28 Şub 2009

Koca Oğlan


Burda eleştiriyorum bazen.. Eskide kaldı o devirler, LA'e yapmayacaktın o yanlışı diyorum.. Phoenix Suns'ın tükenişinden bahsediyoruz.. ShaQ nereye kadar diyoruz.. Buraya kadar diye veriyor cevabı.. 37 yaşındaki ShaQ, biraz önce, Toronto Raptors'a karşı, Andrea Bargnani ve Chris Bosh'tan oluşan cılız front court'u paramparça ederek şov yaptı.. 35 dakika, 20/25 saha içi yüzdesi, 45 sayı, 11 rebo.. Skor 133-113.. Nash'siz Phoenix'i play-off potasında tutma çabaları 37 yaşındaki bizim oğlana kaldı.. Ne kadar taşıyacak yorgun dizleri göreceğiz..

Pazar bizimkiler Phoenix'e gidiyor.. 22.30'da NTVSPOR'dan naklen maç.. Kobe vs. ShaQ bir kez daha sahnede olacak 2 gün sonra..

26 Şub 2009

,

Galatasaray 4-3 Bordeaux


90 dakika boyunca ekrana yansıyan Adnan Polat portreleri hafta arası yapılan operasyonun yönetim ve kendisi üzerinde oluşturduğu baskıyı gösteriyordu.. 2 farkta bile rahatlayamadı, beraberlikte tekrar çöktü, son dakika mucizesinde bir sevinç çöküşü yaşadı.. Michael Skibbe (ki bu geceki futbolun hücum yönünde büyük pay sahibidir) Kocaeli maçında yaptığı hatalar silsilesi sonrasında kozu yönetimin eline vermiş ve son gelmişti.. Ondan sonraki icraatlarsa tamamen yönetimin üzerindeydi.. Sabri'nin golü öncesi ufak bir fatura da operasyona çıkacaktı, ama futbolun güzelliği...

Kaptan'ın takımın başına geçmesiyle müthiş bir gaz geleceği ve teknik adam değişikliği sonrası %90 oranıyla gerçekleşen daha büyük iştah, daha dirençli futbolun geleceği beklenen bir şeydi.. Kaptan'ın maça çıkarttığı kadro güzeldi.. Son Michael Skibbe yazısında şöyle bir cümle kurmuştum: "Lincoln'un bu form durumunda Arda ya da Kewell'dan birinin kesilip bir defansif orta saha takviyesiyle klasik bir 4-3-3'le sahaya çıkması gereken zamanlar gelecek Galatasaray'ın.. O zaman neler konuşulacağı da şimdinin konusu olmasın.." Kaptan'ın ilk maçında bunu sergilemesi, ilerisi için büyük bir umuttur benim için.. 4'lü defansın önüne iki tane defansif orta saha koydu diye Skibbe'yi 6 stoperle oynuyor diye eleştirenlerden yarın kazanılması gereken maça 7 stoperle başlanır mı sorgulamalarını bekliyorum.. Gelecek mi? Destan ayağı çekecekler daha önce yazdıklarını unutarak.. Topal sakatlanana kadar ortanın ortasını 3 kişiyle alan ve önlerinde Arda'yla Lincoln'ü bırakan yapı günümüz futbolunun standart yapılarından biri.. Sistemler piramidinin en tepesinde yer alan 4-3-3'ün sahaya yansıması.. Kewell, Arda ve Lincoln'den biri yedek kalacak belki ama daha dirençli takım, daha mücadeleci futbol isteyenler desteklemek zorunda eğer Kaptan buna devam edecek olursa..


Sahaya Kaptan'ın motivasyonuyla, yeni bir gazla, presli bir futbolla başlamak anormal değil.. Ama her şeyin fazlası zarar.. Manyağın oğlu Kewell ve Lincoln-Arda anlaşmasıyla gelen gollerden sonra 2 farklı skor avantajını yakalamış bir takımın aynı gaza devam etmesi gereksiz.. Yenilen 2. gol son derece kontrolsüz ve koordinasyonsuz yapılan bir presin mevkiileri arka arkaya boşaltması sonrasında bol pasla yenilen amatör bir gol.. Kaptan'ın 2 farktan sonra frene basmasını, hatta bir hücumcuyu çıkarıp orta sahayı belki de tazelemesini beklerdim.. İlk maçın ve güzel futbolun rehavetiyle geç kalmış olabilir..

Hakan Balta'nın değerini biraz yokluğunda anladık.. Varlığında bir kez daha hatırlattı.. Önemli oyuncu Balta.. Yokluğu Skibbe'yi götüren etkenlerden biri oldu.. Varlığı da Kaptan'ın Galatasaray serüvenine rüya gibi bir maçla başlamasına neden oldu..

Sezon boyunca vasatın altlarında dolaşan Arda'nın Kaptan'la değişmesi ilginç.. Altında kötü niyet aramıyorum ama bu iştahı daha önce de görmek isterdim.. 2000 ruhundan gelen Kaptan'ın vereceği motivasyon ve gazın bir sonucu olmasını umarım.. Aksi Arda'nın Galatasaray'daki geleceği için pek güzel sonuçlar doğurmaz zaten.. Taraftar düzenli olarak bu futbolu bekler artık kendisinden..


Son sözü Sabri'ye ve tekrar Kaptan'a ayıralım.. Sabri'nin attığı golden ve maçtan sonraki enerji boşalması ipin ucundan Kaptan sayesinde geri dönmesinin bir sonucu.. Golü atar atmaz, beraber kadrodışı kalacağı Karan'a koşturması dikkat çekti sahada.. Bugün yenilen 2. golde olmaması gereken yerde, olması gereken yeri kaçırarak golü yediren oyunculardan biriydi Sabri.. Her maç da bu pozisyonlar oluşuyor.. Kontrol şart.. Ama giyotin böylesine tepesindeyken, belki de sezonun en önemli maçında son dakika golünün bu adamdan gelmesinin bir anlamı olmalı.. Sabri daha önce defalarca yazdığım gibi Hakan Balta'yı tamamlayan oyuncu.. Sürekli ileri gidip hücumu düşünmesi büyük risk kendisi adına.. Bunun sonucu aldığı eleştiriler ise bu riski alabilecek yüreğe sahip olduğu için.. Bazı zamanlarda geriye dönüşlerdeki umursamazlığının farkındayım ama hücuma bir şey katmak için risk alan oyuncunun hakkının verilmesi gerek.. Sabri'nin de biraz futbol testi çözerek futbol zekasını geliştirmesinin gerekliliği de ayrı bir gerçek.. Daha ilk dakikalarda kornere giden topta köşe gönderini göstermeyip eli işaret eden yan hakeme saldıran Sabri futbol zekasına yapılan eleştirilerin haklılığını da o anda teyit etti.. Kaptan'la beraber kendisini biraz daha bulacağına ve daha kontrolle hala sağ bekteki en önemli opsiyon olduğunu yeniliyorum Sabri'nin..


En son Kaptan.. Başlangıç güzel.. Hakkında karar vermek için sisteminin ve bu maçta ortaya net bir şekilde çıkan motivasyon gücünün devamını görmek gerekiyor.. Sabri'nin golünü çıkarın, Galatasaray bugün elense suçlanmayacak tek insan Kaptan olurdu, fatura başta da belirttiğim gibi yönetime kalırdı.. Ama parlak bir ilk maçla kaybederdi turu Kaptan.. Başlangıç güzel, devamı muallakla birlikte umut içinde bekleyiş...

Son cümle başka bir mecrada illallah dedirten hadiseler üzerine geliyor ve yine 55 numaradan: "Ekşi Sözlük'teki bazı Cem Yılmaz çakmaları futbol yorumlayabiliyorsa, Sabri Sarıoğlu da Diego Armando Maradona"

Quinton Hosley & Anthony Tolliver



Hosley geçen sene de gelmek üzereydi Galatasaray'a.. Ama o zaman Karşıyaka'nın oyuncusuydu ve bu şekilde küçük bütçeli takımların transfer başarılarından nemalanan büyük takımların yanlış yaptığını, bu nedenle de böyle transferleri doğru bulmadığımı o zaman belirtmiştim.. Daha sonra transfer gerçekleşmedi ama belirttiğim nedenlerden değil tabii ki.. Murat Özyer yeni bir yabancıya ihtiyacım yok diyerek önce Hosley'nin gelmesine karşı çıktı ve kulüp oyuncuyla anlaşmasına rağmen transfer yattı.. Ki aynı Özyer, bir röportajında 3+2 nedeniyle yaşadığı rotasyon sıkıntısını açık yüreklilikle dile getiriyordu.. Tamam, adamın sistemini bozacaksa haklıdır, diğer yabancıların performansını düşürmeye yok dedi taraftar.. 2-3 hafta sonra Britton Johnsen adında ne idüğü belirsiz bir yabancıyla anlaştı takım.. Sonrası malum zaten.. İşin etik boyutunda eğrisi doğrusuna denk geldi ve Hosley'yle Galatasaray'ın yolu o zaman kesişmedi.. Kısmet bugüneymiş.. Bir süredir free'ye düşen Quinton Hosley'yi bu sefer kaçırmamış Galatasaray yöneticileri.. Muazzam bir ekleme olduğunu tekrar etmeye gerek yok.. Öyle bir sayı ve rebo performansına ihtiyacı olmayacak bir takım bulmak zor.. Kafalarda soru işareti oluşturan tek konu (ki bunun önemli bir kısmı coach Koray Mincinozlu odaklı) işin savunma kısmı.. Quinton Hosley ve Hüseyin Beşok'tan oluşan front court takımın en yumuşak karnı olur savunmada.. Bunun için de Anthony Tolliver eklemesine geliyoruz.. Fazla bilgim yok Tolliver'la ilgili, NBA'de denk geldiğim bölük pörçük oyunlarından başka yazılanlardan tanıyoruz sadece.. Bilinen boyuna göre güçlü bir oyuncu olması.. Dejan Milojevic de takımda kaldığı takdirde (ki öyle umuyorum) takım çok geniş ve kaliteli bir uzun rotasyonuna sahip olacak.. Bu da Türkiye'de şampiyonluğa gitmek için bence en önemli hadise.. Atkins'e tribün yolları görünecek gibi duruyor şu anda.. Eldeki yabancı altılısının açık ara en zayıf halkası olarak hak ediyor da bunu.. Galatasaray Cafe Crown'dan güzel eklemeler geldi.. Mincinozlu'nun elinde sahaya yansımalarını merakla bekleyeceğiz..

25 Şub 2009

,

Real Madrid 0-1 Liverpool


Dünkü Inter-United maçının temposu çoğu kişiyi açmasa da ben fazlasıyla zevk almıştım.. Benitez'in CL maçlarında tempo beklemek fazla iyimser bir yaklaşım ama Real odaklı daha canlı bir futbol benim kişisel beklentimdi.. Dünkü maçın altında kaldı topun diklemesine kat ettiği yol..

Steven Gerrard'sız işleyişten zerre ödün vermeden 9'da 9 yapan takıma karşı bu futbolu ancak Benitez oynatabilir.. Ligdeki başarısızlıklardan sonra Pool taraftarını kesiyor mu bunlar bilmiyorum ama sadece CL maçlarının olduğu bir dünya Benitez'in en büyük hayalidir, rüyalarını süslüyordur.. 3-4 transferi dışında sistemine, planına, bu büyük başarılarına, en formda takımları kitlemelerine, her şeyine saygı duyuyorum İspanyol'un ama Ryan Babel kendisine ne yaptı öğrenmek istiyorum.. Tek merakım budur şu anda Benitez'le ilgili..

Real'de Arjen Robben diye bir adam var.. Çoğu insana göre büyük futbolcu.. Her maçında sinirlerimi zıplatıyor benim.. Adamın pas verme switch'i doğuştan off gelmiş.. Pas verdiği anlardaki vücut dili "offf yine mi pas veriyorum abi ya" şeklinde yansıyor ekrana.. Murat Murathanoğlu bir Euroleague maçında Tofaş ve Efes Pilsen'de oynamış olan Marc Jackson için kendisine atılan topların geri dönmemesi nedeniyle "kara delik" benzetmesinde bulunmuş, yerlere yatırmıştı bizi gülmekten.. O benzetmeyi duyduğum günden beri bu oyuncular için tabirim de odur benim.. Dayanamadım 55. dakikadan sonra kaç pas verecek diye saydım.. 80 civarında sayı 3'tü.. Birinde de Sabri Ugan Gago'yla Robben'i karıştırdı yanlış görmediysem.. Ondan sonra sıkılıp bıraktım takip etmeyi.. Yetenek hiçbir şeydir, takım oyunu her şey.. Arjen Robben'e saygı duymuyorum bu nedenle..


