31 Mar 2008

Sene başından beri Galatasaray


Gelin birlikte bir beyin jimnastiği yapalım, sene başından beri Galatasaray'da hangi futbolcular hangi abuk mevkiilerde oynadı bir bakalım..

Hasan Şaş sol bek, Emre Güngör önlibero, Servet Çetin önlibero, Ümit Karan sağ açık, Ahmed Barusso sağ bek, Hakan Balta sol açık, İsmael Bouzid önlibero, Shabani Nonda önlibero, Servet Çetin ofansif orta saha/forvet.. Bunların hepsi bu seneki Galatasaray'da görüldü.. (Unuttuğum bir şey varsa ekleyebilirsiniz) Sonra Galatasaray neden başarısız.. Asıl konuşulması gereken böyle karman çorman edilmiş oyuncularla Galatasaray'ın hala Türkiye Süper Ligi'nin en büyük 2 şampiyonluk adayından biri olmasıdır bence.. Şampiyon olabilir mi? Bence dünkü maçtan sonra şansı kalmadı ama içeride Fenerbahçe'yle oynayacak ve gerçekleşmesi de çok garip karşılanmaz.. Bu zihniyetle yönetilen Galatasaray'ın hala potada olmasını konuşsun insanlar, başka bir şeyi değil..

Bir defol git be artık..

30 Mar 2008

Galatasaray 0-0 Gaziantepspor


Maçı izlemedim.. İzleyecektim fakat izleme kararım Servet Çetin'in önlibero oynayacağını öğrenmeyle birlikte son buldu.. 2 saatimi bu maça vermektense derslerle ilgilenmek daha mantıklı olur diyerek boykot ettim maçı.. Pek yanlış yapmamışım..

Öğrendiğim kadarıyla ilk 1 saat boyunca Servet ön liberoda oynamış.. Yine bu 1 saat içinde sağ açıksız oynamış takım.. Kalli büyük taktisyen tabii.. 25 haftayı devirdik ama deneyler bitmedi.. Maçla ilgili yazacak bir şey yoktur daha fazla, izleyenler yapsın geri kalan yorumları.. Ben başka bir şey yazayım,

Fenerbahçe'nin şampiyonluğu hayırlı ve uğurlu olsun ülkeye.. Galatasaray'ı da Allah kurtarsın.. Amin..

,

Laker Rhapsody


Çok sevdiğim, dünyanın en iyi parçalarından biri olan Queen imzalı Bohemian Rhapsody'nin üzerine yapılmış müthiş bir Lakers şarkısı.. ESPN Radio'da çıkmış ilk olarak, sözler müthiş değiştirilmiş.. Yarıla yarıla bir hal oldum dinlerken.. Tam çözümünü yapamadım bu arada, sözlerini de bulamadım internette.. Bulursam ekleyeceğim altına..

29 Mar 2008

,

Bolton 2-3 Arsenal


İnanılmaz bir maç oldu, inanmak hala zor geliyor.. Bolton maçın başında öne geçmiş, sonra Diaby'nin atılmasıyla Arsenal 10 kişi kalmış, hemen ardından ikinciyi sıkıştırmış Bolton.. Maçın biteceğini ya da farka gideceğini düşünür insan.. Öyle olmadı ama.. Arsenal 2. yarıda bulduğu 3 golle maçı aldı ki son gol tam 90'da geldi.. Cesc'in golünden sonra çıldırması gerekiyordu futbolcuların, onlar bile inanamadılar sanırım, Cesc de inanamıyordu zira..

Son zamanların formsuz Mr. Eko'su Emmanuel Adebayor'u yedek bırakmış Wenger, Nicklas Bendtner'le başladı maça.. Tandemde de Gallas ve Senderos'u tercih edip Sagna'nın yokluğunda sağ beke de Toure'yi koymuş ki Eboue yedekteyken tartışılabilecek bir karardı.. Maçın ilk yarısında berbattı Arsenal.. 10 kişi kalındı, 2-0 oldu ve Wenger maçı izlemeye devam etti.. Ne zaman ki 60. dakikada Bendtner'in yerine Adebayor, Senderos'un yerine Walcott girdi Arsenal bir anda oyunun tek hakimi konumuna geldi..

Bendtner berbat oynadı 1 saat boyunca.. Pek içimin aldığı bir oyuncu da değil zaten şu aşamada.. O boyda bir Danimarkalı'nın topla birlikte daha bu yaşında vasatın hayli üzerinde olması dikkat çekiyor ve potansiyel kazandırıyor oyuncuya ama o fizikle insan biraz fiziksel mücadele ve dağıtıcılık da bekliyor.. Daha çok ham, olacak da mutlaka.. İyi oyuncu olacağını da biliyorum ama mükemmel ya da süperstar konumuna çıkacak mı o konuda şüphelerim var.. Bir 4 yıl sonra bence Arsenal'de olmayacak Bendtner, oyununa ekleyeceği daha çok şey var ve yaş da 20'ye geldi, zamanı azalıyor..

Peki suç Bendtner'de miydi bu maç için? Ya da şöyle diyeyim maçı çeviren hareket Bendtner'in yerine Adebayor'un girmesi miydi? Bence değildi.. O iki değişiklikten kritik olanı Senderos'un çıkıp yerine Walcott'ın girmesiydi.. Böylece defansta tam anlamıyla 3 kişi bıraktı Arsenal ve orta sahayla hücum hattında Bolton'la bir kişi fazla oynama şansına sahip oldu.. Bolton da 2-0'dan sonra Arsenal'in üzerine gelmeye çalışmadığı için defanstaki eksiklik fazla göze batmadı.. Batsa da zaten durum 2-0'ken pek sorun olmazdı.. Önce Ivan Campo'nun hatasında Gallas attı 63'te, hemen arkasından penaltı oldu ve 2-2 yaptı Van Persie.. Daha sonra durdu Arsenal, tam maç bitti denirken de Cesc'in bilardo masasında giden top edasıyla attığı şans golüyle maçı aldı Arsenal.. Hala şampiyonluk şansları çok az ama böyle bir galibiyetin de takıma moral getireceği kesin.. En azından bu skor zirvenin 2 takıma dönmesini engelledi, üçlü heyecanı biraz daha sürdürecek gibi.. O açıdan bakıp sürecek olan heyecan için sevinmek lazım..

,

Gariban Jeffries


Dün gece oynanan maçta TJ Ford öyle bir kepaze etmiş ki Jared Jeffries'i, izlerken ben hicap duydum.. Jeffries güzel oynamış, 21-10 yapmış 43 yıl sonra ama TJ öyle bir çizmiş ki karizmayı 2 sayıyla oynamayı yeğlerdi heralde şuna maruz kalmaktansa..

28 Mar 2008

Shola Ameobi


3-4 yıl önce süper topçu olması bekleniyordu bu elemanın.. Birkaç maçından sonra ben de etkilenmiştim.. 27 yaşında kariyeri dibe vurdu bugün Ameobi'nin.. Newcastle tarafından The Championship takımlarından Stoke City'ye kiralandı.. Şans bulamıyordu bu sene, bulduğunda da son 1-2 senede hiçbir şey yapmıyordu zaten.. Bir alt kümeye kadar düştü.. Düzenli oynayıp tekrar EPL seviyesine çıkar mı bilmiyorum ama bugün kendisi için hüzünlü bir gündür, onu iyi biliyorum.. EPL'den alt liglere gidişler genelde hüzünlü ve olumsuz sonuçlanmıştır zira.. En azından fiziğiyle iş yapar The Championship'te.. Sonraki durak da başka bir ülke olur heralde..

, ,

The Incredible Hulk Fragman

The Incredible Hulk'la ilgili endişelerimi daha önce belirtmiştim burada.. Ben İstanbul'dayken fragman piyasaya çıkmış, yeni gördüm.. Aslında 13 Mart'ta piyasaya çıktığını biliyordum ama unuttum ne yalan söyleyeyim.. Şans eseri az önce MTV'de fragmanı gördüm, hemen indirip tekrar izledim.. Yine filmin gidişatını fazlasıyla belli etmişler ama fena bulmadım fragmanı açıkçası.. Efektler çok eksik duruyor ama düzelir onlar.. Tek rahatsız eden şey ne Abomination'ı, ne de Hulk'un yeni halini beğenmedim.. Ang Lee'nin Hulk'u çok daha güzeldi bence, alışmak biraz zaman alacak buna.. Bunun dışında filmin havası Hulk ciddiyetini yansıtıyor gibi.. Ang Lee'nin filmine hayran olduğumu daha önce de belirtmiştim ama babanın yaptığı bir hata hikaye ve karakteri biraz fazla dışlayıp kendi istediklerini yapmaya çalışmasıydı.. Bu film, Marvel prodüksiyonu olma itibarıyla Hulk'la biraz daha fazla ilgilenecek gibi.. Edward Norton'un senaryosu nasıl olacak, Louis Leterrier'in yönetmenliği yetecek mi bunlar hala soru işareti ama en azından biraz yatıştırdı fragman beni.. Finalini de iyi yapmışlar 2 dakikanın.. Leterrier'den filmin geneliyle ilgili çok şey beklemiyorum ama Abomination vs. Hulk bölümlerinde, yani aksiyon sahnelerindeki yönetimini de merak ediyorum.. En azından o bölümlerde bir umudum var kendisinden.. Renklendirme ve sinematografi de ilk filmdekinden daha farklı, daha pastel gibi renkler.. Merakla bekliyoruz..

27 Mar 2008

Terim ne yapıyor?


Malum, Türk medyasında Fatih Terim pek sevilmez.. Her milli maç öncesi kadro seçiminde ve maçtan sonra da eleştirilir.. Belarus maçında da farklı olmadı.. Eh, bazı sebeplerle sevilmemesinin yanında kendi hataları da eleştirilerin artmasına neden oluyor tabii.. Seçimleri ilginçti Belarus maçı için, genelde de öyle oluyor.. Maçtan sonraki yazılarda yine yaygın kanı hala kimin oynayacağı belli değilmiş milli takımda.. Öyle bir şey yok kusura bakmasın kimse.. Evet bazı pozisyonlar hala belirsiz ama en azından 6-7 adam sayabiliyoruz şu anda 11 için, önemli olan o bence.. Kalede Volkan, sağ bekte Gökhan Gönül, stoperde Servet, orta sahanın ortasında Aurelio, Mehmet Topal, Hamit Altıntop ve sağlam olursa Emre Belözoğlu eklemesi, sol açıkta Arda, sağdan forveti çiftleyecek olan Nihat.. Bu adamlar sakat olmadıkları takdirde ilk maçta 11'de olacaklar.. Kalan 3-5 oyuncu için de arayışların sürmesi gayet doğal.. Bu oyuncuların yeri garantiyken milli takımın iskeletinin bunların devamlı oynayarak oluşturulmaması bence de yanlış ama çok temel bölgeler için çok temel oyuncu eksiklerimiz sürüyor ve bunlar da Fatih Terim'in yeteneğinin dışında gelişen şeyler..

Servet'in yanında kimin oynayacağı, sol bek ve forvet en büyük sorunumuz şu anda.. Servet'in yanında ya Bursalı Egemen, ya da Emre Güngör oynamalı bana kalırsa.. Toraman'ı falan görmek istemem kesinlikle.. Sol bek en büyük sorun belki de.. Ne Galatasaraylı Hakan Balta ve Volkan, ne Beşiktaşlı Üzülmez dolduracak yetenekte değiller orayı.. Target Striker'sız oynayamayan Terim'in forvette kimi tercih edeceği de çok önemli Nihat'ın yanında.. ama sanırım Hamit-Topal-Aurelio'lu orta sahayla birlikte soldan Arda, sağdan Nihat'ın gelmesiyle statik forvetli bir düzen akla ve mantığa en uygun takım gibi duruyor şu anda.. Forvet de bu formunu devam ettirdiği takdirde Semih olur sanırım..

