29 Eyl 2008

Hafta sonundan


-Yine turuncu, yine Kewell.. Değişik bir uğura doğru gidiyor bu olay.. Galatasaray yine geçen haftanın tarifesiyle kazandı, yine 2. golü bulana kadar çok kötü oynadı.. Avantaj sağlanır sağlanmaz da teknik ve kalite sahaya yansıdı.. Hala yetersiz oynanan top ama 2-1'den 4-1 olana kadar geçen sürede yıllardır Galatasaray'da görmediğim bir akıcılık ve tempoyu gördüm.. Bazen kısa süreli performanslar umut ışığı olabilir gelecek için.. Lincoln'deki silkiniş dün zirve yaptı.. Baros ve Ayhan'dan sonra açık ara en çok mücadele eden ve koşan Galatasaray oyuncusu gibi geldi dün bana televizyondan, şu kim kaç metre koştu istatistiğini dün görebilseydik keşke.. Hasan Şaş'ın bir bekin nasıl savunma yapacağına dair zerre fikri yok.. Stoper kılıklı bekin hücuma 0 katkı yaptığı, açık/forvetin de bek olarak defansif anlamda hiçbir şey vermediği düzenin değişmesi lazım artık.. Bir orta yol yahu, çok mu zor?

-Trabzonspor'da Yattara'nın gidişi sonrasında iki yol vardı Yanal'ın önünde.. Ya Isaac'i sağ açık yapacaktı, ya da Barış Memiş'i yavaş yavaş ilk 11 oyuncusu olarak sağda ısındırmaya başlayacaktı.. İkincisinin uzun vadede çok daha mantıklı olacağını düşünüyorum ben ama Isaac çıktı sahaya Antalya maçında.. Barış'ın sağa geçip, Isaac'in de Umut Bulut yerine Gökhan Ünal'ı çiftlediği bir sistem çok daha verimli olur bana kalırsa.. Bir not taraftara, bu profille Trabzon'un bu işi sonuna kadar götürme şansı yok.. İlk olarak Beşiktaş maçındaki tiyatro seyircisiyle dikkatimi çekmişti Avni Aker, Antalya maçında da benzer sessizlik ve 2-1'den sonra anında gelen anlamsız tepkilerle alarm verdi Trabzon seyircisi.. Bir ara yanlış duymadıysam Song ıslıklandı.. Bu kadar şuursuzluk Türkiye için bile fazla..

-Sercan Yıldırım'a dikkat etmek lazım Bursa'da.. Bu hafta Galatasaray geliyor Bursa'ya.. Servet-Meira çok zorlanacak haftaya..

-Premier League'de Arsenal tipik mağlubiyetlerinden birini aldı.. Bu kadar genç takımın artılarını konuşuyoruz hep, bunlar da dezavantajları işte.. Böyle bir takım profilinin EPL gibi çok sert ve uzun bir ligde işi sonuna kadar götürmesi mümkün değil.. Geçen sene farklı öne geçtiklerinde bile mutlaka patlayacaklarını söylemiştim ki yaşanan patlama çok şiddetli olmuştu.. Bu sene de bir süre götürüp yine sonlara doğru dağılırlar.. Tottenham ligin son sırasına demir attı.. Çok acı bir durum Juande Ramos için.. Orta sahanın göbeği ve forvette sene başından beri yaşadıkları ikilemler bu bedelde büyük rol oynadı.. Daha geniş bir yazı gider Tottenham'a ama açıkçası şaşkınım.. Ramos ve Spurs doğru bir yapılanmaydı bence ama beklenenden kısa sürecek gibi duruyor.. Ki bu senenin sonuna kadar mutlaka süre verilmesi gerektiğini düşünüyorum Ramos'a.. Liverpool derbisinde Pool deplasmandan 2-0'lık galibiyetle döndü.. 6 maçta 14 puan iyi ama atılan 7 gole karşılık yenen 2 gol garip.. Benitez bu kafa yapısından vazgeçmediği sürece EPL'de havasını almaya, CL'de de sonuna kadar gitmeye devam edecek.. Pool taraftarı pek mutsuz değil gibi bu durumdan, o zaman söylenecek bir şey kalmıyor zaten geriye..

-La Liga'da Real ve Barca son dakika golleriyle kazandılar.. Bu seneki en büyük favorim Valencia dolu dizgin gitmeye devam ediyor.. Emery bir mucize yaratabilir bu sene.. David Silva'nın 3 aylık yokluğu büyük dezavantaj ama bunu kompanse edecek alternatiflere sahipler.. Valencia çok geniş bir kadro olmasa da ilk 11 ve 2-3 yedek olarak son derece rafine bir takım.. Eğer 3-4 oyuncusu aynı anda sakatlanmazsa bu işi sonuna kadar götürecekler bence..

-Bundesliga'da Klinsmann'ın üzerindeki baskı artmaya başlıyor.. Werder yine 5 gollü bir galibiyet aldı.. İşin suyunu çıkarıyorlar yine.. Mesut Özil'in bu kadar öldürücü bir solu olduğundan kaç kişinin haberi vardı bilmiyorum ama anormal vuruyor çocuk.. Thomas Schaaf ve Dortmund'un başındaki Jurgen Klopp Almanların geleceği için umut vermeye devam ediyor.. Bundesliga'yı seviyorum..

26 Eyl 2008

Beşte üç


Geçen sene toplamda 5 mağlubiyet yaşayıp bu futbolcular yürüye yürüye şampiyon olurducu Aziz Yıldırım'ın Fenerbahçe'si, koşa koşa oynayarak 5'te 3 yaptı.. Büyük başarı.. Ama kime yazılacak bunlar asıl sorun o..

Geçen seneden kayıplar Aurelio ve Deivid.. Üstüne takoz forvet gitmiş, yerine La Liga'nın gol kralı gelmiş.. Çok mu büyük kayıplar? Aurelio için kısmen evet ama adamın gideceği sezon sonu belli olmuşken yerini dolduramayan yönetim ve hoca verir onun hesabını zaten.. 2 eksikli, İspanya kralı artılı bu kadroya bakıyorum.. Geçen senenin açık ara en kalitelisi dediğim takım gözüme kasaba takımı gibi geliyor.. Bir tek Aurelio ve Deivid midir peki bunu düşündüren? Zico'yla parıl parıl parlayan takım Aragones'le bütün ihtişamını ve parıltısını kaybetmiş bir kasaba takımı görüntüsü veriyor.. Acı ama gerçek, karşı yakada durum bu..

Aragones hiçbir zaman inandığım bir hoca olmadı.. Euro 2008 öncesi, ondan çok daha önce "iyi hoca değil bence" cümlesini çok okumuşsunuzdur burada.. Avrupa Şampiyonu olunca değişti mi bu fikir? Benim değişmedi.. İsteyen istediğini düşünmekte serbesttir ama her başarı sağlayan hoca iyi hoca olmadığı gibi her başarısızlık da teknik direktörün kötülüğü hakkında bir fikir vermiyor.. Zenit'i UEFA şampiyonu yapan Advocaat bana göre kötü hocadır.. Ama büyük iş başarmıştır.. Aragones de öyle.. Keza UEFA Kupası'nı Türkiye'ye getiren Fatih Terim de kimilerine göre kötü hocadır.. Örnek sınırsız.. Ama Önder'in stoper olduğunu anlamak için 3 ay bekleyen, bir sistem takımı olan Fenerbahçe'yi özelliksiz, hiçbir şablona uymayan, belli bir fiilin etrafında kurgulanmayan bir takım haline getiren hoca için de pek olumlu şeyler düşünmek mümkün değil işin Türkiye özelinde.. Mehmet Demirkol'un İBB maçında görüp oyy İspanya takımının felsefesi bu uzun toplar kelamlarının da ne kadar boş olduğu ortaya çıkıyor her hafta.. Fenerbahçe sene başından beri böyle bir kurgulamanın içinde olmadı, olmayacak da..