Maçın başında beklentim Real'in çok baskılı ve etkili olduğu bir 90 dakikaydı.. Ama Benitez ve Pool 15. dakikada biz bu maçı 0-0'a bağlarızı hissettirdiler sahada.. Galibiyet haklarıydı, çeyrek finale de yürüdüler Bernabeu'daki dik duruşlarıyla.. Lassana Real'e geldiğinden beri savunmaya çok yakın oynuyor, ki doğal bir şeydi bu.. Ama bu tip sağlam savunmalara karşı etkisiz kalındığında Lassana'ya serbestlik verip bir kademe ileri sürmek bence Real'e yaratıcılık sağlayabilirdi.. Olmadı.. Anfield Road'da mucize kovalayacaklar bundan sonra..

Bayern Sporting'i çok fena harcamış.. CL'nin onurunu zedeleyen bir skor Lizbon'daki.. Barca'dan sonra direkt garantileyen ikinci takım.. Drogba'nın golü Arsenal gibi Chelsea için de yeterli olur bence.. Böyle durumlarda Guus Hiddink deyip köşeye çekilmek bir futbol ritüeli haline geldi artık.. PAO da avantajlı bir skorla dönüyor Yunanistan'a.. Manuel Pellegrini işi burada neden bitiremedik diye çok vuracak kafasını duvarlara..

,

Derek Fisher


Alem adam Fish.. Şu fırlamalıkları da yapmasa hiç çekilmeyecek muhtemelen.. Bizim kanalın muhabirini fena faka basmış Timberwolves maçında.. Bazı şeyleri aşmış adamlar tabii ki bunlar.. Düşünebiliyor musunuz herhangi bir futbolcunun röportajdan sonra bunları yaptığını? Neler denirdi kimbilir hakkında.. 35 yaşındaki Fisher'ın yerine 21 yaşındaki Arda'yı koyuyorum (ki çok daha uygundur yaşına göre Arda'nın o hareketi yapması), sonra da ahlaktan girip, etikten çıkıldığını düşünüyorum.. Kendine gelemezdi çocuk 2 hafta.. Halbuki sadece gülünecek ve ne matrak adammış denilecek bir hadise bu..

24 Şub 2009

,

Inter 0-0 United


Eğer United bir Türk takımı, Sir de bu takımın hocası olsa bu gece korkaklıkla itham edilirdi.. Rooney, Tevez, Scholes ve Nani yedek.. Fletcher, Carrick, Park ve hatta yeni göreviyle Giggs sahada.. Buna rağmen United ilk 45 dakikanın mutlak hakimiydi.. İkinci yarı Inter'in cılız baskısı geldi ama toplamda ortaya koydukları oyun çok daha kaliteydi..

Park'ı sola çekip, Fletcher ve Carrick'le ortayı kontrol edip bir kademe öndeki Giggs'le yıllardır Sir'ün imzası haline gelen bir 4-4-1-1 vardı sahada.. Cristiano Ronaldo'nun bütün artist pozlarına rağmen daimi olarak sistemin içinde kalarak yeteneklerini göstermesi neden şu anda Messi'yle en iyi olmak için çekiştiğinin bir kanıtı.. Inter'de Jose Mourinho'nun oturtmaya çalıştığı kendi sisteminin kadro yapısıyla uyumsuzluğu var daha önce söylediğim gibi.. Ortanın ortası çok kaliteli isimlerden oluşuyor ama açıklardaki vasatlıkla forvetteki kısmi zenginlik bir araya gelince Jose abinin yapmak istedikleri sahaya yansımıyor.. Inter ikinci yarıya hızlı girdi Stankovic, Cambiasso ve Muntari'nin sağlam oyunlarıyla fakat ondan sonra 65. dakikadan itibaren ekrana yansıyan Mourinho portreleri maçın ve belki de turun gidişatını gösteriyordu.. United çok daha oturmuş bir takım ve şu anda açık ara en üstün topun oynandığı ligin en dominant takımı..


İlk yarıdaki United ve ikinci yarıdaki Inter baskısını açıklamak için ne argüman sunulabilir? Sistem ve taktiksel büyük değişiklikler yoktu sahada.. Futbol yorum ve analizlerinde zurnanın zırt dediği noktalardan birini gösteriyor aslında bu maç.. İlk yarı sahanın hakimi olan United ikinci yarı daha kontrollü oynamaya mı başladı, yoksa Inter daha çok mu saldırmaya başladı.. Bu iki argümanı da mantıklı bir şekilde savunabilir insanlar.. Hangisi doğru? Bence burada tek bir doğru yok.. Futboldaki bu açıklar aslında işin güzelliğini de oluşturuyor ve hadiseyi tekdüzelikten çıkartıyor.. O yüzden de ilk yarılarda çok iyi oynayıp 2 fark yapan takımların ikinci yarılarda beraberliğe, hatta mağlubiyetlere gitmesinde %90 yapılan "geriye çok çekildiler" saptaması bir ezberden öteye gitmiyor.. Bu net bir şekilde sahaya yansıyabilir, birçok maçta doğruluğu da ortaya çıkabilir.. Ama ilk ve ikinci yarıdaki oyun değişimlerinde sadece ilk yarı iyi oynayan ve önde olan takımların penceresinden bakılmamalı bu işe.. Değişmeli bu ezberler..

United büyük avantajı aldı, dönüyor Old Trafford'a.. İngiltere'deki baskıya karşı koyabileceğini düşünmüyorum Inter'in hücum hattındaki bu arızalarla, ki şu anda savunmalarının da Mourinho'nun seviyesine ulaşmadığı ortada olan futbol gerçeklerinden biri Inter adına.. Maç net bir under olarak görünüyordu 90 dakikanın öncesinde, bunu şüpheye düşüren gerçekse Vidic'in yokluğunda United göbeğinin güven vermeyen yapısıydı.. Cannavaro'nun bile yaptığı birkaç yerleşim hatası dışında çok iyi bir maç çıkardı United savunması.. Jonny Evans beklentilerin üzerindeydi..


Barcelona turu cebine koyan ilk takım.. (Edit: Valdes git patates sat Barcelona'da, lütfen) Arsenal de 1-0'la büyük avantaj yakaladı.. Olimpico'da mutlaka sıkıştırırlar bir tane.. Wenger'in Ashburton'da oynanan elemeli maçlarda sevdiği skorlardan biridir 1-0.. Porto da yolu bir hayli kolaylamış.. Atletico 2-1'de bile çok zorlanırdı Porto'da.. 2-2 yolun sonu olacak büyük ihtimalle..

,

Şampiyonlar Ligi 1/8


Şampiyonlar Ligi 1/8'inin değerlendirmesini yapmamıştım.. Yorumlarda bahis isteği geldi.. Hem bahisleri, hem de turu beraber değerlendirmek istedim.. Bahis dosyasıyla ilgili her yorumda ve mailde lafı çakıyor arkadaşlar sağolsunlar.. Hata bende tabii.. Tam zamanım yok, yeni sezona bırakalım diye karar almışken yeni bir gelişme oldu.. 1 Mart'la itibaren "bahis"le ilgili yeni bir projenin içinde yer alacağım.. Tam detayları ben de bilmiyorum şu anda fakat gayet güzel bir çalışma olacak inşallah.. Tam bilgiyi alıp, hadise iyice şekillendiği anda burada da duyuracağım tabii ki.. Bu da bahis dosyasına benzemez umuyorum, şu anda sırf o yüzden kesin bir şey demiyorum ama çok kısa bir süre zarfında bu konuda bilgilendirme yapacağım buradan..

Koru renkliler turdaki favorilerim..

Arsenal
- Roma

Arsenal'i tamamen gönül bağlarıyla favori ilan ettim fakat işleri zor.. Eksikler çok, takımın sakatlık durumu Galatasaray'dan hallice.. Üstüne yine Galatasaray gibi berbat bir form durumları var.. EPL'de havlu attılar.. Ligde CL'ye oynuyorlar ve sezon hedefi olarak da elde kalan tek kupa CL.. Arsene Wenger ilk sezonlarının aksine sanıyorum şu anda CL'yi ligin önüne koyuyor, açıklamaları da bu yönde.. Uzun süreli sakatlar Cesc, Walcott ve Rosicky burada da yok.. Adebayor keza bu akşam oynamayacak.. Arshavin Zenit'in CL serüveninin engeline takıldı.. Hücum anlamında elde kalan iki isim var.. Samir Nasri ve Robin Van Persie.. Abou Diaby geri dönmüş, iyi haber bu.. Diaby'nin dönüşünün iyi haber olduğu bir takım için ne denir onu bilemiyorum fakat.. Van Persie ve Bendtner'i ileri ikilide sahaya sürebilir Wenger.. Ama Diaby sağlamsa, benim tercihim Van Persie'yi tek bırakıp, arkasında Diaby'yi serbest dolaştırmak olurdu.. Kadıköy'de oynadıklarına benzer bir şekilde.. Bu şekilde daha iyi dövüşebilirler Roma'yla.. Nasri, Diaby ve Van Persie'yle soldan üçgenleri kurup Roma'nın üzerine yüklenecekler.. Arsenal'in kazanmasını zor görüyorum bu akşam ama 1.85'lik oran cezbetmiyor değil.. Oyunu ortada tutup kademe kademe yüklenecekler.. Elleşmemek de temiz olur bu maça ama Arsenal de denenebilir..

Atletico Madrid - Porto

Fenerbahçe'nin grubunda izlediğim Porto sıradan bir takım.. Ki grubun sonlarına doğru belli bir çıkış içine geçtiler.. Atletico sezonun en büyük hayal kırıklıklarından.. Son 8 maçta 1 galibiyetleri var.. CL/UEFA ve lig performanslarını bir arada incelememek lazım ama hocası değişmesine rağmen kadrosuna göre sahada oynadığı garabeti düzeltememiş bir takıma fazla güvenilmez.. Oynanmayacak maçlardan biri bu da.. Bir şey söyle ama diyenlere 1.95'ten over derim..

Inter - Manchester United

8 maçın en önemlisi, herkesin kapışmaları beklediği.. İlk salvo Jose'den gelmişti Vidic ve Rooney'nin ceza konularıyla ilgili.. 2 gün önce de Alex turla ilgili iddialı konuştu.. Bir de Ronaldo vs. Ibrahimovic tartışmalarını canlandırdı.. Benim bahis kitabımda bir maça 0 oynamak yazmaz.. Hayatımda 1 defa 0 koydum kuponuma bahis oynarken.. Onda da 4 beraberlikle kısa yoldan zengin olma hayali kurmuştum.. 0 çektim.. Hiçbir zaman beraberlik önermem bu nedenle ama bir maça beraberlik oynanacaksa o maç bu maç olmalı.. Side bahsine dalınmasını hiç önermiyorum ama illa oynayacağım diyen varsa 0'ı çakıp 2.90'dan beklemeye koyulsun.. Onun dışında under akla gelen ilk tercih fakat 1.40'lık under oranını karşılayan bir under performansı vadetmiyor maç.. Uzak durulması ve televizyon karşısına geçip bira, sandviç, cips eşliğinde keyif yapılması bahisler üstü önerimdir..

Lyon - Barcelona

Barca için ligdeki şoktan sonra süper bir telafi maçı olabilirdi bu.. Ama Iniesta ve Abidal'in sakatlıkları acaba dedirtiyor.. Bu acaba ibresini tekrar Barca'ya döndürense Lyon'daki eksiklerin de az olmaması.. Fred, Reveillere, Bodmer ve Govou yok.. Bodmer çok önemli değil ama diğerlerine direkt ihtiyaçları olabilir bu maçta.. Barcelona 1.95'lik oranla bu maçı kolay paraya çevirebilir.. Lakin iki ayaklı kupa maçlarında çıkabilecek beraberliklerde de üzülmemek gerek..

Chelsea
- Juventus

Çoğu kişi böyle düşünmüyordur biliyorum ama bana göre en favori turlardan biri bu.. Hiddink, Stamford Bridge ve Ranieri faktörlerini bir arada düşündüğümde 1-2 aylık bir süre dışında oynadığı topu hiçbir şekilde beğenmediğim Juventus'un bu maçtan çıkma şansını çok az görüyorum.. 1.75'i baba oğluna vermez..