MVP?


Şu aralar NBA'de gündemin en sıcak maddesi MVP'nin kim olacağı.. Doğudaki ya da Batıdaki zirvenin ne olacağını kimse düşünmüyor.. Batıdaki play-off çekişmiş muhtemelen 2 hafta içinde anormal kızışacak ama şimdilik fazla önemli değil.. En azından o takımlar düşünsün..

MVP için senenin ortasından itibaren Kobe ve LeBron'un isimleri çok ön plana çıkmıştı ki mantıklı duran da oydu.. LeBron'un sonuna kadar büyük adaylardan biri olacağını tahmin ediyordum fakat Cleveland takım olarak o gelişimi sürdüremedi ve şu anda LeBron'un şansı %1'e kadar indi.. Cleveland doğuda 4. ve MVP tarihinde konferans 4.sü bir takımın oyuncusu MVP olabilmiş değil.. Mutlaka ilk 3'te, hatta ilk 2'de olmak gerekiyor.. İstatistikleri fazla etkileyici ama istatistiğin MVP olmada fazla önemi olmadığını geçmişten çok iyi biliyoruz.. (Bkz. Michael Jordan'ın ve Kobe Bryant'ın bazı sezonları) Cleveland Batıdaki çekişme içinde 4. olsa belki daha yüksek olabilirdi şansı ama şu doğuda şu takım performansıyla şansı yok..

Boston çok dominant ama orada da bir oyuncu sıyrılamadı ve çok minimalist takıldılar sezon boyunca.. Geriye batıdakiler kaldı yani.. Takımlar birbirine çok yakın ve lider olan takım 3 maç içinde 5. sıraya inebilir.. Bu yüzden kesin bir tahmin yapmak zor ama Batı Konferansı'nda da alabilecek 2 oyuncu var gibi görünüyor.. Dallas'ı ve San Antonio'yu kafadan geç.. Phoenix'te Steve Nash'ten başka alabilecek bir oyuncu yok, ona da bu sene vermeleri mümkün değil.. Houston'da T-Mac iyi oynuyor ama biraz daha dominant olmalıydı.. New Orleans'tan Chris Paul ve Los Angeles Lakers'tan Kobe Bryant'tan başka alabilecek oyuncu yok batıda.. Şu anda ilk 2 sırayı paylaşan bu takımlar bir anda 4. ve 5. olarak bitirirlerse konferansı ne olur, NBA tarihine geçecek bir karara imza atılır mı onu bilmiyorum ama işler gerçekten baya karışır.. Bu sene o kadar yakın ki takımlar birbirine çok da garip bir karar olmaz açıkçası..


Chris Paul şu anda ligin en iyi PG'ı.. Hornets'i de adam eden oyuncu.. Paul'süz inanılmaz sıradan olabilecek bir kadroyu şu Batı'nın zirvesine taşıması büyük iş.. Daha kariyerinin başında MVP yaparlar mı onu bilmiyorum ama.. Bana zor geliyor.. Diğer tarafta bu ödülü hiç kazanamamış, ShaQ sonrası harabeye dönmüş takımı tek başına sırtında taşımış, bu sene de önce Bynum, sonra da sene ortasında takıma katılan Gasol'ün sakatlığında takımın performansının düşmesine izin vermeden Lakers'ı zirvede tutmuş Kobe Bryant varken Paul'ün işi gerçekten çok zor.. Bana göre Lakers ani bir düşüş yaşamadığı takdirde (ki yaşaması zor, en kolay fikstürlerden birine sahipler) Kobe Bryant %95 MVP olmuştur.. Yakışır da bizim çocuğa bu statü..

25 Mar 2008

Alberto Bigon üçüncü defa Sion'da


Bu adamın Galatasaray'la ilişkisi bile efsaneyken Sion'la ilişkisi daha kompleks bir hal almış.. 96/97 sezonunda Terim'li Galatasaray'la eşleşmişti Sion CL ön elemesinde.. Galatasaray 4-1'lik 2 maçla Sion'u İsviçre'de bırakıp CL biletini almıştı harika iki maçtan sonra.. Özellikle deplasmandaki ilk maçtaki Fatih Akyel performansını unutmak mümkün değildi.. Neyse, daha sonra sezonda Bigon'un kıçına tekmeyi vurmuştu Sion.. Sonra ne oldu.. 10 yıllık aradan sonra bu sene başında İtalyan teknik adam tekrar döndü Sion'a.. Sion yine Avrupa'da Galatasaray'la eşleşti.. 2-3 ve 5-1'lik skorlarla Galatasaray yine şopara çevirdi Bigon'u.. Adam ne çekiyorsa Galatasaray'dan çekiyor.. Bu Bigon yine Galatasaray'a elendiği senenin içinde tekrar kovulmuş Sion'dan 1-2 ay önce.. Sonra ne olmuş? Bigon dallama Sion yöneticileri tarafından geri çağrılmış, 3. kez takımın başına geçmiş.. Avrupa'da bir takıma 3 defa hoca olan adam kaç tanedir bilmiyorum ama Sion'un malak yöneticilerinden çok fazla olmadığını iyi biliyorum.. İnşallah seneye tekrar Galatasaray'la eşleşmezler..

Lamar Odom


Lakers taraftarları olarak takımda üzerinde fikir birliğine varamadığımız, fikrimizi sürekli değiştirmemizi sağlayan tek oyuncu Lamar Odom.. ShaQ'a karşı Caron Butler'la beraber Lakers'a geldiğinde çok sevinmiştim, NBA'de en sevdiğim elemanlardan biriydi zira.. Kobe Bryant'ın yanına da müthiş bir ikinci adam olacağını düşünmüştüm, düşünmüştük topluca.. Bunu bir türlü beceremedi.. Form durumu yıllardır hep değişken, belli bir istikrarı asla sağlayamadı.. Çok iyi istatistikler tutturduğu maçlarda çok kötü oynadığı zamanlar oldu.. Pau Gasol'un Bynum'un yanına gelmesiyle iyice arka planda kalacak dediğim anda adam coşmaya başladı tekrar.. Pau Gasol takıma katıldığından beri 25 maçta yaptıkları Lakers'ta hiçbir zaman başaramadığı tarzda.. Tabii ki Gasol gibi içeriyi açan bir uzunun yanında hala 4 numarada devam edip bundan faydalanmasını etkileri yadsınamaz ve Bynum dönünce, özellikle gelecek seneden itibaren 3 numarada ne yapacağı hala kestirilebilir değil ama Bynum ve bazı maçlarda Gasol'ün yokluğunda yaptıklarını da alkışlamamak imkansız..

Gasol New Jersey'de Laker olarak sahaya çıktığından beri 25 maçta Lamar 16.3 sayı, 12.6 rebo, 3.9 ast ortalaması tutturdu.. Çok çok etkileyici değil belki ama bu istatistikleri özellikle hücumda çok daha etkili kılan bu 25 maçta ortalama %59.9'luk bir saha içi yüzdesini tutturması.. İkinci opsiyon olmayı başaramadı belki geçtiğimiz yıllarda ama 3. ya da 4. opsiyon olmak için belki de fazla değerli olabilir ilerleyen dönemlerde.. Söz konusu Lamar Odom olunca büyük konuşmamak gerektiğini (olumlu ya da olumsuz anlamda) çok iyi öğrendik ama yine de umut etmeden duramıyor insan.. 3 numaraya geçmesiyle yaz döneminde günde 500 şut atarım ben bunun yerinde olsam ama değilim işte.. Bakalım daha ne kadar sürecek bu cilalı dönem..

Johhny Heitinga Atletico Madrid'de?


Hollanda gazetesi De Telegraaf'a göre Johnny Heitinga sezon sonu için Atletico Madrid'le anlaşmış.. 5 yıllık olacakmış sözleşme.. Ajax da transferden 10 milyon euro alacakmış.. Çok güzel bir çocuk bu Heitinga, harcandığını düşünürdüm hep Hollanda'da.. Atletico'ya gelecek olmasıysa heriflerin bu sene çok daha sağlam düşündüğünü gösteriyor.. Önce orta sahaya Javi Garcia, sonra tandeme Heitinga.. Planlı gidiyorlar baya.. Bu transferler doğru çıkarsa, devamı da gelirse, Atletico seneye sağlam gelecek, haberi olsun üsttekilerin..

24 Mar 2008

,

İddaa


Mailime geliyor düzenli reklamları, Bilyoner'e üye olduğumdan beri.. İddaa'nın en büyük reklam şekli, x milyon YTL kazandırdık.. Matah iş yaptınız.. Böyle salakça bahis reklamı mı yapılırmış? 5-9 Mart arasında 35 milyon YTL kazandırdınız da kaç YTL kaybettirdiniz? Bir de onları yazsanıza.. Yazmazlar üçkağıtçılar.. Tamam kişilerin kazandığı özel kuponların, süper miktarların reklamını yapın, şu şu 1'e 1700 kazandı deyin ama böyle salakça toplam vermeyin.. 5 kişi mi kazandı o parayı ki matah bir rakammış gibi veriyorsun? Diyelim belli miktarda adamı zengin ettin, peki kaç katını fakirleştirdin? O yok tabii.. Hem saçma sapan oranlarla milleti kazıkla, hem de utanmadan, aymazca reklamını yap.. Ayıp diye bir şey var ama tabii bunlar için yok o.. 1.02 versinler onlar banko maçlara, millet de düzenli oynasın.. Müstahaktır bunun müptelası olanlara..

Turkuaz ve Klasik Forma


Euro 2008'de giyilecek formaları sonunda tanıtmış Nike.. Turkuaz Forma hakikaten çok güzel duruyor.. Kırmızı şeritli formayla eski zamanlar yakalanmaya çalışılmış ama orada ay-yıldız olmayınca pek o etkiyi yaratamadı bende, eski duruyor forma.. Zamanla alışılabilir ama.. Kesimler de güzel duruyor.. Turkuaz'lı maçlarda sahadaki en şık futbolcular bizimkiler olacak, orası kesin..

Luis Fabiano


Bu arkadaş da son dönemlerde mütemadiyen kıçı kaşınan, rahatsızlık yaratan futbolculardan Avrupa'dan.. Zannediyorum ki Sevilla'dan ayrılacak ilk isim olacak, açıklamaları hep bu yönde.. Eh tabii bir araba gol attı La Liga'da, piyasası güzel.. Sevilla da iyice boku çıkmış bir takım halini aldı, bir üst seviyeye çıkmak gerek..

Real Madrid'le geçti adı, ama bence Real bu adamı almaz.. Çok daha iyilerini alabilecek mali güce sahip.. Dün Tottenham dedikodusunu gördüm.. Çok garip gelmiyor açıkçası Spurs'ün mali gücünün büyüklüğünü (Ki Berbatov'u da 35-40 civarından okutacaklar büyük ihtimalle sezon sonu) ve Juande Ramos faktörünü düşündüğümde.. Zaten Ramos'un Spurs'le imzalar imzalamaz İspanya'dan İngiltere'ye uçuşlar beklediğimi de söylemiştim daha önce..

İyi topçu tabii ki Fabiano.. İlk çıktığı zamanlarda fiziğini biraz zayıf bulup daha çok golcü olarak görürdüm ama fiziksel yönden de büyük aşama kaydetti, takım savunmasına da yardım eden bir profile kavuştu.. İngiltere'de de başarılı olabilecek tarza sahip, bilindiği gibi EPL'de oynamak için sadece süper yetenek yetmiyor.. Çok başka meziyetler gerekli orada istikrar sağlamak için..

Rezil olacağını sanmıyorum eğer EPL'ye, Spurs'e giderse.. Belli bir seviyeyi tutturur ama yine de bence overpaid olmaktan ileri gidemeyecek.. Bu arada şöyle ilginç bir durum da var bu transfer gerçekleşirse.. Frederic Kanoute Spurs'te vasat vasat takılırken 28 yaşından sonra Sevilla'da cilalamıştı kariyeri.. Luis Fabiano da Sevilla'da yine patlamışken Spurs'e dönüp vasat bir performans gösterirse Sevilla'nın Spurs'e attığı kazıklarda ikinci perdeyi izleriz, ilginç olabilir..