Sivasspor için söylenecek şey yanlış 11'in ve yanlış sistemin sahaya çıkması, ikinci yarıda alınan risklerinse takıma 3 puan getirdiği.. Galatasaray'ın forvet sayısı üzerinden dönen tartışmaların tam tersidir Sivasspor açısından söylenmesi gereken.. Ortayı çift kişiyle kapattın mı? Galatasaray'da Kewell, Arda ve Lincoln kesilemeyecek oyuncular olduğu için (bence) Galatasaray tek forvet oynamak zorunda.. Sivasspor'daysa Galatasaray'daki durumun tam tersi var.. Takımın hücum anlamında en yetenekli 4 oyuncusundan 3'ü forvet.. Musa ve Yıldız, Tum, Balili.. Musa'nın tek yaratıcı orta saha olarak yeri zaten garanti.. Bu durumda 3 forvetten 2'sinin kesin olarak sahada yer alması gerekiyor.. Hücum anlamında en yetenekli 4 oyuncunun üçünün forvet olması yanlış bir kadro yapılanması mıdır ondan emin değilim ama Yıldız, Balili ve Tum üçlüsü çok çok büyük bir güç.. Atıl bırakılmaması gerekiyor..

Zico'nun Özbekistan'a gidişinden sonra bak gördün mü, adam olsaydı Avrupa tarafından kapılırdı diye kendini avutup Avrupa şampiyonu hocalarıyla övünmeye çalışan Fenerbahçelilerin rüyadan uyanacakları günü iple çekiyorum.. Kalk artık evladım, saat 2 oldu.. Zico'yu kaybettin.. Sistemini kaybettin.. Parıltını kaybettin..

Ünvan hiçbir şeydir, sistem ve ekol her şey..

23 Eyl 2008

Hiddink'ten Salvo


"Jose Mourinho vs. X" ayar müsabakalarında yeni bir cephe açılıyor.. Ama bu sefer rakip dişli.. Dünyada seveni Jose Mourinho'dan kat kat fazla olduğuna inandığım Hiddink Inter'in şu andaki başarısının Roberto Mancini odaklı olduğunu ve Mourinho'nun şu anki durumda bir payı bulunmadığını iddia etmiş.. Aslında buraya kadar normal, bir fikirdir der geçersiniz.. Ama arkasından gelen "Claudio Ranieri mükemmel bir insandır.." cümlesi Mourinho'ya yapılan yaylım ateşini açık bir şekilde gösteriyor.. Bir de Juve'nin CL'yi kazanmak için en büyük favorilerinden biri olduğunu buyurmuş.. Biraz uçmuş tabii abi ama olsun, herkese benzemez Hiddink.. Elindeki başarılarla zeytinyağı misali her muhabbette bir şekilde üste çıkmayı başaran Mourinho uzun bir süre sonra bu anlamda bir mağlubiyet yaşayabilir.. Hiddink şerbetli adamdır, fena çarpar adamı..

Stelios


Yunan futbolunun yetiştirdiği en büyük oyunculardan biri bu adam.. Bu yaz Bolton'la sözleşmesi bittiğinden beri free takılıyordu.. Yunanistan'a döner diye tahmin ediyordum ama EPL'de tutunmayı tercih etti.. Giannakopoulos bu sezon da EPL'de, Hull City'de oynayacak.. Şu an fizik durumu nedir bilmeden diyorum ki Hull için mükemmel bir ekleme.. Neden bu kadar geç kalındı asıl sorulması gereken o.. Buralardan yolunun geçmesi de iyi olurdu ama bizim büyüklerin profil yükseldi artık.. 34 yaşındaki Stelios kesmez bizimkileri..

22 Eyl 2008

,

Beşiktaş 3-0 Gaziantep


Ertuğrul Sağlam'ın Delgado ve Holosko'yu yedek bırakması incelenmesi gereken bir yaklaşım.. Puan kaybında çarmıha gerebilirlerdi sadece bu nedenle.. Skora rağmen de hayli eleştiri alacak yarın.. Ama cesur bir hareket.. Bir tavrın, bir düşüncenin, bir futbol ideolojisinin ürünü, bu belli..

Yanlış hatırlamıyorsam ilk maç sonrasında Lig TV'ye konuştu Ertuğrul.. Bizim sistemi eleştiriyorlar ama geçen sene bunun tam tersini oynadığımızda yine eleştiriyorlardı, bu takım bu sene 4-4-1-1 oynayacak bunu kafalarına soksunlar diye çok sert ve net bir konuşma yaptı Ertuğrul.. İlk helali orada aldı benden.. Oynattığı sistemden bağımsız, tavrınaydı bu helal.. Bugün Delgado'nun yedek başlaması doğru ya da yanlış, oraya girmeden çok cesur bir hareketti.. Nobre mükemmel bir gece geçirmesine rağmen doğruluk derecesi hakkında yorum yapamam ama böyle bir medyanın olduğu ortamda aldığı net tavır çok güzel..

Toraman ve Gökhan Zan felaketlerini düşününce Zapotocny-Sivok tandeminin oturması güzel.. Seric dışında bir yedek daha demek tabii bu ama tercihin bu ikiliden yana kullanıldığı sanırım net artık.. Kulübeye giden kim olmalı sorusunun net bir cevabı yok ama eldeki alternatifleri düşününce Tello ve Cisse'den başka isim gelmiyor aklıma, ikisini de beğenmeme rağmen.. Anlamsız bir Beşiktaş sistem eleştirisi yapılıyor Holosko üzerinden.. Sağ çizgide oynamasına takık bazı adamlar var Türkiye'de.. Onlara göre oyuncuyu harcamak bu.. Doğru olabilir bu düşünce, Holosko'nun ileri uçta 'sağ açık/forvet'teki performansından daha fazlasını vermesi gayet muhtemel futbol sonuçlarından biri.. Ama Bobo ne olacak? Delgado ne olacak? Oyuncunun performansını harcamamak uğruna sistemi harcamak mıdır doğru olan? Alex'in, Lincoln'ün çift forvetle oynamalarının zorluk derecesi yüksek maçlarda yarattığı tahribatlar söz konusuyken Delgado'yu çift forvetle kullanmama derdindeki Ertuğrul'un bu çabası nasıl dikkat çekmez? Bu kadar mı sığ olur bir ülkede futbol muhabbetleri? Yarın Holosko ileri uca geçip Bobo'yu ikilese, Delgado'lu bir takımla dönülecek anlamsız dizilişlerin yarattığı hayal kırıklıklarından sonra aynı adamlar farklı yerlerden vurmayacak mı takıma? Bunun cevabını biliyoruz..

Antep müthiş bir takım.. Muhteşem bir ilk yarıya imza attılar karşılıklı.. 46. dakikadaki kırmızı kartla da sezonun şu ana kadarki en iyi maçı olacak potansiyeli gösteren maçın suyu çıktı.. Ama 10 kişi kalmalarına rağmen ikinci yarıdaki oyunları harikuladeydi.. Bir ara pas oranlarını verdi Lig TV.. Bunlar ne kadar doğru tutuluyor bilmiyorum ama Beşiktaş 90 küsur pastayken Antep 220 civarındaydı ki maçtaki hakimiyetlerini gösteren bir şey bu.. Antep'in iyi oyunu için net bir argümandır bu İnönü'de.. Ama Beşiktaş'ın 3. dakikada öne geçtiği maçta generalleri azaltmış kadrosuyla kötü oynadığı anlamına kesinlikle gelmiyor tabii.. Kenarları ve hücum derinliğini eşit oranda ve belli bir kalitenin üstünde kullanmaya çalışan bir takım Gaziantep.. Ve kesinlikle ligin en sağlam 2-3 takımından biri durumundalar şu anda..

Marcio Nobre'den de şu Türk pasaportuyla her takıma bir tane lazımmış bu arada.. Delgado'suz bir 11'le Nobre'li bir 4-4-2 opsiyonu Ertuğrul Sağlam'ın sistem ceketindeki en sağlam ceplerden biri olabilir bu sene.. Darısı Güiza-Semih'li, Baros-Nonda'lı versiyonlarının başına..

