31 Eki 2008

Drew'a Maksimum


Bir süredir kontratından rahatsız olmaya başlayan Bynum'a maksimumu verdi Lakers.. 4 yıl, 58 milyon dolar.. İlk bakışta çok fazla geldi bana ama detaylar güzel.. Çocuk biraz megaloman, bakmayın PS gençliği gibi göründüğüne, fazla heyecanlı aslında ki güzel bir şey bu.. Sağlam maksimum istiyordu, bizimkiler daha az paraya kandıramayacaklarını anlayınca güzel bir hamleyle süreyi kısa tutup bunu dengelemek istemişler.. Gayet mantıklı bir davranış bu da.. Kontrat 3+1 yıl şeklinde ve son yılında takım opsiyonu var.. Bynum balon çıkarsa ya da sakatlık hadisesi müzminliğe doğru yol alırsa 3 yıl boyunca yaklaşık 45 milyon dolar Buss'ın pokerde yediği meblağdan düşecek, sonrası rahat.. Zaten Lakers bu 3 yıl boyunca bir şampiyonluk projesine döndüğü için ve hamle ihtiyacına da gerek duymaması sebebiyle giden para hiçbir şekilde kısıtlamıyor takımı.. Jerry Başkan'ın parasını da düşünecek olan ben değilim, taraftar değil..

Hamle güzel yani.. Bynum Lakers şampiyon olacaksa bu sene bunda en büyük etken olacak.. İlk 2 maç sonunda takıma girmesinin savunmada sağladığı avantajı görmemek için kör olmak gerekiyor.. Eğer sakatlık sorunu yaşamazsa bu kontrat hiçbir şekilde Lakers'a zarar vermeyecek, arkası da gelecek bence.. NBA'de maksimum alan bir uzun olmak için 10 sayı 10 rebonun bile yeterli olduğu ortamda Bynum'un hiçbir gelişme göstermediği takdirde bile bu seviyenin üstünde kalacağını şimdiden kestirmek zor değil.. Çocuğun kafasını rahatlattı yönetim, bundan sonra Drew'da.. Buna en çok üzülen kişi mi? Bence Lamar.. 6. adamlığa düşünce de kara kara düşünmeye başlamıştır.. Bu yıl zor geçecek 7 numara için..

Timo Hildebrand


Salt yetenek yeterli midir kalecilik için? Yeterli olmadığının çok net örneklerinden biridir Timo Hildebrand.. Piyasaya çıktığı günden beri çok yetenekli olarak nitelenip bunun bir adım ilerisine gidememiş bir adam Timo ve şu anda Valencia'da da mutsuz.. Kahn ve Lehmann sonrası bu Tim Wiese, Rene Adler, Manuel Neuer, hatta Michael Rensing gibi genç kaleciler piyasaya çıkmadan önce Almanya kalesi için en önemli isim olarak görünüyordu Hildebrand ama taşıyamadı bu ağırlığı.. Artistik açıdan gerçekten klas kaleci.. Refleksler güzel, artistik kurtarışlar, uçuşlar muazzam.. Ama bir kalecide olması gereken dinginlikten, olgunluktan pek nasibini alamamış.. Çok yetenekli olup sırf bu olgular yüzünden çok komik goller yiyebilen diğerlerinden farkı yok Hildebrand'ın.. En büyük hatası efsane olabileceği Stuttgart'ı bırakmasıydı belki de.. Şimdi Valencia'da 3. kaleciliğe düşmüş durumda, ki önündekiler de futbol bebeleri..

Geçen gün Valencia'da mutlu olmadığını, burada istenmediğini düşündüğünü ve bu nedenle de gitmek istediğini açıklamış Hildebrand.. Brezilya'dan gelen 23 yaşındaki bir çaylak olan (ki Allah'ı var çok iyi maçlar çıkardı şu ana kadar) Renan Soares formayı kapınca, kulübe de bir başka çaylak Vicente Guaita'ya gidince 30'una gelmiş Timo için başka bir açıklama yapma şansı kalmıyor tabii.. Unai Emery antrenmanlardaki performansından memnun değilmiş Hildebrand'ın.. Olimpiyatlardan altınla gelen genç Renan'ı da bulunca yüzüne bakmamış Alman'ın.. Sonuç, muhtemelen Ocak'ta evine dönecek olan bir kaleci.. Olgunluk çağına giriyor artık yavaş yavaş.. 30'undan sonra şov yapan bir sürü kaleciden örnek alıp, çoğunda olmayan yetenekten sonuna kadar nasibini almış bir eleman olarak bunun değerinin farkında olmalı Timo kardeş.. Gerisi kolay zaten..

29 Eki 2008

,

Lamar to Vujacic


Lamar dangozunun niye böyle olduğunu gösteren bir pozisyon dünkü maçtan.. Geçen seneki sahaya driplingle girerek başlattığı oyunu geçti bu müthiş pas.. Allah akıl fikir versin.. Vujacic de oturamıyor yerinde.. Sonra pası alıp aval aval bakarsın öyle tabii..

Başladı


NBA seviyor böyle mücadeleleri.. İlk gün, özel günler, kutlamalar.. Hep bir geçmişi olan mücadeleler konuyor bu günlere.. Önce geçen senenin doğu finalistlerini kapıştırdılar.. Daha sonra geçen sene Chicago Bulls'tan kovulup Milwaukee Bucks'ın başına geçen Scott Skiles'ı Chicago karşısına çıkardılar.. Sonra da uzun zamandır aralarında rekabet bulunan Lakers ve Portland'ın birbirlerini kırmasını beklediler.. Boston maçını izlemedim, gecenin en anlamsız maçıydı bana göre.. Ara ara baktım Chicago maçını beklerken, sanki hiç 4.5 ay geçmemiş gibiydi iki takımın üzerinden de.. Kenarda Wally gibi bir kendini bilmez varken Cavs'in çift guard'la oynaması dikkat çeken tek olaydı gece adına..

Chicago Milwaukee kapışmasını büyük heyecanla bekledim.. Beklediğimin yarısı yoktu sahada.. Milwaukee'nin savunma anlamında gideceği yol büyük.. Hücumda da bir o kadar yol var önlerinde.. Dün 30 atmasına ve uzun zamandır süperstar olmasına rağmen Redd'in zaman zaman köşeye gidip Sacto'daki Hedo rolüne soyunmasını aklım almıyor fazla.. Biraz daha hareket lazım ona.. Chicago da Ben Gordon'u ve Hinrich'i kenardan getirdi ama Hinrich ve Rose'u sıklıkla birlikte kullandı.. İlk maç itibarıyla görünen şu, Hinrich ve Rose'u birlikte kullanmayı öğrenmeleri durumunda çok can yakarlar o back court'la.. Rose çok iyi bir başlangıç yaptı.. Saha görüşü, gücü, savunmadaki çabası ilk maç için çok üst düzey göründü.. Ben Gordon yedek kalınca heyecan yapmış, oyuna girer girmez başladı satışa.. Toparlamasa karizmayı fena çiziyordu ilk maçta.. Larry Hughes'e yer bulmak çok zor olacak bu ön alanda..

Tyrus gecenin bombalarından yine.. 41 dakika oyunda kaldı ki beklemiyordum.. Çok da başarılıydı maç boyunca.. Onunla ilgili de görünen bir şey var.. Eğer bu maçta biraz gösterdiği orta mesafe şutunu yaparsa çok tehlikeli bir adam olacak.. 2-3 şut soktu maçta o önemli değil ama önemli olan stili o boy için gayet iyi duruyor.. Stil iyiyse çalışarak geliştirmek çok kolay zira bu şutu.. Üstüne düşerse üst düzey bir uzun halini alabilir 1-2 yıla..


Gecenin son maçı herkesin beklediğiydi.. Ligin ağabeyi sayılabilecek Lakers, genç çocuklardan oluşan Portland'ı fena üzdü.. Greg Oden ilk maçında yine aynı bacaktan sakatlandı.. MR'dan sonra belli olacak diyorlar ama çok önemli bir şey olduğunu, hele eski sakatlıkla alakası olduğunu sanmıyorum fazla.. Eğer olursa dünyanın en şanssız oyuncularından biri haline dönüşür Oden.. LaMarcus paspas gibiydi sahada.. Çok çalışmış hali buysa geçen seneki halinde başka bir şeyler olmalı.. Lakers müthiş bir ilk maç oynadı.. Portland çok boş kaçırmasına rağmen savunma iştahı çok üst düzeydi Lakers'ta.. Eksiğin ne olduğunun farkına varmaları güzel.. Kenardan gelip iyi katkı yapan Ariza ve Farmar umut verdi taraftara.. Lamar'ın yine kenardan gelip genellikle uzunları yedeklemesi beklenen bir şeydi.. Pek sırıtmadı..

Ünlüler geçidi de vardı yine Staples Center'da.. Denzel Washington, Arnold başkan, Jack baba, Örümcek Tobey ve David Beckham tribünde hazır bulundular.. Beckham Milano'ya gidene kadar maç kaçırmayacak anlaşılan.. İtalya'da da en çok özlediği şey bu ortam olabilir, ben Lakers maçlarını özledim diye açıklama yapabilir İtalyan medyasına.. Yakışır da çocuğa.. Atlasın gelsin maçlara özel uçağıyla, koymaz ona..

Lakers çekilin ağa benim mesajını net verdi ilk maçta.. Bu akşam şehrin ağlak çocuğu Clippers'ı da tokatlarlarsa istedikleri gerçekleşmiş olacak başlangıç için..

28 Eki 2008

NBA 2008/2009


Yasak beklediğimden kısa sürdü, kara kara düşünürken ne yapacağız diye imdada yetişti.. Bundan sonra hep diken üstündeyiz tabii, delil eksikliği nedeniyle geçici açılma açıklaması da kıllandırmadı değil herkesi.. Şimdilik kapansın bu konu, kaldığımız yerden devam edelim..

17 Haziran'daki 2008 finali 6. maçının üzerinden 4.5 aya yakın zaman geçti.. Deliler gibi özledik bu ligi.. İlk 3 ay her zaman için kolay geçiyor ama son 1-1.5 ay geçmek bilmiyor bu NBA'i beklerken.. Müthiş heyecan bu gece 3 maçla açılıyor.. Sabahın 5'inde uyanıp maç izlemeyi, sabahlayıp maç keyfi yapmayı çok özledim.. Bu sabahın köründeki maçları bekleme sürecinde Yahoo'dan boxscore'ları takip etmeyi bile ne kadar özlediğimi anlatamam.. Onun bile ayrı bir keyfi var şu NBA hadisesinde.. Konferansları ayak üstü bir inceleyelim.. Yazacak bir şey de bırakmıyor bu batı ama olsun..