,

Real Madrid 2-3 Valencia


Galatasaray maçı nedeniyle sadece ikinci yarısına göz gezdirebildim maçın.. İzlediğim bölümlerde anormal bir Real Madrid baskısı vardı ama golü son dakikada yiyen de Real Madrid oldu.. Real Madrid yıllar sonra yine heyecan verici bir top oynuyor ama sistemde bence arızalar var, bununla ilgili de ayrı bir post gider.. Barca bugün 4 çekti Valladolid'e ve puan farkı da böylece 4'e düşmüş oldu.. Çok garip işler oluyor bu sene La Liga'nın zirvesinde.. Hep bir ben yiyemedim sen de buyur hadisesi var 2 takım arasında.. Barca zerre güven vermiyor bana ama 4 puan farkla bence Barca tekrar potada.. Real eğer Bernabeu'daki maça 3+ puanla giremezse her şey olabilir İspanya'da, yani tekrar makul bir seviyeye geldi puan farkı..

İngiltere'de de yine Galatasaray maçı yüzünden Chelsea-Arsenal'in ilk yarısını izleyebildim.. Maç çok ortadaydı ama Chelsea Drogba'nın 2 golle yenmiş Arsenal'i.. Arsene babanın takımım kesin şampiyon olacak sallamasının ömrü 1 gün bile sürmedi.. Arsenal devre dışı EPL'de.. Artık yarış Chelsea ve United arasında geçecek diye tahmin ediyorum.. Benzer şekilde United'ın Stamford Bridge'e 3+ puan farkla çıkması lazım, yoksa Avram Grant bir mucize yaratabilir orada.. Yaratmasın tabi, Terim gelsin.. Onu isteriz son çıkan haberlerden sonra..

23 Mar 2008

,

Galatasaray 2-1 Denizlispor


Böyle sistemsizlik içindeki bir maçta böyle bir son dakika golüyle gelen 3 puan fazla anlamlı olmalı Galatasaray için, bütün yanlışların ve saçmalıkların içinde.. Bir büyük takım düşünün ki kendi sahasında ligin vasat takımlarından biriyle oynuyor, durum 1-1, 60. dakikadan sonra takımda ne sistem kalıyor, ne disiplin.. Olabildiğince kaotik bir takım düzeni, kimin nerede oynadığı belli değil, Kalli'den kalma beraberlik ve yenilgi halinde dakikalar azaldıkça aptalca forvet sokup orta sahadan ya da defanstan adam alma.. Bütün bunların yanında son yarım saat defansı bırakıp Denizlispor yarı sahasında oynayan Servet Çetin.. Böyle müthiş bir sistemsizlik içinde defansta Emre'yi tek stoper bırakan Servet'in de son dakikada golü çakıp takımına 3 puanı getirmesi acayip bir ironi oluşturuyor.. Klasik 4-4-2'yle başlayıp ikinci yarı ne olduğunu bilemediğim, abuk bir yapıyla doğru düzgün pozisyona giremeden son dakikada Fenerbahçe'yle puanı eşitlemek büyük bir nimet Galatasaray için.. Haftaya İnönü'de Fenerbahçe'nin puan kaybetmesi durumunda da önemli bir avantaj getirebilir bu geceki şansı..

Servet Çetin de hakikaten büyük topçu.. Yeniden ve tekrar notunu düşmek isterim buraya..

Hayırlı olsun


Karşısında rakip olsun, olmasın.. 2148 gibi çok iyi miktarda bir oy alarak başa gelmesi güzel oldu Adnan Polat'ın.. Össan abinin 1615 akil adamlı rekor seçimini bile geçmiş oldu, güzel oldu.. Taraftarın büyük bölümünün yıllardır beklediği bir hadiseydi Adnan Polat'ın Galatasaray Başkanı olması, o açıdan umut veriyor her ne kadar Össan abinin altında bazı büyük yanlışlar yapsa da.. Futboldan uzak durarak yöneticiliğini göstermesi yetecektir Galatasaray için..

Bir paragraf da Nazım Durak adındaki adam için açmak gerek.. Güzel reklam yaptı kendisi.. 2-3 gün düşmedi önemli spor sitelerinin ve gazetelerin manşetlerinden.. Liseci kafatasçıların kokoş karılarından en az bir 50-60 ameliyatı garantiye almıştır.. Fazlası da sıradadır muhakkak.. Güzel cilaladı kendisini ama her güzelliğin bir götürüsü de olacak elbette..

Hayırlı olsun..

Premier League'den (23.03.2008)


Bir yerde ilginç haberler gördüm, başlık başlık aktarayım..

-Sam Allardyce Newcastle United'dan tazminat olarak 4.5 milyon pound'u cebine indirmiş..

-Blackburn'un yeni hedefi Everton'da kiralık forma giyen Thomas Gravesen'i kadroya katmakmış..

-Obafemi Martins sene sonunda ayrılmak istiyormuş Newcastle'dan, ki ilginç bu..

-Yine başka bir ilginçlik, Beşiktaşlı Matias Delgado için güya Arsenal, Everton ve Middlesbrough devredeymiş..

-Güya, Galatasaray Bolton'lu kaleci Ali Al-Habsi'yi transfer etmek istiyormuş..

-Jamie McFadden Birmingham küme düştüğü takdirde takımdan ayrılacağını açıklamış.. Tersi olmazdı zaten..

-Arsene Wenger EPL'yi kesin alacağız demiş bu sene.. Kusura bakma da, nah alırsın artık..

-Rafa Benitez Blackburn'lü David Bentley'yi Liverpool'a getirmek istiyormuş.. Cuk cuk diye sesler çıkar eğer gerçekleşirse.. Ortada Torres, soldan Babel, sağdan Bentley ve Gerrard'lı üçlü orta sahayla öküz gücünde bir takım olabilir Pool.. Defansa da takviye şart tabii..

-Chelsea Van Der Vaart'la ve Hamburg'la anlaşmak üzereymiş güya.. 16 milyon pound civarına patlayacak Van Der Vaart Stamford Bridge'e gelirse..

-Thierry Henry İngiltere'ye dönmek istemediğini tekrar bildirmiş.. Hikaye tabii..

-David Villa'yla City arasında görüşmeler varmış.. Kim bilir kaça patlar eğer gelirse.. City ayrıca güya 32 milyon pound'luk bir teklif yapmış Dimitar Berbatov için.. Bu Berbatov haberleri de bayatladı artık..

22 Mar 2008

Fenerbahçe-Galatasaray Farkı


Kura çekildiğinde Ankara'da değildim, o yüzden geç de olsa bir şeyler yazmak isterim o konuyla ilgili de.. Chelsea bence şanssızlık Fenerbahçe için.. Sevilla maçları öncesinde ve de her zaman söylediğim gibi burada, Fenerbahçe için ideal takım hücumu savunmadan daha iyi yapan takımlar bence.. Kendi karakteristiği olan takım savunmasını ön plana çıkarması için hücuma yönelik takımlar biçilmiş kaftandı Fenerbahçe için.. Sevilla maçlarında bunu gösterdiler.. Chelsea Fenerbahçe'nin bu sene uzmanlaştığı konuda yıllardır dünyanın en iyilerinden.. Jose Mourinho'nun gidişi sonrasında da Avram Grant takımı o sistemden çıkarmadı.. Türk ve hatta dünya basınında yazanların aksine Avram Grant'in de kötü performans gösterdiğini düşünmüyorum ayrıca Chelsea'de.. Yarın Arsenal'i yendikleri takdirde 2. sıraya oturacaklar ve şu anda 5 puan gerisindeler United'ın.. Chelsea-United maçı da Stamford Bridge'de oynanacak.. Yani? Kupadaki Barnsley şoku dışında gayet iyi durumdalar, oynadıkları topu da kötü bulmuyorum..

Fenerbahçe ilk defa karşısında bu kadar dirençli bir orta saha ve defans bulacak ve açıkçası o orta sahaya üstünlük kurma şanslarını da çok düşük görüyorum.. Grant'in otoritesiyle ilgili takımda son haftalarda anormal gelişmeler oluyor ve bunların devam etmesi durumunda bir çözülme gösterebilirler ama bunun da gerçekleşeceğini sanmıyorum açıkçası..

Asıl post konusuna gelince.. Fenerbahçe'nin bu seneki performansıyla Galatasaray'la arasındaki Avrupa başarısı çekişmesi de yeniden gündeme geldi.. Galatasaray taraftarları bu konuda yanlış sularda yüzüyorlar.. Fakat, işin ilginci Fenerbahçeli taraftarlar da gerçeğin pek farkında değil, onlar da Galatasaraylılarla çekişme halinde kendi durumlarından açılıyorlar, yanlış yapıyorlar..

Fenerbahçe'nin bu seneki başarısı çok büyük, bunu kabul etmeyen adam ya fanatiktir ya da futboldan anlamıyordur.. Ama sorun Fenerbahçe'nin CL'de Galatasaray'ın çıkabildiği en üst noktaya çıkması değil.. Çekişme de buna dayanmamalı.. Senelerdir CL'de oynuyorlar ve illa ki bu tip bir başarı gelecekti.. Yıllarca bu seviyede oynayıp da seviye atlayamayan bir takım yok.. Tecrübe her şeyin ilacıdır bu tip organizasyonlarda.. 7-8 yıl öncesinde hiç Avrupa birikimi olmayan takımın da düzenli olarak buralarda 5 yıl göründükten sonra bu tip bir başarı kazanması çok da yadırganmamalı.. Fenerbahçe'nin 20 yıl da oynasa buralara çıkamayacağını düşünen Galatasaraylılar vardı, fanatiklikten öte bir şey değil bu..

Peki iki takım arasındaki fark bu kadar büyük mü? Bence evet ama maalesef tartışılan bazda değil.. İki takımın kadrosu arasında büyük bir fark yok.. Fenerbahçe belki biraz daha iyidir ama birinin UEFA'da saçma sapan maçlar çıkarıp diğerinin CL'de çeyrek finale çıkması salt kadro kalitesiyle alakalı değil.. İşin özü sistem, bundan da çok bahsettik burada tekrar dile getirmeye gerek yok..

Peki fark nerede? Fark maalesef kulüp içi organizasyon ve mali güçte.. Galatasaraylılar hala Fenerbahçe'nin elde ettiği mali gücün farkında değil ve korkulması gereken nokta da tam burası.. Fenerbahçe sadece stat ve merchandising'den senede 90 milyon civarı kazanıyor.. Galatasaray'da bu para 25 milyonu geçmiyor.. Galatasaray'ın en büyük mali geliri Digiturk'ten alınan yıllık 14-15 milyon civarı para.. Bu para Fenerbahçe'nin gelir portföyünde 4. ya da 5. sırada büyüklük olarak.. Sadece stattan ve forma vb. satışlarından yıllık 65 milyon fark atıyor Fenerbahçe Galatasaray'a.. Ve sadece bu, her sene 35-40 milyon civarı daha fazla para ayırabileceğini gösteriyor transfere.. Galatasaraylı kongre üyeleri ve taraftarlar hala bu gerçeklerin farkında değil, 2 seneye Fenerbahçe biter, biz eski halimize geliriz diye aldanıyorlar.. Ama bu mali güç farkı varken Fenerbahçe oralarda tutunmaya devam eder, Galatasaray da daha alt klasmanda takılır..