21 Eyl 2008

Lincoln geri döndü


Biraz rahatsızım, uzatmayacağım fazla.. Bir Kewell ve turuncu forma klasiği daha.. Lincoln'ün Bellinzona'dan sonra arka arkaya ikinci maçta resitali, Baros'un ikinci 90 dakikasında ikinci dublesi, Volkan Yaman'ın Taner Gülleri karşısında çok zor durumlara düşen Galatasaray tandeminin kıçını "bir bek gibi" müthiş kademelerle toparlayışı, ve hücuma katkısı.. İlk yarıda 16. dakikada sağdan inen Kocaelispor oyuncusunun önüne atılacak topla 2'ye gidecek maçı Galatasaray'ın döndürüşüyle ikinci yarıdaki güzel futbol..

Engin İpekoğlu, şu kadroyla sahaya çıkan Galatasaray'a karşı içerde top oynarken takımının %30 top oynama yüzdesiyle kalması nedeniyle ne kadar kahrolsa azdır.. Kewell bu formayla yine boş geçmedi.. Bu kadar ağır bir zeminde son 15 dakikadaki Lincoln ve diğer oyuncuların presini görmek ileriye doğru umutlandırmalı mı Galatasaray taraftarını bilmiyorum ama takımın resmi maçlarla fiziki hazırlığına devam ettiği gerçeği kesinlikle yadsınamaz, bu gece gördük bunu..

Özel notum olarak apaç buraya yumruk havaya demekten de alıkoyamıyorum kendimi.. Bir de havalar çok soğudu, dışarı üstünüz ince çıkmayın, annenizin sözünü dinleyin..

20 Eyl 2008

,

Bayern 2-5 Bremen


Maça üçlü defansla çıkan Klinsmann'ı skor üzerinden sistem odaklı eleştirmek doğru olabilir mi mesela bu maçta.. Üçlü defansla 2 gol yedikten sonra ikinci yarı dörtlüye dönen Bayern 3 tane daha yedi.. Böyle beklere sahip bir takımın 2002'deki Scolari Brezilya'sı gibi bir mantaliteye sahip olmadıkça (Klinsmann'ın böyle bir düşünceye sahip olmadığından eminim) üçlü yapması için bir sebep yok.. İlk yarıdaki savunma hataları çok büyük boyutlardaydı.. İkinci yarıdaki goller daha çok kalecinin hediyeleriydi ama yine de mağlubiyeti buna indirgemek fazla haksızlık olur.. Bayern'deki değişim sene başından beri sinyallerini veriyor zaten.. Toni'nin arkasında dolaşan Podolski ve Scweinsteiger, kenardan gelen Lell ve Lahm, ortada Ze Roberto ve Van Bommel her türlü sistem içinde hayli zengin bir yapı ama isimlerle oynanmıyor işte futbol..

Bundesliga bu sene inanılmaz zevk veriyor ki 2-3 sene öncesine kadar irrite olduğum liglerin başında gelirdi.. Ama büyük maçlarında şu skorların çıktığı bir lig maçlardaki salt golleriyle değil, kalitesiyle de ekran başında büyük zevk veriyor.. Diego ve Mesut Özil gibi iki orta saha elemanına sahip olan Werder'i izlemek çok büyük keyifti bugün.. Brezilya'dan saf yetenek ama zeka yoksunu çok adam çıktı.. Diego'da onlardaki yetenek ve fundamental yok belki ama Zidanevari bir oyun zekası ve 2 pozisyon öncesinden öngörü yapan beyniyle çok farklı bir Brezilyalı profili sunuyor..

Durum 5-0 olduktan Thomas Schaaf'ın önce Rosengerg'i Sanogo'yla, sonra da Mesut'u Niemeyer'le değiştirmesi terbiyesizliğe gerek yok der gibiydi.. Ondan sonra iyice çekilip 2 tane gol yediler ki Klinsmann'ın bu gollere sevindiği her halinden belli oluyordu.. Acı bir durum tabii bir hoca için.. Dakika olmuş 90, durum 5-2, Toni altıpastan leyleklere vurunca büyük hayal kırıklığı yaşıyor Klinsmann.. İçinde bulunduğu berbat psikolojiyi her hattıyla belli ediyordu o pozisyon.. Maçın 6-7'ye gitmesindense 5-2'yle kurtardığı için de hayli sevinçli olmalı.. Werder son yıllarda Bundesliga'nın artan gol ortalamasında aldığı 6-7 gollük galibiyetlerle en büyük pay sahibi olan takımlardan biriydi.. Bu geleneği devam ettireceklerini görmek ayrı bir keyif veriyor insana..

18 Eyl 2008

,

Bellinzona 3-4 Galatasaray


Bu tip bir organizasyonda son yıllarda izlediğim en kötü takım bu Bellinzona.. Neresinden tutsanız elinizde kalan bir yapı ve 4-3'lük skor.. Lincoln geldiğinden beri belki de en iyi topunu oynadı ama rakip böyle amatör olunca ciddiye almak mümkün değil.. 5 asistle bitirmesi gerekiyordu maçı.. 1'de kaldı.. Baros nokta transfer o belli oldu.. Bu kadar güçlü, defansı sırtına alıp götüren adam her takıma lazım.. Tek de oynar, çift de, üçlü de.. Çok da hazır gelmiş Lyon'dan, onu görmek güzel.. Üçlü defans için yazılacak çok şey var, Galatasaray böyle oynayabilir mi o da ayrı bir yazının konusu olur.. Serkan Kurtuluş teknik ama fizik sorunu var, söylenenler doğruymuş.. Nonda'nın da Kewell'dan topa nasıl vurulur öğrenmesi lazım.. Özel dersle mi olur, antrenman sonralarında mı olur, bir şekilde halletsin Kewell bunu..

Şu takımdan 3 gol yemek, hem de 10 kişiyken gol yemek korkunç bir durum.. Galibiyetin önemi büyüktü UEFA'da alınan puanlardan dolayı.. Her galibiyete ihtiyacı var artık Galatasaray'ın bu mecrada.. Sami Yen'de 6-7 olmazsa darılırım.. Sonrası içinse Allah kerim..

,

Porto 3-1 Fenerbahçe


Futbolun şakası yok, yine görüyorduk Lisandro Lopez sayesinde.. Durum 2-0, kaleciyle karşı karşıya kalmış.. Çalımı bassa 3 olacak, tamamen formaliteye dönecek maç.. Ama o rahatlığın verdi anlamsız bir dürtü var.. Klas gol atayım, cila olsun.. Güiza kafayı koyabilse bu zihniyetin münasip bir yerinde patlayan kaçıncı maç olacaktı bu bilmiyorum..

90 dakika boyunca anlamsız bir futbol.. Pres yapmayı tamamen bırakmış bir Fenerbahçe.. Bu kadar anlamsız top oynayan, hemen hemen hiçbir yeri çalışmayan bir Porto'ya ancak çok kötü bir takım yenilebilirdi.. Fenerbahçe de o kadar kötü işte.. Hacettepe maçında Can Arat yüzünden anlamsız eleştiriler almış Yasin Çakmak'ın Porto'daki Can Arat olacağını kim tahmin edebilirdi? Ya da Uğur Boral'ın oynadığı süre boyunca takımın açık ara en iyi oyuncusu olacağı.. Colin Kazım oyuna girerken çıkanın Boral olmasına anlam verebilen bir Fenerbahçe taraftarı var mıdır peki? Ben sanmıyorum..