DOĞU
Son şampiyon Boston, Detroit, Orlando, Cleveland ve Toronto play-off yolunda sorunsuz takımlar.. Elton Brand takviyesiyle bir anda doğuda öne çıkan Philly de rahatlıkla play-off yapacak bu sene.. Andre-Iggy-Elton-Dalembert dörtlüsü çok korkutucu.. 2 numarada sıkıntıları var ve Louis Williams'ın oradan süre alması gerek bence ama geçen sene beklediğim çıkış olmadı, bu sene de geçen seneki gibi takılacak büyük ihtimalle eleman.. Yine de kenardan gelip skora etki edecek en önemli adamlardan Williams.. Thaddeus Young'dan da sağlam çıkış gelebilir bu sene.. Kaç etti? 6.. Geriye kalan 2 takım için sağlam çekişme olur burada, aday çok zira..

Chicago Bulls ve New York Knicks'i 7. ve 8. takımlar için en büyük adaylar olarak görüyorum.. Bulls'un kadro her türlü hak ediyor play-off'u ama Vinny Del Negro soru işareti oluşturan en önemli etken Chicago'da.. Onun dışında Derrick Rose'un gelişiyle birlikte kısa rotasyonunda bir şişkinlik var.. Onu çözmek için de coach ve GM'den ustaca hamleler gerekiyor.. Hinrich, Rose, Gordon ve Hughes dörtlüsüne nasıl dağılacak dakikalar belirsiz.. Luol Deng bu sene neler yapacak orası da belirsiz.. Uzun rotasyonunda da Tyrus ve Noah'ın öne çıkarılıp Gooden'a az süre verilmesi başarı için bence ana şartlardan biri..


New York Knicks çoğu kişinin dalga konusu ama D'Antoni'nin orada yine kısa sürede sihir yaratacağını düşünüyorum ben.. Bu sene doğunun "over" takımı Knicks.. Zach ve Lee'den oluşacak pota altı savunmada büyük sorun ama D'Antoni'nin pek umrunda değil bu.. Yapabilecekleri skoru düşündüğümde benim de pek umrumda olmayacak.. Lee'nin özellikle şutu olmamasına rağmen bu sistemde çok yararlı olacağını düşünüyorum ben.. Zach konusunda emin değilim ama.. Yine de sağlam skor katkısı yapacak, orası kesin.. Bir potadan diğer potaya 3.5 dakikada koşabilen Curry 3 ay sonra takasını ister.. Nate büyük çıkış yapar.. Q-Rick koca kalçalarına rağmen D'Antoni'yle en parlak yıllarını geçiren eleman.. Maç başına 2.5 üçlük garanti bence.. Marbury'yi de 1-2 ay içinde kullanmaya başlayacaklar bana kalırsa.. D'Antoni için inanılmaz olur Marbury'nin oynamaya başlaması.. MSG beklediğim eğlenceyi erken bulabilirse Knicks sonuna kadar play-off yarışının içinde olur bence..

Chicago ve Knicks'i öne alıp Atlanta, Washington ve Miami'ye terbiyesizlik yaptığımın farkındayım.. Washington Gilbert'sız geçirdiği geçen sezondaki sihri bu sene de gösterebilirse sağlam adaydır.. All-Star sonrası sağlam döneceğini düşünüyorum zira Arenas'ın.. Kontratı yeni bağladılar, 2. seneyi de ondan fayda almadan geçirmezler arka arkaya.. Butler-Jamison ilk 3 ay ne kadar taşıyabilir onu görmek gerek.. Yetenek küpü Eddie Jordan işin perde arkasındaki adam tabii ama bu sene o kadar şanslı olabileceklerini sanmıyorum.. Geçen senenin play-off ilk tur sürprizi Atlanta çok güzel takım.. Josh Smith ve Joe Johnson'a takımı sürükleme konusunda Al Horford da katılacak büyük ihtimalle bu sene.. Çaylak yılında double double'a yakın ortalamalar yapmıştı.. Bu sene bir üst aşamaya çıkması yadırganmayacak.. Bibby-Law ikilisi PG için yeterli.. Bibby'yi oldum olası sevemedim ama bu kadar atlet bir takımda sırıtmıyor fazla.. Marvin Williams da yine önemli topçu.. Knicks sürprizim patladığı takdirde en büyük adaydır Atlanta play-off için.. Başa geçtiğinden beri tartışılıp play-off sonrası Boston'dan 3 maç alarak bir anda sükse yapan Woodson hakkındaki soru işaretlerini kaldırabilmiş değil.. Patlarsa hocadan patlar Atlanta.. Miami için bir şey söylemek zor.. Wade sağlam ama Beasley çaylak ve onun gelişiyle Marion'ın adı da takas dedikodularına sık sık karışacak.. Beraber kullanılmamaları için hiçbir sebep yok bence.. Zorlarlar play-off'u ama nefesleri zor yeter.. PG'dan alabilecekleri katkı bu nefesin hacmini oluşturur ama sağlam bir katkı gelebileceğini de sanmıyorum o pozisyondan..


New Jersey konferansın çöpü.. Indiana geçen sene 9'da kalmıştı, serbest düşüşe geçerler oradan.. TJ Ford'un gelişi ve Jermaine'in gidişiyle savunma açısından iyice abuk bir takıma dönüştüler.. Jim O'Brien'ın o taraklarda bezi olmadığı için bir sorun yok tabii.. Charlotte 2 senedir beklediğim çıkışı hala yapamadı.. O kadronun karşılığı değil o sıralar.. Larry Brown bu tip bir takım için ne kadar doğru seçimdir orasını bilmiyorum ama bir süredir beklediğim sürpriz yine gelmeyecek bence.. Milwaukee Bucks Jefferson'ın gelişiyle fena bir takım olmadı.. Joe Alexander 4 numarada başarılı olabilirse ve Sessions/Ridnour rotasyonu gereken katkıyı yapabilirse play-off'u zorlayabilirler.. Skiles'ın bu kadroyla neler yapabileceğini merak etmiyor değilim..

BATI
İşte yine süper zevksiz bir mücadele.. 7 takım belli, 8. takım için de 3-4 aday var.. Lakers, Rockets, Spurs, Hornets, Dallas, Phoenix ve Utah yine play-off'ta.. Oklahoma, Memphis, Minnesota ve Sacramento yine çöplük.. Denver, Golden State, Portland ve LA Clippers da son sıra için mücadele edecek.. Monta Ellis öküzlük yapmasaydı Don Nelson'la yine en büyük favorim Golden State olurdu ama şimdi zor işleri.. Denver Camby'nin gidişiyle iyice savunma özürlü bir hale gelecek.. Nene Hilario'nun sağlıklı kalıp iyi katkı yapmasına bağlı olur yapabilecekleri derece.. Oradan katkı gelmediği takdirde işleri zor.. Portland çok genç takım ama geçen sene sağlam tecrübe yaptılar.. Oden geri dönüyor.. LaMarcus'un çok sağlam geldiğini söylüyorlar.. Yetenekli ve atlet kısalarla beraber iyi bir takım ama nefesleri bu sene de kaldırabilir mi o tempoyu bilmiyorum.. Clippers da Baron Davis ve Camby transferleriyle sükse yaptı ama dengesiz bir front court'a sahipler.. Ricky Davis'in orada iyi katkı vereceğini düşünüyorum ben bu sene.. Eğer Kaman yazın gösterdiği orta şutunu daha da geliştirmişse ve Baron sağlam kalabilirse Al Thornton'la beraber Clippers büyük aday olur ama adamların coach Mike Dunleavy, nereye büyük aday oluyor derseniz ağzımı açamam.. Portland bir adım önde diğerlerinden.. Diğer çöplüklerden bahsetmek istemiyorum.. Averaj takımı olup yeterince can sıkıyorlar zaten..


Şampiyon kim olur? Hiç çevirmeden söylüyorum.. Kobe, Lamar, Bynum ve Gasol'den herhangi birinin 10-15 maçtan fazla kaçırmaması durumunda Lakers alır götürür bu seneyi.. Bynum en kilit oyuncu berbat front court savunması nedeniyle.. Oradan 70-75 maçı bulması şart takımın.. Lakers için de yazacağım ufak bir yazı daha sonra, açarız zaten konuyu orada ama fanatik duygulardan arınmış bir şekilde böyledir bu.. Geçen senelerdeki sakatlık şanssızlıkları devam ederse Boston yine bir adım öne çıkar tabii.. Doğu bu sene çok daha zor fakat, dikkat etmek gerek.. Muhtemelen Batı'dan daha çok zevk verecekler sene boyunca da..

27 Eki 2008

Yasak


Hukuk okuyan biri olarak anlayabildiğim bir şey değil bu site kapatmalar.. Akla sığmıyor en başta.. Delmek için 15 saniyelik bir işlemin gerektirdiği bir yasağı aklım almıyor.. Hakimler neye dayanarak veriyorlar, nasıl veriyorlar onu da anlamıyorum..

Blogger'ın kapatılması üzerine aklıma gelen ilk neden Digiturk yayınlarıydı, zira kapanmadan 2 gün önce bu siteleri blogspot üzerinde görmüştüm.. Ustream vb. yayınlarla beraber hem de.. Digiturk yöneticileri buna başvururken akıl ve mantık kullanmıyorlar mı onu da anlamıyorum.. Bu tip bir eylemin insanları şirketten soğutmaktan başka bir sonucu olmaz ki.. Bugün blogger'ı kapatırsın, yayını yapacak adam yarın başka blog servislerini kullanır.. Onu kapatırsın başkası, sonra başkası.. Sonu? Yok.. Kapatabiliyor musun p2p programları üzerinden yapılan yayınları? Yoo.. Bu yayınları net üzerinden izleyen insanlar sen birini kapattıkça başka yollara girmeyi bilmiyorlar mı peki? Hepsi de biliyor.. Bunu engellemenin yolu yok bu internette.. Engellemeye kalktığınızda da ülkeyi küçük düşürmekten başka bir işe yaramıyorsun.. 2 blog Lig TV yayını yaptı diye onbinlerce kendi keyfiyle takılan insan yasaklanıyor.. Neden sadece o siteler değil blogger'ın tamamı onun da teknik yönünü bilmiyorum, bilsem zaten bu kadar uzamazdı bu hukuk belası.. 44. maddelerle uğraşacağımıza belki bunları düzeltmek için uğraşırdık şu anda.. Ama nereden baksan elinde kalacak bir konu..

Blog devam edecek mi diye mailler geldi, o yüzden yazıyorum bu yazıyı.. E tabii ki, yazı yazmak dışında hiçbir suçumuz yokken suç işliyormuşuz gibi kapatılan bloglarımızda teslim olmak ayıp olur.. Ama birkaç gün güncelleme olmayabilir, şu süreçte neler olacak biraz izlemek gerek.. Bu web işinin teknik yönünden de çok iyi anladığım söylenemez, opsiyonlar neler şu anda onu da bilmiyorum.. Yakın zamanda tekrar yazmaya devam edeceğim ama tabii ki.. NBA başlıyor 3-4 güne, bahis dosyası başlamadan yarım kaldı yine.. Bahis de bahis diye tutturanlar programdaki maçlar patladığı zaman da bu kadar hevesli olacaklar mı onu da o zaman görürüz artık..