Galatasaray taraftarı kulübüne para kazandırmıyor.. Türkiye'nin en büyük iki kulübünden biri 50 milyon dolarlık satış yaparken diğeri 10 milyonda kalıyorsa çok temel yanlışlar var demektir.. Ve bunda taraftarın hiçbir suçu da yok.. Galatasaray taraftarı çapulcu, militan vb. kelimelerle, iş bilmez yöneticileriyle o kadar küstürüldü ki takıma artık kulübüne katkı yapmaz hale geldi.. Fenerbahçeliler takımlarına bu benim takımım derken, Galatasaray'da kendisini takıma ait gören o derece büyük bir topluluk yok.. Düzelmesi gereken ana nokta bu ve bunun da kısa vadede düzelmesini imkansız görüyorum.. Kulüp taraftara yaklaşmadıkça her sene 75 milyon dolarlık fark düzenli bir şekilde Fenerbahçe'nin Galatasaray'a göre çok daha büyümesine yol açacak ve 3-4 sene daha geç kalındığı takdirde bu farkı ne Riva, ne de Florya kapatabilir.. İş oraya doğru ilerlemeye başladı.. Yeni yönetim umarım bunun farkındadır, umarım taraftarın da bunların farkında olmasını sağlar.. Söylenebilecek başka bir şey yok şu aşamada zira..

21 Mar 2008

Polat Başkan


Ara biraz uzun oldu, kusura bakmayın.. Galatasaray kongresine yetişmenin sevincini yaşıyorum.. Gerçi çok daha farklı şeyler vardı bu kongreyle ilgili, o kadar komplike gelişmedi bazı şeyler ama arka taraf düğüm düğüm tabii.. Çözülmeyecek ebedi düğümler her kongre öncesi gibi atılıyor Galatasaray'da..

Polat başkan oldu.. Umutluyum ben.. Canaydın gibi bir vampirden sonra daha iyisini bulamazdı bence Galatasaray.. Adnan Öztürk zerre beklemediğim bir şekilde çekildi yarıştan.. Canaydın'ın etkisi var mıdır bilinmez.. Ama adamın söylediklerinden büyük baskı yediği belli oluyordu.. Her ne olursa olsun eğitim vakfına daha fazla zaman ayırmak için çekiliyorum bahanesini hiç yakıştıramadım Öztürk'e, hayal kırıklığına uğradım..

Polat'la ilgili iki şey söylemiştim kafamda soru işaretleri oluşturan, eski yazılarda okuyabilirsiniz tekrar.. 1- Amiyane tabirle futboldan zerre çakmaması, 2-Adnan Sezgin.. Birincisi çözülmüş görünüyor.. Zannediyorum ki futbolun başına Yiğit Şardan geliyor ki Adnan Öztürk'le beraber kulüp içindeki ikinci vizyonu geniş, gelecek vadeden adamdır Şardan.. 2 yıl önce 1615 akil adam Canaydın'a vermese oyu Galatasaray belki çok farklı bir yerde olacaktı bugün.. Önemli projeleri var bildiğim kadarıyla takımı taraftara yaklaştırmak için.. Adnan Polat'ın bir alaylı olarak buna izin vermesi halinde güzel günlere yaklaşabilir kulüp.. Adnan Sezgin ise belli değil sanırım daha.. Gerçi çok uzağım bir süredir olaylara belki bir açıklama yapılmıştır kendisiyle ilgili.. Yönetim kurulunda değil de maaşlı bir çalışan olması nedeniyle Polat kaldığı yerden devam etmesini isteyebilir ama tam da onun yerine gelecek olan Abdürrahim Albayrak bence çifte sevinç yaşatır taraftara.. Albayrak'ın yönetimde olmaması bu anlamda çok önemli değil bence.. Sezgin'in yerine Galatasaray gönüllüsü olarak geleceğine dair bir umut taşıyorum içimde.. O da gerçekleşirse her Galatasaraylının içine sinen müthiş bir liste kurulmuş olacaktır..

Seyrantepe'nin her şeyiyle ilgilenip projenin asıl adamı olduğu halde Canaydın kifayetsizi tarafından geri plana itilmeye çalışılan Işın Çelebi gibi bir iş bitiricinin de yönetimde olması ayrıca güzel bir olay.. Gönül keşke Canaydın ikinci başkanlık için Helvacı'da diretmeseydi de ikinci başkan da Öztürk olsaydı ve Polat-Öztürk-Şardan gibi mükemmel bir trio oluşsaydı diyor ama buna da şükür.. Adnan Polat-Yiğit Şardan birlikteliği çok önemli ve dikkat çekilmesi gereken bir konudur.. Polat başkanlıkta ne kadar kalacak bilmiyorum ama bence bu kulübün Polat sonrasında başkanlık için en büyük adayı Şardan konumuna gelmiştir şu an itibarıyla.. Yeni proje olarak artık onu görüyorum ve en az Adnan Öztürk kadar mutluyum bu durumdan.. Umarım bol katılımlı, yönetimi iyice meşrulaştıran bir seçimle Polat başkan olacaktır Galatasaray'a..

Hayırlı olsun..

Edit: Abdürrahim baba son anda çıkarılmış sanırım listeden.. O kısım yalan oldu yani.. Canaydın'ın parmağı olması muhtemel.. Neyse..

15 Mar 2008

Gasol de sakatlandı


Lakers uğursuzluğu tam gaz devam.. Dün gece de New Orleans Hornets deplasmanında Pau Gasol bileği burktu.. Bynum Lamar'ın ayağına basıp dizi mahvetmişti, Gasol de Radmanovic hıyarının ayağına basıp bileği döndürmüş.. Ne çekiyorsa takım kendisinden çekiyor.. Diz olmadığı için çok büyük bir sorun olmaz sanıyorum ama sakatlık sakatlıktır tabi..

Bu arada iki gündür yokum, bi süre daha olmayacağım seyahat yüzünden.. Dönünce devam ederiz..

12 Mar 2008

,

Dikkat ShaQ var!


Son zamanların NBA'de gördüğüm en komik görüntü.. Videonun kalitesi biraz düşük ama idare ediyor.. Phoenix benchine doğru giden topu ShaQ'ın almak için hamlesi sonucu Kızıldeniz gibi yarılan Phoenix benchi fena kopartıyor adamı.. Kolay değil tabi, yaşam tehlikesi var..

Gökdeniz yıldız değil


Bu kadar mı kokuşmuş olur bu düzen ya, bu kadar mı rezillik olur.. Daha dün geldi Trabzonspor başkanlığına.. 9 milyon euro kazanmışsın adamdan, normal şartlarda üçte birini görememen gerekir o paranın.. Utanmadan zaten Gökdeniz yıldız değildi açıklamasını yapıyorsun.. Bravo bu Sadri Şener'e, çok nitelikli bir insanmış.. Gökdeniz'i aşağılamanın sebebi ne? Çünkü gitmek istedi.. Yok değil mi böyle bir hakkı.. Karıştığı olaylar yüzünden ülkesinde anormal tepki görmüş, yıllık 1 milyon alıyor mu belli değil, üzerine Rusya'dan senelik 2.5 milyon vermişler.. Gitmek istedi, suç.. Giderken de beleşe mi gidiyor bazıları gibi.. Yoo, değerinin en az 2-2.5 katını kazandırıyor kulübüne.. Duacısı olacağına yöneticisi, Allah razı olsun diyeceğine Gökdeniz zaten yıldız değildi, yıldız adam şunları şunları yapar diye oyuncusunu eleştiriyor.. Sen daha dün geldin başa, 9 milyon euro getirebilecek bir projeye imza attın mı da adama konuşuyorsun saçma sapan.. Gökdeniz yıldızdır, değildir orası ayrı.. Ama kulübe 9 milyonu getiren oyuncu için gider gitmez bu açıklama yapılmaz.. Yapılırsa da adam olunmaz..

Sonuç? Bu yönetimden de cacık olmayacağı bence net bir şekilde ortaya çıkmıştır.. Geçmiş olsun..

"Ayrılıyorum"


Giuseppe Meazza'daki Liverpool mağlubiyetinden sonraki Roberto Mancini açıklaması.. Kızgın bir şekilde sene sonu uzun süreli kontratına rağmen takımdan ayrılacağını, bunu da oyuncularına açıkladığını söylemiş.. Zannediyorum taraftardan bir tepki görmüş CL'deki performanstan dolayı.. Her ne kadar kararımın bu aldığımız mağlubiyetle bir ilgisi yok dese de buna Adnan Aybaba (Ya da sokaktaki 6 yaşındaki çocuk) bile inanmaz heralde..

Serie A'da meydanı boş bulunca yapılan şova benzemiyor tabii CL.. Alışacak.. İyi geyik döner ama sezon sonuna kadar Inter cephesinde.. Eğlenceli olacak..

11 Mar 2008

Galatasaray 99-74 Gran Canaria


Sezon başından beri hücumdaki performansı nedeniyle çok eleştirdiğim, genelde de eleştirileri bu yönden alan Murat Özyer'in Galatasaray'ının sene başından beri gördüğüm en iyi hücum performansını verdiği maçtı bu.. Böyle bir seviyede ve Avrupa'da atılan 99 sayı da bunun net bir göstergesi zaten.. Savunmada da iyiyle kötüyü beraber çıkardığı bir maç oldu takımın.. Genelde savunma çok başarılıydı ama özel birçok pozisyonda yapılan çok basit hatalar ortalamayı düşürdü.. Ama takım sporlarındaki performanslar zaten böyle bir şey..

Dee Brown'ın takıma girmesi çok fark ettiriyor her şeyi.. Sakatlandığı Karşıyaka maçından beri çok düşen Galatasaray performansını tekrar şahlandırdı gerçek anlamda döndüğü ilk maçta.. 25 sayı yeterli bir seviye tur için.. Özellikle de Galatasaray gibi en önemli silahı savunma olan bir takım için.. Bu tip savunmalar böyle farklarda tur vermezler ikinci maçta.. Basketbolda her şey olabilirin bir antitezi değil bu söylediğim ama sene başından beri istikrarını koruyan ve alkışı hak eden Galatasaray savunması için rahatlıkla yapılabilecek bir saptama sanıyorum ki..

Beşiktaş da Kızılyıldız deplasmanında 80-80 berabere kalarak turu çok kolaylamış.. Bu seneki Beşiktaş da Akatlar'da bu turu rahatlıkla geçer, geçmeli.. Hapoel Jerusalem maçında televizyondan gördüğüm Akatlar hayatımda gördüğüm en korkunç salonlardan biriydi.. Orada asla misafir oyuncu olmak istemezdim..

Parma'nın yeni hocası Hector Cuper


İki alttaki postta Domenico Di Carlo'nun kovulduğunu ve yeni hoca adaylarını yazmıştım Parma için.. Bugün sürpriz bir kararla takımın yeni teknik direktörü olduğu açıklandı Tommaso Başkan tarafından.. Gerçekten sürpriz oldu çünkü hiçbir yerde adı zikredilmemişti Cuper'in..

Bendeki bu şanssızlık da nedir bilemiyorum.. Şu alemde en nefret ettiğim 3 hocayı saysam direk içine girer Ranieri ve Cuper.. Ama son 2 senede bunlar geldi başa.. Ranieri inanılmaz başarılı oldu Parma'da, Juve'ye gitti.. Orada batırmaya devam ediyor kaldığı yerden.. Cuper de başarılı olabilir benzer şekilde burada.. Zira Ranieri'yle ilgili daha önce söylediğim için top kulüpler için yetersiz hocalar olarak görüyorum bunları.. Yoksa dünyada teknik direktörlük sıralaması yapılsa son sıralarda olmazlar mutlaka ki.. Parma gibi şu anda underdog olan kulüpler için iyi bir isim olabilir Cuper.. Ama cümle aleme konu olan loserlığı da korkutmuyor değil beni.. Düşme hattının hemen bir üstünde bulunan Parma Cuper seçimiyle küme düşmüş bile olabilir eheh.. Allah göstermesin deyip gelecek seneyi beklemekten başka yapılacak bir şey yok, zira bu sene için eleştiri yapmak artık imkansız Cuper'e.. Fakat en azından Serie A ortalamasının gayet üstünde olan bu kadroyu düşme hattından çabuk bir şekilde çıkarmasını beklemek de sanırım hakkıdır taraftarın.. Akıllı olsun Cuper, Ultras Boys'un gözü kendisinin üzerinde şimdiden..

