ve kahramanlık hikayesi üzerinden izlemek zorunda bırakılacağız..

Robert Patrick gelip şişler umuyorum tamamını.. Hepsine yazıklar olsun..

10 maç


6 Mayıs'ta Barcelona'yla oynanan yarın finalin faturası çıktı UEFA tarafından.. 2 oyuncuya 10 maç ceza.. Ovrebo verdiği kararlarla maçın içine etti, onun heyeyanıyla korkunç yüzünü objektiflere gösteren Didier Drogba da 6 maçla cezalandırıldı.. Sağ bek Jose Bosingwa'ya da 4 maçlık bir fatura kesildi UEFA tarafından.. CL seneye başka bir CL olacak ve gruplar biraz olsun zayıflayacak.. Eğer tersi olsaydı büyük sıkıntı beklerdi Carlo Ancelotti'yi.. Bizim futbol sahalarında, hatta bu akşam bir örneği de salonlarda görülen infiallerden sonra onun onda birini barındırmayan durumlara UEFA'nın kestiği ceza bu.. Ne şiş yansın, ne kebapçı federasyonların kulağına küpe olmasını isteriz tabii ama bu kaçıncı örnek, düzelen bir şey olmuyor bu ülkede.. Artık biz buyuz ve değiştiremeyiz demenin vakti geldi de geçiyor sanırım.. Bunu demeyi başarırsak belki de her şey daha iyi olacak ileride..

Edit: Maçların 2+1'i tekrarlanması halinde kesilecekmiş..

15 Haz 2009

14 Haz 2009

LakersTR Final Organizasyonu

LakersTR kurulduğundan beri düzenli olarak organizasyonlar yapılıyor ve maçları birlikte izliyoruz son 2 yıldır.. Finallerde de İstanbul'da büyük buluşmalar oluyor.. Yine bir NBA finalinde, Orlando'yla yapılacak 5. maçta Lakers Türkiye ekibi bir organizasyon işine girdi.. Şu anda kesinleşen yaklaşık 50 kişiyle 5. maçı birlikte izleyeceğiz.. Herkes davetlidir finale.. Siteye üye değiliz diye çekinecek olanlar çekinmesin.. Geldikten 5 dakika sonra zaten ortama alışıp kaynaşırlar.. Gelebilecek olani tercihen Lakerslı ama en önemlisi NBA sevdalılarını bekleriz muhabbete.. Bilgiler şurdan: http://www.lakerstr.com/forum/index.php?topic=7968.0
Geçen sene Boston maçını kaybetmiştik.. 5. maç da kaybedilmeye yakın bir maç açıkçası ama şu anda kimsenin umrunda değil.. Herkes rahat rahat maçı izleyip geyiğini yapacak.. Yukarıdaki sayfada bulamayanlar için kısaca buradan da vereyim bilgileri.. Akşam 8 gibi Taksim'de Veli Bar'da toplanılıyor.. Akşam 12-1 gibi de hep beraber Tophane'deki Osmanlı Nargile'ye geçiliyor.. Yorum gelirse çok büyük ihtimalle maç sonrasına kadar yayınlayamayacağım.. O nedenle verdiğim adrese göz atmanızda da fayda olabilir.. Bekleriz..

,

Sepettopu


Kadroda çok değerli isimler var.. NBA TV'nin acar spikeri İsmail Şenol, NBA gurusu ve sosyologu Mete Aktaş, Eurosport'un ultra kombo spikeri Caner Eler, NTV ekibinden Irmak Kazuk, Batug.com ekibinden Muyu, Alim Karasu ve değerli birçok arkadaş.. Burası bir futbol blogu malum, NBA'e de sınırlı şekilde yer veriyorum.. NBA'le ilgili artık ben de sepettopu.net'te çiziktirmeye çalışacağım birkaç şey.. NBA'i toplayıp oraya götürmüyorum.. Sadece burada yer veremediklerimi orada yazma şansım olacak, burada işleyiş açısında değişen bir şey yok.. Bu adamların arasında yazmak zevktir zaten.. Özellikle NBA ve NCAA'le ilgili bir boşluk vardı, Sepettopu onu dolduracak rahatlıkla.. Arada tıklayın, iyi gelir..

12 Haz 2009

Orlando Magic 91-99 Los Angeles Lakers


Yazacak fazla bir şey yok aslında bu maçla ilgili.. Denver deplasmanındaki ilk maçın ilk yarısındaki rezalet oyundan sonra devre arasında yaşanan büyük hayal kırıklığı arkasından o maça benzer bir dönüş, şans faktörünün devreye girişi ve uzatmada maçı koparış.. İki berbat ilk yarıdan serinin kaderini belirleyen iki inanılmaz galibiyet çıkardı Lakers.. İlk 6 dakikada rakibe 6 boş üçlük imkanı veren, J.J. Redick ve Marcin Gortat'dan ikili oyun sonrasında Gortat üzerinden boş smaç yiyen paspas olmuş savunma ikinci yarıda nasıl geri döndü şu anda hiçbir şey bilmiyorum.. Tekrar izlemek gerek ama bir şeyler normal değildi bugün.. Kobe'nin Allen Iverson'culuk oynadığı, Pau Gasol'un yine Dwight tarafından fiziksel yönden ezildiği, Lamar Odom'un kenardan hiçbir şey vermediği bu maç 2 adama yazılır.. İkinci yarıda yanlış saymadıysam 16 sayı atan Trevor Ariza ve artık kendisine bir şey diyemeyeceğim, Robert Horry'nin bir boy küçüğü, büyük adam Derek Fisher.. Normal sezonda, play-off'un çok büyük bölümünde paspas olan adam finalde büyük toparlanma göstermişti zaten.. Bugün Lakers'ın şampiyonluk çekinin yarısını imzaladı tek başına..

Normal sürenin son 1 dakikasına 5 sayı önde girmişsiniz.. 3 sayıyken 2 faul kaçırıp son 5 saniyede beraberliğe geliyorsunuz.. Bu açık bir şekilde moral bozar.. Üstüne yetmiyor, aynı adamdan maç kafa kafaya giderken bir 3 daha yiyorsunuz.. Şans perileri bu sabah Lakers'ın yanındaydı.. Kobe'nin eğer bu maç alınacaksa bugün, kendisinin alması gerekirdi.. Beceremedi.. Sahneye Ariza ve Fisher çıktı.. Orlando'da Hidayet'e büyük yazık oldu.. Şu anda dünyanın en iyi 15-20 oyuncusundan biridir deyince 1-2 tepki gelmişti fazla dedin diye.. Ama bugün bir daha gösterdi onu.. NBA'in final serisinde şu topu oynayacak 10-15'ten fazla adam sayamazsınız.. 25 sayının, istatistik kağıdının dışında şeyler var Hidayet'ten sahaya yansıyan.. Çok daha saf basketbol yetenekleri şu oyunu oynayamaz bu seviyede..