23 Eki 2008

,

Galatasaray 1-0 Olympiakos


Son 5 yılın Avrupa'daki en iyi Galatasaray'ıdır bu.. Bu cümleyi en son geçen seneki içerdeki Leverkusen maçı için kullanmıştım sanırım, bu maç onu geçti.. Defansif anlamda, ofansif anlamda, pozisyon bulmada ya da başka bir şeyde, bu maçtan iyisi bulunmaz kötü geçen son 5 senede.. Bu futbolu gördükten sonra da olumsuz şeyleri yazıp keyif kaçırmaya gerek yok.. Zaten sene başından beri oynanan topun özeti berbatken ve 2 hafta önce iyice dibe vurmuşken oradan gösterilen bu çıkışta anlamı da yok..

Galatasaray'ın dizilişi, oyuncuların yerleşimi, oyuncuların mevkiilerine göre gösterdikleri özellikleri.. Çok eleştirilen Kayseri deplasmanından farklı mıydı bugün? Değildi.. Bu Skibbe sisteminin işlemesi için sene başından beri ifade etmeye çalıştığım ve Trabzon maçında da az da olsa iyileşme olarak gördüğüm orta ikilinin hücum hattına doğru yaklaşması ve kanatların ileri çıkışlarla bu sistem için olmazsa olmaz açık/forvet idealine yaklaşmaları bu maçta da artarak devam etti.. Sahadaki sistem ne? Pozisyona girme sıkıntısı yaşayacağın 4-4-1-1.. Oynanan futbol ne? Son yılların Avrupa'da en iyisi.. Lincoln'ü ortada, Arda ve Kewell'ı açık/forvette böyle kullanabildiğin zaman ikinci forvete gerek yok ki, sene başından beri iddiam bu.. Ama Türk taraftarı ve medyası sabırsız, Türk taraftarı ve medyası hemen olmuş sistem bekliyor.. O sistem olmayınca da, e bari ortadan, defanstan adam alalım, ikinci forvetle oynayalım kolaycılığına kaçıyor.. Olması gereken üzerinde diretip, çalışıp onu iyileştirmeyi düşünmüyor kimse.. Allah'tan başta bir düşünen var bunca karmaşaya rağmen de o kolaycılık yerine gerekirse defanstan bir adam sürülüp oraya o boşluk dolduruluyor.. Bu sistemle bu topu oynayabiliyor musun? Oynayabiliyormuşsun işte..

Artık üzerinde devam etmek gerekiyor demek ki.. 2 hafta önce sezondaki berbatlığının en dibini görmüş bir takımın 10 gün içinde futbol anlamında bu kadar toparlanması normal değil, 1-2 hafta içinde çok kötü bir maç daha çıkarabilir Galatasaray, çıkaracak da.. Eskişehir deplasmanı sağlam adaydır hatta bunun için.. Bu geceyi görüp tamam geri döndük nidaları atmanın gereği yok.. Ama düzen nettir, sistem bellidir.. Çalışmaya devam..

Ayhan-Meira ikilisine Lincoln'ün bir supporter'dan beklenmeyecek mücadeleciliği katması gecenin muhteşem futbolunun özeti.. Topal ne zaman döner bilmem, Linderoth'un döneceği de yok zaten.. Ama Servet'le defanstaki durumlarını düşünüp oraya girebilecek Emre Güngör'ün getirdiği artıları düşününce Meira bir süre burada gider gibi geliyor bana, gitsin de zaten.. Trabzon ve Olympiakos maçındaki orta saha performansı sene başından beri Mehmet Topal'ın hiç gösteremediği performanslardı.. Ortanın ortası için elde artı bir daha var yani..

Sabri ve Hakan Balta'nın farklı iki bek anlayışının muhteşem örneklerini vermeleri, Servet-Emre'nin yine iyi uyum göstermeleri, Baros'un harika bir tek forvet örneği daha göstermesi.. Yüceltilecek çok şey olur bu geceden ama fazla uzatmamak, bu geceden full zevki almış Galatasaray taraftarının kafasını şişirmemek lazım.. Bu keyifle yazası da gelmiyor zaten insanın..

Galatasaray gruptan çıkmıştır.. Hertha-Benfica beraberliğinden sonra, Sami Yen'deki Kharkiv maçının alınmasıyla 6 puan yeter bu grupta kesin olarak.. Benfica deplasmanındaki muhtemel yenilgi sonrasında da Hertha maçına liderlik düşüncesiyle çıkılacak.. Yani 4 maçlık UEFA macerasına iki maç daha kafadan eklendi bu gece.. Gaza gelmeye gerek yok futbol anlamında dedim Galatasaray taraftarı için ama bunun eğlencesine şimdiden başlayabilirler..

22 Eki 2008

,

Messi


Her zaman derim küçük yıldızların gelecekte iyi futbolcu olacağına dair hiçbir garanti yoktur diye.. Ama olan da oluyor işte.. Yıl 1993, turuncu formalı 10 numara.. Lionel Messi..

Wenger Takımı


İlk 20 dakikada böyle 3 gol yiyen bir takımın maçını değerlendirmenin anlamı yok fazla.. Fenerbahçe berbattı, Arsenal her zamanki gibiydi.. 5 oldu.. Yarın Türk basınının usta kalemleri Fenerbahçe'yi bolca eleştirirken Arsene Wenger'e de methiyeler düzecekler.. Arsenal'in nasıl müthiş bir takım olduğundan bahsedecekler.. Halbuki bu Arsenal son 5 yıldır aynı Arsenal.. Ama bizimkiler Türk takımlarıyla oynamadan farkına varamıyorlar tabii ki bu takımların.. Son derece rölantide oynayıp çok kötü bir takıma karşı oynadığı için 5 attı Arsenal.. Tipik bir Arsenal maçıydı ama kendi ortalamalarının üstüne bile çıkmadılar performans olarak.. Beklerim yarın neler yazılacak bu takım hakkında..

Wenger'in Van Persie'yi kesip ortaya Diaby'yi atarak onu sahanın her yerinde dolaştırması güzel fikirdi.. Fenerbahçe'yi de ciddiye aldığını gösterdi.. 4-3-3 bu kadar modayken ve Chelsea'yle Liverpool'un neredeyse karakteristiği olmuşken Wenger'in bunu pek denememesi garip kaçıyordu zaten.. Üst sistem 4-3-3.. Sistemler hiyerarşisinin en üst noktasında yer alıyor şu anda, anayasadan bir farkı yok neredeyse.. Türkiye'de bu güzelliğin ne zaman farkına varacaklar onu da çok merak ederim..

Daniel Güiza'nın çok kötü oynadığı bu maçta yaptığı şey iki kelimeyle seyirciye oynamaktır.. Seyircinin bu tuzağa nasıl düştüğüneyse şaşırmamak imkansız.. Her fırsatta saçma sapan konuşup takım arkadaşlarını medyanın önüne atan, Fenerbahçe'den kısa sürede ayrılacağını düşündüğünü söyleyen adam sahaya çıkıp asıl görevini yapamadığı anlarda 2-3 deparla medyanın önüne attığı arkadaşlarını bir de seyircinin önüne atıyor.. Sonra Volkan'a ıslıklar, Uğur'a çığlıklar.. Güiza'ya alkışlar.. Geldiğinden beri kaçıncı karşı karşıyasını kaçırdı, kaçırdıklarının attıklarına oranı nedir onu sorgulayan yok ama.. 50 metrelik 2 depar attı mı seyircinin gözüne gireceğini öğrenmiş ne de olsa, kaçırsa nolur..

Kiev'in Porto deplasmanındaki galibiyeti şaşırtmadı.. 2 maçlarını izlemek yetti Porto'nun ne kadar kötü olduğunu anlamak için.. BATE'den bir sürpriz daha var.. Az kalsın 3 puanı alıyorlarmış yine, Tekke izin vermemiş.. Juventus eksiklerle Real'i yenip rahat nefes aldı.. Steaua-Lyon ve Villarreal-Aalborg maçlarında toplamda 17 gol var..

21 Eki 2008

Bun-des-li-ga


Bir süredir Bundesliga'daki kalite artışından bahsediyorum burada.. Katılan oluyor, katılmayan oluyor tabii.. Futbolda kalite nedir? Bunun tek bir cevabı olmadığı gibi, herkesin ana cevabı da farklı farklıdır heralde.. Kimi ligdeki oyuncuların kalitesine bakar (7-8 yıl öncesinin Serie A'sı, günümüzün EPL'si), kimi sahadaki tempoya bakar (yine günümüzün Premier League'i), kimi bol golü tercih eder (Bundesliga buna uyuyor), kimi açık futbol, geniş alan ister (yine birkaç yıl öncesinin La Liga'sı.. Hala da uyuyor kısmen)

Bundesliga'daki kalite artışında yüksek skorlu maçların yeri çok fazla, orası kesin.. Thomas Schaaf'ın Werder Bremen'inin bundaki payını da yadsımak mümkün değil son yıllarda.. Fakat tamamen subjektif olarak başka bir şey daha var.. 3-4 yıl önce maçlarını izlerken çok sıkıldığım Almanya'da artık en vasat takımların maçında bile zevk alıyorum, heyecan duyuyorum.. Her an gelebilecek goller, tribünlerin hali ekrandan cezbediyor insanı.. Üçlü defansın son kalesinin de yıkılıp takımların burada da dörtlü defansa dönüp hücumu ön plana almaya çalışmaları da çok etkili oldu tabii bunda..

Bu kadar gollü geçen skorlardan sonra şu ana kadar Avrupa Liglerinde takımların maç başına kaç gol attığına bakmak istedim.. Sonuçlar beklenen gibi..

Bundesliga: 1.57
Premier League: 1.35
La Liga: 1.23
Serie A: 1.14
Fransa: 1.10
Hollanda: 1.53
Türkiye Süper Lig: 1.34

Bundesliga'da takımlar maç başına 1.57 gol atıyorlar.. Bu da demek oluyor ki, ortalama olarak her maç 'over' bitiyor.. Anormal bir rakam elbette bu.. Hollanda Ligi'ne özellikle bu nedenle baktım.. Oradan gelen her golcünün sorgulanmasının nedeni Hollanda Ligi'nde fazla gol olması ve defans anlayışının eleştirilmesi.. Son örnek Afonso Alves.. Öncesinden Mateja Kezman ve Dirk Kuyt var.. Ben katılmıyorum pek bu hadiseye ama bunu kesin olarak ölçmenin de yolu yok.. 1.57'lik Bundesliga kaliteliyse Eredivisie de kalitelidir demek muhakkak mümkün aristo mantığıyla ama büyük isimlerin olduğu bir ligde atılan gol sayısıyla Hollanda gibi ortalama civarındakilerin oynadığı bir ligde atılan gol sayısını karşılaştırmam ben..