Claudio Lopez


Bir ara en sevdiğim Arjantinlilerin başında geliyordu Rüzgarın Oğlu.. 30'undan sonra Avrupa'dan silinen yıldız topçulardan biri haline döndü.. Lazio'daki kısmen başarısız 4 sezondan sonra önce Meksika'da aldı soluğu.. Sonra ülkesine döndü.. Şimdi de MLS'te oynayacak 33 yaşında.. Çok iyi topçuydu bence, La Liga da cuk diye oturuyordu stiline.. Sanırım en büyük hatayı Serie A'ya gidişiyle yaptı.. Son 2-3 yıldır nasıl oynuyor, form durumu nedir bilmiyorum ama keşke buralara da uğrasaydı diye iç geçirmeden de edemiyorum.. Şöyle salına salına gitseydi Galatasaray'ın solundan ne güzel olurdu..

10 Mar 2008

Domenico Di Carlo kovuldu


Fotoğrafın sağ tarafında bulunan Tommaso Ghirardi sonunda kıçına tekmeyi vurmuş Di Carlo'nun.. Bir süredir koltuğu sallantıdaydı zaten.. Benim de pek beğendiğim bir adam değildi.. Bu sene bir tek Inter deplasmanında potansiyelini yansıttığını gördüm Parma'nın.. Onun dışında şu anda Serie A'nın 17.si olan bu takım bu kadrosuyla kesinlikle hak etmiyordu oraları.. Aslında biraz geç gelmiş bir karar ama zararın neresinden dönülse kardır demek lazım..

Di Carlo'nun yerine en kuvvetli aday Alberto Zaccheroni'ymiş.. Vasat heriftir ama Claudio Ranieri'nin geçen sene yaptığı etkinin bir benzerini yapabilir.. Hücuma yönelik sistemlerinin de bu kadroya uyabileceğini düşünüyorum şahsen..

Nevio Scala dün maçı izleyenler arasındaymış.. Maçtan sonra Di Carlo'nun gönderilmesi nedeniyle onun da takıma geri dönebileceği konuşuluyor.. Ne kadar ciddi bir durum bilmiyorum ama 96'da Parma'yı bıraktığından beri hiçbir yerde tutunamadı Scala.. Yaşı da kemale eriyor yavaş yavaş.. İlk UEFA şampiyonluğunu getiren adam olarak tabii ki özel bir durumda, gelirse de hiçbir taraftar hayır demez sanırım ama son 10 yılda hiçbir takımda uzun süreli çalışmalar içine girmemiş bir adam ne yapar orasını kestirmek fazlasıyla zor..

Carlo Mazzone bir diğer aday sanırım.. Çok tecrübeli bir hoca Serie A'da ama yaş gelmiş 70'e.. Bir Kalli'ye de Parma'nın ihtiyacı yok.. Zaten öyle büyük başarıları da yok.. Sette Sorelle'den sadece 70'lerde Fiorentina'yı ve daha sonra da Roma'yı çalıştırmış ve bir şey başaramamış bir adam spesifik anlamda..

Bir de Didier Deschamps ismini gördüm.. Güzel olur ama büyük ihtimalle üfürme..

Chelsea'da oynamam


"Ronaldinho says he will never sign for Chelsea because they play ugly football."

Haber (cümle) Daily Mirror'dan.. Chelsea kötü futbol oynadığı için oynamak istediği takımlardan biri değilmiş Roni'nin.. Afferim salak evladım benim, daha çok bakarsın öyle mağlubiyetlerden sonra çimlere oturup.. Matah top oynuyorsun ya aylardır, takım seçme lüksün de varmış.. Git sen güzel oynat o zaman Chelsea'yi.. Yemez ama tabii EPL'nin fiziğe dayalı futbolu şu formunla..

Camacho'dan İstifa


Bugün sahalarında Portekiz sonuncusu, deplasmanda 11 maçta sadece 2 beraberlik alabilmiş Uniao Leiria'yla 2-2 berabere kalınca Camacho daha fazla dayanamayıp istifayı basmış.. Muhtemelen bardağı taşıran son damlaydı Leiria maçı, ama asıl bardağa en çok eklemeyi yapan hafta içinde, UEFA'da yine içerde alınan 2-1'lik Getafe yenilgisi oldu.. Camacho en doğru karar buydu demiş, pek haksız değil.. Zaten süper boktan bir hocadır bence.. Benfica Başkanı Luis Felipe Vieira'ysa maalesef geri dönüşü olmayan bir karar diyerek istemem yan cebime koy misali bir duruş sergilemiş.. Bunun yanında onu kararından döndüremezdik falan da demiş ama hikaye tabii.. Yeni hoca gelene kadar takıma yardımcı hoca Fernando Chalana bakacakmış..

Benfica bu beraberlikle 2. sıradaki yerini korudu Portekiz'de ama Porto'yla puan farkı 14'e çıktı.. 3.yle 2, 4.yle de 3 puan fark var Benfica arasında..

9 Mar 2008

,

Iron Man Ana Fragman


Sessiz sedasız Iron Man de çıkıyor piyasaya, az kaldı.. Son fragman geldi, sağlam seyirlik olacak gibi duruyor.. Reklam niyetine filmin gidişatını biraz fazla göstermişler ama bu Marvel'ın filmlerinde kullandığı bir yöntem zaten.. DC'nin filmler fragmanda daha az şey söyler, biraz daha ciddi olduğundandır belki de.. O yüzden ben bir şey bilmek istemem diyenler izlemesin..

Jon Favreau soru işareti zaten.. O yüzden de pek nitelikli bir şey çıkar mı emin değilim.. Ama görselliği iyi sağlamışlar.. Iron Man'in orijinini de bilmem fazla, her ne kadar Tony Stark sevdiğim bir karakter olsa da bunun da hiçbir zaman sadık okuyucusu olmadım.. Elimde 5-6 sayısı falan vardır en fazla.. Daha çok yan hikayelerle falan tanıdığım bir elemandır.. Bir de Ultimate evrenindeki modellemesi süperdir bence.. Avengers'ın Marvel Ultimate Universe için uyarlanmış şekli olan The Ultimates'te bayılmıştım Stark'a, yeni yorumu harika yapıldı Marvel'da.. Zaten Ultimate Universe'ün de en iyi hikayesi der çoğu insan The Ultimates'e.. Bu Captain America, Thor, Iron Man, The Hulk'ın yeniden çevrimi, ve hatta Nick Fury(ki bu filmde yer alacak ve Samuel L. Jackson oynayacak.. The Ultimates'te de Nick Fury ve Samuel L. Jackson üzerinden müthiş bir espri döner) gibi karakterlerin beyazperdeye aktarımında da önemli rol oynayacak gibime geliyor ultimate evreni..

Robert Downey Jr. bomba olacak Stark'ta, orası kesin.. Yeni evrendeki zenci Nick Fury için de Samuel baba biçilmiş kaftan.. Gwyneth Paltrow muhtemelen filmde bir de sağlam kadın oyuncu olsun diye konmuş gibi duruyor.. Zararı yok.. Favreau ne yapacak onu bilemiyorum işte.. Eğlenceye kasıp gerisini boş mu verecek, yoksa hikayenin özüyle ilgili bir şeyler de söylemeye çalışacak mı orası muallakta hala.. Ama filmin Marvel'ın sinema için kurduğu prodüksiyon şirketinden çıkacak ilk film olması elbette ki bu konuda umut veriyor.. Hikayeyi çok boşlayacaklarını sanmıyorum..

En önemli artısı da sanıyorum gördüğüm en müthiş çizgi roman kostümü çalışması bu filmde olacak.. En çok Spider-Man'in kostümünü beğenmiştim şimdiye kadar.. Iron Man gösterişiyle çizip atacak gibi duruyor Spidey'yi de.. Çok görkemli olacak son kostüme geçişi.. Efektler fragman için bile çok iyi.. Geriye birkaç ay sonra koltuğa oturup izlemek kalıyor.. Utandırmaz inşallah zaman elemanları..

Fragmanın youtube versiyonunu koyuyorum ama tavsiyem filmin resmi sitesine gidip oradan daha kaliteli versiyonunu izlemeniz.. Hak ediyor fragman bunu..

8 Mar 2008

Barnsley Mucizesi


Anfield Road'da Liverpool'a karşı geriye düştükten sonra gelen mucizevi bir turdan sonra bugün de sahalarında Chelsea'yi paketleyip son dörde kaldı The Championship'in 16.sı.. Yarı finalde karşılarında ne Manchester United, ne de Arsenal olacak.. Bütün büyükler turnuva dışı.. Herkesin aklına da "neden olmasın" geliyor tabii.. Kupa gelir mi bilmem ama en azından bir tur daha geçip finale kalmak uzun süre unutulmayacak bir destan haline getirebilir bu takımı.. Daha şimdiden eminim ki çoğu Barnsley oyuncusu 30 yıl sonra belki torunlarına ya da başka ufaklıklara bu maçları anlatacaklar..

Hak edilmiş bir galibiyet olduğunu yazıyorlar.. Avran Grant zaten bu aralar eleştiri alıyordu.. Bu maçtan sonra yine çoğalarak gelecektir devamı.. Benitez'in 2-3 hafta önce geçtiği yollardan geçecek Grant de.. Drogba ve Lampard'ı dinlendirmiş bu maç için.. Lampard'ın yerine de Ballack oynamış o bölgede.. Ama Ballack Lampard değil tabii..

Yarı finallerde herkes Barnsley'li olacak..

Vizyon


Özhan Canaydın'ın bugünkü basın toplantısı hemen gazetelere yansıdı.. Hürriyet'ten bir paragraf alıyorum.. Galatasaray'ın 2000'den sonra neden bu hale düştüğünü, baştaki insanın nasıl bir vizyonu ve başarısı olduğunu göstermesi açısından..

Galatasaray'da görev yaptığı 6 yıl süresince hep keyif aldığını anlatan Canaydın, en mutlu anlarını, son yaşanılan lig şampiyonluğu ve Türkiye Kupası finalinde ezeli rakipleri Fenerbahçe'yi 5-1 yenmeleri olarak gösterdi.

Bunun üzerine fazla bir söze gerek var mı? Daha acısı Canaydın'ın kendi açıklamalarıyla geliyor:

"Çok keyifliyim. Görevini yapmış bir insan olarak, bir Galatasaraylı olarak, bir miktar borcumu ödediğim kanaatindeyim. Galatasaray'a borcumuz bitmez. Güzel tabloyu gördüm ve bu en güzel dönemde bırakmaya karar verdim."


Gördüğün güzel tabloya ve en güzel döneme çakayım, sana bir şey olmasın Özhan Başkan.. Yazıktır ki şunu söyleyebilen insan 6 yıl başkanlık yaptı bu kulübe.. Ona mı, yoksa onu her kepazelikten sonra daha fazla oyla seçen, en son seçimde çatır çatır Canaydın'a oyunu veren 1615 akil adama mı kızmak lazım onu da bilmiyorum ama neyse.. Bir devir zannediyorum ki kapanmıştır..

Özhan Canaydın'a bundan sonra sağlıklı, o illet hastalıktan inşallah tamamen arınmış bir şekilde mutlu mesut, içinde sadece kendisi için Galatasaray olan bir yaşam diliyorum..

7 Mar 2008

Lamine Diatta Newcastle'da


Birmingham'ın ciddi ciddi istediğinden bahsetmiştim daha önce, Birmingham olmadı ama Newcastle oldu.. Beşiktaş'tan futbolu bilmiyor, Iorfa'nın defansta oynayanı diye gönderilen Diatta Premier League'de, Newcastle United'da oynayacak artık..