Burak Yılmaz düzenli olarak şans buluyor Aragones'ten.. İyi de dakika alıyor.. Ama şu ana kadar vasatın üzerine bir gram bir şey koyamamışsa kimseye kızmayacak.. Manisaspor oyuncusu olmaya devam edecek.. Deivid'in dönüşüyle Burak Yılmaz sayfası açılmamak üzere kapanacak zaten Fenerbahçe'de.. Güiza için de bir şeyler söylemem lazım, şu ana kadar Fenerbahçe'de izlediğim süre, buraya gelmeden önce izlediğim toplam sürenin 2-3 katına çıktı sanırım.. Edindiğim izlenim bu adamın şu anki üretiminin çok üstüne çıkamayacağı.. Bugün tek forvet olarak Uğur'dan sonraki en iyi oyuncuydu belki sahada ama 14 milyon verip yıllık 3.5-4 milyonu saydığın bir adamdan salt topsuz oyunu beklemeyeceksin.. Gol atamıyor ama çok yıpratıyor defansı müdür diyen Fenerbahçeliler devamlı Güiza'nın bir artısını ortaya koyma peşindeler.. Eğer rakibi yıpratmak istiyorsan 4-5 milyona halledip yıllık da 1 milyona oynatabileceğin kapı gibi Mehmet Yıldız'ın var kardeşim, hem kontenjandan da yemez.. O para o işleri yaparken geleni çaksın diye verilir bir adama.. Çakamayacaksa ama çok savaşıyor çocuk diye anlamsız savunmalar içine girmemek lazım.. Güiza'nın verdiği izlenim tamamen sakar bir oyuncu görüntüsü ama bunun yanıltıcı olduğunu, golleri bulmaya başlayacağını, hatta bazı kolay maçlarda 3-4 tane atarak iyi piyasa yapacağını da tahmin ediyorum.. Ama şu ana kadar izlediğim Güiza ne kalıbının, ne de parasının adamı.. Darılmaca, gücenmece yok.. Biz zengin kulübüz bize koymaz diyorsa Fenerbahçe taraftarı boynum kıldan ince.. Ama boşa verilen her milyon dolara içi yanıyorsa taraftarın o ateş ilerleyen haftalarda çok daha büyüyecek gibi.. Hazırlıklı olsunlar..

Porto da hakikaten kötü takım yahu.. Fenerbahçe şu kötü haliyle Kadıköy'de çok rahat yener bunları.. Bosingwa - Quaresma gidince takımın bir kanadı kırılmış zaten.. Öbür kanatta da matah adamlar yok.. Ama çok tempocu takım sakın çaktırma.. O kadar Güney Amerikalıyla tempo yapmak zaten zor da, bu kırık kanatlarla bu takım ilerleyen maçlarda ne koyacak ortaya onu merak ediyorum ben.. Kiev-Arsenal maçının berabere bitişi hem onlara, hem de Fenerbahçe'ye yaradı.. İlginç şeyler olur bu grupta ilerleyen haftalarda..

Editli ek: Oyuna giren Josico'nun 7 dakikada sakatlanması talihsizlik midir? Pek öyle gelmedi bana.. Girer girmez çektiği şutta attı sanırım bir yerleri, kenarda boşa zaman geçirmiş büyük ihtimal..

16 Eyl 2008

Dimyat'a pirince giderken...


Maçı enişteyle beraber izliyoruz.. Marseille ülkesinde oynadığı flaş futbolla iyi başlamış, sağlı sollu değil ama önlü arkalı geliyor Liverpool'un üstüne.. 1-2 denemeden sonra aradan Lorik Cana'yı kaçırmışlar, golü de atmışlar.. İyice keyifleniyoruz maç çok güzel yere doğru gidiyor diye.. Elde çaylar, Erik Gerets'e duacıyız.. Derken sağdan gelen düz bir pasa yaratığın biri asılıyor, kaleci ve biz topu ağlarda görüyoruz.. İlk izleyişte topun gidişat, kalecinin tepkiler çok enteresan.. Enişteye dönüp gülerek kesin birine çarptı diyorum.. Yok çarpmadı galiba diye cevap alıyorum.. Ama enişte de emin değil.. Yarım dakika sonra görüyoruz ki yine büyülü gollerinden birini atmış Gerrard.. Elimde çay fincanıyla ayağa kalkıp 1 dakikalık saygı duruşuna geçiyorum.. Öyle bir gol zira bu..

Marseille 1-0'ı bulana kadar ve kısacık galibiyet süresi boyunca oynanan futbol ve tempo ütopya.. Keyifli ama hiçbir ligin ve turnuvanın genelinde göremeyeceğiniz bir hayal.. Pool beraberliği ve hemen galibiyet sayısını bulduktan sonrakiyse günümüz futbolunun gerçekleri.. İkincisinden de zevk alıyoruz, hastasıyız topun ama o ilk 20-25 dakika da cezbetmiyor değil adamı..

Ryan Babel harika bir çocuk.. Bunu 78. kere yazıyorum belki ama böyle işte ve bu adam yedek kalıyor sıklıkla Pool'da.. Anlaşılır değil fazla.. Oya gibi bir 4-3-3 koyuyor sahaya Benitez ki saygı duyulası bir durum.. Ama eğer sistem bu olacaksa bu Babel her zaman tahtaya Torres ve Gerrard'dan sonra yazılır.. Albert Riera geldi ki o da çok yetenekli bir eleman, United ve bu maçtaki süresinde bunu gösterdi yine.. İspanyol kontenjanından da sık sık oynayacak.. Peki öyle bir durumda sağ açık/forvet olarak denenecek mi Babel Kuyt'ın yerine şu anda merak ettiğim konu bu benim.. Sevmediğim Kuyt da bugün çok iyiydi, eklemeden olmaz..

Marseille Erik Gerets'le her zaman Dimyat'a pirince giden takım olacak.. Burası kesin artık ki seviyoruz böyle takımları günümüz futbolu içinde.. Sık sık da evdeki bulgurdan olacaklar bu nedenle.. Yine günümüz futbolunun genel geçer kurallarından biri olarak.. Ama 1-2 takım da o pirinci arasın be şu oyunda.. Arasın ki biz de var olan futbolu tekrar sorgulayalım, arada da keyif alalım.. Tabii karşıdakiler izin verdiği müddetçe.. "Evdeki bulguru garantiye alalım hacı" düşüncesiyle bu kadronun çok büyük işler yapması mümkün müdür? Bu turnuvada hayır, ligde bilmiyorum.. O zaman Gerets oynatsın futbolunu, yapsın deneysel sorgulamasını, bize de üstüne ahkam kesmek kalsın..

Shakhtar Basel deplasmanında beklediğim bir 3 puan aldı.. İddaa'da 2.70'lik oranıyla hem çok değerliydi, hem de bankerdi.. Son dakikada yediği golle under'cılardan sağlam küfür yemiştir Luce ama sevindirdiği azınlıktan daha büyük dualar alacak bence.. Atletico'nun PSV'yi harcaması da beklenen ama PSV tecrübesiyle bir şey yapar mı denen maçlardandı.. PSV'deki çöküşe dair başka bir argüman olarak da kayıtlara geçti bu 3-0'lık mağlubiyet..

Peki Cluj'un Roma'yı Olimpico'da yenmesi? Rudy Tomjanovich demiş ki: "Bir şampiyonun yüreğini asla küçümseme.." Hele ki sen şampiyon değilsen.. Şu maça çıkan Roma oyuncuları geçirmemiş midir kafalarından 'yaa çakar göndeririz'i? Geçirmemeleri imkansız bence.. Ben olsam muhtemelen ben de geçirirdim.. Ama daha Galatasaray karşısında 2 hafta önce izlediğimiz gayet çekiç takım Steaua'nın önündeki Romanya şampiyonu işte bu.. Benzerleri H grubundaki BATE'den gelirse şaşırmasın kimse..