Real Madrid - Liverpool

Real Madrid sene başında sahadaki sistemi ve oynadığı topu zerre beğenmediğim son derece vasat bir takımdı ve bundaki ilk etken olarak görünen orta sahanın ortasında yapılan seçimlerdi.. Bu bağlamda Lassana Diarra transferinin hem Real özelinde, hem de genel piyasa içinde Lassana'nın özellikleriyle ara transfer döneminin en şık hareketi olduğundan da bahsetmiştim burada.. Real Madrid'in 9'da 9'undaki ana elementin Lassana Diarra'nın takıma girer girmez müthiş bir uyumla ortaya koyduğu şahane futbol olduğunu düşünüyorum şu anda.. Takıma girdiğinden beri özellikle onun için fazladan Real maçı da takip ettim.. Harika işler yapıyor sahada, ki yeteneklerinin bir gereğidir zaten bu.. Huntelaar ve Diarra arasında yapılacak CL listesi seçiminde de herkes Huntelaar derken Diarra'nın kesin ve net olarak o listeye girmesi gerektiği de çok net ortadaydı.. Real teknik kadrosu da farklısını yapmadı zaten.. Gago ve Diarra ikilisiyle ortayı çok çok daha iyi kontrol ediyor Ramos.. İlk aşamada Sevilla'daki favorisi klasik 4-4-2'yi denedi.. Son dönemde Higuain ve Raul'le beraber Huntelaar'ı da ilk 11'de değerlendirip bazı maçlarda Heinze ve Marcelo'dan önde yararlanmayı da denedi ve bu da başarılı oldu.. Real'in havası müthiş şu anda.. Pool ve Benitez'in CL performansı herkesin malumu, bir maç da sadece tek bir taraftan değerlendirilmemeli ama 2.00'lık Real oranı çok değerli bence.. Chelsea'yle güzel bir ikililer bana kalırsa bu hafta..

Sporting Lizbon - Bayern Munich

Çok sevimsiz bir maç.. Bu maçı yorumlara bırakıyorum ben.. Sporting'i bu sene hiç izleyemedim zaten.. Ama gözüme çarpan değerli bir over var 1.95'ten..

Villarreal - Panathinaikos

Bu da pis bir maç.. Villarreal'i hiçbir şekilde sağlam bir CL takımı olarak görmüyorum ben.. Yıllarını burada geçirmiş PAO hem daha oturaklı sistemi, hem psikopat tribünleri ve ikinci maç saha avantajı, hem de daha dirençli takım yapısıyla turun favorisi gözümde.. Ama bu maç için de bir şey diyemiyorum.. Side'da seçimde zorlanınca başvurulan ilk bahis olan toplam golde 1.60'dan under denenebilir fakat..

23 Şub 2009

Yeni Hoca Bülent Korkmaz


Dün fazlasıyla sinirlendirdi Michael Skibbe ama toplamdaki düşüncelerimi değiştirmemişti.. Fakat sonun böyle olacağı da belliydi.. Tek kupası papaz olan elle rıfkı oynuyordu Skibbe.. Dün gece el kendisine geçtiği anda çekti vurdu masaya papazı.. 1 puan kaybetmeye tenezzülü olmayan takımda sene boyunca yapmadığı işleri yapıp evinde lig sonuncusundan 5 yiyorsan başına gelenlere üzülmeyeceksin.. Ama faturanın bir maçla, böylesi bir maçla çıkması üzücü oldu..

Çıkan haberler ilk gidilen ismin Hagi olduğu yönünde.. Daha önce de yazmıştım, Terim ve Lucescu sonrası dönemde bu takıma düzgün bir sistemle düzgün top oynatmaya çalışan tek adamdı Hagi.. Gelse bu yapıyla 1-1.5 yıl içinde gideceğini bildiğim halde sevinirdim.. Reddetmiş Hagi.. Galatasaray tarihinin gördüğü en akıllı adamlardan biriydi, onu göstermiş tekrar.. Onun yerine gidilen isim ise Bülent Korkmaz.. Tebrik ediyorum Galatasaray yönetimini kulübü iyice başkalarına benzettiği için.. Kendi evladını başa getireceksen bunu zamanında, o isim başka takımlarda ismini yıpratmadan yapacaksın.. Reçete Barcelona'da.. Ama 3 takımda kısa kısa çalışıp hiçbirinde dertlere derman olamamış biri Galatasaray'ın başında.. Fena bir yol değil bu.. Taraftarın sevdiği isim.. Gazı verir ilk aşamada.. Üst üste iki maç kaybedince de hocalığı sorgulanmaya başlanır, Bursaspor ve Gençlerbirliği defterleri açılır.. Ankara'daki Galatasaray maçında yapılan hareketlere kadar gelir iş.. Sonrasında da "Hırsız Hagi" benzeri tezahüratlar yükselir.. Keşke Adnan Polat da Özhan Canaydın'laşmasaydı..

2 yıl sonra Hakan Sukur hakkınızı da kullandığınız zaman elinizde kalan ne olacak acaba?

22 Şub 2009

,

Yatacak yeriniz yok


Bugüne kadar ligde alınan 5 mağlubiyette de Skibbe'ye fazla suç bulmadım ama bu geceki yenilginin tamamını kendisine yükleyebilirim.. Galatasaray son 2-3 yılda takımın anlamsız bir rutini haline gelen sakatlıklar nedeniyle bu sene de çok sıkıntı çekiyor.. Takımın sağ beki yok, Sabri açıktan devşirme bekte oynayıp büyük eleştiri alıyor.. Sol beki bir tane var, yedeği Antalya'nın sol açığında parlayıp Terim tarafından milli takımda beke çekilip başka bir açıktan devşirme profili sunan Volkan Yaman.. Var olan tek bekin sakatlığında üçlüye dönülmesi büyük eleştiri alacak bir konu değil.. Bugünkü rezaletin nedeni de bu değil zaten.. Üçlü takımın yaşadığı sıkıntıları azaltacak olan, takım içi üretilen bir problem çözücüydü sadece, fazlası değil.. Galatasaray bugüne kadar 5 mağlubiyet almış, şampiyonluk şansını azaltmış, ligde içeride ve deplasmanda tek puan kaybına tahammülü kalmamış bir ekip haline gelmişti.. Ligin en vasat takımlarını bile ciddiye alıp bu nedenle eleştirilen bir adamın artık bu kadar kritik haftaların geldiği bir dönemde zaten sakatlıklar diz boyuyken böyle anlamsız bir rotasyon içine girmesi hiçbir şekilde açıklanamayacak, savunulamayacak hamlelerden biri.. İlk lig maçında oyuncu değiştirirken yuhlanması nedeniyle bu ortamda nasıl rahat düşünecek, stressiz kadro yapacak diye savunmaya çalıştığım bir adamın böyle önemli bir maçta bu adamları yedek bırakması, onu geçtim hiçbir yorgunluğu olmayan, zaten asıl sistemin de değişmez bir oyuncusu olmayan Barış Özbek'i kenara alıp, Mehmet Güven'i sahaya koymasını açıklayamam..

3'lü defans kanadı savunmaya çalışan oyuncularla oynanır.. Harry Kewell'la değil.. Barış Özbek'in Bordeaux maçında önünde Harry Kewell varken yaşadığı sıkıntıları gördük 3 gün önce.. Bunlar normal şeyler, futbolun genel geçer kuralları.. Mecburiyetten yaptığın bazı değişimlerin sancısını çekersin.. Bordeaux maçında bunu kısmen yaşadı Galatasaray ama toplamda son derece iyi bir 90 dakika çıkardı.. O maçta açık olan Barış'ın önünde oynayıp sağ kanadı problemli bir yapıdan çıkaramayan Harry Kewell'ın 3-5-2'nin açığı haline getirilmesini açıklayacak bir futbol yorumu yok.. Keza Sabri ve Kewell'ın maç içinde 1 dakikalığına da olsa yer değiştirmesini açıklamak da mümkün değil.. Bu maçın kaybedilmesinin nedeni 3-5-2 değil, 3 gün sonra Bordeaux karşısında bu sistemle çıkıldığında da böyle bir rezalet yaşanmayacak.. Sorun Galatasaray teknik kadrosunun ve futbolcularının maçlara yaklaşım şeklinde.. Skibbe Bordeaux maçından sonra Balta'nın dönmesini merakla beklediğini ve eski sisteme dönerek rahatlayacaklarını söyledi.. Balta bugün yedekteydi.. Sakatlığı geçmedi mi? Geçmediyse yedek kadroya alınan her oyuncuya yapılan yorumu tekrarlamak zorunda kalırım.. O zaman o kulübede işi ne? Barış-Güven, Arda-forvetlerden biri ve stoper-Baros değişiklikleri bugün zorunlu olan ilk 3 değişiklikti.. Ama 4. bir değişiklik hakkı olsa Balta'nın da sahaya gireceğinden adım gibi eminim ben.. Madem öyle, Bordeaux maçına da normal düzenle çıkma şansını ve o maçın provasını burda yapmamanın nedeni nedir?

Michael Skibbe'yle ilgili burada iki kere yazarken ısrarla belirttiğim bir şey vardı.. Bu sene şampiyonluğun kaçması, Avrupa'dan eleniş umrumda değil.. Geçen senenin Helsingborg'a, Wien'e boyun eğen ama ligde şampiyon olan Galatasaray'ındansa bu senenin Avrupa'nın kalite ekiplerini yenen ve yenilmeyen Galatasaray'ı, ligde şampiyonluğa gidemese de tercihimdir.. Ama bir şampiyonluk bu şekilde umursamazlıkla kaybedilmemeli.. Galatasaray gibi büyük takımlar şampiyon olamayınca, karakterli top oynayarak Avrupa'dan elenince karizmalarından bir şey kaybetmezler.. Ama ligdeki kredinin tamamının bittiği bir ortamda kendi evinde 5 gol yerlerse yarım yılın üzeri çizip atılabilir.. Bunun sonuçları olacaktır ilerleyen zamanlarda, ne zaman gerçekleşir, gerçekleştikten sonra ne olur onun için bir şey demek zor şu anda.. Bu söylediğimi de sadece teknik adamı baz alarak söylemiyorum..

Kocaelispor böyle bir maçta az daha 3 puanı alamıyordu.. Net bir şey söyleyeyim bir taraftar olarak bu maç 3-3 bitse üzülürdüm.. Galatasaray'ın Fenerbahçe'den sonra şampiyonluğu kaybedişiyle birlikte aldığı bu ağır mağlubiyetin ilerisi için bir artısı olabilir takıma.. Bundan sonra Avrupa'ya bakılacak.. Bordeaux elendiği takdirde orada da gidilecek en son yer çeyrek finaldir.. Ondan sonrası için de şimdilik konuşmak erken..

Beşiktaş büyük bir sürpriz yaratmadığı takdirde Anadolu'nun bu seneki şampiyonluğu kutlu olsun diyorum.. Belki lig tarihi için önemli bir yıl olacak 2009..

Anelka & Drogba A.Ş.


Didier Drogba uzun süreli sakatlığından döndüğü zamanlarda o zamana kadar müthiş bir performans göstermesine rağmen Drogba arkadayken her zaman ikinci tercih olacağını bilen Nicolas Anelka Didier'yi support etmeye hazırım, bence çok iyi bir ikili olabiliriz diye buyurmuştu.. Ki o performansla, bu 4-3-3'te forma kendisinin hakkıydı.. Drogba'nın uzun aradan sonra formayı alması kolay olmamalıydı, en azından hakkaniyetli bir bakış açısına göre.. Scolari de öyle yaptı.. Ama hakkaniyeti elden bırakmayalım derken abarttı, Anelka'yı birinci tercihi konumuna getirdi.. Saçma sapan iç saha kayıpları yaşanırken, Drogba fizik gücünü topladıktan sonra bile Anelka'yı yapısının daha uygun olduğu deplasmanlarda değerlendirmeyi, Stamford Bridge'de de Drogba'yla, hatta Anelka'yı sağ forvete çekip iç sahada ikisiyle beraber oynamayı düşünmedi.. Takım kötü sonuçlara devam etti, içerideki Hull City beraberliğinden sonra Scolari tekmeyi yedi.. Tekmeyi yedikten sonra oyunculara, başta Drogba olmak üzere salvolar geldi Portekizli'den.. Daha sonra Scolari'nin gidişinde Drogba'nın başrol oynadığına dair haberler çıktı medyada, Drogba çıkıp Scolari'ye cevap verdi.. Kendisinin bu ayrılıkta bir rol oynamadığının da altını çizdi.. Nicolas Anelka ne yaptı bu ortamda? Kendisini tutan eski hocasına sırtını döndü, Drogba'yla süper ikili olabileceklerini tekrarladı..

Scolari'yi arkadan vurdu Anelka demek amacıyla yazmıyorum bu postu ama Anelka'nın Drogba'nın yanında saf tutarken motivasyonunun ne olduğunu merak ediyorum.. Yıllarca teknik adamlarla, yönetimlerle, hatta takım arkadaşlarıyla yeteri kadar kaynaşamamış, saf yeteneğine rağmen biraz da bu nedenlerle istediği yere gelememiş bir adamın kendisini tutan bir hocaya sırtını tamamen çevirip Chelsea'nin klasikleşmiş 4-3-3'ünde tek koltuk için en büyük rakibi olan adamın yanında durmasına neden olan şey ne olabilir? Samimiyetinden zerre şüphe duymuyorum Fransız'ın.. Zaten bayılıyorum umursamazlığına ve sahaya koyduğu oyuncu profiline.. Anelka en sonunda mutlu olduğu yerde midir? Merak ettiğim sadece bu..