Fransa ve Serie A'nın sonuçları normal görünüyor.. Ben İtalya'da biraz daha yüksek çıkar diyordum oradaki değişimden dolayı ama daha yansımamış anlaşılan.. EPL tam kararında.. Süper Lig'de ise bu temposuzlukla EPL civarında gol atılması bana fazla ve garip geldi.. Bu kadar yavaş oynanan futbolda bu rakamlar nasıl çıkıyor diyebilir insanlar, ben direk dedim mesela.. İlk aşamada da defansif kalitenin bireysel ve toplamdaki yetersizliğinden başka bir cevap gelmedi aklıma..

20 Eki 2008

Beşte beş


İspanya Kral Kupası'nın ilk ayağında Real'e karşı oynadıkları maçı izlediğimden beri favorimdi bu sene İspanya'da Valencia.. İkinci maçta çok garip işler oldu ama fazla önemli değil.. Emery geçen sene Almeria'yla başardığı süper işten sonra Valencia'yla da gösteriyor kalitesini.. Villa'nın Euro 2008'deki başarısı ve aldığı bol sıfırlı tekliflerden sonra performansı artarak devam ediyor.. Örneğini fazla görmediğimiz hadiselerden biri bu.. 7 maçta 8 gole ulaştı.. Bir başka beşte beşi ilk iki haftada bir mağlubiyet bir de beraberlik alan Barca yaptı bu hafta.. İki tane de altışar gollük galibiyet sıkıştırdılar araya.. Bu hafta Bilbao deplasmanında Henry'nin Eto'o'ya yaptığı asisti tekrar tekrar izlemek lazım..

Denizli'nin Beşiktaş'taki ilk maçında denediği üçlü defans üzerinde konuşulması gereken konulardan biri.. Üçlünün önündeki tercihler ve Nobre'nin arkasında çizgiden gelenlerdeki seçimleri üzerinde daha fazla konuşmak gerek.. 2-3 hafta görmek lazım sahada düzeni ama bana bu düzenle fazla devam edemez gibi geldi Gençler maçında..

İtalya'da Roni Milan'a alışıyor.. Inter Roma'yı fena hacamat etti dün.. 1-0'dan sonra bir 15-20 dakika izleyebildim, inanılmaz bir tempo vardı sahada.. Serie A'nın genelinde bir tempo artışı var zaten ama gollere pek yansımadı bu ilk haftalarda.. Juventus yönetimi Ranieri'nin arkasındaymış.. Tarihlerine baktığınız zaman hakikaten doğru söylüyor olmalılar ama Ranieri arkayı kollasa iyi eder derim ben.. Genoa'nın çıkışı da devam ediyor.. Haftaya Giuseppe Meazza'ya geliyorlar, çok zevkli bir maç olur.. Şimdiden yapıştırın derim over'ı o maça.. Serie B'de beraberlikler kralı Parma, namağlup lider Empoli'yi yenip biraz huzur buldu.. Umuyorum ki çıkış başlar bu maçla.. Durum pek iyi görünmüyordu zira..

EPL'de Arsenal maçını ilk 15 dakikadan sonra takip edebildim.. Müthiş bir dominasyon vardı yine sahada.. Arsenal maçları zevkli ama yaptıkları baskı bazen ekran başında boğabiliyor insanı.. Rakip takımlar, hocalar kimbilir neler yaşıyorlar o anda sahada.. Adebayor özel adam.. Nasri de hiç beklemediğim bir şekilde ana rotasyona girdi.. Yedekten geleceğini düşünüyordum ben bu sene ama sakatlıklar, sakatlıklar, sakatlıklar.. United çıkışını sürdürdü bu hafta.. Spurs bir mağlubiyet daha aldı.. Pool'un balının ne kadar devam edeceği bahis sitelerinin ana konularından biri haline geldi.. İlla ki bitecek zira.. Scolari konduğu mirası iyi kullanmaya devam ediyor.. United'ın bol hücumculu kadrosunun iş yapamayacağını düşünen biri olarak Arsenal'in gençlik, Liverpool'un da Benitez sorunlarını göz önüne alarak diyorum ki mutlu sona en yakın takım olarak görünüyorlar.. Mourinho'nun gidişinden sonraki kriz Avram Grant'ın kısmi başarısıyla dondurulmuştu.. Scolari o açıdan da çok iyi seçim oldu.. Abramovich çok çabuk kaptı bu işi..

19 Eki 2008

,

Galatasaray 3-0 Trabzonspor


Galatasaray'ın böylesine rahat kazanabileceğini düşündüğüm bir maç değildi bu Bursa maçından sonra.. Topal, Linderoth ve Barış'ın sakatlığıyla geçen haftaki deplasmandan sonra tek göbekli orta alanın sürekli olacağını umuyordum ama bugün bir Meira sürprizi daha geldi Skibbe'den.. Asıl defansif orta sahaları sağlamken Steaua maçına Meira'nın önliberoda çıkması ne kadar hatalıysa bu yoklukta orta sahaya geçmesi de o kadar anlaşılırdı.. Hemen hemen hatasız bir maç çıkaran Emre Aşık takımı yaksa çok sorgulanırdı bu tercih ama hem orta sahanın durumu, hem de Servet-Meira tandeminin kusursuz olmaması nedeniyle olması gereken düzenle birlikte çok mantıklı geldi bana.. Bu olayın tersini Trabzonspor'da görmek mümkün.. Kötü oyun sonrası Tayfun'un sağ beke, Serkan'ın da orta sahaya geçişiyle birlikte Colman'ın yedek kalmasıyla takım düzenindeki taşları yerinden oynatan Yanal yarın bu nedenle çok dayak yer.. Trabzonspor'un negatif futbolunda bu seçimlerin etkisini belirlemekse neredeyse imkansız yalnız.. Fakat sezonun başından beri gözüken bir şey var.. Yattara'nın tekrar 11'e girişiyle birlikte Gökhan-Umut ikilisinden birinin Isaac tarafından şiddetle kesilmesi gerekiyor.. Bu kadar benzer özellik(siz) sahibi 2 tane forvetin takımın sistemini tekdüzeleştirdiğini düşünüyorum.. Umut kenara gelir de forvet partneri Isaac olursa daha iyi bir hücum takımı olacak Trabzon.. 2-3 haftaya görürüz sanırım bu kadroyu..

Morgan De Sanctis'in kurtarmadığı toplarda bile ne kadar iyi kaleci olduğunun gözüktüğünü söylememek mümkün mü peki? Karşı karşıya pozisyonlarda rakip oyuncunun açısını bu kadar mükemmel kapatan bir adam ben görmemiştim.. Top kurtarmadan harika maçlar çıkarıyor İtalyan.. Gökhan'ın sağ çaprazdan auta attığı golün kaçırıldığını kim iddia edebilir mesela? Tamamen bir kaleci başarısıdır bu ve oynamaya başladığı günden beri karşı karşıya pozisyonlarda bu özelliğini gösteriyor De Sanctis..


Baros sağlam markaj yedi Trabzon tandeminden ama devamlı hareket ederek arkadaki üçlü hattın ileri çıkışlarını çok kolaylaştırdı.. Tek forvetli bir sistemde golden başka ne beklersiniz forvetinizden? Bunu beklersiniz.. Yani bu 90 dakika goller dışında Baros'un gol atmadan da tek forvet oynayabildiğini gösteren bir delil olarak kayıtlara geçer.. Elbette bu saptamanın geçerlilik kazanması için bu performansların tekrarlanması gerekiyor ama önemlidir 90 dakika da olsa..

Galatasaray bugün yine çok iyi değildi.. Maçı rahat çıkardılar ama istenilen seviyeden çok uzakta oldukları ortada.. Ama Baros'un arkasındaki üçlünün, özellikle de kanatlardaki Kewell ve Arda'nın açık/forvet olayına en çok yaklaştıkları maç oldu.. 3 defa ileri çıkışlarla pozisyon buldular bu adamlar.. 4-4-1-1'in işlememesinin nedenini ne olarak saptamıştık daha önce? Önliberoların ileri çıkışları merkez olarak ayarlayamamaları, kondüsyon ve güç sorunu ve de açık oyuncuların ileri çıkışlarda yetersiz kalarak takımın hücum gücünün düşük kalmasına neden olmaları.. Bugün son iki konuda gelişmeler vardı sahada.. Kewell ve Arda daha da güçlenip bu çıkışları ve çizgiye inişleri daha sık yaptığında kimse Baros'un yanında ikinci bir forveti aramayacak, bu gereksiz tek/çift forvet tartışmaları da umarım son bulacak.. Keşke her takım için gerçekleşse de bu, dünyanın en saçma tartışmalarından biri bitse Türkiye'de..

Topal ani bir iyileşme süreci göstermediği müddetçe Olympiakos maçında da bu 11'in aynı şekilde sahaya çıkması net bir gerekliliktir bu maçtan sonra..

Edit: Eklemeyi unutmuşum, Bünyamin Gezer'in Lincoln'ün golünde sarıyı göstermek için gidip sarısı olduğunu hatırlaması üzerine golden sonra atamayacağını düşünüp geri dönmesi çok acı bir sahne olarak belleğime kazındı benim.. Ondan sonraki elle oynamada da aceleyle kırmızıyı çıkartıp huzura kavuşmasını da kaçırmadık tabii.. Bir hakem en net penaltıyı vermesin ama şu duruma düşmesin.. Lütfen..

,

Spider-Man 4 & 5


Sony ile Sam Raimi 3. ve 4. filmlerde yapmaları gerekenleri 4. ve 5. filmler için yapıyor.. Raimi 3 fiyaskosundan sonra kararsız olduğu seriye geri dönüyor.. Tobey Maguire ve Kirsten Dunst da 2 filmlik kontrat imzalamışlar.. Fanatik Laker Tobey'ye sevinmemem imkansız ama aynı şeyleri Kirsten yenge için söyleyemeyeceğim.. Olmasa daha mutlu olurdum..

2 benim için döneminin en iyi çizgi roman uyarlamasıydı.. Ki çok sağlam bir orijin hikayesinin de üzerine gelmişti.. Daha sonra Nolan çıkıp Batman Begins ve The Dark Knight'la bütün çizgi roman ve uyarlamalar dünyasını maymun etti ama hala Spider-Man 2 bu iki Batman'den sonra en tuttuğum uyarlamadır benim.. Nolan'ın Batman'inin eksikleri olan karikatürizasyon ve çizgi roman estetiğinden de sonuna kadar nasibini almış ve bu iki olguyu müthiş kullanmış bir yapımdır, Raimi sağolsun.. Fakat üstüne o kadar rezil bir 3. film geldi ki hem Raimi en iyi uyarlama üçlemesi yapma şansını tepti, hem de çoğu fan'ın en favori karakteri olan Venom harcanarak okuyucuların sinir kat sayısında artış sağlandı.. Ki olacak iş değildir.. Bu kadar umut vadeden iki filmden sonra Venom'un piyasaya çıktığı bir filmin fiyasko olması son yılların en büyük hayal kırıklıklarından birini yarattı bende..