Comeback Kings 2


Eğer milli takımlar arasındaki geri dönüş kralları Türkiye'yse, kulüpler düzeyindeki krallar da Hamburg.. Bundesliga'da geçen ilk ay bize bunu gösteriyor.. Hamburg 4 maçta topladığı 10 puanla Bundesliga'nın lideri konumunda.. 10 puanını 7'sini de müthiş geri dönüşlerle aldılar.. İlk hafta Bayern Munchen deplasmanında 2-0 geriye düştükleri maçta 2-2'lik beraberliği yakaladılar.. İzlediğim tek Hamburg maçıydı ilk 4 haftada ama belli ediyordu sağlam geldiklerini.. İkinci hafta Karlsruhe'yi 2-1 yendikten sonra geçen hafta Arminia Bielefeld deplasmanında 2-0 geriye düştükleri maçı 4-2 kazanmayı başardılar.. Bu hafta da içerde Leverkusen'den önce 2 gol yediler, sonra da yine 3 tane atıp maçı kazandılar.. Skor 2-1'ken ilk yarıda Leverkusen 10 kişi kaldı ama yine de müthiş iş başardıkları gerçeğini değiştirmiyor bu.. Martin Jol büyük sükseyle geldi Hamburg'un başına.. Bıraktıktan sonra Tottenham hakkındaki negatif açıklamalarıyla birlikte Juande Ramos'un çok kötü başlangıcı ve Hamburg'un liderliği sonrasında adam haklıymış diyenler çıkacaktır mutlaka..

Şampiyon oldukları Emirates Cup'ta Juventus karşısında da izlemiştim bu adamları.. 3-0 aldıkları maçta da sinyal veriyorlardı.. Bu sene sağlamlar gerçekten ama 4 maçta atılan 11 gol ve yenen 7 gol bir gariplik olduğunu gösteriyor.. Bir de ne olursa olsun Mladen Petric'in Mohammed Zidan karşılığındaki transferini pek olumlu bulanlardan değilim.. Bundesliga zaten büyük atılım içinde, şu anda artan gol sayısı ve futbol kalitesiyle Serie A'yı solladılar, La Liga'nın da tahtını yavaştan sallıyorlar.. Bu eğlencenin içindeki en büyük eğlendiricilerden biri olacak Hamburg, orası kesin.. Önemli olan da biraz bu benim açımdan.. Yoksa şampiyonluk kelamları edecek değil hiç kimse şimdiden..

Hollandalıya selam, yola devam..

15 Eyl 2008

Sıfır Risk


Fenerbahçe Ankara'da 3 puanı bırakmış, Galatasaray evinde kazanamamış.. Ligin ilk büyük maçı gelmiş.. Bu ortamda 1 puandan fazlasını düşünür mü hocalar? Düşünmez Türkiye'de.. Ertuğrul Sağlam'ı anlarım, maçtan önce 1 puanı versen maça çıkmak istemez.. Deplasman takımıdır, ligin en sağlam deplasmanına gelmiştir vs. (Tiyatro seyircisiyle o kavram da yok olacak gibi, neydi o tribünler anlamadım.. İnşallah ses düşük gelmiştir) Ama Ersun Yanal'a ne oluyor? Son zamanlarda büyük bir değişim içinde, Allah Allah nidalarıyla top oynamanın uzun vadede ve lig maratonunda sonuç getirmediğini tecrübe etti, kendi içine döndü, daha sağlamcı sistemler peşinde koşmaya başladı.. Ki son derece haklıdır, bu dönüşüm ve kendini yenileme bir hoca için büyük artıdır..

Yattara'nın oynamaması çok büyük şanssızlıktı Trabzonspor için.. Sadece takımın en yetenekli oyuncusu olduğu için değil, rakibin en zayıf bölgesinde (Tello-Aydın) oynadığı için.. Yattara'nın olmadığını duyunca Barış Memiş'i 11 başlatır ve orayı işlemeye çalışır diye düşünmüştüm Ersun Yanal için, ama Tayfun'u bekte oynatıp Serkan'ı ileriye çekmeyi uygun görmüş.. Değişimin bu kadarı da fazla canım.. İlk 45 dakika fena uyuttu, ikinci yarı Trabzon biraz yüklenmeye çalışınca daha zevklendi maç ama Sivas-Bursa maçında aldığım toplam zevkin yarısına ulaşamadım şu maçta.. Egemen-Song ve Sivok-Zapatocny iyi oyunlarıyla bu zevksizlikte büyük pay sahibiydiler, tebrik ederim.. Özellikle Song'u Trabzonspor'da gördükçe içim bir hoş oluyor.. Bir oyuncu bir takımın toplamına nasıl pozitif etki eder Trabzon maçlarını izleyip tecrübe etsin futbolseverler.. Ligin en sağlam Türk stoperlerinden Egemen'e de haksızlık yapmak istemem.. Şu Egemen varken Gökhan Zan Türkiye Milli Takımı'nda nasıl 11 çıkar onu da anlamam.. Ama Song büyük oyuncu.. 2 X 2 = 4..

Trabzonspor'un da bu sonuçtan çok mutsuz olduğunu sanmıyorum.. Büyük maçların açılışı yavan oldu, bu iki takımın maçını izleyen Galatasaray ve Fenerbahçeliler dün yaptıkları puan kayıplarına daha da kahroldular (sanırım), yeni lider de Sivasspor oldu.. Geçen seneden tanıdık bir ortam.. 1-2 laf da onlarla ilgili etmek lazım.. Geçen seneki Sivasspor'un özellikle Anadolu takımlarıyla oynadıkları maçlarda biraz kolay galibiyetler aldığını ve bu sene patlayacaklarını düşünen biri olarak Bursa maçında izlediğim kaya gibi takımı övmemek olmaz.. Sene başı için müthiş bir fizik güç ve koordinasyon vardı sahada.. 5-8 arasında da olabilirler sene sonunda ama gördüğüm kadarıyla Sivas bu sene de çok sağlam olmaya devam edecek.. Sonuçlar ne olursa olsun.. Mehmet Yıldız da izlediğim her maçında büyük oyuncu olduğuna daha çok inandırıyor beni.. Yanındaki Tum'la birlikte stoperlere çok sağlam dayak var bu sene, özellikle Sivas'ta.. Deplasmanlarda Yıldız'ın partneri genellikle Balili olur gibi ama içerideki maçlarda defansların hiç görmek istemeyeceği bir forvet ikilisi Yıldız ve Tum.. Allah kolaylık versin TSL'nin defans oyuncularına Sivas'ta.. Amin..

14 Eyl 2008

Yok mudur bir ortası?


Skibbe'nin sene başından beri yaptığı tek doğruydu kurduğu sistem.. El birliğiyle onu da yok ettiler ama.. Taraftar, basın, eleştirmenler, belki de yönetim.. Kalli'nin mirası sahadaydı bugün, Antalya'nın kazanmadığına dua etmeli taraftar.. Son 5 dakikadaki yalan baskı dışında hiçbir şey yoktu çünkü sahada.. Kayseri deplasmanında güçlü bir takıma pozisyon vermeden 1 puan kazanınca eleştiriler çok artmıştı.. Ki haklılık payı vardı, en azından maç içinde müdahale kaynaklı.. Bugün tutturulan çift forvet geri geldi.. Geçen seneki kepazelik kaldığı yerden devam etti.. 4-4-1-1 çıkılsa galibiyet garanti miydi? Değildi tabii.. Ama Antalya bu pozisyonları bulamayacaktı o bir.. İki, böyle elini kolunu sallaya sallaya geçemeyecekti Galatasaray orta sahasını.. Üç, büyük takım demek, hücum futbolu demek forvet sayısıyla, hücuma yönelik orta saha sayısıyla bağlantılı bir şey değildir.. Bunu Pool-United maçında da gördük öğlen.. Akşam tekrar hatırlattı.. Dört, bugün Galatasaray çok rahat da kazanabilirdi (Gerçi pozisyon yoktu ya doğru düzgün ilk 80 dakika) ama kazansa ne olacaktı? Ne getirecekti geçen senenin köhne sistemi? UEFA'da, sert deplasmanlarda, derby'lerde kullanamayacağın bu garabetle bugün kazanılsa ne fark edecekti? UEFA Kupası kapıda bekliyor.. Bir an önce orada kullanılacak sistemin oturması gerek.. Ama taraftar ve basın baskısıyla bugün Avrupa'da hiçbir şekilde kullanamayacağın, kullanırsan da 3'ü yedikten sonra eve döneceğin sistem sahaya çıkıyor.. Yensen de yok ki faydası? 2 puan kaybetmişsin önemli değil yoksa..