Son moda Guus Hiddink'in hocalığında çıktıkları ilk maçta Anelka ve Drogba ikilisi birlikte ilk 11'deydi.. Senenin en flaş EPL ekibi Aston Villa karşısında Villa Park'ta çıkılan maçı 1-0 aldı Chelsea.. Şampiyonluk umutları kırıntılara dönmüş Chelsea için müthiş önemli bir galibiyet.. Golse bu sene birçok defa olduğu gibi, yeniden Nicolas Anelka'dan..

21 Şub 2009

Teknosa Türkiye Kupası


İki gündür TBL.org için kupayı takip ediyorum.. Günde 5 saat televizyon başına sabitlendim.. Bugün futbol maçlarını harcadık kupa için ama değdi mi? Sadece Erdemir - Galatasaray maçı yeterdi.. Dün Galatasaray Cafe Crown Antalya BŞB'yi 17 üçlük atarak ve Altar Tunçkol'u kenarda deli ederek yarı finale kalmıştı.. Zaten sene başından beri Zizic problemi, sakatlıklar, PG yokluğu derken binbir sıkıntı çekiyordu takım.. Üzerine Antonio Graves ve Dejan Milojevic'in sakatlıkları tüy dikti resmen.. Galatasaray'ın kupaya çıkardığı Rashid Atkins, Murat Kaya, Milan Gurovic, Polat Kocaoğlu ve Hüseyin Beşok ilk beşi ligin vasat ekiplerinden biri olur.. Zaten kadro pek parlak değilken en önemli iki yabancının sakatlığı sonrasında dar rotasyonla geldi Galatasaray kupaya.. 3 günde oynanacak 3 maçı da düşününce yapılabilecekler sınırlıydı.. Maksimumunu yansıttı oyuncular sahaya.. Antalya maçındaki dış şut performansı Türkiye'de son yılların en iyisiydi belki de.. Bugünkü Erdemir karşısındaki mücadele de taraftarı mutlu edecek cinstendi.. Normal süre de, ilk uzatma da açık söylemek gerekirse Erdemir'in hakkıydı ama maç içinde faul problemleriyle iyice daralan rotasyon sonrasında Murat Kaya ve Hüseyin Beşok ikilisinin gösterdikleri ruh müthişti.. Murat Kaya'nın şutör olduğunu biliyoruz ama bu penetreleri yapabiliyorsa bunca zamandır harcamış kendini.. Hüseyin için söylenecek hiçbir şey yok zaten.. NBA'dekileri çıkarıyorum, Hüseyin'den daha çok saygı duyulacak bir Türk basketbolcu var mı Türkiye'de emin değilim.. Erdemir'in bench'inde Antwain Barbour diye bir oyuncu olmasa Galatasaray Cafe Crown finaldeydi belki de ama bu kadar direnç gösteren Galatasaray'a karşı hiçbir zaman oyundan kopmayan Erdemirli oyuncuları ve teknik kadroyu da kutlamak gerek.. Dün Fenerbahçe Ülker çok rahat geçmişti Telekom'u.. Mirsad'ın bench'ten getirdiği kuvvetin Fenerbahçe için önemini kelimelerle anlatmak imkansız.. Gordan Giricek de ağrılarına rağmen harika bir maç oynadı dün.. O Fenerbahçe, dün nasıl rahat kazandıysa, bugün aynı şekilde teslim oldu Efes Pilsen'e.. İki takım da dışardan berbat şut atınca front court'un performansları belirledi maçı.. Efes Pilsen başta Kaya Peker'le ağır geldi içeride.. Fenerbahçe Ülker karşısında son yıllarda gösterdikleri kötü performansı artık tersine çevirmek ister gibiydiler.. 40 dakika boyunca yine son zamanlarda Efes'te görmediğim derecede kalite bir savunma örneği koydular sahaya.. Charles Smith istediğinde savunma da yapabildiğini tekrar gösterdi.. Kerem Tunçeri'nin katılımı ve Mario Kasun'un takıma iyice oturmasıyla Fenerbahçe'nin daha önündeler şu anda..

Bugün 50 dakika sahada kalmış Erdemir'in yarın Efes Pilsen karşısında şansı yok.. Ama yine de ben Efes Pilsen - Fenerbahçe finali görmektense bu iki takımın yarı finalde oynayıp, Erdemir gibi bir takımın finalde boy göstermesini tercih ederim bir izleyici olarak.. Genç Ahmet Çakı önemli işler yapıyor o tarafta, takdir etmek gerek..

20 Şub 2009

,

Ya Sami Yen'de olsaydı?


"Bir de olayı öbür türlü düşünecek olursak Galatasaray aynı oyunu Sami Yen'de oynasa, iyi oynadı diyebilir miydik?"

Yer NTVSPOR stüdyoları, vakit dün akşam suları, program Maç Toplantısı.. Bir Hakan Ünsal özdeyişi.. Bir 5 yıl sonra acaba nasıl bir yerde olacak kendisi, hangi kimlikle arz-ı endam edecek? Hep beraber göreceğiz.. NTVSPOR kanalı bir futbolcu eskisinin kendini bitirişine ev sahipliği yapıyor bir süredir.. O güzel kanala yakışıyor mu böyle şahıslar? Onun kararını da izleyiciler versin..

18 Şub 2009

,

Bordeaux 0-0 Galatasaray


Maç öncesi açıklanan kadro sabit bir 3'lüyle sahaya çıkılacağını net belli etmişti.. Galatasaray bu sene kalkıştığı 3'lü savunma denemelerinin çoğunu 4'lüyle dönüşümlü olarak kullandı.. Mecburiyet nedeniyle oluşturulan bu yeni sistem, yine mecburiyet nedeniyle klasik 3'lüye döndü bugün.. Yarın 2 kritik adam daha sakatlanırsa ortaya neler çıkacak merak ediyorum.. Kaydırmalı dediğimiz dönüşümlü savunma için stoper özelliği olan bir bekin varlığı bu sistemin işlerliği için en büyük şart.. Terim zamanında bazen Hakan Ünsal, çoğunlukla Fatih Akyel-Capone üzerinden bu çok daha opsiyonlu bir şekilde sahaya yansıyordu.. 2009'un Galatasaray'ında elde bir tek Balta var ve onun da yokluğu klasik 3'lüyü mecburiyete çevirdi.. Volkan ve Sabri'li bomba 4'lü defansı seçeneklerden saymıyorum zira..

Sistem üzerindeki 10 oyuncu üzerine sağ tarafa ekstra güç olarak yerleştirilen Kewell'a rağmen Galatasaray'ın bütün pozisyonlarını sağdan vermesi de başlama düdüğünün öncesinden itibaren beklediğim bir şeydi.. Arda'nın sol kanatta son 1 yıl içinde geliştirdiği savunma özelliği, çokça eleştirdiğimiz genç oyuncu için takdir edilmesi gereken en önemli hadise.. Barış'tan da, Sabri'den de daha iyi savunuyor tek başına kaldığı kulvarını.. Barış-Sabri tercihi bence yanlıştı ama son haftalarda artan Sabri eleştirileri ve Galatasaray'ın düzenli olarak sağ kanattan yediği goller böyle bir değişime neden oldu muhtemelen.. İlk yarıdaki ilk 10 dakika dışında tamamen dengede bir oyun vardı sahada.. Harry Kewell'ın ilk maçında girdiği pozisyon da adamın futbol beyninin bir göstergesi.. Onu Galatasaray'da berbat fizik gücüne rağmen çok değerli hale sokan durum bu şekilde açıktan gelerek girdiği çok net pozisyonlar.. Bundan sonra oynamaya devam ettikçe de Galatasaray'a kattığı en büyük artı değer olmaya devam edecek bunlar..


İkinci yarının başında Milan Baros'un çıkmasıyla birlikte Michael Skibbe için önemli laflar hazırlamıştım ama maç sonunda sakatlık açıklaması geldi ve denecek bir şey kalmadı.. İkinci yarı Placente'nin çıkışları, stoperlerin orta sahaya yaklaşması, maçın Galatasaray yarı sahasına yıkılması tamamen ilk yarının en iyi oyuncusu Baros'un oyundan çıkışının oyun sahasına yansıması.. Milan Baros için savunmacı bir forvet demek çok zor ama defansın üzerine yaptığı düzenli koşuların savunma bloğunun çıkışını ve oyuna katılımını engellediğini de görmemek imkansız.. Bu yönüyle de Galatasaray'ın takım savunmasına büyük katkı yapıyor.. Üst üste 5 maç gol atamayan, sahada form durumu dibe vuran Hakan Sukur'un Terim tarafından her maç 90 dakika oyunda tutulmasının nedenlerinden en büyüğü de savunmayı çıkarmamasıydı zaten.. Günümüz forvetini sıradan forvetten çıkarıp iyi forvet yapan belirleyici özelliklerden biri bu.. Baros sahada sağlıklı bir şekilde kalmayı başarsa ikinci yarı çok net pozisyonlar bulabilirdi Galatasaray ama Shabani Nonda'yla mümkün olmadı bu..

Arda, Baros, Topal, özellikle de ikinci yarıda Meira ve Servet sahanın en iyileriydi.. Emre Aşık fahiş hata yapmadığı maçta son 10 dakika içindeki Bordeaux baskısında saçma sapan 2 faulle rakibe duran top kazandırmasıyla kısmen çıldırttı ama fena iş yapmadı maç boyunca.. Barış sağ tarafta yapabileceğinin maksimumunu yaptı.. Lincoln ruhen sahada değildi.. İkinci yarıda rakibe önemli bir pozisyon vermeden alınabilecek en iyi sonuçlardan biri alındı.. Bordeaux Sami Yen'de gol bulmakta çok zorlanacak bir takım değil.. Galatasaray için turun anahtarı 2 golden geçer..

Tamamen profili nedeniyle benim de zaman zaman eleştirdiğim Hakan Balta'nın değeri son 2 haftada biraz daha anlaşılmıştır.. Antalya ve Bordeaux maçlarının en önemli göstergelerinden biri de budur..

Edit: Tur geçilirse rakip Hamburg.. Hollanda'dan 3 golle dönüyorlar.. CSKA sanıyorum ki özellikle ilk yarıda iyi top oynamış Villa deplasmanında.. Zico'yu da takip etmek gerekiyor orada.. 1-1'lik skor bu seneki Villa'yı göz önünde bulundurunca mükemmel skor CSKA için.. Köy takımı Kharkiv deplasmanda Sampdoria'yı da hacamat etti.. Kasaba takımlığına terfi etmeliler artık bence..

17 Şub 2009

All-Star 2009


Organizasyonun üzerinden 1.5 gün geçti ama yazmadan geçmek istemedim.. Smaç şampiyonasından başlayalım.. Öncelikle Nate Robinson'ın şampiyonluklarının beni rahatsız etmediğini söyleyeyim.. Bu smaç yarışmalarının hiç tadı kalmadı, All-Star eski All-Star değil, NBA 20 yıl öncesi tadı vermiyor sık sık duyduğumuz deyişler son zamanlarda.. Bunu ben de söylüyorum zaman zaman ama işin hakkını da vermek gerek.. Smaç yarışmalarının eski smaç yarışmaları olmaması benim de içinde bulunduğum bir sanrıdan ibaret.. Çoğu insana göre yapılmış en iyi slam dunk contest olan 2000'deki smaçları şimdi yapmaya çalışsa biri gülerler, eh ne iğrenç bir yarışma bu derler.. Smaç basketbolun notası değil, yanyana getirip her sene yepyeni bileşimler bulamıyorsunuz.. Michael Jordan Dominique Wilkins'le o müthiş yarışmayı yapıp son olarak faulun bir ayak önünden vurduğu smaçla herkesi taş etmişti.. Şimdi James White gibi adamlar gelip o faul çizgisinden bacak arası geçirerek vuruyor.. İnsan doğasının evriminin doğal bir sonucu bu.. Ama fizik ve güç böyle gelişirken hareketler de bir o kadar geriliyor.. Önce potanın karşısı bitti, sonra yanına ve arkasına geçtiler.. Artık slam dunk contest'in alması gereken hal, Dwight Howard'ın geçen sene, Nate Robinson'un bu sene yaptığı gibi işi teatral bir boyuta dökmektir.. Artık yaratıcılık olsa olsa sıçrarken üflenen mum, telefon kulübesi ve kriptonit benzeri espriler üzerinden döner.. İyi de olur.. 5 sene önce vurulan smaca şimdi bu ne ya diyorsan, bu adamlardan fazla bir şey beklememen gerekir.. Oylamaların saçmalığı da son 3-4 yıl göze çarpan bir şey değil.. İzleyin Dominique-MJ kapışmasını 25 yıl önce ne yapmışlar görün.. Yapılan smaçları 8-9 puan arasına sıkıştırıp hakkaniyetli bir döküm yapılmasını isteyenler bu amaçlarına hiçbir zaman ulaşamayacaklar.. Birinin dominant olduğu dönemde fazla sırıtmaz bu Vince Carter'da olduğu gibi ama yakın giden yarışmalarda hep "bu ne puan ya" yaklaşımı olacak.. Bunun tekrarını da abartmamak gerek..