Oh! Canaydın yok!


Renk seçimi az önce yapıldı, üstüne Canaydın bir basın toplantısı düzenledi.. Birinci süper haber Canaydın yok.. Sabah benzer bir açıklama yapmış gerçi, kalkınca gördüm.. Şimdi de pişkin pişkin ben ne dediysem o diyor soru soran gazeteciye.. Arkada çok büyük oyunlar döndü muhtemelen, ayrıntısını bilmiyorum.. Ama Canaydın'ın son ana kadar tırtıkladığından da eminim.. Hala belki bundan sonra da yapacaktır çalışma, her şeyi beklerim ben kendisinden.. İlk bırakışından sonra Canaydın dürüst adamdır, bir kere söylediyse odura da hiçbir zaman inanmam, inanmadım.. Arkada büyük dolaplar döndüğünden eminim..

Adnan Öztürk'ün hareketleri bile Canaydın'ın kulislerini açık bir şekilde gösteriyor.. Daha önceki yazıda Adnan Öztürk'le ilgili yorum gelmişti, kimdir nedir diye.. Onu açmadan önce Öztürk'ün adaylığını son ana kadar saklamasına bakmak gerekiyor bence.. Zira Canaydın'ın karşısına hiçbir şekilde çıkmayacağını söylemişti Öztürk.. Renk seçme gününe kadar da adaylığını açıklamaması aslında hiç beklenmeyen bir şeydi.. Buradan Canaydın'ın arka plandaki kararsızlığını ve çevirdiği dolapları anlayabiliyoruz.. Öztürk Canaydın'ın hiçbir şekilde tutarlı olmayan hareketleri nedeniyle son ana kadar sakladı adaylığını..

Benim Öztürk'le ilgili bildiğim arkadan kulübü yıllardır yöneten duayenlerin yeni projesi olduğu.. Canaydın'a yapılan aday olma baskısı da tamamen Adnan Öztürk nedeniyle diye tahmin ediyorum.. Dinazorların adayı olması kendisi için iyi bir işaret değil ama anladığım kadarıyla yaklaşık 1 yıldır çalışıyor başkanlık için.. Elinde sağlam projeler varmış takımı kurumsallaştırma adına.. Canaydın'ın eski kafalı kaldığını gören ağabeyler de genç, dinamik, başarılı bir yönetici olan Adnan Öztürk'ü çok tutuyorlarmış sanırım bu nedenlerden.. Hatta Canaydın'ın sürpriz bir şekilde başkanlığı bıraktığını açıkladığı mali genel kurula da çok sağlam ve hazırlıklı gelecekti Adnan Öztürk, sağlam kanıtlarla muazzam eleştirileri olacaktı diye duymuştum ama sürpriz bir şekilde Canaydın'ın o sabah aldığı devam etmeme kararının açıklandığı toplantıda Adnan Öztürk yoktu.. Bu da ağabeylerle olan bağını açıklayan başka bir durum..

Sonuç olarak adam liseli, genç, karizmatik ve bu iş için yola baş koymuş bir durumda.. Şahsen benim de desteklediğim bir adam.. Örümcek kafalı zihniyetle olan bağlarına gelince, Galatasaray'da maalesef onlarsız bir şey yapmak mümkün değil.. O açıdan vurmamak lazım adama..

Renk seçimlerinde 5 aday çıktı..

Taner Aşkın: Yeşil

Adnan Polat: Kırmızı

Serdar Eder: Sarı

Nazım Durak: Mavi

Adnan Öztürk: Gri

Özhan Canaydın'ın da beyaz pusulayla son güne kadar geri dönme hakkı saklı ama artık korkulacak bir şey kalmadı zaten.. Burdan sonra yapacağı fırıldaklık ona oy getirmez, eğer öyle bir şey olup başkan seçilecekse de kulübü kapatıp gideriz 2 yıla, o profile gelmiş demek olur kongre..

Yarış Adnan Polat'la Adnan Öztürk arasında geçecek.. Ben Polat'ı da seviyorum, Canaydın'ın altında yaptığı yanlışlar çok önemli değil.. Zira Canaydın'ın altında kimse doğruları yapamadı daha öğütme işlemleri nedeniyle.. Polat'ın tek eksisi futboldan zerre anlamaması.. Başkan olduktan sonra futboldan elini eteğini çekip sadece idareye bakarsa iyi bir başkan olabilir.. Ama Saftig ve ikinci Kalli dönemindeki gibi berbat teknik adam seçimlerinin altına imzasını atarsa ne olur bilemiyorum.. Diğer 3 aday fasa fiso.. İkinci iyi haber İrfan Aktar denen adamın seçilmesi.. Özhan Canaydın'dan en ufak bir farkı olmayacak olan örümcek kafalı başka bir adaya daha ihtiyacı yok Galatasaray'ın..

Kalbimden geçen Adnan Öztürk'ün bunca çalışmalarına rağmen Adnan Polat'ın altına girip ikisinin birlikte kulübü yönetmesi ve Adnan Öztürk'ün başkanlığa ısınmasıdır.. Ama mümkün olacağını sanmıyorum.. Adnan Polat için bendeki bir diğer soru işareti futboldan anlamaması yanında Adnan Sezgin denen kendini bilmez, geçmiş karanlık olan adamın bu kulüpte devam edecek olmasıdır.. Sırf bu bile beni Polat'tan uzaklaştırıp Öztürk'e yaklaştırıyor.. Plan ve projelerle önümüzdeki günlerde savaş iyice ortaya çıkacak zaten.. Liseliyle alaylının savaşı olacak yine bu kongre.. Canaydın kritik bir rol üstlenecek elbette kemikleşmiş oy potansiyeliyle.. Herkes Adnan Polat'ı destekleyeceğini düşünüyor karşı taraf yüzünden ama benim bildiğim Canaydın bir alaylıya hiçbir şartta destek vermez.. Adnan Öztürk onun için çok daha uygun bir başkan profili.. Liseli olmayan birinin Galatasaray'a başkan olmasını sindiremiyorum açıklamasını yapan ben değildim.. Adnan Polat seçimi kazanmak istiyorsa Canaydın'dan başka yollar bulmalı.. İşi fazlasıyla zor bence..

Galatasaray'ın Bitişi


Planlanan oyun bir engelleyen çıkmadığı takdirde sahnelenmek üzere.. Hazırlıklar tamam.. Yürürlüğe konmayı bekliyor yarın için..

Pek yakında..

"Hiç şüpheniz olmasın. İşim, aşım karşı da gelse, Galatasaray için ne gerekiyorsa onu yapacağım."

6 Mar 2008

,

Bikini hikaye Faroe Adaları şahane


Sevilla maçı bittiğinden beri her yer bikiniyle çalkalanıyor.. Artık benim çalkalamama gerek kalmadı.. O efsane videonun başka tarafına bakmak lazım.. Fanatik bir Ahmet Çakar izleyicisiyimdir ben.. Bu adamın olduğu futbol programlarını da "futbol" değil de "eğlence" başlığı altında incelemeyi daha uygun bulurum.. Futbol dinlemek için uygun bir program değil zaten.. Futboldan anlayan adam görünce ambale oluyor Ahmet Çakar, Rıdvan Dilmen karşısında olduğu gibi.. Onun karşısına Kazım Kanat koyacaksınız, Gürcan Bilgiç koyacaksınız, Serdar Bali koyacaksınız.. Öttürecek borusunu.. Hakan Can vardı içlerinde bir farklı olan, onu da hizaya soktu Ahmet baba..

Neyse, videonun 4.30'unda başlayan Faroe Adaları bölümü Ahmet Çakar tarihinin en komik bölümlerinden biridir.. Bikini tartışması altında kaynadı gitti ama yok böyle bir eğlence.. Faroe Adalarının güçsüzlüğünü vurgulama yöntemi, hiç takılmadan takır takır o örnekleri vermesi korkunç bir espri zekası olduğunun kanıtı bence.. Eline sağlık ne diyeyim.. Futbolla komediyi bu kadar iyi birleştiren bir adam görmemiştim ben geçmişte.. Kesinlikle Türk televizyonlarında olmasından memnuniyet duyduğum bir adam Ahmet Çakar, hiç bozmaz inşallah..

Alex de Souza


"Probably the best set piecer in the world"

Javi Garcia Atletico'ya


İspanyol basınına göre Atletico Madrid Javi Garcia'nın işini bitirmiş.. Gelecek sene Atletico'da oynayacakmış genç oyuncu..

Bu sene fazla izledim dersem yalan söylemiş olurum ama La Liga'da sezonun en çok değer verilen oyuncularından biri kendisi.. Bu kadar göz önüne çıkmışken Osasuna'da fazla kalmayacağı belliydi.. Kontratındaki serbest kalma değerini gözden çıkarmış Atletico ama eski Real Madrid'li olmasından dolayı Real Madrid'den Osasuna'ya geçerken Real'in belli bir değerle geri çağırma opsiyonu da varmış galiba kontratında.. Atletico'ya gitmesini istemeyebilirler.. Zaten resmi bir açıklama da yok şu anda hiçbir kulüpte ama oyuncuyla çoktan anlaşmış Atletico.. Önümüzdeki günlerde gelişmelerin gerisi de gelir heralde..

Roma Forması


Zannedersem hayatımda gördüğüm en güzel siyah formaydı Bernabeu'da giydikleri.. Maçtan çok adamların formaya odaklandım, o derece.. Herifler yapıyor işte..

5 Mar 2008

Cesc, Flamini, Hleb


Dün Arsenal San Siro'da 2 tane çakıp son şampiyonu 1/16'da İtalya'da bırakıp CL'de yoluna devam etti.. Ashburton Grove'da 0-0 berabere kaldıktan sonra dinamizmi kaybolmuş da olsa Milan'ı sahasında 2-0 yenmek önemli iş.. Galibiyeti hak eden bir oyun oynamış Arsenal, herkes bunu söylüyor.. Ligde ve CL'de bu kadar başarılı olmalarını sağlayan oyuncularındaysa ilginç gelişmeler oluyor.. Bu sene çıkıp 2 sene öncesinin Lampard'lığına soyunan Cesc mesela.. Müthiş top oynuyor bu sene, dünyanın en iyi orta saha oyuncularını kime sorsan ilk 5'e koyar sanırım şu anda Cesc'i.. Peki bu performansın yanında aldığı para bu seviyede mi? Şu anda değil.. E doğal olarak(!) da çocuk rahatsız oldu.. 2-3 hafta önce Arsenal'le yeni kontrat konuşmalarına bağlayabileceğini, bu konuda istekli olduğunu bahsetti.. Ki bitmiyor da kontratı.. Bir an önce haftalık 100 bin pound'ların oraya çıkmak istiyor tabii, kafası rahatlayacak.. Cesc'in açıklamasından 1-2 gün sonra Wenger çıkıp Cesc için öyle bir planımız yok diye cevabı yapıştırınca geri vites yaptı Fabregas.. Ben sadece isteğimi bildirdim falan dedi.. Arsenal'in teknik direktörlüğü, oyuncu avcılığı dışında ekonomisti de Arsene Wenger tabi.. O ne diyorsa mali konularda, o..