Maçı neden Jameer Nelson'la bitirdi Orlando Magic anlamadım.. Ama Jameer'in büyük süreler aldığı 2 maçı da Lakers'ın kazandığı gerçeği bir kez daha gelecek Stan Van Gundy'nin önüne.. Bugünkü maç bu işin bitişidir nazarımda.. Buradan şampiyonluğu verecek takım, coach ve oyuncu zaten görünmesin kimsenin gözüne..

Fisher, bambaşkasın..

11 Haz 2009

CR7 vs. Messi vol. 2


CR7 vs. Messi muhabbetinde yeni bir cephe açılıyor.. CR7'den görebildiğim bir açıklama yok hala United teklifi kabul etse de ama herkes Real'de oynamasını bekliyor seneye.. United inanılmaz çabuk pes etti.. Perez'in fendi herkesi yeniyor tek tek.. Tek forvetin arkasına Kaka'yı monte ettiler, sağ açığı dünyanın en iyi 2 topçusundan biriyle doldurdular.. Forvet ve sol açık boş kaldı.. Ronaldo'ya 95'i sayan, bu iki bölge için de 70-80'i gözden çıkarır heralde.. Cristiano Ronaldo'nun geçen sene Real'i istemesi bana çok mantıksız gelmişti.. Fakat CL finalindeki Messi mağlubiyeti, o maçtan sonra yaşadıkları ve Real Madrid'de başlayan yeni bir dönemle birlikte net bir şekilde kabul edecektir.. Messi için gidecek La Liga'ya.. El Classico'lar ise bundan sonra her şeyden farklı olacak.. Böyle teknik bir hattın önüne Barca'yı takip edip Eto'o gibi devamlı arayan, mücadele eden, çabalayan bir adam alması gerek bence Real'in.. David Villa gider ama ondan iyisini ve hatta ucuzunu bulmaları mümkün.. 40 milyon euro Villa'ya verileceğine, o paraya çok daha müthiş tek forvet oynayacak birini bulabilir Real.. Sol açık için Ribery bas bas bağırıyor.. Gelirse çok korkunç bir hat olacak..

United'ın durumu daha ilginç.. Şampiyon büyük güç kaybına uğrayacak CR7'yle birlikte.. O paranın yarısının yeni transferlere, yeni genç yeteneklere, hatta yeni CR7'lere harcanacağını kestirmek güç değil.. Ama oturur mu? Yoksa seneye United'dan bir geçiş sezonu mu gelir ilginç işin o tarafı.. Chelsea Ancelotti'yle yaktı kendisini lig yarışında.. United'dan büyük güç kaybı.. Arsenal'in seneye daha iyi olacağı ve yarışın içinde bulunacağı kesin ama ne kadar götürebilirler ligi beklemek gerek onun için.. Eğer Benitez geçen senenin ikinci yarısıyla birlikte dizginleri elden bıraktıktan sonra farklılaşan takımı iyi analiz edebilirse Pool seneye yakın olabilir EPL'ye.. Orada da dengeler çok değişecek transferler gelmeye başlayınca..

10 Haz 2009

Orlando Magic 108-104 Los Angeles Lakers


Rakibin en büyük ve pota altından üretim yapan tek silahının sadece 6 şut kullandığı bir günde, dış oyuncuların eline bakan bir duruma indirgenmiş rakibinizi %63'le hücum ettiriyorsanız savunma planınızda bir yanlış var demektir.. Bu ilk 2 maçta alttan geliyorum diyen bir hadiseydi.. Orlando'daki ilk maçta patladı.. Özellikle 4. çeyreğin başında Orlandolu topçuların üst üste buldukları birkaç balık basket şansın bugün yanlarında olduğunu düşündürebilir.. Buna kısmen katılmak da mümkündür.. Ama pota altı top kullanma yönünden bu kadar pasifken böyle bir yüzde varsa Lakers'ın savunma stilini gözden geçirmesi gerekiyor..

İlk yarı sona erdiğinde Orlando Magic'in saha içi isabet oranı %76'ydı.. Lakers ilk yarıda rakibinden toplam 9 şut fazla kullanmış, süper yıldızı da mükemmel bir çeyrek, gayet iyi bir devre geçirmişti.. Böyle bir ortamda Lakers'ın önde olmasını beklersiniz ama Orlando devreye 5 sayı üstün girdi.. Rakibin hücum silahına odaklanma, onu temel alan savunma sistemleri içine girme hep tartışılan bir konudur NBA'de.. Kobe Bryant, LeBron James gibi adamlara odaklanmak gerekli midir? Bu adamları durdurursanız, geri kalanı kısmen vasat olan takımları mağlup edebilir misiniz? Yoksa çevresindekilerin musluğunu kesip "Kobe tek başına ne yaparsa yapsın, diğerlerinden boş yemeyelim bu yeter." mi doğru olan mantıktır? Bunun net ve kesin bir cevabı yok.. Orlando, Cleveland serisinde LeBron'a odaklı başladı.. Diğerleri çatır çutur atınca daha ilk maçta işi değiştirdiler ve çevredekileri durdurarak konferans finallerine çıktılar belki de.. Ama bu Kobe'yi tamamen pasifize ederek Lakers'i eleyemeyeceğiniz anlamına gelmiyor.. Buradan Dwight Howard'a geleceğim tabii ki.. Lakers ve Phil Jackson'un Dwight'ı fazla merkeze aldıklarını düşünüyorum.. İlk maçta özellikle müthiş durdurdular diğer oyunculara boş şut imkanı vermelerine rağmen ama ikinci maç Rashard Lewis üzerinden çok net bir sinyaldi.. Almadı Lakers.. Bugün yine cezalandırıldılar.. 3 sayı yönünden çok iyi bir gece geçirmese de Orlando, anormal boş şut imkanı buldular.. Özellikle Rashard Lewis'in rakibin en etkili şutörü olarak bu kadar boş bırakılmasını, tabir-i caizse riske edilir gibi oynanmasını ben fazla anlamıyorum..