Neden 3 ve 4'te yapılması gerekenler 4 ve 5 için düşünülüyor dedim? Çünkü 4. ve 5. filmler 5-6 ay içinde peşpeşe çekilip yine tahminimce aralarında çok zaman farkı olmadan vizyona girecekler.. Bu yöntem Venom'un orijin hikayesi için mükemmel olacaktı ama bunu düşünmediler zamanında.. 3. film simbiyotun dünyaya gelişi ve Spider-Man'e bulaşmasıyla geçip bu arada filmin ana kötüsü ve Harry Osborn üzerinden şekillense, film de simbiyotun Eddie Brock'u ele geçirmesi ve Venom'un ortaya çıkmasıyla birlikte bir "to be continued" hadisesiyle bitse, 6 ay ya da 1 yıl arayla Spidey vs. Venom tadındaki adrenalin bombası vizyona girse Spider-Man'in fanatikleri kendilerinden geçmiş bir şekilde 6 ay boyunca kamp kuracaktı sinema salonlarına.. Bu fırsatı tek filme 3 villain'i doldurarak ve hiçbir hikayenin altını doldurmayarak yok etti Raimi.. Üstüne kardeşiyle birlikte yazdığı paçavra senaryo ve çizgi romanın ruhunu zedeleyen onlarca olguyla ilk iki filme hiç yakışmayan bir finalle üçlemeyi bitirdiler..


4. ve 5. filmler nasıl bir iki filmlik hikaye peşinde koşacaklar bilmiyorum.. Belki bu iki film bir bütün de oluşturmayacak.. Ama Nolan'ın değiştirdiği uyarlamalar dünyasından sonra artık Spider-Man'in de biraz ciddileşmeye ve karakter kazanmaya ihtiyacı var.. Bu nedenle ilk 2 film sayesinde çok saygı duyduğum Raimi'nin seriyi bırakması doğru olacaktı bence ama gerçekleşmedi.. Raimi'nin artık yapması gereken Nolan'ın ciddiyetinden ve realist yapısından biraz örnek almak olmalı.. Yeni filmler için villain olarak Lizard ve Carnage düşünülüyor, etrafta dönen elemanlar bunlar.. Lizard için ilk iki filmde iyi kötü bir altyapı oluşturuldu Dr. Connors sayesinde.. Carnage da son filmin üstüne rahatlıkla kullanılabilecek bir karakter ama Raimi bunu da harcasın istemem, Lizard daha doğru bir seçim olacak o nedenle bence.. Bu arada Carnage için bir ara Jim Carrey'nin gelebileceği konuşuldu ama pek uzun sürmedi bu dedikodu..

Bir umut bekleyeceğim yeni filmleri.. 3. filmdeki çok villain'li yapının seriye hiçbir şey getirmeyeceğini anlayan prodüksiyon ekibi ve Raimi olayları ilk iki filmdeki gibi tek villain etrafında geliştirmeyi düşündüklerini açıklamışlardı o başarısızlık sonrasında.. 2. filmin ciddiyetinde, 2. filmdeki tren üstü aksiyon sahnesi tadında estetize edilmiş sekanslarla (ki bu tip bir filmde izlenebilecek en gaz, en estetik, en stilize, en klas sahnedir Doc Ock'la yapılan o dövüş.. 4 yıldır geçen olmadı daha, bir 4-5 yıl daha geçilmez sanırım) iyi bir uyarlama daha izleyelim.. Batman çok rakipsiz kaldı bu ara, akıllı olsun Raimi, örümceği yarasa karşısında müşkül duruma düşürmesin daha fazla..

18 Eki 2008

,

Derbi Haftası


İlk büyük maçlar haftasını açıyoruz bu hafta sonu.. Hepsi derbi sayılmasa da dört bir tarafta büyük takımlar karşı karşıya geliyor.. Türk insanı değişiktir, bahiste de gösterir bu değişikliğini.. Türkiye'de en çok bahis hep derbi maçlara yapılır.. Kazanmak için mi oynarlar bilmiyorum ama heyecanlı geliyor heralde bizim insanımıza.. Akdeniz ülkesiyiz tabii, normaldir..

Bahis dosyasını 1 haftaya açacağım ben de.. Geçen sene çok isteyip başlayamamıştım bir türlü.. NBA 2 haftaya geliyor, onunla beraber dosyayı da açarız yavaştan.. Bugünkü büyük maçlardan bu nedenle bahsetmek istedim.. İki güzel maç var.. Napoli akşam Juventus'u ağırlıyor.. 2.30'luk oranıyla inanılmaz değerli bir oran var Napoli'ye.. Juve'de Zanetti, Zebina, Trezeguet, ,Legrottaglie, IaQuinta, Mellberg, Camoranesi ve Buffon sakatlıkları nedeniyle forma giyemeyecek.. İlk 11'in %60'ı demek bu adamlar.. Üstüne Mohamed Sissoko da kart cezalısı.. Hepsinin üstüne bir de Claudio Ranieri faktörünü ekleyin.. Çok değerli bir Napoli oranı çıkıyor karşınıza.. Napoli'nin iç saha performansı, Juve'nin deplasman karnesi, bu tip saçmalıklara fazla girmeden oynanır diyorum Napoli'ye..

Bir diğer maç Madrid derbisi.. Schuster'in Real'i her zaman söylediğim gibi sağlam organizasyona sahip takımlar karşısında her daim zorluk çekecek bir takım.. Takım savunmaları arızalı.. O arızalı savunmanın en önemli parçası Diarra da bugün oynamıyor.. Ortada Gago ve De La Red oynayacak büyük ihtimalle.. Robben de yok, Van Der Vaart da sola yakın oynayacak muhtemelen.. Atletico'ya iddaa'da 2.70'lik bir oran verilmiş.. Bu da değerli duruyor.. İzlemesi de çok keyifli bir maç olacak bence.. Over'a da gitmesi çok muhtemel..

Yarın River - Boca, Galatasaray - Trabzon ve Roma - Inter derbileri var.. River - Boca'ya hiç bulaşmamak gerekir.. Trabzon karşısında Galatasaray'ın galip gelemeyeceğini düşünüyorum şu anki sakatları ve yapısıyla ama bu maç da ellenmemesi gereken maçlardan biri ki muhtemelen iddaa'dan ve diğer mecralardan Türklerin en çok oynayacağı maç olacak bu derbi.. Derbicilere önerim yukarıdaki iki maçtır illa büyük maç oynamak istiyorlarsa..

Bahis dosyasında iddaa kepazeliği, ligler, yapılar, nasıl oynanması gerektiği, nerelere daha rahat hakimiyet kurulabileceği hakkında kendi tecrübelerime dayanarak ve bildiğim kadarıyla bir şeyler karalayacağım yavaş yavaş.. Bahis spor müsabakalarının olmazsa olmazıdır, en büyük keyiflerinden biridir.. Futbolu öldürmez, ona zevk katar.. Tabii bunlar doğru şekillerde oynadığınız sürece geçerlidir.. Hiçbir zaman amaç zengin olmak olmamalı bahiste.. Bunlardan da genel olarak bahsetmeye çalışacağım zaten.. Napoli ve Atletico güzeldir diyelim, şimdilik kapatalım bu konuyu.. Arkası hafta içi başlar sanırım..

Aiden McGeady


Yeni bir dedikodu, sağlam görünüyor.. Aston Villa Ocak ayında McGeady'yi kadroya katmak için girişimlere başlamış.. Zerre hazzetmediğim İskoç Ligi'ni takip etmem için tek neden bu çocuk, yazın bekliyordum transferini olmadı.. Transfer çılgını Roy Keane istiyordu kendisini.. Bir başka çılgın, Randy Lerner'ın paralarını çatır çatır harcayan Martin O'Neill takmış şimdi de kancayı.. Basına yansıyan miktar 10 milyon pound.. Net yazıyorum, azdır bu çocuk için.. Daha 2 ay önce James Milner'a 11 milyonu bastılar, oynanabilecek bir kumardı Milner ama biraz overpaid oldu o bonservisle.. Ligin ilk 7 haftası boyunca da bek yedekleyicisi olmaktan ileri gidemedi zaten.. O para o anda McGeady için kullanılsa belki ilk 2'deydi şimdi Villa.. Geçtiğimiz sene İskoç Ligi'nde 18 asist yapıp 7 gol atmış, bu sene de ilk 8 maç itibarıyla 4 asisti bulunan bu yetenek küpü 'saf' açık müthiş bir ekleme olur Villa için.. Lerner cimrilik yapmamaya devam ediyor, O'Neill takımı geliştirmeyi sürdürüyor.. Ama bu paraya bu çocuğu Villa'ya yedirmezler gibi geliyor bana.. Eğer olur da yemeyi başarırlarsa afiyet olsunu yapıştırırım.. EPL'de izlemek istiyorum artık Aiden'i..

16 Eki 2008

Yahoo Fantasy NBA

Lig ayarlarında bir hata yapıp bu gece 12'ye koymuşum draft'i.. Daha önce burada gün ve saati belirtmiştim ama bir kez daha hatırlatma olsun diye tekrar ediyorum.. Draft yarın, cumayı cumartesiye bağlayan gece saat 00.00'da başlıyor.. Katılım yüksek olur umuyorum.. Bol şans herkese..

Afrika'da Yılın Oyuncusu


Bu sene bildiğim kadarıyla iki ödül veriyor CAF.. Bir ödül Afrika dışında oynayan yıldızlardan birine gidecek, diğer ödül de domestik olacak.. Adaylar şöyle: Mohamed Aboutrika (Al Ahly, Egypt), Amr Zaki (Wigan Athletic, Egypt), Didier Drogba (Chelsea, Ivory Coast), Michael Essien (Chelsea, Ghana), Emmanuel Adebayor (Arsenal, Togo)

Domestik adaylar: Mohamed Aboutrika (Al Ahly, Egypt), Ahmed Hassan (Al Ahly, Egypt), Flavio Amado (Al Ahly, Angola), Tresor Mputu Mabi (TP Mazembe, DR Congo), Stephen Worgu (Enyimba, Nigeria)

Mohamed Aboutrika neden Afrika dışı adayları arasında yer almış onu anlamadım.. Bir yanlışlık olabilir.. Domestik ödülü kazanacağı kesin gibi zaten bence.. Afrika dışı ödül de Adebayor'a gidecek %90.. Drogba ve Essien'in pek şansı yok.. Amr Zaki pek piyasa bu aralar ama Wigan topçusuna yedirmezler bu ödülü.. En golcü gunner olarak kapatılan 2007/2008 sezonundan sonra hakkıdır Emmanuel kardeşin bu ödül.. Biraz daha az dansöz olsa taraftar da daha çok sevecek kendisini, eklemeden geçmek istemem..