Nate Robinson özeline geleyim.. Spiker ve yorumcuların da payı var bazı apaçiliklerde.. Nate Robinson karşısında Andre Iguodala haksızlığa uğramış mıydı emin değilim ben.. Eğer o yarışmanın haksızlık olduğunu düşünenler varsa lütfen "Bu sene de Rudy Fernandez'in hakkı yendi hacı.." demesin o kişiler.. Çok tekrar smacın puanını düşürmeli midir? Bu tartışılması gereken bir konu.. Oraya o süreyi koyup bu süre içinde yapman gerekiyor diyorlarsa süre bitmeden vurulan smaç puan düşürmemeli.. Ama bunun üzerinden Nate'i eleştirip Rudy'yi de yediler yaklaşımı saçma.. Süre bitip kalan 2 hak içinde bitirdi smacı Rudy.. Ve ilk 1 dakikada denediğinden daha basit şekilde vurdu.. Kimse de kusura bakmasın, o smaç slam dunk contest tarihinin en iyi 2-3 smacından biri değildi.. Ama 42 puan bence de azdı, zira ben sürenin değeri düşürmediğine daha çok inanıyorum yukarıda söylediğim gibi..

J.R. Smith bir smaç vuruyor, puanını alıyor.. Benzerini vuran Nate 4 puan yüksek aldı diye eleştiriliyor.. Neden? Aynı smacı yapmış.. Aynı smacı yapması Nate için o smacın zorluk derecesini de aynı yapmıyor ki.. J.R.'ın boy yaklaşık 2 metre, Nate 1.70.. O 30 cm'nin 4 puan da karşılığı olsun lütfen.. Kendisinden 30-40 cm uzun adamlarla aynı yarışmaya katılan bir adamın biraz daha basit smaçlar yapma özgürlüğü olmalı.. Zorluk derecesi 10 üzerinden 10 olan bir smacı 2 metrelik bir adamın yapmasındansa, 10 üzerinden 8'lik bir smacı 1.70'lik Nate'in yapmasını tercih ederim ben.. Bir yerde okudum hatırlamıyorum, Dwight üzerinden vurulan smaç için Vince'in Weis örneği verilmiş, onun kadar zor değildi bile denmiş.. Hayır, zaten maçta vurulan bir smaçla hiçbir zaman aynı zorluk derecesinde olamaz ama bu adam 1.70 yahu.. 2.10'un üzerinden geçip çakıyor.. Bırakın biraz daha kolay olsun.. Çoğu 2 metrelik adam o kadar rahat geçemez Dwight'ın üzerinden.. Omzuna da bassın biraz.. Chandler'ın üzerine basılarak yapılan smacı ben de gereksiz buldum ama..


Maç güzeldi.. David Stern gereken ayarı çekmiş, baştan sona ciddi maç oldu.. Oluşan farkı da 12 kişilik takımı 2 uzunla bırakan yetkililer ve Mike Brown'ın çok da gerekli olmayan saha içi tercihleri açıklasın.. All-Star eski All-Star değil bir açıdan doğru, diğer açılardan yanlış.. Son 2-3 yıl oyuncularda bir gevşeme, maçı fazla sallamama problemleri vardı.. Onu kesmişler bu sene.. Onun dışında ah nerede Magic'ler, Jordan'lar, Hakeem'ler de fazla anlamlı gelmiyor bana.. NBA'in, All-Star'ların o büyüsünün kaybetmesinin nedenini biraz da her şeye çok rahat ulaşmakta aramak lazım.. Her şey elimizin altında, her habere, her maça ilk elden rahatça ulaşıyorsun.. 20 yıl önce her maç verilse ve bu bilgi akışı sağlansa o zamanların büyüsü de bu denli olmazdı bence.. Efsane 1992'den sonra, aradaki iyi organizasyonlara rağmen en çok zevk aldığım All-Star 2003'tü mesela benim.. Şu MVP hadisesinin bu kadar önemli olmadığını da anlatsalar daha iyi olacak.. İsteyenin ben MVP'yi alırım yaklaşımı biraz can sıkıyor.. Onun dışında büyük sorun yok..

Batı'nın rahat götüreceği belliydi.. Öyle de oldu.. Kobe-ShaQ A.Ş.'nin ödülle birleşimiyse tam anlamıyla bitmemiş bir devrin güzel sonu oldu.. Bu All-Star hafta sonu ShaQ'ın Kobe cilalamaları eşliğinde geçti zaten.. 12 dakikada güzel bir performans gösterip maçı yine eğlence alanına çeviren ShaQ'ın da hakkıydı MVP.. Bu fırsatı kaçırmak istemedi NBA yönetimi de.. ShaQ gerçekten müthiş bir adam.. Lig tarihinin bana göre en büyük pivotu.. Ama gidişinden sonra Kareem'e duyduğum saygıyı basketbol içinde duyamıyorum kendisine.. Kobe'yle olan tartışmalarında herkes Kobe'yi suçlamıştı zamanında ama ondan sonraki ShaQ fırıldaklıklarıyla bu iş de biraz olsun hakkaniyete erdi sanırım.. Wade'i Miami'de oynadığı en iyi oyuncu yapan koca oğlan tekrar Kobe'ye döndü, LeBron karşısında üste çıkardı Kobe'yi.. Kobe'nin bunlara ihtiyacı olmaması ayrı bir gerçek.. Phil Jackson'a bile sallayan ShaQ'ın dönüşleriyse komik.. Bu yüzden hiçbir zaman bir Kareem, bir Magic, hatta bir Kobe olamayacak benim gözümde ama gülümsemesi, bir jesti yetiyor eski özlemler için..

20. Hafta


Beşiktaş-Trabzonspor maçının tekrarına göz atma fırsatım oldu.. Klasik bir Beşiktaş iç saha maçı, bu senenin Trabzonspor'unun büyük maçlarından biri şeklinde geçmiş oyun.. Beşiktaş yıllardır dökülüyor ligde ama en kötü olduğu dönemlerde bile İnönü'de oynadığı topun, yaptığı baskının yanına bile çıkamıyor şampiyonlar.. Ya statta, ya da taraftarda bir şey var, çözemedim daha.. Bu baskıdan gereken pozisyonların çıkmaması tamamen Rigobert Song'un tecrübesinin Trabzon'a yaptığı etki.. Galatasaray'ın bu Song'u gönderip, yerine bu Meira'yı alması hem kendisi, hem de bu senenin şampiyonluğunda en büyük kader etkisini yaratacak belki de 3 ay sonra.. Kendi savunmanı düşürmekle kalmayıp bir rakibini şampiyonluk adayı haline getirmek yapılması kolay olan bir yönetim icraatı değil..

Trabzonspor büyük maçlardaki pasif oyununa Beşiktaş önünde de devam etti.. Kadıköy deplasmanını çıkarıyorum tabii bunu derken.. Pasif oynarken rakibi de pasifize edebilmek iyi savunma futbolunun ilk gerçeğidir.. Tekrar etmem gerek, Ersun Yanal'ın bu bağlamdaki dönüşümü üzerine konuşulması gereken çok önemli bir olay.. Umursayan yok ama fazla.. İnönü deplasmanı gitmiş, Galatasaray ve Fenerbahçe'yi Avni Aker'e çekecek olmak muazzam bir avantaj.. Gidilecek Sivas ve Antep deplasmanlarıysa bu oyun tarzıyla büyük korku yaratmıyordur Trabzonlu'larda.. Bu 4 maçtan 8 puanı çıkardıkları takdirde şampiyon olamamaları için büyük acemilik yapmaları gerekiyor..

Beşiktaş da bu 4 takımla aynı şekilde oynayacak.. 5-6 puanlık farkın Denizli yapısıyla kapanacağını sanmıyorum, özellikle de bu pozisyonsuz deplasman futbolu devam ettikçe.. Fenerbahçe bütün rakipler puan kaybederken 7 atarak bir süre daha kandırmaya devam edecek kendisini.. Taraftar fikstürü açıp İnönü, Avni Aker, Sami Yen, Kayseri ve Bursa deplasmanlarını görünce o rüyadan çabuk uyanır.. Fenerbahçe bir süre önce tüketti zaten şansını.. Michael Skibbe'yi yazarken ikinci yarıya fizik olarak daha güçlü girilmesinin bir gereklilik olduğunu yazmıştım.. Ama sakatlıklar, cezalar yine gerçek 11'le sahaya çıkmasını engelliyor takımın.. Bunda hocanın sorumluluğu illa ki var.. Son Antalya maçında sahada çoğu futbolcuda görülen umursamazlığın ise telafisi yok.. Galatasaray'ın sahada oyun bazında çok kötü oynadığını düşünmüyorum son 3-4 yıldaki bazı deplasman maçlarını hatırladıkça.. Girilen 3 çok net pozisyon bir deplasman için yetmeli takıma.. Ama oldu ki girmedi onlar, yenilgiyi kabullenmişlik ve bazı topçularda tavan yapan umursamazlık çok tehlikeli ilerleyen haftalar için.. Üç büyükler içinde şampiyonluk şansı diğerlerine göre yüksek oranda olan tek takım Galatasaray hala, bence.. Bu sene şampiyonluğun çok gerekli olmadığını kendi açımdan dile getirmiştim ama Şampiyonlar Ligi gelecek için önemli.. Bordeaux'ya elenilirse, şampiyonluk için kredisi tamamen biten Skibbe'nin boynundaki ip iyice inceleşecek ama oradan sonra verilecek kararda yönetim omzuna alır sorumluluğu.. İcraatların devamına göre de konuşuruz zaten.. Bordeaux maçları için bir yazı yazmak isterdim ama sakatlıklar ana kadroya o kadar sekte vurdu ki, çıkacak asıl kadronun nasıl bir top oynayacağını kestiremiyorum.. Beklenenden daha iyi bir performans umduğumu belirteyim ama..

Sivas nerede diyenler için 2 hafta sonrasına randevu veririm..

9 Şub 2009

Scolari


Giderken benim yarım milyarı da iç edip öyle ayrıldı Chelsea'den.. Roman abi 1 hafta önce kovsa olmazdı sanki.. Teşekkürler Chelsea.. Daha çok şey yazılmayı hak eden bir ayrılık aslında ama keyif bırakmadılar ki adamda.. Bahsin futbol sevgisine saldırdığı noktalar işte bunlar, ibret almak lazım.. Beklediğimden erken bir ayrılık oldu.. Yeni hoca Avram Grant olursa şaşırmam ben..

Edit: Anında Guus Hiddink dedikoduları çıktı, Hiddink'in menajeri anında yalanladı dedikoduyu..

Cleveland Cavaliers 91-101 Los Angeles Lakers


Andrew Bynum'un sakatlığından sonra fazla küçümsedim sanırım Lakers'ı.. Lamar Odom'lu front court'la hem Banknorth Garden, hem de Quicken Loans Arena'dan çıkmayı başardı Lakers.. Doğudaki en büyük iki rakibi sezon içinde süpürdü, önce Boston'un 19 ve 12 maçlık iki büyük lig serisini sonlandırdı, ardından da Cleveland'ın sene başından beri gelen 23 maçlık iç saha galibiyet serisinin canına okudu.. (Geçen sene Doğu finalindeki 3 maçı da sayarsanız 26 maça çıkıyor seri)

Staples Center'da da mükemmel bir LeBron savunması vardı sahada.. Quicken Loans Arena'da da değişmedi durum, artarak devam etti.. Phil Jackson uzun zamandır böyle özel maç planları koymuyordu sahaya.. Savunma odaklı bu müthiş kurgularla özlediğimiz şeyleri biraz olsun gösterdi..

Drew oğlanın sakatlığından sonra Lamar Odom'un aldığı rol ve yaptığı katkı tavan yaptı bu maçla.. Kesinlikle kariyerinin en iyi 10 performansından biridir bu geceki oyunu.. Bu sene kontratının son yılı ve az süre, vasat altı istatistiklerle iyi bir kontrat kazanma şansı azalıyordu Lamar'ın.. Drew'un sakatlığına bu bağlamda az da olsa sevinmiştir.. Lamar'ın bu performansını sürdürmesi sene sonunda Lakers'la imzalamasını zora sokacak.. Bynum sakatlanınca lig birinciliği imkansız demiştim ama müthiş iki deplasman galibiyetiyle hala liderliğe oynuyorum mesajını verdi bu gece takım.. Ne kadar devam edecek merakla bekliyoruz..

İkinci yarıdaki Lakers performansı bir 10 sene önce olsaydı, sağ alt köşeye kırmızı noktayı iliştirirdi NTVSPOR.. Oynanan devreyi, ortaya konan savunma ve hücum performansını anlatmak imkansız.. Bunu sahaya hastalık nedeniyle bitik bir Kobe'yle koymak ayrıca takdir edilmesi gereken bir konu..