Dwight Howard 5 yıldır bu ligde oynuyor.. 5 yılda gereken hücum gelişimini sağlayamamış, özellikle son 1-2 yılında vasatın üstüne çıkan bir post up oyunu olmaması yönünden eleştirilmiş, bu yokken belirli bir orta mesafe şutu da yapamaması üzerinden vurulmuş, sayılarının çoğunu potaya dönük tamamlamalar ve hücum reboları üzerinden bulan müthiş bir atlet.. Bu sene belki de uzun zamandan beri ilk defa Cleveland karşısında ShaQ'lık yaptı ama sadece bir maç.. Korkutmalı mı? Evet.. Çok temele konmalı mı peki bu nedenle? Bence hayır.. D12 hala o olgunluğa kavuşabilmiş değil ve ben tek başına Lakers'ı final serisinde sürklase edebileceğini düşünmüyorum bu adamın.. Lakers'ın Orlando'da kalan iki maçta Dwight'ı biraz daha onu tutan oyuncularla başbaşa bırakıp, fazla faul almadan ve içeri bu kadar gömülmeden oynamayı denemesi gerekiyor bana kalırsa.. İlk 3 maç boyunca Orlando hücumu ve Lakers savunması bağlamında yapacağım ilk tespit budur benim.. Şutu en istikrarsız olan Rafer Alston dahil, hiçbir oyuncuyu riske etmeden Dwight'ın neler yapabileceğini test etmek gerekiyor.. Belki patlayabilir bu düşünce, belki tek çeyrek sonunda olmaz, tekrar dönülür bu yardımlı bir şekilde önden alındığı savunma planına.. Ama belirli bir süre denemek gerekiyor..


Kobe müthiş başladı, anormal soğudu sonra.. Nedenini anlayamadım fazla.. Kenarda çok oturdu desem değil.. Courtney Lee ilk defa bu kadar iyi iş çıkardı Kobe savunmasında, onun hakkını vermek gerekiyor fakat.. Gasol hücumda iyi, ribauntlarda çok pasifti.. D12 tarafından resmen ezildi fiziksel yönden.. İlk 2 maçtaki anormal eforu ve hücumda başarısıdan dolayı görmezden geliyoruz tabii.. Sezon boyunca saçmalayan ve batıran Fisher'a final serisinde bir şey olmuş gibi.. Hayretle izliyorum.. Keza Trevor Ali Rıza'ya bayılıyoruz.. Kötü atması önemli değildi bugün, karakteri yetti.. Orlando'da tam 5 oyuncu 18+ attı ve hepsi de %60'ın üstünde yaptı bu 18+'yı.. Böyle bir takıma karşı maçı son anlara götürmek bile büyük başarıdır bence.. Los Angeles Lakers tarafından işin optimist yönden bakılacak tek tarafı da, rakip böyle abuk bir hücum performansı gösterirken maçı son dakikaya kadar tutabilmek olmalıdır.. "Böyle atarken bile koparamıyoruz maçı." düşüncesini Orlando oyuncularının akıllarına düşürmeleri böyle bir kayıptan çıkan önemli bir psikolojik üstünlük olarak sahaya yansıyabilir diğer maçlarda..

9 Haz 2009

Kaka resmen Real Madrid topçusu


Silvio Berlusconi 1 haftadır alıştırma faaliyetlerine başlamıştı.. Son karar Pazartesi dedi durdu.. Günün son saatlerinde resmi olarak açıklandı.. Florentino Perez'in ilk adamı Kaka.. Nam-ı diğer, PES telaffuzuyla "kekaaaa".. Milan parayı görünce City'de gibi olduğu satışa getirdi hemen taraftarı.. City devredeyken caddelere dökülen Milanlı taraftarları bu sefer göremedik gözyaşlarıyla ama.. Berlusconi Kaka gidiyorsa Ronaldinho'muz var canım diyor.. Haklı olabilir.. Bir target striker transferinin arkasında Pato'yla beraber Roni'ye iş düşebilir seneye.. Ya da gelen 65 milyon euro'nun bir kısmıyla Kaka'nın bir boy küçüğü alınır.. Roni de ıskartaya çıkar sezon içinde..

Real'e 6 yıllık imzayı atan Kaka'nın kulübe toplam maliyeti 120 milyon euro.. 65 kulübe, yıllık 9 milyon euro'dan 54 milyon da Kaka'ya.. Perez için sivrisinek ısırığıdır muhtemelen.. Real'in bolca transfere ihtiyacı var.. Defansın ortası, muhtemel sol bek ve hücum hattı tamamen değişecek.. Orta saha ve forvet hattında, göbekte oynaması muhtemel Diarra'lar dışında Real formasının içini dolduracak hiçbir oyuncuya sahip değiller.. Eh, yanlış yapılanmanın ve transferlerin sorumlusu da biz değiliz tabii.. Ama para harcayarak mı dolacak bu içi boşalmış kadro, yoksa ilk Perez döneminin sonu gibi bir yığın borcu beraberinde mi getirecek onu daha sonra anlayacağız.. Ribery EPL tarafından çekilmezse çok büyük ihtimal Real'de, ki Barca'nın Henry sonrası sol açığı için ideal çocuktur aslında.. Bir sağlam forveti de getirecekler.. Sağa CR7 gelecek mi, yaklaşık 1-2 ay boyunca da bununla ütülenecek kafamız.. İstedikleri kadroyu kurduklarında o takımın hocası Pellegrini midir, onu da ilk 6-7 hafta sonunda tecrübe edeceğiz beraber.. Fazla umutlanmamaları kendi adıma önerimdir Madridistalara..

8 Haz 2009

Rijkaard İncileri


"Total Futbol da total oyuncularla oynanır hani. Total Futbol'u uygulatmak o kadar kolay olsaydı, Van Basten'i, Koeman'ı gittiği her takıma uygulatırdı bu Total Futbol'u. Ama o kadar kolay değil işte. Hem Barcelona'nın oyuncuları da bir farklı."

"Bülent Korkmaz'a sabır gösterilmez ama Frank Rijkaard'a gösterilir tabii."

Sonsuz saçmalamalar dışında işin nirvanası.. Seneye Hakan Ünsal'la yine eğlenceli günler bizi bekler. Bu Total Futbol ve Rinus Michels'i de bir doladılar ağızlarına, herkesin ağzında Total Futbol.. O konulara da gireceğiz elbette ama insanlar alsın bir heveslerini.. Rijkaard'ı övmek için de, yermek için de şu Total Futbol ve Michels'e girmeseler olmayacak..

Ünsal'ın bir muhtemel transfer hesaplarına girişi vardı ki Sneijder üzerinden tekrar tekrar izlenecek performanslar bunlar.. Gören de Rijkaard'la anlaşan Galatasaray Yönetimi'nin bu konuları hiç konuşmadığını sanacak.. Üstünel ve Polat bütçenin ne olduğunu, kimlerin alınıp alınamayacağını söylememişlerdir zaten Rijkaard'a.. Rijkaard da kimi alabileceğini bilmeden gelmiştir Barcelona'dan sonra Galatasaray'ın başına..

Los Angeles Lakers 101-96 Orlando Magic


Şu maçta bir tarafım ben ve o taraf bilindiği gibi Orlando Magic değil.. Hidayet'i zerre umursamadığımı da daha önce söyledim fakat bu geceki mücadelesinden sonra insan garip hissedebiliyor yine.. Seri 2-0'a geldi, şampiyonluk kolaylandı.. Orlando'daki 3 maçtan çıkacak 1 galibiyet işi garantiye götürür.. 3 maç kaybedilse bile Lakers büyük bir şansı elinde tutmaya devam edecek.. O açıdan çok değerli bu galibiyet..