Bugün aynı United'ın Pool kadrosu gibi Nonda, Karan, Arda, Kewell, Aydın, Ayhan dörtlü defans dışında bütün hücum hattını oluşturuyor.. Sonra aynen ikinci yarıda Carrick'in yerine Giggs'in girmesi gibi tek defansif orta saha çıkıp üstüne bir de Lincoln giriyor.. 5-10 dakika öyle oynuyor takım.. Pozisyon zenginliği var mı? Sahaya oturan bir futbol felsefesi var mı? Olması mümkün değil.. Mustafa Denizli sahada 2.5 defans var dedi, pek de haksız değildi.. Geçen haftaki takım da bunun tam tersi.. Yok mu kardeşim bunun bir ortası.. Yok mu dengesi? Sadece sistemdeki doğrusu nedeniyle kendi içimden sabrettiğim Skibbe buna devam edecekse gönderilmesi gerçekten faydalı olacak, bunu net bir şekilde yazabiliyorum bugün.. Ya tek ve belki de en önemli doğrusuna geri dönecek bu adam, ya da bugünden yollar ayrılacak hakikaten.. Şu geceki futboldan ve bunun olası bir devamından sonra söyleyebileceğim başka bir şey yok benim..

13 Eyl 2008

,

Hacettepe 2-1 Fenerbahçe


Kişiliğiyle, harika demeçleriyle, felsefesiyle şu lige dair en güzel umutlardan biri olan Osman Özdemir'e yazılır bu akşamki galibiyet.. Dakika 90, Fenerbahçe köşe gönderinin oradan taç kullanan Hacettepe 6 kişiyle Fenerbahçe ceza sahasının çevresinde, 9 kişiyle Fenerbahçe yarı alanında.. Jarabinski gibi çapsız teknik direktörler izlesin bu akşamki maçı, büyük takıma karşı öne geçilince neler yapılır, neler yapılmaz birinci elden alsınlar dersi Osman hocadan.. Josico ve Maldonado yarı sahayı geçmekte zorlanırken ve Alex de Tozo'nun markajında erimiş gitmişken hücum anlamında hiçbir şey üretemeyeceği daha ilk yarıda belli olan Fenerbahçe'yi geriye yaslanıp zorla kaleye getirmemek ve dolayısıyla önde basarak açık oyuna devam etmek işte günümüz futbolunun gerekliliği.. Osman hoca bunu hatırlattı Türkiye'deki küçük kafalı adamlara.. Yeter ki ders alan olsun, önemli olan o tabii..

Geçen sene Oftaş ligin en büyük renklerinden biriydi.. Düşmesi beklenirken gösterdikleri mücadele ve gençliğin dinamizmine dayalı takımları tamamıyla hak ediyordu sene sonundaki noktasını.. Nolduysa bu sene başında Hacettepe bir anda Bank Asya 1. Ligin en önemli adayı oldu kimilerince.. Onlara da gitsin bu galibiyet.. İlk defa izledim bu sene Hacettepe'yi, bir maçla da ortaya bir şey çıkmaz evet ama bu kadar özelliksiz isimlere bu kadar bilinçli top oynatıp güzel bir sistem takımı görünümü vermiş bu ekibin bizimki gibi bir ligde çok kötü durumlara düşmeyeceğini öngörmek için çok da beklemek gerekmiyor sanki.. Yarın konuşulması gereken konular Osman Özdemir ve Hacettepespor'dur ama irdelenen Fenerbahçe'nin kötü oyunu ve başka şeyler olacak pek tabii..

Sir'ler de batırır


İlk 11'de Berbatov, Tevez, Rooney, Scholes, Anderson.. Daha sonra İkinci yarının başında Carrick'in yerine Giggs'in girişiyle ileri hatta anormal bir altılı.. Sir'ler de çıldırıyor tabii.. İlk 15 dakika dışında Pool'un hakimiyeti altında geçen bir maç, Sir'ün bir Pool deplasmanına asla sürmemesi gereken bir kadro, Gerrard ve Torres'in yokluğuna rağmen bu avantajdan faydalanıp kademe kademe yüklenen bir Liverpool, ilk maçında süper bir başlangıç yapan Albert Riera, kenarda çürümeye bırakılmış Babel'in oyuna girer girmez gösterdiği klas.. En önemli iki eksiğiyle Liverpool için çok önemli bir 3 puan.. Sir bu kadar hücum elemanıyla ne yapacağını düşünüp duracak ama çözüm işi meşakkatli olacak gibi.. Ne olursa olsun, kolu kanadı kırık Pool'a bu kadar ezik kalmamalıydı United.. Geçen seneki hava yok Manchester semalarında..

11 Eyl 2008

Bir Kompany


Bir Kompany'dir Belçika'nın Estonya maçından sonra her ağza sakız olan savunmasını Türkiye karşısında hatasız ouruma getiren.. Estonya maçında Bayern'in yedek kulübesinde çürümeye bırakılmış Van Buyten'in maç eksikliğinden kaynaklanan hatalarla 2 gol yendi ya, hemen destanlar yazılmaya başlandı tabii.. Ama 20 milyonluk Kompany'nin tandeme geçişiyle Belçika'nın savunması çok kötü canım, rahat çakarızcı arkadaşlar dumur olmuşlardır heralde.. Özet görüntülerden takımlar hakkında çıkarım yapanların kulağına küpe olsun.. O küpeler dizile dizile yer kalmadı gerçi kulaklarda, umrunda olan yok..

Tuncay'ın çıkmasıydı bence maçın kaderini değiştiren olay.. Nihayet Tuncay'ın gücünü doğru kullanabileceğimiz bir mevkii ve dolayısıyla sistem bulmayı başardık.. Gareth Southgate buldu bunu gerçi ama Terim de daha önce denemeler yapmıştı.. Takımın baştaki dizilişi Boro'nun bu sene başından beri oynadığı sistemle birebir aynı.. Tek forvetin (Alves/Semih) arkasında serbest gibi oynayan Tuncay, solda yetenekli ve yaratıcı bir açık (Arda/Downing) sağda da forvet özellikli bir başka açık.. (Colin Kazım/Aliadiere) Tuncay'ın eşsiz kondüsyonunu hücumda ve savunmada değerlendirmek için merkez bölge çok uygun gerçekten.. Bunun da faydalarını görecektik maçta eğer sakatlanmasa.. Yerine giren Halil'in toplu oyundaki baltalıkları ve anlamadığım bir şekilde Semih'in Tuncay'ın pozisyonuna doğru kaymaması zarar verdi takıma..

Yediğimiz gol tipik bir Türk takımı işiydi.. Bu golleri yiyerek pozisyon verilmeyen maçlardan alınan beraberlikleri ya da mağlubiyetleri çok görmüştük geçmişte, yine oldu.. Zannediyorum Sonck'un fiziksel yapısı nedeniyle onu tutma görevi Topal'a verilmişti, hata büyük tabii.. 1-2 güzel müdahalesine rağmen toplamda yine beğenmedim Topal'ı, sezon başından beri bir gariplik var bu adamda.. Everton haberleri yaramadı diyeceğim ama bir de rekor para saydıkları Fellaini'yi gördüm, bizimki için çok şükür dedim.. Fellaini'yi ilk defa izledim bugün.. Müthiş bir fizik orası kesin.. Bugün çok da kötüydü ama sorun o değil.. O ağırlıkla Premier League'de adamı top ederler top, dedim her kadraja girdiğinde.. Moyes'in oyun planındaki rolünü görmek lazım mutlaka ama bana Everton'ın cüzdanında koca bir delikten başka bir şey ifade etmez gibi geldi 3-4 sene sonra.. Bunu kötü oyunundan ya da tek 90 dakikasından tamamen bağımsız olarak yazıyorum..

Çorbadaki sinek olacak bu maç önümüzdeki aylar boyunca.. İçeride verilen bu puanları son maçlar yaklaştığında çok arıyoruz.. Umuyorum bir Norveç deplasmanına daha neden olmaz burada bırakılan 2 puan.. Vincent da hakikaten güzel çocuk yahu..