Bir diğer eleman Flamini.. Sene sonu kontratı bitiyor.. Bu sene yaptığı çıkışla takımın ve sistemin önemli parçalarından biri oldu o da.. Kontratı bittiği için kulüp kendisine yanaşmaya çalışıyor.. Ama popo havalandı bir kere.. Flamini de kem küm ediyor devamlı.. Geçmişte hak ettiği şansı bulamadığı ya da geç bulduğunu düşündüğünden dem vurduğu açıklamaları olmuştu.. Kontratının bitme döneminde yaptığı bu çıkışla belki de cezalandırmak istiyor kulübü bilemiyorum.. Ama gidişatı kulüpte kalmayacağı gibi geliyor bana.. Orta sahanın ortasını komik çocuklara teslim edip Sissokko'ya milyonları dökmek zorunda kalan Juventus ve yetersiz hocası Ranieri aylardır istiyor Flamini'yi.. Flamini de göz kırpıyor oraya.. Oynadığı oyunla Juventus'tan iyilerini bulmakta da zorluk çekmez.. Peki kaybı Arsenal için çok mu kötü olur.. Evet demek fazlasıyla zor.. (Fransız için işin bir de mali boyutu var ki olaya o girince elbette fazla da saydırmamak lazım)


Bütün bunların yanında (Cesc'i tenzih ediyorum) Hleb diye bir çocuk var Arsenal'de.. Barcelona gibi bir kulüp tarafından ciddi şekilde isteniyor, fiyatı soruluyor.. Barcelona sistemi korursa alıp nereye koyacak Hleb'i? Messi'nin oraya koymayacak heralde.. Muhtemelen Deco'nun yerine, iki defansif orta sahanın önündeki koşan ama aynı zamanda oyunu yöneten merkez oyuncu için düşünülüyor.. Daha iyisini bulabilir mi Barcelona dünya piyasasından? O tip bir oyuncu için şu anda dünyada daha harikası yok.. Adamlar da farkında tabii.. Hleb'e soruyorlar Barcelona istiyor seni ne diyorsun diye.. Dünyanın en iyi kulübündeyim (Bu elbette tartışılır, kadro olarak alakası yok ama kurumsallaşma ve mali yöndeki atılım göz önüne alınırsa çok da uçuk değil), en iyi teknik direktörüne (Bu tartışılmaz, bence) sahibim.. Manyak mıyım ben burayı bırakıp düzenimi bozayım, ben buraya aşığım diyor.. Eh tabii, bunun üzerine taraftarın gözünde de Flamini'yle Hleb bir olmayacak bu durumda.. Hleb Arsenal'de sistemi yüceltmeye devam edecek.. Sistemin yücelttiği Flamini'yse başka bir kulübe giderse yeni bir sistem içine adapte olmaya çalışacak..

Teddy Sheringham


41 yaşındaki Teddy dede de futbolu bırakacağını açıklamış nihayet.. Sene sonunda uzun kariyerine son veriyor sevimli abi.. Kariyeri boyunca ısınamayıp yıllanmış şarap olduktan sonra sevmeye başladığım bir adamdır bu.. Sahada bir bok yapmıyor gibi gelirdi uzun süreler boyunca.. Belki toyluğun verdiği bir yanlış anlamaydı bu.. Ama tilkiliğini farketmemek imkansızdı kendisinin.. Geç oldu ama güç olmadı..

İngiltere tarihinin topa en güzel vuran adamlarından biridir heralde.. Tertemiz bir vuruş stiliyle jeneriklik onlarca gol attı kariyeri boyunca.. Son senesinde de bıraktı Premier League'i, futbolun daha özüne döndü, Colchester'da attı gollerini.. Çeyrek asırlık şahane bir kariyeri arkasında bırakacak sene sonu.. Sevgi ve sayı duymamak mümkün değil bu abiye.. En azından benim açımdan..

,

Sevilla 3-2 Fenerbahçe


Şu statta ilk 10 dakikada 2-0 geriye düştükten sonra maçı son dakikaya kadar kafa kafaya götürmek bile Fenerbahçe için çok büyük başarı sayılacakken adamlar bunun da ötesine geçip Sevilla'yı eledi.. Sevilla'nın ne kadar boktan bir takım olduğundan bahsedeceğim biraz ama bunu Fenerbahçe'nin anormal başarısını küçümsemek amacıyla yapmayacağım tabii.. Zira kuralar çekildiğinde, ilk maçın öncesindeki yazımda da bunlardan bahsetmiştim.. Zannediyorum bu maç Türk Spor Basını'ndaki gereksiz Sevilla hayranlığını da bitirecektir, öyle olması da gerekir.. Gerçi Fenerbahçe'nin başarısını haklı olarak büyütmek için tersi de söylenecektir, o açıdan da haksız değiller.. 2 sene üst üste UEFA'yı aldı bu adamlar sonuçta..

2-0'dan sonra şoka girmeyip açılarak, önde basarak bu takımın nasıl bozulabileceğini güzel gösterdi Fenerbahçe.. Sevilla 90 dakikanın hiçbir periyodunda beklenen futbolu oynayamadı.. Bu kadar berbat görünmelerinde kuşkusuz Fenerbahçe'nin müthiş oyunu da etkiliydi ama bu takım bu savunma özeliyle ve bu genel takım savunmasıyla buranın takımı değildi.. La Liga'daki dehşet boş alanlarda top tepmeye benzemiyor CL seviyesi..

Özelde geçen maç öncesinde değindiğim oyunculara da geleyim.. Bu Jesus Navas ve Diego Capel hayranlığına da edecek laf var tabi.. İlk maç öncesindeki preview'da bu Navas'ın fiziksel mücadelede kaybolduğundan bahsetmiştim.. 180 dakika bunu gösterdi net bir şekilde.. Keza Capel de vasatın anormal altındaki tekniğiyle benzer şekilde ne kadar abartılmış olduğunu gösterdi.. Bunu sadece bu 180 dakikaya dayanarak da söylemiyorum, bu ara çok fazla izledim Sevilla'yı.. Kanoute ve Alves dışında üst düzey major kulüplerde direk oynayabilecek oyuncuları yok.. Bu Navas EPL'ye falan gitse en fazla 2 maç 11 çıkarırlar bu fizikle.. Adım atamaz.. Capel'in fizik kondüsyonu yerinde ama teknik beceri yok..

Müthiş bir iş gerçekten.. 2 tane içeri aldıktan sonra iş penaltılara kaldığında Volkan'ın kahramanlaşacağı da akıllara geldi açıkçası.. Bundan sonra 5'er 5'er yiyerek elense Fenerbahçe üzülecek bir durum olmaz.. Hatta artık iyice kalkan baskıyla çeyrek finalde bile sürpriz performanslar gösterebilirler dönem dönem elenecek olsalar bile.. Tabii çekilecek kura da önemli.. Neyse bu başka bir yazının konusu olur zaten..

Fenerbahçe'nin ezeli rakibi Galatasaray'ın kendisini bu hallere düşüren başkanı bırakınca da duayenler gitsin nolur bırakma össan diye yemekler düzenlesin, geri çağırmaların içine girsin.. Yakışır.. 5 yılda zirveden aşağıya düşüp ezeli rakibinin dipten yukarılara doğru çıkmasını seyreden kendini bilmezler hala 2008'te geri dönsün diye yemekler düzenleniyor bu memlekette.. Sonra Galatasaray neden bu durumda.. İçi acıyor insanın, içi..

4 Mar 2008

Sevilla - Fenerbahçe Preview


Fotoğraf Aceto başkanın blogdan..

Türkiye'de hep bir geyik vardır, özellikle derbi maçlardan önce sıkça zikredilen.. X takım ilk 15 dakikayı kazasız belasız atlatırsa büyük avantaj olur diye.. Dünyanın en gerizekalı tespitlerinden biridir zaten bu.. 15 dakikayı atlatırsın, 20-25'te çakarlar 2 tane, aval aval bakarsın.. Genelde büyük maçlardan önce deplasman takımları için söylerler bunu, ev sahibinin baskılı başlayacağını düşünerek.. %90 da bu tip maçların ilk 15 dakikasında berbat top oynanır, oyunun oturması 20 dakika falan alır zaten.. Yani mallıktır.. Ama bu maç için benzer bir şey söylenebilir gibi geliyor bana.. İlk yarım saatte Fenerbahçe'nin gol yememesi gerekiyor bence turu geçmek için.. Turu geçmek için demeyeyim, daha doğrusu maçı 90 dakika zorlayabilmek için.. Bunun için devreye en kötü tek farklı skor dezavantajıyla gitmek gerek.. Erken yenebilecek bir golün yaratacağı şok, Sevilla'nın içerdeki baskılı futboluyla artçı şokları da getirebilir.. Devreye 2 farklı bir mağlubiyetle girilirse o maç orada biter.. Ama ilk yarım saat dayanıp daha sonra 1 tek gol yense bile (Bunun da garantisi yok gerçi ama) devrede maçı dengeye getirmek için bir hamle daha yapma, yeni bir heyecanla ikinci yarıya başlama sağlanabilir.. Zaten ilk maç öncesinde de bunu demiştim, Fenerbahçe'nin oraya avantajla gittiği her skor maçı en azından 1 saat boyunca kafa kafaya oynamasını sağlar, bu da başarı olur.. Çünkü elbette eşleşme öncesinde şansı çok daha az olan taraf Fenerbahçe'ydi..

Bunun dışında bence söylenebilecek çok şey yok maçla ilgili.. Savunma hattını öne çıkarmadan önde basmaya devam etmek gerekiyor.. Geriye yaslanarak bitecek bir 90 dakika değil bu maç.. Sevilla'nın komik savunmasının üzerine oynamaya devam etmek gerek yani, deplasmanda ne kadar yapılabilirse..

Servet - Holosko


Holosko için ligin üzerinde dedim derbiden sonra, onu biraz açmak gerek.. Aslında açmak değil de, bir örnek vermek gerekiyor sadece.. Pazar günkü Beşiktaş - Galatasaray maçı uzun süre sonra Servet Çetin'in ligde oynadığı en kötü maçtı.. Servet en son kötü maçını ne zaman oynamıştı peki? Benim hatırladığım 2-2'lik Vestel maçındaki çok kötü performansından sonra mükemmel bir istikrar gösterdi.. O maçta Servet'i bozuk para gibi harcayan adam kimdi? Filip Holosko.. Peki Beşiktaş maçında Holosko'yla karşı karşıya geldiği zamanlarda yıpranan, hatalara zorlanan, uzun süre sonra vasatın fazlasıyla altına düşen adam kimdi? Servet Çetin..

Hakkını vermek gerekiyor fakat.. 2-2'lik Vestel Manisa - Galatasaray maçında kaburgasındaki çok büyük sorunla oynuyordu Servet.. Pazar günkü derbiye de sakatlığı yüzünden çektiği ağrılar nedeniyle iğneyle çıktı yine.. Ama nolursa olsun, iğnelere, kaburgadaki çatlaklara rağmen Servet, Servet'tir.. Holosko'dan başka da kimse zorlayamıyor bu terminator'u..

,

NBA Türkiye Mart


19. sayı All-Star ve son dakika trade'leri nedeniyle 1-2 gün gecikmeli çıktı.. Yine pek dolu.. Pau Gasol, ShaQuille O'Neal, Jason Kidd takasları, Cleveland'ın 4 oyunculuk son saniye eklemesi, All-Star haftasonu incelemesi, Dwight Howard ve Utah Jazz yazıları, NCAA bakışı, Türkiye Kupası ve ligiyle yine piyasada dergi.. Kocaoğlan da kapakta pek şık çıkmış..

2 Mar 2008

,

Beşiktaş 1-0 Galatasaray


Beşiktaş elindeki tek ön liberosunu uzun süreli sakatlığa kurban vermiş.. Saçma sapan bir orta saha düzeniyle çıkacak.. Napmak lazım? Barusso-Topal koyup ağır gelmemek lazım.. Yine sktiri boktan sistemimize döneriz, sola Balta koyarız, öldürürüz o kanadı.. Sağdan takılır gideriz tüm maç.. Beşiktaş zayıflamış ortada, dengeye getirmek lazım.. Niye oraya Barusso-Topal yapalım ki.. Hem zaten o ikisi yan yana oynamaz.. Barusso Topal'ın yedeği.. Topal-Barış'lı 4-4-2 yapıp 11 Türkle 5 yıldır oynamadığın maçları oynamışsın Avrupa'da, Kadıköy deplasmanında.. Ama bırak geç be, Leverkusen'de dağıldın ya.. Eski götü boklu sistemine geri dön..