Orlando Magic'in ilk maçtan sonra farklı şeyler deneyeceğini biliyorduk.. Jameer Nelson'un süreleri biraz kısıldı, ilk maçta hiç oynamaması nedeniyle eleştirilen J.J. Redick'e rotasyonda önemli bir bölüm açıldı.. Dwight-Gortat-Battie üçlüsünden 2 oyuncu zaman zaman beraber yer aldı sahada.. Çift uzun dışında Orlando aslında fazla çıkmadı oyununun dışına.. Yine ilk hedef Dwight'a top geçirmek ve dışarı çıkan toplarda ekstra paslarla boş oyuncuyu bulup cezayı kesmek oldu.. İlk yarıda iki takımın da gösterdiği berbat hücum performansından sonra özellikle ikinci yarı iyi de yaptılar bunu.. İlk maçta bazı boşları sokamamıştı Orlando, bu maçta soktular.. Dwight'a çok doğru gömülerek yine iyi iş yaptı Lakers savunması ama Hedo ve Lewis sokmaya başladıktan sonra, özellikle Lewis'i çok gereksiz riske ettiler.. Orlando'dan maksimumu bu şutlarıyla alan Lewis 5 tane üçlüğünü bomboş atıp 34 sayıyı yolluyorsa finalde, işin o kısmında yanlış yapmış demektir Lakers..

Jameer Nelson eğer düzeldiyse imdat çıkışı olarak mutlaka yer almalı bench'te ama rotasyonun ana parçası olmasını çok anlamıyorum ben.. Rafer Alston'un ekstra kötü oyununda Jameer etkisi de var ve bu Orlando'yu da etkiliyor.. En basitinden Alston-Johnson'lı guard rotasyonunda sadece Alston topla oynamayı seven 1 numara olarak Orlando'nun oyununda Hedo üzerinden daha çok esneklik sağlanabiliyordu.. Anthony Johnson'un 10-15 dakikalık oyunda topa hükmetmeden işler yapması daha farklıydı Orlando için.. Rafer-Jameer'den oluşan 1 rotasyonunda mutlaka topla oynamayı seven bir PG'yle yer alıyor sahada Orlando..

Lakers'ta Kobe'nin bu kadar geri planda görünerek yaptığı 29-8-4 istatistiği en az 40-8-8 kadar değerliydi.. Yine çok olgun oynadı Kobetullah.. 7 top kaybı 8 asistin değerini düşürüyor ama karşı tarafta Dwight ve Hedo'nun kayıpları biraz olsun nötrledi.. Hakemlerin sonda yanlış çaldığı düdük dışında da kritik yerde değildi top kayıpları, o açıdan sevindirici.. Pau Gasol çok yürekli oynuyor bu play-off'larda.. Geçen sene Boston karşısında Ayşegül'e çıkardığımız adını tekrar Ahmet'e çevirmeyi başardı.. Erkek gibi duruyor Dwight'ın arkasında ki çok ters eşleşme kendisi için.. Drew'ün aldığı anlamsız faullerden sonra bugün biraz daha fazla içli dışlı oldu Dwight'la.. Çok beğendim ama ben.. Drew'e acil beyin nakli öneriyorum.. Off-season'un en önemli hamlelerinden biri olur Lakers için.. Yine Derek Fisher zannedersem play-off'un en karakterli topunu oynadı bu gece.. Bir molada takıma yaptığı konuşma da üstüne eklenince bu sene defalarca dalgaya aldığımız "Ayarcı 0.4" için tek maçla birlikte pozitif şeyler oluştu.. Kobe Hedo tarafından bloklandığı pozisyonda köşede bomboş kalan kendisini görse iyice efsaneleşebilirdi bu Fisher.. Kısmet tabii..

Hedo'nun LeBron karşısındaki hareketlerinden sonra Kobe'ye meydan okuması da müthişti.. Geldiği nokta hakikaten inanılmaz.. Yaptığı blok elbette ki değerli, ama tek pozisyon.. Eğer kazanılsa istatistik olarak da önemli olacaktı.. Ama mesela uzatmalarda 2-3 pozisyonda Kobe'ye yaptığı çok iyi savunma daha etkileyiciydi bence.. Bloktan sonra kızan Kobe'yi iki pozisyon dışında durdurmaya devam etti.. O 2 pozisyon belki maçı bitirdi ama 24'e karşı daha fazlasını yapamazsınız.. Müthiş bir karakterdi sahada gösterdiği.. Maçtan sonra Kobe'nin açıklamaları ve Jack Nicholson'un koluna girmiş görüntüleri net bir şekilde ortaya koyuyor zaten oyununu.. Şu anda açık ara en başarılı Türk sporcudur Hedo.. Onu da geçiyorum, NBA'in en iyi 15-20 oyuncusundan biridir.. Rüya gibi ama gerçek..

Son olarak hakemlere geleyim.. 2-3 pozisyon üzerinden Lakers'a vuruluyor, maç içinde daha önce eleştirdiğim Murat Kosova'nın inanamadığım sağduyusuna rağmen.. Önce Dwight'ın Kobe'ye yaptığı blokta Pietrus'un yaptığı net bir fauldur Kobe'ye.. Fotoğrafı şuradadır.. Kollarını Kobe'nin üzerine doğru indirip Kobe'nin sol koluna çok net temas yapmıştır.. Kaan Kural ben bir şey göremedim derken Kosova'nın sanki bir temas var deyişi çok duygulandırdı beni.. Tebrik ediyorum Murat Kosova'yı.. İkincisi Hedo'nun Ariza'ya yaptığı hareket net bir hücum fauldur.. Buna çalınacaksa her maç 20 tane hücum faul çıkar doğru yaklaşım değil.. Göğüse dirseği çakıp oyuncu yere yıkılıyorsa (ki kimse Ariza'nın kendisini yere attığını iddia edemez) çalarlar düdüğü.. O dirseği adamın etrafında dönerken çengel yapmayı bile affetmiyorsa hakemler, göğüse vurunca hiç affetmezler.. Kusura bakmasın kimse.. Hakemler ilk 2 maçta çift taraflı saçmalamalar içine bütün play-off'larda olduğu gibi girseler de, denge anlamında oldukça iyi gidiyorlar.. Bunu bozmasınlar yeter, zira bu kadar kötü hakemlerin iyi maç yönetmesini ben artık beklemiyorum.. NBA'de görev yapan hakemlerin yarısını sokakta 4'e 4 tek pota yaparken düdük çalsınlar diye almam ben.. Öyle bir rezalete doğru gidiyor burada düdükler.. Bu da başka bir yazının konusu olsun zaten..