9 Eyl 2008

Fedex'ten Sevgilerle


6/2 7/5 6/2.. 3-0..

Bütün 'Kral öldü yaşasın yeni kral'cılara kapak olsun..

7 Eyl 2008

,

Ermenistan 0-2 Türkiye


Güzel futbol meraklıları yine çeşitli mecralarda saydırıyor Milli Takım'a, rakibe bakmadan.. Hoca Terim olunca böyle tabii.. Bu güzel futbol da ne önemli şeymiş ya.. Olmadan yenemiyor, olunca kaybetmiyorsun.. Euro 2008'de minimalist takılıp herkesi dağıtırken turnuvanın en iyi maçında Almanya'yı paspasa çevirip kaybeden de biz değildik sanki.. Şu dandik sahada, şu politik sorunlarla bundan güzel oynanmaz.. Oynanmasını bekleyenler Ermenistan-Brezilya maçına kadar sabretsinler.. Kendinden zayıf takımla oynarsın, kötü oynayıp yenersin suç olur.. Kendinden güçlü takımla oynarsın, iyi oynayıp yenilirsin, işte görüyor musun adamları kötü oynadılar ama kazandılar, bu işi biliyorlar canım olur.. İşte onun benzerini Ermeniler diyecek yarın.. Bir bok oynamadılar ama 2 golü takıp gittiler evlerine, e büyük takım tabii diyecekler.. Demeyenler de kendini kandıracak..

Preview istedi arkadaşlar ama içimden gelmedi açıkçası.. Cumhurbaşkanı gidip orada izleyecek mi izlemeyecek mi diye tartışmaların döndüğü ortamda yazası gelmiyor insanın hiçbir şey.. Terim'in böyle tehlikeli olabilecek bir takıma karşı savunmayı sağlama alan yapısını takdir ettim, oyuncuların Euro 2008 efsanesinden sonra bu adamlara yenilip kepaze olur muyuz düşüncelerinin sahaya yansımasını normal buldum, şöyle maçta 2'yi çakıp dönmelerinden dolayı mutlu oldum.. Bu kadar..

2 Eyl 2008

EPL'de Transfer


ARSENAL

Gelenler: Amaury Bischoff (açıklanmadı), Samir Nasri (15 milyon £), Aaron Ramsey (5 milyon £), Mikael Silvestre (1 milyon pound)

Gidenler:
Mathieu Flamini (free), Alexander Hleb (12 milyon £), Justin Hoyte (3 milyon £), Jens Lehmann (free), Philippe Senderos (kiralık), Gilberto Silva (1 milyon £), Armand Traore (kiralık)

ASTON VILLA

Gelenler:
Carlos Cuellar (8 milyon £), Curtis Davies (8.5 milyon £), Brad Friedel (2 milyon £), Steve Sidwell (5.5 milyon £), Brad Guzan (2 milyon £), James Milner (11 milyon £), Nicky Shorey (3 milyon £), Luke Young (6 milyon £)

Gidenler: Patrick Berger (free), Luke Young (3 milyon £), Olof Mellberg (free), Thomas Sorensen (free), Shaun Maloney (1 milyon £)

BLACKBURN ROVERS


Gelenler:
Keith Andrews (1.5 milyon £), Vince Grella (4 milyon £), Paul Robinson (3.5 milyon £), Danny Simpson (kiralık), RoQue Santa Cruz (3.5 milyon £), Carlos Villanueva (4 milyon £)

Gidenler:
David Bentley (15 milyon £), Bruno Berner (free), Brad Friedel (2 milyon £), Peter Enckelman (free), Stephane Henchoz (free), Gunnar Nielsen (kiralık)

BOLTON WANDERERS

Gelenler: Johan Elmander (10 milyon £), Fabrice Muamba (5 milyon £), Riga Mustapha (açıklanmadı), Danny Shittu (2 milyon £), Ebi Smolarek (kiralık)

Gidenler:
Andranik (free), Daniel Braatan (açıklanmadı), Ivan Campo (free), El Hadji Diouf (3 milyon £), Blerim Dzemaili (kiralık), Abdoulaye Meite (2 milyon £), Stelios (free)

CHELSEA

Gelenler:
Jose Bosingwa (16 milyon £), Deco (8 milyon £)

Gidenler:
Tal Ben Haim (4.5 milyon £), Khalid Boulahrouz (açıklanmadı), Hernan Crespo (free), Claude Makelele (free), Claudio Pizarro (kiralık), Slobodan Rajkovic (kiralık), Ben Sahar (kiralık), Andriy Shevchenko (açıklanmadı), Steve Sidwell (5.5 milyon £), Shaun Wright-Phillips (9 milyon £)

EVERTON


Gelenler:
Segundo Castillo (kiralık), Lars Jacobsen (free), Louis Saha (açıklanmadı)

Gidenler: Lee Carsley (free), Andrew Johnson (8.5 milyon £), Stefan Wessels (free)

FULHAM

Gelenler: Andranik (free), Dickson Etuhu (açıklanmadı), Zoltan Gera (free), Julian Gray (kiralık), Andrew Johnson (8.5 milyon £), Mark Schwarzer (free), David Stockdale (açıklanmadı), Fredrik Stoor (açıklanmadı), Bobby Zamora (6.5 milyon £), Pascal Zuberbuhler (free)

Gidenler: Carlos Bocanegra (free), Hameur Bouazza (kiralık), Philippe Christanval (free), David Healy (açıklanmadı), Jari Litmanen (free), Brian McBride (free), Elliot Omozusi (kiralık), Ian Pearce (free), Alexei Smertin (free), Moritz Volz (kiralık), Tony Warner (free)

HULL CITY

Gelenler: George Boateng (1 milyon £), Daniel Cousin (açıklanmadı), Craig Fagan (750K £), Anthony Gardner (2.5 milyon £), Geovanni (free), Marlon King (kiralık), Paul McShane (kiralık), Bernard Mendy (free), Mark Oxley (150K £), Tony Warner (free), Kamil Zayatte (kiralık)

Gidenler:
Michael Bridges (kiralık), David Livermore (free), Jay Jay Okocha (free)

LIVERPOOL

Gelenler:
Diego Cavalieri (3 milyon £), Philipp Degen (free), Andrea Dossena (7.5 milyon £), Robbie Keane (19 milyon £), David Ngog (1.5 milyon £), Albert Riera (8 milyon £)

Gidenler: Scott Carson (3.5 milyon £), Peter Crouch (11 milyon £), Steve Finnan (açıklanmadı), Danny Guthrie (2 milyon £), Harry Kewell (free), Anthony Le Tallec (free), John Arne Riise (4 milyon £)

MANCHESTER CITY

Gelenler:
Tal Ben Haim (4.5 milyon £), Jo (19 milyon £), Robinho (32.5 milyon £), Vincent Kompany (açıklanmadı), Shaun Wright Phillips (9 milyon £), Pablo Zabaleta (5.5 milyon £)

Gidenler:
Rolando Bianchi (açıklanmadı), Vedran Corluka (8.5 milyon £), Bernardo Corradi (free), Paul Dickov (free), Geovanni(free), Andreas Isaksson (3 milyon £), Sun Jihai (free), Emile Mpenza (free), Georgios Samaras (açıklanmadı)

MANCHESTER UNITED

Gelenler: Dimitar Berbatov (30.75 milyon £)

Gidenler:
Gerard PiQue (4 milyon £), Louis Saha (açıklanmadı), Danny Simpson (kiralık), Mikael Silvestre (1 milyon £)

MIDDLESBROUGH


Gelenler: Didier Digard (4 milyon £), Marvin Emnes (3 milyon £), Justin Hoyte (3 milyon £)

Gidenler:
George Boateng (1 milyon £), Lee Cattermole (açıklanmadı), Dong-Gook Lee (free), Gaizka Mendieta (free), Fabio Rochemback (free), Mark Schwarzer (free), Luke Young (6 milyon £)

NEWCASTLE UNITED


Gelenler:
Sebastien Bassieng (açıklanmadı), Fabricio Coloccini (10 milyon £), Ignacio Gonzalez (kiralık), Danny Guthrie (2 milyon £), Jonas Gutierrez (6 milyon £), Xisco (5.5 milyon £)