Aralık ayında sahibini buluyor ödüller..

En Kötü Barca 11'i


Barcelona merkezli bir günlük gazetenin yaptığı anket sonucu halkın seçtiği 11 bu.. Carlos BusQuets'i de gören bu gözler der ki Rüştü'ye yapılan alenen terbiyesizlik.. Geovanni de hak etmez o 11'i.. Rochemback gelmiş geçmiş en kötüye girsin ama, yakışmış.. Boro'da katlettiği maçlar Barcelona'dakini geçmiştir geçen sene.. Resimden okuyamayanlar için:

Rüştü, Bogarde - Dehu - Christanval - Okunowo, Ciric - Rochemback - Eskurza, Amunike - Maxi Lopez - Geovanni

Yetmedi mi?


Bugün sağolsun oyuncular bahis sayesinde sinir sahibi yaptılar beni biraz.. Daha kendi takımıma oynayıp da kazandığım bir bahis kuponunu görmüş değilim.. Bile bile de oynuyorum.. Ülkenin kaderini etkiliyorum ona üzülüyorum, birileri beni durdursun..

Şu Halil Altıntop olayı efsane olur bu ülkede.. Euro 2008'de takımdan kesilmesini çok doğru bulmuştum, Yıldıray'la birlikte.. Ama hala bu adamın milli takımda tutturamadığını anlamayanlar var.. Bir baksınlar kaçıncı maçı, kaçıncı 11'i bu.. Ortada bir şey yok.. Heder olan bir Mehmet Yıldız var topu topu 2 maça çıkabilmiş.. Şu Piiroja'yı paspasa çevirirdi şu maç oynasa.. Halil olmuyor milli takımda.. Schalke'deki oyunu, başarıları umrumda değil.. Hoş, topsuz oyununu zayıf bulmama rağmen Almanya'da gol istatistiğinin de matah olduğu söylenemez ama şu Avrupa'da oynuyor, burada yedek kalıyor olacak iş mi düşüncesini bırakması gerekiyor Türk insanının.. Türkiye'de sık sık dalga geçilen, Beşiktaş'ta oynadığı dönemde alay konusu olan, Fenerbahçe hastası Sinan Kaloğlu gidip Bayern parçalıyor Bundesliga'da.. 10 maç oynasın böyle, Sinan'a vuranlar Sinan'cı kesilir.. Avrupa'da oynadı ya.. Bak Sukur oynayamadı Avrupa'da doğru düzgün, Türkiye'de milli takımda "kral" oldu.. Onu da kabul etmez ama bu adamlar..

Yanarım Yıldız'a yanarım ben.. Bahse yanarım bi de.. Milli Takım'a yanmıyorum fazla.. Yine sona bırakırız ikinciliği.. Sonrası Allah kerim.. Yıllardır değişmeyen şey için şimdiden endişe edecek değilim ya..

11 Eki 2008

,

Türkiye 2-1 Bosna Hersek


Sabri'nin verdiği kaçıncı ayardır bu "ayyy dünyanın en yeteneksiz futbolcusu bu!" saptamasına.. Ben sayamıyorum artık.. Şu kadar açık seçikken maçın yıldızıydı dememe gerek yok ama duran toplar, çizgiye inip kestiği toplar, verdiği paslar ve yetiştiği oyuncularla budur Sabri.. Her maç böyle oynamıyor tabii ama vasat ya da normal oynadığı maçlarda bile bıktırdı bu çocuğa gösterilen tepkiler.. Utanmadan yarın 50. defa bozuk saat bile günde iki kez doğruyu gösterir derler..

Terim'deki durgunluk çok ilgimi çekti 90 dakika boyunca.. Skibbe, Boekamp, Davala derken aklıma başka şeyler düştü tabii onu böyle görünce ama maçtan sonraki açıklamasında anlaşıldı ki ülkenin son zamanlarda yaşadığı şeyler dolayısıyla böyle Terim.. Duygularını hiçbir zaman saklayamadı zaten bu adam..

İbrahim Kaş Servet'in yanında çok iyiydi.. Batuhan tercihi tam bir fiyasko.. Batuhan çıktıktan sonra Nuri'nin girip 4-3-3'e doğru yol alma Halil'i almaktan daha büyük bir riskti, tutturdu Terim.. Son zamanlarda izlediğim en dominant milli takımdır bu.. Zevk verdi oynanan top, ikinci yarı o kadar kaptırmışım ki kendimi çayı kararttım ocakta..

Cüneyt Tanman üçlü defans yapan Bosna'nın açık oyuncularını Bosna da beklerini orta sahaya kadar çıkartıyor şeklinde yorumlayarak güldürdü.. Sonra neden antrenör olamıyoruz diye üzülürler.. Sabri'nin 25 metreden kendisine doğru gelen topa mükemmel vuruşuna da Sabri iyi vursa goldü diyerek ayrıca tebessüm ettirdi.. Fikret Engin zaten zor katlanılan bir adam, bir de bunları dinliyoruz.. Yine de sakinliğiyle, kaptanlığıyla sevdiğimiz adamdır Cüneyt Tanman..

Diğer gruplarda büyük sürprizler var.. En büyüğü Faroe Adaları'ndan.. Karel Brückner ilk maçta Fransa'yı hacamat ettikten sonra önce Litvanya'ya kaybedip sonra da Faroe deplasmanında 1-1 berabere kalarak bütün karizmayı yok etti.. İtalya Bulgaristan deplasmanından 0-0'la dönüyor.. Uçakta kutlama yapmışlardır Kıbrıs'taki geri dönüşten sonra.. Almanya Rusya'yı 2-1 yendi.. Adler kaledeydi ama bizim maça kurban gitti.. İngilizler Kazakları 5'ledi.. Golü Ashley Cole'un hatasından yemiş İngiltere, izlediğim bölümde devamlı Cole'u ıslıklıyordu tribünler top ayağına geldiğinde.. Arsenal taraftarları çoğunluktaymış tribünde.. Polonya'nın Çekleri yenmesi normal.. Fransa Romanya'dan 2-2'yle dönüyor, şaşırmadık tabii buna..

CB Kupası Galatasaray'ın


Galatasaray bu sene ligin de, Eurocup'ın da en büyük favorisidir.. Onu gösterdi Augustus ve Taj'ın ilk resmi maçları.. Skor 71-55.. Kadro gerçekten inanılmaz.. Vickie Johnson ve Ocak'ta takıma katılacağı söylenen Sophia Young'ın da gelişiyle çoğu WNBA takımından daha iyi bir kadro oluşacak Galatasaray'da.. Işıl Alben de zaten WNBA kalitesinde bir point guard.. Cem Akdağ için çok büyük keyif olmalı bu kadro..

Augustus'un bu gösterdikleri daha bir şey değil.. Ama bu kız erkeklere kendi formasını alıp basketbol oynarken giydirir.. Clarissa Davis'ten beri gördüğüm en estetik şut stilidir kendisindeki.. Çok büyük eşleşme problemi yaratacak fiziğiyle.. Onun boyundaki oyuncularla tutmayı seçecek coach'lar mecburen ama o zaman da delik deşik olacak savunmalar hızı ve dripling yeteneğiyle..

Galatasaray ilk resmi maç için iyi savunma yaptı, iyi hücum etti.. Pota altından yenen sayılar Taj McWilliams biraz dinlenme fırsatı bulunca bu kadar kolay olmayacak.. Brown iyi oyuncu ama biraz da Taj'ın yorgunluğundan faydalandı bu maçta..

Işıl Alben çok yetenekli bir kız gerçekten.. 10 sayı 8 asist 6 reboyla bitirmiş maçı ki zaten bu 3 istatistikte bu rakamları rahat yakalayan bir oyuncu ama biraz daha iyi kontrol etmesi gerekiyor takımı.. Böyle çok kariyerli ve yetenekli dünya yıldızlarını 22 yaşında idare etmek çok zor bir görev, onun sıkıntısını çekti biraz.. Taj'la beraber ikili oyunlara yer vermeli Cem Akdağ, Taj'ın pota altındaki kalitesi pek değerlendirilemedi bu maçta ama 40 yaşına dayanmış bir oyuncunun hiç ara vermeden şu maça çıkması bile büyük fedakarlıktır, 1-2 ay sonra çok daha sağlam duracak pota altında..

Fenerbahçe'de Ajavon ve Brown dışında pek bir şey göremedim.. Futbolculara milyon dolarları saçarken Cappie'yi birkaç yüzbin dolar için kaçıranlar utansın.. Augustus vs. Cappie bu senenin en hoş hadiselerinden biri olabilirdi dünyada.. Nicole Powell katılacak daha takıma ama Fenerbahçe'nin bu kadroyla Galatasaray'a rakip olabileceğini sanmıyorum..

Bu Galatasaray Bayan Takımı'na ilgi göstermesi gerek taraftarın.. Ben bugün maça gitmediğim için üzüldüm oyunu görünce.. İstanbul'daki taraftar da üzülmesin..

10 Eki 2008

Edwin Boekamp ve Ümit Davala


Az önce yolcu oldular, resmi siteye girildi haber.. Eğer bu Skibbe'ye hadi bavulları topla demekse yanlış bir yöntem.. Değilse, daha yanlış bir yöntem.. 3 gün önce Skibbe'nin arkasındayız deyip arkasından operasyon yapılıyorsa adamın Yıldırım Demirören ya da Chris Mort'tan bir farkı kalmamış demektir Adnan Polat'ın.. Davala önemli değil de, Skibbe kalacaksa Boekamp için üzülürüm.. Kalmayacaksa daha dün Terim'i yalanladılar, kimi getirecekler bu saatte bilmiyorum.. Beşiktaş'taki kaostan ders almayanlar 2 gün sonra nasıl böyle işlerin içine girerler anlamak zor.. Bir de üstüne Habertürk'ün girdiği Kalli'nin direktör olması haberi var.. Hepsini üst üste koyunca ağlasın bu taraftar..

Mustafa Denizli Şampiyon Yap Bizi


Beşiktaş'ı 2 gündür izliyorum.. İbret verici gelişmeler yaşanıyor.. Prensipler çiğneniyor, şovlar yapılıyor, yönetim eski teknik adam tarafından eleştiriliyor.. Taraftar herkese tepki gösteriyor..