Gecenin performansı: 28 sayı, 17 rebo, 2 ast.. %68.4 saha içi yüzdesi.. Lamar Odom.. Bizim röportaj iyi geldi çocuğa..

8 Şub 2009

Radmanovic for Morrison + Brown


Mitch Kupchak bir sabah uyandı... Kahvaltısını edip kulüpteki sıkıcı işine gitmek için giyindi.. Giyinirken her zaman söylediği şarkıyı söylüyordu.. Çıkmadan önce bir fincan kahve eşliğinde masanın üzerindeki gazetelere göz atıyordu ki geç kaldığını fark etti.. Lakers önemli organizasyondu, çabucak çıktı evden.. Aceleyle arabasına doğru koşarken komşusu Bridget Hanım'ın balkonunda yetiştirdiği kaletya cinsi saksı çiçeği şiddetli fırtınayla sallanmaya başlamıştı.. Mitch Kupchak tam apartmanın oradan geçerken yerinden çıkan küçük saksı hızla aşağıya indi ve Mitch'in başına isabet etti.. Kupchak sersemledi, ne olduğunu anlayamadı.. Yukarı baktı ve kendisine doğru üzgün ve utangaç bir ifadeyle bakan Bridget Hanım'la göz göze geldi.. Eh be bu kadar da olur mu bakışıyla küçük bir gülümseme gönderdi ve arabasına doğru yürümeye devam etti..

İşte Los Angeles Lakers'ın makus talihini değiştiren gündür o gün.. Kafasına saksıyı yediği günden beri yapılamayan tradeler ve seçilemeyen oyuncular eşliğinde NBA'in en paspas yöneticilik örneklerinden birini ortaya koyan Mitch Kupchak o günden beri Pau Gasol'ü biten kontratlar karşılığında alan, Trevor Ariza'yi Brian Cook gibi bir kifayetsiz muhteris karşılığında takıma katan ve en sonunda sahada top oynama ve düşünme işini bir arada yapamayan Vladimir Radmanovic'i Adam Morrison karşılında takımdan sepetleyen bir yönetici konumuna geldi.. Morrison for Radman takıma çağ atlatacak, büyük bir girişim mi? Alakası yok.. Ama her türlü şu ankinden daha iyi sonuç vereceğini düşünüyorum.. Radmanovic %44 gibi muazzam bir yüzdeyle üçlük atıyordu fakat bunun dışında hücum ve savunma anlamında sahaya hiçbir şey koyamıyordu.. %44'ü de maç başına sadece 1.3 isabetle tutturmuştu.. Ki o yüzdenin değerini biraz düşürüyor bu.. Adam Morrison iyi kolej kariyerinden sonra Charlotte tarafından 3. sıradan seçilmiş ama NBA'de parkeye çakılarak büyük hayal kırıklığı yaratmıştı.. Morrison her şeye rağmen iyi bir şutör ve Radmanovic'in rolünde ondan çok daha kötü atacağını sanmıyorum ben.. Bunun yanında Radmanovic'in aksine bu adam düşünüp bazı şeyleri uygulayabiliyor sahada.. 3 numara savunması yine atıl kalacak belki ama en kötü senaryoda bile bir kayıp yaşayacağını düşünmüyorum Lakers'ın.. Morrison'ın şampiyonluk kovalayan bir takıma gelmesiyle kazanacağı güven duygusuyla içinde bulunduğu psikozdan çıkıp potansiyelini biraz değerlendirmesiyse Lakers'ın hanesine yazılacak artılardan olacak ki taraftar artık onu bekler Morrison'dan.. Finansal yönden de Radmanovic'tek erken biten kontratıyla cap'te erken bir rahatlama sağlayacak Morrison ama bizim Jerry müdürün onu dert ettiğini sanmıyorum fazla..

Shannon Brown'u sahada oynarken fazla görmedim.. Kolej kariyerini de bilmiyorum fazla.. Muhtemelen garbage time oyuncusu olacak ama 3. guard iyidir her türlü.. Farmar gittiğinde aklımız çıkmıştı, en azından güvence olur..

Brian Cook + Mo Evans for Ariza takasından sonra pota altı savunmamızı güçlendirdik şeklinde açıklama yapan Orlando GM'i Otis Smith'ten sonra Rod Higgins'ten de back court için sertlik sağlayacak önemli bir oyuncu eklemesini yaptık Radmanovic'le açıklamasını bekliyorum ben şiddetle.. Duyamazsam fazlasıyla üzüleceğim Rod, lütfen söyle bunu..

7 Şub 2009

,

Galatasaray 1-1 Kayserispor


Lincoln'un ilk sarı kartında penaltı var mı, yoksa mutlaka sarı kart mı, bunlar sabaha kadar tartışılacak, çoğu insanın da üzerinde mutabakata varamayacağı bir konu.. Geçiyorum bunu o yüzden, geliyorum ikinci sarı karta.. Kurallardan, maddelerden habersiz hakem biçiciliği, yönlendirmeciliği yapan Erman Toroğlu Lincoln'un ikinci sarısını haklıya getirip Emre Aşık üzerinden günah çıkartmaya çalışıyor.. Toroğlu ve Galatasaray söz konusuyken aksi zaten mümkün değildi ama doğru söyleyelim.. Bildiğim kadarıyla ikinci sarının sarı kartla yakından uzaktan alakası yoktur, öncelikle bunun altını çizeyim.. Faul atışı kullanılacağı zaman oyunu çabuk bir şekilde başlatmayı düşünen oyuncu, o anda 9.15'e açılmamış bir rakip oyuncu varsa çevrede onun riskini alır.. Açılmayan oyuncu da önünden geçen topa müdahale etti diye sarı kart görmez.. Kontra yemeyelim diye topun önüne geçip hakemin kendisini açmasını bekleyenlerin bile sarı görmediği ve uyarıldığı bir ortamda Lincoln'un ikinci sarısı komikti.. Bir oyuncu rakip atış kullanacakken topun önüne geçer ve ısrarla kullanılmasını engellerse sarıyı görür, bunun dışında oyuna sokulan toplardaki risk, kullanan tarafa aittir.. Yığınla Lincoln'un yaptığı müdahaleyi yapan adam gördüm 9.15'ten daha yakınken, içinde sarı olan birini hatırlamıyorum.. Sonuç, yanlış karar.. Kuralı aradım bulamadım, bulan veya bilen varsa yorum bölümüne bıraksın linkini.. Hakemlerin yaptığı hatalara saatlerce konuşup hakem zabıtalığına soyunan Erman Toroğlu önce kendi öğrenecek kuralları, sonra çıkacak piyasaya, kelle koparacak.. Takıma ve oyuncuya göre istediği gibi kural ve yorum keseceğine, açıp okuyacak, öğrenecek, sonra konuşacak.. Galatasaray taraftarı olarak bugün Selçuk Dereli'ye müthiş sinirlendim, ama maçtan sonra dinlediğim Erman Toroğlu yorumlarındaki sinir katsayımın yarısına ulaşmamıştım maç içinde..

Dereli'nin maçtaki psikozu Toroğlu gibilerinin etkisinin yanı sıra, 3 sene önceki Denizli maçının bir uzantısıdır.. O açıdan normal görmek gerek.. FIFA kokartı olup Avrupa'da maç yöneten bir insanın başka düşünceler içine girebileceğini hiçbir zaman düşünmedim ben, düşünmem de.. Denizli maçından sonra hala devam eden bazı tepkilerin yansımasıdır Dereli'de görülenler..

Galatasaray bu sefer kaydırmasız, direk bir üçlüyle başladı Topal'ın sol stopere geçmesiyle.. Gole ve kırmızı karta kadar da böyle gitti.. Daha sonra takım doğal olarak yavaş yavaş geriye çekilmeye başladığı anda Sabri sağ beke geçerek savunmayı dörtledi, ki bence doğru düşünceydi.. Hafta içi Sivas'ta 120 dakika oynadıktan sonra 1 saat de burada eksik oynayan Galatasaray'ın fizik olarak düşüşte olduğunu söyleyedursunlar, mücadele yönünden topçulara söylenecek bir şey bulamadım ben.. De Sanctis'in yediği golde topu görmemesi çuval gibi sola atlamasının nedenidir heralde.. Topu görmemesi kimseye çarpmayan o şutun içeriye alınmasını normal yapar mı? Bunun cevabını veremiyorum..

Arda maçtan sonra büyük tepki göstermiş zannediyorum maçtaki olaylara.. O tepkiyi kapalı kapılar ardında vereceğine maçta bulduğu boş alanlarda yeteneğiyle bazı tepkileri gösterse bence daha iyi olur.. Galatasaray takımı için 20-30 yılda bir bulunabilecek müthiş bir figür Arda Turan.. Sol tarafta tek başına oynamasının kendisini zorladığını, dolayısıyla hücumda performansını düşürdüğünü ve hücum anlamında zayıf kaldığı bazı maçlarda bunun göz önünde bulundurulması gerektiğini biliyorum ki 2-3 maçta dile de getirdim burada.. Ama buna rağmen yakalanan fırsatları bu kadar kolay harcaması da çok güzel görünmüyor.. İlk müthiş çıkışından sonra duraklamaya girip sonra yeniden ani bir atılım göstermişti.. Arkasından sezon başından beri benzer bir duraklama geldi.. Galatasaray ileriye gidecekse ikinci yarıda Avrupa'da ve Türkiye'de tekrar bir çıkış şart kendisinden.. Kewell'ın yokluğunda daha çok şey bekleniyor kendisinden..

6 Şub 2009

5 Şub 2009

EPL'de Ara Transfer


ARSENAL

Gelenler: Andrei Arshavin (15 milyon £)

Gidenler:
Jay Simpson (kiralık)

ASTON VILLA

Gelenler:
Emile Heskey (3.5 milyon £)

Gidenler: Wayne Routledge (açıklanmadı)

BLACKBURN ROVERS


Gelenler:
Nick Blackman (açıklanmadı), El-Hadji Diouf (2 milyon £), Gael Givet (kiralık)

Gidenler:
Matt Derbyshire (kiralık), Alan Judge (kiralık), Eddie Nolan (açıklanmadı), Sergio Peter (açıklanmadı)

BOLTON WANDERERS

Gelenler: Mark Davies (açıklanmadı), Ariza Makukula (kiralık), Sebastien Puygrenier (kiralık)

Gidenler:
Heidar Helguson (açıklanmadı), Kevin Nolan (4 milyon £)
CHELSEA

Gelenler:
Ricardo Quaresma (kiralık)

Gidenler:
Wayne Bridge (10 milyon £), Jack Cork (kiralık), Carlo Cudicini (free), Scott Sinclair (kiralık), Sergio Tejera (açıklanmadı)

EVERTON


Gelenler:
Jo (kiralık)

Gidenler:
John Paul Kissock (kiralık)

FULHAM

Gelenler: Giles Barnes (kiralık), Olivier Dacourt (kiralık)

Gidenler: Leon Andreasen (açıklanmadı), Hameur Bouazza (kiralık), Jimmy Bullard (5 milyon £), Lee Cook (açıklanmadı), Seol Ki-Hyeon (kiralık)

HULL CITY


Gelenler: Jimmy Bullard (5 milyon £), Kevin Kilbane (500K £), Manucho (kiralık), Kamil Zayatte (2.5 milyon £)

Gidenler:
Stelios (free)

LIVERPOOL

Gelenler: -

Gidenler:
Robbie Keane (12 milyon £), Jermaine Pennant (kiralık)

MANCHESTER CITY

Gelenler:
Craig Bellamy (13 milyon £), Wayne Bridge (10 milyon £), Nigel De Jong (10 milyon £), Shay Given (8 milyon £)

Gidenler:
Jo (kiralık), Paul Marshall (kiralık), Tal Ben Haim (kiralık)

MANCHESTER UNITED

Gelenler: Richie De Laet (açıklanmadı), Zoran Tosic (8 milyon £), Adam Ljajic (açıklanmadı)

Gidenler: Manucho (kiralık)

MIDDLESBROUGH


Gelenler: Marlon King (kiralık)

Gidenler:
Mido (kiralık)

NEWCASTLE UNITED


Gelenler:
Peter Lovenkrands (free), Kevin Nolan (4 milyon £), Ryan Taylor (açıklanmadı)

Gidenler: Shay Given (8 milyon £), Charles N'Zogbia (6 milyon £)

PORTSMOUTH


Gelenler: Angelos Basinas (açıklanmadı), Nadir Belhadj (4.5 milyon £), Hayden Mullins (açıklanmadı), Pele (kiralık), Jermaine Pennant (kiralık), Theofanis Gekas (kiralık)

Gidenler:
Jermaine Defoe (16 milyon £), Lassana Diarra (20 milyon £)

STOKE CITY


Gelenler: James Beattie (3.5 milyon £), Henri Camara (kiralık), Matthew Etherington (açıklanmadı), Stephen Kelly (kiralık)