7 Haz 2009

Roland Garros 2009


6/1 7/6 6/4.. Roger Federer 2009 Roland Garros Şampiyonu.. Böylece Fred Perry, Don Budge, Rod Laver, Roy Emerson ve Andre Agassi'den sonra kariyer grand slam'i yapan 6. erkek oyuncu oldu.. Daha önceki 5 grand slam'in 2'si 1930'larda, 2'si 1960'ların başındaydı.. Modern zamanda bu işi beceren tek oyuncu Andre Agassi'ydi ki benim en büyük tenis efsanemdir o.. Fedex de modern zamanlarda ikinci oyuncu oldu ki hemen arkasına koyuyorum kendisini ben zaten.. Turnuvanın tartışmasız en büyük sürprizini yapan Robin Söderling'i çok rahat bir oyunla geçti, kazanamadığı tek turnuvayı da hanesine yazdı.. Devamını Wimbledon'da bekliyoruz..

5 Haz 2009

Frank Rijkaard Galatasaray'da!?


"Müthiş bir hadisedir bu fakat bu takımın ve bu sistemin temellerini atan Frank Rijkaard'ı da bu muhteşem başarıda unutmamak gerekiyor.. Eğer FC Barcelona'da geçmiş senelerde bir Frank Rijkaard gerçeği olmasaydı, bu seneki Guardiola gerçeği de bu denli zirveye çıkmayacaktı.. Hollandalı'nın yaptıklarını unutmamak gerekiyor.. Xavi, Iniesta, Messi ve Eto'o'nun temellerini atan, bu sistemi Roni'yle birlikte bu seviyeye çıkartarak oynatabilen adam Guardiola'ya yakın ölçüde pay sahibidir bu başarıda.."

Sadece 1 hafta önceki Şampiyonlar Ligi Finali'nden sonra dikkat çekmek istediğim Rijkaard'ın iade-i itibarı.. Yarım saat önce aldığım haberi hala tam olarak anlayabilmiş değilim.. Burada bugüne kadar 3 tane uzay takımı izledim dedim, onlardan birini yaratan adam Galatasaray'ın başına geliyor.. Şu andaki genç teknik direktörler içinde en heyecan verici olan 2-3 adamdan biri Rijkaard.. Barcelona'yı hem futbol hem de başarı yönünden zirveye ulaştıran, bu sene çıtaları parçalayan takımı ortaya çıkaran adam.. Pep'in en büyük yardımcısı, yol göstericisi.. Ronaldinho'nun en büyük verimini verdiği adam..

Önce Adnan Polat, sonra Yiğit Şardan ısrarla Michael Skibbe'yi getirmekle hata yaptık diyor.. Michael Skibbe'nin futbol tarzına hata diyen bir yönetimde Frank Rijkaard vizyonunun nasıl oluştuğuna anlam veremiyorum.. Galatasaray 3 aylık Bülent Korkmaz arasından sonra pas yapan, fizikten mecburiyetten vereceği sisteme geri dönüyor.. Skibbe hataysa neden Rijkaard? Eğer Skibbe'deki hata teknik yönde değil de, oyuncuları idare edememesindeyse, Rijkaard'ın CL'yi aldıktan sonraki sezon yaşadıklarını da iyi irdelemememiş gibi duruyor yönetim ki şu an beni düşündüren tek şeydir bu.. Fakat böyle bir adamın geldiği yerde bunlarla kafayı çok da yoracak değiliz..

Teknik adam söylentileri çıktığından beri gelişmeleri dikkatle izliyorum.. Ortalığı birbirine katanlar, gazetelerin üfürmeleri, yönetimin garip duruşu.. Arkasından çıkan Frank Rijkaard büyük bir köşeye yatırma.. Bu gelişmeler yaşandığından beri aklımdaki tek bir isim için dua ettim.. Galatasaray'ın kurtuluş reçetesi Co Adriaanse'ydi.. Hem pasa ve kondüsyona dayalı hücum futbolu, hem de adamın psikopat yapısı nedeniyle oyuncular üzerinden kurduğu egemenlikle Galatasaray için biçilmiş kaftandı.. 1 aydır Co'yla yatıp kalkıyorum.. Gittiği her takımı başarıya götüren, arızalı yapısı nedeniyle üst üste Metalurh Donetsk, Al Sadd, Salzburg gibi takımlarda çalışan ve bu nedenle de Türkiye için çok uygun olan adamdı.. Bundan önceki Porto deneyiminde takıma Mourinho sonrası ilk dublesini yaptırmış, 3-5-2'nin değişik bir optimizasyonunda Ricardo Quaresma ve 3'lü defansın göbeğinde Pepe'yi cilalayarak büyük iş yapmış Co'yu istedim sadece.. Gelen adamsa onun disiplinden veren, ama hücumda abartıp uzay takımı yaratan versiyonu.. Juande Ramos gelse bile Co üzerine heyecan duymazdım fazla.. Rijkaard'da söylenecek çok şey var ama..

Olympiakos, Hertha, Benfica maçları dönemine geri dönüyor Galatasaray.. Üst sistem 4-3-3 nihayet Galatasaray'ın da ana sistemi oluyor.. Michael Skibbe evet Türk insanının ve oyuncusunun gözünde güçsüz bir adamdı belki.. Frank Rijkaard'ın da benzer disiplin problemleri Barca'da göründüyse de, var olan karizması ve CL-La Liga kupaları oyuncunun gözünde onu çok daha yukarıya koyacaktır diye umuyorum.. Galatasaray'ın oyuncusu kendisini bilmeli artık.. Bir daha böyle bir hocayı ömürlerinin sonuna kadar göremeyebilirler.. Kısır çekişmelerle, anlamsız şeylerle takımın havasını bozmamalılar.. Skibbe'yle şans eseri girilen dönem upgrade edilmiş haliyle yeniden başlıyor Galatasaray'da.. Şimdi kısa kesip biraz sakinleşme, gelişmeleri izleme zamanı.. Rijkaard ve takımla ilgili söylenecek şey bitmez bu yaz.. Seri başlasın, tebrikler yönetim..