Devre arasında bir takımın başına geçmem ben diyen Denizli Beşiktaş'ın hocası oluyor, bu kulüpten içeri giremez Denizli diyen Demirören'e Denizli'nin ayağına gidiyor.. Üstüne Denizli istemiyor diye adamı Sinan Engin'i kovuyor.. Denizli her pazartesi futbol dağarcının boyutlarını teşhir eden Sergen'e ikinci adamlık için teklif yapıyor, kulüp Sergen'in lisansı olmaması sayesinde kurtuluyor bu işten.. Nerede yaşansa fotoroman olur bunlar, Türkiye'de doğal bir olay tabii..

Ertuğrul neden gitti anlamadım.. Kharkiv yüzünden gitti, ortada olan o.. Yoksa lig performansı gayet iyi takımın.. Trabzon deplasmanını atlatmışlar, 4 galibiyet 2 beraberlikle yollarına devam ediyorlardı.. Bir Kharkiv nasıl yıktı Ertuğrul'u.. Daha önce bahsettiğim gibi "köy takımı" vasfıyla.. Eğer Beşiktaş yönetimi ve taraftarı Kharkiv'in hakkını verip kendi takımının bu tip takımlardan daha üstün olmadığını bilebilecek vizyona sahip olsaydı Ertuğrul Sağlam görevinin başındaydı şu an.. Kendi ayarında bir takımda 4 yemek başarısızlık mıdır? Öyledir evet ama hoca gönderen türden değil..

Yönetim de, taraftar da Ertuğrul'un sisteminden hoşnut değildi.. Geçen sene bunun tam tersini oynarken de hoşnut değillerdi ama.. Bir de hoşnut olduklarını söyleseler mutlu olacak birçok kişi.. Denizli geldi.. Nobre, Bobo, Holosko, Delgado'nun aynı anda oyunda olduğu zamanlar yakındır Beşiktaş'ta.. Avrupa'yla işi olmayan bir takım için Denizli'nin sistemi çok büyük sorun yaratmaz ama ligde çıkaracağı kadroyu ve oynayacağı topu merak ediyorum ben şimdiden.. Hala Sergen'indeyim ama ben işin.. Her Pazartesi Sergen'i izleyen biri nasıl gidip gel yardımcı ol der anlayabilmiş değilim.. Muhtemelen oyuncularla iyi iletişim kuracağını düşündü Denizli, öyle düşünmek isterim.. Eğer teknik bir sebebi varsa bu seçimin vah Beşiktaşlı'nın haline derim sadece.. Hatta dedim bile..

Hayırlı olsun..

Robert Enke


Antrenmanda sol elini kırınca Löw'ü zor bir kararla karşı karşıya bıraktı Enke.. Rusya karşısında Almanya'nın kalesini kim koruyacak.. Rene Adler mi, Tim Wiese mi? İçimden bir ses forma Wiese'ye gidecek diyor ama kalbim Adler'in sahaya çıkmasını istiyor.. Geçen sene Galatasaray Leverkusen'le eşleştiği zaman dikkatimi çeken Adler o günden beri izlediğim her maçında büyülüyor beni.. İkisi de daha önce milli takım forması giymediler, bu açıdan seçim oldukça ilginç olacak.. Şu Enke'nin de Fenerbahçe'den kapı dışarı edilmesi ne süper karardır belli değil..

Bu arada bir haber de Rusya'dan verelim.. Roman Pavlyuchenko da sol ayak bileğinden sakatlanmış ve Almanya'ya karşı oynamayacak..

9 Eki 2008

Yahoo Fantasy NBA 2008/2009


NBA sezonun yaklaşmasıyla en büyük zevklerden biri bu oyun.. Ligin başlamasına 20 gün kalmış, geçtiğimiz senelerden oynadığım liglere katılırken blog için de bir lig kurma fikri geldi aklıma.. Eğer buraya uğrayanlar arasında da bu oyunun fanatikleri varsa "Tardini Büfe" ligine bekliyorum hepsini.. Ligi daha açmadım, önce bir talebi görelim.. Ona göre yapacağım düzenlemeyi.. Katılmak isteyenler mail yoluyla ulaşssınlar bana.. Ya da yoruma maillerini düşsünler, lig ID'si ve şifresini yollayayım kendilerine ama gizlilik istiyorlarsa mail daha uygun tabii ki..

Bir ricam var katılmak isteyenlerden.. Sene boyunca takip edecek olanlar ve oyunu önceden bilenler gelsin mümkünse.. Hadi önceden bilmeyi geçiyorum, yenilere de açık olsun kapımız ama hırs ve devamlılık çok önemli bu oyunda.. 1-2 ay bakıp sonradan boşlayacaklar talepte bulunmasınlar, ricam o olacak.. Eğer beklediğimden büyük talep gelirse 2. hatta 3. ligleri de açabilirim.. Ve hatta VGM için de bir blog ligi kurarız NBA'in ilk maçıyla birlikte..

Görelim Fantasy NBA meraklılarını..

Edit: Gösterdiğiniz ilgi için teşekkürler.. 14 kişilik düşünmüştüm ligi ama 16 başvuru geldi bile hemen.. 16 takıma çıkardım ligi.. Lig live online draft oynanacak tabii ki, draft tarihi olarak 17 Ekim cuma gecesi 00.00'ı belirledim.. 17'yi 18'e bağlayan gece yarısı yani.. Oyunculardan bir diğer ricam draft'e mutlaka online katılmaları olacak.. Oyunun en büyük zevki orası zira, iyi bir takım kurmak için de draft'e katılım şart.. Eğer ben katılamayacağım diyenler olursa ligden çıkma isteklerini de değerlendirebilirim arkada bekleyenler için.. Bu arada müracaatlar açık.. Eğer katılım devam ederse 2. bir ligi de kuracağım.. VGM için de kesinlikle bir lig geliyor..

8 Eki 2008

Yattara


Kalmış Yattara takımda.. Katar'a ya para fazla geldi, ya da göründükleri gibi değiller.. Şu adam için 11 milyon euro kazanmak müthiş karlı bir alışveriş olacaktı Trabzonspor için ama olmadı.. Yattara bizim ülkedeki çoğu insana göre müthişin de ötesinde bir yetenek.. Bana göre sadece iyi ve spektaküler bir oyuncu, hepsi o.. 5 yıldır Trabzonspor'da, bugüne kadar ne vermiş toplamda? Hiç.. Bu sene Ersun Yanal'la lige sağlam girip o takımın en önemli hücum gücü oldu yeteneğiyle ama fazla da abartmaya gerek yok.. En olgun çağında, kulübüyle Türk Futbol Tarihi'ni değiştirme şansı varken bunu bir kenara itip ben parayı tercih ediyorum deyip Katar'a gitme meraklısı olan bir adamın zaten zihinsel problemleri ortadadır.. Suçlamam Yattara'yı ama parayı futbolun önüne koyan adam topu sevmiyordur, bu kadar basit bu.. Benzerini bu sene Lazio'da harikalar yaratan Mauro Zarate de yaptı geçen sene.. Bu adamın kafasındaki saçmalıklar Gine gibi vasat bir milli takımda bile düzenli 11 oyuncusu olamamasının en önemli nedeni zaten.. Afrika Kupası'nda Gine dağılırken Yattara çoğu maçı kenarda izledi..

11 milyon euro kaçan büyük bir balıktır Trabzonspor için.. Şimdi ne olacak? Artık hayır gelmezmiş Yattara'dan, bu Yattara'yı nasıl oynatacakmış Ersun Yanal.. Ayıp olmayacak mıymış diğer topçulara? Hepsi saçmalık.. Şu süreçte en suçsuz olanlar Trabzonspor ve Ersun Yanal.. Satamadın mı? Oynatacaksın.. Yattara da oynamaya devam edecek.. Yine dengesiz, yine istikrarsız, yine güvenilir olmayacak ama takımının en önemli hücum gücü olmaya devam edecek.. Zaten gitmek istedi diye kenarda oturtulup değeri düşürülecekse Trabzon suçsuz olduğu şu ortamda bir de zararlı çıkıp en büyük zararı gören taraf olmaya devam edecek.. Yattara en kısa zamanda girer 11'e.. Sağdan takımın motoru olmaya devam eder.. Isaac Promise de Umut Bulut kifayetsizinin yerine Gökhan Ünal'ı partnerleyerek çok daha tehlikeli bir hale getirir Trabzon'u.. Getirmeli de.. Eğer Yattara kalıyorsa takımda, Trabzon'un önündeki bu 1 aylık süreç çok iyi yönetilmeli..

7 Eki 2008

UEFA Kuraları 2008/2009


Zor ve dengeli bir grup geldi Galatasaray'a.. Olympiakos ve Kharkiv maçları deplasmanda olursa çıkma şansı olmaz gruptan.. En azından biriyle içeride oynamak gerek.. Galatasaray'ın bu form durumuyla hiçbir türlü çıkması mümkün değil tabii bu gruptan ama işlerin biraz olsun düzeleceğini umuyoruz maçlar başlayana kadar.. A, C, E ve H grupları yine çok dengeli.. G Valencia şova döner.. F'de Aston Villa çok balık bir kura çekti.. D'de de Udinese ve Zagreb 3 ve 4'ten gelerek sevinmişlerdir mutlaka..

Edit: Fikstür belli oldu,

23 Ekim 2008 Galatasaray - Olympiakos
6 Kasım 2008 Benfica - Galatasaray
27 Kasım 2008 Galatasaray - Metalist Kharkiv
3 Aralık 2008 Hertha Berlin - Galatasaray

Bundan iyisi olmazdı fikstürde.. Dışarıdaki Benfica maçını feda edip diğer 3 maçtan 6 puan kasmak gerek.. Olympiakos karşısında ilk maçta takımın kaderi belli olur büyük ihtimal.. Oradan çıkacak 3 puanla Metalist de Sami Yen'de bir şekilde geçilir.. 6 puan da bu grupta rahat rahat yeter..

5 Eki 2008

,

Fenerbahçe 1-4 Kayserispor


Futbol hayatındaki en büyük başarısı CM efsanesi olmak olan Julius Aghahowa'yı geldiğinden beri 4. izleyişim bu.. İzlemediğimiz maçlardaki performansını da biliyoruz.. Aghahowa Kayseri'nin ilk 5 maçında bu kadar çok pozisyon ve boş alan bulmuş mudur toplamda? Alın size bu Nijeryalı üzerinden Anadolu kulüplerinin ve içi, sistemi tamamen boşalmış büyük takımların oynadığı futbola dair, Türk futbolunun geneline dair bir çıkarım yapma şansı.. Aghahowa bundan sonra bu golleri, bu pozisyonları bulamamaya devam edecek.. Bu tip topçular da Fenerbahçe, Galatasaray gibi takımlar karşıma gelsin de şovumu yapayım, cilamı parlatayım diye düşünmeye devam edecekler..