Gidenler: Stephen Carr (free), Emre Belözoğlu (4.5 milyon £), Abdoulaye Faye (2 milyon £), James Milner (11 milyon £), Peter Ramage (free), David Rozehnal (3 milyon £)

PORTSMOUTH


Gelenler: Peter Crouch (11 milyon £), Younes Kaboul (açıklanmadı), Glen Little (free), Ben Sahar (kiralık), Jerome Thomas (açıklanmadı), Armand Traore (kiralık)

Gidenler:
Martin Cranie (kiralık), Omar Koroma (kiralık), Pedro Mendes (3 milyon £), Sulley Muntari (13 milyon £), Linvoy Primus (kiralık)

STOKE CITY

Gelenler: Andrew Davies (açıklanmadı), Abdoulaye Faye (2 milyon £), Amdy Faye (açıklanmadı), Danny Higginbotham (açıklanmadı), Dave Kitson (5.5 milyon £), Seyi Olofinjana (3 milyon £), Ibrahima Sonko (2 milyon £), Thomas Sorensen (free)

Gidenler:
Marlon Broomes (free), Russell Hoult (free), Dominic Matteo (free), Jon Parkin (kiralık), Anthony Pulis (free), Adam Rooney (50K £)

SUNDERLAND


Gelenler: Djibril Cisse (kiralık), Pascal Chimbonda (açıklanmadı), Nick Colgan (free), El Hadji Diouf (3 milyon £), Anton Ferdinand (8 milyon £), David Healy (açıklanmadı), Steed MalbranQue (açıklanmadı), George McCartney (açıklanmadı), Teemu Tainio (açıklanmadı)

Gidenler: Andy Cole (free), Dickson Etuhu (açıklanmadı), Greg Halford (kiralık), Ian Harte (free), Danny Higginbotham (açıklanmadı), Paul McShane (kiralık), Roy O'Donovan (kiralık), Stanislav Varga (free), Ross Wallace (kiralık), Stephen Wright (free)

TOTTENHAM HOTSPUR

Gelenler:
David Bentley (15 milyon £), John Bostock (750K £), Vedran Corluka (8.5 milyon £), Giovani Dos Santos (4.5 milyon £), Heurelho Gomes (7 milyon £), Luka Modric (16.5 milyon £), Roman Pavlyuchenko (14 milyon £), Cesar Sanchez (açıklanmadı)

Gidenler: Dimitar Berbatov (30.75 milyon £), Pascal Chimbonda (açıklanmadı), Anthony Gardner (2.5 milyon £), Younes Kaboul (açıklanmadı), Robbie Keane (19 milyon £), Lee Young-Pyo (açıklanmadı), Steed MalbranQue (açıklanmadı), Paul Robinson (3.5 milyon £), Teemu Tainio (açıklanmadı)

WEST BROMWICH ALBION


Gelenler:
Roman Bednar (2.5 milyon £), Marek Cech (1.5 milyon £), Scott Carson (3 milyon £), Michal Danek (kiralık), Graham Dorrans (100K £), Kim Do-Heon (500K £), Abdoulaye Meite (2 milyon £), Luke Moore (3 milyon £), Jonas Olsson (750K £), Borja Valero (5 milyon £), Gianni Zuiverloon (3 milyon £)

Gidenler: Martin Albrechtsen (free), Curtis Davies (8.5 milyon £), Zoltan Gera (free), Kevin Phillips (free)

WEST HAM UNITED

Gelenler: Valon Behrami (5 milyon £), Jan Lastuvka (kiralık)

Gidenler: Anton Ferdinand (8 milyon £), George McCartney (açıklanmadı), John Pantsil (açıklanmadı), Nolberto Solano (free), Bobby Zamora (6.5 milyon £)

WIGAN ATHLETIC


Gelenler:
Lee Cattermole (açıklanmadı), Daniel De Ridder (free), Olivier Kapo (2.5 milyon £), Amr Zaki (kiralık)

Gidenler: Julius Aghahowa (açıklanmadı), Salomon Olembe (free), Rachid Bouaouzan (kiralık), Andreas GranQvist (açıklanmadı), Josip Skoko (free), Andy Webster (açıklanmadı), Marlon King (kiralık), Antoine Sibierski (kiralık)

1 Eyl 2008

Atletico Madrid


Bayıldım Atletico'nun formaya.. Hatta sanırım son yıllarda gördüğüm en güzel forma.. Renkler, şortla formanın uyumu, kesim, font.. Hepsi müthiş görünüyor fotolardan.. Formaları anlayamıyorsunuz işte oyuncunun üzerinde görmeden.. Görünce de böyle hayranlık uyandırıyor bazıları.. Yavrum Agüero da Kün'ü yazdırmış sırta, artist..

Valencia'nın hemen arkasından sürpriz favorim bu sene bu takım.. İkisinden de La Liga'yı karıştırmalarını bekliyorum..

Berbatov City'e


Ajanslara düşen başka bir haber de bu, ama çok ciddi.. Bugün Thaksin Shinawatra'nın elinden çıkıp Araplar tarafından alınan Manchester City çok ani bir hamleyle 30 milyon pound teklif etmiş Spurs'e.. Cevap tabii ki evet olacak.. Pavlyuchenko'yu getirmiş, Berbatov'la ipleri tamamen kopartmış bir kulüp bu parayı bulursa hayır demez.. Mark Hughes zaten Sky'a hemen açıklama yapmış Tottenham kabul etti diye.. United'ın sakin alıcı tavrı patlamak üzere.. City yılın kazığını atmış olur eğer transfer gerçekleşirse.. Daha büyük bir kulüp diye 1 yıldır tutturup daha sonra yan çizen Berbatov için City daha büyük bir kulüp müdür Spurs'ten cevap verilmesi gereken soru bu.. Mark Hughes de zaten artık işin oyuncuya kaldığını söylemiş.. Bu durumda ne olacak? United bir atak yapmadığı takdirde Berbatov paşa paşa gidecek gibi City'ye.. Zira artık ne Berbatov'tan Spurs'e, ne de Spurs'ten Berbatov'a hayır gelir.. 1 yıla yakın zamandır forvet arayıp arayıp son gün Berbatov volesini vurursa City alkışı da alır.. United kalesine atılan gol de işin kaymağı olacak.. Berbatov-Jo'dur yalnız bu işin sonu eğer gerçekleşirse, korkuyorum ben.. Tevez'e 35-40 veren United da ağlasın dursun..

Edit: Spurs'ün kabul ettiği teklif Mark Hughes'ün dediği gibi Berbatov'dan red yemiş.. Araplar da gitmiş Robinho'ya dalmış.. Berbatov'dan sonra Robinho'ya dönüş Jo'ya partner yapma düşüncesi içindeki City'nin de kafasının karışık olduğunu gösteriyor.. Araplar işi şova çevirmiş, Hughes ne diyor duruma bilmiyorum.. Berbatov'la ilgili United haberleri çıkıyor ama hala bitmemiş sanırım.. City 30 milyonluk Berbatov'dan sonra 32.5 milyonluk Robinho'yla golü kendi kalesine attı sanki.. Bu arada Robinho Tevez'den İngiltere rekorunu aldı.. Son dakikada United Berbatov'la imzalarsa rekor da Bulgar'a geçecek büyük ihtimalle..

Edit 2: Berbatov da imzaladı..Rekor hala Robinho'da..

Serkan Kurtuluş?


Son dakika bombası ajanslara düştü Galatasaray'dan.. Ne olursa olsun, 35'lik ya da 15'lik, bir adam gerekiyordu sağ beke.. Hele Barış'ın da 3 ay boyunca oynayamayacağı belli olmuşken.. 18'lik bu delikanlı olmuş.. 2 dakika izlemişliğim yok, nedir necidir bilmiyorum.. Bilenler varsa aşağı lütfen, dinleyelim..

Blogger tarafından desteklenmektedir.