Los Angeles Lakers 100-75 Orlando Magic


Bir altta 2 takımı teraziye koyunca farklı duran "24" yazdık, 24 farkını çok çabuk gösterdi.. Kobe son 7 şutunda 1 isabet bulup hafif cıvıdığı maçı 16/34 şut yüzdesiyle tamamlarken Dwight-Hedo-Lewis üçlüsüyse toplam 6/27 attı.. Böyle bir maçta oluşan 25 sayılık fark için normal muamelesi yapmak bile zor.. Orlando Magic en son bir maçı %30'un altında isabet oranıyla ne zaman tamamlamıştır bir araştırmak gerek ama Lakers savunması gerçekten mükemmeldi bugün.. Phil Jackson'dan triangle istemiyoruz, içimiz bulandı artık P-Jax denen her yerde "üçgen hücum aabi" kelamlarını duymaktan.. Phil Jackson bir savunma uzmanıdır ve bunları kurgulayarak mükemmel hoca olmuştur.. Tex Winter'ın ürettiği triangle offense'e yaptığı katkılarsa coachluk profilinin cilalarıdır ki Tex Winter da kabul eder zaten bunları.. Bu sene müthiş LeBron savunmaları gösterdi Lakers, hepsi P-Jax sayesindeydi.. Bugün de Dwight'ı durdururken aslan payını ona vereceğiz elbette.. Hep böyle görmek istiyoruz Phil babayı..

Jameer Nelson'un oynayacağını düşünmüyordum, yazıda bahsetme gereği bile duymadım.. Bugünkü maçta Jameer tamamen düşük Orlando'nun kazançlarından biri olarak görülebilir.. Fakat 2-3 haftadır devam eden yüksek form döneminden sonra bir düşüş yaşarsanız ve o düşüşte aylardır forma giymeyen bir oyuncu önemli bir rotasyon parçası olarak sahada yer alırsa, acaba o olmasaydı da böyle olur muydu sorusu ister istemez gelecektir önünüze.. Rotasyon şemaları boşuna oluşmuyor.. Her oyuncunun alev alev yanarken bile belirli zamanlarda kenara gelmeleri, hangi 5 parçanın bir arada daha uyumlu oynadığı, ilk 5 ve second unit'lerin sahaya ne şekilde bölüneceği hep uzun süren denemelerden sonra bulunur ve oturtulur.. Takımlar da önemli ölçüde bunlardan alır güçlerini.. Jameer Nelson bugün müthiş başlayan Hedo'nun soğumasında önemli etkendir bence.. Çok iyi işleyen yapının tekerine sokulmuş çomak olmuş olabilir bugün.. Olmasaydı böyle olur muydunun cevabını verebilecek hiç kimse yok ama bu maçtan sonra Stan Van Gundy'nin kafası bu soruyla uzun süre meşgul olacak bence..

Andrew Bynum uzun zamandır kalamadığı kadar dik bir şekilde ayaktaydı bu maçta, ki yine bir altta bahsettiğim şekilde karşısında oynayan Dwight Howard'ın kendisini motive edişidir bunun nedeni.. Ufak da olsa bir avantaj bu.. Bugünkü dominasyonla birlikte beklediğimden daha fazla kaldı sahada ki iç sahada beklenebilecek bir şey bu.. İlk çeyrekte Kobe ve Gasol ikilisi çok kötü attığı için başabaş giden ama Lakers üstünlüğünde geçen 12 dakikayı istatistik yönden destekleyen adamdı takımda.. D12 savunmasındaki başarısı dışında bu yönüyle de öne çıkar.. Bir parantez de Luke için açmak gerek tabii.. Detroit Pistons'la oynanan finalden Kobe'yle birlikte kalan tek oyuncu.. Durup durup finalde vurmasının altında yatan şeylerden biridir bu tecrübe.. Dayak yiye yiye vurabiliyorsunuz bu oyunda.. Şu takımın en saydırdığım adamlarındandır Walton, ama bugün büyük iş yaptı..

Orlando yönünden üzülecek çok fazla şey yok.. Kendi yıldızların dağılıp, karşındaki adam böyle coşunca kazanamazsın.. Dünyanın en basit şeyi bu.. Ama maç kopmadan önce, kopmasına neden olan bölümde bir hayli boş şut kaçırdılar.. Girse nolurdu? Muhtemelen bu gece kazanamazlardı ama daha zor bir maç olurdu Lakers için.. Dwight'a gömülen Lakers savunması bu şutları seri boyunca verecek Orlando'ya.. Bazı maçlarda potaya tükürür gibi üçlük atan bu adamlar soktuğu zaman ne olacağını da Lakers'ın vereceği cevapta göreceğiz.. Ben olsam ikinci maçta eski rotasyona geri dönüp, Jameer'i sadece imdat çıkışı olarak düşünürdüm fakat..

Yol bir bakıma yarılandı.. 2. maç önceki yazıda dediğim gibi şu aşamada küçük çaplı bir final olur Lakers için.. 2-0'a gelen seriden sonra Kobe ve Phil'in Orlando'ya üst üste 3 maç vereceklerini düşünmüyorum ben ki bu şampiyonluk demek.. Verseler nolur? Momentumun bir kısmı bu durumda bile Lakers'ın elinde olmaya devam edecek.. O yüzden ikinci maç çok önemli, çok daha sert ve ciddi geçecektir.. Bir teşekkür de ilk yazıda saydırdığım Kosova'ya edeyim.. Cleveland serisinde tepki aldığını biliyorum.. Bugünkü güzel halinde bu etkili midir bilmiyorum.. Kobe Bryant da maçı erken kopartıp bazı şeylere izin vermedi ama umuyorum bu şekilde devam eder.. Bir ara Dwight'ın Gasol'e 2. hücum faulu yapmasından sonra tam Gasol'e saracakken Kaan Kural araya girip topu uzaklaştırdı ki gülümsedim o pozisyonda.. Görmek istediğimiz Kosova bugünkü Kosova'dır.. Teşekkür ediyoruz kendisine..

4 Haz 2009

NBA Finals 2009: Lakers vs. Orlando


Büyük gün geldi çattı.. NBA Finalleri bu gece başlıyor ve NTV ekranlarında bütün seriyi canlı izleme fırsatına sahip olacağız..

NBA'in normal sezonu 82 maçlık bir yalandır diyen önemli bir kesim vardır.. Bugüne kadar hep bırakın bu işleri şeklinde yaklaştığım bu saptamayla ilgili hak verilecek şeyler yaşadık bu sene.. Lakers'ın batıdan çok ağır favori olarak çıkıp ilk turda Yao'suz Houston karşısında çektikleri, arkasından Denver'ı çok da temiz bir şekilde eleyememesi, doğuda contender mertebesine yükselen Orlando'nun ilk turda Philly karşısında yaşadıkları, Boston karşısında giden turu 6. maçta çevirdikten sonra doğunun çok ağır favorisi Cleveland'ı çok net bir şekilde geçişleri.. Bu 82 maç neden oynanıyoru ilk defa düşündürdü bana ama çok da üzerinde durulacak bir konu değil şu anda..