Sol kanatta Volkan Yaman-Hakan Balta ikilisinin kaçıncı maçı bu bu sene, sayabilen var mı? Yeteri kadar oynadılar değil mi? Peki hangi maçta iyiydi Galatasaray'ın sol kanadı? Hiçbir maçta.. O zaman Kasımpaşa'ya kaybetmişken Sami Yen'de İnönü'ye de böyle çıkalım ki biraz daha zora girsin işler.. Balta 65. dakikada şut attı Beşiktaş kalesine.. 3 dakika sonra da çıktı.. O şuttaki topa değişi ya beşinci ya da altıncıydı.. 10 dakikada bir falan yani.. Yoksa ne zevki çıkar bu işin? Yaş gelmiş 75'e, monoton hayata renk katmak, ilginç deneyler yapmak lazım.. Daha önce 40 defa yapmış, içine etmişsin takımın önemli mi? Bi daha yap.. Zaten devre arasında 4 transfer istiyorum, mutlaka ön libero da ön libero diyen ben değildim.. Getirdiler Barusso'yu.. Çıkarıyım Kasımpaşa maçında sağ bek yapayım ben bu adamı.. Aaa, olmayan faulden gol yedi takım.. Suçlusun Barusso, hazır da değilsin daha.. 10 dakika ön libero, 80 dakika sağ bek oynadın anladı beyaz tilki.. Galatasaray'ın yeni sağ beki Barusso, yeni ön liberosu da Nonda.. Hayırlı olsun camiaya..

Rıdvan'ı dinliyorum şu anda, hala bu riskli(!) diziliş iş yapmaz diyor.. Yahu nesi riskli.. Galatasaray top mu oynadı bu 4-3-1-2'yle sene başından beri.. Orta sahası arızalı Beşiktaş'a karşı riskli oynadı da pozisyona mı girebildi.. Ha zaten takım iyi hücum eder, eyvallah der herkes bir yere kadar.. Tamam savunmadan veriyoruz ama hücumdan anormal zenginlik geliyor der.. Ama yok ki..

Galatasaray taraftarı da uyusun daha.. 45 dakika 10, üstüne 15 dakika 9 kişi oynamış Fenerbahçe'yi ite kaka uzatmada yendi takım.. Yuppi.. Her şey yolunda.. Ulan o maç berabere bitse nolurdu demek yok.. Şu Fenerbahçe'yi böyle yakalamışken üzerine organize gidemiyoruz demek yok, onlar bizi bu halde bulsalar 3-4'ten aşağı atmazlar demek yok.. Eğlen, coş.. 1.5 saat stattan çıkma.. Ha hakkı değil mi taraftarın? Hakkı tabii.. Ama şu rezil hocaya tepki nerde? O da yok.. Bir umut gidiyor..

Galatasaray klasik 4-4-2 çıksa alır mıydı maçı? Bunu da düzenli olarak yazıyorum, ben alıp almasında olmadım ki hiçbir zaman.. Bu kadar sktiri boktan oynamayacağını bildikten sonra gerisinin önemi var mı? Ama Topal-Barusso yan yana oynamaz.. Hem zaten o sağ bek.. Maç da sadece orta saha ve defanstan adam çıkarıp forvet sokarak çevrilir.. Eline sağlık beyaz tilkim..

Edit: Holosko da bu ligin üzerinde bir forvettir.. Çok etkili olmuş, olmamış önemli değil.. Olamazken bile belli ediyor bunu..

,

Roma 4-0 Parma


Dün maçı izledikten sonra yalan oldu, yazamadım.. Yazacak pek bir şey de yok zaten.. Roma çok ağır geldi Parma'ya.. Hakikaten ilginç takım bu Roma.. Kadrosuna bakınca oynadığı topun altında olduğunu görüyorum devamlı.. Bu kadronun Serie A'nın en iyi kadrolarından biri haline gelmesi de aslında İtalyan futbolundaki gerilemenin başka bir göstergesi ama hocadan bağımsız olarak söylüyorum tabii ki bunu.. Kel manyak Luciano Spalletti süper işler çıkarıyor Roma'da.. Son zamanlarda formu kısmen yükselmiş, Inter'le rakip sahada başabaş oynamış bir takımı paramparça ettiler, iki top yaptırmadılar.. Sistemi de güzel abinin, feyz alacak insanlar olsa keşke! İnanılmaz tek taraflı bir maç oldu..

Domenico Di Carlo üzerindeki baskı artıyor Parma'da.. Lucarelli'nin gelişiyle (Dün niye yedek kaldı da Budan denen herif oynadı anlamadım, bi sakatlığı da yoktu bildiğim kadarıyla) belirgin bir yükseliş oldu futbolda ama bunu sonuca dökemediler.. Inter'in namağlupluk serisine son verecekken alınan yenilgi, Torino deplasmanında 4-1 öne geçmişken maçı 4-4 bitirmek gibi abuk şeyler yaşadı takım.. Ama özellikle Torino maçında hocanın da suçu yadsınamaz..

Fotoğraf maçı güzel özetliyor aslında.. Dün bir ikinci gol yedi Parma, acayip.. Falcone'nin yaptıklarıyla kendi kalesine yolladığı toptan sonra Panucci bile garip garip baktı bu salak napıyor diye.. Takıma bir sol bek, bir sağlam stoper (hatta Couto ölecek sahada artık 2 de olur) bir de rotasyona girebilecek sol açık lazım.. Ama asıl dert savunma..

1 Mar 2008

Keegan da olmadı


İkinci Kevin Keegan dönemi başlayalı 6 maç oldu, değişen pek bir şey yok.. Bu 6 maçın 4'ünü St. James' Park'ta oynadılar.. Çıkarabildikleri puan sadece 2.. 4 yenilgi, 2 beraberlik.. Başa geldiği ilk maçı merak edip izlemiştim.. Hoca değişikliklerinden sonra genelde takımların yeni heyecanı sahaya yansır, sonuç alınamasa da ortaya daha istekli, daha yeni bir şeyler konmaya çalışılır.. Bolton maçında görememiştim hiç onu.. Ondan sonrası da pek güzel olmadı Keegan için.. Transferini kendi yapmamış, sezon ortasında sorunlu bir takımın başına geçmiş olan hocaya fazla şey söylenmez ama şu kadroyla 6 maçta nasıl 2 puan alınıyor ben anlayamıyorum..

Newcastle'ın üzerinde çok çok uzun zamandır bir uğursuzluk var.. Aslında Keegan da bu uğursuzluktan hem takım hem de kendi adına payını almış bir adam.. Newcastle son şampiyonluk denemesini Keegan'la yaptı evet ama o zaman 9 puan farkla ilk yarıyı Man Utd'ın önünde kapatan takım ikinci yarı müthiş bir düşüşle şampiyonluğu United'a bırakmıştı.. Keegan da sabıkalı yani bu konularda..

Reçete bence hiçbir şekilde Keegan gibi bir adamdan geçmiyordu ama son yılların en çok para harcayıp en çok kepaze olan EPL takımlarından birini de ben çıkarmadım ortaya, başkanların seçimidir.. Keegan 1-2 ay daha devam etsin, gönderip başkasını getirirler.. Belki haklı olarak, belki haksız.. Ama köklü bir değişim, harcanan paranın karşılığını alacak sistemci bir adam getirip her şeyi ona bırakmadıkça satalaya doğranmaz bu kulüp, o da ayrı bir gerçek..

,

Arsenal 1-1 Aston Villa


Eduardo'nun yokluğunda Adebayor'un tek başına mı yoksa bir partnerle mi, çift forvet oynanacaksa tamamlayıcının kim olacağı merak ediliyordu.. 4-4-2'yi Adebayor'un yanında ya Walcott ya da Bendtner'le oynayacaktı Wenger.. Ya da bu sene bazı maçlarda denediği, Hleb'i Adebayor'un supporter'ı olarak kullanıp sağ açıkta yine Walcott'la 4-4-1-1 şeklinde çıkacaktı sahaya.. Adebayor-Walcott'lu 4-4-2'de karar kılmış.. Ortada Flamini ve Cesc güzel, sağda Hleb zaten müthiş.. Ama sol açıkta Diaby bir türlü olmadı.. Olmasını da mümkün görmüyorum ben.. Bu nedenle Diaby çıkana kadar neredeyse maçın tamamını Villa'nın sol tarafında oynamaya çalıştı Arsenal.. Diaby yetenekli bir adam orası kesin.. Ama hem çizgide oynaması imkansız teknik ve fiziksel özellikleriyle.. Hem de garip bir futbol ukalalığı seziyorum o elemanda.. Oynamadığı maçlardan sonra Wenger'e çemkirmesi, kendisi hakkındaki saçma açıklamaları.. Bir türlü ısınamadım elemana.. Bugün de rezalet bir maç çıkarınca iyice kıl oldum adama..

Arsenal maçı %61'lik topla oynama istatistiğiyle kapatmış.. Daha 25. dakikada Senderos'un mallığı sonrasında golü yedikten sonra aslında çok da anormal değil bu istatistik.. Maçın da neredeyse tamamı Villa yarı sahasında oynandı.. Arsenal işin yüklenme kısmında ve maça hakimiyette başarılıydı ama kaleye 20'nin üzerinde şut atmasına rağmen net pozisyon bulması pek mümkün olmadı.. Kuşkusuz Diaby'nin soldaki etkisizliği yüzünden sistemin tek yönlü bir hale dönmesi bunda etkili olsa da aslan payını da savunmada maç boyu müthiş bir bütünlük gösteren Aston Villa takımına vermek gerekiyor.. Özellikle Martin Laursen önderliğindeki defansın maç boyunca gösterdiği konsantrasyon harikuladeydi.. Bu arada bu Laursen de underrated kalmış adamlardan biridir, onu da eklemek isterim lafı geçmişken..

Çoğu insan bu seneki Arsenal başarısının kilit ismi olarak Cesc'i gösterir.. Ki yokluğunda takımın orta sahada sıkıntığı çektiği de görüldü bu sezon.. Ama bence bu takımın hücumuna boyut getiren adam Tomas Rosicky.. Tabii Aliaksandr Hleb'le birlikte.. Bu iki hücum önderinin takıma hücumda bu kadar işlerlik kazandırırken aynı zamanda maç boyu eşekler gibi koşup basmalarının Arsenal'e getirdiği faydayı herhangi bir şeyle ölçmek imkansız.. Bu arada Hleb'in de bilek hakimiyetine ne denir bilemiyorum.. Adamın ayak dışı nasıl bir hareket kabiliyetine sahipse, topu dışla içiyle kavradığından daha iyi kavrayabiliyor bu adam.. Topu ayağının dışına böyle mükemmel şekilde yapıştırabilen bir futbolcu görmemiştim ben daha önce..

Birkaç şey de Theo'yla ilgili söyleyeyim.. Çok yetenekli bir çocuk orası kesin.. Müthiş de işler yapacak 2-3 yıla.. Ama şu andaki hamlığı ve oyun zekası eksikliği saçma sapan işler yapmasına neden oluyor genelde.. 3 oyuncunun arasına dalmalar, orta yı kesmesi gerekiyorken aşağıdaki adamın üstüne gidip çizgiye inmeye çalışmalar.. Yeteneğinin ve klasının farkında.. Ama aptalca düşüncelerle o yetenek bir bakar tribünlerden ıslıklama olarak geri döner bir süre sonra.. Daha düşünerek, 3-4 adamın arasına girmeyerek oynaması lazım.. Wenger verir zaten gerekli ayarı, ben ne desem boş burada..

Diaby'nin yerine Bendtner'in girmesinden sonra son saniyede gelen beraberliğe taraftar ve Wenger çok sevindi ama 2 haftada alınması gereken 4 puan rakiplere bırakıldı.. United geldi arkaya, avantajı da ufak ufak eline geçirmeye başladı yine..

Blogger tarafından desteklenmektedir.