Gidenler:
Ritchie De Laet (açıklanmadı), Tom Soares (kiralık)

SUNDERLAND


Gelenler: Tal Ben Haim (kiralık), Calum Davenport (kiralık)

Gidenler: Pascal Chimbonda (açıklanmadı), Michael Chopra (kiralık), El Hadji Diouf (2 milyon £), Jordan Henderson (kiralık), Liam Miller (açıklanmadı), Ross Wallace (açıklanmadı)

TOTTENHAM HOTSPUR

Gelenler:
Pascal Chimbonda (açıklanmadı), Carlo Cudicini (free), Jermaine Defoe (16 milyon £), Robbie Keane (12 milyon £), Wilson Palacios (12 milyon £)

Gidenler: Kevin-Prince Boateng (kiralık), Hossam Ghaly (açıklanmadı), Cesar Sanchez (açıklanmadı), Paul Stalteri (free)

WEST BROMWICH ALBION


Gelenler:
Marc-Antoine Fortune (kiralık), Juan Carlos Menseguez (kiralık), Youssouf Mulumbu (kiralık), Jay Simpson (kiralık)

Gidenler: Sherjill MacDonald (kiralık), Bartosz Slusarski (free)

WEST HAM UNITED

Gelenler: Radoslav Kovac (kiralık), Savio Nesereko (açıklanmadı)

Gidenler: Craig Bellamy (13 milyon £), Lee Bowyer (kiralık), Calum Davenport (kiralık), Matthew Etherington (açıklanmadı), Julien Faubert (kiralık), Hayden Mullins (açıklanmadı), Kyel Reid (kiralık)

WIGAN ATHLETIC


Gelenler:
Mido (kiralık), Charles N'Zogbia (6 milyon £), Hugo Rodallega (4.5 milyon £), Ben Watson (2 milyon £)

Gidenler: Henri Camara (kiralık), Emile Heskey (3.5 milyon £), Kevin Kilbane (500K £), Marlon King (kiralık), Wilson Palacios (12 milyon £), Ryan Taylor (açıklanmadı)

EPL'de Transfer

,

Lamar Odom Röportajı


Siteyi takip eden Lakers taraftarları zaten biliyordur ama bilmeyenler için buradan da yapmak gerek duyuruyu.. LakersTR bir ilki daha başardı ve Lamar Odom'la bir röportaj yaptı.. Daha önce de Javaris Crittenton'la benzer bir röportaj yapmayı başaran bir site bu.. Laker'ların kendi çapında kurup gayet amatör bir şekilde yürüttüğü böyle bir sitenin bunları başarması takdir edilmesi gereken konulardan.. Site geçtiğimiz gün 3 yaşına girdi, yeri gelmişken 3. yaşını da kutluyorum LakersTR'nin.. Lamar geçtiğimiz yaz İstanbul'da yapılan büyük Lakers buluşmasından haberdar olup yürüyedurunu çekmiş.. Bu yaz ikiye katlanır oradaki rakam.. Kobe'den aşağısı kesmez artık Amerika dışındaki en büyük Lakers camiasını..

3 Şub 2009

Kaçıracağı belliydi


Böyle anlamsız bir geyik vardır söz konusu penaltılar olunca.. Kaçan penaltıdan sonra bunu der bazı insanlar.. Genel geçer bir durumu yoktur ama bugün ilk penaltıda Arda gelince topun başına, çoğu insan penaltıdan sonra söylemiştir bunu adım gibi biliyorum..

İyi penaltı kaleciliğinde Petkovic'in yaptığı gibi öne çıkmak çok önemli.. Galatasaray'ın penaltıları kötü penaltılardı ama özellikle ilk ikisini Petkovic açı daraltarak daha rahat çıkardı.. Atılan bütün penaltılarda 1 metre öndeydi ve bu sadece Türkiye'de değil, dünyanın her liginde hakemler tarafından dikkat edilmeyen bir konu.. Aykut çizgide bekleyedursun, Petkovic topları çıkararak Sivas'ı yarı finale çıkardı.. İlk maçtan sonra penaltılara bırakabilmek bile büyük şanstı Galatasaray için bu eksiklerle.. Sivas'ın tek Bilica eksiğinde yediği gol ortadayken önemliydi oynamayan oyuncular.. Giden turdan çok Barış'ın sakatlığı çok daha büyük can sıkabilir Galatasaray'da..

61


Yine MSG, yine müthiş bir solo performans.. 19/31 FG, 20/20 FT.. Bynum'un sakatlığına neden olan Kobe'nin Bynum'suz ilk maçta hemen dizginlere asılacağı belliydi ama Bynum'suz ilk maçın Madison Square Garden'a denk gelmesi nedir peki? Bazı kozmik güçler var gerçekten bu işte.. MSG tarihinin rekor sayısı, 61.. NBA TV'nin vermesi de büyük şans oldu bizim için.. Maçtan önce New York'lu dostum Kobe 60 atar demişti.. Ne duygularla izledi maçı bilmiyorum..

"Uzayda hayat varsa kanıtı da bu adam olmalı."

Orkun Çolakoğlu

Geliyor, gelecek, geldi?


Ben bu Ruslar kadar paracısını görmedim.. Kulübü ayrı, oyuncusu ayrı.. Son zamanlarda bu kadar para ekseninde geçen bir transfer hatırlamıyorum.. Zenit'in 25'ten aşağı satmayız kelamları 1 yıldır yankılanıyor zaten kulaklarda ama Arsenal cimriliği ayrı bir şey.. Fiyatı en sonunda 15 milyon pound'a kadar çektiler ve zannediyorum bu iş bitti.. Hala ödemelerle ilgili bir problem yüzünden resmileşmedi transfer ve beklemede görünüyor.. Ama sanıyorum hallolacak yarın..

Arsenal'deki kötü gidişin Flamini'nin ayrılışı sonrasında göbeğin doldurulamaması nedeniyle gerçekleştiğine dair sağlam bir yalan vardı bir süredir.. Andrey Arshavin bu yalanı ortaya çıkaracak bir transferdir.. Bu seneki eksikliğin kaynağı Flamini midir, yoksa Hleb midir sorusuna benim verdiğim cevap ikincisi.. Arsenal hücumu iyi yapan, ama bunun yanında takım savunmasına zarar vermeyen bir oyuncuya şiddetle ihtiyaç duyuyordu Hleb'in gidişi ve Rosicky'nin bitmek bilmeyen sakatlığı sonrasında.. Arshavin o profilin en güzel örneklerinden dünyada.. EPL'ye alışmak kolay olmayacak, 27 yaşında ilk defa ülke dışına çıkmanın sıkıntısını da çekecek Arshavin.. Ama kalitesi bunları rahatça bertaraf edecek düzeyde.. Giden şampiyonluk sonrasında Arsenal'de takip edecek pek bir şey kalmamıştı, Arshavin'le yeni bir motivasyon oluşacak işin Arsenal yönünde.. İyi transfer olduğu kesindi, ama daha önemli olan gerekli bir transferin yapılıyor olması.. Sağ ayaklı sol kanat oyuncularına yeni bir isim ekleniyor ve kariyerinde sağ açık, iç, supporter ve ikinci forvet olmak üzere hücum hattının her yeri olan bir oyuncu profili, eksik olan sol açığı da tamamlıyor.. Bence tabii..

Keane & Jo & N'Zogbia


Andrei Arshavin'in durumu belli olmadığı için son transferleri bekletmek istedim, Rusya-İngiltere arasında abuk subuk işler gerçekleşti.. Gariplikler tek o hatta değil tabii.. Spurs Defoe'dan sonra sattığı bir oyuncuyu daha geri aldı.. Defoe'da 1 yıl aradan sonra kazığı yemişlerdi, bu sefer atan taraf oldular.. Defoe'dan kaybettiğini, Robbie Keane'den çıkardı Tottenham.. Elde olan şey ne? İki oyuncudan toplam 1.5 sene yararlanamama durumu.. Bu kadar iş bilmezlik, böyle saçma bir transfer planlaması.. Al sana EPL'nin göbeği.. Rafael Benitez hangi düşüncelerle aldı? Neye göre sattı? Spurs'un bu alım-satımlardaki tasarrufu nedir.. İstediğin kılıfa sok, her yerden elde kalır.. Defoe'nun 1 aylık sakatlığı olmasa buna da tekrar sokağa atılan para derdim ama o kadar berbat durumdalar ki o 1 aylık sürede ilaç olur Robbie Spurs'e..

Jo'dan EPL'de iş yapmasını bekliyordum.. Sene başındaki sakatlığı etkiledi mutlaka ama ondan sonrası muamma.. David Moyes tarafından tercih edilmesi bile yeterlidir onun etiketi için ama çok sağlam rakipleri var ve 6 aylık kiralık bir oyuncuya ne kadar rol verecek Moyes o da belli değil.. O sistemde ve o forvetlerle nasıl bir rekabet içine girecek göreceğiz..

Charles N'Zogbia da Steve Bruce'un yeni projesi.. Newcastle'a çıktı ayrılmak istiyorum dedi, Joe Kinnear'la papaz oldu.. En sonunda Wigan'a geçti.. Wigan 2 tane çok sağlam oyuncu kaybettikten sonra müthiş bir ekleme yaptı N'Zogbia'yla.. 2 sene sonra 15 milyon pound'a başka bir kulübe çaktıkları zaman Bruce ismi yankılanacak her yerde.. Lazımdı oraya bir oyuncu, iyisinden seçtiler..

2 Şub 2009

Yılın sakatı: Andrew Bynum


1 hafta geçmedi yahu yazdığımın üzerinden, böyle bir şanssızlık, böyle bir uğursuzluk olur mu? Memphis maçından beri süregelen endişeli ve umutsuz bekleyişimiz bu akşam itibarıyla son buldu.. Karar: Ameliyat.. Geri dönüş süresi: Tahmini 2-3 ay.. Bıçak altına giren bir uzunun dizini 3 ay içinde toparlama şansı bence yok.. Doktor değilim ama gördüğüm örnekler hep bu yönde.. (Edit: İlk açıklamada ameliyat okumuştum ve geçen seneki sakatlığın benzeri olması nedeniyle garanti ameliyat demiştim ama zannediyorum ameliyatsız, ağırlık çalışarak geçebilecek bir yırtıkmış.. Avantaj olabilir bu..) Yani ne demek oluyor? Bynum'dan play-off'larda yararlanma şansı çok düşük takımın.. Bu da şampiyonluğun yine başka bir bahara kalması demek olabilir.. Andrew Bynum'un yokluğunun üç yansıması olacak Lakers'ta.. Birincisi, Bynum'suz şu anda doğudaki 3 takımla lig birinciliği için büyük bir çekişme içinde olan takım zirve şansını bu sakatlıkla kaybetti.. Bynum varken bile şampiyonluk için çok önemli bir şart olarak koştuğum saha avantajını büyük ihtimalle kaybedecek Lakers.. İkincisi, Bynum'suz sert takımlara karşı yaşadığımız sıkıntı devam edecek.. Batıyı bir şekilde rahat geçer yine Lakers fakat finalde Bynum'suz tokat yemeye büyük aday.. Finale yetişebilir mi? Şu anda yetişir görünüyor ama benim hiçbir inancım yok bu konuda.. Üçüncüsü, bu kadar genç bir uzun, bu kadar parlak bir performans gösterdiği genç yaşında iki dizini de yalan etti.. Gelişimi için büyük sekteler olmasını geçiyorum, bu problemlerin ucu da açık kalabilir uzun kariyerinde.. Bu boy ve bu fizikte, bu kadar çok hoplayıp zıplayan bir çocuğun iki dizinde yaşadığı bu anlamsız sakatlıklar büyük şanssızlık.. İkisine de kendi takım arkadaşlarının neden olmasınaysa (Lamar ve Kobe) diyecek hiçbir şey bulamıyorum..

Bynum'un dönememesine göre yapılacak bundan sonra planlar Lakers'ta, öyle de olmak zorunda.. Bundan sonrası Kobe Bryant için büyük sınavdır.. Ya çıkıp alacak ve gelecek şampiyonluğu, ya da diğerleriyle kıyaslanıp daha büyük balıkların havuzuna girememeye devam edecek.. Seçim kendisinin, beklentiler Laker'larındır..

,

Hafta sonundan


-US Open 2008'de kapakları dağıtmıştık çevreye, şimdi dağıtılanları toplama sırası.. 3. sette başlayabildim izlemeye, izlediğim bölümden sonrası mükemmel bir final değildi ama bu iki adamın her zaman tutturduğu standartın üstündeydi yine.. 3. setin tie-break'inde belli olmuştu kupanın gideceği yer, 4. setteki geri dönüş bu açıdan beklediğim bir şey değildi Federer'den.. Son sette de kırıldığı anda topladığı bütün direnç düştü, kazanamayacağını anladığı anda artık tamamen kopar oldu oyundan Nadal karşısında..