Play-off'lardaki bu farkı yaratan Orlando - Cleveland serisinin son maçında söylediğim gibi takımların birbirlerine karşı gösterdiği uyum, birbirlerinin silahlarına sahada verdikleri cevap.. Orlando'nun 4 kısalı, Rashard Lewis'i 4 numaraya çeken sistemi Cleveland'ı Zydrunas Ilgauskas üzerinden çökertti.. Bu çöküşün en önemli nedeni de Z'nin D12'nin arkasında duramamasıydı.. Zincirleme reaksiyonlar serilerin kaderini muazzam bir şekilde etkileyebiliyor işte NBA'de.. Z, Dwight'ı tutamadı.. Beraber bir uzunla oynadığında Rashard Lewis'in hücumdaki etkisi ortaya çıktı.. Dwight'la ve Lewis'le eşleşebilmek için Z'yi kenara alıp, savaşçı bir uzunla 4 kısalı oyuna dönüldüğü zamansa pota altı üretimi tamamen biten Cleveland sadece dış hücumcularına ve LeBron'un eline bakmaya başladı.. Hem dışardan daha iyi atan, hem de Dwight'ı olan Orlando için ise yeterli değildi bu..

Peki Lakers için bu düzen uygun mudur? Eğer Orlando Cleveland karşısındaki etkinliğin benzerini Lakers'a yaşatmak istiyorsa daha farklı ve sürprizli yollar bulmak zorunda bence.. Öncelikle Los Angeles Lakers Orlando Magic'in bu 4 kısalı oyunuyla eşleşebilmek için son derece uygun profilli oyunculara sahip.. Lamar Odom 4 numarada Rashard Lewis için oldukça uygun eşleşme.. Vasat driplingiyle Cavs uzunlarını rahatlıkla geçen Rashard bu şansı Lamar karşısında fazla bulamayacak.. Uzun boyu ve kollarıyla Lamar o kadar rahat şut da attırmayacak Lewis'e.. İkincisi Hedo için Ariza gibi yine uygun bir eşleşme şansı var Lakers'ın.. Kaldı ki Kobe'nin de belirli dönemlerde Hedo'yu alarak baskı yapacağını düşünüyorum ben..

Orlando'nun en büyük avantajı Dwight Howard bu eşleşmede.. Gasol çok yumuşak Dwight için.. Orlando'nun özel yapısı nedeniyle Andrew Bynum'un bu seride uzun süreler alacağını da düşünmüyorum ben.. Lakers iç sahada Bynum-Gasol ikilisiyle başlayıp kendi oyununu kabul ettirmeye çalışacaktır ama bu tutmadığı zaman ve de özellikle de deplasmanlarda Lamar-Gasol front court'unun baskın Lakers elemanları olacağını kestirmek zor değil.. Drew'un bulacağı 15 dakikalık sürede Dwight'ı az da olsa yavaşlatması yeterli olacaktır Lakers için ki bunu yapabilen bir oyuncu.. Özellikle geçtiğimiz sene sakatlandığı ana kadar çok iyi performans gösterdiği dönemde oynanan Orlando maçında 7 blokla Dwight'ın canını fazlasıyla yakmıştı.. Bu Drew o Drew değil evet ama karşısında genç ve etkili bir genç uzun görünce belki motive edebilir kendisini..

Point guard'larda kifayetsizlik yönünden büyük denge var.. Ana şu Fisher'dansa her türlü tercih ederim ben Rafer'i.. Courtney Lee cesaretli çocuk, Kobe Bryant'ın karşısında oyunda kaldığı sürece elinden geleni yapacaktır ama zaten ondan daha çok Mickael Pietrus'un süre alacağını biliyoruz.. Pietrus LeBron karşısında dönem dönem fena değildi.. Kobe ise çok daha farklı bir oyuncu.. Etkili bir şekilde durdurabileceğini sanmıyorum ben.. Ariza'nın Hedo, Lamar'ın Lewis üzerindeki etkisi seri için Lakers'ın kaderini çizecektir zira Gasol çok sıkıntı çekecek seri boyunca.. İşin Orlando yönünde Dwight'ın da Gasol'un fundamental'ı ve etkili ayak oyunları karşısında sıkıntı çekeceğini düşünüyorum ben.. Gasol'ün Dwight'ı faul problemine sokması büyük avantaj olur ki içeride bir hayli top inecektir kendisine.. Yine Lamar vasatın altında bir savunmacı olan Rashard Lewis karşısında etkili olursa büyük bir artı yazar haneye.. Eşleşmeler dengeli gibi görünüyor aslında, farkı yaratan "24" sadece.. Bench için bir öngörü yapmak çok zor çünkü tamamen şartlar belirler hangi bench'in ne kadar verim vereceğini.. İsim bazında orada da denge olduğunu düşünüyorum fakat..

Bu seneki Lakers kadar beni sinirlendiren ve play-off'larda harap eden bir Lakers olmadı.. Gasol ve karakter çocuğu Ariza dışında Lakers kadrosunun da müthiş bir kadro olduğunu düşünmüyorum.. Denver'a saha avantajını kaybettikten sonraki ilk Denver maçının devre arasına kadar hissettiklerim de sezonu kapadığımız yönündeydi ama ondan sonra iyi bir geri dönüş yaşadı takım.. Cleveland yerine Orlando'nun gelmesi ne olursa olsun bir şanstır Lakers için.. Saha avantajı play-off'ların, final serilerinin kaderini etkileyen en önemli olgulardan biridir.. Üstüne Lakers yumuşak bir takım olduğu için Cleveland gibi sertliği ve yavaş tempoyu seven bir takım yerine, farkını fizikten verip hızlanarak yaratmaya çalışan bir takım Lakers için daha iyi bir eşleşmedir bana kalırsa.. Tahmin yapmak çok zor fakat şunu diyebilirim.. İlk 2 maç serinin kaderini çizer.. Lakers 2-0'ı bulursa, şampiyonluğu %80 ilan eder benim gözümde.. 1-1'de ibre elbette Orlando'ya dönecek.. Ben Lakers'ın Orlando'daki 3 maçta 1 maç çalacağını düşünüyorum.. Tersi olacaksa zaten, 2003'teki gibi hak etmiyor demektir takım şampiyonluğu.. O nedenle ilk 2 maçta Orlando'nun yapması gereken şey daha fazla ve Stan Van Gundy'yle oyuncuların da bunun farkında olduğunu düşünüyorum..