Aragones gitsin San Sebastian ya da Mallorca sahillerinde tatil yapsın.. Geçen sene her anlamıyla sistem takımı olmuş bir ekibin içi bu kadar boşaltılmaz.. Çürük bir dişe benziyor Fenerbahçe.. Dışarıdan hala bir şeye benziyor ama içi çürümüş, bakteri kaynıyor.. Oyula oyula çökmek üzere.. Bundan sonra kanal tedavisi mi ister bu diş, çekime mi gider bilmiyorum ama 2 oyuncuyu kaybetti diye bir takım bu hale gelmez.. Del BosQue 2 olur Aragones, pılını pırtını toplar gider 1-2 aya.. Ama ağız sağlığı gitti bir kere..

Aziz Yıldırım da takımı bırakıp taraftar gruplarıyla uğraşmaya devam etsin.. Kadıköy'e toplamaya çalıştığı yığın ilk kötü zamanda kendisini de satar.. Fenerbahçe tribünlerini taraftarlardan alıp müşteri sınıfına sokmaya çalışan bu başkanın yaptıkları bu bağlamda unutulmayacak.. Canaydın da bir değişik versiyonuydu Yıldırım'ın, özellikle taraftara müşteri gibi bakma konusunda ilk devrimci olmak istedi belki ama başaramadı.. Kısmet Aslantepe'ye.. Ama orası da Kadıköy gibi olacaksa oturup ağlasın Galatasaraylılar.. Bir stat nasıl olmamalı, hangi yığınlarla doldurulmamalının cevabıdır şu anki Şükrü Saracoğlu.. Müşteri de takımı kötü oynadığında, farkı yediğinde bugünkü gibi çıkar gider..

,

Bursaspor 2-1 Galatasaray


Fernando Meira'nın Galatasaray'a imza attığı gün burada Servet'le birlikte çabukluk problemi yaşayabileceklerini dile getirmiştim.. Kağıt üstünde müthiş bir ikili isim bazında ama sahaya konanlar öyle olmayabiliyor işte.. Partner olmak için en önemli kavram uyum.. Servet'le Meira'nın arasında bu uyumun sağlandığını söylemek çok zor sene başından beri.. 1 hafta önce Sercan Yıldırım'ın bu ikiliyi çok zorlayacağını da not düşmüştüm buraya, Sercan matah top oynamadan Adriano'yla beraber çok zor durumda bıraktı Servet ve Meira'yı..

Servet yanında Song ya da Emre Güngör gibi çabuk topçular varken geride general rolüne soyunup en önemli mahareti olan o sert ve tek hamlesini çok doğru yapıyordu.. Bunu yaparken arkasının hızlı bir stoper tarafından toparlanacağını bilmesinin verdiği güven de etkili oluyordu tabii.. Şu anda geride bekleyip savunmanın kontrolünü ele geçiren oyuncu Meira.. Servet genelde ilk basan ve öne çıkan oyuncu olunca da dezavantajları bir bir ortaya çıkıyor.. Servet-Song/Güngör ikilisi çok daha iyi bir tandemdi Servet-Meira'ya göre.. Ama Song'u gönderip başka bir Servet daha almayı uygun gördü Galatasaray yönetimi.. Yaşayabilecekleri sorunu kestirebilmeme rağmen açıkçası ben de zaman verme ve uyum sağlanacağına inanma taraftarıydım ama her geçen hafta bu umutları boşa çıkardı.. Demek ki iyi planlama gerçekten parlayan oyuncuyu hemen pazarlamayla yapılıyor.. Meira'nın gelişiyle Servet paraya çevrilse ve Güngör'ü tandeme yerleştirip bu ikiliyi yedeklemek için Egemen Korkmaz gibi ligin sağlam Türk stoperlerinden biri transfer edilse çok daha mantıklı bir iş olacakmış..


Bunun dışında yine anlamsız bir düzen vardı sahada ama Topal ve Linderoth sakat ve elde kalan tek defansif orta saha Ayhan'ken ne kadar eleştirilmeli bu kadro bilmiyorum.. Yine de ortayı kapatmak için alternatifler üretilebilirdi.. Skibbe Yusuf Şimşek adını daha önce duydu mu bilmiyorum ama hiçbir bilgisi yoksa bu adamın böyle helva orta sahaları görünce coştuğunu büyük futbol uleması Adnan Sezgin ya da yardımcı Davala söylememiş midir? Heralde söylememler, bu Yusuf onu gösteriyor..

Galatasaray çok arızalı bir takım, bunca yıldıza ve kaliteye rağmen maalesef söylenmesi gereken ilk şey bu.. Tandem çok uyumsuz.. Bekler yıllardır devşirme ve alakasız topçular.. Orta sahanın ortasını kapatmada yine yıllara dayanan bir anlamsızlık.. Bunun üstüne Arda'nın sağ kanatta yapamaması ve sola gelen Harry Kewell'ı da ekleyince arızalar iyice üst üste biniyor.. Bu çift forvet ve Lincoln, bek sorunları, defansif orta saha, Arda-Kewell ikilemleri çözülmedikçe her zorlu rakip karşısında hüsran bekliyor takımı.. Bunların üstüne Skibbe'ye hiç giresi gelmiyor insanın.. Orası da tamamıyla bir 'çıkmaz sokak' zira..

3 Eki 2008

UEFA Torbaları


Torba 1

AC Milan
Sevilla
Valencia
Benfica
Schalke 04
CSKA Moscow
Tottenham Hotspur
Hamburger SV

Torba 2

VfB Stuttgart
AFC Ajax
Olympiakos
Deportivo La Coruna
Club Brugge
Spartak Moscow
Paris St. Germain
Heerenveen

Torba 3


Rosenborg
Udinese
Feyenoord
Sporting Braga
Slavia Praha
Manchester City
Galatasaray
Sampdoria

Torba 4

Hertha Berlin
Nancy
Partizan
FC Copenhagen
Aston Villa
Dinamo Zagreb
Portsmouth
Racing Santander

Torba 5


Standard Liege
St. Etienne
Lech Poznan
Zilina
NEC Nijmegen
Wolfsburg
Metalist Kharkiv
FC Twente

Genel bir güçlenme var bu sene UEFA'da.. 3. torbaya geçip City, Sampdoria ve Udinese'den uzak kalması iyi oldu Galatasaray'ın ama her torbada çok sağlam takımlar var.. 5'ten Villa, Wolfsburg, Santander ve Portsmouth gibi takımları çekme durumu var.. Nasıl 5. torbaysa anlamadım ben zaten.. CSKA, Club Brugge, Copenhagen ve Zilina en kolay, Milan(Valencia), Stuttgart, Villa, Wolfsburg da en zor grup olur.. Benfica, Heerenveen, Partizan, Lech Poznan idealdir..

Edit: 4'le 5 birbirine girmiş.. Portsmouth, Santander ve Villa 4'teymiş.. Bir gariplik vardı zaten.. Bu durumda değişiyor tabii toptan.. Özürler..

2 Eki 2008

Köy Takımı


4-1'lik mağlubiyet sonrası yarın böyle adlandırılacak Metalist Kharkiv bizim basında.. Shakhtar'ın, Kiev'in harcadığı paralara bakmadan, Rus ve Ukrayna futbolundaki yükselişe bakmadan, Barca'yı hacamat etmek üzere olan Shakhtar'ın orta sıralarda kaldığı bir ligde 3. sırada olan Metalist'e içeride dışarıda 5 atmalı Beşiktaş.. Hangi kadroyla, kime atıyorsun diye sormayın.. Galatasaray'la Beşiktaş maçı arasında kafayı sağa sola çevirmekten iki maçtan da fazla bir şey anlamadım ama Beşiktaş gerçekten çok kötüydü.. Bu kadar berbat bir oyun oynaması eleştirilsin ama nasıl eleniriz bunlara denmesin.. Büyük bir fark yok çünkü iki takım arasında.. Bunların liderlerini 2 gün önce Fenerbahçe karşısında izledik.. Bizim CL çeyrek finalisti pozisyona giremedi.. Kiev'deki maçta ne olacağını da göreceğiz Kiev de çok dandikmiş diyenleri.. Keza Metalist.. Keza Shakhtar.. Keza Metalurh.. Bu takımların Türk takımlarından geriye kalır bir durumları yok.. Bunu idrak edebildiğimiz, kendi takımlarımızın güçlerini daha doğru değerlendirebildiğimiz zaman sanırım daha güçlü olacağız Avrupa'da.. O zamana kadar idare etmeye devam..

1 Eki 2008

Arshavin'e yazık


Fenerbahçe muhtemelen sezonu kapadı.. CL'de bundan sonra geri dönüş zor, UEFA zorlanacak.. Bu futbolla ve yapıyla zaten ilk ikiyi hayal bile etmemek gerek.. Bundan sonra yapılması gereken iki Arsenal maçından en azından 1 puan alıp içeride Porto'yu yendikten sonra grupta oluşacak duruma göre Kiev'de finale çıkmak.. O final ikincilik finali mi olur, üçüncülük finali mi olur bilemiyorum..

Zenit - Real maçı çok güzeldi 19.30'da.. Fenerbahçe maçındaki sıkıcılıkla tam bir tezattı hatta verdiği zevk.. Zenit iyi takım, iyi hücumcuları var ama o dörtlü defans o orta saha ve forvete yakışmıyor.. Bu gece inanılmaz sakarlıklar yaptılar hücumda, izlerken 2-3 pozisyonda bir "Yazık bu Arshavin'e.." cümlesi çıktı ağzımdan.. Çok özel topçu Arshavin, bugün bir kez daha tanık olduk buna.. Lig bittiğinde de muhtemelen Avrupa'ya gelecek bu çocuk.. EPL yakışır ona, La Liga yakışır.. Real için eklemem gerek bir şey, bu yapıyla CL'de çeyrek finalden ötesini görmeleri çok zor.. Takım savunmaları Galatasaray'dan hallice.. Ligde de işleri zor gibi geliyor bana ama rakipler de genel olarak şu anda pek iyi durumda olmadığı için asıl sorun CL'de.. Kötü savunuyorlar sahayı.. Heinze-Canna-Pepe-Ramos gibi savunma anlamında hiçbir sorun çekmemesi gereken bir dörtlünün düştüğü durumları görmek üzüyor insanı..

BATE kendisinden beklediğim sürprizlerden birini az kalsın yapıyordu bu akşam.. 2-0 öne geçtiler ama koruyamadılar Juve önünde.. Ranieri mutludur 1 puanla döndüğü için tabii..

Arsenal geçen haftadan ne kadar dağınık olduğunu belli eden Porto'yu iyice dağıttı.. Hull maçından sonra özellikle beklenen bir atılım bu Arsenal'den.. Ama Porto-Fenerbahçe maçı asıl sinyaldi bunun için..

F'de Steaua Floransa'dan bir puanla dönmeyi başardı.. Lyon da benzer şekilde yaralı Bayern'den bir puanı kapıp dönüyor Fransa'ya.. Bu grupta karışacak işler 1-2 haftaya..

Blogger tarafından desteklenmektedir.