Maçtan sonraki duygu patlaması bir zamanlar rakipsiz olan şampiyonun artık aldıklarından çoğunu kaybeder olmasının verdiği kabullenememe duygusunun yansıması.. Ama bunu bile mütevazı bir şekilde rakibine saygı duyarak yapmayı beceriyor bu adam.. Nadal'ın Federer'e karşı her zaman gösterdiği saygı da ikisinin rekabetini Sampras-Agassi boyutlarına taşıyor gözümde.. Nadal da kazanmaya alışınca maç içinde soktuğu kol ve bacaklarda azalma yaşadı, ağlayan Federer'e gidip sarılışı ve başını yaslaması hiçbir spor dalında göremeyeceğimiz bir kareydi.. Tenis, bu işin adabını alan insanlarla güzel.. Federer US Open'ın üstüne Aus Open'ı da kazansa, arada geçen kötü döneme rağmen tam bir tazelenme yaşayacaktı.. Şimdi Wimbledon'a kadar beklemesi gerekecek.. Nadal teknik açığını hızla kapatarak var olan fizik gücüyle tamamen önüne geçti Federer'in.. Djokovic'ten bekliyordum ben Nadal'ın yaptığı bu atılımı ama Nadal boyut değiştirdi toprak kort dışındaki zeminlerde de.. Fedex'çiler olarak bunu kabul etmemiz gerekiyor.. Bir cevap lazım ama o cevap ne ben bilmiyorum.. Bilsem gider hocası olurum zaten.. Her türlü adamımsın Fedo.. Göz yaşlarına kurban oluruz biz senin..


-Ligde sıkıcı cumartesi gününden sonra Gaziantep tek başına futbol ziyafeti verdi dün akşam.. Öyle güzel oynadılar ki devrede Liverpool - Chelsea derbisine geçme düşüncem son buldu.. Bir ilktir benim izleyicilik tarihimde Galatasaray maçı dışındaki bir maçı EPL derbisine tercih etmek.. 90 dakika inanılmaz bir top oynadı Antep.. Tandemi, oyuna katılan bekleri, orta saha ikilisi, açıkları, supporter'ı, forvetiyle dört dörtlük bir takım.. 10 kişi kaldıkları Beşiktaş maçında da harika top oynamışlardı özellikle eksik kalana kadar, sonraki dirençlerini de takdir ettiğimi belirtmiştim zaten burada.. Dün onun 2 adım ötesine gittiler.. Başındaki hoca kim, form durumu ne halde olursa olsun, Kadıköy'de Fenerbahçe'yi 90 dakika boyunca domine ettiler.. Bu deplasmanda bu pozisyonları harcayan bir takıma 10 kişiden gol yemek müstahaktır, onu tamamen çıkarıyorum aradan.. Beto'ya beceriksiz diyenler olmuş, izledikleri ilk Antep maçı olsa gerek.. Ligin en önemli forvetlerinden o da.. Tabata'yla oluşturdukları ikili her Antep maçında olduğu gibi büyük zevk veriyor insana.. Brezilya Ligi'nden çıkıp gelip böyle mücadeleci bir yapı sergileyen Tabata da her geçen gün şaşırtmaya devam ediyor.. Ligin selameti açısından büyük takımların almaması lazım bu oyuncuyu Antep'ten ama sanmıyorum.. 90 dakika boyunca koşup oyundan düşmeden takımın beyni olmayı sürdürebilmek o ligden çıkan adamlarda fazlaca gördüğümüz özellikler değil.. Her geçen gün geriye gidiyoruz diye sayıklayadursunlar, bu seneki lig profilini gayet beğeniyorum böyle adamlar sayesinde..

-Maç bittikten sonra Pool - Chelsea maçına geçtim.. Tam alışma sürecindeydim ki Mike Riley Riley'liğini gösterdi ve son yıllarda gördüğüm en abuk kırmızı kartlardan birini gösterdi Lampard'a.. Ondan sonrası yine 85'ten sonra gelen Pool golleri ve Benitez balı.. Bu maç 0-0 bitse eminim Benitez üzülmeyecekti.. Zaten 38 maçta 38 puan verseler lige çıkmamayı kabul edecek bir kafası var bu adamın.. İlk 10 haftayı izledikten sonra Chelsea'yi en büyük favorim yapmıştım, fena çakıldılar.. United'dan keza böyle bir uçuş beklemiyordum, Sir Alex yine abarttı..Pool ve Chelsea ne kadar direnecekler göreceğiz bundan sonra..

-Inter en altlardaki Torino'yu da yenemedi evinde.. Forvet hattında yine Cruz ve Zlatan.. İki uç oyuncusuyla Mourinho'nun kafasındaki 4-3-3'ü işler bir yapıda sahaya koymanın mümkünatı yok.. Bazen bu ikiliye Adriano ekiyle 3 tane benzer forvetle çıktıkları oldu sahaya.. Doğal olarak tekliyorlar.. Mancini ve Quaresma'dan beklediği açık performansını alamayınca Mourinho elinde bu forvetleri aynı anda sahaya sürme kaldı tabii.. Ortaya da maçların belirli bölümlerinde garabet bir sistemin ortaya çıkmasına neden oluyor bu.. Jose abinin yapacağı fazla bir şey yok.. Juventus'un yaşadığı suni çıkış son buldu, Milan'ın ne yapacağı belli değil.. Ligi yine götürecekler ama kesecek mi camiayı? Moratti'den biraz daha finansal özgürlük gelmesi gerekiyor.. Zlatan'ı sağlam 2 açık oyuncusuyla destekledikten sonra orta üçlüyü kurabilecek en sağlam iç oyuncuları Inter'in elinde mevcut..

-Serie B'de anormal bir mücadele var.. 2.likle 8.lik arasında sıralanan 7 takım 4 puanlık bir diferans aralığında sıralanıyorlar.. Serie B muhtemelen İngiltere Championship'le beraber en kaliteli ikinci ligler.. Ki bizim Bank Asya'yı da bu bağlamda çok beğendiğimi belirtmiştim daha önce.. Parma şu anda play-off potasında, ligin en çok beraberlik ve en az mağlubiyet alan ikinci takımı konumunda.. Bileğini bükmek zor bizimkilerin ama Paloschi, Lucarelli ve Reginaldo'lu hücum hattından daha çok şey bekliyoruz tabii gol yollarında.. Kasarlarsa ilk ikiye girebilirler bence.. Bari koptu gitti biraz ama düşüş gösterecekler.. Livorno, Brescia ve Grosseto ciddi rakipler.. Müthiş bir mücadele olacak lig sonuna kadar.. Empoli de aradan çıkıp beni unutmayın oğlum diyebilir birkaç hafta sonra..

-Evlat James Beattie transfer olduktan sonra ikide iki yaptı.. Dileğim 10'da 10'a götürmesi.. Stoke güzel renklerinden biri EPL'nin.. Yazık olsun istemiyorum.. Bu postu da Ajansspor'un ultra yaratıcı Stoke - City maç başlığıyla bitirelim.. "Stoke City 'Beattie'rdi".. Allah böyle editörlerden razı olsun..

1 Şub 2009

TSL hiç bitmesin?


Sanırım bu sezon bir ilk yaşandı bugün.. Fikstüre göre ikinci yarının ilk haftası olan 18. hafta cumartesi günü büyük maçlar gününe çevrilip bir futbol ziyafeti düşünülmüş.. Düşünce güzel ama ligin yapısı gereği EPL'deki o futbol günlerinin tadını vermiyor.. Yine de iyi deneme, devamı gelmeli..

Kayseri-Sivas beklendiği gibi tipik bir under maçıydı, çok sıkıldım izlerken.. Sivas adına önemli bir maçtı, buradan çıkacak galibiyet kupa rövanşı öncesinde lig adına büyük sükse olurdu, ama maçın sonlarında bayılmak üzereyken gördüğüm Sivas pek de mutsuz değildi gibi 1 puandan.. Bülent Uygun buradan kim çıkabiliyor ki ben galibiyet çıkaracağım diye düşünmüş olabilir, haklıdır da belki kendine göre ama hedeflenen şampiyonluk burada yaratılan farklarla gelir.. Bugün üzerine fazla gelmeyeceği belli olan bir Kayseri'ye karşı Tum'u kenarda oturtmuş ve Kamanan'la çıkmış Yıldız'ın yanında.. Kupa maçında kısa sürede belli etmişti, bugün de net ortaya koydu.. İyi ekleme Kamanan.. Lig için gereksiz hızlı, hızının yanında toplu oyunda da fena değil.. Herve Tum, Mehmet Yıldız, Pini Balili ve Yannic Kamanan'dan oluşan forvet 4'lüsü Türkiye için gayet fazla, bazı büyük takımlarda da olmayan bir rotasyon.. 2 hafta sonra Bursa, 4 hafta sonra Fenerbahçe deplasmanları Sivas'ın bu sene şampiyonluğu konuşup konuşamayacağını açık şekilde koyar ortaya..

Ankara-Trabzon maçında dışarıda yakalandım ve sadece 2. yarıyı aralıklarla takip etme şansım oldu.. Görebildiğim tek şey Kayseri'de olmayan temponun Ankara'da yaşandığı ve çok daha zevkli bir maçın sahada olduğuydu.. Tercih ederdim ilk maça ama kısmet.. Gökhan Ünal ilk golde uzaya vurmuş topu.. Alanzinho oyuna girdikten sonra maçın sonuna kadar dikkatle takip etmeye çalıştım.. İlk uyarıyı yapayım ben kendisine, 2-0 öndeyken o şov yapan ayakları adamın bir yerine monte ederler sevgili Alanzinho.. Burası Türkiye, benzemez başka yere.. Televizyonda çıkar biri hedef gösterir, sonra ayıkla pirincin taşını.. Ersun Yanal maçtan sonra gereken uyarıyı yapacaktır tahminim.. Biraz terbiyesiz bir futbolcuymuş.. Norveç'ten gelen Brezilyalı ancak bu kadar olur zaten.. Kınadık ve laflar hazırladık kendisine.. Bir galibiyette daha şov yapmaya kalkarsa kusacağız hepsini..

Galatasaray Denizli'den kolay çıktı ki ilk 10 dakikada gelen gol işleri kolaylaştırdı.. 5. dakikadan itibaren başladım izlemeye, ilk başta klasik bir 4-4-2 takımı varken sahada, golden ve özellikle 15. dakikadan sonra yine 3'lü ve 4'lü arasındaki geçişler sıklıkla yaşanmaya başladı.. Skibbe ikinci forveti sahaya koyduğu anda sistemi 3'lüye yakın bir düzene çevirmekte ısrarcı.. Sistemler arası geçişi sağlayan oyuncu Barış'ken çok daha fazla sırıtıyordu sahada.. Sabri'nin olduğu yerden de bugün Denizli 2-3 kere tehlikeli gelme fırsatını buldu ama Sabri'nin çabukluğu Barış'lı 3'lünün sıkıntılarını daha az yaşattı Galatasaray'a.. Arda'nın goldeki müthiş pası sonrasında oyunun içinde hiç olmaması yine 3'lüye dönülen zamanlarda sol tarafta tek oyuncu olarak kalması nedeniyle oldu.. Bu yönden eleştirilirken bunu göz önünde bulundurmak gerek.. Meira her maç bir geri pasla takıma gol yedirme çalışmalarına bu maçta da devam etti.. Nonda'nın golü hayranlık uyandırdı..

Yarın muhtemelen birçok yerde Denizli de ne kötü takımmış yazılarını okuyacaksınız bir ritüel şeklinde.. Ligin ilk yarısında da gerçekten öyleydi.. Fakat yeni transferler Dzemal Berberovic ve Ibrahima Bangoura bu lig için gayet fazla topçular.. Sene başından beri orta sahada yalnızları oynayan ve Denizli orta sahasını tek başına sırtında taşıyan Douglas Braga'nın değeri de önüne ve yanına gelen bu yeni transferlerle daha efektif bir şekilde çıkacak ortaya ki bugün harika top oynadı.. Bangoura'nın tarzı çok apaçi ama TSL'ye fazla gelir.. Darryl Roberts zaten ligin hali hazırdaki en sağlam forvetlerinden biriydi, ikili olarak arkalarındaki Braga ve Berberovic'le önümüzdeki haftalarda can yakacaklar.. Fakat mutlaka Feridun Sungur faciasından uzak tutmalılar bu takımı.. Eğer yanlış hatırlamıyorsam ilk hafta Sami Yen'de de maden olmuştu bu adamın bölgesi ve Kewell kaçıp kaçıp en sonunda çakmıştı bir tane.. (Edit: Yanlış hatırlıyormuşum, Süleyman Olgun'muş ilk maçtaki oyuncu) Bugün de farklı değildi Denizli sağı.. Ne kadar az Feridun Sungur, o kadar sağlam Denizli defansı diyerek noktalıyorum postu..

Blogger tarafından desteklenmektedir.