Hedo'nun finale çıkması zerre umrumda değil tabii ki.. Türkiye'deki Lakers camiası dışında bugün bütün Türkiye'nin Orlandolu olması da umrumda değil.. Nasıl Memo karşısında finale çıkınca Lakerslılıktan ser vermediysek, bugün de farklı olmayacak.. Fakat Lakers taraftarları için zor bir sürecin başladığını da kabul etmek gerek.. Sadece Tüm Türkiye'ye değil, televizyondaki spikere karşı da maç izleyecekler.. 7 maç da (eğer olursa tabii) NTV'den naklen yayınlanacak ve bildiğim kadarıyla hepsini Murat Kosova anlatacak.. Kosova NTV bünyesinde en sevdiğim, en beğendiğim insanlardan biri fakat Memo ve Hedo yüzünden, onların takımlarının apaçiliğini çok fazla yapıyor ki önemli bir kesim farkındadır.. Murat Murathanoğlu NBA TV ve NTV'de yaklaşık 30-40 Utah maçı anlatmıştır ve bu maçların tamamında Utah hakemler tarafından doğranmıştır.. NBA idolüm Murathanoğlu'nun kalbimde açtığı yaralardan biridir bu taraflılığı.. Murat Kosova'nın da bu taraflılık anlamında Murathanoğlu'ndan bir farkı olmadığı çok nettir.. 7 maç boyunca her maç Orlando ve hakemler üzerinden Lakers'a dokundurmalar olacak, Kobe'ye iğneler batırılacak.. Bu ikiliye oranla Kaan Kural'ın çok daha objektif kaldığını kabul etmeliyim kendisinden fazla hoşlanmayan biri olarak ki büyük saygı duyuyorum bu yönüne.. Ama bazen o bile etkilenebiliyor yanındakilerden..

Son olarak LakersTR camiasına selam ediyorum ve mottomuzu bir kez daha tekrarlıyorum:

"Uyanın çocuklar, uyanın
Güzel günler göreceğiz, güneşli günler
Şampiyonluk şarkıları söyleyeceğiz
Etrafı bayraklarla süsleyeceğiz"


Umuyorum her şey Lakers için güzel olacak bundan sonra.. Tersi bir sonuçta bu play-off'larda yaşadıklarım nedeniyle çok şaşırmayacağım ama hayal kırıklığım elbette büyük olacak.. Lakerslılığın 20. yıl dönümünde çok önemli bir eşikte Los Angeles Lakers.. Her maçın yazısı eğer bir aksilik olmazsa burada olacak.. Kaldı 8 saat..

Başlıyoruz..

3 Haz 2009

3 ay 10 gün


Sonu bu kadar başından belli birliktelikler uzun da sürmüyor tabii.. Futbol yönünden hiçbir zaman eleştirmek istemedim Bülent Korkmaz'ı, sunduğu performans vasat dolaylarında gezseydi bile kendisi hakkında bir şeyler söylemek için öbür sezonu beklemeyi tercih edecektim.. Ama sahanın dışında öyle saçma sapan işler yaptı, kendi kendisini o kadar baltaladı ki saha içine fırsat kalmadı.. Bir takımın başına bazı oyunculara karşı önyargıyla geçip, bu düşüncelerinizi 2 hafta geçmeden açığa vuruyorsanız kişilik zaafiyetiniz olduğunu göstermekten başka bir iş yapmazsınız.. Şun seneye dair elde olan az sayıdaki güzel şeylerden biriydi yabancı hücumcuların performansı.. Birine takımın başına geçmeden takmıştı Kaptan, 2-3 haftada harcadı ama bir türlü öğütemedi.. Kendi zarar gördü o öğütücüde.. En çok gol atanı kenara alma yarışına girdi, gücü yetmedi.. Taraftarın en sevdiği başka bir ismi ilk geldiği maçta yedek bıraktı, sakatlık sonrasında oyuncunun sahaya girmesiyle takım kurtuldu.. Yetmedi, 90. dakikada oyuna alma yolunu seçti, ki hiçbir hoca böyle adamlara bu tip bir muamele yapmazdı.. Takıma disiplini yıldız ve şöhretli oyuncular üzerinden göstermeye çalışanlar hep patlamıştır futbolda.. Bülent Korkmaz bunun en acemi örneklerinden birini oluşturdu..

Saha içinde yoruma girmek istemedim ama 6 ayda oluşmuş bir takım öğeleri de bu kadar zorlayabilirdi bir hoca.. Sezon ortasında kendi kurmadığın takıma gelmek zordur, büyük eleştirileri de kaldırmaz ondan sonra yapılan işler, hepsine eyvallah.. Ama Bülent Korkmaz kötü bir takım almadı.. UEFA'da önü açık, ligde bir düşüşe girmiş, kötü bir mağlubiyet almış bir takımın başına geldi.. İki tarafta da kötüleşmeyi sürdürdü fakat.. Sezon ortasında gelenleri fazla yargılamazken, futbolda Guus Hiddink, Markus Babbel, Juande Ramos gibi örneklerin olduğunu da unutmamak gerekiyor..

Galatasaray yönetimlerinin kifayetsizliklerini kamufle etme araçlarından sonuncusuydu Bülent Korkmaz.. Şimdi elde kalan tek isim Hakan Şükür.. O kumarı da birkaç sene sonra oynadıktan sonra takke iyice düşecek..

Kaptan'ı hep saha içindeki hareketleriyle konuşmak istedik, bir türlü izin alamadık kendisinden.. Hoca olarak hiçbir şey başaramamış, gittiği her takımdan kovulmuş biri olarak çok gereksiz bir ego denizinde yüzdüğü görülüyor.. Bıraksın bunu.. Bundan sonra asla böyle bir fırsatı bulamaz bu kafayla gittiği sürece.. Son 3 ayıyla buna fazlasıyla zarar verse de, böyle olmasına üzülecek Galatasaraylı sayısı hala çok yüksek.. Her şeye sıfırdan başlamanın zamanıdır Kaptan için..

2 Haz 2009

Denilson


2 çalımla yıldız olanların sonunun nereye bağlandığı konusunda derstir Denilson'un yaşadıkları.. Real Betis'te zamanının en iyi çalımlarını atan adam olarak ünlenip sağdaki JoaQuin'le birlikte çift taraflı delici kanat furyasıyla iş yapmış, daha sonra hacı bak çok yetenekli bu çocuk kelamlarının içini zerre dolduramamış bir futbol yıldızı.. Bugün attığı imzayla önümüzdeki 6 ay boyunca Vietnam Ligi'nde, Hai Phong için ter dökecek Denilson.. La Liga ve Brezilya Milli Takımı'ndan sonra, önce Suudi Arabistan, sonra MLS ve en son olarak da Vietnam muhakkak bir nereden nereye öyküsüne öncülük edecektir fakat altyapıya baktığınız zaman bu düşüşün olması gereken olduğunu zaten görüyor insanlar.. Üst üste 3 oyuncuyu geçmenin iyi futbolculuk için tamamen yeterli olduğu Türkiye'de daha büyük yankı uyandıracaktır Denilson'un Hai Phong'a gitmesi.. Yıldız topçunun büyük düşüşü diye haber yapsalar da bizim gençlere örnek falan gösterseler.. Ne eğlenceli olurdu..

Blogger tarafından desteklenmektedir.